<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>manifesto &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/manifesto/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 May 2019 11:53:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>manifesto &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Manifestonun Elden Ele Dolaşması Büyük Tehlike Arz Ediyor</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/manifestonun-elden-ele-dolasmasi-bu%cc%88yu%cc%88k-tehlike-arz-ediyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/manifestonun-elden-ele-dolasmasi-bu%cc%88yu%cc%88k-tehlike-arz-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahinur Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Apr 2019 21:15:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak]]></category>
		<category><![CDATA[DAEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Karşıtı Söylem]]></category>
		<category><![CDATA[manifesto]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9476</guid>

					<description><![CDATA[İslam karşıtı söylemlerin gittikçe normalleşmesinin ana nedenlerinden bir tanesi, bazı üst düzey siyasetçilerin ve birtakım ana akım medyanın İslam’ı ve Avrupa’da yaşayan Müslümanları aşağılayıp onları her sorunun kaynağıymış gibi göstermeleridir. Yeni Zelanda’da yaşanan cami katliamı sonrası Belçika İstihbarat Servisi’nin (VSSE), kamuya açtığı 2018 bilgileri bu ayın en çok tartışılan konuları arasında yer aldı.  Aşırı sağla bağlantılı kişiler, gruplar ve ideolojileri gözlemleyen VSSE, söz konusu grupların Nazizm’e hayranlıklarını gizlemediklerini, şiddet kültürünü benimsediklerine işaret ediyor. İstihbarat değerlendirmesinde, özellikle 2015 ve 2016 yıllarındaki göçmen krizinden bu yana, aşırı sağ çevrelerinde İslam ve göçmen karşıtlığının ana konular haline geldiği belirtilerek, Finlandiya merkezli “Odin’in Askerleri” gibi sivil gruplar, yeni aşırı sağcı topluluklara tipik örnek olarak gösterildi. VSSE, tek tek sıraladığı grupların medya aracılığıyla söylemlerine dikkati çekmeye çalıştığına işaret ederek, yeni aşırı sağcıların ayrıca “Avrupa’nın Hristiyan kimliğinin” savunuculuğuna soyunduğunu vurguladı. Belçika’nın ilk başörtülü milletvekili olan Brüksel Bölge Parlamentosu Bağımsız Milletvekili Mahinur Özdemir, Yeni Zelanda saldırıları üzerinden Avrupa’da hızla yükselen ırkçılık ve İslam karşıtlığını Yörünge dergisi için kaleme aldı: Klişelerle Dolu Önyargılı Tutum Öncelikle Christchurch saldırısını gerçekleştiren teröristin, fikirlerinin radikalleşmesinde Avrupa’da yaptığı bir seyahatin etkisi olduğunu, Fransalı ırkçı yazar Renaud Camus’un tezlerinden esinlendiğini ve bunun üzerine kendi manifestosunu yayınlayıp, böyle bir terör saldırısı gerçekleştirdiğini altını çizmemiz lazım. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İslam karşıtı söylemlerin gittikçe normalleşmesinin ana nedenlerinden bir tanesi, bazı üst düzey siyasetçilerin ve birtakım ana akım medyanın İslam’ı ve Avrupa’da yaşayan Müslümanları aşağılayıp onları her sorunun kaynağıymış gibi göstermeleridir.</strong></p>
<p>Yeni Zelanda’da yaşanan cami katliamı sonrası Belçika İstihbarat Servisi’nin (VSSE), kamuya açtığı 2018 bilgileri bu ayın en çok tartışılan konuları arasında yer aldı.  Aşırı sağla bağlantılı kişiler, gruplar ve ideolojileri gözlemleyen VSSE, söz konusu grupların Nazizm’e hayranlıklarını gizlemediklerini, şiddet kültürünü benimsediklerine işaret ediyor.</p>
<p>İstihbarat değerlendirmesinde, özellikle 2015 ve 2016 yıllarındaki göçmen krizinden bu yana, aşırı sağ çevrelerinde İslam ve göçmen karşıtlığının ana konular haline geldiği belirtilerek, Finlandiya merkezli “Odin’in Askerleri” gibi sivil gruplar, yeni aşırı sağcı topluluklara tipik örnek olarak gösterildi.</p>
<p>VSSE, tek tek sıraladığı grupların medya aracılığıyla söylemlerine dikkati çekmeye çalıştığına işaret ederek, yeni aşırı sağcıların ayrıca “Avrupa’nın Hristiyan kimliğinin” savunuculuğuna soyunduğunu vurguladı.</p>
<p>Belçika’nın ilk başörtülü milletvekili olan Brüksel Bölge Parlamentosu Bağımsız Milletvekili Mahinur Özdemir, Yeni Zelanda saldırıları üzerinden Avrupa’da hızla yükselen ırkçılık ve İslam karşıtlığını <em>Yörünge</em> dergisi için kaleme aldı:</p>
<p><strong>Klişelerle Dolu Önyargılı Tutum</strong></p>
<p>Öncelikle Christchurch saldırısını gerçekleştiren teröristin, fikirlerinin radikalleşmesinde Avrupa’da yaptığı bir seyahatin etkisi olduğunu, Fransalı ırkçı yazar Renaud Camus’un tezlerinden esinlendiğini ve bunun üzerine kendi manifestosunu yayınlayıp, böyle bir terör saldırısı gerçekleştirdiğini altını çizmemiz lazım.</p>
<p>Belçika’nın en son istihbarat raporu, Belçika ve Batı’nın geri kalanında neo-Nazi ve şiddet yanlısı “kimlikçi” hareketlerin yeniden canlandığına dikkat çekti. Rapor ayrıca bu hareketlere üye olanların klasik aşırı sağ kişilerden görünüşte farklı durduklarını, artık “beyaz yakalı”, genç, eğitimli bir kesimin oluştuğunu, söylemlerinde göçmen ve bilhassa Müslüman düşmanlığına vurgu yaptıklarını, meşru ve bazen gayrimeşru şekilde silahlandıklarını tespit edip bunun kaygı verici unsurlar olduğunu<br />
belirtmektedir.</p>
<p>Bu nedenle Belçika’da Schild en Vrienden (Kalkan ve Dostlar), Fransa’da Génération Identitaire (Kimlikçi Nesil) gibi örgütler çok daha yakından takip edilmelidir.</p>
<p>İslam karşıtı söylemlerin gittikçe normalleşmesinin ana nedenlerinden bir tanesi, bazı üst düzey siyasetçilerin ve birtakım ana akım medyanın İslam’ı ve Avrupa’da yaşayan Müslümanları aşağılayıp onları her sorunun kaynağıymış gibi göstermeleridir.</p>
<p>Öyle ki Christchurch saldırılarından sonra Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern tüm dünyaya insanlık dersi verirken Fransa, toplumu “koşu başörtüsüyle” hâlâ gereksiz yere meşgul etmekteydi.</p>
<p>Ayrıca Batı Avrupa’nın neredeyse tamamında gerçekleştirilen kamuoyu araştırmalarında, Müslüman toplumuna karşı klişelerle dolu önyargılı bir tutum sergilendiği ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>“İslam, Avrupa değerleri ile bağdaşamaz” gibi sözleri popülerleştiren bazı Avrupalı düşünür ve siyasiler şüphesiz Müslümanlara karşı kamuoyundaki önyargılı görüşleri de kuvvetlendirmiştir.</p>
<p><strong>Aşırı Sağ Teröristler Marjinal Sayıda </strong></p>
<p>Müslüman karşıtı ve İslamofobik suçların hem devletler tarafından hem de polis tarafından spesifik bir nefret suçu olarak tanınması, bu sorunun gerçek boyutunu ortaya çıkarmakla birlikte, çözüm için stratejiler geliştirilmesini sağlayacaktır.</p>
<p>Yeni Zelanda’da yaşanan katliamdan ve bunun ne anlama geldiğini ifade etmeden önce, sıcağı sıcağına kullanılan “Postmodern Haçlı Seferi”, “Medeniyetler Çatışması” benzeri sansasyonel açıklamalardan kaçınmamız gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Çünkü kullanılan her kelimenin bir ağırlığı olduğu gibi Batı’da yaşayan Türk ve Müslüman azınlıkların üzerinde de büyük bir etkisi var. Bu tarz söylemler Müslüman diasporasını toplum dinamiklerinin dışına sürüklemektedir.</p>
<p>Tıpkı DAEŞ’e bağlı olan teröristlerin Müslümanları ve İslam’ı asla temsil edemeyecekleri gibi, Müslümanları işgalci gibi gören teorilerden etkilenen aşırı sağ teröristlerin de tüm Batı’yı temsil etmediklerini ve marjinal sayıda olduklarını hatırlamak lazım.</p>
<p>Öte yandan saldırganın yayınladığı detaylı manifestonun elden ele dolaşması ve katliamın bazı kesimler tarafından haklı görülmesi, Müslümanlar için çok büyük bir tehlike arz etmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/manifestonun-elden-ele-dolasmasi-bu%cc%88yu%cc%88k-tehlike-arz-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manifesto</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/manifesto/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/manifesto/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Mar 2019 08:49:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Atilla Fikri Ergun]]></category>
		<category><![CDATA[manifesto]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9187</guid>

					<description><![CDATA[Bu manifesto, 15 Mart 2019/8 Receb 1440 tarihinde Yeni Zelanda’da camiyi basıp onlarca Müslümanı katleden teröristin yayınladığı 70 sayfalık manifestoda yer alan, Türklere ilişkin bölüme cevap olarak yazılmıştır. Muhatabı, öncelikle Batı dünyası olmakla birlikte zorunlu olarak Türklere de seslenilmiştir. Ben, Atilla Fikri Ergun olarak, Allah ve tarih huzurunda beyan ediyorum ki: Yeni Zelanda’da camiyi basarak Müslümanları katleden terörist tarafından yayınlanmış olan manifesto, Batı dünyasının bilinçaltını ele vermektedir. Bilim, sanat ve felsefe alanında dünya çapında isimler yetiştiren, bu alanlarda insanlığa önemli katkılar yapan, tarihi değiştiren büyük devrimlere imza atan Batı dünyasının -dünya genelinde kurduğu sömürü düzeni göz önüne alındığında- hâlâ adam olamadığı görülmektedir. Batı dünyası, kaydettiği ilerlemeyi, elde ettiği gücü, maalesef insanlığın hayrına değil, aleyhine kullanmayı tercih etmiş, dünyayı yangın yerine çevirmiştir, -her ne kadar kendisinden beklenmese de- gidişatını değiştirmelidir. Batı dünyası, farklı kültür ve medeniyetlere karşı kör, şartlanmış düşmanlık, önyargılı olma, kendinden olmayanları insan yerine koymama, onları aşağılama, sömürme, köleleştirme, yok etme alışkanlığından kurtulamamıştır. Batı dünyası, bir yandan demokrasi, insan hakları, düşünce özgürlüğü, çok kültürlülük, çoğulculuk şarkıları mırıldanmakta, öte yandan asimilasyon politikaları uygulamakta, yabancı düşmanlığı-ırkçılık, ayrımcılık yapmakta, kendi çıkarları için diğer coğrafyaları kan gölüne çevirmekte, yeraltı ve yerüstü zenginliklerine zorla el koymakta, milyonlarca insanı mülteci durumuna düşürmektedir. Batı dünyası, bilim, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu manifesto, 15 Mart 2019/8 Receb 1440 tarihinde Yeni Zelanda’da camiyi basıp onlarca Müslümanı katleden teröristin yayınladığı 70 sayfalık manifestoda yer alan, Türklere ilişkin bölüme cevap olarak yazılmıştır. Muhatabı, öncelikle Batı dünyası olmakla birlikte zorunlu olarak Türklere de seslenilmiştir.</p>
<p>Ben, Atilla Fikri Ergun olarak, Allah ve tarih huzurunda beyan ediyorum ki:</p>
<ol>
<li>Yeni Zelanda’da camiyi basarak Müslümanları katleden terörist tarafından yayınlanmış olan manifesto, Batı dünyasının bilinçaltını ele vermektedir.</li>
<li>Bilim, sanat ve felsefe alanında dünya çapında isimler yetiştiren, bu alanlarda insanlığa önemli katkılar yapan, tarihi değiştiren büyük devrimlere imza atan Batı dünyasının -dünya genelinde kurduğu sömürü düzeni göz önüne alındığında- hâlâ adam olamadığı görülmektedir.</li>
<li>Batı dünyası, kaydettiği ilerlemeyi, elde ettiği gücü, maalesef insanlığın hayrına değil, aleyhine kullanmayı tercih etmiş, dünyayı yangın yerine çevirmiştir, -her ne kadar kendisinden beklenmese de- gidişatını değiştirmelidir.</li>
<li>Batı dünyası, farklı kültür ve medeniyetlere karşı kör, şartlanmış düşmanlık, önyargılı olma, kendinden olmayanları insan yerine koymama, onları aşağılama, sömürme, köleleştirme, yok etme alışkanlığından kurtulamamıştır.</li>
<li>Batı dünyası, bir yandan demokrasi, insan hakları, düşünce özgürlüğü, çok kültürlülük, çoğulculuk şarkıları mırıldanmakta, öte yandan asimilasyon politikaları uygulamakta, yabancı düşmanlığı-ırkçılık, ayrımcılık yapmakta, kendi çıkarları için diğer coğrafyaları kan gölüne çevirmekte, yeraltı ve yerüstü zenginliklerine zorla el koymakta, milyonlarca insanı mülteci durumuna düşürmektedir.</li>
<li>Batı dünyası, bilim, sanat ve felsefe alanında kaydettiği ilerlemeye karşın devamlı surette kendi içinden dünyayı ateşe vermekten, cinayet işlemekten, katliam ve soykırım yapmaktan çekinmeyen, bilakis, bunu görev addeden akıl hastaları çıkarmaktadır.</li>
<li>Batı dünyası, terörizmi, sistemin, talanın, sömürünün devamı için, yanı sıra nihai emellerine ulaşmak amacıyla küresel çapta bir enstrüman olarak kullanmakta, aynı zamanda -özellikle- Müslüman dünyayı terörize etmektedir.</li>
<li>Batı dünyası, kendi içinde kurduğu düzen itibariyle dinin etki alanını önemli ölçüde sınırlamış olmakla birlikte tarihten tevarüs ettiği Türk korkusu ve düşmanlığı nedeniyle Haçlı zihniyetinden kopamamaktadır. Haliyle -başta yaşadığımız coğrafyaya ve Müslümanlara yönelik olmak üzere- gasp, talan, cinayet, katliam ve soykırım, halihazırda Batı dünyasının genel karakteristiğini teşkil etmektedir.</li>
<li>Çok fazla geriye gitmeye gerek yoktur, 19. yüzyılın sonlarından bu yana Batı dünyasının Kongo, Namibya, Çad, Balkanlar, Cezayir, Vietnam, Kıbrıs, Ruanda, Bosna, Afganistan, Irak, Libya ve Suriye’de işlediği suçlar ortadadır, dolayısıyla Batı dünyası, kazanmayı bile becerememektedir.</li>
<li>Batı dünyası, yaşanan her katliamdan sonra AB ve Vatikan tarafından yapılan açıklamalarla tiyatro oyunu oynamaktadır. Batı, ikiyüzlülükten ve tiyatro oyunu oynamaktan vazgeçmelidir.</li>
<li>Tarih, medeniyetlerin yükselişini ve düşüşünü yazar. Batı dünyasının unuttuğu ya da göz ardı ettiği şey, tarihte hiçbir medeniyetin devamlı surette hâkim güç olarak zirvede kalamadığı, bundan sonra da kalamayacağıdır. Bunu en iyi bilen Batı dünyasının tarihçileri, tarih felsefecileri ve sosyologlarıdır. Günler insanlar arasında döner durur/devran değişir, bu, tarihin en önemli yasalarından biridir.</li>
<li>Batı dünyası, diğer ülkelerden, uluslardan, kültür ve medeniyetlerden çaldıklarını geri verecektir. Bu, Batı dünyasının üzerine bir borçtur, Batı, sonunda buna mecbur kalacaktır.</li>
<li>Batı dünyasının tarihten tevarüs ettiği Türk korkusu ve düşmanlığı, Türkleri sürerek, Küçük Asya’yı yeniden ele geçirme arzusu aşikârdır. Batı, başta 1071 (Malazgirt), 1176 (Miryokefalon) ve 1453 (İstanbul) olmak üzere uğradığı hezimetleri unutamamakta, rövanşı nihai olarak almak istemektedir.</li>
<li>İstanbul, Batı dünyasının takıntısıdır. Batı, Endülüs’te yaptığını Küçük Asya’da ve İstanbul’da da yapmak istemektedir. Bu takıntı, bu halet-i ruhiye, dünyanın bir ucunda Müslümanları katleden bir teröristin yayınladığı metinde dahi görülmektedir.</li>
<li>İstemek, yapmak ve başarmak birbirinden farklı şeylerdir. Batı dünyası, Türkiye’yi işgal etmeyi, Türkleri esir almayı, namuslarını kirletmeyi, öldürmeyi yahut vatanlarından sürmeyi denediği takdirde, Türk Milleti, bu amaçla bu topraklara ayak basan hiçbir Batılının hayatını bağışlamayacaktır.</li>
<li>Tarih, bir övgü ya da sövgü malzemesi değildir, burada söylenenler de övgü ya da sövgü babında söylenmemektedir, tarihten ders çıkarmak icap eder. Batı dünyası, tarihten gerekli dersleri almalı, özellikle Majesteleri Kraliçe, fakir fukara Türklerin en kötü günlerinde dahi İngilizleri iki kez mağlup ettiğini, bir bütün olarak Batı dünyası da Türklerin harap ve bitap bir halde iken dahi yedi düveli topraklarından kovduğunu hatırından çıkarmamalıdır. Türk Milleti, yüz yıl önce yaptığı gibi bugün de vatanına, namusuna, hürriyetine, varlığına kastedenleri tepelemesini bilir.</li>
<li>Zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur düsturu gereğince, bizi esir almak, namusumuzu kirletmek, öldürmek yahut vatanımızdan sürmek, hulâsa, bize zulmetmek amacı gütmeyenlerle bir sorunumuz yoktur. Bu amaçlarla hareket edenlerin, hesaplarını iyi yapmaları icap eder, zira ölmek bayılmaya benzemez.</li>
<li>İşbu manifestonun Türklere hitap eden kısmına gelince: Kendinize geliniz! Tarih, hata kaldırmaz, göz göre göre işlenen hiçbiri yanlışı affetmez. Yüz yıl önceki belanın daha büyüğü bugün gelip kapımıza dayanmıştır.</li>
<li>Mesele, bu toprakların kime kalacağı meselesidir. Bir yüz yıl fazladan vatan sahibi olduk, kendimize çekidüzen vermediğimiz takdirde bunun böyle devam edeceğinin garantisi yoktur. Müslüman dünyanın geleceği, Türkiye’nin geleceğine bağlıdır.</li>
<li>Başımıza gelen felaketlerin en önemli nedeni, 16. yüzyıldan bu yana tarihin bütün kırılma ya da evrilme noktalarında uyumuş olmamızdır. Tarih, şimdi başka bir noktaya evrilmektedir. Tarihte kuru inançla, hamasetle, sloganla kurtulabilen bir millet olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.</li>
<li>Aklınızı kullanınız, bölünmeyiniz, sorumluluklarınızı yerine getiriniz, azimli olunuz. Savaştan sonra Müslüman Anadolu insanının dediği gibi: Sıkı tutun, bu sondur!</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,</em></strong></p>
<p><strong><em>Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Atilla Fikri Ergun – atillafikriergun.wordpress.com</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/manifesto/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
