<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Makron &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/makron/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Nov 2018 07:23:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Makron &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Paris Zirvesi Avrupa’da Yükselen Milliyetçiliği Vatanseverliğe İhanetle Eş Tuttu!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/paris-zirvesi-avrupada-yukselen-milliyetciligi-vatanseverlige-ihanetle-es-tuttu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/paris-zirvesi-avrupada-yukselen-milliyetciligi-vatanseverlige-ihanetle-es-tuttu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Nov 2018 07:23:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Emmanuel Macron]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Makron]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4448</guid>

					<description><![CDATA[Yaklaşık dokuz milyon asker ve altı milyonu aşkın sivil yaşamını yitirdiği 1914-1918 yılları arasında süren Birinci Paylaşım Savaşı (Dünya Savaşı), 11 Kasım 1918’de Fransa&#8217;da, ateşkes ilan edildiğini duyurmak amacıyla çanların çalınmasıyla sona ermişti. Dünya liderleri Paris’te toplandı Dünya liderleri, 1. Dünya Savaşı&#8217;nı sona erdiren ateşkes anlaşmasının 100. yıldönümünü Paris&#8217;te düzenlenen törenlerle andı. Birinci Dünya Savaşı’nın sona erişinin yüzüncü yıl dönümünde Avrupa ile ABD arasındaki ilişkilerin eskisi gibi olmadığının bir kez daha gözler önüne serildi. Yükselmekte olan Avrupa milliyetçiliğinin barışı tehdit ettiğine dikkat  çekildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’da Paris’teydi Paris&#8217;teki Zafer Takı&#8217;nın altında düzenlenen törene katılan 70 kadar dünya lideri arasında ABD Başkanı Donald Trump, Rusya lideri Vladimir Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da vardı. Trump&#8217;ın, Putin ve diğer dünya liderleriyle Washington&#8217;ın çıkacağını açıkladığı Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması (INF), Suriye, Suudi Arabistan ve Kuzey Kore&#8217;yi konuştuğunu Beyaz Saray sözcüleri açıkladı. Göstericiler Trump’ı yuhaladı Avrupalı liderlerin Trump’ın tozunu aldığı, anma törenleri kapsamında ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ı taşıyan konvoya yönelik bir protesto gerçekleştirildi. Paris&#8217;teki sendikaların desteğiyle organize edilen protesto gösterisinde ABD Başkanı Trump, Orta Doğu ve Afrika&#8217;daki ülkelerde sorun çıkarmak ve silah satarak birçok ülkenin huzurunu bozmakla itham edildi. Filistin sorununun çözümlenmesine ABD&#8217;nin engel olduğunu, İsrail&#8217;e destek verdiğini belirten &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık dokuz milyon asker ve altı milyonu aşkın sivil yaşamını yitirdiği 1914-1918 yılları arasında süren Birinci Paylaşım Savaşı (Dünya Savaşı), 11 Kasım 1918’de Fransa&#8217;da, ateşkes ilan edildiğini duyurmak amacıyla çanların çalınmasıyla sona ermişti.</p>
<p><strong>Dünya liderleri Paris’te toplandı</strong></p>
<p>Dünya liderleri, 1. Dünya Savaşı&#8217;nı sona erdiren ateşkes anlaşmasının 100. yıldönümünü Paris&#8217;te düzenlenen törenlerle andı. Birinci Dünya Savaşı’nın sona erişinin yüzüncü yıl dönümünde Avrupa ile ABD arasındaki ilişkilerin eskisi gibi olmadığının bir kez daha gözler önüne serildi. Yükselmekte olan Avrupa milliyetçiliğinin barışı tehdit ettiğine dikkat  çekildi.</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan’da Paris’teydi</strong></p>
<p>Paris&#8217;teki Zafer Takı&#8217;nın altında düzenlenen törene katılan 70 kadar dünya lideri arasında ABD Başkanı Donald Trump, Rusya lideri Vladimir Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da vardı. Trump&#8217;ın, Putin ve diğer dünya liderleriyle Washington&#8217;ın çıkacağını açıkladığı Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması (INF), Suriye, Suudi Arabistan ve Kuzey Kore&#8217;yi konuştuğunu Beyaz Saray sözcüleri açıkladı.</p>
<p><strong>Göstericiler Trump’ı yuhaladı</strong></p>
<p>Avrupalı liderlerin Trump’ın tozunu aldığı, anma törenleri kapsamında ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ı taşıyan konvoya yönelik bir protesto gerçekleştirildi. Paris&#8217;teki sendikaların desteğiyle organize edilen protesto gösterisinde ABD Başkanı Trump, Orta Doğu ve Afrika&#8217;daki ülkelerde sorun çıkarmak ve silah satarak birçok ülkenin huzurunu bozmakla itham edildi. Filistin sorununun çözümlenmesine ABD&#8217;nin engel olduğunu, İsrail&#8217;e destek verdiğini belirten göstericiler, Yemen&#8217;e silah satışının durdurulması, Suriye&#8217;de katliamların durdurulması isteminde bulundu.</p>
<p><strong>Karizmaları çizik iki lider Merkel ve Macron</strong></p>
<p>Birinci Dünya Savaşı’nın Fransa’da sona erişinin yıldönümü törenlerinde başrolü yara almış iki lider paylaştı. Bu nedenle bozacının şahidinin şıracı denilebilir. Bir yanda gücünü kaybetmekte olan bir Başbakan Merkel, diğer yanda icraatının doğruluğuna halkını ikna edemeyen bir Cumhurbaşkanı Macron. Argo tabirle her iki liderinde karizması yerlerde. Her ne kadar Almanya ve Fransa arasındaki sorunlar sözde Birinci Dünya Savaşında ve sonrasında İkinci Dünya Savaşında çözülmüş olsa da rekabet devam ediyor, kavimler savaşı devam ediyor. Sırada kadim kavimlerin göçü var. Günümüz Almanya ile Fransa arasındaki ilişkiler de Angela Merkel ile Emmanuel Macron gibi zayıflamış bulunuyor. Paris’te kameralara sergilenen üzerinde çalışılmış uyumlu manzaranın bu gerçeğin üstünü örtmeye yetmediği söylenebilir.</p>
<p><strong>Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Paris zirvesinde milliyetçiliğe verdi veriştirdi</strong></p>
<p>Katolik olduğu kadar sosyal liberal görüşleriyle tanınan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ev sahibi olarak törende yaptığı konuşmada, dünya liderlerine milliyetçiliği reddetmeleri çağrısında bulundu. Paris&#8217;te I. Dünya Savaşı&#8217;nı sona erdiren ateşkes anlaşmasının 100. yıl dönümü sırasında Avrupalı liderlerin milliyetçilik karşıtı mesajlar vermesi, ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ın &#8216;müttefikleri tarafından yalnız bırakıldığı&#8217; yönünde yorumlandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın da arasında olduğu dünya liderlerinin katıldığı törende ev sahibi Fransa Cumhurbaşkanı Macron, yaptığı konuşmada, dünya liderlerine milliyetçiliği reddetmeleri çağrısında bulundu. Milliyetçiliği &#8220;vatanseverliğe ihanet&#8221; diye tanımlayan Macron, &#8220;&#8216;Bizim çıkarlarımız önce gelir ve diğerlerine aldırmayız&#8217; diyerek, bir ulusun en değerli şeyini söküp atıyorsunuz, ahlaki değerlerini&#8221; dedi. Macron&#8217;un bu sözleri, &#8220;Önce Amerika&#8221; politikasını şiar olarak benimseyen Trump&#8217;a karşı olarak algılandı.</p>
<p><strong>Macron içeriden biri ve Avrupalılar için doğru söylüyor</strong></p>
<p>Macron Avrupalı bir lider ve Avrupa tarihini de çok iyi bildiği kesin. İslam ülkelerine çullanan hatta bırakın Müslüman olmayı Hristiyan Bizans’ın başkenti İstanbul’u dahi yakıp yıkıp yağmalayan Avrupalı ulusları yakından tanıyor, vandallıklarını çok iyi biliyor. 30 yıl sürdüğü için “Otuz Yıl savaşları” olarak anılan Habsburglarla Borbonlar arasındaki Protestan-Katolik dini çatışmasının Avrupa&#8217;da yol açtığı felaketlerden haberdar. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının Avrupa’ya verdiği zararı göz önünde bulunduruyor.</p>
<p>Ömür Çelikdönmez<br />
Twitter: @oc32oc32</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/paris-zirvesi-avrupada-yukselen-milliyetciligi-vatanseverlige-ihanetle-es-tuttu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Zirvesi&#8217;nin Kodları</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/istanbul-zirvesinin-kodlari/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/istanbul-zirvesinin-kodlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Oct 2018 10:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Dörtlü Zirve]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Makron]]></category>
		<category><![CDATA[Merkel]]></category>
		<category><![CDATA[Putin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=3391</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimiyle gerçekleşen İstanbul Zirvesinde, Suriye’de ‘silahsız çözüm’ konusunda uzlaşıldı. Erdoğan, Putin, Merkel ve Macron tarihi Vahdettin Köşkü’ndeki zirvede sadece Suriye konusunu görüşürken özellikle ABD ve İran’a gayri resmi mesajlar da yolladılar: Dünya ABD’den ibaret değildir! İran’ın Suriye’deki rolünden rahatsızız. Hakan Hocagil Dış politika çok ilginç gelişmelerin, çok farklı birlikteliklerin/ayrışmaların, çok hızlı devinimlerin yaşandığı bir alan… Aynı zamanda sembolizmin ‘zirve’ yaptığı bir alan… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, misafirleri Putin, Macron ve Merkel’i yanına alarak bahçesinden İstanbul Boğazını izlediği ve poz verdiği köşke adını vermiş olan Padişah Vahdettin, Avrupa’nın ‘hasta adam’ olarak nitelediği Devleti Aliye’yi en zayıf olduğu dönemde ‘yönetmiş’ bir padişahtı. Erdoğan’ın Suriye Zirvesi için Avrupa’nın/Batının İngiltere’den sonraki en mütekebbir devletlerini ‘hasta adam’ın bir köşkünde çok farklı bir statüde buluşturmasının da şüphesiz sembolik bir anlamı bulunuyor. Avrupalı liderler Erdoğan’ın belirlediği kapsam, Erdoğan’ın öngördüğü çerçeve ve büyük oranda Erdoğan’ın istediği mesajlar etrafında konuşup görüşüp bir metin etrafında uzlaştılar. Suriye krizinin ‘silahsız çözüm’üne ve kalıcı istikrara giden yol haritasının temelleri İstanbul’da, Vahdettin Köşkünde atıldı. Liderler, sivillere yönelik yeni trajedilere yol açacak adımların engellenmesi konusunda ortak duruş sergiledi. Geçmiş zirvelerden farklı olarak liderler, kalıcı ve sürdürülebilir ateşkesin sağlanabilmesi için anayasa komisyonu kurulması konusunda mutabakata vardılar. ABD’siz (hatta ABD’ye rağmen!), İran’sız dörtlü zirvede ana gündem, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimiyle gerçekleşen İstanbul Zirvesinde, Suriye’de ‘silahsız çözüm’ konusunda uzlaşıldı. Erdoğan, Putin, Merkel ve Macron tarihi Vahdettin Köşkü’ndeki zirvede sadece Suriye konusunu görüşürken özellikle ABD ve İran’a gayri resmi mesajlar da yolladılar: Dünya ABD’den ibaret değildir! İran’ın Suriye’deki rolünden rahatsızız. </em></p>
<p><em><strong>Hakan Hocagil</strong></em></p>
<p>Dış politika çok ilginç gelişmelerin, çok farklı birlikteliklerin/ayrışmaların, çok hızlı devinimlerin yaşandığı bir alan… Aynı zamanda sembolizmin ‘zirve’ yaptığı bir alan…</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, misafirleri Putin, Macron ve Merkel’i yanına alarak bahçesinden İstanbul Boğazını izlediği ve poz verdiği köşke adını vermiş olan Padişah Vahdettin, Avrupa’nın ‘hasta adam’ olarak nitelediği Devleti Aliye’yi en zayıf olduğu dönemde ‘yönetmiş’ bir padişahtı. Erdoğan’ın Suriye Zirvesi için Avrupa’nın/Batının İngiltere’den sonraki en mütekebbir devletlerini ‘hasta adam’ın bir köşkünde çok farklı bir statüde buluşturmasının da şüphesiz sembolik bir anlamı bulunuyor. Avrupalı liderler Erdoğan’ın belirlediği kapsam, Erdoğan’ın öngördüğü çerçeve ve büyük oranda Erdoğan’ın istediği mesajlar etrafında konuşup görüşüp bir metin etrafında uzlaştılar.</p>
<p>Suriye krizinin ‘silahsız çözüm’üne ve kalıcı istikrara giden yol haritasının temelleri İstanbul’da, Vahdettin Köşkünde atıldı. Liderler, sivillere yönelik yeni trajedilere yol açacak adımların engellenmesi konusunda ortak duruş sergiledi. Geçmiş zirvelerden farklı olarak liderler, kalıcı ve sürdürülebilir ateşkesin sağlanabilmesi için anayasa komisyonu kurulması konusunda mutabakata vardılar.</p>
<p>ABD’siz (hatta ABD’ye rağmen!), İran’sız dörtlü zirvede ana gündem, İdlib’deki ateşkesin sağlamlaştırılması ve Suriye krizine siyasi çözüm çabaları oldu. 17 Eylül’deki Soçi mutabakatının ardından İdlib’deki durum başta olmak üzere, sahadaki genel gelişmeler ve siyasi çözüm sürecinin ele alındığı zirvenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorunun yalnızca askeri yöntemlerle çözülemeyeceğinin altını çizdi. “Akan kanın bir an önce durdurulması öncelik hedef. Sınırda terör örgütlerinin palazlanmasına izin verilemez” dedi.</p>
<p>Bundan sonra atılacak adımlar, Suriye’deki nispeten stabil durumun devamını sağlayacak ve ülkenin geleceğini belirleyebilecek mi, bunu zaman gösterecek…</p>
<p><strong>İran’sız zirve ne anlama gelir?</strong></p>
<p>7 Eylül’deki Tahran Zirvesi’ne (Ruhani, Erdoğan, Putin zirevsi) büyük umutlar bağlayan çevreler, taraflar arasındaki sorunlar bulunduğu ortaya çıkınca içten içe bir hayal kırıklığı yaşamıştı. Tahran Zirvesinden sonra Suriye sorununun -özellikle de Esad’ın geleceği konusunun- Avrupalı aktörleri sürece dahil ederek tartışılması fikri ortaya atıldı; Türkiye’nin girişimiyle gerçekleşen İstanbul Zirvesi, bu ihtiyacın karşılanmasına matuftu.</p>
<p>Zira Tahran Zirvesi’nde Esad rejiminin İdlib’e yapmayı planladığı operasyon gündeme gelmiş ama Erdoğan’ın sivil kayıpların önlenmesine yönelik çağrıları, Putin ve Ruhani tarafından pek kale alınmamıştı. Erdoğan zirveden sonra da Türkiye’nin insani bir trajedinin yaşanmasına izin vermeyeceği konusundaki duruşunu her fırsatta hatırlatmıştı. 17 Eylül’deki Soçi Zirvesinde Putin Türkiye’nin taleplerini kabul etmiş ve İran’a da kabul ettirmişti. Şüphesiz bu durum, Rusya’nın Türkiye’yi kaybetmeyi göze alamadığını gösteriyordu.</p>
<p>ANKASAM’dan Doğacan Başaran’a göre, bahsi geçen gelişmeler, Ankara’nın çok yönlü dış politika anlayışının bir parçası olarak Rusya-İran ikilisini dengelemesi gerektiğini gösterdi. Türkiye de bu bağlamda Almanya ve Fransa gibi Avrupalı devletlerle yakınlaşarak yeni bir denklem oluşturmaya çalıştı. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın Türkiye’ye ve Erdoğan’ın Almanya’ya gerçekleştirdiği ziyaretler, bu çerçevede güç dengesi politikasının, ittifak ihtiyacının gereği idi. Avrupalı liderler de Ankara’nın Suriye’deki duruşunu destekleme zorunda idi; çünkü olası bir İdlib operasyonu hem Türkiye’ye hem Avrupa’ya yönelik yeni bir mülteci akını Avrupa’yı da tedirgin ediyordu. Yani Avrupa’nın Türkiye’ye, Türkiye’nin de Avrupa’ya bu bağlamda ihtiyacı vardı.</p>
<p>Rusya’nın katıldığı zirveden İran’ın dışlanmış bu ülkenin Suriye’deki etkinliğinden ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Suriye’deki varlığından duydukları rahatsızlıkla ilişkilendirildi. Zaten Suriye Krizi’nin başından beri Tahran, Esad rejiminin hep arkasında durmuş, Esad’sız seçeneklere karşı çıkmıştır (Gözlemcilere göre, Rusya, Esad konusunda daha esnek bir tutum izlemiştir. Süreç boyunca Moskova’nın önceliği, ABD’nin Suriye’yi şekillendirmesinin engellenmesi olmuştur; yani “Esad’sız bir Suriye” seçeneğine Rusya kapıyı kapatmış değildir). Bu nedenle de İstanbul Zirvesi, Suriye’de kalıcı barışın inşasına yönelik görüşmelerde İran’ın arka plana itilebileceğine ve Türkiye’nin süreci şekillendirmedeki konumunun merkezileşebileceğine işaret etmektedir.</p>
<p><strong>ABD’ye rağmen?</strong></p>
<p>Türkiye, Rusya, Fransa ve Almanya zirvesinin gayri resmi mesajlarından biri de ABD’ye yöneliktir. Dört lider, uluslararası sistemdeki konumlarından rahatsız olan ve çok kutuplu dünya düzenine yönelik arayışları dillendiren aktörlerdir. ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO harcamaları üzerinden Berlin’i eleştirmiş olması, Merkel’in de hem bu konuda hem farklı alanlarda Trump’a tepkileri hatırlanınca İstanbul Zirvesinde ABD’nin bulunmaması daha farklı bir boyut da kazanmıştır; Avrupalı liderler Trump’ın tek taraflı/kendi başına işler çevirmesinden rahatsızdır. Suriye’de terör örgütlerine ABD’nin göz yumuyor olması (desteklemesi aslında), İran’a yaptırımlar konusunda Trump’ın dünyayı peşine takma düşüncesi, sadece Türkiye’yi değil birçok Batılı ülkeyi, bu arada Almanya ve Fransa’yı da rahatsız etmektedir (Trump’ın ülkesinin iç hukuku çerçevesinde uyguladığı yaptırımları, diğer ülkelere dayatmak istemesi tepki çekmiş ve Almanya ve Fransa’nın liderliğindeki Avrupa Birliği (AB), Avrupalı şirketlerin İran piyasasında iş yapabilmesi için Engelleme Mevzuatı’nı güncelleyerek yürürlüğe koymuştur). Dolayısıyla Berlin ve Paris ABD’nin küresel liderliğini sorgulamaya başlamıştır; Erdoğan’ın bu bağlamda Trump’ı/ABD’yi sıklıkla eleştirdiği de ortadadır.</p>
<p>Bir sürü dengenin, bir sürü hesap kitabın, yığınla paradoksun hâkim olduğu uluslararası düzene, İstanbul Zirvesi ile yeni bir ilmek daha atıldı. Liderlerin ‘silahsız çözüm’ için ortaya koydukları irade, yeni anayasa komisyonu kurulması kararı ile daha da anlamlı hale gelmiştir. Sonuç alınır mı, zirve/zirveler işe yarar mı?</p>
<p>Orasını zaman gösterecek. Ancak umalım ki hiç olmazsa mevcut stabil durum devam etsin ve artık insanlar ölmesin, kış kapıya dayanmışken çoluk-çocuk, çaresiz-kimsesiz Suriyeliler yollara düşmek zorunda kalmasın…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/istanbul-zirvesinin-kodlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Esed&#8217;in Kaderi Suriye Halkının Ellerinde Mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/esedin-kaderi-suriye-halkinin-ellerinde-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/esedin-kaderi-suriye-halkinin-ellerinde-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Oct 2018 06:55:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Esed]]></category>
		<category><![CDATA[Makron]]></category>
		<category><![CDATA[Merkel]]></category>
		<category><![CDATA[Putin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=3351</guid>

					<description><![CDATA[ARAP BASINI ZİRVEYİ BÖYLE YORUMLADI Arap ve İran basını, Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa’nın katılıyla gerçekleştirilen Suriye konulu dörtlü zirveye geniş yer verdi. Suudi Arabistan tarafından finanse edilen El Arabiya televizyonunun web sitesi &#8220;İstanbul&#8217;daki zirve, Esed&#8217;in kaderini Suriye halkının ellerine bırakıyor&#8221; başlığıyla duyurdu. Arap ve İran basını, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın ev sahipliğinde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel&#8217;in katılımıyla gerçekleştirilen Suriye konulu dörtlü zirveye geniş yer verdi. Katar merkezli Al Jazeera televizyonu başta olmak üzere Arap dünyasındaki birçok televizyon kanalı İstanbul&#8217;daki Suriye zirvesini &#8220;canlı&#8221; yayımladı. Arap basını, okuyucularına flaşlar ve acil haberlerle duyurduğu zirveye geniş yer ayırdı. Al Jazeera&#8217;nın resmi internet sitesindeki İstanbul zirvesiyle ilgili haberde, Suriye&#8217;de &#8220;yeni anayasa vurgusuna&#8221; dikkat çekilirken, Suudi Arabistan tarafından finanse edilen ve Dubai&#8217;den Arapça yayın yapan El Arabiya televizyonunun web sitesinde ise zirveyle ilgili haber, &#8220;İstanbul&#8217;daki zirve, Esed&#8217;in kaderini Suriye halkının ellerine bırakıyor&#8221; başlığıyla geçildi. İran basını zirveyi flaşlarla duyurdu İran&#8217;ın resmi ve yarı resmi haber ajansları ile gazeteleri, internet siteleri ve devlet televizyonu da Suriye konulu dörtlü zirveyi yakından takip etti ve açıklamalara geniş yer ayırdı. İran&#8217;ın resmi haber ajansı IRNA, zirveyi ve açıklamaları flaşlar ve acil haberlerle abonelerine servis ederken, manşetine taşıdığı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ARAP BASINI ZİRVEYİ BÖYLE YORUMLADI</strong></p>
<p>Arap ve İran basını, Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa’nın katılıyla gerçekleştirilen Suriye konulu dörtlü zirveye geniş yer verdi. Suudi Arabistan tarafından finanse edilen El Arabiya televizyonunun web sitesi <strong>&#8220;İstanbul&#8217;daki zirve, Esed&#8217;in kaderini Suriye halkının ellerine bırakıyor&#8221;</strong> başlığıyla duyurdu.</p>
<p>Arap ve İran basını, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın ev sahipliğinde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel&#8217;in katılımıyla gerçekleştirilen Suriye konulu dörtlü zirveye geniş yer verdi.</p>
<p>Katar merkezli Al Jazeera televizyonu başta olmak üzere Arap dünyasındaki birçok televizyon kanalı İstanbul&#8217;daki Suriye zirvesini &#8220;canlı&#8221; yayımladı. Arap basını, okuyucularına flaşlar ve acil haberlerle duyurduğu zirveye geniş yer ayırdı.</p>
<p>Al Jazeera&#8217;nın resmi internet sitesindeki İstanbul zirvesiyle ilgili haberde, Suriye&#8217;de &#8220;yeni anayasa vurgusuna&#8221; dikkat çekilirken, Suudi Arabistan tarafından finanse edilen ve Dubai&#8217;den Arapça yayın yapan El Arabiya televizyonunun web sitesinde ise zirveyle ilgili haber, &#8220;İstanbul&#8217;daki zirve, Esed&#8217;in kaderini Suriye halkının ellerine bırakıyor&#8221; başlığıyla geçildi.</p>
<p><strong>İran basını zirveyi flaşlarla duyurdu</strong></p>
<p>İran&#8217;ın resmi ve yarı resmi haber ajansları ile gazeteleri, internet siteleri ve devlet televizyonu da Suriye konulu dörtlü zirveyi yakından takip etti ve açıklamalara geniş yer ayırdı.<br />
İran&#8217;ın resmi haber ajansı IRNA, zirveyi ve açıklamaları flaşlar ve acil haberlerle abonelerine servis ederken, manşetine taşıdığı haberinde &#8220;Anayasa komitesinin teşkil edilmesi ve Suriye toprak bütünlüğünün korunması vurgulandı&#8221; başlığını kullandı.</p>
<p>Devlet televizyonu ise zirveyi saat başı bültenleri ve anlık altyazılarla okuyucularına duyururken, web sitesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, &#8220;Bu attığımız adımlar, yaptığımız görüşmelerden tabii ki İran&#8217;ı da bilgilendireceğiz&#8221; şeklindeki ifadelerini manşetine taşıdı.</p>
<p>Mehr Haber Ajansı da dörtlü zirveye katılan liderlerin Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili açıklamalarını manşetinde kullanırken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İran’ın bilgilendirilmesi, Rusya Devlet Başkanı Putin&#8217;in de Suriye’deki &#8220;terörist grupların temizlenmesi&#8221; ile ilgili sözlerine yer verdi.??</p>
<p>ISNA haber ajansı &#8220;İstanbul’da Suriye ile ilgili ciddi ve yapıcı toplantı yapıldı&#8221; ifadelerini kullanırken, haberde Erdoğan’ın Suriye&#8217;de askeri bir çözüme karşı olduğu yönündeki sözlerinin yanı sıra konuya ilişkin açıklamasının tamamını yayınladı.</p>
<p>&#8211; IKBY basını da zirveye yer verdi</p>
<p>IKBY’de yayın yapan Rudaw TV de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın &#8220;Fırat&#8217;ın doğusundaki tehditleri bertaraf edeceğiz&#8221; açıklamalarını başlığa taşıdığı haberinde, &#8220;İstanbul’daki tarihi zirvenin ardından ilk açıklamayı Recep Tayyip Erdoğan yaptı.&#8221; ifadelerine yer verdi.</p>
<p>Erdoğan&#8217;ın açıklamalarının geniş kullanıldığı haberde, zirvede Soçi mutabakatının ardından İdlib&#8217;deki durum başta olmak üzere, sahadaki genel gelişmeler ve siyasi çözüm sürecinin ele alındığı kaydedildi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/esedin-kaderi-suriye-halkinin-ellerinde-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şimdi ABD Düşünsün</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/simdi-abd-dusunsun/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/simdi-abd-dusunsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Oct 2018 18:17:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Makron]]></category>
		<category><![CDATA[Merkel]]></category>
		<category><![CDATA[Putin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=3343</guid>

					<description><![CDATA[ERDOĞAN, PUTİN, MAKRON VE MERKEL’DEN ORTAK MESAJ SURİYE KRİZİNDE SONA DOĞRU İstanbul&#8217;da bulunan Vahdettin Köşkü&#8217;nde yapılan Suriye konulu dörtlü zirve sona erdi. Zirvenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron&#8217;un ortak açıklama yaptı. Liderlerin açıklamalarından satırbaşları: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Suriye konusunda istişarelerde bulunmak üzere sayın Putin, sayın Merkel ve sayın Macron&#8217;a şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Bu süreçten özellikle ana önceliklerimiz sahada tam olarak ateşkesin sağlanması ile akan kanın bir an önce durdurulması hedefimiz var. Ayrıca bir siyasi çözüme ulaşılmasını, böylece ülkede istikrar için neler yapılabilir etraflıca ele alma fırsatı bulduk. Suriye ihtilafının küresel bir sorun haline dönüşmesinin sebebi, uluslararası toplumun meseleyi sahiplenmemesidir. Suriye&#8217;deki sıkıntının yükünü siviller ile komşu ülkeler çekmek zorunda kalmıştır. Artık bu kayıtsızlığa son verilmesi gerekiyor. İnisiyatif alınmadığı takdirde Suriye&#8217;deki trajedi daha da kötüye gidecektir. Astana&#8217;da yürütülen işbirliği uluslararası topluma örnek olmuştur. Bu olumlu işbirliğine ne kadar çok paydaş ülke katkı sağlayabilirse kalıcı çözüme de o denli hızlı ulaşabiliriz. Suriye&#8217;nin toprak bütünlüğü ile siyasi birliğine bağlılığımızı ve ihtilafa askeri yöntemlerle çözüm bulamayacağını teyit ettik. İdlib konusunda değerli dostum Putin&#8217;in gayretiyle sağladığımız muhtıraya riayet edildiğini teyit ettik. İdlib&#8217;de sağlanan sükünetin tekrar yeşerttiği umut ile siyasi süreçte adımlar atılması &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ERDOĞAN, PUTİN, MAKRON VE MERKEL’DEN ORTAK MESAJ</strong></p>
<p><strong>SURİYE KRİZİNDE SONA DOĞRU</strong></p>
<p>İstanbul&#8217;da bulunan Vahdettin Köşkü&#8217;nde yapılan Suriye konulu dörtlü zirve sona erdi.</p>
<p>Zirvenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron&#8217;un ortak açıklama yaptı.</p>
<p><strong>Liderlerin açıklamalarından satırbaşları:</strong></p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan:</strong></p>
<p>Suriye konusunda istişarelerde bulunmak üzere sayın Putin, sayın Merkel ve sayın Macron&#8217;a şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Bu süreçten özellikle ana önceliklerimiz sahada tam olarak ateşkesin sağlanması ile akan kanın bir an önce durdurulması hedefimiz var. Ayrıca bir siyasi çözüme ulaşılmasını, böylece ülkede istikrar için neler yapılabilir etraflıca ele alma fırsatı bulduk. Suriye ihtilafının küresel bir sorun haline dönüşmesinin sebebi, uluslararası toplumun meseleyi sahiplenmemesidir. Suriye&#8217;deki sıkıntının yükünü siviller ile komşu ülkeler çekmek zorunda kalmıştır. Artık bu kayıtsızlığa son verilmesi gerekiyor. İnisiyatif alınmadığı takdirde Suriye&#8217;deki trajedi daha da kötüye gidecektir. Astana&#8217;da yürütülen işbirliği uluslararası topluma örnek olmuştur. Bu olumlu işbirliğine ne kadar çok paydaş ülke katkı sağlayabilirse kalıcı çözüme de o denli hızlı ulaşabiliriz.</p>
<p>Suriye&#8217;nin toprak bütünlüğü ile siyasi birliğine bağlılığımızı ve ihtilafa askeri yöntemlerle çözüm bulamayacağını teyit ettik. İdlib konusunda değerli dostum Putin&#8217;in gayretiyle sağladığımız muhtıraya riayet edildiğini teyit ettik. İdlib&#8217;de sağlanan sükünetin tekrar yeşerttiği umut ile siyasi süreçte adımlar atılması gerektiğini konuştuk. Anayasa komitesinin yıl sonu itibariyle tamamlanması çağrısında bulunduk.</p>
<p>Bugüne kadar DEAŞ ve PYD tarafından gerçekleştirilen saldırılarda yüzlerce vatandaşımız ve güvenlik görevlimiz şehit oldu. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı&#8217;nı gerçekleştirdik. Bugün ülkemizin güvenli hale getirdiği Afrin, Cerablus ve El Bab gibi şehirlerde huzur ve barış var. 260 bin Suriyeli bu bölgelere geri dönmüş durumdadır. Türkiye, Suriye&#8217;nin herhangi bir bölgesinde terör gruplarının palazlanmasına izin vermeyecektir. Zirvede Suriye ihtilafının insani boyutunu da konuştuk. Bugün Suriyeli mültecilerin ülkelere geri dönüş sürecinin gönüllülük esasına göre, güvenli bir şekilde ve BM ile eşgüdüm halinde yürütülmesi gerektiği konusunda fikir birliğine vardık. Suriyeli sığınmacılar için harcadığımız 33 milyar dolar Türkiye&#8217;nin fedakarlığını göstermektedir. Adil yük paylaşımı konusunda AB&#8217;nin verdiği tahahhütleri de yerine getirmesini bekliyoruz.</p>
<p>Sahile vuran masum çocuk bedenleri Suriye&#8217;de yaşananların en acı sembolleridir. Herkesin bu trajediyi sonlandırmak için mücadele etmesi gerekiyor. Zirve katılımcıları olarak gerek sahadaki durumun iyileştirilmesine yönelik çabaları arttıracağımıza inanıyorum. Türkiye olarak soruna çözüm bulmaya yönelik gayretimizi sürdürmekte kararlıyız. Şüphesiz ki bu kararlılığımız İran&#8217;ı da ilgilendirmektedir. Bu attığımız adımlardan İran&#8217;ı da bilgilendireceğiz ve bu sürecin olumlu bir şekilde devamlılığını sağlamak için bunu gerekli görüyoruz.</p>
<p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin: Türkiye&#8217;nin yönetimini ortak çalışmayı yürüttüğü için kutlamak istiyorum. Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa ileride de Suriye&#8217;deki durum için el ele çalışmaya devam edecektir. Bu konuda ortak bildiri kabul edilmiştir. Suriye adım adım barışa doğru ilerliyor. Bunun için elverişli şartlar sağlandı. Suriye&#8217;deki kalıcı çözüm sadece siyasi yollarla mümkün olabilir. Suriyeliler kendi kaderlerini kendilerini tayin etmeliler. Öncelikle Cenevre&#8217;de anayasa komitesinin çalışmalarının başlaması gerekiyor. Soçi&#8217;de Ulusal Suriye Kongresi&#8217;nin aldığı kararlar da dikkate alınmalıdır. Bu komite toplumun tüm katmanları tarafından tanınmalıdır. Çoktandır ihtiyaç duyulan bu anayasal reform yapılmalıdır. Rusya, bu çalışmaya faal şekilde katılacak. Suriye&#8217;deki şiddet oranı ciddi şekilde azaldı. Ancak radikal unsurların temizlenmesi gerekiyor. Savaş tecrübesi edinen bu caniler ülkelerimizde taraftar devşirebilir. İdlib&#8217;de silahsızlanmış bölgenin oluşturulmasının geçici bir tedbir olarak düşünüyoruz. Türkiye&#8217;nin kısa süre içerisinde bu bölgeden muhaliflerin ve ağır silahların çekilmesi için çaba sarf edeceğini umuyoruz. Rusya, Suriye Arap hükümetinin terör tehdidini ortadan kaldırmasına kararlı bir şekilde destek olacaktır. Ülkedeki durumu iyileştirmek, ekonomiyi kalkındırmak için uluslararası toplumun çaba sarf etmesi lazım. Rusya, Fransa ile beraber Doğu Guta&#8217;ya insani yardım oluşturdu. İnsani yardım kavramını genişletmek için anlaşmaya vardık. Mültecilerle ilgili uluslararası bir konferans düzenlemek istiyoruz. Bu olmazsa ilerleme olmaz. Suriye&#8217;de 1.5 milyon mültecinin yerleştirilmesi için ortam sağlandı. Suriye hükümeti her türlü teminatı vermeye hazırdır.</p>
<p>Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron: Sayın Erdoğan&#8217;a bizleri İstanbul&#8217;da bugün kabul ettiği için teşekkür ediyorum. Amerikan halkı ile ilgili olarak taziye dileklerimi dile getirmek isterim. Pittsburgh&#8217;daki saldırıdan dolayı Amerikan halkının yanındayız. Suriye meselesiyle ilgili olarak birçok farklı formatın birlikte çalışması gerektiğini ortaya koyduk. Bu tür süreçlerin birbirine yaklaşması gerektiğini belirtmiştik. Bugünkü zirve bu yönde bir başka adım olduk. Burada Astana grubu üyeleri, küçük grup üyeleri, ABD ve başka Arap devletleri eşgüdümlü olarak hareket ediyoruz. Suriye&#8217;de terörist gruplara karşı mücadelemiz var. Bu bağlamda terörle mücadeleyi sürdürürken aynı zamanda bugün yapılacak askeri harekatların insani yardımları engellememesi gerektiğini unutmuyoruz. Rejimin İdlib&#8217;e yapacağı bir saldırı kabul edilemez olacaktır. Burada Türkiye&#8217;nin, Avrupa&#8217;nın ve bölgenin istikrarı söz konusu. Bunu daha önceki saldırılarda gördük. Rusya ve Türkiye birkaç hafta önce bir mutabakata vardılar. Bugün de bu konuda değerlendirmeler yapıldı. İdlib&#8217;de kalıcı ve sürdürülebilir bir ateşkesin sağlanması çok önemli. Rusya&#8217;ya da Suriye&#8217;deki rejim üzerinde baskı kurması konusunda güveniyoruz. Hem Suriye&#8217;de hem de dünyada kimyasal silahların kullanılması kabul edilemezdir. Suriye&#8217;de aslında iki savaş devam ediyor. Hep birlikte tüm terör gruplarına karşı bir savaş veriyoruz. Bir de rejimin kendi muahliflerine yönelik yürüttüğü bir savaş var. Bunun sürdürülmesi mümkün değil. Tüm mültecilerin dönebileceği bir siyasi çözüm yürütülmelidir. Rejim fetih mantığıyla devam ediyor, bu istikrarı sağlayacak bir yaklaşım değil. Anayasa komitesiyle ilgili listelerin sene sonuna kadar onaylanmasını ve bu toplantıların yapılmasını istiyoruz. Suriye halkı kendi geleceğinde söz hakkına sahip olmalı. Konuyla ilgili güçler bugün yaptığımız gibi uluslararası mekanizmayı hayata geçirmek için elinden geleni yapıyor. Konuyla ilgili olarak iradelerimiz örtüşüyor. Bunu hayatını kaybedenlere ve rejimden kaçan Suriyelilere borçluyuz. Rusya ve BM ile birlikte Doğu Guta&#8217;da ortak bir harekatımız oldu. Rusya ve Türkiye ile birlikte çalışmamız gerekiyor. Sivil topluluklara insani yardım ulaştırılması çok önemli. Alandaki tüm paydaşların insani yardım konvoylarının erişimini sağlaması gerekiyor. Bugün hala bazı blokaj durumları olduğunu görüyoruz. Bu kabul edilemez. Bir başka nokta var, bu da sığınmacıların geri dönüşü konusu. Konuyla ilgili olarak Türkiye, Ürdün ve Lübnan&#8217;ın çabalarını takdirle karşılıyoruz. Bugün açık konuşmak gerekirse, bu sığınmacıların ülkelerine geri dönüşü siyasi çözüm olmadıkça inandırıcı olamaz. Bu kişiler rejimden kaçan kişileri. Ancak onların geri dönüşü için geri şartlar sağlandıktan sonra onların geri dönüşünü sağlayabiliriz. Bu zirve gerçekten de son derece yararlı oldu. Gerçekten de bugün buradaki toplantılarımız son derece önemli ama bizlerin de sorumluluğunu beraberinde getiriyor. Bu tüm bölgeyi ilgilendiren bir mesele. Bugün görüştüklerimiz önümüzdeki aylarda teyakkuz halinde olmamız gerekiyor.</p>
<p>Almanya Başbakanı Angela Merkel: Son derece önemli bir zirve gerçekleştirdi. İki Astana grubundan iki küçük grup diye adlandırılan gruptan temsilci burada bir araya geldi. Önemli sonuçlar elde etme açısında çok faydalı bir toplantı olmuştur. Burada sadece askeri açıdan değil, siyasi açıdan bir çözüm bulmak gerekiyor. Suriye&#8217;de birçok insani felaket gördük. Ürdün, Türkiye ya da Avrupa ülkelerinde mülteciler bulunmaktadır. Daha fazla insani felaket olmaması için elimizden geleni yapmak istiyoruz. 17 Eylül&#8217;de İdlib konusunda Türkiye ve Rusya arasında çok önemli bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Bunun kalıcı olması için elimizden geleni yapmaya hazırız. Kimyasal silahların kullanılmaması konusunda kararlı olduğumuzu söylemek istiyorum. Maalesef şu ana kadar anayasa komitesi bir araya gelememiştir. Önce bu toplantıların daha sonra seçimlerin yapılması gerekmektedir. Bu anayasa komitesinin yıl sonuna kadar bir araya gelmesi için katkıda bulunmak istemekteyiz. Bu çatışma durumu askeri olarak çözülemez. Diğer ele alınan konu sığınmacıların ülkelerine geri dönmeleridir. Geri dönen insanların tutuklanması ve tahkibata uğramaması gerekiyor. Bu şekilde bir sukünetin olması ve siyasi çözüm olması gerekmektedir. Suriye&#8217;nin bütün halkı için güvenli bir vatan olması gerekmektedir. Çözüm aciliyeti hepimizin gördüğü bir gereksinim. Siyasi çözümün böyle bir zamanda bulunması çok çok önemli.</p>
<p><strong>SORU-CEVAP</strong></p>
<p><strong>Sayın Putin, Esad&#8217;ı anayasa komitesi konusunda nasıl ikna edecek?</strong></p>
<p>Putin: Ben sizlere metodları sayacak olursam bu yapıcı olmaz. Suriye&#8217;nin meşru hükümetine saygı duyulmalıdır. Herkes Suriye rejimi diyor, BMGK kararında ise Suriye Arap Cumhuriyeti hükümeti diyor. Suriye&#8217;nin meşru hükümetine saygı duymaktan yola çıkarak, muhalefetle de diyalog kurulmalıdır. Biz Suriye hükümetini her zaman yapıcı bir diyaloğa çağırıyoruz. Sene sonuna kadar şartlar oluşursa, anayasa komitesi faaliyetlerine başlayacaktır. Soçi&#8217;de anayasa komitesinin oluşturulması kararı alındı. Ondan sonra hem muhalefetle hem de Cumhurbaşkanı Esad&#8217;la anlaşabildik. Bu çalışma kolay bir çalışma değil. Her taraf güvendikleri insanları katmak istiyor. Ancak bu kuruma güven oluşmazsa verimli olmaz. Hem Suriye hükümetiyle hem de İran&#8217;daki ortaklarımızla beraber çalışmamız gerekiyor. İran olmadan bu konu çözülemez.</p>
<p><strong>Suudi Arabistan ve Cemal Kaşıkçı ile ilgili bilgilendirme yaptınız mı? Sayın Macron, Suudi Arabistan&#8217;a silah satışı ile ilgili olarak bir açıklama yapmıştı, bu konuda Avrupa çapında bir karar alınabilir mi?</strong></p>
<p>Erdoğan: Merhum Kaşıkçı ile ilgili olarak gerekli bilgileri verdim. Daha önce de çeşitli bilgilendirmeler olmuştu. Bugün yaptığımız ikili görüşmelerle detaya girmiş bulunuyoruz. Şu anda uluslararası medyanın burada olması nedeniyle böyle bir cevap vermeliyim. İçeride 18 tutuklu var, bunlar ülkemize gelen kişilerdir. Bu 18 kişiyi Türkiye&#8217;ye kimler gönderdi, bunun cevabını Suudi yetkililer vermeli. Suudi yetkililer, Türkiye&#8217;deki yerli işbirlikçilerden bahsetti. O zaman bu yerli işbirlikçi kimdir, bunu da yine bu açıklamayı yapan kişilerin ortaya koyması gerekmektedir. Suçun işlendiği yer İstanbul&#8217;dur. Suudi Arabistan, bu yargılamayı yapmayacaksa, bu yargılamayı bizim yapmaya hazır olduğumuzu dün bu çağrıyı resmi kanallardan yapmış bulunuyoruz. Bunun yanında Suudi Arabistan başsavcısını yarın buraya gönderiyor. Başasavcı kendi heyetiyle görüşmelerini yapacak. Bu süreç içerisinde emniyet teşkilatımız, istihbaratımız çalışmalarını yapmıştır.</p>
<p>İstanbul&#8217;da tutuklanan Alman vatandaşı ile ilgili olarak mahkeme cezasını vermiştir. Temyiz yolu açıktır. Türk yargısının vereceği karara hep birlikte saygı duymalıyız.</p>
<p>Merkel: Cemal Kaşıkçı konusunu ele aldık. Alman vatandaşının yargılanması gerektiği konusunu da ele aldık. Kendisine yönelik adil bir tutum sergilenmesi gerektiğini ele aldık. Sayın Macron ile birlikte Kaşıkçı konusunu da ele aldık. Almanya&#8217;da yeni koalisyonla birlikte, Yemen savaşı konusunda son derece kesin bir politika sürdürdüğümüzü ve Suudi Arabistan&#8217;a silah satışı yapılmaması gerektiğini ilettik. Avrupa genelinde de gerekenlerin yapılacağını tahahhüt etmek isterim.</p>
<p>Macron: Kaşıkçı cinayetini ele aldık. Tabiki kınıyoruz. Delillerin paylaşımı konusunda çok iyi işbirlikleri söz konusu. Bir takım olgular söz konusu. Soruşturmanın sonuna kadar gitmesi gerekiyor. Bu konularla ilgili yaptırımların alınması gerekiyor. Bunların tutarlı ve tam olması gerekiyor. Bunların bazı sektörler ile kısıtlı kalmamalı. Bu yaptırımlar Avrupa düzeyinde alınacaktır.</p>
<p><strong>Suriye&#8217;nin gelecekteki devlet yapısını ne şekilde görüştünüz? Sayın Esad&#8217;ın oradaki yeri ne olacak? İdlib&#8217;de askeri harekat gerektirecek bir durum olabilir mi? Bu formatın genişlemesine destek verdiğini söyledi Sayın Erdoğan, kimler katılabilir, ABD olabilir mi?</strong></p>
<p>Putin: Bizim ilkesel tutumumuz şu doğrultudadır. Suriye halkı kendi liderini kendi seçmelidir. Bunun için bir siyasi süreç başlamalıdır. Bugün ilgilendiğimiz konu buydu. Şu veya bu şahsı görüşmedik. İdlib&#8217;le ilgili her şeyi zaten anlattım. Rusya, Suriye hükümetini destekleme hakkını saklı tutuyor. İdlib&#8217;den Halep topçu ateşine tutuldu. Türk partnerlerimizle bu konuda yaptığımız her şeye hedeflere ulaşılmasına uyuyor. İdlib bölgesine 15-20 km çevresinin silahlardan temizlemek istiyoruz.</p>
<p>Erdoğan: Her şeyden önce Esad&#8217;ın durumunu belirleyecek irade Suriye halkının iradesidir. Bize göre Esad 1 milyona yakın vatandaşının hayatına kastetmiştir. Yaşananlar ortadadır. Hala oradaki katliamlar aynen devam etmektedir. Temennimiz artık bu sürecin bitmesidir. Böylece Suriye&#8217;de insanların hayatlarını nasıl devam ettireceği sorusu da yanıt bulur. İdlib&#8217;de 3.5 milyon insan yaşıyor. Bunların birçoğu da Halep&#8217;ten kaçarak geldiler. İdlib&#8217;den kaçsalar da kaçacakları tek yer Türkiye kalmıştı. Zaten 3.5 milyon bize iltica etmişti. SAyın Putin&#8217;le attığımız adımlarla, İdlib sürecinde 10 maddelik muhtıra burada yeni bir süreci başlattı. Burada kalıcı bir ateşkesi sağlamış olduk. Bu ateşkes orada yaşayan insanları rahatlattı. Bütün o yıkılan binaları gördüğümüzde, bizler siyasetçiler olarak acaba bunun bedelini nasıl ödeyeceğiz diye düşünmek zorunda kalıyoruz. Suriye&#8217;den gelen mültecilerle ilgili attığımız adımlar ortada. İnsani olarak birçok desteği vermek durumundayız. İnsani olarak eğitimde, sağlıkta ne gibi destekler verebiliriz bunları konuşma fırsatı bulduk. Genişleyebilir mi dediniz. Bu birlikte atacağımız adımdır. Bu dondurulmuş bir yapı değildir.</p>
<p>Merkel: Kapanış bildirgemizde çok açık şekilde vurguladık. Suriye halkının tamamı serbest seçimlerde kararı kendisi vermelidir. Suriye halkının kendisi gelecekleri üzerine karar verecektir. İdlib konusunda gerçekten de Soçi&#8217;deki mütabakatla birlikte böyle bir yola girildiği için mutluluk duyuyorum. Biz bunu kesinlikle destekliyoruz. Elbetteki kolay değil ama son haftalar başarılı olunabileceğini ortaya koymuştur.</p>
<p>Macron: Sayın Erdoğan&#8217;ın söylediklerine katılıyorum. Suriye halkının kendi geleceğine karar vermek için gerekli şartları sağlayabiliriz. Beşar Esad&#8217;ın görevde kalıp kalmayacağına karar vermek bize düşmez. Burada egemen bir hükümet var, buna saygı göstermek gerekiyor. Ancak uluslararası toplumun da bir söz hakkı var. Soçi&#8217;de verilen kararlar doğrultusunda uluslararası toplumun söyleyeceği şeyler var. Suriye halkının egemenliğine saygı göstereceğiz. Bu rejimin artık Suriye&#8217;yi temsil etmediğini, bu yüzden bir anayasal çerçeve kurarak tüm Suriyelilerin oy vereceği şartları oluşturmamız gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/simdi-abd-dusunsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
