<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kuzey Irak &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/kuzey-irak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 30 Dec 2017 19:36:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Kuzey Irak &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkmenler Ne İstiyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/turkmenler-ne-istiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceyhun BOZKURT]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Dec 2017 21:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kuzey Irak]]></category>
		<category><![CDATA[4. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Ceyhun Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak 2018]]></category>
		<category><![CDATA[Türkmenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=1467</guid>

					<description><![CDATA[Ankara, bu konuda Türkmenler açısından daha aktif bir politika izleme yönünde işaretler veriyor. Özellikle Dışişleri, TSK ve MİT’teki FETÖ’cü unsurların temizlenmesinden sonra bu coğrafyaya yönelik, bölgesel işbirliği çerçevesinde atılan adımlar bir umut ışığı doğuracak gibi. Devletin en tepeden, Cumhurbaşkanlığı makamından meseleyi sahiplenme eğilimi görülmekte. ABD’nin 2003 yılı Mart ayında Irak’ı işgaliyle başlayan süreç, coğrafyamızda çok sayıda olumsuzluğu beraberinde getirdi. Haritaların değiştirilmesi iddiasıyla düğmesine basılan süreçte, Washington yönetiminin müttefikleri olarak etnik Kürt milliyetçisi örgütler öne çıkarken, bölge ülkeleri ise bu işgalin sancıları ve kendilerine yansımasıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Bu konuda mücadele veren ülkelerden biri de Türkiye’ydi. İşgalin başlamasıyla, PKK terör örgütünün yeniden hareketlenmesi ve Türkmenlere yönelik katliam endişesi, bir süre sonra gerçeğe dönüştü. Terör örgütü PKK, silah ve eğitim anlamında tahkim edilmiş, yeniden Türkiye’ye saldıracak boyuta gelmişti. Bu kanlı örgüt 2004 yılı itibariyle saldırılarına yeniden başladı ve günümüzdeki hendek/barikat mücadelesine kadar uzanan bir dönem yaşandı. Dolaylı olarak PKK da bağlı olduğu KCK terör örgütünün Suriye ayağı PYD de yeniden Türkiye’yi tehdit eder duruma ge(tiri)ldi. Irak işgalinin bu sonucu günümüzde ülkemiz açısından en önemli mücadele alanlarından biri olarak görülüyor. Türkmen Kentlerine ABD Destekli Taarruz İşgalin ikinci sonucu, Türkiye açısından hassas öneme sahip olan Türkmenlerin durumuydu. İşgal başlar başlamaz ABD’nin müttefiki peşmerge &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ankara, bu konuda Türkmenler açısından daha aktif bir politika izleme yönünde işaretler veriyor. Özellikle Dışişleri, TSK ve MİT’teki FETÖ’cü unsurların temizlenmesinden sonra bu coğrafyaya yönelik, bölgesel işbirliği çerçevesinde atılan adımlar bir umut ışığı doğuracak gibi. Devletin en tepeden, Cumhurbaşkanlığı makamından meseleyi sahiplenme eğilimi görülmekte.</strong></p>
<p>ABD’nin 2003 yılı Mart ayında Irak’ı işgaliyle başlayan süreç, coğrafyamızda çok sayıda olumsuzluğu beraberinde getirdi.</p>
<p>Haritaların değiştirilmesi iddiasıyla düğmesine basılan süreçte, Washington yönetiminin müttefikleri olarak etnik Kürt milliyetçisi örgütler öne çıkarken, bölge ülkeleri ise bu işgalin sancıları ve kendilerine yansımasıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Bu konuda mücadele veren ülkelerden biri de Türkiye’ydi. İşgalin başlamasıyla, PKK terör örgütünün yeniden hareketlenmesi ve Türkmenlere yönelik katliam endişesi, bir süre sonra gerçeğe dönüştü.</p>
<p>Terör örgütü PKK, silah ve eğitim anlamında tahkim edilmiş, yeniden Türkiye’ye saldıracak boyuta gelmişti. Bu kanlı örgüt 2004 yılı itibariyle saldırılarına yeniden başladı ve günümüzdeki hendek/barikat mücadelesine kadar uzanan bir dönem yaşandı. Dolaylı olarak PKK da bağlı olduğu KCK terör örgütünün Suriye ayağı PYD de yeniden Türkiye’yi tehdit eder duruma ge(tiri)ldi.</p>
<p>Irak işgalinin bu sonucu günümüzde ülkemiz açısından en önemli mücadele alanlarından biri olarak görülüyor.</p>
<p><strong>Türkmen Kentlerine ABD Destekli Taarruz</strong></p>
<p>İşgalin ikinci sonucu, Türkiye açısından hassas öneme sahip olan Türkmenlerin durumuydu. İşgal başlar başlamaz ABD’nin müttefiki peşmerge güçleri Türkmen kentlerinde saldırılarına başladı. Çok sayıda merkez, peşmergenin hedefi olurken özellikle yağmaladıkları yerler içinde öyle bir yer vardı ki, geleceğin işaretlerini vermesi bakımından çarpıcıydı: Tapu ve nüfus daireleri. Bu yağmadaki maksat, Kerkük’teki Türkmen nüfus kayıtlarını yok etmekti. Demografik yapı değiştirilecek, bölge Türkmen ve Arap’tan arındırılacak ve başka bölgelerden gelen Kürtler, başta Kerkük olmak üzere Türkmen kentlerine yerleştirilecekti. Bu saldırının Irak yasalarını çiğnemek olduğu ortadaydı. Ancak artık Irak’ta düzen kalmamıştı. İşgal güçleri 17 Mayıs 2003’te “Peşmerge Güçlerinin Yeniden Konuşlandırılması” adı altında KDP ve KYB ile bir memorandum imzaladı. Bu memoranduma göre peşmerge güçlerinin “Yeşil Hat” olarak tanımlanan ve 1991’den sonra Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin sınırlarını belirten hattın dışarısına çıkmasına imkân tanınacak, “teröristlerle mücadelede ABD birliklerine yardımcı olması amacıyla” KYB ve KDP peşmergelerinin Musul, Kerkük, Selahattin ve Diyala’ya yerleştirilmesinin önü açılacaktı. Memorandum sayesinde KDP ve KYB güçleri, ABD’nin yardımıyla, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin sınırları dışarısında kalan ve Kürt grupların kendilerine ait olduklarını ileri sürdükleri bölgelere konuşlandı. 2003 yılındaki bu hamleden sonra birkaçı hariç Türkmen kentleri, geçtiğimiz 14 yılda adım adım peşmergeye teslim edildi. Özellikle son 3 yıldır DEAŞ’ın katliamları sayesinde, aynen Suriye’de PYD’nin genişlemesi gibi bir peşmerge alanı genişlemesi yaşandı. “DEAŞ’ın hedefi/işgali altında olduğu” gerekçesiyle çok sayıda peşmerge başta Kerkük olmak üzere 2004 yılında kabul edilen Irak Anayasası’nda “ihtilaflı bölgeler” olarak adlandırılan Türkmen topraklarına yerleşti. Telafer gibi teslim olmayan kentler ise 2004 yılından itibaren çok yoğun bir şekilde ABD, peşmerge ve DEAŞ saldırısına maruz kaldı. 14 yıl boyunca Türkmenler ve bu kentlerde yaşayan Araplar, ABD destekli bu saldırganlığın hedefi oldu.</p>
<p>25 Ekim 2017 tarihinde yapılan gayrimeşru referandum da bu temele dayanarak gerçekleştirilebildi. Ancak işler hiç de Bölgesel Yönetimin istediği gibi gitmedi. Türkiye ve İran, yanına Irak merkezi yönetimini de alarak bölgeyi adeta ablukaya aldı. Ardından da Ekim ayının ortalarında Irak ordusunun Kerkük harekâtı başladı. Kerkük’ten gelen ilk fotoğraflarda dikkat çekici bir ayrıntı vardı. Türkmenler ve Araplar kentte Bölgesel Yönetime direnirken, Kürtler kentten kaçıyordu. Bölge kaynakları, kaçanların büyük çoğunluğunun, 2003 yılından sonra kente yerleştirilen Kürtler olduğunu aktardı.</p>
<p><strong>Peşmerge 2003 Sınırlarına Geri Çekildi</strong></p>
<p>Peşmergelerin bu çekilmesi Kerkük ile sınırlı kalmadı. Irak ordusu, Kerkük’ten sonra Sincar, Mahmur, Tuzhurmatu, Türkiye’nin askeri üssünün bulunduğu Başika ve İran sınırındaki Hanakin gibi kentleri yeniden kontrol altına aldı. İran destekli Haşdi Şabi milislerinin de yer aldığı operasyonlarda Kerkük’teki tüm petrol sahaları da geri alındı. Önemli ayrıntı: bu harekât sonrasında Bölgesel Yönetime bağlı peşmergeler, 2003 ABD işgali öncesindeki sınırlarına geri çekilmiş oldu.</p>
<p><strong>Geride Yıkım Bıraktılar</strong></p>
<p>Peşmergeler çekildikten sonra herkesin kafasında “bundan sonra ne olacağı” sorusu yer alıyordu. Çünkü bu 14 yıllık zaman diliminde, peşmergenin adeta işgal ettiği Türkmen kentlerinde büyük bir yıkım yaşandı. Türkmen yazar Ali Kerküklü, bu ihlallerle ilgili çok çarpıcı bilgiler aktarmakta. Kerküklü’nün aktardığı bilgilere göre, bu 14 yıl içinde öne çıkan insan hak ve ihlalleri arasında şunlar yer alıyor:</p>
<p>&#8211; Hem KDP’nin hem KYB’nin bölgede ayrı ayrı asayiş merkezleri bulunuyor. 10 Nisan 2003 -16 Ekim 2017 tarihleri arasında çok sayıda Türkmen gözaltına alınıp bu merkezlere götürüldü.</p>
<p>&#8211; KYB’nin istihbarat örgütü Zenyari, KDP’nin istihbarat örgütü Parastin ve iki partiye ait asayiş güçleri Türkmen ve Arapları fişledi ve bu örgütlerin adları keyfi tutuklama, fidye, suikast, işkence, tehdit, dayak ve adam kaçırma olaylarına karıştı.</p>
<p>&#8211; Tutuklama merkezlerinde tutulan Türkmenlere yoğun işkenceler yapıldı. Bu işkenceler uluslararası kuruluşların raporlarına da yansıdı.<br />
&#8211; Tutuklananlar aileleri ve avukatlarıyla görüştürülmedi ve bazıları hiç yargılanmadan hapis tutuldu.</p>
<p>&#8211; Cezası kesinleşmiş bazı mahkûmların mahkûmiyet süresi bitmesine karşın cezaevinden salınmadı. Bunların çoğunluğu, yasal durumlarının ne olduğunu, daha ne kadar süre tutuklu kalacaklarını ve durumlarının ne olacağını bilmemektedir.</p>
<p>&#8211; Bazı tutukluların ailelerine, nerede tutuldukları yönünde bilgi aktarılmadı. Bu nedenle bazı aileler, yakınlarının akıbetinden bihaber.</p>
<p>&#8211; Bölgede yaşayan Türkmen, Arap, Hıristiyan ve diğer toplumlar Kürtçe konuşmaya zorlandı ve kültürel baskı altına alındı.</p>
<p>&#8211; Peşmerge güçleri, Musul, Kerkük ve Diyala’da binlerce evi yıktı ve sivilleri göçe zorladı. Bu durum Irak merkezi yönetimini de harekete geçirdi.</p>
<p>Irak Başbakanı Haydar İbadi, haksız tutukluluk ve kayıplarla ilgili soruşturma açılması talimatı verdi. Merkezi yönetim tarafından atanan Kerkük Valisi Rakan Sait de, “Tutuklu kişilerin sorunlarının çözümü için bir komisyon oluşturarak Irak İnsan Hakları Komiserliği ile görüşeceğiz.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Türkiye, Türkmenlere Desteği Artırıyor</strong></p>
<p>Elbette Irak merkezi yönetiminin bu çalışmaları samimiyetle yürütülürse atılacak adımların Türkmenlerin yaralarının sarılması açısından son derece olumlu sonuçlar doğuracağı kesin. Ancak bölgeyle ilgili bir başka boyut da bundan sonra nelerin yapılması gerektiğiyle ilgili.<br />
Ankara, bu konuda Türkmenler açısından daha aktif bir politika izleme yönünde işaretler veriyor. Özellikle Dışişleri, TSK ve MİT’teki FETÖ’cü unsurların temizlenmesinden sonra bu coğrafyaya yönelik, bölgesel işbirliği çerçevesinde atılan adımlar bir umut ışığı doğuracak gibi. Devletin en tepeden, Cumhurbaşkanlığı makamından meseleyi sahiplenme eğilimi görülmekte. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 29 Ekim 2017 tarihinde Irak Türkmen Cephesi lideri Erşat Salihi başkanlığındaki Şii-Sünni Türkmenlerden oluşan heyet ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yaptığı 2,5 saatlik görüşme Türkmenler açısından önemli. Görüşmeye yönelik en çarpıcı ayrıntılardan birinin, Türkiye’nin Şii ve Sünni ayrımı gözetmeden tüm Türkmenleri sahiplenme eğilimi göstermesi olduğu ifade ediliyor.</p>
<p>Salihi, görüşmeye yönelik açıklamalarında, Erdoğan’a ilettikleri talepleri şu şekilde sıraladı:</p>
<p>&#8211; İşbirliğinin yoğun bir şekilde devam etmesi.</p>
<p>&#8211; Peşmerge ve DEAŞ saldırılarıyla evlerini terk eden Türkmenlerin başta Telafer olmak üzere, Türkmen kentlerine geri dönüşlerinin sağlanması.</p>
<p>&#8211; Bu saldırılarda yıkılan evlerin yerine yenilerinin yapılması konusunda Türkiye’nin destek vermesi.</p>
<p>&#8211; Türkiye’nin doğrudan Barzani ya da Erbil değil de Ankara-Bağdat arasında iletişimi kuvvetlendirmesi.</p>
<p>&#8211; İran ile KYB arasında Barzani’ye karşı kurulması olası bir ittifakın Türkmenleri yine benzer sıkıntılara sevk edebileceği, bu çerçevede Türkiye’nin gerekli girişimleri yapması.</p>
<p>&#8211; Türkmenlerin başta Kerkük olmak üzere bulundukları coğrafyada siyasi temsil gücünün artırılmasına destek olunması. Önümüzdeki dönem, Türkmen meselesinin sıcak gündem maddeleri arasında yer alması olası. Özellikle son çatışmalar, Irak’ın kuzeyinde yeni denge arayışlarını beraberinde getirecek.</p>
<p>Bu denge arayışları devam ederken, Irak’ın kuzeyinde konuşlu bulunan terör örgütü PKK da bu süreçten faydalanmak isteyecektir. Bu nedenle Türkmenler başta olmak üzere bölgedeki masum insanların gözünün, yüreğinin Türkiye’de olduğunu unutmamak gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuzey Irak Cephesinde Yeni Bir Şey Yok&#8230;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kuzey-irak-cephesinde-yeni-bir-sey-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Turan Latif Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2017 13:33:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kuzey Irak]]></category>
		<category><![CDATA[2. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kasım 2017]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Peşmerge]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=1173</guid>

					<description><![CDATA[Peşmerge komutanlarına sorulan, &#8220;Haşdi Şabi saldırırsa ne yaparsınız? sorusuna verdikleri &#8220;Koalisyon güçleri buna izin vermez.&#8221; cevabına rağmen gelinen son nokta, alınan garantilerin tutmadığının, verilen sözlerin yerine getirilmediğinin ve dengelerin sürekli değişebileceğinin açık bir göstergesi oldu. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY)’nin 25 Eylül’deki tartışmalı referandumunun ardından bölgede sular ısınmaya başladı. Kendini hızlı ve değişken bir sürecin içinde bulan bölgede, Irak Merkezi Hükümeti’nin Kerkük’e girmesi, Barzani’nin yapılmasında ısrarcı olduğu referandumun bölgeye getirmesi beklenen bağımsızlık hayallerini de yıkmış oldu. IKBY’nin Irak’taki statüsü, II. Körfez savaşından sonra oluşturulan Anayasa ile tanımlıdır. 2005 yılında oluşturulan Anayasayla Kuzey Irak’ta tanımlanmış Irak Kürdistan Bölgesel Yönetiminin Parlamentosu, polis gücü ve Peşmergeden oluşan ordusu dahi var. IKBY’nin federatif yönetim olmasına karşın bağımsız bir devlet gibi anlaşmalar imzalamasının, halka bu minvalde telkinlerde bulunmasının ve toplumu sanki ilerde olacak bir bağımsızlık referandumuna hazırlamasının geri planında süreci bu günlere taşıyacak bir aklın olduğunu göstermektedir. IKBY, yönetimini üstlendiği bölgeden dışarı taşarak çeşitli unsurların yaşadığı illerde de hak iddia etmesi, zaten karşı çıkılacak olan referandum sürecini daha da tartışmalı hatta çatışmalı hale soktu. Kuzey Irak’ta olan biteni değerlendirirken Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İran, Irak Merkezi Hükümeti, Suriye, Türkiye ve hatta Körfez ülkelerini dahi birbirinden bağımsız düşünemeyiz. Bölgedeki petrol üretiminin dünya sıralamasındaki yeri, kendi başına &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Peşmerge komutanlarına sorulan, &#8220;Haşdi Şabi saldırırsa ne yaparsınız? sorusuna verdikleri &#8220;Koalisyon güçleri buna izin vermez.&#8221; cevabına rağmen gelinen son nokta, alınan garantilerin tutmadığının, verilen sözlerin yerine getirilmediğinin ve dengelerin sürekli değişebileceğinin açık bir göstergesi oldu.</strong></p>
<p>Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY)’nin 25 Eylül’deki tartışmalı referandumunun ardından bölgede sular ısınmaya başladı. Kendini hızlı ve değişken bir sürecin içinde bulan bölgede, Irak Merkezi Hükümeti’nin Kerkük’e girmesi, Barzani’nin yapılmasında ısrarcı olduğu referandumun bölgeye getirmesi beklenen bağımsızlık hayallerini de yıkmış oldu.</p>
<p>IKBY’nin Irak’taki statüsü, II. Körfez savaşından sonra oluşturulan Anayasa ile tanımlıdır. 2005 yılında oluşturulan Anayasayla Kuzey Irak’ta tanımlanmış Irak Kürdistan Bölgesel Yönetiminin Parlamentosu, polis gücü ve Peşmergeden oluşan ordusu dahi var.</p>
<p>IKBY’nin federatif yönetim olmasına karşın bağımsız bir devlet gibi anlaşmalar imzalamasının, halka bu minvalde telkinlerde bulunmasının ve toplumu sanki ilerde olacak bir bağımsızlık referandumuna hazırlamasının geri planında süreci bu günlere taşıyacak bir aklın olduğunu göstermektedir.</p>
<p>IKBY, yönetimini üstlendiği bölgeden dışarı taşarak çeşitli unsurların yaşadığı illerde de hak iddia etmesi, zaten karşı çıkılacak olan referandum sürecini daha da tartışmalı hatta çatışmalı hale soktu.<br />
Kuzey Irak’ta olan biteni değerlendirirken Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İran, Irak Merkezi Hükümeti, Suriye, Türkiye ve hatta Körfez ülkelerini dahi birbirinden bağımsız düşünemeyiz. Bölgedeki petrol üretiminin dünya sıralamasındaki yeri, kendi başına bırakılmayacak ve denklemlerin titizlikle tekrar tekrar kurulduğu sorunlu bir bölgeden söz ettiğimizi anlaşılır kılıyor.</p>
<p>Kürtleri referanduma taşıyan süreç…</p>
<p>II. Körfez Savaşının ardından Saddam’ın devrilmesiyle bölgede yürütülen mühendislik, Mesut Barzani’nin eleştiri oklarını üstüne çekmesi, muhalefet tarafından köşeye sıkıştırılması, toplumda kabul gücünün düşmesi, görev süresinin dolması gibi nedenler, referandum sürecinin öne alınmış olabileceği gerçeğini de doğuruyor.</p>
<p>Sınırları Türkiye, İran ve Irak Merkezi Hükümet ile bağlı bir bölgesel yönetimin (Üç ülkenin de sert bir dille buna karşı çıkmasına rağmen) bağımsızlık kararı almasının açıklanabilirliğinin ne olduğuna gelince, Amerika Birleşik Devletlerinin bağımsızlık kararına üstü kapalı desteğinin ve İsrail’in tam anlamıyla verdiği açık desteğin yanında Fransa ve İngiltere’nin sessiz kalmasının ya da bahsi geçen ülkelerin cılız tepkilerinin destek olarak algılanmasının yüksek payını görüyoruz.</p>
<p>ABD’nin, Rusya’nın, İran’ın, Fransa’nın, Almanya’nın, İngiltere’nin, Türkiye’nin aslında neredeyse bütün bir dünyanın terör olarak kabul ettiği DAEŞ’in, bölgede bu kadar geniş bir alana nasıl hükmettiğini düşünmeye başlamışken DAEŞ’in göstermelik bir çatışmayla ellerindeki bazı toprakları Suriye’de PYD unsurlarına, Irak’ta Kürdistan’a devretmesi bölgedeki mühendisliğin bir başka ayağı olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Irak Merkezi Hükümeti’nin, İran’ın ve Türkiye’nin çok sert açıklamaları ve yaptırımlarının yanında Kürdistan Yurtseverler Birliği, Türkmenler, Araplar ve bir kısım Kürtlerin dahi karşı çıktığı bağımsızlık girişiminin akamete uğrayacağı bilinen bir gerçek olduğu halde referanduma gidilmesi, Barzani’nin bir analiz hatası mı yoksa bazı ülkelerden aldığı güvenceler neticesi mi bilemiyoruz. Ancak bir analiz hatası olduğunu söylemek, bu denli titizlikle stratejilerin işlendiği bölgeyi çok iyi bilen Barzani için haksızlık olacakken ikinci seçeneğin sonuçlarını kestirememek Barzani için sanırım tamamen bir hayal kırıklığı denilebilir.</p>
<p>ABD’nin bölgeye kuracağı üs ile Orta Doğu’daki askeri varlığının güçlenmesi, İsrail’in güvenliğinin sağlanması, Irak’ın toprak bütünlüğünü yitirmesi gibi sonuçlara bakıldığında, kurulması planlanan Kürdistan’ın kime nasıl hizmet edeceğini ve sonrasında bölgenin alacağı şekli kestirmek zor değil.<br />
Referandumla başlattığımız süreci hızlı bir şekilde günümüze taşıdığımızda, Irak ordusu, Haşdi Şabi birlikleri ve Türkmen birliklerinin de dahil olduğu orduyla Kerkük’e giden yolda Tuzhurmatu, Beşir bölgelerinin ardından Kerkük’ü de şuan ellerinde bulundurması bir takım planların bozulması ya da ertelenmesi anlamını taşıyor.</p>
<p>Kürtler satıldı mı…?</p>
<p><strong><em>Devamı Yörünge Dergisi 2. Sayısında (Kasım/2017)</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürt Devleti Projesinin Nihai Hedefi Türkiye&#8217;dir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kurt-devleti-projesinin-nihai-hedefi-turkiyedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ufuk COŞKUN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2017 19:38:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kuzey Irak]]></category>
		<category><![CDATA[1. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Ekim 2017]]></category>
		<category><![CDATA[Ufuk Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/_demo/?p=1068</guid>

					<description><![CDATA[Mesud Barzani’nin ‘Bağımsızlık Referandumu ısrarı, İngiltere’nin müdahil olmayıp referanduma saygı duyması, İsrail’in vadedilmiş toprak hasreti, ABD’nin senaryoları ve tarihten düşülen notlar oynanan oyunun iç yüzünü apaçık yere seriyor. Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin 25 Eylül’de aldığı bağımsızlık referandumu kararının ardından çeşitli senaryolar konuşuluyor. ABD, Türkiye, İran ve Irak’ın tepki koyduğu referanduma İsrail ve Suudi Arabistan’dan destek var. Diğer taraftan Barzani’nin Amerika ve bölge devletlerinin muhalefetine rağmen Kürt devleti için bağımsızlık referandumunu yapma cesaretini gösteremeyeceği düşünülüyor. Bu sebeple referandumun asıl mimarının İngiltere olabileceği de ihtimaller arasında. Çünkü İngiltere’nin Irak Büyükelçisi Frank Baker, 24 Ağustos 2017 tarihinde Barzani ile bir araya geldi. 24 Ağustos 2017 tarihli Rudaw gazetesine göre “İngiltere’nin Bağdat Büyükelçisi Frank Baker, Mesud Barzani’ye, ülkesinin Kürdistan halkının sahip olması gereken haklarını ve alınan referandum kararını anladığını iletti.” Halakha’ya Göre Belirlenen Tevratsal Sınırlar “İngiltere’nin Ortadoğu ve Afrika İşleri ile İnsani Yardımlardan Sorumlu Devlet Bakanı Alster Bert’in Erbil’de Kürt yetkililer ile temaslarının ardından Kürdistan24’e konuşan Kürdistan Dış İlişkiler Sorumlusu Felah Mustafa ise “İngiltere’nin Kürdistan halkının referandumla ilgili kararına saygı gösterdiğini ifade etmişti.” Bakıldığında bölgede oyun içinde oyun var. Fakat Barzani’ye en büyük desteğin İsrail’den geldiğini söylersek sanırım yanılmış olmayız. Bilindiği gibi İsrail’in çıkarları doğrultusunda Irak’ı işgal eden ABD, bu süreçte 1 milyonu aşkın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mesud Barzani’nin ‘Bağımsızlık Referandumu ısrarı, İngiltere’nin müdahil olmayıp referanduma saygı duyması, İsrail’in vadedilmiş toprak hasreti, ABD’nin senaryoları ve tarihten düşülen notlar oynanan oyunun iç yüzünü apaçık yere seriyor.</strong></p>
<p>Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin 25 Eylül’de aldığı bağımsızlık referandumu kararının ardından çeşitli senaryolar konuşuluyor. ABD, Türkiye, İran ve Irak’ın tepki koyduğu referanduma İsrail ve Suudi Arabistan’dan destek var. Diğer taraftan Barzani’nin Amerika ve bölge devletlerinin muhalefetine rağmen Kürt devleti için bağımsızlık referandumunu yapma cesaretini gösteremeyeceği düşünülüyor. Bu sebeple referandumun asıl mimarının İngiltere olabileceği de ihtimaller arasında. Çünkü İngiltere’nin Irak Büyükelçisi Frank Baker, 24 Ağustos 2017 tarihinde Barzani ile bir araya geldi. 24 Ağustos 2017 tarihli Rudaw gazetesine göre “İngiltere’nin Bağdat Büyükelçisi Frank Baker, Mesud Barzani’ye, ülkesinin Kürdistan halkının sahip olması gereken haklarını ve alınan referandum kararını anladığını iletti.”</p>
<p>Halakha’ya Göre Belirlenen Tevratsal Sınırlar</p>
<p>“İngiltere’nin Ortadoğu ve Afrika İşleri ile İnsani Yardımlardan Sorumlu Devlet Bakanı Alster Bert’in Erbil’de Kürt yetkililer ile temaslarının ardından Kürdistan24’e konuşan Kürdistan Dış İlişkiler Sorumlusu Felah Mustafa ise “İngiltere’nin Kürdistan halkının referandumla ilgili kararına saygı gösterdiğini ifade etmişti.” Bakıldığında bölgede oyun içinde oyun var. Fakat Barzani’ye en büyük desteğin İsrail’den geldiğini söylersek sanırım yanılmış olmayız.</p>
<p>Bilindiği gibi İsrail’in çıkarları doğrultusunda Irak’ı işgal eden ABD, bu süreçte 1 milyonu aşkın Müslüman’ı öldürdü. 1991’deki ilk işgal sonrası Kuzey Irak’ı özerkleştiren Washington, 2003 yılında tümüyle çöktüğü ülkede nüfus oyunlarını hızlandırdı. Binlerce yıldır bir arada yaşayan halklar birbirinden koparıldı, kadim kentler talan edildi. 2003’ten beri Irak’ta her türlü istilaya imza atan işgalciler, iç savaş cenderesindeki Suriye’de ise 2014 yılından itibaren sahne aldı. Savaşın başladığı 2011 Mart’ından bu yana 700 bini aşkın insanın öldüğü ülkede 6 milyon Suriyeli, başka ülkelere göç ederek ‘sığınmacı’ oldu, 13 milyonu ise ülke içinde başka şehirlere göç etti.</p>
<p><strong><em>Devamı Yörünge Dergisi 1. Sayısında (Ekim/2017)</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
