<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kredi &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/kredi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 Jul 2022 06:28:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Kredi &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Niçin Visa ve Kredi Kartı Kullanmıyorum!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/nicin-visa-ve-kredi-karti-kullanmiyorum/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/nicin-visa-ve-kredi-karti-kullanmiyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet SÜRMELİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2022 06:28:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Kredi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18350</guid>

					<description><![CDATA[İsraf kavramının harcama konusunda kullanılması her ne kadar meşhur olsa da insanın, yapmış olduğu her işte meşru sınırı aşmasıdır.[1] Verme konusunda eli tamamen açmak ve Allah&#8217;a isyan olan yerlere sarfta bulunmak gibi harcamayla ilgili anlamlarının yanında; ekinler ve hayvanlarla alakalı hususlarda Allah&#8217;a ortak koşmak[2] şeklinde iktisadi şirk içerikli manası da vardır. İsrafı meşru sınırları aşmak bağlamında düşünürsek, israfın itikadi, ameli, ahlaki boyutları ardır. Bütün bu alanlarda orta yolu belirleyen İslâm’dır. İktisadi şirkin tipik örneğini, malları konusunda liberalist/istedikleri gibi davranmayı -israf dâhil- doğal hakları olarak kabul eden Hz. Şuayb&#8217;ın (a.) kavminde şu ayette belirtildiği üzere görmekteyiz: “قَالُواْ يَا شُعَيْبُ أَصَلاَتُكَ تَأْمُرُكَ أَن نَّتْرُكَ مَا يَعْبُدُ آبَاؤُنَا أَوْ أَن نَّفْعَلَ فِي أَمْوَالِنَا مَا نَشَاء إِنَّكَ لَأَنتَ الْحَلِيمُ الرَّشِيدُ” “Dediler ki: &#8216;Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekten yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın.”[3] Hz. Şuayb&#8217;ın (a.) kavmi insanların mallarını kendi mallarıymış gibi düşünüyorlar ve bu mallar konusunda tasarruf hakkı iddia ediyorlerdı. Güçlerinin yetebildiği tecavüzü yapmak istiyorlar ve haramdan, bozgunculuktan kaçınma tekliflerini serbestliklerine engel sayıyorlardı: “Mallarımızla dilediklerimizi yapmaktan vazgeçmemizi namazın mı emrediyor, sofu sen ne akıllısın be!” gibi sözlerle mugalata yapıyorlardı. Allah&#8217;a karşı gurur ve kibirle namazı küçümseme, ticari &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İsraf kavramının harcama konusunda kullanılması her ne kadar meşhur olsa da insanın, yapmış olduğu her işte meşru sınırı aşmasıdır.[1] Verme konusunda eli tamamen açmak ve Allah&#8217;a isyan olan yerlere sarfta bulunmak gibi harcamayla ilgili anlamlarının yanında; ekinler ve hayvanlarla alakalı hususlarda Allah&#8217;a ortak koşmak[2] şeklinde iktisadi şirk içerikli manası da vardır. İsrafı meşru sınırları aşmak bağlamında düşünürsek, israfın itikadi, ameli, ahlaki boyutları ardır. Bütün bu alanlarda orta yolu belirleyen İslâm’dır.</p>



<p>İktisadi şirkin tipik örneğini, malları konusunda liberalist/istedikleri gibi davranmayı -israf dâhil- doğal hakları olarak kabul eden Hz. Şuayb&#8217;ın (a.) kavminde şu ayette belirtildiği üzere görmekteyiz:</p>



<p>“قَالُواْ يَا شُعَيْبُ أَصَلاَتُكَ تَأْمُرُكَ أَن نَّتْرُكَ مَا يَعْبُدُ آبَاؤُنَا أَوْ أَن نَّفْعَلَ فِي أَمْوَالِنَا مَا نَشَاء إِنَّكَ لَأَنتَ الْحَلِيمُ الرَّشِيدُ”</p>



<p>“Dediler ki: &#8216;Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekten yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın.”[3] Hz. Şuayb&#8217;ın (a.) kavmi insanların mallarını kendi mallarıymış gibi düşünüyorlar ve bu mallar konusunda tasarruf hakkı iddia ediyorlerdı. Güçlerinin yetebildiği tecavüzü yapmak istiyorlar ve haramdan, bozgunculuktan kaçınma tekliflerini serbestliklerine engel sayıyorlardı: “Mallarımızla dilediklerimizi yapmaktan vazgeçmemizi namazın mı emrediyor, sofu sen ne akıllısın be!” gibi sözlerle mugalata yapıyorlardı. Allah&#8217;a karşı gurur ve kibirle namazı küçümseme, ticari hürriyet adı altında hilekârlık, tecavüz, terbiyesizlik yapıyorlardı.</p>



<p>Dünden bugüne beğenilmeyen bir hareket tarzı olan israf; davranışlarda,[4] hukukta[5] ve dinde olur.[6] Allah (c.c.) israfçıları kesinlikle sevmediğini bizlere haber vermiştir:</p>



<p>“يَا بَنِي آدَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُواْ وَاشْرَبُواْ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ”</p>



<p>“Ey Âdemoğulları, her mescide (namaz için gidişiniz de) süs(lü, güzel, temiz ve helal kazançla elde edilmiş giysiler)inizi alın; yiyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez.”[7] Bu ayet, insanları ibadete başlayacakları zaman tam olarak örtülü olmaya teşvik etmektedir. Bu maksat için, sadece İslâm&#8217;ın mahrem yerler ve bunlara ilaveten toplumdan gizlenmesini istediği kısımların kapanması yeterli değildir. Dolayısıyla kişi, imkânları nispetinde her iki gayeye de uyacak şekilde ve temizce giyinmelidir. Ayet, cahiliye kültüründeki hem çıplak ibadet etme şeklini yasaklıyor[8] hem de temiz giyinmeyi emrediyor. Yine ayette, kendilerine yemeyi içmeyi yasaklayıp Allah&#8217;ı memnun edeceğiz zannıyla temiz ve helâl olanları kendilerine haram kılmak gibi ahmakça davrananların kötü tutumları sergileniyor.[9] Anlaşılan o ki Allah&#8217;ın sevmediği israf, hem iktisadi davranışları hem de yukarıda görüldüğü üzere çok yönlü davranış biçimlerini kapsamaktadır.</p>



<p>İsraf dinimize göre haramdır. Şeriatın onamadığı yerlere harcamalar yapmak israftır. Dinin onayladığı yerlere servet bağışlamak bile israftan sayılmaz fakat meşru olmayan bir kuruşluk harcama bile israf sayılır. Yaşadığımız dünyanın belirleyici dünya görüşü olan kapitalizm, israf üzerine bina edilmiştir. Böyle bir sistemde kişi tükettiği kadar değerlidir. Tüketmeyen insanın değeri yoktur. Bu insanlık dışı anlayışa göre özürlüler topluma yüktür. Bu açıdan kapitalizme göre en değersiz varlıklar sistemin çarklarını döndürmeyen yoksullardır. Üretmeyi teşvik edip fakirlerle paylaşmayı ibadet kabul eden; tüketim konusunda Müslümanlara garip veya yolcu gibi yaşamayı tavsiye eden İslâm, getirdiği kriterlerle kapitalizmin de en büyük düşmanıdır. Şöyle de denilebilir; kapitalizm, insanlığa sunduğu insan modeli ve tüketim ilişkilerindeki sadelikten dolayı en büyük düşman olarak İslâm’ı seçmiştir. Bu durumu iyi kavrayan Müslümanların, kapitalizmin kalbi sayılan ve pahalılığın ve israfın kaynağı olan faiz kurumlarına karşı daha ilkeli bir tavır sergilemeleri elzemdir. Örneğin; kredi kartlarını imha etmek gibi. Kredi kartı kullanmamak da bir tür imha sayılabilir. Zaten bir kimsenin antikapitalist olduğunun ölçütlerinden biri de kredi kartı kullanıp kullanmadığıdır. Cüzdanının içerisini banka kartlarıyla dolduran bir Müslüman(!) asla dinini yaşama konusunda ciddi değildir. Bizim kanaatimize göre, önemsiz gibi gözüken bu uygulama kapitalizmi çökertebilir. Var mısınız?</p>



<p>[1] el-İsfahani, a.g.e, 407.</p>



<p>[2] Âlûsî, a.g.e, IV, 282.</p>



<p>[3] Hud 11/87.</p>



<p>[4] Bak: Mü&#8217;min 40/28.</p>



<p>[5] Bak: İsra 17/33.</p>



<p>[6] Bak: Zümer 39/53.</p>



<p>[7] A&#8217;raf 7/31.</p>



<p>[8] İbni Kesir, a.g.e, II, 201.</p>



<p>[9] Mevdûdî, Tefhim, II, 27.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/nicin-visa-ve-kredi-karti-kullanmiyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Takipteki Alacaklardaki Aşırı Artışın Sonuçları</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/takipteki-alacaklardaki-asiri-artisin-sonuclari/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/takipteki-alacaklardaki-asiri-artisin-sonuclari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Jun 2019 13:16:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kredi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11353</guid>

					<description><![CDATA[Bu noktada Türkiye’de faaliyet gösteren 3 kamu sermayeli mevduat bankası, 8 özel sermayeli mevduat bankası ve 10 Türkiye’de kurulmuş yabancı sermayeli mevduat bankası olmak üzere toplam 21 önemli bankanın takipteki kredi oranlarında son dönemde az da olsa bir yükselme oldu. Banka Sayısı Türkiye Kurulmuş Olan Banka Sayıları Yurtiçi Şube Sayısı Yurtdışı Şube Sayısı &#160; &#160; &#160; 3 &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;Kamusal Sermayeli Mevduat Bankaları 3678 32 1 Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş. 1741 23 2 Türkiye Halk Bankası A.Ş. 989 6 3 Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. 948 3 9 &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;Özel Sermayeli Mevduat Bankaları 3890 28 4 Adabank A.Ş. 1 0 5 Akbank T.A.Ş. 777 1 6 Anadolubank &#160;A.Ş. 113 0 7 Fibabanka A.Ş. 69 0 8 Şekerbank T.A.Ş. 273 0 9 Turkish Bank A.Ş. 12 0 10 Türk Ekonomi Bankası A.Ş. 492 4 11 Türkiye İş Bankası A.Ş. 1300 22 12 Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. 853 1 16 &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;Türkiye´de Kurulmuş Yabancı Sermayeli Bankalar 2689 10 13 Alternatifbank A.Ş. 49 0 14 Arap Türk Bankası A.Ş. 7 0 15 Bank of China Turkey A.Ş. 1 0 16 Burgan Bank A.Ş. 38 0 17 Citibank A.Ş. 3 0 18 Denizbank A.Ş. 710 1 19 Deutsche Bank A.Ş. 1 0 20 HSBC Bank A.Ş. 82 &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu noktada Türkiye’de faaliyet gösteren 3 kamu sermayeli mevduat bankası, 8 özel sermayeli mevduat bankası ve 10 Türkiye’de kurulmuş yabancı sermayeli mevduat bankası olmak üzere toplam 21 önemli bankanın takipteki kredi oranlarında son dönemde az da olsa bir yükselme oldu.</p>
<table width="87%">
<tbody>
<tr>
<td width="12%"><strong>Banka Sayısı</strong></td>
<td width="63%"><strong>Türkiye Kurulmuş Olan Banka Sayıları</strong></td>
<td><strong>Yurtiçi Şube Sayısı</strong></td>
<td width="12%"><strong>Yurtdışı Şube Sayısı</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="12%"></td>
<td width="63%"><strong>&nbsp;</strong></td>
<td><strong>&nbsp;</strong></td>
<td width="12%"><strong>&nbsp;</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="12%"><strong>3</strong></td>
<td width="63%"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kamusal Sermayeli Mevduat Bankaları</strong></td>
<td><strong>3678</strong></td>
<td width="12%"><strong>32</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">1</td>
<td width="63%">Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş.</td>
<td>1741</td>
<td width="12%">23</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">2</td>
<td width="63%">Türkiye Halk Bankası A.Ş.</td>
<td>989</td>
<td width="12%">6</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">3</td>
<td width="63%">Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.</td>
<td>948</td>
<td width="12%">3</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%"><strong>9</strong></td>
<td width="63%"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Özel Sermayeli Mevduat Bankaları</strong></td>
<td><strong>3890</strong></td>
<td width="12%"><strong>28</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">4</td>
<td width="63%">Adabank A.Ş.</td>
<td>1</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">5</td>
<td width="63%">Akbank T.A.Ş.</td>
<td>777</td>
<td width="12%">1</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">6</td>
<td width="63%">Anadolubank &nbsp;A.Ş.</td>
<td>113</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">7</td>
<td width="63%">Fibabanka A.Ş.</td>
<td>69</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">8</td>
<td width="63%">Şekerbank T.A.Ş.</td>
<td>273</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">9</td>
<td width="63%">Turkish Bank A.Ş.</td>
<td>12</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">10</td>
<td width="63%">Türk Ekonomi Bankası A.Ş.</td>
<td>492</td>
<td width="12%">4</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">11</td>
<td width="63%">Türkiye İş Bankası A.Ş.</td>
<td>1300</td>
<td width="12%">22</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">12</td>
<td width="63%">Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.</td>
<td>853</td>
<td width="12%">1</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%"><strong>16</strong></td>
<td width="63%"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Türkiye´de Kurulmuş Yabancı Sermayeli Bankalar</strong></td>
<td><strong>2689</strong></td>
<td width="12%"><strong>10</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">13</td>
<td width="63%">Alternatifbank A.Ş.</td>
<td>49</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">14</td>
<td width="63%">Arap Türk Bankası A.Ş.</td>
<td>7</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">15</td>
<td width="63%">Bank of China Turkey A.Ş.</td>
<td>1</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">16</td>
<td width="63%">Burgan Bank A.Ş.</td>
<td>38</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">17</td>
<td width="63%">Citibank A.Ş.</td>
<td>3</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">18</td>
<td width="63%">Denizbank A.Ş.</td>
<td>710</td>
<td width="12%">1</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">19</td>
<td width="63%">Deutsche Bank A.Ş.</td>
<td>1</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">20</td>
<td width="63%">HSBC Bank A.Ş.</td>
<td>82</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">21</td>
<td width="63%">ICBC Turkey Bank A.Ş.</td>
<td>44</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">22</td>
<td width="63%">ING Bank A.Ş.</td>
<td>223</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">23</td>
<td width="63%">MUFG Bank Turkey A.Ş.</td>
<td>1</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">24</td>
<td width="63%">Odea Bank A.Ş.</td>
<td>47</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">25</td>
<td width="63%">QNB Finansbank A.Ş.</td>
<td>542</td>
<td width="12%">1</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">26</td>
<td width="63%">Rabobank A.Ş.</td>
<td>1</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">27</td>
<td width="63%">Turkland Bank A.Ş.</td>
<td>22</td>
<td width="12%">0</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%">28</td>
<td width="63%">Türkiye Garanti Bankası A.Ş.</td>
<td>918</td>
<td width="12%">8</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%"><strong>28</strong></td>
<td width="63%"><strong>Toplam Mevduat Bankası Sayısı</strong></td>
<td><strong>10265</strong></td>
<td width="12%"><strong>70</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Türkiye’de bankacılık sektörü, Türkiye ekonomisinin finansal sisteminin bel kemiğidir. Son 30 yılda, BDDK’nın kurulması ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası&#8217;nın hükümetten bağımsızlığının artırılması gibi çeşitli yapısal ve örgütsel reformlar yapılmıştır. En son 2001 yılında ortaya çıkan ve birçok bankanın da batmasına neden olan krizden alınan dersler ve alınan önlemler sayesinde Türkiye’de bankacılık sistemi ve bankaların rasyoları güçlendirilmiştir. Özellikle bu tarihten itibaren, bankacılık sektöründe birtakım düzenlemelerle beraber bankacılık sektöründe denetimin artması ve risk yönetimine ağırlık verilmesi gibi konular artık oldukça önemsenen önemli ve izlenmesi gereken görülen başlıca kriterler halini almıştır.</p>
<p>Her ne kadar takipteki kredi ve alacaklar bankaların kârlılıklarını ve performanslarını olumsuz olarak etkilese de Türkiye’de uzun yıllardır bankacılık sektörü kurumsal vergi rekortmenleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Dolayısıyla artan takipteki krediler bankaların kârlılıklarını azalttığı ve bankaları kredi vermede daha çekingen davranmaya ittiği için aslında kredi maliyetlerini de arttıran bir unsur olarak bankaları etkilediği ve kredi maliyetlerini arttırdığı söylenebilir.</p>
<p>Takipteki krediler nedeniyle kârlılıkları azalan bankalar bu azalmayı telafi etmek amacıyla kredi faizlerini yükseltme eğilimi içerisine girebilirler. Bu durum finansal piyasaları ve reel ekonomiyi etkileyen bir olumsuz bir faktör olarak kendini gösterebilir.</p>
<p><em>Şekil 1</em>’de Türkiye’deki bankaların 1996 ve 2018 yılları arasındaki brüt takipteki kredilerin toplam kredi ve alacaklar rakamına oranı yıllar itibarıyla verilmiştir.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10984" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Yörünge_Grafik_Eko-0021ai.jpg" alt="" width="1000" height="429" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Yörünge_Grafik_Eko-0021ai.jpg 1000w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Yörünge_Grafik_Eko-0021ai-300x129.jpg 300w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Yörünge_Grafik_Eko-0021ai-768x329.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></p>
<p>Şekilden de anlaşılacağı üzere, 1996 yılında %2 seviyelerinde olan takipteki kredi oranı sonraki yıllarda artmaya başlamış ve krizin ortaya çıktığı yıl olan 2001 yılında %37,4 gibi çok yüksek bir orana ulaşmıştır.&nbsp; Yani verilen her yüz birim kredinin yaklaşık 38’i geri ödenemez duruma gelmiştir. Bu durum o yıl bankacılık sektörü ve ülke ekonomisi için çok ciddi bir sıkıntıya işaret etmektedir.</p>
<p>Kriz sonrası yıllarda 2007 yılına kadar takipteki kredilerin toplam kredi ve alacaklar içerisindeki payının azaldığı görülmektedir. 2008 yılında ortaya çıkan küresel finans krizinin etkisiyle 2009 yılında ekonominin %4,7 küçülmesinin de etkisi ile takipteki kredilerin %5,2 oranına yükseldiği görülüyor.</p>
<p>2001 yılında %37,4 gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşan takipteki kredilerin oranı son yıllarda ciddi anlamda azalarak 2017 yılında %3 ve 2018 yılında ekonomide yaşanan kur ve faiz artışına bağlı ortaya çıkan ekonomik yavaşlamanın etkisiyle biraz artarak %3,9 seviyelerine yükseldiği görülmektedir.</p>
<p>Fakat genel olarak bakıldığında ve yıllar itibarıyla takipteki kredilerin oranında ortaya çıkan azalış dikkate alındığında, 2001 yılında Türkiye’de yaşanan bankacılık krizi sonrasında Türk bankacılık sektöründe yapılan düzenleme ve yapısal reformların oldukça faydalı olduğu söylenebilir. Türkiye ekonomisinin %4,7 küçülmesine neden olan 2009 küresel finans krizinde dahi takipteki kredi oranlarının %5,2 seviyelerinde kalması aslında buna işaret etmektedir.</p>
<p>Grafikte görüldüğü üzere Türkiye’de 2017 yılından itibaren takipteki kredi oranlarında bir artış olduğu görülmektedir. Komşumuz Yunanistan&#8217;da takipteki kredilerin oranı 2017 yılında %25 seviyelerindeyken İtalya&#8217;da takipteki kredilerin oranı yaklaşık %15, Portekiz&#8217;de ise yaklaşık %13 olarak gerçekleşmiştir. Avrupa ülkelerinin takipteki kredi ortalamasına baktığımızda ise bu oranın yaklaşık %7 seviyelerinde olduğunu görmekteyiz.</p>
<p>2016 yılında Türkiye’de %3,3 olan takipteki kredi oranı bugün %4 seviyelerini geçti. Dolayısıyla Türkiye’deki takipteki kredi oranının AB ülkelerine kıyasla daha düşük olduğu ve çok büyük riskler taşımadığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörünün sağlıklı, verimli bir şekilde yoluna devam edebilmesi açısından düşük olsa bile son dönemdeki artışa dikkat edilmelidir. Daha çok döviz kurundaki artışın neden olduğu takipteki kredilerdeki bu artışı önemsemek ve gerekli önlemleri almak hem bankalar hem de ülkemiz açısından oldukça önemlidir.</p>
<p><strong>Öğr. Gör. Abdulmuttalip PİLATİN</strong></p>
<p><strong>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/takipteki-alacaklardaki-asiri-artisin-sonuclari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Takipteki Krediler Ne Durumda?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/takipteki-krediler-ne-durumda-2/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/takipteki-krediler-ne-durumda-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jun 2019 13:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[Kredi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11207</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de anapara ve faiz ödemeleri 90 gün ve daha fazla gecikmiş olan kredi ve diğer alacaklar bankalar açısından batık krediler veya donuk krediler (tahsil edilemeyen alacaklar) arasında sınıflandırılır. Anaparanın ve faizin ya da her ikisinin tahsili, ödenmesi gereken tarihten itibaren doksan günden daha fazla gecikmesi durumunda bu alacaklar tahsil edilemeyen alacak olarak kaydedilir. Bankalar açısından tahsil edilemeyen alacaklar için 90 günlük gecikme süresi sınırı genel olarak dünyada kabul görmüştür. Türkiye’de, bir kredinin sorunlu krediye dönüşmesinin şartlarını net bir şekilde açıklığa kavuşturulması amacıyla Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK) 2001 yılında Resmi Gazete’de, &#8220;Bankalarca Karşılık Ayrılacak Kredilerin ve diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Esas ve Usuller Hakkında&#8221; adlı yönetmenlik yayınlamıştır. Bu yönetmeliğe göre, donuk krediler üç grup halinde incelenir. Birincisi yani üçüncü grup krediler (tahsil imkânı sınırlı krediler ve diğer alacaklar), borçlunun verdiği teminatların, borcun vadesi geldiğinde ödenmesinde yetersiz kaldığı veya kredinin anapara ya da faizinin veyahut her ikisinin ödenmesi gereken tarihten 90 günden fazla geçtiği halde ödenmemiş olan kredi ve diğer alacaklardan oluşur. İkincisi olan dördüncü grup krediler (tahsil imkânı şüpheli krediler ve diğer alacaklar), normal şartlarda artık geri ödenmesi veya tasfiyesi mümkün olmayan ya da kredinin anapara veya faizinin veyahut her ikisinin ödenmesi gereken tarihten itibaren &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de anapara ve faiz ödemeleri 90 gün ve daha fazla gecikmiş olan kredi ve diğer alacaklar bankalar açısından batık krediler veya donuk krediler (tahsil edilemeyen alacaklar) arasında sınıflandırılır. Anaparanın ve faizin ya da her ikisinin tahsili, ödenmesi gereken tarihten itibaren doksan günden daha fazla gecikmesi durumunda bu alacaklar tahsil edilemeyen alacak olarak kaydedilir. Bankalar açısından tahsil edilemeyen alacaklar için 90 günlük gecikme süresi sınırı genel olarak dünyada kabul görmüştür.</p>
<p>Türkiye’de, bir kredinin sorunlu krediye dönüşmesinin şartlarını net bir şekilde açıklığa kavuşturulması amacıyla Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK) 2001 yılında Resmi Gazete’de, &#8220;Bankalarca Karşılık Ayrılacak Kredilerin ve diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Esas ve Usuller Hakkında&#8221; adlı yönetmenlik yayınlamıştır. Bu yönetmeliğe göre, donuk krediler üç grup halinde incelenir.</p>
<p>Birincisi yani üçüncü grup krediler (tahsil imkânı sınırlı krediler ve diğer alacaklar), borçlunun verdiği teminatların, borcun vadesi geldiğinde ödenmesinde yetersiz kaldığı veya kredinin anapara ya da faizinin veyahut her ikisinin ödenmesi gereken tarihten 90 günden fazla geçtiği halde ödenmemiş olan kredi ve diğer alacaklardan oluşur.</p>
<p>İkincisi olan dördüncü grup krediler (tahsil imkânı şüpheli krediler ve diğer alacaklar), normal şartlarda artık geri ödenmesi veya tasfiyesi mümkün olmayan ya da kredinin anapara veya faizinin veyahut her ikisinin ödenmesi gereken tarihten itibaren 180 günden fazla geçtiği halde ödenmemiş olan kredilerden oluşur.</p>
<p>Üçüncüsü ise beşinci grup krediler (zarar niteliğindeki krediler ve diğer alacaklar), tahsil imkânının artık mümkün olmadığı düşünülen veya anapara veya faizinin veyahut her ikisinin ödenmesi gereken tarihten veya vadesinden bir yıldan daha fazla bir zaman geçmesine rağmen hâlâ ödenmemiş kredi ve diğer alacaklardan oluşur.</p>
<p>Bu üç grupta yer alan krediler takipteki krediler olarak kayıt edilmektedir. Bu kredilerin toplam krediler içerisindeki payının artması ekonomide bir sıkıntının olduğunun ve fonların piyasalara etkin bir şekilde kanalize edilemediğinin bir göstergesi olarak algılanmaktadır.</p>
<p>Etkin, iyi işleyen bir bankacılık sistemi ve finansal sistemin kurulabilmesi için ülke ekonomisinin büyümesini ve gelişmesini destekleme açısından tasarrufların bankalar aracılığı ile etkin ve verimli bir şekilde yatırımlara kanalize edilebilmesi gerekir.</p>
<p>Bankalar bu işlemi yerine getirirken eğer bu dengeyi iyi bir şekilde kuramaz, daha riskli müşterilere borç vermeye başlar ve bu durumu etkili bir şekilde yönetemezlerse geri ödenmeyen kredilerin oranı artar. Artan takipteki krediler hem bankacılık sektörünü hem finansal işleyişi hem de ülkenin ekonomik gidişatını olumsuz yönde etkiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Takipteki Alacaklardaki Aşırı Artışın Sonuçları</strong></p>
<p>Son dönemde dünyada bankaların tahsil edilemeyen alacakları önem kazandı. Çünkü bankaların takipteki alacaklarındaki artış bankacılık sisteminde ortaya çıkabilecek tehlikeli bir durumun öncesindeki önemli bir belirti olarak görülmeye başlandı.</p>
<p>Özellikle 2008 küresel finans krizinin göze çarpan bir özelliği de bankaların bilançolarında yer alan takipteki alacakların oransal olarak artmasıydı. Bankacılık sektörünün takipteki alacaklarındaki bu artışlar, bankaları önemli kredi riskleri ile karşı karşıya bırakmaktaydı.</p>
<p>Ayrıca takipteki alacaklardaki artış, bankaların yeni kredi sağlama ve şirketleri fonlama yeteneğini de azaltmakta ve dolayısıyla genel ekonomik gidişat üzerinde de olumsuz durumların ortaya çıkmasına neden olabilmekteydi.</p>
<p>Dolayısıyla takipteki alacaklardaki aşırı artışın olası bir bankacılık krizinin başlangıcını işaret etmesi bakımından bir belirti olarak kullanılabilir. Aynı zamanda bir ekonomideki finansal kırılganlığı test etmek için de takipteki alacaklar kullanılmaktadır. 2008 krizi öncesinde ABD’de üzerinde hiç akademik bir çalışma bile yapılmamış olan takipteki krediler maalesef 2008 yılında önce ABD’nin sonra da tüm dünyanın başına önemli ekonomik sıkıntılar açmıştır.</p>
<p>Bankalar açısından takipteki kredilerin negatif etkilerinden biri de bankaların kârlılığını düşürmesidir. Bankanın 90 günden fazla gecikmiş alacakları artık karşılık ayrılarak takipteki kredilere aktarılır. Bu durum takipteki kredilerin banka tarafından yazılmasına neden olur ve bu oran arttıkça bankanın kârlılığı azalmaya başlar.</p>
<p>Bunun yanında takipteki kredilerin artması nedeniyle bankanın aktif kalitesi de bozulmaya başlar. Dolayısıyla bankanın kredibilitesi de azalır. Bankaların artan takipteki kredileri diğer taraftan bankanın likidite riskinin de artmasına neden olur. Vadesi gelince ödeme yapması beklenen müşteri tarafından ödeme yapılamaması durumunda bankanın bütün nakit akışı bu durumdan olumsuz yönde etkilenir. O nedenle takipteki kredilerin kontrol altında tutulması ekonomiler açısından büyük önem taşır.</p>
<p><strong>Öğr. Gör. Abdulmuttalip PİLATİN</strong></p>
<p><strong>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/takipteki-krediler-ne-durumda-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Takipteki Krediler Ne Durumda?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/takipteki-krediler-ne-durumda/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/takipteki-krediler-ne-durumda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Abdulmuttalip Pilatin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jun 2019 12:08:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Banka]]></category>
		<category><![CDATA[Faiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kredi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10958</guid>

					<description><![CDATA[Takipteki krediler, bankaların müşterilerine kullandırdığı fakat vadesi gelmesine ve üzerinden zaman geçmesine rağmen ödenmeyen kredilerden oluşur. Takipteki kredilerin yıllar itibariyle izlediği seyir bize ekonominin gidişatı hakkında genel olarak bilgi verir. Türkiye’de anapara ve faiz ödemeleri 90 gün ve daha fazla gecikmiş olan kredi ve diğer alacaklar bankalar açısından batık krediler veya donuk krediler (tahsil edilemeyen alacaklar) arasında sınıflandırılır. Anaparanın ve faizin ya da her ikisinin tahsili, ödenmesi gereken tarihten itibaren doksan günden daha fazla gecikmesi durumunda bu alacaklar tahsil edilemeyen alacak olarak kaydedilir. Bankalar açısından tahsil edilemeyen alacaklar için 90 günlük gecikme süresi sınırı genel olarak dünyada kabul görmüştür. Türkiye’de, bir kredinin sorunlu krediye dönüşmesinin şartlarını net bir şekilde açıklığa kavuşturulması amacıyla Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK) 2001 yılında Resmi Gazete’de, “Bankalarca Karşılık Ayrılacak Kredilerin ve diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Esas ve Usuller Hakkında” adlı yönetmenlik yayınlamıştır. Bu yönetmeliğe göre, donuk krediler üç grup halinde incelenir. Birincisi yani üçüncü grup krediler (tahsil imkânı sınırlı krediler ve diğer alacaklar), borçlunun verdiği teminatların, borcun vadesi geldiğinde ödenmesinde yetersiz kaldığı veya kredinin anapara ya da faizinin veyahut her ikisinin ödenmesi gereken tarihten 90 günden fazla geçtiği halde ödenmemiş olan kredi ve diğer alacaklardan oluşur. İkincisi olan dördüncü grup &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1"><b>Takipteki krediler, bankaların müşterilerine kullandırdığı fakat vadesi gelmesine ve üzerinden zaman geçmesine rağmen ödenmeyen kredilerden oluşur. Takipteki kredilerin yıllar itibariyle izlediği seyir bize ekonominin gidişatı hakkında genel olarak bilgi verir.</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’de anapara ve faiz ödemeleri 90 gün ve daha fazla gecikmiş olan kredi ve diğer alacaklar bankalar açısından batık krediler veya donuk krediler (tahsil edilemeyen alacaklar) arasında sınıflandırılır. Anaparanın ve faizin ya da her ikisinin tahsili, ödenmesi gereken tarihten itibaren doksan günden daha fazla gecikmesi durumunda bu alacaklar tahsil edilemeyen alacak olarak kaydedilir. Bankalar açısından tahsil edilemeyen alacaklar için 90 günlük gecikme süresi sınırı genel olarak dünyada kabul görmüştür. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’de, bir kredinin sorunlu krediye dönüşmesinin şartlarını net bir şekilde açıklığa kavuşturulması amacıyla Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK) 2001 yılında Resmi Gazete’de, “Bankalarca Karşılık Ayrılacak Kredilerin ve diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Esas ve Usuller Hakkında” adlı yönetmenlik yayınlamıştır. Bu yönetmeliğe göre, donuk krediler üç grup halinde incelenir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Birincisi yani üçüncü grup krediler (tahsil imkânı sınırlı krediler ve diğer alacaklar), borçlunun verdiği teminatların, borcun vadesi geldiğinde ödenmesinde yetersiz kaldığı veya kredinin anapara ya da faizinin veyahut her ikisinin ödenmesi gereken tarihten 90 günden fazla geçtiği halde ödenmemiş olan kredi ve diğer alacaklardan oluşur.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İkincisi olan dördüncü grup krediler (tahsil imkânı şüpheli krediler ve diğer alacaklar), normal şartlarda artık geri ödenmesi veya tasfiyesi mümkün olmayan ya da kredinin anapara veya faizinin veyahut her ikisinin ödenmesi gereken tarihten itibaren 180 günden fazla geçtiği halde ödenmemiş olan kredilerden oluşur. Üçüncüsü ise beşinci grup krediler (zarar niteliğindeki krediler ve diğer alacaklar), tahsil imkânının artık mümkün olmadığı düşünülen veya anapara veya faizinin veyahut her ikisinin ödenmesi gereken tarihten veya vadesinden bir yıldan daha fazla bir zaman geçmesine rağmen hâlâ ödenmemiş kredi ve diğer alacaklardan oluşur.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu üç grupta yer alan krediler takipteki krediler olarak kayıt edilmektedir. Bu kredilerin toplam krediler içerisindeki payının artması ekonomide bir sıkıntının olduğunun ve fonların piyasalara etkin bir şekilde kanalize edilemediğinin bir göstergesi olarak algılanmaktadır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Etkin, iyi işleyen bir bankacılık sistemi ve finansal sistemin kurulabilmesi için ülke ekonomisinin büyümesini ve gelişmesini destekleme açısından tasarrufların bankalar aracılığı ile etkin ve verimli bir şekilde yatırımlara kanalize edilebilmesi gerekir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bankalar bu işlemi yerine getirirken eğer bu dengeyi iyi bir şekilde kuramaz, daha riskli müşterilere borç vermeye başlar ve bu durumu etkili bir şekilde yönetemezlerse geri ödenmeyen kredilerin oranı artar. Artan takipteki krediler hem bankacılık sektörünü hem finansal işleyişi hem de ülkenin ekonomik gidişatını olumsuz yönde etkiler.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>Takipteki Alacaklardaki Aşırı Artışın Sonuçları</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Son dönemde dünyada bankaların tahsil edilemeyen alacakları önem kazandı. Çünkü bankaların takipteki alacaklarındaki artış bankacılık sisteminde ortaya çıkabilecek tehlikeli bir durumun öncesindeki önemli bir belirti olarak görülmeye başlandı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Özellikle 2008 küresel finans krizinin göze çarpan bir özelliği de bankaların bilançolarında yer alan takipteki alacakların oransal olarak artmasıydı. Bankacılık sektörünün takipteki alacaklarındaki bu artışlar, bankaları önemli kredi riskleri ile karşı karşıya bırakmaktaydı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ayrıca takipteki alacaklardaki artış, bankaların yeni kredi sağlama ve şirketleri fonlama yeteneğini de azaltmakta ve dolayısıyla genel ekonomik gidişat üzerinde de olumsuz durumların ortaya çıkmasına neden olabilmekteydi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dolayısıyla takipteki alacaklardaki aşırı artışın olası bir bankacılık krizinin başlangıcını işaret etmesi bakımından bir belirti olarak kullanılabilir. Aynı zamanda bir ekonomideki finansal kırılganlığı test etmek için de takipteki alacaklar kullanılmaktadır. 2008 krizi öncesinde ABD’de üzerinde hiç akademik bir çalışma bile yapılmamış olan takipteki krediler maalesef 2008 yılında önce ABD’nin sonra da tüm dünyanın başına önemli ekonomik sıkıntılar açmıştır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bankalar açısından takipteki kredilerin negatif etkilerinden biri de bankaların kârlılığını düşürmesidir. Bankanın 90 günden fazla gecikmiş alacakları artık karşılık ayrılarak takipteki kredilere aktarılır. Bu durum takipteki kredilerin banka tarafından yazılmasına neden olur ve bu oran arttıkça bankanın kârlılığı azalmaya başlar. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bunun yanında takipteki kredilerin artması nedeniyle bankanın aktif kalitesi de bozulmaya başlar. Dolayısıyla bankanın kredibilitesi de azalır. Bankaların artan takipteki kredileri diğer taraftan bankanın likidite riskinin de artmasına neden olur. Vadesi gelince ödeme yapması beklenen müşteri tarafından ödeme yapılamaması durumunda bankanın bütün nakit akışı bu durumdan olumsuz yönde etkilenir. O nedenle takipteki kredilerin kontrol altında tutulması ekonomiler açısından büyük önem taşır.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-10983 alignnone" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Screen-Shot-2019-06-01-at-12.58.12.png" alt="" width="500" height="464" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Screen-Shot-2019-06-01-at-12.58.12.png 844w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Screen-Shot-2019-06-01-at-12.58.12-300x278.png 300w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Screen-Shot-2019-06-01-at-12.58.12-768x712.png 768w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Türkiye’deki Durum</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu noktada Türkiye’de faaliyet gösteren 3 kamu sermayeli mevduat bankası, 8 özel sermayeli mevduat bankası ve 10 Türkiye’de kurulmuş yabancı sermayeli mevduat bankası olmak üzere toplam 21 önemli bankanın takipteki kredi oranlarında son dönemde az da olsa bir yükselme oldu. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’de bankacılık sektörü, Türkiye ekonomisinin finansal sisteminin bel kemiğidir. Son 30 yılda, BDDK’nın kurulması ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın hükümetten bağımsızlığının artırılması gibi çeşitli yapısal ve örgütsel reformlar yapılmıştır. En son 2001 yılında ortaya çıkan ve birçok bankanın da batmasına neden olan krizden alınan dersler ve alınan önlemler sayesinde Türkiye’de bankacılık sistemi ve bankaların rasyoları güçlendirilmiştir. Özellikle bu tarihten itibaren, bankacılık sektöründe birtakım düzenlemelerle beraber bankacılık sektöründe denetimin artması ve risk yönetimine ağırlık verilmesi gibi konular artık oldukça önemsenen önemli ve izlenmesi gereken görülen başlıca kriterler halini almıştır. Her ne kadar takipteki kredi ve alacaklar bankaların kârlılıklarını ve performanslarını olumsuz olarak etkilese de Türkiye’de uzun yıllardır bankacılık sektörü kurumsal vergi rekortmenleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Dolayısıyla artan takipteki krediler bankaların kârlılıklarını azalttığı ve bankaları kredi vermede daha çekingen davranmaya ittiği için aslında kredi maliyetlerini de arttıran bir unsur olarak bankaları etkilediği ve kredi maliyetlerini arttırdığı söylenebilir.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-10984 alignnone" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Yörünge_Grafik_Eko-0021ai.jpg" alt="" width="501" height="215" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Yörünge_Grafik_Eko-0021ai.jpg 1000w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Yörünge_Grafik_Eko-0021ai-300x129.jpg 300w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Yörünge_Grafik_Eko-0021ai-768x329.jpg 768w" sizes="(max-width: 501px) 100vw, 501px" /></p>
<p class="p1"><span class="s1">Takipteki krediler nedeniyle kârlılıkları azalan bankalar bu azalmayı telafi etmek amacıyla kredi faizlerini yükseltme eğilimi içerisine girebilirler. Bu durum finansal piyasaları ve reel ekonomiyi etkileyen bir olumsuz bir faktör olarak kendini gösterebilir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Şekil 1’de Türkiye’deki bankaların 1996 ve 2018 yılları arasındaki brüt takipteki kredilerin toplam kredi ve alacaklar rakamına oranı yıllar itibarıyla verilmiştir. Şekilden de anlaşılacağı üzere, 1996 yılında %2 seviyelerinde olan takipteki kredi oranı sonraki yıllarda artmaya başlamış ve krizin ortaya çıktığı yıl olan 2001 yılında %37,4 gibi çok yüksek bir orana ulaşmıştır.<span class="Apple-converted-space">  </span>Yani verilen her yüz birim kredinin yaklaşık 38’i geri ödenemez duruma gelmiştir. Bu durum o yıl bankacılık sektörü ve ülke ekonomisi için çok ciddi bir sıkıntıya işaret etmektedir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kriz sonrası yıllarda 2007 yılına kadar takipteki kredilerin toplam kredi ve alacaklar içerisindeki payının azaldığı görülmektedir. 2008 yılında ortaya çıkan küresel finans krizinin etkisiyle 2009 yılında ekonominin %4,7 küçülmesinin de etkisi ile takipteki kredilerin %5,2 oranına yükseldiği görülüyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">2001 yılında %37,4 gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşan takipteki kredilerin oranı son yıllarda ciddi anlamda azalarak 2017 yılında %3 ve 2018 yılında ekonomide yaşanan kur ve faiz artışına bağlı ortaya çıkan ekonomik yavaşlamanın etkisiyle biraz artarak %3,9 seviyelerine yükseldiği görülmektedir. Fakat genel olarak bakıldığında ve yıllar itibarıyla takipteki kredilerin oranında ortaya çıkan azalış dikkate alındığında, 2001 yılında Türkiye’de yaşanan bankacılık krizi sonrasında Türk bankacılık sektöründe yapılan düzenleme ve yapısal reformların oldukça faydalı olduğu söylenebilir. Türkiye ekonomisinin %4,7 küçülmesine neden olan 2009 küresel finans krizinde dahi takipteki kredi oranlarının %5,2 seviyelerinde kalması aslında buna işaret etmektedir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Grafikte görüldüğü üzere Türkiye’de 2017 yılından itibaren takipteki kredi oranlarında bir artış olduğu görülmektedir. Komşumuz Yunanistan’da takipteki kredilerin oranı 2017 yılında %25 seviyelerindeyken İtalya’da takipteki kredilerin oranı yaklaşık %15, Portekiz’de ise yaklaşık %13 olarak gerçekleşmiştir. Avrupa ülkelerinin takipteki kredi ortalamasına baktığımızda ise bu oranın yaklaşık %7 seviyelerinde olduğunu görmekteyiz. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">2016 yılında Türkiye’de %3,3 olan takipteki kredi oranı bugün %4 seviyelerini geçti. Dolayısıyla Türkiye’deki takipteki kredi oranının AB ülkelerine kıyasla daha düşük olduğu ve çok büyük riskler taşımadığı anlaşılmaktadır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörünün sağlıklı, verimli bir şekilde yoluna devam edebilmesi açısından düşük olsa bile son dönemdeki artışa dikkat edilmelidir. Daha çok döviz kurundaki artışın neden olduğu takipteki kredilerdeki bu artışı önemsemek ve gerekli önlemleri almak hem bankalar hem de ülkemiz açısından oldukça önemlidir. </span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/takipteki-krediler-ne-durumda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
