<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kötülük &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/kotuluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Sep 2022 07:10:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>kötülük &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ahmet Altan ve Amin Maalouf</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ahmet-altan-ve-amin-maluf/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ahmet-altan-ve-amin-maluf/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gündüz Demirhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2022 12:18:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[fesat]]></category>
		<category><![CDATA[fitne]]></category>
		<category><![CDATA[kötülük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18448</guid>

					<description><![CDATA[Bir kötülüğü yapmaktan daha kötü bir şey varsa, toplumda o kötülüğü meşru görüp yaymaktır. Kötü ile kötülük ve iyi ile iyilik aynı değildir. Bir kişi iyilik yapınca iyilik ile eşdeğer görülebilir ama kötülük yapınca kötülük ile eşdeğer görülmez. Ancak burada da ince bir tanımlama çizgisi vardır. Kötülük yapan kişi, kötülüğü savunuyor, meşrulaştırıyor ve pişmanlıktan uzak bir şekilde vicdani anlamda bir sorumluluk hissetmiyorsa, kalbi mühürlenmişler sınıfına girer, esfeli safilindir, tövbe kapısı o şahıs için kapanmamışsa da kötülükten daha kötüdür; kötülüğü temsilciliğinde şeytandan da daha aşağıdadır. Günümüzden popüler bir misal; bu yukarıdaki tanıma Fetullah Gülen&#8217;i dahil edebilirsiniz. Mesela Ahmet Altan gibi bir anneye şehvetle bakmayı meşru gören biri de, kötülüğün temsilciliğinde şeytandan daha aşağılıktır. Ahmet Altan hakında çok yazdım… Oğlu, Türk televizyon tarihinde ilk defa &#8220;FETÖ&#8221; ifadesi Defne Joy&#8217;un cinayetine sebebiyet vermekle suçlanıyordu. Ne yaptı? Öleni aşağılayarak oğlunun ihmalini savundu. Cinayete sebebiyet veren durumu meşru görerek toplumsal anlamda kötülük yayıcısı oldu. Ahmet Altan yazılarını çok güzel ve etkileyici bulanların bilmesi gereken bir konu da, büyük çoğunluğunun uyarlama ve çalıntı olduğudur. Hatta Amin Maalouf&#8217;un bir çok yazısının altına da olduğu gibi ismini yazan bir hırsızdır. Bu nedenle her haliyle kötülükten ve şeytandan daha aşağılık bir kötü olduğunu net olarak söylemek mümkündür. Ben bu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir kötülüğü yapmaktan daha kötü bir şey varsa, toplumda o kötülüğü meşru görüp yaymaktır.</p>



<p>Kötü ile kötülük ve iyi ile iyilik aynı değildir.</p>



<p>Bir kişi iyilik yapınca iyilik ile eşdeğer görülebilir ama kötülük yapınca kötülük ile eşdeğer görülmez. Ancak burada da ince bir tanımlama çizgisi vardır. Kötülük yapan kişi, kötülüğü savunuyor, meşrulaştırıyor ve pişmanlıktan uzak bir şekilde vicdani anlamda bir sorumluluk hissetmiyorsa, kalbi mühürlenmişler sınıfına girer, esfeli safilindir, tövbe kapısı o şahıs için kapanmamışsa da kötülükten daha kötüdür; kötülüğü temsilciliğinde şeytandan da daha aşağıdadır.</p>



<p>Günümüzden popüler bir misal; bu yukarıdaki tanıma Fetullah Gülen&#8217;i dahil edebilirsiniz.</p>



<p>Mesela Ahmet Altan gibi bir anneye şehvetle bakmayı meşru gören biri de, kötülüğün temsilciliğinde şeytandan daha aşağılıktır. Ahmet Altan hakında çok yazdım… Oğlu, Türk televizyon tarihinde ilk defa &#8220;FETÖ&#8221; ifadesi Defne Joy&#8217;un cinayetine sebebiyet vermekle suçlanıyordu. Ne yaptı? Öleni aşağılayarak oğlunun ihmalini savundu. Cinayete sebebiyet veren durumu meşru görerek toplumsal anlamda kötülük yayıcısı oldu. Ahmet Altan yazılarını çok güzel ve etkileyici bulanların bilmesi gereken bir konu da, büyük çoğunluğunun uyarlama ve çalıntı olduğudur. Hatta Amin Maalouf&#8217;un bir çok yazısının altına da olduğu gibi ismini yazan bir hırsızdır. Bu nedenle her haliyle kötülükten ve şeytandan daha aşağılık bir kötü olduğunu net olarak söylemek mümkündür.</p>



<p>Ben bu sınıfa Yılmaz Güney&#8217;i de dahil ediyorum… Çünkü kötülüğü yayma noktasında, toplumda kilit bir yeri var. Başta bir çok milli ve mütedeyyin insan tarafından seviliyor olması da bu konuyu gündemime almama sebep oldu. Gerçekten tanıyınca iğrenilecek derece aşağılık bir şahsiyet olduğunu biliyorum.</p>



<p>Yılmaz Güney hakkında duyduklarımın elbette bir kısmı medya kaynaklı olsa da, borsacılık ve sonrasında da reklam prodüksiyon işi yaptığım sırada öğrendiklerim ve duyduklarım da bu kanaatin oluşmasında yer aldı.</p>



<p>Yılmaz Güney her şeyden önce bir katildir. Bu devletin bir savcısını vurmuştur… Mahkemede inkar etse de, daha sonra kafayı bulunca bunu gururla anlatan aşağılık bir katildir hem de.</p>



<p>Yılmaz Güney beraber olduğu ve kendisine işi düşen bir çok kadının ifadesine göre aynı zamanda aşağılık bir de tecavüzcüdür.</p>



<p>Yılmaz Güney, sektörde başka yapımcıların ve yönetmenlerin emeğine el koyabilen bir hırsız ve bir gaspçıdır. Bunun çok uzun hikayeleri var, tehdit ve şantaj ile sektörde iş yapabilecek bir çok insanın ekmeğine konmuştur.</p>



<p>Yılmaz Güney, Fransızlar kendisinden istedi diye Türkiye aleyhine film yapabilecek kadar Türkiye düşmanı satılık bir şahıstır.</p>



<p>Yılmaz Güney Kürtçü bir faşisttir, PKK&#8217;lıdır. Paris&#8217;te Frana desteği ile kurduğu Kürt Enstitüsünde yaptığı bir konuşmada &#8220;Kürt halkının sömürülmektedir, özgür ve bağımsız Kürdistan istiyoruz&#8221; diye milleti galeyana getirmeye çalışan bir haindir.</p>



<p>Bu iddialarımın her birini uzun misallerle anlatabilirim.</p>



<p>Ne kadar homoseksüel Fetoş seven varsa benden uzak durması gerektiği gibi, daha bir çok isim olsa da, yukarıda bahsettiğim şahıslardan Ahmet Altan ve Yılmaz Güney sevenlerin de benden uzak durması gerekmektedir.</p>



<p>Bilmeyenlere duyurulur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ahmet-altan-ve-amin-maluf/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kötülükle/Günahla Mücadelede Tek Yöntem Dayatılamaz -Musa ve Harun Nebi Örnekleri-</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kotulukle-gunahla-mucadelede-tek-yontem-dayatilamaz-musa-ve-harun-nebi-ornekleri/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kotulukle-gunahla-mucadelede-tek-yontem-dayatilamaz-musa-ve-harun-nebi-ornekleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jun 2022 12:55:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Harun]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Musa]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[kötülük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18319</guid>

					<description><![CDATA[Hikmet[li davranış]&#160; en çok müminlere yakışır, çünkü onlar [kitap ve hikmet verilen] nebi-resulleri takip ederler, en azından bunun iddiasını güderler. O halde dinin günah olarak nitelediği kötülüklerle mücadele konusunda da onları örnek almalıdırlar, bunu yaptıkları takdirde tek tip mücadele yönteminin bulunmadığını, yöntemlerin şartlara ve muhataplara göre değişebileceğini, fıtratlara bağlı olarak yöntemlerin de farklılaşabileceğini görürler. Bunun en somut örneğini Musa ve Harun nebide görüyoruz, şöyle ki; Musa ve Harun [as], ikisi de Allah’ın kitap ve hikmet verdiği nebilerdendir [6/89,90;20/94; 37/114-117],&#160; ikisi de bize örnek gösterilmiş ve örnek alabilelim diye kıssa edilmiş. Gördüğümüz şu ki,&#160; bu iki nebi tanık oldukları bir olaya farklı tepkiler veriyorlar, yani fıtratlarına bağlı olarak mücadele yöntemleri de farklı oluyor. İkisi de kötülükle mücadele ediyor [ki asıl olan budur] ama yöntemleri farklı oluyor. Üstelik bu durum en büyük günah için[4/116], Allah’ın asla bağışlamayacağım dediği yegâne günah olan şirk için böyle oluyor. Ama Allah her iki nebinin de mücadelesini, yaklaşımını bize naklediyor, birini kıssa edip diğerini gizlemiyor. Neden? Çünkü tüm insanlar gibi bu iki nebi de farklı fıtratlara sahipler,&#160; fıtratlarına göre hareket ediyorlar ve Allah da bunu [bu farklılığı] caiz görüyor da ondan, bir nebinin yöntemini haklı/doğru, diğerini hatalı ilan etmiyor, ikisini de naklediyor. Musa daha duygusal, heyecanlı ve &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hikmet[li davranış]&nbsp; en çok müminlere yakışır, çünkü onlar [kitap ve hikmet verilen] nebi-resulleri takip ederler, en azından bunun iddiasını güderler. O halde dinin günah olarak nitelediği kötülüklerle mücadele konusunda da onları örnek almalıdırlar, bunu yaptıkları takdirde tek tip mücadele yönteminin bulunmadığını, yöntemlerin şartlara ve muhataplara göre değişebileceğini, fıtratlara bağlı olarak yöntemlerin de farklılaşabileceğini görürler.</p>



<p>Bunun en somut örneğini Musa ve Harun nebide görüyoruz, şöyle ki;</p>



<p>Musa ve Harun [as], ikisi de Allah’ın kitap ve hikmet verdiği nebilerdendir [6/89,90;20/94; 37/114-117],&nbsp; ikisi de bize örnek gösterilmiş ve örnek alabilelim diye kıssa edilmiş.</p>



<p>Gördüğümüz şu ki,&nbsp; bu iki nebi tanık oldukları bir olaya farklı tepkiler veriyorlar, yani fıtratlarına bağlı olarak mücadele yöntemleri de farklı oluyor.</p>



<p>İkisi de kötülükle mücadele ediyor [ki asıl olan budur] ama yöntemleri farklı oluyor. Üstelik bu durum en büyük günah için[4/116], Allah’ın asla bağışlamayacağım dediği yegâne günah olan şirk için böyle oluyor.</p>



<p>Ama Allah her iki nebinin de mücadelesini, yaklaşımını bize naklediyor, birini kıssa edip diğerini gizlemiyor. Neden? Çünkü tüm insanlar gibi bu iki nebi de farklı fıtratlara sahipler,&nbsp; fıtratlarına göre hareket ediyorlar ve Allah da bunu [bu farklılığı] caiz görüyor da ondan, bir nebinin yöntemini haklı/doğru, diğerini hatalı ilan etmiyor, ikisini de naklediyor.</p>



<p>Musa daha duygusal, heyecanlı ve sabırsız (18/71-78;20/92-94), Harun ise daha kontrollü ve soğukkanlı (20/92-94).</p>



<p>Musa fiziksel olarak daha güçlü, tepkisel ve ön planda (20/40,28/15), Harun ise geri planda ama söz ve belagat ustası (26/13;28/34).</p>



<p>Musa fiziksel olarak daha güçlü olmasına rağmen Firavun’a giderken korkuyor ve Harun’un da yanında olmasını istiyor (28/34), çünkü muhtemelen orada daha soğukkanlı ve kontrollü olan Harun’a, onun belagatine ve temkinine ihtiyacı olacak, onu düşünüyor.</p>



<p>Nitekim Rabbimiz de onları Firavun’a gönderirken ‘Ona yumuşak/güzel konuşun’ diyor (20/44).</p>



<p>Adeta Musa’ya ‘sinirlenme, heyecanlanma, sakin ol…!’ mesajını veriyor ve ‘Harun gibi davran!’ diyor [Allahu a&#8217;lem].</p>



<p>Ama buna rağmen Musa ön planda, çünkü yanına gittiklerinde Firavun ‘Ey Musa! Sizin Rabbiniz kim?’ diyor, yani Musa’yı muhatap alıyor (20/49).</p>



<p>Bu iki Nebi arasında fıtratlarından kaynaklanan davranış farkını en briz biçimde şirkle mücadelelerinde görüyoruz; Mesela Harun Samiri’nin şirkine [buzağıdan heykel yapmasına] karşı daha temkinli davranırken (bu heykele açıktan bir müdahalede bulunmazken), Musa bu olaya karşı açıktan tepki gösteriyor (20/92-94). Hatta –tabiri caizse- onu hırpalıyor. Kuşkusuz ikisi de şirkle mücadele ediyor, buna şüphe yok ama Musa Harun’un tavrını yanlış buluyor ve onu ‘emre itaatsizlik (isyan)’ ile suçluyor (20/93).</p>



<p>Ama Allah, özellikle şirk konusunda en ufak bir sürçmede nebilerini hemen ikaz ederken, Harun nebiyi herhangi bir yerde ikaz etmiyor [9/113,114]. Demek ki o da şirkle mücadelesini yapmış ama bunu kendi fıtratına uygun bir şekilde yapmıştır (20/90,91), bunun aksi düşünülemez.</p>



<p>Kısaca Rabbimiz -aynı günaha karşı farklı tepkiler veren- bu iki Nebiyi de bize kıssa ediyor, ‘Musa’nın haklı, Harun’un haksız olduğunu’ bildiren veya ‘Harun’un şirke müsamaha gösterdiğini ima eden’ herhangi bir beyanda bulunmuyor.</p>



<p>Demek ki Musa ve Harun örneğinde olduğu gibi başta şirk olmak üzere zina ve eşcinsellik gibi pek çok güncel günahla mücadele ederken de farklı yöntemler tercih edilebilir. Tek tip yöntem dayatmak ve hikmete aykırı davranışlarda bulunmak doğru değildir.</p>



<p>O halde yapılması gereken şey tek tipten oluşan bir mücadele yöntemini dayatmak değil, şartlara ve muhataplara göre geliştirilen hikmetli yöntemlerle hareket etmektir…</p>



<p>Yani bazen Musa gibi bazen Harun gibi davranmaktır, çünkü ikisi de Nebevi yöntemdir, ikisi de caizdir.</p>



<p>Günümüz koşullarında sizce hangi nebevi yaklaşım daha hikmetli olur? Musa gibi tepkisel ve fiziksel müdahalelere dayalı bir yaklaşım mı yoksa Harun gibi söz ve belagate dayalı bir yaklaşım mı?&nbsp;</p>



<p>Kitap ve hikmet…</p>



<p>Akıl, bilim ve hikmet…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kotulukle-gunahla-mucadelede-tek-yontem-dayatilamaz-musa-ve-harun-nebi-ornekleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
