<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kerim Alastal &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/kerim-alastal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 30 Jun 2018 12:49:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Kerim Alastal &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İşbirlikçi Bir Organizatör: Muhammed Dahlan</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/isbirlikci-bir-organizator-muhammed-dahlan/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/isbirlikci-bir-organizator-muhammed-dahlan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kerim Alastal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jun 2018 21:44:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[10. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşik Arap Emirlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Fetullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[Kerim Alastal]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Dahlan]]></category>
		<category><![CDATA[Temmuz 2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=2288</guid>

					<description><![CDATA[Muhammed Dahlan ve şebekesi, Birleşik Arap Emirlikleri tarafından finanse edilen ve Nilesat uydusundan yayın yapan Kahire merkezli El Gad Televizyonu ve BAE’de bulunan Sky News Arapça ve Al Arabiya gibi medya kuruluşları, 15 Temmuz gecesi Türkiye’deki darbe girişiminin başarılı olduğu ve hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışına kaçtığı gibi asılsız iddialar ortaya attılar. Muhammed Dahlan Kimdir? Muhammed Dahlan, Filistin &#8211; Gazze’nin güneyinde yer alan Han Yunus kentinde mülteci bir ailenin çocuğu olarak 1961 yılında doğdu. İlköğretimi, liseyi ve üniversiteyi Gazze’de okudu. Evli ve 2 çocuk babası olan Dahlan, El-Fetih hareketinin gençlik çalışmalarında yer alarak siyasi hayatına başladı. El-Fetih hareketine mensup olduğu suçlamasıyla 1981-1986 yıllarında işgalci İsrail Dahlan’ı 5 yıl hapsetti. Hapiste geçirdiği sürede İbranice öğrendi. Muhammed Dahlan, 1987 yılında başlayan birinci Filistin İntifadasının önde gelen isimlerinden biri olmuştu. İşgalci İsrail tarafından 1988’de Ürdün’e sürgüne gönderilen Dahlan; Amman, Kahire ve Bağdat’a gitti. Daha sonra Libya ve Tunus’a geçerek Filistin Kurtuluş Örgütü’ne katıldı. Tunus’ta Filistin’in eski devlet başkanı Yaser Arafat ile tanıştı. 1991 yılında Filistin halkının o zamanki resmi temsilcisi olarak tanınan El-Fetih hareketi ile işgalci İsrail arasındaki Madrid barış müzakereleri 1993 yılındaki Oslo anlaşmasıyla nihayete erdi. El-Fetih hareketi için bu anlaşmanın en önemli kazanımları: Gazze şeridini ve Batı Şeria’yı bağımsız &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muhammed Dahlan ve şebekesi, Birleşik Arap Emirlikleri tarafından finanse edilen ve Nilesat uydusundan yayın yapan Kahire merkezli El Gad Televizyonu ve BAE’de bulunan Sky News Arapça ve Al Arabiya gibi medya kuruluşları, 15 Temmuz gecesi Türkiye’deki darbe girişiminin başarılı olduğu ve hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışına kaçtığı gibi asılsız iddialar ortaya attılar.</strong></p>
<p><strong>Muhammed Dahlan Kimdir?</strong></p>
<p>Muhammed Dahlan, Filistin &#8211; Gazze’nin güneyinde yer alan Han Yunus kentinde mülteci bir ailenin çocuğu olarak 1961 yılında doğdu. İlköğretimi, liseyi ve üniversiteyi Gazze’de okudu. Evli ve 2 çocuk babası olan Dahlan, El-Fetih hareketinin gençlik çalışmalarında yer alarak siyasi hayatına başladı. El-Fetih hareketine mensup olduğu suçlamasıyla 1981-1986 yıllarında işgalci İsrail Dahlan’ı 5 yıl hapsetti. Hapiste geçirdiği sürede İbranice öğrendi.</p>
<p>Muhammed Dahlan, 1987 yılında başlayan birinci Filistin İntifadasının önde gelen isimlerinden biri olmuştu. İşgalci İsrail tarafından 1988’de Ürdün’e sürgüne gönderilen Dahlan; Amman, Kahire ve Bağdat’a gitti. Daha sonra Libya ve Tunus’a geçerek Filistin Kurtuluş Örgütü’ne katıldı. Tunus’ta Filistin’in eski devlet başkanı Yaser Arafat ile tanıştı.</p>
<p>1991 yılında Filistin halkının o zamanki resmi temsilcisi olarak tanınan El-Fetih hareketi ile işgalci İsrail arasındaki Madrid barış müzakereleri 1993 yılındaki Oslo anlaşmasıyla nihayete erdi. El-Fetih hareketi için bu anlaşmanın en önemli kazanımları: Gazze şeridini ve Batı Şeria’yı bağımsız bir şekilde yönetmek ve o bölgelerde Filistin yönetimine ait bağımsız bir içişleri bakanlığı kurmak oldu. Dahlan, Filistin İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan ve en önemli birim olan Filistin Önleyici Gücü’nü kurmakla ve yönetmekle görevlendirildi.</p>
<p><strong>Dahlan ve Filistin Direniş Hareketleri</strong></p>
<p>1993’teki Oslo Anlaşması’nın müzakerelerinde Filistin heyetinde yer alan Muhammed Dahlan, 1994 yılında Filistin’e geri döndü. Ardından Gazze’de 20 bin kişiden oluşan Filistin Önleyici Gücü’nü yöneten Dahlan, CIA ve işgalci İsrail istihbarat servisleriyle sürekli temas halindeydi. İşgalci İsrail, ABD ve bazı Arap ülkeleriyle yüksek düzeyde “şüpheli” ilişkiler kurmaya başladı. Ayrıca işgalci İsrail’e karşı direniş gösteren ve Filistin’in topraklarını savunan İslami hareketlere ve başta HAMAS olmak üzere tüm direniş hareketlerine karşı kanlı eylemler ve siyasi hamleler uygulayıp bu hareketlerin faaliyetlerini engelledi. Aynı zamanda bu direniş hareketlerinin üyelerini hapishanede tutmak, caydırmak için işkenceyle sorgulamak gibi faaliyetler yürüttü. Bu kapsamda HAMAS’a mensup olduğu suçlamasıyla Dahlan’ın Önleyici Gücü tarafından yapılan sorgulamalarda onlarca Filistinli hayatını kaybederken onlarcası da sakat kaldı. Dahlan bu girişimleriyle işgalci İsrail’e ve ABD’ye sadık bir dost olurken Filistinlilerin gözünde ise bir hain olarak görülmeye başladı. ABD, İsrail’in Filistin’de arzuladığı neticelere ulaşabilmesi için şartları uygun hale getirmeye çalışıyordu. Bu amaçla hazırladığı bir “Yol Haritası” planı vardı. Ancak bu planın nasıl bir içeriğe sahip olduğu net bir şekilde açıklanmamıştı. Böyle bir planın kademeli şekilde ve İsrail’in işine yarayacak tarzda uygulanabilmesi için Filistin Özerk Yönetimi tarafında yeni bir kadro oluşturulmaya çalışılıyordu.</p>
<p>İşgalci İsrail’in 2005’te Gazze’den çekilmesinin ardından 2006’da Gazze’de ve Batı Şeria’da HAMAS ve El-Fetih hareketi başta olmak üzere bütün Filistin hareketlerinin katıldığı parlamento seçimleri yapıldı. Şeffaf bir şekilde, uluslararası kurumların gözetiminde ve sıkı bir denetim altında yapılan bu seçimlerde HAMAS büyük bir zafer elde etti ve şu anki HAMAS siyasi büro başkanı İsmail Haniyye, hükümeti kurmakla görevlendirildi.</p>
<p>Mutedil bir İslami görüşe sahip olan HAMAS, işgalci siyonistlerin Filistin toprakları üzerindeki varlığını ve bu işgalcilerin 1948’de kurduğu sözde İsrail Devleti’ni tanımadığını, sadece işgalci güç olarak tanıdığını ve bu işgale karşı Filistinlilerin hakkını silahlı mücadele yolu ile savunduğunu belirtti. HAMAS bu siyasi vizyonu ve genel anlayışı Dahlan’ın siyasi görüşüyle ve İsrail ile yaptığı Oslo anlaşmasının planlarıyla ters düşüyordu. İsrail’e ve ABD’ye İslami direniş hareketlerini etkisizleştirme kapsamında verdiği vaatlerini tutmak isteyen Dahlan ve El-Fetih hareketindeki yoldaşları, seçim sonuçlarının ardından yeni bir hükümet oluşturmakla vazifeli olan HAMAS’ı engellemek için “kanlı ve kirli bir kampanya” başlattı. Fakat HAMAS’ın askeri kanadı El Kassam Tugayları, 2006’da yapılan seçim sonuçlarını koruyabilmek ve oluşturulan yeni Filistin hükümetinin çalışmalarını yürütebilmesine ortam sağlamak için harekete geçti. Gazze’de Dahlan’ın oluşturduğu silahlı teşkilatlara ve seçim sonuçlarını kabul etmeyen birimlere yönelik bir askeri operasyon başlatarak Dahlan ve ekibinin planlarını boşa çıkarmayı başardı. Filistin’de Gazze merkezli bir hükümet oluşturuldu. HAMAS’ın Gazze genelinde başlattığı operasyon neticesinde kirli siyasi planların sahibi Dahlan, Mısır’a kaçtı. Bu kaçışından sonra Mısır’da HAMAS’ı, HAMAS’ın kurduğu hükümeti ve Gazze’de HAMAS’ı kucaklayan 2 milyon insanı toplu bir şekilde cezalandırmak amacıyla Mısır, Ürdün, BAE ve Arabistan gibi Orta Doğu’daki bazı ülkelerle beraber Gazze’ye abluka uygulamaya çalıştı. Zaten bu ülkeler HAMAS’ın politikalarının kendi ülkelerine de sirayet etmesinden korktukları için Dahlan’ın planlarına yardımcı oldular.</p>
<p><strong>Dahlan ve Abbas</strong></p>
<p>Dahlan, Mısır’dan sonra şimdiki başkanı Mahmut Abbas ve yönetim merkezi Batı Şeria olan Filistin Kurtuluş Örgütü’ne geçti. Oysa Mahmut Abbas, Dahlan’ı Yaser Arafat döneminden beri rakip olarak görüyordu. Ayrıca Mahmut Abbas, Dahlan’ın ABD, Mısır ve BAE gibi ülkelerin desteğiyle uluslararası baskı yaparak yönetimin başına geçmeye çalıştığını ve çok iyi biliyordu. Bu yüzden geçmişte birçok karanlık olaya adı karışan Dahlan’a yönelik en büyük suçlamalardan biri Abbas’tan gelmişti. Abbas, Mart 2014’te yaptığı açıklamada Dahlan’ı, Yaser Arafat’ın ölümünden sorumlu tutmuştu. Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin desteğini alan Dahlan’ı işgalci İsrail de destekliyor. İsrail’in Dahlan’ı desteklemesinin en önemli nedeni ise Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın rakibi olması ve HAMAS’ı Gazze’de zayıflatacak “maddi güce ve tabana sahip” olması. Abbas’ın rakibi olan Dahlan, Batı Şeria’ya ulaşır ulaşmaz hakkında yolsuzluk ve rüşvet soruşturması başlatıldı ve 2011’de El-Fetih hareketi üyeliğinden çıkarıldı. Daha sonra Dahlan, sağlık sorunlarını bahane ederek Batı Şeria’yı terk etti ve BAE’nin başkenti Abu Dabi’ye yerleşti. İki rakip olan Abbas ve Dahlan arasındaki ilişkilerin tekrar normale dönmesi için ve gerginliği azaltmak için Mısır, Ürdün ve BAE pek çok kez Abbas ile görüştü. Fakat Abbas bu ülkelerin sunduğu hiçbir teklifi kabul etmedi. Kabul etmeyince Abbas ile bu üç ülke arasındaki ilişkiler de büyük ölçüde gerildi.</p>
<p><strong>Dahlan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)</strong></p>
<p>Muhammed Dahlan’ın Batı Şeria’dan ayrılıp BAE’ye geçmesi, Orta Doğu’da BAE lehine daha geniş çaplı bir rol almasının başlangıcı oldu. Dahlan, Abu Dabi emirliğinin veliaht prensi Muhammed bin Zayid ile arasındaki sağlam arkadaşlık ve ikili ilişkilerden dolayı sürgün yeri olarak Abu Dabi’yi seçti. BAE’ye ulaşmasının ardından Muhammed bin Zayid’in güvenlik danışmanı olarak atandı. Dahlan bu rolüyle birlikte BAE’nin Arap Baharı ile mücadele eden temsilcisi unvanını taşıdı.</p>
<p>Doha ve Ankara, Tunus ve Mısır’ın halk devrimlerine destek verirken BAE’nin temsilcisi olan Dahlan, Temmuz 2013 tarihinde Mısır halkı tarafından seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye yönelik darbede baş aktör oldu. Dahlan ve ekibi 1.8 milyar dolardan fazla harcama yaparak medya, sivil toplum kuruluşları ve Mısır ordusu düzeyinde destek zemini oluşturdu. Mübarek döneminden kalan sol örgütler ve Nur Partisi ile birlikte medya yöneticilerini Sisi cuntasının darbesi öncesinde finanse ederek Mursi ve mensup olduğu İhvan direnişi aleyhine yayın yapmalarını sağladı.</p>
<p>Mısır halkı arasında Mursi aleyhine algı, propaganda ve karalama kampanyaları yapılması ve darbeci Sisi’nin yanında tavır alınması yönünde çaba sarf etti. Dahlan’ın, benzer şekilde BAE’nin aktif bir şekilde taraf olduğu Libya’daki karşı devrimi yöneten gruplar arasındaki çatışmalarda, Abu Dabi yönetimi ile milisler arasındaki iletişimi sağlayan isim olduğu da iddialar arasında.</p>
<p><strong>Dahlan ve Türkiye</strong></p>
<p>Filistin’de direniş hareketi HAMAS’a, Mısır’da halk tarafından seçilen Muhammed Mursi’ye, Tunus, Yemen, Suriye ve Libya’daki devrimcilere yani bölgemizdeki hak ve hukuk temelli tüm hareketlere karşı bazen kanlı ve bazen sinsice karalama kampanyaları yapan bir organizasyon var karşımızda. BAE’nin baş aktörü olduğu bu organizasyon, milyarlarca dolara hükmediyor ve kirli ilişkilere giriyor. Bu kirli organizasyon kalkınmaya, büyümeye ve özgürleşmeye doğru hareket eden Arap ülkelerini istemediği gibi hiçbir zaman Türkiye’nin kalkınmasını, büyümesini, güçlü bir<br />
ekonomiye sahip olmasını da istemiyor. Güçlü ve istikrarlı bir Türkiye’yi engellemek için her yola başvuruyor. Bu yüzden bu organizasyon ve Dahlan gibi yöneticileri her fırsatta Türkiye aleyhine projeler devreye sokarak Erdoğan’ın yönetimden uzaklaştırılması planları kapsamında kirli ilişkilere giriyorlar.</p>
<p>Geçtiğimiz aylarda BAE Washington büyükelçisi Yusuf el-Uteybe’ye ait e-posta yazışmaları, hackerlar tarafından basına sızdırıldı. E-postalarda işgalci İsrail yanlısı bir vakıfla yazışan Uteybe’nin, Türkiye ve Katar’a karşı ortak politikalar geliştirmeye çalıştığı ortaya çıktı. Daha önce de BAE’nin Dahlan’a Erdoğan’ı devirme işini ihale ettiği biliniyordu. Dahlan’ın 15 Temmuz darbe girişimine finansal destek verdiği de yeni iddialar arasında.</p>
<p>Dahlan’ın mensup olduğu bu şebeke, Muhammed Mursi’ye yapılan darbenin benzerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da yapılması için Erdoğan hakkında yıllardır karalama kampanyası yürütüyor. Bu kampanya kapsamında Arap medyası ve muhalif Türk medyası tarafından Erdoğan ile ilgili kötü algı oluşturma ve yayma, Erdoğan ve Ak Parti muhaliflerine destek verme, finansal destek sağlama, Türkiye’de kaosun yayılması, güvenliğin zedelenmesi ve Erdoğan’a karşı ayaklanmalar olması adına PKK ve FETÖ gibi terör örgütlerine destek verme gibi girişimlerle Erdoğan’ın Büyük Türkiye hedefine ulaşmasını engellemeye çalışıyorlar.</p>
<p>Muhammed Dahlan ve şebekesi, Birleşik Arap Emirlikleri tarafından finanse edilen ve Nilesat uydusundan yayın yapan Kahire merkezli El Gad Televizyonu ve BAE’de bulunan Sky News Arapça ve Al Arabiya gibi medya kuruluşları, 15 Temmuz gecesi Türkiye’deki darbe girişiminin başarılı olduğu ve hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışına kaçtığı gibi asılsız iddialar ortaya attılar.</p>
<p>BAE hükümeti ancak 16 saat sonra darbe girişiminin başarısız olduğu kesinleşince bu girişimi kınadı. Türkiye’deki demokrasiye ve milletin iradesine yönelen darbe girişimi başarısızlığa uğradığında Dahlan ve ekibinin FETÖ üyelerinin sığınabilmeleri için Mısır darbe yönetiminin başındaki Sisi nezdinde girişimde bulunduğu da iddia edilmişti.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/isbirlikci-bir-organizator-muhammed-dahlan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük Dönüş Yürüyüşü ve Gazze’nin Ablukası</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/buyuk-donus-yuruyusu-ve-gazzenin-ablukasi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/buyuk-donus-yuruyusu-ve-gazzenin-ablukasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kerim Alastal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 May 2018 21:55:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[9. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Abluka]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze]]></category>
		<category><![CDATA[Haziran 2018]]></category>
		<category><![CDATA[Kerim Alastal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=2142</guid>

					<description><![CDATA[Filistin halkı “Toprak Günü” münasebetiyle her yıl 30 Mart tarihinde Gazze başta olmak üzere Filistin’in her yerinden, İsrail’in 1948 yılında işgal ettiği toprakların sınırlarına doğru yürüyerek tepki gösteriyor ve eylemler düzenliyor. Yıllardır abluka altında olan Gazze sınırında, bu seneki “İşgal Edilen Topraklara Büyük Dönüş Yürüyüşü” eylemleri hedefe odaklı, azim kokan ve ses getiren eylemler oldu. Filistin’de devam edegelen barışçıl yürüyüş eylemlerinin bu seneki farklılığının önemli sebepleri var: Gazze’de 2 milyona yakın insan 2006 yılından beri, işgalci İsrail’in insanlığı, hak ve hukuku çiğneyerek, son dönemde Mısır yönetimi ile de işbirliği yaparak uyguladığı ablukanın tahammül edilemeyecek etkileri altındadır. Gazze’ye günde sadece 6 saat elektrik verilmesi, hastanelerde ilaç ve tıbbi malzeme bulunmaması, insanın en basit temel ihtiyaçlarının temin edilememesi, yardımların girmesine izin verilmemesi, işsizlik oranının %49’a ulaşması, yoksulluk sınırının altında yaşayanların oranının %40’a dayanması, büyük bir ekonomik kriz yaşanması ve tüm sınır kapılarının kapatılarak Gazze’nin tam anlamıyla açık bir hapishaneye dönüştürülmesi, bu dayanılmaz sürecin yansımalarıdır. Dış sebeplere gelince; Gazze’nin güneyden komşu ülkesi olan Mısır’ın lider koltuğundaki Sisi’nin ve yönetiminin işgalci İsrail’e yakınlaşması Gazze’yi çok olumsuz etkilemiştir. Bu kirli işbirliği sonucunda Gazze’den dünyaya açılan tek kapı olan “Refah” sınır kapısı, Mısır yönetimi tarafından insani durumlar dâhil sürekli kapalı tutulmuş, ilaç ve gıda ihtiyaçlarının sağlanması &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Filistin halkı “Toprak Günü” münasebetiyle her yıl 30 Mart tarihinde Gazze başta olmak üzere Filistin’in her yerinden, İsrail’in 1948 yılında işgal ettiği toprakların sınırlarına doğru yürüyerek tepki gösteriyor ve eylemler düzenliyor. Yıllardır abluka altında olan Gazze sınırında, bu seneki “İşgal Edilen Topraklara Büyük Dönüş Yürüyüşü” eylemleri hedefe odaklı, azim kokan ve ses getiren eylemler oldu.</strong></p>
<p>Filistin’de devam edegelen barışçıl yürüyüş eylemlerinin bu seneki farklılığının önemli sebepleri var: Gazze’de 2 milyona yakın insan 2006 yılından beri, işgalci İsrail’in insanlığı, hak ve hukuku çiğneyerek, son dönemde Mısır yönetimi ile de işbirliği yaparak uyguladığı ablukanın tahammül edilemeyecek etkileri altındadır. Gazze’ye günde sadece 6 saat elektrik verilmesi, hastanelerde ilaç ve tıbbi malzeme bulunmaması, insanın en basit temel ihtiyaçlarının temin edilememesi, yardımların girmesine izin verilmemesi, işsizlik oranının %49’a ulaşması, yoksulluk sınırının altında yaşayanların oranının %40’a dayanması, büyük bir ekonomik kriz yaşanması ve tüm sınır kapılarının kapatılarak Gazze’nin tam anlamıyla açık bir hapishaneye dönüştürülmesi, bu dayanılmaz sürecin yansımalarıdır. Dış sebeplere gelince; Gazze’nin güneyden komşu ülkesi olan Mısır’ın lider koltuğundaki Sisi’nin ve yönetiminin işgalci İsrail’e yakınlaşması Gazze’yi çok olumsuz etkilemiştir. Bu kirli işbirliği sonucunda Gazze’den dünyaya açılan tek kapı olan “Refah” sınır kapısı, Mısır yönetimi tarafından insani durumlar dâhil sürekli kapalı tutulmuş, ilaç ve gıda ihtiyaçlarının sağlanması için kullanılan sınırdaki tüneller yok edilmiş ve Gazzelilere sert yaptırımlar uygulanmıştır. Arap baharı başarı elde eder ve Filistin davasına sağlam bir destek verir düşüncesiyle Filistin halkı çok umutlanmıştı. Fakat bu bahar, kara ve kanlı planlarla çevrilince 70 senedir işgal ve zulüm altında yaşayan Filistin halkı maalesef umudunu kaybetti. Suudi Arabistan’ın veliaht prensi Muhammed bin Selman ve Muhammed bin Zayed öncülüğünde Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Hamas başta olmak üzere Filistin direniş hareketlerine karşı beslediği kin ve nefret tutumundan dolayı Gazze’de yaşanan ve gün gittikçe büyüyen kriz ne yazık ki ihmal edilip görmezden gelindi. Bu şekilde bölgedeki asıl düşman İsrail unutuldu, düşman hedefine İran konuldu. Filistinliler için Filistin meselesi salt siyasi bir dava değil; aynı zamanda bir aidiyet ve kimlik meselesidir. İşgal üzerinden 70 sene geçmesine, birçok nesil değişmesine ve yaşanan katliamlara rağmen Filistin halkı hiçbir zaman ve hiçbir gerekçeyle davasından vazgeçmedi. Bugün Gazze sınırında yaşlısı genci, kadını erkeği topyekûn topraklarına sahip çıkıyor, haklı davalarını bilfiil mücadele ederek tüm dünyaya anlatıyor. Filistin halkı işgal sürecinin başından beri birçok planı, projeyi ve suni anlaşmayı kararlı duruşuyla bozmuş ve davasını koruyabilmiştir. Şimdi de Trump’ın Orta Doğu’daki müttefikleriyle Filistin meselesini çözmek (!) daha doğrusu tasfiye etmek için, Kudüs’ü, Siyonistlere hediye etmek gayesiyle hazırladığı “Yüzyıllık Anlaşma”yı kanıyla bozuyor ve engel oluyor. Filistin halkı kendini yalnız hissettiğinde, Müslümanların sessiz ve seyirci kaldığını gördüğünde sokaklara çıkar. Kararını ve geleceğini kendi belirler. Tıpkı 14 ve 15 Mayıs 2018’de olduğu gibi.</p>
<p>Meseleye işgalci İsrail açısından bakıldığında şunu sormak lazım: Bir devlet olabilmek için gereken temel unsurlardan mahrum bir şekilde kültür, tarih, millet ve toprak bütünlüğünü sağlayamayan, sınırları belli olmayan, hiçbir zaman bağımsızlığını kutlayamayan, sadece kuruluşunu kutlayan ve kurulduğundan beri meşruiyet sorunu yaşayan bir devlet nasıl var olabilir ki? Buna rağmen ABD’nin başkanı Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan edip büyükelçiliği Kudüs’e taşımak kararıyla fitili ateşlemiş oldu. Düzenlenen barışçıl yürüyüşlere katılan Filistin halkı, işgalci İsrail’in teknolojik ve gelişmiş silah imkânları karşısında, bir kez daha yalnızlığıyla baş başa bırakıldı. Her zaman olduğu gibi bir güç dengesizliği yaşadı. Bir taraftan bu dengesizlikle mücadele ederken diğer taraftan savaşı ve gerginliği başlatanların sürekli Filistinli direniş hareketleri olduğunu söyleyen işgalci İsrail’in bu yöndeki iddialarını yalanlamak adına sınır eylemlerini geliştirdi ve barışçıl şekilde bu eylemlere devam ediyor. Ayrıca bu eylemleri çok yakından takip eden Filistin direniş hareketleri, savaş taktiklerinde “silah kullanmadan caydırmak” yaklaşımıyla hareket ediyor. Sınırda İşgalci İsrail askerlerine karşı silahsız ve barışçıl bir şekilde çeşitli yöntemler geliştiren bu eylemlerle şu ana kadar pek çok kazanım elde edildi. En önemlisi de bu son eylemlerle birlikte Filistin büyük ölçüde iç bütünlüğe ulaştı. Bu eylemler Filistin halkını birleştirdi ve aralarındaki irtibatı sağlamlaştırdı. Siyonist lobinin uluslararası arenada sürekli ve farklı yollarla yok etmeye ve heyecanını söndürmeye çalıştığı Filistin davasının ruhu tekrar canlandı ve uluslararası gündeme yeniden geldi. İnsanlar yeniden Filistin meselesiyle ilgilenmeye başladı. Filistinlilerin topraklarındaki hakları, yurtdışındaki milyonlarca Filistinli mültecinin vatanına dönme isteği tazelendi. Yeniden yürüyüşler, mitingler düzenlendi ve yardım kampanyaları başlatıldı. Eylemler böylece Filistin’i hatırlatmış oldu. İşgalci İsrail, Gazze’deki savunmasız masum insanlara yönelik yine orantısız kuvvet uygulayarak katliam yaptığı için dünya kamuoyu nezdinde bir kez daha sorgulanmaya başladı. Yeniden uluslararası kamuoyu önünde suçlu ve katil olduğu tescillendi. Artan duyarlılık neticesinde Gazze’ye abluka uygulayan işgalci İsrail ve işbirlikçileri ablukayı hafifletmek için teklifler sunmaya başladı. Fakat Filistin halkı için bu teklifler yeterli olmadığından, küçük ve sınırlı çözümler kabul edilmediğinden, ablukanın tamamen kalkması istendiğinden, Gazze sınırı boyunca barışçıl eylemler geliştirilerek sürdürülüyor ve 5 Haziran 2018 “Naksa” (Toprak Kaybetme Günü) münasebetiyle eylem hazırlıklarına devam ediliyor.</p>
<p>Şurası unutulmamalıdır ki: Filistin davası sadece Filistinlilerin, Arapların veya Müslümanların davası değil; insani bir dava olduğu için vicdan, adalet ve ahlak sahibi olan tüm insanların davasıdır. Bu davada ülkelere, hükümetlere, partilere ve STK’lara düşen tabii ki çok önemli görevler var. Davayı anlatmak ve sürekli canlı tutmak için gençlere çok büyük vazifeler düşüyor. Mitingler, yürüyüşler, konferanslar ve yardım kampanyaları önemli fakat kesin bir sonuç elde edebilmek için bu heyecanı, coşkuyu ve gayreti devamlı hale getirmek lazım. Tüm sosyal mecralarda ilgiyi ve duyguları, farkındalığa dönüştürerek işgalcilerin Filistin davasına yönelik propagandalarına ve iftiralarına cevap vermek gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/buyuk-donus-yuruyusu-ve-gazzenin-ablukasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
