<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kemal Kılıçdaroğlu &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/kemal-kilicdaroglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 25 Apr 2023 13:52:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Kemal Kılıçdaroğlu &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dürüst Lider Öyle Mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/18741/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/18741/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Apr 2023 13:51:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18741</guid>

					<description><![CDATA[Alemi kör milleti sersem sanan hokus pokusçular yapabilseler Kemal Kılıçdaroğlu’nu dürüst lider diye yutturacaklar bize ama alem kör değil, en azından biz değiliz. Dürüst lider öyle mi? Ya Hu dürüst lider her şeyden önce milletin gözüne baka baka yalan konuşmaz, yalanı bir alışkanlık haline getiren adamdan dürüst lider mi olur? Tamam, siyasetçi olarak muhalefeti abartır, olanı fazla gösterir, olmayanı varmış gibi sunarsın, bu da doğru değil ama hiç olmazsa bunlara yorum farkı veya abartı der geçeriz fakat Kemal beyin durumu böyle değil ki, alenen yalan konuşuyor. Hem de net yalanlar. İşte bazı örnekler; Baykal’ın kaset olayında ‘’genel başkanlığa aday değilim’’ dedi, iki gün sonra gitti kurultayda aday oldu ve CHP&#8217;nin başına geçti.&#160; Hükümetin 2008’de çıkardığı [ve Ak Partinin kapatılma davasına konu olan] başörtüsü yasasını iptal ettirmek için Anayasa Mahkemesine gitti, yani çözümü geciktirenlerden oldu ama sonra da çıktı dedi ki, ‘’başörtüsü sorununu ben çözdüm’’[evet aynen böyle dedi, iyice güçlenen hükümet 2013’te yasal düzenleme yapınca engelleyemedi ya, o mu çözmüş oluyor? Bu aslında “çözümü ben geciktirdim ama artık buna gücüm kalmadı” demektir, yani bu bir itiraf]. İktidara gelince Ali Babacan’ı yüce divana göndereceğim demişti ama şimdi onunla ittifak kurdu ve seçilirse CB yardımcısı yapacak [böyle bir şey ancak şu şartla kabul &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Alemi kör milleti sersem sanan hokus pokusçular yapabilseler Kemal Kılıçdaroğlu’nu dürüst lider diye yutturacaklar bize ama alem kör değil, en azından biz değiliz. Dürüst lider öyle mi?</p>



<p>Ya Hu dürüst lider her şeyden önce milletin gözüne baka baka yalan konuşmaz, yalanı bir alışkanlık haline getiren adamdan dürüst lider mi olur? Tamam, siyasetçi olarak muhalefeti abartır, olanı fazla gösterir, olmayanı varmış gibi sunarsın, bu da doğru değil ama hiç olmazsa bunlara yorum farkı veya abartı der geçeriz fakat Kemal beyin durumu böyle değil ki, alenen yalan konuşuyor. Hem de net yalanlar. İşte bazı örnekler;</p>



<p>Baykal’ın kaset olayında ‘’genel başkanlığa aday değilim’’ dedi, iki gün sonra gitti kurultayda aday oldu ve CHP&#8217;nin başına geçti.&nbsp;</p>



<p>Hükümetin 2008’de çıkardığı [ve Ak Partinin kapatılma davasına konu olan] başörtüsü yasasını iptal ettirmek için Anayasa Mahkemesine gitti, yani çözümü geciktirenlerden oldu ama sonra da çıktı dedi ki, ‘’başörtüsü sorununu ben çözdüm’’[evet aynen böyle dedi, iyice güçlenen hükümet 2013’te yasal düzenleme yapınca engelleyemedi ya, o mu çözmüş oluyor? Bu aslında “çözümü ben geciktirdim ama artık buna gücüm kalmadı” demektir, yani bu bir itiraf].</p>



<p>İktidara gelince Ali Babacan’ı yüce divana göndereceğim demişti ama şimdi onunla ittifak kurdu ve seçilirse CB yardımcısı yapacak [böyle bir şey ancak şu şartla kabul edilebilir; ‘’Ben o konuda eksik bilgi ile konuştum, Babacan’a haksızlık etmişim, durum öyle değilmiş…’’ der ve özür dilersin ama böyle bir şey olmadı].</p>



<p>Benzer şekilde Davutoğlu için de Cumhuriyet tarihinin en çapsız bakanı demişti ama şimdi onunla da ittifak kurdu ve seçilirse onu da CB yardımcısı yapacak.</p>



<p>2019 seçimlerinde “CHP’li Belediyeler hiçbir işçinin işine son vermeyecek size namus sözü veriyorum.” demişti ama CHP&#8217;li belediyeler değil bir kişiyi binlerce kişiyi işten çıkardı, lakin Kemal bey gıkını bile çıkarmadı, namus sözünü çiğnedi.</p>



<p>Habire “İktidara gelince israfı önleyeceğim” diyor ama TBMM’nin en müsrif milletvekilileri CHP’li vekiller çıkınca (CHP Adana milletvekili Elif Türkmen’in 2016’da bir yıllık telefon faturası 2 milyon TL olmuştu; eski parayla 2 trilyon TL, 857 asgari ücret, bugünkü rakamla 8,5 milyon/trilyon TL, meclisin ikinci ve üçüncü müsrif milletvekili de CHP’li idi), bu durum Kemal beye sorulduğunda pişkin bir şekilde aynen şöyle dedi; “Sonra bunlar niye bu kadar para harcadılar, derseniz, adama sorarlar, sen bu hakkı niye verdin arkadaş!”</p>



<p>Evet, ayynen böyle dedi.</p>



<p>‘’Darbe girişimi olursa o tankın önüne önce ben çıkarım’’ demişti ama darbe girişimi [hatta darbe] oldu, tanklar önünden geçti fakat o da tankların yanından sıvışarak geçti [kaçtı]. Daha kötüsü ise bu sözü hatırlatılınca verdiği şu pişkin cevaptı: ‘’İyi de tank getirselerdi madem. Nerede tank?&#8221; [havalimanında yanından geçtin ya, sonra da TV ekranının karşısına geçip izlendin ya bu tankları].</p>



<p>8 Haziran 2016’da Habertürk TV’de &#8220;Sözde ben hastanede PKK&#8217;lıları ziyarete gitmişim, ya pes ya, pes, ya bırak hastaneyi, bırak hapishaneyi ben hiçbir yerde gitmedim, ziyaret etmedim’’&nbsp; dedi, iki hafta sonra [24 Haziran 2016’da] CNNTürk’te ‘’Biz hapiste hasta yatan PKK’lıya da gittik, DHKP’liye de gittik…’’ dedi.</p>



<p>Kemal bey 2018’deki seçimlerde ‘’Niye CB adayı olmuyorsunuz?’’ şeklindeki soruyu aynen şöyle cevaplamıştı; &#8220;Efendim bir partinin genel başkanı Cumhurbaşkanı adayı olmamalı, bir partinin genel başkanı Cumhurbaşkanı adayı olursa, velev ki seçildi, nasıl gidecek namusu ve şerefi üzerine yemin edecek, &#8216;ben tarafsız olacağım&#8217; diye? Benim namusum ve şerefim bu kadar ucuz mu? Ben nasıl namusum ve şerefim üzerine, tarih huzurunda ve büyük Türk milleti önünde diyeceğim ki &#8216;tarafsız davranacağım&#8217;, ya o zaman demezler mi kardeşim, &#8216;tarafsızsan sen nasıl falan parti üyesisin?&#8221;</p>



<p>Ama şimdi CB adayı oldu ve CHP’den istifa etmedi. Dahası CB seçilirse de istifa etmeyecek [hatta bunu protokola yazdırdı, parlamenter sisteme geçilince istifa edecekmiş!, iyi de bunun olmayacağını kendisi de biliyor, ama hadi diyelim ki oldu, o zamana kadar namusu ve şerefi ne olacak? Velev ki seçildi, Kemal bey ‘’nasıl gidecek de namusu ve şerefi üzerine yemin edecek, &#8216;ben tarafsız olacağım&#8217; diye?’’ Kemal beyin ‘’namusu ve şerefi bu kadar ucuz mu?’’-kendi sözü böyle-]</p>



<p>Kemal bey şimdi de her akşam TV ekranlarında ‘’Gittim, milletimiz için 300 Milyar Dolar temiz yatırım getirdim’’ deyip duruyor [evet, dili geçmiş zamanla, ‘’getirdim’’ diyor]. Getirdiysen hani nerede bu yatırımlar, hangi ilde ve hangi alanda?</p>



<p>Gitmiş İngiltere’de bazı yatırım fonlarının alt düzey yöneticileri ile görüşmüş [yani doğru dürüst dikkate bile alınmamış ama] gelmiş bize caka satıyor [ilk yorumda bu konuda detaylı bilgiler, ekte de KK’nın İngiltere’de yaptığı bir görüşmenin görseli yer alıyor, bu görseldeki ciddiyetsizlik (dikkate alınmama)&nbsp; bile her şeyi anlatmıyor mu].</p>



<p>Böyle bir siyasetçiyi dürüst lider olarak takdim etmek, ne CHP tabanının ne de ülke halkının hak ettiği bir durum. Ama maalesef durum bu.</p>



<p>Sahi bir ara ‘’Kılıçdaroğlu aday olmasın’’ diye kampanya yapan CHP’liler vardı değil mi? Ne oldu onlara? Tıpış tıpış mı dediniz? Ha evet, anladım.</p>



<p>Ama lafa gelince biat eden, koyun gibi davranan [ne olursa olsun, belediyeciliğin çok kötü olduğu İzmir örneğinde olduğu gibi daima CHP&#8217;ye oy verenler değil de] zaman zaman Erdoğan&#8217;a bile kök söktüren&nbsp; Ak Parti seçmenleri oluyor değil mi?</p>



<p>Şu solcular algı manipülasyonunda hakikaten çok maharetliler, neredeyse akı kara, karayı ak gösterebiliyorlar!</p>



<p>Not: Kılıçdaroğlu’nun paylaşımdaki tüm sözlerine internetten ulaşabilirsiniz [hepsi açık kaynaklarda var]</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/18741/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kılıçdaroğlu, Akşener’i Alnından Öpmesin de Ne Yapsın?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglu-akseneri-alnindan-opmesin-de-ne-yapsin/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglu-akseneri-alnindan-opmesin-de-ne-yapsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmut Haldun Sönmezer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 08:59:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18708</guid>

					<description><![CDATA[“En kötü ve tehlikeli düşman, düşmanlığını gizleyen ve hilesini saklı tutandır.”Hazreti Ali (k.v) Siyasette kimin kazanıp kimin kaybettiği hemen anlaşılmaz. Kısa vadede ortaya çıkan sonucun orta ve uzun vadede kimden ne götürüp kime ne getireceği de&#8230; O yüzden de ilk raunttaki gelişmelerin ortaya çıkardığı tabloya göre hüküm vermemek, daha doğrusu bu konuda aceleci olmamak gerekir. Yani her hâlükârda mülâhazat hânesini biraz boş tutmak da fayda var. Siyasette dost ilân edilen kişinin düşman, düşman ilân edileninse dost olma ihtimali, güçlü bir olasılıktır. Siyasetçinin bazen parlattığı kişiyi tasfiye etmek, hasım ilân ettiğini ise öne çıkarmak gibi bir niyeti olabilir. O yüzden de kişinin, söylediklerinden ziyade attığı adımların neye ve kime hizmet ettiğine bakmak gerekir. Zîrâ içinde bulunduğumuz siyasî ortamda usta siyasetçi, hakîkî niyetini gizler. Oyunu ustaca oynar, daha doğrusu oyun içinde oyun oynar. Şu soruyu sorarak başlayalım analizimize: Meral Akşener’in masayı terk etme hamlesinin arka planında gerçekten Kılıçdaroğlu’nun adaylığını engellemek gibi bir niyet mi yatıyordu, yoksa potansiyel iki lider adayının yıpratılarak hem bugün hem de istikbal için alternatif olma ihtimalini ortadan kaldırmak mı? Neticede defalarca seçim kaybetmiş genel başkana göre, seçim kazanmış her iki belediye başkanının da siyasî popülaritesi ve kazanma şansı daha yüksekti. Akşener, başından itibaren her ikisine de -özellikle İmamoğlu- &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-right"><em>“En kötü ve tehlikeli düşman, düşmanlığını gizleyen ve hilesini saklı tutandır.”</em><br><em>Hazreti Ali (k.v)</em></p>



<p>Siyasette kimin kazanıp kimin kaybettiği hemen anlaşılmaz. Kısa vadede ortaya çıkan sonucun orta ve uzun vadede kimden ne götürüp kime ne getireceği de&#8230; O yüzden de ilk raunttaki gelişmelerin ortaya çıkardığı tabloya göre hüküm vermemek, daha doğrusu bu konuda aceleci olmamak gerekir. Yani her hâlükârda mülâhazat hânesini biraz boş tutmak da fayda var.</p>



<p>Siyasette dost ilân edilen kişinin düşman, düşman ilân edileninse dost olma ihtimali, güçlü bir olasılıktır. Siyasetçinin bazen parlattığı kişiyi tasfiye etmek, hasım ilân ettiğini ise öne çıkarmak gibi bir niyeti olabilir. O yüzden de kişinin, söylediklerinden ziyade attığı adımların neye ve kime hizmet ettiğine bakmak gerekir. Zîrâ içinde bulunduğumuz siyasî ortamda usta siyasetçi, hakîkî niyetini gizler. Oyunu ustaca oynar, daha doğrusu oyun içinde oyun oynar.</p>



<p>Şu soruyu sorarak başlayalım analizimize: Meral Akşener’in masayı terk etme hamlesinin arka planında gerçekten Kılıçdaroğlu’nun adaylığını engellemek gibi bir niyet mi yatıyordu, yoksa potansiyel iki lider adayının yıpratılarak hem bugün hem de istikbal için alternatif olma ihtimalini ortadan kaldırmak mı? Neticede defalarca seçim kaybetmiş genel başkana göre, seçim kazanmış her iki belediye başkanının da siyasî popülaritesi ve kazanma şansı daha yüksekti.</p>



<p>Akşener, başından itibaren her ikisine de -özellikle İmamoğlu- yakın durdu ve kamuoyunun huzurunda onları kazanabilecek adaylar olarak lanse etti. Fakat ortak adayın açıklanacağı güne kadar onlardan birinin aday olması gerektiğini deklare etmedi. En azından açıktan; “Benim adayım budur!” demedi. Tam adayın açıklanmasına ramak kala ve Kılıçdaroğlu’nun da adaylığı etrafında bir konsensüs oluşmaya başladığı anda masadan çekilerek belediye başkanlarını kamuoyunun önünde sahaya buyur etti. “İkinizden birisi aday olsun!” demek suretiyle her ikisine de o anda kabul edemeyecekleri bir teklifte bulundu. Artık ona “evet” demek, pişmiş aşa su katmak olurdu ve bunu yapan da eşiğine gelinmiş uzlaşmayı baltaladığı için bir bölen olarak ait olduğu dünya ile Millet İttifakı’nın şimşeklerini üzerine çekerdi.</p>



<p>Ayrıca Akşener’in bu teklifi aynı anda iki kişiye birden yapması da ilginçti. “Aranızda anlaşın, biriniz aday olsun.” teklifi, gerçekte kendi kafasının içinde de kesinleşmiş bir ismin olmadığını gösteriyordu. Başkanlara; “Partinizle aranızdaki köprüleri atın, belediye başkanlığını bırakın.” derken bir de ayrıca; “Biriniz diğeri lehine adaylıktan çekilsin.” îmâsında bulunuyordu. Bir yere kadar birlikte hareket etmek, ondan sonra ise birinin diğeri lehine ferâgat etmesi. Parti, belediye başkanlığı ve hattâ gerekirse kendi iddiasından bile vazgeçmek. Peki, teklifin götürüsü bu kadar ağır olmasına rağmen, getirisi neydi? Mevcut siyasî ortamda tam bir belirsizlik… Fezâya zar atmak, karanlık gökyüzüne kestâne fişeği fırlatmak gibi bir şey.</p>



<p>Kanaatimce Akşener bu seçimde oyun içinde oyun oynadı. Hem boynuna sarıldığı İmamoğlu’nu, hem de yeşil ışık yaktığı Yavaş’ı bozuk para gibi harcadı. Kabul edemeyeceklerini bildiği hâlde, dananın kuyruğu kopmak üzereyken çok riskli bir teklifte bulunarak âdeta her ikisine de “Hayatınızın kumarını oynayın.” dedi. Böylelikle ikisinin de siyasî geleceğine silinmesi zor bir şerh düştü. Ve yine seçim sath-ı mailine girildiği bir ortamda ikisini de Kılıçdaroğlu’nun yanında durmaya, onun kuyruğuna takılıp propagandisti olmaya mecbur etti. Severken dövmek herhalde böyle bir şey olsa gerek. Kılıçdaroğlu, içine sindiremediği bu şahısları değil ihraç etmek, disiplin kuruluna dahi sevk edemezdi. Çünkü bu durum çok gürültü koparır, yeni bir bölünmenin kapısını aralardı. Hele hele birlik ve bütünlüğe ihtiyaç duyulan seçim arifesinde bu, hiç de yapılacak iş değildi. Akşener’in çağrısından sonra ise her ikisi de genel başkanın arkasında saf tuttular. Kılıçdaroğlu’nun partisine veremediği çeki-düzeni, Akşener tek vuruşta verdi ve partiyi seçim öncesi bir bütün hâlinde kendisinin emrine tahsis etti. Buna hiç şüphesiz “altın vuruş” denir. Ortaya çıkan bu sonuçtan sonra Kılıçdaroğlu, Akşener’i alnından öpmesin de ne yapsın?</p>



<p>Siyasette “ben” demeyene yol açılmaz. İmamoğlu ve Yavaş, siyasetin kavşak noktasında onu diyememiş, genel başkanın arkasına düşmeyi tercih etmişlerdir. Kritik anda veremedikleri karar, bundan sonraki siyasî hayatlarında hep sorgulanacak, liderlik açısından bir nakise olarak görülecektir. Kılıçdaroğlu kaybetse bile, seçim sonrası her iki adayın da liderlik iddiasını sürdürebilme şansı zayıftır. Birinci sınıf siyasetçi olmadıkları, riski göze alamadıkları görülmüştür. Onları bu duruma düşürense Meral Ablalarıdır. Daha doğrusu bir başka partinin genel başkanıyla kurdukları sıra dışı ve siyasî teâmüle aykırı yakınlıktır.</p>



<p>1993 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Süleyman Demirel’i destekleyen Erdal İnönü, Demirel’in seçilip Çankaya’ya çıkmasından kısa bir süre sonra&nbsp;&nbsp;&nbsp; siyaseti bırakma kararı almıştı. O dönem İnönü’nün bu kararına ilişkin türlü spekülasyonlar yapıldı. Hattâ İSKİ’den kötü kokular geldiğini fark edip skandal patlamadan evvel gemiyi terk ettiği bile söylendi. Her sözün bir ölçüde doğruluk payı olabilirdi. Ama gerçek sebep, merkez sağın liderini Çankaya’ya taşımış bir şahsın artık sol kulvarda siyaset yapmasının zorluğuydu. Bu, onun için büyük bir handikaptı ve bundan sonra da hep onunla yargılanacaktı. İnönü de bunu görmüş ve o kamburla yola devam etmektense siyasete veda kararı almıştı.</p>



<p>Buradan söylüyorum, eğer Kılıçdaroğlu seçimi kaybederse, iki belediye başkanı da dâhil olmak üzere Altılı Masa’nın tüm sakinleri kaybedecek, hattâ takip eden günlerde de bazıları siyasetten elenecektir. Fakat Kılıçdaroğlu seçimi kazanırsa, bu seçimin tek kazananı yalnızca kendisi olur. Zîrâ kendisi dışındaki yedi siyasî aktör, o kazansa bile yine seçimlerin kaybedeni sayılarak az zaman sonra bir köşeye itileceklerdir. Gültekin Uysal dışında kalan masanın diğer dört isminin (Akşener, Karamollaoğlu, Davutoğlu, Babacan) kayıpları ise daha fazla olacaktır. Geçmişteki hizmetlerine rağmen bu şahısların bundan sonra sağın içinde kendilerine yer bulabilmesi zordur. Prestijleri gittikçe zayıflayacaktır. Mevkilerine mütenasip bir alâka görmeyeceklerini, zamanla bir köşeye itileceklerini de sözlerimize ekleyelim. Aklın önünde koşturan hırs ve öfke ne ahmak bir dost… İnsanoğlunun gözlerini kör ediyor.</p>



<p>Yakın gelecekte Davutoğlu ve Babacan, partilerinin kapısına kilit vurup bir köşeye çekilerek hâtıralarını yazar. Özellikle Davutoğlu hâtıralarında siyasetin nasıl yozlaştığından, insanların vefasızlığından bahseder. Bundan böyle hiçbir siyasî ikbal hesabı olamayacak Karamollaoğlu ise; “Âhir ömrümde ben bu çukura nasıl düştüm?” diye hayıflanır. Akşener de benzer bir muhasebeyi kendi dünyasında yapacaktır muhakkak. Onu sağ seçmen nezdinde diğerlerine göre daha affedilebilir kılansa, seçim öncesinde giriştiği masayı devirme teşebbüsü olacaktır. Tabiî bu hafifletici sebep, ceza nokta-i nazarından bir iyi hâl indirimine sebep olur mu, bilinmez…</p>



<p>Seçimleri Erdoğan’ın kazanması ise kendisi açısından toplu bir siyasî temizlik anlamına geliyor. Ve o ihtimal de uzak değil. Ortaya çıkan siyasî çatlak, Millet İttifakı’ndaki huzursuzluklar, Erdoğan’ın seçimleri kazanması hâlinde böyle bir sonucu doğurma ihtimalini taşıyor. 2002 senesinde bu millet, sandıkta beyaz bir ihtilâl yapmış, sistem partileriyle onların temsil ettiği yoz siyaset anlayışını tasfiye etmişti. 14 Mayıs sonrasında da yirmi yıl öncesindekine benzer bir siyasî atmosferin doğması mümkündür.&nbsp;</p>



<p>“Ya tarih yazacağız, ya da tarih olacağız.” diyen Akşener kanaatimce tarih yazmıştır. Yakın vadede tarih bile olsa CHP’nin geleceğine ipotek koymayı başarmıştır. Ayrıca seçim sonrası ortaya çıkacak siyasî manzaranın oluşmasına da katkı sağlamıştır. Bu da bir tarih yazmadır. Üç gün içinde sadece seçilme ihtimali zayıf olan bir şahsın adaylığını garantilemekle kalmamış, istikbalde CHP liderliğine oynama şansı olan iki lider adayının da bu yoldaki hayallerine sünger çekmiştir. Kendilerine tevdî olunan vazife, seçim gezilerinde genel başkanın yanında durup vizyonunu parlatmak olan her ikisinin de bundan böyle liderlik kulvarında koşma ihtimalleri yoktur. Akşener’in manevrası öncesi iddia sahibi olan her iki şahıs da bugün artık genel başkanın kapıkulu, seçim gezilerinde ona aktif destek sunmakla görevli birer emir çavuşu mesâbesindedir.</p>



<p>Sanırım şu anda her ikisi de; <em>“Akılsız dostun olacağına akıllı düşmanın olsun.”</em> atalar sözünün mü, yoksa <em>“En kötü ve tehlikeli düşman, düşmanlığını gizleyen ve hilesini saklı tutandır.”</em> kelâm-ı kibârının mı içine düştükleri durumu açıklayabilecek özellikte olduğunu düşünmekle meşguldür. Benimse içimde, gizli bir kumpasa kurban gittiklerine dâir bir his var. Çünkü siyasette tesadüflere yer yoktur.</p>



<p>Bu altüst oluş içinde tek çözemediğimse şudur: Oyunun sonunda kaybedecek olanlardan birisi de büyük ihtimalle Akşener. Acaba kendisi bu neticeyi göremiyor mu? Bu Ali Cengiz oyununun kendisine de zarar vereceğinin farkında değil mi? Farkında olmadığını düşünmek abesle iştigaldir. O hâlde bu durumun geriye tek bir îzâhı kalıyor. Attığı adımları kulağına fısıldayan başka bir aklın devrede olup Akşener’in de ona tâbi olması. Yani hem masaya veda ederken hem de yeniden masaya dönerken kendisine ne yapacağını servis edip bu durumu hazırlayan derin bir aklın onu yönlendirmesi. O zaman da birilerinin iddia ettiği gibi İyi Parti’nin bir proje partisi olduğu güçlü bir ihtimal olarak beliriyor. Evet, proje ama kimin projesi?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglu-akseneri-alnindan-opmesin-de-ne-yapsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dün Dündür</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/dun-dundur/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/dun-dundur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 07:44:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18682</guid>

					<description><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu, önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde gazetecilerin “Kafanızdan geçeni, aklınızdan geçeni anlamaya çalışıyoruz, aday olacağım demiyorsunuz, sayın genel başkan’’ sorusunu şöyle cevaplamıştı; ‘’Efendim bir partinin genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olmamalı, bir partinin genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olursa, velev ki seçildi, nasıl gidecek namusu ve şerefi üzerine yemin edecek, ‘ben tarafsız olacağım’ diye? Benim namusum ve şerefim bu kadar ucuz mu? Ben nasıl namusum ve şerefim üzerine, tarih huzurunda ve büyük Türk milleti önünde diyeceğim ki ‘tarafsız davranacağım’, ya o zaman demezler mi kardeşim, ‘tarafsızsan sen nasıl falan parti üyesisin?’’ (1) Ben Kemal beyin bu sözlerine katılmıyorum, ister belediye başkanı olsun ister cumhurbaşkanı, fark etmez, partili olmak (ki resmi olarak üye ol veya olma herkes partilidir) tarafsız davranmaya mani değildir, yeter ki sen bunu iste, pratikteki uygulamalar da bu ilkeyi değiştiremez.Fakat sorun şu ki, Kemal bey tutamayacağı sözler söylüyor, hem de büyük sözler, namus kavramı ile detaylandırdığı adaylık konusundaki bu sözlerinde olduğu gibi. Bu çok ciddi bir problem ve tedirgin edici bir durum. Önceki seçimlerde ‘’bir partinin genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olamaz, olmamalı’’ diyordu şimdi ise ‘’ben adayım’’ diyor ve başka da bir şey demiyor, hem de yaptıkları -kararlar oybirliğiyle alınacak şeklindeki- mutabakatı çiğneyerek ve ittifaktaki ikinci büyük partiyi dışlayarak (Akşener’in itirazına &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kemal Kılıçdaroğlu, önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde gazetecilerin “Kafanızdan geçeni, aklınızdan geçeni anlamaya çalışıyoruz, aday olacağım demiyorsunuz, sayın genel başkan’’ sorusunu şöyle cevaplamıştı;</p>



<p>‘’Efendim bir partinin genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olmamalı, bir partinin genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olursa, velev ki seçildi, nasıl gidecek namusu ve şerefi üzerine yemin edecek, ‘ben tarafsız olacağım’ diye? Benim namusum ve şerefim bu kadar ucuz mu? Ben nasıl namusum ve şerefim üzerine, tarih huzurunda ve büyük Türk milleti önünde diyeceğim ki ‘tarafsız davranacağım’, ya o zaman demezler mi kardeşim, ‘tarafsızsan sen nasıl falan parti üyesisin?’’ (1)</p>



<p>Ben Kemal beyin bu sözlerine katılmıyorum, ister belediye başkanı olsun ister cumhurbaşkanı, fark etmez, partili olmak (ki resmi olarak üye ol veya olma herkes partilidir) tarafsız davranmaya mani değildir, yeter ki sen bunu iste, pratikteki uygulamalar da bu ilkeyi değiştiremez.<br>Fakat sorun şu ki, Kemal bey tutamayacağı sözler söylüyor, hem de büyük sözler, namus kavramı ile detaylandırdığı adaylık konusundaki bu sözlerinde olduğu gibi. Bu çok ciddi bir problem ve tedirgin edici bir durum.</p>



<p>Önceki seçimlerde ‘’bir partinin genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olamaz, olmamalı’’ diyordu şimdi ise ‘’ben adayım’’ diyor ve başka da bir şey demiyor, hem de yaptıkları -kararlar oybirliğiyle alınacak şeklindeki- mutabakatı çiğneyerek ve ittifaktaki ikinci büyük partiyi dışlayarak (Akşener’in itirazına karşı ‘’o zaman biz de 5 parti olarak açıklama yaparız’’ demesi, bir çırpıda onu yok sayması vs, tabii bu durumda yaptıkları mutabakatı sadece Kemal bey değil diğer beş lider de çiğnemiş oldu)</p>



<p>Bu durumda asıl sorulması gereken şu;<br>Kemal bey aday oldu ve seçildi diyelim, bu 5 yıl boyunca icranın başında olacak demektir, ittifaktaki diğer partilerin onayına ihtiyaç duymadan tüm bakanları ve binlerce bürokratı atayabilir demektir, onu bağlayan resmî bir şey yok çünkü. İttifak mutabakatı mı dediniz! Geçiniz onu. Seçim öncesi dönemde (yani hala ciddi manada diğerlerine ihtiyacı varken) bunu yapan, yaptıkları mutabakatı anında çiğneyen biri, seçimden sonra, tüm yetkileri eline alınca benzer davranışları niye sergilemesin? Onu bağlayan ne var? Ne parlamenter sitemdeki gibi güvenoyu sorunu var ne de hükümeti düşürebilme vs (400 mv gerekiyor bunun için).</p>



<p>Tabi bu durumu öncelikle ittifaktaki diğer partiler, özellikle de tabanları düşünmeli (Saadet, Deva, Gelecek ve Demokrat P). Şöyle bir örnek verelim mesela; Saadet partililer bir sabah kalktıklarında bir bakmışlar ki, ‘’Cumhurbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul Sözleşmesini fesheden Cumhurbaşkanı kararnamesini iptal etmiş’’ Yani bir zamanlar uğruna ortalığı ayağa kaldırdıkları (onlara göre aileyi çökerten, eşcinselliği meşrulaştıran, tüm kötülüklerin anası niteliğindeki) İstanbul Sözleşmesini yeniden devreye almış, ne yapacaklar? Üstelik Kılıçdaroğlu bunu yapacağını söylüyor da, yani sizi kandırmış olmayacak, ama siz kendinizi kandırmış olacaksınız!<br>Ve buna benzer yüzlerce icraat!<br>Ne yapacaksınız?</p>



<p>1-https://twitter.com/habermujdeli/status/1631630959052312579?s=48&amp;t=UQAhMko76Pmcw77X0ISoqQ&amp;fbclid=IwAR3-a41fOIdhlo36asYFerqQ5viwIbB8ke1mXTHtq4xb6ntm1NEPGWK-H-I</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/dun-dundur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Masayı Kim Dağıttı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/masayi-kim-dagitti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/masayi-kim-dagitti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Mar 2023 11:19:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Altılı Masa]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18677</guid>

					<description><![CDATA[CHP’liler Meral Akşener’i yoğun bir saldırıya tabi tutuyorlar, “nasıl böyle yapar, masayı dağıttı, bizi sattı vs” diyerek. Ancak benim görebildiğim şu; Meral Akşener masayı dağıtmadı, masanın dağıldığını -önceki sözleri ile tutarlı olacak şekilde &#8211; ilan etti sadece. Çünkü; Meral Akşener kamuoyuna yaptığı açıklamalarda yani açık ve seçik bir şekilde Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına onay vermeyeceğini ima etti mi? Etti, hem de defalarca. Akşener millet ittifakının seçtiği İmamoğlu veya Yavaş aday olarak önerilirse itiraz etmeyiz dedi mi? Dedi, yani gönlünden bu iki ismin geçtiğini beyan etti mi? Etti. Yine kendisi açıkça bu masanın noter olmadığını, dayatılan isimlere onay vermeyeceğini ifade etti mi? Etti, hem de kamuoyuna açık bir şekilde. Ahmet Davutoğlu “altılı masada bütün kararlar oybirliğiyle alınacak, bir kişi bile itiraz etse masa dağılır” dedi mi? Dedi Kemal Kılıçdaroğlu Davutoğlu‘nun bu sözünü teyid etti mi? Evet etti. O halde 1,5 yıldır adayı konuşmayıp (bu talip olunacak kız için 1,5 yıl araştırma yapıp damadın kim olacağını belirlememeye benzer) yumurta kapıya dayandığında “adayımız (olmaz, itiraz ederiz denen) Kemal Kılıçdaroğlu’dur ve bu artık tartışılamaz” dayatması yapılınca Akşener ne yapmalıydı? Daha önce kamuoyuna açıkça deklare ettiği kendi beyanlarını çiğneyerek evet mi demeliydi yoksa o halde ben yokum mu demeliydi? Dün olan bundan ibarettir benim gördüğüm, daha &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>CHP’liler Meral Akşener’i yoğun bir saldırıya tabi tutuyorlar, “nasıl böyle yapar, masayı dağıttı, bizi sattı vs” diyerek. Ancak benim görebildiğim şu; Meral Akşener masayı dağıtmadı, masanın dağıldığını -önceki sözleri ile tutarlı olacak şekilde &#8211; ilan etti sadece. Çünkü;</p>



<p>Meral Akşener kamuoyuna yaptığı açıklamalarda yani açık ve seçik bir şekilde Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına onay vermeyeceğini ima etti mi? Etti, hem de defalarca.</p>



<p>Akşener millet ittifakının seçtiği İmamoğlu veya Yavaş aday olarak önerilirse itiraz etmeyiz dedi mi? Dedi, yani gönlünden bu iki ismin geçtiğini beyan etti mi? Etti.</p>



<p>Yine kendisi açıkça bu masanın noter olmadığını, dayatılan isimlere onay vermeyeceğini ifade etti mi? Etti, hem de kamuoyuna açık bir şekilde. </p>



<p>Ahmet Davutoğlu “altılı masada bütün kararlar oybirliğiyle alınacak, bir kişi bile itiraz etse masa dağılır” dedi mi? Dedi </p>



<p>Kemal Kılıçdaroğlu Davutoğlu‘nun bu sözünü teyid etti mi? Evet etti.</p>



<p>O halde 1,5 yıldır adayı konuşmayıp (bu talip olunacak kız için 1,5 yıl araştırma yapıp damadın kim olacağını belirlememeye benzer) yumurta kapıya dayandığında “adayımız (olmaz, itiraz ederiz denen) Kemal Kılıçdaroğlu’dur ve bu artık tartışılamaz” dayatması yapılınca Akşener ne yapmalıydı? Daha önce kamuoyuna açıkça deklare ettiği kendi beyanlarını çiğneyerek evet mi demeliydi yoksa o halde ben yokum mu demeliydi? </p>



<p>Dün olan bundan ibarettir benim gördüğüm, daha da önemlisi bu pekçok isim tarafından tahmin edilen, mukadder görülen bir durum değil miydi? Muharrem İnce mesela, bu masanın tam da bu gerekçeyle dağılacağını açık ve net bir şekilde ilan etmemiş miydi? hadi Cumhur İttifakının bu konudaki beyanlarını geçelim, çünkü onlar muhalif ama Muharrem İnce CHP’yi içerden bilmiyor mu? </p>



<p>Bunlar fal veya astroloji değildi ki, Kılıçdaroğlu’nun adaylığında ısrarcı olması halinde kaçınılmaz sonun böyle olacağı ayan beyan açıktı.Şimdi bundan sonra ne olur, millet ittifakının adayı cumhurbaşkanı seçilir mi seçilemez mi bu ayrı bir tartışma konusu fakat şu da aynı şekilde açık; 5+1’li masanın adayı seçildiği takdirde benzer tartışmalar seçimden hemen sonra (altı ay bilemediniz bir yıl içerisinde) yine gerçekleşecektir. Çünkü siyasette iç politikada dış politikada ekonomide tarımda şehircilikte kentleşmede vs ülkenin bunca meselesi içerisinde beşli veya altılı masadaki bütün başkanların oybirliğiyle karar almaları mümkün değildir, de-ğil-dir, bu olasılık neredeyse %100’e yakındır ama gerçekleştiğinde nasıl bir kaos çıkacak onu kestirmek mümkün değil, çünkü seçilen cumhurbaşkanı resmen ve fiilen yetkili olacak, “siz ne yaparsanız yapın ben yoluma devam ederim” diyebilir (çünkü artık onlara muhtaç değil) veya parlamento aritmetiği buna müsaitse tekrar seçim kararı alınabilir vs. Tabii tüm bunlar millet ittifakı adayının seçimi kazanması halinde meydana gelecek olan olasılıklar, varsayımsal olarak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/masayi-kim-dagitti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kılıçdaroğlu’nun Mektupları</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglunun-mektuplari/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglunun-mektuplari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2021 08:26:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[market]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[zam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17939</guid>

					<description><![CDATA[Hele bak sen! Market sahiplerine mektup yazmış ve onlardan on temel gıdaya zam yapmamalarını istemiş…İktidara gelince de zararlarını tazmin edeceği sözünü vermiştir. Aslında, Kılıçdaroğlu bu mektubunu market sahiplerine gerçekten indirim yapmalarını istemek için değil de, gıda ürünlerine yaptıkları fahiş fiyat artışlarını meşrulaştırmak için yazmış olduğu anlaşılmaktadır. Market sahipleri Kılıçdaroğlu istedi diye mi zam yapmışlardı ki, O istedi diye fiyatları indirmiş olsunlar…Bu mektupla O, üreticinin tarlasından 1.5 liraya satın aldıkları domatesi marketlerinde 10 liraya satan ve 9 kat kazanan market sahiplerinin yaptıkları fahiş kârı meşrulaştırmak istemiştir. Üstelik 9 kat kazandıkları üründen yapacakları indirim nedeniyle uğrayacakları zararı da iktidar olmaları halinde tazmin edeceğini söylemektedir. Güler misin, ağlar mısın! Fırsatçılığın ve stokçuluğun Cumhurbaşkanımız veya partisi Ak Parti’nin sorunu değil de, iktidardan iktidara liderden lidere değişmeyecek milli bir sorun olduğunu görememesi ne acı değil mi! Bugün Kılıçdaroğlu mektubuyla meşrulaştırdığı fahiş fiyat artışlarını yarın iktidar olduğunda nasıl geri aldıracak? Buna imkan var mı ki! Kimi kandırıyor…! Toplumda iki kişiden birin oyunu almış çok güçlü bir lider olan Cumhurbaşkanımız fahiş zam, faiz, döviz ve altın lobileriyle baş etmeye zorlanıyor da, ya altı partinin bir araya gelmesiyle oluşacak bir topluluğun sadece sayısal olarak destek verdiği bir kişi olarak Kılıçdaroğlu bu mücadeleyi nasıl verecek? İmkanı var mı bunun? &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hele bak sen! Market sahiplerine mektup yazmış ve onlardan on temel gıdaya zam yapmamalarını istemiş…İktidara gelince de zararlarını tazmin edeceği sözünü vermiştir.</p>



<p>Aslında, Kılıçdaroğlu bu mektubunu market sahiplerine gerçekten indirim yapmalarını istemek için değil de, gıda ürünlerine yaptıkları fahiş fiyat artışlarını meşrulaştırmak için yazmış olduğu anlaşılmaktadır.</p>



<p>Market sahipleri Kılıçdaroğlu istedi diye mi zam yapmışlardı ki, O istedi diye fiyatları indirmiş olsunlar…Bu mektupla O, üreticinin tarlasından 1.5 liraya satın aldıkları domatesi marketlerinde 10 liraya satan ve 9 kat kazanan market sahiplerinin yaptıkları fahiş kârı meşrulaştırmak istemiştir. Üstelik 9 kat kazandıkları üründen yapacakları indirim nedeniyle uğrayacakları zararı da iktidar olmaları halinde tazmin edeceğini söylemektedir. Güler misin, ağlar mısın!</p>



<p>Fırsatçılığın ve stokçuluğun Cumhurbaşkanımız veya partisi Ak Parti’nin sorunu değil de, iktidardan iktidara liderden lidere değişmeyecek milli bir sorun olduğunu görememesi ne acı değil mi! Bugün Kılıçdaroğlu mektubuyla meşrulaştırdığı fahiş fiyat artışlarını yarın iktidar olduğunda nasıl geri aldıracak? Buna imkan var mı ki! Kimi kandırıyor…!</p>



<p>Toplumda iki kişiden birin oyunu almış çok güçlü bir lider olan Cumhurbaşkanımız fahiş zam, faiz, döviz ve altın lobileriyle baş etmeye zorlanıyor da, ya altı partinin bir araya gelmesiyle oluşacak bir topluluğun sadece sayısal olarak destek verdiği bir kişi olarak Kılıçdaroğlu bu mücadeleyi nasıl verecek? İmkanı var mı bunun? Üstelik aralarında bir de PKK ilişkili HDP de olacak! İktidarını şimdilik imkansız görsem de, olması halinde bile Kılıçdaroğlu’nun siyasi gücü sadece partisinin aldığı oyu kadardır. O da yüzde 24’tür. Yani seçmenin dörtte biri…!</p>



<p>İki kişiden birinden oy almış çok güçlü bir lider olan Cumhurbaşkanımız bu milli mücadeleyi vermekte zorlanıyor da, dört kişiden birinden oy almış Kılıçdaroğlu bunu nasıl yapacak? Açık söylüyorum, bu adamlar Kılıçdaroğlu’nu şamar oğlanına döndürürler! Öyle anlaşılıyor ki haksız kazancı normalleştiren bu lobiler, arkasında halk desteği olmayan Kılıçdaroğlu benzeri siyasi bakımdan çok güçsüz birinin ülkemizi yönetmesini istiyorlar. Sayısal çoğunluk olsun ama siyasi çoğunluğu olmasın! Bu yönetim şekli merhum Necmettin Erbakan hocamızın iktidarına benzer. İktidar olması için sayısal olarak destek verse de DYP, hükümetin içinde siyasi bakımdan Refah Partisi’nin siyasi rakibi gibi hareket ediyordu. Bu da büyük huzursuzluğa neden olmuştu.</p>



<p>Ondan çok daha zayıfı ve sorunlu olanı, altı bileşenli ve birbirinin zıddı olan partilerin oluşturduğu millet ittifakı iktidarı olur ki- rabbim korusun- tahammül edilmesi imkansız bir siyasi boşluğa ve kaosa neden olacaktır. Çünkü ortada çok güçlü bir lider olmayacak, sadece sayısal destek olan fakat hedef birliği olmayan topluluk olacak…</p>



<p>Böyle bir yapı mı ülkemizin ağır sorunlarıyla baş edecek!</p>



<p>İmtihanımız çok ağır olur!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglunun-mektuplari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kılıçdaroğlu’ndan Muhafazakarlara Zeytin Dalı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglundan-muhafazakarlara-zeytin-dali/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglundan-muhafazakarlara-zeytin-dali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Nov 2021 12:10:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[helalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17911</guid>

					<description><![CDATA[Geçen sene &#8220;Helalleşme olayı sadece ve sadece insanları avutmak amacıyla (&#8230;) insanların inançları veya duygularını sömürmektir.&#8221; diyen CHP Genel Başkanı&#8217;ndan ezber bozan bir çıkış geldi. Günlerdir Türkiye onu tartışıyor. Kabul etmek gerekir ki&#160;Kılıçdaroğlu&#8217;nun&#160;ekibi iyi çalışıyor. Gündemi belirliyor olmaları başlı başına bir iletişim başarısıdır. Helalleşme çıkışı da günlerdir tartışılıyor. 1915 Çanakkale Köprüsü&#160;gibi dev bir projenin tamamlanıyor olması bile helalleşme tartışmalarının gölgesinde kaldı. Algı böyle bir şey. Helalleşeceği kesimleri sayarken büyük bir çelişki içinde olmasına rağmen,&#160;Yasin Börü&#160;gibi,&#160;Diyarbakır anneleri&#160;gibi PKK&#8217;yı rahatsız edecek kesimler bulunmamasına rağmen itiraf etmeliyiz ki&#160;cesur bir çıkıştı! CHP Genel Başkanı için gerçekten cesur bir çıkıştı. Çünkü başta kendi partisinin içinden homurdanmalar duyulmaya başladı. Homurtunun ötesinde açıkça itiraz sesleri yükseldi. Muhafazakâr kesime uzatılan bu zeytin dalı, alıcı bulur mu onu ilerde göreceğiz ancak bu çıkışın en önemli ayağınıninandırıcılık&#160;olduğunu hatırlatmak isterim. Neler olduğunu açıklamasa da&#160;partisinin derin yaralar açtığını itiraf&#160;etmesi bence fevkalade önemlidir. Daha da önemlisi derin yaralar açan sistemi temizlediğini açıklamasıdır! İşin garibi başta Baykal ekibi olmak üzere partisinden küstürdüklerinden hiç bahsetmiyor 2010&#8217;dan beri muhafazakâr kesime karşı söylemedik söz yapılmadık hakaret bırakmayan Kılıçdaroğlu&#8217;nun seçimlere 18 ay kala böyle bir çıkış yapması inandırıcılığına gölge düşürmektedir. Aslında benzer bir açılımı&#160;İsmet İnönü&#160;de yapmıştı. Muhafazakâr seçmeni kazanabilmek için ezber bozan çıkışlar yapmıştı. 1950 seçimlerini kaybetmemek için aynı CHP &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Geçen sene <strong>&#8220;Helalleşme olayı sadece ve sadece insanları avutmak amacıyla (&#8230;) insanların inançları veya duygularını sömürmektir.&#8221; </strong>diyen CHP Genel Başkanı&#8217;ndan ezber bozan bir çıkış geldi. Günlerdir Türkiye onu tartışıyor.</p>



<p>Kabul etmek gerekir ki<strong>&nbsp;Kılıçdaroğlu&#8217;nun</strong>&nbsp;ekibi iyi çalışıyor.</p>



<p>Gündemi belirliyor olmaları başlı başına bir iletişim başarısıdır.</p>



<p>Helalleşme çıkışı da günlerdir tartışılıyor.</p>



<p><strong>1915 Çanakkale Köprüsü</strong>&nbsp;gibi dev bir projenin tamamlanıyor olması bile helalleşme tartışmalarının gölgesinde kaldı.</p>



<p>Algı böyle bir şey.</p>



<p>Helalleşeceği kesimleri sayarken büyük bir çelişki içinde olmasına rağmen,&nbsp;<strong>Yasin Börü</strong>&nbsp;gibi,&nbsp;<strong>Diyarbakır anneleri</strong>&nbsp;gibi PKK&#8217;yı rahatsız edecek kesimler bulunmamasına rağmen itiraf etmeliyiz ki&nbsp;<strong>cesur bir çıkıştı!</strong></p>



<p>CHP Genel Başkanı için gerçekten cesur bir çıkıştı. Çünkü başta kendi partisinin içinden homurdanmalar duyulmaya başladı. Homurtunun ötesinde açıkça itiraz sesleri yükseldi.</p>



<p>Muhafazakâr kesime uzatılan bu zeytin dalı, alıcı bulur mu onu ilerde göreceğiz ancak bu çıkışın en önemli ayağının<strong>inandırıcılık&nbsp;</strong>olduğunu hatırlatmak isterim.</p>



<p>Neler olduğunu açıklamasa da&nbsp;<strong>partisinin derin yaralar açtığını itiraf</strong>&nbsp;etmesi bence fevkalade önemlidir. Daha da önemlisi derin yaralar açan sistemi temizlediğini açıklamasıdır!</p>



<p>İşin garibi başta Baykal ekibi olmak üzere partisinden küstürdüklerinden hiç bahsetmiyor</p>



<p>2010&#8217;dan beri muhafazakâr kesime karşı söylemedik söz yapılmadık hakaret bırakmayan Kılıçdaroğlu&#8217;nun seçimlere 18 ay kala böyle bir çıkış yapması inandırıcılığına gölge düşürmektedir.</p>



<p>Aslında benzer bir açılımı&nbsp;<strong>İsmet İnönü</strong>&nbsp;de yapmıştı. Muhafazakâr seçmeni kazanabilmek için ezber bozan çıkışlar yapmıştı.</p>



<p>1950 seçimlerini kaybetmemek için aynı CHP 15 Ocak 1949&#8217;da İstanbul ve Ankara&#8217;da olmak üzere&nbsp;<strong>İmam-Hatip Kursu</strong>&nbsp;adıyla on aylık bir öğretim kurumu açmıştı.</p>



<p><strong>4 Haziran 1949</strong>&nbsp;tarihinde Ankara Üniversitesi&#8217;ne bağlı İlâhiyat Fakültesi kurulmuş, fakülte&nbsp;<strong>21 Kasım 1949&#8217;da</strong>&nbsp;öğretime başlamıştı.</p>



<p>Ayrıca muhafazakâr tabanın tepkisini dindirmek için 1950 seçimlerinden önce Mart ayında Polatlı&#8217;da yaptığı seçim konuşmasında&nbsp;<strong>CHP&#8217;nin altı okunu anayasadan çıkartabileceklerini</strong>&nbsp;ilan etmişti.</p>



<p>Ancak millet bunların hiçbirine kanmamış ve CHP&#8217;yi sandığa gömmüştü.</p>



<p>Aynı şeyi şimdi Kılıçdaroğlu yapıyor.</p>



<p>Düne kadar&nbsp;<strong>Gezi</strong>&#8216;ye destek veren, başörtüsü yasağını kaldıran kanunu&nbsp;<strong>AYM&#8217;ye götüren</strong>,&nbsp;<strong>Ayasofya&#8217;</strong>nın ibadete açılışına itiraz eden,&nbsp;<strong>Taksim</strong>&#8216;e cami yapılmasına karşı çıkan, PKK ile mücadele amaçlı<strong>&nbsp;tezkereye hayır&nbsp;</strong>diyen, HDP ile gizli ortaklık kuran ve FETÖ&#8217;ye kol kanat geren CHP&#8217;nin helalleşme açılımına millet ne kadar destek verecek göreceğiz.</p>



<p>Ancak öyle anlaşılıyor ki birileri(!) Kılıçdaroğlu&#8217;nu ikna etmiş ve ona güçlü bir destek vermişler ki çok iştahlı görünüyor.</p>



<p>Planları tutar mı bilmem ama bana göre&nbsp;<strong>Kılıçdaroğlu&#8217;nu ciddi biçimde hazırlıyorlar</strong>&nbsp;ve profesyonelce adımlar atıyorlar!</p>



<p>Helalleşme çıkışı da seçimlere yönelik geçici&nbsp;<strong>taktik&nbsp;</strong>olarak o hazırlığın tezahürü gibi duruyor.</p>



<p>Çünkü helalleşmeye inanmayan biri varsa o da bizzat Kılıçdaroğlu&#8217;nun kendisidir.</p>



<p>Çünkü geçen sene Mayıs ayında Başkan Erdoğan esnaftan helallik dilerken,&nbsp;<strong>&#8220;Bırak kardeşim sen helalleşmeyi!.. Neyin helalleşmesi?.. Helalleşme olayı sadece ve sadece insanları avutmak amacıyla veya insanların inançları veya duygularını sömürmek amacıyla&#8230; Onların yaşadıkları sıkıntıları nasıl unutturabiliriz, öyle bir çaba&#8230; Bu beyhude bir çabadır&#8230; Biz hakkımızı helal etmiyoruz!&#8221;&nbsp;diyen bizzat&nbsp;</strong>Kılıçdaroğlu&#8217;dur<strong>.</strong></p>



<p><strong>Evet helalleşme açılımı bir aldatmacadan ibarettir.</strong></p>



<p>Bununla birlikte seçim yatırımı olarak kullanmış olsa da artık bu ülkede muhafazakârlara rağmen iktidar olunamayacağını kavramış olan&nbsp;<strong>Kılıçdaroğlu&#8217;nu tebrik etmek gerekir</strong>.</p>



<p>Tabii bu çıkışın en önemli sonucu ise&nbsp;<strong>Kılıçdaroğlu&#8217;nun tartışmasız cumhurbaşkanı adayı</strong>&nbsp;olduğudur.</p>



<p>Muhalefetin lokomotifi olan CHP genel başkanının cumhurbaşkanı adayı olması kadar da normal bir durum yoktur.</p>



<p>Hayırlı olsun!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglundan-muhafazakarlara-zeytin-dali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kılıçdaroğlu&#8217;nun Siyaseti</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglunun-siyaseti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglunun-siyaseti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2021 13:59:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16880</guid>

					<description><![CDATA[Doğrusu kendime çok sordum; Kılıçdaroğlu&#8217;nun bir siyaseti var mı; diye. Elbette vardı. Çünkü o, bir siyasi partinin başında idi ve onun partiye uygulattığı siyasi strateji 10 milyonun üzerinde oy alıyor. Dahası omurgasını oluşturduğu &#8216;millet ittifakı&#8217; %45 in üzerinde oy topluyor. Eğer başarabilse ve bir ortak aday çıkartabilse idi Erdoğan&#8217;ı zorlayacak bir potansiyeldi bu. Bunu çok istedi ama ittifak ortağı Akşener&#8217;e ve de kendi partisi içindeki azımsanmayacak muhalefete kabul ettiremedi. Elbette her parti iktidara gelmek ister, bunun için mücadele eder. Bunun istisnası proje partileridir; onların iktidar derdi yoktur. Onların görevi rakibi engellemek, ona gidecek oylardan bir miktarına yolu şaşırtıp başka yöne kanalize etmektir. Siyaset sahasının top toplayıcılarıdır onlar. Tabi Kılıçdaroğlu da partisini iktidara, kendisini yetkili bir koltuğa taşıma derdindedir. Ne var ki bunu tek başına sittinsene yapamayacağını bilir. Onun için partisini buna hazırlamak gibi uzun erimli ve zahmetli bir yolu seçmez. Kısa yoldan, siyaset mühendisliğiyle iktidara gelmek ister. Ama itiraf etmese de rakibin çok güçlü olduğunun, millet nezdinde saygınlığının ve sevgisinin yüksek olduğunun farkındadır. Bu nedenle iktidarla şu ya da bu nedenle arası açık herkesi kendi şemsiyesi altında toplamak ister. Başka hiç bir şart yoktur. Herkes bildiğini okur ama oy vermeye gelince bütün elmalar, armutlar, portakallar, hatta soğan patates bile aynı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Doğrusu kendime çok sordum; Kılıçdaroğlu&#8217;nun bir siyaseti var mı; diye. Elbette vardı. Çünkü o, bir siyasi partinin başında idi ve onun partiye uygulattığı siyasi strateji 10 milyonun üzerinde oy alıyor. Dahası omurgasını oluşturduğu &#8216;millet ittifakı&#8217; %45 in üzerinde oy topluyor. Eğer başarabilse ve bir ortak aday çıkartabilse idi Erdoğan&#8217;ı zorlayacak bir potansiyeldi bu. Bunu çok istedi ama ittifak ortağı Akşener&#8217;e ve de kendi partisi içindeki azımsanmayacak muhalefete kabul ettiremedi.</p>



<p>Elbette her parti iktidara gelmek ister, bunun için mücadele eder. Bunun istisnası proje partileridir; onların iktidar derdi yoktur. Onların görevi rakibi engellemek, ona gidecek oylardan bir miktarına yolu şaşırtıp başka yöne kanalize etmektir. Siyaset sahasının top toplayıcılarıdır onlar.</p>



<p>Tabi Kılıçdaroğlu da partisini iktidara, kendisini yetkili bir koltuğa taşıma derdindedir. Ne var ki bunu tek başına sittinsene yapamayacağını bilir. Onun için partisini buna hazırlamak gibi uzun erimli ve zahmetli bir yolu seçmez. Kısa yoldan, siyaset mühendisliğiyle iktidara gelmek ister. Ama itiraf etmese de rakibin çok güçlü olduğunun, millet nezdinde saygınlığının ve sevgisinin yüksek olduğunun farkındadır. Bu nedenle iktidarla şu ya da bu nedenle arası açık herkesi kendi şemsiyesi altında toplamak ister. Başka hiç bir şart yoktur. Herkes bildiğini okur ama oy vermeye gelince bütün elmalar, armutlar, portakallar, hatta soğan patates bile aynı sandığa dolmalıdır. Hele şu bir türlü baş edemediği &#8216;güçlü&#8217; iktidar bir devrilsin, ondan sonra isterse tufan olsun. Bir çaresine bakabileceğini sanmaktadır.</p>



<p>Tabi o kadar geniş bir siyasi yelpaze ile iktidara gelmek bu günkü sistemle pek mümkün görünmüyor. O zaman gelsin eski düzen, yani parlamenter sistem dedikleri (sanki şimdi parlamento yokmuş gibi) şey. O eski sistemde istediğin meyveyi sebzeyi bir arada tencereye koyabilirsin. İster aşure, ister ezogelin çorba yapabilirsin. Beğenmezsen gidip lavaboya dökebilirsin. Ondan sonra bir başkalarıyla yeni deneylere girişebilirsin. Bu böyle bir kaç yıl, belki de ay, belki de hafta sürebilir. Memleket işlerinin acelesi yok ya; yer yarılacak değil. Beklesinler. Beyler hükümet kuracak, o bozulursa başka bir tane kurulacak. Nasılsa bir yerlerinden bir vakit tutma imkanı olur.</p>



<p>Tabi bu siyaset oyunu oynanırken bu arada Türkiye&#8217;nin iliğini emmek üzere aportta bekleyen güçler boş durmaz. Hazır sahipsiz bulmuşken hortumlarını ülkenin kaynaklarına daldırıverir.</p>



<p>Ha bu akıl Kılıçdaroğlu&#8217;nun aklımıdır; Sanmıyorum. Ona bunu, şu hortum sahipleri akıl veriyor diye düşünüyorum. Onun da işine geliyor. Koltukta ben oturayım da, sen sağ ben selamet diye düşünüyor. Ona &#8216;devir&#8217; &#8216;seni geçirelim başa&#8217; demişler, o da var gücüyle bunu yapmaya çalışıyor ama başaramıyor. Çünkü partisi lime lime dökülüyor, ortaklarının her birinin kendine göre defosu, aşil topuğu var. Kimi FETÖ den kimi PKK dan arızalı. Bu parçalarla yazboz tamamlanamıyor. Fakat Biden kararlı; pes edene kadar bunun burnundan getirecek bu siyaseti hayata geçirsin diye. Yani Biden pes edene kadar…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglunun-siyaseti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemal&#8217;in Umurunda Mı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kemalin-umurunda-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kemalin-umurunda-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 2020 10:57:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16076</guid>

					<description><![CDATA[Fransa&#8217;nın Türkiye ile hesabı var. Ama onlar hesabın Erdoğan&#8217;la olduğunu söylüyorlar. Sonra çıkıp Charlie Hebdo dergisinin Hz. Muhammed&#8217;e hakaret içeren rezil karikatürlerini devlet binalarına yansıtıyorlar. İçlerinden birisi kalkıp başörtüsünü &#8216;Fransa düşmanlarının üniforması&#8217; olarak niteliyor. Bunları söylemeden önce Libya&#8217;yı bombalamışlardı. Kaddafi&#8217;yi infaz ettiler. Libya&#8217;ya yardım götüren Türk gemilerini taciz ettiler. Yunanistan&#8217;ı Türkiye üzerine, Ermenistan&#8217;ı Azerbaycan üzerine kışkırttılar.Türkiye&#8217;ye karşı bir &#8216;Akdeniz paktı&#8217; oluşturmaya teşebbüs ettiler. Fransa hesabını böyle görmeye çalışıyor. Bu saldırı karşısında Türkiye ne yapıyor? Cumhurbaşkanı Erdoğan çıkıp &#8216;Fransız mallarına boykot&#8217; çağrısı yaptı. Bu çağrı geniş İslam coğrafyasında yankı buldu. Batı kuklası bazı rejimler kulak arkası etse de onların halkları da bu çağrıya kulak verdi.Fransa tutuştu. Bizim Türk mallarını boykot niyetimiz yok diye ardı ardına açıklama yapıyorlar. Peki bu hengamede bay Kemal ne yapıyor? Çok da Fransa&#8217;nın tınında tarzında bir değerlendirme yapıyor. Fransa&#8217;dan çok Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına yükleniyor. Hem de Cumhuriyetin kuruluş yıldönümü gününden iki gün önce. Canan ise 8 TL yi aşan dolar için keyif çayı içemediğine hayıflanıyor. İçebilecek olanlara tavsiye ediyor (neden içememiş onu da anlamış değilim). Bir zamanlar CHP den milletvekilliği yapmış gazeteci Barış Yarkadaş &#8216;bu Türkiye&#8217;nin değil, Erdoğan&#8217;ın meselesi&#8217; diyor. Bay Kemal &#8216;Fransa&#8217;nın umurunda olmaz&#8217; derken, kendinin de o kadar umurunda olmadığını anlıyoruz. Ama yanılıyor; Fransa&#8217;nın umurunda. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Fransa&#8217;nın Türkiye ile hesabı var. Ama onlar hesabın Erdoğan&#8217;la olduğunu söylüyorlar. Sonra çıkıp Charlie Hebdo dergisinin Hz. Muhammed&#8217;e hakaret içeren rezil karikatürlerini devlet binalarına yansıtıyorlar. İçlerinden birisi kalkıp başörtüsünü &#8216;Fransa düşmanlarının üniforması&#8217; olarak niteliyor.</p>



<p>Bunları söylemeden önce Libya&#8217;yı bombalamışlardı. Kaddafi&#8217;yi infaz ettiler. Libya&#8217;ya yardım götüren Türk gemilerini taciz ettiler. Yunanistan&#8217;ı Türkiye üzerine, Ermenistan&#8217;ı Azerbaycan üzerine kışkırttılar.Türkiye&#8217;ye karşı bir &#8216;Akdeniz paktı&#8217; oluşturmaya teşebbüs ettiler. Fransa hesabını böyle görmeye çalışıyor.</p>



<p>Bu saldırı karşısında Türkiye ne yapıyor? Cumhurbaşkanı Erdoğan çıkıp &#8216;Fransız mallarına boykot&#8217; çağrısı yaptı. Bu çağrı geniş İslam coğrafyasında yankı buldu. Batı kuklası bazı rejimler kulak arkası etse de onların halkları da bu çağrıya kulak verdi.Fransa tutuştu. Bizim Türk mallarını boykot niyetimiz yok diye ardı ardına açıklama yapıyorlar.</p>



<p>Peki bu hengamede bay Kemal ne yapıyor? Çok da Fransa&#8217;nın tınında tarzında bir değerlendirme yapıyor. Fransa&#8217;dan çok Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına yükleniyor. Hem de Cumhuriyetin kuruluş yıldönümü gününden iki gün önce. Canan ise 8 TL yi aşan dolar için keyif çayı içemediğine hayıflanıyor. İçebilecek olanlara tavsiye ediyor (neden içememiş onu da anlamış değilim). Bir zamanlar CHP den milletvekilliği yapmış gazeteci Barış Yarkadaş &#8216;bu Türkiye&#8217;nin değil, Erdoğan&#8217;ın meselesi&#8217; diyor.</p>



<p>Bay Kemal &#8216;Fransa&#8217;nın umurunda olmaz&#8217; derken, kendinin de o kadar umurunda olmadığını anlıyoruz. Ama yanılıyor; Fransa&#8217;nın umurunda. Hem de nasıl. Önümüzdeki günlerde göreceğiz. Bırakın boykotu, çağrısı bile yüreklerini ağızlarına getirdi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kemalin-umurunda-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sen Seni Bilmez İsen&#8230;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sen-seni-bilmez-isen/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sen-seni-bilmez-isen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2020 08:43:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15935</guid>

					<description><![CDATA[&#8216;Bir başka devlet yetkilisinin önünde eğiliyor. Ne için? Para için. Benim siyasi rakibim olmasına rağmen benim ağırıma gidiyor.&#8217; Bu sözlerin sahibi Kemal Kılıçdaroğlu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan için söylüyor. Bu sözlerle haysiyet cellatlığı yapmaya hevesleniyor. Aklı sıra cumhurbaşkanımızı itibarsızlaştıracak. Onun kişilik zayıflığı içinde olduğunu gösterecek. Millet çoğunluğunu inandıramaz da (inandıramamaktan öte tepkisini çeker) kendi tayfasına caka satacak. Kendi tayfası içinde bile &#8216;yok canım bu da söylenmez, haksızlık&#8217; diyecek pek çok kişi vardır. Evin camdan ise başkasına taş atma diye bir söz var. Madem ki o bu taşı attı şimdi biz de onun camını çerçevesini indireceğiz hiç kaçarı yok. Neden mi; çünkü yaptığı bu hayasızlık da benim ağırıma gidiyor. Cumhurbaşkanımızın saygınlığına yönelik böyle haksız bir itham ancak iskambil kültürü taşıyan bir densize yakışır. Ve de cumhurbaşkanımızın kişiliğini aşar; devletimize, milletimize yönelik bir saldırı niteliği taşır. Sen kim oluyorsun da böyle bir sözü sarf etme cüreti buluyorsun? Şimdi bu sorunun cevabını vermeye çalışacağım. Öncelikle bu ithamın anlık bir baş selamını alıp kullanma üçkağıtçılığı olduğunu, bu enstantanenin videosu olduğunu ve hiç de onun yorumladığı gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirteyim. Güya bir çeşit algı yaratacak. Merak ediyorum, nasıl bir aidiyet duygusu ile kendisinin ağırına gidiyor. Tayyip Erdoğan&#8217;la nasıl bir ağırına gidecek ilintisi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8216;Bir başka devlet yetkilisinin önünde eğiliyor. Ne için? Para için. Benim siyasi rakibim olmasına rağmen benim ağırıma gidiyor.&#8217;</p>



<p>Bu sözlerin sahibi Kemal Kılıçdaroğlu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan için söylüyor. Bu sözlerle haysiyet cellatlığı yapmaya hevesleniyor. Aklı sıra cumhurbaşkanımızı itibarsızlaştıracak. Onun kişilik zayıflığı içinde olduğunu gösterecek. Millet çoğunluğunu inandıramaz da (inandıramamaktan öte tepkisini çeker) kendi tayfasına caka satacak. Kendi tayfası içinde bile &#8216;yok canım bu da söylenmez, haksızlık&#8217; diyecek pek çok kişi vardır.</p>



<p>Evin camdan ise başkasına taş atma diye bir söz var. Madem ki o bu taşı attı şimdi biz de onun camını çerçevesini indireceğiz hiç kaçarı yok. Neden mi; çünkü yaptığı bu hayasızlık da benim ağırıma gidiyor. Cumhurbaşkanımızın saygınlığına yönelik böyle haksız bir itham ancak iskambil kültürü taşıyan bir densize yakışır. Ve de cumhurbaşkanımızın kişiliğini aşar; devletimize, milletimize yönelik bir saldırı niteliği taşır. Sen kim oluyorsun da böyle bir sözü sarf etme cüreti buluyorsun? Şimdi bu sorunun cevabını vermeye çalışacağım.</p>



<p>Öncelikle bu ithamın anlık bir baş selamını alıp kullanma üçkağıtçılığı olduğunu, bu enstantanenin videosu olduğunu ve hiç de onun yorumladığı gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirteyim. Güya bir çeşit algı yaratacak. Merak ediyorum, nasıl bir aidiyet duygusu ile kendisinin ağırına gidiyor. Tayyip Erdoğan&#8217;la nasıl bir ağırına gidecek ilintisi var onun? Onun cumhurbaşkanlığını bile tanımıyor; &#8216;hileyle seçildi&#8217; diyor. Çalışma yürüttüğü cumhurbaşkanlığı malikanesinin &#8216;kaçak saray&#8217; olduğunu söylüyor. Yani onun açısından ağırına gidecek ne var? Milliyet desen aynı milliyeti kabul edecek biri değil, dine mensubiyet desek onun Müslümanlığına dahi inanmıyor; &#8216;takiyyeci&#8217; görüyor. Kaldı ki kendisinin de İslam dinine mensubiyeti pek açık değildir. İnsan ancak kendisi ile ortak yönleri olan birinin yaptığı yanlışlıktan utanır. Bu tür illiyetler olmadan neden onun ağırına gidiyor.</p>



<p>Başkasına itibarsızlık yüklemeye kalkan birinin itibarının olması gerekir. Kendisinin millet önünde ve uluslararası alanda ne kadar bir saygınlığı vardır. Cumhurbaşkanlığına adaylığını koysa ne kadar oy alabilir? Bunu bildiği için aday bile olmaya cesaret edememektedir. Öyle sözleri ve davranışları vardır ki kendi taraftarlarına bile pes dedirmektedir. Bir sözü bir sözünü tutmamaktadır. Kaç tane uluslararası şahsiyetle samimi dost ya da yakınlığı vardır.</p>



<p>O resimde cumhurbaşkanımızın karşısında Katar Emiri vardır. Her zaman cumhurbaşkanımızdan saygı, hayranlık ve minnetle bahsetmekten çekinmeyen biridir. Bizim de millet çoğunluğu olarak Katar Emirine saygımız büyüktür. Sayın emir Cumhurbaşkanımızı kapıda karşılamaktadır. Aralarında ayak üstü dostça ve samimi bir konuşma geçmektedir. Bu durum Kılıçdaroğlu&#8217;nun kendi deyimi ile &#8216;ağırına&#8217; gitmektedir ama bir kaset marifetiyle kendi genel başkanı devrilerek o koltuğa oturtulmuş olmak ağırına gitmemektedir. &#8216;Darbe olsa tankın üzerine ilk ben çıkarım&#8217; deyip darbe gecesi darbecilerle anlaşıp aradan sıvışarak gidip olan biteni TV den izlemiş olmak ağırına gitmemektedir.</p>



<p>Kaldı ki Cumhurbaşkanımız orada devletimizi ve milletimizi temsil etmektedir. eğer bir devlet çıkarı söz konusu ise fazlaya kaçan bir nezaket göstermiş olsa bile bunun eleştirilecek nesi var? Buna rağmen Amerika&#8217;ya &#8216;o bayraklarınızı toplayın&#8217;, Rusya&#8217;ya siz çıkaracaksanız çıkarın yoksa biz girer çıkarırız&#8217; diyen birinin bunu bile yapmayacağı açıktır. Onda öyle bir onur vardır ki, hele ki millet ve devlet söz konusu olduğunda kırılmayı eğilmeye tercih edecek biri olduğunu defalarca kanıtlamıştır.</p>



<p>Peki onu &#8216;para için eğilmekle&#8217; suçlamaya yeltenen kişilik ne kadar onurludur? Hangi sözlerini yalayıp yutmuş, unutmuş, tam tersini söylemiştir. Biden&#8217;ın &#8216;işbirliği yapmayı&#8217; düşündüğünü (ne düşünmesi yaptığını) açıkça söylemekten çekinmediği, buna karşılık tek söz edemeyen birinin ne kadar onuru olur?</p>



<p>Bu densizlik tutmamıştır tutmaz. Ama sinirlerimizi germiştir. Daha fazla uzatmadan yazıyı bir replikle bağlayayım.<br>&#8216;Efendim kapalı Maraş 46 yıl sonra yeniden açıldı, bu konuda değerlendirmeleriniz nedir&#8217;<br>&#8216;Pardon&#8217;…<br>&#8216;Efendim kapalı Maraş&#8217;<br>&#8216;Maraş Maraş; Kıbrıs&#8217;<br>&#8216;Ha… Anladım&#8217;<br>Sen kim rakip kim? Hem de siyasi rakip.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sen-seni-bilmez-isen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fatih Altaylı&#8217;nın Köşe Yazısı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/fatih-altaylinin-kose-yazisi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/fatih-altaylinin-kose-yazisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih ALTAYLI]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2020 07:16:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[fatih altaylı]]></category>
		<category><![CDATA[Habertürk]]></category>
		<category><![CDATA[Kahvehane]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[Tabipler Birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15847</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Kemal Kılıçdaroğlu’nu izlerken de ağlamadım ama çok üzüldüm, utandım ve ülkemin geleceği adına korkum arttı. Türkiye’nin en köklü partisinin ve ana muhalefet partisinin genel başkanı sıfatıyla Kemal Bey, TTB’yi ziyaret ediyor. Peki Ana Muhalefet Partisi’nin Genel Başkanı Türk Tabipleri Birliği’nde kendisine ikram edilen kürsüde ne anlatıyor. Söyleyeceğim ama inanmayacaksınız. Kahvehanelerde ve kıraathanelerde kağıt oynamanın yasaklanmasından şikayet ediyor. Evet yanlış duymuyor, yanlış okumuyorsunuz. Kemal Kılıçdaroğlu, TTB’de bundan söz ediyor. Kahveler açılmış ama yetmezmiş. Kahvehanelerde oturanların kağıt oynamasına da izin verilmeliymiş. Önlem olarak da her oyundan sonra deste değiştirilmeliymiş. Anlattığı bu. Yalanım varsa şuradan şuraya gitmek nasip olmasın. Uyduruyorsam iki gözüm çıksın. Yemin ederim bunu anlatıyor. Zannedersin Türkiye Kahveciler Odası Başkanı TTB’yi ziyaret etmiş de onlardan yardım istiyor. Ya da ana muhalefet lideri olarak Kahveciler Odası’nı ziyaret etmiş de derdinizi anlıyorum demeye çalışıyor. Ya da kahvecilerin oyunu alarak bu yolla iktidar olacağını… Gerçekten bu konuşmaya inanamadım. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu.Beyefendiliğinize, insanlığınıza, kibarlığınıza söyleyecek tek bir lafım yok.Ama olmaz. Sizden gerçekten siyasetçi falan olmaz. Parti genel başkanı hiç olmaz. Keşke olabilseniz ama sizden bu ülkeye umut olmaz. Siz ana muhalefetin başında oldukça dolar değil 10 lira 100 lira olsa, değil Doğu Akdeniz’deki haklarımızı Ege’yi toptan kaybetsek, işsizlik değil yüzde 25, yüzde 75 olsa yine &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Kemal Kılıçdaroğlu’nu izlerken de ağlamadım ama çok üzüldüm, utandım ve ülkemin geleceği adına korkum arttı.</p>



<p>Türkiye’nin en köklü partisinin ve ana muhalefet partisinin genel başkanı sıfatıyla Kemal Bey, TTB’yi ziyaret ediyor.</p>



<p>Peki Ana Muhalefet Partisi’nin Genel Başkanı Türk Tabipleri Birliği’nde kendisine ikram edilen kürsüde ne anlatıyor.</p>



<p>Söyleyeceğim ama inanmayacaksınız.</p>



<p>Kahvehanelerde ve kıraathanelerde kağıt oynamanın yasaklanmasından şikayet ediyor.</p>



<p>Evet yanlış duymuyor, yanlış okumuyorsunuz.</p>



<p>Kemal Kılıçdaroğlu, TTB’de bundan söz ediyor.</p>



<p>Kahveler açılmış ama yetmezmiş. Kahvehanelerde oturanların kağıt oynamasına da izin verilmeliymiş.</p>



<p>Önlem olarak da her oyundan sonra deste değiştirilmeliymiş.</p>



<p>Anlattığı bu.</p>



<p>Yalanım varsa şuradan şuraya gitmek nasip olmasın.</p>



<p>Uyduruyorsam iki gözüm çıksın.</p>



<p>Yemin ederim bunu anlatıyor.</p>



<p>Zannedersin Türkiye Kahveciler Odası Başkanı TTB’yi ziyaret etmiş de onlardan yardım istiyor.</p>



<p>Ya da ana muhalefet lideri olarak Kahveciler Odası’nı ziyaret etmiş de derdinizi anlıyorum demeye çalışıyor.</p>



<p>Ya da kahvecilerin oyunu alarak bu yolla iktidar olacağını…</p>



<p>Gerçekten bu konuşmaya inanamadım.</p>



<p>Sayın Kemal Kılıçdaroğlu.<br>Beyefendiliğinize, insanlığınıza, kibarlığınıza söyleyecek tek bir lafım yok.<br>Ama olmaz.</p>



<p>Sizden gerçekten siyasetçi falan olmaz.</p>



<p>Parti genel başkanı hiç olmaz.</p>



<p>Keşke olabilseniz ama sizden bu ülkeye umut olmaz.</p>



<p>Siz ana muhalefetin başında oldukça dolar değil 10 lira 100 lira olsa, değil Doğu Akdeniz’deki haklarımızı Ege’yi toptan kaybetsek, işsizlik değil yüzde 25, yüzde 75 olsa yine de siz seçim falan kazanamazsınız.</p>



<p>Bu ülkeyi bir dirhem seviyorsanız Kemal Bey, TTB ziyaretinizin videosunu izleyin ve sonra da “Böyle bir şey olabilir mi?” diyerek bırakın bu işi.</p>



<p>Yazık.</p>



<p>Yemin ederim yazık bu ülkeye.&#8221;</p>



<p>Kaynak: Habertürk, 24.09.2020</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/fatih-altaylinin-kose-yazisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
