<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Karadeniz &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/karadeniz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 27 Aug 2020 08:21:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Karadeniz &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doğalgazın Manevi Geliri…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/dogal-gazin-manevi-geliri/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/dogal-gazin-manevi-geliri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2020 08:15:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Doğalgaz]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Müjde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15586</guid>

					<description><![CDATA[Bana kalırsa maddi geliri bir yana manevi geliri paha biçilemez kadardır… Manevi gelir olur mu demeyin. Oldu işte! Neden biliyor musunuz? Bağımsızlığımızı bütün dünyaya haykıra haykıra ilan etmedir…Meydan okumadır! İtirazlara rağmen Ayasofya camisinin ibadete açılmasını, engellemelere rağmen petrol gemilerimizin petrol ve gaz aramasını, ülkemizin ABD ve Rusya&#8217;ya rağmen Suriye,Irak ve Libya&#8217;da yaptıklarına paha biçilebilir mi? Ak Parti iktidarına kadar ne yazık ki yapamıyorduk bunları! Geçmişte milletimiz istedi diye mi Ayasofya müze olmuştu? Yıllardır, milletimiz istemedi diye mi Karadeniz ve Akdeniz&#8217;de hatta ülkemiz topraklarında doğal gaz ve petrol ara-ya-madık…? Lafı eğip bükmeye gerek yok…Yaptırmadılar bunu bizlere! Bugün itirazlara rağmen arayabilmemiz, gemilerimizi kimseye sormadan yüzdürebilmemiz Ak Parti ve lideri Erdoğan&#8217;ın başarısıdır…Muhalefetin hoşuna gitmese de… Üzüldüğüm konu ise halen daha çeşitli sıfat ve unvanlarla bazı kişilerin bu faaliyetlere parasal karşılık bulma zavallılıklarıdır. Bu faaliyetler tam bağımsız bir ülke olarak şimdiye kadar telaffuz ettiğimiz ülkemizin, fiilen böyle olduğunun sahadaki imzalarıdır… Simgeleridir…. Hamdolsun…Artık dünya öğrendi bizleri…Doğru olduğuna inandığımız her ne ise yaptığımızı…! Elhamdülillah! Bu faaliyetlere bizler maddi değer biçemeyiz… Çünkü manevi değerleri paha biçilemezdir. Milletimiz için her şey maddeden ibaret değildir…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bana kalırsa maddi geliri bir yana manevi geliri paha biçilemez kadardır…</p>



<p>Manevi gelir olur mu demeyin. Oldu işte!</p>



<p>Neden biliyor musunuz?</p>



<p>Bağımsızlığımızı bütün dünyaya haykıra haykıra ilan etmedir…Meydan okumadır!</p>



<p>İtirazlara rağmen Ayasofya camisinin ibadete açılmasını, engellemelere rağmen petrol gemilerimizin petrol ve gaz aramasını, ülkemizin ABD ve Rusya&#8217;ya rağmen Suriye,Irak ve Libya&#8217;da yaptıklarına paha biçilebilir mi?</p>



<p>Ak Parti iktidarına kadar ne yazık ki yapamıyorduk bunları!</p>



<p>Geçmişte milletimiz istedi diye mi Ayasofya müze olmuştu?</p>



<p>Yıllardır, milletimiz istemedi diye mi Karadeniz ve Akdeniz&#8217;de hatta ülkemiz topraklarında doğal gaz ve petrol ara-ya-madık…?</p>



<p>Lafı eğip bükmeye gerek yok…Yaptırmadılar bunu bizlere!</p>



<p>Bugün itirazlara rağmen arayabilmemiz, gemilerimizi kimseye sormadan yüzdürebilmemiz Ak Parti ve lideri Erdoğan&#8217;ın başarısıdır…Muhalefetin hoşuna gitmese de…</p>



<p>Üzüldüğüm konu ise halen daha çeşitli sıfat ve unvanlarla bazı kişilerin bu faaliyetlere parasal karşılık bulma zavallılıklarıdır.</p>



<p>Bu faaliyetler tam bağımsız bir ülke olarak şimdiye kadar telaffuz ettiğimiz ülkemizin, fiilen böyle olduğunun sahadaki imzalarıdır… Simgeleridir…. Hamdolsun…Artık dünya öğrendi bizleri…Doğru olduğuna inandığımız her ne ise yaptığımızı…!</p>



<p>Elhamdülillah!</p>



<p>Bu faaliyetlere bizler maddi değer biçemeyiz…</p>



<p>Çünkü manevi değerleri paha biçilemezdir.</p>



<p>Milletimiz için her şey maddeden ibaret değildir…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/dogal-gazin-manevi-geliri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karadeniz Jeopolitiğinde Varoluşsal Kriz: Ukrayna-Rusya</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/karadeniz-jeopolitiginde-varolussal-kriz-ukrayna-rusya/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/karadeniz-jeopolitiginde-varolussal-kriz-ukrayna-rusya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güney Ferhat Batı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2018 21:30:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kriz]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7170</guid>

					<description><![CDATA[Ukrayna krizine zemin hazırlayan uluslararası koşullar Soğuk Savaş’ın bitimiyle Doğu Avrupa ve Kafkaslar üzerinde başlayan Batı-Rusya rekabetidir. Soğuk Savaş sonrası Batı-Rusya rekabeti kendisini öncelikle NATO’nun genişleme politikası üzerinde göstermiştir. Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere baktığımızda; Türkiye, Rusya Federasyonu, Romanya, Gürcistan, Bulgaristan, Ukrayna ve Moldova’dan ibarettir. Karadeniz ülkeleri olarak adlandırılabilecek bu devletler, Karadeniz ile bağlantılı hemen her değişimden bir şekilde etkilenmektedir. Karadeniz’de müspet bir gelişmeden olumlu, menfi bir değişimden de olumsuz şekilde etkilenmektedirler. Bu bağlamdan hareketle Karadeniz ülkeleri aralarındaki tesanüt ve değişimle birlikte gelişimin devamlı olması yönünde çaba(lar) sarf etmektedirler. Karadeniz havzası olarak adlandırdığımız bölgenin dünyanın jeostratejik ve jeopolitik bölgeleri arasındaki konumuna bakıldığında (Kara Hâkimiyet Teorisi) Mackinder’in dünya algılamasında “Kalpgah” ile “İç Hilal” arasındaki kesişim bölgesini oluşturmakta. Ayrıca (Deniz Hâkimiyet Teorisi) Spykman’ın teorisinde de “Kalpgah” ile “Kenar Kuşağın” kesişimini oluşturmaktadır. Bir diğer görüşe göre de Karadeniz havzası; Soğuk Savaş’ın dengelerinde Varşova Paktı’nın kontrolü altında yer alan jeostratejik Avrasya dünyası bölgesinin ‘Rus Kalpgahı ve Doğu Avrupa’ alt jeopolitik bölgeleriyle deniz ticaretine bağımlı dünya stratejik bölgesinin alt jeopolitik bölgesi olan ‘Denizci Avrupa ve Mağripler’in kesiştiği bir coğrafyayı ifade etmektedir. Rusya’nın Tarihteki Kırım Politikası Avrasya olarak tabir ettiğimiz bölgenin yaklaşık olarak ortasında kalan ve jeopolitik açıdan “merkez bölge/kalp bölgesi” kontrolü için önemli olan Doğu Avrupa’da &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1"><b>Ukrayna krizine zemin hazırlayan uluslararası koşullar Soğuk Savaş’ın bitimiyle Doğu Avrupa ve Kafkaslar üzerinde başlayan Batı-Rusya rekabetidir. Soğuk Savaş sonrası Batı-Rusya rekabeti kendisini öncelikle NATO’nun genişleme politikası üzerinde göstermiştir.</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere baktığımızda; Türkiye, Rusya Federasyonu, Romanya, Gürcistan, Bulgaristan, Ukrayna ve Moldova’dan ibarettir. Karadeniz ülkeleri olarak adlandırılabilecek bu devletler, Karadeniz ile bağlantılı hemen her değişimden bir şekilde etkilenmektedir. Karadeniz’de müspet bir gelişmeden olumlu, menfi bir değişimden de olumsuz şekilde etkilenmektedirler. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Bu bağlamdan hareketle Karadeniz ülkeleri aralarındaki tesanüt ve değişimle birlikte gelişimin devamlı olması yönünde çaba(lar) sarf etmektedirler. Karadeniz havzası olarak adlandırdığımız bölgenin dünyanın jeostratejik ve jeopolitik bölgeleri arasındaki konumuna bakıldığında (Kara Hâkimiyet Teorisi) Mackinder’in dünya algılamasında “Kalpgah” ile “İç Hilal” arasındaki kesişim bölgesini oluşturmakta. Ayrıca (Deniz Hâkimiyet Teorisi) Spykman’ın teorisinde de “Kalpgah” ile “Kenar Kuşağın” kesişimini oluşturmaktadır. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Bir diğer görüşe göre de Karadeniz havzası; Soğuk Savaş’ın dengelerinde Varşova Paktı’nın kontrolü altında yer alan jeostratejik Avrasya dünyası bölgesinin ‘Rus Kalpgahı ve Doğu Avrupa’ alt jeopolitik bölgeleriyle deniz ticaretine bağımlı dünya stratejik bölgesinin alt jeopolitik bölgesi olan ‘Denizci Avrupa ve Mağripler’in kesiştiği bir coğrafyayı ifade etmektedir. </span></p>
<p class="p5"><span class="s1"><b>Rusya’nın Tarihteki Kırım Politikası</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Avrasya olarak tabir ettiğimiz bölgenin yaklaşık olarak ortasında kalan ve jeopolitik açıdan “merkez bölge/kalp bölgesi” kontrolü için önemli olan Doğu Avrupa’da bulunan Ukrayna ve çevresi, bu özelliğinden dolayı tarih boyunca Batı ve Doğu arasında güç mücadelelerinin yaşandığı bir bölge olmuştur. Tarih boyunca birçok devletin egemenliği altına giren bölge, Osmanlı’nın zayıflamaya başlaması ile yükselen Rus İmparatorluğu’nun etkisi altına girmiştir. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Doğu gücünün merkezi olan Rus İmparatorluğu ve sonrasında ardılı olan Sovyetler Birliği ile özellikle Soğuk Savaş yılları ve sonrasında ABD ve Avrupa bütünleşme modeliyle bir araya gelmiş olan Batı Avrupa da Doğu’ya karşı Batı gücünün merkezi haline gelmiştir. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Rusya’nın günümüzde Kırım’da ve Ukrayna’da uyguladığı politikaların anlaşılması için eski Kırım politikalarının incelenmesi faydalı olacaktır. Velev ki Rusya tarafından bugün uygulanan politikaların tarihî kökleri vardır. Büyük Petro olarak da bilinen Rus Çarı Peter Alexeyevich’e (1672-1725) izafe edilen ve kendinden sonra gelen Rus liderleri tarafından takip edilen politikaya göre; Ruslar, Karadeniz’e ve Baltık Denizi’ne adım adım yerleşme planları yapmış ve uygulamıştır. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Esasen Rus jeopolitiğine göre çizilmiş realist bir politika stratejisi olan “Rusların Karadeniz’e hâkim olma çalışmaları”, ‘Açık Denizlere ulaşmak’ için de bir araç ve zorunluluk arz etmekteydi. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Bu ‘büyük Rus politikası’ gereği Osmanlı Devleti’ne mütemadiyen savaşlar açılmış ve Karadeniz’e yerleşme çabaları devamlı aktif tutulmuştur. Rusların, Hindistan’a ve İran’a sarkma girişimleri de Rus jeopolitiğinin genişletilmesi ve Rus kalpgâhının rahat ettirilmesine yöneliktir. </span></p>
<p class="p5"><span class="s1"><b>“Yakın Çevre Doktrini”</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Rus iktisadî, askerî ve kültürel tarihî bakımından önemli bir yer tutan ve aynı zamanda Rusların güneye çıkış kapısı olan Karadeniz, Rusya için hayatiyet derecesinde önem arz etmektedir. Soğuk Savaş sonrası Rusya’nın Karadeniz politikasında “Yakın Çevre Doktrini” söylemi önemli bir yer tutmuştur. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Yakın Çevre Doktrini, 1992 yılında Rusya Federasyonu’nun Dış Politika Doktrini kapsamında oluşturulmuştur. Nisan 1993’te belirlenen “Dış Politika Doktrini” ve Kasım 1993’teki “Savunma Doktrini”nin kesin hatları oluşmuştu. Buna göre; Bağımsız Devletler Topluluğu’nda yeni bağımsız olan devletler ile ikili ve birleşik olarak siyasî, iktisadî ve askerî alanda derin iş birliği ve müşterek çalışmalar gerçekleştirilmiştir. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Ukrayna krizine zemin hazırlayan uluslararası koşullar ise Soğuk Savaş’ın bitimiyle Doğu Avrupa ve Kafkaslar üzerinde başlayan Batı-Rusya rekabetidir. Soğuk Savaş sonrası Batı-Rusya rekabeti kendisini öncelikle NATO’nun genişleme politikası üzerinde göstermiştir. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında Doğu Avrupa’da güvenlik açığı oluştuğunu ve bu güvenlik açığının Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin NATO üyeliği ile doldurulabileceğini düşünen Batı açık kapı politikası uygulama yoluna gitmiştir. Söz konusu açık kapı politikası ile Polonya, Macaristan ve Çekya 1999 yılında, Estonya, Letonya, Litvanya, Bulgaristan, Romanya, Slovakya ve Slovenya 2004 yılında, Hırvatistan ve Arnavutluk 2009 yılında NATO’ya katılmıştır. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Rusya, NATO genişlemesine, Varşova Paktı’nın 1991’de dağılmış olduğunu, buna rağmen genişlemenin Rusya’nın düşman olarak algılandığına işaret ettiğini belirterek itiraz etmiştir. Rusya, NATO’nun genişlemesini Rus güvenliğine ve çıkarlarına yönelik bir tehdit olarak görmüştür. Rusya, NATO’nun genişlemesine engel ol(a)masa bile kırmızıçizgisini çekmiştir: Ukrayna, Gürcistan ve Moldova. Ayrıca NATO’nun Doğu Avrupa’da genişlemesi, doktrinde Rusya’ya yönelik en büyük dış tehdit olarak gösterilmiştir. Rusya Federasyonu, özellikle V. Putin döneminde, NATO’nun genişlemesine sert eleştiriler yöneltilerek karşılık verileceğini duyurmuştur. </span></p>
<p class="p5"><span class="s1"><b>Rusya’nın Coğrafi Avantajı</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Bulgaristan ve Romanya’nın NATO’ya üye olmalarının sonrasında NATO kapsamında Karadeniz’de yeni askeri üs planlamalarına başlanılmıştır. Rusya Federasyonu ise NATO’nun Karadeniz’deki askeri varlığını artırması karşısında Karadeniz filosunu modernize ederek yeni gemilerle takviye etmeye çalışmaktadır. Bu kapsamda ‘Kalibr’ tipi seyir füzeleriyle teçhiz edilmiş savaş gemileri ve denizaltılar Karadeniz’de üslenmeye başlamıştır. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Ayrıca Kırım’ı ilhakı sonrasında Rusya, bu bölgede savaş uçaklarını, bombardıman uçaklarını, denizaltıları, radar sistemlerini, füze savunma sistemleri konuşlandırmaktadır. Merkezi konumu itibarı ile Sivastopol/Kırım’da konuşlandırılan askeri sistemler ve kuvvetler, Karadeniz’i tam olarak kontrol edebilmekte ve izleyebilmektedir. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Dolayısıyla coğrafi bir avantaja sahip Rusya, Karadeniz’de daha da etkili bir hale gelmiştir. Benzer şekilde Ukrayna üzerinde siyasi baskıları artırarak bu ülkenin Batı’nın yanında yer almasını engellemeye çalışmaktadır. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Ukrayna krizinin kısa vadede sonucu Kırım’ın Rusya’ya katılması ve Ukrayna’nın doğusunda kendilerini Donetsk Halk Cumhuriyeti ile Luhanks Halk Cumhuriyeti ilan eden sözde iki devletin ortaya çıkması olmuştur; Ukrayna’nın haritası ‘de facto’ ve tartışmalı olarak değişmiştir. Bu değişiklik uluslararası kamuoyu için sürpriz olmamalıdır; zira Rusya’nın komşusu Ukrayna’nın ulusal egemenliği ve ülkesel bütünlüğüne saygı duymuyor olduğu bilinen bir gerçektir. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Kırım’ın, Ukrayna’dan koparılması ve Doğu Ukrayna’nın, Rusya eliyle istikrarsızlaştırılması özellikle Baltık devletlerinde ciddi bir güvenlik kaygısı, Rusya tarafından işgal edilme, dolayısıyla bağımsızlıklarını kaybetme korkusu yaratmıştır. Her ne kadar bu kaygı bazı çevrelerce abartılı bulunsa da Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesine ve Doğu Ukrayna’yı istikrarsızlaştırmasına imkân veren etnik farklılıkların (Baltık Ülkeleri) Estonya, Letonya ve Litvanya için de geçerli olması bu korkuyu körüklemektedir.</span></p>
<p class="p6"><span class="s1"><b>Rusya’nın “Yakın Çıkarları” Açısından Tehdit</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Karadeniz havzasında halen birçok kriz yaşanmakta olup, özellikle Ukrayna ve Kuzey Kafkasya’nın durumu, Güney Kafkasya’da yaşanan sorunlar (Azerbaycan-Ermenistan arasında Dağlık Karabağ sorunu) ve ayrıca Gürcistan-Rusya arasındaki sorunlar, Karadeniz havzasında çekişme ve sürtüşmelerin yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu göstermektedir. Bunlara ilaveten özellikle NATO ve AB genişleme çabaları yanında ABD’nin de bölgede etkinliğini artırma çabaları da bu kriz ya da krizlerin yaşanmasının olasılığını artırmaktadır. Karadeniz, ekonomik ve stratejik konumu itibarıyla Rusya Federasyonu için hayati öneme sahiptir. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Rusya’nın temel güvenlik stratejisi, batı bölgesinde potansiyel düşmanlarına karşı bir “tampon bölge” oluşturmaktır. Bu kapsamda Rusya açısından Batı’ya karşı bir tampon bölge oluşturan Ukrayna’nın, Batı ile ilişkilerini geliştirerek Batı’ya yaklaşması, Rusya’nın “yakın çıkarları” açısından bir tehdit olarak algılanmaktadır. Rusya Karadeniz bölgesi ile Ukrayna, Kuzey ve Güney Kafkasya bölgelerini “yakın dış çevresi” olarak görmektedir. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Sonuç olarak, Karadeniz jeopolitiğindeki varoluşsal kriz sadece Ukrayna ve Rusya’yı ilgilendirmemektedir; NATO, AB, AGİT gibi uluslararası örgütleri ve ABD, Çin, Türkiye gibi devletleri de ilgilendirmektedir. Karadeniz jeopolitiği ‘Uluslararası ve Çok Taraflı’ aktörlerden oluşmaktadır. Bunun içindir ki Karadeniz’de yaşanan(lar) her kriz küresel düzlemde yankı bulmaktadır. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Peki, bu yankının nedenleri ne(ler)dir? Hakeza Rusya’nın genetiğindeki ‘Çevreleme Politikası’, Karadeniz’den geçmekte olan enerji nakil (boru) hatları, eski Sovyet rejiminden kalan Doğu Avrupa ülkelerinin AB ile NATO’ya üye olması vb. birçok gerekçe vurgulanabilir. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Ancak geçen günlerde/aylarda Rusya’nın Karadeniz jeopolitiğinde ki Azak Denizi’nde Ukrayna’ya ait savaş gemilerine el koymasından dolayı varoluşsal kriz artma ve tırmanma gösterdi. Aynı zamanda Rusya, Kerç Boğazı’nı gemilere kapattığını ifade etti. Aslında bu krizin hiçbir tarafa yararı olmayacaktır. Rusların ‘agresif politikası ve argümanları’ sürmeye devam edecektir. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Rusya, NATO tarafından hem Baltıklarda hem de Balkanlarda gerçekleştirilmeye çalışılan askeri/savunma kuvvetlerinin farkındadır. Bu da Rusya’nın ulusal birliğine ve bütünlüğüne güvenlik tehdidi olarak algılanmaktadır. Ezcümle; Rusya dolaylı değil doğrudan dünyaya şunu ima etmeye çalışıyor; Kırım’ı ilhak etmedim, Doğu Ukrayna’da aşırı paramiliter milisleri silahlandırmadım, Ukrayna’yı istikrarsızlaştırmadım ve Karadeniz’de her oldubittiye göz yumarım! </span></p>
<p class="p7"><span class="s1">Kısacası Rusya, Ukrayna ile karadaki ‘hibrid’ savaşını denize taşıyor ve ‘bölgedeki egemenliğini’ Ukrayna’ya ve dünyaya göstermeye çalışıyor. </span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/karadeniz-jeopolitiginde-varolussal-kriz-ukrayna-rusya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye, Karadeniz’de Artan Gerilimden Rahatsız</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/turkiye-karadenizde-artan-gerilimden-rahatsiz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/turkiye-karadenizde-artan-gerilimden-rahatsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Dec 2018 07:53:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=5647</guid>

					<description><![CDATA[Ankara sınırlarında sorun istemiyor. Barış eksenli dış politika Cumhuriyetin en baştan tercihi. Bu nedenle Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) kurucu üyesi. Haziran 1992’de İstanbul’da kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (KEİ) Arnavutluk, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova,Romanya, Rusya, Türkiye, Ukrayna ve Yunanistan katılımcıları arasında. Kuruluş amacı, Karadeniz bölgesinin barış, istikrar ve refah bölgesi olması temel amaçlardan. Avrasya’nın anahtarı Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) Ekonomik işbirliği, bu amacın gerçekleşmesinde işlevsel araç. Bölge ülkelerinin Karadeniz’i kullanma, Karadeniz’den faydalanma gereksinimlerini işbirliğine dönüştüren bu hususta önemli görevler üstlenmiş bir bölgesel ekonomik işbirliği teşkilatı olmasına rağmen Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü,Avrasya’da geleceği olan ve Avrasya coğrafyasında siyasi ve askeri, kültürel birlikteliği sağlayabilecek görev üstlenebilir. Çok yakın zamana kadar Karadeniz havzasının, dünyanın diğer çatışma bölgelerine yakınlığına karşın göreceli bir istikrarından söz edilebilirdi. Ancak Amerika Birleşik Devletleri ve bazı Avrupa Birliği ülkeleri özellikle Turuncu Devrim sonrası Ukrayna’daki siyasi gelişmeleri gerekçe göstererek Karadenizhavzasında doğrudan veya dolaylı yoldan müdahil oluyor. Sonuçta Ukrayna odaklı bu kriz Avrasya coğrafyasının önemli deniz havzalarından Karadeniz’de önemli jeopolitik değişimleri tetikliyor. Neden Karadeniz’e müdahale ediliyor? Ukrayna ve Karadeniz’de yaşanan kriz Avrasya enerji güvenliğini de doğrudan etkilediği gibi Avrupa’nın da enerji güvenliğini olumsuz etkiliyor. Karadeniz havzasının coğrafi konumunun günümüzdeki önemi Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’ya yakınlığı nedeniyle enerji, nakil &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara sınırlarında sorun istemiyor.<br />
Barış eksenli dış politika Cumhuriyetin en baştan tercihi.<br />
Bu nedenle Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) kurucu üyesi.<br />
Haziran 1992’de İstanbul’da kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (KEİ) Arnavutluk, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova,Romanya, Rusya, Türkiye, Ukrayna ve Yunanistan katılımcıları arasında.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5649" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/karadeniz.jpg" alt="" width="750" height="408" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/karadeniz.jpg 750w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/karadeniz-300x163.jpg 300w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
<p>Kuruluş amacı, Karadeniz bölgesinin barış, istikrar ve refah bölgesi olması temel amaçlardan.<br />
Avrasya’nın anahtarı Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ)<br />
Ekonomik işbirliği, bu amacın gerçekleşmesinde işlevsel araç.<br />
Bölge ülkelerinin Karadeniz’i kullanma, Karadeniz’den faydalanma gereksinimlerini işbirliğine dönüştüren bu hususta önemli görevler üstlenmiş bir bölgesel ekonomik işbirliği teşkilatı olmasına rağmen Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü,Avrasya’da geleceği olan ve Avrasya coğrafyasında siyasi ve askeri, kültürel birlikteliği sağlayabilecek görev üstlenebilir.</p>
<p>Çok yakın zamana kadar Karadeniz havzasının, dünyanın diğer çatışma bölgelerine yakınlığına karşın göreceli bir istikrarından söz edilebilirdi.<br />
Ancak Amerika Birleşik Devletleri ve bazı Avrupa Birliği ülkeleri özellikle Turuncu Devrim sonrası Ukrayna’daki siyasi gelişmeleri gerekçe göstererek Karadenizhavzasında doğrudan veya dolaylı yoldan müdahil oluyor.<br />
Sonuçta Ukrayna odaklı bu kriz<br />
Avrasya coğrafyasının önemli deniz havzalarından Karadeniz’de önemli jeopolitik değişimleri tetikliyor.<br />
Neden Karadeniz’e müdahale ediliyor?<br />
Ukrayna ve Karadeniz’de yaşanan kriz Avrasya enerji güvenliğini de doğrudan etkilediği gibi Avrupa’nın da enerji güvenliğini olumsuz etkiliyor. Karadeniz havzasının coğrafi konumunun günümüzdeki önemi Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’ya yakınlığı nedeniyle enerji, nakil ve ulaşım yolları üzerinde bulunmasından kaynaklı.<br />
Rusya Federasyonunun en önemli ticari ve askeri limanları Karadeniz kıyısında.<br />
Deniz taşımacılığı bakımından Rusya’nın bu limanları ülke ekonomisi bakımından hayati öneme sahip.<br />
Rusya Karadeniz’deki limanlarını, Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılarken kullanıyor.<br />
Orta Asya ülkeleri de Avrupa pazarlarına ulaşmak için Karadeniz güzergâhını tercih edebiliyor.</p>
<p><strong>Amerika ve NATO’nun Karadeniz’de kıyısı bulunan ülkelerdeki askeri varlığı…</strong></p>
<p>Türkiye’nin 10 şehrinde toplamda 15 askeri üs bulunmakta.<br />
Bunların bazıları NATO kontrolünde, bazıları ise doğrudan ABD’ye bağlı.</p>
<p>2014 yılından bu yana Rusya, Karadeniz&#8217;e, taarruz uçakları, ek savaş gemileri, yeni füze sistemleri, 400 kilometre menzilli S-400 füzeleri yerleştirdi.<br />
Buna karşılık ABD de, Romanya&#8217;nın Karadeniz kıyısındaki Köstence Limanı&#8217;ndaki,Mihail Kogalniceanu Hava Üssü&#8217;nde Amerikan askerlerinin sayısını artırdı.<br />
ABD, son 20 yılın en büyük sevkiyatını NATO&#8217;nun doğu sınırına yapacağını açıklamasının ardından, Rusya&#8217;nın itirazına rağmen, Romanya&#8217;daki füze savunma kalkanını aktif hale getirdi.<br />
Kesenin ağzını açan ABD yenilenen radar sistemine ve SM-2 füzesavarlarına 800 milyon dolar harcadı.<br />
Karadeniz, ABD&#8217;nin Avrupa Komutanlığı (EUCOM) ve 6&#8217;ncı filosunun görev bölgesinde yer alıyor.<br />
Askeri lojistiğin yanı sıra 4 bin ABD askeri, Polonya, Baltık ülkeleri, Bulgaristan, Romanya ve Almanya&#8217;ya konuşlandırıldı.<br />
NATO da bu kapsamda Polonya ve Baltık ülkelerinde dönüşümlü olarak 4 uluslararası tabur konuşlandırdı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5650" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/s.jpg" alt="" width="488" height="283" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/s.jpg 488w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/s-300x174.jpg 300w" sizes="(max-width: 488px) 100vw, 488px" /></p>
<p><strong>Türkiye NATO ve Rusya&#8217;nın Karadeniz&#8217;de artan geriliminden rahatsız!</strong></p>
<p>Türkiye, güçlü bir NATO ülkesi ama bir yandan da Rusya ile askeri silahlanma, nükleer santral inşası, doğalgaz boru hattı anlaşmalarıyla sağlamlaştırdığı ilişkileri mevcut.<br />
Ne yardan vazgeçebilir ne serden?<br />
Türkiye, aşağı tükürse sakal yukarı tükürse bıyık.<br />
Ankara’nın derin tecrübeli ak saçlıları, biliyor ki “atlar tepişir otlar ezilir”.<br />
ABD/AB/NATO ile Rusya arasında yaşanan bu gerilimin güvenlik tehditlerini artıracağı ortada.<br />
Türkiye, Karadeniz’de suların daha fazla ısınmaması için kıyıdaş ülkelerle bölgede yeni bir inisiyatif üstlenebilir.</p>
<p><strong>Türkiye’nin en büyük kozu Montreux Boğazlar Sözleşmesi&#8230;</strong></p>
<p>20 Temmuz 1936’da &#8220;Boğazlar&#8221; genel deyimiyle belirtilen Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve Karadeniz’e İstanbul Boğazı&#8217;ndan geçişi ve gemilerin-gidiş gelişini (ulaşımı), Lozan&#8217;da, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanmış olan Barış Andlaşmasının 23. maddesiyle saptanmış ilkeyi, Türkiye&#8217;nin güvenliği ve Karadeniz&#8217;de, kıyıdaş devletlerin güvenliği çerçevesinde koruyacak biçimde, düzenlenmişti.</p>
<p>Montreux Boğazlar Sözleşmesi’nin 13. Maddesinde “Savaş gemilerinin Boğazlar&#8217;dan geçmesi için, Türk Hükümetine diplomasi yoluyla bir önbildirimde bulunulması gerekecektir.”,<br />
15. Maddesinde “Boğazlar&#8217;da transit olarak bulunan savaş gemileri taşımakta olabilecekleri uçakları hiçbir durumda, kullanamayacaklardır”,<br />
19. Maddesinde “savaşan herhangi bir Devletin savaş gemilerinin Boğazlar&#8217;dan geçmesi yasak olacaktır; şu kadar ki, işbu Sözleşmenin 25. maddesinin uygulama alanına giren durumlarla, saldırıya uğramış bir Devlete, Milletler Cemiyeti Misali çerçevesi içinde yapılmış, bu Misak&#8217;in 18. maddesi hükümleri uyarınca kütüğe yazılmış (tescil edilmiş) ve yayımlanmış, Türkiye&#8217;yi bağlayan bir karşılıklı yardım andlaşması gereğince yapılan yardım durumları bunun dışında kalmaktadır.”,<br />
20. Maddesinde ise “Savaş zamanında, Türkiye savaşan ise, 10. maddeden 18. maddeye kadar olan maddelerin hükümleri uygulanamayacaktır; savaş gemilerinin geçişi konusunda Türk Hükümeti tümüyle dilediği gibi davranabilecektir.” hükmü yer almaktadır.</p>
<p>Türkiye, Karadeniz’de patlak vermesi muhtemelen savaşı önleyebilmek içinMontreux Boğazlar Sözleşmesi’nin ilgili maddelerini gerekçe gösterip Akdeniz’de dolanıp duran ABD 6. Filosu’nun Çanakkale ve İstanbul Boğazı’ndan geçipKaradeniz’e girmesini engelleyebilir.<br />
Şimdi, “durup dururken bu da nereden çıktı” dememeniz için yazıyorum.</p>
<p><strong>ABD Karadeniz&#8217;e savaş gemisi göndermeye hazırlanıyor!</strong></p>
<p>Amerikan ordusu, Karadeniz&#8217;e savaş gemisi sevk etme hazırlığında.</p>
<p>Ukrayna ile Rusya arasında Azak Denizi&#8217;ndeki krizden dolayı bu kararın alındığı söyleniyor.<br />
Pentagon&#8217;un ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan, Montrö Boğazlar Sözleşmesikapsamında Türkiye&#8217;den boğazlardan Karadeniz&#8217;e savaş gemilerinin geçişi için izin talep etmesini istediği öne sürüldü.<br />
Ancak Pentagon bu bilgiyi ne teyit etti ne de yalanladı.<br />
Pentagon sözcülerinden Eric Pahon, ABD savaş gemilerinin sevkiyatı ve yerleri konusunda herhangi bir bilgi vermeyeceğini aktararak &#8220;ABD, Montrö Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerine tamamen bağlıdır. Özel diplomatik iletişimimizin içeriğini açıklamıyoruz.&#8221; dedi.<br />
Bir başka ABD&#8217;li bir yetkili ise ABD donanmasının elinde seçenek bulunması için rutin olarak Türkiye&#8217;ye bu tür taleplerin iletildiğini, ABD&#8217;nin her yıl onlarca kez Montrö Sözleşmesi çerçevesinde Türkiye&#8217;den geçiş talebinde bulunduğunu ancak bunlardan bazen sadece birkaçının icra edildiğini kaydetti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5651" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/ssss.jpg" alt="" width="420" height="237" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/ssss.jpg 420w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/ssss-300x169.jpg 300w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/ssss-330x186.jpg 330w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/ssss-318x180.jpg 318w" sizes="(max-width: 420px) 100vw, 420px" /></p>
<p><strong>Sanıldığı gibi Türkiye çaresiz değil!</strong></p>
<p>Türkiye’nin duruşu, dosta güven, düşmana korku veriyor.</p>
<p>Bazıları Ankara ile Washington arasında Suriye’de PKK/PYD/YPG kantonlarına ve askeri üslere yönelik mutabakat hazırlığını anlamakta zorlandıklarından hemen böyle bir yakınlaşmanın Rusya ile Türkiye’nin arasını açabileceğini ileri sürüyorlar.<br />
Oysa Rusya, Suriye’deki deniz ve hava üsleri sayesinde güvenliğine yönelik tehditleri ortadan kaldırmış durumda.<br />
Rusya için en önemli güvenlik tehdidi, ABD deniz kuvvetlerinin Karadeniz’e sızması.<br />
Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna limanlarına konuşlanması daha büyük tehdit unsuru.<br />
Pentagon bürokratları, Türkiye ile ilişkilerini sıcak tutuyor.<br />
Boğazlar meselesinde, Türkiye’nin milli çıkarları açısından nasıl bir tutum alabileceğini, duruş sergileyebileceğini az çok tahmin ettiklerinden, dünyanın en büyük sekizinci, Avrupa’nın en büyük birinci ordusunu yani Türk Silahlı Kuvvetlerini biraz da Birleşik Avrupa Ordusu’na karşı yanlarında görmek istediklerinden Türkiye’yi anlayabiliyorlar.<br />
.<br />
<strong>Ömür Çelikdönmez,</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/turkiye-karadenizde-artan-gerilimden-rahatsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
