<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kanal İstanbul &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/kanal-istanbul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Dec 2019 11:07:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Kanal İstanbul &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İmamoğlu ve muhalefetin &#8216;Kanal İstanbul&#8217; hesabı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/imamoglu-ve-muhalefetin-kanal-istanbul-hesabi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/imamoglu-ve-muhalefetin-kanal-istanbul-hesabi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Dec 2019 11:07:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem imamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kanal İstanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13339</guid>

					<description><![CDATA[Kanal İstanbul projesine karşı muhalefet içinden yükselen itirazları iki açıdan değerlendirebiliriz. Birincisi dışarıdan bu projeye olan itirazın yansıması olarak, ikincisi de iç siyaset dengeleri bakımından. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, bir yurtdışı ziyaretinin ardından, ayağının tozuyla Kanal İstanbul’a karşı olduğunu duyurması ve bu projeye savaş açması tesadüf olmasa gerek. İmamoğlu’nun süreklilikten kopuk, birdenbire, ansızın Kanal İstanbul’a karşı olduğunu ve bu projeyi yaptırmayacağını açıklaması, bu pozisyonun kendisine dışarıdan dikte ettirildiğini açıkça gösteriyor. Muhalefetin (AK Parti’den kopanları da yanına alarak), Kanal İstanbul’a karşı topyekun ortak bir tutum geliştirmesi, bu projeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’la hesaplaşma sürecine dönüştürmeye hazırlandıkları anlamına geliyor. İmamoğlu’nun İngiltere dönüşü “Kanal İstanbul’u yaptırmayız” diyerek startını verdiği, Erdoğan’ı hedef tahtasına oturtan bu siyasi kampanya ile önce ülkeyi kaosa sürüklemeyi ve bu kaostan da bir erken seçim çıkarmayı planlıyorlar. En kötü ihtimalle, 2023’e doğru seçmeni “Kanal İstanbul” gerilimi üzerinden konsolide etmeye çalışacaklar. Ekrem İmamoğlu’nun Kanal İstanbul’a karşı çıkarken kullandığı sert üslup, suçlayıcı ve ajitatif dil, kendisinin bu proje üzerinden muhalefetin liderliğini ele geçirmek istediğini gösteriyor. Kanal İstanbul tartışmaları, 2023’te Erdoğan’ın karşısına muhalefet adına hangi şanslı ismin “ortak aday” olarak çıkacağını da netleştirecek. Muhalefetin ipini elinde tutan küresel güçler oyunu şimdiden böyle kurdu. Hem büyük bir devlet projesini engelleyecekler, hem de kendilerince Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan kurtulacaklar! Tabii, muhalefetin başarısı biraz da milleti &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanal İstanbul projesine karşı muhalefet içinden yükselen itirazları iki açıdan değerlendirebiliriz.</p>
<p>Birincisi dışarıdan bu projeye olan itirazın yansıması olarak, ikincisi de iç siyaset dengeleri bakımından.</p>
<p>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, bir yurtdışı ziyaretinin ardından, ayağının tozuyla Kanal İstanbul’a karşı olduğunu duyurması ve bu projeye savaş açması tesadüf olmasa gerek. İmamoğlu’nun süreklilikten kopuk, birdenbire, ansızın Kanal İstanbul’a karşı olduğunu ve bu projeyi yaptırmayacağını açıklaması, bu pozisyonun kendisine dışarıdan dikte ettirildiğini açıkça gösteriyor.</p>
<p>Muhalefetin (AK Parti’den kopanları da yanına alarak), Kanal İstanbul’a karşı topyekun ortak bir tutum geliştirmesi, bu projeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’la hesaplaşma sürecine dönüştürmeye hazırlandıkları anlamına geliyor. İmamoğlu’nun İngiltere dönüşü <strong>“Kanal İstanbul’u yaptırmayız”</strong> diyerek startını verdiği, Erdoğan’ı hedef tahtasına oturtan bu siyasi kampanya ile önce ülkeyi kaosa sürüklemeyi ve bu kaostan da bir erken seçim çıkarmayı planlıyorlar. En kötü ihtimalle, 2023’e doğru seçmeni <strong>“Kanal İstanbul”</strong> gerilimi üzerinden konsolide etmeye çalışacaklar.</p>
<p>Ekrem İmamoğlu’nun Kanal İstanbul’a karşı çıkarken kullandığı sert üslup, suçlayıcı ve ajitatif dil, kendisinin bu proje üzerinden muhalefetin liderliğini ele geçirmek istediğini gösteriyor. Kanal İstanbul tartışmaları, 2023’te Erdoğan’ın karşısına muhalefet adına hangi şanslı ismin <strong>“ortak aday”</strong> olarak çıkacağını da netleştirecek. Muhalefetin ipini elinde tutan küresel güçler oyunu şimdiden böyle kurdu. Hem büyük bir devlet projesini engelleyecekler, hem de kendilerince Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan kurtulacaklar!</p>
<p>Tabii, muhalefetin başarısı biraz da milleti Erdoğan’a, ailesine ve AK Parti’ye karşı dolduruşa getirebilmekten geçiyor. Ali Babacan, Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu’nun parti kurarak bu dönemde muhalefet cephesine dahil olması <strong>“içeriden”</strong> yükleneceklerini gösteriyor. Meral Akşener’in <strong>“Gül-Babacan-Davutoğlu Erdoğan’ı devirmek için bizi muhafazakâr seçmene ulaştıracak”</strong> sözleri aslında yeterince izah edici. Erdoğan ve ailesinin milletle olan gönül bağını koparmak için algı operasyonlarını içeriye taşıyacak, bu noktada da dokuya uygun <strong>“AKP’lileri”</strong> kullanacaklar. Diğer yandan da <strong>“Erdoğan diktatör, dış müdahale gelir” </strong>diyerek bir korku iklimi oluşturmayı deneyecekler.</p>
<p>Türkiye için sevindirici olan eski devrin kapanmış olması. Ülkenin başında sağlam bir yönetici ekip, sağlam bir devlet aklı var. Ortadoğu’da, Akdeniz’de, Afrika’da oyun bozan, tuzakları boşa çıkaran bu devlet aklı, içeride çevrilen dolapları görüyor ve şüphesiz gerekli tedbirleri alıyor. Geçmişte yapılan hatalar artık tekrarlanmaz, ipi dışarıda olanların bu ülkeyi ele geçirmesine fırsat verilmez.</p>
<p>Kurtuluş Tayiz/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/imamoglu-ve-muhalefetin-kanal-istanbul-hesabi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1968 model kafalar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/1968-model-kafalar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/1968-model-kafalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Dec 2019 11:29:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz köprüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kanal İstanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13326</guid>

					<description><![CDATA[Yıl 1968… İlhan Selçuk, Cumhuriyet Gazetesi’nin Başyazarıydı… İstanbul’a yapılması planlanan ilk Boğaz Köprüsü’ne savaş açtı. Yazılar yazdı, “Milletin parası çar-çur ediliyor” dedi. İstanbul’a yapılacak köprünün felaket olacağını söyledi. Yapıldı o köprü. Başkaları da izledi. Hani nerede felaket? Ülke ve millet rahatladı sadece. Tersine, o köprüler yapılmasaydı, milletçe asıl felaketi yaşıyor olurduk bugün. Ardadan geçen zaman içinde Boğaz gerdanlıklarla süslendi. Denizin altından geçitler yapıldı. Birinci Boğaz Köprüsü’nden daha büyük yatırımların altına imza atıldı. Ama 1968 Model bu kafalar hiç değişmedi. Hatırlarsınız, Mustafa Sarıgül de 3. Havalimanı yapılırken aynı tavrı takındı. Ne oldu, o da yapıldı. Bugün Türkiye düşmanlarının kıskançlık ve hasetlerine rağmen, hizmet vermeye devam ediyor. 1968 Model kafalar şimdi de “Kanal İstanbul’u yaptırmayız” diyorlar. Üstelik, İlhan Selçuk geçmişte ne demişse, aynı gerekçelerle karşı çıkıyorlar. Onlara rağmen yapılacak Kanal İstanbul. Göreceksiniz, köprüler ve tüp geçitte olduğu gibi, en çok da onlar kullanıp keyfini sürecek. *** Birkaç kişiye birkaç rapor yazdırmışlar, sallayıp duruyorlar. “Ya İstanbul, ya kanal” tekerlemesini tekrarlıyorlar: -Büyük bir felaket olacak İstanbul için bu kanal. Çok büyük… Belli ki o “raporların” altına imza atanlar da 1968 Model kafalar! Oysa, 7 üniversite (Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ, Gazi, Başkent, Atılım ve Çankırı) ve 200 akademisyen çalıştı bu proje üzerinde. Tam 33 bilim dalında araştırmalar yapıldı. Kültürel mirastan, omurgasız hayvanların korunmasına kadar her konu titizlikle incelendi. Karşılaşılabilecek bütün olumsuzluklar masaya yatırıldı, gereken tedbirler alındı. Kısacası, yok bir sıkıntı. Ama bunlar yine de bağırıyorlar. Çünkü, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yıl 1968</strong>… İlhan Selçuk, Cumhuriyet Gazetesi’nin <strong>Başyazarıydı</strong>…</p>
<p>İstanbul’a yapılması planlanan ilk <strong>Boğaz Köprüsü</strong>’ne savaş açtı. Yazılar yazdı, <strong>“Milletin parası çar-çur ediliyor”</strong> dedi. İstanbul’a yapılacak köprünün felaket olacağını söyledi.</p>
<p>Yapıldı o köprü. Başkaları da izledi.</p>
<p>Hani nerede felaket? Ülke ve millet rahatladı sadece. Tersine, o köprüler yapılmasaydı, milletçe asıl felaketi yaşıyor olurduk bugün.</p>
<p>Ardadan geçen zaman içinde <strong>Boğaz</strong> gerdanlıklarla süslendi. Denizin altından geçitler yapıldı. <strong>Birinci Boğaz Köprüsü</strong>’nden daha büyük yatırımların altına imza atıldı. Ama <strong>1968</strong> <strong>Model</strong> bu kafalar hiç değişmedi.</p>
<p>Hatırlarsınız, <strong>Mustafa Sarıgül</strong> de <strong>3. Havalimanı</strong> yapılırken aynı tavrı takındı. Ne oldu, o da yapıldı. Bugün <strong>Türkiye</strong> düşmanlarının kıskançlık ve hasetlerine rağmen, hizmet vermeye devam ediyor.</p>
<p><strong>1968 Model</strong> kafalar şimdi de <strong>“Kanal İstanbul’u yaptırmayız”</strong> diyorlar. Üstelik, İlhan Selçuk geçmişte ne demişse, aynı gerekçelerle karşı çıkıyorlar.</p>
<p>Onlara rağmen yapılacak <strong>Kanal İstanbul</strong>. Göreceksiniz, köprüler ve tüp geçitte olduğu gibi, en çok da onlar kullanıp keyfini sürecek.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Birkaç kişiye birkaç rapor yazdırmışlar, sallayıp duruyorlar. <strong>“Ya İstanbul, ya kanal”</strong> tekerlemesini tekrarlıyorlar:</p>
<p><strong>-Büyük bir felaket olacak İstanbul için bu kanal. Çok büyük…</strong></p>
<p>Belli ki o <strong>“raporların”</strong> altına imza atanlar da <strong>1968 Model</strong> kafalar!</p>
<p>Oysa, 7 üniversite <strong>(Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ, Gazi, Başkent, Atılım</strong> ve Çankırı) ve <strong>200 </strong>akademisyen çalıştı bu proje üzerinde. Tam 33 bilim dalında araştırmalar yapıldı. Kültürel mirastan, omurgasız hayvanların korunmasına kadar her konu titizlikle incelendi. Karşılaşılabilecek bütün olumsuzluklar masaya yatırıldı, gereken tedbirler alındı.</p>
<p>Kısacası, yok bir sıkıntı.</p>
<p>Ama bunlar yine de bağırıyorlar. Çünkü, üzüm yemek değil amaçları, düpedüz bağcı dövmek. Engellemek ve yaptırmamak!</p>
<p>Ama gerçekleşecek bu proje. Dün de bu kafalara teslim olunmadı, bugün de olunmayacak. <strong>Türkiye’</strong>nin hedefi çağı yakalamak, hatta öne geçmek. <strong>1970’</strong>ler ve <strong>1980</strong>’ler seviyesinde kalmak değil.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Kanal İstanbul için bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim…</p>
<p>Bugün İstanbul Boğazı’ndan yılda ortalama 50 bin gemi geçiyor. Boğazın emniyetli kapasitesi ise sadece 25 bin. Her an bir facia ile karşı karşıya kalabiliriz. Adeta bir bombanın üzerinde oturuyor İstanbullular.</p>
<p>Ayrıca, geçmişten ders almamız lazım. Diğerlerini saymıyorum, sadece bir tanesini hatırlatmak isterim. <strong>1994</strong>’te, dünya tarihinin en büyük denizcilik kazasını yaşadık <strong>Boğaz</strong>’da. <strong>M/T Nassia</strong> ile <strong>M/V</strong> <strong>Shipbrokar</strong> çarpıştı, 6 kişi öldü. <strong>Nassia</strong>’dan akan petrol tutuştu, 4 günde söndürebildik. Bugün tehlike daha büyük. Çünkü trafik de tonajlar da arttı.</p>
<p>Sırf bu gerçek bile zaruri kılıyor, <strong>Kanal İstanbul</strong>’u. Ekonomik ve siyasi getirilerini ise hiç saymıyorum.</p>
<p>Ne derlerse desinler, ne kadar büyük gürültü çıkarırlarsa çıkarsınlar, yapılacak bu proje. Onlar bağıracak, biz gerçekleri yüzlerine vuracağız.</p>
<p><strong>Türkiye, 1968 Model</strong> kafalara teslim olacak değil elbette.</p>
<p>Çünkü biz, büyük hedefleri bulunan, pek çok alanda dünya ile yarışan ve gelecek için iddiaları olan bir ülkeyiz.</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/1968-model-kafalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bunların amacı Türkiye’yi durdurmak</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bunlarin-amaci-turkiyeyi-durdurmak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bunlarin-amaci-turkiyeyi-durdurmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 08:42:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Kanal İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Montrö]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13309</guid>

					<description><![CDATA[CHP sözcüsü Faik Öztrak, iktidara geldiklerinde, Kanal İstanbul için alınan kredileri ödemeyeceklerini söylüyor. Bunun babası zaman zaman tuhaf çıkışlar yapardı ama daha dengeli bir adamdı. Bu kime çekti, bilmem ki! Devam ediyor Öztrak: “Kanal İstanbul bir ucube. Proje dahi demek istemiyorum. Bir çevre faciasına yol açacak, İstanbul’u susuz bırakacak, depremi tetikleyecek gerçekten büyük bir sıkıntı. Bu konu tüm Türkiye’yi ilgilendiriyor. Türkiye’nin Boğazlar’daki egemenliği çok zor elde edilmiştir. Lozan’dan sonra Montrö Sözleşmesi yapılmıştı, bunun yeniden tartışılmaya açılacağına dair çok ciddi iddialar vardır. Kanal İstanbul tam bir felakettir.” Görüldüğü üzere, Faik Öztrak’ın aklıyla, TV stüdyolarına kurulup “Kanal İstanbul şöyle tehlikeli, böyle tehlikeli” diye ahkâm kesen malum muhabirin aklı arasında bir fark yok. İkisi de ezberden konuşuyor. İkisi de “Bilim bu işe ne diyor?” diye bakmıyor. İkisinin de Montrö’den haberi yok. Muhalefet cephesinin (ki, CHP-İYİ Parti-HDP-Saadet Partisi’nden mürekkep “şenlikli” bir cephedir bu), siyasetteki temel motivasyonu iktidara gelip ülke yönetmek değil, hasbelkader yapılmış olanı engellemek yahut durdurmak. Bu uğurda yapmayacakları yok. Kemal Kılıçdaroğlu bir grup toplantısında, gözümüzün içine baka baka, son 25 yılda İstanbul için ne yapıldığını, hangi hizmetlerin götürüldüğünü soruyordu. Kemal Bey’e göre hiçbir şey yapılmamış&#8230; İstanbul’a çivi bile çakılmamış&#8230; Bir tek örnek gösterilemezmiş&#8230; İktidar cenahının cevap yetiştirme çabasını anlıyoruz; bu mevzun yalanlar elbette sahibine yedirilmeli, attığı iftiralar fitil fitil burnundan getirilmeli, iddia sahibi tarih ve toplum &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP sözcüsü <strong>Faik Öztrak</strong>, iktidara geldiklerinde, <strong>Kanal İstanbul</strong> için alınan kredileri ödemeyeceklerini söylüyor.</p>
<p>Bunun babası zaman zaman tuhaf çıkışlar yapardı ama daha dengeli bir adamdı. Bu kime çekti, bilmem ki!</p>
<p>Devam ediyor Öztrak: <strong>“Kanal İstanbul bir ucube. Proje dahi demek istemiyorum. Bir çevre faciasına yol açacak, İstanbul’u susuz bırakacak, depremi tetikleyecek gerçekten büyük bir sıkıntı. Bu konu tüm Türkiye’yi ilgilendiriyor. Türkiye’nin Boğazlar’daki egemenliği çok zor elde edilmiştir. Lozan’dan sonra Montrö Sözleşmesi yapılmıştı, bunun yeniden tartışılmaya açılacağına dair çok ciddi iddialar vardır. Kanal İstanbul tam bir felakettir.”</strong></p>
<p>Görüldüğü üzere, Faik Öztrak’ın aklıyla, TV stüdyolarına kurulup <strong>“Kanal İstanbul şöyle tehlikeli, böyle tehlikeli”</strong> diye ahkâm kesen malum muhabirin aklı arasında bir fark yok.</p>
<p>İkisi de ezberden konuşuyor.</p>
<p>İkisi de <strong>“Bilim bu işe ne diyor?”</strong> diye bakmıyor.</p>
<p>İkisinin de <strong>Montrö</strong>’den haberi yok.</p>
<p>Muhalefet cephesinin <em>(ki, CHP-İYİ Parti-HDP-Saadet Partisi’nden mürekkep <strong>“şenlikli”</strong> bir cephedir bu)</em>, siyasetteki temel motivasyonu iktidara gelip ülke yönetmek değil, hasbelkader yapılmış olanı engellemek yahut durdurmak.</p>
<p>Bu uğurda yapmayacakları yok.</p>
<p><strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong> bir grup toplantısında, gözümüzün içine baka baka, son 25 yılda İstanbul için ne yapıldığını, hangi hizmetlerin götürüldüğünü soruyordu.</p>
<p>Kemal Bey’e göre hiçbir şey yapılmamış&#8230;</p>
<p>İstanbul’a çivi bile çakılmamış&#8230;</p>
<p>Bir tek örnek gösterilemezmiş&#8230;</p>
<p>İktidar cenahının cevap yetiştirme çabasını anlıyoruz; bu mevzun yalanlar elbette sahibine yedirilmeli, attığı iftiralar fitil fitil burnundan getirilmeli, iddia sahibi tarih ve toplum önünde bir kez daha rezil kepaze edilmeli, ayrı&#8230; Ama asıl cevabı, iddia sahibi, yani Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisi veriyordu.</p>
<p>Ne diyordu?</p>
<p>Kendi arşivinden özetleyerek aktaralım: <strong>“Üçüncü köprüye ne gerek var kardeşim? İki tanesi varken, üçüncü tüp geçit de nerden çıktı?”</strong></p>
<p>Hem İstanbul için hiçbir şey yapılmadığını söyleyeceksin, hem de <strong>“Üçüncü köprüye ne gerek var kardeşim? İki tane varken, üçüncü tüp geçit de nerden çıktı?”</strong> diyeceksin.</p>
<p>Demek ki yapılmış.</p>
<p>Demek ki mebzul miktar çivi çakılmış.</p>
<p>Sadece üçüncü köprü ve üçüncü tüp geçit mi?</p>
<p>Bu zat üçüncü havalimanına da karşı çıkıyordu.</p>
<p>İktidara geldiklerinde <strong>“bütün yatırımları durduracakları sözünü” </strong>vermişti.</p>
<p>Bunu <strong>“seçim vaadi”</strong> yapmıştı bir de&#8230;</p>
<p>Hatta bir adamları çıkmış <em>(<strong>“Cumhurbaşkanı adayı” </strong>gösterdikleri bir adamları)</em>, “üçüncü köprü”yü yıkıp, yerine <strong>“yeşil alan”</strong> yapacaklarını söylemişti. <em>(Kemal Efendi, bürokratlık yaptığı dönemde de ikinci havalimanına mırın kırın ediyordu. <strong>“Yolcusu olmayan bir havalimanı olur mu? Nafile bir yatırım bu” </strong>diyordu. Hiç utanmıyordu.)</em></p>
<p>Hülasa&#8230;</p>
<p>Hem <strong>“yapmadılar”</strong> diyeceksin&#8230;</p>
<p>Hem de yapılanları gösterip, <strong>“Niye yaptılar?”</strong> diye sokağı kışkırtacaksın.</p>
<p>Hem İstanbul’a çivi çakılmadığını söyleyeceksin, hem de İstanbul’un en muhkem çivisi olan Kanal İstanbul’u engellemek için türlü numaralar çevireceksin.</p>
<p>Bu <strong>“zavallılık”</strong>la da seçmenin huzuruna çıkacaksın.</p>
<p>Kılıçdaroğlu böyle de, <strong>“ortak”</strong> bellediği partiler çok mu farklı?</p>
<p><strong>Saadet Partisi</strong>’nin <strong>IMF sever</strong> genel başkanı <strong>Temel Karamollaoğlu</strong> da aynı türküyü çığırıp duruyor.</p>
<p>Bu kadar yatırım kaynak israfıymış&#8230; Ne lüzum varmış&#8230;</p>
<p>İktidara geldiklerinde, bütün yatırımları iptal edeceklermiş&#8230;</p>
<p>Üçüncü ortağın <em>(<strong>İyi Parti</strong>’nin)</em> yatırımları durdurmak gibi bir hedefi var mı, bilmiyorum ama dördüncü ortağın <em>(yani <strong>“gizli ortak” HDP</strong>’nin)</em> seçim vaadi, ABD’nin silahlandırdığı örgütü arkasına alarak <strong>“Türkiye’yi durdurmak!”</strong></p>
<p>Davutoğlu “beşinci” ortak olarak ne söyleyecek?</p>
<p>Davutoğlu’nun da öncelikli hedefinde, elbette, <strong>“bu Türkiye’yi durdurmak” </strong>yer alıyor.</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bunlarin-amaci-turkiyeyi-durdurmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
