<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Japonya &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/japonya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Aug 2021 14:22:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Japonya &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Japonya’ya Atom Bombası Atılmasının 77. Yıldönümü -6/9 Ağustos 1945 – 6/9 Ağustos 2021-</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/japonyaya-atom-bombasi-atilmasinin-77-yildonumu-6-9-agustos-1945-6-9-agustos-2021/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/japonyaya-atom-bombasi-atilmasinin-77-yildonumu-6-9-agustos-1945-6-9-agustos-2021/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğuz ÜNAL]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2021 14:22:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Atom Bombası]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17569</guid>

					<description><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın Pasifik muharebeleri sürerken ABD&#8217;nin 6 Ağustos&#8217;ta Japonya&#8217;nın Hiroşima, 9 Ağustos&#8217;ta da Nagazaki kentlerine atom bombası atmasının üzerinden 76 yıl geçti. İnsanlık tarihinin acı bir sayfası… Yaklaşık 13 bin TNT (tri-nitro-toluen) kuvvetindeki uranyum katkılı bomba, merkezinde 3 bin santigrat derece ısı oluşturarak Hiroşima&#8217;nın yüzde 70&#8217;ini yok etti. 1,5 kilometre çapındaki alanda her yeri dümdüz eden atom bombası, ilk aşamada 80 bin ve 1945 sonuna dek ise 140 bin kişinin ölümüne yol açtı. Bombalamada yaralanan çok sayıda kişi tıbbi yardım alamadan ölürken, şehre yardım götürmeye gidenler de bomba sonrası oluşan radyoaktif yağmura maruz kalarak hayatını kaybetti. Nagazaki&#8217;ye ise yerin 500 metre üzerinden atılan ve 22 bin TNT gücündeki bombanın yıkım gücünü şehrin etrafını çevreleyen tepeler sınırlarken ilk aşamada 70 bine yakın kişi öldü ve Nagazaki&#8217;nin yarısı yok oldu. SOVYET TEHDİDİ GEREKÇESİ Savaş sürerken dönemin ABD Başkanı Harry Truman&#8217;ın, atom bombası kullanılması gerekçelerinin, Sovyetler&#8217;e gövde gösterisinin yanı sıra Doğu Avrupa&#8217;dan sonra Doğu Asya&#8217;da da Sovyet tehdidi olduğu biliniyor. Temmuz 1945 sonunda İngiltere, Çin ve ABD&#8217;nin &#8220;Potsdam Bildirisi&#8221; ile teslim olma çağrısında bulunduğu Japonya, &#8220;şartsız teslim olmayacağını&#8221; ilan etti. Japonya, ağustos başında İttifak cephesine &#8220;anlaşmalı barış&#8221; teklifi yaptı ancak teklifin kabul edilmemesi üzerine 6-12 Ağustos haftasında pazartesi Hiroşima&#8217;ya, perşembe de Nagazaki&#8217;ye &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın Pasifik muharebeleri sürerken ABD&#8217;nin 6 Ağustos&#8217;ta Japonya&#8217;nın Hiroşima, 9 Ağustos&#8217;ta da Nagazaki kentlerine atom bombası atmasının üzerinden 76 yıl geçti. İnsanlık tarihinin acı bir sayfası…</p>



<p>Yaklaşık 13 bin TNT (tri-nitro-toluen) kuvvetindeki uranyum katkılı bomba, merkezinde 3 bin santigrat derece ısı oluşturarak Hiroşima&#8217;nın yüzde 70&#8217;ini yok etti. 1,5 kilometre çapındaki alanda her yeri dümdüz eden atom bombası, ilk aşamada 80 bin ve 1945 sonuna dek ise 140 bin kişinin ölümüne yol açtı.</p>



<p>Bombalamada yaralanan çok sayıda kişi tıbbi yardım alamadan ölürken, şehre yardım götürmeye gidenler de bomba sonrası oluşan radyoaktif yağmura maruz kalarak hayatını kaybetti.</p>



<p>Nagazaki&#8217;ye ise yerin 500 metre üzerinden atılan ve 22 bin TNT gücündeki bombanın yıkım gücünü şehrin etrafını çevreleyen tepeler sınırlarken ilk aşamada 70 bine yakın kişi öldü ve Nagazaki&#8217;nin yarısı yok oldu.</p>



<p>SOVYET TEHDİDİ GEREKÇESİ</p>



<p>Savaş sürerken dönemin ABD Başkanı Harry Truman&#8217;ın, atom bombası kullanılması gerekçelerinin, Sovyetler&#8217;e gövde gösterisinin yanı sıra Doğu Avrupa&#8217;dan sonra Doğu Asya&#8217;da da Sovyet tehdidi olduğu biliniyor.</p>



<p>Temmuz 1945 sonunda İngiltere, Çin ve ABD&#8217;nin &#8220;Potsdam Bildirisi&#8221; ile teslim olma çağrısında bulunduğu Japonya, &#8220;şartsız teslim olmayacağını&#8221; ilan etti.</p>



<p>Japonya, ağustos başında İttifak cephesine &#8220;anlaşmalı barış&#8221; teklifi yaptı ancak teklifin kabul edilmemesi üzerine 6-12 Ağustos haftasında pazartesi Hiroşima&#8217;ya, perşembe de Nagazaki&#8217;ye atılan atom bombaları ile şehirler yerle bir edildi.</p>



<p>Dönemin Japonya İmparatoru Miçinomiya Hirohito, 15 Ağustos&#8217;taki mesajında &#8220;Savaşı sürdürmenin Japon milletini mahvedeceğini&#8221; belirterek ülkesinin koşulsuz teslim olduğunu ilan etti.</p>



<p>NEDEN ATILDI?</p>



<p>Hiroşima&#8217;nın askeri üsler ve Nagazaki&#8217;nin ağır sanayi kuruluşları nedeniyle hedef seçildiği belirtiliyor.</p>



<p>Nagazaki&#8217;ye atom bombasının atılması Pasifik&#8217;te devam eden muharebeleri resmen sona erdirdi.</p>



<p>Üzerinden 74 yıl geçmesine rağmen ABD&#8217;nin neden atom bombası atarak savaşı sonlandırmayı tercih ettiği henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil.</p>



<p>HİBAKUŞALAR</p>



<p>Amerikalılar ölü sayısının 117 bin, Japonlar ise yarım milyona yakın olduğunu açıklarken, &#8220;Hibakuşa&#8221; ismi verilen mağdurlarda korkunç yaralar açıldı.</p>



<p>Hibakuşalar üzerindeki radyasyon zehirlenmeleri, nükleer güç sanayisinde emniyet seviyelerinde ölçüm standardı sağladı.</p>



<p>NÜKLEER SAVAŞ GÖLGESİ</p>



<p>Savaşın kırılma noktaları olarak bilinen atom bombaları, Japonya&#8217;nın teslim olmasına sebep olurken ortaya çıkan sonuç da uluslararası ilişkilerin dönüşmesine yol açtı.</p>



<p>ABD ve Sovyetler, 1950&#8217;ye kadar geliştirdiği daha kuvvetli hidrojen bombalarını kıtalar arası balistik füzelere (ICBM) nasıl monte edeceğini formüle etti ve dünya &#8220;aşırı güç kullanabilme&#8221; çağına adım attı.</p>



<p>Dünya, 1960 ve 1990 arasını nükleer savaşın gölgesinde yaşarken iki nükleer gücün birbirlerine &#8220;doğrudan&#8221; savaş açma cesaretini gösteremediği &#8220;Soğuk Savaş&#8221; dönemine girdi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/japonyaya-atom-bombasi-atilmasinin-77-yildonumu-6-9-agustos-1945-6-9-agustos-2021/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Japonya&#8217;ya Atom Bombası Atılmasının 75. Yıldönümü</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/japonyaya-atom-bombasi-atilmasinin-75-yildonumu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/japonyaya-atom-bombasi-atilmasinin-75-yildonumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğuz Ünal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2020 10:31:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Atom Bombası]]></category>
		<category><![CDATA[Hiroşima]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15379</guid>

					<description><![CDATA[6/9 Ağustos 1945 – 6/9 Ağustos 2020 İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın Pasifik muharebeleri sürerken ABD&#8217;nin 6 Ağustos&#8217;ta Japonya&#8217;nın Hiroşima, 9 Ağustos&#8217;ta da Nagazaki kentlerine atom bombası atmasının üzerinden 75 yıl geçti. İnsanlık tarihinin acı bir sayfası… Yaklaşık 13 bin TNT (tri-nitro-toluen) kuvvetindeki uranyum katkılı bomba, merkezinde 3 bin santigrat derece ısı oluşturarak Hiroşima&#8217;nın yüzde 70&#8217;ini yok etti. 1,5 kilometre çapındaki alanda her yeri dümdüz eden atom bombası, ilk aşamada 80 bin ve 1945 sonuna dek ise 140 bin kişinin ölümüne yol açtı. Bombalamada yaralanan çok sayıda kişi tıbbi yardım alamadan ölürken, şehre yardım götürmeye gidenler de bomba sonrası oluşan radyoaktif yağmura maruz kalarak hayatını kaybetti. Nagazaki&#8217;ye ise yerin 500 metre üzerinden atılan ve 22 bin TNT gücündeki bombanın yıkım gücünü şehrin etrafını çevreleyen tepeler sınırlarken ilk aşamada 70 bine yakın kişi öldü ve Nagazaki&#8217;nin yarısı yok oldu. SOVYET TEHDİDİ GEREKÇESİ Savaş sürerken dönemin ABD Başkanı Harry Truman&#8217;ın, atom bombası kullanılması gerekçelerinin, Sovyetler&#8217;e gövde gösterisinin yanı sıra Doğu Avrupa&#8217;dan sonra Doğu Asya&#8217;da da Sovyet tehdidi olduğu biliniyor. Temmuz 1945 sonunda İngiltere, Çin ve ABD&#8217;nin &#8220;Potsdam Bildirisi&#8221; ile teslim olma çağrısında bulunduğu Japonya, &#8220;şartsız teslim olmayacağını&#8221; ilan etti. Japonya, ağustos başında İttifak cephesine &#8220;anlaşmalı barış&#8221; teklifi yaptı ancak teklifin kabul edilmemesi üzerine 6-12 &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>6/9 Ağustos 1945 – 6/9 Ağustos 2020</p>



<p>İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın Pasifik muharebeleri sürerken ABD&#8217;nin 6 Ağustos&#8217;ta Japonya&#8217;nın Hiroşima, 9 Ağustos&#8217;ta da Nagazaki kentlerine atom bombası atmasının üzerinden 75 yıl geçti. İnsanlık tarihinin acı bir sayfası…</p>



<p>Yaklaşık 13 bin TNT (tri-nitro-toluen) kuvvetindeki uranyum katkılı bomba, merkezinde 3 bin santigrat derece ısı oluşturarak Hiroşima&#8217;nın yüzde 70&#8217;ini yok etti. 1,5 kilometre çapındaki alanda her yeri dümdüz eden atom bombası, ilk aşamada 80 bin ve 1945 sonuna dek ise 140 bin kişinin ölümüne yol açtı.</p>



<p>Bombalamada yaralanan çok sayıda kişi tıbbi yardım alamadan ölürken, şehre yardım götürmeye gidenler de bomba sonrası oluşan radyoaktif yağmura maruz kalarak hayatını kaybetti.</p>



<p>Nagazaki&#8217;ye ise yerin 500 metre üzerinden atılan ve 22 bin TNT gücündeki bombanın yıkım gücünü şehrin etrafını çevreleyen tepeler sınırlarken ilk aşamada 70 bine yakın kişi öldü ve Nagazaki&#8217;nin yarısı yok oldu.</p>



<p>SOVYET TEHDİDİ GEREKÇESİ</p>



<p>Savaş sürerken dönemin ABD Başkanı Harry Truman&#8217;ın, atom bombası kullanılması gerekçelerinin, Sovyetler&#8217;e gövde gösterisinin yanı sıra Doğu Avrupa&#8217;dan sonra Doğu Asya&#8217;da da Sovyet tehdidi olduğu biliniyor.</p>



<p>Temmuz 1945 sonunda İngiltere, Çin ve ABD&#8217;nin &#8220;Potsdam Bildirisi&#8221; ile teslim olma çağrısında bulunduğu Japonya, &#8220;şartsız teslim olmayacağını&#8221; ilan etti.</p>



<p>Japonya, ağustos başında İttifak cephesine &#8220;anlaşmalı barış&#8221; teklifi yaptı ancak teklifin kabul edilmemesi üzerine 6-12 Ağustos haftasında pazartesi Hiroşima&#8217;ya, perşembe de Nagazaki&#8217;ye atılan atom bombaları ile şehirler yerle bir edildi.</p>



<p>Dönemin Japonya İmparatoru Miçinomiya Hirohito, 15 Ağustos&#8217;taki mesajında &#8220;Savaşı sürdürmenin Japon milletini mahvedeceğini&#8221; belirterek ülkesinin koşulsuz teslim olduğunu ilan etti.</p>



<p>NEDEN ATILDI?</p>



<p>Hiroşima&#8217;nın askeri üsler ve Nagazaki&#8217;nin ağır sanayi kuruluşları nedeniyle hedef seçildiği belirtiliyor.</p>



<p>Nagazaki&#8217;ye atom bombasının atılması Pasifik&#8217;te devam eden muharebeleri resmen sona erdirdi.</p>



<p>Üzerinden 74 yıl geçmesine rağmen ABD&#8217;nin neden atom bombası atarak savaşı sonlandırmayı tercih ettiği henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil.</p>



<p>HİBAKUŞALAR</p>



<p>Amerikalılar ölü sayısının 117 bin, Japonlar ise yarım milyona yakın olduğunu açıklarken, &#8220;Hibakuşa&#8221; ismi verilen mağdurlarda korkunç yaralar açıldı.</p>



<p>Hibakuşalar üzerindeki radyasyon zehirlenmeleri, nükleer güç sanayisinde emniyet seviyelerinde ölçüm standardı sağladı.</p>



<p>NÜKLEER SAVAŞ GÖLGESİ</p>



<p>Savaşın kırılma noktaları olarak bilinen atom bombaları, Japonya&#8217;nın teslim olmasına sebep olurken ortaya çıkan sonuç da uluslararası ilişkilerin dönüşmesine yol açtı.</p>



<p>ABD ve Sovyetler, 1950&#8217;ye kadar geliştirdiği daha kuvvetli hidrojen bombalarını kıtalar arası balistik füzelere (ICBM) nasıl monte edeceğini formüle etti ve dünya &#8220;aşırı güç kullanabilme&#8221; çağına adım attı.</p>



<p>Dünya, 1960 ve 1990 arasını nükleer savaşın gölgesinde yaşarken iki nükleer gücün birbirlerine &#8220;doğrudan&#8221; savaş açma cesaretini gösteremediği &#8220;Soğuk Savaş&#8221; dönemine girdi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/japonyaya-atom-bombasi-atilmasinin-75-yildonumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Japonya&#8217;da En Çok İzlenen 10 Film</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/japonyada-en-cok-izlenen-10-film/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/japonyada-en-cok-izlenen-10-film/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Jun 2019 08:01:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11371</guid>

					<description><![CDATA[Japon film endüstrisinde, son çıkan filmlerin en çok izlenen filmler olmadığını görüyoruz. En çok izlenen film, 2001 tarihli. Japonya’da en çok izlenen 10 Japon filminin neredeyse tümü 2016 öncesine ait. Listede, 1957, 1962 ve 1965’ten filmler de bulunuyor. Bu durumun bilet sayısına bakmaktan mı ileri geldiği sorusunu sorarak, alternatif bir gösterge olarak gişe hasılatı sıralamasına bakıyoruz ve tablo çok fazla değişmiyor. Japon film endüstrisi yapısının ve izleyici profilinin çok farklı olduğu ortada. Ayrıca Japonya, tür çeşitliliğiyle de şaşırtıyor. Listede, anime de var belgesel de… Bir de bu durum, Japonya’da evde ya da mobil telefonda televizyon, video ve film izlemenin son çıkan filmlerin gişe sonuçlarına darbe indirmesiyle ilgili olabilir. &#160; İlk 10 filmin yarısı çizgi film. Bu çizgi filmler, genellikle tasarım ve müzik başarılarıyla öne çıkıyorlar. Açıkça olmasa da simgesel olarak toplumsal iletiler taşıyorlar. Öte yandan, dünyanın birçok ülkesindeki çocuk izleyiciler bu tür çizgi yapımlardan fazlasıyla etkileniyor; Japon hayranlığıyla ve Japonya’nın hiç toplumsal sorunun olmadığı mükemmel bir ülke olduğu biçimindeki yanılgılı algıyla büyüyorlar. Bu algı, çizgi film başkişilerinin kırtasiye ürünlerine ve oyuncaklara işlenmesi üzerinden çocuk dünyasının her alanına fazlasıyla giren kapitalist pazarlamacılıkla şaha kaldırılıyor. Bunun için ilk akla gelen örnek, Doremon. &#160; Spirited Away &#8211; 2001 (千と千尋の神隠し / Sen to Chihiro &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Japon film endüstrisinde, son çıkan filmlerin en çok izlenen filmler olmadığını görüyoruz. En çok izlenen film, 2001 tarihli. Japonya’da en çok izlenen 10 Japon filminin neredeyse tümü 2016 öncesine ait. Listede, 1957, 1962 ve 1965’ten filmler de bulunuyor. Bu durumun bilet sayısına bakmaktan mı ileri geldiği sorusunu sorarak, alternatif bir gösterge olarak gişe hasılatı sıralamasına bakıyoruz ve tablo çok fazla değişmiyor.</p>
<p>Japon film endüstrisi yapısının ve izleyici profilinin çok farklı olduğu ortada. Ayrıca Japonya, tür çeşitliliğiyle de şaşırtıyor. Listede, anime de var belgesel de… Bir de bu durum, Japonya’da evde ya da mobil telefonda televizyon, video ve film izlemenin son çıkan filmlerin gişe sonuçlarına darbe indirmesiyle ilgili olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İlk 10 filmin yarısı çizgi film. Bu çizgi filmler, genellikle tasarım ve müzik başarılarıyla öne çıkıyorlar. Açıkça olmasa da simgesel olarak toplumsal iletiler taşıyorlar. Öte yandan, dünyanın birçok ülkesindeki çocuk izleyiciler bu tür çizgi yapımlardan fazlasıyla etkileniyor; Japon hayranlığıyla ve Japonya’nın hiç toplumsal sorunun olmadığı mükemmel bir ülke olduğu biçimindeki yanılgılı algıyla büyüyorlar. Bu algı, çizgi film başkişilerinin kırtasiye ürünlerine ve oyuncaklara işlenmesi üzerinden çocuk dünyasının her alanına fazlasıyla giren kapitalist pazarlamacılıkla şaha kaldırılıyor. Bunun için ilk akla gelen örnek, Doremon.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Spirited Away &#8211; 2001 (千と千尋の神隠し / Sen to Chihiro no Kamikakushi)</strong></p>
<p>Yönetmen: Hayao Miyazaki</p>
<p>Seslendirme: Rumi Hiiragi, Miyu Irino, Mari Natsuki,Takeshi Naito, Yasuko Sawaguchi, Tsunehiko Kamijō, Takehiko Ono, Bunta Sugawara</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=ByXuk9QqQkk">https://www.youtube.com/watch?v=ByXuk9QqQkk</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bir Miyazaki animesi. Ruhlar tarafından anne-babası domuza çevrilmiş 10 yaşındaki bir Japon kızının onları insana döndürmenin bir yolunu arama öyküsü. Japon folklorundan birçok öğe taşıyan film, ‘Alis Harikalar Diyarında’ ve ‘Oz Büyücüsü’ ile benzerlikler taşıyor. Filmde kapitalizm, Batılılaşma ve çevre kirliliği eleştirisi var; fakat bunlar çok da ön planda değil.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Meiji Emperor and the Russo-Japanese War &#8211; 1957</strong></p>
<p><strong>( </strong><strong>めいじてんのう と にちろだいせんそう </strong><strong>/ Meijin Noto and Nichidaidaiseki)</strong></p>
<p>Yönetmen: Watanabe Kunio</p>
<p>Oyuncular: Arashi Kanjuro, Abe Jukuo, Takada Satoshi</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=EBnS-t69VXE">https://www.youtube.com/watch?v=EBnS-t69VXE</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Japonya, 2. Paylaşım Savaşı’nda yenildi ve Amerikan kontrolüne girdi. Bugün savaş dönemi tarih yazımına ilişkin farklı bakışlar var, fikir birliği bulunmuyor. Oysa daha geride 1905’te Rusya’ya karşı alınan zafer herkesin olumlu bulduğu bir tarihsel olay. Bu filmin ilgi çekmesinin altında böyle bir dinamik yatıyor olabilir. Film, savaş sahneleri ağırlıklı bir Japon ordusu güzellemesi. İmparator ise alçak gönüllü bir halk adamı gibi resmediliyor. Öte yandan film, savaş karşıtı bir yapım olarak da değerlendiriliyor. Savaş, oğullarını askere gönderen bir çiftçi ailesi üzerinden anlatılıyor. Savaşları devletler çıkarırken, savaşın bedelini yoksul halk ödüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tokyo Olympiad &#8211; 1965 (東京オリンピック Tōkyō Orinpikku)</strong></p>
<p>Yönetmen: Kon Ichikawa</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=WHt0eAdCCns">https://www.youtube.com/watch?v=WHt0eAdCCns</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bu, bir belgesel. Adından anlaşılacağı üzere, 1964 Tokyo Olimpiyatlarını konu alıyor. Olimpiyat Düzenleme Kurulu’nun siparişiyle çekilmiş. Kurulun beklentisi, Japonya’nın savaş sonrası ekonomik başarılarının yansıtılması; ancak yönetmen, onun yerine sporcuların insani yönlerine odaklanan bir sanat filmi çekiyor. Filmin büyük bir bölümü kesiliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Your Name. &#8211; 2016 (君の名は。 / Kimi no Na wa.)</strong></p>
<p>Yönetmen: Makoto Shinkai</p>
<p>Seslendirme: Ryunosuke Kamiki, Mone Kamishiraishi, Ryo Narita, Aoi Yūki, Nobunaga Shimazaki, Kaito Ishikawa, Kanon Tani, Masami Nagasawa, Etsuko Ichihara</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=xU47nhruN-Q">https://www.youtube.com/watch?v=xU47nhruN-Q</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Canlandırma (animasyon) sinemasından bir romantik fantastik drama filmi. Klasik bir izlek söz konusu. Dünyaya yakın geçen bir kuyruklu yıldızın etkisiyle kırsal kesimden bir liseli kız ile Tokyo’dan bir liseli erkek beden değiş tokuşu yaparlar. Yukarıda Çin filmleri arasında da böyle bir konunun işlendiğini görmüştük. Türkiye’den ‘Mavi Sakal’ filmi de aynı konuyu işliyordu. Film, bu ikisinin kimlik sorunları üzerinden toplumsal cinsiyet konularını işleyeceğine, bir gizem ve aşk anlatısına yönelmiş. Bu da anlatıyı hedefinden saptırmış ve sıradanlaştırmış.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Howl&#8217;s Moving Castle &#8211; 2004 (ハウルの動く城 / Hauru no Ugoku Shiro) </strong></p>
<p>Yönetmen: Hayao Miyazaki</p>
<p>Seslendirme: Chieko Baisho, Takuya Kimura, Akihiro Miwa</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=iwROgK94zcM">https://www.youtube.com/watch?v=iwROgK94zcM</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bir Miyazaki canlandırması. Bir İngiliz romanından esinlenme. Bir sihir ve cadı anlatısı. Yönetmen bu filmi, ABD’nin Irak işgaline tepki amacıyla çektiğini söylüyor. Savaş karşıtı bir yapım. Ayrıca yaş ayrımcılığı gibi konular işleniyor. Yönetmen, filmi Amerikalı izleyicilerin sevmeyeceğini tahmin ediyor ama seviliyor. Neden? Çünkü Miyazaki filmlerinin eleştirelliği, genel olarak çok soyut ve masalsı düzeyde. Eleştirileri kime yönelttiği belli olmuyor; bu nedenle kimse üzerine alınmıyor. Oysa Hindistan sineması, özellikle de Amir Han filmleri böyle değil; eleştirel somut, güncel ve harekete geçirici… Bu açıdan Miyazaki eleştirelliği, biraz sahte duruyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Princess Mononoke &#8211; 1997 (もののけ姫 / Mononoke-hime)</strong></p>
<p>Yönetmen: Hayao Miyazaki</p>
<p>Seslendirme: Yōji Matsuda, Yuriko Ishida, Yūko Tanaka, Kaoru Kobayashi, Masahiko Nishimura, Tsunehiko Kamijo, Akihiro Miwa, Mitsuko Mori, Hisaya Morishige</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=4OiMOHRDs14">https://www.youtube.com/watch?v=4OiMOHRDs14</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bir diğer Miyazaki animesi. Bu, Türkiye’de iyi bilinen bir yapım. Bir kız çocuğunun orman ruhlarıyla yaşadıkları. Tarihsel, fantastik bir savaş destanı olarak değerlendiriliyor. 14-16. yüzyıl Japonyası’nda geçiyor. Önceki Miyazaki filmleri için yaptığımız yorumlar bu film için de geçerli. Filmin çevre ve doğa dostu bir film olduğu söyleniyor; oysa içeriği soyut ve belirsiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ponyo &#8211; 2008 (崖の上のポニョ / Gake no Ue no Ponyo)</strong></p>
<p>Yönetmen: Hayao Miyazaki</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=CsR3KVgBzSM">https://www.youtube.com/watch?v=CsR3KVgBzSM</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bir diğer Miyazaki canlandırması. 5 yaşında bir erkek çocuğu ile insana dönüşmek isteyen bir Japon balığının öyküsü. Elbette bir Miyazaki klasiği olarak görüntüler ve müzikler harika; ancak içerik olarak Behrengi’nin ‘Küçük Kara Balık’ının kıyısından bile geçmesi olanaksız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bayside Shakedown 2 &#8211; 2003 (踊る大捜査線 THE MOVIE 2 レインボーブリッジを封鎖せよ! Odoru Daisōsasen Za Mūbī Tsū Reinbōburizzi o Fūsaseyo!)  </strong></p>
<p>Yönetmen: Katsuyuki Motohiro</p>
<p>Oyuncular: Yūji Oda, Toshiro Yanagiba, Eri Fukatsu</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=lu0diAnM8W0">https://www.youtube.com/watch?v=lu0diAnM8W0</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bir polis güldürüsü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>King Kong vs. Godzilla &#8211; 1962 (キングコング対ゴジラ Kingu Kongu Tai Gojira)</strong></p>
<p>Yönetmen: Ishirō Honda</p>
<p>Oyuncular: Tadao Takashima, Kenji Sahara, Yū Fujiki, Ichirō Arishima, Mie Hama, Shoichi Hirose, Haruo Nakajima</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=N3iK_c9r8Lk">https://www.youtube.com/watch?v=N3iK_c9r8Lk</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Amerikan canavarıyla (King Kong) Japon canavarının (Godzilla) kavgasının simgesel anlamları üstüne düşünmek gerekiyor. Bu tür “kentlere saldıran canavar” filmleri Japon sinemasında öyle yaygın ki adları bile var: Kaiju filmleri (怪獣).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>The Wind Rises &#8211; 2013 (風立ちぬ / Kaze Tachinu) </strong></p>
<p>Yönetmen: Hayao Miyazaki</p>
<p>Seslendirme: Hideaki Anno, Miori Takimoto, Hidetoshi Nishijima, Masahiko Nishimura, Steve Alpert, Morio Kazama, Keiko Takeshita, Mirai Shida, Jun Kunimura, Shinobu Otake, Nomura Mansai, Joseph Gordon-Levitt, Emily Blunt, John Krasinski, Martin Short, Werner Herzog, William H. Macy, Edie Mirman, Mae Whitman, Mandy Patinkin, Jennifer Grey, Stanley Tucci</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=2QFBZgAZx7g">https://www.youtube.com/watch?v=2QFBZgAZx7g</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tarihsel bir canlandırma filmi. Bir uçak tasarımcısının öyküsü. 1918’den 2. Paylaşım Savaşı’nın bitimine uzanıyor. Barış yanlısı bir yapım. Öyküsü anlatılan kişi, Japon sömürgeciliği döneminde kullanılan savaş uçaklarının tasarımcısı. Film, onun yaşamını birebir aktarmıyor; çokça kurgu yapılmış. Romandan bol kurguyla ve ilgili mangadan uyarlama söz konusu. Miyazaki, film nedeniyle Japon milliyetçilerinin tepkisini çekiyor. Onlar 2. Paylaşım Savaşı’nı hamasetle anarken, Miyazaki barıştan yana.</p>
<p>(Sıralamada gişede satılan bilet sayısı dikkate alınmıştır. Film serilerinin toplam hasılatına bakıldığında ise Doraemon, Detective Conan, Pokemon gibi çizgi roman kaynaklı canlandırma yapımlar öne çıkıyor. Doraemon adıyla 1980’den bu yana 40 film çekilmiş durumda. Bu film serileri, içerikleri açısından ayrıca incelenmeli. Ayrıca listeye 1958’de Antarktika’ya yönelik bir Japon bilimsel gezisini ve kurtarma öyküsünü konu alan ‘Antarktika’ (1983) (南極物語 / Nankyoku Monogatari) filmi de eklenebilir.)</p>
<p>Prof. Dr. Ulaş Başar GEZGİN</p>
<p>ulasbasar@gmail.com</p>
<p>Twitter: ProfUlas</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/japonyada-en-cok-izlenen-10-film/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yirmi Birinci Yüzyıl Jeopolitiği: Değişkenlik Heryerde</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yirmi-birinci-yuzyil-jeopolitigi-degiskenlik-heryerde/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yirmi-birinci-yuzyil-jeopolitigi-degiskenlik-heryerde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Immanuel Wallerstein]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Mar 2018 06:41:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[21. Yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[6. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Immanuel Wallerstein]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[Mart 2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=1742</guid>

					<description><![CDATA[Amerikanın yaptırım gücünü anlamak için şimdi bu ülkelerin son yirmi yıldaki davranışlarına bakalım. “Yirmi yıl” diyorum, çünkü bu durum Donald Trump’ın başa geçmesinden çok evvel ortaya çıkmaya başladı. Trump sadece Amerika’nın yaptırım kabiliyetini daha fazla köreltti. Yapısal krizde olan modern dünya sisteminin en değişkenlik gösteren yeri tartışmasız jeopolitik arenadır. Hiçkimse bu arenaya mutlak hakim olma ihtimalinin yanına dahi yaklaşamıyor. Son hegemonik güç olan Amerika Birleşik Devletleri uzun süredir çaresiz bir dev gibi kıvranıyor. Problem çıktığında onu imha etmekte başarılı ama durumu kontrol altına almakta değil. Hâlâ başkalarının uyması beklenen kuralları koyuyor, ancak kimse bu kuralları takmıyor. Uluslararası baskılara rağmen, kendi çıkarlarına uygun hareket etmeye devam eden bir dizi ülke var. Dünyanın farklı yerlerine bir göz atmak, Amerika’nın istediklerini yaptıramadığını kolayca kanıtlamaya yeter. Rusya ve Çin, ABD dışında en güçlü askeri güce sahip iki ülke konumunda. Daha önceleri, Amerika’nın yaptırımlarına maruz kalmamak için dikkatli bir şekilde hareket etmek zorundadaydılar. Soğuk Savaş söylemine bakılırsa sanki dünyada birbiriyle mücadele halinde olan iki eşit jeopolitik kamp vardı. Ancak gerçek çok daha farklıydı. Soğuk Savaş söylemi hakikatte ABD’nin tek hegemon olduğu gerçeğini maskeliyordu. Şimdi ise gerçek 180 derece değişti. Amerika Birleşik Devletleri jeopolitik önceliklerinin devamı için Çin ve Rusya ile işbirliği yapmak mecburiyetinde. Amerika Birleşik &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Amerikanın yaptırım gücünü anlamak için şimdi bu ülkelerin son yirmi yıldaki davranışlarına bakalım. “Yirmi yıl” diyorum, çünkü bu durum Donald Trump’ın başa geçmesinden çok evvel ortaya çıkmaya başladı. Trump sadece Amerika’nın yaptırım kabiliyetini daha fazla köreltti.</strong></p>
<p>Yapısal krizde olan modern dünya sisteminin en değişkenlik gösteren yeri tartışmasız jeopolitik arenadır. Hiçkimse bu arenaya mutlak hakim olma ihtimalinin yanına dahi yaklaşamıyor. Son hegemonik güç olan Amerika Birleşik Devletleri uzun süredir çaresiz bir dev gibi kıvranıyor. Problem çıktığında onu imha etmekte başarılı ama durumu kontrol altına almakta değil. Hâlâ başkalarının uyması beklenen kuralları koyuyor, ancak kimse bu kuralları takmıyor.</p>
<p>Uluslararası baskılara rağmen, kendi çıkarlarına uygun hareket etmeye devam eden bir dizi ülke var. Dünyanın farklı yerlerine bir göz atmak, Amerika’nın istediklerini yaptıramadığını kolayca kanıtlamaya yeter.<br />
Rusya ve Çin, ABD dışında en güçlü askeri güce sahip iki ülke konumunda. Daha önceleri, Amerika’nın yaptırımlarına maruz kalmamak için dikkatli bir şekilde hareket etmek zorundadaydılar. Soğuk Savaş söylemine bakılırsa sanki dünyada birbiriyle mücadele halinde olan iki eşit jeopolitik kamp vardı. Ancak gerçek çok daha farklıydı. Soğuk Savaş söylemi hakikatte ABD’nin tek hegemon olduğu gerçeğini maskeliyordu.</p>
<p>Şimdi ise gerçek 180 derece değişti. Amerika Birleşik Devletleri jeopolitik önceliklerinin devamı için Çin ve Rusya ile işbirliği yapmak mecburiyetinde.</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri’nin sözümona güçlü müteffiklerine bir bakalım. Hangisinin “en yakın” müteffik olduğu ya da hangisinin “en uzun süreden bu yana” Amerikan müteffiki olduğu konusunda kelime oyunları yapabiliriz. Bazıları için bu müttefik İngiltere ve İsrail olabilir hatta bazıları Suudi Arabistan da diyebilir. Ya da Japonya, Güney Kore, Kanada, Brezilya ve Almanya gibi eski güvenilir ortaklarından oluşan bir liste hazırlayalım. Ve bu müttefiklere de “iki numaralar” diyelim.</p>
<p><strong>Trump, Amerika’yı Köreltti</strong></p>
<p>Amerikanın yaptırım gücünü anlamak için şimdi bu ülkelerin son yirmi yıldaki davranışlarına bakalım. “Yirmi yıl” diyorum, çünkü bu durum Donald Trump’ın başa geçmesinden çok evvel ortaya çıkmaya başladı. Trump sadece Amerika’nın yaptırım kabiliyetini daha fazla köreltti. Mesela Kore yarımadasındaki durumu ele alalım. Amerika Birleşik Devletleri, Kuzey Kore’nin nükleer silahlardan vazgeçmesini istiyor. Bu, Amerika’nın uzun yıllardan beri devam eden geleneksel politikası. Sözkonusu politika Bush ve Obama’nın başkanlığı döneminde de aynıydı. Trump iktidarında da aynı politika sürdürülüyor. Farklı olan amaca ulaşmada kullanılan metodlar. Daha önceleri Amerikan politikası diplomasi ile birlikte yaptırımları da kullanıyordu. Diplomasiye müracatın sebebi, çok fazla tehdit etmenin bir süre sonra kendi kendini etkisiz hale getiren bir silah olduğu düşüncesi idi. Ancak Trump bunun tam tersine inanıyor. Açık tehditler savurmayı en büyük silahı olarak görüyor.</p>
<p>Ancak Trump’ın günü gününü tutmuyor. Bir gün Kuzey Kore’yi yok etmekle tehdit ederken, ertesi gün Japonya ve Güney Kore’yi hedef tahtasına oturtuyor. Mesela oralardaki ABD silahlı varlığının devam edebilmesinin masrafları için Japonya ve Güney Kore’nin mali desteğinin yetersiz olduğunu söylüyor. Dolayısıyla, bu ülkeler, Amerika’nın gidip gelen bu söylemleri yüzünden Amerika’nın kendilerini koruyup korumayacağından emin olamıyorlar.</p>
<p>Japonya ve Güney Kore ise Amerika ile sorunlarını zıt yöntemlerle çözmeye çalışıyorlar. Japonya, (değişen) ABD taktiklerine karşı halkın tam desteğini vadederek ABD ile ortaklığın sürmesini amaçlıyor. ABD’yi memnun ederek daha önce aldığı teminatların devamlılığını sağlamaya çalışıyor. Güney Kore ise farklı bir taktik kullanıyor. ABD’nin taleplerini göz ardı ederek Kuzay Kore ile yakın diplomatik ilişkilerini sürdürüyor. Kuzey Kore rejimi ile arasını iyi tutarak iki ülke arasındaki tansıyonun artmasını önlemeye çalışıyor.</p>
<p>Bu taktiklerden her hangi birinin işe yarayıp yaramayacağı belli değil. Şu an için kesin olan şu ki Amerika Birleşik Devletleri durumu kontrol altına alamıyor. Güney Kore ve Japonya, Birleşik Devletlerin ne yapacağını tam olarak kestiremedikleri için kendi konumlarını güçlendirmek adına gizliden gizliye nükleer silahlanma yoluna gidiyorlar. Amerika Birleşik Devletleri’nin tavrının sürekli değişkenlik arzetmesi tepkilere yol açıyor ve bu da Amerika’nın gücünün daha da zayıflamasına sebebiyet veriyor.</p>
<p><strong>Kaotik Zigzagların Düzeni</strong></p>
<p>Aynı şekilde Endonezya’dan Mağrip’e kadar uzanan ve İslam dünyası olan adlandırılan yerlerdeki çetrefilli durumları ele alalım; özellikle de Suriye’deki durumu. Bölgede olan ya da bölgede çıkarı olan her büyük gücün asli bir “düşmanı” (ya da düşmanları) var. Suudi Arabistan ve İsrail için bu düşman İran. İran için Amerika Birleşik Devletleri, Mısır için Müslüman Kardeşler, Türkiye için Kürtler ve Irak rejimi için Sünniler. İtalya için ise göçmen akışını kontrolden çıkaran El-Kaide. Peki Amerika Birleşik Devletlerinin asli düşmanı kim? Kim bilir? Herkesin asıl endişe ettiği şey de bu. ABD şu anda iki çelişkili önceliğe sahip gibi görünüyor. Bir gün Kuzey Kore’yi bir takım yaptırımlarla dize getirmek isterken ertesi gün Doğu Asya’da Amerikan müdahelesini sona erdirmek ya da en azından bölge için yapılan harcamalarını kısmak istiyor. Her iki durumda da Amerika’nın sözünün ağırlığı giderek azalıyor.</p>
<p>Dünyanın diğer bölgelerinde de durum bundan çok farklı değil. Buradan çıkarılacak en önemli ders, Amerika Birleşik Devletleri’nin çöktüğü ve hali hazırda başka bir hegemonun ortaya çıkmadığı. Bu durum da dünya düzeninin genel kaotik zigzaklarına bir yenisini daha ekliyor. Değişkenlik diye bahsettiğimiz hadise de bu.</p>
<p>Bu tabii ki büyük bir tehlike. Kaotik bir düzende nükleer kazalar, hatalar ya da çılgınlıklar bir anda herkesin, özellikle de dünyadaki askeri güçlerin zihnini en çok meşgul eden şey haline gelebilir. Söz konusu tehlike ile nasıl başa çıkılacağı kısa vadedeki en önemli jeopolitik meseledir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yirmi-birinci-yuzyil-jeopolitigi-degiskenlik-heryerde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
