<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İzmir &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/izmir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Jul 2023 14:08:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>İzmir &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İzmir’e Uyanmak veya Çaka Beyle Türkiye Yüzyılı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/izmire-uyanmak-veya-caka-beyle-turkiye-yuzyili/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/izmire-uyanmak-veya-caka-beyle-turkiye-yuzyili/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Servet Hocaoğulları]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Jul 2023 13:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18827</guid>

					<description><![CDATA[“Beni yaşam tarzı aynı olan yönetsin” siyasal davranışı İzmir ve İzmirliyi özetlemez. Aksine “Farklı yaşam tarzları bir arada özgürce etkinleşsin!” İradesi İzmirlinin her sabah uyandığı sosyolojidir. Fakat İzmir’in hak etmediği ve İzmirli hakkında da haksızca algılara sebep olan bir “Politik sendrom” yaygınlaştı. Ayrıca geleceği esir alan “ Politikasını arayan şehir” şöhretiyle kamusal bedeller ödemeye mahkum oldu. Peki İzmir’i her geçen gün dünyanın geleceğinden ve öz kimliğinden uzaklaştıran fakat bu uzaklaşmayı “süslenmiş başarı” gösteren bir yönetim anlayışı nasıl oluştu? Birincisi; “ Çaka beyle gelen ve en az Bursa, Mardin, İstanbul kadar “Müslüman Şehir” olan İzmir, ısrarla “Levanten hafızalı Avrupa Şehri” diye tanıtılmış ve sanki İzmir başta Balkan Müslümanları olmak üzere Anadolu şehrinden göç almış ve Osmanlı’nın mübadeleyle Müslümanlaştırdığı bir şehir gibi anlatılmıştır. Yani şehrin öz be öz kimliği batılılaştırılmak istenmiştir. Bu konuda ciddi mesafeler de alınmıştır. Yani Batı dünyası ve ona hayran, teşne, mandacı zihniyetlerle, ısrarla, İzmir’in gerçek şehir kimliği 1080 yılından beri bir İslam şehri olduğu halde; bir benzetmeyle: Tıpkı Ayasofya gibi sanki orijinali bir gayri müslim/levantenler şehriymiş de; tıpkı Ayasofya’nın sonradan Camiye çevrilmesi gibi; sanki sonradan Müslümanlaştırılmış bir şehirmiş gibi bir şehir tablosu oluşturulmak istenmiştir. Hatta “Ayasofya dünya mirasıdır; onu müze yapalım.” teklifi gibi İzmir’i de adeta bir “Batılı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Beni yaşam tarzı aynı olan yönetsin” siyasal davranışı İzmir ve İzmirliyi özetlemez.</p>



<p>Aksine “Farklı yaşam tarzları bir arada özgürce etkinleşsin!” İradesi İzmirlinin her sabah uyandığı sosyolojidir.</p>



<p>Fakat İzmir’in hak etmediği ve İzmirli hakkında da haksızca algılara sebep olan bir “Politik sendrom” yaygınlaştı. Ayrıca geleceği esir alan “ Politikasını arayan şehir” şöhretiyle kamusal bedeller ödemeye mahkum oldu.</p>



<p>Peki İzmir’i her geçen gün dünyanın geleceğinden ve öz kimliğinden uzaklaştıran fakat bu uzaklaşmayı “süslenmiş başarı” gösteren bir yönetim anlayışı nasıl oluştu?</p>



<p>Birincisi; “ Çaka beyle gelen ve en az Bursa, Mardin, İstanbul kadar “Müslüman Şehir” olan İzmir, ısrarla “Levanten hafızalı Avrupa Şehri” diye tanıtılmış ve sanki İzmir başta Balkan Müslümanları olmak üzere Anadolu şehrinden göç almış ve Osmanlı’nın mübadeleyle Müslümanlaştırdığı bir şehir gibi anlatılmıştır. Yani şehrin öz be öz kimliği batılılaştırılmak istenmiştir. Bu konuda ciddi mesafeler de alınmıştır.</p>



<p>Yani Batı dünyası ve ona hayran, teşne, mandacı zihniyetlerle, ısrarla, İzmir’in gerçek şehir kimliği 1080 yılından beri bir İslam şehri olduğu halde; bir benzetmeyle:</p>



<p>Tıpkı Ayasofya gibi sanki orijinali bir gayri müslim/levantenler şehriymiş de; tıpkı Ayasofya’nın sonradan Camiye çevrilmesi gibi; sanki sonradan Müslümanlaştırılmış bir şehirmiş gibi bir şehir tablosu oluşturulmak istenmiştir.</p>



<p>Hatta “Ayasofya dünya mirasıdır; onu müze yapalım.” teklifi gibi İzmir’i de adeta bir “Batılı yaşam tarzı müzesi” işlevinde kimliksiz kılma gayretleri çoğalmıştır.</p>



<p>Nitekim İzmir’de İslami kimlik ve Müslümanca yaşam tarzını baskılamayı kendine vazife bilmiş ve aslında marjinal olan bir “Levantenci ve mandacı” politikada ısrar eden elitist batıcı kadro oldurulmuştur. Bu kadrolar psikolojik ve sosyolojik olarak kendilerini ve geleceklerini Batı dünyasında arayan ve milli karakterleri aşınmış kadrolardır. İzmir ölçeğinde sayıları az fakat nüfuzları güçlüdür. Hatta İzmir deyince bu marjinal kesim hatırlanmaktadır; oysa İzmir gerçeği bu değildir.</p>



<p>Üstelik tüm bu tezgahlar, “Avrupa şehri” etiketiyle ve bunu “Avrupai standartta bir şehir” maskesiyle gerçekleştirme gayretinde olunmuştur.</p>



<p>İzmir’in hafızası ve İzmirli’nin özü asla buna müsade etmedi, etmeyecektir.</p>



<p>İzmir, Bursa, Mardin, İstanbul gibi bir “Fetih şehri/İslam şehri”dir. Fatih’i de Çaka beydir. İzmir’i Müslüman göçü almış, Yunan mitolojisinin kalbi, Levanten başkenti, Avrupa şehri diye sunan zihniyete asla geçit verilemez; verilmemelidir; ciddi bir mesafe almış olsalar bile.</p>



<p>Bunca söz şunun içindir; İzmir Çaka beyin fatihliğinde, bin yıllık İslam şehridir ve İstanbul, Bursa, Mardin, İstanbul, Konya, Erzurum gibi bir İslam şehri hafızasına ve milli Halk kültürüne sahiptir. Bu şehirde tüm siyasi ve sivil adresler bu kimlik üzere hizmet üretmek durumundadırlar.</p>



<p>Maalesef…Bu özelliklere dayalı politika üretilemediği için; bir azınlığın İzmir’i “ Levantenler şehrinden LGBT limanına uzanan Avrupa şehriniz” kimliğini giydirme gayretleri “geçici</p>



<p>İmaj” başarısı göstermiştir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Profili düşük, stratejisiz popülist ve edilgen siyasetçiler yüzünden; ne Avrupa ne de Anadolu kimliği edinemeyen adeta “Kayıp İzmir” hikayesine mahkum edilmiş bir şehir kaldı İzmir.</p>



<p>Bu oyunu, bu makus talihi, bu İzmir’i yaşayan İslam şehri yerine “Avrupai müze şehri” kenti kılma jakobenliğine artık&nbsp; dur demek lazım.</p>



<p>Türkiye Yüzyılı şehri İzmir bin yıllık köklerinden başlayan İslam şehri kimliğiyle, İstanbul, Bursa ve Mardin’den bile daha köklü bir İslam şehri olduğu hafızası, kimliği artık üretilecek siyasetin ana aksı kılınmalıdır.</p>



<p>İkincisi; İzmir de bir “Şehir hizmeti entrikası” sürdürülmektedir. Üstelik; Kent kimliği ve hizmet sicili asla bir&nbsp; Avrupa şehri kadar hiç olmamıştır.</p>



<p>Yani kocaman bir&nbsp; algı oyunu ve hizmet entrikası yürütülmektedir. Öyle bir algı festivali sürdürülmektedir ki; Sevgili İzmirlilere “ Senin zihnin özgürlükçü, sen özgür bir modern sosyoloji üyesisin; bu sana yeter! Boş ver kentin standartlarını, boş ver Avrupai hizmet kalitesinde hizmet almayı! Sakın politik tercihin değişmesin; bu özgürlükçü konforun kaybolur!…” diye özetleyeceğimiz bir “Politik bubi tuzağı: düzeni kurulmuştur.</p>



<p>Kuşkusu bu çok büyük bir talihsizliktir ve asla İzmir ve İzmirli bunu hak etmiyor. Özellikle 2001 sonrasındaki genel ve yerel seçimlerde “politik cepheleşme için pilot şehir İzmir” provaları sonuç almış görülmektedir. Ve bu süreçle&nbsp; İzmir’in bir İslam şehri kimliğini neredeyse kayıp şehir eşliğine düşmesiyle sonuçlanmıştır.</p>



<p>İzmir her geçen gün “Kayıplarına yenleri ekleyen; politikasızlığa kurban edilen ve kent hizmetlerini sanal özgürlükçü imajda boğdurulan bir kötü kentleşmeye mecbur edilmiştir. Üstelik bu inatla modernlik, çağdaşlık propagandalarıyla sürdürülmüştür.</p>



<p>Bugün İzmir, “tarihin akışından kopan; kimliğini arayan şehir” oldurulmuştur.</p>



<p>Bunca söz şu bağlayıcı gerçeklik için; İzmir Cumhuriyetin 100. yılında ve Türkiye Yüzyılı projeksiyonunda; kendiyle yüzleşmeli ve iki hayati sorunun peşine düşmelidir:</p>



<p>“İstanbul, Bursa, Mardin, Konya, Erzurum kadar ve hatta daha kadim bir İslam şehri iken; bu şehri kim, kimler hangi oyunlarla, süslü imaj entrikalarıyla “Sonradan Müslüman göç alan bir Avrupa Levantenler şehri” imajına ulaştırdı ve şimdi de İslam kimliğini aşağılayan azınlıkları, marjinal çevreleri şehrin geleceğine ipotek koyan jakobenler yaptı?</p>



<p>Ve İslam şehri kimliğine kavuşturacak politikaları, şehir kimliği stratejisini artık dünya standartlarında bir hizmet atlasıyla zenginleştirecek yerel reformu kim, kimler üretecek? Şehrin imkanlarına çöreklenmiş ihale-atama-rant dokusu yerine fikir- aksiyon &#8211; proje seferberliğini hangi şehir dinamiklerii örgütleyecek?</p>



<p>İkinci soru da şudur;</p>



<p>Yerel yönetimin varlık sebebi olan yaşana bilir kent, etkin şehir, geleceğin şehri, tarihi kimlik ve yenilikler şehri gibi yerel yönetimlerin ana misyonu&nbsp; hakkında; artık ideolojik kamplaşma, yaşam tarzlarını şantaj aksı yapma; tekelleştirilmiş ve özünde rantı paylaşma kalesi koşma gibi insanı ve toplumu sömüren profili düşük reel politik kadrajından herkesi kurtaracak gerçek ve gerçekçi şehir kimliği ve standardı yüksek kent modellemesi ne zaman gerçekleşecek? Artık bu sorular ve talepler için zamanı gelmedi mi?</p>



<p>Bir de İzmirli olma sorumluluğunu “inada bindirilmiş politik cepheleşme” tuzağındayken ne zaman çıkılacak? Sonuçta aynı sokaklar, aynı alt yapı, aynı imkansızlıklar herkes için aynı kötü geleceği yaşatmakta.</p>



<p>İşte bu duygularla uyanmak; İzmir’in sabahına. İşte “Zamanı gelsin!” dileğiyle uyanmak bugüne …</p>



<p>( “Denizlerin Efesi” Günlüğünden. )</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/izmire-uyanmak-veya-caka-beyle-turkiye-yuzyili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de Ne Oldu? Ordaydım.</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/izmirde-ne-oldu-ordaydim/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/izmirde-ne-oldu-ordaydim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Servet Hocaoğulları]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 May 2023 14:51:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18758</guid>

					<description><![CDATA[29 Nisan&#8217;da Gündoğdu meydanındaki bu tabloya CHP medyası ve yönetimi &#8220;Montaj&#8221; demek ihtiyacı hissetti. Çünkü afalladılar… İzmirli seçmen de bunun montaj olmadığına tanık oldu. Türkiye ise bu tabloyu görünce &#8220;İzmir&#8217;de tablo bu ise; Sandıkta da karar verilmiş durumda!&#8221; kanaatine ulaştı. Meydan&#8217;daki tanıklardan biri de bendim. Size bu meydana akın eden anlayışı, kararı, duruşu anlatayım. 1) Millet İttifakındaki bütün partilerde kaynayıp duran bir Liderlik krizi var. Kılıçdaroğlu&#8217;na bizzat CHP seçmeninin &#8220;Aday olma!&#8221; baskısı; İmamoğlu&#8217;nun ve İnce&#8217;nin tamamen CHP liderliğine yönelik stratejisi; 15 Mayıs sabahı CHP içinde çok büyük bir liderlik kavgasının start günü olacak. İYİ parti MHP-CHP-AK Parti içindeki milliyetçi dokuyu tek çatı altında toplama amacıyla kurulmuşken; Bugün Akşener, Oğan, Özdağ, Aliağaroğlu v.b. isimlerin bu çatı oluşuma lider olma kavgası hazırlığı var ve 15 Mayıs sabahı &#8220;Akşener süreci yönetemedi!&#8221; hazırlığı devreye alınacak. Babacan ve Davutoğlu&#8217;nun stratejisi ise Erdoğan sonrası mirasa konma liderlik hesabından ibaretti. Mirastan pay alamayacakları; çünkü &#8220;kan bağı/nesep&#8221; olarak AK parti şeceresinden olmadıkları ispatlandı. Dolayısıyla Millet İttifakı bileşenlerin hepsinde bir liderlik krizi var. Oysa 29 Nisan&#8217;daki tablo çok net mesaj verdi: &#8220;Bizde Lider krizi yok! İstikrar talebi devam ediyor! Enflasyon baskısını da ancak Erdoğan liderliğiyle çözülür!… 29 Nisan bir &#8220;Liderli gelecek tablosudur. 2) 15 Temmuz gecesi FETÖ terör örgütü &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>29 Nisan&#8217;da Gündoğdu meydanındaki bu tabloya CHP medyası ve yönetimi &#8220;Montaj&#8221; demek ihtiyacı hissetti. Çünkü afalladılar… İzmirli seçmen de bunun montaj olmadığına tanık oldu. Türkiye ise bu tabloyu görünce &#8220;İzmir&#8217;de tablo bu ise; Sandıkta da karar verilmiş durumda!&#8221; kanaatine ulaştı. Meydan&#8217;daki tanıklardan biri de bendim. Size bu meydana akın eden anlayışı, kararı, duruşu anlatayım.</p>



<p>1) Millet İttifakındaki bütün partilerde kaynayıp duran bir Liderlik krizi var. Kılıçdaroğlu&#8217;na bizzat CHP seçmeninin &#8220;Aday olma!&#8221; baskısı; İmamoğlu&#8217;nun ve İnce&#8217;nin tamamen CHP liderliğine yönelik stratejisi; 15 Mayıs sabahı CHP içinde çok büyük bir liderlik kavgasının start günü olacak. İYİ parti MHP-CHP-AK Parti içindeki milliyetçi dokuyu tek çatı altında toplama amacıyla kurulmuşken; Bugün Akşener, Oğan, Özdağ, Aliağaroğlu v.b. isimlerin bu çatı oluşuma lider olma kavgası hazırlığı var ve 15 Mayıs sabahı &#8220;Akşener süreci yönetemedi!&#8221; hazırlığı devreye alınacak. Babacan ve Davutoğlu&#8217;nun stratejisi ise Erdoğan sonrası mirasa konma liderlik hesabından ibaretti. Mirastan pay alamayacakları; çünkü &#8220;kan bağı/nesep&#8221; olarak AK parti şeceresinden olmadıkları ispatlandı. Dolayısıyla Millet İttifakı bileşenlerin hepsinde bir liderlik krizi var. Oysa 29 Nisan&#8217;daki tablo çok net mesaj verdi: &#8220;Bizde Lider krizi yok! İstikrar talebi devam ediyor! Enflasyon baskısını da ancak Erdoğan liderliğiyle çözülür!… 29 Nisan bir &#8220;Liderli gelecek tablosudur.</p>



<p>2) 15 Temmuz gecesi FETÖ terör örgütü şehirlerde işgal hesabı, PKK sınırda FETÖ mesafe alırsa saldırı hazırlığında iken; bu terör örgütlerinin en stratejik planı şuydu: Biz başlatırız; Erdoğan&#8217;dan nefret edenler sonuçlandırır!… Biz ön açarız; fakat Erdoğan gitsin diyenler alkışlarla karşılarlar!… Fakat olmadı. 15 Temmuz gecesinde Erdoğan&#8217;dan nefret edenler bile geri durdu!.. İlk saatlerde bizzat Millet direndi!. Nefret edenler &#8220;Bu bir Tiyatro!&#8221; diyerek gizledikleri umutlarını ikrar etmiş olsalar da; fakat Milletin gücü, terör örgütlerinin hesabını bozdu. Fakat FETÖ-PKK şimdi ikinci bir planı uyguluyorlar: Erdoğan nefretini arkalarına almak için &#8220;Bu sefer kesin Erdoğan gitti!…&#8221; diye bir algı-enformatik kampanya yürütüyorlar. Özellikle CHP&#8217;yi esir almak için HDP özel bir görev içinde. HDP, Türkiye&#8217;de bir CHP-HDP koalisyonu peşinde. Küresel güçlerin, ABD&#8217;nin planı bu koalisyon. Bunun için Parlamenter sisteme mutlaka geri dönülmesi lazım. Çünkü %50+1 sisteminde bölücüler için gelecek yok!. %50+1 milletin en güçlü iradesini, yönünü belirleyen sistem. HDP asla bu sistemde mesafe alamaz. Parlamenter sistem aslında bir CHP-HDP koalisyon stratejisidir. Fakat CHP-HDP koalisyonu için bir maskelemeye ihtiyaç vardı: Bu rolü HDP bizzat İYİ partiye verdi ve sonuç aldı. Aslında Akşener&#8217;in masadan kalkarken &#8220;Kirli pazarlık&#8221; dediği CHP-HDP iş birliği idi. Fakat masaya dönmeye ikna edildi. Nitekim, CHP ve İYİ parti seçmeninde hatırı sayılır oranda &#8220;HDP, CHP&#8217;yi esir aldı; İYİ partiyi de örtmek için fena maske yaptı!…&#8221; kanaati hızla yayıldı. Yani milliyetçi, Atatürkçü, Vatanperver duyarlılığı &#8220;Sırf Erdoğan nefreti, sırf Erdoğan gitsin diye… HDP&#8217;nin önünü açacak, büyütecek, HDP&#8217;li bir koalisyon geleceğine izin vermeyeceğiz!&#8221; diyen büyük bir seçmen kitlesi oluştu. Kararsız veya kafası sosyal medya üzerinden karıştırılmış seçmenler artık çok netler: HDP&#8217;nin planı işlemeyecek; &#8220;Erdoğan enflasyon baskısına rağmen kalmalı!&#8221; niyeti kesinleşti…. 29 Nisan bu iradeyi tablolaştırdı. Erdoğan nefretini kullanmak isteyen 15 Temmuz stratejisi çökmüştü. Şimdi de HDP-CHP koalisyonu stratejisini yürüten iç ve dış çevrelerin planı hızla çöküyor. HDP&#8217;nin açıktan &#8220;Cumhuriyet tekrar kurulacak; Özerklik gelecek; Cezaevindekiler çıkacak!…&#8221; rahatlığında parmak sallama sebebi de bu. Seçmen tuzağı çok net gördü.</p>



<p>3) Millet ittifakı &#8220;Erdoğan kesin gitti!… 15 Mayıs sabahı binlerce bürokratı görevden alacağız; Bakanlıklar paylaşıldı. C.B Yardımcıları görev dağılımı tamam. 7 Partili koalisyon hazır!…Erdoğan&#8217;ı adil yargılayacağız!…&#8221; sonucuna o kadar inanmıştı ki; 20 Nisan İzmir mitingini adeta 15 Mayıs sabahı gibi olacak sandılar. Bir gün önce 29 Nisan&#8217;daki tablo öyle canlarını yaktı ki; asıl montaj-kurguyu kendileri yapıp; &#8220;böyle bir kalabalık olmadı!&#8221; diye özel tempo tutmak zorunda kaldılar. Üstelik sadece ve sadece İzmir vardı orda. Başka illerden getirilen bir organizasyona hiç girişilmedi. Peki bu öz güvenli organizasyon nasıl sağlandı. Bunun iki temel nedeni olduğunu gözlemledim.</p>



<p>Birincisi; İzmir AK parti teşkilatı her kademesiyle ve tüm gönüldaşlarıyla çok iyi çalıştılar. Özellikle muhalefet, AK parti il başkanlığına mitingden bir ay önce atanan Bilal Saygılı&#8217;nın hazırlıksız yakalanacağını ve arada oluşacak boşluklardan ötürü mitingin zayıf geçeceğini düşündü. Oysa Milli görüş döneminden, AK parti dönemine kadar tüm süreçlerde &#8220;Erdoğan Modeli&#8221; dediğimiz; Erdoğan&#8217;ın teşkilatlandırma, organize etme modelini iyi bilen Saygılı, zaten yirmi yıldır miting zaferlerine alışmış, deneyimli teşkilatla hem dil, hem uyum hem etkinleşmede çok çabuk kaynaştı ve İzmir AK parti teşkilatının tüm başkanları, yönetimi, Milletvekillerinin tecrübesi müthiş bir saha eforu sarfetti. Başbakan Binali Yıldırım beyin, Genel Başkan yardımcısı Hamza Dağın, Gençlik ve Spor Bakanımız Mehmet Kasapoğlu beyin, eski ve yeni millet vekillerimizin; Ana kademinin, Kadın kollarının, Gençlik kollarının, Seçim Koordinasyon Merkezinin büyük heyecanla sokağa dokunuşu, gönüldaşlara dokunuşu sonuç getirdi.</p>



<p>İkincisi; Sayın Erdoğan&#8217;ın bir canlı yayında rahatsızlanması üzerine; FETÖ ağzıyla tüm muhalefet medyasının &#8220;Midesini üşütmedi. Çok daha ciddi hastalığı var; eli kulağında; bugün, yarın başka haberler gelecek!&#8221; tarzı ağızları Erdoğan sevenler tarafından o ağzın tam ortasına bir miting indirme kararına dönüştü. Miting de indi zaten. Yani Erdoğan ve halk arasındaki samimiyet-duygusal bağ mitingi oldu.</p>



<p>4) Son olarak; 29 Nisan mitinginin en önemli mesajlarından bir diğeri de şu oldu: İzmir aslında ve her zaman &#8220;Önce Vatan; Önce Devlet!&#8221; milliyetçiliğinin ruhuna sahip. Demokratik zenginliği olan bir şehir. Ancak Atatürk CHP&#8217;sinin geldiği noktanın &#8220;CHP iktidarı ancak HDP ile olabilir!…&#8221; diline ve pazarlığına ulaşması çok büyük rahatsızlık uyandırdı. Ve sırf &#8220;HDP yoksa; Erdoğan&#8217;ı gönderemeyiz!..&#8221; diye bir gerekçeye sığınılmasını da kabul etmedi. Çünkü bu şu demekti. CHP tek başına iktidara gelemez!… itirafı demekti. İşte bu seçimde CHP seçmeni &#8220;O zaman CHP&#8217;yi iktidara getirecek bir lider bulalım ve onunla devam edelim. Niye HDP bizi esir alsın!&#8221; serzenişinde bulundu. 29 Nisan bu serzenişe &#8220;2023 seçimleri; İktidar değişimi değil; Muhalefet partilerinin liderlerinin değişimi mesajı çıkacak!…&#8221; haberini verdi. Gerçekten de 2023 seçimleri bir iktidar değişimi değil; Muhalefet değişimi sonucu/kararı çıkaracak bir seçim olacak!…</p>



<p>Şimdi!… Önümüzde asıl miting var: SANDIK MİTİNGİ… Yani sahada kazanan Sandıkta kaybeden olmamak. Bunun için sandık başında iyi organize olmak ve ihmallerden uzak durmak gerekir. Çünkü muhalefet kaybettiğinde; &#8220;Sandıklarda hile var!..&#8221; diye tempo tutacak ve kabullenmeyecektir. Oysa iktidarıyla, muhalefetiyle sandık iyi korunmalı ve milletin iradesine iki taraf da saygı duymalı. Zaten öyle de olacaktır. Türkiye tüm seçimlerde bu güveni sağlamış, demokratik bir ülkedir. Şimdiden 29 Nisan&#8217;dan 14 Mayıs&#8217;a giden bir mektup var ve o gün demokrasinin kapısı çalınacak ve mektup teslim edilecek inşallah.</p>



<p>Doğru zamanda, Doğru adamı dinlemek ve o mitingde bulunmak gerçekten heyecan vericiydi. Sanırım bundan sonraki iller için de bir çıta yükseltme oldu ki; hemen arkasından Ankara bayrağı aldı ve &#8220;Durmak yok; yola devam!&#8221; dedi. Ne güzel dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/izmirde-ne-oldu-ordaydim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzel İzmir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/guzel-izmir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/guzel-izmir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2020 08:13:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14569</guid>

					<description><![CDATA[İzmir&#8217;in bir çok sıfatının yanında ben en çok bunu severim.12 Eylül öncesini yaşayanlar, ya da yaşayanlardan dinleyen, yazdıklarından okuyanlar bilir. Ülkenin pek çok yeri &#8216;kale&#8217; idi. Ülkücülerin kalesi, devrimcilerin kalesi… Devrimcilerin kaleleri de fraksiyonlara göre isimlenirdi. Öyle ki Parsel parsel bölünmüştü neredeyse ülke. Sadece yerleşim yerleri değil; liseler, üniversiteler, sendikalar, kitle örgütleri, hatta polis teşkilatı. 12 Eylül&#8217;ün o kadar şerrinin içinde bir tek hayırlı işi bu kaleleri yıkıp geçmesiydi. 12 Eylül sabahı bütün kaleler yerle yeksan olmuştu. Hepsinin kapısı ardına kadar açıktı. Bütün kaledarlar ve onların muhafızları ortalıktan toz olmuştu. Onların yerini, darbecilerin askerleri almıştı. Bu kalelerin &#8216;ahalisi&#8217; zamanla normalleşti. Orada yalnızca orayı &#8216;kale&#8217; kılanların fikrini taşıyanlar değil, onlar gibi düşünmeyenlerin de olduğu ortaya çıktı. O farklı düşüncede olanların, kaledarların baskısı ile sinmiş olduğu da… Bu gün hala, sanki o zamanların derebeyliğini sürdürür gibi İzmir&#8217;e aynı kötülüğü yapmaya niye çalışırlar? Bir CHP milletvekili, &#8216;biz referandumla Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nden ayrılıp İzmir olarak AB ye girelim&#8217; diyecek pervasızlığa düşecek kadar saçmalamıştı. Üstelik kendisi de aslen Erzincanlıydı. Üniversite yıllarımda sık sık İstanbul Susurluk arası yolculuk yapardım. Tatiller, bayramlar falan sebebiyle gidip gelirdim. Çok otobüs firması vardı bu güzergahta. Bir tanesi de &#8216;Güzel İzmir&#8217; idi. Hala faaliyette mi bilmem. Beğenirdim hizmetini. Ben İzmir&#8217;in &#8216;Güzel İzmir&#8217; &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İzmir&#8217;in bir çok sıfatının yanında ben en çok bunu severim.<br>12 Eylül öncesini yaşayanlar, ya da yaşayanlardan dinleyen, yazdıklarından okuyanlar bilir. Ülkenin pek çok yeri &#8216;kale&#8217; idi. Ülkücülerin kalesi, devrimcilerin kalesi… Devrimcilerin kaleleri de fraksiyonlara göre isimlenirdi. Öyle ki Parsel parsel bölünmüştü neredeyse ülke. Sadece yerleşim yerleri değil; liseler, üniversiteler, sendikalar, kitle örgütleri, hatta polis teşkilatı.</p>



<p>12 Eylül&#8217;ün o kadar şerrinin içinde bir tek hayırlı işi bu kaleleri yıkıp geçmesiydi. 12 Eylül sabahı bütün kaleler yerle yeksan olmuştu. Hepsinin kapısı ardına kadar açıktı. Bütün kaledarlar ve onların muhafızları ortalıktan toz olmuştu. Onların yerini, darbecilerin askerleri almıştı.</p>



<p>Bu kalelerin &#8216;ahalisi&#8217; zamanla normalleşti. Orada yalnızca orayı &#8216;kale&#8217; kılanların fikrini taşıyanlar değil, onlar gibi düşünmeyenlerin de olduğu ortaya çıktı. O farklı düşüncede olanların, kaledarların baskısı ile sinmiş olduğu da…</p>



<p>Bu gün hala, sanki o zamanların derebeyliğini sürdürür gibi İzmir&#8217;e aynı kötülüğü yapmaya niye çalışırlar? Bir CHP milletvekili, &#8216;biz referandumla Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nden ayrılıp İzmir olarak AB ye girelim&#8217; diyecek pervasızlığa düşecek kadar saçmalamıştı. Üstelik kendisi de aslen Erzincanlıydı.</p>



<p>Üniversite yıllarımda sık sık İstanbul Susurluk arası yolculuk yapardım. Tatiller, bayramlar falan sebebiyle gidip gelirdim. Çok otobüs firması vardı bu güzergahta. Bir tanesi de &#8216;Güzel İzmir&#8217; idi. Hala faaliyette mi bilmem. Beğenirdim hizmetini. Ben İzmir&#8217;in &#8216;Güzel İzmir&#8217; olduğunu başka hiç bir sıfatını öğrenmeden önce onun sayesinde öğrendim.</p>



<p>CHP tel tel dökülen bir muhalefet yapıyor. İzmir&#8217;de oy oranı yüksektir. Olabilir tabi doğaldır. Ama buna güvenip kimse hiç bir yeri &#8216;kale&#8217; görmemeli. Ülkemizin her kenti bir başka güzel. Ama bu ülkenin kenti. İçinde, ülkemizde ne varsa hepsinden var. Kimse hiç bir yeri &#8216;kale&#8217; sanmasın. Kaleler savunulmak için değil, düşürülmek için vardır.</p>



<p>Hiç kimse, İzmir&#8217;e haksızlık ve kötülük etmeye kalkmasın. İzmir&#8217;in politik oy dağılımına bakıp da &#8216;buradan provokasyon çıkarabiliriz&#8217; diye umutlanmasın. İşgalci Yunan kuvvetleri de en son İzmir&#8217;den gemilerine binip kaçmışlardı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/guzel-izmir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Camiler Kışlamız Minareler Süngümüz</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/camiler-kislamiz-minareler-sungumuz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/camiler-kislamiz-minareler-sungumuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korkut Daban]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2020 07:49:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[provokasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14527</guid>

					<description><![CDATA[Güzel ülkemde her yeni gün ilginç ve bir o kadar provakasyon kokan haberler ile karşı karşıya kalıyoruz. Özellikle Pandemi sürecinde toplumsal anlamda psikolojik bir yıpranma gerçeğini kimse inkar edemez. Buna bağlı zaman zaman tutarsız davranış sergileyen insanlar görmekteyiz. Ancak İzmir’de yaşanan son vaka deyim yerinde ise kanımıza dokundu diyebiliriz. Keza bu artık siyasi bir çekişmenin çok ötesinde haddi aşan bir vaka! Bin yıllık Anadolu Coğrafyasında camilerde ve mescitlerde okunan ezanlara saygıda gayrimüslimlerin dahi yapmaya cesaret edemediği aşağılık bir davranıştan bahsediyoruz. Ezan-ı Muhammedi bu Ümmetin kıyamete dek sürecek sesi ve selası olacaktır. Ancak İzmir’de Camilerin ses sistemine girip şarkı çaldıran alçakların ne denli kötü maksatlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu ülke her dönem farklı dünya görüşlerine sahip siyaset gruplarının şiddetli tartışma ve çatışmalarına tanık olmuştur. Özellikle siyasi tartışmalar toplumsal dokuya zarar vermemiştir. Ancak bu son yapılan densizlik farklı bir boyuta taşımıştır. Hani “Senin bu yaptığını gavur yapmaz” ifadesi tamda yerine oturmaktadır. Yani gavurun aklına gelmeyecek düşmanca tavır ve eylemler nasıl olurda bu ülkemin yerli insanlarında vuku buluyor. Ciddi anlamda konuşulması gereken bir durum. Bu klasik her zaman “Allah ıslah etsin” deyip geçiştireceğimiz bir olay değil. Peki nasıl olurda bir insan yaşadığı coğrafyanın dahası kadim medeniyetin en kutsal değerlerine bu denli kin ve &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Güzel ülkemde her yeni gün ilginç ve bir o kadar provakasyon kokan haberler ile karşı karşıya kalıyoruz. Özellikle Pandemi sürecinde toplumsal anlamda psikolojik bir yıpranma gerçeğini kimse inkar edemez. Buna bağlı zaman zaman tutarsız davranış sergileyen insanlar görmekteyiz. Ancak İzmir’de yaşanan son vaka deyim yerinde ise kanımıza dokundu diyebiliriz. Keza bu artık siyasi bir çekişmenin çok ötesinde haddi aşan bir vaka!</p>



<p>Bin yıllık Anadolu Coğrafyasında camilerde ve mescitlerde okunan ezanlara saygıda gayrimüslimlerin dahi yapmaya cesaret edemediği aşağılık bir davranıştan bahsediyoruz. Ezan-ı Muhammedi bu Ümmetin kıyamete dek sürecek sesi ve selası olacaktır.</p>



<p>Ancak İzmir’de Camilerin ses sistemine girip şarkı çaldıran alçakların ne denli kötü maksatlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu ülke her dönem farklı dünya görüşlerine sahip siyaset gruplarının şiddetli tartışma ve çatışmalarına tanık olmuştur. Özellikle siyasi tartışmalar toplumsal dokuya zarar vermemiştir. Ancak bu son yapılan densizlik farklı bir boyuta taşımıştır. Hani “Senin bu yaptığını gavur yapmaz” ifadesi tamda yerine oturmaktadır.</p>



<p>Yani gavurun aklına gelmeyecek düşmanca tavır ve eylemler nasıl olurda bu ülkemin yerli insanlarında vuku buluyor. Ciddi anlamda konuşulması gereken bir durum. Bu klasik her zaman “Allah ıslah etsin” deyip geçiştireceğimiz bir olay değil.</p>



<p>Peki nasıl olurda bir insan yaşadığı coğrafyanın dahası kadim medeniyetin en kutsal değerlerine bu denli kin ve nefret besler. Cumhuriyet Yönetimiyle birlikte meydana gelen yeni soyadı kanunu ve kimlik oluşumu bu coğrafyada yer alan farklı kültür ve inançlara sahip İslam düşmanları için aslında bir kalkan oluşturdu diyebiliriz.</p>



<p>Öyle ki bariz İslam düşmanı bu grupların isimlerinin değiştirilmesinin yanı sıra kimliklerinde dini inançlarının İslam olarak kayıtlara geçmesi bu millete yapılan en büyük ihanet çalışması olmuştu. Uzun süren savaşlar sonrası erkek nüfusun azalması yeni kurulan cumhuriyetin temellerinin çürük olmasına sebep oluşturmuştu.</p>



<p>Öyle ki Türk Dil Kurumu gibi bir önemli bir yapının başına maalesef Türk olmayan bir isim getirilmişti. İsmine bir ilave yapılmış ve sözde yerli olarak bize yıllarca yutturulmuş bu kişi Türk Dil Kurumunun kurucusu olarak tarihte yer almıştı.</p>



<p>Uzun süren savaşlar ile Anadolu topraklarını işgal edemeyen Haçlı Zihniyeti bu ülkeye ilk darbeyi önce masa başında yapılan anlaşmalarla vurmuştu. Sonrasında birçok toplumsal konularda ve sözde devrim safsatalarıyla Anadolu insanını kendi inanç ve kültürel değerlerine düşman olmasına zemin hazırlamıştı.</p>



<p>Modernleşme ve yenilik hareketleri adı altında her türlü yozlaşmanın ve sapkınlığın önü açılmıştı. Alkol ve fuhşun yaygınlaştırılması bunların en başında gelen darbeler olmuştu. Fransız’a top ve mermi ile teslim edilmeyen memleketin namusu Paris’te sözde moda defilesi adı altında podyumlara çıplak çıkarılan Türk kızları ile teslim edilmişti.</p>



<p>Tüm bu kokuşmuşlukları ve iğrençlikleri bizlere yenilik ve Modernizm şeklinde pompalayan Batı Dünyası ilime ve irfana yönelmiştir. Dini konularda ise Kilise ve Vatikan ekseni dışında hareket etmemişlerdir. İlginç olan ise aynı dönemde Anadolu insanının dinine düşman edilmesi için Laiklik adı altında inançsız bir yaşam ve yönetim anlayışı dikte edilmişti.</p>



<p>Güzel ülkemde her köşe başında İncil satılırken. Merdiven altı Kiliselerde ayin yapmak serbest iken ne hazindir ki Müslüman Çocuklarının Kuran Eğitimi alması yasaklanmıştı!</p>



<p>Şapka kanunu ve hilafetin kaldırılması bunlar için güzel örneklerdir. Bizlere Demokrasi diye yutturulan sistem batıda hiçbir zaman tek başına uygulanmamıştır. Avrupa’da Krallık olmayan ülke yok denecek kadar azdır. Öyle ki İngiltere olarak bildiğimiz Birleşik Krallıkta seçim ile işbaşına gelen başbakan dahi Kraliçe’nin huzuruna çıkıp saygı bildirmeden koltuğuna oturması mümkün değildir.</p>



<p>Anadolu insanına Laiklik üzerinden deizm ve ateizm aşılayan Batı Dünyası, sanayi dahil birçok alanda Vatikan’ın Vaftizi olmadan otomobillerini piyasaya sürmemişlerdir. Yine sosyal hayatta dini ritüelleri adeta çocuk yaşlarda dayatırken herhangi bir sorun olmamıştır. Pazar Ayinleri Ailenin birlikte katıldığı zorunlu bir organizasyon halini almıştır.</p>



<p>Aynı dönemde Anadolu insanının ibadet etmesi yasaklanmış hatta Camiler ibadete kapatılmıştı. Kutsal kitabımıza Devleti yönetenler tarafından düşmanca bir tavır sergilenmişti. Vahşi Batı, Afrika ve Asya başta olmak üzere başlatmış olduğu modern sömürge taktiğini Anadolu Coğrafyasında bu şekilde uygulamaktaydı.</p>



<p>Şimdi tüm bu yaşananlar üzerinden bir muhakeme yapacak olursanız Anadolu Coğrafyasının İnanç ve Kültür Dünyasının ne denli ağır saldırılara maruz kaldığını çok daha net bir şekilde anlayabilirsiniz.</p>



<p>Onlar çocuklarını ayaklarını sürüyerek zorla kiliseye Pazar Ayinine götürürken bizde Cuma namazı kılan çocuklar adeta terörist gibi lanse edildi. Uğur Dündar’ın namaz kılan öğrenciler haberi bunun için en basit örnektir.</p>



<p>Bugün İzmir’de Cami hoparlörlerinden şarkı çaldıran ve bu uygulamaya sevinenler Yunanları denize dökerken aramızda kalan ve Türk ismi alan Kripto Gavurcuklardır. Evet son yüzyılda bu Gavurcuklar başta sanat dünyasındaki kepazeliği olmak üzere sinema ve edebiyat dahil birçok mecrada kendilerini gizlemek suretiyle İnanç ve Kültürel değerlerimize saldırdılar. Bu kripto Gavurcuklar bir virüs misali ülkenin zayıf düştüğü dönemleri fırsata çevirdiler.</p>



<p>Son zamanlarda bu denli fütursuzca saldırıları ise atık ülke yönetimine sızamamaları ve maskelerinin düşmesinden kaynaklanmaktadır. Her dönemde iktidarı ellerindeki kukla misali kullanmaya alıştıkları için bu dönem onlara çok zor ve kabullenilmez gelmektedir.</p>



<p>Sanmasınlar ki bizler o Gavurcukları bilmiyoruz. Onlar devekuşu misali kafalarını kuma gömmekle beraber kıçlarının açıkta olduğunu unutuyorlar. Rabbim asla bu Gavurcuklara fırsat vermesin inşallah.</p>



<p><strong>Yolumuz gaza, sonu şehadet,</strong></p>



<p><strong>Dinimiz ister sıdk ile hizmet…</strong></p>



<p><strong>Anamız Vatan, babamız Millet!</strong></p>



<p><strong>Vatanı mamur eyle ya rabbi!</strong></p>



<p><strong>Milleti mesrur eyle ya rabbi!</strong></p>



<p><strong>Minareler süngü, kubbeler miğfer,</strong></p>



<p><strong>Camiler kışlamız, müminler asker,</strong></p>



<p><strong>Bu ilahi ordu dinimi bekler,</strong></p>



<p><strong>Allahu Ekber, Allahu Ekber.</strong> Selam ve dua ile…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/camiler-kislamiz-minareler-sungumuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir İstanbul, İzmir, Güneydoğu Devleti Yaratmak İstiyorlar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bir-istanbul-izmir-guneydogu-devleti-yaratmak-istiyorlar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bir-istanbul-izmir-guneydogu-devleti-yaratmak-istiyorlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jun 2019 13:52:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11201</guid>

					<description><![CDATA[Medya bir enstrüman olarak kullanılıyor diyebilir miyiz? Tabii hiç şüpheniz olmasın… Fetullahçı terör örgütü uzun zaman bunu kullandı ve bunu kullanmasının sonucunda da pek çok insan devşirdi. 15 Temmuz 2016&#8217;da maalesef o ayaklanmayı yaptılar ve Meclisimizi, Genelkurmayımızı bombaladılar. Birçok insanımızı şehit ettiler. Orada tutuklanan generallerden birisi diyor ki; “Biz bu dünyamızı kaybettik, bari gelecek dünyamızı, öbür dünyayı kaybetmeyelim” Bu ne demek? Demek ki general olan bir kişi bile beyni yıkandığı zaman öyle bir duruma düşebiliyor. Şimdi DAEŞ’lileri düşünün. Bunlar genç insanlar. Birçok ülkeden gelmişler, doğru bir şey yaptıklarını zannediyorlar ama doğru bir şey yapmıyorlar. Bu insanları nasıl bu hale getirildiler? Bunu düşünmek lazım. Demek ki yayın organlarıyla belli bir fikriyatı tek taraflı tekrarlamak suretiyle verirseniz insanları robot haline getirebilir, düşünme gücünü elinden alırsınız. Hâlbuki bir insanı insan yapan en önemli şey düşünme yeteneği. İnsanın elinden düşünme yeteneğini aldığınız zaman, başkalarının kölesi haline geliyor. O köleler de her şeyi yapabiliyor. Onun için Fetullahçı terör örgütü mensupları, DAEŞ’liler, PKK&#8217;lılar bu işi yapıyor. Emperyalistler de kendi askerlerini öldürtmek yerine bunları kullanıyor, bunların arasına paralı askerler sokuyor. Bu, insanlığa karşı işlenen en büyük suçlardan bir tanesi. Dolayısıyla bizim bunlarla da mücadele etmeniz lazım. Yani insanları kritik düşünceden alıkoyan düşünce hareketleriyle dünya çapında mücadele etmemiz &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Medya bir enstrüman olarak kullanılıyor diyebilir miyiz? </strong></p>
<p>Tabii hiç şüpheniz olmasın… Fetullahçı terör örgütü uzun zaman bunu kullandı ve bunu kullanmasının sonucunda da pek çok insan devşirdi. 15 Temmuz 2016&#8217;da maalesef o ayaklanmayı yaptılar ve Meclisimizi, Genelkurmayımızı bombaladılar. Birçok insanımızı şehit ettiler. Orada tutuklanan generallerden birisi diyor ki; “Biz bu dünyamızı kaybettik, bari gelecek dünyamızı, öbür dünyayı kaybetmeyelim” Bu ne demek? Demek ki general olan bir kişi bile beyni yıkandığı zaman öyle bir duruma düşebiliyor.</p>
<p>Şimdi DAEŞ’lileri düşünün. Bunlar genç insanlar. Birçok ülkeden gelmişler, doğru bir şey yaptıklarını zannediyorlar ama doğru bir şey yapmıyorlar. Bu insanları nasıl bu hale getirildiler? Bunu düşünmek lazım.</p>
<p>Demek ki yayın organlarıyla belli bir fikriyatı tek taraflı tekrarlamak suretiyle verirseniz insanları robot haline getirebilir, düşünme gücünü elinden alırsınız. Hâlbuki bir insanı insan yapan en önemli şey düşünme yeteneği. İnsanın elinden düşünme yeteneğini aldığınız zaman, başkalarının kölesi haline geliyor. O köleler de her şeyi yapabiliyor.</p>
<p>Onun için Fetullahçı terör örgütü mensupları, DAEŞ’liler, PKK&#8217;lılar bu işi yapıyor. Emperyalistler de kendi askerlerini öldürtmek yerine bunları kullanıyor, bunların arasına paralı askerler sokuyor.</p>
<p>Bu, insanlığa karşı işlenen en büyük suçlardan bir tanesi. Dolayısıyla bizim bunlarla da mücadele etmeniz lazım. Yani insanları kritik düşünceden alıkoyan düşünce hareketleriyle dünya çapında mücadele etmemiz gerekiyor.</p>
<p>İnsanları köle haline getirip tabirimi mazur görün, iti ite kırdırmak dedikleri şeyi yapıyorlar. Türk tarihinde ve İslam tarihinde Müslümanların öyle bir şey yaptıklarını hatırlamıyorum. Yok böyle bir şey. Ama bunların tarihinde var. Şu anda da bunu yapıyorlar. İşin en kötü tarafı bu. Esas insanlık düşmanlığı bu.</p>
<p>Her insanın içerisinde bir vicdan vardır. O halde bizim bu vicdanlara hitap etmemiz lazım. Biz bunu yeterince yapıyor muyuz? Bence yapmıyoruz. Bu çok önemli, fikirlerle çarpışmak silahlarla çarpışmaktan daha önemli ve fikirlerle çarpıştığımız zaman silahlarla çarpışmaları da önleyebiliriz.</p>
<p>Kullanılması yasak olan kimyasal silahların hepsi Irak, Afganistan, Suriye, Kosova, Bosna-Hersek ve Somali de kullanıldı. Buna ses çıkarmıyor siyasetçiler? Ülkemizdeki muhalefet siyasetçilerini kastediyorum, niye susuyorlar? Bu bir muhalefet, iktidar meselesi değil.</p>
<p>Amerika&#8217;da ciddi bir Müslüman azınlık var. Türkler de var. Türk yürüyüşü yapmak yalnızca New York&#8217;ta yürümek midir? Dünyada herkesin ayağa kalkıp insani değerler için mücadele etmesi lazım. Çünkü Tanrı günün birinde hepimize bunu soracak. “Niçin sustunuz, mücadele vermediniz” diye sorduğunda biz ne diyeceğiz? Aktif olmalıyız. Türk olarak da Müslüman olarak da…</p>
<p>Güçlü bir Türkiye dediğim zaman güçlü bir İslam dünyasını kastediyorum. Güçlü bir İslam dünyası, güçlü bir insanlık demektir aynı zamanda. Bu, dünyaya barışın gelmesi anlamına gelir. Bunu böyle görmek lazım.</p>
<p>Nükleer enerjiye bakın! Nükleer enerji, nükleer santraller dünyada birçok ülkede var. 57 tane Müslüman ülke var. Müslüman ülkeler içerisinde ise nükleer santrale sahip olan iki tane ülke var. Biri Pakistan, öbürü İran. İki ülkede büyük sıkıntı içindeler. Peki, küçücük İsrail&#8217;in 80 tane atom bombası, nükleer santrali ve nükleer teknolojisi var. Bu nasıl oluyor? Çünkü İsrail iyi çocuk, Müslüman ülkeler kötü çocuk. Onun için Türkiye&#8217;de 50 seneden beri nükleer santral yapılamadı.</p>
<p>Bu hükümet zamanında bence yapılan doğru işlerden bir tanesi Ruslarla anlaşarak bir nükleer santralin Taşucu&#8217;nda kurulması meselesidir. Ama bazı partilerin -ismini vermeyeceğim- programlarına baktığımız zaman ilk iptal edecekleri şey nükleer santrali olacak. Düşünebiliyor musunuz, 50 seneden beri yapamadığımız bir şeyi yapmaya çalışıyoruz, onlar da iptal etmeye çalışıyorlar. Ben bunlara ne diyeyim, ne diyebilirim? Cevabı çok açık yani…</p>
<p>DAEŞ’i onlar ortaya çıkardı. Trump Obama&#8217;ya, Hillary Clinton&#8217;a &#8220;Siz bu teşkilatı kurdunuz, ben kaldıracağım&#8221; dedi seçilmeden önce. Seçildi ama DAEŞ’i kullanmaya devam ediyor. Gördüğünüz gibi bu terör örgütlerini yaratan bunlar. İç savaş çıkartıp ondan sonra ülkeleri istedikleri gibi yönetmeye çalışıyorlar. Türkiye&#8217;ye yapmak istedikleri de aynı şey.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı bittiği zaman 50 devlet vardı. Şu anda 200&#8230; 1945&#8217;ten bu yana dört katı artmış. Butros Gali, Mısırlı bir Hristiyan’dı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği yaptı. “21’inci asırda devlet sayısı 2 bin olacak” diyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Devletler küçük küçük parçalanacak, şehir devletleri olacak. Kim parçalanmayacak? Amerika, Almanya, Fransa&#8230; Dolayısıyla kimin kafasına vuracak? Gücünün yettiğine… Dolayısıyla Türkiye&#8217;de bir İstanbul, İzmir, Güneydoğu devleti yaratmak istiyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>O zaman hümanizm adı altındaki düşünceler de gerçekçi değil…</strong></p>
<p>Elbette, o da bir aldatmaca. Eğer aldatmaca olmasaydı DEAŞ’ı yaratmazlardı. PKK-PYD&#8217;ye destek vermezlerdi. FETÖ terör örgütünü yaratmazlardı. Dünyayı kaosa sürüklemezlerdi. Türkiye, 100 yıl önce olduğu gibi parçalanmak istenen bir ülkedir. 100 sene sonra Sevr Antlaşması&#8217;nın tekrarıyla karşı karşıyayız. O halde bizim buna birlik olarak cevap verme mecburiyetimiz var.</p>
<p>O halde beka sorunu dediğimiz şey bu. Var olmaya devam etmek, parçalanmamak, şehir devletleri halinde gelmemek. Mesele budur; yani Amerika, Çin, Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere var olmak için nasıl çalışıyorsa biz de öyle çalışacağız. İran&#8217;a da yapmak istedikleri şey bu. Bütün Müslüman ülkelerini bu hale getirmeye çalışıyorlar.</p>
<p><strong>SÖYLEŞİ AYNUR BAYRAM</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bir-istanbul-izmir-guneydogu-devleti-yaratmak-istiyorlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kocaoğlu, Neden, Yeniden?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kocaoglu-neden-yeniden/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kocaoglu-neden-yeniden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Jan 2019 08:23:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[2019seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[azizkocaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7867</guid>

					<description><![CDATA[Mevcut İzmir büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Aziz Kocaoğlu daha önce yerini daha genç birine bırakmak istediğini deklare etmesine rağmen sürpriz bir şekilde yeniden aday olabileceğini açıklayarak bu talebini partisinin genel başkanı Kılıçdaroğlu’na iletti. Akıllara gelen ilk soru: Aziz Kocaoğlu, niçin, yeniden aday olmak istedi? Bu suale cevap mahiyetinde pek çok tezvirat yapılabilir ancak iyi niyete yorarak Kocaoğlu’nun partisinin aday göstereceği isme bir tepkisinin tezahür etmiş olabileceğini düşünebiliriz. Öyleyse ikinci sorumuza geçelim. 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde CHP, şimdiki başkan Aziz Kocaoğlu’nun yerine İzmir büyükşehir belediye başkanlığına kimi aday gösterecekti? İlk akla gelen isim Tunç Soyer. Peki, Tunç Soyer kim ve Kocaoğlu bu isimden çekiniyor mu? Tunç Soyer hakkında internette çok geniş malumata ulaşmak mümkün. Biz burada az bilinen bir yönüne dikkat çekelim. Halen Seferihisar belediye başkanı olan Soyer’in babası Nurettin Soyer 12 Eylül’ün sembol isimlerinden biri. Bu isim 12 Eylül’ün diğer sembol isimleri gibi hep yaptıklarıyla hatırlanıyor.  Emekli hava hâkim albay olarak İzmir’e yerleşmişti ve 98&#8217;de orada öldü. 12 Mart 1971 döneminde İzmir sıkıyönetim savcısı olarak görev yaptı. 12 Eylül 1980 döneminde Ankara sıkıyönetim savcısı oldu. MHP, MSP ve DEV-YOL davalarının iddianameleri ondan soruldu. Mamak askeri cezaevinde yapılan işkencelerden sorumlu tutulan biriydi. Özellikle ülkücü mahkûmlara işkence yapma konusunda uzmanlığı olduğu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mevcut İzmir büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Aziz Kocaoğlu daha önce yerini daha genç birine bırakmak istediğini deklare etmesine rağmen sürpriz bir şekilde yeniden aday olabileceğini açıklayarak bu talebini partisinin genel başkanı Kılıçdaroğlu’na iletti.</p>
<p>Akıllara gelen ilk soru: Aziz Kocaoğlu, niçin, yeniden aday olmak istedi?</p>
<p>Bu suale cevap mahiyetinde pek çok tezvirat yapılabilir ancak iyi niyete yorarak Kocaoğlu’nun partisinin aday göstereceği isme bir tepkisinin tezahür etmiş olabileceğini düşünebiliriz.</p>
<p>Öyleyse ikinci sorumuza geçelim.</p>
<p>31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde CHP, şimdiki başkan Aziz Kocaoğlu’nun yerine İzmir büyükşehir belediye başkanlığına kimi aday gösterecekti?</p>
<p>İlk akla gelen isim Tunç Soyer.</p>
<p>Peki, Tunç Soyer kim ve Kocaoğlu bu isimden çekiniyor mu?</p>
<p>Tunç Soyer hakkında internette çok geniş malumata ulaşmak mümkün. Biz burada az bilinen bir yönüne dikkat çekelim.</p>
<p>Halen Seferihisar belediye başkanı olan Soyer’in babası Nurettin Soyer 12 Eylül’ün sembol isimlerinden biri. Bu isim 12 Eylül’ün diğer sembol isimleri gibi hep yaptıklarıyla hatırlanıyor.  Emekli hava hâkim albay olarak İzmir’e yerleşmişti ve 98&#8217;de orada öldü.</p>
<p>12 Mart 1971 döneminde İzmir sıkıyönetim savcısı olarak görev yaptı. 12 Eylül 1980 döneminde Ankara sıkıyönetim savcısı oldu. MHP, MSP ve DEV-YOL davalarının iddianameleri ondan soruldu.</p>
<p>Mamak askeri cezaevinde yapılan işkencelerden sorumlu tutulan biriydi. Özellikle ülkücü mahkûmlara işkence yapma konusunda uzmanlığı olduğu söyleniyor. Tornavidayla burun bükmek, şişeye oturtmak, vücutta yara açıp tuz basmak, tenasül uzuvlarına elektrik vermek gibi işkenceleri yönettiği yapılanlara ses çıkarmadığı iddia ediliyor.</p>
<p>Kimse babasının yaptıklarının hesabını vermekle mükellef değil elbette. Fakat Nurettin Soyer gibi bir ismi de kimse bu milletten unutmasını beklememeli. Hal böyle iken hangi Ülkücü, Milli Görüşçü ve hatta Dev- Yol geleneğinden gelen sosyalist seçmen Tunç Soyer’e oy verebilir?</p>
<p>Sanırım Aziz Kocaoğlu, o günleri yaşamış tecrübeli ve makul bir isim olduğundan bu ihtimali hesaba katmış olmalı.</p>
<p>Müşfik Kadir</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kocaoglu-neden-yeniden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;de İzmir Düğümü</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/chpde-izmir-dugumu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/chpde-izmir-dugumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jan 2019 20:19:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7836</guid>

					<description><![CDATA[CHP, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına tüm tarafların kabul edebileceği bir ismi belirlemek için yeniden parti örgütü ve bölge milletvekillerinin görüşünü alacak. AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, şimdiye kadar 6 Parti Meclisi (PM) toplantısı düzenleyen CHP, 16&#8217;sı büyükşehir, 28&#8217;i il olmak üzere 698 belediye başkan adayı açıkladı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Mansur Yavaş&#8217;ı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için ise Ekrem İmamoğlu&#8217;nu 18 Aralık 2018&#8217;deki Parti Meclisi toplantısında açıklayan parti, aradan geçen bir aya rağmen hala İzmir adayını belirleyemedi. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun İzmir adayını dün partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve PM&#8217;sine sunması bekleniyordu ancak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile yaptığı görüşme sonrası yeniden belirsizlik hakim oldu. Daha önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmayacağını dile getiren Kocaoğlu, dün Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşme sonrasında, &#8220;Aday açıklama takvimi geciktikçe ortaya çıkan tablonun CHP&#8217;ye ve dolayısıyla kentimize zarar verecek düzeye gelmesi, iktidar partisinin bakanlık yapmış İzmir adayını 27 Kasım&#8217;da açıklayıp çoktan yola koyulması ve bu tabloyla İzmir&#8217;de güç kaybı yaşayabileceğimiz gerçeği, beni ve partimize gönül vermiş milyonları endişeye düşürmektedir. Sayın Genel Başkanımızla yaptığım görüşmede bu kaygılarımı açıkça ifade ettim. İzmir&#8217;de ortaya çıkan bu tablonun, adaylığımla ilgili tarihi bir sorumluluk yüklediğini ve bundan kaçmayacağımı Sayın Genel Başkanımızla paylaştım.&#8221; açıklamasında bulundu. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına tüm tarafların kabul edebileceği bir ismi belirlemek için yeniden parti örgütü ve bölge milletvekillerinin görüşünü alacak.</p>
<p>AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, şimdiye kadar 6 Parti Meclisi (PM) toplantısı düzenleyen CHP, 16&#8217;sı büyükşehir, 28&#8217;i il olmak üzere 698 belediye başkan adayı açıkladı.</p>
<p>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Mansur Yavaş&#8217;ı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için ise Ekrem İmamoğlu&#8217;nu 18 Aralık 2018&#8217;deki Parti Meclisi toplantısında açıklayan parti, aradan geçen bir aya rağmen hala İzmir adayını belirleyemedi.</p>
<p>Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun İzmir adayını dün partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve PM&#8217;sine sunması bekleniyordu ancak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile yaptığı görüşme sonrası yeniden belirsizlik hakim oldu.</p>
<p>Daha önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmayacağını dile getiren Kocaoğlu, dün Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşme sonrasında, &#8220;Aday açıklama takvimi geciktikçe ortaya çıkan tablonun CHP&#8217;ye ve dolayısıyla kentimize zarar verecek düzeye gelmesi, iktidar partisinin bakanlık yapmış İzmir adayını 27 Kasım&#8217;da açıklayıp çoktan yola koyulması ve bu tabloyla İzmir&#8217;de güç kaybı yaşayabileceğimiz gerçeği, beni ve partimize gönül vermiş milyonları endişeye düşürmektedir. Sayın Genel Başkanımızla yaptığım görüşmede bu kaygılarımı açıkça ifade ettim. İzmir&#8217;de ortaya çıkan bu tablonun, adaylığımla ilgili tarihi bir sorumluluk yüklediğini ve bundan kaçmayacağımı Sayın Genel Başkanımızla paylaştım.&#8221; açıklamasında bulundu.</p>
<p>Parti, Kocaoğlu&#8217;nun yeniden adaylığının da gündeme gelmesiyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayını sona bıraktı.</p>
<p>Genel Başkan Kılıçdaroğlu&#8217;nun, İzmir&#8217;de tüm tarafların kabul edebileceği bir ismin belirlenmesi için bir süre daha çalışma yapacağı, bölge milletvekilleri ve örgüt ile yeniden görüşmelerde bulunulacağı kaydedildi.</p>
<p>Bu çalışmalar sonrasında herkesin kabul edeceği bir ismin, gelecek PM&#8217;de üyelerin onayına sunulması bekleniyor.</p>
<p>İhtilaflar çözülmeye çalışılıyor<br />
Kılıçdaroğlu&#8217;nun Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer&#8217;in adaylığına sıcak baktığı ancak yaşanan süreç nedeniyle yeniden bir değerlendirme yapılmasını istediği öğrenildi.</p>
<p>Kocaoğlu&#8217;nun dünkü görüşmede &#8220;Soyer&#8217;in adaylığına olumlu bakmadığını&#8221; Kılıçdaroğlu&#8217;na ilettiği ifade edildi.</p>
<p>Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Tuncay Özkan da İzmir için ismi geçen adaylar arasında bulunuyor. İzmir&#8217;de bu isme de bazı itirazların olduğu belirtildi.</p>
<p>CHP İzmir örgütünde, gündeme gelen isimlerle ilgili ihtilafların yaşandığı, sorunun aşılmasına yönelik çalışmalar yapılacağı öğrenildi.</p>
<p>Kocaoğlu, bağımsız aday olabilir<br />
Kocaoğlu, 24 Haziran seçimlerinin ardından parti içinde yaşanan &#8220;olağanüstü kurultay&#8221; tartışmalarında Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce ile hareket ederek, &#8220;değişim&#8221; talebinde bulunan isimler arasında yer amıştı.</p>
<p>&#8220;Koltuk bırakılmayacak bir şey değil. Zirvedeyken bile bırakmasını bilmek gerekiyor.&#8221; dediği 1 Ekim 2018&#8217;de &#8220;31 Mart yerel seçimlerinde aday olmayacağını&#8221; açıklayan Kocaoğlu&#8217;nun dünkü çıkışını &#8220;kendisinin sıcak baktığı bir adayın gösterilmesi&#8221; için yaptığı öne sürüldü.</p>
<p>Bu kapsamda Kocaoğlu&#8217;nun İzmir için yeniden aday gösterilmesi zayıf bir ihtimal olarak görülüyor.</p>
<p>Kocaoğlu&#8217;nun, kendisinin ya da istediği biri adayın gösterilmemesi durumunda &#8220;bağımsız aday&#8221; olabileceği konuşuluyor.</p>
<p>Soyer ismine İYİ Parti de temkinli yaklaşıyor<br />
Tunç Soyer&#8217;in adaylığına İYİ Parti&#8217;nin de mesafeli yaklaştığı belirtildi. Bu yaklaşımın temelinde, 12 Eylül döneminde hava hakim albay olan Soyer&#8217;in babası Nurettin Soyer&#8217;in, &#8220;Mamak Askeri Cezaevi&#8217;nde yapılan işkencelerden sorumlu tutulması&#8221;nın yer aldığı kaydedildi.</p>
<p>İYİ Parti&#8217;nin, Nurettin Soyer isminin darbe döneminde özellikle &#8220;ülkücülere yapılan eziyetle&#8221; gündeme gelmesi nedeniyle, oğlu Tunç Soyer&#8217;in adaylığına karşı çıktığı ifade edildi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/chpde-izmir-dugumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AK Parti&#8217;nin İzmir Adayları Açıklandı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/7489/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/7489/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2019 13:35:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Akparti]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7489</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir&#8217;in ilçelerinin adaylarını açıkladı. AK Parti, Cumhur İttifakı kapsamında 5 ilçede MHP&#8217;nin adayını destekleyecek. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Halkapınar Spor Salonu&#8217;nda düzenlenen AK Parti İzmir Aday Tanıtım Toplantısı&#8217;nda konuştu. &#8220;İhracatta 168,1 milyar dolarlarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamına ulaştık. Hedefimiz 170&#8217;i yakalamaktı ama kıl payı geride kaldık.&#8221; diyen Erdoğan, &#8220;Kur, faiz, enflasyon üçgeninde maruz kaldığımız saldırıya rağmen, 2018&#8217;in ilk üç çeyreğinde yüzde 4,5 büyüdük.&#8221; şeklinde konuştu. İstanbul-İzmir Otoyolu&#8217;nun 2019&#8217;da biteceğini belirten Erdoğan, &#8220;Kim yapıyor? AK Parti. Maliyeti 2 milyar lira olan Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolu&#8217;nun yapımı devam ediyor, inşallah 2021&#8217;de onu da tamamlıyoruz. Bir de siz yapın be. Yapamazlar, bu irade, bu dirayet bunlarda yok.&#8221; dedi. Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: &#8220;2019 yılı ocak ayı içinde ödenecek tarımsal desteklemelerin bugün müjdesini İzmir&#8217;den veriyorum. Fark ödemesi buğday, mısır, çeltikte 550 milyon lira, buzağı desteği ödemeleri 525 milyon lira, çiğ süt desteği ödemeleri 340 milyon lira, yem bitkileri desteği 269 milyon lira, sertifikalı tohum kullanım desteği 100 milyon lira, çevre amaçlı tarım alanı koruma desteği 84 milyon 500 bin lira, diğer destekler 167 milyon lira, toplam 2 milyar 35 milyon lira. AK Parti olarak güzel İzmir&#8217;i tek parti zihniyetinin vesayetinden &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir&#8217;in ilçelerinin adaylarını açıkladı. AK Parti, Cumhur İttifakı kapsamında 5 ilçede MHP&#8217;nin adayını destekleyecek.</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Halkapınar Spor Salonu&#8217;nda düzenlenen AK Parti İzmir Aday Tanıtım Toplantısı&#8217;nda konuştu.</p>
<p>&#8220;İhracatta 168,1 milyar dolarlarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamına ulaştık. Hedefimiz 170&#8217;i yakalamaktı ama kıl payı geride kaldık.&#8221; diyen Erdoğan, &#8220;Kur, faiz, enflasyon üçgeninde maruz kaldığımız saldırıya rağmen, 2018&#8217;in ilk üç çeyreğinde yüzde 4,5 büyüdük.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>İstanbul-İzmir Otoyolu&#8217;nun 2019&#8217;da biteceğini belirten Erdoğan, &#8220;Kim yapıyor? AK Parti. Maliyeti 2 milyar lira olan Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolu&#8217;nun yapımı devam ediyor, inşallah 2021&#8217;de onu da tamamlıyoruz. Bir de siz yapın be. Yapamazlar, bu irade, bu dirayet bunlarda yok.&#8221; dedi.</p>
<p>Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;2019 yılı ocak ayı içinde ödenecek tarımsal desteklemelerin bugün müjdesini İzmir&#8217;den veriyorum. Fark ödemesi buğday, mısır, çeltikte 550 milyon lira, buzağı desteği ödemeleri 525 milyon lira, çiğ süt desteği ödemeleri 340 milyon lira, yem bitkileri desteği 269 milyon lira, sertifikalı tohum kullanım desteği 100 milyon lira, çevre amaçlı tarım alanı koruma desteği 84 milyon 500 bin lira, diğer destekler 167 milyon lira, toplam 2 milyar 35 milyon lira.</p>
<p>AK Parti olarak güzel İzmir&#8217;i tek parti zihniyetinin vesayetinden kurtararak yeniden ülkemizin ve dünyanın sembol şehirlerinden biri haline getirmek için çalışıyoruz. CHP&#8217;li vatandaşlarıma sesleniyorum, gelin İzmir&#8217;i yeniden demokrasinin ve özgür düşüncenin merkezi haline hep birlikte getirelim. İnanıyorum ki siz de bu CHP zihniyetinden ekmek çıkmayacağını biliyorsunuz.</p>
<p>Yatıyorlar kalkıyorlar, yaşam tarzı. Bizim böyle bir derdimiz yok. Biz kimseye bugüne kadar bundan dolayı musallat olmadık. Ama siz, CHP zihniyeti olarak musallat oldunuz.&#8221;</p>
<p>Erdoğan, &#8220;Görev dağılımını Salı günü yapacağız ve arkadaşlarımız Türkiye&#8217;ye dağılacak. Hafta sonuna kadar aday tanıtımlarımızı tamamlamış olacağız.&#8221; dedi.</p>
<p>İzmir adayları<br />
AK Parti, İzmir&#8217;in ilçelerinden Balçova&#8217;da Evrim Özen, Bayındır&#8217;da Uğur Demirezen, Bayraklı&#8217;da Ali Aslan, Bergama&#8217;da Hakan Koştu, Beydağ&#8217;da Ogün Asil Aydoğdu&#8217;yu belediye başkanlığına aday gösterdi.</p>
<p>Bornova&#8217;da Reşat Gençtürk, Buca&#8217;da Mustafa Aslan, Çiğli&#8217;de Okan Korkmaz, Gaziemir&#8217;de Nazmi Yılmaz, Güzelbahçe&#8217;de Burcu Dereci&#8217;yi belediye başkanlığına aday gösterildi.</p>
<p>Karabağlar&#8217;da Bilal Doğan, Karaburun&#8217;da Ferhan Eroğlu, Karşıyaka&#8217;da Ayda Maç, Kemalpaşa&#8217;da Arif Uğurlu, Kınık&#8217;ta Sadık Doğruer&#8217;i belediye başkanlığına aday gösterildi.</p>
<p>Kiraz&#8217;da Saliha Özçınar, Konak&#8217;ta Melek Eroğlu, Menderes&#8217;te Bülent Soylu, Menemen&#8217;de Durmaz Bayraktar, Ödemiş&#8217;te Münir Bezmez&#8217;i belediye başkanlığına aday gösterildi.</p>
<p>Seferihisar&#8217;da Hamit Nişancı, Selçuk&#8217;ta Osman Başterzi, Tire&#8217;de Selman İçelli, Torbalı&#8217;da Adnan Yaşar Görmez, Urla&#8217;da Adıgüzel Demirel&#8217;i belediye başkan adayı gösterildi.</p>
<p>MHP adaylarına destek<br />
AK Parti, Cumhur İttifakı kapsamında da MHP adaylarından Aliağa&#8217;da Serkan Acar, Çeşme&#8217;de Sema Aydın, Dikili&#8217;de Buğra Akın, Foça&#8217;da Serdar Mersin, Narlıdere&#8217;de Süleyman Kocabıyık&#8217;ı destekleyecek. </p>
<p><img decoding="async" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/01/eylul_ekimyeni-9709dcb6-e56c-49fe-96c2-29fa10ec2b03.jpg" alt="" width="864" height="576" class="alignnone size-full wp-image-7490" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/01/eylul_ekimyeni-9709dcb6-e56c-49fe-96c2-29fa10ec2b03.jpg 864w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/01/eylul_ekimyeni-9709dcb6-e56c-49fe-96c2-29fa10ec2b03-300x200.jpg 300w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/01/eylul_ekimyeni-9709dcb6-e56c-49fe-96c2-29fa10ec2b03-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 864px) 100vw, 864px" /></p>
<p>www.aa.com.tr</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/7489/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
