<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İyi Parti &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/iyi-parti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 22 Oct 2020 10:56:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>İyi Parti &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İYİ Partide Çatlak</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/iyi-partide-catlak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/iyi-partide-catlak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2020 07:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16006</guid>

					<description><![CDATA[Çatlaktan da öte kocaman bir yarık açıldı. Ümit Özdağ bence makbul biri midir; değildir. Irkçı ve Suriyeli düşmanlığını şiar edinmiş biri benim için makbul sayılmaz. Peki söyledikleri doğru mudur? Onu da bilemem. Fakat yenir yutulur şeyler değildir. Ümit Özdağ sıradan biri değildir. Profesördür. Bunun ötesinde İYİ Parti kurucu üyesi ve milletvekilidir. Özdağ gündeme bomba gibi düşen iki iddia ortaya atmıştır. Partinin İstanbul il başkanının FETÖ&#8217;cü olduğunu ve de partisinin HDP ile temas halinde olduğunu söylemiştir. Bunların doğru olup olmadığını zamanla göreceğiz. Öncelikle savcılar, FETÖ&#8217;cü suçlamasını ihbar kabul edip soruşturma açacaktır. HDP Konusu ise cümle alemin bildiği malumun ilanından başka bir şey değildir. Buna &#8216;yalan&#8217; diyen Meral Akşener yalan söylemektedir. HDP oradadır; sorulsa söyler. Bunların ikiyüzlü siyasetine alet olmayıp kendine de dış kapının mandalı muamelesi yapılmasını hazmedemeyeceğini daha önce de belli etmiştir. Benim şahsi kanaatimin İYİ Partinin Özdağıyla, büyük dağıyla, küçük dağıyla FETÖ projesi olduğuna inanmış ve de uzun vadeli bir geleceği olmayan bir proje parti olduğunu düşünen biri olduğunu defalarca yazmışımdır. Özdağ&#8217;ın iddiaları İYİ Partinin ortadan kabak gibi yarıldığını göstermiştir. Yanlış anlaşılmasın, FETÖ&#8217;cülerle FETÖ&#8217;cü olmayanların kapışması değildir bu. Kongrede ayak oyunuyla yönetim dışı bırakılanların, ayak oyunu çekenlerle kapışmasıdır. Bu kapışmada Ümit Özdağ kirli çamaşırları ortaya dökerek işe başlamıştır. Bunun neresi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çatlaktan da öte kocaman bir yarık açıldı. Ümit Özdağ bence makbul biri midir; değildir. Irkçı ve Suriyeli düşmanlığını şiar edinmiş biri benim için makbul sayılmaz. Peki söyledikleri doğru mudur? Onu da bilemem. Fakat yenir yutulur şeyler değildir. Ümit Özdağ sıradan biri değildir. Profesördür. Bunun ötesinde İYİ Parti kurucu üyesi ve milletvekilidir.</p>



<p>Özdağ gündeme bomba gibi düşen iki iddia ortaya atmıştır. Partinin İstanbul il başkanının FETÖ&#8217;cü olduğunu ve de partisinin HDP ile temas halinde olduğunu söylemiştir. Bunların doğru olup olmadığını zamanla göreceğiz. Öncelikle savcılar, FETÖ&#8217;cü suçlamasını ihbar kabul edip soruşturma açacaktır. HDP Konusu ise cümle alemin bildiği malumun ilanından başka bir şey değildir. Buna &#8216;yalan&#8217; diyen Meral Akşener yalan söylemektedir. HDP oradadır; sorulsa söyler. Bunların ikiyüzlü siyasetine alet olmayıp kendine de dış kapının mandalı muamelesi yapılmasını hazmedemeyeceğini daha önce de belli etmiştir. Benim şahsi kanaatimin İYİ Partinin Özdağıyla, büyük dağıyla, küçük dağıyla FETÖ projesi olduğuna inanmış ve de uzun vadeli bir geleceği olmayan bir proje parti olduğunu düşünen biri olduğunu defalarca yazmışımdır.</p>



<p>Özdağ&#8217;ın iddiaları İYİ Partinin ortadan kabak gibi yarıldığını göstermiştir. Yanlış anlaşılmasın, FETÖ&#8217;cülerle FETÖ&#8217;cü olmayanların kapışması değildir bu. Kongrede ayak oyunuyla yönetim dışı bırakılanların, ayak oyunu çekenlerle kapışmasıdır. Bu kapışmada Ümit Özdağ kirli çamaşırları ortaya dökerek işe başlamıştır.</p>



<p>Bunun neresi &#8216;partine saldırı&#8217; neresi &#8216;operasyon&#8217; Akşener ya? Sen de &#8216;cemaatle işbirliği yaptık&#8217; diyen Birgül Ayman Güler&#8217;i ittifak ortağın CHP nasıl partiden uzaklaştırdıysa, Ümit Özdağ ve onun gibi düşünenleri partiden uzaklaştırır, 15 Temmuzda başbakan olamadığına yana yana, yoluna devam edersin. Bu durumda yolun sonu nereye varırsa artık.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/iyi-partide-catlak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İYİ Parti’nin Geleceği ya da “Kurultay Sonuçlarını” Nasıl Okumalıyız?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/iyi-partinin-gelecegi-ya-da-kurultay-sonuclarini-nasil-okumaliyiz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/iyi-partinin-gelecegi-ya-da-kurultay-sonuclarini-nasil-okumaliyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adelina Sfishta]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2020 08:08:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15825</guid>

					<description><![CDATA[Haziran 2015’ten sonra, “Milliyetçi Merkezin” tek temsilcisi olan MHP, “Dindar Merkezin” en güçlü temsilcisi AKP’nin lideri Erdoğan’ı, “kararlaştırılmış ortak güç merkezinin direği” yapmaya karar verdi. Ya da, müştereken “Milliyetçi-Dindar Merkez” oluşturulmaya karar verildi. Ve böylece belirlenmiş “karar” çerçevesinde, Kasım 2015 seçimlerine girildi. AKP, Haziran 2015’te % 41 oy almasına karşılık, Kasım 2015’te % 50’lere ulaştı. MHP ise; Haziran 2015’te % 16 oy almasına karşılık, Kasım 2015’te %12’ye geriledi. Devlet Bahçeli; “devletin bekası için” partisinin geleceğini de Erdoğan’ın başarısına bağlamış oldu. Bahçeli’nin yeni stratejisi; “Erdoğan’ın mutlaka iktidarda tutulması” ya da “Erdoğan liderliğinde devletçi bir siyaset etrafında kilitlenilmesi” olarak özetlenebilir. Ortaya “Milliyetçi-Dindar-Devletçi-Güvenlikçi” bir “koalisyon” ortaya çıktı. Bahçeli’nin “MHP ve onun Liderliğini” Erdoğan etrafında konumlandırması da, MHP tabanında tartışmaları beraberinde getirdi. Kimileri “Devlet beyin vardır bir bildiği” diyerek bu kararı destekledi, Erdoğan’ın siyasetini onaylamayan MHP’li çoğunluk ise “yeni lider” arayışına girdi. Meral Akşener de bu dönemde “siyasi lider” olarak ortaya çıktı ve “sivrildi”. MHP Genel Başkanlığına talip olduğunda, Türkiye’deki “muhalif kitleleri heyecanlandıran kadın lider Meral Akşener”, kamuoyu yoklamalarında % 14-16 civarında bir “teveccühe” sahipti. Polis barikatları önünde, parmaklıklara tutunmuş fotoğrafını unutmam. Toplumsal muhalefetin “ümidi”, çıkış yolunun yeni “deniz feneri” gibiydi. MHP Kurultayında kazanmasına rağmen, AKP’nin “yargı üzerindeki etkisi” devreye sokuldu, Cemal Enginyurt’un daha &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Haziran 2015’ten sonra, “Milliyetçi Merkezin” tek temsilcisi olan MHP, “Dindar Merkezin” en güçlü temsilcisi AKP’nin lideri Erdoğan’ı, “kararlaştırılmış ortak güç merkezinin direği” yapmaya karar verdi.</p>



<p>Ya da, müştereken “Milliyetçi-Dindar Merkez” oluşturulmaya karar verildi.</p>



<p>Ve böylece belirlenmiş “karar” çerçevesinde, Kasım 2015 seçimlerine girildi.</p>



<p>AKP, Haziran 2015’te % 41 oy almasına karşılık, Kasım 2015’te % 50’lere ulaştı. MHP ise; Haziran 2015’te % 16 oy almasına karşılık, Kasım 2015’te %12’ye geriledi.</p>



<p>Devlet Bahçeli; “devletin bekası için” partisinin geleceğini de Erdoğan’ın başarısına bağlamış oldu.</p>



<p>Bahçeli’nin yeni stratejisi; “Erdoğan’ın mutlaka iktidarda tutulması” ya da “Erdoğan liderliğinde devletçi bir siyaset etrafında kilitlenilmesi” olarak özetlenebilir.</p>



<p>Ortaya “Milliyetçi-Dindar-Devletçi-Güvenlikçi” bir “koalisyon” ortaya çıktı.</p>



<p>Bahçeli’nin “MHP ve onun Liderliğini” Erdoğan etrafında konumlandırması da, MHP tabanında tartışmaları beraberinde getirdi. Kimileri “Devlet beyin vardır bir bildiği” diyerek bu kararı destekledi, Erdoğan’ın siyasetini onaylamayan MHP’li çoğunluk ise “yeni lider” arayışına girdi.</p>



<p>Meral Akşener de bu dönemde “siyasi lider” olarak ortaya çıktı ve “sivrildi”.</p>



<p>MHP Genel Başkanlığına talip olduğunda, Türkiye’deki “muhalif kitleleri heyecanlandıran kadın lider Meral Akşener”, kamuoyu yoklamalarında % 14-16 civarında bir “teveccühe” sahipti.</p>



<p>Polis barikatları önünde, parmaklıklara tutunmuş fotoğrafını unutmam.</p>



<p>Toplumsal muhalefetin “ümidi”, çıkış yolunun yeni “deniz feneri” gibiydi.</p>



<p>MHP Kurultayında kazanmasına rağmen, AKP’nin “yargı üzerindeki etkisi” devreye sokuldu, Cemal Enginyurt’un daha sonra “itiraf” ettiği gibi, kurultay yasal saydırılmadı, iptal ettirildi.</p>



<p>Akşener ve arkadaşları da İYİ Parti’yi kurarak, siyasete yeni bir partide devam etme kararı aldı.</p>



<p>Her yeni partinin kuruluş aşamasındaki iddiayı Meral Akşener de ortaya koydu. “Biz Merkez Partisiyiz” diyerek, Türk siyasetinin merkezine talip olma stratejisini benimsedi. Ekim 2017.</p>



<p>Ancak; ne kadroların, ne de ortaya konan fikirlerin, “merkezle” alakası yoktu. Sosyal hadiselere tek pencereden bakan, ırkçılık derecesinde Türkçü, dini değerleri “bayram namazı kılmak zanneden” ulusalcı, Kürt meselesini “ordu çözer” diyen güvenlikçi, eski DYP çizgisinden gelen “tabanı kalmamış vitrinlikler”, ülkücü mücadelenin içinden gelmiş bir ekipler, yani “karma karışık” bir kadrosu vardı, Meral Akşener’in.</p>



<p>Meral Akşener’in “parası” da yoktu. Parti, emekli maaşları, alınan borçlar vb. ile yürütülmeye çalışılıyordu.</p>



<p>Maddi sıkıntılar ve “Akşener’in üzerinde oynana oyunlar” Akşener’i çıkmaz sokaklara itmiş ve bize anlamsız görünen bu tür kararları da almış olabilir.</p>



<p>Ancak, “toplumsal muhalefete” liderlik etmesi beklenen liderin; yönünü kestiremediğini, siyaset stratejisini netleştiremediğini, parti içi güç dengeleri arasında savrulduğunu da söylemeliyim. Akşener’in borçlarını ödeyebildiğinde “şimdi kendimi genel başkan hissettim” sözünü unutmam. Hakkını teslim etmek gerek, gerçekten zor günler yaşadı.</p>



<p>Haziran 2018 seçimlerinde; MHP % 11, İYİ P ise % 10 oy aldı. Devlet Bahçeli, hem “Erdoğan’ı başkan seçtirdi” hem MHP’nin oy oranını korudu.</p>



<p>İYİ P’nin aldığı oyların; % 4’ünün MHP’den, % 3’ünün CHP’den, % 1’inin AKP’den, % 1 kadarının ise merkez sağ oylardan olduğu değerlendiriliyor analistlerce. MHP’nin de; AKP’ye giden eski MHP’li oyları geri alarak, eksiğini tamamladığı belirtiliyor.</p>



<p>İYİ P; milliyetçiliğe ve laikliğe önem veren, şehirli-daha ziyade sahil şehirlerindeki, bir seçmen kitlesine oturdu. MHP ise; dindar milliyetçi, kasabalı milliyetçi, Orta Anadolu profilli milliyetçi-dindar zeminine oturdu.</p>



<p>Bu seçim sonuçları ve oluşan seçmen profili, Meral Akşener için ne anlam ifade etmeliydi?</p>



<p>Meral Akşener’in sonraki duruşuna ve siyaset tarzına baktığımızda, Mart 2019 yerel seçimleri gibi, “bir ayağı milliyetçilikte olan bir merkez sağ parti olma” çizgisinin korunduğu görülüyor. Parti kadroları da bunu yansıtıyordu.</p>



<p>İYİ P; arzu edildiği ölçüde, merkez sağa yerleşemedi. Ya da eskinin merkez sağı dağıldığı için, bu tür seçmen bulamadı. CHP’li ve şehirli MHP’lilerle sınırlı gözüktü.</p>



<p>Kürtlerden anlamlı bir oya da ulaşamadı Meral Akşener. “Merkez sağı da temsil etmenin” en önemli siyasi karakteristiklerden biri olan, “Kürt meselesine çözüm üretilmesi” konusunda Akşener, yeteri kadar “cesaretli” olamadı. Bu konuda “arka kapı siyasetini” tercih etti. MHP’nin baskısını hep üzerinde hissetti.</p>



<p>AKP-MHP ve Ulusalcılar koalisyonunun, 2018 yılından bu yana, Türkiye toplumuna enjekte ettiği “milliyetçi-devletçi söylem”, ister istemez toplumda “milliyetçi eğilimleri” artırdı.</p>



<p>Bazı araştırmacılar; “iyi bir milliyetçi liderlik ile”, söz gelimi “Süleyman Soylu” gibi bir figürle, % 25’lere ulaşacak bir “milliyetçi-devletçi siyaset” tabanının varlığından söz etmekte.</p>



<p>Burada şunu ifade etmek gerekir. “Milliyetçilik” her toplum için çok önemli. Küresel entegrasyonun arttığı günümüzde dahi, “milliyetçiliğin sağlayacağı, küresel yarışta yer alma duygusu” henüz gelişmemiş ülkelerde bir manevela işlevi görüyor.</p>



<p>Ancak; bunun nasıl bir milliyetçilik anlayışı olacağı çok önemli.</p>



<p>Türkiye gibi, “imparatorluk bakiyesi toplumlarda” söz konusu milliyetçiliğin çok iyi tanımlanması gerekir. Toplumun bir kısmını ayrıştırabilecek “zehirli milliyetçiliklerden” kaçınmak şart. Toplumun tamamını kucaklayıcı “pozitif milliyetçilik”, toplumun bütün katmanlarına, ortak hedefler verebilecek “müşterek vizyonlu milliyetçilik” anlayışı önemli.</p>



<p>Etnik bir tanımlama olmamalı. “Türk Milliyetçiliği”, “Atatürk Milliyetçiliği” gibi, toplumun bir kısmı tarafından “benimsenmeyecek” tanımlar yapılmamalı.</p>



<p>Yazının konusu bu olmadığı için, “nasıl bir milliyetçilik” meselesini sonraya bırakalım.</p>



<p>Gelelim Meral Akşener konusunda duyulan bazı tereddütlere.</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Meral Akşener, Cumhur İttifakı’na katılacak mı, Millet İttifakı ile yola devam mı edecek?”</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Meral Akşener, devleti mi önceleyecek, milleti mi?”</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Meral Akşener, Kürt meselesinin çözümünde; güvenlikçi çözümden mi, sosyolojik çözümden mi yana?”</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;“Millet İttifakının ortak cumhurbaşkanı adayına razı olacak mı, kendi adaylığında ısrar edecek mi?”</p>



<p>Yukarıdaki belirsizlikler, Meral Akşener’in gideceği istikamet konusunda şüpheye düşülmesine neden oluyor.</p>



<p>İYİ P; “milliyetçi-devletçi mi”, “demokrat-toplumcu mu” olacak?</p>



<p>Akşener’in duruşu tam kestirilemiyor. Ne toplumdan, ne de devletten ayağını çekiyor. İki ayağı farklı yerde.</p>



<p>Partinin kadroları da bu iki ana istikameti yansıtan özellikler taşıyor.</p>



<p>“Milliyetçi-Ülkücü-Devletçiler” ile “Demokrat-Toplumcular” iki güçlü grubu oluşturuyor. Ancak İYİ P’nin milliyetçi tabanının “daha demokrat olabileceği” işaretleri olduğunu belirtelim.</p>



<p>Son kurultayda, merkez sağdan gelen, yüzleri topluma ve demokrasiye daha dönük olan grup, milliyetçiler tarafından tasfiye edildi.</p>



<p>Bu tasfiye; sıradan “particilerin ayak oyunu mu?” yoksa, Meral Akşener’in bilinçli bir tercihi mi, bilemiyorum. Kulis yazılarına baktığımda, Meral Akşener’in bilinçli tercihi olduğu gözüküyor.</p>



<p>Biz, bilinçli bir tercih olduğunu varsayarak, analizimizi sürdürelim.</p>



<p>İYİ Parti; bundan böyle “milliyetçilerin otağı” olacaksa, parti omurgası “devletçi bir çizgiye oturtulmuş” anlamı da taşıyabilir. Bu da bizi “Akşener, Erdoğan’a destek verecek” sonucuna sürükler. Bu olabilir mi? Olabilir.</p>



<p>Milliyetçiler; “toplumcu milliyetçilik” ile “devletçi milliyetçilik” arasında bir tercih yapabilirler ve bu partiye başka bir anlam katabilir, MHP’ye kıyasla.</p>



<p>Akşener’in “devletçi yüzü” olduğunu düşünmüşümdür. Demokrasi adına da hep bundan endişe duymuşumdur.</p>



<p>Akşener’in İYİ P kadrolarını “daha fazla milliyetçileştirmesi” başka anlamlar da taşıyabilir. Bu ihtimali de hiç yabana atmamak gerek.</p>



<p>Millet İttifakı’nın hedefi; “Cumhur İttifakı’nı zayıflatmak” ve “Millet İttifakı’nı iktidara taşımak”. Yani, halen siyasi bloklaşmadaki güç mücadelesi böyle kurgulanmış durumda.</p>



<p>Türkiye’nin en kötü zamanları yaşamasına rağmen, Cumhur İttifakı’nın bileşenlerinin oyları belirli bir seviyenin altına indirilemiyor. Toplamları, ortalama % 44-46 arası. CHP’nin oyları % 25-26’yı geçemiyor. Millet İttifakı, HDP’yi ittifaka alamıyor. Gelecek Partisi ve Deva Partisi beklenen atılımı yapamadı, ikisinin toplamı % 4-5’lerde. Saadet Partisi’ne AKP’den anlamlı bir seçmen kayması gerçekleşmiyor. Bu durumda Millet İttifakı’nın % 50 artı biri bulması mucizelere bağlı. Çokluğa rağmen iktidar olamayabilirler.</p>



<p>İşte bu noktada, başka bir oyun planı işe yarayabilir.</p>



<p>Cumhur İttifakı’nın büyük ortağı daha fazla eritilemediğine göre (AKP’nin kemik oyları % 30’un altına inmiyor), “Küçük ortağın üzerine oyna” taktiği, işe yarayabilir.</p>



<p>Devlet Bahçeli’nin iyice yaşlanmış olması da bu taktiğin uygulanmasını kolaylaştırabilir.</p>



<p>Türkiye genelinde % 20’lere yakın “milliyetçi oy tabanı” var. Bu oyların önemli bir kısmı İYİ P’de toplanabilir. Bunun için İYİ P’nin daha fazla milliyetçileştirilmesi işe yarayabilir.</p>



<p>Milliyetçi görünümü artırılan İYİ P ile MHP tabanını eritmek.</p>



<p>İYİ P’nin iktidar olma şansı arttığında, benim hiç şüphem yok, daha çok “milliyetçi” Meral Akşener’in yanına gelecektir. Bu Cumhur İttifakı’ndan en az % 5-6 daha oy koparabilmek anlamı taşır. Cumhur İttifakı % 38-40’lara düşer, iktidardan gideceği ortaya çıkacağı için AKP’deki çözülmeyi de tetikler.</p>



<p>Meral Akşener’in “yeni stratejisi” bu mu? Yoksa benim “hüsnü kuruntum mu?” Açıkçası emin değilim.</p>



<p>İYİ P bu yolla kendi oy potansiyelini % 15 ve üzerine taşıyabilir. İYİ P, “toplumcu-milliyetçi” çizgi benimseyerek, milliyetçilik de daha pozitif bir çizgiye çekilmiş olur.</p>



<p>“Toplumcu-Milliyetçilik” ile ırkçılıktan uzaklaşılır, toplumun tamamına hitap edilmeye gayret edilir.</p>



<p>En önemlisi ise, Millet İttifakı; hem cumhurbaşkanlığını, hem de parlamento çoğunluğunu “garantiler”.</p>



<p>Meral Akşener’in, “devletçi-milliyetçi” veya “toplumcu-milliyetçi” tercihi, nerede duracağını da belirleyecektir.</p>



<p>Benim kanaatim, Akşener “toplumcu-milliyetçi” bir çizgiyi tercih edeceği yönünde.</p>



<p>Ancak “devletçi-milliyetçi” bir çizgiyi tercih etmesi de ihtimalden uzak değil.</p>



<p>Kaynak: adelinasfishta.blogspot.com</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/iyi-partinin-gelecegi-ya-da-kurultay-sonuclarini-nasil-okumaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fiiliyatta Karşılığı Olmayan Bir Teklif</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/fiiliyatta-karsiligi-olmayan-bir-teklif/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/fiiliyatta-karsiligi-olmayan-bir-teklif/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2020 06:58:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14746</guid>

					<description><![CDATA[İYİ Parti (İP) üzerine yapışan, FETÖ şaibesinden ve HDP ile aynı ittifakta yer alma ithamından kurtulabilmiş değil. MHP liderinin&#160;son açıklaması İP’nin FETÖ ilişkisinin bir şaibe olmadığına vurgu yapmaktadır. Hatta İP Genel başkanının teklif ettiği ‘Memleket Masası’&#160;fikrinin FETÖ menşeli olduğuna dikkat çekmektedir. Öte yandan İP liderinin&#160;HDP’nin PKK uzantısı&#160;olduğunu ilan ederek attığı adıma HDP’li S.&#160;Süreyya Önder’in&#160;verdiği cevap bir anda İP’i gündemin birinci sırasına taşımış oldu. Aslında&#160;‘memleket masası’&#160;teklifi kulağa hoş gelen, siyasi hoşgörüyü besleyen bir fikir gibi duruyor. Ama masa etrafına toplanacak siyasiler ve tutumları düşünüldüğünde&#160;fiiliyatta karşılığı olmayan&#160;bir siyasi hamle olarak durduğu görülür. Sanki çözülmeyen bir sorun varmış da anahtarı muhalefet partilerinin elindeymiş de onlar iyi niyetle cumhurbaşkanına fikirlerini söyleyeceklermiş gibi bir hava pompalandı. Fikirlerini zaten her gün medya aracılığıyla söylüyorlar. Ve de söylerken aslında cumhurbaşkanıyla bir araya gelemeyeceklerini de vurguluyorlar. Üstelik cumhurbaşkanının kendilerini&#160;muhatap almasını imkânsız kılacak bir dil&#160;kullanıyorlar. Mesela Başkan Erdoğan,&#160;‘Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kırmızı çizgimizdir.’ diyen İP genel başkanıyla ne görüşecektir? Hem sistemi reddeceksin hem de o sistemin başıyla aynı masada oturacaksın olacak şey mi? Aynı durum CHP için de geçerli. Hiçbir CHP yetkilisinin ‘cumhurbaşkanım’ bile diyemediği sürekli ‘saray rejim’ ‘tek adam’ diyerek aşağıladığı Başkan Erdoğan ile neyi konuşacak? İP Genel Başkanı memleket masasını Suriye sorununda da istediğini hatırlatarak kendini aklamaya çalışıyor. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İYİ Parti (İP) üzerine yapışan, FETÖ şaibesinden ve HDP ile aynı ittifakta yer alma ithamından kurtulabilmiş değil.</p>



<p><strong>MHP liderinin</strong>&nbsp;son açıklaması İP’nin FETÖ ilişkisinin bir şaibe olmadığına vurgu yapmaktadır. Hatta İP Genel başkanının teklif ettiği ‘<strong>Memleket Masası’</strong>&nbsp;fikrinin FETÖ menşeli olduğuna dikkat çekmektedir.</p>



<p>Öte yandan İP liderinin&nbsp;<strong>HDP’nin PKK uzantısı</strong>&nbsp;olduğunu ilan ederek attığı adıma HDP’li S.&nbsp;<strong>Süreyya Önder’in</strong>&nbsp;verdiği cevap bir anda İP’i gündemin birinci sırasına taşımış oldu.</p>



<p>Aslında&nbsp;<strong>‘memleket masası’</strong>&nbsp;teklifi kulağa hoş gelen, siyasi hoşgörüyü besleyen bir fikir gibi duruyor.</p>



<p>Ama masa etrafına toplanacak siyasiler ve tutumları düşünüldüğünde&nbsp;<strong>fiiliyatta karşılığı olmayan&nbsp;</strong>bir siyasi hamle olarak durduğu görülür.</p>



<p>Sanki çözülmeyen bir sorun varmış da anahtarı muhalefet partilerinin elindeymiş de onlar iyi niyetle cumhurbaşkanına fikirlerini söyleyeceklermiş gibi bir hava pompalandı.</p>



<p>Fikirlerini zaten her gün medya aracılığıyla söylüyorlar. Ve de söylerken aslında cumhurbaşkanıyla bir araya gelemeyeceklerini de vurguluyorlar. Üstelik cumhurbaşkanının kendilerini&nbsp;<strong>muhatap almasını imkânsız kılacak bir dil</strong>&nbsp;kullanıyorlar.</p>



<p>Mesela Başkan Erdoğan,&nbsp;<strong>‘Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kırmızı çizgimizdir.</strong>’ diyen İP genel başkanıyla ne görüşecektir? Hem sistemi reddeceksin hem de o sistemin başıyla aynı masada oturacaksın olacak şey mi?</p>



<p>Aynı durum CHP için de geçerli. Hiçbir CHP yetkilisinin ‘cumhurbaşkanım’ bile diyemediği sürekli ‘saray rejim’ ‘tek adam’ diyerek aşağıladığı Başkan Erdoğan ile neyi konuşacak?</p>



<p>İP Genel Başkanı memleket masasını Suriye sorununda da istediğini hatırlatarak kendini aklamaya çalışıyor.</p>



<p>Cumhurbaşkanıyla görüşebilmek için önce ona en azından saygılı davranmak gerekmez mi? Her gün saldıracaksın sonra da gel memleket masası kur diyeceksin. Bu tamamıyla siyasi bir tuzaktır ve bir&nbsp;<strong>siyaset kurdu olan Başkan Erdoğan</strong>&nbsp;tabii ki bu tuzağa düşmemiştir!</p>



<p>İP bu gerçeği görmeli ve siyaset dilini gözden geçirmelidir. Arada bir bazı icraatları beğendiklerini söyleyip ondan sonra sürekli cumhurbaşkanını istihfaf eden, sistemi kırmızı çizgi ilan eden siyaset, kamuoyuna samimiyet olarak yansımıyor.</p>



<p>Aslında İP seçmeni de grubu da milliyetçi muhafazakâr bir kimliğe sahiptir.</p>



<p>Fakat öyle görülüyor ki, o tabana yabancı olan CHP ile ittifakı, hele de PKK uzantısı HDP’nin CHP ile gizli ittifakı, İP tabanını da tavanını da rahatsız etmektedir. HDP ile aynı cümlede yar almaktan rahatsız oluyorlar. Haklılar da.</p>



<p>Zaten garip olan İP’in CHP’nin başını çektiği ittifak içinde yer almasıdır.</p>



<p>Her ne kadar MHP’nin tavrı İP’e karşı sert olsa da yuvaya dönmek istediklerinde kapıyı kapatacağını zannetmiyorum.</p>



<p>CHP ile ittifak kurup&nbsp;<strong>PKK uzantısıyla gizli ortak gibi</strong>&nbsp;<strong>durmak</strong>&nbsp;mı daha onurludur, MHP’ye dönmek mi?</p>



<p>Bence ikincisi.</p>



<p>Toplam oyları seçim barajını dahi geçemeyecek olan yeni partilerle havanda su dövmek yerine yuvalarına dönmeleri daha isabetli bir siyaset olur.</p>



<p>Bence onlar bu gerçeği görmeli AK Parti ve MHP de tüm muhafazakârları ve milliyetçileri (İP, SP, GP, DEVA, vb. seçmenlerini )kuşatacak bir siyaset dili ve eylemi takip etmelidir.</p>



<p>Bu arada MHP liderinin teklif ettiği yasal düzenlemeler de önemlidir.</p>



<p>MHP lideri, Siyasi Partiler Kanunu değiştirilmesini;&nbsp;<strong>Seçim Kanununda</strong>&nbsp;düzenlemeler yapılmasını;&nbsp;<strong>TBMM İç Tüzüğü’nün</strong>&nbsp;yeniden yazılmasını;&nbsp;<strong>Milletvekili Dokunulmazlığıyla</strong>&nbsp;ilgili beklentilerin karşılanmasını;&nbsp;<strong>Siyasi Etik Kanununun</strong>&nbsp;çıkarılmasını ve Kamu kurumu niteliğindeki&nbsp;<strong>mesleki kuruluşlarla</strong>&nbsp;ilgili kanuni düzenlemelerin süratle gerçekleştirilmesini teklif etti. Evet, bu düzenlemeler yapılmalı ama çağdaş demokrasilerdeki yasalar örnek alınmalıdır!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/fiiliyatta-karsiligi-olmayan-bir-teklif/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İYİ Parti, CHP&#8217;yi terk mi ediyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/iyi-parti-chpyi-terk-mi-ediyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/iyi-parti-chpyi-terk-mi-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Oct 2019 07:20:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12680</guid>

					<description><![CDATA[Son zamanlarda sıkça gündeme geliyor; ittifaklar içinde partner değişiklikleri olabilir mi minvalinde sorular. Sorulara sebep, İyi Parti ve CHP’nin Millet İttifakı içindeki birlikteliğinde bir çatırdama olduğu intibası. İYİ Parti’nin CHP-HDP yakınlığından rahatsız olduğuna dair kanaat&#8230; Kimi kulisler ve parti yöneticileri tarafından yapılan açıklamalar kuşkuları besliyor. En çok da “yok öyle bir şey” algısı oluşturmak adına yapılan ziyaretler ve açıklamalar, ateş olmayan yerden duman çıkmaz dedirtiyor. *** Partilerin ittifak kurması, seçime ittifak çatısı altında girmesi yeni sistemin beraberinde getirdiği, gayet normal bir durum. Başkanlık ve Meclis seçimi ile ilgili hukuki alt yapısı da hazırlandı malum. 24 Haziran seçimlerinde HDP ve Vatan Partisi hariç diğer partiler seçime Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı çatısı altında girdi. Ve herkes bildi ki Millet İttifakı’nın seçimden en büyük beklentisi HDP’yi Meclis’e sokmaktı. Bunu inkar etmediler zaten. 7 Haziran seçimlerinde olduğu CHP ve HDP’nin Avrupalı yeşil partilerinde siyaset yaptığı sanan vekilleri gibi “Birlikte iyi salladık, çak” diyerek gösteri yapan olmadı ama “Her evden 1 oy HDP’ye” taktiği, CHP’nin ilçe hatta sandık bazlı seçim sonuçlarıyla gayet net anlaşılıyordu. *** Açık konuşalım, CHP’nin asıl ortağı İyi Parti değil HDP’dir. İyi Parti’nin görevi ise bu gerçeği görünmez kılmak olabilir. Fakat bu da mümkün olamamıştır, çünkü seçim sonuçlarının çoşkusu ile Kandil’den teşekkür mesajları bile gelmiştir. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda sıkça gündeme geliyor; ittifaklar içinde partner değişiklikleri olabilir mi minvalinde sorular. Sorulara sebep, İyi Parti ve CHP’nin Millet İttifakı içindeki birlikteliğinde bir çatırdama olduğu intibası. <strong>İYİ Parti’nin CHP-HDP yakınlığından rahatsız olduğuna dair kanaat&#8230;</strong></p>
<p>Kimi kulisler ve parti yöneticileri tarafından yapılan açıklamalar kuşkuları besliyor. En çok da “yok öyle bir şey” algısı oluşturmak adına yapılan ziyaretler ve açıklamalar, ateş olmayan yerden duman çıkmaz dedirtiyor.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Partilerin ittifak kurması, seçime ittifak çatısı altında girmesi yeni sistemin beraberinde getirdiği, gayet normal bir durum. Başkanlık ve Meclis seçimi ile ilgili hukuki alt yapısı da hazırlandı malum. 24 Haziran seçimlerinde HDP ve Vatan Partisi hariç diğer partiler seçime Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı çatısı altında girdi. <strong>Ve herkes bildi ki Millet İttifakı’nın seçimden en büyük beklentisi HDP’yi Meclis’e sokmaktı.</strong> Bunu inkar etmediler zaten. 7 Haziran seçimlerinde olduğu CHP ve HDP’nin Avrupalı yeşil partilerinde siyaset yaptığı sanan vekilleri gibi <strong>“Birlikte iyi salladık, çak” diyerek gösteri yapan olmadı ama “Her evden 1 oy HDP’ye” taktiği, CHP’nin ilçe hatta sandık bazlı seçim sonuçlarıyla gayet net anlaşılıyordu.</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Açık konuşalım, CHP’nin asıl ortağı İyi Parti değil HDP’dir. İyi Parti’nin görevi ise bu gerçeği görünmez kılmak olabilir. Fakat bu da mümkün olamamıştır, çünkü seçim sonuçlarının çoşkusu ile Kandil’den teşekkür mesajları bile gelmiştir.</strong></p>
<p>Bu manzara neye yorulabilir, CHP-HDP ittifakının bir taraftan da CHP-PKK ittifakı olduğu dışında?</p>
<p>Ama ülkemizin demokrasisinin ağzı o kadar geniş ki ne koysan alıyor. Acı ama durum maalesef biraz böyle.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Hal böyleyken İyi Parti Sözcüsü <strong>Yavuz Ağıralioğlu’nun Millet İttifakı’nı kastederek “Katolik nikahıyla bağlı değiliz. HDP ile kurumsal bir ilişki söz konusu olursa bu bizim kırmızı çizgimizdir.” demesi tam da mevcut ittifakın ruhunu yansıtıyor. Yani herkes her şeyi biliyor ama belgesi yok.</strong> Belgesi olmayınca inkar edebiliyorsunuz. Ne lakası var diyebiliyorsunuz, yeri geldi mi de “Kurumsal bir ilişki söz konusu olursa bu bizim kırmızı çizgimizdir” diyerek müttefikinize aslında ne kadar vazgeçilmez olduğunuzu hatırlatabiliyorsunuz.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>İşin aslı alttan alta her iki partiyi de bir endişe almışa benziyor zira ne zaman bir yerden bir çatlak ses çıksa ‘güzelim ittifak’ bir sınama ile karşı karşıya kalsa el birliği ile tamir edilmeye çalışılıyor. “Kırmızı çizgi” ve “Katolik nikahı” muhabbetiyle eş zamanlı olarak Ekrem İmamoğlu’nun İyi Parti İstanbul il ve ilçe başkanlarıyla bir araya gelmesi de böyle bir tamir çabası.</p>
<p>İttifakın selameti ile ilgili endişeler arttıkça, böyle daha çok “fotoğraf vermelik, makyaj tazelemelik” toplantı göreceğiz.</p>
<p>İşin içinde Ankara var, az şey değil. İyi Parti bu alışverişten pek kazançlı çıkmış gibi durmayabilir ama Ankara’da durum biraz farklı. Mansur Yavaş’ın ekibinde çok sayıda İyi Partili olduğu ifade ediliyor. <strong>CHP’nin İstanbul’u HDP ile, Ankara’yı İyi Parti ile aldığı sır değil.</strong> Hatta Mansur Yavaş en başta CHP’nin adayı olmayı kabul etmemiş, isminin partiler üstü bir yere yazılmasını talep etmişti.</p>
<p>Ayrıca seçime daha dolu dolu üç sene var. Üç sene de neler olmaz ki? <strong>Sadece iktidar karşıtlığı üzerine bina edilmiş, pozitif hiçbir bir ajandası olmayan Millet İttifakı’nın üç yıla dayanıp dayanamayacağı bir yana, bu sürecin asıl belirleyici aktörü elbette iktidar partisi olacak. Yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla&#8230;</strong></p>
<p>Halime Kökçe/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/iyi-parti-chpyi-terk-mi-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IMF’ye ne sözü verdin Faik?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/imfye-ne-sozu-verdin-faik/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/imfye-ne-sozu-verdin-faik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Sep 2019 09:36:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[IMF]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12558</guid>

					<description><![CDATA[Gizli görüşmede yakalandılar&#8230; CHP sözcüsü Faik Öztrak, İYİ Parti’li Durmuş Yılmaz ve kimi IMF yetkilileri&#8230; Mekân, Ankara Hilton Oteli&#8230; Basına haber verilmiyor. Çünkü toplantı “çok gizli&#8230;” Partilerin haberi var mıdır? Faik Öztrak’ın, toplantı öncesi “büyüklerini” bilgilendirdiğini tahmin ediyorum. Ama aynı şeyi Durmuş Yılmaz için söylemek çok zor. İyi Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Mustafa Cihan Paçacı görüşmeden haberi olduğunu söylüyor: “Durmuş Bey bana daha önce bilgi verdi, böyle böyle bir toplantı olacağını. Ama IMF midir, nedir onlar bilmiyorum yani&#8230;” Böyle söylüyor ama büsbütün adamını ateşe atmıyor: “Ben katılmasının faydalı olacağını söyledim. IMF’ciler Durmuş Bey’i tanırlar, eski dostlukları vardır. O açıdan onlar Durmuş Beyle temas kurmuşlardır. Durmuş Bey, bizim ekonomi politikalarımızda çok saygın bir isim. Türkiye açısından da öyle&#8230; Türkiye&#8217;nin bu insana sahip çıkması lazım&#8230; Katılmasının faydalı olacağını söyledim. Herhangi bir problem yok.” Durmuş Bey çok değerli bir insan olabilir&#8230; Ona sahip çıkalım, iyi de, önce Cihan Paçacı ona sahip çıksın&#8230; Bakın, “Durmuş Yılmaz’ın parti adına mı, bireysel mi katıldı” sorusuna Cihan Paçacı ne cevap veriyor: “Valla onu tam olarak bilmiyorum. Parti adına veya kendi adına, tam emin değilim. Ama kendisine öyle bir davet geldiğini, katılma durumunu sordu. Ben de ‘katılabilirsiniz’ dedim. CHP ve İyi Parti orasından emin değilim. Ama partimizin milletvekilidir. Onlar hangi amaçla çağırdılar onu bilmiyorum.” Buradan şu sonucu çıkarabilir miyiz? Durmuş &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gizli görüşmede yakalandılar&#8230; CHP sözcüsü <strong>Faik Öztrak</strong>, İYİ Parti’li <strong>Durmuş Yılmaz</strong> ve kimi IMF yetkilileri&#8230;</p>
<p>Mekân, <strong>Ankara Hilton Oteli</strong>&#8230;</p>
<p>Basına haber verilmiyor.</p>
<p>Çünkü toplantı <strong>“çok gizli&#8230;”</strong></p>
<p>Partilerin haberi var mıdır?</p>
<p>Faik Öztrak’ın, toplantı öncesi <strong>“büyüklerini”</strong> bilgilendirdiğini tahmin ediyorum. Ama aynı şeyi Durmuş Yılmaz için söylemek çok zor.</p>
<p>İyi Parti Ekonomi Politikaları Başkanı <strong>Mustafa Cihan Paçacı</strong> görüşmeden haberi olduğunu söylüyor: <strong>“Durmuş Bey bana daha önce bilgi verdi, böyle böyle bir toplantı olacağını. Ama IMF midir, nedir onlar bilmiyorum yani&#8230;”</strong></p>
<p>Böyle söylüyor ama büsbütün adamını ateşe atmıyor: <strong>“Ben katılmasının faydalı olacağını söyledim. IMF’ciler Durmuş Bey’i tanırlar, eski dostlukları vardır. O açıdan onlar Durmuş Beyle temas kurmuşlardır. Durmuş Bey, bizim ekonomi politikalarımızda çok saygın bir isim. Türkiye açısından da öyle&#8230; Türkiye&#8217;nin bu insana sahip çıkması lazım&#8230; Katılmasının faydalı olacağını söyledim. Herhangi bir problem yok.”</strong></p>
<p>Durmuş Bey çok değerli bir insan olabilir&#8230;</p>
<p>Ona sahip çıkalım, iyi de, önce Cihan Paçacı ona sahip çıksın&#8230;</p>
<p>Bakın, “Durmuş Yılmaz’ın parti adına mı, bireysel mi katıldı” sorusuna Cihan Paçacı ne cevap veriyor: <strong>“Valla onu tam olarak bilmiyorum. Parti adına veya kendi adına, tam emin değilim. Ama kendisine öyle bir davet geldiğini, katılma durumunu sordu. Ben de ‘katılabilirsiniz’ dedim. CHP ve İyi Parti orasından emin değilim. Ama partimizin milletvekilidir. Onlar hangi amaçla çağırdılar onu bilmiyorum.”</strong></p>
<p>Buradan şu sonucu çıkarabilir miyiz?</p>
<p>Durmuş Yılmaz, partisinden habersiz, IMF’cilerle iş çeviriyor.</p>
<p>Ne iş çevirdiği sorusunun cevabını Faik Öztrak’ta aramalıyız.</p>
<p>Önce <strong>Faik Öztrak</strong> kim, ona bakalım:</p>
<p>Türkiye’nin ekonomik olarak dibe vurduğu 2001 krizinde <strong>Hazine Müsteşarlığı</strong>’na getirildi.</p>
<p>Uluslararası finans çevrelerinin bildiği ve birlikte çalışmaktan hoşlandığı/hoşlanacağı bir isimdi&#8230; <em>(Türkiye’deki <strong>“yerli”</strong> mallar da onu çok seviyordu. Çünkü babasının oğluydu. Babası, birkaç kez, darbe hükümetlerinde bakanlığa getirilmişti. Faik’i de paraşütle indirmeye çalışmışlardı ama imdada 2002 seçimi yetişmişti.)</em></p>
<p>Kestirmeden söyleyelim:</p>
<p><strong>Dünya Bankası</strong>’ndan Türk ekonomisinin başına paraşütle indirilen <strong>Kemal Derviş</strong>’in bir numaralı adamıdır&#8230;</p>
<p>Bu nitelikleri <strong>“değerlendirildiği”</strong> için, Kemal Derviş tarafından Hazine Müsteşarlığı’na atandı.</p>
<p>Sebep?</p>
<p>Çok açık:</p>
<p>Borç vererek Türk ekonomisinin yönetimini ele geçiren IMF’yi hoşnut etmek&#8230; Çünkü Kemal Derviş’in direktörlüğünü yaptığı IMF programının başarılı olması için uygun aktörlere ve <strong>“dikensiz gül bahçesi”</strong>ne ihtiyaç vardı.</p>
<p>Faik Öztrak bu nedenle Hazine Müsteşarlığı’na getirildi.</p>
<p>Siyaset kurumu ikna edilebilseydi, ekonominin başına getirilecekti ve IMF bu duruma çok sevinecekti<em>. (Faik de, <strong>babasının oğlu </strong>olarak çok mutlu olacaktı.)</em></p>
<p>Kemal Derviş ve <strong>yamağı</strong> konumundaki Faik Öztrak’ın <em>(ve de sonradan Merkez Bankası’nın başına getirilen <strong>Durmuş Yılmaz</strong>’ın)</em> kurtuluş reçetesi şuydu: <strong>“Yüksek vergi, yüksek enflasyon, yüksek faiz, yüksek kur ve sıfır yatırım&#8230;”</strong></p>
<p>Kısacası, ulusal ekonomiyi tasfiye etmek ve ülkeyi yüksek faizle semiren uluslararası finans çevrelerinin kulu kölesi yapmak&#8230;</p>
<p>Bu plan işlemedi.</p>
<p>İlk seçimde aparatları ve aktörleriyle birlikte tasfiye edildiler.</p>
<p>Şimdi otel köşelerinde IMF’yle gizli-kapaklı ne görüşüyorlar?</p>
<p>Neyin sözünü veriyorlar?</p>
<p>IMF’yle yeni bir <strong>stand-by</strong> anlaşmasının (yani yeni bir <strong>“kölelik mukavelesi”</strong>nin) sözü mü?</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/imfye-ne-sozu-verdin-faik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ketenpereye Geldiniz</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ketenpereye-geldiniz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ketenpereye-geldiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Apr 2019 06:37:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[İP]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9877</guid>

					<description><![CDATA[MHP&#8217;yi ve Bahçeli&#8217;yi beğenmeyip,yeteri kadar ülkücü bulmayarak Meral&#8217;in İP&#8217;ine yapışan Ülkücüler. Ağzınızdaki &#8220;megri megri&#8221; sakızını çıkarında ne yaptığınıza bir bakın. El birliği ile İstanbula belediye başkanı olsun diye uğraştığınız Makaryos Ekrem. Kandil&#8217;in talimatlarını siyaset mecrasına taşıyan, Kandilin emriyle halkı sokağa çağırıp 52 kişinin katledilmesine sebep olan, Apo&#8217;nun heykelini dikme hevesinde olan S.Demirtaşın hayranıymış. Biz demiyoruz kendisi söylemiş. Bahçeli&#8217;ye tercih ettiğiniz ortağınız Rudaw Tv.&#8217;ye ne demiş.okuyun. &#8220;Sayın Demirtaş&#8217;ın siyasette aktif olduğu dönemlerde çizdiği çizgiyi beğenenlerden biriydim.&#8221; Ortağınızın Bahçeli&#8217;den daha Ülkücü,Erdoğandan daha Vatansever olmadığı ortada. Azıcık düşünün bakalım ,sizleri nasıl bir ketenpereye getirdiler. Fahri Kopar]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>MHP&#8217;yi ve Bahçeli&#8217;yi beğenmeyip,yeteri kadar ülkücü bulmayarak Meral&#8217;in İP&#8217;ine yapışan Ülkücüler.<br />
Ağzınızdaki &#8220;megri megri&#8221; sakızını çıkarında ne yaptığınıza bir bakın.<br />
El birliği ile İstanbula belediye başkanı olsun diye uğraştığınız<br />
Makaryos Ekrem.<br />
Kandil&#8217;in talimatlarını siyaset mecrasına taşıyan,<br />
Kandilin emriyle halkı sokağa çağırıp<br />
52 kişinin katledilmesine sebep olan,<br />
Apo&#8217;nun heykelini dikme hevesinde olan<br />
S.Demirtaşın hayranıymış.<br />
Biz demiyoruz kendisi söylemiş.<br />
Bahçeli&#8217;ye tercih ettiğiniz ortağınız Rudaw Tv.&#8217;ye ne demiş.okuyun.<br />
&#8220;Sayın Demirtaş&#8217;ın siyasette aktif olduğu dönemlerde çizdiği çizgiyi beğenenlerden biriydim.&#8221;<br />
Ortağınızın Bahçeli&#8217;den daha Ülkücü,Erdoğandan daha Vatansever olmadığı ortada.<br />
Azıcık düşünün bakalım ,sizleri nasıl bir ketenpereye getirdiler.</p>
<p>Fahri Kopar</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ketenpereye-geldiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İYİ Partili Koçak’tan Milyonluk ‘Sus’ Teklifi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/iyi-partili-kocaktan-milyonluk-sus-teklifi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/iyi-partili-kocaktan-milyonluk-sus-teklifi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Mar 2019 11:52:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9337</guid>

					<description><![CDATA[İYİ Parti’nin Afyonkarahisar Belediye Başkan Adayı Mahmut Koçak’ın on yıl önce FETÖ adına İsmailağa cemaatine “Afganistan ve Pakistan’daki dinî hizmetleri size devredelim. Hocalarınıza İngilizce eğitimi verip bu ülkelere gönderelim” diye teklifte bulunduğu ortaya çıkmıştı. Koçak’ın aday olmasının ardından iddialar yeniden gündeme geldi. Zor durumda kalan Mahmut Koçak’ın susması için Cübbeli Ahmet Hoca’ya 2 milyon lira teklif ettiği iddia edildi. Cübbeli Ahmet Hoca’nın avukatı Cihat Gökdemir, Koçak’ın kendilerine o dönem şunları söylediğini anlatmıştı: ABD, Fetullah Gülen ile çalışıyor. Onu dünyanın farklı yerlerine gönderdi. Onlara okullar açtı ama bazı bölgelerde başarılı olamadı. Bu bölgeler daha çok Pakistan, Afganistan, Özbekistan gibi bölgelerde halkın dinî inancı gereği sakalsız, takım elbiseli, kıravatlı öğretmenlerden bir şey öğrenmiyorlar. Sizin gibi görüntü olarak oradaki insanların inancına yakın olan cemaatlerin daha başarılı olacağını düşünüyorlar. Kendisini hayretler içinde dinledik. Büyükçe bir rakam telaffuz etti. O gün kendisiyle bir daha bu konunun görüşülmeyeceği konuşuldu. Şaşkınlığımızı uzun süre atlatamadık. Mahmut Koçak, AK Parti’nin ilk döneminde milletvekilliği yapmış, Erdoğan ile ters düşünce 2005 yılında partiden ihraç edilmişti. Koçak, 27 Nisan bildirisi yayınlanınca Erkan Mumcu ile birlikte vesayetçiler lehine tavır almıştı. Türkiye Gazetesi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İYİ Parti’nin Afyonkarahisar Belediye Başkan Adayı Mahmut Koçak’ın on yıl önce FETÖ adına İsmailağa cemaatine “Afganistan ve Pakistan’daki dinî hizmetleri size devredelim. Hocalarınıza İngilizce eğitimi verip bu ülkelere gönderelim” diye teklifte bulunduğu ortaya çıkmıştı. Koçak’ın aday olmasının ardından iddialar yeniden gündeme geldi.</strong></p>
<p>Zor durumda kalan Mahmut Koçak’ın susması için Cübbeli Ahmet Hoca’ya 2 milyon lira teklif ettiği iddia edildi. Cübbeli Ahmet Hoca’nın avukatı Cihat Gökdemir, Koçak’ın kendilerine o dönem şunları söylediğini anlatmıştı: ABD, Fetullah Gülen ile çalışıyor. Onu dünyanın farklı yerlerine gönderdi. Onlara okullar açtı ama bazı bölgelerde başarılı olamadı. Bu bölgeler daha çok Pakistan, Afganistan, Özbekistan gibi bölgelerde halkın dinî inancı gereği sakalsız, takım elbiseli, kıravatlı öğretmenlerden bir şey öğrenmiyorlar. Sizin gibi görüntü olarak oradaki insanların inancına yakın olan cemaatlerin daha başarılı olacağını düşünüyorlar. Kendisini hayretler içinde dinledik. Büyükçe bir rakam telaffuz etti. O gün kendisiyle bir daha bu konunun görüşülmeyeceği konuşuldu. Şaşkınlığımızı uzun süre atlatamadık.<br />
Mahmut Koçak, AK Parti’nin ilk döneminde milletvekilliği yapmış, Erdoğan ile ters düşünce 2005 yılında partiden ihraç edilmişti. Koçak, 27 Nisan bildirisi yayınlanınca Erkan Mumcu ile birlikte vesayetçiler lehine tavır almıştı.</p>
<p>Türkiye Gazetesi</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/iyi-partili-kocaktan-milyonluk-sus-teklifi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“İYİ Parti’nin CHP’ye İttifak Katkısı Düşük”</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/iyi-partinin-chpye-ittifak-katkisi-dusuk/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/iyi-partinin-chpye-ittifak-katkisi-dusuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aynur Bayram]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Feb 2019 22:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[argetus]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[İttifak]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8824</guid>

					<description><![CDATA[Argetus Araştırma Danışmanı Erol Erdoğan’dan Yörünge’ye Açıklamalar: “İYİ Parti’nin CHP’ye İttifak Katkısı Düşük” İYİ Parti seçmeni, Türkiye’nin her yerinde blok olarak müttefiki CHP’ye oy verecek gibi gözükmüyor. Burada ‘ittifak sadakati’ kavramı gündeme getirilebilir. İttifak sadakati konusunda en problemlisi İYİ Parti seçmeni. Sözgelimi MHP seçmeni yüksek oranda AK Parti adaylarına oy verebilecekken İYİ Parti seçmeninin CHP adayına oy verme oranı %50’lere kadar düşebilir. Dünya, bu yüzyılın başından beri ilk defa her alanda belirsizliklerin öne çıktığı bir dönemden geçiyor. Büyük askeri seçenekleri tetikleyecek kadar karmaşık bir hal alan bu belirsizliklerin düğümü, Türkiye’nin de tam ortasında bulunduğu coğrafyada çözülecek. Bu anlamda Türkiye’deki her seçim, “varlık/yokluk” tartışmaları ekseninde vücut buluyor. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, yerel seçimlerin sadece belediye başkanı seçmekten ibaret olmadığını, bir beka sorunu olduğunu söylemesiyle tartışmalar yine buraya düğümlendi. Siyasi analistlere göre “beka” vurgusu, coğrafi parçalanma tehdidini ortadan kaldırmakla birlikte sosyolojik keskinleşmenin derinleşmesini önlemek ve ortak siyasal bir kültür oluşturmak anlamlarına da geliyor. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’deki seçmenin %90’ı da Türkiye’nin bir beka sorunu olduğunu düşünüyor. 31 Mart Yerel Seçimleri öncesinde ARGETUS Araştırma Danışmanı Erol Erdoğan ile seçimler ve beka sorununu konuştuk.  Türkiye’de bir beka sorunu var mı? İnsanların çoğunluğu, farklı gerekçeleri olsa da bir beka sorunu olduğu konusunda hemfikirler. Ancak buradaki &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><strong><span class="s1">Argetus Ara</span><span class="s2">ş</span><span class="s1">tırma Danı</span><span class="s2">ş</span><span class="s1">manı Erol Erdo</span><span class="s2">ğ</span><span class="s1">an’dan Yörünge’ye Açıklamalar:</span></strong></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>“İYİ Parti’nin CHP’ye İttifak Katkısı Düşük”</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1"><b>İYİ Parti seçmeni, Türkiye’nin her yerinde blok olarak müttefiki CHP’ye oy verecek gibi gözükmüyor. Burada ‘ittifak sadakati’ kavramı gündeme getirilebilir. İttifak sadakati konusunda en problemlisi İYİ Parti seçmeni. Sözgelimi MHP seçmeni yüksek oranda AK Parti adaylarına oy verebilecekken İYİ Parti seçmeninin CHP adayına oy verme oranı %50’lere kadar düşebilir.</b></span></p>
<p class="p8"><span class="s1"><i>Dünya, bu yüzyılın başından beri ilk defa her alanda belirsizliklerin öne çıktığı bir dönemden geçiyor. Büyük askeri seçenekleri tetikleyecek kadar karmaşık bir hal alan bu belirsizliklerin düğümü, Türkiye’nin de tam ortasında bulunduğu coğrafyada çözülecek. Bu anlamda Türkiye’deki her seçim, “varlık/yokluk” tartışmaları ekseninde vücut buluyor. </i></span></p>
<p class="p8"><span class="s1"><i>MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, yerel seçimlerin sadece belediye başkanı seçmekten ibaret olmadığını, bir beka sorunu olduğunu söylemesiyle tartışmalar yine buraya düğümlendi. Siyasi analistlere göre “beka” vurgusu, coğrafi parçalanma tehdidini ortadan kaldırmakla birlikte sosyolojik keskinleşmenin derinleşmesini önlemek ve ortak siyasal bir kültür oluşturmak anlamlarına da geliyor. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’deki seçmenin %90’ı da Türkiye’nin bir beka sorunu olduğunu düşünüyor.</i></span></p>
<p class="p8"><span class="s1"><i>31 Mart Yerel Seçimleri öncesinde ARGETUS Araştırma Danışmanı Erol Erdoğan ile seçimler ve beka sorununu konuştuk. </i></span></p>
<p class="p9"><span class="s1"><b>Türkiye’de bir beka sorunu var mı?</b></span></p>
<p class="p8"><span class="s1">İnsanların çoğunluğu, farklı gerekçeleri olsa da bir beka sorunu olduğu konusunda hemfikirler. Ancak buradaki soru şu: Yerel bir seçim ile beka sorunu nasıl ilişkilendiriliyor? Bu soru önemli, ona cevap vereyim. Yerel seçimler çoktandır sadece yerel seçim değil ulusal çapta bir yerel seçim. Yeni bir tanım kullanmak gerekirse, yerel seçimler ‘ulusal yerel seçimler’ şeklinde bir hüviyet kazanmaya başladı. 15 Temmuz darbe girişimden sonra AK Parti ve MHP, Türkiye’nin bir beka yani “varlık” sorunu olduğunu ısrarla söylüyor; bunu söylerken dış tehditleri, terörü, Amerikan baskısını ve benzer unsurları da işin içine katarak söylemini güçlendiriyor. </span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Siyasi partiler 31 Mart seçimlerine hazırlık yaparken “seçmene nasıl ulaşabilirim?” sorusunu kendilerine sordular. AK Parti-MHP ittifakı, muhtemelen, beka sorunu üzerinden ulaşabileceğini, bunun etkili olacağını düşündü. “Türkiye’nin bir beka sorunu var mıdır” şeklindeki sorulara seçmenin %90’ına yakını “Evet, Türkiye’nin bir beka sorunu vardır” diyor. %90 ne demektir? AK Partililerin yanı sıra CHP’lilerin önemli bir kısmı, Saadet Partililerin, Büyük Birlik Partililerin hatta HDP’li seçmenlerin bir kısmı, Türkiye’nin beka sorunu olduğunu düşünüyor. Yüksek bir oran bu.</span></p>
<p class="p8"><span class="s1">“Beka sorunu var” derken herkesin farklı gerekçeleri var: Kimisi FETÖ’den yola çıkarak beka sorunu olduğunu düşünüyor, kimisi PKK ve DAEŞ’i, kimi ABD gibi emperyalist güçlerin ülkeyi işgal etme olasılığını, kimi de ekonomi kaynaklı beka sorunu olduğunu söylüyor. </span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Bunun yanı sıra son yaptığımız araştırmalara göre, seçmenin yaklaşık %90’ı, Türkiye’de ekonomik sorun olduğunu da düşünüyor. Bu ekonomik sorunu kimisi kriz, kimisi hayat pahalılığı, kimisi dış müdahale, kimisi yanlış ekonomik politikalar olarak tanımlıyor, ama sonuçta seçmen, ekonomik sorun olduğunu düşünüyor. %90 oranında çıktığına göre, demek ki muhalefet seçmenlerinin yanı sıra AK Parti ve MHP seçmenleri de ekonomik problemden bahsediyor. İşte bu yüzden seçim sürecinde muhalefet de “ekonomide sorun var” kartını kullanmak istiyor. </span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Yani hem AK Parti-MHP ittifakının üzerinde durduğu beka meselesi hem de CHP-İYİ Parti başta olmak üzere muhalefetin gündemde tuttuğu ekonomi sorunuyla ilgili yaklaşımların her ikisinin sokakta karşılığı var. Dolayısıyla hangi ittifakın konuyu daha iyi anlatacağı önem kazanıyor. Çünkü her ikisinin de sosyolojik olarak sokakta, kahvede, pazarda karşılığı var. </span></p>
<p class="p9"><span class="s1"><b>“CHP’li Kimi Yöneticilerin Açıklamaları Cumhur İttifakı’nın Elini Güçlendiriyor”</b></span></p>
<p class="p9"><span class="s1"><b>Siyasi partiler propagandalarını beka söylemi üzerinden inşa etti diyebilir miyiz? </b></span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Tabii diyebiliriz. AK Parti ve MHP’nin yani Cumhur İttifakı’nın beka sorununu yerel seçim konusu olarak gündeme getirmesinde CHP’li bazı yöneticilerin de katkısı, kolaylaştırıcı beyanları var. CHP’li bazı sözcüler sözgelimi diyorlar ki; “Yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara’da kazanırsak 2023’te yapılması gereken genel seçimi öne aldıracağız. Sonrasında Türkiye’yi başkanlık sisteminden kurtarıp parlamenter sisteme döneceğiz.” Bu yaklaşım, doğal olarak AK Parti ve MHP’li seçmenin zihninde beka sorunu ile ilişkilendirilen bir hususa dönüşüyor. Çünkü AK Parti, MHP seçmeni şöyle düşünüyor:</span></p>
<p class="p8"><span class="s1">“Başkanlık sisteminden vazgeçilip parlamenter sisteme dönülürse bu durum, siyasette istikrarsızlığın başlangıcı demektir, koalisyon demektir. Koalisyonlar, zayıf hükümetler dönemi, ekonomi ve dış politikada zafiyet anlamına gelir ki bu da Türkiye’yi tehdit eden unsurlar karşısında Türkiye’nin güçsüzleşmesi anlamına geliyor.” </span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Bu şekilde beka sorunuyla bir anlamda yerel seçimin ilişkisi kurulmuş oluyor. ABD’nin, İran ve Venezuela’da giriştiği ekonomik yaptırımlar ve o ülkeleri ekonomik araçlar üzerinden köşeye sıkıştırma çabaları da beka sorununun seçmen zihninde karşılık bulmasını kolaylaştırıyor. Tabii ki CHP’li bazı yöneticilerin de hepsini demiyorum, zaman zaman FETÖ, PKK ve Suriye’deki durumla ilgili ulusal politikalara ve milli yaklaşımlara uygun olmayan konuşmaları da kimi seçmenin zihninde beka sorununu güçlendiriyor. Oysa beka sorunu, muhalefetin gündeme getirmesi gereken bir konu, o sorun üzerinden muhalefet yapması gerekir ama tersine oluyor, beka sorunu iktidarın kendisini anlatacağı bir stratejik mevzuya dönüşüyor; çünkü muhalefet gerçekten zihnen zayıf, stratejik olarak zayıf. Kaldı ki bir ülkenin varlık sorunu, beka sorunu, dış tehditler karşısında birlik olması da şarttır. </span></p>
<p class="p9"><span class="s1"><b>Peki, ekonomik sorunlar seçmenin oy tercihini etkileyecek mi?</b></span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Az önce seçmenin yaklaşık %90’ının, Türkiye’de ekonomik sorun olduğunu düşündüğünü söylemiştim. Zaten bunun için AK Parti Hükümeti, tanzim satış başta olmak üzere, ekonomi temelli memnuniyetsizlikleri azaltma çabasında. Başka tedbirler de almaya çalışıyor. Maaşlar, ücretler, döviz kurları, Pazar fiyatları, kiralar her seçimde önemlidir. Ancak burada iki durum var. Bir eski siyasetçinin dediği gibi “Tencerenin deviremeyeceği hükümet yoktur” ama atalarımızın dediği gibi “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olmamak lazım” diye düşünüyor seçmen. Seçmen, hatta AK Partili seçmenin ekonomiden şikâyeti var ama CHP yönetime gelse, ekonominin daha iyi olacağını düşünüyor mu? Bu sorunun cevabı CHP açısından henüz olumlu değil. </span></p>
<p class="p9"><span class="s1"><b>“İYİ Parti ‘İttifak Sadakati’ Konusunda En Problemli Parti”</b></span></p>
<p class="p9"><span class="s1"><b>Binali Yıldırım’ın TBMM Başkanlığı’ndan istifa etmeden aday olması, seçmen nezdinde nasıl karşılık buldu? Ayrıca Ankara ve İzmir’de durumu nasıl görüyorsunuz?</b></span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Binali Yıldırım’ın TBMM başkanlığından istifa etmeden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı, ilk başta AK Parti teşkilatlarını da kısmen bloke eden, zora sokan bir konuya dönüştü. Ancak istifanın yapılacağının duyurulması ve 19 Şubat’ta TBMM başkanlığından ayrılmasıyla birlikte, konu Şubat ortasından itibaren gündemden kalktı. Bundan sonra daha çok projeler, İstanbul’un trafik sorunu, hayat pahalılığı, kentleşme ya da diğer mega projeler konuşulacağı için Binali Bey’in, rakibi Ekrem İmamoğlu ile arasındaki farkı açabilme imkânı var. </span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Tabii İstanbul’da seçimin sadece AK Parti–CHP arasında geçmediğinin farkındayım. AK Parti adayını MHP desteklerken, CHP adayına İYİ Parti destek veriyor, HDP seçmeninden de CHP adayına destek olacak. Evet, bir de HDP faktörü var. Bizim anketlerimize yansıyan verilere göre, Haziran 2018’de İstanbul’da HDP’ye oy veren seçmenin yüzde 60’tan fazlasının Binali Yıldırım’a değil Ekrem İmamoğlu’na oy verme eğiliminde oldukları gözleniyor. Dolayısıyla İstanbul’daki seçim hayli renkli geçecek, Ekrem İmamoğlu ciddi oy alacak ama sonuçta Binali Yıldırım’ın, İstanbul’da seçimi kazanacağını düşünüyorum. </span></p>
<p class="p8"><span class="s1">2019 yerel seçimlerinin en renkli ve sonucu en çok merak edilen ili, Ankara olacak. Bazı araştırmalar Mansur Yavaş’ı, bazı araştırmalar da Mehmet Özhaseki’yi az farkla önde gösteriyor. Mehmet Özhaseki seçim kampanyalarına biraz yavaş başladı. Özelikle Ankaralı olup olmadığı tartışması onu ilk başta zayıflatan bir hususa dönüştü. Artık ‘Ankaralılık’ konusunun seçim kampanyası bakımından geride kaldığını görüyoruz. Bundan sonra muhtemelen daha çok Ankara’nın sorunları, seçmenin talepleri, projeler konuşulur. Bu noktada Özhaseki’nin kampanya sürecini dengeleyeceğini düşünüyorum. </span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, bu seçim kampanyasında önceki seçimlerde olmadığı kadar Ankara’ya ağırlık vereceğini görüyoruz. Bunun işaretlerini aldık. Sanıyorum AK Parti’nin elindeki araştırmalarda da Ankara’da AK Parti adayının eli çok rahat değil. Cumhurbaşkanı’nın bu nedenle Ankara’daki seçim kampanyalarına ağırlığını daha fazla koyma kararı verdiği gözüküyor. İster Mansur Yavaş kazansın, ister Mehmet Özhaseki, aradaki farkın çok büyük olmayacağını tahmin ediyorum. AK Parti Ankara’yı kaybederse, parti içi tartışmalar artar. Ancak Ankara’yı kaybederken, mesela, Eskişehir, Hatay, Aydın gibi illeri kazanırsa Ankara’nın eksikliği biraz telafi edilmiş olur. </span></p>
<p class="p8"><span class="s1">CHP, İzmir’de seçimlere biraz yaralanmış olarak girdi. Adayın çok geç açıklamasının yanı sıra mevcut Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun genel merkez aleyhine açıklamaları süreci bir anlamda yavaşlattı. Tunç Soyer’in babası üzerinden yürüyen tartışmalar da İzmir’de CHP’ye yönelebilecek İYİ Parti kitlesini kısmen frenlemiş gözüküyor. Bunlar oy oranını bir miktar azaltabilir ama CHP yine de İzmir’i alır.</span></p>
<p class="p9"><span class="s1"><b>İYİ Parti seçmeni, müttefiki olan CHP’ye oy vermezse hangi partiye verebilir? </b></span></p>
<p class="p8"><span class="s1">İYİ Parti seçmeni, Türkiye’nin her yerinde blok olarak müttefiki CHP’ye oy verecek gibi gözükmüyor. Burada ‘ittifak sadakati’ kavramı gündeme getirilebilir. İttifak sadakati konusunda en problemlisi İYİ Parti seçmeni. Sözgelimi MHP seçmeni yüksek oranda AK Parti adaylarına oy verebilecekken İYİ Parti seçmeninin CHP adayına oy verme oranı %50’lere kadar düşebilir. Mesela İzmir için söylüyorum, İYİ Parti seçmeninin az bir kısmının Nihat Zeybekçi’ye oy verme ihtimali var, bir kısmı sandığa gitmeyebilir, bir kısmı da CHP’ye verecektir. </span></p>
<p class="p9"><span class="s1"><b>CHP’de yaşanan istifalar seçmende nasıl etkiler?</b></span><span class="s3"> </span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Bütün bu tartışmalar CHP’lilerin motivasyonunu, genel merkeze ve genel başkana muhabbetini, partisine bağlılığını azaltıyor. CHP’li yöneticiler bunu parti içi demokrasi olarak açıklasalar da parti içi demokrasinin aşılıp parti içi kaos diyebileceğimiz bir sürecin yaşandığını söylemek daha doğru. Bu aynı zamanda lider zafiyetinin var olduğunu da gösteren bir karmaşa. Bu da bir ana muhalefet partisinin alabileceğinden daha az oya talip olduğunu veya mahkûm olduğunu gösteriyor. Türkiye’de gerçekten iyi bir muhalefet partisi olsa, CHP’nin alabileceği oydan daha fazlasını alabilme imkânı var, şartlar muhalefet için uygun.</span></p>
<p class="p9"><span class="s1"><b>Sizce bu tartışmalar nedeniyle seçim sonrası CHP’de bir kongre gündeme gelir mi?</b></span></p>
<p class="p8"><span class="s1">İstanbul ve Ankara’yı AK Parti alırsa, CHP’nin elindeki Eskişehir, Hatay gibi şehirler de kaybedilirse, CHP içinde ciddi bir tartışma olur. Ama bu tartışmalardan ne çıkar, bilemiyorum. CHP’de her defasında tartışmalar yaşanıyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun delege üzerindeki yönetimi güçlü olduğu için bu sıkıntıları bir şekilde atlatıyor. Ancak CHP, Ankara’yı ya da AK Parti’nin elindeki bazı ileri alırsa, Kılıçdaroğlu’nun pozisyonunu biraz daha güçlenir. </span></p>
<p class="p10"><span class="s1"><b>İYİ Parti Haziran Seçimlerinde Aldığı Oya Şu Anda Sahip Değil</b></span></p>
<p class="p9"><span class="s1"><b>Sizce İYİ Parti-CHP ittifakı, CHP’ye ciddi bir katkı sağlar mı?</b></span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Eğer AK Parti ve MHP ittifak yapmasaydı, CHP de İYİ Parti ittifakına “evet” demezdi. Çünkü MHP’nin AK Parti’ye sağladığı katkı ortada ama İYİ Parti’nin CHP’ye ittifak katkısı düşük. Bunun iki nedeni var. </span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Birincisi, ittifak sadakatinde en zayıf seçmen İYİ Parti seçmeni.<span class="Apple-converted-space">  </span>MHP’liler yüzde 70 oranında AK Parti’ye destek verirken İYİ Parti’de CHP’ye katkı anlamında bu oran yüzde 50’lere kadar düşebiliyor. İkincisi, İYİ Parti henüz kurumsallaşmamış, geleneği oluşmamış bir parti olduğu için Haziran seçimlerinde aldığı oya şu anda sahip değil. </span></p>
<p class="p9"><span class="s1"><b>Neden sahip değil? </b></span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Çünkü o zaman AK Parti ve MHP’ye tepki olarak, bazı seçmenler İYİ Parti’ye oy vermişti. Haziran seçimlerinden sonra Meral Akşener’in istifası, parti içinde karışıklığa yol açtı. Meral Akşener, Haziran sonrasında süreci doğru yönetmedi. Bu nedenle, İYİ Parti’den seçmenlerin bir kısmı geldikleri yerlere döndüler ya da başka partilere yöneldiler. </span></p>
<p class="p8"><span class="s1">Bir de bunun üzerine İYİ Parti ile CHP’nin arasında güzel başlayan ittifak, HDP’nin verdiği destekle İYİ Parti tabanında, teşkilatlarında sıkıntı yarattı. Bazı istifalar da oldu biliyorsunuz. Onun için CHP’nin, İYİ Parti seçmeninden yeterince katkı alamayacağını düşünüyorum. </span></p>
<p class="p8"><span class="s1">CHP–İYİ Parti ittifakının şanslı partisi İYİ Parti. 2019 seçimlerinin bütün partileri açısından baktığımız zaman en kârlı partisi yine İYİ Parti gözüküyor. Çok az destekle daha fazla belediye ve belediye meclis üyesi kazanma ihtimali var. Ancak İYİ Parti’de tartışma bitmedi. 31 Mart yerel seçimlerinde İYİ Parti ister başarı kazansın, ister kazanmasın parti içerisinde tartışmaların devam edeceğini tahmin etmek zor değil.</span></p>
<p class="p9"><span class="s1"><b>Bu tartışma nereye varır? Meral Akşener partiyi bırakır mı?</b></span></p>
<p class="p11"><span class="s1">Bırakacağını düşünmüyorum. Partiyi biraz daha sabitlemeye, biraz daha kuvvetlendirmeye çalışacaktır. Ancak “İYİ Parti’nin Türk siyasetinde uzun vadeli şansı nedir?” sorusunun cevabı, başkanlık sistemi gereği parti sayısının azalacağı gerçeği ve İYİ Parti’nin kendi sorunlarından dolayı fazlaca fulü. </span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/iyi-partinin-chpye-ittifak-katkisi-dusuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adana Yok Sayılmasın</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/adana-yok-sayilmasin/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/adana-yok-sayilmasin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Dec 2018 19:01:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[adana]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Parti]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Seçimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6617</guid>

					<description><![CDATA[Adana artık sabrın sonuna geldi diyebiliriz. Herkes soluğunu tutmuş Ankara’dan Ak Parti Genel Merkezi’nden gelecek haberi bekliyor. Chp’nin Zeydan Karalar ismini açıklaması ile Adana’da seçimin resmi yavaş yavaş şekillenmeye başladı diyebiliriz. Bu arada İyi Parti yönetimi Adana için Büyükşehir Belediye Başkan adayı açıklamayacağını ilan etti. Yapılan açıklama Adana’da İyi Parti ve Chp’nin İttifakı anlamına geliyor. Zaten bu beklenen bir durumdu. Ancak Ak Parti Yönetimi Büyükşehir ile ilgili olarak henüz bir açıklama yapmış değil. Ak Parti tabanı bu nedenle çok rahatsız. Keza adayın açıklanmadığı her gün zihinlerde ki soru işaretlerini ve dolayısı ile kaygılarının artmasına neden oluyor. Adana için ortada olan bir gerçek var. Adana insanı Ak Parti’den tabanda karşılığı olan makul bir aday istiyor. İthal olmadığı sürece ve Adana’nın dertleri ile hemhal olması yeterli olacaktır. Adana bir Mehmet ÖZHASEKİ veya Binali YILDIRIM kadar marka bir isim olmasa da şehri çekip çevirecek ve projeleri ile Adana’ya vizyon kazandıracak bir aday istiyor. Adana artık iyiden iyiye sos sinyali veriyor. Şehir adeta şehir olmaktan çıkmış bir durumda. Adeta sokaklarında ve caddelerinde yaya ve araç ile hareket edilmiyor. Adana artık nefes alamayan bir şehir durumunda dersek abartmış olmayız. Ortalık yerde afiş ve billboardlarda yazılanlara bakan bir insan, Adana için çok farklı hayaller kurabilir. Daha &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adana artık sabrın sonuna geldi diyebiliriz. Herkes soluğunu tutmuş Ankara’dan Ak Parti Genel Merkezi’nden gelecek haberi bekliyor. Chp’nin Zeydan Karalar ismini açıklaması ile Adana’da seçimin resmi yavaş yavaş şekillenmeye başladı diyebiliriz.</p>
<p>Bu arada İyi Parti yönetimi Adana için Büyükşehir Belediye Başkan adayı açıklamayacağını ilan etti. Yapılan açıklama Adana’da İyi Parti ve Chp’nin İttifakı anlamına geliyor. Zaten bu beklenen bir durumdu.</p>
<p>Ancak Ak Parti Yönetimi Büyükşehir ile ilgili olarak henüz bir açıklama yapmış değil. Ak Parti tabanı bu nedenle çok rahatsız. Keza adayın açıklanmadığı her gün zihinlerde ki soru işaretlerini ve dolayısı ile kaygılarının artmasına neden oluyor. Adana için ortada olan bir gerçek var. Adana insanı Ak Parti’den tabanda karşılığı olan makul bir aday istiyor.</p>
<p>İthal olmadığı sürece ve Adana’nın dertleri ile hemhal olması yeterli olacaktır. Adana bir Mehmet ÖZHASEKİ veya Binali YILDIRIM kadar marka bir isim olmasa da şehri çekip çevirecek ve projeleri ile Adana’ya vizyon kazandıracak bir aday istiyor. Adana artık iyiden iyiye sos sinyali veriyor. Şehir adeta şehir olmaktan çıkmış bir durumda.</p>
<p>Adeta sokaklarında ve caddelerinde yaya ve araç ile hareket edilmiyor. Adana artık nefes alamayan bir şehir durumunda dersek abartmış olmayız. Ortalık yerde afiş ve billboardlarda yazılanlara bakan bir insan, Adana için çok farklı hayaller kurabilir. Daha açıkçası, adeta Adana insanının gözünün içine baka baka yalan yanlış fotoğraflar paylaşılıyor.</p>
<p>Ulaşımda Dev Hamle diyerek abarttıkları icraat aslında Mavi Bulvar üzerine yapılan bir kemer köprüden ibaret. Yine Burası Venedik Değil, Adana diyerek sunulan fotoğraf karesi ise merkez parkının yanında bulunan iç göle bırakılan sadece iki adet kano tipi tekneden ibaretti. Ancak asıl düşünmemiz gereken Büyükşehir Belediyesine talip aday adaylarından hiç biri bu komediye bırakın eleştiride bulunmayı gündemine dahi getirmiyor.</p>
<p>Adana halkı önceki belediye başkanlarının dönemleri de dahil olmak üzere asla bu denli dalgaya alınmamıştı. Bu seçimde seçmen sandıkta tüm bu yapılmayan icraatlara tepkisini koyacaktır.</p>
<p>Adana için bu seçim çok net bir şekilde olmak ya da olmamak üzerine kuruludur. Bugün Adana sürekli olarak beyin göçü veren bir şehir olmuş ise bu konu ciddi bir şekilde düşünülmelidir. Adana çok ama çok zengin bir toprak yapısına ve insan kaynağına sahip olmasına rağmen bu durumda ise, o vakit bu şehri yönetemeyen belediyelerin başkanları bunun hesabını verebilmelidir.</p>
<p>Bu milleti her seçimde boş vaatler ile kandırmış olan sözde siyasi aktörler için bu seçim büyük bir hayal kırıklığı olacaktır. Sokağın nabzını tutan bir yazar olarak her fırsatta bu gerçekleri kaleme almaya çalışıyorum.</p>
<p>Bunun yanında sokakta ki seçmen, Adana siyasetinin yeniden yapılanmadan düzelemeyeceğini dile getiriyor. Bu yüzden sabırla önce seçimleri ardından ise yeni teşkilat yapılanmalarını dört gözle bekliyorlar diyebiliriz.</p>
<p>Selam ve dua ile…</p>
<p>Korkut Daban</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/adana-yok-sayilmasin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP ve İyi Parti&#8217;den İttifak Hamlesi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/chp-ve-iyi-partiden-ittifak-hamlesi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/chp-ve-iyi-partiden-ittifak-hamlesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Nov 2018 11:51:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[İttifak]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4058</guid>

					<description><![CDATA[Yerel seçimler için ittifak arayışında olan muhalefet partileri CHP ve İYİ Parti&#8217;nin ortak adayı hangi parti listesinden gösterecekleri konusundaki kriz için formül buldukları iddia edildi. İYİ Parti kulislerine göre, olası bir işbirliğinde partilerin yetkili kurullarından onay alındıktan sonra üzerinde uzlaşılan isim seçmene &#8216;bağımsız aday&#8217; olarak tanıtılacak. Milliyet&#8217;in haberine göre, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ortak aday ve seçimde işbirliğine ilişkin resmi veya gayri resmi görüşme yapmadığını söyledi. Yerel seçimlerde her il, ilçe ve beldede kendi adaylarını çıkartacaklarını belirten Akşener, teşkilatların görüşmeler yapabileceğini belirterek şöyle konuştu: HERKES BİRBİRİYLE GÖRÜŞÜR&#8230;  &#8220;Burada bahsedilen Saadet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;dir. Yani ittifak zaten olmuyor da iş birliği, güç birliği diyebileceğimiz bir alan. Henüz resmi veya gayri resmi benim herhangi bir görüşmem yok ama aşağıda herkes birbiriyle görüşür onu zaten kimse engelleyemez. Bakacağız, göreceğiz çok bir şey söyleme imkanımız yok&#8230;&#8221; İSTANBUL, ANKARA VE MERSİN&#8217;DE ORTAK ADAY&#8230; İstanbul, Ankara ve Mersin&#8217;de CHP ile İYİ Parti&#8217;nin &#8216;ortak aday&#8217; çıkartmak için görüştüğü iddiasına yanıt veren İYİ Parti Genel Sekreteri Cihan Paçacı da, &#8220;Herhangi bir resmi görüşme söz konusu değil. Bu konuda somut bir gelişme yok. O nedenle bir değerlendirme yapmak mümkün değil&#8221; ifadesini kullandı. &#8216;CHP, İSTANBUL&#8217;U İSTİYORSA İYİ PARTİ İLE GÖRÜŞMELİ&#8217;&#8230;  Öte yandan İYİ Parti&#8217;de, &#8220;CHP, İstanbul&#8217;u almak istiyorsa &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yerel seçimler için ittifak arayışında olan muhalefet partileri CHP ve İYİ Parti&#8217;nin ortak adayı hangi parti listesinden gösterecekleri konusundaki kriz için formül buldukları iddia edildi. İYİ Parti kulislerine göre, olası bir işbirliğinde partilerin yetkili kurullarından onay alındıktan sonra üzerinde uzlaşılan isim seçmene &#8216;bağımsız aday&#8217; olarak tanıtılacak.</p>
<p>Milliyet&#8217;in haberine göre, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ortak aday ve seçimde işbirliğine ilişkin resmi veya gayri resmi görüşme yapmadığını söyledi. Yerel seçimlerde her il, ilçe ve beldede kendi adaylarını çıkartacaklarını belirten Akşener, teşkilatların görüşmeler yapabileceğini belirterek şöyle konuştu:</p>
<p><strong>HERKES BİRBİRİYLE GÖRÜŞÜR&#8230; </strong></p>
<p>&#8220;Burada bahsedilen Saadet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;dir. Yani ittifak zaten olmuyor da iş birliği, güç birliği diyebileceğimiz bir alan. Henüz resmi veya gayri resmi benim herhangi bir görüşmem yok ama aşağıda herkes birbiriyle görüşür onu zaten kimse engelleyemez. Bakacağız, göreceğiz çok bir şey söyleme imkanımız yok&#8230;&#8221;</p>
<p><strong>İSTANBUL, ANKARA VE MERSİN&#8217;DE ORTAK ADAY&#8230;</strong> İstanbul, Ankara ve Mersin&#8217;de CHP ile İYİ Parti&#8217;nin &#8216;ortak aday&#8217; çıkartmak için görüştüğü iddiasına yanıt veren İYİ Parti Genel Sekreteri Cihan Paçacı da, &#8220;Herhangi bir resmi görüşme söz konusu değil. Bu konuda somut bir gelişme yok. O nedenle bir değerlendirme yapmak mümkün değil&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<div id="gmail-adpro-654a078d92520d563483cca3ed5373748"></div>
<p><strong>&#8216;CHP, İSTANBUL&#8217;U İSTİYORSA İYİ PARTİ İLE GÖRÜŞMELİ&#8217;&#8230; </strong></p>
<p>Öte yandan İYİ Parti&#8217;de, &#8220;CHP, İstanbul&#8217;u almak istiyorsa İYİ Parti ile görüşmeli&#8221; görüşü ağırlık kazandı. İYİ Parti kulislerinde, 24 Haziran genel seçiminde İYİ Parti&#8217;ye en büyük desteği veren Burdur, Isparta, Antalya, Çanakkale, Muğla, Denizli, Kırklareli, Edirne, Balıkesir, Giresun, Bilecik, Kırıkkale, Manisa, Afyonkarahisar&#8217;da da CHP ile işbirliğine gidilmesi dillendiriliyor</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/chp-ve-iyi-partiden-ittifak-hamlesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
