<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslamofobia &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/islamofobia/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 31 May 2019 09:17:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>İslamofobia &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Asıl Tehdit; İslamofobia Değil İslamohobia</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/asil-tehdit-islamofobia-degil-islamohobia/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/asil-tehdit-islamofobia-degil-islamohobia/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 09:17:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[İslamofobia]]></category>
		<category><![CDATA[Rüstem Budak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10906</guid>

					<description><![CDATA[İç İnsanlık Düşmanı- Dış İnsanlık Düşmanı yoktur. İç’tekiler ile Dış’takiler aynıdır. Hem İç İnsanlık Düşman’ına, hem de Dış İnsanlık Düşman’ına karşı; tevhid, adalet, eminlik, güvenlik, güvenirlik, gayret,  strateji, özgürlük ile mücadele edilmelidir, savaşılmalıdır, geriletilmelidir, etkisizleştirilmelidir. *** Hz. Muhammed’in hayatını eksiksiz şekilde tanımak için yegane kitap: Kur’an-ı Kerim. Kur’an-ı Kerim; baştan sona peygamberin mücadelesinin özetidir. Peygamberin hayatını Kur’an’dan değil, temelde rüyalardan, menkıbelerden, senetsiz rivayetlerden öğrenenler Hakikat Peygamberini tanıyamazlar. *** Yeni Bir Din Dili… İnsan aklı artık görsellik merkezli olarak inşa ediliyor. Konuşma dilinden din diline kadar her alanda bu dil hâkim olacaktır. Sinema- Resim- Fotoğraf- Dizi Film- Televizyon- İnternet- Reklamlar- Cep Telefonları- Animasyonlar- Klipler… Bu alanı kim doldurursa kitleleri o yönlendirecektir. Müslüman akıl- kalp medeniyeti Hakikat dilini görsellikle ifadesini ortaya koymalıdır. Aksi takdirde sürekli tüketmekten ve piyasanın nesnesi olmaktan öteye gidemeyecektir. *** Güç Kaynağı… Başkası tarafından kahramanlaştırılan- beslenen- güçlendirilen kişiler- kurumlar, yine başkaları tarafından aynı şekilde alaşağı edilirler… O zaman dönüp tekrar tekrar bakmak gerekiyor. Güç aldığım kaynak nedir? Mustazaflar mı? Mahrumlar mı? Ezilenler mi? Halk mı? Basiret ve ferasetimiz mi? Adaletli bilginler mi? Allah mı? Yoksa gücümüzün kaynağı; Oligarşiler mi? Güçlüler mi? Zalimler mi? Sermayedarlar mı? Tapınak din adamları mı? Şeytan mı? Sahip olmaktan her daim övündüğümüz güçlerin kaynağına bakalım… Ne kadar güçlü olduğunuzu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İç İnsanlık Düşmanı- Dış İnsanlık Düşmanı yoktur.</p>
<p>İç’tekiler ile Dış’takiler aynıdır. Hem İç İnsanlık Düşman’ına, hem de Dış İnsanlık Düşman’ına karşı; tevhid, adalet, eminlik, güvenlik, güvenirlik, gayret,  strateji, özgürlük ile mücadele edilmelidir, savaşılmalıdır, geriletilmelidir, etkisizleştirilmelidir.</p>
<p>***</p>
<p>Hz. Muhammed’in hayatını eksiksiz şekilde tanımak için yegane kitap: Kur’an-ı Kerim.</p>
<p>Kur’an-ı Kerim; baştan sona peygamberin mücadelesinin özetidir.</p>
<p>Peygamberin hayatını Kur’an’dan değil, temelde rüyalardan, menkıbelerden, senetsiz rivayetlerden öğrenenler Hakikat Peygamberini tanıyamazlar.</p>
<p>***</p>
<p>Yeni Bir Din Dili…</p>
<p>İnsan aklı artık görsellik merkezli olarak inşa ediliyor. Konuşma dilinden din diline kadar her alanda bu dil hâkim olacaktır. Sinema- Resim- Fotoğraf- Dizi Film- Televizyon- İnternet- Reklamlar- Cep Telefonları- Animasyonlar- Klipler… Bu alanı kim doldurursa kitleleri o yönlendirecektir. Müslüman akıl- kalp medeniyeti Hakikat dilini görsellikle ifadesini ortaya koymalıdır. Aksi takdirde sürekli tüketmekten ve piyasanın nesnesi olmaktan öteye gidemeyecektir.</p>
<p>***</p>
<p>Güç Kaynağı…</p>
<p>Başkası tarafından kahramanlaştırılan- beslenen- güçlendirilen kişiler- kurumlar, yine başkaları tarafından aynı şekilde alaşağı edilirler… O zaman dönüp tekrar tekrar bakmak gerekiyor. Güç aldığım kaynak nedir? Mustazaflar mı? Mahrumlar mı? Ezilenler mi? Halk mı? Basiret ve ferasetimiz mi? Adaletli bilginler mi? Allah mı? Yoksa gücümüzün kaynağı; Oligarşiler mi? Güçlüler mi? Zalimler mi? Sermayedarlar mı? Tapınak din adamları mı? Şeytan mı? Sahip olmaktan her daim övündüğümüz güçlerin kaynağına bakalım… Ne kadar güçlü olduğunuzu o zaman anlarsınız…</p>
<p>***</p>
<p>İslam; Tez, Anti Tez ve Sentez’dir.</p>
<p>İslam Tez’dir. Her daim yeni kalan, yenilenen, merkez, ilk olan ve daimi olandır.</p>
<p>İslam Anti Tez’dir. Şirkin, zulmün, fitnenin, kaosun, hilenin, köleliğin Anti Tez’dir.</p>
<p>İslam Sentez’dir. İnsana ait olan ve ruhuna- aklına- kalbine uygun olan herşeyi alır ve sahiplenerek korur- devam ettirir.</p>
<p>***</p>
<p>En Büyük Tehdit; İslamofobia değil İslamohobia…</p>
<p>İslam’ı- Müslümanları tehdit eden şey; İslamofobia değil İslamohobi’dir.</p>
<p>İslamohobia; İslam’ı hayatın içinde dolgu malzemesi olarak kullanmaktır.</p>
<p>İslamohobia; İslamı eğlenceli bir hobi unsuru olarak kullanmaktır.</p>
<p>İslamohobia; İslam’ı çıkarlarına uygun şekilde kullanmaya çalışmaktır.</p>
<p>İslamohobia; İslam’ı gelenekten gelen değerli bir aksesuar olarak yaşam müzesine koymaktır.</p>
<p>İslamohobia; İslam’ı vicdanı rahatlatma aracı olarak kullanmaktır.</p>
<p>***</p>
<p>Kardeş Kavgası…</p>
<p>Bu toprakların değişmeyen kaderi; Habil- Kabil’den bu yana Kardeş Kavgaları… Tarih boyunca iktidarı- mülkü yönetmek- sahip olmak için kardeş kavgaları yaşandı. Bu toprakların kültürü de bu kavgalara çok müsait haldedir. Devlet denilen ilahı ele geçirmek için kardeşlerin fetvalarla boğdurulduğu bir gelenekten gelmekteyiz. Devlet içinde güç elde edenin bu hegemonyaya dönüştürmek için fırsat kolladığı bir geçmişiz var. Daha dün Adnan Menderes’i asanların bugün ellerinde idam ipi geçirilecek boğaz aradığı zamanlardayız.</p>
<p>Kardeş Kavgası dün vardı, bugün var, yarın da olacak… Ama mesele Allah’tan, Adalet’ten, Habil’den, Hüseyin’den yana olmak meselesi…</p>
<p>***</p>
<p>Kutsal Zamanlar…</p>
<p>Günün beş vakti üzerinden tüm günler…<br />
Gecelerin içinden Kadir gecesi üzerinden tüm geceler…<br />
Haftanın günlerinden olan Cuma üzerinden tüm haftalar…<br />
Yılın aylarından olan Ramazan üzerinden tüm aylar…<br />
Yılın bayram günleri üzerinden bayrama dönüşen günler…<br />
Ömürde en az bir defa Hac günleri üzerinden tüm ömür…<br />
kutsanmıştır, değerli kılınmıştır. Kutsallık o an- gece- gün- ay üzerinden hayatın her anını dönüştürme teklifidir.</p>
<p>***</p>
<p>Hesap soracak!</p>
<p>Bedenin… Ailen… Akıllı telefonun… Arkadaşların… Davan… Evin… Araban… Mazlumlar… Yollar… Elbiselerin… Yediklerin… Ağaçlar… Liderler… Ömrün… Kitapların… Düşüncelerin… Mahallen… Öğretmenlerin… Şehrin… Ülken… Bildiklerin…</p>
<p>Ve Allah…</p>
<p>Hesap soracak!</p>
<p>***</p>
<p>Cenneti ve Cehennemi bu dünyada yaşamak…</p>
<p>Bu dünyada bir tek İnsanlar birbirine Cennetler ve Cehennemler var etmeye çalışıyorlar.</p>
<p>Ev- sokak- okul- cadde- şehir- ülke- kıta- bölge… Anne- baba- bakan- başbakan- müdür- patron- lider- şeyh- arkadaş- kardeş… Zaman ve Mekân içinde birbirimizin; ya cennetiyiz…<br />
ya cehennemiyiz… Siz ne oluyorsunuz? Cennet mi? Cehennem mi?</p>
<p>***</p>
<p>İlk Kaynak…</p>
<p>Kaynağımız Kur’an ve Sünnet’ten lafzından ilk kaynağımız; akıl-kalp- nefis-ruh-vicdan bütünlüğünde fıtrat demek daha doğru olur. “Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.” (Araf-172)</p>
<p>“Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!” (Secde-9) Allah, insana verdiği ruh ve aldığı söz ile tevhidi fıtrat üzerine yaratmıştır. İnsanın arayışı da bunları karşılamaktır. Kur’an, Hadis, Bilgi, Âlem, Tecrübe ile bu tevhidi duruşu- aklı- pratiği kurmaya çalışır.</p>
<p>***</p>
<p>İmanınızı yenileyin… Bilgilerinizi yenileyin… Düşüncelerinizi yenileyin… Amellerinizi yenileyin… Okuduklarınızı yenileyin… Arkadaşlarınızı yenileyin… Liderlerinizi yenileyin… Kurumlarınızı yenileyin… Niyetlerinizi yenileyin… Çalışmalarınızı yenileyin… Algılarınızı yenileyin… Hayır dediklerinizi yenileyin… Evet dediklerinizi yenileyin… Yani; “Ey İman edenler İman edin”(Nisa- 136)</p>
<p>***</p>
<p>Modern zamanlarda bütün dinlerin dindarları azaldı.<br />
Kapitalizm karşısında hepsi geri çekildi.<br />
İnsanlığın acıları yeni dirilişi zorunlu kılıyor.<br />
Din asli ruhuyla büyük bir devrime hazırlanıyor.</p>
<p>Rüstem Budak</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/asil-tehdit-islamofobia-degil-islamohobia/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oryantalizm&#8217;den İslamofobia&#8217;ya Cihatçılık</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/oryantalizmden-islamofobiaya-cihatcilik/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/oryantalizmden-islamofobiaya-cihatcilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jan 2019 11:01:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Hilmi Demir]]></category>
		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İslamofobia]]></category>
		<category><![CDATA[Oryantalizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8125</guid>

					<description><![CDATA[Aydınlanmacı pozitivizmin, olguları veya olayları nesnel, ön yargılardan bağımsız olarak tasvir edebileceğimiz iddiaları artık çok kabul görmüyor. Dünyanın merkezine kendisini koyan Batı, Orta Çağ’dan itibaren Doğu kültür, medeniyet ve inançlarını ele alan Şarkiyat çalışmalarıyla kendi &#8216;Doğu’sunu oluşturdu. Bu çalışmalarda çizilen Doğu imajı, bütün olumsuzlukların yüklendiği, şeytanlaştırıldığı, akıl dışı, egzotik ve mistik bir resim sunar. Edward Said’in “Oryantalizm” eserinde ortaya konduğu gibi bu çalışmaların amacı objektif olarak Doğu’yu anlamak değil “yönetme istenci”dir. Aydınlanmacı pozitivizmin, olguları veya olayları nesnel, ön yargılardan bağımsız olarak tasvir edebileceğimiz iddiaları artık çok kabul görmüyor. Dünyanın merkezine kendisini koyan Batı, Orta Çağ’dan itibaren Doğu kültür, medeniyet ve inançlarını ele alan Şarkiyat çalışmalarıyla kendi &#8216;Doğu’sunu oluşturdu. Bu çalışmalarda çizilen Doğu imajı, bütün olumsuzlukların yüklendiği, şeytanlaştırıldığı, akıl dışı, egzotik ve mistik bir resim sunar. Edward Said’in “Oryantalizm” eserinde ortaya konduğu gibi bu çalışmaların amacı objektif olarak Doğu’yu anlamak değil “yönetme istenci”dir. Dolayısıyla Sosyal Bilimler alanında kullanılan dil, seçilen terminoloji çoğu kez masum değildir. Andre Suares’in ifadesiyle, “Her tanımlama bir sınırlamadır.” Bazı olayları, olguları ya da şeyleri dilin sınırları içine almak, aslında o olayların, olguların ya da şeylerin altındaki gerçek anlamı ortaya çıkarmak için değil, onları istediğimiz gibi göstermek içindir. Kuramı ve terminolojiyi oluşturanlar, vakaların nasıl görüleceğini de belirler. Ekonomiden, siyasete, Uluslararası ilişkilerden &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aydınlanmacı pozitivizmin, olguları veya olayları nesnel, ön yargılardan bağımsız olarak tasvir edebileceğimiz iddiaları artık çok kabul görmüyor. Dünyanın merkezine kendisini koyan Batı, Orta Çağ’dan itibaren Doğu kültür, medeniyet ve inançlarını ele alan Şarkiyat çalışmalarıyla kendi &#8216;Doğu’sunu oluşturdu. Bu çalışmalarda çizilen Doğu imajı, bütün olumsuzlukların yüklendiği, şeytanlaştırıldığı, akıl dışı, egzotik ve mistik bir resim sunar. Edward Said’in “Oryantalizm” eserinde ortaya konduğu gibi bu çalışmaların amacı objektif olarak Doğu’yu anlamak değil “yönetme istenci”dir.</p>
<p>Aydınlanmacı pozitivizmin, olguları veya olayları nesnel, ön yargılardan bağımsız olarak tasvir edebileceğimiz iddiaları artık çok kabul görmüyor. Dünyanın merkezine kendisini koyan Batı, Orta Çağ’dan itibaren Doğu kültür, medeniyet ve inançlarını ele alan Şarkiyat çalışmalarıyla kendi &#8216;Doğu’sunu oluşturdu. Bu çalışmalarda çizilen Doğu imajı, bütün olumsuzlukların yüklendiği, şeytanlaştırıldığı, akıl dışı, egzotik ve mistik bir resim sunar. Edward Said’in “Oryantalizm” eserinde ortaya konduğu gibi bu çalışmaların amacı objektif olarak Doğu’yu anlamak değil “yönetme istenci”dir.</p>
<p>Dolayısıyla Sosyal Bilimler alanında kullanılan dil, seçilen terminoloji çoğu kez masum değildir. Andre Suares’in ifadesiyle, <strong>“Her tanımlama bir sınırlamadır.”</strong> Bazı olayları, olguları ya da şeyleri dilin sınırları içine almak, aslında o olayların, olguların ya da şeylerin altındaki gerçek anlamı ortaya çıkarmak için değil, onları istediğimiz gibi göstermek içindir. Kuramı ve terminolojiyi oluşturanlar, vakaların nasıl görüleceğini de belirler. Ekonomiden, siyasete, Uluslararası ilişkilerden sosyolojiye kadar her alanda bunu gözlemlemek mümkündür.</p>
<p>Kendi kavramları ile düşünemeyen, kendi tarih ve sosyoloji terimlerini oluşturamayan toplumlar tahakküm eden kültürlerin kavramlarıyla düşünür. Kavramlar zihnimizin gözlükleri gibidir, olayları onlar aracılığıyla görür, anlar ve anlamlandırırız. Söz gelimi <strong>“medeniyetler çatışması”, “geri kalmış ülkeler”, “üçüncü dünya ülkeleri”, “İslamcı terörist”</strong> gibi kavramlar sadece vakayı tanımlamaz, onların nasıl görülmesi gerektiğini de belirler. Bu yüzden hiçbiri masum terimler değildir, arkalarında <strong>“ötekini”</strong> sınırlamak, belirlemek ve yönetmek arzusu güden bir bagaj taşırlar. Maalesef Türkiye gibi akademik ilgi ve faaliyetleri analitik araştırmalarla değil daha çok tercüme ile ilerleyen Ülkelerde Oryantalizmin hegemonyası kolay kolay sona ermez.</p>
<p>Bugün ise Oryantalizmin dilini İslamofobi aldı. İslamofobi, çoğunluğu Müslüman olmayan toplumlarda, Müslümanların yaşayışlarına ve inançlarına yönelik kalıplaşan olumsuz yargılar ve fikirler aracılığıyla İslam dinini ve Müslümanları nefret ve korku yoluyla dışlama/ötekileştirme olarak tanımlanabilir.</p>
<p>Artık Oryantalizmin daha teknik ve ince kavramları yerine nefret söylemini ve ötekini dışlamayı amaçlayan bir dil kullanılıyor. Siyasetin, medyanın ve uluslararası ilişkilerin kaba, sert, düşmanlaştırıcı dili kullanılıyor. Özellikle de, Orta Doğu’da yaşanan çatışmalar söz konusu olunca Oryantalist dil İslamofobik bir çehreye bürünüyor. George W. Bush&#8217;un, 11 Eylül saldırılarının ardından, teröre karşı bir haçlı savaşı başlattığını söylemesi ile başlayan süreç, terör ile mi İslam ile mücadele edildiği konusunda ciddi bir kafa karışıklığına yol açtı. Her ne kadar savaşın İslam ve Müslümanlarla değil teröristlerle olduğu söylense de, Batı medyasında artan İslam karşıtı söylem, tüm dünyadaki Müslümanları rahatsız etti. <strong>11 Eylül saldırıları İslamofobi teriminin hem Avrupa’da hem de ABD’de yaygın şekilde kullanılmasında bir dönüm noktası oldu.</strong> Afganistan savaşında ABD tarafından kendilerinden övgüyle bahsedilen <strong>“mücahidler”</strong> birer &#8220;<strong>teröriste&#8221;</strong> dönüştü.</p>
<p>Medya unsuru ve popülist politikalar bu fobiyi daha da tetikledi. Suriye iç savaşı, DEAŞ’ın vahşeti ve akabinde yaşanan göç dalgaları Batı’da İslam ve yabancı düşmanlığının daha da artmasına neden oldu. Popülist medyanın Avrupa’da İslam’ı ele alış biçimi, Hazreti Peygamber’e (sallallahü aleyhi ve sellem) hakaret içeren karikatür krizleri İslamofobiyi bir İslam düşmanlığına dönüştürmeye başladı. İslamofobiye hizmet eden en önemli kavramlardan birisi de özellikle 2010’dan sonra çok daha fazla kullanılmaya başlanan <strong>“Cihatçı”, “Cihadist”</strong> veya <strong>“Küresel Cihatçılık”</strong> gibi el Kaide ve DEAŞ’ı tanımlayan kavramlardır. Batı medyası ve akademisinde çok hızlı biçimde sürüme sokulan bu terimler, sadece Müslüman zihin dünyasında anlamlı ve değerli olan cihat kavramının içini boşaltmadı, aynı zamanda teröristler için de ciddi bir meşruiyet zemini sağladı. DEAŞ’ın yaptıkları Sünniliğe mal edilerek <strong>“Sünni terörist”</strong> kavramını ürettiler. DEAŞ ideolojisini tanımlayan Selefiliğe de <strong>“Selefi Cihatçılık”</strong> ekleyerek DEAŞ’ın cihat yaptığı imajını oluşurdular.</p>
<p>Böylece Suriye iç savaşı ve DEAŞ’tan bize çok ağır bir miras kaldı. Sünnilik, İran&#8217;ın ılımlı görünmesini sağlayacak aşırılığın ve terörün kaynağı hâline geldi. <strong>Radikal Selefi Savaşçı</strong> yerine <strong>&#8220;cihatçı&#8221;</strong> söylemi <strong>Sünni terörist</strong> kavramının yerleşmesini sağladı. En acısı da Türk akademisi buna bayağı bir katkı yaptı. Türk akademisinin, düşünce kuruluşlarının ürettikleri dokümanlar âdeta bu terimlerin istilası altındadır. Özensizce bu terimlerin kullanılması, düşünce dünyamızın ve Sünni Müslümanların inanç evreninin kirlenmesine katkı yaptı.</p>
<p>Türk akademisi özellikle de uluslararası ilişikler, terör ve güvenlik çalışan akademisyenlerimiz keşke Zbigniew Brzezinski’nin <strong>&#8220;Cihatçı&#8221;</strong> teriminin kullanılmaması konusundaki hassasiyetine sahip olabilseydiler? Çünkü Brzezinski cihatçı teriminin kullanılmaması gerektiğini söyler: <strong>Zira cihat İslam’da kutsal bir eylemi ifade etmektedir. Siz karşınızdakini cihatçı olarak tanımladığınızda aslında Müslümanların gözünde onu olumlamış olursunuz. En önemlisi de İslam&#8217;ı düşmanlaştırmış oluruz.</strong> Yani diyor ki; bu kavramı kullanarak düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Oysa biz İslam ve Müslümanlarla değil teröristle mücadele etmek zorundayız.</p>
<p>Gerçekten eğer, amacımız terör ve teröristi etkisiz kılmak ise, yapmamız gereken Müslüman çoğunluğu terörize etmeden, bu eylemlerin vahşiliğini ve yanlışlığını göstermek olmalıydı. Oysa biz bunu yapmak yerine Batı’nın İslamofobik terimlerini pervasızca kullanmayı tercih ettik.</p>
<p>Çünkü Müslümanlar için cihad Allah yolunda kutsal bir mücadeleyi ifade eder. Siz DEAŞ ve benzerlerinin eylemlerine cihatçı diyerek onların İslam adına bir mücadeleye girdiğini söylemiş olursunuz. Bu ise Müslümanları bu grupların eylemlerinden uzaklaştırmaz aksine onlara doğru iter.</p>
<p>Ayrıca Kur’ânî bir kavram olan cihâd kelimesi düşmanla mücadele ederken bütün gücünü sarf etmek, elinden geleni son kertesine kadar yapmak anlamına gelir. Cihadın anlamı yalnızca silahlı mücadeleyle de sınırlı değildir. Cihad kavramı düşmanla silahlı mücadelenin yanı sıra, kişinin nefsiyle mücadele ederek onun saptırmalarına karşı koyması ve nefsinin arzularına gem vurarak kendisini olgunlaştırması için de kullanılmaktadır. Müfessirler <strong>“Allah yolunda, O’na yaraşır şekilde cihâd edin”</strong> (Hac, 22/78) ayetinde her üç anlam da kastedilmiştir, derler. Mesela İmam Matüridi hazretleri bu âyetin anlamının, <strong>nefislerinizle, şehvetlerinizle ve değersiz cehaletinizle mücadele edin,</strong> anlamına geldiğini söyler.</p>
<p>Ayrıca cihadı yalnızca silahlı mücadeleye indirgemek, İslam’ın kılıç yoluyla yayılan bir din olduğu algısını yayma çabalarına da haklılık kazandırır. Bu yaklaşım cihâd kavramının derinliğini takdir etmekten çok uzaktır. <strong>Cihâd, bir Müslümanın dinini yaşayıp, nefsinin isteklerine gem vurmak için gösterdiği çabadan, İslam’ı anlatmak ve tebliğ etmek için sarf edilen gayretten tutun da kişinin inancını ve vatanını korumak için düşmanla silahlı mücadeleye girmesine kadar uzanan geniş bir anlam yelpazesine sahiptir.</strong></p>
<p>Müslümanlar yalnızca vatanlarını korumak için değil, onun üstünde insanca ve özgürce yaşamak için de cihad ederler. Bunun yolu ise yalnızca silah değildir, ekonomik, ilmî, kültürel ve ahlaki tüm alanlarda zafer kazanmak da bir tür cihattır.  İslam’a özellikle de Hanefi Fıkhına göre savaş sürekli istenen bir şey değildir. Savaş, insanların can ve mal kaybına, beşerî ve maddi sermayenin telefine neden olduğundan meşakkat kabul edilmiştir. Cenâb-ı Allah ise insanlardan zorluk değil kolaylık diler. Bu nedenle zorunlu olmadıkça savaşılmaz, sulh tercih edilir.</p>
<p>Oysa cihat kelimesinin teröristlerle yan yana kullanılması sanki İslam’ın tek amacının sürekli savaşmış gibi bir algının oluşmasına hizmet etmektedir. <strong>“Cihatçı”</strong> veya <strong>“Cihadist”</strong> gibi Batı’dan tercüme kavramlar yerine el-Kaide ve DEAŞ için daha özenli kelimler kullanmak zorundayız. Ne olacağını soranlara bu konuda acizane önerilerim <strong>“Radikal Selefi Savaşçı/Radical Salafi fighters”, “Radikal Selefi Terörist”, “Selefi Tekfirci”</strong> gibi birçok seçeneğimiz var. Radikal kelimesi şiddet taraftarlığını, Selefi kelimesi ise beslendikleri ideolojiyi gösterir. Tabii bu aynı zamanda her Selefi olanın şiddet taraftarı olmadığı anlamına da gelir. Çünkü Selefilik de kendi içinde birçok alt versiyonlara sahip bir ideolojidir. <strong>“Radikal Selefi”</strong> tanımlaması, şiddete varan aşırılığa yönelik bir radikalleşme eğilimini gösterir.</p>
<p>Özet olarak <strong>kendi dünyamızı kurmak için, öncelikle kendi kavramlarımızı bulmak zorundayız.</strong> Sosyal bilimler alanında teori ve kavram üreten akademik çalışmalara ihtiyacımız var.  Yerli ve millî olmak Orta Doğu’yu ve çevremizde olan bitenleri kendi gözümüzle görmeyi ve kendi kavramlarımızla anlamlandırmayı da içeren büyük bir çaba gerektiriyor. Kendi kalemimizle, kendi dünyamızı ötekileştirmek sanırım bize has olsa gerek.</p>
<p>Prof. Dr. Hilmi Demir</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/oryantalizmden-islamofobiaya-cihatcilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
