<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İran Yaptırımları &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/iran-yaptirimlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sun, 11 Nov 2018 12:02:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>İran Yaptırımları &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yaptırımlar İran’ı Suriye’de Zayıflatacak</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yaptirimlar-irani-suriyede-zayiflatacak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yaptirimlar-irani-suriyede-zayiflatacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Nov 2018 14:00:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Yaptırımları]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İran Yaptırımları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaptırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4409</guid>

					<description><![CDATA[Sabir Askeroğlu Dış Politika Koordinatörü İran; Suriye’deki varlığını koruyabilmek için ya Rusya’dan ekonomik destek almaya çalışacak ya da petrolünü Rusya üzerinden ihraç ederek elde edeceği gelirle Suriye savaşını finanse etmenin yollarını arayacaktır. ABD Yaptırımları İran’ın Suriye Politikasını Etkiler mi? 5 Ekim 2018 itibariyle ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının ikinci aşaması devreye girmiş bulunmaktadır. Petrol, bankacılık, denizcilik ve deniz taşımacılığı gibi İran ekonomisi için stratejik öneme sahip sektörlere getirilecek kısıtlamalarla ABD, İran ekonomisine ağır bir darbe vurmayı amaçlamaktadır. ABD’nin yaptırımlarla ulaşmak istediği asıl hedef ise İran’ı iç ve dış politikada Washington’un beklentileri doğrultusunda radikal değişiklikler yapmaya zorlamaktır. Bu açıdan İran’ın alacağı ekonomik darbe, bölgede yürüttüğü savaşların geleceği açısından da kritik öneme sahiptir. Müttefikleri üzerinden Lübnan ve Irak’ta iktidar mücadelesine girişen ve Afganistan iç siyasetine yönelik müdahaleci bir yaklaşım sergileyen İran, Yemen ve Suriye iç savaşının da önemli aktörlerinden biridir. Bu sebeple özellikle Suriye konusunda ABD’nin öncelikli hedeflerinden biri, Tahran yönetimini Suriye’deki askerî varlığını ve müttefik milislerini ülkeden çekmeye zorlamaktır. Kasım Süleymani ve Kudüs Ordusu Tahran’ın resmî açıklamalarına göre İran’ın Suriye’de danışmanlar dışında herhangi bir askerî varlığı bulunmamaktadır. Ancak İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kasım Süleymani komutasındaki Kudüs Gücü’nün 2011’den itibaren Suriye iç savaşında Esed rejimiyle ittifak hâlinde ve aktif şekilde faaliyet gösterdiği &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sabir Askeroğlu<br />
</strong>Dış Politika Koordinatörü</p>
<p>İran; Suriye’deki varlığını koruyabilmek için ya Rusya’dan ekonomik destek almaya çalışacak ya da petrolünü Rusya üzerinden ihraç ederek elde edeceği gelirle Suriye savaşını finanse etmenin yollarını arayacaktır.</p>
<p><strong>ABD Yaptırımları İran’ın Suriye Politikasını Etkiler mi?</strong></p>
<p>5 Ekim 2018 itibariyle ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının ikinci aşaması devreye girmiş bulunmaktadır. Petrol, bankacılık, denizcilik ve deniz taşımacılığı gibi İran ekonomisi için stratejik öneme sahip sektörlere getirilecek kısıtlamalarla ABD, İran ekonomisine ağır bir darbe vurmayı amaçlamaktadır. ABD’nin yaptırımlarla ulaşmak istediği asıl hedef ise İran’ı iç ve dış politikada Washington’un beklentileri doğrultusunda radikal değişiklikler yapmaya zorlamaktır. Bu açıdan İran’ın alacağı ekonomik darbe, bölgede yürüttüğü savaşların geleceği açısından da kritik öneme sahiptir.</p>
<p>Müttefikleri üzerinden Lübnan ve Irak’ta iktidar mücadelesine girişen ve Afganistan iç siyasetine yönelik müdahaleci bir yaklaşım sergileyen İran, Yemen ve Suriye iç savaşının da önemli aktörlerinden biridir. Bu sebeple özellikle Suriye konusunda ABD’nin öncelikli hedeflerinden biri, Tahran yönetimini Suriye’deki askerî varlığını ve müttefik milislerini ülkeden çekmeye zorlamaktır.</p>
<p><strong>Kasım Süleymani ve Kudüs Ordusu</strong></p>
<p>Tahran’ın resmî açıklamalarına göre İran’ın Suriye’de danışmanlar dışında herhangi bir askerî varlığı bulunmamaktadır. Ancak İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kasım Süleymani komutasındaki Kudüs Gücü’nün 2011’den itibaren Suriye iç savaşında Esed rejimiyle ittifak hâlinde ve aktif şekilde faaliyet gösterdiği bilinmektedir. Günümüzde İran, Suriye’de yaklaşık 80 ila 100 bin arasında İranlı olmayan Şii milis aracılığıyla da rejime olan askerî desteğini sürdürmektedir. Bu milislerin az bir kısmını Lübnan Hizbullah’ı oluştururken büyük bir kısmı ise Fatimiyyun ve Zeynebiyyun Tugayları adıyla Afganistan ve Pakistanlı Şii unsurlardan oluşmaktadır. İran söz konusu milisleri, Suriye iç savaşına dâhil ederek 2013’te savaşın seyrini kendi lehine değiştirebilmiş olsa da Suriye savaşı İran için ağır bir maliyeti de beraberinde getirmiştir.</p>
<p>Yaptırımlarla birlikte devlet gelirlerinde ciddi bir azalma yaşayacak olan İran’ın, Yemen ve Suriye’den oluşan iki ayrı cephede eş zamanlı savaş yürütmesi zorlaşacaktır. İran’ın bu sorunun üstesinden gelmek için izlemesi muhtemel iki yol bulunmaktadır. Birincisi, paralı askerler statüsündeki milislerinin maaşlarında kesintiye gitmek ya da ödemeleri geciktirmek veya durdurmaktır. Bu durumda maddi gelirlerinde ciddi azalma yaşayan veya bundan yoksun kalan milislerin hem savaş motivasyonlarında düşüş yaşanması hem de İranlı komutanlara karşı itaatsizlik göstermesi olasıdır. Maddi sorunlardan kaynaklı gerginliklerin artması beraberinde gruplar arasında çatışma riskini de getirecektir.</p>
<p>İkinci yol ise sahadaki milislerin sayısında ciddi bir azalmaya gidilerek tasarruf sağlanmasıdır. Bu durum, İran’ın kontrol altında tuttuğu alanlardan çekilerek sahayı diğer aktörlerle paylaşmaya razı olması anlamına gelir ki bu da İran’ı Suriye’de başat aktörlerden biri olmaktan çıkarıp ikincil bir oyuncu konumuna düşürecektir.</p>
<p>İran’ın kendisine bağlı milis sayısını azaltması durumunda Suriye iç savaşındaki ittifak ilişkilerinin değişmesi muhtemeldir. Böylesi bir durum, Suriye iç savaşında güç dengesinin Rusya-İran-Esed rejimi ittifakının aleyhine değişmesine neden olacaktır. İran; Suriye’deki varlığını koruyabilmek için ya Rusya’dan ekonomik destek almaya çalışacak ya da petrolünü Rusya üzerinden ihraç ederek elde edeceği gelirle Suriye savaşını finanse etmenin yollarını arayacaktır.</p>
<p><strong>Esed’in Rusya’ya Bağımlılığı</strong></p>
<p>Ancak her iki durum da İran’ın Rusya’ya olan bağımlılığı artıracak ve Rusya, Suriye’nin siyasi geleceğindeki pazarlıklarda İran’dan daha bağımsız hareket edebilecektir. Ayrıca bu gelişmeler, İran’ın Esed rejimi üzerindeki etkisini zayıflatarak Esed’in Rusya’ya olan bağımlılığını artıracaktır.</p>
<p>İran’ın ekonomik olarak zayıflaması Hizbullah-İran ittifakını da olumsuz etkileyebilir. Suriye savaşında İran’ın ekonomik desteğine sahip olan Hizbullah, politika değişikliğine giderek İran’dan daha bağımsız hareket etmenin yollarını arayabilir.</p>
<p>Sonuç olarak 5 Ekim’de devreye giren “ağırlaştırılmış” yaptırımlar, İran’a yönelik son yaptırımlar olmayacaktır. Her yeni yaptırım, İran’ın Suriye’deki siyasi ve askerî konumunun zayıflamasına neden olacaktır. Bu sürecin bahsedilen olası sonuçları ise yakın zamanda olmasa bile ilerleyen aylarda İran’ın yeni dış politikasında kendisini gösterecektir.</p>
<p>Kaynak: https://iramcenter.org</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yaptirimlar-irani-suriyede-zayiflatacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emperyalizmin Yeni Oyunu</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/emperyalizmin-yeni-oyunu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/emperyalizmin-yeni-oyunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Nov 2018 05:30:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD'nin Yaptırımları]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İran Yaptırımları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaptırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4151</guid>

					<description><![CDATA[BARIŞ ADIBELLİ YAZDI Beklenen  oldu ve  İran’a yönelik ABD’nin ikinci yaptırım paketi 5 kasım günü  yürürlüğe girdi. İkinci yaptırım paketi ağırlıklı olarak enerji, gemicilik, ticaret ve bankacılık üzerinde yoğunlaşıyor. Washington yönetimine göre İran’ın kâbus dolu günleri başlamış oluyordu; öyle ki ABD başkanı Trump bu yaptırım paketinin bir başlangıç olduğunu daha fazlasının yolda olduğunu söylüyordu. Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı John Bolton da İran için daha fazlası gelecek diyerek Trump’ı teyit ediyordu. Ancak İran için bu yaptırımlar gerçekten bir kâbus mu yoksa zaten öteden beri içinde yaşadığı sıradan rutin bir durum mu bu tartışılır.  İran İslam Devrimi’nden sonra zaten Amerikan yaptırımlarıyla iç içe yaşayan İran için bugünkü yaptırımların ABD’nin beklediği gibi çok da bir anlamı varmış gibi gözükmüyor. Fakat  yine de İran toplumu bu yaptırım konusunda oldukça rahatsız. ABD’nin  bu yaptırımları İran toplumunu  harekete geçirmesi için zorlayıcı bir strateji olarak görülse de ABD’deki bazı sağduyulu kesimler Trump’ın İran politikasını eleştirerek, yaptırımların   İran halkının rejimin etrafında kenetlenmesinden başka bir şeye yaramayacağı konusunda uyarıda bulunuyorlar. Ayrıca, Amerikan yaptırımlarına destek veren Ortadoğu ülkelerinin tavrı da özellikle İran gençleri arasında büyük bir öfke ve nefrete neden olarak gelecek için düşmanlık tohumları atıyor. ABD, İran’ı cezalandırmakla kalmıyor belki de Ortadoğu’da bir asır sürecek büyük düşmanlıkların da tohumlarını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BARIŞ ADIBELLİ YAZDI</strong></p>
<p>Beklenen  oldu ve  İran’a yönelik ABD’nin ikinci yaptırım paketi 5 kasım günü  yürürlüğe girdi. İkinci yaptırım paketi ağırlıklı olarak enerji, gemicilik, ticaret ve bankacılık üzerinde yoğunlaşıyor. Washington yönetimine göre İran’ın kâbus dolu günleri başlamış oluyordu; öyle ki ABD başkanı Trump bu yaptırım paketinin bir başlangıç olduğunu daha fazlasının yolda olduğunu söylüyordu. Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı John Bolton da İran için daha fazlası gelecek diyerek Trump’ı teyit ediyordu. Ancak İran için bu yaptırımlar gerçekten bir kâbus mu yoksa zaten öteden beri içinde yaşadığı sıradan rutin bir durum mu bu tartışılır.  İran İslam Devrimi’nden sonra zaten Amerikan yaptırımlarıyla iç içe yaşayan İran için bugünkü yaptırımların ABD’nin beklediği gibi çok da bir anlamı varmış gibi gözükmüyor. Fakat  yine de İran toplumu bu yaptırım konusunda oldukça rahatsız. ABD’nin  bu yaptırımları İran toplumunu  harekete geçirmesi için zorlayıcı bir strateji olarak görülse de ABD’deki bazı sağduyulu kesimler Trump’ın İran politikasını eleştirerek, yaptırımların   İran halkının rejimin etrafında kenetlenmesinden başka bir şeye yaramayacağı konusunda uyarıda bulunuyorlar.</p>
<p>Ayrıca, Amerikan yaptırımlarına destek veren Ortadoğu ülkelerinin tavrı da özellikle İran gençleri arasında büyük bir öfke ve nefrete neden olarak gelecek için düşmanlık tohumları atıyor. ABD, İran’ı cezalandırmakla kalmıyor belki de Ortadoğu’da bir asır sürecek büyük düşmanlıkların da tohumlarını atıyor. Her şeye rağmen Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmaya en fazla karşı çıkan ülke İsrail olmuştur. Netanyahu bu anlaşmanın imzalanmaması için elinden geleni yapmıştı. Bugün gelinen noktada Trump, Netanyahu’nun tam da istediğini; hatta daha fazlasını yaptı. Yaptırımlar konusunda ilk teşekkür eden de kendisi oldu.</p>
<p>ABD ile İran arasındaki bu sinir harbi daha ne kadar devam eder bilinmez ama ABD’deki ara seçimin bu yaptırımlar üzerinde rol oynadığı kesin. Zira Trump’dan son gelen açıklamalar yaptırım konusunda biraz ağırdan alacaklarını, zira petrol fiyatlarının aniden yükselmesini istemediklerini söyledi. O zaman akıllara gelen soru şu: Suudi Arabistan, İran’dan doğacak boşluğu karşılamak istemiyor mu? Kulislere yansıyan bilgiler Riyad yönetiminin petrol üretimini artırmak istemediği şeklindeydi. Fakat Kaşıkçı cinayeti sürecinde ABD bir şekilde Suudi Arabistan’ı ikna etti.</p>
<p>Bu yaptırım sürecinde sekiz ülke de muaf tutuldu, ya da tutulmak zorunda kaldı. ABD’nin Uzakdoğu’da önemli müttefikleri Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Hindistan’ı İran petrolünden mahrum etmek ABD’nin Asya stratejileri için hiç akıllıca olmazdı. Çin de muaf tutulan ülkeler arasında. Çin’i muaf tutmak biraz garip gelse de ABD burada biraz kurnazlık yaparak Çin’i listede tutmuştur. Çünkü eğer Çin’e muafiyet tanımasaydı, Çin, tüm yasaklara rağmen yaptırımları delip petrol almaya devam edecek, bu da ABD’nin gücüne bir meydan okuma ve itibarına gölge düşürme anlamına gelecekti. Fiziki olarak ABD, Çin’e hiçbir zorlayıcı tedbir de uygulamayacağı için büyük bir fiyasko yaşanacaktı. Bunu tahmin eden Amerikan yönetimi, böyle bir tablo yaşamamak için  Çin’e dokunmadı.</p>
<p>Öte taraftan Türkiye de muaf tutulan ülkeler arasında. ABD’nin halen beklentisi NATO üyesi Türkiye’nin İran’a karşı cephede yer alması; hatta bu cephenin liderliğini yapması. Bu konuda Türkiye’ye inanılmaz mali teklifler sunuluyor. Hatta küçük bir jest olsun diye PKK terör örgütü  liderlerinden Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan için ödül koydu. Tüm bunlara rağmen Türkiye’nin bakışı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından gayet açık bir şekilde ortaya konulmuştur: <strong><em>ABD’nin yaptırımlarına uymayız, emperyal bir dünyada yaşamak istemiyoruz. </em></strong></p>
<p>ABD’nin son  İran yaptırımında görünmeyen ya da çok fazla öne çıkmayan bir sorun da Avrupa Birliği ile olan ilişkilerin durumu. Zira Trump, hiç bir şekilde Avrupa Birliği’ne bir muafiyetin tanınmayacağını söyledi. Buna rağmen, Avrupa Birliği, İran ile ticarete devam edeceğini açıkladı. Bir başka sert açıklama da Rusya’dan geldi. Rusya da yaptırımların meşru olmadığını söyledi. Bu tablo bize gösteriyor ki Avrupa Birliği  ile Rusya, ABD’ye karşı ortak bir zeminde biraraya geliyor ki ABD’nin ve Trump’ın isteyeceği en son şey budur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/emperyalizmin-yeni-oyunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
