<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İngiltere &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/ingiltere/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 Nov 2022 07:01:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>İngiltere &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sarı Deniz Köpürecek Gibi…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sari-deniz-kopurecek-gibi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sari-deniz-kopurecek-gibi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğuz ALTIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2022 07:01:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[birleşik krallık]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18569</guid>

					<description><![CDATA[Rushi Sunak’ın İngiltere Başbakanı olmasıyla gözümüzü hafif ABD’ye çevirmek çok da komplo teorisi olmaz sanırım. Rushi Sunak ile ABD’nin ne alakası var. Hatta bunun geçmiş Papalardan II. Jean Paul ile ne bağlantısı var. Rushi Sunak ve ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in alt kıtada taşları yerinden oynatacağı fikri ne kadar uç bir fikir ya da ne kadar olası bir fikir bunları konuşacağız. Sesli düşünme diye bir tabir var, daha çok gençlerin kullandığı. Bu hafta ben de biraz öyle yapacağım. Sesli düşünüp bunları da sizinle paylaşacağım. Ancak elbette bunu yaparken temelsiz komplo teorilerinden ziyade elle tutulur nedenlerle anlatmaya çalışacağım. Liz Truss’un Başbakanlık koltuğuna henüz oturmuşken ani ve sebepsiz istifası bana geçmişteki bir olayı hatırlattı. 1978 yılında Papa VI. Pavlus öldükten sonra Albino Luciani yeni papa olarak seçilmişti. &#160;İtalyan Papa, seçildikten 33 gün sonra yatağında ölü olarak bulundu. Vatikan yetkilileri Papa’nın bir önceki gece kalp krizinden öldüğünü açıkladılar ancak ölüm nedenini tespit etmek için otopsi yapılamadı. Papa’nın şüpheli ölümü birçok komplo teorisine ve söylentiye sebep oldu. Sonrasında bu konuda kitaplar yazıldı, filmler yapıldı. O günlerde toz dumanın ortasında Vatikan tarihinde bir ilk gerçekleşti. 455 yıl sonra Vatikan dışından bir isim Papa olarak seçildi. Polonyalı Karol Josef Wojtyla sürpriz bir şekilde yeni Papa olarak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rushi Sunak’ın İngiltere Başbakanı olmasıyla gözümüzü hafif ABD’ye çevirmek çok da komplo teorisi olmaz sanırım. Rushi Sunak ile ABD’nin ne alakası var. Hatta bunun geçmiş Papalardan II. Jean Paul ile ne bağlantısı var. Rushi Sunak ve ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in alt kıtada taşları yerinden oynatacağı fikri ne kadar uç bir fikir ya da ne kadar olası bir fikir bunları konuşacağız.</p>



<p>Sesli düşünme diye bir tabir var, daha çok gençlerin kullandığı. Bu hafta ben de biraz öyle yapacağım. Sesli düşünüp bunları da sizinle paylaşacağım. Ancak elbette bunu yaparken temelsiz komplo teorilerinden ziyade elle tutulur nedenlerle anlatmaya çalışacağım.</p>



<p>Liz Truss’un Başbakanlık koltuğuna henüz oturmuşken ani ve sebepsiz istifası bana geçmişteki bir olayı hatırlattı.</p>



<p>1978 yılında Papa VI. Pavlus öldükten sonra Albino Luciani yeni papa olarak seçilmişti. &nbsp;İtalyan Papa, seçildikten 33 gün sonra yatağında ölü olarak bulundu. Vatikan yetkilileri Papa’nın bir önceki gece kalp krizinden öldüğünü açıkladılar ancak ölüm nedenini tespit etmek için otopsi yapılamadı. Papa’nın şüpheli ölümü birçok komplo teorisine ve söylentiye sebep oldu. Sonrasında bu konuda kitaplar yazıldı, filmler yapıldı. O günlerde toz dumanın ortasında Vatikan tarihinde bir ilk gerçekleşti. 455 yıl sonra Vatikan dışından bir isim Papa olarak seçildi. Polonyalı Karol Josef Wojtyla sürpriz bir şekilde yeni Papa olarak ilan edildi. Kendisine Papalık ismi olarak selefinden esinlendiği ‘II. Ioannes Paulus’ Türkçe olarak ‘II. Yuhanna Pavlus’ ismini seçti. Bilinen yaygın adıyla II. Jean Paul.</p>



<p>Vatikan teamüllerine aykırı bu seçimde benim dikkatinizi çekmek istediğim konu bu değil. Daha başka bir açıdan bakarak Papa’nın Polonyalı olması ve bunun devamında olanlar. Polonya katı Katolik bir inanca sahiptir. Polonyalı bir ismin Katoliklerin dünya üzerindeki en büyük temsilciliğine seçilmiş olması SSCB çatısı altındaki Ortodoks Polonya halkı ve tüm Katolikler için en azından mezhep üzerinden bir kimlik tespitidir. Zira Papa’nın yadsınamaz desteğiyle Berlin Duvarı yıkıldı. İki Katolik Almanya birleşti. Yine II. Jean Paul döneminde Polonya bağımsızlığını ilan etti. Varşova Paktı dağıldı. &nbsp;SSCB’nin dağılmasında Papa’nın oynadığı rolü bugün kimse reddetmiyor. Papa II. Jean Paul’e olan sempati o dönem Polonya halkında bir isyanı ateşledi ve bu ateş SSCB’nin dağılmasına kadar sürdü. Papa II. Jean Paul’e suikast girişiminin de bir Türk vatandaşı tarafından gerçekleştirilmiş olması ayrıca düşündürücü.</p>



<p>Liz Truss, İngiltere’nin Tretcher’den sonra ikinci Demir Leydi’si olmak iddiasıyla göreve gelmişti ancak tam 45 gün sonra istifa etti. Truss’un ani istifasına dair tartışmalar sıcakken beklenmedik bir şekilde Hint kökenli bir isim Başbakanlık koltuğuna oturdu. Rushi SUNAK’ın İngiltere Başbakanı olmasını demokrasi kültürüyle açıklamaya çalışsak da İngiltere tarihinde ilk defa yaşanan bir durumun bir alt metin okumasına ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum.</p>



<p>ABD’de yapılan son Başkanlık seçiminde ABD Başkan Yardımcılığına yine bir Hint kökenli isim olan Kamala Harris seçilmişti. Başkan Joe Biden’ın sağlık durumuna dair iddialar ve ortalıkta dolaşan yaşlılık videolarından sonra belki de görevi bırakması ve Kamala Harris’in yeni Başkan olması ihtimali gündeme gelebilir. ABD medyasının her gün Biden’ın sağlık sorunlarını haber yapması tesadüf değildir. İngiltere’den sonra ABD Başkanlık koltuğuna da Hint kökenli bir isim oturursa biraz ilginç olabilir.</p>



<p>Obama’nın Başkan seçilmesi Afrika’da birçok ülkede resmi kutlamalara sebep olmuştu. Obama sempatisi, Afrika kıtasında krediler ve kiraladığı limanlar yoluyla kendisine alan açan Çin’in karşısında hayli iş görmüştü. ABD Afrika açılımını Obama döneminde gerçekleştirdi.</p>



<p>İngiltere Başbakanının ve ‘şimdilik’ ABD Başkan Yardımcısının Hint kökenli olması bir anlam ifade ediyor olmalı. Neden Hindistan? Sorusuna cevap arayalım. Hindistan Cumhuriyeti dünyanın en büyük yedinci coğrafi alanına sahip ve Çin’den sonra en büyük nüfusuna sahip ikinci ülkesidir. Çin’in uyguladığı nüfus politikası sayesinde birkaç yıl içinde Hindistan nüfusu Çin’i geçmiş olacaktır. Hindistan 1947 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazanmış, 1956 yılında ise Pakistan Hindistan’dan ayrılarak bağımsızlık ilan etmiştir. Aralarında yıllardır çözülemeyen ‘Keşmir sorunu’ bulunmaktadır.&nbsp; Hindistan ile Çin arasında da bir sınır problemi bulunmaktadır. Bir sınır taşının 3-5 km yer değiştirmesi ile çözülecek basit bir sınır problemi de değil. Çin ’Güney Tibet’ olarak adlandırdığı 90 bin kilometrekare alanı Hindistan’dan istemektedir. Hintliler ise 38 bin kilometrekare ‘Aksai Chin’ olarak adlandırdıkları bir alanın Çin tarafından işgal edildiğini iddia etmektedir. 2020 yılında taraflar sınır sorunları nedeniyle savaşın eşiğine gelmişti.</p>



<p>Aslında turpun büyüğü heybede duruyor. &nbsp;Çin ihtiyacı olan enerjiyi güvenle ülkesine ulaştırabilmek ve ticari güvenliğini sağlayabilmek için Hint denizine açılma ihtiyacı duymaktadır. Bu amaçla 2017 yılında müttefiki Pakistan’dan Gwadar Limanını kiralamış ve Kuşak Yol projesine dâhil etmiştir. Kuşak Yol projesinin deniz güzergâhının başlangıç noktası olan Gwadar Limanı, Çin’in Avrupa hatta Orta ve Güney Amerika’ya ulaşımı için kilit rol oynamaktadır. Hindistan açısından ise Çin askerlerinin Hint Okyanusuna (sarı deniz) çıkması Hindistan’ın buradaki egemenliğini kaybetmek anlamına gelmektedir. Hindistan bu kiralama işine şiddetle karşı çıkmaktadır. Çin’in Hint Okyanusuna bir başka çıkış noktası da Myanmar yani Burma ülkesinin Arakan eyaletinde bulunan limandır. Bir dönem Çin’in Arakanlı Müslümanlara yaptığı işkencenin Batı tarafından gündemde tutulmasının sebebi de tabi ki Müslüman topluma veya insan haklarına gösterdikleri ilgi değildir. Çin’in Hint okyanusuna erişimini engellemek çabasıdır. &nbsp;Aynı şekilde Uygur Türklerinin haklı mücadelesinin de Batı’da karşılık görmesinin sebebi Çin’in dünyaya açılan karayolu bağlantısının kritik noktası olmasındandır. Tabi ki bunlar ‘Çin masumdur’ anlamına gelmez. Çin kendi amaçlarına ulaşmak için hem Arakanlı Müslümanlara hem de Uygur Türklerine işkence etmektedir, Batı ise sadece bu durumdan nemalanabildiği için bu işkenceleri gündemde tutmaktadır.</p>



<p>Batı’nın Hindistan’ı Çin’e karşı baskı aracı olarak kullanmak istediğini, Çin yayılmacılığını engelleme politikasını Hindistan ile yürütmeyi amaçladığını düşünüyorum. Kamala Harris ve Rushi Sunak’ın yakın gelecekte Çin’in enerjisini tüketeceği ‘Hindistan krizinin’ mimarları olacağını düşünüyorum. Bu iki isimden birinin Hindistan’a ilk ziyaretini ve arkasından oluşturulacak kamuoyunu da ayrıca merak ediyorum. Hindistan Çin’i tehdit olmaktan çıkarmak için Batı dünyasının vekâletini üstlenebilir. &nbsp;Çin’in dünyaya açılmasının ilk basamağı olan Pakistan bu savaşın başlangıç noktası olabilir. Keşmir özelinde Batı destekli Hindistan’a karşı Pakistan bu mücadeleyi sürdüremez ve Keşmir sorunu Hindistan lehine sonuçlanırsa Hindistan’ın başkaca taleplerinin olacağı da açıktır. Bu talepler listesi belki de bugün bağımsız bir devlet olarak müttefikimiz olan Pakistan ve Bangladeş’in tekrar Hindistan egemenliğine girmesine kadar uzanıyor olabilir. Alt kıtada kelimenin tam anlamıyla taşlar yerinden oynayabilir. Beklemeye, izlemeye, yorumlamaya devam edeceğiz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sari-deniz-kopurecek-gibi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Liderlerin 19 Mayıs Samsun Fotoğrafı ve ABD &#8211; İngiltere / Çin Rekabetinin Türkiye’ye Yansıması</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/liderlerin-19-mayis-samsun-fotografi-ve-abd-ingiltere-cin-rekabetinin-turkiyeye-yansimasi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/liderlerin-19-mayis-samsun-fotografi-ve-abd-ingiltere-cin-rekabetinin-turkiyeye-yansimasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jun 2019 11:03:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11005</guid>

					<description><![CDATA[Kamuoyunda geniş yankı uyandıran, Samsun&#8217;daki 19 Mayıs töreninde Tütün İskelesi&#8217;nde siyasi parti liderlerinin yer aldığı fotoğraf karesini hatırlıyor musunuz? 31 Mart yerel seçimlerinden sonra, &#8220;Türkiye İttifakı&#8221; çağrısı yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın bu açıklamasının ardındançektirilen ‘Liderler fotoğrafı’ ile ilgili “Türkiye düşmanlarına ‘100 yıl da geçse unutmadık. Aynı yerde bir ve beraberiz’ mesajıdır.”  yorumları yapılmıştı. Ancak fotoğrafta yer almayanlar da vardı; toplamda yüzde 20&#8217;nin üstünde oy oranına sahip HDP ve İYİ Parti liderleri gibi. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 19 Mayıs törenlerine partisinin çağrılmamasına tepki göstermişti. Samsun&#8216;daki devlet töreninde yer almayan bir diğer muhalefet partisi ise İYİ Parti&#8216;ydi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Samsun&#8216;da partisinin kutlamalarına katılırken, devlet törenine gitmemişti. Akşener, &#8220;Davet ediliş tarzını doğru bulmadığı için&#8221; Samsun&#8217;daki devlet törenine katılmamıştı. (!) Fotoğraf karesinde ilginç olan Çubuk’ta katıldığı şehit cenazesinde inek hırsızıOsman Sarıgün’ün yumruklu saldırısına uğrayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun  Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geçmiş olsun mesajı almamasına rağmen ‘goşgura goşdura’ toplantıya katılmasıydı. Fotoğrafta MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli ile Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in yer alması kimseyi şaşırtmadı. Ancak CHP lideri kadar belki daha fazla AK Parti karşıtı söylemleri ile dikkatleri çekenSP lideri Temel Karamollaoğlu’nun  kadraja girmesi gerçekten ilginçti. Vatan Partisi’nin İzmir, İstanbul ve Ankara’da &#8216;Üretimde Atılım için Türkiye-Çin İşbirliği&#8217; toplantısı düzenlemesinin ardından, HDP ve İYİ Parti liderlerini içermeyenFotoğraf’ın kime karşı, kimin yanında bir  &#8220;&#62;&#8221; olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor. ABD ile Çin arasındaki Huawei krizi Türkiye’yi öne çıkardı… ABD’nin Çin merkezli iletişim ve bilişim firmalarına savaş açmasının en büyük kurbanı; “Made in China 2025” &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kamuoyunda geniş yankı uyandıran, <strong>Samsun&#8217;daki 19 Mayıs</strong> töreninde <strong>Tütün İskelesi&#8217;</strong>nde siyasi parti liderlerinin yer aldığı <strong>fotoğraf</strong> karesini hatırlıyor musunuz?</p>
<p><strong>31 Mart yerel</strong><strong> seçimlerinden sonra</strong><strong>, &#8220;Türkiye İttifakı&#8221;</strong><strong> çağrısı yapan </strong><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın</strong><strong> bu açıklamasının ardından</strong>çektirilen <strong>‘Liderler fotoğrafı’</strong> ile ilgili “<strong>Türkiye düşmanlarına ‘100 yıl da geçse unutmadık. Aynı yerde bir ve beraberiz’ mesajıdır.</strong>”  yorumları yapılmıştı.</p>
<p>Ancak fotoğrafta yer almayanlar da vardı; toplamda yüzde 20&#8217;nin üstünde oy oranına sahip <strong>HDP</strong> ve <strong>İYİ Parti </strong>liderleri gibi.</p>
<p><strong>HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan</strong>, <strong>19 Mayıs</strong> törenlerine partisinin çağrılmamasına tepki göstermişti.</p>
<p><strong>Samsun</strong>&#8216;daki devlet töreninde yer almayan bir diğer muhalefet partisi ise <strong>İYİ Parti</strong>&#8216;ydi.<strong> İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Samsun</strong>&#8216;da partisinin kutlamalarına katılırken, devlet törenine gitmemişti.</p>
<p><strong>Akşener,</strong> &#8220;<strong>Davet ediliş tarzını doğru bulmadığı için</strong>&#8221; Samsun&#8217;daki devlet törenine katılmamıştı. (!)</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/samsun_fofoto.jpeg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Fotoğraf</strong> <strong>karesinde</strong> ilginç olan <strong>Çubuk</strong>’ta katıldığı şehit cenazesinde inek hırsızı<strong>Osman Sarıgün</strong>’ün yumruklu saldırısına uğrayan<strong> CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu</strong>’nun<strong> </strong> <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan’</strong>dan geçmiş olsun mesajı almamasına rağmen ‘<strong>goşgura goşdura</strong>’ toplantıya katılmasıydı.</p>
<p>Fotoğrafta <strong>MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli</strong> ile <strong>Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek</strong>’in yer alması kimseyi şaşırtmadı.</p>
<p>Ancak <strong>CHP</strong> lideri kadar belki daha fazla <strong>AK Parti karşıtı </strong>söylemleri ile dikkatleri çeken<strong>SP lideri Temel Karamollaoğlu</strong>’nun  kadraja girmesi gerçekten ilginçti.</p>
<p><strong>Vatan Partisi’</strong>nin<strong> İzmir, İstanbul </strong>ve <strong>Ankara</strong>’da &#8216;<strong>Üretimde Atılım için Türkiye-Çin İşbirliği&#8217;</strong> toplantısı düzenlemesinin ardından, <strong>HDP</strong> ve <strong>İYİ</strong> <strong>Parti</strong> liderlerini içermeyen<strong>Fotoğraf’ın</strong> kime karşı, kimin yanında bir  <strong>&#8220;&gt;&#8221; </strong>olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor.</p>
<p><strong><em>ABD ile Çin arasındaki Huawei krizi Türkiye’yi öne çıkardı…</em></strong></p>
<p><strong>ABD</strong>’nin <strong>Çin</strong> merkezli iletişim ve bilişim firmalarına savaş açmasının en büyük kurbanı; “<strong>Made in China 2025</strong>” projesinin önemli sacayakları olan <strong>Huawei</strong> ve <strong>ZTE </strong>isimli dev <strong>Çin</strong> şirketleri. <strong>Huawei</strong> şirketi büyük oranda<strong> Çinli Lee</strong> ailesinin kontrolünde.</p>
<p><strong>Trump</strong> yönetiminin &#8220;<strong>kara liste</strong>&#8220;ye aldığı<strong> Çinli Huawei</strong>, <strong>Türkiye’yi</strong> <strong>bölgesel üs</strong>olarak konumlandırdı.<strong> Türkiye, Çinli Huawei</strong>’nin hem <strong>Doğu</strong> <strong>Avrupa</strong> hem de<strong>Ortadoğu</strong> ve<strong> Kuzey Afrika</strong> pazarları için <strong>merkez</strong> konumunda</p>
<p>İki yılda <strong>Türkiye</strong>’deki pazar payını yüzde <strong>3’ten yüzde 30’a</strong> çıkaran şirketin en büyük ikinci <strong>AR-GE merkezi</strong> de <strong>Türkiye’de</strong> bulunuyor.</p>
<p><strong><em>İzmir Limanı’nı, Çinli Lee ailesi işletiyor…</em></strong></p>
<p><strong>2007</strong>’de <strong>İstanbul’dan</strong> sonra <strong>Türkiye’nin</strong> en büyük ihracat limanlarından <strong>İzmir Limanı’</strong>nın işletim hakkını <strong>1 milyar 275 milyon dolara Çinli</strong> dolar milyarderi <strong>Li Ka Shing</strong>&#8216;in sahibi olduğu <strong>Hutchison</strong> firması almıştı.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/Li_Ka_Shing.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Bu ihale sonrası <strong>Lee</strong> ailesinin <strong>İllüminati</strong>’nin en güçlü ailelerinden olduğu Türk medyasında yazıldı çizildi. Hatta <strong>Lee Ailesi</strong>nin; <strong>Rothschild</strong> <strong>Ailesi&#8217;</strong>nin &#8220;<strong>Emanetçisi</strong>&#8221; yani &#8220;<strong>taşeronu</strong>&#8221; olduğu belirtildi.</p>
<p><strong>Doğu Perinçek</strong>’in önderlik ettiği “<strong>Üretimde Atılım için Türkiye-Çin İşbirliği</strong>” toplantısının ilk önce neden <strong>İzmir’de</strong> düzenlediği daha iyi anlaşılıyor.</p>
<p><strong><em>Vatan Partisi’nden İzmir, İstanbul ve Ankara’da &#8216;Üretimde Atılım için Türkiye-Çin İşbirliği&#8217; toplantısı </em></strong></p>
<p><strong>Vatan Partisi&#8217;</strong>nin davetiyle <strong>İzmir</strong> ve <strong>İstanbul’dan</strong> sonra <strong>Green Park Ankara Hotel’</strong>de düzenlenen “<strong>Üretimde Atılım için Türkiye-Çin İşbirliği</strong>” toplantısına <strong>Çinli</strong>diplomatlar, <strong>Türkiye&#8217;nin</strong> önemli iş insanları ve ekonomi yöneticileri katıldı.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/Uretimde_AtYlYm_icin_Turkiye-Cin_YYbirliYi.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek</strong> açılış konuşmasına oldukça iddialı bir sözle başladı. “<strong><em>Yeni bir dünya kuruluyor. Atlantik Çağı arkada kalmaktadır. İnsanlık, Asya Çağı&#8217;na giriyor</em></strong>” dedi.</p>
<p>Toplantının sürpriz katılımcılarından bir diğeri de <strong>4.8 milyar dolar serveti </strong>ile<strong>Türkiye&#8217;nin</strong> en zengin insanlarından, servetinin önemli kısmını <strong>İngiltere&#8217;ye</strong> taşıyan ve<strong>Kraliçe koruması</strong> alan, <strong>İngiltere’deki</strong> yatırımları nedeniyle<strong> </strong>&#8220;<strong>Ülker Türkiye’den kaçıyor&#8221;</strong> iddialarına <strong> </strong>muhatap olan<strong> Yıldız</strong> <strong>Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker</strong>, <strong>“Hepimiz Çin tarafındayız”</strong>  sözleriydi.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/Uretimde_AtYlYm_icin_Turkiye-Cin_YYbirliYi_murat_ulker.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Murat Ülker,</strong> <strong>2017</strong> yılında<strong> Forbes Türkiye&#8217;nin</strong> hazırladığı &#8221;<strong>En Zengin 100 Türk</strong>&#8221; listesinde <strong>3 milyar 700 milyon dolarlık </strong>servetiyle <strong>1. sırada</strong> yer almıştı.</p>
<p>Diğer katılımcılar; <strong>Çin Halk Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Deng Li</strong>, Siyasi Müsteşarı<strong> Wang Fei</strong>, Basın ve Halkla İlişkiler Müsteşarı <strong>Xie Xinxing</strong>, Ekonomi ve Ticaret Ataşesi <strong>Li Qian</strong> ve Çevirmen <strong>Wang ES </strong>Mali Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı<strong>Ethem Sancak</strong>, Okan Holding Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Bekir Okan</strong>, Onur Air Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Cankut</strong> <strong>Bagana</strong>, Arzum Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Murat Kolbaşı</strong>, İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı <strong>Gamze Yalçın</strong>, Aydın Sanayi Odası Başkanı <strong>Mehmet Yunus Şahin,</strong> Şanlıurfa Birecik Belediye Başkanı <strong>Mahmut</strong> <strong>Mirkelam</strong>, Adana Kozan Ticaret Odası Başkanı <strong>Mustafa Kandemir,</strong> Türk İş Genel Teşkilatlandırma Sekreteri<strong>Eyüp Alemdar</strong> ve eski Orman Bakanı <strong>Arif Sezer.  </strong></p>
<p><strong>Ethem Sancak</strong>’ın zaten <strong>Doğu Perinçek</strong> ile <strong>iltisakı</strong> biliniyor. <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong> ile <strong>Doğu Perinçek</strong> arasındaki yakınlaşmanın mimarı da <strong>Ethem Sancak. </strong></p>
<p><strong>CHP</strong>’nin finans kaynağı <strong>İş Bankas</strong>ı Genel Müdür Yardımcısı, İngiltere&#8217;de The University of Birmingham’da Uluslararası Bankacılık ve Finans konusunda yüksek lisans programını tamamlayan, <strong>2017</strong>’de Harvard Business School&#8217;da İleri Düzey Yöneticilik Programı&#8217;na katılan <strong>Gamze</strong> <strong>Yalçın</strong>’ın orada olmasına ne demeli?</p>
<p><strong>İngiltere</strong>, <strong>Çin’le</strong> ekonomik ilişkilerini güçlendirme yolunda adımlar atıyor.</p>
<p><strong>Londra</strong> merkezli <strong>finans şirketleri Pekin’de</strong> soluklanıyor. Çünkü paranın kokusunu alan bankerler kuşağı çok iyi biliyor ki; yeniden <strong>yükselen Çin’le berabe</strong>r dünya ekonomik merkezi de <strong>Asya Pasifik</strong> bölgesine kayıyor.</p>
<p><strong>Büyüyen Çin</strong>’in arkasındaki <strong>Avrupalı güç, İngiltere</strong>.</p>
<p><strong><em>Osman Bölükbaşı / Doğu Perinçek ve Bekri Mustafa…</em></strong><strong> </strong></p>
<p><strong>Osman Bölükbaşı</strong>’nı gençler bilmez.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/osman_bolukbaYYYY.jpeg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>27 yıllık siyasi mücadelesinde coşkulu mitingleriyle Türk siyasetinde derin izler bırakan<strong>Bölükbaşı</strong>, güzel ve heyecanlı konuşmalarıyla her ne kadar <strong>Türk</strong> halkında büyük beğeni toplasa da sandıklarda beklediği oy oranına hiçbir zaman ulaşamayan talihsiz liderlerdendi.</p>
<p>Meydan mitinglerinde <strong>Bölükbaşı</strong>’nı alkışlayan eller, seçimlerde başka partilere oy verdi. Bu duruma defalarca şahit olan <strong>Bölükbaşı</strong> kendisini dinlemek için toplananlara “<strong>Alkışlar bize, oylar DP’ye”</strong> diyerek takılırdı.</p>
<p>Miting meydanlarında <strong>Bölükbaşı</strong>’nı coşkuyla dinleyen büyük kalabalıkların, seçim sandığında partisine oy vermemelerine kızan <strong>Osman Bölükbaşı,</strong> bir konuşmasında “<strong><em>Bizim tanesi çıkmayan harmanımız boldur. Sapı uzun, tanesi kıt Türk milleti; meydanlarda veriminiz bol, benden alkışlarınızı esirgemezsiniz, ama sandık başına gidince başkasına oy verirsiniz</em></strong>” demişti.</p>
<p>Yıllardır parti genel başkanlığı yapan <strong>Doğu Perinçek </strong>de  özverili insanüstü çabasına, renkli kişiliğine ve hitabet yeteneğine  rağmen <strong>Osman Bölükbaşı</strong> ile  aynı kaderi paylaşıyor. Alkış çok oy yok!</p>
<p><em><strong>Doğu Perinçek’in ekonomi hamlesi, Bekri Mustafa’nın Ayasofya’ya Başimam olması gibi yorumlanır mı? </strong></em></p>
<p><strong>Bekri Mustafa</strong>;<strong> </strong>17. yüzyılda İstanbul&#8217;da yaşamış, içkiye düşkünlüğü ve hazırcevaplığıyla ünlü, hakkında birçok fıkra anlatılan, tanınmış bir halk tipi. Kendini genç yaşında “<strong>içki</strong>”ye verdiği, “<strong>Gece-gündüz içtiği</strong>” için “<strong>Bekri”</strong> namıyla ün yapmış ve <strong>41 yaşında</strong> ölmüştü.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/bekri_mustafa.png" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>“<strong>Ayyaşlığın piri</strong>” olarak kabul edilir.</p>
<p><strong>İstanbul’da</strong> onun adına yapılan <strong>türbesi</strong> bile var. Fıkraları ise gülünmeyecek gibi değil.</p>
<p><em>Bekri Mustafa, “</em><strong><em>Küçük Ayasofya Camii</em></strong><em>”nin önünden geçmektedir. O sırada musallada bir tabut vardır, fakat namazı kıldıracak imam ortalarda yoktur.</em></p>
<p><em>Cemaatin, beklemekten canı sıkılır ve başında kavuğu, sırtında cübbesiyle oradan geçen </em><strong><em>Bekri Mustafa</em></strong><em>’yı “</em><strong><em>hoca</em></strong><em>” zannederek namazı kıldırmasını söylerler.</em></p>
<p><em>“</em><strong><em>-Yok, ben hoca değilim</em></strong><em>” dese de, dinlemezler ve zorla öne geçirirler.</em></p>
<p><em>Bekri Mustafa namazı kıldırdıktan sonra tabutun örtüsünü açar ve ölünün kulağına bir şeyler fısıldar. Cemaat, ölüye ne söylediğini merak eder.</em></p>
<p><em>Bekri Mustafa gülerek cevaplar: “-</em><strong><em>Sen şimdi aramızdan ayrılıp ahirete gidiyorsun. Eğer orada, bu dünyanın ahvalini sana sorarlarsa, Bekri Mustafa Ayasofya’ya imam oldu dersin. Onlar durumu anlar…</em></strong><em>” dedim der.</em></p>
<p>Bu fıkrayı anlatan ekonomi uzmanı dostum, <strong>Vatan Partisi</strong>’nin <strong>Suriye</strong>, <strong>İran</strong>, <strong>Rusya</strong> ve<strong>Çin</strong> ile <strong>Türkiye’nin</strong> yakınlaşmasında büyük rol oynadığını ama ekonominin kurallarının daha farklı olduğunu söyledi. Ben anlamadım.</p>
<p><strong><em>İngiltere Çin Konsorsiyumu, Amerika’ya karşı Türkiye’yi üs tuttu…</em></strong></p>
<p><strong>ABD, Tahran’dan</strong> <strong>Suriye</strong> ve <strong>Lübnan</strong> üzerinden <strong>Akdeniz</strong> kıyılarına ulaşan <strong>İran</strong>denetiminde bir koridorun oluşmasını engellemek için <strong>El Kaide</strong> bağlantılı teröristlerle işbirliği yapmakta sakınca görmedi.</p>
<p>Çünkü bu işbirliği <strong>İran’ın</strong> kurmak istediği koridor üzerinden <strong>Çin’in</strong> yayılma hamlesine bir cevap olabilecekse neden olmasındı?</p>
<p><strong>ABD ordusu</strong>, zaten, <strong>İran’ı</strong> kuşatan düzinelerce üsse, savaş gemisine ve uçak pistine yaklaşık <strong>50.000 asker</strong> yerleştirmiş durumda. <strong>ABD Donanması</strong>’nın <strong>Ortadoğu</strong> ile<strong>Kuzey Afrika’da</strong> devriye gezen <strong>Beşinci</strong> <strong>Filosu</strong>’nun, <strong>Bahreyn</strong>’deki daimi üste en az<strong>7.000 askeri</strong> bulunuyor. <strong>ABD</strong> ordusunun <strong>Kuveyt’te</strong> bulunan <strong>Merkez Komutanlığı</strong>’nda, aşağı yukarı <strong>13.000 askeri</strong> mevcut.</p>
<p><strong>Katar’daki El Udeid Hava Üssü’nde</strong> 10.000 asker yerleşik.</p>
<p><strong>Birleşik Arap Emirlikleri, El Zafra Hava Üssü’</strong>nde bu rakam <strong>5.000 ABD askerine</strong>ulaşıyor.</p>
<p>Halen en az <strong>5.200 ABD askeri Irak’ta</strong>.</p>
<p><strong>Washington</strong>, ayrıca, bölge genelindeki ülkelerde, <strong>CIA</strong> ile beraber faaliyet gösteren binlerce özel kuvvet askerini konuşlandırdı. Bunlar, <strong>Yemen’de</strong>, <strong>Afganistan’da</strong>,<strong>Irak’ta</strong> ve <strong>Pakistan’da</strong> <strong>suikastler</strong> ve <strong>keşif</strong> <strong>görevleri</strong> gerçekleştiriyor.</p>
<p><strong>Amerika bu yığınağı neden yapıyor? </strong></p>
<p><strong>ABD,</strong> küresel şirketlerini denetleyen egemen seçkinlerinin, enerji zengini ve jeostratejik açıdan kritik önem taşıyan <strong>Ortadoğu</strong> üzerindeki tartışmasız egemenliklerini sağlamlaştırma amacı ön planda olduğu gibi bir diğer neden de kendisine küresel rakip gördüğü <strong>Rusya’nın</strong> ve <strong>Çin’in</strong> etkisini geri püskürtme çabası.</p>
<p><strong><em>Türkiye, Atlantik Çağını arkada bırakan Asya Çağı’na kimle giriyor?</em></strong></p>
<p><strong>Ankara</strong>’da düzenlenen “<strong>Üretimde Atılım için Türkiye-Çin İşbirliği</strong>” toplantısının açılış konuşmasını yapan <strong>Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek</strong>’in “<strong><em>Yeni bir dünya kuruluyor. Atlantik Çağı arkada kalmaktadır. İnsanlık, Asya Çağı&#8217;na giriyor</em></strong>” sözleri, <strong>Türkiye’nin</strong> “<strong>Müesses Nizam”</strong> olarak izleyeceği <strong>yeni rota</strong> hakkında sinyaller veriyor.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/Uretimde_AtYlYm_icin_Turkiye-Cin_YYbirliYi_gen.png" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Türkiye</strong> çok önemli bir gelişme olmadıkça <strong>Britanya</strong> ve <strong>Çin</strong> <strong>Konsorsiyumu</strong>’nun ‘<strong>One Belt One Road-Bir Kuşak Bir Yol</strong>” projesinde kendisine verilen rolü üstlenmişe benziyor.</p>
<p><strong>NATO</strong> müttefiki <strong>ABD’nin</strong> <strong>Türkiye’den</strong> vaz geçmesini beklemek beyhude.</p>
<p>Yeni kurulacak partilerin alacakları pozisyona göre <strong>ABD’nin</strong> tavrı nasıl olacak göreceğiz.</p>
<p><strong>Trump</strong> ve <strong>Erdoğan</strong> arasındaki uyumlu diyalog, şimdilik <strong>Erdoğan’ın</strong> <strong>ABD’ye</strong> ters düşmemeye çalıştığı şeklinde yorumlanabilir. Ancak kabinesindeki bazı isimlerin <strong>Londra</strong><strong>temasları</strong> herkesin onun gibi düşünmediğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Bayram</strong>’dan sonra yeni yol haritası nasıl çizilir bir görelim!</p>
<p>.</p>
<p><strong>Ömür Çelikdönmez</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/liderlerin-19-mayis-samsun-fotografi-ve-abd-ingiltere-cin-rekabetinin-turkiyeye-yansimasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mayıs May’in Ayı. Ya Haziran?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/mayis-mayin-ayi-ya-haziran/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/mayis-mayin-ayi-ya-haziran/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2019 09:32:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Brexit]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[May]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10796</guid>

					<description><![CDATA[Brexit artık kimse için hayret verici bir şey değil. Bence haber önemi de aşındı. Zaten belki uzun bir zamana yayılmasının da biraz amacı o. Unutturmak olmasa bile önemini yitirtmek. Ama ticari, iktisadi  ve siyasi öneminin baskısı artan bir şekilde hissediliyor. Birleşik Krallık’tan(BK) yatırım kaçıyor, sermaye akışı tavsamış durumda. Henüz kesinleşen bir durum olmadığı halde, belirsizliğin yarattığı alaca karanlıkta özellikle nitelikli işgücü tedirgin. İskoçya, 31 Ekim 2019 itibarı ile bir kesin kopuş olursa, Westminister’in itirazlarını dikkate almaksızın yeniden bağımsızlık oylamasına gideceğini açıkladı bile. Kuzey İrlanda için nihai barışın simgesi olan “İyi Cuma”(Good Friday) anlaşması tehlikede. Bitmez tükenmez mezhep savaşları bir kez daha patlayabilir. Meşruiyet kazanarak, bir siyasi partiye dönüşen İrlanda Kurtuluş Hareketi(IRA), yeni bir kimlik kartı ile, İngiltere’yi yeniden cehenneme çevirebilir. Bir Delinin Attığı Taşı Çıkaramayan Onca Akıllı Bir elit proje, halka oylattırılırsa, oylama sonucunu siyasi elitlerin değiştirmesi, Westminister demokrasi kurallarına uymadığı için, ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Bu bağlamda, “gitmek mi zor? Kalmak mı? Bu soruyu, 2016 halk oylamasından beri kendi kendilerine sorup, bir türlü cevap veremedikleri malum. Ama gitmenin maliyeti, kalmaktan fazla. Bu bir gerçek. Özellikle gümrük birliği anlaşmasının kesin çizgileri belli olmazsa, tarife uygulamalarının yeniden devreye girmesi ile, fiyatların munzam artış kaydetmesi ve temel mallarda, kıtlıkların yaşanması mümkün görülüyor. Bu arada BK &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Brexit artık kimse için hayret verici bir şey değil. Bence haber önemi de aşındı. Zaten belki uzun bir zamana yayılmasının da biraz amacı o. Unutturmak olmasa bile önemini yitirtmek. Ama ticari, iktisadi  ve siyasi öneminin baskısı artan bir şekilde hissediliyor. Birleşik Krallık’tan(BK) yatırım kaçıyor, sermaye akışı tavsamış durumda. Henüz kesinleşen bir durum olmadığı halde, belirsizliğin yarattığı alaca karanlıkta özellikle nitelikli işgücü tedirgin. İskoçya, 31 Ekim 2019 itibarı ile bir kesin kopuş olursa, Westminister’in itirazlarını dikkate almaksızın yeniden bağımsızlık oylamasına gideceğini açıkladı bile. Kuzey İrlanda için nihai barışın simgesi olan <strong>“İyi Cuma”(</strong>Good Friday) anlaşması tehlikede. Bitmez tükenmez mezhep savaşları bir kez daha patlayabilir. Meşruiyet kazanarak, bir siyasi partiye dönüşen İrlanda Kurtuluş Hareketi(IRA), yeni bir kimlik kartı ile, İngiltere’yi yeniden cehenneme çevirebilir.</p>
<p><strong>Bir Delinin Attığı Taşı Çıkaramayan Onca Akıllı</strong></p>
<p>Bir elit proje, halka oylattırılırsa, oylama sonucunu siyasi elitlerin değiştirmesi, Westminister demokrasi kurallarına uymadığı için, ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Bu bağlamda, <strong>“gitmek mi zor? Kalmak mı?</strong> Bu soruyu, 2016 halk oylamasından beri kendi kendilerine sorup, bir türlü cevap veremedikleri malum. Ama gitmenin maliyeti, kalmaktan fazla. Bu bir gerçek. Özellikle gümrük birliği anlaşmasının kesin çizgileri belli olmazsa, tarife uygulamalarının yeniden devreye girmesi ile, fiyatların munzam artış kaydetmesi ve temel mallarda, kıtlıkların yaşanması mümkün görülüyor.</p>
<p>Bu arada BK da tüm partiler, AB Parlamento seçimine hazırlanıyor. 23-26 Mayıs, 2016 tarihlerinde halkın oyu ile ayrılmaya karar verdikleri bir ortaklığı  hemen bozamadıkları için, çaresiz AB Parlamentosundaki 73 sandalyeye yeniden, yeni yüzler oturtacaklar. Oturtacaklar da BK nın, o yeni AB temsilcileri, diğer 27 ülke temsilcilerinin yüzüne nasıl bakacak? Neyse siyasette böyle ince düşüncelerin ve ayrıntıların yeri yok. Ama 31 Ekim 2019 a kadar alınmış süresi var. O tarihten sonra AB bir uzatma daha vermediği takdirde, BK ya Birlik’ten anlaşmasız ayrılacak veya ortaklık anlaşmasının 50. Maddesine dayanarak, Brexit’ kararını külliyen yok sayacak. Bu arada 31 Ekim 2019 AB komisyon üyelerinin yenilenme zamanı olduğu için, BK yı 2016 dan beri güvenlikten sorumlu komiser olarak temsil eden Jullian King, süresi dolmadığı halde, geçiş dönemini müteakkip, pılısını pırtısını toplayıp, Brüksel’den ayrılacak.</p>
<p><strong>Son bir Şans</strong></p>
<p>Bilindiği gibi <strong>“Allahın hakkı üçtür”</strong> sözünün hakkını verircesine, Avam Kamarası, May’in Brexit anlaşma taslağını üç kez oyladı. Farklı farklı yüzdelerle, her üç seferde de reddetti. Anlaşmasız Brexit’in tehlikesine ne kadar vurgu vursa da, May kendi parti üyelerini bile bir planda uzlaşmaya ikna edemedi. Yılmadı, yıkılmadı,  güven notu istediği her sefer de bunu parlamentodan aldı. Artık gerçekten güvendikleri için mi? Yoksa bu çözdükçe dolaşan, eşeledikçe kokan  işi ondan başkası artık yapamaz diye düşündükleri için mi bilinmez. İşte nedeni ne olursa olsun Başbakan May vazgeçilmezliğin verdiği özgüvenle,  geçen hafta Haziran başında Brexit konusunu yeniden Avam Kamarası’nın önüne getireceğini açıklayıverdi.Bu defa <strong>“gelenekler”i</strong> sarsmamak için olsa gerek, biraz farklı bir yaklaşım olacağını da ilave etti. Bu “üç”ün sihirli kerameti”nin sınırlarını aşan girişim, artık Brexit konusunu, BK yasasına geçirme girişimi olacakmış. Avam Kamarası üyeleri Haziran ayında yasalaştırma için ne oylayacak? Anladığım kadarı ile Başbakanın Brexit anlaşması taslağının tersten okunur şeklini. Çünkü içerik hemen hemen aynı. May’in amacı önerisinin temel başlıklarını korumak. Neydi bu başlıklar hatırlayalım: <strong>1.</strong> Vatandaş ve işçi ( çalışanların) haklarının güvence altına alınması; <strong>2. </strong>İrlanda-Kuzey İrlanda sınırının açık tutulması(ki AB ile daimi Gümrük Birliği de bu tek kara sınırı ile aynı anda düşünülüyor). Aslında bu haftaki yeni çıkışı ile Bayan May, her iki konuda da 2020 ye kadar alternatif planlar düşünülebileceğini ima etti; <strong>3.</strong> Karşılıklı ödenecek, geri ödenecek paralar, aidatlar, tazminatların gözden geçirilmesi ve nihayet.<strong>4</strong>. Eğer Avam Kamarası bu değişiklikleri konuşur ve bunları(veya anlaşmasız Brexit’i) yasalaştırma sürecine girerse, teklifin son halinin ve bu şekli ile AB den ayrılmak isteyip istemeyeceğinin, yeniden BK halkına sorulması, yani <strong>ikinci bir halk oylaması veya referandum.</strong>Bu son konu, bu hafta Bayan May tarafından,  sanki yepyeni bir öneri, ama daha çok <strong>“Son bir Şans” </strong>olarak ortaya atıldı.</p>
<p><strong>Aşina Yüz, Ortak Dil; Tatlı Dil, Güler Yüz</strong></p>
<p>Bu arada May bir açıklama daha yaparak, Haziran başında yapılacak oylamadan sonra, her hangi bir zamanda görevden ayrılabileceğini, içerideki ve dışarıdaki siyasi çevrelere duyurdu. Gözü koltukta olmayan, ülkesinin ali menfaatlerini kendi siyasi geleceğinin üzerinde gören bir başbakan tavrı bu. Yani <strong>Mayıs ayında başbakan olan May, Haziran’da, görevi devredebilir. Ama  artık partisinin lideri olarak ta </strong>kalmayabilir. Buna dayanarak BK da seçimlerin erkene çekilme olasılığının yüksek olmadığını düşünüyorum. Yeni kadrolar bu aşamada istenir mi? Ona da emin değilim. Çünkü Başbakan May, sorumlu görevini hep  güler yüz ile yerine getiren bir siyasi oldu. Siyaseti germekten ikbal ummadı. Dilinin gerektiği zaman tatlı, gerektiği kadar sert olduğuna ise hiç kuşkum yok.  Bayan Thatcher gibi demirden olmasa bile, o daha çok etten- kemikten yapılmış bir abide gibi. Evet hiç kimse vazgeçilmez değil. Hele gelişmiş demokrasilerde, boşluk bırakmaksızın, kurumlar, koltuklar ve mevkiler için yeni yüzler ortaya çıkar. Ama bir seçim olmaksızın <strong>“köprü geçerken at değiştirmenin”</strong> maliyetine ne BK, ne de AB çevreleri  katlanmak ister diye düşünmek için her neden var. Ayrıca, Brexit çıbanının müsebbibi David Cameron sandalyesini May’e devrettiğinden beri, AB kurumlarının muhatabı Bayan May ve ekibi. Komisyon ve konsey, Brexit konusunda May ile  ortak bir söylem geliştirmiş olmalı. Bu nedenle her ne kadar, Haziran’da ayrılabileceğini duyursa bile, 31 Ekim’de bu işi tamamlamadan onun kolay kolay gitmesine izin vermezler gibi geliyor bana.  Yine aynı nedenle, Başbakan May’in <strong>“hani hele bir yasalaştırma evresine girelim, (benim teklifimi evirip, çevirip) bir  defa daha Haziran başında oylayalım, sonra söz ben ayrılırım” </strong>önermesinin pek kıymet-i harbiyesi olacağını düşünmüyorum. Bu iş 31 Ekim e kadar böyle sürüklenecek. Arada ikinci bir halk oylaması ile veya çar na çar bir parlamento kararı ile  50. maddeden vazgeçilmesi daha büyük bir ihtimal olabilir.</p>
<p>Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU/TASAM</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/mayis-mayin-ayi-ya-haziran/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2. Dünya Savaşı’nda Türkler, Rusları Almanlardan; Ruslar da Türkleri ABD ve İngiltere’den Nasıl Kurtardı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/2-dunya-savasinda-turkler-ruslari-almanlardan-ruslar-da-turkleri-abd-ve-ingiltereden-nasil-kurtardi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/2-dunya-savasinda-turkler-ruslari-almanlardan-ruslar-da-turkleri-abd-ve-ingiltereden-nasil-kurtardi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2019 11:57:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[2. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Alman]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Rus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10326</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye ve Rusya; 1919’dan bugüne hem gizli müttefik hem de zor zamanların iki dostu. Bolşevik Devrim’e katkı sunan Türk unsurların etkisiyle, Sovyetler Birliği, Ankara Hükümeti’nin Birleşik Krallık’a karşı savaşını desteklemişti. İstiklal Harbi’nde askeri kurmayların ve askeri diplomasinin başarısı, Fransızların,İtalyanların ve İngilizlerin aralarındaki anlaşmazlıklardan yararlanan askeri liderlik ile “Mustafa Kemal Atatürk / Fevzi Çakmak / Kazım Karabekir” üçlüsünün,proletarya devrimini gerçekleştiren Sovyet Rusya’nın desteğini almasıyla çok yakından ilgilidir. Bu süreci en iyi anlatan Erol Mütercimler’in “Kurtuluş Savaşı&#8217;na Denizden Gelen Destek ve Kuvayı Milliye Donanması” kitabıdır ve bu bakış açısını güçlendiren bilgilerle doludur. Kitap; ‘İstiklal Harbi’nde Ankara’ya ulaştırılan Sovyet Yardımları’ndan söz eder. İstiklal Savaşı’nda Rusların kömeğine karşı II. Dünya Savaşında Türklerin kömeği “Kötek” değil efendim kömek. “Kömek&#8221; Türkçe bir kelime ve “yardım, destek” gibi karşılığı var. Türkler, yapılaniyiliği de kötülüğü de unutmaz. Nazi Almanyası’nın Bakü petrolü için Kafkaslar&#8216;ı ele geçirmek amacıyla Tuapseliman kentine düzenlediği saldırılarına karşı kent halkı Nazi ordusuna kahramanca direnir. Ancak direnişin sürekliliği için lojistik malzemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Kasım 1942&#8216;den itibaren Haziran 1944&#8216;e kadar &#8216;Aleksandr Ulyanov&#8216;, &#8216;Pestel&#8216; ve &#8216;Anatoliy Serov&#8216; adlı Sovyet gemileri ihtiyaç duyulan lojistiğin Trabzon&#8217;dan sevkiyatını gerçekleştirir. Gemiler, Türkiye&#8216;den sabun, siyah zeytin, ceviz, deri, yün gibi çeşitli ürünler getirir.Alman denizaltılarının tehdidi altında Sovyet gemileri, büyük riskler üstlenerekTürkiye’den ürünleri taşıyordu. Nitekim 1944 yılında Nazi denizaltısının füze saldırısı sonucunda &#8216;Pestel&#8216; gemisi mürrettebatı hayatını kaybetmişti. Benzer faciayı &#8216;Aleksandr Ulyanov&#8216; gemisi de yaşamış, Naziler, 23 Şubat 1943&#8216;te Tuapse limanını bombalarken gemi de saldırıya hedef olmuştu. Türkiye, ayrıca SSCB müttefiklerinin gemilerine Sovyetler&#8216;e ilaç ürünlerin taşınması için Boğazlar&#8216;dan geçmesine izin vermişti. Savaş öncesi Türk Diplomatlar, Stalin’i Alman &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye</strong> ve <strong>Rusya</strong>; <strong>1919</strong>’dan bugüne hem <strong>gizli müttefik </strong>hem de zor zamanların iki dostu. <strong>Bolşevik Devrim’</strong>e katkı sunan <strong>Türk</strong> unsurların etkisiyle, <strong>Sovyetler Birliği, Ankara Hükümeti’</strong>nin <strong>Birleşik Krallık’</strong>a karşı savaşını desteklemişti.</p>
<p><strong>İstiklal Harbi</strong>’nde askeri kurmayların ve askeri diplomasinin başarısı, <strong>Fransızların</strong>,<strong>İtalyanların</strong> ve <strong>İngilizlerin</strong> aralarındaki anlaşmazlıklardan yararlanan askeri liderlik ile “<strong>Mustafa Kemal Atatürk / Fevzi Çakmak / Kazım Karabekir”</strong> üçlüsünün,<strong>proletarya devrimi</strong>ni gerçekleştiren <strong>Sovyet Rusya</strong>’nın desteğini almasıyla çok yakından ilgilidir.</p>
<p><strong>Bu süreci en iyi anlatan Erol Mütercimler</strong>’in “<em>Kurtuluş Savaşı&#8217;na Denizden Gelen Destek ve Kuvayı Milliye Donanması</em>” kitabıdır ve bu bakış açısını güçlendiren bilgilerle doludur. Kitap; ‘<strong>İstiklal Harbi’nde Ankara’ya ulaştırılan Sovyet Yardımları</strong>’ndan söz eder.</p>
<p><strong><em>İstiklal Savaşı’nda Rusların kömeğine karşı II. Dünya Savaşında Türklerin kömeği</em></strong></p>
<p><strong>“Kötek</strong>” değil efendim <strong>kömek</strong>.</p>
<p>“<strong>Kömek&#8221;</strong> <strong>Türkçe</strong> bir kelime ve “<strong>yardım, destek”</strong> gibi karşılığı var. <strong>Türkler,</strong> yapılan<strong>iyiliği</strong> de <strong>kötülüğü</strong> de unutmaz.</p>
<p><strong>Nazi Almanyası’</strong>nın <strong>Bakü petrolü için Kafkaslar</strong>&#8216;ı ele geçirmek amacıyla <strong>Tuapse</strong>liman kentine düzenlediği saldırılarına karşı kent halkı <strong>Nazi</strong> ordusuna kahramanca direnir. Ancak direnişin sürekliliği için lojistik malzemeye ihtiyaç duyulmaktadır.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/omur_kap_2._d.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Kasım 1942</strong>&#8216;den itibaren <strong>Haziran 1944</strong>&#8216;e kadar &#8216;<strong>Aleksandr Ulyanov</strong>&#8216;, &#8216;<strong>Pestel</strong>&#8216; ve &#8216;<strong>Anatoliy Serov</strong>&#8216; adlı <strong>Sovyet</strong> gemileri ihtiyaç duyulan lojistiğin Trabzon&#8217;dan sevkiyatını gerçekleştirir.</p>
<p>Gemiler, <strong>Türkiye</strong>&#8216;den <strong>sabun, siyah zeytin, ceviz, deri, yün</strong> gibi çeşitli ürünler getirir.<strong>Alman</strong> denizaltılarının tehdidi altında <strong>Sovyet gemileri,</strong> büyük riskler üstlenerek<strong>Türkiye</strong>’den ürünleri taşıyordu.</p>
<p>Nitekim <strong>1944</strong> yılında <strong>Nazi</strong> denizaltısının füze saldırısı sonucunda &#8216;<strong>Pestel</strong>&#8216; gemisi mürrettebatı hayatını kaybetmişti. Benzer faciayı &#8216;<strong>Aleksandr</strong> <strong>Ulyanov</strong>&#8216; gemisi de yaşamış, <strong>Naziler</strong>, <strong>23 Şubat 1943</strong>&#8216;te <strong>Tuapse</strong> limanını bombalarken gemi de saldırıya hedef olmuştu.</p>
<p><strong>Türkiye,</strong> ayrıca <strong>SSCB</strong> müttefiklerinin gemilerine <strong>Sovyetler</strong>&#8216;e ilaç ürünlerin taşınması için <strong>Boğazlar</strong>&#8216;dan geçmesine izin vermişti.</p>
<p><strong><em>Savaş öncesi Türk Diplomatlar, Stalin’i Alman Saldırısı hakkında bilgilendirdi!</em></strong></p>
<p><strong>II. Dünya Savaşı’</strong>nın başlamasından önceki süreçte <strong>Türk diplomatlar </strong>(<strong>MAH</strong>mensupları) edindikleri bilgileri <strong>Sovyet </strong>meslektaşlarıyla paylaşmış, <strong>Almanya’nın, Sovyetler Birliği</strong>’ne saldıracağı konusunda <strong>Moskova’yı</strong> defalarca uyarmıştı.</p>
<p>İlk uyarı <strong>1939</strong>’da <strong>Budapeşte</strong>’ye atanan <strong>Türkiye</strong>&#8216;nin <strong>Macaristan</strong> <strong>Büyükelçisi Ruşen Eşref Ünaydın</strong> tarafından <strong>Temmuz 1940</strong>’ta yapıldı. Çünkü <strong>Türk Büyükelçiliği</strong>nin yaygın istihbarat ağı, <strong>Sovyetler Birliği</strong>’nin de takdir ettikleri bir durumdu.</p>
<p>Hatta <strong>Sovyet</strong> yetkilileri, önceki yıllarda başkent <strong>Budapeşte</strong>’de büyükelçiliklerinin bulunmadığı yıllarda özellikle <strong>Macaristan</strong>’daki faaliyetleri için <strong>Türkiye</strong>’den yardım istemişlerdi.</p>
<p><strong>Büyükelçi Ünaydın, Sovyet Elçisi Şaronov</strong>’la <strong>Alman</strong> birliklerinin <strong>Macaristan</strong>üzerinden <strong>Romanya</strong>’ya hareket ettiği bilgisini paylaştı.</p>
<p>Ancak <strong>Sovyet Elçisi Şaronov</strong>’ın bu bilgiyi, <strong>Moskova</strong>’ya aktarmakla yetindiği görülür.</p>
<p><strong>1940</strong> yılında <strong>Almanya, İtalya ve Japonya</strong> arasında <strong>Üçlü Pakt </strong>imzalanmasının ardından, <strong>Türkiye’nin Tokyo Büyükelçisi Ferit Tek</strong>; <strong>17</strong> <strong>Eylül 1939</strong>’da <strong>Yüksek Sovyet Meclisi </strong>tarafından <strong>Japonya</strong> <strong>Büyükelçiliği’</strong>ne atanan <strong>Sovyet Elçisi K. Smetanin</strong>’i <strong>Tokyo</strong>’da ziyaret etmiş, <strong>Adolf Hitler</strong> yönetimindeki<strong> Almanya</strong>’nın,<strong>Sovyetler</strong>’e saldıracağı konusunda uyarıda bulunmuştu.</p>
<p><strong>Türk Elçi</strong>, saldırı amacıyla <strong>Almanya’nın SSCB’yi güneydoğu yönünden kuşatmak için Romanya ve Macaristan’da </strong>bazı askeri faaliyetlerde bulunduğuna dikkat çekmişti.</p>
<p><strong>Sovyet Elçi Smetanin</strong>&#8216;in, <strong>Almanya</strong> ve <strong>SSCB</strong> arasında <strong>saldırmazlık anlaşması</strong>bulunduğunu hatırlatması üzerine <strong>Büyükelçi Tek, </strong>gülümseyerek, “<strong>Ama sadece görünüşte öyle, bu kâğıt üstünde bir anlaşma&#8230;</strong>” demişti.</p>
<p>Dediği gibi de oldu.</p>
<p>Yine aynı yıl <strong>1940</strong>’da<strong> Tokyo</strong>&#8216;daki <strong>Türkiye Büyükelçiliği</strong>&#8216;nde düzenlenen <strong>29 Ekim Cumhuriyet Bayramı</strong> resepsiyonunda <strong>Büyükelçi Ferit Tek, Sovyet mevkidaşı Smetanin</strong>’i bir kez daha, “<strong><em>Almanya, Avrupa zaferinin ardından mutlaka size doğru harekete geçecek</em></strong>” sözleriyle uyarma gereği hissetmişti.</p>
<p><strong><em>Sakızlı Rum Çocuğunun Türkleşmesi ve Türk Devletine Hizmeti…</em></strong></p>
<p><strong>Sovyetler Birliği </strong>yetkililerine <strong>Türk Diplomatları</strong>nın uyarılarının ardı arkası kesilmez.<strong>4 Ocak 1941</strong>’de <strong>Türkiye</strong>&#8216;nin <strong>Berlin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Nurettin Ferruh Alkent, Sovyet Büyükelçisi V.Dekanozov</strong>’a <strong>Almanya</strong>’nın <strong>Sovyetlere saldıracağı</strong>konusunda uyarıda bulunur.</p>
<p><strong>13 Ocak</strong>’ta <strong>Türk diplomat Nurettin Ferruh Alkent</strong>, <strong>Sovyet</strong> mevkidaşıyla yaptığı bir diğer görüşmede <strong>Romanya-SSCB</strong> sınırında çok sayıda <strong>Nazi</strong> askerinin bulunduğunu söyler.</p>
<p><strong>Nurettin Ferruh Alkent</strong>, <strong>Saray Baş Teşrifatçısı Ferruh Bey</strong>’in oğluydu.</p>
<p><strong>Dr. Rıza Tevfik,</strong> kendi öğrencisi olan <strong>Nurettin Ferruh Alkent</strong>’in Babası Ferruh Efendi’nin, <strong>Sakız</strong>’dan getirilip <strong>Müslüman</strong> <strong>ailelerinde</strong> terbiye gören <strong>Rum çocukları</strong>ndan olduğu bilgisini verir.</p>
<p><strong>Nureddin Ferruh,</strong> henüz on yedi yaşındayken <strong>1895</strong> yılında <strong>‘Şafak Sadaları</strong>’ isimli şiir kitabını tab ettirmişti. <strong>Almanca, Rumca, İngilizce,</strong> <strong>Fransızca, Japonca</strong> ve <strong>Macarca</strong>biliyordu.</p>
<p><strong><em>Stalin, Türkiye’nin Sovyetler’e saldırmayacağından emin olunca, Türk sınırındaki Kızıl Ordu birliklerini Stalingrad cephesine kaydırdı…</em></strong></p>
<p><strong>Rusya Dışişleri Bakanlığı</strong>&#8216;na bağlı <strong>Moskova Uluslararası İlişkiler Enstitüsü</strong>(MGİMO) öğretim görevlisi, emekli diplomat <strong>Prof.Dr. Yuri Dubinin,</strong> <strong>Türkiye</strong>&#8216;nin<strong> 2. Dünya Savaşı</strong>&#8216;nın kaderini değiştirdiğine dair iddiaları hiç de yabana atılacak gibi değil.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/hitlervsstalinbyaliaksiej-d74yzzw2.jpg.png" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Dubinin</strong>’in aktardığı anekdota göre; <strong><em>Sovyet lideri Josef Stalin 1942 </em></strong><em>sonbaharında</em><strong><em>SSCB’nin Ankara Büyükelçisi Sergey Vinogradov</em></strong><em>&#8216;u acilen </em><strong><em>Moskova</em></strong><em>&#8216;ya çağırır.</em></p>
<p><strong><em>Stalin</em></strong><em>&#8216;in üç kere &#8220;</em><strong><em>Söyler misin, Türkiye bize karşı savaş açacak mı açmayacak mı</em></strong><em>&#8221; diye ısrarla sorması üzerine </em><strong><em>Vinogradov</em></strong><em>, &#8220;</em><strong><em>Hayır yoldaş Stalin&#8230;</em></strong><em>&#8221; diye yanıt verir. </em></p>
<p><em>Güneyden bir saldırı gelmeyeceğine sonunda ikna olan </em><strong><em>Stalin,</em></strong><em> </em><strong><em>Türk</em></strong><em> sınırındaki </em><strong><em>Kızıl Ordu</em></strong><em> birliklerini </em><strong><em>Stalingrad</em></strong><em> cephesine kaydırdı.</em> Bu birliklerin <strong>Sovyetler</strong>&#8216;in savaşı kazanmasında önemli rol oynadığı biliniyor, Stalingrad çatışması da savaşın dönüm noktası sayılıyor.</p>
<p><strong><em>II. Dünya Savaşı’nda Türkiye, Almanya yanlısı politika takip etti…</em></strong></p>
<p><strong>Türkiye; 2. Dünya Savaşı’</strong>nda <strong>Trakya</strong> sınırına kadar ilerleyen <strong>Almanya</strong> ve müttefiklerini kışkırtmadan, <strong>Almanya</strong> yanlısı bir politika izlemek yolu ile savaşa girmeme politikasını benimsemişti.</p>
<p><strong>Alman</strong> denizaltılarının <strong>Odesa</strong> ve daha sonra <strong>Sivastopol</strong>’den tahliye harekâtı yürüten<strong>Sovyet</strong> gemilerine büyük kayıplar verdirdiği süreçte, <strong>Türkiye, Montrö</strong> anlaşmasının hükümlerini çiğneyen <strong>Alman</strong> savaş gemilerinin <strong>Karadeniz</strong>’e çıkışına göz yummuştu.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/alman_denizaltY.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>2. Dünya Savaşı </strong>yıllarında <strong>Alman</strong> silah sanayiinin en çok ihtiyaç duyduğu hammaddelerden biri de <strong>”Krom”</strong>du.<strong> </strong></p>
<p><strong>Krom,</strong> <strong>vasıflı çelik üretiminde</strong> olmazsa olmaz bir hammaddeydi ve bu <strong>çelik</strong> de savaşın en önemli silahı olan <strong>tank</strong> <strong>yapımında</strong> kullanılmaktaydı.</p>
<p><strong>Alman silah sanayi</strong> için vazgeçilmez bir hammadde olan <strong>krom</strong> satışının giderek artan kotalar ile devam etmesi ve <strong>İnönü Hükümeti’</strong>nin bu politikası en çok <strong>ABD</strong> ve<strong>İngiltere</strong>’yi rahatsız ediyordu</p>
<p><strong>İngiltere</strong> ve <strong>ABD</strong> <strong>Dışişlerinin</strong> arka arkaya vermiş oldukları notalar sonucunda,<strong>Türkiye, Almanya’</strong>ya yaptığı krom sevkiyatını <strong>21 Nisan 1941</strong>’de durdurdu ve baskıyla <strong>2 Ağustos 1944</strong>’te <strong>Almanya</strong> <strong>ile ilişkilerini </strong>kesti.</p>
<p><strong>İngiltere</strong>, <strong>20 Şubat 1945</strong>’te,<strong> Türkiye</strong>’ye bir muhtıra vererek, <strong>25 Nisan</strong>’da müttefikler arasında yapılacak olan <strong>San Francisco Konferansı</strong>’na, <strong>1 Mart 1945</strong>’ten önce <strong>Almanya</strong>’ya savaş ilan eden ülkelerin davet edileceğini, <strong>Türkiye</strong>’nin de bu tarihten önce savaşa girmeye karar verirse, <strong>BM Bildirisi’</strong>ne katılabileceğini bildirdi.</p>
<p><strong>Türkiye</strong> de bunun üzerine <strong>23 Şubat 194</strong>5’te, <strong>Almanya</strong> ve <strong>Japonya</strong>’ya savaş ilan etti ve<strong> 27 Şubat</strong>’ta da<strong> BM Bildirisi</strong>’ni imzaladı. Bunun üzerine <strong>5 Mart</strong>’ta konferansa resmen davet edildi ve böylece <strong>BM’nin kurucu üyeleri</strong> arasına katıldı.</p>
<p><strong><em>Amerika ve İngiltere’nin Türkiye’yi işgal planlarını Sovyet Rusya Bozdu…</em></strong></p>
<p><strong>ABD ve İngiltere</strong>&#8216;nin <strong>II. Dünya Savaşı</strong>&#8216;nda <strong>Moskova</strong> ile yaptığı müzakerelerin tutanakları, &#8220;<strong><em>Stalin liderliğindeki Sovyetlerin o dönemde Türkiye&#8217;den Kars ve Ardahan&#8217;ı talep ettiğini ve Boğazlar&#8217;da üs istediğini</em></strong>&#8221; ortaya koymuştu.</p>
<p>Biraz da <strong>Türk</strong> yetkilileri korkutmak için abartılan bu belgelerde ayrıca, <strong>Stalin</strong>&#8216;in dünyanın çeşitli ülkelerinden <strong>Ermenileri, SSCB</strong>&#8216;ye getirttiğini ve onları, işgal etmek istediği <strong>Doğu Anadolu</strong>&#8216;ya yerleştirmeyi amaçladığı, <strong>Doğu Anadolu</strong>&#8216;yu işgaline haklı zemin oluşturma çabası içerisinde <strong>SSCB</strong>&#8216;ye getirttiği <strong>Ermenileri</strong> kullanmaya çalıştığı yer alıyordu.</p>
<p>Aslında <strong>Amerikalılar</strong> ve <strong>İngilizler,</strong> <strong>Türkiye</strong>’ye ölümü gösterip sıtmaya razı etmeyi düşünüyordu. Çünkü<strong> ABD ve İngiltere</strong>, <strong>Boğazlar</strong> konusunda <strong>Sovyet</strong> taleplerini bir noktaya kadar desteklemekteydi.</p>
<p><strong><em>ABD ve İngiltere Türkiye’nin haberi olmadan Boğazları, Sovyet Rusya ile pazarlık konusu yapmıştı…</em></strong></p>
<p><strong>Eylül 1945</strong>’de toplanan <strong>Müttefik Devletler Dışişleri Bakanları Kurulu</strong>, <strong>Montrö Anlaşması’</strong>nın değiştirilmesi anlamında belli prensipler üzerinde anlaşmasına rağmen,  sonradan eklenen <strong>Sovyet</strong> talepleriyle ilgili mutabakat sağlayamamıştı.</p>
<p>Ne yazık ki günümüzde <strong>Türkiye</strong>’nin sözde müttefiki geçinen <strong>ABD</strong> ve <strong>İngiltere,</strong><strong>Türkiye</strong>’yi çok yakından ilgilendiren bu toplantıya davet dahi etmemişlerdi.</p>
<p><strong>Kasım 1945</strong>’de <strong>ABD</strong> ve <strong>İngiltere</strong>; <strong>Alman</strong> gemi ve denizaltılarının<strong> 2. Dünya Savaşında Karadeniz</strong>’e geçişlerini bahane ettiler.</p>
<p><strong>Türkiye</strong>’nin savaşta <strong>Montrö Anlaşmasını Almanya lehine çiğnediğini</strong> ileri sürerek,<strong>Boğazlar</strong> konusundaki değişiklik talebi ile ilgili ayrı ayrı <strong>Türkiye’ye nota</strong> verdiler.</p>
<p>Bu notaların dili, diplomatik bir şekilde de olsa, temel olarak <strong>Sovyetler</strong>’in <strong>Boğazlar üzerindeki taleplerini </strong>kısmen destekler içerikteydi ve <strong>Sovyetlerle birlikte Boğazlara çökmek</strong> gibi amaç taşıyordu.</p>
<p>Buna göre <strong>ABD</strong> ordusu ve <strong>İngiliz</strong> ordusu, <strong>Çanakkale</strong> ve <strong>İstanbul</strong> boğazlarını kontrol edecek, <strong>Türkiye’de</strong> askerlerini konuşlandıracaktı.</p>
<p><strong><em>Sovyetler ABD/İngiltere’nin işgal planını bozmak için Türkiye’den toprak talebinde bulundu…</em></strong></p>
<p><strong>Sovyetler</strong>, <strong>1946</strong> yılına girildiğinde <strong>Türkiye</strong> üzerindeki baskılarını artırdı. <strong>Sovyet</strong>talepleri, <strong>Boğazlar</strong>’da askeri üs verilmesi ve <strong>Karadeniz</strong> <strong>Ülkelerinin</strong> (ki tamamı Sovyet işgali altında idi.) engelsiz bir şekilde <strong>Boğazları</strong> kullanması ile sınırlı kalmayıp;<strong>Kars</strong> ve <strong>Ardahan</strong>’ın da terk edilmesini kapsıyordu.</p>
<p>Aslınsa <strong>Stalin,</strong> <strong>blöf</strong> yapmıştı.</p>
<p>Niyet başkaydı.</p>
<p><strong>7 Ağustos 1946</strong>’da <strong>Sovyet</strong> ültimatomu <strong>Türkiye</strong>’ye ulaştı.</p>
<p><strong>Ültimatom,</strong> kaba bir dil ile <strong>Boğazlar</strong> rejiminin derhal <strong>Sovyetler Birliği’</strong>nin talepleri doğrultusunda değiştirilmesini talep ediyordu.</p>
<p><strong>Sovyetler</strong>’in bu çıkışı “<strong>-Bana rağmen bu işgali yapamazsınız</strong>” anlamını taşıyordu. Ayrıca <strong>ABD</strong> ve <strong>İngiltere</strong> ile arasına mesafe koyarak; “Paylaşımda <strong>aslan payını</strong>kaptırmam!..” gibi inceden bir mesaj da veriyordu.</p>
<p><strong>Stalin</strong>’in hamlesi işe yaradı; <strong>ABD/İngiltere</strong>’nin <strong>Türkiye’yi, Boğazlar üzerinden işgal planları </strong>suya düştü ve alelacele <strong>ABD</strong> ve <strong>İngiltere</strong>, <strong>Türkiye</strong>’ye olan garanti ve desteklerini açıklamak zorunda kaldı.</p>
<p>.</p>
<p><strong>Ömür Çelikdönmez</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/2-dunya-savasinda-turkler-ruslari-almanlardan-ruslar-da-turkleri-abd-ve-ingiltereden-nasil-kurtardi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD, İngiltere Almanya ve Fransa Anlaştı: Sokaklar Karışacak! Hedefleri Türk Baharı!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/abd-ingiltere-almanya-ve-fransa-anlasti-sokaklar-karisacak-hedefleri-turk-bahari/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/abd-ingiltere-almanya-ve-fransa-anlasti-sokaklar-karisacak-hedefleri-turk-bahari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2019 08:29:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Baharı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10208</guid>

					<description><![CDATA[Mehmet Akif’i okuyanlar bilir; “Tarih’i, ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?” dizeleriyle önemli bir uyarıda bulunur. Yahya Kemal de “Kökü mazide olan atiyiz” diye boşuna demez. Zaman tünelinde geçmişe yolculuk iyidir. ”Arap Baharı” nasıl “Arap Cehennemi” oldu? 2010 yılında başlayan ve günümüzde de süren, Arap Dünyası’nda yaşanan halk hareketleri “Arap Baharı” diye adlandırılıyor. 17 Aralık 2010, Tunus’ta bir gencin kendini yakmasının ardından tüm Tunus halkının giriştiği eylemle beraber Arap coğrafyasında sokak eylemleri başladı. Birçok Arap ülkesi halkı, Tunus’tan etkilenip “özgürlük” diye sokaklara döküldü. Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Ürdün, Yemen gibi ülkeler, ArapBaharı’ndan etkilenen ülkelerdi. Tunus&#8216;ta başlayan isyanlar dört ülkede liderlerin değişmesine, Libya, Suriye ve Yemen&#8216;de ise iç savaşa yol açtı. Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre; Arap Baharı&#8216;yla başlayan protesto hareketleri, bölgedeki büyümeyi 2011 yılından bugüne kadar 614 milyar dolar aşağıçekti. Arap Baharı; Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları taleplerinden ortaya çıkmış; bölgesel, toplumsal bir siyasi-silahlı hareket olmasına rağmen, ABD veAvrupa Birliği ülkelerinin müdahalesiyle emperyalizmin bu coğrafyayı yeniden düzenleme operasyonuydu. “Arap Cehennemi”nde kitle iletişim araçlarının rolü! Ortadoğu-Kuzey Afrika&#8216;da kitlelerin başlattığı &#8221;Arap Baharı&#8217;&#8216; eylemlerinde kitleleri harekete geçiren organize gelişmelerle ilgili sosyal medyanın etkilerini hiç düşündünüz mü? “Arap Baharı/Cehennemi” sürecinde internet, hiçbir alan ve konuyla sınırlandırılamayan, bütün dünyanın sınırlarını aşarak yepyeni bir ortamın oluşmasını sağladı. Kendine özgü sanal bir evren ve bu sanal evrene özgü kültürel değerler yaratan bu yeni ortamla, yeni toplumsal ve bireysel ilişki biçimleri şekillendi; yeni kültürel kimlikler ortaya çıktı ve en önemlisi yeni sosyal ve ekonomik taleplerinoluşmasının itici gücü oluşturuldu. ABD ve Avrupa teknolojisinin sunduğu toplumsal paylaşım ağları -ki buna “Sosyal Medya” &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mehmet Akif</strong>’i okuyanlar bilir; “<strong><em>Tarih’i, ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?</em></strong>” dizeleriyle önemli bir uyarıda bulunur.</p>
<p><strong>Yahya Kemal </strong>de “<strong><em>Kökü mazide olan atiyiz</em></strong>” diye boşuna demez. Zaman tünelinde geçmişe yolculuk iyidir.</p>
<p><strong><em>”Arap Baharı” nasıl “Arap Cehennemi” oldu?</em></strong></p>
<p><strong>2010</strong> yılında başlayan ve günümüzde de süren, <strong>Arap Dünyası’</strong>nda yaşanan halk hareketleri “<strong>Arap</strong> <strong>Baharı</strong>” diye adlandırılıyor.</p>
<p><strong>17 Aralık 2010,</strong> <strong>Tunus</strong>’ta bir gencin kendini yakmasının ardından tüm <strong>Tunus</strong> halkının giriştiği eylemle beraber <strong>Arap coğrafyasında</strong> sokak eylemleri başladı. Birçok <strong>Arap ülkesi halkı</strong>, <strong>Tunus’tan</strong> etkilenip “<strong>özgürlük”</strong> diye sokaklara döküldü.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/Arap_BaharY_tunus.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Tunus</strong>, <strong>Mısır</strong>, <strong>Libya</strong>, <strong>Suriye</strong>, <strong>Bahreyn</strong>, <strong>Ürdün</strong>, <strong>Yemen</strong> gibi ülkeler, <strong>Arap</strong><strong>Baharı</strong>’ndan etkilenen ülkelerdi. <strong>Tunus</strong>&#8216;ta başlayan isyanlar dört ülkede liderlerin değişmesine,<strong> Libya, Suriye</strong> ve <strong>Yemen</strong>&#8216;de ise iç savaşa yol açtı.</p>
<p><strong>Birleşmiş Milletler</strong> (BM) raporuna göre; <strong>Arap Baharı</strong>&#8216;yla başlayan protesto hareketleri, bölgedeki büyümeyi <strong>2011</strong> yılından bugüne kadar <strong>614</strong> <strong>milyar dolar aşağı</strong>çekti.</p>
<p><strong>Arap Baharı</strong>; <strong>Arap</strong> halklarının <strong>demokrasi, özgürlük ve insan hakları </strong>taleplerinden ortaya çıkmış; bölgesel, toplumsal bir siyasi-silahlı hareket olmasına rağmen, <strong>ABD</strong> ve<strong>Avrupa Birliği</strong> ülkelerinin müdahalesiyle <strong>emperyalizmin bu coğrafyayı yeniden düzenleme</strong> operasyonuydu.</p>
<p><strong><em>“Arap Cehennemi”nde kitle iletişim araçlarının rolü!</em></strong></p>
<p><strong>Ortadoğu-Kuzey Afrika</strong>&#8216;da kitlelerin başlattığı &#8221;<strong>Arap Baharı&#8217;</strong>&#8216; eylemlerinde kitleleri harekete geçiren <strong>organize</strong> <strong>gelişmelerle</strong> ilgili <strong>sosyal medyanın etkileri</strong>ni hiç düşündünüz mü?</p>
<p>“<strong>Arap Baharı/Cehennemi”</strong> sürecinde <strong>internet</strong>, hiçbir alan ve konuyla sınırlandırılamayan, bütün dünyanın sınırlarını aşarak yepyeni bir ortamın oluşmasını sağladı.</p>
<p>Kendine özgü <strong>sanal bir evren</strong> ve bu <strong>sanal evrene özgü kültürel değerler</strong> yaratan bu yeni ortamla, <strong>yeni toplumsal ve bireysel ilişki biçimleri</strong> şekillendi; <strong>yeni kültürel kimlikler</strong> ortaya çıktı ve en önemlisi <strong>yeni sosyal ve ekonomik taleplerin</strong>oluşmasının itici gücü oluşturuldu.</p>
<p><strong>ABD</strong> ve <strong>Avrupa</strong> teknolojisinin sunduğu<strong> toplumsal paylaşım ağları</strong> <em>-ki buna “</em><strong><em>Sosyal Medya</em></strong><em>” da deniliyor-</em> ile daha hızlı ve daha az maliyetle birbirleriyle iletişim kurabilen birey ya da topluluklar, iktidarlara karşı söz konusu ağları son derece etkin kullanabildi.</p>
<p><strong>2011</strong> yılının ilk aylarında başta <strong>Ortadoğu</strong> ve<strong> Kuzey Afrika</strong>’da başlayan halk hareketlerinin örgütlenme ve iletişim aracı olarak “<strong>Sosyal Medya”</strong> araçlarından yararlanılmasının ardından, yaşanan halk hareketlerine “<strong>Sosyal Medya Devrimi</strong>” gibi tanımlamalar yapılmaya başlandı.</p>
<p><strong>Emperyalizm,</strong> yeni bir yöntem bulmuştu ve bu yöntemi kullanmaya devam etti.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/sosyal_medya_kupu.png" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Sömürülmeye eğilimli ve <strong>batı</strong> <strong>eğitimli</strong> <strong>halk</strong> <strong>kitleleri,</strong> “<strong>Mal bulmuş mağribi</strong>” gibi<strong>sosyal medya araçlarına</strong> sarıldılar.</p>
<p><strong>Sarıldıkları yılan,</strong> onları sokmakta gecikmedi.</p>
<p>Çünkü birileri, onların kulaklarına, “<strong><em>Sosyal medyanın, devrimci grupların katılım, örgütlenme ve eğitim masraflarını azaltmasına imkân sağlayan bir araç olduğunu</em></strong>” fısıldamıştı.</p>
<p>Sosyal medya/toplumsal paylaşım ağlarının (Facebook, Instagram, Twitter, Telegram, Myspace, Linkedln vb.) <strong>iktidarlardan memnun olmayan halkların sokaklara dökülmesinde</strong> ne kadar etkin olduğu görüldü.</p>
<p><strong><em>Ukrayna ve Türkiye’de Facebook ve Twitter, İran’da Telegram…</em></strong></p>
<p><strong>Sosyal medya</strong>, genç kuşağın sosyal hayatta yaptıklarını  birbirlerine göstermek ve dünyaya duyurmak açısından en önemli araçlardan biri.</p>
<p><strong>Ukrayna</strong>’da <strong>21 Kasım 2013</strong> tarihinde başlayan protestolarda da sosyal medya çok önemli bir rol oynadı.</p>
<p>Sosyal medya üzerinden bilgi paylaşımı yoğun olarak devam etti. Özellikle “<strong>Facebook”</strong>ve “<strong>Twitter</strong>” uygulamaları aracılığıyla katılımcılar tarafından aktarılan <strong>bilgiler</strong> devamlı güncellendi.</p>
<p><strong>28 Mayıs 2013</strong>’te başlayan “<strong>Gezi</strong> <strong>Parkı</strong>” eylemleri sırasında “<strong>Twitter”</strong> <strong>İstanbul</strong>,<strong>Ankara</strong> ve <strong>İzmir</strong> gibi merkezlerde eylemlerin organize edilmesinde, eylemcilerden yaralananlara “<strong>tıbbi müdahale”</strong>de bulunulmasında büyük işlev gördü. <strong>30 milyonu aşan üye</strong> sayısıyla “<strong>Facebook”</strong> olup bitenlerin <strong>Anadolu</strong>’da duyulmasında etkiliydi.</p>
<p><strong>İran</strong>’da en popüler mobil mesajlaşma uygulaması “<strong>Telegram”</strong> eylemcilerin gözdesi. Olayların büyüme potansiyelini göz önünde bulunduran İran makamları, protestoları sınırlamak için sosyal medya platformu “<strong>Telegram</strong>”ı zaman zaman engelliyor.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/telegram_iran.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>“<strong>Telegram</strong>”, <strong>80 milyon</strong> nüfusa sahip <strong>İran’da</strong> yaklaşık <strong>40 milyon kişi tarafından</strong>kullanılan yaygın bir sosyal medya ağı. Ücretsiz mesajlaşma servisi, “<strong>Telegram</strong>”, haberleşmeyi sağlıyor.</p>
<p><strong>Rus Pavel Valeriyeviç Durov</strong> tasarlamıştı. “<strong>Rusya’nın Mark Zuckerberg</strong>’i” olarak anılıyor. “<strong>Telegram</strong>”dan önce, <strong>2006</strong> yılında <strong>Rusya</strong>’da, “<strong>Facebook</strong>”un alternatifi olan “<strong>Vkontakte</strong>”yi kurmuştu.</p>
<p>“<strong>Telegram”</strong>, “<strong>Facebook</strong>”un satın aldığı “<strong>WhatsApp</strong>” uygulamasının bir numaralı rakibi. İki aşamalı şifreleme kullanan uygulama, diğer mesajlaşma hizmetlerine göre, “<strong>Daha hızlı ve daha güvenli”</strong> olduğu iddiasında.</p>
<p>Kullanıcılar, uygulama üzerinden arkadaşlarıyla mesajlaşarak birbirlerine dosya gönderebiliyor, 200 üyeye kadar grup konuşmaları oluşturabiliyor ve <strong>mesajların kendi kendini imha ettiği gizli mesajlaşmalar</strong> yaratabiliyor.</p>
<p><strong><em>ABD, İngiltere Almanya ve Fransa gizli servislerinin “Türk Baharı”nda kullanacakları sosyal medya aracı Youtube…</em></strong></p>
<p>Tarihte ilk kez, “<strong>4 farklı ülkeden 4 yayın Kuruluşu</strong>”nun bir araya gelerek açtığı “<strong>Tarafsız gündeme bağlan</strong>” mottosuyla ve “<strong>+90</strong>” ismiyle yayına başlayan kanal, ekonomiden siyasete, kadınların iş hayatındaki yerinden bilim kültüre kadar pek çok konuda içerik üreteceği iddiası ile yayına başladı.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/deutsche_welle_turk_youtbe_basYn_topl..jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>“<strong>Deutsche Welle</strong> (DW)<strong> Genel Müdürü Peter Limbourg&#8221;</strong> diğer üç partner kuruluşun temsilcileri ile birlikte <strong>İstanbul</strong>’da düzenlediği basın toplantısı ile “<strong>YouTube</strong>” kanalı yayınlarını başlattı.</p>
<p>“<strong>Deutsche Welle</strong>” ve işbirliği yaptığı üç yayın kuruluşunun kurduğu ve <strong>18 aylık hazırlık devresi sonrasında</strong> yayına başlayan  “<strong>YouTube</strong>” kanalının  amacı; “<strong>Türkiye’de ifade ve medya özgürlüğünü güçlendirmek!</strong>”</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/Peter_Limbourg_dw.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Yeni “<strong>YouTube</strong>” kanalının ilk yayınında, <strong>Türkiye</strong>’deki inşaat sektöründe yaşanan krizden, çocuk evliliğine kadar farklı konularda videolar yer aldı. Proje, <strong>Deutsche Welle</strong>’nin sorumluluğunda yürütülüyor.</p>
<p><strong><em>Kanalın kurulmasından Türkiyeli gazeteciler Erkan Arıkan ve Işıl Nergiz sorumlu…</em></strong></p>
<p><strong>1 Kasım 2018</strong>’de <strong>Deutsche Welle Türkçe</strong> yayınlarının yeni yöneticisi olarak göreve başlayan <strong>Erkan Arıkan</strong>’ın <strong>Deutsche Welle</strong>’de hayata geçirdiği ilk büyük proje olma özelliği taşıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/Erkan_ArYkan_DW.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>2018</strong> yılının sonunda <strong>Batı Alman Radyo ve Televizyon Kurumu</strong>’ndan (WDR)<strong>Deutsche Welle</strong>’ye geçen <strong>Erkan Arıkan</strong>, Türkçe Servisi Yöneticisi olarak görev yapıyor. Almanya doğumlu.</p>
<p>Berlin Hür Üniversitesi’nde hukuk eğitiminin yanı sıra aynı üniversitenin İletişim, Sosyal ve Siyasi Bilimler Fakültesi’nde <strong>gazetecilik</strong> <strong>eğitimi</strong> de aldı. <strong>Arıkan</strong>, üniversite öğrenimi sonrası haber kanalı “<strong>n-tv</strong>”de gazetecilik stajını tamamladı ve <strong>2003</strong> yılına kadar burada <strong>editör</strong> ve <strong>moderatör</strong> olarak görev yaptı. Türk ve Alman vatandaşı.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/IYYl_Nergiz__DW.png" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Berlin’de yaşayan <strong>Işıl Nergiz</strong> ise kendisini “<strong>Feminist</strong>” olarak tanımlıyor. Eğitim, DW Akademie, Almanya Potsdam Üniversitesi ile Leopold-Franzens-Universität Innsbruck mezunu.</p>
<p><strong>Deutsche Welle</strong>&#8216;de <strong>TV</strong> ve <strong>Sosyal Medya</strong> Muhabiri. <strong>İngilizce</strong>, <strong>Almanca</strong>, <strong>Fransızca</strong>ve <strong>Felemenkçe</strong> biliyor.</p>
<p><strong><em>Küresel ağ, dünyayı Türkiye aleyhine kışkırtmaya hazırlanıyor!</em></strong></p>
<p>Kendi ülkelerinin dışına yayın yapan dört kuruluş ilk kez işbirliği yapıyor.</p>
<p><strong>Deutsche Welle</strong>, 30 dilde “bağımsız haberler” sunuyor. <strong>Deutsche Welle </strong> (DW) ve<strong>France Medias Monde</strong> ( FFM), televizyon, radyo ve dijital platformları ile her hafta yaklaşık <strong>320 milyon</strong> dinleyici, izleyici ve takipçiye ulaşıyor.</p>
<p><strong>BBC</strong> <strong>Dünya Servisi</strong>’nin de farklı dillerde yaptığı radyo, televizyon ve internet yayınları farklı bölgelerde yayınlanıyor. <strong>BBC</strong>’nin uluslararası yayınları dünyada haftada <strong>279 milyon kişiye</strong> ulaşıyor.</p>
<p>Dördüncü partner, “<strong>Voice of America</strong>” ise <strong>ABD</strong>’nin en büyük uluslararası radyo ve televizyon kuruluşu. <strong>40’tan fazla dilde yayın</strong> yapan “<strong>Voice of</strong> <strong>America</strong>” haftada yaklaşık <strong>275 milyon kişiye</strong> ulaşıyor.</p>
<p><strong><em>Amaçları kar etmek değilse ne? Ne zamandan beri Avrupalı sömürgeciler, sağmadıkları keçinin önüne ot koymaya başladılar?</em></strong></p>
<p><strong>“France 24</strong>” İngilizce Servisi Müdürü <strong>Gallagher Fenwick</strong>; “<strong>Amacımız kâr etmek değil</strong>” diyor.</p>
<p><strong>Fenwick, <em>“Birbiriyle iletişim kurmayan insanların da birbiriyle irtibatta olduğu bir platform oluşturmak; yani köprüler inşa etmek için burdayız. Amacımız fikir dayatmak değil sorular sormak</em></strong>” diyor.</p>
<p>Onlara sorarsanız “<strong>Ciddi ve tarafsız gazetecilik”</strong> yapmaya devam edecekler.</p>
<p><strong>Türkçesi</strong>: <strong>Türk milletini kışkırtacaklar!</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/sosyal_medya.jpg" data-imageplus-ch="1" /></strong></p>
<p><strong>Deutsche Welle</strong> (DW) ve işbirliği yaptığı partnerleri, <strong>gazetecilikle işlenmiş</strong> (analiz edilmiş, yönlendirici kışkırtıcı, beyin yıkayıcı) <strong>bilgiler</strong>/<strong>görüntüler</strong> sunacak yeni “<strong>YouTube</strong>” kanalı ile <strong>Türkiye</strong>’deki takipçilerin yanı sıra ülkeleri dışında yaşayan<strong>Türkler</strong>’e de ulaşmayı hedefliyorlar.</p>
<p><strong>Alman “DW”, İngiliz “BBC”, Fransız yayın kuruluşu “France24” ve ABD’li “Voice of America</strong>” birlikte video içerikleri üreterek, “<strong>online/canlı”</strong> yayınlar yapacak.</p>
<p><strong>Dört yayın kuruluşu</strong>, bu kanalda röportajlar, arka plan bilgiler ve söyleşilerle toplumsal ve siyasete ilişkin konuları geniş bir yelpazede ele almayı hedefliyor.</p>
<p>“<strong>YouTube</strong>” üzerinden 4 kanalın açtığı <strong>“+90</strong>” bugün yayına başladı.</p>
<p>Daha önce benzeri görülmemiş bir işbirliğinin ürünü olan “<strong>plus 90</strong>”, 4 farklı ülkenin yayın organını <strong>Türkiye</strong> <strong>hedefiyle</strong> bir araya getirdi.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/omur_kap.Arap_BaharY_tunus.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>ABD, İngiltere, Almanya</strong> ve <strong>Fransa</strong> gizli servisleri, <strong>sözde gazetecilik</strong>, “<strong>Sosyal medya faaliyeti</strong>” görünümlü <strong>istihbarat</strong> <strong>operasyonlarına</strong> başladı.</p>
<p><strong>Türkiye Cumhuriyeti</strong> devletinin işi zor!</p>
<p>İktidarın işi zor!</p>
<p>Hele hele AK Parti’nin işi çok mu çok zor!</p>
<p>Bu müstevli müsveddelerinin unuttukları bir şey var; <strong>Türk Gençliği, </strong>birinci vazifesinin,<strong>Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’</strong>ni, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmek olduğunun bilince.</p>
<p>Haydi bilişimci gençler; gazeteci kılıklı ajanların “<strong>YouTube</strong>” kanalı projelerine pirim vermeyelim!</p>
<p>Buradan bağırıyorum, yöneticilerimiz uyuyor mu!..</p>
<p>.</p>
<p><strong>Ömür Çelikdönmez</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/abd-ingiltere-almanya-ve-fransa-anlasti-sokaklar-karisacak-hedefleri-turk-bahari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘ABD &#8211; Çin İstihbarat Savaşı’nda Huawei, İngiltere Savunma Bakanının Başını Yedi!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/abd-cin-istihbarat-savasinda-huawei-ingiltere-savunma-bakaninin-basini-yedi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/abd-cin-istihbarat-savasinda-huawei-ingiltere-savunma-bakaninin-basini-yedi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 May 2019 18:49:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10194</guid>

					<description><![CDATA[ABD’nin Çin merkezli iletişim ve bilişim firmalarına savaş açmasının en büyük kurbanı; “Made in China 2025” projesinin önemli sacayakları olan Huawei ve ZTE isimli devÇin şirketleri. Washington yönetimi bu şirketlerin; ABD’de faaliyet göstermesine asla rıza göstermediği gibi, müttefiki olarak gördüğü Avrupa Ülkelerini de baskılayarak Çinşirketlerine müsamaha gösterilmesini engelliyor. Bu çerçevede Kanada, Avustralya, Fransa, İngiltere gibi müttefiklerinde de yasaklanması için her türlü yöntem deneniyor. Huawei Şirketi’nin kurucusunun kızı ve halen şirketin Baş Finans Yöneticisi (CFO) olan Meng Vanzhou&#8216;nin, ABD&#8216;nin İran yaptırımlarını deldiği iddiasıyla Kanada’da tutuklanması bu yaptırımlara en net örnek. ABD, neden Huawei’e takık? Huawei Şirketi’nin kurucusu Ren Zhengfei, bir mühendis ve asker. Şirketin KurucusuRen Zhengfei, hem Çin Komünist Partisi üyesi hem de Çin ordusunda görev yapan bir mühendis. Her ne kadar bu, Çin için pek rastlanılmamış bir durum olmasa da ABDve Batı&#8216;da “Kaygı yaratan” bir özellik. 1944’te Çin&#8217;in Zhejiang eyaletinde dünyaya gelen Ren Zhengfei, Chongqing Üniversitesi&#8217;nden inşaat mühendisi olarak mezun oldu. Bir süre çeşitli firmalarda çalıştıktan sonra Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nda mühendisolarak görev yaptı. Ren Zhengfei’nin kurduğu ve geliştirdiği Huawei, Çin ordusu için kurulması istenen haberleşme sistemini geliştiren ve hükümetin yerli üreticiyi destekleyen adımlarıyla önce ülkesinde sektöre hakim olup daha sonra yurt dışına açıldı. Huawei günümüzde, 170&#8217;ten fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Huawei gelişimi, sıkı çalışması ve istikrarlı bir şirket liderliğiyle Çin’in dünya pazarında artan başarısının bir yansıması olduğu gibi küresel güç konumuna geldi. Huawei şirketi, Türkcell dahil, dünyanın en büyük 50 operatöründen 45&#8217;i için haberleşme çözümleri ve ekipmanlarının tedarikçisi. Çin ile ABD arasındaki ticaret savaşı siber savaşa döndü… &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD</strong>’nin <strong>Çin</strong> merkezli iletişim ve bilişim firmalarına savaş açmasının en büyük kurbanı; “<strong>Made in China 2025</strong>” projesinin önemli sacayakları olan <strong>Huawei</strong> ve <strong>ZTE</strong> isimli dev<strong>Çin</strong> şirketleri.</p>
<p><strong>Washington</strong> yönetimi bu şirketlerin; <strong>ABD</strong>’de faaliyet göstermesine asla rıza göstermediği gibi, müttefiki olarak gördüğü <strong>Avrupa Ülkeleri</strong>ni de baskılayarak <strong>Çin</strong>şirketlerine müsamaha gösterilmesini engelliyor.</p>
<p>Bu çerçevede <strong>Kanada, Avustralya, Fransa, İngiltere</strong> gibi müttefiklerinde de yasaklanması için her türlü yöntem deneniyor.</p>
<p><strong>Huawei Şirketi</strong>’nin kurucusunun kızı ve halen şirketin <strong>Baş Finans Yöneticisi </strong>(CFO) olan<strong> Meng Vanzhou</strong>&#8216;nin, <strong>ABD</strong>&#8216;nin <strong>İran</strong> yaptırımlarını deldiği iddiasıyla <strong>Kanada</strong>’da tutuklanması bu yaptırımlara en net örnek.</p>
<p><strong><em>ABD, neden Huawei’e takık?</em></strong></p>
<p><strong>Huawei Şirketi</strong>’nin kurucusu <strong>Ren Zhengfei</strong>, bir mühendis ve asker. Şirketin Kurucusu<strong>Ren Zhengfei</strong>, hem <strong>Çin Komünist Partisi</strong> üyesi hem de <strong>Çin ordusunda</strong> görev yapan bir mühendis. Her ne kadar bu, <strong>Çin</strong> için pek rastlanılmamış bir durum olmasa da <strong>ABD</strong>ve <strong>Batı</strong>&#8216;da “<strong>Kaygı yarata</strong>n” bir özellik.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/ren_zhengfei_huawei.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>1944</strong>’te <strong>Çin&#8217;in Zhejiang</strong> eyaletinde dünyaya gelen <strong>Ren Zhengfei,</strong> <strong>Chongqing Üniversitesi&#8217;</strong>nden inşaat mühendisi olarak mezun oldu.</p>
<p>Bir süre çeşitli firmalarda çalıştıktan sonra<strong> Çin Halk Kurtuluş Ordusu</strong>’nda <strong>mühendis</strong>olarak görev yaptı.</p>
<p>Ren Zhengfei’nin kurduğu ve geliştirdiği <strong>Huawei</strong>, <strong>Çin ordusu</strong> için kurulması istenen haberleşme sistemini geliştiren ve hükümetin <strong>yerli üreticiyi destekleyen</strong> adımlarıyla önce ülkesinde sektöre hakim olup daha sonra yurt dışına açıldı.</p>
<p><strong>Huawei</strong> günümüzde, <strong>170&#8217;ten fazla ülkede</strong> faaliyet gösteriyor.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/Huawei.png" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Huawei</strong> gelişimi, sıkı çalışması ve istikrarlı bir şirket liderliğiyle <strong>Çin’in</strong> dünya pazarında artan başarısının bir yansıması olduğu gibi <strong>küresel güç </strong>konumuna geldi.</p>
<p>Huawei şirketi, Türkcell dahil, dünyanın en büyük 50 operatöründen 45&#8217;i için haberleşme çözümleri ve ekipmanlarının tedarikçisi.</p>
<p><strong><em>Çin ile ABD arasındaki ticaret savaşı siber savaşa döndü…</em></strong></p>
<p><strong>Telekom devi Huawei, Çin&#8217;in</strong> en başarılı küresel şirketleri arasında. <strong>ABD</strong> ile <strong>Çin</strong>arasındaki ticari rekabetten kaynaklı anlaşmazlık<strong> Çin şirketlerini</strong> de etkiliyor.</p>
<p><strong>ABD Ticaret Bakanlığı</strong>, güvenlik riskleri nedeniyle <strong>Çin&#8217;in</strong> devlet tarafından işletilen en büyük telekom operatörü <strong>China Mobile</strong>&#8216;e lisans verilmemesini istedi.</p>
<p><strong>ABD</strong> ile <strong>Çin</strong> ticaret savaşının temeli, <strong>ABD Başkanı Donald Trump</strong>’ın <strong>1 Mart</strong>’ta ilan ettiği kararla birlikte, <strong>çelik</strong> ithalatında <strong>yüzde 25</strong>, <strong>alüminyum</strong> ithalatında<strong> yüzde 10 gümrük vergisi </strong>uygulamaya başlamasıyla atıldı.</p>
<p><strong>Washington’ın 6 Temmuz’da Çin&#8217;den</strong> ithal edilen <strong>34 milyar dolar </strong>değerindeki<strong>800&#8217;den fazla ürüne yüzde 25 ek gümrük vergisi </strong>uygulama kararıyla seviye atlayan ticaret savaşının en önemli konu başlıklarından biriyse <strong>inovasyon</strong>.</p>
<p><strong>ABD,</strong> inovasyon alanında üstünlüğünü kaybetmeye başlaması sebebiyle ciddi kaygılar taşıyor.</p>
<p><strong>Çin</strong> kendi gelişim sürecine karşılık <strong>ABD’nin</strong> ek vergi listelerini <strong>havacılık, telekomünikasyon ve yapay zeka</strong> gibi kulvarlarda uyguladığını belirtiyor.</p>
<p><strong>ABD Adalet Bakanlığı, Huawei’</strong>yi “<strong>Banka dolandırıcılığı ve Amerikan şirketine ait ticari sırları çalmak”</strong>la ve “<strong>ABD yaptırımlarını ihlal ederek İran’a ekipman satmak için Hong Kong’da paravan bir şirket kullanmak”</strong>la suçluyor.</p>
<p><strong>Çin&#8217;in</strong> donanımsal bir saldırı ile <strong>ABD&#8217;li</strong> telekomünikasyon şirketlerine sızdığı iddia edilmişti.</p>
<p><strong>Çin</strong> hükümeti; <strong>ABD&#8217;li</strong> anakart üreticisi <strong>Super Micro</strong>&#8216;nun, <strong>Çin&#8217;de</strong> üretilen anakartlarına çip yerleştirmiş ve bu anakartların kullanıldığı sunuculara sızmayı başarmıştı.</p>
<p>Bu sayede <strong>Çin</strong> hükümetinin <strong>Apple</strong> ve <strong>Amazon</strong> başta olmak üzere, onlarca <strong>Amerikan şirketine</strong> ve hükümete ait verilere erişebildiği iddia ediliyordu.</p>
<p>Ancak <strong>Apple</strong>, <strong>Amazon</strong> ve <strong>Super Micro</strong>&#8216;nun yanı sıra hem <strong>Çin</strong> hükümeti hem de <strong>ABD</strong>hükümeti bu iddiaları reddetmişti.</p>
<p><strong><em>Madem doğru değil, ABD neden kırmızı görmüş boğa gibi Çinli Şirketin üzerine saldırıyor? </em></strong></p>
<p><strong>ABD</strong>, <strong>Huawei&#8217;nin</strong> <strong>Çin</strong> hükümeti ile ilişkileri ve yeni nesil mobil teknoloji olan “<strong>5G”</strong>piyasasına küresel ölçekte egemen olması nedeniyle <strong>Batılı</strong> ülke vatandaşları, kurumları ve devletleri hakkında bilgi toplayabileceği iddiasında.</p>
<p><strong>Amerikalılar</strong>, <strong>Çinli</strong> şirketlerin <strong>ABD&#8217;deki</strong> rakipleriyle <strong>özel hayatın gizliliği</strong>ne dair aynı düzenlemelere tabi olmadıklarını söylüyor.</p>
<p>Amerikalıların bu konuda şakası yok.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/huawei_5g.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi</strong>, <strong>2012</strong> yılında hazırladığı raporda, telekom şirketleri <strong>Huawei</strong> ve <strong>ZTE</strong>&#8216;nin <strong>ABD</strong>&#8216;de faaliyet göstermesine izin verilmesi halinde haberleşmeyi izleyebileceklerini ve hatta elektrik şebekesi gibi <strong>ABD</strong>&#8216;deki altyapı tesislerine yönelik <strong>siber saldırılar</strong> düzenleyebileceklerini öne sürmüştü.</p>
<p><strong>ABD&#8217;de</strong> <strong>FBI</strong> ve <strong>CIA’nın</strong> dahil <strong>altı istihbarat kurumunun başkanları</strong> <strong>Kongre</strong>’de yaptıkları konuşmalarda, <strong>Amerikan</strong> halkını <strong>Huawei</strong> cihaz ve ürünleri kullanmamaları konusunda uyardı.</p>
<p>Sonuçta <strong>Washington</strong>; <strong>Huawei</strong>&#8216;yi bir &#8220;<strong>ulusal güvenlik tehdidi</strong>&#8221; olarak görüyor ve federal hükümet tarafından açılan ihalelere katılmasını yasaklıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/cinli_durbun_amerika.png" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Huawei</strong>&#8216;nin sahibi ve yöneticisi <strong>Zhengfei</strong> ise <strong>Huawei</strong>&#8216;nin özel bir şirket olduğunu ve<strong>Çin</strong> devleti ile tek ilişkisinin vergi ödemek olduğunu söylüyor.</p>
<p><strong><em>Avrupa Huawei konusunda Amerikan uyarılarını geçiştiriyor!</em></strong></p>
<p><strong>Avrupa Birliği</strong> (AB), <strong>siber güvenlik </strong>ve <strong>5G</strong> teknolojisi alanındaki tavsiyelerinde,<strong>ABD</strong>&#8216;nin <strong>Çin</strong> teknoloji firması <strong>Huawei</strong>&#8216;nin ürünlerinin yasaklanması çağrısını göz ardı etti.</p>
<p>Bu göz ardı edişin birden çok sebebi var. <strong>Çinlileri</strong> “<strong>Siber</strong> <strong>casusluk</strong>”la itham eden<strong>Amerikalıların</strong> bu alanda sabıka sicilleri çok da temiz sayılmaz. Al birini vur öbürüne.</p>
<p><u><strong><em>İngiltere Savunma Bakanı görevinden azledildi&#8230;</em></strong></u></p>
<p><strong>İngiltere Ulusal Güvenlik Konseyi</strong>&#8216;nin <strong>Çin&#8217;in</strong> akıllı telefon devi <strong>Huawei&#8217;nin</strong> <strong>5G</strong>internet şebekesine erişmesine<strong> sınırlı izin </strong>verme kararı aldığı geçen hafta Çarşamba günü <strong>basına</strong> sızmıştı.</p>
<p><strong>İngiltere Başbakanı Theresa May</strong>, Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısı sonrasında &#8220;<strong>Huawei&#8217;ye bilgi sızdırdığı</strong>&#8221; iddiasıyla <strong>Savunma Bakanı Gavin Williamson</strong>&#8216;ı görevden aldı. <strong>Williamson</strong>&#8216;ın yerine Uluslararası Kalkınma Bakanı <strong>Penny Mordaunt</strong>getirildi.</p>
<p><strong>Gavin Williamson</strong>, <strong>Rusya</strong>’da skandal ifadeleriyle tanınıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/Gavin_Williamson.jpeg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Williamson</strong>, geçen yılın Mart ayında <strong>23 Rus diplomatın sınır dışı </strong>edilmesinin ardından <strong>Moskova</strong>’nın olası misillemesiyle ilgili “<strong>Rusya çekip gitmeli ve çenesini kapamalı</strong>” demişti.</p>
<p><strong>Moskova</strong>, <strong>Williamson</strong>’un bu ifadesini İngiliz diplomasisindek<strong>i gerilemeye bağlamıştı. </strong>Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, <strong>Williamson</strong>’un muhtemelen yeterli eğitime sahip olmadığını söylemişti.</p>
<p><strong>Gavin Alexander Williamson;</strong> CBE 25 Haziran 1976 (42 yıl yaşında), İngiltere Scarborough doğumlu.  <strong>Raincliffe School</strong> ile <strong>Bradford Üniversitesi</strong>  <strong>Sosyal Bilimler</strong> alanından mezun.</p>
<p>2017&#8217;den beri Savunma Devlet Sekreteri olarak görev yapan İngiliz Muhafazakâr bir politikacı ve 2010&#8217;dan bu yana <strong>Güney Staffordshire Parlamento Üyesi</strong> olarak görev yapıyor.</p>
<p>Williamson, eski bir ilkokul öğretmeni olan: <strong>Joanne Eland</strong> ile evli. Çiftin iki kızı var, Annabel ve Grace.</p>
<p>Şömine üreticisi bir şirkette ve seramik firmasında pazarlama müdürü ve yönetici olarak çalışan <strong>Gavin Alexander Williamson</strong>’ın savunma alanında bir tecrübe ve eğitimi <strong>olmamasına</strong> rağmen bu göreve atanması İngiliz medyasında çok da tartışılmamıştı.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/ingiltere-savunma-bakani-williamson-gorevden-alindi-14.350.jpeg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>ABD,</strong> daha önce <strong>Huawei&#8217;nin</strong> mobil internette <strong>5G</strong> şebekesine erişmesine izin veren tüm müttefikleriyle istihbarat paylaşımını gözden geçireceğini açıkça söylemesine rağmen <strong>İngiltere Ulusal Güvenlik Konsey</strong>i&#8217;nin <strong>Çin&#8217;in</strong> akıllı telefon devi <strong>Huawei&#8217;nin</strong>5G internet şebekesine erişmesine sınırlı izin verme kararı alması, <strong>Amerikalıları</strong> çok kızdırmış olmalı ki, <strong>Gavin Alexander Williamson </strong>görevden uzaklaştırılarak gazlarına pansuman yapılıyor.</p>
<p><strong><em>Türkiye, Amerikalıların Çin ve dev şirketi Huawei’e kızgınlığını anlıyor…</em></strong></p>
<p><strong>Çin’i</strong> küresel ekonomiye entegre etmeyi hedefleyen “<strong>Bir Kuşak Bir Yol”</strong> altyapı projesinin ikinci zirvesi <strong>Nisan</strong>’ın son haftası <strong>Pekin</strong>’de  gerçekleştirildi. Zirvede <strong>37 ülke lideri</strong>  yer aldı.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/omur_kapak_huvei.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>2017</strong>’deki ilk zirvede <strong>Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan</strong>’ın temsil ettiği <strong>Türkiye</strong>’den ise toplantıya <strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turan</strong> katıldı.</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong>’ın  bu zirveye katılmaması <strong>Ankara</strong>’nın, <strong>Pekin</strong> yönetimin<strong>Doğu Türkistan</strong> halkına uyguladığı baskıları tasvip etmediği şeklinde yorumlanabilir.</p>
<p>Bir başka değerlendirme de <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong>’ın <strong>Pekin</strong>’deki zirveye katılmamasının “<strong>Trump’a mesaj</strong>” olduğu yönünde.</p>
<p><strong>Çin lideri Şi Cinping,</strong> zirvede yaptığı konuşmada, “<strong>Yeni İpekyolu</strong>” diye de adlandırılan bu projeyle, <strong>Pekin’in küresel hegemonya kurmaya çalıştığı</strong> iddialarını reddetti.</p>
<p><strong>İngiltere</strong>, <strong>Çin’le</strong> ekonomik ilişkilerini güçlendirme yolunda adımlar atıyor. <strong>Londra</strong>merkezli <strong>finans şirketleri Pekin’de</strong> soluklanıyor.</p>
<p>Çünkü paranın kokusunu alan bankerler kuşağı çok iyi biliyor ki; yeniden <strong>yükselen Çin’le berabe</strong>r dünya ekonomik merkezi de <strong>Asya Pasifik</strong> bölgesine kayıyor.</p>
<p><strong>Büyüyen Çin</strong>’in arkasındaki <strong>Avrupalı güç, İngiltere</strong>.</p>
<p><strong>Çin</strong> tarafı, “<strong>Uygur ayrılıkçı hareketi”</strong>nin ideolojik kaynağını “<strong>Pan İslamizm ve Pan Türkizm</strong>&#8221; olarak tanımlamaktadır.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/doYu_turkistan..jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Doğu Türkistan</strong> meselesi, daha ziyade “<strong>Amerika’nın Çin’e yönelik operasyonlarının anahtarı</strong>” durumunda.</p>
<p><strong>Uygurları,</strong> <strong>Çin yönetimine karşı şantaj malzemesi </strong>yapıyor.</p>
<p><strong>Türkiye</strong> ise <strong>Çin</strong> yönetiminin, <strong>Doğu Türkistan</strong>’daki zulümlerine <strong>fren</strong> olmanın peşinde. Dindaşlarına ve soydaşlarına yönelik her türlü zulüm ve işkenceyi ortadan kaldırmak istiyor.</p>
<p>.</p>
<p><strong>Ömür Çelikdönmez</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/abd-cin-istihbarat-savasinda-huawei-ingiltere-savunma-bakaninin-basini-yedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şimdi De Medya Savaşına Başladılar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/simdi-de-medya-savasina-basladilar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/simdi-de-medya-savasina-basladilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Dec 2018 14:45:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6599</guid>

					<description><![CDATA[İngiltere&#8217;nin Rus yayın kuruluşu Russia Today&#8217;e (RT) tarafsızlık kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle denetim uygulamasının ardından Moskova da benzer bir adımla karşılık verdi. İngiltere, Rus yayın kuruluşu Russia Today&#8217;e (RT) tarafsızlık kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle yaptırım uygulayacağını duyurdu. İngiltere İletişim Kurumu (Ofcom) perşembe günü yaptığı açıklamada Russia Today&#8217;in (RT) 7 haber programında yayın kuralı ihlalinde bulunduğunu duyurdu. Tarafsızlık kuralının ihlal edildiğinin öne sürüldüğü açıklamayla birlikte Rus yayın kuruluşu için yaptırım hazırlığı başladı. Rusya&#8217;dan &#8216;karşı atak&#8217; İngiltere&#8217;de atılan bu adımın ardından Rusya da BBC&#8217;yi hedef aldı. Rusya, İngiliz BBC yayın kuruluşunun televizyon kanalları ile internet sitelerinin yasalara uyumluluğunun araştırılması için soruşturma başlattı. Soruşturma açıldığı haberlerinin ardından BBC, kanalın Rusya’da kanunlara uyduğunu ve bağımsız habercilik yaptığını belirtti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise Londra’nın Russia Today&#8217;in lisansının iptal etmesi durumunda, aynı şekilde karşılık verileceğini belirtti. Geçtiğimiz hafta Zaharova, &#8220;yayıncılık örneği olarak tarafsız ve bağımsız yaklaşımı, profesyonelliği öne çıkardığını iddia eden BBC&#8217;nin gazetecilerinin ahlakı ayaklar altına aldığını&#8221; ifade etmişti. İngiltere&#8217;de bu yıl RT’nin ülkedeki lisansının iptal edilmesine yönelik çağrıların ardından 7 soruşturma başlatılmıştı. Kaynak: Euronews]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere&#8217;nin Rus yayın kuruluşu Russia Today&#8217;e (RT) tarafsızlık kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle denetim uygulamasının ardından Moskova da benzer bir adımla karşılık verdi.</p>
<p>İngiltere, Rus yayın kuruluşu Russia Today&#8217;e (RT) tarafsızlık kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle yaptırım uygulayacağını duyurdu.</p>
<p>İngiltere İletişim Kurumu (Ofcom) perşembe günü yaptığı açıklamada Russia Today&#8217;in (RT) 7 haber programında yayın kuralı ihlalinde bulunduğunu duyurdu. Tarafsızlık kuralının ihlal edildiğinin öne sürüldüğü açıklamayla birlikte Rus yayın kuruluşu için yaptırım hazırlığı başladı.</p>
<p><strong>Rusya&#8217;dan &#8216;karşı atak&#8217;</strong></p>
<p>İngiltere&#8217;de atılan bu adımın ardından Rusya da BBC&#8217;yi hedef aldı. Rusya, İngiliz BBC yayın kuruluşunun televizyon kanalları ile internet sitelerinin yasalara uyumluluğunun araştırılması için soruşturma başlattı. Soruşturma açıldığı haberlerinin ardından BBC, kanalın Rusya’da kanunlara uyduğunu ve bağımsız habercilik yaptığını belirtti.</p>
<p>Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise Londra’nın Russia Today&#8217;in lisansının iptal etmesi durumunda, aynı şekilde karşılık verileceğini belirtti. Geçtiğimiz hafta Zaharova, &#8220;yayıncılık örneği olarak tarafsız ve bağımsız yaklaşımı, profesyonelliği öne çıkardığını iddia eden BBC&#8217;nin gazetecilerinin ahlakı ayaklar altına aldığını&#8221; ifade etmişti.</p>
<p>İngiltere&#8217;de bu yıl RT’nin ülkedeki lisansının iptal edilmesine yönelik çağrıların ardından 7 soruşturma başlatılmıştı.</p>
<p>Kaynak: Euronews</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/simdi-de-medya-savasina-basladilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İngiltere Cemal Kaşıkçı&#8217;nın Kaçırılma Planını Biliyor muydu?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ingiltere-cemal-kasikcinin-kacirilma-planini-biliyor-muydu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ingiltere-cemal-kasikcinin-kacirilma-planini-biliyor-muydu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Oct 2018 17:13:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Kaşıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=3475</guid>

					<description><![CDATA[İngiliz Daily Express gazetesinin diplomasi editörü Marco Giannageli imzasıyla yayımlanan haberde, İngiltere Güvenlik ve İstihbarat Dairesi&#8217;nin (GCHQ), Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın kaçırılarak Suudi Arabistan’a götürülmesi için kraliyet çevresinden gelen emir ile ilgili Kraliyet Genel İstihbarat Müdürlüğü’nün iç iletişimlerini yakaladığı iddia edildi. Haberde bir istihbarat yetkilisinin, “Emirlerin kraliyet çevresinden bir kişiden geldiğini biliyoruz ama bunun Veliaht Prens Muhammed bin Selman’la bağlantılı olduğu konusunda doğrudan bir bilgimiz yok. Ancak bu onun emri veren kişi olmadığı anlamına gelmez” ifadelerine yer verildi. Aynı kaynağın ifade ettiğine göre, ilk emirler Kaşıkçı’yı önce yakalamak ve sorgulamak üzere Suudi Arabistan’a kaçırmaktı fakat plan alternatif çözümlere açık kapı bırakıyordu. Gazeteye konuşan istihbarat kaynakları, İngiliz istihbarat servisi MI6’in Suudi Arabistan’ı planı iptal etmesi için uyardığı fakat uyarıların Suudi Arabistan tarafından gözardı edildiğini açıkladı. Kaşıkçı’nın yakın bir arkadaşı tarafından gazeteye yapılan açıklamaya göre, Kaşıkçı Suudi Arabistan&#8217;ın Yemen&#8217;de kimyasal silah kullandığına ilişkin kanıtları toplamak üzereydi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İngiliz Daily Express gazetesinin diplomasi editörü Marco Giannageli imzasıyla yayımlanan haberde, İngiltere Güvenlik ve İstihbarat Dairesi&#8217;nin (GCHQ), Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın kaçırılarak Suudi Arabistan’a götürülmesi için kraliyet çevresinden gelen emir ile ilgili Kraliyet Genel İstihbarat Müdürlüğü’nün iç iletişimlerini yakaladığı iddia edildi.</p>
<p>Haberde bir istihbarat yetkilisinin, “Emirlerin kraliyet çevresinden bir kişiden geldiğini biliyoruz ama bunun Veliaht Prens Muhammed bin Selman’la bağlantılı olduğu konusunda doğrudan bir bilgimiz yok. Ancak bu onun emri veren kişi olmadığı anlamına gelmez” ifadelerine yer verildi. Aynı kaynağın ifade ettiğine göre, ilk emirler Kaşıkçı’yı önce yakalamak ve sorgulamak üzere Suudi Arabistan’a kaçırmaktı fakat plan alternatif çözümlere açık kapı bırakıyordu.</p>
<p>Gazeteye konuşan istihbarat kaynakları, İngiliz istihbarat servisi MI6’in Suudi Arabistan’ı planı iptal etmesi için uyardığı fakat uyarıların Suudi Arabistan tarafından gözardı edildiğini açıkladı. Kaşıkçı’nın yakın bir arkadaşı tarafından gazeteye yapılan açıklamaya göre, Kaşıkçı Suudi Arabistan&#8217;ın Yemen&#8217;de kimyasal silah kullandığına ilişkin kanıtları toplamak üzereydi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ingiltere-cemal-kasikcinin-kacirilma-planini-biliyor-muydu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuzey Afrika&#8217;nın Futbol Baharı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kuzey-afrikanin-futbol-bahari/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kuzey-afrikanin-futbol-bahari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Apr 2018 21:10:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[8. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Chelsea]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kupası]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol Baharı]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Khalid Boutaib]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Liverpool]]></category>
		<category><![CDATA[Malatyaspor]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Salah]]></category>
		<category><![CDATA[Şampiyonlar Ligi]]></category>
		<category><![CDATA[Youssef Msakni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=1949</guid>

					<description><![CDATA[Afrika’nın özellikle kuzey ülkelerinde siyasî gerilimlerin, devrimlerin, çöküşlerin yaşandığı bir dönemde futbolda oldukça farklı ve iyi şeyler oluyor. Golünü attıktan sonra secdeye kapanmasıyla taraftarının ve futbolseverlerin zihninde yer edinen Liverpool’un yıldızı Muhammed Salah bu sezonun sembol ismi oldu. Mısırlı Salah Kuzey Afrika’nın en önemli yıldızı ama yalnız değil! 2010’un son günlerinde başlayan, 2011’de yayılarak büyüyen Kuzey Afrika ve Orta Doğu hareketliliği etkisini sürdürmeye devam ediyor. Domino etkisi olarak nitelendirilen olaylar silsilesi şu an için Suriye’de tıkanmış vaziyette. Aradan geçen 7 yılda diğer ülkelerin de istikrara veya demokrasiye kavuştuğu söylenemez. İsyanlar içinde öne çıkan ülkelerden biri olan Mısır’da Hüsnü Mübarek devrilmiş, seçimle Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi ise 2013’teki darbe ile indirilmişti. O günden beri Abdülfettah es-Sisi (General Sisi) görevde. 2 Nisan’da ilan edilen seçim sonuçlarına göre yüzde 97,08 oy oranıyla neredeyse rakipsiz olan Sisi galip geldi. İkinci olan Mustafa Musa ise sadece 657 bin oy alabildi ve yüzde 2,92’de kaldı. Seçimlere katılımın yüzde 41,05 gibi çok düşük bir oranda kaldığı da unutulmasın tabii. Mısır seçimi ve siyaseti ayrı bir yazı konusu. Ama seçimle futbolu, siyasetle futbolu ilişkilendiren bir gelişme oldu seçimlerde: 1 milyon 762 bin 231 seçmen oyunu Muhammed Salah için kullandı. Evet, İngiltere’de Liverpool ile bu sezon masalsı bir performans &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Afrika’nın özellikle kuzey ülkelerinde siyasî gerilimlerin, devrimlerin, çöküşlerin yaşandığı bir dönemde futbolda oldukça farklı ve iyi şeyler oluyor. Golünü attıktan sonra secdeye kapanmasıyla taraftarının ve futbolseverlerin zihninde yer edinen Liverpool’un yıldızı Muhammed Salah bu sezonun sembol ismi oldu. Mısırlı Salah Kuzey Afrika’nın en önemli yıldızı ama yalnız değil!</strong></p>
<p>2010’un son günlerinde başlayan, 2011’de yayılarak büyüyen Kuzey Afrika ve Orta Doğu hareketliliği etkisini sürdürmeye devam ediyor. Domino etkisi olarak nitelendirilen olaylar silsilesi şu an için Suriye’de tıkanmış vaziyette. Aradan geçen 7 yılda diğer ülkelerin de istikrara veya demokrasiye kavuştuğu söylenemez. İsyanlar içinde öne çıkan ülkelerden biri olan Mısır’da Hüsnü Mübarek devrilmiş, seçimle Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi ise 2013’teki darbe ile indirilmişti. O günden beri Abdülfettah es-Sisi (General Sisi) görevde.</p>
<p>2 Nisan’da ilan edilen seçim sonuçlarına göre yüzde 97,08 oy oranıyla neredeyse rakipsiz olan Sisi galip geldi. İkinci olan Mustafa Musa ise sadece 657 bin oy alabildi ve yüzde 2,92’de kaldı. Seçimlere katılımın yüzde 41,05 gibi çok düşük bir oranda kaldığı da unutulmasın tabii.</p>
<p>Mısır seçimi ve siyaseti ayrı bir yazı konusu. Ama seçimle futbolu, siyasetle futbolu ilişkilendiren bir gelişme oldu seçimlerde: 1 milyon 762 bin 231 seçmen oyunu Muhammed Salah için kullandı. Evet, İngiltere’de Liverpool ile bu sezon masalsı bir performans sergileyen Salah için.</p>
<p><strong>Ülkesini Dünya Kupası’na Taşıdı</strong></p>
<p>Sezon başında 42 milyon avro (8 milyon bonus) bedelle Roma’dan Liverpool’a transfer olan Salah için ilk etapta soru işaretleri fazlaydı. Çünkü Basel’deki dikkat çeken performansını Chelsea’de devam ettirememişti. O yüzden yeniden Ada’ya dönmesi Kırmızılı taraftarları memnun etmemişti. Roma’da bir yeniden doğuş yaşamıştı ancak bugünden bakınca oradaki skorları Liverpool’un gol yollarına derman olur mu diye tartışılmıştı.</p>
<p>Salah ilk maçından itibaren tüm önyargıları kırdı. İngiltere Ligi bitmeden, futbol tatile girmeden 44 maç oynadı, 39 gol attı, 13 gol pası verdi şimdiye kadar. Şampiyonlar Ligi tarihinde bir sezonda en çok gol atan Afrikalı oyuncu oldu. Takımı Liverpool yarı finale çıkarken 8 gol attı. Gol sayısını artırma ihtimali var hâlâ. Yetmedi, Dünya Kupası elemelerinde kaydettiği 5 golle ülkesi Mısır’ı da sırtladı. 8 Ekim 2017’de Kongo’ya 90+4’te attığı penaltı golüyle 2-1 kazanılan maçta 28 yıl aradan sonra ülkesini Dünya Kupası’na uçurdu. Bugün Salah hem İngiltere’de hem de yurdunda büyük bir kahraman olmuş vaziyette. Her maç sonrası sosyal medya onun için yıkılıyor.</p>
<p><strong>Dominonun Diğer Taşları</strong></p>
<p>Kuzey Afrika futbolundaki bahar havası sadece Mısır’da yaşanmıyor. Fas 1998’den, Tunus 2006’dan sonra ilk kez bu yaz Dünya Kupası’nda sahaya çıkacak diğer ülkeler. Tunus’un elemelerdeki yenilgisiz liderliğinde bayrağı taşıyan isim forvet Youssef Msakni’ydi. 20 yıllık özlemi dindiren Fas’ta ise bizden isimleri görmek mümkün oldu. Elemelerde 4 gol kaydeden Evkur Yeni Malatyasporlu Khalid Boutaib performansı ile Rusya biletinin alınmasında başroldeydi. Fenerbahçe’den Nabil Dirar da vazgeçilmez isimlerden biri. Fas için kilit rol Hollanda doğumlu ve alt yaş kategorilerinde bu ülkenin formasını giyen Ajax oyuncusu Hakim Ziyech’te. Ziyech köklerine bağlı kalarak Fas’ı tercih etti; bunu yapmasaydı ülkesinin önemli bir kozdan yoksun olmasına sebep olabilirdi. Bu kararı ile takdir topladı on numara mevkiindeki oyuncu. Savunmada da Juventus’tan Medhi Benatia hayati öneme sahip. Fransa’da doğan ve U-18 için bu ülkeyi seçen Benatia da A Milli tercihini “baba ocağından” yana kullandı. Dünya Kupası’nda bu yaz yer alamasa da 2014’te hafızalara kazınan performansı ile adından söz ettiren Cezayir de bölgenin önemli bir gücü. Birçok ülkeye hatırı sayılır miktarda kalburüstü futbolcu ihraç ettiler.</p>
<p><strong>Neleri İyi Yapıyorlar?</strong></p>
<p>Mısırlı Salah, Premier League’de gollerini sıralarken, Cezayirli Riyad Mahrez ise aynı ligde Leicester City gibi bir takımı iki sene önce futbol tarihinin unutulmaz hikâyelerinden birisine imza atarak şampiyonluğa taşımıştı. Peki, bu etkiyi nasıl yaratabiliyorlar? Öncelikle oyuncu ihraç edebilmek çok önemli bu noktada. Bu ülkelerden çıkan isimler genç yaşta parladıktan sonra hemen Avrupa’ya yelken açıyorlar. Kıtanın futbol anlayışı ile kendi duygu yoğunluklu kültürlerini iyi harmanlayabiliyorlar. Bizim ülkemizdeki gibi aşırı paralar kazanıp kazık çakmıyorlar. Futbolcuların ailelerinin özellikle Fransa gibi ülkelere göç etmesi, alt yapılarını buralarda alabilmeleri de diğer bir etken. Coğrafi yakınlığı da unutmamak gerek. Asya’da veya Afrika’nın geri kalanında bir futbolcuyu gözlemlemektense Avrupa’ya bir hayli yakın olan bu ülkelerdeki maçların takibi hem yerinden izleme açısından hem de televizyon yayınları ile daha kolay. Bunun yanında çoğu isim son yıllarda iyi bir rol model olduklarının farkındalar. Bilinçli bir kariyer inşa ediyorlar. Artık o eski disiplinsiz, sorumsuz Kuzey Afrikalılar yok. Çünkü ülkelerindeki insanların tutunacak dalları futbol. Onca derdin içinde gurur duyacakları, mutlu olacakları bir alan bu spor. Öte yandan Avrupa’ya gittiklerinde Avrupalı gibi yaşamayı becerebiliyorlar. Geçmişte çoğu Türk futbolcunun yaptığı gibi “ben böyleyim, değişmem” demiyorlar. Son olarak dünyada milli takımların varlığının tartışılmaya açıldığı şu devirde bu bölgenin futbolcuları için milli takımda görev almak hala büyük önem taşıyor.</p>
<p>Yeteneklerini ülkelerine böylesine faydalı bir şekilde sunmalarının ana dinamiği de bu olsa gerek. Kuzey Afrika’da toplumları neler bekliyor, kestirmek güç ama yeşil sahalara gerçek anlamda bahar geldiği kesin.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kuzey-afrikanin-futbol-bahari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
