<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>inanç &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/inanc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Apr 2023 14:02:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>inanç &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dinsizlik de Bir Dindir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ateizm-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ateizm-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gündüz Demirhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 14:02:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18733</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Dinsiz olmanın güzel yanı ne biliyor musun? Cehenneme gidecek olman. Ölünce nereye gidecek olduğunu bilirsin.&#8221; The Glory Bir Kore filmi… Ne demek istediğini ben de tam olarak anlamadım ama, anladığım; bütün ateistlerin uçak düşmeye başlayıncaya kadar ateist kalacağı gibi bir şeydi. Gerçekten tanrı tanımazlık diye bir şey var mıdır, olabilir mi? Mesela… Daha önce hiç insan ayak basmamış olan ıssız adalardan birinde, kolumuzdaki saate benzer bir saat bulsak; bu kendiliğinden oluşmuştur, diyebilir miyiz? Evrimi reddetmiyorum… Darwincilik ayrı, evrim ayrı… Tekamül başka bir şey… İslam &#8220;la ilahe &#8211; tanrı ve put yok&#8221; ile başlar… &#8220;Ancak Allah var &#8211; İllallah&#8221; diye tamam olur Bütün putları ve tanrıları reddetmek çok büyük bir meydan okuyuştur… Bu söylemi çok da değerli buluyorum… Peki ya sonra… Sonra bu boşluk nasıl dolacak? Beynimiz, düşünce sistemimiz veya görünmeyen bir yazılım bir şeyler ortaya çıkarabiliyor ama tanrı yok… Ateizm derneğinin bile başkanı var ama kainatın sahibi yok… Bu çelişki değil mi? &#8220;Her şeyi tabiatın kendisi yapıyor&#8221; ise tabiatın kendisi nasıl bir şey? İslam, pagan dinler gibi yarı tanrı &#8211; yarı insan bir Yaratıcı tarifinden uzaktır. Yahudilik ve Hristiyanlık günümüzde bu yöne evrilmiştir. Ateizmin eleştirilerinin çoğu da zaten bu yönelimedir. İslam&#8217;a gelen eleştiriler ise İslam adına işlenen cinayetler ile başlamaktadır. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Dinsiz olmanın güzel yanı ne biliyor musun? Cehenneme gidecek olman. Ölünce nereye gidecek olduğunu bilirsin.&#8221; The Glory</p>



<p>Bir Kore filmi… Ne demek istediğini ben de tam olarak anlamadım ama, anladığım; bütün ateistlerin uçak düşmeye başlayıncaya kadar ateist kalacağı gibi bir şeydi.</p>



<p>Gerçekten tanrı tanımazlık diye bir şey var mıdır, olabilir mi?</p>



<p>Mesela… Daha önce hiç insan ayak basmamış olan ıssız adalardan birinde, kolumuzdaki saate benzer bir saat bulsak; bu kendiliğinden oluşmuştur, diyebilir miyiz?</p>



<p>Evrimi reddetmiyorum… Darwincilik ayrı, evrim ayrı… Tekamül başka bir şey…</p>



<p>İslam &#8220;la ilahe &#8211; tanrı ve put yok&#8221; ile başlar… &#8220;Ancak Allah var &#8211; İllallah&#8221; diye tamam olur</p>



<p>Bütün putları ve tanrıları reddetmek çok büyük bir meydan okuyuştur… Bu söylemi çok da değerli buluyorum… Peki ya sonra… Sonra bu boşluk nasıl dolacak?</p>



<p>Beynimiz, düşünce sistemimiz veya görünmeyen bir yazılım bir şeyler ortaya çıkarabiliyor ama tanrı yok… Ateizm derneğinin bile başkanı var ama kainatın sahibi yok… Bu çelişki değil mi?</p>



<p>&#8220;Her şeyi tabiatın kendisi yapıyor&#8221; ise tabiatın kendisi nasıl bir şey?</p>



<p>İslam, pagan dinler gibi yarı tanrı &#8211; yarı insan bir Yaratıcı tarifinden uzaktır. Yahudilik ve Hristiyanlık günümüzde bu yöne evrilmiştir. Ateizmin eleştirilerinin çoğu da zaten bu yönelimedir.</p>



<p>İslam&#8217;a gelen eleştiriler ise İslam adına işlenen cinayetler ile başlamaktadır. Elinden ve dilinden emin olunmayan Müslüman olamaz tanımını kimse görmemektedir. İyiliği yapıp emretmekle kalmayan ve üzerine kötülüğü uzaklaştırmayı da vaaz eden bir İslam&#8217;ı tanımayan çok az insan vardır. Namazı yaratıcı ile sohbet, orucu nefis terbiyesi, haccı birlik, zekatı gelir dağılımında adalet olarak görmek; belki kısmen bir şeyleri ifade edebilir ama İslam, Allah inancına iman ile bunları geçerli kılar.</p>



<p>Öyleyse nasıl bir Allah?</p>



<p>İslam, Allah&#8217;ı sıfatları ile bilmeyi kabul eder… Var olan, kadim ve baki, bir, eşsiz ve başkasına muhtaç olmayan sıfatlarla bir Allah vardır. Yaşayan, bilen, duyan, gören, güç ve irade sahibi olup, istediğini söylemek için söze ve dile ihtiyaç duymayan, ezelden ebede tek başına var olan bir Allah inancı İslamidir.</p>



<p>Eşi benzeri olmayan bir inancı tarife uğraşmak da bazen gereksizdir. Daha uzay ve kainatın zerresini tanıyamamış ve keşfedememiş iken; aklını, düşüncesini veya bir bilgisayar yazılımını, konuşma bilmeyen bir çocuğa tarif ederek anlatmak neyse, bazen Allah&#8217;ın varlığını izaha çalışmak da, o seviye bir uğraşıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ateizm-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suya Okuyup Onu İçmek veya Pirince Okuyup Onu Yemek Caiz Midir?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/suya-okuyup-onu-icmek-veya-pirince-okuyup-onu-yemek-caiz-midir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/suya-okuyup-onu-icmek-veya-pirince-okuyup-onu-yemek-caiz-midir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz KÖKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2023 13:34:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ayet]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18645</guid>

					<description><![CDATA[İnternete şöyle bir baktığımızda buna şöyle cevap verildiğini görüyoruz: &#8220;Korku ve hastalık gibi şeylerden korunmak için dua etmek ve âyet ile hadis gibi şeyleri yazıp taşımak ve suya okuyup onu içmek dinen caizdir.&#8221; Aslında genel kanaat de bu yöndedir diyebiliriz. Bunun delili olarak gösterilen tek bir hadisimiz var. O da bir sahabi uygulamasıdır. Hadis şöyledir: Abdullah b. Ömer Peygamber (sav)&#8217;den şöyle rivayet etmiştir: &#8220;Sizden biriniz uykuda korkarsa şöyle desin: &#8216;Allah&#8217;ın gazab ve azabından ve kullarının şerrinden, şeytanların vesvesesinden ve yanıma gelmelerinden eksikliği olmayan Allah&#8217;ın sözlerine sığınırım.&#8217; O zaman, hiçbir şey ona zarar vermez.&#8221; Abdullah b. Amr onları temyiz çağına gelen çocuklarına öğretir, temyiz çağına gelmeyen çocukları için yazıp onların boynuna asardı. (Tirmizi, Daavat, 94) Ortada sadece bu delil vardır. Muhtemelen rivayette geçen temyiz çağına gelmeyen çocuklar için dualar yazıp boynuna asılmasından, suya okuyup içilmesi gibi bir çıkarımda bulunulmuştur. Bu çıkarımın caiz olmadığını yani haram olduğunu söyleyemem. Böyle bir uygulamaya kerahatle caiz demenin daha uygun olduğunu düşünüyorum. Bu cevaz da kendine okuyup üflemekten aciz olanlar için olmalıdır. Normal şartlarda evla olan böyle bir uygulamayı terk etmektir. Zaten rivayetin kendisinden de bu doğal olarak anlaşılmaktadır. Bu konuda sünnet olan rukyedir, yani kişinin okuyup üflemesidir, denilebilir. Hz  Peygamber ve ashabın genelde yaptığı uygulama &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnternete şöyle bir baktığımızda buna şöyle cevap verildiğini görüyoruz:</p>



<p>&#8220;Korku ve hastalık gibi şeylerden korunmak için dua etmek ve âyet ile hadis gibi şeyleri yazıp taşımak ve suya okuyup onu içmek dinen caizdir.&#8221;</p>



<p>Aslında genel kanaat de bu yöndedir diyebiliriz. Bunun delili olarak gösterilen tek bir hadisimiz var. O da bir sahabi uygulamasıdır. Hadis şöyledir:</p>



<p>Abdullah b. Ömer Peygamber (sav)&#8217;den şöyle rivayet etmiştir:</p>



<p>&#8220;Sizden biriniz uykuda korkarsa şöyle desin: &#8216;Allah&#8217;ın gazab ve azabından ve kullarının şerrinden, şeytanların vesvesesinden ve yanıma gelmelerinden eksikliği olmayan Allah&#8217;ın sözlerine sığınırım.&#8217; O zaman, hiçbir şey ona zarar vermez.&#8221; Abdullah b. Amr onları temyiz çağına gelen çocuklarına öğretir, temyiz çağına gelmeyen çocukları için yazıp onların boynuna asardı. (Tirmizi, Daavat, 94)</p>



<p>Ortada sadece bu delil vardır. Muhtemelen rivayette geçen temyiz çağına gelmeyen çocuklar için dualar yazıp boynuna asılmasından, suya okuyup içilmesi gibi bir çıkarımda bulunulmuştur. Bu çıkarımın caiz olmadığını yani haram olduğunu söyleyemem. Böyle bir uygulamaya kerahatle caiz demenin daha uygun olduğunu düşünüyorum. Bu cevaz da kendine okuyup üflemekten aciz olanlar için olmalıdır. Normal şartlarda evla olan böyle bir uygulamayı terk etmektir. Zaten rivayetin kendisinden de bu doğal olarak anlaşılmaktadır. </p>



<p>Bu konuda sünnet olan rukyedir, yani kişinin okuyup üflemesidir, denilebilir. Hz  Peygamber ve ashabın genelde yaptığı uygulama budur. Yukarıdaki rivayette görüldüğü gibi okuyup üfleyemeyen temyiz çağına erişmemiş çocuklara farklı bir uygulama yapılabilir. Suya okuyup içmek veya pirince okuyup onu yemek gibi uygulamalarla, hele bir de bu uygulamalar sosyal medya aracılığıyla zihinlere ulaşıyorsa çok yanlış algıların ortaya çıkması oldukça muhtemeldir. Dolayısıyla açık bir delili olmayan, ancak birtakım çıkarımlar sayesinde bir hükme ulaşılan bu konuda en azından kamuya açık ve başkasını böyle şeylere teşvik etme noktasında geri durmakta ve yanlış algılar ortaya çıkarmamakta fayda vardır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/suya-okuyup-onu-icmek-veya-pirince-okuyup-onu-yemek-caiz-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İman Varsa İntihar Yoktur (Mu?)</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/iman-varsa-intihar-yoktur-mu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/iman-varsa-intihar-yoktur-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halit Kaçın]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jan 2022 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[İntihar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18011</guid>

					<description><![CDATA[Her ne zaman bir intihar olayı gündeme düşse, söz ve kalem sahibi bazı zevat hemen din-iman-ahiret hamasi söylemine koyuluyor. İntiharı Müslüman olmamaya ya da dini değerlerden uzak yaşam sürmeye indirgeyen bu hamaset, faydalı olmak şöyle dursun, tasavvur edilenin ötesinde yıkıma sebep olmakta, toplumla özellikle de gençlerle sağlıklı iletişim kurma imkanını zorlaştırmaktadır. Dinlemek ve anlamaya çalışmak yok, sebep-sonuç ilişkisi üzerinde durmak yok, veriye dayalı tahlil yok, sadece hamaset ve ezber tekrarı var. Bir insanı hayatını sonlandırmaya götüren sebeplerin en önemlilerinden birisi hiç şüphesiz inanç bunalımı ve zayıflığıdır. Ancak her intihar olgusu bununla açıklanamaz; somut olayda etkili olan sebepler tespit ve tahlil edilerek değerlendirmede bulunmak gerekir. Çok önemli bir nokta da, Müslüman olmanın, başta intihar olmak üzere büyük günahlardan masumiyeti garanti etmediğidir. Pekala Müslüman da çeşitli zaafların, bunalım ve travmaların etkisiyle cinayet işleyebilir, Allah korusun ana-baba ya da evlat katili olabilir, intihar edebilir. Kısa yoldan hamasi söylemlere sarılmak yerine, biraz gözlem, ilmi veri toplama, tefekkür, hikmet, basiret gerekir. Bir de büyük laf etmemeli. Allah korusun, insan ağzından çıkanlarla, kaleminden dökülenlerle sınanır da altında kalır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Her ne zaman bir intihar olayı gündeme düşse, söz ve kalem sahibi bazı zevat hemen din-iman-ahiret hamasi söylemine koyuluyor.</p>



<p>İntiharı Müslüman olmamaya ya da dini değerlerden uzak yaşam sürmeye indirgeyen bu hamaset, faydalı olmak şöyle dursun, tasavvur edilenin ötesinde yıkıma sebep olmakta, toplumla özellikle de gençlerle sağlıklı iletişim kurma imkanını zorlaştırmaktadır.</p>



<p>Dinlemek ve anlamaya çalışmak yok, sebep-sonuç ilişkisi üzerinde durmak yok, veriye dayalı tahlil yok, sadece hamaset ve ezber tekrarı var.</p>



<p>Bir insanı hayatını sonlandırmaya götüren sebeplerin en önemlilerinden birisi hiç şüphesiz inanç bunalımı ve zayıflığıdır. Ancak her intihar olgusu bununla açıklanamaz; somut olayda etkili olan sebepler tespit ve tahlil edilerek değerlendirmede bulunmak gerekir.</p>



<p>Çok önemli bir nokta da, Müslüman olmanın, başta intihar olmak üzere büyük günahlardan masumiyeti garanti etmediğidir. Pekala Müslüman da çeşitli zaafların, bunalım ve travmaların etkisiyle cinayet işleyebilir, Allah korusun ana-baba ya da evlat katili olabilir, intihar edebilir.</p>



<p>Kısa yoldan hamasi söylemlere sarılmak yerine, biraz gözlem, ilmi veri toplama, tefekkür, hikmet, basiret gerekir.</p>



<p>Bir de büyük laf etmemeli. Allah korusun, insan ağzından çıkanlarla, kaleminden dökülenlerle sınanır da altında kalır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/iman-varsa-intihar-yoktur-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Terimler Değer Yüklüdür, Tasavvurdan Soyutlanamaz</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/terimler-deger-yukludur-tasavvurdan-soyutlanamaz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/terimler-deger-yukludur-tasavvurdan-soyutlanamaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halit ÇALIŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2020 07:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16454</guid>

					<description><![CDATA[Her terim, üretildiği/ait olduğu kültür ve medeniyetin değerlerini taşır, ona vücut veren temel kabullerden ve tasavvurdan soyutlanamaz. Bu husus göz önünde bulundurulmadan bir terimin doğru anlaşılması mümkün değildir. Bu duruma bağlı olarak başka bir medeniyetin terimlerine (demokrasi, laiklik, liberalizm gibi),&#160; kendince anlam yüklemesinde bulunulamaz. Ya olduğu gibi benimsenir ya da reddilir, fakat ayıklama ve yakıştırmada bulunarak içi boşaltılamaz. Bu açık bir çarpıtma ve tahrif oluşturur. Şayet bir terimin ilgili olduğu alanda ifadelendirme ihtiyacı duyuluyorsa, yapılması gereken, kendi medeniyet değerleriniz çerçevesinde terim üretmektir. Sezai Karakoç bu meselede bakın ne diyor: &#8220;İslâm&#8217;da devlet idaresi ve siyasî rejim, demokratiktir veya antidemokratiktir, totaliterdir ve antitotaliterdir demek yanlıştır. Bu bir medeniyeti, başka bir medeniyetin terimleriyle açıklamak ve hükümleriyle değerlendirmek olur ki, ancak değerlendiren medeniyetin üyeleri için bir anlam taşır.&#8221; (Farklar, 2. Baskı 1975, s. 58). Terimler değer yüklüdür, inançtan ve tasavvurdan soyutlanamaz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Her terim, üretildiği/ait olduğu kültür ve medeniyetin değerlerini taşır, ona vücut veren temel kabullerden ve tasavvurdan soyutlanamaz. Bu husus göz önünde bulundurulmadan bir terimin doğru anlaşılması mümkün değildir.</p>



<p>Bu duruma bağlı olarak başka bir medeniyetin terimlerine (demokrasi, laiklik, liberalizm gibi),&nbsp; kendince anlam yüklemesinde bulunulamaz. Ya olduğu gibi benimsenir ya da reddilir, fakat ayıklama ve yakıştırmada bulunarak içi boşaltılamaz. Bu açık bir çarpıtma ve tahrif oluşturur.</p>



<p>Şayet bir terimin ilgili olduğu alanda ifadelendirme ihtiyacı duyuluyorsa, yapılması gereken, kendi medeniyet değerleriniz çerçevesinde terim üretmektir.</p>



<p>Sezai Karakoç bu meselede bakın ne diyor: &#8220;İslâm&#8217;da devlet idaresi ve siyasî rejim, demokratiktir veya antidemokratiktir, totaliterdir ve antitotaliterdir demek yanlıştır. Bu bir medeniyeti, başka bir medeniyetin terimleriyle açıklamak ve hükümleriyle değerlendirmek olur ki, ancak değerlendiren medeniyetin üyeleri için bir anlam taşır.&#8221; (Farklar, 2. Baskı 1975, s. 58).</p>



<p>Terimler değer yüklüdür, inançtan ve tasavvurdan soyutlanamaz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/terimler-deger-yukludur-tasavvurdan-soyutlanamaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Covid-19 ve İnanç Özgürlüğü</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/covid-19-ve-inanc-ozgurlugu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/covid-19-ve-inanc-ozgurlugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cemal Toptancı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2020 09:49:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[covid 19]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14447</guid>

					<description><![CDATA[Dünya çapında küresel bir musibet yaşıyoruz. En son Dünya Sağlık Örgütü’nün verdiği rakamlara göre halen 4,5 milyon insanın Covid-19 hastalığına yakalandığını ve 400 bine yakın insanın da hayatını kaybettiğini biliyoruz.Bütün dünyayı adeta esir alan bu musibetten önce, günümüz dünya insanları olarak ırk, mezhep, din, vatan, bayrak ve devlet kavramlarının ve kutsalları sanki biz insanlar dizayn etmişiz gibi bir intiba içindeydik.Oysa dünyanın ne kadar küçük olduğunu, ve biz dünya insanlarının aynı evin içinde yaşadığımızı Çin’in Vuhan eyaletinde bu hastalığa ilk yakalanan Çinli Doktor Li Venliang bize aslında ölürken acıyla göstermiş oldu.Ülkemize musibetin gelişi alınan önlemlerle her ne kadar sonraları ulaştı ise de, nihayet dediğimiz gibi aynı dünyada yaşıyor olmamız bu süreci çok daha ötelere kaydırmaya imkân vermedi.Bu küresel hastalığa bugün itibariyle yakalanan hasta sayımız, 150 bine yakın olurken vefat eden vatandaşlarımızın sayısı ise 4 bin 55 olmuştur.Tedbirler devam ederken camilerimizin kapalı tutulması da bu bağlamda bizim jenerasyon içinde darbeler ve olağanüstü haller dışında ülke tarihimiz için bir ilk olmuştur.Önümüzde bir Ramazan Bayramında da aynı tedbirlerin devam edeceğini ve sokağa çıkmanın bayram sürecinde devam edeceği şimdiden belli olmuş durumda.Gelelim Hac mevsiminin de bu musibetin devam ettiği bu süreçte sağlıklı bir mevsim olmayacağı endişesi ve öngörüsü ilgililer için gündemde.Bugün gerek Diyanet İşleri Başkanımızın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dünya çapında küresel bir musibet yaşıyoruz. En son Dünya Sağlık Örgütü’nün verdiği rakamlara göre halen 4,5 milyon insanın Covid-19 hastalığına yakalandığını ve 400 bine yakın insanın da hayatını kaybettiğini biliyoruz.<br>Bütün dünyayı adeta esir alan bu musibetten önce, günümüz dünya insanları olarak ırk, mezhep, din, vatan, bayrak ve devlet kavramlarının ve kutsalları sanki biz insanlar dizayn etmişiz gibi bir intiba içindeydik.<br>Oysa dünyanın ne kadar küçük olduğunu, ve biz dünya insanlarının aynı evin içinde yaşadığımızı Çin’in Vuhan eyaletinde bu hastalığa ilk yakalanan Çinli Doktor Li Venliang bize aslında ölürken acıyla göstermiş oldu.<br>Ülkemize musibetin gelişi alınan önlemlerle her ne kadar sonraları ulaştı ise de, nihayet dediğimiz gibi aynı dünyada yaşıyor olmamız bu süreci çok daha ötelere kaydırmaya imkân vermedi.<br>Bu küresel hastalığa bugün itibariyle yakalanan hasta sayımız, 150 bine yakın olurken vefat eden vatandaşlarımızın sayısı ise 4 bin 55 olmuştur.<br>Tedbirler devam ederken camilerimizin kapalı tutulması da bu bağlamda bizim jenerasyon içinde darbeler ve olağanüstü haller dışında ülke tarihimiz için bir ilk olmuştur.<br>Önümüzde bir Ramazan Bayramında da aynı tedbirlerin devam edeceğini ve sokağa çıkmanın bayram sürecinde devam edeceği şimdiden belli olmuş durumda.<br>Gelelim Hac mevsiminin de bu musibetin devam ettiği bu süreçte sağlıklı bir mevsim olmayacağı endişesi ve öngörüsü ilgililer için gündemde.<br>Bugün gerek Diyanet İşleri Başkanımızın gerekse Dışişleri Bakanımızın yaptıkları açıklama da HAC farizesinin eda edileceği cihetinde kesin bir beyanatta bulunmayışları ayrıca bu konunun bizce Ramazan Bayramı sonrası çokça konuşulup tartışılacağını şimdiden söyleyelim.<br>Hac, dinimizin eda şartlarıyla sınırladığı bir farzımız. Bu konuda elbette ilahiyatçıların görüşlerine müracaat edip geçmişten günümüze Müslümanlarca eda edilen Hac mevsimleri için günümüzde engel görülen bir musibet yaşanmış mıdır, yaşanmışsa Müslümanların bu konuda tasarrufları ne olmuştur elbette ki Diyanet İşlerimiz buna cevap vermede yetkili olacaktır.<br>Ama önümüzdeki zaman dilimi içinde Hac farizasının eda edilmesinde bizce şimdiden tedbirlerimiz için bir saik olarak ertelenmesi hem ülkemiz gündeminden bir an önce düşmesine hem de bu konuda gereksiz tartışmaların önüne geçilmiş olacaktır.<br>Cemaatle kılınan vakit namazlarını ve Cuma namazlarını insanlarımızın hayatlarının riske edilmemesi açısından alınan tedbirlerle önlenmesi gibi Hac farizasının da bu minval üzere ertelenmesi mutlaka uygulanmalıdır.<br>Ancak, bazı tartışmaların da önünü kesme amaçlı olarak;<br>-Bu yıl kurada Hac’a gitmede isimleri çıkmış olan vatandaşlarımızın hakları zayi olmayacak şekilde gelecek mevsime ertelenmesi.<br>-Hac farizaları erteletilen vatandaşlarımızın vefatları halinde, bir vasiyetname ile kendi haklarını devredecekleri vekilleri içinde gitme imkânlarının sağlanması</p>



<p>-Bu konuda isteyen Hacı adaylarının Hac için ayırdıkları bütçelerini devletin denetiminde ilgili kurumları tarafından yoksul ve yardımı hak edenlere dağıtılması<br>-Kesecekleri Kurbanlarını da böylece memleketlerinde kesmeleri<br>Covid-19 Hastalığının ülkemizde görüldüğü Mart ayının ilk iki haftası içinde Umre’de bulunan vatandaşlarımız üzerinden anti program yapan inanç özgürlüğüne karşı duruş ve söz sergileyenlere de böylece yalan ve yanlış beyanlarıyla inançlı insanlara karşı hakaretlerin önüne de geçilmiş olur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/covid-19-ve-inanc-ozgurlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
