<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İmam &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/imam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 Jun 2021 14:14:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>İmam &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bizim Mahallenin Süper İmamı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bizim-mahallenin-super-imami/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bizim-mahallenin-super-imami/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Enver Etik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2021 13:10:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İmam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17410</guid>

					<description><![CDATA[Bizim mahallenin bir cami imamı var… öyle bildiğiniz imamlardan değil… Bizim imam da her Cuma günü cematten yardım toplar… ama öyle camiye yardım adı altında toplamaz. Camiye her gelen elinden geldiğince yardımda bulunmaya çalışır… hatta namaza gelmeyenler bile namaza gidenlerle para gönderir… Toplanan para her hafta oluşturulan fonda toplanır ve cami girişinde ilan edilir. Her yıl Ekim ayında toplanan paralarla fidan alınır. Bu fidanlar alınırken de, çevredeki fidancılarla sıkı pazarlıklar yapılır. Bir amme hizmeti yapıldığı için fidancılar da kâr gütmez ve çok uygun fiyattan fidan verirler… Sonra belediye ile görüşülür. Belediye, fidan dikiminde gönüllü olanlar için otobüs tahsis eder, ayrıca alınan fidanları dikim alanına nakleder… mahalleli bu iyilik hareketinde yer almak için birbiriyle yarışır… dikime o kadar çok kişi gider ki, bu fidan dikim günleri bir panayır gibi olur… insanlar evlerinden börekler, kekler, sarmalar getirir… herkes birbirine ikramda bulunur… mahallenin tüm renklerini orada görürsünüz, kimse kimseyi giyimi kuşamı, inancı nedeniyle ötekileştirmez… Mahallemizin üstündeki kel tepe, 10 yıl aradan sonra şimdi bir orman oldu… mahalleli o tepeye doğru bakarken haklı bir gurur yaşıyor… şimdi belediye yeni bir alan gösterdi, herkes heyecanla o alana fidan dikecekleri günü bekliyor… Dedim ya, bizim imam başka imam… Göreve başladığında caminin altında kirada olan dükkanı boşalttı. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bizim mahallenin bir cami imamı var… öyle bildiğiniz imamlardan değil…</p>



<p>Bizim imam da her Cuma günü cematten yardım toplar… ama öyle camiye yardım adı altında toplamaz. Camiye her gelen elinden geldiğince yardımda bulunmaya çalışır… hatta namaza gelmeyenler bile namaza gidenlerle para gönderir… Toplanan para her hafta oluşturulan fonda toplanır ve cami girişinde ilan edilir. Her yıl Ekim ayında toplanan paralarla fidan alınır. Bu fidanlar alınırken de, çevredeki fidancılarla sıkı pazarlıklar yapılır. Bir amme hizmeti yapıldığı için fidancılar da kâr gütmez ve çok uygun fiyattan fidan verirler…</p>



<p>Sonra belediye ile görüşülür. Belediye, fidan dikiminde gönüllü olanlar için otobüs tahsis eder, ayrıca alınan fidanları dikim alanına nakleder… mahalleli bu iyilik hareketinde yer almak için birbiriyle yarışır… dikime o kadar çok kişi gider ki, bu fidan dikim günleri bir panayır gibi olur… insanlar evlerinden börekler, kekler, sarmalar getirir… herkes birbirine ikramda bulunur… mahallenin tüm renklerini orada görürsünüz, kimse kimseyi giyimi kuşamı, inancı nedeniyle ötekileştirmez…</p>



<p>Mahallemizin üstündeki kel tepe, 10 yıl aradan sonra şimdi bir orman oldu… mahalleli o tepeye doğru bakarken haklı bir gurur yaşıyor… şimdi belediye yeni bir alan gösterdi, herkes heyecanla o alana fidan dikecekleri günü bekliyor…</p>



<p>Dedim ya, bizim imam başka imam…</p>



<p>Göreve başladığında caminin altında kirada olan dükkanı boşalttı. Dükkana önce masalar sandalyeler geldi. Sonra oraya bir mutfak yaptırıldı. Tabi bu durum o zaman çok dedikodu konusu oldu. Herkes imamın o dükkanı bir tanıdığına lokanta olarak kiraya verdiğini düşündü… sonra mahalleden bazı kadınların orayı temizlediğini gördük. Kimse bir anlam verememişti…</p>



<p>Bizim imam ilk cenazeye gittiğinde durumu anlamaya başladık… ertesi gün bahsettiğimiz dükkanın camına &#8220;……. aşevi&#8221; diye bir tabela asıldı… önceleri günde iki öğün çorba yapılıyordu… şimdi günde iki öğün 3 çeşit yemek çıkıyor… fakir, fukara, sokakta kalmış olanlar orada karnını doyuruyor… evinden çıkamayan bakıma muhtaçların ve yaşlıların evlerine mahallenin gönüllü gençleri yemek servisi yapıyor… önceleri birçok erzak satın alınırdı… şimdi ise erzak için neredeyse hiç para harcanmıyor… mahallenin fırıncıları biraraya gelmişler ve sıraya koymuşlar, ekmek ihtiyacını hergün bir fırın karşılıyor… hali vakti yerinde olanlar etinden, sebzesine, kuru bakliyatına varıncaya kadar gönderiyor… aşevinin erzak dolapları, soğutucuları ağzına kadar dolu… mahalledeki hayırsever kadınlar da mutfak işleri için bir program yapmışlar… sırayla geliyor, yemek ve temizlik işlerini yapıyorlar…</p>



<p>Uzun zamandır mahallemizde ne bir dilenci kaldı, ne de çöpten yiyecek arayan…</p>



<p>Evet, bu sistemi bizim imam kurdu… ilk başlarda gereken parayı cenaze sahiplerinin verdiği paralardan sağlamış böyle bir sistem kurmak için harcamış…</p>



<p>Şimdi ise cenazelerden gelen paralar, yardıma muhtaç insanların zaruri ihtiyaçları için, fakir aile çocuklarının eğitim harcamaları için kullanılıyor… yani bizim imam, ağaçlandırma fonunun yanısıra bir de sosyal yardımlaşma fonu oluşturmuş… kimlere verildiğini biz bilmiyoruz tabi… bizim imam bir ihtiyar heyeti kurmuş, bütün bu işleri ihtiyaç sahiplerini rencide etmeden onlar yürütüyor… artık cenazelerde çelenk görmüyoruz… insanlar da bu duruma alıştılar, çelenk yerine yardımlaşma fonu hesabına para gönderiyorlar…</p>



<p>Mahallemizde inanılmaz değişimler oldu… artık mahallemizde hırsızlık olmadığı gibi, kavga bile neredeyse hiç olmuyor… insanlar birbirine karşı daha saygılı ve güleryüzlü davranıyor… bizim imam boş zamanlarında sürekli çarşıda pazarda… cami cemaatindenmiş, değilmiş, aleviymiş, sünniymiş demeden herkesle sohbet edip, hâl hatır soruyor, dertlerine çare olmaya çalışıyor…</p>



<p>Şimdilerde bizim imam belediye ile görüşüyormuş… bir arsa alıp bina yaptıracakmış… aklımıza ilk gelen yatılı Kuran kursu oldu… bizim imam yatılı Kuran kursu yaptıracak diye düşündük… meğerse bizim imam evsizler için bir barınma yeri yaptırmayı planlıyormuş… dedim ya, bizim imam başka imam…</p>



<p>Şimdi hepiniz merak etmişsinizdir, &#8220;bu imam kim&#8221; diye…<br>Evet dostlar, ne yazık ki böyle bir imam yok…<br>Keşke olsaydı değil mi?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bizim-mahallenin-super-imami/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultanahmet ve Süleymaniye’ye de Ayasofya Modeli Uygulansın</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sultanahmet-ve-suleymaniyeye-de-ayasofya-modeli-uygulansin/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sultanahmet-ve-suleymaniyeye-de-ayasofya-modeli-uygulansin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2021 13:56:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İmam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16977</guid>

					<description><![CDATA[Ayasofya&#8217;nın tekrar cami olarak ibadete açılması bir hayli tartışıldı ve gündemden düştü. Şimdilerde Ayasofya baş imamı üzerinden&#160;İslam dini&#160;tartışılıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, Ayasofya&#8217;nın hüviyetine değer katan bir uygulama yaparak bir ilahiyat profesörünü sözleşmeli olarak baş imam tayin etti. Baş imam her gün beş vakit namazda imamlık yapmıyor; belli günlerde belli vakitlerde orada bulunuyor.&#160;Daha çok ilmi faaliyetler yürütüyor. Ki geçmişte camiler aynı zamanda ilim merkezleri olduğu için bu misyonu ihya babında&#160;alkışlanacak bir yeniliktir. Bu görevlendirme Ayasofya&#8217;ya verilen ehemmiyeti yansıtması açısından&#160;takdire şayan&#160;bir uygulamadır. Benzer uygulamaların&#160;Süleymaniye&#160;gibi, Sultan Ahmet gibi, Fatih gibi&#160;selatin camilerinde&#160;de yapılması camilere ayrı bir veçhe kazandıracaktır. Sadece İstanbul&#8217;da değil mesela&#160;Ankara Kocatepe&#160;camii gibi, Anadolu&#8217;nun ilahiyat fakültesi bulunan bütün illerinde tıpkı Ayasofya&#8217;da olduğu gibi ilahiyat hocaları görevlendirilebilir. Ayasofya imamına tahammül edemeyen seküler kesim benzer uygulamanın bütün illere yayılmasından elbette rahatsız olacaktır. Ancak önemli olan caminin yolunu bilmeyenlerin değil camie devam edenlerin kanaatleridir. Her alanda&#160;kalitenin artmasını&#160;isteriz. Cami görevlileri arasında böylesine akademisyenlerin bulunması kaliteyi yükseltecektir. Cemaati ilmiyle aydınlatacak akademisyenlerin camilerde görevlendirilmeleri&#160;FETÖ&#160;benzeri sapkın gruplara karşı yapılan mücadeleye de katkı sağlayacaktır. Belki Ayasofya modelinde olduğu gibi görevlendirme mümkün olmayabilir. Ama belli günlerde ders ve vaaz programları yapılarak&#160;ilahiyat fakültelerindeki akademisyenlerden faydalanılabilir. Eskiden Cuma hatipliği vardı mesela! Şehrin büyük camilerinde Cuma hutbesini akademisyenler okuyabilir veya namaz öncesi vaaz görevi verilebilir. Hatırlıyorum &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ayasofya&#8217;nın tekrar cami olarak ibadete açılması bir hayli tartışıldı ve gündemden düştü. Şimdilerde Ayasofya baş imamı üzerinden&nbsp;<strong>İslam dini</strong>&nbsp;tartışılıyor.</p>



<p><strong>Diyanet İşleri Başkanlığı,</strong> Ayasofya&#8217;nın hüviyetine değer katan bir uygulama yaparak bir ilahiyat profesörünü sözleşmeli olarak baş imam tayin etti.</p>



<p>Baş imam her gün beş vakit namazda imamlık yapmıyor; belli günlerde belli vakitlerde orada bulunuyor.&nbsp;<strong>Daha çok ilmi faaliyetler yürütüyor</strong>. Ki geçmişte camiler aynı zamanda ilim merkezleri olduğu için bu misyonu ihya babında&nbsp;<strong>alkışlanacak bir yeniliktir.</strong></p>



<p>Bu görevlendirme Ayasofya&#8217;ya verilen ehemmiyeti yansıtması açısından&nbsp;<strong>takdire şayan</strong>&nbsp;bir uygulamadır.</p>



<p>Benzer uygulamaların&nbsp;<strong>Süleymaniye</strong>&nbsp;gibi, Sultan Ahmet gibi, Fatih gibi&nbsp;<strong>selatin camilerinde</strong>&nbsp;de yapılması camilere ayrı bir veçhe kazandıracaktır.</p>



<p>Sadece İstanbul&#8217;da değil mesela&nbsp;<strong>Ankara Kocatepe</strong>&nbsp;camii gibi, Anadolu&#8217;nun ilahiyat fakültesi bulunan bütün illerinde tıpkı Ayasofya&#8217;da olduğu gibi ilahiyat hocaları görevlendirilebilir.</p>



<p>Ayasofya imamına tahammül edemeyen seküler kesim benzer uygulamanın bütün illere yayılmasından elbette rahatsız olacaktır.</p>



<p>Ancak önemli olan caminin yolunu bilmeyenlerin değil camie devam edenlerin kanaatleridir.</p>



<p>Her alanda&nbsp;<strong>kalitenin artmasını</strong>&nbsp;isteriz.</p>



<p>Cami görevlileri arasında böylesine akademisyenlerin bulunması kaliteyi yükseltecektir.</p>



<p>Cemaati ilmiyle aydınlatacak akademisyenlerin camilerde görevlendirilmeleri&nbsp;<strong>FETÖ&nbsp;</strong>benzeri sapkın gruplara karşı yapılan mücadeleye de katkı sağlayacaktır.</p>



<p>Belki Ayasofya modelinde olduğu gibi görevlendirme mümkün olmayabilir. Ama belli günlerde ders ve vaaz programları yapılarak&nbsp;<strong>ilahiyat fakültelerindeki akademisyenlerden faydalanılabilir.</strong></p>



<p>Eskiden Cuma hatipliği vardı mesela! Şehrin büyük camilerinde Cuma hutbesini akademisyenler okuyabilir veya namaz öncesi vaaz görevi verilebilir.</p>



<p>Hatırlıyorum geçtiğimiz yıllarda&nbsp;<strong>Tokat Müftülüğü</strong>&nbsp;ilahiyat hocalarından Mustafa Canlı beye Şifa dersi verdiriyordu.&nbsp;<em>(Şifa dedimse piyasadaki tıbbi kitaplar anlaşılmasın. Bütün yönleriyle Peygamber Efendimizi tanıtan Kadı Iyaz tarafından kaleme alınmış olan Şifa-ı Şerifi kastediyorum.)</em></p>



<p>Bilmiyorum belki benzer uygulamalar bazı illerimizde devam ediyordur.</p>



<p>Fakat Ayasofya modelinin etkin bir model olduğu tartışılmaz.</p>



<p>Tabi ki görevlendirmelerde Ayasofya baş imamı&nbsp;<strong>Profesör Mehmet Boynukalın</strong>&nbsp;gibi ilminin hakkını veren ihlaslı ilim adamları seçilirse faydalı olur.</p>



<p>Benzer uygulamanın yaygınlaşması temennisiyle&nbsp;<strong>Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nı kutluyorum</strong>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sultanahmet-ve-suleymaniyeye-de-ayasofya-modeli-uygulansin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Almanlara İmam Beğendiremedik</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/almanlara-imam-begendiremedik/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/almanlara-imam-begendiremedik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2018 09:33:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Alman]]></category>
		<category><![CDATA[Alman İmam]]></category>
		<category><![CDATA[İmam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6328</guid>

					<description><![CDATA[Göttingen Georg-August Üniversitesi İslam Bilimleri Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Riem Spielhaus, üniversitelerde doğrudan imam yetiştirilmesinin mümkün olmadığına dikkat çekiyor. Öğrencilerin &#8220;üniversitede temel ilahiyat eğitimi aldıklarını&#8221; belirten Spielhaus, öğrencilere &#8220;cenaze namazı nasıl kıldırılır gibi uygulamaya yönelik&#8221; bilgiler verilmediğini ifade ediyor. Alman hükümeti imamların Almanya&#8217;da yetiştirilmesini istiyor. Ancak Müslüman örgütler buna ihtiyacın ve gereken altyapının olmadığını savunuyor. Bu da Almanya&#8217;da imamlık eğitimini çıkmaza sokuyor. Alman hükümeti yıllardır camilerde Türkiye&#8217;den veya Müslüman ülkelerden gönderilen imamlar yerine, Almanya&#8217;da eğitim almış, ülkenin dilini, kültürünü bilen imamların görev yapmasını istiyor. Almanya&#8217;da kurulan ilahiyat enstitüleri, imamların Almanya&#8217;da yetiştirilmesi yönünde önemli bir adım olarak görülüyordu. Ancak bu enstitülerin kurulmasının üzerinden on beş yıldan fazla zaman geçmesine rağmen konu hâlâ tartışılıyor. DW Türkçe&#8217;ye konuşan Göttingen Georg-August Üniversitesi İslam Bilimleri Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Riem Spielhaus, üniversitelerde doğrudan imam yetiştirilmesinin mümkün olmadığına dikkat çekiyor. Öğrencilerin &#8220;üniversitede temel ilahiyat eğitimi aldıklarını&#8221; belirten Spielhaus, öğrencilere &#8220;cenaze namazı nasıl kıldırılır gibi uygulamaya yönelik&#8221; bilgiler verilmediğini ifade ediyor. Bu nedenle de, ilahiyat bölümlerinden mezun olanların imam olabilmek için bir veya iki yıl süren, uygulamaya yönelik bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Ancak Almanya&#8217;da imam yetiştirecek böyle bir eğitim sistemi bulunmuyor. Almanya&#8217;da imam yetiştirilmesi için gündeme getirilen önerilerden biri kiliseler örnek alınarak bir imamlık eğitimi geliştirilmesi. Osnabrück Üniversitesi İlahiyat &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göttingen Georg-August Üniversitesi İslam Bilimleri Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Riem Spielhaus, üniversitelerde doğrudan imam yetiştirilmesinin mümkün olmadığına dikkat çekiyor. Öğrencilerin &#8220;üniversitede temel ilahiyat eğitimi aldıklarını&#8221; belirten Spielhaus, öğrencilere &#8220;cenaze namazı nasıl kıldırılır gibi uygulamaya yönelik&#8221; bilgiler verilmediğini ifade ediyor.</p>
<p>Alman hükümeti imamların Almanya&#8217;da yetiştirilmesini istiyor. Ancak Müslüman örgütler buna ihtiyacın ve gereken altyapının olmadığını savunuyor. Bu da Almanya&#8217;da imamlık eğitimini çıkmaza sokuyor.</p>
<p>Alman hükümeti yıllardır camilerde Türkiye&#8217;den veya Müslüman ülkelerden gönderilen imamlar yerine, Almanya&#8217;da eğitim almış, ülkenin dilini, kültürünü bilen imamların görev yapmasını istiyor. Almanya&#8217;da kurulan ilahiyat enstitüleri, imamların Almanya&#8217;da yetiştirilmesi yönünde önemli bir adım olarak görülüyordu. Ancak bu enstitülerin kurulmasının üzerinden on beş yıldan fazla zaman geçmesine rağmen konu hâlâ tartışılıyor.</p>
<p>DW Türkçe&#8217;ye konuşan Göttingen Georg-August Üniversitesi İslam Bilimleri Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Riem Spielhaus, üniversitelerde doğrudan imam yetiştirilmesinin mümkün olmadığına dikkat çekiyor. Öğrencilerin &#8220;üniversitede temel ilahiyat eğitimi aldıklarını&#8221; belirten Spielhaus, öğrencilere &#8220;cenaze namazı nasıl kıldırılır gibi uygulamaya yönelik&#8221; bilgiler verilmediğini ifade ediyor.</p>
<p>Bu nedenle de, ilahiyat bölümlerinden mezun olanların imam olabilmek için bir veya iki yıl süren, uygulamaya yönelik bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Ancak Almanya&#8217;da imam yetiştirecek böyle bir eğitim sistemi bulunmuyor.</p>
<p>Almanya&#8217;da imam yetiştirilmesi için gündeme getirilen önerilerden biri kiliseler örnek alınarak bir imamlık eğitimi geliştirilmesi. Osnabrück Üniversitesi İlahiyat Enstitüsü&#8217;nden Prof. Dr. Rauf Ceylan, Almanya&#8217;daki Katolik ve Protestan kiliselerinin teoloji mezunlarına yönelik iki yıllık &#8220;papazlık semineri&#8221; adı altında bir eğitim verdiğini anlatıyor. DW Türkçe&#8217;nin sorularını yanıtlayan Ceylan, Müslümanlar için uygulamalı eğitime dayalı &#8220;imamlık semineri&#8221; gibi bir sisteme ihtiyaç olduğunu dile getiriyor.</p>
<p>Rauf Ceylan, devletin ilahiyat enstitülerinin finansmanı için gereken desteği sağladığını ancak dini içeriğe ve dolayısıyla imamların eğitimine karışmadığını belirtiyor. Alman anayasasına göre, devletin din konusunda &#8220;tarafsız&#8221; olması gerektiği için imamların yetiştirilmesi dini cemaatlerin yetki alanına giriyor. Dolayısıyla, &#8220;imamlık semineri&#8221; benzeri bir sistemin dini cemaatler tarafından oluşturulması gerekiyor. Bu noktada karşılaşılan sorunlara dikkat çeken Ceylan, &#8220;Bu eğitim için gereken parayı ve imam olarak çalışanların maaşlarını kim ödeyecek?&#8221; diye soruyor.</p>
<p><strong>DİTİB &#8220;imamlık seminerine&#8221; sıcak bakmıyor</strong></p>
<p>Almanya&#8217;daki Müslüman örgütlerin çoğunun böyle bir imamlık eğitimi verecek altyapısı ve maddi kaynağı bulunmuyor. Bunun yanı sıra &#8220;imamlık semineri&#8221; şeklindeki bir yapıya da pek sıcak bakmıyorlar. DW Türkçe&#8217;ye konuşan Almanya&#8217;daki en büyük Müslüman örgütü Diyanet İşleri Türk İslam Birliği&#8217;nin (DİTİB) Dış İlişkiler Sorumlusu Zekeriya Altuğ, &#8220;Almanya&#8217;da Müslüman teşkilatların yapısı çok farklılıklar arz ediyor, dolayısıyla Almanya&#8217;ya yönelik tek tip bir eğitim modeli İslam ve Müslümanların yapısına uymaz&#8221; diyor. &#8220;Bir imamın ihtiyaçlarının kilise papazından farklı&#8221; olduğunu vurgulayan Altuğ, &#8220;kopyalamaktan ziyade kendi ihtiyaçlarımız ve kendi imkânlarımız nedir diyerek, kendi konseptimizi geliştirmemiz lazım&#8221; şeklinde konuşuyor.</p>
<p>Almanya İslam Konseyi Başkanı Burhan Kesici, &#8220;imamlık semineri&#8221; şeklindeki bir yapıya &#8220;ihtiyaç olmadığını&#8221; belirtiyor. DW Türkçe&#8217;ye konuşan Kesici, İslam Konseyi&#8217;nin kendi imkânları ile ihtiyaçları karşılayacak şekilde imam ve din görevlisi yetiştirdiğini, bunun finansmanının da alınan bağış ve üyelik aidatları ile karşılandığını söylüyor. Kesici, imamların Almanya&#8217;da yetiştirilmesi tartışmasının nedeninin &#8220;Türkiye&#8217;den imam gönderilmesinin istenmemesi&#8221; olduğunu savunuyor. Kesici&#8217;nin verdiği bilgilere göre, İslam Konseyi&#8217;ne bağlı yaklaşık 450 camide nadiren Türkiye&#8217;den gelen imamlar görevlendiriliyor.</p>
<p><strong>Almanya&#8217;da yetişen gençler Türkiye&#8217;de ilahiyat okuyor</strong></p>
<p>Almanya&#8217;daki yaklaşık 2600 camide görev yapan imamların çoğu Almanya dışından geliyor. DİTİB&#8217;e bağlı yaklaşık 900 camide görevli imamlar Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından gönderiliyor ve maaşları Türkiye tarafından ödeniyor.</p>
<p>DİTİB Dış İlişkiler Sorumlusu Zekeriya Altuğ, Almanya&#8217;da imam yetiştirmek için &#8220;personelin ve maddi kaynağın&#8221; olmadığına dikkat çekiyor. &#8220;Bu konuda Türkiye’deki imkânların daha elverişli&#8221; olduğunu vurgulayan Altuğ, &#8220;Almanya&#8217;da doğmuş, büyümüş gençleri uluslararası ilahiyat konsepti çerçevesinde Türkiye&#8217;de eğitim almaya&#8221; gönderdiklerini anlatıyor. Türkiye&#8217;de altı üniversitede, uluslararası ilahiyat programı bulunuyor. Altuğ&#8217;un verdiği bilgilere göre, Almanya&#8217;dan her yıl yaklaşık 100 genç burslu olarak Türkiye&#8217;de ilahiyat öğrenimi görüyor. Ancak, bu gençlerin tamamı imam olarak çalışmıyor.</p>
<p>Almanya&#8217;da yaşayan üçüncü ve dördüncü nesil Türkler düşünüldüğü zaman, &#8220;Almanya&#8217;da yetişmiş imama ihtiyaç olduğunu&#8221; belirten Zekeriya Altuğ, &#8220;ama bu imamların Türkiye&#8217;de mi, Almanya&#8217;da mı eğitim aldığından çok, aldıkları eğitimin kalitesinin önemli olduğunu&#8221; dile getiriyor.</p>
<p><strong>Merkel: İmamlar Almanya&#8217;da da yetiştirilmeli</strong></p>
<p>Alman hükümeti açısından ise bu eğitimin nerede alındığı önem taşıyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel, Alman meclisinde parlamenterlerin sorularını yanıtlarken, &#8220;Kanımca Almanya&#8217;da da imam yetiştirilmesine ihtiyacımız var. Bu bizi daha bağımsız kılacak ve gelecek için gerekli&#8221; sözleri ile bunun önemine işaret etti.</p>
<p>Muhalefetteki Yeşiller de, Almanya&#8217;da imam ve Müslüman din görevlilerinin yetiştirilmesini sunduğu bir önerge ile meclis gündemine taşımıştı. Bu önergede imzası olan milletvekili Filiz Polat, DW Türkçe&#8217;ye yaptığı açıklamada, &#8220;dini cemaatler camilerde görevli imamları Almanya&#8217;da yetiştirmek isterse, Alman hükümetinin buna destek vermesini&#8221; talep ettiklerini söylüyor. Alman anayasasına göre imamların eğitiminin dini cemaatlerin yetki alanına girdiğini hatırlatan Polat, yine de Müslüman örgütler ile federal ve eyalet hükümetlerinin &#8220;eşit düzeyde&#8221; kuracağı diyalog ile imam yetiştirilmesi için bir çözüm bulunacağına işaret ediyor.</p>
<p>DİTİB Dış İlişkiler Sorumlusu Zekeriya Altuğ ise siyasilerin Almanya imamlık eğitimini tartışması karşısında, devletin yapısı gereği dini konularda &#8220;tarafsız&#8221; kalması gerektiğini hatırlatıyor ve &#8220;Burada bir ihtiyaç var, ama Müslüman kuruluşlar siyasi ve toplumsal baskılardan arınmış bir şekilde, bu ihtiyaca yönelik çözüm yollarını kendileri geliştirmesi gerekir&#8221; diyor.</p>
<p><strong>Kaynak: <em>Deutsche Welle Türkçe</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/almanlara-imam-begendiremedik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye ve Yunanistan’da İmam/Papaz Sayısı Doktor Sayısından Fazla!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/turkiye-ve-yunanistanda-imam-papaz-sayisi-doktor-sayisindan-fazla/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/turkiye-ve-yunanistanda-imam-papaz-sayisi-doktor-sayisindan-fazla/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Nov 2018 13:44:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İmam]]></category>
		<category><![CDATA[Papaz]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4513</guid>

					<description><![CDATA[Kilisenin mal varlığı ve devasa bütçesi,  ekonomik kriz yaşayan Yunanistan’da mali çözüm arayan hükümetlerin hep iştihanı kabarttı. İştah kabarmayacak gibi değil ki? Elinde çok sayıda manastır, ormanlık alan ve kıyı kesimi bulunan kilise, devletin ardından ülkenin en büyük 2. toprak  ve bütçe sahibi. Yunan Kilisesi Türkiye’de banka sahibiydi 2006’da Finansbank&#8217;ın yeni ortağı Yunan NBG&#8217;nin hissedarları arasında, ülkede önemli bir ekonomik güç olan Yunan Ortodoks Kilisesi de bulunuyordu. Finansbank ortaklığı aracılığıyla Yunan kilisesi ilk kez Türkiye finans sektörüne de el atmıştı. Bankanın bağımsız Yönetim Kurulu üyeleri arasında kiliseden de iki isim vardı. Bunlar özellikle Atina&#8217;da ibadete açık bir cami olması için bastıran Yanya Metropoliti Theoklitos ve kilisenin Mali İşler Müdürü olarak görev yapan Kostas Pilarinos’du. 2015’te Katarlı QNB, National Bank of Greece&#8217;in Finansbank&#8217;taki paylarını 2.7 milyar euroya satın almış,  Yunanistan Finansal İstikrar Fonu tarafından onaylanmıştı. Banka satışında Kilisenin hissesine düşen paranın akıbetini hiç sormayın. “Komşu komşu hu / Oğlun geldi mi / Geldi / Ne getirdi / İncik Boncuk / Kime kime / Sana bana / Başka kime / Kara kediye / Kara kedi nerde / Ağaca çıktı / Ağaç nerde / Balta kesti / Balta nerde / Suya düştü / Su nerde / İnek İçti / İnek nerde / Dağa &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kilisenin mal varlığı ve devasa bütçesi,  ekonomik kriz yaşayan Yunanistan’da mali çözüm arayan hükümetlerin hep iştihanı kabarttı. İştah kabarmayacak gibi değil ki? Elinde çok sayıda manastır, ormanlık alan ve kıyı kesimi bulunan kilise, devletin ardından ülkenin en büyük 2. toprak  ve bütçe sahibi.</p>
<p><strong>Yunan Kilisesi Türkiye’de banka sahibiydi </strong></p>
<p><strong>2006’da </strong>Finansbank&#8217;ın yeni ortağı Yunan NBG&#8217;nin hissedarları arasında, ülkede önemli bir ekonomik güç olan Yunan Ortodoks Kilisesi de bulunuyordu. Finansbank ortaklığı aracılığıyla Yunan kilisesi ilk kez Türkiye finans sektörüne de el atmıştı.</p>
<p>Bankanın bağımsız Yönetim Kurulu üyeleri arasında kiliseden de iki isim vardı.</p>
<p>Bunlar özellikle Atina&#8217;da ibadete açık bir cami olması için bastıran Yanya Metropoliti Theoklitos ve kilisenin Mali İşler Müdürü olarak görev yapan Kostas Pilarinos’du.</p>
<p>2015’te Katarlı QNB, National Bank of Greece&#8217;in Finansbank&#8217;taki paylarını 2.7 milyar euroya satın almış,  Yunanistan Finansal İstikrar Fonu tarafından onaylanmıştı.</p>
<p>Banka satışında Kilisenin hissesine düşen paranın akıbetini hiç sormayın.</p>
<p>“Komşu komşu hu / Oğlun geldi mi / Geldi / Ne getirdi / İncik Boncuk / Kime kime / Sana bana / Başka kime / Kara kediye / Kara kedi nerde / Ağaca çıktı / Ağaç nerde / Balta kesti / Balta nerde / Suya düştü / Su nerde / İnek İçti / İnek nerde / Dağa kaçtı / Dağ nerde / Yandı bitti kül oldu…”</p>
<p><strong> Yunan hükümetleri kilisenin mallarına göz dikti</strong></p>
<p>Kilisenin mal varlığını ülkenin mali darboğazı aşmakta kullanılması fikri yeni sayılmaz.</p>
<p>2013’te krizin pençesindeki Yunanistan’ın Başbakanı Antonis Samaras, Yunan Ortodoks Kilisesi’nin devasa mal varlığını değerlendirecek bir şirket kurulacağını gündeme getirmişti.</p>
<p>Rusya, Katar ve ABD’nin özellikle kilisenin Atina civarındaki gayrimenkullerine ilgi gösteriyor. Çin de bu yarışta geri kalmaz ne dersiniz?</p>
<p><strong> Kilise mallarının satılmasına gönüllü mü?</strong></p>
<p>Yunanistan Kilisesi lideri ve Atina Başpiskoposu İeronimos, ülke borcunun ödenmesine yardımcı olmak için kilisenin mal varlığı ve mülklerini devletin kullanımına açmaya hazır.</p>
<p>Aslında bu cömertliğin arka planında Yunan toplumunda kiliseye yönelik eleştirilerin azaltılması var. Bir diğer neden de Fener Rum Patrikhanesinin Yunanistan’daki mal varlığının törpülenmesi.</p>
<p><strong>Yunanistan Kilisesi, ülkenin en zengin özel şirketi olarak biliniyor. </strong></p>
<p>Ülkenin en büyük bankalarında önemli oranda hisseleri ile başkent Atina başta olmak üzere ülke genelinde en kıymetli bölgelerde çok sayıda gayrimenkul ve arazisi bulunuyor.</p>
<p>Kilisenin mal varlığının ne kadar olduğu tam olarak bilinmiyor.</p>
<p>Kilise, ekonomik kriz döneminde evsiz, fakir ve muhtaçlara sadece gıda ve kıyafet yardımı dışında elini taşın altına yeterince koymadığı gerekçesiyle eleştiriliyordu.</p>
<p><strong>Yunanistan’da papaz sayısı doktor sayısından fazla </strong></p>
<p>Tenkit edilen bir başka konu da din görevlilerinin sayısının fazlalığı.</p>
<p>2016’da <a href="http://www.hurriyet.com.tr/haberleri/yunanistan">Yunanistan</a> İdari Reformlar Bakanlığı, Yunanistan&#8217;ın, kreditörleri ile (AB, Avrupa Merkez Bankası ve IMF) mali destek karşılığında imzaladığı memorandum çerçevesinde yapılan uygulama sonucu kamu çalışanlarının sayısı her yıl ortalama 21 bin kişi azaltıyor. 2009 yılında 692 bin 907 olarak belirlenen memur sayısı 2015 yılı sonunda 566 bin 913’e düşürülmüştü.</p>
<p>İdari Reformlar Bakanlığı Kamu İnsan Kaynakları Müdürlüğü’nün verilerine göre, yüzde 61’i sağlık sektörü çalışanları, eğitimciler, din adamları ve üniformalı memurlardan (polis, itfaiyeci, sahil güvenlik memurları) oluşan kadrolu memurların yüzde 39,68’i üniversite, yüzde 9,35’i teknik okul, yüzde 49,08’i ise lise mezunu.</p>
<p>Memur sayısının azaltılması daha çok sözleşmelerin yenilenmemesi ve emekliye ayrılanların yerine az sayıda yeni memur alma şeklinde gerçekleştiriliyor.</p>
<p>Uygulama kapsamında memur sayısında önemli düşüş var. Ancak kamuda görevli din adamlarının sayısında yeterince azalma olmadı.</p>
<p>Kamu kurumlarında görev yapan ve maaşları devlet tarafından ödenen ruhban sınıfının devlet hastanelerindeki doktorlardan daha çok. Yunanistan Sağlık Sistemi’nde (ESY) çalışan 7 bin 271 doktora karşılık, kamuda kurumlarında görevli  din adamı  sayısı 9 bin 298. Yunanistan’da büyük mal varlığı olan ve ekonomik özerkliği bulunan Yunan Kilisesi üyesi Ortodoks din adamları (papazlar, kilise görevlileri) 1945 yılında iç savaş döneminde devlet memuru statüsüne alınmıştı.</p>
<p><strong>Türkiye’de durum Yunanistan’dan farklı değil! </strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de 141 bin 259 doktor görev yapıyor. Ülkemizde 100 bin kişiye düşen hekim sayısı 179, bir hekime düşen kişi sayısı ise 557. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın istatistiklerine göre <a href="https://www.cnnturk.com/turkiye">Türkiye</a>’de cami sayısı 90 bin. 1.3 milyar ek ödenekle 2017 yılını 8.1 milyar liralık harcamayla tamamlayan Kurum bünyesinde toplam 144 bin 250 görevli personel mevcut.  Ayrıca 20 bin kadrolu Kur&#8217;an Kursu öğretmeni, 20 bin geçici Kur&#8217;an Kursu öğreticisi, 3 bin vaiz ve bin 250 müftü görevli.  Türkiyede  toplam doktor sayısı 141 bin 259  olmasına rağmen Diyanet İşleri Başkanlığının   personel sayısı 144 bin 250.</p>
<p><strong>Yunanistan hükümeti papazların kamuda istihdamını yasakladı</strong></p>
<p>Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ve Yunan Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu İeronomios hükümetin planladığı Anayasa değişikliği tartışmaların ele alındığı görüşmenin ardından; din görevlilerinin devlet memurluğundan çıkarılmasının planlandığını, Kilise&#8217;nin varlıkları, devlet ile din işlerinin düzenlenmesi konularında 15 maddelik bir mutabakat sağlandığını açıklamışlardı.</p>
<p><strong>Fener Rum Patriği Bartholomeos  Yunan hükümetine karşı çıkıyor</strong></p>
<p>Yunanistan&#8217;da kilise ile hükümetin kendisinden habersiz laik bir anayasa için mutabakata varmasına, Fener Rum Patriği Bartholomeos sert tepki gösterdi.  Ancak, Yunanistan&#8217;da birçok kilisenin bağlı olduğu İstanbul&#8217;daki Fener Rum Patrikhanesi&#8217;ne mutabakattan sonra bilgi verilmesi Atina ile ipleri gerdi.</p>
<p><strong>Yunanistan’da İstanbul kökenliler Fener Rum Patriğiyle dayanışma içinde</strong></p>
<p><strong> </strong>Yunanistan Başbakanı Alexis Çipras yapılan düzenlemelerle ilgili bilgi vermesi için Yunanistan Eğitim ve Din İşleri Bakanı Kostas Gavroğlu’nu Türkiye’ye gönderdi. Yunan Bakan Gavroğlu soluğu Fener Rum patrikhanesinde aldı ama geldiğine geleceğine pişman oldu. Neden mi? Çünkü Patrik Bartholomeos Yunan Bakan Gavroğlu’na verdi veriştirdi.</p>
<p>Patrik Bartholomeos&#8217;un bilgi vermesi için İstanbul&#8217;a gönderilen Yunan Bakan Gavroğlu&#8217;na tepkisi çok sert oldu. Patrik, &#8220;Sen de İstanbullusun. Önceden bilgi vermeliydin&#8221; dediği Yunan Bakan&#8217;a, &#8220;Cumhurbaşkanı Erdoğan bana saygı gösteriyor. Rusya&#8217;nın Putin&#8217;in saldırılarından yılmadım. Çipras beni hor göremez&#8221; diye çıkıştı. Yunanistan Başbakanı Alexis Çipras’ın Patrik Bartholomeos’un tepkisini hesaba katmadığı anlaşılıyor.</p>
<p><strong>Fener Rum Patrikhanesinin Teolojik jeopolitiğinin parametrelerini Türk Dışişleri belirliyor</strong></p>
<p>Kafkasya, Balkanlar ve Ortadoğu üçgeninde dünyanın en önemli jeopolitik konumdaki Türkiye; İslam’ın ve Ortodoks Hristiyanlığın merkezi. Türkiye’nin en yakın belalı komşusu Yunanistan; İstanbul’da bulunan Fener Rum Patrikhanesini “ekümenik” olarak niteler, Türkiye’yi ziyaret eden hemen her Yunanlı diplomat veya politikacı soluğu patrikhanede alır.</p>
<p>Fener Rum Patrikhanesi, sadece Türkiye’de yaşayan Ortodoks vatandaşların değil, Yunanistan başta olmak üzere Rusya gibi dünyanın dört bir tarafındaki 14 Ortodoks Kilisesi’nin tarihi, kültürel ve dini gerekçelerle bağlı olduğu uluslararası bir kilisedir. Rum Ortodoks kiliseleri üzerinde otoritesi olan Fener Patriği 6. yy’dan beri ökümenik patrik sıfatıyla dünyadaki tüm Ortodoksların ruhani lideri kabul edilir.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Patrikhanenin Ekümenik sıfatını resmen tanımasa da fiili uygulama daha farklı. Çok iddialı bir ifade olacak biliyorum ama yine de belirtmeden geçemeyeceğim husus şu, Fener Rum Patrikhanesinin Teolojik jeopolitiğinin parametrelerini Türk Dışişleri belirliyor.</p>
<p>Ömür Çelikdönmez<br />
Twitter: @oc32oc32</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/turkiye-ve-yunanistanda-imam-papaz-sayisi-doktor-sayisindan-fazla/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
