<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İdlip &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/idlip/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2020 20:41:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>İdlip &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeni İdlib mutabakatı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yeni-idlib-mutabakati/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yeni-idlib-mutabakati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2020 09:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İdlip]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13741</guid>

					<description><![CDATA[İdlib krizine ilişkin Türkiye ile Rusya arasında varılan mutabakat zemini, yeni bir dönemin başlangıcı niteliğinde. Zira hâlâ çözülmesi gereken bir dizi sorunla yeni bir süreç başlıyor. Her şeyden önce mutabakat kapsamında varılan ateşkes kararının sahadaki karşılığı ve pratikteki işleyişinin sağlıklı yürümesi en öncelikli husus. Yine buna bağlı olarak M-4 karayolunun güneyi ve kuzeyinde belirlenen alan içinde Türkiye ve Rusya’nın birlikte ortak devriye yapacak olması ve bunun da istenilen ateşkesin sürekliliğine ne denli katkı sağlayabileceği diğer bir önemli konu. Tabii tüm bunlar meselenin sadece en acil ele alınması gereken hususlarıydı ve bu konuda iki ülkenin mutabakatı son derece kıymetlidir. Ancak Suriye kaosunun özeti durumundaki İdlib’de, Suriye’de yer alan ve hesap yapan tüm aktörlerin denklemleri ve bunların seyri bu mutabakatın sınırlarını aşan bir dizi sorun olarak varlığını koruyor. Fakat Türkiye’nin kararlılığı, rejimin saldırganlığına karşı gösterdiği kapsamlı, etkili karşı koyuş ve bu çizgiyi tavizsiz sürdürüyor olması, Rusya açısından ve sahadaki diğer aktörler açısından yeni bir iklimi üretmiştir. Her şeyden önce Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bulunduğu yerlerdeki varlığını, gücünü eksiltmeden koruyacaktır ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle yeniden rejimin saldırganlığı baş gösterirse, bu duruma Türkiye bıraktığı yerden en kuvvetli cevabı vermeye devam edecektir. Bu noktada hatırlatılmalıdır ki; SİHA ve İHA‘ların savaş teknolojisinin, başta Ruslar olmak üzere &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>İdlib krizine ilişkin Türkiye ile Rusya arasında varılan mutabakat zemini, yeni bir dönemin başlangıcı niteliğinde. Zira hâlâ çözülmesi gereken bir dizi sorunla yeni bir süreç başlıyor.</p>
<p>Her şeyden önce mutabakat kapsamında varılan ateşkes kararının sahadaki karşılığı ve pratikteki işleyişinin sağlıklı yürümesi en öncelikli husus. Yine buna bağlı olarak M-4 karayolunun güneyi ve kuzeyinde belirlenen alan içinde Türkiye ve Rusya’nın birlikte ortak devriye yapacak olması ve bunun da istenilen ateşkesin sürekliliğine ne denli katkı sağlayabileceği diğer bir önemli konu. Tabii tüm bunlar meselenin sadece en acil ele alınması gereken hususlarıydı ve bu konuda iki ülkenin mutabakatı son derece kıymetlidir. Ancak Suriye kaosunun özeti durumundaki İdlib’de, Suriye’de yer alan ve hesap yapan tüm aktörlerin denklemleri ve bunların seyri bu mutabakatın sınırlarını aşan bir dizi sorun olarak varlığını koruyor.</p>
<p>Fakat Türkiye’nin kararlılığı, rejimin saldırganlığına karşı gösterdiği kapsamlı, etkili karşı koyuş ve bu çizgiyi tavizsiz sürdürüyor olması, Rusya açısından ve sahadaki diğer aktörler açısından yeni bir iklimi üretmiştir. Her şeyden önce Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bulunduğu yerlerdeki varlığını, gücünü eksiltmeden koruyacaktır ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle yeniden rejimin saldırganlığı baş gösterirse, bu duruma Türkiye bıraktığı yerden en kuvvetli cevabı vermeye devam edecektir.</p>
<p>Bu noktada hatırlatılmalıdır ki; SİHA ve İHA‘ların savaş teknolojisinin, başta Ruslar olmak üzere tüm aktörleri şaşırtan başarısı, Türkiye’nin sahadaki askeri gücüne güç katmıştır. Bu durum tabiatıyla masaya da yansımıştır. Ayrıca Türkiye’nin, insani yardım ve sığınmacılar konusundaki mücadelesinin sahadaki karşılığı da birçok masaya yansımıştır. Türkiye‘nin sınırları açma kararı da Suriye konusunda başta AB ülkelerinin yeniden pozisyonlarını kontrol etmelerine zemin hazırlamıştır.</p>
<p>İdlib için varılan mutabakatın sahada sağlıklı yürümesi, bundan sonra Rusya’nın tavrına bağlı olacaktır. Öncekileri gibi rejimin saldırganlığına ve varılan mutabakatlara aykırılık içeren tavırlarına göz yumar ve destekler ise yine başa dönüleceği açıktır. Bu noktada Türkiye’nin gücü ve kararlılığı da açık olarak görülmüştür.</p>
<p>Bu durum Rusya açısından son noktadır. Ya Türkiye ile olan bir dizi stratejik nitelikteki birlikteliklerine son verilecektir ya da Esad’ın saldırganlığına son verilecektir. Bundan böyle oyalamalar, sorunlu gelgitler, maskeli tavırlar, samimiyetsiz duruşlar Türkiye’nin göz ardı etmeyeceği hususlardır.</p>
<p>Hep söylediğimiz gibi Rusya; Doğu Akdeniz’in yeni enerji jeopolitiğindeki Türkiye’nin ağırlığını iyi tespit ederek, NATO ülkesi olduğunu unutmadan karşılıklı stratejik işbirliklerinin değerini gözden geçirerek karar vermeyi yeğlerse, kimin kazanıp, kimin kaybedeceğini daha net görmüş olur.</p>
<p>Türkiye’nin hedefi de tavrı da, mücadelesi de, kararlılığı da nettir. Buna göre Türkiye; terörden arınmış, ülke dışındaki tüm Suriyelilerin güvenliği sağlanmış evlerine, yurtlarına dönebilmiş, siyasi birliğine kavuşmuş, toprak bütünlüğü korunmuş bir Suriye istemektedir.</p>
<p>Bunların dışında kimin ne istediği karanlık ve kirli ajandalarda saklıdır. Suriye’yi terör tarlasına dönüştüren de bu karanlık, kirli ajandalıların varlığıdır.</p>
<p>Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yeni-idlib-mutabakati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdlib krizinden medet umanlar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/idlib-krizinden-medet-umanlar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/idlib-krizinden-medet-umanlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Feb 2020 11:38:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İdlip]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13671</guid>

					<description><![CDATA[İdlib düğümü çözülemiyor. Suriye’nin yıllardır yaşanan stratejik, ekonomik, siyasi tüm biriktirdikleri İdlib’de yoğunlaşmış ve tüm çelişkiler, tüm hesaplar, tüm beklentiler İdlib’le özdeşleşmiş durumda. İdlib artık Suriye’nin daralan üçgenidir. Suriye’nin geleceğinin seyri, büyük ölçüde İdlib’de yaşanacak gelişmelere bağlıdır. Her şeyden önce Türkiye-Rusya ilişkilerinin geleceğini İdlib’de tarafların tavrı belirleyecektir. Türkiye’nin yaklaşımı, Soçi’ de oluşturulan İdlib Mutabakatı’nın devamından ve kararlılıkla uygulanmasından yanadır. Rusya’nın da üzerine düşenleri eksiksiz yerine getirmesi durumunda İdlib konusunda tıkanan süreç açılacağı gibi, Türkiye- Rusya ilişkisinin diğer boyutlarının da arızasız sürdürülmesi mümkün kılınabilir. Buna göre Türkiye Rusya ilişkisi bağlamında İdlib; S-400’dür, Akkuyu Nükleer Santrali’dir, Türk Akımı’dır, Astana ruhunun karar yeridir. İdlib, Suriye üzerinde kördüğümler atan, ajandalar üreten tüm aktörler için asıl olarak; Doğu Akdeniz’in enerji jeopolitiğinin önemli bir odağıdır. Bu yüzden de İdlib; terör örgütlerinin gizli servislerin iç içe geçtiği, karanlık hesapların kirli ilişkilerin odak noktasıdır. İdlib; milyonlarca masum insanın son sığınadır. İdlib Esad rejiminin kadın, çocuk, sivil, asker, muhalif ayırt etmeden topyekun imha çabasına giriştiği coğrafyadır. İdlib; ABD açısından da öncelikle Rusya-Türkiye ilişkisinin seyrini belirleyecek ve buna göre iki ülkenin uzlaşmazlığının yaşanması umut edilen yerdir. Yine ABD açısından İdlib; Fırat’ın Doğusu için, PKK/PYD-YPG terör örgütü eliyle işgal edilmiş toprakların unutulması için yapılanması gereken oyun alanıdır. Nitekim ABD için bu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>İdlib düğümü çözülemiyor. Suriye’nin yıllardır yaşanan stratejik, ekonomik, siyasi tüm biriktirdikleri İdlib’de yoğunlaşmış ve tüm çelişkiler, tüm hesaplar, tüm beklentiler İdlib’le özdeşleşmiş durumda.</p>
<p>İdlib artık Suriye’nin daralan üçgenidir. Suriye’nin geleceğinin seyri, büyük ölçüde İdlib’de yaşanacak gelişmelere bağlıdır. Her şeyden önce Türkiye-Rusya ilişkilerinin geleceğini İdlib’de tarafların tavrı belirleyecektir.</p>
<p>Türkiye’nin yaklaşımı, Soçi’ de oluşturulan İdlib Mutabakatı’nın devamından ve kararlılıkla uygulanmasından yanadır. Rusya’nın da üzerine düşenleri eksiksiz yerine getirmesi durumunda İdlib konusunda tıkanan süreç açılacağı gibi, Türkiye- Rusya ilişkisinin diğer boyutlarının da arızasız sürdürülmesi mümkün kılınabilir. Buna göre Türkiye Rusya ilişkisi bağlamında İdlib; S-400’dür, Akkuyu Nükleer Santrali’dir, Türk Akımı’dır, Astana ruhunun karar yeridir.</p>
<p>İdlib, Suriye üzerinde kördüğümler atan, ajandalar üreten tüm aktörler için asıl olarak; Doğu Akdeniz’in enerji jeopolitiğinin önemli bir odağıdır. Bu yüzden de İdlib; terör örgütlerinin gizli servislerin iç içe geçtiği, karanlık hesapların kirli ilişkilerin odak noktasıdır. İdlib; milyonlarca masum insanın son sığınadır. İdlib Esad rejiminin kadın, çocuk, sivil, asker, muhalif ayırt etmeden topyekun imha çabasına giriştiği coğrafyadır.</p>
<p>İdlib; ABD açısından da öncelikle Rusya-Türkiye ilişkisinin seyrini belirleyecek ve buna göre iki ülkenin uzlaşmazlığının yaşanması umut edilen yerdir. Yine ABD açısından İdlib; Fırat’ın Doğusu için, PKK/PYD-YPG terör örgütü eliyle işgal edilmiş toprakların unutulması için yapılanması gereken oyun alanıdır.</p>
<p>Nitekim ABD için bu refleks, hemen devreye girmiş, Türkiye’ye destek mesajları verilmiş, sosyal medya üzerinden Rusya-Türkiye ilişkisini hedef alan mesajlarla, Türkiye’nin müttefikliği aklına gelmiştir. Onun aklına gelmiş olabilir ama bizim için, PKK/PYD-YPG terör örgütüyle açmak istediği koridoru, kurmak istediği garnizon devlet ısrarını unutturamamıştır.</p>
<p>ABD tarafından sergilenen bu davranış biçimi hâlâ Soğuk Savaş döneminin Türkiye’sine duyulan özlemdir. O dönemin Türkiye’ye yönelik refleksidir. Zannedilmemelidir ki; Türkiye geçici, tepkisel, duygusal, tek yanlı bağımlılığın efsunundan sıyrılamamış bir Türkiye’dir ve Rusya ilişkisi dönemsel, geçici bir ABD tepkisinin ürünüdür. Bu değerlendirme ABD için çok yanıltıcıdır. Doğru bir Türkiye okuması değildir. Türkiye-Rusya ve ABD arasında gelgitler yaşayan, salınım içinde olan bir ülke değildir. Türkiye-Rusya ilişkisi Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alarak, yapılanan bir ilişki biçimidir. S-400 de, Akkuyu nükleer santrali de, Türk Akımı da bu ilişki biçiminin ürünleridir, sonuçlarıdır.</p>
<p>ABD, Türkiye’nin yanında yer almak istiyorsa, gerçekten müttefik kavramını sahicilikle ağzına almak istiyorsa; PKK ilişkisini bitirmesi, silahlarını toplaması, Suriye’nin toprak bütünlüğüne katkı sunması, Suriye’nin siyasi geleceğine demokrasi adına büyük destek olması, FETÖ’nün küresel ağının çökertilmesini sağlaması, elebaşını Türkiye’ye teslim etmesi şarttır.</p>
<p>Yoksa yine ve her zaman olduğu gibi, Türkiye’nin direncinin kırılmasını beklemek ve buna katkı sunmak isteniyorsa, boşuna bekleyiştir, nafile umutlanmadır.</p>
<p>Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/idlib-krizinden-medet-umanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye İdlib&#8217;de ne yapacak?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/turkiye-idlibde-ne-yapacak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/turkiye-idlibde-ne-yapacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Feb 2020 08:09:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İdlip]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13633</guid>

					<description><![CDATA[Bugüne nasıl gelindiğini biliyoruz; Doğu Guta&#8217;da, Halep&#8217;te, Dera&#8217;da rejim güçleri ve Şii milislerin gözü dönmüş katliamları ve varil bombalarıyla yapılan saldırılar neticesinde buralar adeta Sünnisizleştirilerek katliamdan geri kalan halk İdlib&#8217;e sürülmüştü. Böylece İdlib&#8217;in 1,5 milyon olan nüfusu 4 milyona çıkmış, Türkiye ve Rusya&#8217;nın Soçi&#8217;de vardığı mutabakat neticesinde İdlib çatışmasızlık bölgesi ilan edilmişti. Çatışmasızlığın sağlanması için yine Rusya ve Türkiye İdlib sınırına gözlem noktaları ihdas etmiş ve böylece hem HTŞ hem de rejimden gelecek saldırılar önlenmeye ve rapor edilmeye başlanmıştı. İki yıldır devam eden bu statüko, geçen mayıs ayından bu yana rejimin tacizleriyle zaten aşındırılıyordu. Bir süredir İdlib&#8217;deki sivillerin Türkiye sınırına yönelmesine yol açan Rusya destekli hava saldırıları da yapılmaya başlanmıştı. Son olarak önce 8 sonra 5 askerimizin şehit edilmesi Türkiye için bardağı taşıran hamleler oldu. Haliyle şimdi Türkiye&#8217;nin bundan sonra ne yapacağı konuşuluyor. Doğrusu &#8220;misliyle karşılık vermek ve ağır kayıplar verdirmek&#8221; dahi kamuoyunu tatmin etmişe benzemiyor. Bir kere karşımızdaki güçler gözü dönmüş, insanlıktan çıkmış, hayvanların üstüne benzin döküp yakabilen, mezarlıkları talan edip toprağın altındakileri bile rahat bırakmayacak kadar sapık tabiatlı kişiler. Asker deyince bizim zihnimizde kahraman Mehmetçik canlanıyor. Ama bunlar asker falan değil. Bildiğiniz cani&#8230; İkincisi; üzerinde mutabık kalınan hususlar çok aleni olmasına rağmen Rusya verdiği sözleri tutmamış görünüyor. Her &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugüne nasıl gelindiğini biliyoruz; Doğu Guta&#8217;da, Halep&#8217;te, Dera&#8217;da rejim güçleri ve Şii milislerin gözü dönmüş katliamları ve varil bombalarıyla yapılan saldırılar neticesinde buralar adeta Sünnisizleştirilerek katliamdan geri kalan halk İdlib&#8217;e sürülmüştü. Böylece İdlib&#8217;in 1,5 milyon olan nüfusu 4 milyona çıkmış, Türkiye ve Rusya&#8217;nın Soçi&#8217;de vardığı mutabakat neticesinde İdlib çatışmasızlık bölgesi ilan edilmişti. Çatışmasızlığın sağlanması için yine Rusya ve Türkiye İdlib sınırına gözlem noktaları ihdas etmiş ve böylece hem HTŞ hem de rejimden gelecek saldırılar önlenmeye ve rapor edilmeye başlanmıştı. İki yıldır devam eden bu statüko, geçen mayıs ayından bu yana rejimin tacizleriyle zaten aşındırılıyordu. Bir süredir İdlib&#8217;deki sivillerin Türkiye sınırına yönelmesine yol açan Rusya destekli hava saldırıları da yapılmaya başlanmıştı. Son olarak önce 8 sonra 5 askerimizin şehit edilmesi Türkiye için bardağı taşıran hamleler oldu. Haliyle şimdi Türkiye&#8217;nin bundan sonra ne yapacağı konuşuluyor. Doğrusu &#8220;misliyle karşılık vermek ve ağır kayıplar verdirmek&#8221; dahi kamuoyunu tatmin etmişe benzemiyor. Bir kere karşımızdaki güçler gözü dönmüş, insanlıktan çıkmış, hayvanların üstüne benzin döküp yakabilen, mezarlıkları talan edip toprağın altındakileri bile rahat bırakmayacak kadar sapık tabiatlı kişiler. Asker deyince bizim zihnimizde kahraman Mehmetçik canlanıyor. Ama bunlar asker falan değil. Bildiğiniz cani&#8230;</p>
<p>İkincisi; üzerinde mutabık kalınan hususlar çok aleni olmasına rağmen Rusya verdiği sözleri tutmamış görünüyor. Her ne kadar dün itibariyle Soçi mutabakatı sürdürülmelidir açıklaması yapılmış olsa da herkes biliyor ki, Putin&#8217;in kaç adım gerisinden yürüyeceği talimatını albay mevkisindeki birinden alan Esed&#8217;in Rusya&#8217;nın onayı olmaksızın Türk askerlerini hedef alması söz konusu dahi olamaz. Yani mesele Esed ile değil Rusya ile aramızdaki bir meseledir ve yine Rusya ile çözülecektir.</p>
<p><b>Peki Türkiye&#8217;nin seçenekleri nelerdir?</b></p>
<p>Dün grup konuşmasında Devlet Bahçeli &#8220;Katil Esad defolup gidesiye kadar yüreğimiz soğumayacaktır, Esad tahtından indirilmeden ne Suriye&#8217;ye, ne Türkiye&#8217;ye huzur gelecektir&#8221; derken Türkiye kamuoyunun duygularına tercüman oldu. Fakat malumunuz Esed düştü düşecek iken Türkiye Suriye&#8217;ye yapması gereken yardımı yapamadı. Çünkü o dönemler dünya kamuoyunda Türkiye, DEAŞ&#8217;a yardım ediyor tezviratı ile köşeye sıkıştırılıyor ama nasılsa yardım ettiği iddia edilen DEAŞ tarafından hedef alınıyor, yetmiyor PKK&#8217;nın saldırılarının ardı arkası kesilmiyordu. Diğer yandan devlet içindeki FETÖ marifetiyle eli kolu bağlandığı için aldığı darbelerle zayıf düşürülmeye çalışılıyordu.</p>
<p>Bu terör dönencesinden çıkması ancak sınırlarını güvenceye almasıyla mümkün olabildi. Yani Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı operasyonlarıyla. İdlib ise harekat yapmadan kontrol altında tuttuğumuz bir yerdi. Artık İdlib&#8217;de başka bir düzleme geçildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan rejimin Türk askerine yönelik saldırılarını bir kırılma anı olarak niteledi ve bundan sonra Türkiye&#8217;nin tavrı farklı olacak dedi.</p>
<p><b>Ne yapmalı Türkiye?</b></p>
<p>Bir kere İdlib bizim için 4 milyon mülteci riski demek. Artık bunu kaldıracak bir durumumuz yok. En açık ifadeyle Avrupa&#8217;ya bunun bedelini siz de ödersiniz mesajı verilmeli. Hatta mesaj vermeye de gerek yok, çünkü söz ile uslanmadıklarını defalarca gördük. Türkiye İdlib&#8217;deki insani dramı hafifletmek için zaten sınırın Suriye tarafında elinden geleni yapıyor. Ama Türkiye&#8217;de hala kapağı Avrupa&#8217;ya atmak için bekleyen yüzbinlerce mülteci var. Enerjimizi, onların önüne bariyer olmak için harcamanın gereği yok artık. Biz düşüneceğimize Avrupa düşünsün ve bir zahmet Türkiye&#8217;nin İdlib&#8217;de Rusya&#8217;ya karşı verdiği dengeleme mücadelesine destek olsun. Türkiye&#8217;nin takdir görmeye değil icraata ihtiyacı var.</p>
<p>İdlib&#8217;de Türkiye geri adım atmayacak, anlaşıldı. Soçi&#8217;deki mutabakata geri dönülmesini bekliyor. Yani rejimin ele geçirdiği noktalar üzerinden bir mutabakata karşı çıkıyor. İdlib içlerine doğru sevkiyatın devam etmesi ve dün sahadaki hareketlilik, Türkiye&#8217;nin kararlılığını gösteriyor. İblip bu saatten sonra Türkiye için Suriye&#8217;deki dördüncü cephedir.</p>
<p>Halime Kökçe/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/turkiye-idlibde-ne-yapacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Operasyon dahil tüm seçenekler masada&#8217;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/operasyon-dahil-tum-secenekler-masada/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/operasyon-dahil-tum-secenekler-masada/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Feb 2020 09:01:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İdlip]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13621</guid>

					<description><![CDATA[Rejimin saldırı haberi, Türk ve Rus heyetlerinin görüşmesi sırasında geldi. Toplantıda uzlaşma sağlanamadı ama masa da dağılmadı. Ankara, Erdoğan’ın “Şubat sonuna kadar” verdiği süreyi öne çekebilir. İdlib’de Esad rejimin geçen hafta TSK’ya yönelik saldırısı sonrası Ankara’ya gelen Rus heyeti ile görüşmeler sürerken, rejimin yeniden TSK unsurlarına saldırması Ankara’da sabır taşını çatlattı. Kaynaklar, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İdlib’den çekilme konusunda rejime tanıdığı ‘Şubat sonuna kadar’ süre öne çekilebilir, operasyon seçeneği masada” diyor. Geçen hafta Esad rejiminin alçak saldırısı ile 8 şehit verilmesi sonrası Cumartesi günü Türkiye’ye gelen Rus heyeti üçer saatlik iki toplantı yapıldı. TOPLANTI SÜRERKEN SALDIRI HABERİ  Dışişleri Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı Sedat Önal başkanlığındaki Türk heyeti ile Rusya’nın Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev başkanlığındaki Rus heyeti arasında yapılan görüşmelerde, Türk tarafı muhataplarına ısrarla Astana ve Soçi mutabakatını hatırlattı ve “Türkiye’nin sabrı kalmadı. Soçi mutabakatının gereğini yapın” dedi. Astana ve Soçi’de Türkiye, Rusya ve İran’la varılan mutabakatla, İdlib ‘gerginliği azaltma bölgesi’ ilan edilmiş ve Türkiye bölgede 12 askeri gözlem noktası oluşturmuştu. Ancak toplantı yapılırken İdlib’den gelen beş şehit haberi diplomasi masasını kilitledi. Heyetler toplantıdan ayrıldı, ancak görüşmelerin devam edeceği öğrenildi. Diplomatik kaynaklar Dışişleri Bakanlığı’ndaki dört saatlik pazartesi mesaisini, “Uzlaşma çıkmadı ama masa da dağılmadı” diye özetledi. Erdoğan, en son Rusya’ya çağrıda bulunmuş ve &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Rejimin saldırı haberi, Türk ve Rus heyetlerinin görüşmesi sırasında geldi. Toplantıda uzlaşma sağlanamadı ama masa da dağılmadı. Ankara, Erdoğan’ın “Şubat sonuna kadar” verdiği süreyi öne çekebilir.</strong></p>
<p>İdlib’de Esad rejimin geçen hafta TSK’ya yönelik saldırısı sonrası Ankara’ya gelen Rus heyeti ile görüşmeler sürerken, rejimin yeniden TSK unsurlarına saldırması Ankara’da sabır taşını çatlattı. Kaynaklar, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İdlib’den çekilme konusunda rejime tanıdığı ‘Şubat sonuna kadar’ süre öne çekilebilir, operasyon seçeneği masada” diyor.</p>
<p>Geçen hafta Esad rejiminin alçak saldırısı ile 8 şehit verilmesi sonrası Cumartesi günü Türkiye’ye gelen Rus heyeti üçer saatlik iki toplantı yapıldı.</p>
<p><strong>TOPLANTI SÜRERKEN SALDIRI HABERİ </strong></p>
<p>Dışişleri Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı Sedat Önal başkanlığındaki Türk heyeti ile Rusya’nın Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev başkanlığındaki Rus heyeti arasında yapılan görüşmelerde, Türk tarafı muhataplarına ısrarla Astana ve Soçi mutabakatını hatırlattı ve “Türkiye’nin sabrı kalmadı. Soçi mutabakatının gereğini yapın” dedi.</p>
<p>Astana ve Soçi’de Türkiye, Rusya ve İran’la varılan mutabakatla, İdlib ‘gerginliği azaltma bölgesi’ ilan edilmiş ve Türkiye bölgede 12 askeri gözlem noktası oluşturmuştu. Ancak toplantı yapılırken İdlib’den gelen beş şehit haberi diplomasi masasını kilitledi. Heyetler toplantıdan ayrıldı, ancak görüşmelerin devam edeceği öğrenildi. Diplomatik kaynaklar Dışişleri Bakanlığı’ndaki dört saatlik pazartesi mesaisini, “Uzlaşma çıkmadı ama masa da dağılmadı” diye özetledi. Erdoğan, en son Rusya’ya çağrıda bulunmuş ve “Şubat sonuna kadar Esed rejimi Soçi mutabakatında sağlanan noktalara çekilsin” demişti. Son hain saldırı sonrası Ankara’daki hakim hava “Operasyonun öne çekilmesi de dahil her türlü seçenek değerlendiriliyor” şeklinde özetlenebilir.</p>
<p><strong>KÜLLİYE’DEN AÇIKLAMA</strong></p>
<p>Rus heyeti, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın başkanlığındaki heyetle de Külliye’de görüştü. 2 saat süren görüşmeden sonra şu açıklama yapıldı: “Türk askerine karşı yapılan saldırıya en sert şekilde mukabele edildiği ve bundan sonra da edileceği belirtilmiştir. Astana ruhuna aykırı şekilde askerlerimize ve gözlem noktalarımıza yönelik bu saldırıların derhal durdurulması gereği şiddetle vurgulanmıştır. Soçi Mutabakatının açıkça ihlal edildiği belirtilerek anlaşmanın garantörlerinden olan Rusya’nın üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiği mesajı verilmiştir.”</p>
<p>Kaynak: <strong>Melik YİĞİTEL/Akşam</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/operasyon-dahil-tum-secenekler-masada/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdlib&#8217;den yansıyanlar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/idlibden-yansiyanlar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/idlibden-yansiyanlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Feb 2020 08:14:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İdlip]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13609</guid>

					<description><![CDATA[İdlib’de yaşanılanlar aslında Suriye iç savaşının en kapsamlı özeti, yaşanılan kaosun vardığı son nokta. Bu haliyle İdlib; Suriye üzerine atılan çok sayıda kör düğümümün toplamı. Suriye’nin geneline yansıyan ve yaşanılan birçok sorunun doğrudan yansıma alanı. İdlib esasen Suriye sorununun derinleştiği son nokta. Suriye’yi terör tarlası haline getirenlerin kirli hesaplarının manipülasyon alanı . İdlib; birbiriyle çelişen birçok faktörün bileşkesi durumunda. Bu yönüyle İdlib; hem terör örgütlerinin büyük ilgi alanı, hem rejim muhaliflerinin etkinlik sahası, hem Esad zulmünden kaçanların son sığınma alanı, hem de küresel çıkar odaklarının yeri geldiğinde kullandıkları manipülasyon sahası. Bu denli birbiriyle çelişen hususu barından İdlib; şimdi de Türkiye’yi zora sokmaya çalışanların oyun alanı olarak kullanılıyor. Astana ve Soçi ruhunun ürünü olarak oluşturulan İdlib mutabakatının gereği yeterince yerine getirilmeyince ortaya yeni bir kriz odağı olarak İdlib, Suriye’nin geleceğinin adeta son basamağı olarak belirdi. İdlib, jeopolitik konumu nedeniyle taraflar arasında uzlaşmazlığın odağı haline gelmiştir. Suriye’nin kuzeyinden Irak’a kadar uzanan M5 karayolu ile Lazkiye’ den Doğu’ya doğru uzanan M4 karayolunun kesişme noktası İdlib’dir. İdlib, Şam ve Halep’ in Doğu Akdeniz’e uzanımının stratejik düğüm noktasıdır. Tüm bu özellikler nedeniyle Suriye iç savaşının hem nedenlerinin hem de sonuçlarının delillerini, izlerini ve hatta anahtarını uhdesinde barındırmaktadır. Unutulmamalıdır ki; Suriye iç savaşı, aslında Doğu Akdeniz’in &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>İdlib’de yaşanılanlar aslında Suriye iç savaşının en kapsamlı özeti, yaşanılan kaosun vardığı son nokta. Bu haliyle İdlib; Suriye üzerine atılan çok sayıda kör düğümümün toplamı. Suriye’nin geneline yansıyan ve yaşanılan birçok sorunun doğrudan yansıma alanı. İdlib esasen Suriye sorununun derinleştiği son nokta.</p>
<p>Suriye’yi terör tarlası haline getirenlerin kirli hesaplarının manipülasyon alanı . İdlib; birbiriyle çelişen birçok faktörün bileşkesi durumunda. Bu yönüyle İdlib; hem terör örgütlerinin büyük ilgi alanı, hem rejim muhaliflerinin etkinlik sahası, hem Esad zulmünden kaçanların son sığınma alanı, hem de küresel çıkar odaklarının yeri geldiğinde kullandıkları manipülasyon sahası. Bu denli birbiriyle çelişen hususu barından İdlib; şimdi de Türkiye’yi zora sokmaya çalışanların oyun alanı olarak kullanılıyor.</p>
<p>Astana ve Soçi ruhunun ürünü olarak oluşturulan İdlib mutabakatının gereği yeterince yerine getirilmeyince ortaya yeni bir kriz odağı olarak İdlib, Suriye’nin geleceğinin adeta son basamağı olarak belirdi.</p>
<p>İdlib, jeopolitik konumu nedeniyle taraflar arasında uzlaşmazlığın odağı haline gelmiştir. Suriye’nin kuzeyinden Irak’a kadar uzanan M5 karayolu ile Lazkiye’ den Doğu’ya doğru uzanan M4 karayolunun kesişme noktası İdlib’dir.</p>
<p>İdlib, Şam ve Halep’ in Doğu Akdeniz’e uzanımının stratejik düğüm noktasıdır. Tüm bu özellikler nedeniyle Suriye iç savaşının hem nedenlerinin hem de sonuçlarının delillerini, izlerini ve hatta anahtarını uhdesinde barındırmaktadır.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki; Suriye iç savaşı, aslında Doğu Akdeniz’in enerji savaşıdır. Suriye’yi terör tarlası haline getirenlerin kirli hesapları da buna dayanır. Terör örgütlerinin içinde cirit atan gizli servisler devletlerin ajandalarında sakladıkları niyetlerini, çıkarların yörüngesinde bu örgütlerle içli dışı oluyorlar. Adeta kimin eli kimin cebinde belli değil.</p>
<p>Esad’ın; sivil halk, silahlı grup, terör örgütü ayrımını yapmadan topyekun bir kıyımı tercih etmesi ve arkasındaki cesaretlendirici aktörlerin ikircikli yaklaşımları, Türkiye’yi rejimle askeri olarak karşı karşıya getirdi. Bu durum yeni bir tablo ve bu tablonun geleceğini Türkiye-Rusya ilişkisi belirleyecek.</p>
<p>İçimizde bu durumu böyle görmeyip, Türkiye’nin Suriye’de varlığını ve mücadelesini rejim değiştirmek için olduğunu takdim edenlerde bu sorunun bir başka problem odağıdırlar.</p>
<p>Net olarak, sıralamak gerekirse Türkiye, Suriye’de terörün her türlüsüne karşı mücadele içinde ve bu terör örgütlerinin doğrudan tek hedefi durumunda. Türkiye sadece bu terör örgütlerine karşı değil, asıl olarak onların arkasındaki devletlerle mücadele içinde. Türkiye Suriye’nin parçalanmasını istemiyor ve istemeyen tek ülke olarak mücadele ediyor. Türkiye evinden, yurdundan yoksun kalan, savunmasızların oksijeni, barınağı olmanın manevi yükünü taşımaya devam ediyor.</p>
<p>İdlib’de daralan üçgen ve daralan sorunlar bu gerçeklerin zemininde Türkiye’yi sıkıştırmaya devam ediyor. Ama hiç şüphemiz yoktur ki, bu zorluğunda üstesinden gelmeyi başaracağız. İçimizde dışımızda kim dost kim düşman bir kez daha görme fırsatı bulacağız.</p>
<p>Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/idlibden-yansiyanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rusya’ya Dikkat!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/rusyaya-dikkat/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/rusyaya-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Feb 2020 09:01:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İdlip]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13564</guid>

					<description><![CDATA[Ben demiştim demeyeceğim ama hatırlatmadan da geçemeyeceğim. 13 Ocak 2020’de yayınlanan yazımda; Rusya ile Türkiye’nin ikili ilişkilerinin ülkemiz aleyhine evirildiği tebellür ederek mezkûr ülkeyi “Yumruk Mesafesi”nde tutmamız gerektiğini vurgulamıştım. O yazımı önemine binaen yeniden dikkatlerinize arz ediyorum: Yumruk Mesafesi Bu yazımıza Doç. Dr. Evren Balta’nın naklettiği meşhur Alman felsefeci Arthur Schopenhauer’un  “kirpi ikilemi” teziyle başlayalım: “Türkiye ve Rusya bütün gerilimlere ve ulusal çıkar tanımlarındaki çelişkilere rağmen ilişkilerini ısrarla iş birliği hattında sürdürmeye çalışıyor. Bu iki aktör arasındaki ilişkileri anlamak için Alman felsefeci Arthur Schopenhauer’un “kirpi ikilemi” tezi mükemmel bir metafor…   Schopenhauer’a göre, çok soğuk bir kış gününde bir araya gelen yalnız kirpiler ciddi bir ikilem ile karşı karşıya kalacaklardır: Ya birbirlerinden uzak durarak tek başlarına soğuktan ölecek ya da birbirlerini ısıtmaya çalışırken birbirlerine dikenlerini batırarak canlarını acıtacaklardır. Kirpiler önce donmamak için birbirlerine bir hayli yaklaşırlar, yaklaştıkları anda dikenlerinin farkına varır ve ayrılırlar. Pek çok bir araya gelme ve dağılma döngüsünden sonra, nihayet kirpiler birbirlerine ne fazla uzak ne de fazla yakın olmanın hem soğuğa hem de karşısındaki kirpinin dikenlerine karşı korunmada en iyi yol olacağını keşfederler. Ama bu “mükemmel” mesafenin hem öğrenilmesi hem de muhafaza edilmesi zordur.” &#160; Kültürümüzde beşeri ilişkileri niteliği konusunda şöyle bir deyim vardır. Dostluk yumruk &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ben demiştim demeyeceğim ama hatırlatmadan da geçemeyeceğim. 13 Ocak 2020’de yayınlanan yazımda; Rusya ile Türkiye’nin ikili ilişkilerinin ülkemiz aleyhine evirildiği tebellür ederek mezkûr ülkeyi “Yumruk Mesafesi”nde tutmamız gerektiğini vurgulamıştım. O yazımı önemine binaen yeniden dikkatlerinize arz ediyorum:</p>
<p><strong>Yumruk Mesafesi</strong></p>
<p>Bu yazımıza Doç. Dr. Evren Balta’nın naklettiği meşhur Alman felsefeci Arthur Schopenhauer’un  “kirpi ikilemi” teziyle başlayalım:</p>
<p><em>“Türkiye ve Rusya bütün gerilimlere ve ulusal çıkar tanımlarındaki çelişkilere rağmen ilişkilerini ısrarla iş birliği hattında sürdürmeye çalışıyor. Bu iki aktör arasındaki ilişkileri anlamak için Alman felsefeci Arthur Schopenhauer’un “kirpi ikilemi” tezi mükemmel bir metafor…</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Schopenhauer’a göre, çok soğuk bir kış gününde bir araya gelen yalnız kirpiler ciddi bir ikilem ile karşı karşıya kalacaklardır: Ya birbirlerinden uzak durarak tek başlarına soğuktan ölecek ya da birbirlerini ısıtmaya çalışırken birbirlerine dikenlerini batırarak canlarını acıtacaklardır. Kirpiler önce donmamak için birbirlerine bir hayli yaklaşırlar, yaklaştıkları anda dikenlerinin farkına varır ve ayrılırlar. Pek çok bir araya gelme ve dağılma döngüsünden sonra, nihayet kirpiler birbirlerine ne fazla uzak ne de fazla yakın olmanın hem soğuğa hem de karşısındaki kirpinin dikenlerine karşı korunmada en iyi yol olacağını keşfederler. Ama bu “mükemmel” mesafenin hem öğrenilmesi hem de muhafaza edilmesi zordur.”</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kültürümüzde beşeri ilişkileri niteliği konusunda şöyle bir deyim vardır. Dostluk yumruk mesafesinde olmakla kaimdir. Mükemmel mesafe diye de tanımlayacağımız bu uzaklık-yakınlık aralığı ilişkilerin müdavemeti açısından elzemdir. İnsani ilişkilerde had-hudut gözetilmelidir. İyi günün kötü güne de dönüşebileceği düşünülerek hem eski dosttan gelecek yumruktan emin olabilmek, hem de yeni dosta sarılabilmek için yumruk mesafesi mükemmel bir aralıktır.</p>
<p>Devletlerarası münasebetler kalıcı dostluklar ve düşmanlıklar üzerine bina edilemezler. Gün gelir menfaatler çakışır veya kesişir.</p>
<p>Türk-Rus ilişkileri hiçbir zaman kalıcı dostluk haline evirilmemiştir. Kâh muhabbet, kâh adavet yön vermiş münasebetlerimize. Gün olmuş Avrupa devletlerinin saldırganlığını Rusya ile yakınlaşarak bertaraf etmişiz, gün olmuş Rus gailesine karşı Avrupalılardan destek beklemişiz. Bazen iç meselelerimizde bile dış destek talep ettiğimiz vakidir. Daha geniş bilgi için Hünkâr İskelesi Antlaşmasına bakılabilir. (Hünkâr İskelesi Antlaşması 8 Temmuz 1833 tarihinde İstanbul’un Hünkâr İskelesi semtinde Osmanlı İmparatorluğu’nun Rus İmparatorluğu ile imzaladığı bir karşılıklı yardımlaşma ve saldırmazlık antlaşmasıdır.)</p>
<p>Türkiye, ezik aydınlarının üzerindeki çekingenliği atarak Libya’ya asker gönderebildi. Elhamdülillah.</p>
<p>Öte yandan “ezik aydın” tabiri maalesef bürokrasi için de geçerliymiş. İsyancı bir teröristin silah bırakmasını sağlamak için Rusya’dan onu ikna etmesini beklemek bir eziklik değil mi? Bizim meşru hükümetle yaptığımız mutabakatın gereği olarak Libya’daki varlığımız yasaldır. Elbette askerimiz oraya elma hasadı için gitmedi. Bir ordu ne yaparsa onu yapacak.</p>
<p>Libya’da varlığı sorgulanması gereken Rusya’yı muhatap almak yetmezmiş gibi bir de ondan asileri silah bırakmaya ikna etmeyi istemek politik bir körlük değil mi?</p>
<p>Belli ki  24 Kasım 2015’te Rusya Federasyonu Hava Kuvvetleri’ne ait Sukhoi Su-24M tipi uçağın sınır ihlali gerçekleştirmesinden dolayı Türk Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesinin etkisinden sıyrılamamış diplomatlarımız var.</p>
<p>Uçak sınırımızı ihlal etmiş ve düşürülmüştür. Bir Türk uçağı Rus sınırlarını ihlal etse onlar da farklı davranmayacaklardır.</p>
<p>Libya ile tarihi bağlarımız bir yana BM’nin tanıdığı bir hükümetle imzaladığımız anlaşmalar var. Buna karşılık Rusya’nın Libya’da ne işi var. Neden Libya konusunda onları muhatap alıyoruz. Bu politikamızla Rusya’nın Libya’daki varlığını yasallaştırmıyor muyuz?</p>
<p>Denilebilir ki Suriye’de çıkarlarımız örtüşüyordu. Hayır, böyle bir durum yoktu. Rusların sıcak deniz hayali vardı. Özellikle İran, takıyyesi gereği ayının burnuna toka takıp onu Suriye sahasına getirerek karşımızda aynı oynattı. Bize de Süleymani’nin oynattığı ayıyı seyretme gafleti düştü. Bu arada ayı oynarken çadırı yıktı. Düşmesi an meselesi olan Esed, yeniden zulmüyle geri geldiği gibi Rusya ‘da tüm sakilliğiyle bir İslam beldesine çökmüş oldu.</p>
<p>Yumruk mesafesi alamadığımız Rusya, yarın barış ortamına kavuştuktan sonra Libya’dan çıkacak mı? Var mı bunun garantisi? Oradaki varlığı yasal bir gerekçeye dayanmayan Rusya’nın Libya’da sömürüden başka bir gayesi mi var?</p>
<p>Türkiye, Rusya ile uzaklığını-yakınlığını mükemmel mesafe ayarında tutmalıdır. Hem Suriye’de, hem Libya’da, hem de her yerde. http://www.yorungedergi.com/2020/01/yumruk-mesafesi/</p>
<p>***</p>
<p>Şimdi de çok yakın bir süre önce yazdığım bir yazıyı tekrar yayınlamaya sevk eden yazıyı alıntı yaparak yayınlıyorum. Her iki yazının birlikte okunmasında fayda var:</p>
<p><strong>Rusya, Türkiye için güvenilir bir ortak olabilir mi?</strong><br />
Türkiye, yaklaşık üç yıldır Rusya ile ekonomiden güvenliğe ve bölge sorunlarının çözümünde ortaklığa uzanan bir dizi konuda yakın bir iş birliği içerisinde oldu.<br />
Bu dönem içerisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka hiçbir liderle görüşmediği kadar Rusya Devlet Başkanı Putin ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdi. 2016 yılından beri iki ülke liderleri bölgesel ve ikili meseleleri görüşmek üzere Türkiye ve Rusya’da 16 defa bir araya geldiler.<br />
Aynı dönemde ABD’nin Ankara’ya güven vermeyen politikaları, terör örgütleriyle iş birliği yapması, Türkiye’nin içişlerine doğrudan müdahale yönündeki girişimleri Rusya ile yakınlaşmanın nedenlerinden biri oldu.<br />
Suriye sorununun çözümü konusunda ABD’nin yapıcı bir rol oynamaktan kaçınarak PKK/YPG ile iş birliği ekseni üzerine kurulu bir stratejiye yönelmesi, yoğun mülteci baskısı altında kalan ve terör örgütlerinin hedefi hâline gelen Türkiye’ye çözüm için Rusya ve İran’la masaya oturmaktan başka seçenek bırakmadı.<br />
Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasını yakından ilgilendiren Libya’da da geleneksel “müttefiklerinin” kendisini denklemin dışında bırakma çabaları Ankara’yı Rusya ile masaya oturmaya itti.<br />
Böylece bölgesel sorunların çözümü konusunda Rusya, Türkiye’nin muhatabı olurken, Batılı “müttefikleri” kendilerini Ankara’nın pozisyonunun karşısında konumlandırıp Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate almamayı tercih ettiler.<br />
Peki, Rusya Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate alıyor mu?<br />
Moskova, Suriye ve Libya sorunlarının çözümü konusunda Ankara’nın güvenebileceği bir ortak olabilir mi?<br />
Kuşkusuz devletler uluslararası ilişkilerini “güven” yerine “çıkar” kavramı üzerinden şekillendiriyorlar. Bu çerçevede kendi çıkarları doğrultusunda attıkları bazı adımlarla başka ülkelerde güvensizlik algısı oluşmasına yol açabiliyorlar.<br />
Ancak bu durum, devletlerin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etseler de, imzaladıkları anlaşmalara, verdikleri sözlere aykırı davranacakları ve sürekli olarak uluslararası ilişkilerin temel ilkelerini ihlal edecekleri anlamına gelmez. Bu şekilde davranan devletler muhataplarında derin bir güvensizlik duygusu oluştururlar ve onları kendilerine başka ortaklar aramaya zorlamış olurlar.<br />
Türkiye’nin “müttefiki” ABD ile yaşadığı bu tür derin bir güvensizlik hissiydi. Suriye’den Türkiye’yi hedef alan PKK/YPG tehdidi konusunda verdiği sözlerin hiçbirini tutmayan Washington yönetimi, ayrıca FETÖ üzerinden doğrudan Türkiye’nin içişlerine müdahale etmeye çalışınca Ankara kendisine yönelik bu tehditleri bertaraf etmek için başka ortaklar aramak zorunda kalmıştı.<br />
Bu arayış, Suriye’de Rusya ve İran ile Astana ve Soçi süreçleriyle diplomatik çözüm çabasına ve Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri almasına kadar varmıştı.<br />
Ancak şimdi Moskova’nın da Washington yönetimi gibi, Suriye konusunda verdiği sözlere aykırı davrandığı görülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika ziyareti dönüşünde gazetecilere yaptığı açıklamalarda, Rusya’nın Astana ve Soçi Anlaşmalarına sadık olmadığını ifade ederek İdlib konusunda artık Türkiye’nin sabrının tükendiğini ve gerekli adımları atacağını vurguladı.<br />
Bu ifadeler Rusya’nın ciddiye alması gereken sözler.<br />
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye sorununun çözümü konusunda Rusya ile ortaklığa çok önem veriyor. Ama gelinen noktada artık sorunun masada çözümüne odaklanılması gerekiyor. Rusya’nın sahada sınırları zorlamaya devam etmesi Türkiye’ye ciddi zararlar veriyor.<br />
İdlib’de Rusya ve Şam yönetimi uçaklarının son saldırıları yüzünden hayatını kaybeden sivillerin sayısı sadece son bir haftada 80’i geçti. Can güvenliği olmadığı için evlerini terk edip Türkiye sınırına kaçan insanların sayısı ise son iki ayda 400 bini aştı. 2018 yılı Eylül ayında Soçi’de iki lider arasında varılan İdlib Mutabakatı sonrasında bu şehri ve ilçelerini hedef alan saldırılar yüzünden mülteci konumuna düşen insanların sayısı ise 1,5 milyonu geçmiş durumda.<br />
Bu durumda Rusya’nın imzaladığı anlaşmalara uygun davrandığını söylemek mümkün mü?<br />
Anlaşmalara uygun davranmayan Rusya, Türkiye için nasıl güvenilir bir ortak olabilir?<br />
Kemal İnat / Türkiye Gazetesi</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/rusyaya-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
