<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hz. Yusuf &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/hz-yusuf/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Aug 2021 14:19:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Hz. Yusuf &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hz. Yusuf Üzerinden Kısa Bir Siyaset Değerlendirmesi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hz-yusuf-uzerinden-kisa-bir-siyaset-degerlendirmesi-2/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hz-yusuf-uzerinden-kisa-bir-siyaset-degerlendirmesi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet SÜRMELİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2021 14:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Yusuf]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17566</guid>

					<description><![CDATA[Hz. Yusuf’un özellikle iktisat ve işletme ilimlerini bilmesi çok önemlidir. Çünkü toplumların en önemli sorunlarından birisi fakirliktir. Bu soruna kesin çözüm bulanlar toplumu da yanlarına alırlar. Özellikle de merhameti ve ilgileriyle yoksulların yanında bulunan fıtratı bozulmamış gençlerden büyük destek görürler. Hz. Yusuf yoksulluk sorununu nasıl çözeceğini krala arz etmiştir. Toplumu inandırmıştır. Fiilen kendisine görev verildiğinde de fakirlik problemine son vermiştir. Burada sorun fakirlik olsa da bir başka yerde hukuk, siyaset, insan hakları, iktisadi meseleler, savaş, uluslararası olaylar, eğitimin çıkmazları, kültürel bozulma ve sapmalar, sağlık vb. konular olabilir. Yusuf kıssasından ders alan Müslüman yöneticilerin toplumsal konulara mutlaka çözüm üretmeleri esastır. Şayet sorunlar Müslümanlar tarafından usulüne uygun biçimde çözülmeyecek olursa din hayali bir kuruma dönüşür, inandırıcılığını ve mü’minlerini kaybeder. İnsanları din dışı arayışlara sevk eder ki sonunda ideolojik düşünce dinin yerine kaim olur. Şu anda İslâm dünyasının yaşadığı vahim durum budur. Sorunlar üretildi ve çoğaltıldı; çözümleri dinden aranmayınca ideolojik arayışlar insanımızı dinden uzaklaştırdı. Hatta “içtihat kapısının ebediyen kapandığı” ilan edilerek din antik bir kuruma dönüştürüldü. Allah Teâlâ’nın ayetleri ve Hz. Peygamber’in sünneti mumyalandı. Arayışlar din dışına kaydırıldı. Bu durumdan rahatsız olunmadı ki çözüm üretecek sağlam ve sahih kurumlar oluşturulmadı. Hz. Yusuf kıssası çözüm üreten bir anlayışın zirvesini temsil ettiği için Müslüman siyaset &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hz. Yusuf’un özellikle iktisat ve işletme ilimlerini bilmesi çok önemlidir. Çünkü toplumların en önemli sorunlarından birisi fakirliktir. Bu soruna kesin çözüm bulanlar toplumu da yanlarına alırlar. Özellikle de merhameti ve ilgileriyle yoksulların yanında bulunan fıtratı bozulmamış gençlerden büyük destek görürler. Hz. Yusuf yoksulluk sorununu nasıl çözeceğini krala arz etmiştir. Toplumu inandırmıştır. Fiilen kendisine görev verildiğinde de fakirlik problemine son vermiştir. Burada sorun fakirlik olsa da bir başka yerde hukuk, siyaset, insan hakları, iktisadi meseleler, savaş, uluslararası olaylar, eğitimin çıkmazları, kültürel bozulma ve sapmalar, sağlık vb. konular olabilir. Yusuf kıssasından ders alan Müslüman yöneticilerin toplumsal konulara mutlaka çözüm üretmeleri esastır. Şayet sorunlar Müslümanlar tarafından usulüne uygun biçimde çözülmeyecek olursa din hayali bir kuruma dönüşür, inandırıcılığını ve mü’minlerini kaybeder. İnsanları din dışı arayışlara sevk eder ki sonunda ideolojik düşünce dinin yerine kaim olur. Şu anda İslâm dünyasının yaşadığı vahim durum budur. Sorunlar üretildi ve çoğaltıldı; çözümleri dinden aranmayınca ideolojik arayışlar insanımızı dinden uzaklaştırdı. Hatta “içtihat kapısının ebediyen kapandığı” ilan edilerek din antik bir kuruma dönüştürüldü. Allah Teâlâ’nın ayetleri ve Hz. Peygamber’in sünneti mumyalandı. Arayışlar din dışına kaydırıldı. Bu durumdan rahatsız olunmadı ki çözüm üretecek sağlam ve sahih kurumlar oluşturulmadı. Hz. Yusuf kıssası çözüm üreten bir anlayışın zirvesini temsil ettiği için Müslüman siyaset önderleri tarafından iyi bilinmeli ve gerekli dersler çıkarılmalıdır. Bu kıssayı iyi bilen gençler ülkelerine ve toplumlarına kesinlikle yabancılaşmazlar ve ülkelerinde ev sahibi olduklarının idrakinde olurlar. Müslümanları kendi öz vatanlarında kiracı gibi gören kâfir anlayışa fırsat vermezler. Yetmiş ve seksenli yıllarda Müslüman gençler ülkelerine karşı yabancılaştırılarak din düşmanlarına kadrolaşmak için yer ayrıldı. Umarız Müslümanlığının idrakinde ve İslâm’a bütüncül bakan Müslüman gençler aynı hataya yeniden düşürülmezler.</p>



<p>Yusuf(a.) yönetime hazırlık sürecini yaşarken sarayın hanımının ona musallat olduğunu Kur’an’dan öğreniyoruz.[1]Surenin 24-34. Ayetleri arasında detaylı malumat verilmiştir. Kur’an bu kıssayı bir amaç uğruna anlattığı için teferruata dalmadığı gibi insanı tekellüfe sokacak sahih rivayetler de hadis külliyatımızda yoktur. Vezirin eşinin Hz. Yusuf’a duyduğu “aşk” öyle üst perdeden verilmiş ki bu üslubun Müslüman sanat adamları tarafından iyi algılanması ve realizm adına ahlaksız sunumlardan uzaklaşılması gerekir. Zaten bu ulvi anlayış şiir ve edebiyat geleneğimize girmiştir. Hâl böyleyken kıssayı rotasından çıkararak Kur’an etrafında süfli bir aşk hikâyesi uydurmak Müslümanca bir çıkış ve yaklaşım değildir. Kadının saldırısına ve tekliflerine karşı[2] Hz. Yusuf teyakkuz hâlinde olmuş ve ona zerre kadar iltifat etmemiştir. Yusuf(a)’ın Allah’ın (c.) yardımı ile korunmasını Kur’an bize şöyle nakletmiştir: “وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِ وَهَمَّ بِهَا لَوْلا أَن رَّأَى بُرْهَانَ رَبِّهِ كَذَلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوءَ وَالْفَحْشَاء إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ” “Hanım, O’na sahip olmayı aklına koymuştu ve bütün düşünceleri Onunla meşguldü. Yusuf’ta da ona karşı bir meyil uyanabilirdi, fakat O, (iffet ve doğru davranış konusunda) Rabbinin açık ve kesin delilini görmüştü ve hanımdan kurtulmanın hesaplarını yapıyordu. İşte, (kendisine böyle bir delil göstermiş olmakla) fenalığı ve fuhşu O’ndan uzaklaştırdık. Doğrusu O, Bizim ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.”[3]Bizim için bu ayetten esas öğrenmemiz gereken; yöneticilerin ve yönetim kadrosunun vitrinini oluşturan şahısların her türlü ahlaksızlıktan uzak durmalarıdır. Her zamanki kullandığımız ifadeyle geçmişlerinin ahlaken sabıkasız olmalarıdır. Eğer yöneticilerin geçmişleri ahlaken yıpratıcı eylemlerle doluysa, insanlar nazarında da değerlerini kaybettikleri için bu tip insanlara siyasette önem verilmez. Peygamber Efendimiz ve Raşid halifeler, Kur’an’ın da değişik biçimlerde vurguladığı bu kurala azami riayet etmişler ve ahlaksız insanları idareci atamamışlardır. Özellikle de cinsel ahlaksızlığı şüyu bulmuş adamları asla vitrinlerinde bulundurmamışlardır. Onları toplumun önüne çıkararak yönetimin meşruiyetini tartışmaya açmamışlardır. Modern ulus devletlerde bile cinsel skandallar hükümetlerin yıkılma veya önderlerin sonu olurken halkı Müslüman ülkelerde bazen bu ölçülere “gâvur” kadar bile hassasiyet gösterilmemesi çok üzücüdür. Tabi burada halkı Müslüman ülke ile dar’u-l İslâm’ı birbirinden ayrı düşünmek zorundayız. Zira bunlar tamamen ayrı şeylerdir.</p>



<p>[1] Bak: Yusuf 12/24-34</p>



<p>[2] Bak: Yusuf 12/24-25</p>



<p>[3] Yusuf 12/24</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hz-yusuf-uzerinden-kisa-bir-siyaset-degerlendirmesi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Kıssa Üzerinden Ailedeki Sevgi Dilinin Önemi Üzerine</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bir-kissa-uzerinden-ailedeki-sevgi-dilinin-onemi-uzerine/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bir-kissa-uzerinden-ailedeki-sevgi-dilinin-onemi-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet SÜRMELİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2021 11:22:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Yusuf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16864</guid>

					<description><![CDATA[Kur’an-ı Kerim, Yusuf kıssasının gayba ait olduğunu, okuma yazma bilmeyen ümmi birinin bunları anlatamayacağını belirterek Hz. Muhammed’in peygamberliğine bir delil olarak sunmuştur. Bu kıssada Kureyşli müşriklere şu mesaj verilmiştir: Nasıl ki Yusuf kıskanç kardeşleri tarafından kovulmuş, sonra peygamberlik ve devlet yönetimi verilerek başarılı olmuşsa; Hz. Muhammed de Kureyşli soydaşları ve akrabaları tarafından işkence yapılıp kovulsa bile hicretle beraber zafere ulaşacaktır. Yusuf Peygamber gibi O da devlet kuracak ve dinini iktidara taşıyacaktır.Surede kıssanın anlatımı bittikten sonra Yüce Allah, kendisine şirk koşmanın haramlığına değinir. Kıyametin kopmasının ve ahiret gününün gerçek olduğu haber verilir. İnsanlar, Allah’ı tespih ederek onu anmaya ve her türlü eksik nitelendirmelerden uzak tutmaya çağrılır. İlahî yardımın tüm peygamberlere geldiği gibi Hz. Muhammed’e de geleceği haber verilir. Kur’an-ı Kerim’in Allah’ın vahyi olup mutlak doğruyu haber veren bir kitap oluşunu açıklayan ayetle sure son bulur. Yusuf Suresi bizim çıkarımlarımıza göre altı bölümden oluşmuştur. Hz. Yusuf’un hayatını ve mücadelesini daha iyi anlayabilmek, doğru analiz edebilmek için bu bölümleri açıklamakta yarar görüyoruz: Bölüm: 1-3. Ayetler. Kur’an’ın Arapça oluşu ve kıssanın güzelliği ile ilgili hatırlatmalarda bulunulur.Bölüm. 4-18. Ayetler. Hz. Yusuf’un aile çevresi ve kardeşleri vasıtasıyla başına gelenler anlatılır.Bölüm. 19-34. Ayetler. Mısır’daki sürgün hayatı ve saray günleri ele alınır.Bölüm. 35-54. Ayetler. Zindandaki hapis günleri üzerinde &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kur’an-ı Kerim, Yusuf kıssasının gayba ait olduğunu, okuma yazma bilmeyen ümmi birinin bunları anlatamayacağını belirterek Hz. Muhammed’in peygamberliğine bir delil olarak sunmuştur. Bu kıssada Kureyşli müşriklere şu mesaj verilmiştir: Nasıl ki Yusuf kıskanç kardeşleri tarafından kovulmuş, sonra peygamberlik ve devlet yönetimi verilerek başarılı olmuşsa; Hz. Muhammed de Kureyşli soydaşları ve akrabaları tarafından işkence yapılıp kovulsa bile hicretle beraber zafere ulaşacaktır. Yusuf Peygamber gibi O da devlet kuracak ve dinini iktidara taşıyacaktır.<br>Surede kıssanın anlatımı bittikten sonra Yüce Allah, kendisine şirk koşmanın haramlığına değinir. Kıyametin kopmasının ve ahiret gününün gerçek olduğu haber verilir. İnsanlar, Allah’ı tespih ederek onu anmaya ve her türlü eksik nitelendirmelerden uzak tutmaya çağrılır. İlahî yardımın tüm peygamberlere geldiği gibi Hz. Muhammed’e de geleceği haber verilir. Kur’an-ı Kerim’in Allah’ın vahyi olup mutlak doğruyu haber veren bir kitap oluşunu açıklayan ayetle sure son bulur.<br></p>



<p>Yusuf Suresi bizim çıkarımlarımıza göre altı bölümden oluşmuştur. Hz. Yusuf’un hayatını ve mücadelesini daha iyi anlayabilmek, doğru analiz edebilmek için bu bölümleri açıklamakta yarar görüyoruz:</p>



<ol class="wp-block-list"><li>Bölüm: 1-3. Ayetler. Kur’an’ın Arapça oluşu ve kıssanın güzelliği ile ilgili hatırlatmalarda bulunulur.</li><li>Bölüm. 4-18. Ayetler. Hz. Yusuf’un aile çevresi ve kardeşleri vasıtasıyla başına gelenler anlatılır.</li><li>Bölüm. 19-34. Ayetler. Mısır’daki sürgün hayatı ve saray günleri ele alınır.</li><li>Bölüm. 35-54. Ayetler. Zindandaki hapis günleri üzerinde durulur.</li><li>Bölüm. 55-101. Ayetler. Hz. Yusuf’un devlet yönetimi ve uygulamaları işlenir.</li><li>Bölüm. 102- 111.ayetler. Kıssadan alınması gereken ibretlere vurgular yapılır.</li></ol>



<p>Kıssada kalabalık bir ailede yetişen Hz. Yusuf ve kardeşlerinin durumları, babaları ile olan münasebetleri ve eğitimleri ayrıntılı biçimde anlatılır. Ailedeki çocukların sevgi dillerine bakarsak babadan çocuklara, çocuklardan da babaya doğru tam bir saygı ve sevgi dili hâkim. Kur’an’ın bu dili nakletmesindeki amaç, muhataplarını ideal olarak gördüğü bu dile yönlendirmektir. Örneklendirecek olursak Hz. Yusuf, babasına konuşurken; “Ey babacığım!..”[1] diye saygı ve muhabbet dolu cümle kalıbıyla söze başlamış, Hz. Yakub da; “Ey oğulcuğum, Yavrucuğum!..”[2] diye karşılık vermiştir. Belki Türkçe’de bunların karşılığı; “canım, ciğerim, kuzum” kelimeleridir. Kur’an bu sevgi ve saygı dilini kullanarak Müslümanlarda alışkanlık yapmasını istemiştir. Fakat daha önemli bir husus ise çocukların başta babaları olmak üzere aralarında canlı bir iletişimin olmasıdır. Öyle ki Hz. Yusuf örneğinde olduğu gibi çocuklar gördükleri rüyaları bile babalarına anlatabiliyor ve güzellikleri aile içerisinde paylaşıyorlar.[3] Baba da çocuğunun rüyasını ciddiyetle dinledikten sonra onu çok güzel bir şekilde yorumlamıştır. Kur’an Hz. Yakub’un yapmış olduğu bu rüya yorumunu şöyle anlatmıştır:</p>



<p>“وَكَذَلِكَ يَجْتَبِيكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِن تَأْوِيلِ الأَحَادِيثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَعَلَى آلِ يَعْقُوبَ كَمَا أَتَمَّهَا عَلَى أَبَوَيْكَ مِن قَبْلُ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْحَقَ إِنَّ رَبَّكَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ”</p>



<p>“Çünkü (rüyanda sana gösterilene bakılacak olursa) demek ki Rabbin seni de (peygamber olarak) seçecek; sana olayların iç yüzünü görüp yorumlamayı öğretecek; tıpkı ataların İbrahim ve İshak&#8217;a olan nimetini her bakımdan tamamladığı gibi sana ve Yakub&#8217;un soyuna verdiği nimeti de her bakımdan tamamlayacaktır. Gerçekten de senin Rabbin her şeyi bilir, her hükmünde tam isabet eder.”[4] Ailesinin ve çocuklarının durumlarına vakıf olan baba bu nitelikli çocuğunun rüyasını diğer kardeşlerine anlatmamasını söylemiştir.[5] Çünkü kardeş de olsalar çocuklar arasındaki haset davranışlar fitnelere sebep olabilir. Unutmayalım ki “veli de olsa insandan çıkacak en son kötü huy hasettir.”</p>



<p>[1] Yusuf 12 / 4.</p>



<p>[2] Yusuf 12 / 5.</p>



<p>[3] Bk. Yusuf 12 / 4.</p>



<p>[4] Yusuf 12 / 6.</p>



<p>[5] Bk. Yusuf 12 / 5.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bir-kissa-uzerinden-ailedeki-sevgi-dilinin-onemi-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kral ve Karısı, Nebi ve Aişe</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kral-ve-karisi-nebi-ve-aise/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kral-ve-karisi-nebi-ve-aise/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2020 09:10:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Aişe]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Yusuf]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Züleyha]]></category>
		<category><![CDATA[ifk hadisesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15547</guid>

					<description><![CDATA[Yusuf kıssasını düşünmeye devam ediyoruz. Şöyle bir hal ile karşılaşsa idik ne yapardık? Daha doğrusu toplum olarak ne yapıyoruz? Düşünelim;Adam (kral) karısını başka bir erkekle (Yusuf’la) odadan çıkarken yakalıyor. Ve yapılan tahkikat sonucunda da öğreniyor ki, karısı o erkekle cinsel ilişkiye girmek istemiş.Böyle bir durum ile karşılaşan Türk erkeği ne yapar?Ve adam/kral ne yapmış?‘’Yusuf! Sen bu olayı unut(olmamış say). Hanım! Sen de günahın için af dilen. Çünkü sen günaha girenlerden oldun’’ (Yusuf, 12/29)Şimdi denebilir ki, kralın yaptığı kıstas olabilir mi? Açıkçası bunu ben de çok düşündüm. Lakin bu yaptığı Kur’ana aykırı değil, daha doğrusu başka bir şey yapamaz, çünkü işlenen bir zina yok, bir teşebbüs var sadece ve onun için de karısına ‘’af dile’’ diyor. Yani mümince bir tavsiyede bulunuyor gibi. Zaten Kur’anın da bir itirazı yok onun bu yaklaşımına.Nitekim benzer bir yaklaşımı ifk hadisesinde Nebimizde de görüyoruz. Evet bu Aişe validemize atılan bir iftira idi ama bu durum vahy ile kesin olarak anlaşılıncaya kadar Nebimiz bile bunun ihtimal dahilinde olduğunu düşünmüştü. Zaten Aişe validemiz de Nebimize bu nedenle çok bozulmuştu.Nitekim Nebimiz ona şöyle demişti;‘’Ya Aişe! (ilgili söylentileri naklettikten sonra) Eğer sen bu anlatılanlarla ilgili değilsen, zaten Allah bu söylenenlerle ilgili olmadığını bildirip seni temize çıkarır. Ama yok eğer bu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><br>Yusuf kıssasını düşünmeye devam ediyoruz. Şöyle bir hal ile karşılaşsa idik ne yapardık? Daha doğrusu toplum olarak ne yapıyoruz? Düşünelim;<br><br>Adam (kral) karısını başka bir erkekle (Yusuf’la) odadan çıkarken yakalıyor. Ve yapılan tahkikat sonucunda da öğreniyor ki, karısı o erkekle cinsel ilişkiye girmek istemiş.<br><br>Böyle bir durum ile karşılaşan Türk erkeği ne yapar?<br>Ve adam/kral ne yapmış?<br><br>‘’Yusuf! Sen bu olayı unut(olmamış say). Hanım! Sen de günahın için af dilen. Çünkü sen günaha girenlerden oldun’’ (Yusuf, 12/29)<br><br>Şimdi denebilir ki, kralın yaptığı kıstas olabilir mi? Açıkçası bunu ben de çok düşündüm. Lakin bu yaptığı Kur’ana aykırı değil, daha doğrusu başka bir şey yapamaz, çünkü işlenen bir zina yok, bir teşebbüs var sadece ve onun için de karısına ‘’af dile’’ diyor. Yani mümince bir tavsiyede bulunuyor gibi. Zaten Kur’anın da bir itirazı yok onun bu yaklaşımına.<br><br>Nitekim benzer bir yaklaşımı ifk hadisesinde Nebimizde de görüyoruz. Evet bu Aişe validemize atılan bir iftira idi ama bu durum vahy ile kesin olarak anlaşılıncaya kadar Nebimiz bile bunun ihtimal dahilinde olduğunu düşünmüştü. Zaten Aişe validemiz de Nebimize bu nedenle çok bozulmuştu.<br><br>Nitekim Nebimiz ona şöyle demişti;<br><br>‘’Ya Aişe! (ilgili söylentileri naklettikten sonra) Eğer sen bu anlatılanlarla ilgili değilsen, zaten Allah bu söylenenlerle ilgili olmadığını bildirip seni temize çıkarır. Ama yok eğer bu günahı işledi isen, Allah&#8217;tan affını iste, tevbe et. Çünkü Allah, günahını itiraf edip de tevbe eden kulunu bağışlar’’(1)<br><br>Gördüğümüz üzere Nebimizin yaklaşımı da kralın yaklaşımı gibi. Her ikisi de karısını tevbe etmeye davet ediyor. Yani diyorlar ki, eğer bir günah işledin ise günahı bağışlayacak olan Allah’tır, O’na tevbe et…<br><br>Zaten Kur&#8217;an karısını bir başka erkek ile zina halinde görse bile ne yapılacağını söylüyor?<br><br>Eğer böyle bir olaya tanık oldun ise ve 4 şahidin de yoksa -karın da bunu kabul etmiyorsa- karşılıklı olarak lanetleşir ve boşanırsın, o kadar, bunun haricinde yapabileceğin bir şey yoktur, çünkü o senin malın/mülkün değil, senin vücudunun bir parçası da değil, onun bağımsız bir vücudu ve kendi iradesi var, işlediği günah nedeniyle cezalandıracak veya bağışlayacak olan Allah’tır, sen değil…<br><br>Ama biz karılarımızı malımız/mülkümüz gibi gördüğümüz için ‘’ya benimsin ya toprağın’’ diyor ve boşandıktan sonra bile evlenmeye kalkışırsa öldürüyoruz!<br>Çok Müslümanız ya, ondan…<br><br>Bu vesile ile konuyu Aişe validemizin şu muhteşem sitemi ile bitirelim;<br><br>Resulullah ‘’Müjde ya Aişe! Allah seni temize çıkardı’’ dediğinde o ana kadar büyük bir tedirginlik ve endişe içinde bekleşen anne-babası; ‘’Resulullah&#8217;a teşekkür et’’ dediler. Bunun üzerine o şöyle dedi;<br><br>‘’Vallahi ben ne size ne de O’na teşekkür ederim. Ben ancak sizlerin duyup da reddetmediğiniz şeylerden beni uzak tutan ve hakkımda ayet indiren Allah&#8217;a hamd ve teşekkür ederim.’’</p>



<p>Babası (Hz. Ebu Bekir) onun bu sözlerine kızarak ‘’Sen bunu Resulullah&#8217;a mı söylüyorsun’’ diye azarlayınca da;<br><br>‘’Evet O’na da söylüyorum’’ diyor.(1).<br><br>1-Celaleddin Vatandaş, Hz Muhammed&#8217;in Hayatı Ve İslam Daveti, Pınar Yayınları, s.269-270</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kral-ve-karisi-nebi-ve-aise/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Yusuf Üzerinden Kısa Bir Siyaset Değerlendirmesi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hz-yusuf-uzerinden-kisa-bir-siyaset-degerlendirmesi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hz-yusuf-uzerinden-kisa-bir-siyaset-degerlendirmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet SÜRMELİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2020 07:41:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Yusuf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15374</guid>

					<description><![CDATA[Hz. Yusuf’un özellikle iktisat ve işletme ilimlerini bilmesi çok önemlidir. Çünkü toplumların en önemli sorunlarından birisi fakirliktir. Bu soruna kesin çözüm bulanlar toplumu da yanlarına alırlar. Özellikle de merhameti ve ilgileriyle yoksulların yanında bulunan fıtratı bozulmamış gençlerden büyük destek görürler. Hz. Yusuf yoksulluk sorununu nasıl çözeceğini krala arz etmiştir. Toplumu inandırmıştır. Fiilen kendisine görev verildiğinde de fakirlik problemine son vermiştir. Burada sorun fakirlik olsa da bir başka yerde hukuk, siyaset, insan hakları, iktisadi meseleler, savaş, uluslararası olaylar, eğitimin çıkmazları, kültürel bozulma ve sapmalar, sağlık vb. konular olabilir. Yusuf kıssasından ders alan Müslüman yöneticilerin toplumsal konulara mutlaka çözüm üretmeleri esastır. Şayet sorunlar Müslümanlar tarafından usulüne uygun biçimde çözülmeyecek olursa din hayali bir kuruma dönüşür, inandırıcılığını ve mü’minlerini kaybeder. İnsanları din dışı arayışlara sevk eder ki sonunda ideolojik düşünce dinin yerine kaim olur. Şu anda İslâm dünyasının yaşadığı vahim durum budur. Sorunlar üretildi ve çoğaltıldı; çözümleri dinden aranmayınca ideolojik arayışlar insanımızı dinden uzaklaştırdı. Hatta “içtihat kapısının ebediyen kapandığı” ilan edilerek din antik bir kuruma dönüştürüldü. Allah Teâlâ’nın ayetleri ve Hz. Peygamber’in sünneti mumyalandı. Arayışlar din dışına kaydırıldı. Bu durumdan rahatsız olunmadı ki çözüm üretecek sağlam ve sahih kurumlar oluşturulmadı. Hz. Yusuf kıssası çözüm üreten bir anlayışın zirvesini temsil ettiği için Müslüman siyaset &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hz. Yusuf’un özellikle iktisat ve işletme ilimlerini bilmesi çok önemlidir. Çünkü toplumların en önemli sorunlarından birisi fakirliktir. Bu soruna kesin çözüm bulanlar toplumu da yanlarına alırlar. Özellikle de merhameti ve ilgileriyle yoksulların yanında bulunan fıtratı bozulmamış gençlerden büyük destek görürler. Hz. Yusuf yoksulluk sorununu nasıl çözeceğini krala arz etmiştir. Toplumu inandırmıştır. Fiilen kendisine görev verildiğinde de fakirlik problemine son vermiştir. Burada sorun fakirlik olsa da bir başka yerde hukuk, siyaset, insan hakları, iktisadi meseleler, savaş, uluslararası olaylar, eğitimin çıkmazları, kültürel bozulma ve sapmalar, sağlık vb. konular olabilir. Yusuf kıssasından ders alan Müslüman yöneticilerin toplumsal konulara mutlaka çözüm üretmeleri esastır. Şayet sorunlar Müslümanlar tarafından usulüne uygun biçimde çözülmeyecek olursa din hayali bir kuruma dönüşür, inandırıcılığını ve mü’minlerini kaybeder. İnsanları din dışı arayışlara sevk eder ki sonunda ideolojik düşünce dinin yerine kaim olur. Şu anda İslâm dünyasının yaşadığı vahim durum budur. Sorunlar üretildi ve çoğaltıldı; çözümleri dinden aranmayınca ideolojik arayışlar insanımızı dinden uzaklaştırdı. Hatta “içtihat kapısının ebediyen kapandığı” ilan edilerek din antik bir kuruma dönüştürüldü. Allah Teâlâ’nın ayetleri ve Hz. Peygamber’in sünneti mumyalandı. Arayışlar din dışına kaydırıldı. Bu durumdan rahatsız olunmadı ki çözüm üretecek sağlam ve sahih kurumlar oluşturulmadı. Hz. Yusuf kıssası çözüm üreten bir anlayışın zirvesini temsil ettiği için Müslüman siyaset önderleri tarafından iyi bilinmeli ve gerekli dersler çıkarılmalıdır. Bu kıssayı iyi bilen gençler ülkelerine ve toplumlarına kesinlikle yabancılaşmazlar ve ülkelerinde ev sahibi olduklarının idrakinde olurlar. Müslümanları kendi öz vatanlarında kiracı gibi gören kâfir anlayışa fırsat vermezler. Yetmiş ve seksenli yıllarda Müslüman gençler ülkelerine karşı yabancılaştırılarak din düşmanlarına kadrolaşmak için yer ayrıldı. Umarız Müslümanlığının idrakinde ve İslâm’a bütüncül bakan Müslüman gençler aynı hataya yeniden düşürülmezler.</p>



<p>Yusuf(a.) yönetime hazırlık sürecini yaşarken sarayın hanımının ona musallat olduğunu Kur’an’dan öğreniyoruz.[1]Surenin 24-34. Ayetleri arasında detaylı malumat verilmiştir. Kur’an bu kıssayı bir amaç uğruna anlattığı için teferruata dalmadığı gibi insanı tekellüfe sokacak sahih rivayetler de hadis külliyatımızda yoktur. Vezirin eşinin Hz. Yusuf’a duyduğu “aşk” öyle üst perdeden verilmiş ki bu üslubun Müslüman sanat adamları tarafından iyi algılanması ve realizm adına ahlaksız sunumlardan uzaklaşılması gerekir. Zaten bu ulvi anlayış şiir ve edebiyat geleneğimize girmiştir. Hâl böyleyken kıssayı rotasından çıkararak Kur’an etrafında süfli bir aşk hikâyesi uydurmak Müslümanca bir çıkış ve yaklaşım değildir. Kadının saldırısına ve tekliflerine karşı[2] Hz. Yusuf teyakkuz hâlinde olmuş ve ona zerre kadar iltifat etmemiştir. Yusuf(a)’ın Allah’ın (c.) yardımı ile korunmasını Kur’an bize şöyle nakletmiştir: “وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِ وَهَمَّ بِهَا لَوْلا أَن رَّأَى بُرْهَانَ رَبِّهِ كَذَلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوءَ وَالْفَحْشَاء إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ” “Hanım, O’na sahip olmayı aklına koymuştu ve bütün düşünceleri Onunla meşguldü. Yusuf’ta da ona karşı bir meyil uyanabilirdi, fakat O, (iffet ve doğru davranış konusunda) Rabbinin açık ve kesin delilini görmüştü ve hanımdan kurtulmanın hesaplarını yapıyordu. İşte, (kendisine böyle bir delil göstermiş olmakla) fenalığı ve fuhşu O’ndan uzaklaştırdık. Doğrusu O, Bizim ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.”[3]Bizim için bu ayetten esas öğrenmemiz gereken; yöneticilerin ve yönetim kadrosunun vitrinini oluşturan şahısların her türlü ahlaksızlıktan uzak durmalarıdır. Her zamanki kullandığımız ifadeyle geçmişlerinin ahlaken sabıkasız olmalarıdır. Eğer yöneticilerin geçmişleri ahlaken yıpratıcı eylemlerle doluysa, insanlar nazarında da değerlerini kaybettikleri için bu tip insanlara siyasette önem verilmez. Peygamber Efendimiz ve Raşid halifeler, Kur’an’ın da değişik biçimlerde vurguladığı bu kurala azami riayet etmişler ve ahlaksız insanları idareci atamamışlardır. Özellikle de cinsel ahlaksızlığı şüyu bulmuş adamları asla vitrinlerinde bulundurmamışlardır. Onları toplumun önüne çıkararak yönetimin meşruiyetini tartışmaya açmamışlardır. Modern ulus devletlerde bile cinsel skandallar hükümetlerin yıkılma veya önderlerin sonu olurken halkı Müslüman ülkelerde bazen bu ölçülere “gâvur” kadar bile hassasiyet gösterilmemesi çok üzücüdür. Tabi burada halkı Müslüman ülke ile dar’u-l İslâm’ı birbirinden ayrı düşünmek zorundayız. Zira bunlar tamamen ayrı şeylerdir.</p>



<p>[1] Bak: Yusuf 12/24-34<br>[2] Bak: Yusuf 12/24-25<br>[3] Yusuf 12/24</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hz-yusuf-uzerinden-kisa-bir-siyaset-degerlendirmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
