<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hindistan &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/hindistan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jun 2020 07:34:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Hindistan &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çin &#8211; Hindistan Krizinin Perde Arkası: Küresel Gelişmelerden Bağımsız Değil</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cin-hindistan-krizinin-perde-arkasi-kuresel-gelismelerden-bagimsiz-degil/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cin-hindistan-krizinin-perde-arkasi-kuresel-gelismelerden-bagimsiz-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cengiz Topel MERMER]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2020 07:31:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14917</guid>

					<description><![CDATA[Çin ve Hindistan sınırındaki egemenlik tartışmaları askeri gerilime dönüştü. Onlarca Hint ve Çin askerinin ölmesi ile sonuçlanan kriz sonrası, her iki ülkenin Himalaya Dağları&#8217;nın batısındaki Ladakh bölgesine çok sayıda mühimmat ve birlik sevk etmesi kaygıları da arttırdı&#8230;. Koronavirüs salgını tüm dünyayı etkisi altına almışken, Çin ve Hindistan arasında büyük bir askeri gerilim yaşanıyor. Dünyanın en kalabalık nüfuslarını barındıran ve nükleer güç olan iki ülkenin sınırlarında yaşanan bu gerilimde onlarca asker hayatını kaybederken, gözler bölgedeki sıcak gelişmelere çevrildi. Peki bu kriz nasıl patlak verdi? İki ülke arasında yaşanan sorunların perde arkasında ne var? Uzmanlar, sınır anlaşmazlığı ve tarihsel rekabetin öne çıktığı gerilimin, ABD&#8217;nin Çin&#8217;e yönelik başlattığı soğuk savaş sürecinden bağımsız olmadığını düşünüyor.Çin ve Hindistan sınırındaki egemenlik tartışmaları askeri gerilime dönüştü. Onlarca Hint ve Çin askerinin ölmesi ile sonuçlanan kriz sonrası, her iki ülkenin Himalaya Dağları&#8217;nın batısındaki Ladakh bölgesine çok sayıda mühimmat ve birlik sevk etmesi kaygıları da arttırdı. Peki, Hindistan ve Çin arasındaki krizin perde arkasında ne var? Bu askeri gerilimin kaynağı ne?Yeni Şafak&#8217;a değerlendirmelerde bulunan Güney Asya uzmanı Dr. Cengiz Topel Mermer, &#8220;Hindistan ve Çin arasındaki sınır anlaşmazlığı toprak temelinden çıktı, ancak sorunun tarihi bir zemini var. Sorunun temelinde, Çin İmparatorluğu, Rus Çarlığı ve İngiliz Hindistan’ı arasında 19. asırda Himalayalar’da &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çin ve Hindistan sınırındaki egemenlik tartışmaları askeri gerilime dönüştü. Onlarca Hint ve Çin askerinin ölmesi ile sonuçlanan kriz sonrası, her iki ülkenin Himalaya Dağları&#8217;nın batısındaki Ladakh bölgesine çok sayıda mühimmat ve birlik sevk etmesi kaygıları da arttırdı&#8230;.</p>



<p><strong>Koronavirüs salgını tüm dünyayı etkisi altına almışken, Çin ve Hindistan arasında büyük bir askeri gerilim yaşanıyor. Dünyanın en kalabalık nüfuslarını barındıran ve nükleer güç olan iki ülkenin sınırlarında yaşanan bu gerilimde onlarca asker hayatını kaybederken, gözler bölgedeki sıcak gelişmelere çevrildi. Peki bu kriz nasıl patlak verdi? İki ülke arasında yaşanan sorunların perde arkasında ne var? Uzmanlar, sınır anlaşmazlığı ve tarihsel rekabetin öne çıktığı gerilimin, ABD&#8217;nin Çin&#8217;e yönelik başlattığı soğuk savaş sürecinden bağımsız olmadığını düşünüyor.</strong><br><br>Çin ve Hindistan sınırındaki egemenlik tartışmaları askeri gerilime dönüştü. Onlarca Hint ve Çin askerinin ölmesi ile sonuçlanan kriz sonrası, her iki ülkenin Himalaya Dağları&#8217;nın batısındaki Ladakh bölgesine çok sayıda mühimmat ve birlik sevk etmesi kaygıları da arttırdı.</p>



<p><strong>Peki, Hindistan ve Çin arasındaki krizin perde arkasında ne var? Bu askeri gerilimin kaynağı ne?</strong><br><br>Yeni Şafak&#8217;a değerlendirmelerde bulunan Güney Asya uzmanı Dr. Cengiz Topel Mermer, &#8220;Hindistan ve Çin arasındaki sınır anlaşmazlığı toprak temelinden çıktı, ancak sorunun tarihi bir zemini var. Sorunun temelinde, Çin İmparatorluğu, Rus Çarlığı ve İngiliz Hindistan’ı arasında 19. asırda Himalayalar’da yaşanan rekabet yatar. Bunların yanında yeni krizin ABD’nin Çin’e karşı başlattığı soğuk savaş ile net bir bağı var. 2000’li yılların başından itibaren ABD Çin’e karşı Hindistan’ı denge unsuru olarak görüyor ve her alanda destekliyor. Bu da Çin’ e karşı güvenlik endişesi taşıyan ve 1962 savaşında toprak kaybeden Hindistan’ı cesaretlendiriyor&#8221; ifadelerini kullandı.<br><br><br><strong>ABD Hindistan&#8217;ı Denge Unsuru Olarak Görüyor</strong><br><br>&#8220;Bu kriz ABD&#8217;nin Çin&#8217;e yönelik baskı politikasının bir parçası mı yoksa gelişmelerden bağımsız mı?&#8221; sorusuna yanıt veren Topel, &#8220;Yeni krizin ABD’nin Çin’e karşı başlattığı soğuk savaş ile net bir bağı var. 2000’li yılların başından itibaren ABD Çin’e karşı Hindistan’ı denge unsuru olarak görüyor ve her alanda destekliyor. Bu da Çin’ e karşı güvenlik endişesi taşıyan ve 1962 savaşında toprak kaybeden Hindistan’ı cesaretlendiriyor. Nitekim son krizin altında; ABD’nin desteği ile hareket eden Hindistan’ın Ladak Bölgesi’nde başlattığı yol. inşa ve alt yapı geliştirme çalışmaları yatıyor&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p><strong>Çin ve Pakistan İlişkisi Hayati Önemde</strong><br><br>Çin ve Pakistan arasında güçlenen ilişkilerin bu askeri gerilimden bağımsız olmadığını vurgulayan Topel, şöyle devam etti:<br><br>&#8220;Çin ve Pakistan&#8217;ın ittifak ilişkisi her ikisi için de hayati önem taşıyor. Çin finansmanı ile 2002 yılında geliştirilmeye başlanan Pakistan’ın Belucistan Eyaleti sahilindeki Gwadar Limanı’nın, ÇPEK (Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru) Projesi ile Şincan Uygur Özerk Bölgesi başkenti Kaşgar’a uzanması iki ülkeye de ticari, idari, askeri vs birçok alanda büyük değer katarken Hindistan’ı da aksi yönde dezavantajlı kılıyor. Çin, 1962 savaşında işgal ettiği Ladak bölgesindeki Aksai Chin Çölü’nün yüksek noktalarında gözetleme noktaları inşa ederek, Pakistan-Şincan-Tibet bağlantı yollarını güvence altına alma noktasında taktik saha avantajı kazanmış durumda. Hindistan, Ladak Bölgesi’nde başlattığı yol. inşa ve alt yapı çalışmaları ile Çin ile Pakistan’ın fiziki irtibat kurduğu Karakurum Geçidi’ne ulaşım sağlamayı hedefliyor, Şimdiki krizin temeli de aslında bu. Son krizin başlangıcına yönelik detaylar ortaya çıktıkça; Hindistan’ın 1962 yılında yaşadığı kaybın zafiyetini gidermeye çalıştığı, ancak bunun Çin askerleri tarafından engellendiği anlaşılıyor.&#8221;</p>



<p><strong>Koronavirüs Süreci Gelişmelerde Etkili Oldu</strong><br><br>Bunun yanında küresel gelişmeler de sorun üzerinde oldukça etkili. Pandemi mücadelesinde büyük can kayıpları yaşayan Batı dünyasının, pandeminin çıkışındaki rolü nedeniyle Çin’i baskı altına almaya başladığı bir dönemde çıkan Çin-Hint sınır krizi tesadüfî değil. Pandemi nedeniyle üzerine gelecek baskıyı gören Çin şimdiden önleyici tedbirler almaya çalışıyor. Çin, pandemi ile mücadelenin ilk safhasını başarı ile atlatmış durumdayken Hindistan’ın pandemi sürecinin ilk safhasını halen tamamlayamadığı ve süreci başarılı yürütemediğini de dikkate almak gerekir.</p>



<p><strong>Hindistan Müslümanları Ötekleştirmeye Devam Ediyor</strong><br><br>Pandemi sürecine iç ayrışma ve şiddet olaylarıyla giren Hint Yönetimi Müslümanları ötekileştirme politikasına devam ederken fay hatlarını ısıtmayı da sürdürüyor Keşmir’i yarı açık cezaevi halinde tutmaya devam eden Modi İktidarı Babri Mescid’in yerine yapılması planlanan Ram Tapınağı inşa sürecini de başlatmış durumda. Daha da ötesinde Hindistan, pandemi sürecinin yarattığı kırılganlıklara yeni hassasiyetler ekliyor. Modi ve BJP, Hindu milliyetçiliği idealinde yoluna devam ederken toplumsal muhalefeti güçlendirmeye hizmet ettiğinin de farkında görünmüyor.<br><br><br><strong>&#8220;Çin Sıranın Tibet&#8217;e Geleceğini Düşünüyor&#8221;</strong><br><br>Çin’in, daha önce iç güvenlik sorunu yaşadığı sorunlu bölgelerdeki Batı ve Hint istihbarat örgütlerinin rolünün farkında olduğunu düşünüyorum. ABD’nin ticaret savaşlarıyla başlattığı soğuk savaşın devam edeceği ve Hindistan’ın bu stratejide kilit rol üstleneceğinin bilincinde olan Çin, sıranın Tibet’e geleceğini de görüyor. Çin, bu bağlamda şimdiden Tibet hattını ve Pakistan bağını güçlendirmeye çalışıyor. Bu kriz sürecinde yaşanan gelişmelerden; Çin’in, Tibet sınırlarının delinmesi ve Tibet ayrılıkçılığının desteklenmesinde rol alması muhtemel bir Hint Sınır Yolu projesine izin vermemeye kararlı olduğunu anlamak mümkün. Hindistan’ın, ABD desteğini arkasına alarak, kendisinin çevrelenmesi stratejisinin alt yapısını hazırlamaya çalıştığını düşünen Çin; Ladak Bölgesi başta olmak üzere, Himalayalar’da taviz vermeyeceğinin mesajını veriyor. Pakistan’daki ekonomik yatırımları da düşünüldüğünde; Çin, bu bağlantıdaki taktik saha avantajlarını zaafa uğratabilecek Hint adımlarına müsaade etmemekte kararlı olduğu görünüyor.</p>



<p><strong>&#8220;Çin Hindistan&#8217;a Zayıf Noktalarını Hatırlatıyor&#8221;</strong><br><br>Çin, Batı Sektörü’nde (Ladak Bölgesi) kendisi inisiyatif alarak gelişmeleri yönlendirirken Orta Sektör’de Nepal’i de olaylara dahil ediyor. Çin’in Nepal’i de bu krize dâhil etmesi ve Nepal üzerinden mesajlar vermesi önemli. Zira Çin, Hindistan’ın sorun alanını genişletmenin yanı sıra Hindistan’a askeri alandaki zayıf noktalarını da hatırlatıyor. Büyük bir bölümü tropik bir coğrafyada yaşayan Hint insanının, Himalayalar’ın sert coğrafyasında bırakın askeri hizmet yapmayı yaşaması bile çok zordur. Bu nedenle Hint Ordusu bu coğrafyada Nepal kökenli askerleri (Gurkhalar) ve ayrılıkçılık sorunlarının hala canlı olduğu Kuzeydoğu eyaletlerinden askerleri kullanır. Çin Hindistan’a, bu askerlerin kimlikleri üzerinden bölgenin hassas yapısını hatırlatırken, vekiller üzerinden yeni sorunlar çıkarabileceği mesajı veriyor.&#8221;</p>



<p><strong>Bölgedeki Krizin Tarihsel Süreci</strong><br><br>İki ülkenin yaşadığı sınır sorununun 1962 yılından sonra kronikleştiğini belirten Topel, bölgedeki Çin ve Hindistan arasındaki tarihsel rekabeti şöyle anlattı:<br><br>&#8220;Batı Himalayalar’da Rus tehdidini kontrol altına alan İngilizler, 1890-1895 yılları arasında yapılan görüşmeler neticesinde Ruslar ile Küçük Pamir dağları üzerinde sınırları tespit etmiştir. Doğu Himalayalar’da bir rakibi olmayan İngiliz İmparatorluğu, ancak I Dünya savaşı öncesinde Çin İmparatorluğu ile masaya oturmuştur. İngiliz Hindistan’ı Dışişleri Bakanı ile Çin temsilcisi arasında, Hindistan’ın kuzeyindeki Simla şehrinde, Temmuz 1914 ayında yapılan görüşmelerde; İngiliz Hindistan’ı ile Çin sınırını belirleyecek esaslar üzerinde oluşan mutabakat Simla anlaşması ile kayıt altına alınsa da, I. Dünya Savaşının yaklaşması nedeniyle Çin Yönetimi tarafından resmi olarak onaylanmamıştır. Anlaşmanın mimarı olan İngiliz Hindistan’ı Dışişleri Bakanı McMahon’un adı ile anılan (McMahon Hattı) Simla Anlaşması İngiltere bölgeden çekilinceye kadar ciddi bir sorun yaşanmadığı için gündeme gelmemiştir. Çin ve Hindistan’ın, 20. asır ilk yarısı sonunda bağımsızlıklarına kavuşunca İngiliz mirası bu sorun ile yüzleşmek zorunda kalmıştır.<br><br>1949 yılında kurulan Mao Çin’i, Çin’in tarihi mirasına sahip çıkmış ve McMahon Hattını kabul etmemiştir. İngiliz Hindistan’ının devamı olduğunu savunan Hindistan’ın McMahon Hattını sahiplenmesi ile zamanla kriz ilerlemiş ve savaşa neden olmuştur. Çin’in 08 Eylül 1962’de yaptığı baskın tarzında bir saldırı sonrasında Çin ordusu Hindistan’ın Arunachal Pradesh Eyaleti ve Ladak bölgelerindeki bazı stratejik noktaları işgal etmiştir. Çin, 21 Kasım 1962’de tek taraflı ateşkes ilan ederek savaşa son verirken, Ladak Bölgesi’nde işgal ettiği Aksai Çin Çölü’nü ülkesine katmış, Arunachal Pradesh Eyaleti’nde işgal ettiği alandan ise geri çekilmiştir. Bu savaştan günümüze değin, Himalaya sınırları üzerinde taraflar anlaşamadığı gibi tarihi hak iddiaları nedeniyle sürekli yeni krizler yaşanmıştır. Milenyuma güçlenerek giren iki ülke de güç politikalarına eğilim gösterince son on yılda sorun daha da çetrefilli bir hal almıştır. Çin’in gelişme potansiyelinin küresel hegemonyasını tehdit edeceğini değerlendiren ABD’nin, ÇHC’nin yükselişini dengeleme noktasında, Hindistan’ı kaldıraç olarak görmesi ve cesaretlendirmesi de krize ivme kazandırmıştır.&#8221;&nbsp;</p>



<p>Kaynak: Yeni Şafak</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cin-hindistan-krizinin-perde-arkasi-kuresel-gelismelerden-bagimsiz-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keşmir&#8217;de Yaşanan Gelişmeler Nasıl Okunmalı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kesmirde-yasanan-gelismeler-nasil-okunmali/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kesmirde-yasanan-gelismeler-nasil-okunmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Aug 2019 08:24:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Keşmir]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12219</guid>

					<description><![CDATA[Hindu milliyetçisi BJP (Bharatiya Janata Parti-Hindistan Halk Partisi) liderliğindeki Hint Yönetimi Mayıs 2019’da yapılan genel seçimlerden tarihi bir zaferle çıktıktan sonra Keşmir’de radikal adımlar atmaya başladı. Önce Keşmir’deki güvenlik kuvvetlerini takviye eden Hint Yönetimi, 13 Temmuz 1931’deki ilk kitlesel Müslüman direnişine dayanan “Özgürlük Şehitlerini Anma Günü” anmaları öncesinde ayrılıkçı Müslüman liderlerin tamamını gözaltına aldı. Müslüman halkın protesto gösterilerini sertlikle bastıran Hint Yönetimi, ay sonuna kadar on binlerce paramiliter kuvveti Bölgeye kaydırdı. Ayrılıkçı militanlara yönelik operasyonları da artıran Modi yönetiminin operasyonlarda misket bombaları kullandığı iddiaları gündeme geldi. Ağustos ayı başladığında Hint Yönetimi, Bölgeye Hac Ziyareti için gelen Hindu vatandaşlar ile Bölgedeki bütün turistlerden, “muhtemel terör olayları ihtimali” uyarısı ile Keşmir Vadisini boşaltmalarını istedi. Bu arada Keşmir’de internet bağlantısı ve telefon haberleşmesi da kesilmeye başlandı. Bu olağan dışı gelişmeler “Keşmir’de her an her şeyin olabileceği” şeklindeki endişeleri artırdı. Devamında yaşanan gelişmeler ile planlanan stratejinin detayları ortaya çıkmaya başladı. 4 Ağustos 2019’da, Keşmir’in Hindistan’a bağlanmasında kilit rol üstlenen Hindistan yanlısı Şeyh Abdullah’ın Başbakanlık yapan hanedanlık üyeleri ve yine Keşmir’de Başbakanlık yapan Hindistan yanlısı Mehooba Mufti ev hapsine alındı. Halkın tepkilerini engelleme kapsamında sokağa çıkma yasakları ilan edildi ve iletişimin kısıtlanmasına yönelik tedbirler arttırılarak Bölge’nin dış dünya ile irtibatı kesildi. Bölgede görev yapan güvenlik &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hindu milliyetçisi BJP (Bharatiya Janata Parti-Hindistan Halk Partisi) liderliğindeki Hint Yönetimi Mayıs 2019’da yapılan genel seçimlerden tarihi bir zaferle çıktıktan sonra Keşmir’de radikal adımlar atmaya başladı. Önce Keşmir’deki güvenlik kuvvetlerini takviye eden Hint Yönetimi, 13 Temmuz 1931’deki ilk kitlesel Müslüman direnişine dayanan “Özgürlük Şehitlerini Anma Günü” anmaları öncesinde ayrılıkçı Müslüman liderlerin tamamını gözaltına aldı. Müslüman halkın protesto gösterilerini sertlikle bastıran Hint Yönetimi, ay sonuna kadar on binlerce paramiliter kuvveti Bölgeye kaydırdı. Ayrılıkçı militanlara yönelik operasyonları da artıran Modi yönetiminin operasyonlarda misket bombaları kullandığı iddiaları gündeme geldi. Ağustos ayı başladığında Hint Yönetimi, Bölgeye Hac Ziyareti için gelen Hindu vatandaşlar ile Bölgedeki bütün turistlerden, “muhtemel terör olayları ihtimali” uyarısı ile Keşmir Vadisini boşaltmalarını istedi. Bu arada Keşmir’de internet bağlantısı ve telefon haberleşmesi da kesilmeye başlandı. Bu olağan dışı gelişmeler “Keşmir’de her an her şeyin olabileceği” şeklindeki endişeleri artırdı.</p>
<p>Devamında yaşanan gelişmeler ile planlanan stratejinin detayları ortaya çıkmaya başladı. 4 Ağustos 2019’da, Keşmir’in Hindistan’a bağlanmasında kilit rol üstlenen Hindistan yanlısı Şeyh Abdullah’ın Başbakanlık yapan hanedanlık üyeleri ve yine Keşmir’de Başbakanlık yapan Hindistan yanlısı Mehooba Mufti ev hapsine alındı. Halkın tepkilerini engelleme kapsamında sokağa çıkma yasakları ilan edildi ve iletişimin kısıtlanmasına yönelik tedbirler arttırılarak Bölge’nin dış dünya ile irtibatı kesildi. Bölgede görev yapan güvenlik kuvvetlerinin iletişimi için uydu telefonları dağıtıldığı haberleri basına yansıdı&#8230; 5 Ağustos 2019’da Rajya Sahba’da  (Eyaletler Meclisi &#8211; Üst Meclis) söz alan İçişleri Bakanı (BJP’nin Başbakan Narendra Modi’den sonraki güçlü adamı) Amit Şah, Keşmir’in Şeyh Abdullah vasıtası ile Hindistan’a bağlanmasında garanti edilen ayrıcalıklı konumuna cevaz veren Madde 35-A ve 370’in kaldırılmasına yönelik kanun teklifi verdi ve bu tasarı büyük bir çoğunluk ile kabul edildi. Bir sonraki gün Lok Sahba’da (Halk Meclisi-Genel Meclis) benzer bir gelişme yaşandı ve tasarı 9 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı. Tasarının onaylanmasına yönelik sürecin Anayasaya uygunluğu (Madde 267) tartışmaya neden olurken konunun ivedilikle ele alınmasına yönelik başvurular da Yüksek Mahkeme tarafından reddedildi.</p>
<p>Çabucak hayata geçirilen bu tartışmalı anayasa değişikliği ile Budist çoğunluğun yaşadığı Leh ve Ladak Bölgesi, 1999 yılında iki ülkenin çatışmasına neden olan Müslüman ağırlıklı Kargil Bölgesi de dâhil olmak üzere, doğrudan Merkezi Yönetime bağlı ve parlamentosuz Birlik Bölgesi (Ladak Birlik Bölgesi) olurken, geri kalan Hindu çoğunluklu Cammu Bölgesi ile Müslüman çoğunluklu Keşmir Vadisi, parlamentolu Birlik Bölgesi (Cammu ve Keşmir Birlik Bölgesi) hâline getirildi. 31 Ekim 2019’da yürürlüğe girecek anayasa değişikliğine göre bu iki bölge doğrudan bir “Süper Vali” aracılığı ile Merkezi Hükümete bağlanacak. Yeni kurulan Cammu ve Keşmir Birlik Bölgesi Meclisi içinde 25 kişilik koltuğun boş bırakılarak, Pakistan kontrolündeki Keşmir temsilcilerine ayrılması ise dikkat edilmesi gereken bir detay. Bu nokta Hindistan’ın, İngiliz Hindistan’ının idari yapısı içindeki Cammu ve Keşmir Prensliği (Eyaleti) topraklarının tamamını istediğini ve İngiliz Hindistan’ının devamı olduğu iddiasından vazgeçmediğini göstermesi bakımından önem taşıyor.</p>
<p>Anayasa değişikliği ile Hint Yönetiminin, Eyalet statüsünden Birlik Bölgesi statüsüne düşürülen Cammu ve Keşmir Birlik Bölgesi içinde, iskân ve ticaret düzenlemeleri yapmasına yönelik engeller kaldırılmış oldu. Madde 35-A Keşmir Yönetimine Eyalet dışından gelen Hindistan Birliği vatandaşlarına iskân kısıtlaması hakkı verirken, Madde 370 de Dış Politika, İletişim ve Savunma konuları dışında özel kanun yapma hakkı tanıyordu. Gerçi, Keşmir Yönetimine ülkeye katılma sürecinde, 1950’li yıllarda verilen bu ayrıcalıklar 1963 yılından itibaren sürekli olarak törpülenerek azaltılmış olsa da bu iki madde Keşmir halkı için özel bir anlam taşıyor ve Hint Yönetiminin demografik yapı ile oynamasını engelliyordu. Nitekim İçişleri Bakanı Amit Şah, tasarıyı sunarken yaptığı konuşmada; Hint Yönetiminin bölgeden ayrılmak zorunda kalan Hindular ile pozitif ayrıcalık yapılması planlanan düşük kast Hinduları Bölgeye kaydırarak demografik yapıyı değiştireceğini ve ayrılıkçı Müslümanları azınlıkta bırakarak terör sorununu bitireceğini net bir biçimde ifade etti.</p>
<p>Bu gelişmeler Pakistan tarafında şiddetli tepkiyle karşılanırken Hindistan tarafında büyük çoğunlukla kabul gördü. Hindistan’ın seküler yapısının kurucusu ve garantörü kabul edilen Kongre Partisi dahi çoğunlukla tasarıya destek verdi. Tasarıya karşı tepki verme veya karşı görüntü vermenin sosyal linç getirdiği Hindistan’da tasarı büyük bir zafer havası yarattı. Pakistan ve kontrolündeki Keşmir’de protesto gösterileri ile Hindistan tarafında kutlamalar yaşanırken Kurban Bayramını da güvenlik çemberi altında geçiren Keşmir Vadisinde yaşanan gelişmeler ile ilgili sağlıklı bilgi almak mümkün olmadı. Md 35-A ve 370 kaldırılırken Keşmir halkının tasarı ile fikri alınmasa da yeni kurulan Ladak Birlik Bölgesinin çoğunluğunu oluşturan Budist halkın değişikliği memnuniyetle karşılayıp kutlamalar yaptığı medyaya yansıtıldı. Cammu Bölgesinin çoğunluğunu oluşturan Hinduların sevinç gösterileri de aynı şekilde Hint medyasında sergilendi.<br />
Pakistan önce Hindistan ile diplomatik temsil seviyesini düşürerek Hint Büyükelçisinin ülkeyi terk etmesini istedi. Devamında Hindistan ile ticaret ve ulaşıma kısıtlamalar getirdikten sonra uluslararası toplumu harekete geçirmeye çalıştı. Hindistan ile yaşadığı her ciddi krizde yaptığı gibi Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) desteği arayan Pakistan, Dışişleri Bakanı Kureyşi’yi ÇHC’ye göndererek konuyu uluslararası mecrada canlı tutmak istedi. Pakistan ve kontrolündeki Keşmir’de öfkeli kalabalıkların protesto gösterileri sürerken Pakistan’da Bolywood filmlerinin gösterilmesi de yasaklandı. ÇHC, Hindistan’ı kınayan açıklamalarının devamında konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK)’ne taşısa da küresel aktörler konuyu klişe diplomatik açıklamalar-tavsiyeler ile geçiştirdi. Hindistan’ın enerji bağımlılığı taşıdığı Müslüman Ortadoğu ülkeleri ve İslam ülkeleri örgütlerinden benzer sükûnet ve diyalog çağrıları ile hafif eleştiri dozlu açıklamalar geldi. Hatta Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE), konunun Hindistan’ın iç idari düzenlemesi olduğunu açıklaması Pakistan’ı bir hayli şaşırttı. BAE müteakiben 19 Ağustos 2019’da, Hindistan Başbakanı Modi’ye ülkenin özel ödülünü vereceğini açıkladı.</p>
<p>ÇHC’nin önerisi ile 16 Ağustos 2019’da BMGK kapalı bir oturum düzenledi. Konunun BMGK’da görüşülmesine, oturumun kapalı olması şartıyla, Rusya Federasyonu’nun (RF) onay vermesi dikkat çekici bir gelişme oldu. BMGK oturumu sonrası yapılan açıklamalar, Hindistan’a Keşmir’de iletişimin restore edilmesinin tavsiye edilmesi dışında, teamüllerin ötesinde yeni bir içerik sunmadı. Bu arada Pakistan Başbakanı İmran Han ve Ordu Komutanı Orgeneral Bajwa’nın, “Keşmir’den Asla Vazgeçmeyecekleri”ne yönelik açıklamaları Hint tarafından “Restlerin Görüldüğü”nü içeren mesajlarla cevaplandı. Bu kapsamda Hint Savunma Bakanı Rajnat Sing’in 16 Ağustos 2019’da, Hindistan’ın nükleer çalışmalarının merkezi olan Pokran’da (Rajastan Eyaleti), nükleer doktrinlerini değiştirerek ilk kullanım tercihini yapabileceklerini açıklaması dikkat çekti.</p>
<p>İki ülkenin nükleer silahlar üzerinden restleşmesinin yanı sıra Keşmir sınırındaki rutin çatışmalar artışa geçince tüm dünya Keşmir Sorununa odaklandı. Çünkü İki nükleer gücün çatışma ihtimalinin yükselmesi sadece Bölgeyi değil bütün dünyayı tehdit eden bir gelişme. Peki, iki ülkenin defalarca çatışmasına neden olan bu sorunun temelinde ne var? Keşmir Sorunu tarafların anlam dünyasında ne ifade ediyor? Keşmir Sorunu söz konusu olunca neden iki ülke halkı da milli temelde bütünleşebiliyor ve günlük krizleri unutuyor? Bu noktaların anlaşılması için konunun geçmişini ve gelişimini açıklamakta fayda var.</p>
<p><strong>Keşmir Sorununun Temeli ve Gelişimi </strong></p>
<p>İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine 1947 yılında kurulan Hindistan ve Pakistan, din temelinde ayrışan düşman kardeşlerin kurdukları devletlerdir. Müslümanların, çoğunluğu oluşturan Hindulardan ayrı bir millet olduğu savı ile kurulan Pakistan; Hindistan’ı arada bırakarak, Doğu ve Batı Pakistan olarak ikiye ayrılmıştır. Doğu Pakistan, 1971yılında yaşanan iç savaşa Hindistan’ın müdahalesi neticesinde Batı Pakistan’dan ayrılarak Bangladeş adıyla bağımsız bir devlet haline gelmiştir. 19. asrın ikinci yarısında canlanan anti-sömürgeci mücadeleyi bölerek Bölgedeki ömrünü uzatmayı başaran İngiltere, Hindistan ve Pakistan arasında önemli kriz alanları bırakarak bu coğrafyadan ayrılmıştır. İki yeni ülke İngiltere’nin miras bıraktığı sorunları büyük oranda çözmeyi başarırken, halkın çoğunluğu Müslüman, yöneticisinin Hindu olduğu Cammu ve Keşmir Prensliği (Keşmir)’nin statüsü konusunda anlaşamamıştır.</p>
<p>Keşmir’de çıkan iç savaşa, Sorunu kendi lehinde çözmek için müdahale eden tarafların çatışması sonrasında Keşmir Ocak 1949’da bölünmüştür. Çatışmalar sonrasında Batıda, Pakistan’ın kontrolünde, Cammu ve Keşmir Prensliği topraklarının üçte birini kapsayan bir alanda, başkenti Muzaffarabad olan “Azad Keşmir Yönetimi” kurulmuştur. Doğuda ise, başkenti Srinagar olan, Cammu ve Keşmir Prensliği topraklarının üçte ikisini kapsayan alan Hindistan kontrolünde kalmıştır. Hindistan ile Pakistan bu sorun temelinde iki defa daha savaşmış ve iki defa da sınırlı çatışmaya girmiştir. Bütün bu çatışmalara rağmen, 1949 ateşkesi ile Keşmir’de tarafları ayıran tartışmalı sınır hattı pek fazla değişmemiştir. Pakistan kontrolündeki Keşmir’in Müslümanlardan oluşan halkı Pakistan Yönetimi ile sorun yaşamazken Hindistan kontrolündeki Keşmir’de, nüfusun yaklaşık yüzde seksenini oluşturan Müslümanların Hindistan’a entegrasyonu sorunlu olmuştur. Hindistan, istikrar sağlayabilmek maksadıyla yüz binlerce güvenlik personelini Keşmir’de konuşlandırmış ve Olağanüstü Hal Yasaları ile hâkimiyetini konsolide etmeye çalışmıştır.</p>
<p>Sorunun temelinde; Pakistan tarafında, Pakistan’ın kuruluş felsefesinin taşıyıcı kolonlarından biri olan Keşmir’in büyük bölümünün Hindistan’da kalmasının yarattığı “ulusun eksik doğduğu” travması ile Hindistan tarafında, kadim Hindu coğrafyasının bir kısmının kaybedildiği hissiyatının neden olduğu psikolojik kırılma yatmaktadır. “Keşmir’in kurtarılması” ideali Pakistan yönetimlerine ulusal bütünleşme zemini sağlarken halka temel sorunları da unutturmaktadır. Hindistan ise öncelikle kendi yönettiği Keşmir’in ülkeye entegrasyonunu sağlamaya çalışmakta ve daha sonra Keşmir’in bütününe sahip olmayı hedeflemektedir. Keşmir’de yaşanan Pakistan kaynaklı sorunlar da çok parçalı etno-kültürel bir yapı ile ayrılıkçı bölgelere sahip olan ve kast sisteminin böldüğü bu ülkenin ulusal birlik davasına hizmet edip halkı bütünleştirirken başarısız yönetimlere de meşruiyet kazandırmaktadır.</p>
<p>Keşmir Sorunu, başlangıçtan itibaren küresel güç mücadelesindeki jeopolitk adımlardan da beslenerek çapını büyütmüştür. 1962 ÇHC-Hindistan Savaşı ile Hindistan kontrolündeki Keşmir’in Axai-Çin Bölgesini işgal eden ÇHC zamanla sorunun dolaylı bir tarafı hâline gelmeye başlamıştır. Bu savaş sonrasında ÇHC ile ittifak kurarak, kendi kontrolündeki Keşmir topraklarından bir bölümünü ÇHC’ye bırakan Pakistan, ÇHC’nin soruna nüfuz etmesini teşvik etmiştir. Afganistan üzerinde Soğuk Savaş dönemimde yaşanan rekabet de Keşmir Sorunu üzerinde etkili olmuştur. Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgaline direnen cihadist yapıların Keşmir’deki ayrılıkçı hareketleri desteklemesi ve Sovyetler Birliği’nin 1989’da Afganistan’dan çekilmesi sonrasında ayrılıkçı Müslüman örgütlerin Hint Yönetimine isyan etmesi bölgedeki tansiyonu yükseltmiştir. Hindistan, bölgeyi dış dünyaya kapatarak güvenlik çemberine almış ve istikrarı kısmen sağlayabilmiştir. Çok sert güvenlik tedbirleri uygulayan Hindistan 1995 sonrasında, kademeli olarak, güvenliği sağlamayı başarmıştır.</p>
<p>Soğuk Savaş sonrasında, küresel baskıların hafiflemesinden doğan çözüm zeminini değerlendirmeyi tercih etmeyen Hindistan ve Pakistan silahlanma yarışına girerek nükleer silah üretmiş ve Keşmir Sorunu yirminci asır sonunda tüm dünya için nükleer tehdit kaynağı haline gelmiştir. İki ülke arasındaki Keşmir Sorununu çözme kapsamında yapılan barış görüşmeleri, genellikle dış zorlamaların yanı sıra küresel ve bölgesel işbirliği örgütlerinin bir araya getirmesiyle rutinleşen kısır diyaloglarla zaman zaman tekrarlansa da ya iç siyasetin aşılmaz tabu duvarlarına çarpmış ya da Keşmir kaynaklı bir provakasyon ile sonlanmıştır. ÇHC ile Hindistan’ın küresel arenadaki yükselişi ve küresel rekabetin yeni milenyumda Asya-Pasifik Bölgesine kaymasına paralel olarak Hindistan-Pakistan/Keşmir Sorunu ÇHC-Hindistan rekabetinin bir alt unsuru olmaya doğru evrilmiş ve küresel (nükleer) tehdit içermediği müddetçe geri planda kalmıştır.</p>
<p><strong>Keşmir Sorununun Tekrar Canlanması</strong></p>
<p>İki ülke ilişkilerinin bugün yeniden çatışma üretebilecek bir noktaya gelmesi yine Keşmir gelişmeleri üzerinden okunmalıdır. Hindistan, 1989-1996 yılları arasında Keşmir Vadisinde çıkan Müslüman ayrılıkçı isyanı (Hartallar-Ayaklanmalar Dönemi) bastırdıktan sonra 1996 yılında yapılan seçimler ile kademeli olarak güvenliği sağlamayı başarmıştır. Kısmen kontrol altına alınabilen Müslüman ayrılıkçılık, Burhan Wani adındaki genç ve popüler bir Hizb-ül Mücahidin liderinin 08 Temmuz 2016’da güvenlik güçlerince öldürülmesi sonrasında canlanma sürecine girmiştir. Bu olayı protesto eden göstericilere Hint güvenlik güçlerinin sert müdahalesi olayları tırmandırmıştır. Müteakiben Hindistan’da bir Hava Üssüne Pakistan kökenli militanların 2017’de yaptığı saldırı sonrası Hint Özel Kuvvetleri, “Azad Keşmir”deki örgüt kampına bir baskın düzenlemiştir. Bu gelişme Hint kamuoyunda, BJP Yönetiminin “Terör Örgütlerini Kaynağında Vuracağı” söyleminin hayata geçirilmesi olarak değerlendirilmiş ve memnuniyetle karşılanmıştır.</p>
<p>14 Şubat 2019’da, Keşmir’in Pulwana bölgesindeki Hint paramiliter birlik konvoyuna intihar saldırısı düzenleyen bir Ceyş-i Muhammed Örgütü militanı 48 güvenlik personelinin ölümüne sebep olmuştur. Hint güvenlik güçlerinin verdiği en ağır zayiat olarak tarihe geçen bu saldırının ertesi günü Hint savaş uçakları, Pakistan’ın Balakot bölgesinde, Ceyş-i Muhammed Örgütü kampının konuşlu olduğu iddia edilen bir alanı bombalamıştır. Bu saldırı Hindistan’ın, “Azad Keşmir” dışındaki bir Pakistan toprağını vurması anlamında bir başka ilki teşkil eder. Sonraki hafta, Keşmir’deki ateşkes hattı üzerinde uçan iki Hint jetinin Pakistan tarafından düşürülmesi ve bir Hint pilotunun esir alınması ise tansiyonu zirveye çıkarmıştır. Hindistan tarafında rövanş beklentileri artırmışken, küresel aktörler devreye girmiş ve gerilimi azaltmıştır. Mayıs 2019 ayı içerisinde Hindistan’da yapılacak genel seçimlerin yaklaşıyor olması da gerilimin azalmasına katkı yapmış ve rövanş beklentileri seçim sonrasına ertelenmiştir.</p>
<p><strong>Mevcut Gelişmeler Nasıl Değerlendirilmeli?</strong></p>
<p>Mayıs 2019’da yapılan genel seçimlerden büyük bir başarıyla çıkan ve her iki mecliste de çoğunluğu ele geçiren BJP’nin klasik söylemlerini hayata geçirmesi için artık önünde bir engel kalmamıştı. BJP’nin seçimler öncesi Keşmir’de askıya aldığı rövanş adımını Haziran ayından itibaren atması da beklenen bir gelişmeydi. Radikal söylemlerle geçen asır sonlarında yükselişe geçen BJP’nin Keşmir’in özel statüsünü kaldırma ve Bölgeyi Hindistan Birliği’ne tam entegre etme yönündeki söylemleri de biliniyordu. Bu kapsamda yeni Modi Hükümetinden beklenen adımlar Temmuz ayından itibaren gelmeye başladı. İlk önce Müslüman azınlığa tanınan ve erkeğin eşini üç defa “boş ol” diyerek  (sms veya email vs ile mümkündü ) boşama hakkının (Triple Talaq) Yüksek Mahkeme vasıtasıyla kaldırılması sağlandı. Bu arada Keşmir’e yapılan yığınak sonrası ayrılıkçı liderler tutuklanırken büyük çaplı antiterör operasyonları icra edildi. Keşmir’de bir sonraki adımın ne olacağı merakla beklenirken, Hint Yönetimi planlı bir biçimde Keşmir’in özel statüsünü kaldırma stratejisini hayata geçirdi ve Bölgedeki tansiyonu artırdı.<br />
Mevcut gelişmeler, Hint Yönetiminin hayata geçirdiği politikanın uzun ve dikkatli bir planlamanın ürünü olduğunu, yapılan stratejik değerlendirmelerin dış dünya ile ilgili kısmının tuttuğunu ve Pakistan’ın, Hindistan’ın bu adımı atabileceğini öngöremediğini gösteriyor. ABD, RF, ÇHC ve uluslararası camianın tepkileri ile Pakistan’ın karşı adımları dikkate alındığında Hindistan’ı şaşırtan bir gelişme yaşanmadığı görülüyor. Atılan adımların zamanlaması, küresel ve bölgesel gelişmelerin dikkate alınarak bu politikanın hayata geçirildiğini düşündürüyor. Küresel reaksiyonların ifade ediliş şekli, Hint devlet mekanizmasının planlama safhasında ABD ve RF ile perde gerisinde temasa geçerek bilgi paylaşımı yaptığını akla getiriyor. Neticede Hindistan’ın dış dinamikleri iyi değerlendirip stratejik bir hamle yaptığı anlaşılıyor.</p>
<p>Hindistan’ın stratejisinin ülke içine yönelik bölümü de şu ana kadar beklentiler ile paralel gidiyor görüntüsü veriyor. BJP İktidarı söz konusu tasarıyı kendi meclis aritmetiğinin de üzerinde bir destek ile geçirdikten sonra Cumhurbaşkanı onayı sağladı. Tasarının anayasaya uygunluğu hayli tartışmalı bir seyir izlediği halde Yüksek Mahkeme konunun ivedilikle görüşülmesini ret ederek Yürütmeye beklediği desteği verdi. Bu gelişme sonrası Modi Yönetiminin eli iyice rahatladı. Müslüman azınlığa karşı attığı her adımda halk desteği kazanan Modi Yönetimi bu özgüven ile Babri Mescid Sorununu da, klasik Hindu milliyetçi söylemleri çerçevesinde, çözerek Babri  Mescid alanına bir Hindu tapınağı yapılması sürecini başlatabilir. 2016 yılında reorganize edilmesine başlanan yeni Vatandaşlık Yasası sonrasında Assam Eyaletindeki Bangladeş göçmeni Müslümanların ayıklanmaya başlanmasının Hindu çoğunluğun Modi’ye olan desteğini artırdığı dikkate alındığında, bir Babri Mescid hamlesinin gelmesi muhtemel gözüküyor. Böyle bir “Başarı” Modi’ye, Keşmir politikasını devam ettirebilmek için ihtiyaç duyacağı, kararlılık gücünü verecektir.</p>
<p>Buraya kadar yaşanan gelişmeler, her şeyin Modi Yönetiminin planladığı şekilde gittiği görüntüsü veriyor. Halk desteğini de arkasına alan Modi Yönetimi, Keşmir Vadisi Müslümanlarını dış dünyaya kapatıp diz çöktürerek, sorunu Hindu milliyetçisi söylemleri paralelinde ve kesin olarak çözmeye kararlı bir tablo çiziyor. BJP’nin Keşmir stratejisinin en can alıcı noktası da burada yatıyor. Bu noktada Keşmir Müslümanlarının reaksiyon ve direnme potansiyeli önem kazanıyor. 1846 yılında imzalanan Amritsar Antlaşmasından bu yana yaklaşık iki asır boyunca Hindu baskısı altında yaşayan, 1949 sonrasında ciddi kayıplar veren ve özellikle 1989 sonrasında normal insanların tahammül edemeyeceği bir baskı düzeni altında yaşayan Keşmir Müslümanlarının korku duvarını aştığı da biliniyor. İşte bundan sonraki süreçte; Hint Yönetiminin sindirme ve Müslümanları azınlığa düşürme politikasının başarı derecesini, Keşmir Müslümanlarının vereceği tepki ve göstereceği direncin seviyesi belirleyecek. Bu konuda yorum yaparken bile içim acıyor; korkarım Keşmir Vadisi için sıklıkla kullanılan “Asya’nın Filistin’i” metaforu bu kez bir realite haline gelecek.</p>
<p>Keşmir gelişmeleri üzerinden Pakistan ve Hindistan’ın yeniden çatışma noktasına gelmesi sürecinde yaşanan olaylar gerek ülkemizde gerekse dünyada yüzeysel bir analiz ve magazinsel bir tüketim mantığı içinde yer aldı. Hâlbuki atılan her bir adımda taraflar hem birbirine hem de iç ve dış kamuoyuna önemli mesajlar veriyor. Ayrıca Hindistan’ın yeni Keşmir stratejisinin zamanlaması ve uygulama tarzının uzun vadeli bir planlamanın izlerini taşıdığını da görmek gerek. Keşmir’de yaşanan bu gelişmeler Asya-Pasifik gelişmeleri ile kronolojik paralellik taşıyor ve yalnız başına Bölge dinamikleri çerçevesinde değerlendirmek yanlış olur. Hint Altkıtası gelişmeleri 19. asır başlarından itibaren Orta Asya ve Afganistan gelişmeleri ile paralel bir mantık süzgecinden geçiyor. Birleşik Krallık ile Çarlık Rusyası arasında yaşanan Great Game (Büyük Oyun), 20. asır ve sonrasında bu aktörlerin yerini alan küresel güçler tarafından dikkatle uygulanıyor.</p>
<p>Keşmir’de yaşanan gelişmelerin yeni milenyumda küresel güç mücadelesinin merkezine oturan Asya-Pasifik denklemleri ile bu dönemin yükselen güçleri ÇHC ile Hindistan arasındaki tarihi rekabet ile de sıkı bir bağı var. Afganistan gelişmeleri, Hong Kong olayları, Şincan Uygur Özerk Bölgesi gelişmeleri, Kore’lerin birleştirilmesi çabaları, Sri Lanka ve Myanmar gelişmeleri, Nepal ve Maldivler’de yaşanan siyasi gelişmeler, ÇHC’nin OBOR (One Belt One Road- Bir Kuşak Bir Yol ) Projesi ve bu projenin temel ayaklarından CPEC (ÇHC-Pakistan Ekonomik Koridoru) Projesi, Güney Çin Denizi gelişmeleri, ABD-ÇHC Ticaret Savaşı; Japonya’nın Silahlı Kuvvetlerini güçlendirmesine izin verilmesi, Taiwan gelişmeleri ve Tibet gelişmeleri (yakın bir gelecekte muhtemelen gündeme gelecektir) dikkate alınmadan Keşmir‘de son dönemde yaşanan tarihi gelişmelerin değerlendirilmesi bu kapsamda eksik olacaktır.</p>
<p>* Dr. Cengiz Topel Mermer, “Keşmir Sorunu ve Hindistan-Pakistan İlişkileri Üzerine Etkileri” konu başlıklı Doktora Tezini yazmıştır.</p>
<p>Dr. Cengiz Topel MERMER/tasam.org</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kesmirde-yasanan-gelismeler-nasil-okunmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hindistan&#8217;da En Çok İzlenen 10 Film</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hindistanda-en-cok-izlenen-10-film/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hindistanda-en-cok-izlenen-10-film/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jun 2019 13:57:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11211</guid>

					<description><![CDATA[Çokdilli, çokkültürlü bir ülke olan Hindistan’da 22 resmi dil var. Bunların dışında resmi dil statüsünde olmayan başka diller de var. Dolayısıyla Hint sinemasında, Güney Kore, Japonya ve  (Hong Kong bağlamında Kantonca konusunu saymazsak) Çin’deki durumun tersine, farklı dillerde yapımlar söz konusu. Başkent ve çevresinin dili olan Hintçe (Hindi) ve sömürgecilik dili İngilizce, ülke genelinde ortak dil olarak öne sürülse de diğer diller de çok yaygın ve canlı bir kullanıma sahip. Örneğin, gişe hasılatına göre sıralanan ilk 10 filmden 7’si Hintçe, 3’ü Tamil ya da Tamil Telugu dilinde. Sinemacılıkta etkin ve yaygın Hint dilleri arasında, Hintçe, Telugu ve Tamilceye ek olarak, Bengalce, Bhojpuri, Güceratça, Kannada dili, Malayalam dili, Maratha dili, Odia dili, Pencapça vd.’yi sayabiliriz. Ayrıca Hint filmleri için yalnızca Hindistan gişe verileri değil dünya verilerinin dikkate alındığını görürüz. Bunun nedeni, 1,3 milyarlık kendi nüfuslarına ek olarak, Hindistanlı sinemacıların dilsel, dinsel ve kültürel yakınlık ve hatta ortaklık nedeniyle birçok başka ülkede, yerli filmler ölçüsünde izleyici bulabilmesindedir. Hindistan’ın dilsel, dinsel ve kültürel bağlarla bağlı olduğu komşu ülkelerde Hindistan’da yaşayan 1,3 milyarlık nüfusa ek olarak yaklaşık 500 milyon potansiyel Hint filmi izleyicisi bulunmaktadır. Bu ülkeler arasında Bangladeş, Bhutan, Nepal, Pakistan, Sri Lanka vd. bulunmaktadır. Şunu da ekleyelim: Kimi Hint filmlerinin adlarının Hint dillerinde &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çokdilli, çokkültürlü bir ülke olan Hindistan’da 22 resmi dil var. Bunların dışında resmi dil statüsünde olmayan başka diller de var. Dolayısıyla Hint sinemasında, Güney Kore, Japonya ve  (Hong Kong bağlamında Kantonca konusunu saymazsak) Çin’deki durumun tersine, farklı dillerde yapımlar söz konusu. Başkent ve çevresinin dili olan Hintçe (Hindi) ve sömürgecilik dili İngilizce, ülke genelinde ortak dil olarak öne sürülse de diğer diller de çok yaygın ve canlı bir kullanıma sahip. Örneğin, gişe hasılatına göre sıralanan ilk 10 filmden 7’si Hintçe, 3’ü Tamil ya da Tamil Telugu dilinde.</p>
<p>Sinemacılıkta etkin ve yaygın Hint dilleri arasında, Hintçe, Telugu ve Tamilceye ek olarak, Bengalce, Bhojpuri, Güceratça, Kannada dili, Malayalam dili, Maratha dili, Odia dili, Pencapça vd.’yi sayabiliriz. Ayrıca Hint filmleri için yalnızca Hindistan gişe verileri değil dünya verilerinin dikkate alındığını görürüz. Bunun nedeni, 1,3 milyarlık kendi nüfuslarına ek olarak, Hindistanlı sinemacıların dilsel, dinsel ve kültürel yakınlık ve hatta ortaklık nedeniyle birçok başka ülkede, yerli filmler ölçüsünde izleyici bulabilmesindedir. Hindistan’ın dilsel, dinsel ve kültürel bağlarla bağlı olduğu komşu ülkelerde Hindistan’da yaşayan 1,3 milyarlık nüfusa ek olarak yaklaşık 500 milyon potansiyel Hint filmi izleyicisi bulunmaktadır. Bu ülkeler arasında Bangladeş, Bhutan, Nepal, Pakistan, Sri Lanka vd. bulunmaktadır. Şunu da ekleyelim: Kimi Hint filmlerinin adlarının Hint dillerinde olduğunu görüyoruz; kimileri ise doğrudan İngilizce adlı. Bu durum sömürgeci geçmişle, çokdilli bir ülkede ortak dil arayışıyla ve İngilizcenin ülkede yaygın olarak kullanılmasıyla yakından ilişkili.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dangal &#8211; 2016 (</strong><strong>दंगल</strong><strong>)</strong></p>
<p>Yönetmen: Nitesh Tiwari</p>
<p>Oyuncular: Aamir Khan, Sakshi Tanwar, Fatima Sana Shaikh, Zaira Wasim, Sanya Malhotra, Suhani Bhatnagar, Aparshakti Khurana, Girish Kulkarni</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=XuIVa_K59QE">https://www.youtube.com/watch?v=XuIVa_K59QE</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Hindi dilindeki film gerçek bir yaşam öyküsüne dayanıyor. Filmin adı, güreş maçı anlamına geliyor. Bu, Hintli bir güreşçinin ve 2 kızını daha sonra milli güreşçi olacak biçimde yetiştirmesinin öyküsü. Kimi açılardan bir kadın-güçlendiren (woman-empowering) film. Hint toplumu fazlasıyla ataerkil, sinema da bunu yansıtıyor. Erkeklere yüklenen bir meslek olan güreşçiliğe kadın elinin değmesinin öykülenmesi, bu bağlamda fark yaratıyor. Başrolde Amir Han (Aamir Khan) var. Evet, anlatıda kızlar değil baba başrolde, bu da ilerici görüntülü filmde bile gizlenen sinsi ataerkiye işaret ediyor. “‘Başarılı’ olan kızlar değil; onları yetiştiren baba” gibi bir ileti söz konusu.</p>
<p>Filmin yapımında da Han’ın katkısı var. Film, Hindistan dışında Çin’de en çok izlenen yabancı film oluyor. İzlenme oranı, Hindistan’daki orana yaklaşıyor. Film, Türkiye’de de büyük ilgi uyandırdı.</p>
<p>Baba, hedeflerine ulaşamaz; bu nedenle, kendi kendine, doğacak oğullarını güreşçi olarak yetiştirme sözü verir. Onlar, babalarının yapamadığını başaracaktır. Oysa bir türlü bir oğlu olmaz, onun yerine 4 kızı olur. Filmin gerisi, babanın onlardan ikisini güreşçi olarak yetiştirmesini ve iki kız kardeşin başarıdan başarıya koşmasını öyküler. Bu açıdan film, bir Moğol yapımı olan ‘Kartal Avcısı Kız’la (the Eagle Huntress) ileti açısından benzerlikler taşır. Kartal avcısı kız da yetişkin erkeklerin dünyasında zafere koşacaktır. Filmin çok izlenmesi, spor ve aile draması konulu olmasına bağlanıyor. Bu iki izlek, en yaygın ilgi uyandıran konular.</p>
<p>Film, kadın hakları bağlamında geniş bir tartışma başlattı. Kimileri, filmin genelindeki kadın yanlısı anlatımı överken, diğerleri ise filmin merkezinde, az önce belirttiğimiz gibi, kadınların değil, babanın olduğuna; özgür kadınların değil babanın isteğini yerine getiren, onun sözünden çıkmayan kadınların konu edildiğine vb. dikkat çekiyor. Bu açıdan filmin kazananı, kadınlar değil bir erkek (baba). ‘Kartal Avcısı Kız’da ise genç kız, anlatığının ana odağıydı ve çok daha özgür bir tablo söz konusuydu. Yine de filmin, Hindistan Büyük Millet Meclisi’nde bile gösterime girerek, kadın hakları mücadelesine katkı sağladığı öne sürülüyor. Ayrıca işlediği konunun Çin’de de ilgi uyandırmasıyla, Çin-Hindistan dostluğuna ve barışına katkı sağlamış oldu.</p>
<p>Filme biraz daha ayrıntılı bakarsak, bir başka eleştiri noktası şu olacaktı: Film, kazananların anlatısı; ya kaybedenler? Bu soru neden önemli? Çünkü kaybeden kadın güreşçiler de ataerkiyle mücadele ediyor. Kazananlar kadar kaybedenlerin de film konusu edilmesi gerekiyor. ‘Dangal’ı bir spor filmi olarak değerlendirdiğimizde ise konu edilen sporun futbol, basketbol ve beyzbol gibi popüler ve iyice ticari spor türlerinden biri olmaması olumlu. Yoksa bu, bir ölçüde sanatı geri planda bırakan ve tribünlere oynayan bir yapım olurdu. Bu üç spora yönelik ilgi nedeniyle bunları konu alan filmler nitelikli olsalar da olmasalar da çok izlenenler arasına giriyor. Film, bu kestirme ama sanattan taviz veren yola sapmamış.</p>
<p>‘Dangal’ın Hindistan’daki macerası, beklenmedik bir yöne kayıyor: Filmin gösterime girdiği sıralarda Amir Han, ülkedeki hoşgörüsüzlüğü eleştiriyor. Bu, Hindu milliyetçiler kaynaklı fiziksel şiddete ve lince varan tepkilere neden oluyor. O kesim, Han’ı vatan haini olarak görüyor. Bu nedenle filme yönelik geniş çaplı bir boykot çağrısı yapılıyor. Bu durum, Dangal’ın Hindistan’da en çok izlenen film olmasını engelleyemiyor. Amir Han’ın siyasal duruşu ve ödül törenlerine yönelik kayıtsızlığı, filme birçok ödülün esirgenmesine yol açıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Baahubali 2: The Conclusion &#8211; 2017            </strong></p>
<p>Yönetmen: S. S. Rajamouli</p>
<p>Oyuncular: Prabhas, Rana Daggubati, Anushka Shetty, Tamannaah, Sathyaraj, Ramya Krishnan, Nassar</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=G62HrubdD6o">https://www.youtube.com/watch?v=G62HrubdD6o</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Görsel etkileriyle öne çıkan, Telugu Tamil dilindeki, Orta Çağ Hindistan’ında geçen film, bir ‘taht oyunu’ ve intikam filmi. Baba yazmış, oğlu filme çekmiş. Filmde, iki kardeş, taht kavgasına girişir. Biri, ötekini öldürtür. Öldürülenin oğlu büyür ve amcasından intikam almak için işe koyulur. Konu, Hamlet’inkiyle çok yakın. Bu durum, esinlenmenin bile ötesine geçiyor. İkinci olarak, filmin esin kaynaklarından biri, ünlü Hint destanı Mahabharata. Mahabharata da taht kavgasını konu alıyordu. Öte yandan film, onun kadar derin anlamlı sayılmıyor. Ayrıca kötülerle iyiler, siyah beyaz karşıtlığında verilmiş. Kötülerin iyilik, iyilerinse kötülük yaptığı durumları görmüyoruz. Görüntüleri yer yer bir bilgisayar oyununa benziyor. Bol kanlı, bol savaşlı bir yapım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bajrangi Bhaijaan (Bajrangi Birader) &#8211; 2015        </strong></p>
<p>Yönetmen: Kabir Khan</p>
<p>Oyuncular: Salman Khan, Harshaali Malhotra, Nawazuddin Siddiqui, Kareena Kapoor Khan</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=4nwAra0mz_Q">https://www.youtube.com/watch?v=4nwAra0mz_Q</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Hindi dilindeki film, Hindistan-Pakistan barışına katkı sağlayabilecek nitelikte. Bir Hindu dindar adam, 6 yaşındaki dilsiz Müslüman kızı Pakistan’a, ailesinin yanına götürecektir. Yolda maceralar yaşarlar. Ünlü bir Çin klasiğine benzetilen film (Batı’ya Yolculuk), birçok ödül almış durumda. Filmin hem anlatısı hem de bu anlatının ana kişiliklerinden olan Maymun Kral’ın Çin ve Hint kültüründe ortak olması, filmin Çin’de de çok izlenmesini sağladı. Dolayısıyla bu göndermeler bilinçli bile olabilir.</p>
<p>Annesi, dilsiz kızının dilinin açılması için Pakistan’dan kalkar, onu Hindistan’daki bir türbeye götürür. Kızcağız dönüş yolunda kaybolur. İyiliksever bir Hindu adama denk gelir. Onu memleketine göndermek için her yolu dener; ancak sonunda kızı kendisinin götürmesinden başka yolu kalmaz. Fakat işi zorlaştıran bir durum vardır: İkisinin de ne pasaportu ne vizesi vardır. Yasadışı yollardan giriş yapacaklardır. Girdikten sonra Hintli adamın başına gelmedik kalmaz. Casus sanılır, hapse atılır, hatta vurulur bile. Birçok maceradan sonra kız hem annesine hem de diline kavuşur. Dünya genelinde klasik bir anlatı geleneği vardır: Bir filmin başında başkişi ya da öne çıkan bir kişilik olarak bir konuşma ya da görme engelli varsa, filmin sonunda yüksek olasılıkla sağlıklarına kavuşurlar. Filmde de bunu görürüz.</p>
<p>Pakistan’la Hindistan’ın İngiliz sömürgecilerin çaktığı ilk kıvılcımla kanlı bıçaklı düşman olması gerçeği düşünüldüğünde filmin, barış inşası yolunda oldukça cesur bir adım attığı anlaşılır. Filmin bir bölümü, iki ülke arasında büyük çaplı çatışmalara yol açan Keşmir’de geçer. Film, Pakistan’da bir Hintliyi ve Hindistan’da bir Pakistanlıyı resmeder. Çin sinemasından ‘Monster Hunt’ filminde de gördüğümüz gibi, ‘Bajrangi Birader’in iletisi şudur: İki tarafta da iyi ve kötü insanlar var. İki taraftan iyi insanlar sayesinde barış gelecek. Ayrıca filmin halk tabiriyle (‘loser’ın karşılığı olarak) “bir baltaya sap olamamış” bir genci başkişi yapması, hem izleyici profili düşünülerek atılmış bir adım olabilir hem de barışın yukarıdan değil aşağıdan başlaması gerektiğine işaret ediyor olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Secret Superstar &#8211; 2017</strong></p>
<p>Yönetmen: Advait Chandan</p>
<p>Oyuncular: Zaira Wasim, Meher Vij, Raj Arjun, Aamir Khan</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=J_yb8HORges">https://www.youtube.com/watch?v=J_yb8HORges</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Hindi dilindeki film, bir Amir Han yapımı. Film, kadın hakları, kadın-erkek eşitliği ve ataerki gibi konuları işlediği için son dönem filmleri arasında ayrı bir yere konuluyor. Bu, ünlü bir şarkıcı olmak isteyen bir genç kızın büyüme öyküsü. Film, başkişinin kadın olduğu Hint filmleri arasında en çok izleneni ve Çin’de ‘Dangal’dan sonra en çok izlenen Hint filmi. Amir Han, Hindu milliyetçilerinin kızgın iddialarının tersine, ülkesinin ilerlemesinin kadın haklarından geçtiğini açık ve net bir biçimde gören ve bu görüşünü perdeye yansıtan gerçek bir Hint yurtseveri.</p>
<p>Filmin başkişisi, başlarda Hindistan’ın Müslüman bir ailesinden gelen 15 yaşında bir kız olarak karşımıza çıkar. Babası sürekli olarak annesini döver. Elbette, kızının şarkıcı olmasına izin vermeyecektir. Bu, ‘kötü yola düşmesi’ demektir. Bunun üzerine kız, tanınmamak için peçeli bir biçimde Youtube’da şarkı söyler ve büyük bir ilgi uyandırır. Yapımcılar peşinden koşar; onları reddecektir; ancak annesini bu berbat eşten kurtarabilmek, onun boşanmasını sağlamak için bunu bir çözüm yolu olarak görür. Fakat annesi ilk başta buna yanaşmaz. Aile babanın işi için başka bir şehre taşınacak, kızı da babası arkadaşının oğluyla evlendirecektir. Elbette kızın kendisine soran olmaz. Sonunda anne küplere biner ve boşanma belgelerini imzalar. Anne-kızın önünde yeni bir hayat açılır. Film, “annelere ve anneliğe” sözüyle son bulur. ‘Secret Superstar’, ‘Dangal’ için de olduğu gibi, Çin’de büyük ilgiyle izleniyor. Filmin ataerki eleştirisi, Çin için de anlamlı. Filmin özellikle Çinli kadın izleyicileri aile içi şiddete yönelik tavır konusunda etkilediği ileri sürülüyor. Film, Türkiye’de ilgi uyandırmıştı.</p>
<p>Amir Han, önadı Muhammed olan bir Hint Müslüman’ı. Geçtiğimiz yıllarda Hacı da oldu. Öte yandan eşi, Hindu. Hindistan’ın kendi içinde ve Hindistan ile Pakistan ve Çin arasında barış inşasında etkili olan bir isim. Kadın haklarına ilişkin filmleriyle öne çıkıyor. Bu filmde, klasik bir durum gözler önüne seriliyor: Kadınlar evde sürekli şiddete maruz kalırlar ama bir türlü boşanmazlar. Bunun çokça nedeni vardır: “Çocuklar babasız kalmasın”; “maddi gelirimiz yok, sersefil kalırız, sokağa düşeriz”; “boşanmış kadına kötü gözle bakarlar” vb. Oysa öyle kötü babalar vardır ki çocukları evliliğin bitmesiyle değil sürmesiyle sersefil ederler. Filmde anne, kızına olan inancıyla evliliğe son noktayı koyar. Oysa şiddet mağduru kadınlar arasında çok azı bunu yapabiliyor. Film, bu ve benzeri açılardan yorumlanmaya ve tartışılmaya açık.</p>
<p>Öte yandan, işin sınıfsal boyutuna baktığımızda film, bireysel kurtuluşu yüceltiyor. Oysa hak arama mücadelesi, bir araya gelişleri ve toplu halde ayağa kalkmayı gerektiriyor. Filmde, eğlence endüstrisi bir kurtuluş kapısı gibi gösteriliyor. Oysa o kapıya varmak için nice genç kız mağdur edildi/ediliyor. Dolayısıyla filmin kadın hakları duyarlılığı oldukça yerinde; fakat çözümün, eğlence endüstrisinin ötesinde toplumsal bilince doğru yol alması daha doğru olurdu. Bu sorun, bu filme özgü de değil; birçok Yeşilçam filminde, kolay yoldan ünlü olup sınıf atlama yüceltiliyor. Oysa yaşadığımız toplum, herkese başarı vaat etmekle birlikte, herkese sınıf atlatmıyor.</p>
<p>Son olarak şuna da dikkat çekelim: Amir Han, filmlerinde eleştiri oklarını sürekli olarak kendi ülkesine yöneltir, doğru da yapar. Bir sonraki filmde görüleceği gibi, sık sık Hindulardaki batıl inançları ve çağın gerisinde kalmış gelenekleri hedef alır. Ancak Müslümanlık adı kullanılarak ortaya çıkan bağnazlık ve geri kalmışlığı da yüceltmez. ‘Secret Superstar’da, Hint Müslüman aile yapısının eleştirildiğini görürüz. Ona göre, Hinduluğun da Hint Müslümanlığının da demokratlaşması gerekir. Bu, aynı ülkede, birlikte barış içinde yaşamanın güvencesi olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>PK &#8211; 2014       </strong></p>
<p>Yönetmen: Rajkumar Hirani</p>
<p>Oyuncular: Aamir Khan, Anushka Sharma, Sanjay Dutt, Sushant Singh Rajput, Boman Irani, Saurabh Shukla</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=SOXWc32k4zA">https://www.youtube.com/watch?v=SOXWc32k4zA</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Hindi dilindeki filmde, başrolde Amir Han var. Hindistan’daki dinsel dogmaları ve batıl inançları sorgulayan cesur bir film. İnsan görünümlü bir uzaylı, dünyaya, Hindistan’a gelir ve olaylar gelişir. Başarılı bir taşlama.</p>
<p>Uzaylının geldiği uygarlıkta dil de insan isimleri de yoktur. El sıkışarak iletişim kurarlar, birbirlerine düşünce aktarırlar. ‘PK’ adını benimser çünkü halk onun garip davranışlarına bakarak onu sarhoş sanır. PK, yerel dildeki ‘sarhoş’ sözcüğünden türetmedir. Yolu, Pakistanlı bir Müslüman’la evlenecekken son anda vazgeçen Hindu bir kadınla kesişir. Kadın, PK’ye çalınan uzaktan kumandasını bulmasında yardımcı olacaktır. Uzay mekiğini çalıştıran uzaktan kumandası olmadan evine dönemeyecektir.</p>
<p>Halk, ona bir tek Tanrı’nın yardımcı olabileceğini söyler. PK bunun üzerine, Tanrı’nın, telsizini geri vermesi için Hint dinlerinden Hıristiyanlığa ve Müslümanlığa kadar her yolu dener. Kumandasını çalan, bir Hindu tarikat lideridir. Hatta kumanda üstünden de yeni müritler ve maddi kaynaklar kazanmaktadır. Bu nedenle kumandayı geri vermez; onun yerine müritlerini ikilinin (PK ve Hindu kadın) üstüne gönderir. Tarikat liderinin sahtekâr olduğu anlaşılır ama elbette müritler buna bir türlü ikna olmayacaktır. Bu liderin kadının son anda evlilikten caymasında da parmağı olduğu anlaşılır. Kendisi sahtekârdır ama Müslümanların sahtekâr olduğunu ileri sürer. Yine film, izleyicilere mutlu bir son bahşeder. Kötüler cezasını bulur, âşıklar kavuşur, evli evine köylü köyüne gider.</p>
<p>Film, görüldüğü gibi çok hassas konulara girmiş. Hindistan’da her yıl çok sayıda insan, din çatışmasında öl(dürül)üyor. Film, çekim aşamasında bile dindar Hindular tarafından büyük tepkiyle karşılanıyor. Film gösterime girdikten sonra Hinduları kötü gösterdiği ileri sürülerek yasaklanması için büyük kampanyalar düzenliyor. İş, bir kez daha fiziksel şiddete ve lince kadar varıyor. Başka bölgelerde ise kimi ileri görüşlü Hindu siyasetçiler, filmin eleştirisinin Hindulara yönelik değil her dinde olabilecek batıl inançlara ve putperestliğe yönelik olduğunu ileri sürerek, filmi yasaklamak yerine, ona destek sağlıyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>2.0 &#8211; 2018</strong></p>
<p>Yönetmen: S. Shankar</p>
<p>Oyuncular: Rajinikanth, Akshay Kumar, Amy Jackson, Sudhanshu Pandey</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=_qOl_7qfPOM">https://www.youtube.com/watch?v=_qOl_7qfPOM</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tamil dilindeki film, bir vurdulu kırdılı bilim-kurgu yapıtı. Hurdaya çıkarılıp sonra yeniden canlanan insansı bir robot ve nesli tükenen kuşların intikamını alma hissiyle dolu bir kuşbilimcinin filmi. Hint sinema tarihinde gelmiş geçmiş en pahalı yapım. Ayrıca tümüyle Hindistan’da çekilmiş ilk üç boyutlu (3D) film.</p>
<p>Filmde tüm cep telefonları kuş gibi kanatlanıp uçuyor ve uçuşları ölümcül oluyor. (Voltran misali) Birleşip devasa bir kuş oluşturuyorlar. Onu durdurması için daha önce bir insanın ölümüne neden olup ıskartaya çıkarılmış olan robot yeniden etkinleştiriliyor. Bu, baz istasyonlarının yaydığı sinyaller nedeniyle kuşların ölümüne içerleyen kuşbilimcinin öç alma yoludur. Filmin iletisi, “canlıları koruyalım ve cep telefonlarını daha az kullanalım” biçiminde. İlginç bir yapım, ancak filmde çokça bilim-kurgu klişesi de var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Baahubali: The Beginning &#8211; 2015    </strong></p>
<p>Yönetmen: S. S. Rajamouli</p>
<p>Oyuncular: Prabhas, Rana Daggubati, Tamannaah, Anushka Shetty, Ramya Krishnan, Sathyaraj, Nassar</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=sOEg_YZQsTI">https://www.youtube.com/watch?v=sOEg_YZQsTI</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Telugu Tamil dilindeki film, yukarıda andığımız aynı adlı filmin ilk bölümü. Aynı biçimde, Orta Çağ Hindistanı’nda geçiyor. Bir kraliçeyi kurtarma öyküsü. Filmde “meğer tahtın varisi de benmişim” uyanışı var. Aynı biçimde, öykü, babadan; filme çekmesi, oğlundan. En pahalı yapımlardan. Bir kadın boğulmadan önce bebeğini köylüler kurtarır. Burası, Musa anlatısına benziyor. Sonra büyüyecek ve hesap soracaktır. Filmde kullanılmak üzere uydurma bir dil geliştirilir. Bu, bir Hint filmi için bir ilk. Öte yandan film, Hint kast düzeninde en alttaki ezilen tabaka olan Dalitlere yönelik aşağılayıcı sözler içeriyor; bu nedenle Dalit hareketi tarafından protesto edildi, bir gösterimi eylemciler tarafından engellendi. Filmin eşkonuşma (diyalog) yazarı, bunun için Dalitlerden resmi olarak özür diledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sultan &#8211; 2016  </strong></p>
<p>Yönetmen: Ali Abbas Zafar</p>
<p>Oyuncular: Salman Khan, Anushka Sharma, Randeep Hooda, Amit Sadh</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=wPxqcq6Byq0">https://www.youtube.com/watch?v=wPxqcq6Byq0</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Hindi dilindeki film, bir erkek güreşçinin öyküsü (gerçek yaşama dayanmıyor). Başkişi, güreşi bırakmıştır. Geçmişe gider, nedenini öğreniriz: Bir güreş hocasının güreşçi kızına âşık olur, onun gönlünü kazanmak için çok çalışıp başarıdan başarıya koşar. Sonunda evlenirler ve ikisi de uluslararası olimpik oyuncular olurlar. Eşi, gebe kalır ve çocuğu için sporu bırakır. Erkek ise kazandıkça daha da kendini beğenmişleşmeye başlar, gazeteci tokatlar. Son maçı, Türkiye’dedir. O maçı da kazanır; fakat döndüğünde çocuğunun öldüğü haberini alır. Baba, maça gitmeyip ülkesinde kalsaydı oğlu, babasından gelecek kan nakliyle hayata dönecekti. Çocuk, babası yanında olmadığı için ölmüştür. Eşi onu terk eder. Yapayalnız kalır ve oğlunun adına bir kan bankası oluşturmaya başlar. Bunun için güreşe geri döner. Ödülü bankayı fonlamak için kullanacaktır. Son maçtan önce sakatlanır, durumu duyup gelen eşinin desteğiyle final maçını da sakat sakat kazanır.</p>
<p>Duygusal bir yapım. Film, izleyicilere mutlu son bahşediyor. En çok izlenen diğer Hint filmlerine göre fazlasıyla bireysel, bu yönüyle zayıf bir film. Filmin yüksek izlenme oranı ise daha önce belirttiğimiz gibi, spor ve aile draması formülünden ileri geliyor. ‘Dangal’a benzer bir biçimde işlenebilecek kadın güreşçi izleği, tümüyle aile dramasının gölgesinde kalmış.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sanju &#8211; 2018</strong></p>
<p>Yönetmen: Rajkumar Hirani</p>
<p>Oyuncular: Ranbir Kapoor, Paresh Rawal, Vicky Kaushal, Manisha Koirala, Dia Mirza, Sonam Kapoor, Anushka Sharma, Jim Sarbh</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=1J76wN0TPI4">https://www.youtube.com/watch?v=1J76wN0TPI4</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Hindi dilindeki film, bir Bollywood yıldızının gerçek yaşam öyküsü. Uyuşturucu ve alkol bağımlısı olur, bombalı saldırının faili olduğu iddiasıyla hapis yatar, sonra suçsuz olduğu anlaşılacaktır. İnişli çıkışlı bir yaşam. Kimileri bu film, Hindistan sinemasının en iyi filmlerinden biri olarak görüyor; fakat öne çıkan, kayda değer bir özelliği olan bir yapım izlenimi bırakmıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Padmaavat &#8211; 2018</strong></p>
<p>Yönetmen: Sanjay Leela Bhansali</p>
<p>Oyuncular: Deepika Padukone, Shahid Kapoor, Ranveer Singh</p>
<p><strong>Tanıtım Videosu: </strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=X_5_BLt76c0">https://www.youtube.com/watch?v=X_5_BLt76c0</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bir şiirden film çıkar mı? Hindi dilindeki film aynen böyle bir film. Tarihsel bir dönemde geçen filmde, kraliçenin güzelliğini duyan komşu ülke hükümdarı onu almak için ülkeye saldırır. (Evet, kadınları ‘mal’ olarak gören ataerkil bir yapım.) Hindistan sinemasının en pahalı yapımlarından olan film, hem kadınları aşağılayan ataerkil bir anlatı olması hem de Müslümanları olumsuz kalıpyargılarla ilişkilendirmesi dolayısıyla büyük tepkilere yol açtı. Aslında film, bir yandan, Hindu milliyetçiliğinin düş dünyasını anlamak için birebir ve Amir Han filmleri ve benzeri yapımlarla, iletisi ve dünya görüşü açısından taban tabana zıt bir durumda. Ayrıca filmin sonunda, kadınların toplu intiharı bir erdem gibi sunuluyor.</p>
<p>Öte yandan, film ilginç bir biçimde, Hindu milliyetçilerinden de Hint tarihini çarpıttığı iddiasıyla tepki gördü. İki taraf da filmin yasaklanmasını istedi ve hatta sete saldırılar oldu. Kimi bölgelerde öfkeli kalabalıklar ayaklanıp araba yaktı. Oyuncular ölüm tehditleri aldılar. Film, görüldüğü gibi kimseye yaranamadı. Ancak elbette, reklamın iyisi kötüsü olmaz. Bu kadar tepki, merak da uyandırıyor. Mahkeme, yasak talebini dikkate almayarak, filmin ifade özgürlüğü sınırları içinde olduğunu açıkladı. Padmaavat, Malezya’da ise yasaklı. Çeşitli eleştirmenler, filmin görsel etkiler gibi teknik konularda başarılı olmakla birlikte, içerikte, önyargı, kalıpyargı ve basmakalıplarla dolu olduğunu düşünerek en çok izlenen filmler arasına girmeyi hak etmediğini düşünüyor.</p>
<p>Prof. Dr. Ulaş Başar GEZGİN</p>
<p>ulasbasar@gmail.com</p>
<p>Twitter: ProfUlas</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hindistanda-en-cok-izlenen-10-film/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batılılaşmak mı Modernleşmek mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/batililasmak-mi-modernlesmek-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/batililasmak-mi-modernlesmek-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 May 2019 06:30:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Modernleşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10706</guid>

					<description><![CDATA[Reenkarnasyona inanan Hintlilerdi ama küllerinden yeniden doğan İngilizlerdi. İtalyanlar sebatı olmayan bir millet. Biraz dünyayı fethe çıkalım derler, yorulunca hevesleri geçer bir daha imparatorluk mu, aman kalsın diye yan gelip yatarlar. Fransızlar bir ihtilal yapar, milletleri zehirler sonra da neden insanlar Fransaya empati yapmaz diye şaşırırlar. İngilizler öyle mi ya? Ya da Türkler? Bence dünyanın gidişatında büyük değişiklikler yapan sadece iki millet var: Biri İngilizler diğeri Türkler… Bakın dünya tarihine. XIII. Yüzyılda Asya Avrupa ve Afrikaya hâkim olan devletleri hep Türkler yönetiyor. İbn Battutayı takip edince bütün açıklığı ile görürüz bunu. Kılıç ve ok yerine teknoloji gelince Türkler fetih gücünü kaybetti. Evet, teknolojiye karşı değil, bir maymun çevikliği ile kullanmaya başlarlar. Bugüne kadar büyük paralar verip ithal ettikleri aygıtları tam kapasite ile kullandıkları görülmemiştir. Teknoloji dili İngilizce bir kere. İkincisi Türkler dil öğrenmeye yetenekli değiller. Fatih oldukları için benimle konuşacaklarsa onlar Türkçe öğrensin diyen bir gurur içindeler. Bu yüzden bir daha imparatorluk kurmaları farz-ı muhal. İngilizler dünya tarihi sahnesine geç çıktılar ama tam çıktılar. Bütün bir Amerika, yeni dünyalar, buharı keşfetmeleri ile başladı, coğrafi keşifleri teknolojiye level atlatmayla sürüyor. Avustralya, Yeni Zelenda ve Commonwealt ülkeleri(İngiltere, Avustralya, Papua Yeni gine, Kanada, Zimbabwe, Malezya, Malta, Güney Kıbrıs, Nijerya, Yeni Zelanda, Şeyseller (seychelles), &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Reenkarnasyona inanan Hintlilerdi ama küllerinden yeniden doğan İngilizlerdi. İtalyanlar sebatı olmayan bir millet. Biraz dünyayı fethe çıkalım derler, yorulunca hevesleri geçer bir daha imparatorluk mu, aman kalsın diye yan gelip yatarlar. Fransızlar bir ihtilal yapar, milletleri zehirler sonra da neden insanlar Fransaya empati yapmaz diye şaşırırlar.</p>
<p>İngilizler öyle mi ya? Ya da Türkler? Bence dünyanın gidişatında büyük değişiklikler yapan sadece iki millet var: Biri İngilizler diğeri Türkler… Bakın dünya tarihine. XIII. Yüzyılda Asya Avrupa ve Afrikaya hâkim olan devletleri hep Türkler yönetiyor. İbn Battutayı takip edince bütün açıklığı ile görürüz bunu. Kılıç ve ok yerine teknoloji gelince Türkler fetih gücünü kaybetti. Evet, teknolojiye karşı değil, bir maymun çevikliği ile kullanmaya başlarlar. Bugüne kadar büyük paralar verip ithal ettikleri aygıtları tam kapasite ile kullandıkları görülmemiştir. Teknoloji dili İngilizce bir kere. İkincisi Türkler dil öğrenmeye yetenekli değiller. Fatih oldukları için benimle konuşacaklarsa onlar Türkçe öğrensin diyen bir gurur içindeler. Bu yüzden bir daha imparatorluk kurmaları farz-ı muhal.</p>
<p>İngilizler dünya tarihi sahnesine geç çıktılar ama tam çıktılar. Bütün bir Amerika, yeni dünyalar, buharı keşfetmeleri ile başladı, coğrafi keşifleri teknolojiye level atlatmayla sürüyor. Avustralya, Yeni Zelenda ve Commonwealt ülkeleri(İngiltere, Avustralya, Papua Yeni gine, Kanada, Zimbabwe, Malezya, Malta, Güney Kıbrıs, Nijerya, Yeni Zelanda, Şeyseller (seychelles), Mauritius, Kamerun, Güney Afrika ve daha çok sayıda ülke).</p>
<p>Çine ve Hindistana hâkim olamadılar ise sebebi buradaki azim nüfusu dengeleyecek beyaz nüfus taşıyamadıkları için. Tamam, beyazları taşıyamamışlar ama bütün sistemleri yerleşiyor o ülkelerde. Eğitim sistemi, tren yolu işletmesi, sağdan akan trafik. Parlamento ve demokrasi… İngiltereyi ‘rüyaülke’ kılmaları da cabası. İngiltere ve ABD’de doktorların %20 si Hintli dersem anlaşılır bu iddialarım herhalde. Özülkesinde insanlarına sağlık hizmeti vermek yerine yaşanabilir bir batı ülkesinde ömür sürmeleri sebepsiz değil. Bir kere İngilizce biliyorlar. Alt taşeron olarak batının teknoloji ve yazılım desteği ile yüksek gelir elde edebiliyorlar.</p>
<p>Şimdi bu notları neden yazdım. Evet, Hindistan notlarına devam etmek istiyordum ama bırakmadılar.<br />
Sorunumuz Batılılaşmak mı yoksa modernleşmek mi?<br />
Hala batıya sövüyor ve doğulu gibi yaşamamak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Ne olacağımıza bir karar versek şu mübarek ramazan gecesinde, önümüze bakmamız daha rasyonel, sağlıklı ve realist olacak…</p>
<p>Mustafa Everdi</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/batililasmak-mi-modernlesmek-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
