<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hafter &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/hafter/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Jan 2020 09:53:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>hafter &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Darbeci Hafter&#8217;den medet uman muhalefetimiz&#8230;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/darbeci-hafterden-medet-uman-muhalefetimiz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/darbeci-hafterden-medet-uman-muhalefetimiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jan 2020 09:53:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[hafter]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13492</guid>

					<description><![CDATA[Pazar günü Libya Zirvesi için Berlin&#8217;deydik. Türkiye&#8217;nin Libya&#8217;daki meşru hükümet ile imzaladığı mutabakat ve muhtıralardan sonra daha da önemli hale gelen zirve için gözler Berlin&#8217;e çevrilmişti. Libya&#8217;da taraf olan Türkiye, Cezayir, İtalya, BAE ve Mısır&#8217;ın yanı sıra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi ABD; Rusya, Fransa, Çin, İngiltere ve ev sahibi Almanya&#8217;nın lider ve temsilcileri vardı zirvede. Uluslararası örgüt olarak da Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Arap Birliği&#8217;nin katıldığı zirvede nihai amaç, ateşkesi daimi hale getirmek ve siyasi çözüm için süreci olgunlaştırmaktı. *** Bu amaç doğrultusunda bakarsak, Berlin Zirvesi&#8217;ni başarısız olarak değerlendirmek, hata değil kasıtlı bir tavrın yansımasıdır. Hem tek bir zirve ile hangi ihtilaf nihai çözüme kavuşturulmuştur ki. 55 maddelik bir yol haritası üzerinde mutabık kalındığı da ortada üstelik&#8230; Evet, CIA&#8217;nın Çad&#8217;dan çıkartıp devşirdiği darbeci Hafter, mutabakat metnini imza etmedi. Ama son tahlilde milis güçlerin silahsızlandırılması, ateşkesin daimi hale gelmesi, limanlar üzerindeki ablukanın kalkması gibi Hafter ve arkasından mütemadiyen sufle verenlerin aleyhine pek çok madde girdi metne. *** Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve heyetine Hafter&#8217;in metni imzalaması gerektiğini defaatle yineledi. Buna rağmen Rusya&#8217;da olduğu gibi Hafter yan çizdi. İmza atmayarak esasında meşru hükümetin tezlerini güçlendirmiş oldu. Oysa imza atmış olmak, darbeci de olsa, terör unsurlarını komuta ediyor da olsa Libya çözümünde &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pazar günü Libya Zirvesi için Berlin&#8217;deydik. Türkiye&#8217;nin Libya&#8217;daki meşru hükümet ile imzaladığı mutabakat ve muhtıralardan sonra daha da önemli hale gelen zirve için gözler Berlin&#8217;e çevrilmişti. Libya&#8217;da taraf olan Türkiye, Cezayir, İtalya, BAE ve Mısır&#8217;ın yanı sıra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi ABD; Rusya, Fransa, Çin, İngiltere ve ev sahibi Almanya&#8217;nın lider ve temsilcileri vardı zirvede. Uluslararası örgüt olarak da Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Arap Birliği&#8217;nin katıldığı zirvede nihai amaç, ateşkesi daimi hale getirmek ve siyasi çözüm için süreci olgunlaştırmaktı.</p>
<p><b>***</b></p>
<p>Bu amaç doğrultusunda bakarsak, Berlin Zirvesi&#8217;ni başarısız olarak değerlendirmek, hata değil kasıtlı bir tavrın yansımasıdır. Hem tek bir zirve ile hangi ihtilaf nihai çözüme kavuşturulmuştur ki. 55 maddelik bir yol haritası üzerinde mutabık kalındığı da ortada üstelik&#8230;</p>
<p>Evet, CIA&#8217;nın Çad&#8217;dan çıkartıp devşirdiği darbeci Hafter, mutabakat metnini imza etmedi. Ama son tahlilde milis güçlerin silahsızlandırılması, ateşkesin daimi hale gelmesi, limanlar üzerindeki ablukanın kalkması gibi Hafter ve arkasından mütemadiyen sufle verenlerin aleyhine pek çok madde girdi metne.</p>
<p><b>***</b></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve heyetine Hafter&#8217;in metni imzalaması gerektiğini defaatle yineledi. Buna rağmen Rusya&#8217;da olduğu gibi Hafter yan çizdi. İmza atmayarak esasında meşru hükümetin tezlerini güçlendirmiş oldu.</p>
<p>Oysa imza atmış olmak, darbeci de olsa, terör unsurlarını komuta ediyor da olsa Libya çözümünde Hafter&#8217;i hukuki zeminde taraf haline getirecek bir adım.</p>
<p>Şu durumda konuyu uluslararası zemine taşıyan Türkiye, hem Rusya&#8217;yı yanına çekti, hem de dünya kamuoyuna aslında kimin barış yanlısı olduğunu gösterdi. Yani bizdeki ana muhalefet partisi ve taze muhalefetin ucuz manipülasyonlara soyunan yandaş yayın organlarının dediği gibi zirvenin kazananı Hafter falan değil.</p>
<p>Türkiye kaybetti diyecekler ama hepten sırıtır diye çalıyı dolaşarak konuşuyorlar. Oysa daha 6 ay önce Türkiye masanın hiçbir yerinde değilken bugün Libya sürecinin en önemli aktörlerinden biri durumunda. Bu mu başarısızlık?</p>
<p><b>***</b></p>
<p>Libya&#8217;daki Türk varlığının yüzyıllar öncesine dayandığından bihaber CHP Genel Başkanı ise &#8220;Ne işi var Fransa&#8217;nın orada?&#8221; diyeceğine &#8220;Ne işimiz var bizim Libya&#8217;da?&#8221; diyor. Halbuki Meşru hükümetle imzaladığımız münhasır ekonomik bölge ve askeri güvenlik anlaşmaları sayesinde Türkiye, bölgede çözüme giden yolda dengeleyici unsur oldu. Dolayısıyla en kritik aktör haline geldi. Türkiye sürece müdahale etmeseydi şayet, Akdeniz&#8217;de en uzun kıyı şeridine sahip olmasına rağmen hem Doğu Akdeniz&#8217;deki haklarına sahip çıkmayarak aciz duruma düşecek hem de Libya&#8217;yı bir darbeciye hediye ederek Akdeniz&#8217;de çıkar peşinde olan Türkiye karşıtlarını sevindirmiş olacaktı.</p>
<p>Düşmanı sevindirmeyi muhalefet zanneden CHP de sevinecekti herhalde.</p>
<blockquote><p><b class="">HİZMET DÜŞMANI SİYASET<br />
</b>Başakşehir&#8217;de oturuyorum. Haziran&#8217;da açılmasını umduğumuz Şehir Hastanesi&#8217;ne çok yakın bir mevkide. Her gün çocuklarımı okula götürürken hastanenin önünden geçiyorum. Hafta sonu Millet Kütüphanesini kullanmak ya da Millet Bahçesinde biraz temiz hava almak, koşmak isteyenler de hastanenin önünden geçmek zorunda. Yani merkezi bir yerde hastane. Hemen yanında bir metro durağının da, hastane ile birlikte açılması bekleniyor. Hastanenin faaliyete başlaması ile oluşacak trafiği mevcut yollar kaldıramayacağından hastane ile eş zamanlı yeni bağlantı yolları da yapılmaya başlanmıştı. Meğer bu yolların yapımı İBB tarafından durdurulmuş. Hastaneye gelecek olanlara, hastane yakınlarında oturanlara &#8220;Lanet olsun hastanenize&#8221; dedirtmek için alınmış bir karar değil de ne bu? Hizmet düşmanı bir siyaset anlayışının tezahürü&#8230;</p>
<p><b>***</b></p>
<p>Siyasi rekabet adına vatandaşı canından bezdirmek, yapılan işi baltalamak, projesi tamamlanan işler için &#8220;temel atmama töreni&#8221; yapmak, seçimden önce zamlardan şikayet edip sonrasında suya, doğalgaza tarihinin en yüksek oranlarında zam yapmak, vatandaşın iş yerlerini su basmışken Bodrum&#8217;da keyif çatmak, makam arabası israfı var diyerek Yenikapı&#8217;da hizmet arabalarıyla şov yapıp sonrasında daha fazlası için ihaleye çıkmak, herkese süt yardımı yapacağız vaadini soranlara &#8220;Vatandaşı rencide etmemek için yardımları gizli yapıyoruz&#8221; fırıldağı çevirmek, &#8220;Her şey güzel olacak&#8221; kampanyasına katılan yandaş sanatçılara vatandaşın paralarıyla fahiş fiyatlı konserler verdirmek&#8230;</p>
<p>Yeni belediye başkanımızın hizmet anlayışı bu gördüğünüz gibi&#8230;</p></blockquote>
<blockquote><p>Halime Kökçe/Star</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/darbeci-hafterden-medet-uman-muhalefetimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bunlar varken başka düşmana ne hacet!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bunlar-varken-baska-dusmana-ne-hacet/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bunlar-varken-baska-dusmana-ne-hacet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jan 2020 07:40:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[hafter]]></category>
		<category><![CDATA[Libya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13467</guid>

					<description><![CDATA[Libya&#8217;da 42 yıl hüküm süren Kaddafi yönetimi, 2011&#8217;de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi&#8217;nin müdahale kararı ve Kaddafi&#8217;nin feci şekilde öldürülmesi sonucu devrildi. Üzerinden 9 sene geçmiş. Arap Baharı sürecinin etkilediği diğer ülkeler gibi Libya da bir türlü istikrara kavuşamadı. Dahası diktatörlerin devrildiği ülkelerde ya iç savaş hakim oldu ya da Mısır örneğindeki gibi darbe ile yeni bir diktatör başa geldi. Bir tek Tunus iyi kötü bir yol tutturabildi. Onda da Gannuşi&#8217;nin ferasetinin büyük rolü var. *** Kaddafi sonrasında kurulan Libya Geçiş Konseyi&#8217;nin refakatinde seçimler yapılmış ve Milli Genel Kongre adında bir yönetim tesis edilmişti. Ancak bu gelişme Libya için bir normalleşme getirmedi. Kısa zaman sonra çatışmalar yeniden başladı, başkentten sonraki en önemli şehirler olan Mistara ve Bingazi&#8217;de kontrol milis güçlerin eline geçti. O günlerin arifesinde, 2013&#8217;ün bahar aylarında, bir grup gazeteci ve akademisyenle birlikte “Kuzey Afrika’nın Yeni Jeopolitiği: Türkiye ve Libya” konulu bir panel için Trablus’a gitmiştik. İlk dikkatimi çeken neredeyse şehrin baştan başa bayrakla donatılmış olduğuydu. Hiçbir yerde hiçbir zaman göremeyeceğiniz kadar çok bayrak vardı. Görüştüğümüz kişiler “Libya ilk kez gerçek anlamda bir devlet olacak” diyordu. Bayrak enflasyonunun sebebi, o güne kadar kabile asabiyesinin hakim olduğu insan topluluklardan millet, Libya&#8217;dan da bir ‘devlet’ inşa etme çabasıydı sanırım. *** Ne yazık &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Libya&#8217;da 42 yıl hüküm süren Kaddafi yönetimi, 2011&#8217;de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi&#8217;nin müdahale kararı ve Kaddafi&#8217;nin feci şekilde öldürülmesi sonucu devrildi. Üzerinden 9 sene geçmiş. Arap Baharı sürecinin etkilediği diğer ülkeler gibi Libya da bir türlü istikrara kavuşamadı. Dahası diktatörlerin devrildiği ülkelerde ya iç savaş hakim oldu ya da Mısır örneğindeki gibi darbe ile yeni bir diktatör başa geldi. Bir tek Tunus iyi kötü bir yol tutturabildi. Onda da Gannuşi&#8217;nin ferasetinin büyük rolü var.</p>
<p><b>***</b></p>
<p>Kaddafi sonrasında kurulan Libya Geçiş Konseyi&#8217;nin refakatinde seçimler yapılmış ve Milli Genel Kongre adında bir yönetim tesis edilmişti. Ancak bu gelişme Libya için bir normalleşme getirmedi. Kısa zaman sonra çatışmalar yeniden başladı, başkentten sonraki en önemli şehirler olan Mistara ve Bingazi&#8217;de kontrol milis güçlerin eline geçti.</p>
<p>O günlerin arifesinde, 2013&#8217;ün bahar aylarında, bir grup gazeteci ve akademisyenle birlikte “<strong>Kuzey Afrika’nın Yeni Jeopolitiği: Türkiye ve Libya</strong>” konulu bir panel için Trablus’a gitmiştik. İlk dikkatimi çeken neredeyse şehrin baştan başa bayrakla donatılmış olduğuydu. Hiçbir yerde hiçbir zaman göremeyeceğiniz kadar çok bayrak vardı. Görüştüğümüz kişiler “Libya ilk kez gerçek anlamda bir devlet olacak” diyordu. Bayrak enflasyonunun sebebi, o güne kadar kabile asabiyesinin hakim olduğu insan topluluklardan millet, Libya&#8217;dan da bir ‘devlet’ inşa etme çabasıydı sanırım.</p>
<p><b>***</b></p>
<p>Ne yazık ki ikisi de mümkün olmadı. Başkentte dahi güvenliği sağlamak mümkün olmamıştı. Düşünün, dönemin Başbakanı Zeydan&#8217;ı El Kaide&#8217;ye mensup 100 kişilik bir grup kaldığı otelden kaçırabilmişti.</p>
<p>Üstelik Libya&#8217;nın iyi günleriydi o günler. 2014&#8217;ten sonra çatışma sürekli hale geldi. Birleşmiş Milletler nezdinde tanınan bir hükümeti olmasına ve BM&#8217;nin silah ambargosu uygulaması rağmen Hafter yanlıları, BAE, Suudi Arabistan, Mısır ve Fransa&#8217;nın askeri desteği ile mütemadiyen güçlendi.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin Libya ile imzaladığı Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı ve Güvenlik ve Askeri İşbirliği Muhtırası olmasa belki de şimdiye Trablus&#8217;u bile ele geçirmiş olacaklardı. Türkiye&#8217;nin tarihindeki pek çok pişmanlık gibi bu da, ileride hesaba çekileceğimiz bir acziyet olarak tarihe geçecekti.</p>
<p><b>***</b></p>
<p>Konunun Libya açısından gösterdiği aciliyet bir yana meşru Libya hükümeti ile Türkiye arasındaki söz konusu anlaşma, Türkiye&#8217;nin Doğu Akdeniz&#8217;deki ekonomik ve siyasi menfaatlerini korumak adına da elzemdi yani. Fakat malumunuz, ana muhalefet partimiz bu süreci, bizi Doğu Akdeniz&#8217;den dışlayan ittifakın çıkarlarına hizmet edercesine, &#8220;Türkiye&#8217;nin ne işi var Libya&#8217;da&#8221; vizyonuyla ele aldı.</p>
<p>Yine Türkiye&#8217;nin Doğu Akdeniz&#8217;de hidrokarbon ve petrol aramasına da karşı çıkmıştı malum partinin yetkilileri. &#8220;Niye uğraşıyoruz, bir kova bile petrol bulamadık&#8221; diyerek Yunanlıların takdirini kazanmıştı, CHP Mersin Milletvekili.</p>
<p>İnsan sormadan edemiyor; bunlar varken başka düşmana ne hacet, diye.</p>
<p><b>***</b></p>
<p>Bu anlaşmaları takiben Türkiye, Rusya&#8217;yı da dahil ederek Libya&#8217;da tarafları uzlaşmaya ikna etmek için bir süreç başlattı. Tam anlaşma sağlandı derken Hafter, Türkiye karşıtı ittifakın koç başı olan BAE&#8217;nin fısıldamasıyla anlaşmadan caydı.</p>
<p>Fakat bu süreç, Doğu Akdeniz&#8217;de Türkiye&#8217;yi dışlayan aktörleri hayal kırıklığına uğratmaya yetti.</p>
<p>Türkiye, tarafları uzlaştırmak adına aktif rol oynayarak bölge barışı için çabaladığını gösterdi.</p>
<p>Ulusal Mutabakat Hükümeti makul ve meşru bir aktör olarak bir kez daha öne çıktı.</p>
<p>Ayrıca Türkiye Rusya&#8217;yı Hafter&#8217;in arkasından çekmeyi başardı.</p>
<p>Şimdi gözler Berlin&#8217;de Pazar günü gerçekleşecek zirvede. Sonuca dair iyimser olmak için belki erken ama Türkiye şu aşamada bile sürecin kazananı konumundadır.</p>
<p>Libya, gelecek nesillere hesabını vereceğimiz bir konudur.</p>
<p>Halime Kökçe/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bunlar-varken-baska-dusmana-ne-hacet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gördünüz mü, kaçtı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/gordunuz-mu-kacti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/gordunuz-mu-kacti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jan 2020 08:09:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[hafter]]></category>
		<category><![CDATA[Libya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13456</guid>

					<description><![CDATA[Rusya ile Türkiye el ele verdi. Libya’da geçici de olsa bir ateşkes devreye sokuldu. Sonra her iki tarafa da “Gelin, bunu kalıcı hale getirin” denildi. Taraflar Moskova’da bir araya getirildi. Görüşmeler yapıldı, bir metin hazırlandı, imzaya açıldı. Meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz es-Serrac “tamam” dedi. Gayrimeşru çapulcu güçleri komutanı Halife Hafter ise, incelemek için süre istedi. Sonra uçağa atlayıp Libya’ya geri döndü. İçinde yabancı paralı askerlerin de bulunduğu kuvvetlerin başına geçti. Kalıcı ateşkes anlaşmasını imzalasaydı eğer&#8230; Okullara saldıramayacaktı. Katliam yapamayacaktı. Kan dökemeyecekti. Halkın terk ettiği evlere girip yağmalayamayacaktı. Ne diyordu CHP? “Ne işimiz var orada? Libya’ya asker göndermeyelim. Oturup bütün taraflarla görüşelim. Konuyu suhuletle halledelim.” Oturduk, görüştük işte. Tek başımıza da hareket etmedik. Yanımıza Rusya’yı aldık. Mısır bile ateşkesi desteklediği açıklaması yapmak zorunda kaldı. Moskova’da Ruslar samimi olarak bastırdılar. Son ana kadar ellerinden geleni yaptılar. Türk Heyeti, Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’u hiç bu kadar sinirli görmedi. Başta BAE olmak üzere bölgedeki çete üyeleri Hafter’i el altından fişeklediler. Ağzına bir parmak bal çaldılar. Pişmiş aşa su kattılar. Bırakıp kaçtı adam, kan dökmeye gitti. Üstelik başarırsa, Akdeniz’deki hak ve hukukumuzu koruyan anlaşmayı yırtıp atacağını söylüyor. Türkiye’ye meydan okuyor. Ne yapacaktık asker göndermeyip ve Libya’daki Meşru Hükümete destek vermeyip? Acz içinde hak ve hukukumuzun ayaklar altına alınmasını seyredecek miydik? Bu nasıl bir siyaset anlayışı ve ne menem bir bakış açısı! Sormak lazım CHP’ye: Sahi, siz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve bizim askerimizin tek görevinin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p><strong>Rusya</strong> ile <strong>Türkiye </strong>el ele verdi. <strong>Libya</strong>’da geçici de olsa bir ateşkes devreye sokuldu. Sonra her iki tarafa da <strong>“Gelin, bunu kalıcı hale getirin”</strong> denildi. Taraflar <strong>Moskova</strong>’da bir araya getirildi. Görüşmeler yapıldı, bir metin hazırlandı, imzaya açıldı.</p>
<p><strong>Meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı</strong> <strong>Fayiz es-Serrac</strong> <strong>“tamam”</strong> dedi. Gayrimeşru çapulcu güçleri komutanı <strong>Halife Hafter</strong> ise, incelemek için süre istedi. Sonra uçağa atlayıp <strong>Libya</strong>’ya geri döndü. İçinde yabancı paralı askerlerin de bulunduğu kuvvetlerin başına geçti.</p>
<p>Kalıcı ateşkes anlaşmasını imzalasaydı eğer&#8230;</p>
<p>Okullara saldıramayacaktı. Katliam yapamayacaktı. Kan dökemeyecekti. Halkın terk ettiği evlere girip yağmalayamayacaktı.</p>
<p>Ne diyordu <strong>CHP</strong>?</p>
<p><strong>“Ne işimiz var orada? Libya’ya asker göndermeyelim. Oturup bütün taraflarla görüşelim. Konuyu suhuletle halledelim.”</strong></p>
<p>Oturduk, görüştük işte. Tek başımıza da hareket etmedik. Yanımıza <strong>Rusya’</strong>yı aldık. <strong>Mısır </strong>bile ateşkesi desteklediği açıklaması yapmak zorunda kaldı. <strong>Moskova</strong>’da <strong>Ruslar </strong>samimi olarak bastırdılar. Son ana kadar ellerinden geleni yaptılar. <strong>Türk Heyeti, Rus Dışişleri Bakanı Lavrov</strong>’u hiç bu kadar sinirli görmedi.</p>
<p>Başta <strong>BAE</strong> olmak üzere bölgedeki çete üyeleri <strong>Hafter</strong>’i el altından fişeklediler. Ağzına bir parmak bal çaldılar. Pişmiş aşa su kattılar.</p>
<p>Bırakıp kaçtı adam, kan dökmeye gitti.</p>
<p>Üstelik başarırsa, <strong>Akdeniz</strong>’deki hak ve hukukumuzu koruyan anlaşmayı yırtıp atacağını söylüyor. <strong>Türkiye</strong>’ye meydan okuyor. Ne yapacaktık asker göndermeyip ve <strong>Libya</strong>’daki <strong>Meşru Hükümete</strong> destek vermeyip? Acz içinde hak ve hukukumuzun ayaklar altına alınmasını seyredecek miydik?</p>
<p>Bu nasıl bir siyaset anlayışı ve ne menem bir bakış açısı!</p>
<p>Sormak lazım <strong>CHP</strong>’ye:</p>
<p>Sahi, siz <strong>Türk Silahlı Kuvvetleri</strong>’nin ve bizim askerimizin tek görevinin darbe yapmak olduğunu mu sanıyorsunuz?</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Libya</strong>’da belirsizlik devam ediyor…</p>
<p><strong>Türkiye</strong> ise, bölgedeki hak ve hukukunu korumaya kararlı. <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong>, dün <strong>Ak Parti TBMM Grup Toplantısı’nda</strong> konuştu. <strong>Libya </strong>istikrara kavuşana kadar, oradaki varlığımızın devam edeceğini dünyaya ilan etti.</p>
<p>Yetmedi, bu kadarla da kalmadı. <strong>Libya’</strong>da eşkıyalık yapan <strong>Hafter </strong>ve <strong>O</strong>’nu destekleyenlere ise oldukça net bir mesaj verdi:</p>
<p><strong>-Saldırılar sürdürülürse, Darbeci Hafter’e hak ettiği dersi vermekten geri durmayacağız.</strong></p>
<p>Şimdi sormak lazım:</p>
<p>Başka ne yapılabilirdi? Daha başka nasıl bir yol izlenebilirdi?</p>
<p>Gereken her şey yapıldı. <strong>Rusya </strong>başta olmak üzere pek çok ülke harekete geçirildi. Barış için gereken ateşkes için her türlü yol denendi.</p>
<p>Şimdilik olmadı, adam kaçtı işte!</p>
<p>Yine zorlanacak elbette. Kan dökülmesini önlemek, <strong>Türkiye’</strong>nin menfaatlerini korumak için elden gelen yapılacak.</p>
<p>Olmuyorsa eğer, ne yapması bekleniyor <strong>Türkiye</strong>’den? <strong>Hafter </strong>gibi bir darbeci aracılığı ile elimize vurulup, ekmeğimizin alınmasını seyretmesi mi?</p>
<p>Ama <strong>Türkiye</strong> bunu yapamaz ki!</p>
<p>Kabile değil, güçlü bir ülke <strong>Türkiye</strong>. Hakkını hukukunu, menfaatlerini koruyacak güçte.</p>
<p>Ne demiş <strong>Ziya Paşa </strong>yıllar önce:</p>
<p><strong>“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!”</strong></p>
<p>Üstelik, halen geçerli, söylediği bu veciz sözler! Dün de öyleydi, bugün de öyle!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/gordunuz-mu-kacti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
