<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Güneydoğu &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/guneydogu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 04 Nov 2019 18:24:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Güneydoğu &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Güneydoğu Asya Açısından Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/guneydogu-asya-acisindan-cinin-kusak-ve-yol-inisiyatifi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/guneydogu-asya-acisindan-cinin-kusak-ve-yol-inisiyatifi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ulaş Başar Gezgin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 18:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Güneydoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşak ve Yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12914</guid>

					<description><![CDATA[Güneydoğu Asya ülkeleri, bir denge siyaseti gütmek durumundalar. Çin’den de vazgeçemezler, başka seçeneklerden de… Başka seçeneklerden kasıt, Çin ve KYİ karşıtı ülkeler. Bunların belli başlıları, ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya. Bunlar, Çin’i dışarıda bırakan ‘Hint-Pasifik Stratejisi’ diye bir kavramsallaştırma üzerinden bir dörtlü oluşturmaya çalışıyorlar. Ancak, bölgede etkileri oldukça zayıf. Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nden en başta ve en çok etkilenecek bölgelerden biri, toplam 600 milyon nüfuslu Güneydoğu Asya. Bunun birinci nedeni, Güneydoğu Asya’nın Myanmar, Laos ve Vietnam üzerinden kara yoluyla, Filipinler, Vietnam, Malezya, Singapur, Brunei ve Endonezya üzerinden deniz yoluyla Çin’e komşu olması. İkincisi, Çin’i Afrika’ya ve Avrupa’ya bağlayacak olan Deniz İpek Yolu, Çin’le çevre ülkelerin kara suları anlaşmazlığı yaşadığı Güney Çin/Doğu Vietnam/Batı Filipinler Denizi’nden başlıyor ve oradan yine Güneydoğu Asya ülkeleri kıyılarından geçerek ve ancak bu biçimde Hint Okyanusu’na ulaşabiliyor. On Birbirine Benzemezin Birliği Güneydoğu Asya’nın, Avrupa Birliği kadar yerleşik olmasa da, ‘Güneydoğu Asya Birliği’ (GAB/ASEAN) adı altında oluşturduğu gevşek bir bölgesel birlik var. Bu birlik, 10 ülkeden oluşuyor: Vietnam, Tayland, Malezya, Kamboçya, Laos, Myanmar, Singapur, Endonezya, Filipinler ve Brunei. GAB, gerçekte Soğuk Savaş yıllarında komünizme karşı kurulmuştu. Fakat Soğuk Savaş sonrasında, eski hesaplar bir yana bırakıldı ve ekonomik büyüme temelinde birleşmek üzere, sonradan bağımsız olan Doğu Timor dışında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Güneydoğu Asya ülkeleri, bir denge siyaseti gütmek durumundalar. Çin’den de vazgeçemezler, başka seçeneklerden de… Başka seçeneklerden kasıt, Çin ve KYİ karşıtı ülkeler. Bunların belli başlıları, ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya. Bunlar, Çin’i dışarıda bırakan ‘Hint-Pasifik Stratejisi’ diye bir kavramsallaştırma üzerinden bir dörtlü oluşturmaya çalışıyorlar. Ancak, bölgede etkileri oldukça zayıf.</strong></p>
<p class="p1">Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nden en başta ve en çok etkilenecek bölgelerden biri, toplam 600 milyon nüfuslu Güneydoğu Asya. Bunun birinci nedeni, Güneydoğu Asya’nın Myanmar, Laos ve Vietnam üzerinden kara yoluyla, Filipinler, Vietnam, Malezya, Singapur, Brunei ve Endonezya üzerinden deniz yoluyla Çin’e komşu olması.</p>
<p class="p1">İkincisi, Çin’i Afrika’ya ve Avrupa’ya bağlayacak olan Deniz İpek Yolu, Çin’le çevre ülkelerin kara suları anlaşmazlığı yaşadığı Güney Çin/Doğu Vietnam/Batı Filipinler Denizi’nden başlıyor ve oradan yine Güneydoğu Asya ülkeleri kıyılarından geçerek ve ancak bu biçimde Hint Okyanusu’na ulaşabiliyor.</p>
<p class="p1"><b>On Birbirine Benzemezin Birliği</b></p>
<p class="p1">Güneydoğu Asya’nın, Avrupa Birliği kadar yerleşik olmasa da, ‘Güneydoğu Asya Birliği’ (GAB/ASEAN) adı altında oluşturduğu gevşek bir bölgesel birlik var. Bu birlik, 10 ülkeden oluşuyor: Vietnam, Tayland, Malezya, Kamboçya, Laos, Myanmar, Singapur, Endonezya, Filipinler ve Brunei. GAB, gerçekte Soğuk Savaş yıllarında komünizme karşı kurulmuştu.</p>
<p class="p1">Fakat Soğuk Savaş sonrasında, eski hesaplar bir yana bırakıldı ve ekonomik büyüme temelinde birleşmek üzere, sonradan bağımsız olan Doğu Timor dışında tüm Güneydoğu Asya ülkeleri GAB çatısı altında toplandı.</p>
<p class="p2"><b>Projenin Güneydoğu<br />
Asya Birliği’ne Etkileri</b></p>
<p class="p1">GAB’da Kamboçya, Laos ve Myanmar gibi düşük gelirli tarım ülkeleri de var; Singapur ve Brunei gibi yüksek gelirli ülkeler de… Siyasal düzenler ve kültürler de oldukça farklı. Ancak, GAB’ı yarım yüzyılı aşkın bir süredir bir arada tutan, farklılıkları yerine ortak noktalarına odaklanmaları.</p>
<p class="p1">Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin (KYİ) GAB’a etkilerine ilişkin olarak temelde iki görüş var: İyimserler, “bölgedeki büyük altyapı uçurumu Çin sayesinde kapanmış olacak” diyorlar.</p>
<p class="p1">GAB’ın kendi altyapı projeleri var, fakat bunlar için mali kaynaklar yetersiz. Bu nedenle, GAB’ın plan ve projeleri genelde havada kalıyor ve somutlaşıp uygulamaya geçmiyor. Oysa Çin, KYİ ile bu mali kaynağı sağlamış oluyor. Projelerde, yollar, köprüler, limanlar, derin su limanları, barajlar, HES’ler, havaalanları vb. var.</p>
<p class="p1"><b>İyimserler ve Kötümserler</b></p>
<p class="p1">Bölge, iyimserlere göre, KYİ sayesinde, enerji talebini de karşılamış olacak. Altyapı ve enerji sorunları çözülmüş bir Güneydoğu Asya, elbette daha yüksek düzeyde ve daha hızlı bir ekonomik büyüme kaydedecek.</p>
<p class="p1">Kötümserlere göre ise, bu gidişle, KYİ, GAB’ın ortadan kalkmasına yol açacak. Bunun birinci nedeni, KYİ’nin Güneydoğu Asya ülkeleri üzerindeki etkilerinin aynı olmaması. Düşük gelirli ve yatırım açlığı içindeki Kamboçya, Laos ve Myanmar gibi ülkeler, ‘borç tuzağı’ ve ‘borç diplomasisi’ gibi kavramlarla birlikte anılıyor.</p>
<p class="p1">Bu üçlünün altyapı projeleri için Çin’den aldığı borç, çok yüklü. Bir örnek vermek gerekirse, Laos’taki tek bir demiryolu projesi, ülkenin Toplam Yerel Üretim’inin (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) yaklaşık yarısına karşılık geliyor. Çin, bu ülkelere ödeyemeyecekleri borçlar veriyor; bunun karşılığında da, dış politikada Çin’e arka çıkan, egemenliklerinden ödün veren bir noktaya gidiyorlar.</p>
<p class="p1">Örneğin, karasuları anlaşmazlığında, GAB’ın Çin’i kınayan bir açıklama yapması beklenirken, bu, bu üçlü tarafından engellendi. GAB, oybirliğiyle karar alan bir oluşum. Hatta buna ‘GAB usulü karar’ deniyor. Fakat Çin’le yakınlaşan bu üye ülkeler nedeniyle, GAB artık karar alamaz duruma geliyor.</p>
<p class="p1">Dahası, KYİ projeleri GAB’da gerçekleştikçe, kartlar yeniden karılıyor olacak. Örneğin, bugün GAB’ın ekonomik lideri, Singapur. Ancak, diğer bölge ülkeleri, altyapı ve enerji açıkları giderildikçe, daha iyi bir konuma gelmiş olacak. Singapur’u zorlayabilirler. Üstelik, uygulamaya dökülecek kimi projelerin, Singapur’un ve Malezya’nın büyük gelir kaybı yaşamasına yol açacağına kesin gözüyle bakılıyor.</p>
<p class="p1">En az 3 proje, özellikle Singapur’un yıldızlarını söndürecek nitelikte: Birincisi, karayolu kestirmesiyle Singapur’u es geçen Myanmar enerji koridoru. İkincisi, yine karayoluyla mesafeyi kısaltan Çin Pakistan Ekonomik Koridoru. Üçüncüsü ise, deniz yolunu kısaltacak Tay Kanalı projesi. Bu projeyle, artık gemiler Singapur’u dolaşmak zorunda kalmayacak.</p>
<p class="p2"><b>Çin’in ve Kuşak ve Yol<br />
İnisiyatifi’nin Alternatifleri</b></p>
<p class="p1">Güneydoğu Asya ülkeleri, bir denge siyaseti gütmek durumundalar. Çin’den de vazgeçemezler, başka seçeneklerden de… Başka seçeneklerden kasıt, Çin ve KYİ karşıtı ülkeler.</p>
<p class="p1">Bunların belli başlıları, ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya. Bunlar, Çin’i dışarıda bırakan ‘Hint-Pasifik Stratejisi’ diye bir kavramsallaştırma üzerinden bir dörtlü oluşturmaya çalışıyorlar.</p>
<p class="p1">Ancak, bölgede etkileri oldukça zayıf. Bunda, Trump’ın içe dönük, dünyadan çekilme yanlısı dış politika tercihinin payı büyük. Bu, Çin’in KYİ projeleri için bir manevra alanı ve güç boşluğu yarattı.</p>
<p class="p1">Güneydoğu Asya ülkelerinin kimileri, Çin’e kuşkuyla yaklaşmakta haklılar. Sri Lanka örneğinde, ülke, kapalı kapılar ardında, sessiz sedasız, halktan ve hatta meclisten habersiz olarak, Çin’e yüklü miktarda borçlandırılmıştı.</p>
<p class="p2"><b>Çin Bölgesel Oluşumlarını Değil<br />
İkili İlişkileri Tercih Ediyor</b></p>
<p class="p1">Bu durum, ancak, başkan, seçimleri kaybedince ortaya çıktı. Çin de, ABD gibi, bu tür gelişmelere büyük güç mantığıyla bakıyor, bölgesel işbirliği gibi oluşumları tercih etmiyor; onun yerine ikili görüşmeler yapıyor.</p>
<p class="p1">Bunun nedeni şu: Birkaç devletin olduğu bir ortamda, kimi devletler Çin’e karşı güçbirliği içinde pazarlık yapma olanağı kazanabilir; ama ikili görüşmelerde bu olamıyor. Öte yandan, Singapur ve Brunei dışındaki Güneydoğu Asya ülkelerinin KYİ yatırımlarına aç olduğu da bir gerçek.</p>
<p class="p2"><b>Dörtlü güç Kuşak ve<br />
Yol’a alternatif sunar mı?</b></p>
<p class="p1">Dörtlü güç toparlanıp KYİ’nin alternatifini sunabilirse, Güneydoğu Asya ülkelerinin eli güçlenecek. Ama bu da, kısa erimde, Trump’ın başta olduğu bir Amerika’yla olanaksız. Dolayısıyla, Güneydoğu Asya ülkeleri için en kestirme çözüm, toptan Çin yandaşlığı ya da karşıtlığı yerine, projeleri zamana yayıp bir yandan da Japon yatırımcılara bir bakmak oluyor. Mahathir Muhammed tam da bunu yaptı.</p>
<p class="p1"><b>Sonuç</b></p>
<p class="p1">Bundan sonra bölgede gelişmeler ne yönde olur? KYİ, GAB’ı güçlendirir mi, tersine dağıtır mı? Bu soruyu yanıtlamak için elimizde yeterli veri şimdilik bulunmuyor. Biraz daha zaman geçmeli ki, ortaya çıkan bulgularla birtakım öngörülerde bulunabilelim. Belirleyici olan, Çin, Güneydoğu Asya ülkeleri ve dörtlünün planladıkları ve yapacakları olacak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/guneydogu-asya-acisindan-cinin-kusak-ve-yol-inisiyatifi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıkıldı, Setler Yıkıldı&#8230;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yikildi-setler-yikildi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yikildi-setler-yikildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Sep 2019 09:12:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<category><![CDATA[Güneydoğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12413</guid>

					<description><![CDATA[Kırk yıl öncesinden bahsedeceğim şimdi. Toplumun büyük kesimi tarafından bilinmeyen gerçekleri ortaya koyacağım. Bu ülkede oynanan oyunları anlatmaya çalışacağım… 1970’li yılların sonunda Doğu ve Güneydoğu’da terör olayları artmıştı. Rızgari, KAVA ve KUK gibi silahlı ayrılıkçı örgütler ortaya çıkmıştı. Bir de “Apocular” adında bir örgüt peydah olmuştu. Abdullah Öcalan’ın peşine takılanlardı bunlar. Köy basıyorlardı. Yaşlı, kadın, çoluk-çocuk önlerine geleni katlediyorlardı. Dehşet saçıyorlar, büyük bir korku havası estiriyorlardı. Silahlı bölücü örgütlerin güç mücadelesinin sonucuydu yaşananlar. Mücadele sürerken, Rızgari, KAVA ve KUK gibi örgütler toplandılar. Apocuları “Kürt düşmanı” ilan ettiler. Abdulah Öcalan ve yandaşları hakkında infaz kararı çıkardılar. Yakalandıkları yerde öldürüleceklerdi. Abdullah Öcalan iyice köşeye sıkıştı. Canını kurtarmak için kaçmak, Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. Suriye’ye Baba Esad’ın kucağına attı kendisini. Esad’ın ve o dönemde henüz dağılmamış olan Sovyetler Birliği’nin emrine girdi. Diğer yasadışı silahlı Türkiye düşmanı örgütlerle birlikte, bir terör eğitim üssü olan Bekaa Vadisi’ne yerleşti. Ardından 1980 darbesi geldi. Suriye’ye kaçan Öcalan ve arkadaşları hariç, diğer silahlı bölücü örgütler silindi gitti. Güç kazanan Apocular, PKK terör örgütüne dönüştü. 1984’teki Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla ortaya çıkıp adını duyurdu. İlginçtir, “Kürt düşmanı” ilan edildiği için Türkiye’den kaçmak zorunda kalan Öcalan ve örgütü “Kürt vatandaşların hamisi” rolüne soyundu. Geçmişte yaşananlar unutuldu, Sovyetler Birliği ve Suriye tarafından PKK terör örgütü alabildiğine parlatıldı. Daha sonra bu görevi batılı emperyalist güçler devraldı. Görüyorsunuz işte, dün Sovyetlere hizmet eden bu örgüt, bugün ABD’nin emrinde çalışıyor. PKK, Anadolu insanı hariç hep başkalarına hizmet etti! Eline verilen silahları bu ülkenin insanlarına doğrulttu. Sürekli kan ve gözyaşı üretti. Askerimiz, polisimiz, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kırk yıl öncesinden bahsedeceğim şimdi. Toplumun büyük kesimi tarafından bilinmeyen gerçekleri ortaya koyacağım. Bu ülkede oynanan oyunları anlatmaya çalışacağım…</p>
<p><strong>1970</strong>’li yılların sonunda <strong>Doğu</strong> ve <strong>Güneydoğu</strong>’da terör olayları artmıştı. <strong>Rızgari, KAVA</strong> ve <strong>KUK</strong> gibi silahlı ayrılıkçı örgütler ortaya çıkmıştı. Bir de <strong>“Apocular”</strong> adında bir örgüt peydah olmuştu. <strong>Abdullah Öcalan</strong>’ın peşine takılanlardı bunlar. Köy basıyorlardı. Yaşlı, kadın, çoluk-çocuk önlerine geleni katlediyorlardı. Dehşet saçıyorlar, büyük bir korku havası estiriyorlardı. Silahlı bölücü örgütlerin güç mücadelesinin sonucuydu yaşananlar.</p>
<p>Mücadele sürerken, Rızgari, KAVA ve <strong>KUK </strong>gibi örgütler toplandılar. <strong>Apocuları “Kürt düşmanı”</strong> ilan ettiler. <strong>Abdulah Öcalan</strong> ve yandaşları hakkında infaz kararı çıkardılar. Yakalandıkları yerde öldürüleceklerdi.</p>
<p><strong>Abdullah Öcalan</strong> iyice köşeye sıkıştı. Canını kurtarmak için kaçmak, <strong>Türkiye</strong>’yi terk etmek zorunda kaldı. <strong>Suriye</strong>’ye <strong>Baba Esad</strong>’ın kucağına attı kendisini. <strong>Esad</strong>’ın ve o dönemde henüz dağılmamış olan <strong>Sovyetler Birliği</strong>’nin emrine girdi. Diğer yasadışı silahlı <strong>Türkiye </strong>düşmanı örgütlerle birlikte, bir terör eğitim üssü olan <strong>Bekaa Vadisi</strong>’ne yerleşti.</p>
<p>Ardından <strong>1980 </strong>darbesi geldi. <strong>Suriye</strong>’ye kaçan Öcalan ve arkadaşları hariç, diğer silahlı bölücü örgütler silindi gitti. Güç kazanan <strong>Apocular, PKK</strong> terör örgütüne dönüştü. <strong>1984</strong>’teki <strong>Eruh </strong>ve Şemdinli baskınlarıyla ortaya çıkıp adını duyurdu.</p>
<p>İlginçtir, <strong>“Kürt düşmanı”</strong> ilan edildiği için <strong>Türkiye’</strong>den kaçmak zorunda kalan Öcalan ve örgütü <strong>“Kürt vatandaşların hamisi”</strong> rolüne soyundu. Geçmişte yaşananlar unutuldu, <strong>Sovyetler Birliği</strong> ve <strong>Suriye</strong> tarafından <strong>PKK</strong> terör örgütü alabildiğine parlatıldı. Daha sonra bu görevi batılı emperyalist güçler devraldı. Görüyorsunuz işte, dün <strong>Sovyetlere</strong> hizmet eden bu örgüt, bugün <strong>ABD</strong>’nin emrinde çalışıyor.</p>
<p><strong>PKK,</strong> <strong>Anadolu</strong> insanı hariç hep başkalarına hizmet etti! Eline verilen silahları bu ülkenin insanlarına doğrulttu. Sürekli kan ve gözyaşı üretti. Askerimiz, polisimiz, gençlerimizle birlikte ekonomimizi de vurdu. Bütün bunları yaparken, yürütülen algı operasyonlarıyla çok farklı bir görüntüye sokulup bölge insanının önüne konuldu. Maalesef o algıya kapılanlar çok oldu. Bugün de bedelini <strong>Suriye</strong>’de ve <strong>Irak</strong>’ın dağlarında canlarıyla ödüyorlar.</p>
<p>Ancak o algılar dağıldı artık…</p>
<p>Gerçekler, illüzyonların önüne geçti. Asıl yüzler bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı. Bu tablonun oluşmasına <strong>Türkiye</strong>’nin terörle mücadelede kazandığı başarılar yol açtı.</p>
<p>Baskılar ortadan kalkınca halkın isyan da başladı. Büyüyor, dalga dalga yayılıyor. Analar, babalar, <strong>PKK</strong>’nın siyasi kolu olan <strong>HDP</strong>’nin kapısına dayandılar, evlatlarını istiyorlar.</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p><strong>Suriye</strong>’deki gelişmeler sonucu, bugün yaşadığımız sıkıntıların parçalarından biri de bu taşeron terör örgütüdür!</p>
<p>Ama köprünün altından çok sular aktı, setler yıkıldı. Üstelik, <strong>Türkiye</strong> bu işi kökten çözmeye kararlı. Dün <strong>Erdoğan </strong>noktayı koydu. En geç <strong>Eylül</strong> sonunda <strong>Suriye</strong> sınırımızdan da bunları söküp atacağız. Ya <strong>ABD </strong>ile ya da <strong>ABD’</strong>siz!</p>
<p>Birileri görmek istememekte dirense de <strong>Türkiye</strong> bu büyük mücadelede çok yol aldı!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yikildi-setler-yikildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
