<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gıda &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/gida/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 May 2026 08:55:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Gıda &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kan Sosisi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kan-sosisi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kan-sosisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet BELENKUYU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2026 08:48:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haram]]></category>
		<category><![CDATA[Helal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=20141</guid>

					<description><![CDATA[Son zamanlarda çok sayıda genç sosyal medya ünlüsünün, gittikleri ülkelerin mutfak alışkanlıkları ve sokak yemekleriyle ilgili videolar paylaştıklarını görüyoruz. İşin tabiatı gereği, çoğunluğu genç yaşta olan bu arkadaşlar, her yemeği tatma ve fikrini bizimle paylaşma peşinde. Zayıflayan manevi değerler, bu kişilerin yeme alışkanlıklarında hassasiyet göstermediğine işaret ediyor. Ancak her ne kadar beğeni ve para peşinde koşan bu arkadaşlar, bu tür seyirlik “tatma” videoları çekse de, toplumların çoğu yeme içme alışkanlıklarını kolayca değiştiremezler. Bunun ekonomik durum, belirli çevrede yaşama zorunluluğu gibi farklı nedenleri olsa da, esas neden inanç ve onun oluşturduğu geleneklerdir. Öyle ki “Domuz eti yemiyor ama haram yiyor!” diye, Müslüman geleneklerini ve hayat tarzını alaya alan yeni nesil ateist ve deist şahıslar bile, kendilerinin din tarafından oluşturulan nasıl bir ekosistem ile kuşatıldıklarının farkında değillerdir. Ülkemize gelen ziyaretçilerinin pek hoşlanmadıkları “kokoreç”, onlar için ne derece kabul edilemez ve “midelerinin kaldırmayacağı” bir yemek ise, onların yaptıkları ve rahatlıkla tükettikleri bazı yemekleri ise bizim hayal etmemiz bile mümkün değildir. Bu konuların nedense bu ülkeleri ziyaret eden veya orada yaşayan Müslüman çevrelerce, kültür ve din ilişkisi bakımından ele alınıp, yeni nesle işin aslının anlatıldığı kanaatinde değilim. Belki Türkçe dışında ABD ve İngiltere’de yaşayan Arap, Hint, Pakistan asıllı Müslümanlarca ele alınmıştır, bunu bilemiyoruz. Bu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda çok sayıda genç sosyal medya ünlüsünün, gittikleri ülkelerin mutfak alışkanlıkları ve sokak yemekleriyle ilgili videolar paylaştıklarını görüyoruz. İşin tabiatı gereği, çoğunluğu genç yaşta olan bu arkadaşlar, her yemeği tatma ve fikrini bizimle paylaşma peşinde.</p>
<p>Zayıflayan manevi değerler, bu kişilerin yeme alışkanlıklarında hassasiyet göstermediğine işaret ediyor. Ancak her ne kadar beğeni ve para peşinde koşan bu arkadaşlar, bu tür seyirlik “tatma” videoları çekse de, toplumların çoğu yeme içme alışkanlıklarını kolayca değiştiremezler. Bunun ekonomik durum, belirli çevrede yaşama zorunluluğu gibi farklı nedenleri olsa da, esas neden inanç ve onun oluşturduğu geleneklerdir.</p>
<p>Öyle ki “Domuz eti yemiyor ama haram yiyor!” diye, Müslüman geleneklerini ve hayat tarzını alaya alan yeni nesil ateist ve deist şahıslar bile, kendilerinin din tarafından oluşturulan nasıl bir ekosistem ile kuşatıldıklarının farkında değillerdir.</p>
<p>Ülkemize gelen ziyaretçilerinin pek hoşlanmadıkları “kokoreç”, onlar için ne derece kabul edilemez ve “midelerinin kaldırmayacağı” bir yemek ise, onların yaptıkları ve rahatlıkla tükettikleri bazı yemekleri ise bizim hayal etmemiz bile mümkün değildir.</p>
<p>Bu konuların nedense bu ülkeleri ziyaret eden veya orada yaşayan Müslüman çevrelerce, kültür ve din ilişkisi bakımından ele alınıp, yeni nesle işin aslının anlatıldığı kanaatinde değilim. Belki Türkçe dışında ABD ve İngiltere’de yaşayan Arap, Hint, Pakistan asıllı Müslümanlarca ele alınmıştır, bunu bilemiyoruz.</p>
<p>Bu neden önemli? Bu ayrımın farkına varamayan kuşaklar, kendilerini onlar gibi sandıklarından, bunu dert edinmiyorlar. Ancak artık tamamen onlara benzediklerinden, kendi dinlerinden ve geleneklerinden de fayda görmüyorlar. Sonunda bir arada kalmışlık, tükenmişlik ve kendilerinden nefrete varıyorlar.</p>
<p>Sonra da “Biz ne ara bu hale geldik?” diye yakınırken, “Zaten ne haldeydik ki bu hale geldik?” diye sormamız gerekiyor.</p>
<p>*****</p>
<p><strong>Şimdi örneklerle ne demek istediğimiz daha açık anlatalım.</strong></p>
<p><em>Önce İngiltere ve Birleşik Krallık’ın geleneksel yemeği, <strong>Black Pudding (Kan Sosisi)’den </strong>bahsedelim. </em></p>
<p>Temel maddesi taze domuz kanı olan bu besin, arpa, yulaf ezmesi veya ekmek kırıntıları gibi dolgu malzemeleriyle ve bolca iç yağı ile karıştırılıp bağırsağa doldurulur ve haşlanır. Ayrıca karabiber, karanfil, tarçın ve kekik gibi kuvvetli baharatlarla aromalandırılır ki kanın yoğun tadı dengelensin. Servis edilmeden önce genellikle dilimlenir ve tavada veya ızgarada dışı hafif çıtırlaşana kadar kızartılır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Almanların geleneksel yemeklerinden olan <strong>Leberwurst (Karaciğer Ezmesi / Sosisi) de </strong>benzer içeriktedir.</em></p>
<p>Genellikle domuz karaciğeri veya dana karaciğeri, belirli oranda et ve yağ (karaciğerin acılığını kırmak ve sürülebilir bir kıvam elde etmek için) soğan, mercanköşk, hardal yeşil karabiber gibi baharatla yapılan, bıçakla kesilebilen ve ekmeğe sürülebilir şekilde iki kıvamı olan bir yemektir.</p>
<p>Neden diğer yemekle aynı kategoride ele aldık? Çünkü kesimde kan, İslam ve Yahudilikte olduğu gibi tam olarak akıtılmadığından, karaciğer de kanın yoğun bulunduğu bir organ olmasından, bu yemek de oldukça kanlıdır.</p>
<p>Kan ve sakatat içeren dünyadaki farklı yemeklerin bir kısmını da sıralayalım:</p>
<p>İspanya ve Latin Amerika: Morcilla,</p>
<p>İskoçya: Haggis,</p>
<p>Güney Kore: Sundae (Soondae),</p>
<p>Fransa: Boudin Noir,</p>
<p>Filipinler: Dinuguan,</p>
<p>Doğu Avrupa (Polonya): Kaszanka.</p>
<p>Bunların tamamına yakını domuz eti ve kanı yoğunluklu yiyecekleridir. <strong>Zaten dünyada en çok tüketilen et, domuz etidir.</strong></p>
<p>Kısmen detayını verdiğimiz her iki yemek ve Avrupa veya uzak doğudaki benzer yemekler, bizim damak tadımıza uymaz. Neden? Çünkü İslam’da ve Yahudilikte kan kesinlikle yasaklanmıştır. Bu emir yüzyıllarca süren uygulamalarla gelenek haline dönüşmüş, bu toplumda yaşayan herkesin damak tadını oluşturmuştur. Bu nedenle inancı zayıf olsun, kuvvetli olsun hemen herkes, hatta Ortadoğu’daki ve Afrika’daki bazı Hıristiyan toplulukları bile bu kültürü benimsemişlerdir.</p>
<p>*****</p>
<p>Şimdi bu geleneğin kökeni olan Tevrat ve Kur’an’daki dini metinlere bakalım. Kanın haram olduğunu kabul eden Tevrat metinleri ile Kur’anda yer alan emirler çok benzerdir. Sonuçta ikisi de aynı kaynaktan geldiği için benzerlikler normaldir.</p>
<p><strong><em>Tevrat’ta kanın haram kılması:</em></strong></p>
<p><strong>Levililer 17:10-11: </strong><em>&#8220;İsrail halkından ya da aranızda yaşayan yabancılardan kim herhangi bir kan yerse, ona öfkeyle bakacağım ve halkımın arasından atacağım. Çünkü canlılara yaşam veren kandır&#8230;&#8221;</em></p>
<p><strong>Yasanın Tekrarı (Deuteronomy) 12:23: </strong><em>&#8220;Ancak kanı yememeye kesin kararlı olun. Çünkü kan candır, etle birlikte canı yememelisiniz.&#8221;</em></p>
<p>Yaratılış (Genesis) 9:4: (Nuh tufanından sonraki ilk yasaklardan biri) <em>&#8220;Ancak içinde canı, yani kanı olan eti yemeyeceksiniz.&#8221;</em></p>
<p>Yahudiler uzun sürgün hayatları boyunca, azınlık psikolojisi gereği Tevrat’ın hükümlerine sıkı sıkı sarılmak durumunda kaldılar ve bu hükümlere dayalı bir hayat tarzı geliştirdiler. Dinine bağlı olan Yahudiler kılık kıyafetleri dahil, her halleriyle kendilerini belli ederken, diğerleri de geleneklerine bağlı kaldılar. Ancak bugün söz sahibi olan Siyonist Yahudiler, mevcut Tevrat’ın kendilerini haklı çıkaracak yönlerini öne çıkararak ve farklı inançları harmanlayarak oldukça başkalaştılar. <em></p>
<p></em></p>
<p><em>Kur’an’da haram kılınan et, kan ve kurbanla ilgili hükümler:</em></p>
<p>Bakara Suresi, 173. Ayet</p>
<p><em>&#8220;Allah size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur kalırsa, (başkasının hakkına) saldırmadan ve sınırı aşmadan (bunlardan yemesinde) kendisine bir günah yoktur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.&#8221;</em></p>
<p><strong>Mâide Suresi, 3. Ayet</strong></p>
<p><em>&#8220;Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan; (henüz canı çıkmamışken kestikleriniz hariç) boğulmuş, darbe almış, yüksekten düşmüş, boynuzlanmış ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. ….. Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalırsa, günaha meydan vermeksizin (haram etlerden yiyebilir). Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.&#8221;</em></p>
<p><strong>En’âm Suresi, 145. Ayet</strong></p>
<p><em>&#8220;De ki: &#8216;Bana vahyolunanlar içinde, yiyen bir kimsenin yiyeceği şeyler arasında, ölü hayvan eti, dökülmüş kan, domuz eti -ki o şüphesiz pistir- veya Allah’tan başkası adına bir fısk olarak boğazlanmış hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum.&#8217; Bununla beraber kim mecbur kalırsa, (başkasının hakkına) tecavüz etmemek ve sınırı aşmamak kaydıyla (yiyebilir). Şüphesiz Rabbin çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.&#8221;</em></p>
<p>İşte bugün Müslüman toplumların yeme alışkanlıklarını düzenleyen, bireylerin çoğunun neden hangi tür yiyeceklerden hoşlanıp, nelerden nefret etmelerini sağlayan Kur&#8217;an-<em>ı Kerim’deki</em> temel metinler bunlardır.</p>
<p>Kur&#8217;an’dan ve İslam geleneğinden uzaklaştıkça, bozulmalar ve yabancılara benzemeler ve “Bize ne oldu?” ve “Biz ne zaman bu hale geldik?” soruları artacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kan-sosisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tahıl Koridoru, III. Dünya Savaşı Sebebi mi…?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/tahil-koridoru-iii-dunya-savasi-sebebi-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/tahil-koridoru-iii-dunya-savasi-sebebi-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oğuz ALTIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2023 11:58:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Tahıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18830</guid>

					<description><![CDATA[Uzun süre aranızda olamadığım için en derin özürlerimin kabulünü değerli okurlarımızdan istirham ediyorum. Bu haftadan sonra yine her hafta gündemi değerlendirmeye devam edeceğiz. Geçtiğimiz haftanın en önemli gündemi bana kalırsa tahıl koridoru anlaşmasıydı. Tahıl koridoru anlaşmasının uzatılmaması ile ilgili Rusya’nın verdiği karar bugün gündemde kendine çok yer bulmasa da yakın zamanda sonuçları itibariyle bize 17 Temmuz ve öncesinde yaşananları hatırlatacak. ‘Tahıl koridoru anlaşması’ neydi önce onu bir hatırlayalım. Rusya’nın Ukrayna’yı yok etme hayaliyle giriştiği savaşta Karadeniz’deki ticaret yolları da tabi ki etkilendi. Ukrayna en büyük ihraç kalemi olan tahılı bu nedenle alıcılara ulaştıramadı. Ancak Türkiye’nin arabuluculuk rolü ile Karadeniz’de savaş devam ederken Ukrayna tahılının alıcılarına ulaştırılması için BM garantörlüğünde bir anlaşma imzalandı. Biz bu kadar biliyoruz. Halbuki imzalanan metnin devamında Rus tahılının da aynı yöntemle bir koridordan güvenli nakli ve Rus Tarım Bankasının tekrar swift sistemine dahil edilmesi de vardı. Altı aylık bir süre için imzalanan anlaşmanın yürürlük süresi dolduğunda Türkiye’nin özel çabasıyla altı ay daha uzatıldı. Ancak bu bir yıllık sürede sadece Ukrayna tarafına dair maddeler yerine getirildi. Rus tarafı diğer maddelerin de uygulanması talebini aylardır dile getiriyordu. Bu konuda hakkını savunabilmek adına anlaşmanın yürürlüğünün sona ereceği 17 Temmuz gününe kadar da sürenin uzatılacağına dair bir açıklama yapmadı. Nispeten &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Uzun süre aranızda olamadığım için en derin özürlerimin kabulünü değerli okurlarımızdan istirham ediyorum. Bu haftadan sonra yine her hafta gündemi değerlendirmeye devam edeceğiz.</p>



<p><br>Geçtiğimiz haftanın en önemli gündemi bana kalırsa tahıl koridoru anlaşmasıydı. Tahıl koridoru anlaşmasının uzatılmaması ile ilgili Rusya’nın verdiği karar bugün gündemde kendine çok yer bulmasa da yakın zamanda sonuçları itibariyle bize 17 Temmuz ve öncesinde yaşananları hatırlatacak.</p>



<p><br>‘Tahıl koridoru anlaşması’ neydi önce onu bir hatırlayalım. Rusya’nın Ukrayna’yı yok etme hayaliyle giriştiği savaşta Karadeniz’deki ticaret yolları da tabi ki etkilendi. Ukrayna en büyük ihraç kalemi olan tahılı bu nedenle alıcılara ulaştıramadı. Ancak Türkiye’nin arabuluculuk rolü ile Karadeniz’de savaş devam ederken Ukrayna tahılının alıcılarına ulaştırılması için BM garantörlüğünde bir anlaşma imzalandı. Biz bu kadar biliyoruz. Halbuki imzalanan metnin devamında Rus tahılının da aynı yöntemle bir koridordan güvenli nakli ve Rus Tarım Bankasının tekrar swift sistemine dahil edilmesi de vardı. Altı aylık bir süre için imzalanan anlaşmanın yürürlük süresi dolduğunda Türkiye’nin özel çabasıyla altı ay daha uzatıldı. Ancak bu bir yıllık sürede sadece Ukrayna tarafına dair maddeler yerine getirildi. Rus tarafı diğer maddelerin de uygulanması talebini aylardır dile getiriyordu. Bu konuda hakkını savunabilmek adına anlaşmanın yürürlüğünün sona ereceği 17 Temmuz gününe kadar da sürenin uzatılacağına dair bir açıklama yapmadı. Nispeten ‘diğer maddeler uygulanmazsa anlaşmadan çekiliriz’ demesine rağmen yine Türkiye’nin bir omuz vermesiyle anlaşmanın devam edeceği düşünülüyordu.<br></p>



<p>Ukrayna tahılının en büyük alıcısı Çin. Çin, Ukrayna’da Belçika büyüklüğünde bir alanda tarım yapıyor. Buna rağmen anlaşmanın durumu hala muallakta iken ABD tarafından sert bir açıklama geldi. ‘Rusya anlaşmayı uzatmazsa sonuçlarına katlanır’ minvalinde ki bu söylem şaşırtıcı gelmişti. Anlaşmanın mimarı olan Türkiye ise bu konuda ne açıklama, ne telefon, ne resmi ziyaret hiçbir girişimde bulunmadı. Eylem bir yana bir söylem bile geliştirmedi. Hâlbuki Türkiye de Ukrayna tahılının ciddi bir kısmının alıcısı konumunda. Finali de Ukrayna kendi yaptı. Önce Kırım Platformunun 3. Toplantısı hazırlıkları kapsamında (ki okuyucularımız hatırlar bu konuda yazmıştık) uzmanlar grubunu 18 -19 Temmuz’da toplanacağını ardından da Ağustos ayında devlet başkanları düzeyinde Kiev’de 3. Kırım Platformu’nun icra edileceğini açıkladı. Sonra da Rusya’nın kararını açıklayacağı 17 Temmuz tarihinden bir gün önce Rusya’nın can damarı Kırım Köprüsünü vurdu. Geçen yıl ekim ayında da Kırım köprüsünü vurmuştu. Savaşın gidişatını doğrudan etkilemese bile psikolojik olarak Rusya’yı çok yıpratıyor.<br></p>



<p>Rus tarafı tüm bunlardan sonra tabi ki anlaşmadan çekildiğini açıkladı ama yine de ‘şartlar oluşursa hızlıca döneriz anlaşmaya’ gibi yumuşak ifadeler de vardı açıklamasında. Ukrayna tarafından bu açıklamaya cevap gecikmedi. Zelensky anında eski retorikle ‘gelişmemiş ülkelerin tahıl ihtiyacı Kremlin’in keyfiyetine bırakılacak kadar önemsiz değil’ gibi bir mesaj yayınladı. Hâlbuki anlaşmanın yürürlükte olduğu bir yıl boyunca Ukrayna limanlarından çıkan tahılın yüzde iki kadarı gelişmemiş ülkelere gitmişti. Ayrıca Rusya’nın anlaşmanın diğer kısmının uygulamasıyla ilgili taleplerine bu süreçte hiç değinilmedi bile.<br></p>



<p><strong>Rusya’nın büyük çıkmazı…</strong><br>Konu Türkiye olarak bizi buraya kadar anlaşmadaki arabulucu rolümüz ve alacağımız tahıl kadar ilgilendiriyordu ancak bundan sonraki süreç Türkiye’yi bizzat içine çekebilir. Nedenleri ile açıklayalım. Ukrayna limanlarından anlaşma olmaksızın tahıl sevk etmeye çalışırlarsa ne olur? Rusya’nın önünde iki seçenek olur; ya bu sevkiyata müdahale etmez ki bu durumda büyük bir güç kaybeder. Anlaşmaya ihtiyaç olmadığı tescillenmiş olur ve Karadeniz’in efendisi rolünü Türkiye’ye devreder. Ya da ticaret gemilerini vurabilir ki bu seçeneğin dezavantajı çok daha fazla. ABD’nin I. Cihan Harbine girmesine sebep olan olay tam da buydu. Ticaret gemileri Almanlar tarafından vurulunca savaşa dâhil olmuştu ve o gemiler de zaten vurulmak için çıkmıştı. Bu olay savaşın gidişatını da tersine çevirdi. Bununla birlikte tüm dünyaya yapılan algıya göre az gelişmiş ülkeleri açlığa mahkûm eden kişi olarak Putin iyice şeytanlaşır. Zaten Ukrayna’dan kaçırılan çocuklar sebebiyle Lahey’de hakkında çıkan yakalama kararı sebebiyle BRİCS toplantısına bile gidemedi. Üzerine bir de bu imajı eklemek istemez. Ticaret gemisine bir füze fırlattığını varsaysak bile sonrasında bu ticaret gemilerine refakat etme bahanesiyle NATO Türkiye ve bilumum ülke savaş gemileri Karadeniz’de cirit atabilir. Zaten bu kararı vermemek için 18 Temmuz’dan itibaren Odesa Limanını vurmaya başladı ancak bunun da devamlılığı yok. Limanı çalışamaz halde tutması için savaşın sıklet merkezini oraya kaydırması gerekir. Tüm bu senaryolara gerek kalmasın diye Rusya, Ukrayna limanlarına giden ticaret gemilerinin tamamını hedef ilan etti. Karşılığında da Ukrayna Rusya’nın işgal altıda tuttuğu Kırım limanları dâhil Rus limanlarına giden gemileri hedef ilan etti. Savaş şimdiden ticari alana kaydı. Mevcut durum itibarı ile Rusya açısından çıkmaz sokak.<br></p>



<p><strong>Türkiye, Karadeniz’de tek söz sahibi olabilir…</strong><br>Türkiye açısından durumu değerlendirdiğimizde Türkiye her senaryoda müdahildir. Karadeniz şimdiden ısındı. Karadeniz’deki bu gerginlik bize olumsuz yansır. Montrö sebebiyle Karadeniz’e kıyısı olmayan ülke savaş gemilerine boğazları sadece 21 günlüğüne kullanım izni veriyoruz ama dünyanın büyük kısmını ilgilendiren bu gıda problemi üzerimizde baskı oluşturur. Türk donanması eşlik etsin desek yine Rusya’yla karşı karşıya gelme riski var. Bu defa da NATO-Rusya savaşına sebep olur. III. Cihan Harbini başlatmış oluruz. Tüm bu seçenekler dışında bu tahılın yüzde 50’ye varan oranda alıcısı olan Çin, Rusya ile yapacağı ikili anlaşma ile sevk etmek istese bile problemin merkezinde boğazlar sebebiyle yine Türkiye kalır. Problem sadece Rusya’nın değil Karadeniz’e kıyısı olan tüm ülkelerin çıkmazına dönüştü. Bir süre gözümüz kulağımız orda olacak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/tahil-koridoru-iii-dunya-savasi-sebebi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
