<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gezi parkı &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/gezi-parki/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Feb 2020 11:14:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>gezi parkı &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Siz hepsiyle gurur duyabilirsiniz</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/siz-hepsiyle-gurur-duyabilirsiniz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/siz-hepsiyle-gurur-duyabilirsiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2020 11:14:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[gezi parkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13683</guid>

					<description><![CDATA[Akıl alır gibi değil; vandalizm, anayasal düzeni tehdit, işgal, saldırı, yakıp yıkmak, cana ve mala kast, hükümeti çalışamaz hale getirmek gibi bir dizi suçun aynı anda oluştuğu ve terör oluşumlarının başı çektiği Gezi kalkışması davası beraatla sonuçlandı. Kendileri bile “Mesele ağaç değil sen daha anlamadın mı?” diyerek gerçek niyetlerini izhar ederken mahkeme meselenin ağaç olduğuna hükmetti. *** İnsan gerçekten hayret ediyor! Sadece ilk mahkemenin verdiği bu toptancı karara değil, hayret etmesiyle meşhur Abdullah Gül’ün “Gezicilerle büyük gurur duyuyorum” sözü de hayretlik&#8230; Madem o kadar gurur duyuyordun neden o günlerde desteğe gitmedin? Ahmet Davutoğlu ise mağdur sıfatıyla düne kadar müdahil olduğu davadan ismini çekiğini açıkladı. Yani “artık ne mağdurum ne de müdahil” demiş oldu. İnsan gerçekten hayret ediyor ama hayretlik olan bu şahısların dün kara dediklerine bugün ak demeleri değil&#8230; Sonuçta bir tıynet meselesi bu&#8230; Lakin memleket meselelerinin siyasi ikbal hesapları için bu kadar kolay harcanması ve ‘sinyal’ mesabesinde ele alınmasına hayret ediyor insan&#8230; Ellerinden tutularak biri başbakan, diğeri cumhurbaşkanı yapılmış kişiler bunlar&#8230; Öyle olsa da; o olaylar sırasında devletin egemenliğinin ve anayasal düzenin hedef alındığını pek tabii biliyorlar. AK Parti’yi kendi dümenlerine sokmayı başaramayınca yeni siyasi oluşumlara giriştiler. Ellerinde Türkiye’yi yeniden Batı’nın söz dinleyen uydusu yapmak ve Erdoğan karşıtlığı dışında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akıl alır gibi değil; vandalizm, anayasal düzeni tehdit, işgal, saldırı, yakıp yıkmak, cana ve mala kast, hükümeti çalışamaz hale getirmek gibi bir dizi suçun aynı anda oluştuğu ve terör oluşumlarının başı çektiği Gezi kalkışması davası beraatla sonuçlandı. Kendileri bile “Mesele ağaç değil sen daha anlamadın mı?” diyerek gerçek niyetlerini izhar ederken mahkeme meselenin ağaç olduğuna hükmetti.</p>
<p><b>***</b></p>
<p>İnsan gerçekten hayret ediyor! Sadece ilk mahkemenin verdiği bu toptancı karara değil, hayret etmesiyle meşhur Abdullah Gül’ün “Gezicilerle büyük gurur duyuyorum” sözü de hayretlik&#8230; Madem o kadar gurur duyuyordun neden o günlerde desteğe gitmedin?</p>
<p>Ahmet Davutoğlu ise mağdur sıfatıyla düne kadar müdahil olduğu davadan ismini çekiğini açıkladı. Yani “artık ne mağdurum ne de müdahil” demiş oldu. İnsan gerçekten hayret ediyor ama hayretlik olan bu şahısların dün kara dediklerine bugün ak demeleri değil&#8230; Sonuçta bir tıynet meselesi bu&#8230; Lakin memleket meselelerinin siyasi ikbal hesapları için bu kadar kolay harcanması ve ‘sinyal’ mesabesinde ele alınmasına hayret ediyor insan&#8230;</p>
<p>Ellerinden tutularak biri başbakan, diğeri cumhurbaşkanı yapılmış kişiler bunlar&#8230; Öyle olsa da; o olaylar sırasında devletin egemenliğinin ve anayasal düzenin hedef alındığını pek tabii biliyorlar.</p>
<p>AK Parti’yi kendi dümenlerine sokmayı başaramayınca yeni siyasi oluşumlara giriştiler. Ellerinde Türkiye’yi yeniden Batı’nın söz dinleyen uydusu yapmak ve Erdoğan karşıtlığı dışında vaat ve siyasi motivasyonları olmadığı için söz konusu beraat kararlarıyla eş zamanlı olarak Gezi’ye selam çaktılar.</p>
<p><b>***</b></p>
<p>Meselemiz bu isimler değil lakin ortada mesele etmemiz gereken bir siyaset biçimi var.</p>
<p>Gezi kalkışmasından bugüne yedi sene geçti. Hani şair diyor ya “Her şey biz yaşarken oldu.” Bu yedi yılda neler neler yaşadık. Bilanço ortada; Türkiye&#8217;nin tüm ekonomik değerlerinin en üst seviyede olduğu -hala o rakamlara erişebilmiş değiliz- bir dönemdi. Borsa coşmuş, faizler ve döviz en aşağı seviyelerde, IMF’ye olan borç ödenmiş&#8230; İşte böyle bir dönemde, Türkiye&#8217;yi Arap Baharı&#8217;nın kuyruğuna takmak isteyen Gezi kalkışması yaşandı ve sürecin o günden bugüne Türkiye&#8217;ye dolaylı, doğrudan toplam maliyeti 150 milyar doları buldu.</p>
<p>Ama bu birileri için gurur vesilesi&#8230;</p>
<p>İki hafta süren eylemler sırasında oluşan toplam zarar ise o günün rakamıyla 140 milyon lira. Eylemler sırasında <strong>58</strong><b> </b><strong>kamu binası, 337 işyeri, 214 özel araç, 240, polis aracı, 90 belediye otobüsü, 68 mobese</strong><b> </b><strong>kamerası ve 45 ambulans tahrip edilerek kullanılamaz hale getirildi.</strong></p>
<p><strong>Ne kadar gurur duysanız az&#8230;</strong></p>
<p><strong>Kaldırım taşlarını söküp barikat yapanlarca Taksim meydanı resmen işgal edildi.</strong></p>
<p><strong>Gurur duymanız için bir sebep daha&#8230;</strong></p>
<p><b>***</b></p>
<p>Bugün hala ceremesini çektiğimiz kutuplaşma siyaseti o günlerde başlatıldı. Çapulcular eliyle zerk edilen nefret dili siyaseti zehirledi. Tek vaadi Erdoğan’ı devirmek olan bir siyasetsizliğe mahkum etti ülkeyi. “Gezi zekalıların” yakıp yıktıkları arabalara, binaların duvarlarına yazdıkları küfür ve hakaretlere eleştiri muamelesi yapılmaya başlandı.</p>
<p>Davos’ta başlayan, Mavi Marmara ve MİT kriziyle devam eden, Uludere’deki bombalama ile iyice kendini hissettiren, Gezi kalkışmasıyla ciddiyet kespeden, 17-25 Aralık’ta kimler eşkal veren, Kobani ayaklanması, DEAŞ ve PKK’nın canlı bomba eylemeleri ile ülkeyi sersemleten ve nihayet 15 Temmuz’da son darbeyi vurmak isteyen bir kaos ve işgal girişimine maruz kaldı Türkiye&#8230;</p>
<p>Her şey biz yaşarken oldu&#8230;</p>
<p>Biz müştekiyiz.</p>
<p>Siz hepsiyle gurur duyabilirsiniz.</p>
<p>Halime Kökçe/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/siz-hepsiyle-gurur-duyabilirsiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tomanın suyu, biberin gazı ve Gezi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/tomanin-suyu-biberin-gazi-ve-gezi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/tomanin-suyu-biberin-gazi-ve-gezi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Feb 2020 08:34:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[gezi parkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13679</guid>

					<description><![CDATA[Önce Gezi kalkışması, ardından 17/25 Aralık yargı darbesi ve son olarak da 15 Temmuz. Neydi bunlar? Seçilmiş meşru hükümeti alaşağı etme saldırıları. Gezi’de hedef Erdoğan’dı. 17/25’te de. Şüphesiz 15 Temmuz’da da. Üçlemenin Erdoğan’a gösterdiği iki yol vardı. Ya ülkeyi terk et yani kaç olmadı ya mezara ya hapse. Sebep? Küresel muktedirler öyle istiyor! Ne istiyor? Türkiye iddialarından vazgeçsin, 3.havalimanı, köprü, enerji santralleri, Kanal İstanbul yapmasın. Diz çöksün, boyun eğsin. Bu amaçla sahneye konulan Gezi kalkışması aslında bir büyük terör hadisesiydi. Eyvallah; ilk günler hiçbir şeyden habersiz masum düşüncelerle Taksim’e gelenleri dışında tutalım. Zaten sonrasında onlar da gerçeği görüp çekildiler. Daha önce de dedim, bir kez daha seslendireyim. ‘Gezi kalkışma değil, bir büyük direnişti’ diyenler var. Direniş diye nasıl da kutsuyorlar o vandallığı. İyi de sormazlar mı adama ‘madem kutlu bir direnişti de niçin çekildiniz, sürdürmediniz’ ? ‘Polis izin vermedi, tomalar su sıktı’ diyorlar. Tomanın suyunu, biberin gazını görünce kaçacaksın, sonra da direniş diye kutsayacaksın. Yemezler! Direniş dediğin 15 Temmuz’daki gibi olur. Savaş uçaklarının bombalarına, tanklara, kurşunlara rağmen sonuna kadar ölümüne! Neyse, biz gelelim asıl meselemize. Sanıkları ‘mesele ağaç değil, sen hâlâ anlamadın mı arkadaş’ derken; hâkimleri ‘yo yo mesele ağaçtı, siz bilmiyorsunuz’ diyerek beraat kararı verdi, davayı kapattı. Nasıl olur böyle bir şey &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>Önce Gezi kalkışması, ardından 17/25 Aralık yargı darbesi ve son olarak da 15 Temmuz.</p>
<p>Neydi bunlar?</p>
<p>Seçilmiş meşru hükümeti alaşağı etme saldırıları.</p>
<p>Gezi’de hedef Erdoğan’dı. 17/25’te de. Şüphesiz 15 Temmuz’da da.</p>
<p>Üçlemenin Erdoğan’a gösterdiği iki yol vardı. Ya ülkeyi terk et yani kaç olmadı ya mezara ya hapse.</p>
<p>Sebep?</p>
<p>Küresel muktedirler öyle istiyor!</p>
<p>Ne istiyor?</p>
<p>Türkiye iddialarından vazgeçsin, 3.havalimanı, köprü, enerji santralleri, Kanal İstanbul yapmasın. Diz çöksün, boyun eğsin.</p>
<p>Bu amaçla sahneye konulan Gezi kalkışması aslında bir büyük terör hadisesiydi. Eyvallah; ilk günler hiçbir şeyden habersiz masum düşüncelerle Taksim’e gelenleri dışında tutalım. Zaten sonrasında onlar da gerçeği görüp çekildiler.</p>
<p>Daha önce de dedim, bir kez daha seslendireyim. ‘<strong>Gezi kalkışma değil, bir büyük direnişti</strong>’ diyenler var.</p>
<p>Direniş diye nasıl da kutsuyorlar o vandallığı.</p>
<p>İyi de sormazlar mı adama ‘<strong>madem kutlu bir direnişti de niçin çekildiniz, sürdürmediniz</strong>’ ?</p>
<p>‘<strong>Polis izin vermedi, tomalar su sıktı</strong>’ diyorlar.</p>
<p>Tomanın suyunu, biberin gazını görünce kaçacaksın, sonra da direniş diye kutsayacaksın.</p>
<p>Yemezler!</p>
<p>Direniş dediğin 15 Temmuz’daki gibi olur.</p>
<p>Savaş uçaklarının bombalarına, tanklara, kurşunlara rağmen sonuna kadar ölümüne!</p>
<p>Neyse, biz gelelim asıl meselemize.</p>
<p>Sanıkları<strong> ‘mesele ağaç değil, sen hâlâ anlamadın mı arkadaş’</strong> derken; hâkimleri ‘<strong>yo yo mesele ağaçtı, siz bilmiyorsunuz’</strong> diyerek beraat kararı verdi, davayı kapattı.</p>
<p>Nasıl olur böyle bir şey diye düşünürken, birileri de çıktı şunu söyledi:</p>
<p><strong>FETÖ bu sanıklarla ilgili delilleri karartı.</strong></p>
<p>Yazık ki yazık! Fetönün, Sorosçuların, küresel muktedirlerin Türkiye’yi hedef alan, yüzlerce milyar dolarına mal olan bu yakma, yağmalama eylemiyle ilgili devletin elinde delil olmaması; gerçekse ne kadar acı.</p>
<p>Gezi kalkışmasında Fetönün rolünü bilmeyen yok, Kavala’nın bağlantılarını da. Her şey olurken hepimiz buradaydık gördük.</p>
<p>Uluslararası medyanın Gezi’den günler önce gelip konuşlanmalarını, Batı’nın bu kalkışmaya verdiği açık desteği, terör örgütlerinin Gezi’deki varlığını hepimiz gördük.</p>
<p>Turuncu devrimleri, kadife devrimleri, Arap baharlarını onları da gördük.</p>
<p>O baharların ardından Libya’nın, Suriye’nin, Yemen’in hatta <strong>Gezi Kiev</strong> diye kutsanan Ukrayna’nın nasıl parçalandığını da gördük.</p>
<p>Peki, görmeyenler niçin görmüyor?</p>
<p>İşte bu soru çok mühim.</p>
<p>Bu hakikatlerin görülmemesinin mimarı bir kaset kumpasıyla devrilen Baykal’ın ardından CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’dur.</p>
<p>Kılıçdaroğlu 15 Temmuz darbesini de görmedi.</p>
<p>Doğu Akdeniz’i de.</p>
<p>Suriye’de olup bitenleri de.</p>
<p>Üzerimize nasıl ve neden gelindiğini de.</p>
<p>Ekonomik saldırıları da.</p>
<p>Bile isteye görmedi, avanesine de göstermedi.</p>
<p>Erdoğan düşmanlığı üzerinden kitlesinin gözlerini köreltti.</p>
<p>Zira o koltuğa oturtulmasının yegâne amacı buydu.</p>
<p>Ve son bir not.</p>
<p>Dünün AKP’lisi, bugünün Davutoğlu yahut Babacan yanaşmaları mahkemenin kararını, Kavala’nın serbest bırakılmasını sevinçle karşıladılar.</p>
<p>Sevinçlerini de ‘<strong>bu karar kutuplaşmayı bitirmesi adına memnuniyet verici</strong>’ cümlesinin arkasına gizlediler.</p>
<p><strong>Be ahmak!</strong></p>
<p>Gezi’nin varlık nedeni kutuplaştırmaktı.</p>
<p>Gezi’nin dili nefret diliydi.</p>
<p>Gezi’de bu milletin tüm kutsalları ayaklar altına alındı.</p>
<p>Aslında sen de biliyorsun bilmesine de ‘<strong>gâvurluğundan</strong>’ yapıyorsun.</p>
<p>Turgay Güler/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/tomanin-suyu-biberin-gazi-ve-gezi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
