<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fıtrat &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/fitrat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Mar 2021 10:53:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Fıtrat &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Niçin Ceza</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/nicin-ceza/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/nicin-ceza/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Akdağ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2021 07:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Fıtrat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17024</guid>

					<description><![CDATA[Mahkûm elbisesi giyerek hapse düşmek veya para cezasına çarptırılarak emek emek kazandığımız paraları istemeye istemeye hayıflanarak cezamızı ödemek herhalde bu dünyada olmamasını istediğimiz şeylerin başında gelse gerek. Sosyal hayatımızda, iş hayatımızda ve vatandaşı olduğumuz ve üzerinde yaşadığımız devletin kendine özgü kuralları vardır. Bu kurallar yazılı ve sözlüdür. İçinde bulunduğumuz toplumun kendine göre töreleri vardır. Bu adet ve göreneklerin yaptırım gücü bazen yazılı kanunlardan daha etkilidir. Bunların etkili olmasında sebep olmasındaki en büyük etken “ayıp” kavramadır. Kişi eğer töreye muhalif bir iş, amel yaparsa toplum bu hareketini ayıplayarak kınar. Kişiyi, toplumdan öteleştirmeye kadar varırlar. Eee böyle olunca insan, töreye, adet ve göreneklere uymak zorunda kalır.Yazılı kanunlar ise devletin, toplumun yararına yazılmış, genelde insan merkezli olmayıp bir otarite oluşturmak için yapılmış kanunlardır. Yazılı kuralların sözlü kanunların yanında daha az tesirli olmasının sebebi maddi ve geçici olmasından olabilir. Yazılı kanuna göre bir suçun karşılığında hapis cezası aldığın zaman günün birinde çıkarsın. Bir zaman sonra insanlar senin hapiste yattığını unuturlar. Her nerede olursak olalım, nerede yaşarsak yaşayalım bizi yöneten, yönlendiren, kısıtlayan, müeyyideleriyle bazı haklara sahip olduğumuz ve bazı haklardan da mahrum kaldığımız kanunlar ve kurallar vardır. Kanunlar ve kontrol mekanizması veya yaptırım gücü cezalardır. Kanunlar ne kadar caydırıcı, ağır ve güçlü olurlarsa olsunlar ceza &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Mahkûm elbisesi giyerek hapse düşmek veya para cezasına çarptırılarak emek emek kazandığımız paraları istemeye istemeye hayıflanarak cezamızı ödemek herhalde bu dünyada olmamasını istediğimiz şeylerin başında gelse gerek. Sosyal hayatımızda, iş hayatımızda ve vatandaşı olduğumuz ve üzerinde yaşadığımız devletin kendine özgü kuralları vardır. Bu kurallar yazılı ve sözlüdür. İçinde bulunduğumuz toplumun kendine göre töreleri vardır. Bu adet ve göreneklerin yaptırım gücü bazen yazılı kanunlardan daha etkilidir. Bunların etkili olmasında sebep olmasındaki en büyük etken “ayıp” kavramadır. Kişi eğer töreye muhalif bir iş, amel yaparsa toplum bu hareketini ayıplayarak kınar. Kişiyi, toplumdan öteleştirmeye kadar varırlar. Eee böyle olunca insan, töreye, adet ve göreneklere uymak zorunda kalır.<br>Yazılı kanunlar ise devletin, toplumun yararına yazılmış, genelde insan merkezli olmayıp bir otarite oluşturmak için yapılmış kanunlardır. Yazılı kuralların sözlü kanunların yanında daha az tesirli olmasının sebebi maddi ve geçici olmasından olabilir. Yazılı kanuna göre bir suçun karşılığında hapis cezası aldığın zaman günün birinde çıkarsın. Bir zaman sonra insanlar senin hapiste yattığını unuturlar.<br></p>



<p>Her nerede olursak olalım, nerede yaşarsak yaşayalım bizi yöneten, yönlendiren, kısıtlayan, müeyyideleriyle bazı haklara sahip olduğumuz ve bazı haklardan da mahrum kaldığımız kanunlar ve kurallar vardır. Kanunlar ve kontrol mekanizması veya yaptırım gücü cezalardır. Kanunlar ne kadar caydırıcı, ağır ve güçlü olurlarsa olsunlar ceza uygulanmazsa kurallara bağlılık görülmez. En hafif bir kural ihlalinde göz yummayıp anında kişiye ceza verilirse orada kuralların caydırcılığı ve kanunlar vasıtasıyla kazanılmak istenen toplumdaki adalet, huzur sağlanmış olunur.<br></p>



<p>Dünya hayatımızın her anında ve her biriminde uyulması gereken yazılı ve sözlü kanunlar olurken tabii ki dini hayatımızda uymamız gereken bir dizi kanunların olması normaldir ve olması da lazımdır. Nasıl günlük hayatımızdaki kanunlara uymak zorunluluğumuz var ve bunlara uymazsak cezai müeyyideleri var elbette dini kuralların da bir ceza-mükâfat karşılığı olacaktır.<br></p>



<p>Allah Kur’an’da birçok yerde bizi ceza ile korkutur(uyarır) Peygamberimiz de (S.A.S.) ben apaçık bir uyarıcıyım der. Birçok ayette de biz seni ancak uyarıcı olarak gönderdik der. “Biz, seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.” (Furkan 25/56). Evet ceza yani Cenab-ı Allah bizleri azap ile cehennem ile uyarıyor veya korkutuyor. Günahlara karşılık cehennemle uyarırken sevap işlendiğinde de cennetle müjdeliyor.<br></p>



<p>İyi ve kötü hareketlerimizin mutlaka hem bu dünyada hem de ahirette bir karşılığını göreceğiz. Maalesef, bu dünya hayatında karşılaştığımız Allah’ın lütuf ve cezalarını yaptığımız iyilik ve kötülüklerden olduğunun farkına varamıyoruz. Bu dünya bir imtihan olduğu için iyiliklerimizin karşılığı olarak Allah’ın bir İkram-ı İlahi olarak verdiği lütufları kendimizden, kötülükleri de Allah’tan biliyoruz. Böylece Allah’ın bizi niçin birçok ayetinde cehennemle korkuttuğunu, uyardığını ve dünya hayatında da belalar ile cezalandırdığını anlayamıyoruz. Büyüklerimiz de biz çocukken yaramazlıklarımıza ve suçlarımıza ceza verirlerdi. Tabi ki bu genelde dayak oluyordu. Evet bir suç, günah, kabahat, hata işlendiğinde bir ceza da gündeme geliyor. Peki bu ceza neyin nesi, genelde bununla korkutuluyoruz? Gerek devlet gerek toplum gerekse de Allah’ın bizi cezalandırmaları devletin, toplumun ve bizlerin menfaati icabıdır.<br></p>



<p>“Ey inananlar! Allah&#8217;tan sakınırsanız, O size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah büyük, bol nimet sahibidir.” (Enfal 8/29) ayet-i şerifinden anlaşılacağı üzere cezalar bizleri eğitmek ve öğretmek için yani iyi ile kötüyü ayırt etmemiz için. İşlediğimiz bir günahın kötü olduğunu Allah&#8217;ın bize ceza vermesi ile anlarız. Bir davranışımızın toplum ve büyüklerimiz nezdinde beğenilmiyorsa ve cezaya çarptırılıyorsak o davranışımızın kötü olduğunu anlıyoruz. “Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zâlim idiler.” (Zuhruf 43/76) ayetinden anlaşılacağı üzere nasıl devlet ve toplum menfaat için cezalar veriyor. Kimseye zulüm yapılmıyor aynı şekilde Rahman ve Rahim olan Allah kullarına zulüm için ceza vermiyor onların iyiliğini istediği ve iyi ile kötünün anlaşılması için ceza veriyor. Günah işleyen ancak kendi kendine zulüm yapmış oluyor.<br></p>



<p>Sözün kısası cezalar bizlerin öğrenmede en büyük fonksiyonumuzdur.<br>Şu soru aklımıza gelmektedir. Sözlü kuralların bir para ve hapis cezası olmamasına rağmen yaptırım gücü çok etkiliyken Allah bizleri ebedi bir cehennemle ikaz etmesine rağmen niçin yaptırım gücü azdır?<br>Toplum içinde yaşayan kişi topluma karşı yaptığı bir hatanın cezasını kınanarak hemen görür. Allah’ın yasakladığı bir günahı işlediğinde ise cezaya hemen çarptırılmaz. Cehennem öldükten sonra olacağı için gözden ırak olan gönülden de ırak olur sözünden iktibasla cehennemi görmediği için cehennemi kendisinden çok uzakta görür. Bu sebepten dolayı topluma karşı kurallara uymaya dikkat eder fakat günah işlememeye özen göstermez.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/nicin-ceza/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzel Bir İnsan Nasıl Vahşileşir?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/guzel-bir-insan-nasil-vahsilesir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/guzel-bir-insan-nasil-vahsilesir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Akdağ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2020 08:01:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Fıtrat]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15917</guid>

					<description><![CDATA[Peygamberimiz bir hadisinde buyurmuş &#8220;Her insan İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra annesi babası hiristiyanlaştırır yahudlileştirir veya mecusilestirir.&#8221; Her insanın İslâm fıtratı üzerine doğması demek, insanın, dinimizin öğretileri ile çepeçevre sarılmış bir şekilde doğması demektir. Yani en başta Kur&#8217;an ahlakı ile ahlaklanmış, insanlığın tüm faziletleriyle ziynetlenmiş olarak doğmasıdır. Fıtrat, insanın tüm güzellikleri, iyilikleri, ahlakı üzerinde taşıması demektir. Fıtratını bozmadan yaşayan bir insan iyi, dürüst, kimseye zararı dokunmayan mülayim ve herkes tarafından sevilen bir insan olarak hayatını daim ettirir. Fakat maalesef tüm insanlar İslâm fıtratı üzerine doğmasına rağmen kötü, sahtekâr, hilekâr, ahlaksız olabiliyorlar, hatta oluyorlar da. Hele bazen melek gibi birisi diye tarif edilen bir kişi bir anda canavarlaşıyor etrafına öfke saçabiliyor. Çok mülayim ne yapsan karşılık vermez, elinden ekmeğini al bir şeycikler yapmaz, dediğimiz zat, bir de bakmışız ki, canileşmiş, önüne geleni yakıyor, yıkıyor. Bir insan fıtratını nasıl bozuyor, ahlâk timsali bir insan nasıl oluyor da fıtratı dışına çıkıp insanlığını kaybediyor? Bu soruya cevabı verirken hemen yukarıdaki hadis aklımıza geliyor. Hadis ne diyordu? Bir çocuk tam İslâm dini inancı ve öğretileri üzerine doğuyor, annesi ve babası çocuklarını kendi dini üzere yetiştirip kendi dini inançlarına çekiyor. İşte burada görüldüğü üzere aynı şekilde bir insanın iyilikten kötülüğe dönüşmesine sebep olan en büyük faktörlerden &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Peygamberimiz bir hadisinde buyurmuş &#8220;Her insan İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra annesi babası hiristiyanlaştırır yahudlileştirir veya mecusilestirir.&#8221; Her insanın İslâm fıtratı üzerine doğması demek, insanın, dinimizin öğretileri ile çepeçevre sarılmış bir şekilde doğması demektir. Yani en başta Kur&#8217;an ahlakı ile ahlaklanmış, insanlığın tüm faziletleriyle ziynetlenmiş olarak doğmasıdır.<br></p>



<p>Fıtrat, insanın tüm güzellikleri, iyilikleri, ahlakı üzerinde taşıması demektir. Fıtratını bozmadan yaşayan bir insan iyi, dürüst, kimseye zararı dokunmayan mülayim ve herkes tarafından sevilen bir insan olarak hayatını daim ettirir.<br></p>



<p>Fakat maalesef tüm insanlar İslâm fıtratı üzerine doğmasına rağmen kötü, sahtekâr, hilekâr, ahlaksız olabiliyorlar, hatta oluyorlar da. Hele bazen melek gibi birisi diye tarif edilen bir kişi bir anda canavarlaşıyor etrafına öfke saçabiliyor. Çok mülayim ne yapsan karşılık vermez, elinden ekmeğini al bir şeycikler yapmaz, dediğimiz zat, bir de bakmışız ki, canileşmiş, önüne geleni yakıyor, yıkıyor. Bir insan fıtratını nasıl bozuyor, ahlâk timsali bir insan nasıl oluyor da fıtratı dışına çıkıp insanlığını kaybediyor?<br></p>



<p>Bu soruya cevabı verirken hemen yukarıdaki hadis aklımıza geliyor. Hadis ne diyordu? Bir çocuk tam İslâm dini inancı ve öğretileri üzerine doğuyor, annesi ve babası çocuklarını kendi dini üzere yetiştirip kendi dini inançlarına çekiyor. İşte burada görüldüğü üzere aynı şekilde bir insanın iyilikten kötülüğe dönüşmesine sebep olan en büyük faktörlerden ilk önce ailesi sonra çevresi, arkadaş topluluğu, beraber yaşadığı toplum,gördüğü eğitim ve daha nice bunlara benzer etkenler olarak sayabiliriz. Atalarımız boşuna dememiş &#8220;Sarı öküzün yanında yatan ya huyundan ya suyundan kapar.&#8221; diye. Kişi bulunduğu toplumun ahlaki değerleri ve sosyal yapısına uyum sağlar. Velevki bu topluma veya arkadaş çevresine sonradan girse bile. Oradan ayrılmadığı müddetçe ne kadar iyi olursa olsun ne kadar direnirse dirensin eninde sonunda onlara uyar. Toplum, iyi ise iyi, kötü ise kötü olur. Nasıl akan su, aktığı taşı, kayayı zamanla aşındırıyorsa kişi de bulunduğu ortamda ne kadar direnirse dirensin en sonunda ya orayı terk etmek zorunda kalır ya da onlara uymak zorunda kalır. İşte böylece insan çevresinden etkilenerek karakteri, fıtratı, ahlakı değişebilir.<br></p>



<p>Diyorlar ki, &#8220;Can çıkar huy çıkmaz.&#8221; Evet doğru, insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur. İyi ahlak üzere olan insan hangi şartlarda olurlarsa olsunlar hep güzel ahlak üzere olurlar. Fakat yaşadığı çevrede oluşan olaylar ve etrafındaki eş ve dostlarının tavırları bazen onu çileden çıkartarak kötü davranışlar yapmasına vesile olabiliyorlar.<br></p>



<p>Kişi yaşadığı çevrede çok iyi olarak tanınıyordur. Sessiz sakin bir yapıya sahip birisi olarak biliniyordur. Böyle bir kimseden hiçbir şekilde kötülük yapacağı beklenilmez hatta umulmaz. Böyle birisinin kötülük yaptığını duysak bile kulaklarımıza inanamayız. O iyi bilinen şahıs bir kere şeytana uymuş o haltı etmiştir. Fakat bu yaptığı hareketin nedenini, iç yüzünü bilmeden hemen kötü yaftasını yapıştırırız. Kendisine yapılan kötülüklere, haksızlıklara, çevresinin itip kakmasına dayanamamış kendisinin bile hiçbir zaman tasvip etmeyeceği işi bir öfke ile yapmıştır. Bu onun artık kötü birisi oldu anlamına gelmemelidir. O, her zaman iyidir ve o güzel ahlak üzere kalacaktır. Ne yazık ki çevresinin ona karşı tutumları, ona yaptıkları kötülüklere karşı direnir direnir ve sonunda patlar ve hiç hoşlanılmayacak hareketi yapar veya yapmak zorunda kalır.<br></p>



<p>Nasılsa bu sessiz sakin, elinden ekmeğini al sesini çıkarmaz. Onun için biz bunu ezebildiğimiz kadar ezelim, çektirebildiğimiz kadar çektirelim. Elinde ne var ne yok alalım diyerek üzerine üzerine yürürler, her türlü kötülüğü yaparlar. En sonunda köşeye sıkışmış bir kedi misali pençelerini çıkartır etrafına saldırır. Bu beklenmedik hareketi kendisinde görenler bu sefer böyle birisinden yapılan hareketi kabullenemezler ve kötülüklerini daha da artırırlar. Neticede bizim iyi dediğimiz insan hemen etrafında kötü bir kimse oluvermiş.<br></p>



<p>Şimdi bu insan kötü mü yoksa iyi mi? Evet yaptığı hareketleri göz ardı edemeyiz. Fakat o bunları yaparken kötülük yapayım diye yapmamıştır. O kendisini savunmak, sesini duyurabilmek, birilerinin dikkatini çekebilmek, kendisinin haksızlığa gelemeyeceğini göstermek için yapmıştır. Yardım çığlığını kimse cevap vermemiş, uğradığı zulme kimse oralı olmamış. Herkes kendi işini kendin hallet demiş. Bu zavallım da gitmiş kendine zulüm edenleri aynı şekilde cevap vermiş. Fakat o kötü olmuş.<br>Şimdi sorarım böyle etrafında emin, anlayışlı, terbiyeli olan bir insanın kendisine yapılan hakaret, baskı ve zulümlere dayanamayıp çığırından çıkıp etrafını yıkıp dökmesi onun iyiliğine helal getirir mi? Onun kötü bir insan olduğuna delil olabilir mi? Suçlu sadece kendisi mi?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/guzel-bir-insan-nasil-vahsilesir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
