<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>fıratın doğusu &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/firatin-dogusu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Dec 2018 16:57:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>fıratın doğusu &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Operasyon Ertelendi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/operasyon-ertelendi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/operasyon-ertelendi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Dec 2018 16:57:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat Kalkanı]]></category>
		<category><![CDATA[fıratın doğusu]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6608</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat&#8217;ın doğusuna yönelik operasyonun ertelendiğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fırat&#8217;ın doğusuna yönelik operasyonun ertelendiğini ifade etti. Erdoğan, yaşanan gelişmeler dolayısıyla &#8220;Fırat&#8217;ın doğusunda yönelik operasyon için bir müddet beklemeye geçildiğini ancak bunun ucu açık bir bekleme olmadığını&#8221; dile getirdi. Erdoğan&#8217;ın açıklamasından satırbaşları: -&#8220;Sayın Trump&#8217;la da yaptığımız görüşme neticesinde bize şunu söyledi; &#8216;Buradan siz DEAŞ&#8217;ı temizler misiniz?&#8217; Biz temizledik, bundan sonra da temizleriz. Yeter ki sizler lojistik anlamda bizlere gerekli desteği verin ve çekilmeye başladılar mı, başladılar. Şimdi hedef bu diplomatik ilişkilerimizi sağlıklı bir şekilde sürdürmek, nasıl ki Cerablus&#8217;ta 3 bin DEAŞ&#8217;lıyı etkisiz hale getirdiysek, bundan sonra da yine bu terör gruplarını PKK, PYD, YPG hepsini etkisiz hale getirebilecek kabiliyete sahip bir Özgür Suriye Ordusuna ve Mehmetçiklere sahibiz&#8221; -&#8220;Obama döneminde yaşanan sorunlar kötü bir miras olarak Trump&#8217;a kaldı. Trump ile Suriye meselesinde pek çok noktada aynı görüşü paylaştığımızı gördük.&#8221; &#8211; &#8220;Gelişmeler Fırat&#8217;ın doğusundaki operasyonda bizi bir müddet daha beklemeye yöneltti ama bu ucu açık bir bekleme değil. Önümüzdeki aylarda Suriye sahasında PKK ve DEAŞ kalıntılarını ortadan kaldıracak bir harekat tarzı izleyeceğiz, bu böyle bilinsin.&#8221;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat&#8217;ın doğusuna yönelik operasyonun ertelendiğini açıkladı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fırat&#8217;ın doğusuna yönelik operasyonun ertelendiğini ifade etti.</p>
<p>Erdoğan, yaşanan gelişmeler dolayısıyla &#8220;Fırat&#8217;ın doğusunda yönelik operasyon için bir müddet beklemeye geçildiğini ancak bunun ucu açık bir bekleme olmadığını&#8221; dile getirdi.</p>
<p>Erdoğan&#8217;ın açıklamasından satırbaşları:</p>
<p>-&#8220;Sayın Trump&#8217;la da yaptığımız görüşme neticesinde bize şunu söyledi; &#8216;Buradan siz DEAŞ&#8217;ı temizler misiniz?&#8217; Biz temizledik, bundan sonra da temizleriz. Yeter ki sizler lojistik anlamda bizlere gerekli desteği verin ve çekilmeye başladılar mı, başladılar. Şimdi hedef bu diplomatik ilişkilerimizi sağlıklı bir şekilde sürdürmek, nasıl ki Cerablus&#8217;ta 3 bin DEAŞ&#8217;lıyı etkisiz hale getirdiysek, bundan sonra da yine bu terör gruplarını PKK, PYD, YPG hepsini etkisiz hale getirebilecek kabiliyete sahip bir Özgür Suriye Ordusuna ve Mehmetçiklere sahibiz&#8221;</p>
<p>-&#8220;Obama döneminde yaşanan sorunlar kötü bir miras olarak Trump&#8217;a kaldı. Trump ile Suriye meselesinde pek çok noktada aynı görüşü paylaştığımızı gördük.&#8221;</p>
<p>&#8211; &#8220;Gelişmeler Fırat&#8217;ın doğusundaki operasyonda bizi bir müddet daha beklemeye yöneltti ama bu ucu açık bir bekleme değil. Önümüzdeki aylarda Suriye sahasında PKK ve DEAŞ kalıntılarını ortadan kaldıracak bir harekat tarzı izleyeceğiz, bu böyle bilinsin.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/operasyon-ertelendi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erdoğan&#8217;dan Fırat&#8217;ın Doğusuna Operasyon Sinyali</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/erdogandan-firatin-dogusuna-operasyon-sinyali/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/erdogandan-firatin-dogusuna-operasyon-sinyali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Dec 2018 11:24:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[fıratın doğusu]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6024</guid>

					<description><![CDATA[ABD şemsiyesine sığınmaya kalkan YPG&#8217;li teröristlere, büyük operasyon geliyor. Sözde müttefik ABD, terör örgütü YPG&#8217;ye Suriye&#8217;nin kuzeyinde desteğini sürdürüyor. Türkiye, ABD&#8217;yi terör unsurlarını desteklememe konusunda defalarca uyardı. OYALAMAYA KALKTILAR Ancak uyarıları dikkate almayan ABD, terör unsurlarına desteğini sürdürerek Türkiye&#8217;yi oyalamaya kalktı. Türkiye ise uyarılarını sürdürürken aynı zamanda operasyon hazırlıklarını gerçekleştirdi.  Bölgede bulunan Amerikan askerlerine rağmen operasyonun gerçekleştirilmesi konusunda kararlılığını sürdürdü. Türk Savunma Sanayii Zirvesi&#8217;nde konuyla ilgili çok önemli açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: &#8220;(Amerika Birleşik Devletleri), bölücü terör örgütü ile olan ilişkilerini her geçen gün daha da ileriye taşıdılar hatta birlikte bayrak, tabii onların paçavralarını, sallıyorlar. Kiminle yan yana? Kendi bayraklarıyla o paçavralar yan yana. İKAZLARIMIZI YAPARKEN HAZIRLIKLARIMIZI DA TAMAMLADIK Ortak devriye, ortak eğitim aşamasına kadar getirdiler bu işi. Fırat&#8217;ın doğusu ile ilgili ikazlarımızı yaparken aynı zamanda hazırlıklarımızı da tamamladık. HAREKATIMIZ BİRKAÇ GÜN İÇERİSİNDE BAŞLAYACAK Fırat&#8217;ın doğusunu, bölücü terör örgütünden kurtarmaya yönelik harekatımıza birkaç gün içinde başlayacağımızı ifade ettik, ediyoruz. ABD&#8217;nin kurduğu radar ve gözlem noktalarının hedefinin, ülkemizi teröristlerden değil, teröristleri Türkiye&#8217;den korumak olduğu aşikardır. KİMİ UYUTUYORSUNUZ Bölücü terör örgütünün Suriye koluna verilen silahlarla ilgili itirazlarımıza &#8216;ağır silah vermedik&#8217; dediler. Mevcutları da &#8216;DEAŞ tehdidinin ortadan kalkması ile toplayacakları sözüyle mukabele ettiler. Kimi uyutuyorsunuz.&#8221;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD şemsiyesine sığınmaya kalkan YPG&#8217;li teröristlere, büyük operasyon geliyor.</p>
<p>Sözde müttefik ABD, terör örgütü YPG&#8217;ye Suriye&#8217;nin kuzeyinde desteğini sürdürüyor. Türkiye, ABD&#8217;yi terör unsurlarını desteklememe konusunda defalarca uyardı.</p>
<h4>OYALAMAYA KALKTILAR</h4>
<p>Ancak uyarıları dikkate almayan ABD, terör unsurlarına desteğini sürdürerek Türkiye&#8217;yi oyalamaya kalktı.</p>
<p>Türkiye ise uyarılarını sürdürürken aynı zamanda operasyon hazırlıklarını gerçekleştirdi.  Bölgede bulunan Amerikan askerlerine rağmen operasyonun gerçekleştirilmesi konusunda kararlılığını sürdürdü.</p>
<p>Türk Savunma Sanayii Zirvesi&#8217;nde konuyla ilgili çok önemli açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:</p>
<p><strong><em>&#8220;(Amerika Birleşik Devletleri), bölücü terör örgütü ile olan ilişkilerini her geçen gün daha da ileriye taşıdılar hatta birlikte bayrak, tabii onların paçavralarını, sallıyorlar. Kiminle yan yana? Kendi bayraklarıyla o paçavralar yan yana.</em></strong></p>
<h4>İKAZLARIMIZI YAPARKEN HAZIRLIKLARIMIZI DA TAMAMLADIK</h4>
<p><strong><em>Ortak devriye, ortak eğitim aşamasına kadar getirdiler bu işi. Fırat&#8217;ın doğusu ile ilgili ikazlarımızı yaparken aynı zamanda hazırlıklarımızı da tamamladık.</em></strong></p>
<h4>HAREKATIMIZ BİRKAÇ GÜN İÇERİSİNDE BAŞLAYACAK</h4>
<p><strong><em>Fırat&#8217;ın doğusunu, bölücü terör örgütünden kurtarmaya yönelik harekatımıza birkaç gün içinde başlayacağımızı ifade ettik, ediyoruz.</em></strong></p>
<p><strong><em>ABD&#8217;nin kurduğu radar ve gözlem noktalarının hedefinin, ülkemizi teröristlerden değil, teröristleri Türkiye&#8217;den korumak olduğu aşikardır.</em></strong></p>
<h4>KİMİ UYUTUYORSUNUZ</h4>
<p><strong><em>Bölücü terör örgütünün Suriye koluna verilen silahlarla ilgili itirazlarımıza &#8216;ağır silah vermedik&#8217; dediler. Mevcutları da &#8216;DEAŞ tehdidinin ortadan kalkması ile toplayacakları sözüyle mukabele ettiler. Kimi uyutuyorsunuz.&#8221;</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/erdogandan-firatin-dogusuna-operasyon-sinyali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fırat’ın Doğusu İle Kaşıkçı Cinayetinin Alakası Ne?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/firatin-dogusu-ile-kasikci-cinayetinin-alakasi-ne/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/firatin-dogusu-ile-kasikci-cinayetinin-alakasi-ne/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Nov 2018 08:18:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Polemik]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Kaşıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[fıratın doğusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4453</guid>

					<description><![CDATA[ABD Türkiye’ye “Fırat’ın doğusunu kabul etmezsen, üzerimize gelmeye devam edersen biz de senin üzerine geliriz” demeye çalışıyor olabilir mi? Bu soruyu yabana atmamak gerekiyor. Çünkü sadece YPG değil, Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Türkiye’nin gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik hamleleri ABD’nin bölge politikalarını olumsuz etkiliyor. Analiz/Ceyhun Bozkurt Bir gün bir gelişmeyi konuşurken öbür gün hemen yine daha etkili bir başka gelişme yaşanıyor. Tam “Şu olaya bir yoğunlaşalım” diyoruz, bir başka olay önümüze geliyor. Son 15 günde yaşanan başlıca gelişmeleri alt alta dizdiğimiz zaman demek istediğimizi daha iyi anlayabilirsiniz: &#8211; 27 Ekim: Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa liderleri İstanbul’da bir araya gelerek Suriye’nin geleceğine yönelik önemli adımlar attı. Ortak açıklamada Suriye’de tüm ayrılıkçı ve terör gruplarıyla mücadele vurgusu yapıldı. &#8211; 28 Ekim: Türkiye, Fırat’ın doğusunda Ayn el Arap’ın hemen batısında yer alan Zor Mağar bölgesindeki terörist mevzilerini topçu ateşiyle vurdu. &#8211; 1 Kasım: Türk ve ABD askerleri Münbiç’te ortak devriyeye başladı. &#8211; 3 Kasım: İki gün önce Münbiç’te Türk askerleriyle ortak devriye gerçekleştiren ABD askerleri bu defa terör örgütü YPG militanlarıyla ortak devriyeye başladı. &#8211; 5 Kasım: ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının ikinci dilimi yürürlüğe girdi. ABD yaptırımlar ile İran ekonomisinin temel direkleri konumunda olan petrol ihracatı, deniz taşımacılığı ve bankacılık sektörlerini vurmayı planladı. Türkiye, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD Türkiye’ye “Fırat’ın doğusunu kabul etmezsen, üzerimize gelmeye devam edersen biz de senin üzerine geliriz” demeye çalışıyor olabilir mi? Bu soruyu yabana atmamak gerekiyor. Çünkü sadece YPG değil, Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Türkiye’nin gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik hamleleri ABD’nin bölge politikalarını olumsuz etkiliyor.</p>
<p>Analiz/Ceyhun Bozkurt</p>
<p>Bir gün bir gelişmeyi konuşurken öbür gün hemen yine daha etkili bir başka gelişme yaşanıyor. Tam “Şu olaya bir yoğunlaşalım” diyoruz, bir başka olay önümüze geliyor. Son 15 günde yaşanan başlıca gelişmeleri alt alta dizdiğimiz zaman demek istediğimizi daha iyi anlayabilirsiniz:</p>
<p>&#8211; 27 Ekim: Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa liderleri İstanbul’da bir araya gelerek Suriye’nin geleceğine yönelik önemli adımlar attı. Ortak açıklamada Suriye’de tüm ayrılıkçı ve terör gruplarıyla mücadele vurgusu yapıldı.</p>
<p>&#8211; 28 Ekim: Türkiye, Fırat’ın doğusunda Ayn el Arap’ın hemen batısında yer alan Zor Mağar bölgesindeki terörist mevzilerini topçu ateşiyle vurdu.</p>
<p>&#8211; 1 Kasım: Türk ve ABD askerleri Münbiç’te ortak devriyeye başladı.</p>
<p>&#8211; 3 Kasım: İki gün önce Münbiç’te Türk askerleriyle ortak devriye gerçekleştiren ABD askerleri bu defa terör örgütü YPG militanlarıyla ortak devriyeye başladı.</p>
<p>&#8211; 5 Kasım: ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının ikinci dilimi yürürlüğe girdi. ABD yaptırımlar ile İran ekonomisinin temel direkleri konumunda olan petrol ihracatı, deniz taşımacılığı ve bankacılık sektörlerini vurmayı planladı. Türkiye, 6 ay süreyle yaptırımlardan muaf tutulacak 8 ülke arasında yer aldı.</p>
<p>&#8211; 6 Kasım: ABD&#8217;nin Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Matthew Palmer, ABD Dışişleri Bakanlığı&#8217;nın PKK terör örgütüne mensup sözde üst düzey yöneticiler Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan&#8217;ın kimlik ya da yer tespitini mümkün kılacak bilgiler karşılığında para ödülü verileceğini bildirdi. Türkiye karara ihtiyatlı yaklaştı.</p>
<p>&#8211; 7 Kasım: Amerika’nın Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, ülkesinin YPG’yi terör örgütü olarak görmediğini ilan etti.</p>
<p>Görüldüğü üzere arka arkaya bölgeyi etkileyecek gelişmeler yaşandı. Tam da böyle bir dönemde, hem de ABD’nin kararına rağmen PKK’daki hareketlilik ne anlama geldiğini sorgulamak gerekiyor.</p>
<p>***</p>
<p>Malum, ABD PKK’nın üç elebaşı hakkında önemli bir karara imza attı. Bu kararın üzerinden 4 güç geçmeden örgütün son derece sansasyonel bir terör eylemi, güvenlik ve istihbarat birimlerimizin dikkatli çalışmasıyla engellendi. Terör örgütü, Şırnak’taki 10 Kasım törenlerine küçük insansız hava araçlarıyla bombalı saldırı yapmak istedi. Bu tür saldırıları DEAŞ’ın yoğun olarak Suriye ve Irak sahasında yaptığını biliyoruz. PKK’da geçmişte birkaç deneme yapmıştı. Ancak Şırnak’taki son derece kapsamlı bir saldırıydı. Çünkü bazı kaynaklar 10 drone kullandığını belirtirken yine bazı kaynaklar saldırı girişiminde 24 adet drone kullanıldığını iddia etti. Bu, örgütün yeni dönemi için bir işaret miydi? Yoksa başka bir mesaj mı taşıyordu?</p>
<p>Bunu anlamak için ilk olarak 15 Temmuz öncesinde ve sonrasında FETÖ ile bire bir paylaşımlar yapan Türk düşmanı Amerikalı Michael Rubin’in 20 Eylül’de kaleme aldığı yazıyı hatırlamak gerekiyor. Rubin, 20 Eylül’de Washington Examiner internet sitesinde yayımlanan yazısında terör örgütünün insansız hava aracı kullanarak saldırı gerçekleştirebileceğini söyledi. Rubin “PKK ve YPG’nin İHA kullanmaya başlamaları, zannedildiği kadar uzun sürmeyebilir” diyerek yazısını noktalamıştı. Bu yazının üzerinden yaklaşık 1,5 ay sonra yukarıda sözünü ettiğimiz saldırı girişimi gerçekleşti.</p>
<p>Ayrıca yakın zamanda PKK’nın iki ayrı patlayıcı aracılığıyla yapacağı saldırı güvenlik güçlerinin yine dikkatiyle engellendi.</p>
<p>&#8211; 25 Ekim: İstanbul&#8217;da, PKK&#8217;ya yönelik yapılan operasyonda, araçlara EYP yerleştiren 5 terörist yakalandı.</p>
<p>&#8211; 2 Kasım: Diyarbakır’ın Dicle ilçesinde, İl Jandarma Komutanlığı&#8217;na bağlı ekipler tarafından Diyarbakır başta olmak üzere büyükşehirlerde eylem yapmak üzereyken yakalanan 3 PKK&#8217;lıyla birlikte silah, mühimmat ve patlayıcı ele geçirildi. Plastik patlayıcının deodorant kutusuna yerleştirildiği ortaya çıktı.</p>
<p>Yani patlayıcı kullanılacak eylemler için birileri düğmeye basmıştı.</p>
<p>Soruları şöyle sıralayabiliriz: Aktardığım iki olay, ardından da 10 Kasım’daki saldırı girişimi bize neyi gösteriyor?</p>
<p>PKK’lı 3 elebaşının başına ödül konmasıyla bağlantısı var mı?</p>
<p>Bu iki sorunun bağlantısını James Jeffrey’in aktardığımız konuşmasındaki şu cümlede bulabiliriz: “IŞİD aralarında İstanbul havalimanı saldırısının da bulunduğu eylemlerle Türkiye’ye de büyük zararlar verdi bunların tekrar yaşanmasını istemiyoruz.”</p>
<p>Yani ABD Türkiye’ye “Fırat’ın doğusunu kabul etmezsen, üzerimize gelmeye devam edersen biz de senin üzerine geliriz” demeye çalışıyor olabilir mi? Bu soruyu yabana atmamak gerekiyor. Çünkü sadece YPG değil, Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Türkiye’nin gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik hamleleri ABD’nin bölge politikalarını olumsuz etkiliyor. Çünkü bölgede ABD’nin kabul etmek gerekir ki, daimi müttefiki İsrail’i saymazsak en önemli iki partneri YPG ve Suudi Arabistan. Bu nedenle Kaşıkçı cinayetinde Türkiye’nin ulaştığı ve ulaşacağı bilgilerden çok korkuyorlar. Eğer Türkiye bütün ayrıntılara ulaşır ve dünyayı bilgilendirirse, işte o zaman Suud hanedanı adeta tecrit edilir ve Trump döneminin en önemli projesi Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın tahta çıkması zorlaşır. Selman üzerinden Arap ordusu kurma ve PYD/YPG terör bölgesini bu orduyla himaye etme planları da büyük ihtimal çöpe gider.</p>
<p>***</p>
<p>Hazır Kaşıkçı cinayeti demişken, bugün kulağıma gelen ciddi bir iddia, Türkiye’nin neden bu kadar rahat hareket ettiğini daha iyi kavramama neden oldu. Malum, dün Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Cemal Kaşıkçı cinayetinin ses kayıtlarını dinlediklerini açıklamıştı. Olay ilk ortaya çıktığında görüntü kayıtları olduğu da dile getirilmişti. Ancak sonradan Konsolosluktaki kameraların kapalı olduğu veya kayıtların tamamen silindiği gibi yayınlar yapılmıştı. İşte kulağıma gelen ciddi iddia şu: Her kameranın arkasında, kayıtlar ortadan kaldırıldığında veya kapatıldığında devreye girecek ikinci kamera sistemleri varmış. Duyduğum isim önemli bir istihbarat uzmanı. Bu nedenle teyide muhtaç bir iddia. Ancak iddia doğruysa, vahşi cinayetin görüntüleri birilerinin elinde olabilir. Bunlar ortaya çıkarsa da, Suud hanedanını, özellikle de Veliaht Prens’i Trump bile kurtaramaz.</p>
<p>İşte o zaman da gerek bölgede gerek Fırat’ın doğusunda her kart yeniden karılır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/firatin-dogusu-ile-kasikci-cinayetinin-alakasi-ne/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fırat&#8217;ın Doğusuna Operasyon Başladı Mı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/firatin-dogusuna-operasyon-basladi-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/firatin-dogusuna-operasyon-basladi-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Nov 2018 07:40:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[fıratın doğusu]]></category>
		<category><![CDATA[Operasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4023</guid>

					<description><![CDATA[CEYHUN BOZKURT YAZDI Katıldığımız programlarda , bulunduğumuz ortamlarda vs. karşılaştığımız ilk sorulardan biri Fırat’ın doğusuna yönelik operasyonun başlayıp başlamadığı yönünde. Şunu açık söyleyeyim, Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon aslında 24 Temmuz 2015 tarihi itibariyle başladı. Neden mi? Hatırlayın o günleri&#8230; &#8211; Türk devleti Batı’nın baskısı ve içeride kripto unsurların her türlü oyunlarına rağmen Çözüm Süreci’ne son noktayı koydu ve PKK terör örgütünün Irak’ın kuzeyindeki kamplarına yönelik harekata başladı. Arkasından yurtiçinde kapsamlı harekatlar yapıldı. Hendek-barikatlar mücadele döneminde Türkiye, kripto unsurların başta Türk Silahlı Kuvvetleri’ndekiler olmak üzere devlet içindeki tüm yıkıcı faaliyetlerine rağmen PKK’yı kazdıkları hendeklere gömdü. Kripto FETÖ unsurlarının o dönem Nusaybin’de yaptıkları en çarpıcı örnektir. Orada yaklaşık 70 şehit verdikten sonra FETÖ’cü komutanın görevden alınmasından sonra tek bir şehit vermeden PKK bölgeden temizlenmişti. &#8211; Sonrasında Batıl’ın Türkiye’deki temsilcileri 15 Temmuz işgal girişimini başlattı. Türkiye, bu işgal girişimine karşı devletiyle ve milletiyle büyük bir direnç göstererek HAKkı olan vatan topraklarını yüzlerce şehit, binlerce gazi vererek savundu. Sonrasında FETÖ’nün yurtiçindeki unsurlarına karşı büyük bir mücadele başladı. Mücadelenin zorlukları, eksikleri olsa da örgüt ülke içinde hareket edemez hale geldi. Hatta sonradan kripto olduğu ortaya çıkan unsurlar bile kendilerini gizlemek için 15 Temmuz direnişinin yanında, FETÖ karşıtı görüntü vermeye çalıştı. FETÖ, küçük bir azınlık dışında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CEYHUN BOZKURT YAZDI</strong></p>
<p>Katıldığımız programlarda , bulunduğumuz ortamlarda vs. karşılaştığımız ilk sorulardan biri Fırat’ın doğusuna yönelik operasyonun başlayıp başlamadığı yönünde. Şunu açık söyleyeyim, Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon aslında 24 Temmuz 2015 tarihi itibariyle başladı. Neden mi?</p>
<p>Hatırlayın o günleri&#8230;</p>
<p>&#8211; Türk devleti Batı’nın baskısı ve içeride kripto unsurların her türlü oyunlarına rağmen Çözüm Süreci’ne son noktayı koydu ve PKK terör örgütünün Irak’ın kuzeyindeki kamplarına yönelik harekata başladı. Arkasından yurtiçinde kapsamlı harekatlar yapıldı. Hendek-barikatlar mücadele döneminde Türkiye, kripto unsurların başta Türk Silahlı Kuvvetleri’ndekiler olmak üzere devlet içindeki tüm yıkıcı faaliyetlerine rağmen PKK’yı kazdıkları hendeklere gömdü. Kripto FETÖ unsurlarının o dönem Nusaybin’de yaptıkları en çarpıcı örnektir. Orada yaklaşık 70 şehit verdikten sonra FETÖ’cü komutanın görevden alınmasından sonra tek bir şehit vermeden PKK bölgeden temizlenmişti.</p>
<p>&#8211; Sonrasında Batıl’ın Türkiye’deki temsilcileri 15 Temmuz işgal girişimini başlattı. Türkiye, bu işgal girişimine karşı devletiyle ve milletiyle büyük bir direnç göstererek HAKkı olan vatan topraklarını yüzlerce şehit, binlerce gazi vererek savundu. Sonrasında FETÖ’nün yurtiçindeki unsurlarına karşı büyük bir mücadele başladı. Mücadelenin zorlukları, eksikleri olsa da örgüt ülke içinde hareket edemez hale geldi. Hatta sonradan kripto olduğu ortaya çıkan unsurlar bile kendilerini gizlemek için 15 Temmuz direnişinin yanında, FETÖ karşıtı görüntü vermeye çalıştı. FETÖ, küçük bir azınlık dışında hiç kimseyi etkileyemedi, gücü kırıldı.</p>
<p>&#8211; Suriye’de “Esad Yönetimini merkez alan” politika değişti ve Türkiye’nin ulusal güvenlik önceliğinde bu ülkenin toprak bütünlüğü merkeze alındı. Rusya ve İran’la işbirliği geliştirildi ve Astana süreciyle beraber adım adım Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik hamleler yapıldı. Bu ülkelerle yapılan işbirliği çerçevesinde yaptığı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla terör örgütleri PYD ve DEAŞ’ın Fırat’ın batısındaki kazanımlarını yerle bir etti.</p>
<p>Özetle Türkiye;</p>
<p>&#8211; PKK’yı ezerek, PYD’nin en büyük destekçisini zayıflattı.</p>
<p>&#8211; FETÖ’yü ezerek, PYD’nin Türkiye içindeki siyasal manevra yapabilme etkisini kırdı.</p>
<p>&#8211; Astana Süreci’ne imza atarak, PYD’nin Suriye’yi parçalama planına karşı bölgesel işbirliği üzerinden harekete geçti.</p>
<p>Bu nedenle son derece planlı bir şekilde Fırat’ın doğusuna yönelik harekatı başlattı. Şimdi yapılan, adım adım harekatın hedef bölgesine ilerlenmesidir.</p>
<p>***</p>
<p><strong>Fırat’ın doğusu ile ilgili sorular ve yanıtları</strong></p>
<p>Herkesin merak ettiği sorular var. Bu soruları ve tahminlerimizi şöyle sıralayabiliriz:</p>
<p><strong>&#8211; Türkiye, Fırat’ın doğusundaki PYD işgalindeki bölgeye askeri bir harekat başlatacak mı?</strong></p>
<p>Fırat’ın doğusu konusunda Türkiye kararlı. Bu kararlılığını da her fırsatta gösteriyor. Özellikle Türkiye’nin güneydoğu illeri için büyük tehlike ve Suriye’nin toprak bütünlüğü için en büyük engel işgal altındaki bu bölge.</p>
<p><strong>&#8211; Harekat başlarsa nereden başlayacak?</strong></p>
<p>En merak edilen sorulardan bir tanesi olayın askeri boyutuyla ilgili. Yani askeri harekat&#8230; Baştan şunu söyleyelim, kimse Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı gibi “başlayalım, birkaç ayda bitirelim” türünden bir harekat beklemesin. Ayrıca her harekatın önemli aşamaları olduğunu, bu hazırlık aşamalarının askeri olduğu kadar, siyasi, ekonomik, propaganda boyutları olduğu gerçeğini de önümüze koyalım. Ayrıca Fırat’ın doğusu’nın Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekat bölgelerinden çok daha geniş bir coğrafya olduğunu unutmayalım. Bu nedenle bütününe yönelik bir operasyon değil de, parça parça harekatlar yapılacağını düşünüyorum. Ulaştığım bilgilere göre (ki elbette süreç değişirse neler olur, değişiklikler olur mu bilemem), ilk harekatın Fırat Nehri’nin doğu kıyısına yönelik yapılması yüksek ihtimal. Bu sayede Fırat’ın güneyine kadar inilecek, stratejik önemdeki nehrin Münbiç bölgesi hariç iki kıyısı da tutulmuş olacak. Başta Tel Abyad olmak üzere diğer bölgelere yönelik de topçu atışları, hava harekatları veya nokta operasyonlar gündeme gelebilir.</p>
<p><strong>&#8211; Rusya ve İran ne yanıt verecek?</strong></p>
<p>Bu bölgeye yönelik Astana sürecindeki ortaklarımızdan Rusya’dan da üst düzeyde, Fırat’ın doğusuna ilişkin mesajlar geliyor. Bu konuda en fazla fikir ayrılığımız olabilecek diğer ortak İran ise bu bölge ile ilgilenemeyecek durumda. Ancak fikir ayrılıklarına rağmen İran’da ABD’nin PYD üzerinden bölgede kalıcı olmasını istemiyor. Bu nedenle Türkiye’nin bölgesel anlamda ciddi bir engeli bulunmuyor. Aksine akıllı politikalarla destekçisi çoğalabilir.</p>
<p><strong>&#8211; ABD ve müttefikleri, olası harekata nasıl tepki gösterecek?</strong></p>
<p>Merak edilen en önemli sorulardan biri de bu: ABD ve müttefiklerinin nasıl tepki vereceği. En baştan söyleyelim, ABD bölgede Türkiye ile doğrudan cephe cepheye gelmek istemeyecektir. Buna ne konjonktür ne de ABD’nin gücü müsaade eder. Irak’ın kuzeyindeki gayrimeşru referandumda bile bölgedeki en önemli enstrümanını koruyamayan bir ABD var şu an. Ancak olası hamleleri olacaktır. Onu da aşağıdaki yazımızda madde madde aktaralım.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>ABD’nin olası hamleleri</strong></p>
<p>Yukarıda belirtti, süreç uzun vadeli olacaktır. Çünkü karşımızdaki coğrafyada ABD’nin üsleri ve özel unsurları bulunuyor. ABD’nin gerek resmi ordu ve özel kuvvet personeli gerekse bölgeye adeta yığınak yapan özel askeri şirket unsurları adeta terör örgütüne kalkan görevini yapıyorlar. Her gün ABD’li bir komutanın bir teröristle fotoları basına yansıyor. Birlikte hareket ediyorlar. Bu nedenle dönem dönem diplomasi dönem dönem zor gücü öne çıkacaktır. Ancak bu süreçte ABD’nin bazı hamleleri olacağını söyleyebiliriz. Şöyle ki ABD;</p>
<p>&#8211; Harekatı diplomasi veya Brunson olayında olduğu gibi ekonomik operasyonlarla engellemeye çalışabilir.</p>
<p>&#8211; Engelleyemezse, YPG/PKK&#8217;yı ağır bir hezimetten korumak isteyen Pentagon, YPG ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri&#8217;nin (SDG) Orta Fırat Nehri Vadisi&#8217;ne kaydırabilir. Bu çerçevede Türkiye sınırındaki Rasulayn, Tel Abyad, Ayn el Arap (Kobani) ve Kamışlı bölgelerindeki YPG militanlarının DEAŞ ile mücadele bahanesiyle Rakka, Deyrezor ve Haseke arasındaki üçgene çekebilir. (Bercan Tutar, Fırat’ın doğusundaki yeni güvenlik konsepti, Sabah Gazetesi, 1 Kasım 2018)</p>
<p>&#8211; Bölgedeki varlığını devam ettirme adına, DEAŞ unsurlarını yeniden harekete geçirebilir, Suriye başta olmak üzere bölge ülkelerinde terör eylemlerinin düğmesine basabilir.</p>
<p>&#8211; Kaşıkçı olayına rağmen arkasında durduğu Suudi Arabistan’ın yanı sıra bölgede kullandığı Körfez ülkelerini, kurmayı planladığı Arap NATO’su maskesiyle PYD’ye kalkan olarak bölgeye getirebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/firatin-dogusuna-operasyon-basladi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suriye’nin Finali Fırat’ın Doğusunda</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/suriyenin-finali-firatin-dogusunda/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/suriyenin-finali-firatin-dogusunda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceyhun BOZKURT]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Sep 2018 22:25:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[fıratın doğusu]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[suriye ne olacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=2801</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye ile Rusya’nın Cumhur ve Devlet Başkanları düzeyinde Soçi mutabakatına imza atması, Suriye’de yeni dönemin işaret fişeğini ateşledi. İdlib’teki sorunlar henüz çözülmedi. Hatta yeni başlıyor. Bölgenin terör örgütlerinden arındırılması için ilk adımlar atılacak, İdlib çevresinde Türkiye ve Rusya’nın kontrolünde 15-20 km’lik silahsızlandırılmış bölge kurulacak. Mutabakat sonrası gözler, Suriye meselesinde finalin önümüzdeki yılların gündem maddesi beklenen Fırat’ın doğusuna çevrildi. Suriye’deki iç savaş, adım adım finale doğru ilerliyor. Önce Astana üçlüsünün 7 Eylül’de Tahran’da, ardından bu üçlüden Türkiye ve Rusya liderlerinin 17 Eylül’de Rusya’nın Soçi kentinde bir araya gelmesi sonrasında İdlib konusunda bir mutabakat oluştu. Bu mutabakata İran ve Esad yönetiminin de destek vermesi ile sorunun çözümünde önemli bir mesafe kat edildiği ortaya çıktı. Bu gelişmeyle paralel olarak Rusya ve İran’ın şimdiye kadar birinci önceliğe almadıkları Fırat’ın doğusundaki terör örgütü PYD varlığını ve onun hamisi ABD’yi hedefleyen çıkışlar yapması, Astana üçlüsünün gelecekteki hedefini göstermesi bakımından çarpıcıydı. Önce Ağustos ve Eylül ayında yaşanan kritik olayları kısaca bir hatırlatmakta fayda var. Ağustos ayından itibaren başlayan süreçle beraber İdlib konusu, Suriye’de öne çıkmaya başladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Suriye’nin ılımlı muhalefeti ile Türkiye’yi, İdlib bölgesinde El Nusra sorununu çözmeye çağırdıklarını belirtti. Bir gün sonra da &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye ile Rusya’nın Cumhur ve Devlet Başkanları düzeyinde Soçi mutabakatına imza atması, Suriye’de yeni dönemin işaret fişeğini ateşledi. İdlib’teki sorunlar henüz çözülmedi. Hatta yeni başlıyor. Bölgenin terör örgütlerinden arındırılması için ilk adımlar atılacak, İdlib çevresinde Türkiye ve Rusya’nın kontrolünde 15-20 km’lik silahsızlandırılmış bölge kurulacak. Mutabakat sonrası gözler,</strong><br />
<strong>Suriye meselesinde finalin önümüzdeki yılların gündem maddesi beklenen Fırat’ın doğusuna çevrildi.</strong></p>
<p>Suriye’deki iç savaş, adım adım finale doğru ilerliyor. Önce Astana üçlüsünün 7 Eylül’de Tahran’da, ardından bu üçlüden Türkiye ve Rusya liderlerinin 17 Eylül’de Rusya’nın Soçi kentinde bir araya gelmesi sonrasında İdlib konusunda bir mutabakat oluştu. Bu mutabakata İran ve Esad yönetiminin de destek vermesi ile sorunun çözümünde önemli bir mesafe kat edildiği ortaya çıktı. Bu gelişmeyle paralel olarak Rusya ve İran’ın şimdiye kadar birinci önceliğe almadıkları Fırat’ın doğusundaki terör örgütü PYD varlığını ve onun hamisi ABD’yi hedefleyen çıkışlar yapması, Astana üçlüsünün gelecekteki hedefini göstermesi bakımından çarpıcıydı. Önce Ağustos ve Eylül ayında yaşanan kritik olayları kısaca bir hatırlatmakta fayda var.</p>
<p>Ağustos ayından itibaren başlayan süreçle beraber İdlib konusu, Suriye’de öne çıkmaya başladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Suriye’nin ılımlı muhalefeti ile Türkiye’yi, İdlib bölgesinde El Nusra sorununu çözmeye çağırdıklarını belirtti. Bir gün sonra da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) zirvesi için gittiği Singapur’da yaptığı açıklamada İdlib’deki militanlara öldürücü darbenin indirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Türkiye’nin Kaygıları Neydi?</strong></p>
<p>Bu açıklamalar Rusya’nın, Türkiye’ye, “İdlib meselesini artık çözelim” yönündeki mesajıydı. O sırada ABD ile yaşanan “Rahip Brunson krizi” nedeniyle İdlib meselesi gündemin arka sıralarına düştü. Ancak adım adım gelen bir fırtına vardı. Astana sürecinde belirlenen 4 çatışmasızlık bölgesinden 3’ünü tamamen kontrol altına alan Suriye ordusu, güneyden ve doğudan adım adım İdlib sınırına yığınağa başladı. Büyük bir operasyon bekleniyordu. Ancak kentin sınırımızda olmasından dolayı iyi hesaplanmamış bir harekât, Türkiye’ye çok ciddi zarar verebilirdi. Türkiye’nin ana kaygılarını şu başlık altında toplamak mümkün:</p>
<p>&#8211; İdlib sınırları içinde büyük çoğunluğu mülteci konumunda bulunan yaklaşık 2,5 milyon sivil bulunuyor. Sivilleri de riske edecek bir operasyon durumunda Türkiye’ye, Afrin’e ve Fırat Kalkanı Harekâtı (FKH) bölgelerine yaklaşık 500 bin ile 1 milyon arasında bir mülteci akını yaşanabilir.<br />
&#8211; Sivillerin arasına karışabilir ve Türkiye’ye, Afrin ve FKH bölgelerine sızabilir.<br />
&#8211; Kentte sivillere yönelik katliam yapabilir.<br />
&#8211; Bu terörist gruplar, silahlı muhalefet unsurlarını yanına çekerek, 12 gözlem noktasında bulunan TSK ile çatışma aşamasına gelebilir.<br />
&#8211; Kentteki olası kaos, Afrin ve FKH bölgesine sıçrayabilir.<br />
&#8211; Provokasyonlar neticesinde kentin çevresinde 12 gözlem noktası kuran Türk ordusu, Suriye ordusu ile sıcak çatışmaya girebilir.</p>
<p>Bu çerçevede Ağustos ayı sonunda Türkiye, El Nusra’nın temelini oluşturduğu Heyeti Tahrir Şam (HTŞ) örgütünü terör örgütleri listesine aldı.</p>
<p>Astana sürecinin garantör ülkeleri olan Türkiye, Rusya ve İran liderlerinin 7 Eylül’de Tahran’da biraya geleceği zirve yaklaşırken İdlib’teki askeri trafik hızlandı. ABD müdahaleye karşı bir tutum izlerken, HTŞ kontrolündeki bazı bölgelere Rus Hava Kuvvetleri tarafından Eylül ayı başında hava harekâtları yapıldı.</p>
<p><strong>Soçi’de İran Neden Yoktu?</strong></p>
<p>Bu çerçevede gelinen Tahran’daki zirvede 12 maddelik ortak bir bildiriye imza atılmış olmasına rağmen, zirveye damgasını, özel toplanın canlı yayınlanması vurdu. Bu yayın sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasındaki bir diyalog, “Türkiye ile Rusya ve İran arasında kriz” olarak yansıdı. Türkiye’nin, Suriye konusunda Batı kutbu ile hareket etmesi gerektiğini savunanlar, bunun üzerine atladı. İran hedefe oturtulurken, 12 maddelik bildiri gözden kaçırıldı. Oysa bildirinin 3 ve 4. maddelerinde gerek İdlib konusunun çözümü, gerek bölgedeki terör örgütleriyle kararlılıkla mücadelede tam mutabakata varıldığı görülüyordu. Sadece ayrıntıların belirlenmesi gerekiyordu. İran ile bu yapılamazdı. Çünkü İran’ın İdlib konusundaki çözüm önerileri ile Türkiye’ninki ciddi farklılıklar arz ediyordu. İki ülke arasında bölgedeki askeri konumlanma da etkili oldu. İran, iç savaşın başından bu yana çok sayıda gayriresmî silahlı unsuruyla Suriye içinde bulunuyor. Bu unsurlar, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtları sırasında bazı provakatif eylemlere girişmiş, bu eylemler Türkiye’nin caydırıcı ve sağduyulu tutumu nedeniyle iki ülke arasında kriz çıkarmamıştı. İran’ın, Suriye’deki silahlı muhalefeti terörist olarak görmesi de sahada sıkıntılara neden olabilirdi. Ayrıca zirvedeki canlı yayın krizinde Tahran yönetimi sorumlu tutulmuştu. Bu nedenle İdlib meselesinin çözümünün ayrıntılandırılması Türkiye ile Rusya arasında gerçekleşti. İşte 17 Eylül’deki Soçi Zirvesi’nde de bu ayrıntılar üzerinde mutabakata varıldı. Soçi Mutabakatı olarak kamuoyuna yansıyan 10 maddelik uzlaşmaya göre;</p>
<p>&#8211; İdlib gerginliği azaltma bölgesi korunacak. Türkiye gözlem noktaları güçlendirilecek.<br />
&#8211; Rusya, İdlib’de askeri operasyonlar ve saldırılardan kaçınılması için gerekli önlemleri alacak ve mevcut statüko korunacak.<br />
&#8211; Silahsızlandırma bölgesi oluşturulacak ve bölge 15 &#8211; 20 km olacak.<br />
&#8211; Silahsızlandırma bölgesinin sınırları sahadaki çalışmalarla belirlenecek.<br />
&#8211; Tüm radikal terörist gruplar silahsızlandırma bölgesinden 15 Ekim’e kadar çıkarılacak.<br />
&#8211; Çatışan taraflara ait tüm tanklar, çok namlulu roketatarlar, toplar ve havanların da aralarında olduğu ağır silahlar 10 Ekim’de İdlib’deki silahsızlandırma bölgesinden çekilecek.<br />
&#8211; Silahsızlandırma bölgelerindeki denetimler, Türk ve Rus askerleri tarafından yapılacak. Denetimler insansız hava araçlarıyla havadan da sürdürülecek.<br />
&#8211; Halep’ten Lazkiye’ye uzanan M4 ve Halep’ten Hama’ya uzanan M5 otoyollarının güvenliği yıl sonuna kadar sağlanacak ve trafiğe açılacak.<br />
&#8211; İdlib’de sürdürülebilir ateşkes rejiminin sağlanabilmesi için etkili önlemler alınacak. İran, Türkiye, Rusya ortak koordinasyon merkezi geliştirecek.<br />
&#8211; İki taraf her türlü tezahürde Suriye’deki terörizmle mücadele konusunda kararlılıklarını yineledi.</p>
<p>Şimdi, 15-20 km’lik silahsızlandırılmış bölgedeki terör örgütlerinin çıkarılmasının öngörüldüğü 15 Ekim’e kadar İdlib meselesinin sakinleşmesi bekleniyor. Sözü edilen 15-20 km’lik yolda Türk ve Rus askerleri koordineli bir şekilde devriye atacak. Bu ve diğer konularda MİT, TSK ve Özel Kuvvetler’in, Rus muhataplarıyla çalışmalarını sürdürdüğü öğrenildi.</p>
<p><strong>Türkiye’nin Eli Güçlendi</strong></p>
<p>Bu süreç de Türkiye elini kuvvetlendirdi. Çünkü Soçi Zirvesi’nden kısa bir süre önce Türk kamuoyuna pek yansımayan bir gelişme aslında Türkiye’nin kazanımını göstermesi bakımından çarpıcıydı. Bu gelişme, Rusya tarafından yapılan sadece bir hava harekatı sonrasında sivillerden oluşan yaklaşık 30 bin kişinin Türkiye sınırına ilerlemeye başlamasıydı. Yani göç tehlikesi sahada kendisini bizzat göstermişti. Ankara bu gelişmeyi iyi okumuş ve Astana sürecindeki ortağı Rusya’yı masada ikna etmişti. Bu durumun stabil hale gelmesi ve bölgedeki çatışmasızlığın sürmesi, gelecekteki anayasa görüşmelerinde de Türkiye’nin elini güçlendirecektir.</p>
<p>Mutabakat, bölgedeki siviller ve muhalif grupları memnun ederken, başta HTŞ olmak üzere terör örgütlerini kaygılandırdı. Bu çerçevede sivillerin yoğun katılımıyla Türkiye lehine çok sayıda gösteri yapıldı. Bazı gösterilerde yapılan provokatif hareketler ise dikkat çekti. Örneğin, bir gösteride Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrev Karlov’u öldüren ve FETÖ ile bağlantılı olduğu yönünde ciddi bilgiler basına yansıyan Mevlüt Mert Altıntaş’ın posterinin asılması, istihbarat uzmanları tarafından “provokasyon” olarak nitelendi. Bir uzman, “Bunu açanları tespit etmek bölgenin karmaşık yapısından dolayı kolay değil. Ancak Nusra’nın yapma ihtimali var” diyerek provokasyonlara dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p><strong>BBC Makalesinde Türkiye’ye Üstü Kapalı Uyarı</strong></p>
<p>Bu anlaşmadan rahatsız olan bazı Batı ülkeleri ise Türkiye içine yönelik mesajlar vermeyi tercih etti. Örneğin, İngiliz devlet kuruluşu BBC’nin internet sitesinde yayımlanan Kerim Has imzalı bir makalede sürecin Ankara’nın üzerine yıkıldığı iddiası bu mesajlara örnek niteliği taşıyor. Has’ın BBC’nin yayın onayı verdiği yazıdaki iddiasına göre Türkiye, bu konuda askeri olarak tek başına sorumluluk üstlendi ve bütün riskleri üzerine aldı. Ancak bölgedeki Türkiye’ye sıcak bakan silahlı muhalif unsurların çokluğu, sivillerin Türkiye’ye sıcak bakışı, göç tehlikesinin ortadan kalkması, TSK ve MİT’in bölgeye yaptığı iki harekâtla çok ciddi bir tecrübe kazanması, bu iki güvenlik yapımızın bölgeye hâkim olması vs. gibi etkenler Türkiye’nin terör örgütlerine karşı ciddi avantajlarını oluşturacak. Yazının içinde yer alan şu ifade ise çok ama çok dikkat çekiciydi:</p>
<p>“(&#8230;) tampon bölge kurulurken Ankara’nın HTŞ ve radikal grupları bir aydan kısa bir süre içinde İdlib içine geri çekilme ve ağır silahlarını bırakma gibi konularda ‘ikna etmesi’ gerekecek. Bu ise Türkiye için ciddi bir ikilem. İkna edebildiği takdirde bu durum, ileride uluslararası düzeyde Suriye’de savaş suçları dosyaları açıldığında, ‘Madem bu gruplar üzerinde bu kadar etkindin, niye bu nüfuzunu terör bu seviyeye varmadan önce kullanmadın?’ veya ‘Bu gruplar üzerindeki nüfuz gücün nereden geliyor?’ gibi Ankara’nın başını epey ağrıtabilecek oldukça zor sorularla karşılaşmasına yol açabilir.”</p>
<p>Makalede ayrıca Kasım ayındaki gelişmelere paralel olarak Türkiye ile ABD ilişkilerinin gerilebileceği, Zarrab davasının başka davalarını tetikleyebileceği benzeri “uyarılar” yer alıyordu.</p>
<p><strong>Almanya Memnun</strong></p>
<p>Ancak Batı dünyasının tamamında bir memnuniyetsizlik olduğunu söylemek zor. Örneğin, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Rus lider Putin ile yaptığı telefon görüşmesinde “askeri gerilimin tırmanmasına engel olunması ve sivil halkın korunması için gösterilen çabaları memnuniyetle karşıladığını” ifade etti. Bu memnuniyetin en önemli nedenini, Türkiye’nin Batı’ya rest anlamında olası göçü Avrupa’ya yönlendirme riskinin ortadan kalkması oluşturuyor. Başta da vurguladığımız, İdlib’den milyona varacak olası göçten, sadece Türkiye değil Avrupa da ciddi bir şekilde etkilenecekti.</p>
<p>İdlib meselesinde bu şekilde bir mutabakata varılmasıyla beraber gözlerin PYD terör örgütü işgalindeki Fırat’ın doğusuna dönmesi ise dikkat çekti. Türkiye en başından bu yana stratejik hedef olarak PYD terör örgütünün bölgedeki işgalini sonlandırmayı koymuştu. İdlib ise Suriye meselesinin çözümünde taktik hedefti. Ancak Rusya ve İran, yıllardır PYD varlığını önceliğine almamıştı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Tahran Zirvesi’nde yaptığı konuşmada İdlib ile Fırat’ın doğusunu aynı cümleler içinde kullanması dikkat çekiciydi:</p>
<p>“İdlib ve Fırat’ın doğusu geri kalmıştır. Hepimizin çalışması gerekiyor. Fırat’ın doğusunun düğümünü çözelim, Amerika’yı oradan çıkmaya zorlayalım. Çünkü bu krizin devam etmesinin arkasındaki en önemli etken Amerika’dır.”</p>
<p>Ardından Rusya’da peş peşe Fırat’ın doğusundaki duruma vurgu yapan konuşmalar yapıldı. Zaten Tahran Zirvesi’nin 12 maddelik bildirisinin ikinci maddesinde de adı verilmeden ABD ve onun himayesindeki PYD terör örgütü hedef alınmıştı:</p>
<p>“Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmiş, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğini zayıflatmayı amaçlayan ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını ifade etmişlerdir.”</p>
<p>Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Yörünge’ye yaptığı açıklamada, ABD’nin en büyük korkusunun da PYD’nin hedef alınmasının olduğunu belirtti.</p>
<p>Pekin, ABD’nin İdlib meselesindeki çıkışlarının, sorunu çözücü değil de gerginleştirmesinin temelinde “İdlib’te sorun çözülürse Astana üçlüsünün gözü Münbiç ve Fırat’ın doğusuna dönecek korkusu yattığı”nın altını çizdi. Şimdi herkes, İdlib’te tam çözüm sağlandıktan sonra PYD terör örgütünün hedef alınacağını biliyor. ABD ise kendi enstrümanını korumanın planlarını yapıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/suriyenin-finali-firatin-dogusunda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
