<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fırat Doğusu &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/firat-dogusu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Jan 2019 06:01:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Fırat Doğusu &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Fırat’ın Doğusunda Türkiye’yi Bekleyen Riskler</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/firatin-dogusunda-turkiyeyi-bekleyen-riskler/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/firatin-dogusunda-turkiyeyi-bekleyen-riskler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jan 2019 06:01:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat Doğusu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7508</guid>

					<description><![CDATA[Amerikan askerlerinin Suriye’den çekilmeye başlamaları Türkiye tarafından olumlu bir gelişme olarak kabul edilmiştir. Nitekim, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu yöndeki kararında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü diplomasi trafiği belirleyici olmuştur. Ancak bu karar Ankara’da bir zafer havası yaratmamış, ihtiyatlı bir iyimserlikle karşılanmıştır. Ortaya çıkan yeni süreç beraberinde yeni riskler getirmektedir ve Türkiye’nin ihtiyatlı hareket etmesini gerektiren pek çok neden bulunmaktadır. Öncelikle ABD’nin Suriye’den askerlerini çekiyor olması PYD/YPG’ye verilen desteğin kesildiği anlamına gelmemektedir. Amerikan Savunma Bakanlığı bu desteğin sürdürülmesini savunmaya devam etmektedir. Zaten Trump’ın aldığı bu karar Beyaz Saray’la Pentagon arasındaki görüş ayrılıklarını ortaya koymuştur. Dolayısıyla Suriye’den askerlerin çekilmesi sonrasında Amerikan savunma ve güvenlik yapılanmasının yeni şartlara uygun yeni bir strateji geliştirmesi ve Fırat’ın doğusunda Türkiye aleyhinde yeni girişimlerde bulunması uzak bir ihtimal değildir. ABD’nin Irak üzerinden operasyonel etkinliğinin sürdüğü de hatırlanmalıdır. Diğer yandan asker çekme kararının nasıl uygulanacağı merak konusudur. Çekilme sürecinin hemen gerçekleşmeyeceğinin, dört aya yayılacağının açıklanmış olması kararın uygulanışına dair şüpheleri artırmaktadır. Hatta Trump’ın kararından son anda vazgeçmesi bile kimseyi şaşırtmayacaktır. Trump, ani ve sansasyonel kararlarla kamuoyunu şaşırtmayı seven bir liderlik profiline sahip olduğunu defalarca kanıtlamıştır. Ancak Suriye’den asker çekme kararını sadece bu temelde açıklamak doğru olmayacaktır. Trump’ın 2018 yılı içerisinde güvenlik ekibine dahil ettiği İran karşıtı şahin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan askerlerinin Suriye’den çekilmeye başlamaları Türkiye tarafından olumlu bir gelişme olarak kabul edilmiştir. Nitekim, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu yöndeki kararında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü diplomasi trafiği belirleyici olmuştur. Ancak bu karar Ankara’da bir zafer havası yaratmamış, ihtiyatlı bir iyimserlikle karşılanmıştır. Ortaya çıkan yeni süreç beraberinde yeni riskler getirmektedir ve Türkiye’nin ihtiyatlı hareket etmesini gerektiren pek çok neden bulunmaktadır.<br />
Öncelikle ABD’nin Suriye’den askerlerini çekiyor olması PYD/YPG’ye verilen desteğin kesildiği anlamına gelmemektedir. Amerikan Savunma Bakanlığı bu desteğin sürdürülmesini savunmaya devam etmektedir. Zaten Trump’ın aldığı bu karar Beyaz Saray’la Pentagon arasındaki görüş ayrılıklarını ortaya koymuştur. Dolayısıyla Suriye’den askerlerin çekilmesi sonrasında Amerikan savunma ve güvenlik yapılanmasının yeni şartlara uygun yeni bir strateji geliştirmesi ve Fırat’ın doğusunda Türkiye aleyhinde yeni girişimlerde bulunması uzak bir ihtimal değildir.</p>
<p>ABD’nin Irak üzerinden operasyonel etkinliğinin sürdüğü de hatırlanmalıdır. Diğer yandan asker çekme kararının nasıl uygulanacağı merak konusudur. Çekilme sürecinin hemen gerçekleşmeyeceğinin, dört aya yayılacağının açıklanmış olması kararın uygulanışına dair şüpheleri artırmaktadır. Hatta Trump’ın kararından son anda vazgeçmesi bile kimseyi şaşırtmayacaktır.<br />
Trump, ani ve sansasyonel kararlarla kamuoyunu şaşırtmayı seven bir liderlik profiline sahip olduğunu defalarca kanıtlamıştır. Ancak Suriye’den asker çekme kararını sadece bu temelde açıklamak doğru olmayacaktır. Trump’ın 2018 yılı içerisinde güvenlik ekibine dahil ettiği İran karşıtı şahin isimler kendi içerisinde tutarlı bir Ortadoğu politikasını yürürlüğe koymuşlardır. Bu politikanın bir parçası olarak Suriye’de ortaya çıkan Rusya-Türkiye-İran eksenini zayıflatma stratejisi izlendiği görülmektedir. Bu yolla hem Rusya’nın etkinliğini sınırlandırma hem de İran’ı yalnızlaştırma hedeflenmektedir. Böylesi bir stratejinin gereği olarak ilerleyen dönemde Amerikan yönetimi Türkiye’yi Rusya’dan uzaklaştırıp kendisine yakınlaştıracak adımlar atabilir.<br />
Bu noktada altı çizilmesi gereken husus Suriye’den asker çekme kararının Rusya’nın da arzu ettiği bir gelişme olduğudur. Fırat’ın doğusunda ABD ve Rusya arasında süren bir nüfuz rekabeti olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla Amerikan askerlerinin bölgeden çekilmesi Rusya’ya alan açmaktadır. ABD’nin karşılıksız bir jest mi yaptığı yoksa Rusya’yla üstü örtülü bir pazarlığa mı giriştiği/girişeceği henüz belirsizdir. Suriye’deki İran etkinliğinin sınırlandırılması karşılığında Fırat’ın doğusunda Rus nüfuzuna izin verilmesi akla gelen ilk senaryodur. Ancak, bu konuda henüz sağlıklı bilgiler olmadığı için yapılacak yorumlar spekülasyondan öteye gitmeyecektir. Kesin olansa ABD’nin bu hamlesinin Suriye’de yeni bir denklem oluşturduğu ve Türkiye’nin kendisini bu denkleme hızla adapte etmesi gerektiğidir.</p>
<p>Türkiye açısından ortaya çıkan en önemli risk, Suriye’de 2016 yılından bu yana sürmekte olan Türk-Rus işbirliğinin yeni bir sınamayla karşı karşıya olmasıdır. Bilindiği üzere iki devlet Suriye’de taban tabana zıt politikalar izlemiş ve uçak krizi sonrasında ilişkiler son derece gerilmiştir. Ancak bu tarihten itibaren her iki ülke de ilkesel düzeydeki görüş ayrılıklarını ertelemiş ve acil öncelikleri üzerinde işbirliğine yönelmiştir. Pragmatik ve kısa vadeli bir karakter taşıyan işbirliği ilerleyen yıllarda pek çok sınamayla karşılaşmış ancak taraflar bütün bu meydan okumalara uzlaşıyla yanıt vermeyi başarmışlardır.<br />
ABD’nin son hamlesiyle birlikte Türk-Rus işbirliği yeniden potansiyel bir sorunla yüzleşmektedir. Amerikan askerlerinin Suriye’yi terk etmesi sonrasında PYD/YPG’nin Esad rejimiyle ve Rusya’yla yakınlaşma yoluna gitmesi kaçınılmazdır. Bölgeden bu yönde haberler gelmeye başlamış durumdadır. Bu gelişmeye Rusya’nın nasıl yanıt vereceği merak konusudur. Türkiye ile Rusya arasındaki temel görüş farklılıkları Esad rejiminin geleceğine ve Rusya’nın PYD/YPG’yi terör örgütü olarak tanımamasına ilişkindir. Bu nedenle, Esad rejimiyle PYD/YPG arasındaki yakınlaşma Türk-Rus ilişkilerinde zorlu bir gündem yaratacaktır.<br />
Son dönemde Arap ülkelerinin Esad rejimiyle diplomatik ilişkilerini yeniden başlatmaları ve Suriye’nin Arap Ligi’ne yeniden kabulünün gündeme gelmesi Türkiye için risk yaratan bir diğer gelişmedir. Bununla bağlantılı olarak, Trump’ın Suriye’nin yeniden inşası için gereken parayı Suudi Arabistan’ın ödeyeceğini açıklaması dikkat çeken gelişmelerden biridir. Suudi yönetimi bu iddiayı yalanlamış olsa da Arap ülkelerinden Suriye’ye yönelik yeni hamleler gelmesi sürpriz olmayacaktır.<br />
Suriye’de nihai çözüme yaklaşıldıkça tüm bölgesel ve küresel aktörler pozisyonlarını gözden geçirmektedir. Bu da beraberinde birtakım belirsizlikler getirmektedir. Diğer yandan Fransa başta olmak üzere DEAŞ karşıtı koalisyonun Avrupalı üyelerinin pozisyonu da belirsizliğini korumaktadır. Bu ülkeler şimdilik Suriye’deki askeri varlıklarını sürdürme yönünde bir tutuma sahiptirler. Bu durum da Türkiye’nin bölgeye yönelik olası bir operasyonu için risk oluşturmaktadır.<br />
Türkiye, Fırat’ın doğusunda gerçekleştireceği operasyonu bir süreliğine ertelemiştir. Bu karar, ortaya çıkan yeni sürecin belirginleşmesi için benimsenen bekle-gör politikasının gereğidir. Operasyonel risklerin doğru tanımlanabilmesi için zorunlu bir erteleme söz konusudur. Ancak Türkiye uzun vadeli diplomatik risklerle de karşı karşıyadır. Suriye İç Savaşı’nda sona yaklaşılırken acil güvenlik ihtiyaçlarından çok ilkesel hedefler ve tutumlar ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle ilkesel farklılıklara rağmen Rusya’yla hayata geçirilen işbirliğinin sürdürülmesi, ABD ile Rusya arasında dengelerin korunması, Suriye özelinde arzu edilmeyen politik süreçlerin önlenmesi ve benzeri gereklilikler Türkiye’nin 2019’da yoğun ve zorlu bir diplomasi yürüteceğini göstermektedir.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Emre OZAN<br />
ANKASAM Türk Dış Politikası ve Uluslararası Güvenlik Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/firatin-dogusunda-turkiyeyi-bekleyen-riskler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AB&#8217;nin Fırat&#8217;ın Doğusu Kaygısı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/abnin-firatin-dogusu-kaygisi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/abnin-firatin-dogusu-kaygisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2018 06:19:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[AvrupaBirliği]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat Doğusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=6265</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB) Türkiye’ye, Suriye’nin kuzeydoğusundaki YPG/PKK&#8217;lı teröristlere yönelik operasyon düzenlememe çağrısı yaptı. AB&#8217;nin Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Mogherini, operasyonla ilgili &#8216;endişeliyiz&#8217; dedi. HABER MERKEZİ AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Türkiye&#8217;nin Suriye&#8217;nin kuzeydoğusunda askeri operasyon başlatacağı yönündeki açıklamalarının endişe verici olduğunu söyledi. &#8220;BÖLGEYE OPERASYON DÜZENLEMEYİN&#8221; Mogerini, &#8220;Türkiye AB&#8217;nin kilit öneme sahip ortağı, ayrıca bu krizde ve bölgede çok önemli bir aktör. Biz, Suriye&#8217;de şiddete son verilmesi, terörizmin yenilmesi, ayrıca ülkedeki ve tüm bölgedeki istikrara katkıda bulunulması hedefini paylaşıyoruz, bu nedenle Türk yetkililerin, koalisyonun DEAŞ&#8217;a karşı çabalarını baltalayabilecek ya da Suriye&#8217;de ek istikrarsızlık tehdidi oluşturabilecek her türlü tek taraflı eylemden çekinmesini bekliyoruz&#8221; ifadelerini kullandı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği (AB) Türkiye’ye, Suriye’nin kuzeydoğusundaki YPG/PKK&#8217;lı teröristlere yönelik operasyon düzenlememe çağrısı yaptı. AB&#8217;nin Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Mogherini, operasyonla ilgili &#8216;endişeliyiz&#8217; dedi.</p>
<div><b>HABER MERKEZİ</b></div>
<div>
<p>AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Türkiye&#8217;nin Suriye&#8217;nin kuzeydoğusunda askeri operasyon başlatacağı yönündeki açıklamalarının endişe verici olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>&#8220;BÖLGEYE OPERASYON DÜZENLEMEYİN&#8221;</strong></p>
<p>Mogerini,<b> </b>&#8220;Türkiye AB&#8217;nin kilit öneme sahip ortağı, ayrıca bu krizde ve bölgede çok önemli bir aktör. Biz, Suriye&#8217;de şiddete son verilmesi, terörizmin yenilmesi, ayrıca ülkedeki ve tüm bölgedeki istikrara katkıda bulunulması hedefini paylaşıyoruz, bu nedenle Türk yetkililerin, koalisyonun DEAŞ&#8217;a karşı çabalarını baltalayabilecek ya da Suriye&#8217;de ek istikrarsızlık tehdidi oluşturabilecek her türlü tek taraflı eylemden çekinmesini bekliyoruz&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/abnin-firatin-dogusu-kaygisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Ülkeyi Terörle, Tehditle Durduramazsınız!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bu-ulkeyi-terorle-tehditle-durduramazsiniz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bu-ulkeyi-terorle-tehditle-durduramazsiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Nov 2018 06:44:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat Doğusu]]></category>
		<category><![CDATA[Yenişafak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=3896</guid>

					<description><![CDATA[YENİŞAFAK’A TEHDİT MESAJLARI Türkiye Fırat’ın Doğusu’na operasyona hazırlanırken birileri terör örgütlerini harekete mi geçiriyor? Yenişafak olarak tehdit mesajı aldıklarını açıklayan İbrahim Karagül, Türkiye’nin bir kez daha terörle boğulmak istendiğini yazdı. PKK ardı ardına Türkiye içine bombalı araçlar gönderiyor. Hemen her gün bu tür araçlar yakalanıyor, bu amaçla ülke içine gönderilen terör mensupları ele geçiriliyor. PKK’ları da DEAŞ’ı da, bizimle savaşırken, ABD subayları yönetti PKK ve DEAŞ mensupları Türkiye’nin operasyonları yaklaştıkça, panik halinde, ülke içinde sansasyonel saldırı girişimlerinde bulunuyor. PKK veya DEAŞ olarak ayırmayın, bölgedeki bütün terör grupları tek bir merkezden yönetiliyor, Suriye’nin kuzeyindeki “terör koridoru”nu başarmak için Türkiye ile savaştırılıyor. Fırat Kalkanı ve Afrin operasyonundan sonra Münbiç’te her ne kadar “ortak devriye” uygulaması başlamışsa da bundan bir sonuç çıkmayacak. Münbiç’te ABD Türkiye’ye verdiği hiçbir sözü tutmadı, yine tutmayacak. Fırat’ın batısında bugüne kadar yaptığımız operasyonların tamamında ABD silahlarına karşı savaştık, PKK’yı da DEAŞ’ı da bizimle savaşırken ABD subayları yönetiyordu. Fırat’ın Doğu’suna binlerce TIR dolusu silahı ABD yığdı. PKK’yı onlar yönetiyor. DEAŞ’ı onlar yönetiyor. Türkiye’nin operasyonlarını onlar durdurmak, engellemek istiyor. Tel Abyad’ı, Ayn el Arab’ı (Kobani) ya da Sincar’ı temizlemeye yönelik bütün girişimlerimizin karşısında duran terör örgütlerinin tamamının arkasında ABD ve İsrail askeri güçleri, istihbarat güçleri ve onların silah ve lojistiği var. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YENİŞAFAK’A TEHDİT MESAJLARI</strong></p>
<p><strong>Türkiye Fırat’ın Doğusu’na operasyona hazırlanırken birileri terör örgütlerini harekete mi geçiriyor? Yenişafak olarak tehdit mesajı aldıklarını açıklayan İbrahim Karagül, Türkiye’nin bir kez daha terörle boğulmak istendiğini yazdı.</strong></p>
<p>PKK ardı ardına Türkiye içine bombalı araçlar gönderiyor. Hemen her gün bu tür araçlar yakalanıyor, bu amaçla ülke içine gönderilen terör mensupları ele geçiriliyor.</p>
<p>PKK’ları da DEAŞ’ı da, bizimle savaşırken, ABD subayları yönetti</p>
<p>PKK ve DEAŞ mensupları Türkiye’nin operasyonları yaklaştıkça, panik halinde, ülke içinde sansasyonel saldırı girişimlerinde bulunuyor. PKK veya DEAŞ olarak ayırmayın, bölgedeki bütün terör grupları tek bir merkezden yönetiliyor, Suriye’nin kuzeyindeki “terör koridoru”nu başarmak için Türkiye ile savaştırılıyor.</p>
<p>Fırat Kalkanı ve Afrin operasyonundan sonra Münbiç’te her ne kadar “ortak devriye” uygulaması başlamışsa da bundan bir sonuç çıkmayacak. Münbiç’te ABD Türkiye’ye verdiği hiçbir sözü tutmadı, yine tutmayacak. Fırat’ın batısında bugüne kadar yaptığımız operasyonların tamamında ABD silahlarına karşı savaştık, PKK’yı da DEAŞ’ı da bizimle savaşırken ABD subayları yönetiyordu.</p>
<p>Fırat’ın Doğu’suna binlerce TIR dolusu silahı ABD yığdı. PKK’yı onlar yönetiyor. DEAŞ’ı onlar yönetiyor. Türkiye’nin operasyonlarını onlar durdurmak, engellemek istiyor.</p>
<p>Tel Abyad’ı, Ayn el Arab’ı (Kobani) ya da Sincar’ı temizlemeye yönelik bütün girişimlerimizin karşısında duran terör örgütlerinin tamamının arkasında ABD ve İsrail askeri güçleri, istihbarat güçleri ve onların silah ve lojistiği var.</p>
<p>Çünkü “terör koridoru” onların projesi. Bir harita çalışması. Daha sonra bölgeyi parçalamak için, “Türkiye Cephesi”ni açmak için hazırlık. Türkiye ile Arap dünyası arasına bir tampon bölge kurarak bütün bağlantıyı kesmek istiyorlar. Gelecekte çıkaracakları Büyük Ortadoğu Savaşı’nda Türkiye’yi hareket edemez hale getirmek, güney kapılarını kapatmak istiyorlar.</p>
<p>Yüz yıl önceki hesaplar masada: Bu bir terör meselesi değildir..</p>
<p>“Terör Koridoru” da, Fırat’ın Doğu’suna yapılacak müdahale de kesinlikle terörle mücadele değildir. Jeopolitik bir müdahaledir, onların harita planlarına karşı bölgenin direnmesidir, Türkiye’nin direnmesidir. Yüz yıl önceki hesaplar bugün yeniden masaya konulurken, bölge yeniden parçalanırken, buradaki proje Suriye’nin parçalanmasıyla sınırlı değil, Türkiye’yi parçalama planlarının en önemli aşamasıdır.</p>
<p>Gariptir, biz bu gerekçelerle bölgeye müdahale için çırpınırken, bir gelecek hesabını bütün boyutlarıyla ortaya sererken hem içeriden hem dışarıdan tehditler alıyoruz.</p>
<p>Yeni Şafak’ı tehdit mesajları: “Sizi mahvedeceğiz. Türkiye’yi teröre boğacağız”</p>
<p>Bir süre önce Yeni Şafak’a, sahiplerine ve yöneticilerine yapılan tehditler bu çerçevededir. DEAŞ adı altında doğrudan bize gönderilen ses kayıtlarında bugünler anlatılıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Sizi mahvedeceğiz” türünde tehditler yağdırılıyor, “Türkiye’yi teröre boğacağız” diyorlardı. Şimdilerde bakıyorum, bu tehditlere paralel biçimde bombalı araç saldırı girişimleri, hazırlıkları başlıyor. Yakalanan intihar bombacıları, bombalı araçlar ve patlayıcılarla o ses kayıtları örtüşüyor.</p>
<p>İmza hem DEAŞ hem PKK. Patronlarını da biliyoruz…</p>
<p>Her ne kadar imza DEAŞ olsa bile biz bunu PKK anlıyoruz, biz bunu terör örgütlerinin arkasındaki istihbarat ve askeri birimler anlıyoruz, biz bunu Suriye ve bütün bölgeyi parçalara ayıran çokuluslu irade anlıyoruz.</p>
<p>Bu tehditlerin Fırat’ın Doğu’suna müdahalelerden hemen önce gelmesinin anlamını biliyoruz. Türkiye’yi terörle korkutmak isteyenler bizleri de bu tehdit mesajlarıyla, ses kayıtlarıyla sindirmeye, ürkütmeye çalışıyor.</p>
<p>Tehditleri görüyoruz, paralel operasyoncuları da izliyoruz..</p>
<p>Ama ortada ne kadar büyük bir paylaşım, istila, harita projesi varsa o kadar da büyük, güçlü bir direnç vardır ve biz bu direncin mensuplarıyız. Çünkü biz, bugüne göre değil, yüzlerce yıl geriden gelen bir siyasi genetiğe bakarak pozisyon alıyoruz ve bu eksenimizi asla değiştirmeyeceğiz.</p>
<p>Bunları yaparken sadece bu tehditlerle değil, Türkiye içinde ve dışarıdan, bu projelere açık ya da örtük destek verenlerin, o gizli gündemleri pazarlayanların bu çerçevede örgütlenenlerin, siyaset ve medyadaki “paralel” operasyoncuların da takipçisi olduk, olacağız.</p>
<p>Bu, bir gelecek mücadelesidir: Türkiye ve coğrafya mücadelesidir.</p>
<p>Ne yaparlarsa yapsınlar, dışarıdan ne kadar tehdit ederlerse etsinler, içeride ne kadar zihin bulandırırlarsa bulandırsınlar, Türkiye’nin Fırat’ın Doğu’suna müdahalesini engelleyemeyecekler.</p>
<p>Çünkü bu, bugünün değil geleceğin mücadelesi. Bu, terör meselesi değil harita meselesi. Türkiye ve coğrafya meselesi.</p>
<p>Proje ne kadar büyükse direncimiz de o kadar büyük olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bu-ulkeyi-terorle-tehditle-durduramazsiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
