<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>F35 &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/f35/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jul 2019 14:09:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>F35 &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Su-35’ler F-35’lerin Alternatifi mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/su-35ler-f-35lerin-alternatifi-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/su-35ler-f-35lerin-alternatifi-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2019 14:09:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[F35]]></category>
		<category><![CDATA[su35]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11924</guid>

					<description><![CDATA[Rusya’dan S-400 sevkiyatının başlamasının ardından ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programından çıkartıldığını duyurdu. Bunun üzerine Rus Rostek Şirketi Genel Müdürü Sergey Çemezov, Türk tarafının istemesi halinde Sukhoi Su-35 savaş jetlerinin sevkiyatı konusunda çalışmaya başlayabileceklerini açıkladı. Bu gelişmeler ışığında Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Rusya’nın Su-35 teklifinin ne anlama geldiğini ve iki savaş jeti arasındaki farklılıkların neler olduğunu tartışmaya açarak alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır. Prof. Dr. Toğrul İSMAYIL (Sütçü İmam Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler) Rusya’nın Su-35 teklifini erken bir teklif olarak değerlendiren Prof. Dr. Toğrul İsmayıl, “Türkiye’nin söz konusu savaş jetlerini Rusya’dan alma ihtimali şu an için çok düşüktür. Su-35 teklifi, Rusya tarafından propaganda karakterli bir teklif olarak önümüze çıkmaktadır. Ankara-Moskova ilişkileri iyi durumdadır. Fakat Rusya, son günlerde ortaya çıkan Türkiye-NATO arasındaki boşluktan ve Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri arasındaki kötü giden ilişkiden faydalanmış durumdadır. Mevcut krizde hem Türkiye’ye S-400’leri satarak ticaret yapması hem de başta Türkiye-ABD olmak üzere NATO ülkeleri arasındaki gergin süreci tetiklemesi açısından en başarılı ülke olarak karşımıza Rusya çıkmaktadır.” diye konuştu. Türkiye’nin dilediği takdirde söz konusu Su-35’leri alabileceğini belirten İsmayıl, “Her ne kadar gergin bir süreç olsa da Türkiye bir NATO ülkesidir. Alınacak Rus jetlerinin hangi sistemde kullanılacağı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rusya’dan S-400 sevkiyatının başlamasının ardından ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programından çıkartıldığını duyurdu. Bunun üzerine Rus Rostek Şirketi Genel Müdürü Sergey Çemezov, Türk tarafının istemesi halinde Sukhoi Su-35 savaş jetlerinin sevkiyatı konusunda çalışmaya başlayabileceklerini açıkladı.</p>
<p>Bu gelişmeler ışığında Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Rusya’nın Su-35 teklifinin ne anlama geldiğini ve iki savaş jeti arasındaki farklılıkların neler olduğunu tartışmaya açarak alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.</p>
<h4><strong>Prof. Dr. Toğrul İSMAYIL (Sütçü İmam Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-10604 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/To%C4%9Frul-%C4%B0SMAYIL-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Toğrul-İSMAYIL-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Toğrul-İSMAYIL-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Toğrul-İSMAYIL-421x420.jpg 421w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Toğrul-İSMAYIL.jpg 513w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="10604" data-permalink="https://ankasam.org/socinin-ucuncu-ayagi-tahran-zirvesi/togrul-ismayil/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Toğrul-İSMAYIL.jpg" data-orig-size="513,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Toğrul İSMAYIL" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Toğrul-İSMAYIL-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Toğrul-İSMAYIL.jpg" data-lazy-loaded="1" />Rusya’nın Su-35 teklifini erken bir teklif olarak değerlendiren Prof. Dr. Toğrul İsmayıl, “Türkiye’nin söz konusu savaş jetlerini Rusya’dan alma ihtimali şu an için çok düşüktür. Su-35 teklifi, Rusya tarafından propaganda karakterli bir teklif olarak önümüze çıkmaktadır. Ankara-Moskova ilişkileri iyi durumdadır. Fakat Rusya, son günlerde ortaya çıkan Türkiye-NATO arasındaki boşluktan ve Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri arasındaki kötü giden ilişkiden faydalanmış durumdadır. Mevcut krizde hem Türkiye’ye S-400’leri satarak ticaret yapması hem de başta Türkiye-ABD olmak üzere NATO ülkeleri arasındaki gergin süreci tetiklemesi açısından en başarılı ülke olarak karşımıza Rusya çıkmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p>Türkiye’nin dilediği takdirde söz konusu Su-35’leri alabileceğini belirten İsmayıl, “Her ne kadar gergin bir süreç olsa da Türkiye bir NATO ülkesidir. Alınacak Rus jetlerinin hangi sistemde kullanılacağı belirsizliğini korumaktadır. S-400’ler iç sistemde kullanılabilir; ama Türkiye’nin Rusya’dan alacağı herhangi bir uçağı, hangi sistem ve şartlarla kullanacağı çok tartışmalı bir konudur. Rusya’nın sunduğu söz konusu teklif, tam da ABD tarafından Türkiye’nin F-35 programından çıkarıldığı sırada gelmesi bu nedenden dolayı propaganda amaçlıdır.” şeklinde değerlendirdi.</p>
<p>Son olarak İsmayıl, “S-400’ler genellikle hava savunmasına yönelik kullanılırken; Su-35’ler tamamen saldırı özellikli uçaklardır. Bu uçakları savaşta kullanmanız gerekmektedir. İnsanlar S-400’lerin alınmasına aldanıp, Su-35’leri de alabileceğimiz düşüncesine kapılabilirler; fakat bu tamamen yanlıştır. ABD’nin Türkiye’ye F-35’leri satmaması kendi politikalarından kaynaklanmaktadır.” yorumunu yaptı.</p>
<h4><strong>Prof. Dr. Sencer İMER (ANKASAM Başdanışmanı)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-10532 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-%C4%B0mer-150x150.png" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer-150x150.png 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer-300x300.png 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer-421x420.png 421w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer.png 513w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="10532" data-permalink="https://ankasam.org/erdoganin-almanya-ziyareti-yeni-bir-stratejik-acilim-mi/sencer-imer/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer.png" data-orig-size="513,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Sencer İmer" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer-300x300.png" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer.png" data-lazy-loaded="1" />S-400’lerin alınmasıyla birlikte Türkiye’nin yüksek irtifa hava savunma sistemine sahip olduğunu ve tehditlere karşı kendini koruyabileceğini belirten Prof. Dr. Sencer İmer, “Türkiye böylelikle kendi nüfuz alanlarında; örneğin Doğu Akdeniz ve Suriye’nin kuzeyinden gelen teröre karşı mücadelede önemli bir imkân elde etmiş oldu. Fakat Türkiye, F-35 projesinden çıkarıldıktan sonra bu boşluğu dolduracak bir çözüm arayışına gitmiştir. Mevcut durumda, elimizde bulunan F-16’lar ve onların modernize edilmiş şekliyle ihtiyaçlarımızı kısa vadede karşılayabiliriz. Daha sonraki süreçte ise, Türkiye’nin şu anda geliştirmekte olduğu Milli Muharip Uçağı kullanılmaya başlanacaktır. Bizim ürettiğimiz söz konusu uçak, Rusya’nın teklif ettiği Su-35’lerden daha ileri düzeyde bir sistemdir.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>İmer, Rusların Su-57’ler yerine Su-35’leri teklif etmesinin sebebinin Su-57’lerin henüz uluslararası uçuş kurallarına ait birtakım prosedürleri yerine getirmemiş olmasından kaynaklandığını belirtti. İmer, “Gerekli eksiklikler tamamlandıktan sonra, Su-57’lerin Ruslar tarafından teklif edilmesi muhtemeldir. Hatta bunları iki ülkenin birlikte üretmesi de söz konusu olabilir. Su-35’ler; bizim elimizde bulunan üçüncü nesil uçakların ve beşinci nesil olan Su-57’lerin ortası, yani dördüncü nesil uçaklardır. Geçiş sürecinde iki tarafın da mağduriyet yaşamaması için teklif edilmiştir.” şeklinde açıkladı.</p>
<p>F-35’lerin Türkiye’ye verilmemesinin bir dezavantaj olarak düşünülmemesi gerektiğini ifade eden İmer, “Buradan zararlı çıkan kesim, bu iş için yatırım yapan şirketlerdir. F-35’lerin ülkemize gelmemesi, onları zor durumda bırakmıştır. Hukuki olarak ise ABD’nin bu kararına karşı tazminat hakkımızı kullanıp anlaşmadan doğan haklarımızı korumalıyız.” diye konuştu. İmer son olarak, saldırı sistemli Su-35’lerin NATO kıstasında herhangi bir sıkıntıya mahal vermeyeceğini belirterek, “Silah almak, bir ülkenin egemenlik hakkıdır. NATO bir savunma ittifakıdır. Türkiye de dâhil olmak üzere hiçbir ülkenin, ABD’nin silahlarını alma mecburiyeti bulunmamaktadır.” ifadelerini kullandı.</p>
<h4><strong>Murat BİLHAN (Emekli Büyükelçi)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-11120 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/11/Murat-Bilhan-150x150.png" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/11/Murat-Bilhan-150x150.png 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/11/Murat-Bilhan-300x300.png 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/11/Murat-Bilhan-420x420.png 420w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/11/Murat-Bilhan.png 512w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="11120" data-permalink="https://ankasam.org/paris-baris-forumu-kuresel-bir-baris-mumkun-mu/murat-bilhan/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/11/Murat-Bilhan.png" data-orig-size="512,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Murat Bilhan" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/11/Murat-Bilhan-300x300.png" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/11/Murat-Bilhan.png" data-lazy-loaded="1" />S-400’lerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Emekli Büyükelçi Murat Bilhan, “Bundan sonra Türkiye’nin yapacağı şey, mevzubahis hava savunma sistemlerini en uygun şekilde konuşlandırmak olacaktır. S-400’ler geldiğine göre, onların depoya kaldırılması değil, kullanılması için belirlenen bölgelere yerleştirilmesi gerekmektedir. S-400’lere dayalı ve S-400’lerin odak noktası olacağı bir savunma sisteminin oluşturulması lazımdır. Bu sistemin oluşturulması içinse sisteme uygun savaş uçaklarının temin edilmesi gereklidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Rus savaş jetleri olan Su-35’lerin, F-35’lere nazaran daha alt seviyede olduğunu ifade eden Bilhan, “F-35’ler beşinci nesil savaş uçaklarıdır. Rusların dördüncü nesil olarak belirttiği Su-35’ler, gelişmiş bir sisteme ve elektronik donanıma sahip aynı zamanda isabet payı yüksek olan bir yapıya sahiptir. Söz konusu Rus jetleri, daha çok saldırı amacıyla kullanılmaktadır. Komutların dışında tehditleri önlemeye yönelik şekilde tasarlanmış bir sistemdir. Bahsi geçen sistemin alınması, dolaylı olarak savunmaya destek verme anlamına gelmektedir. ‘En iyi savunma hücumdur’ fikrinden yola çıkılarak değerlendirildiğinde gerekli ve faydalı olarak görülebilir.” diye konuştu.</p>
<p>Türkiye’nin savunma stratejisini en kısa sürede oluşturması gerektiğini belirten Bilhan, “Son günlerde ABD’yle yaşadığımız F-35 Krizi, söz konusu sistemin Türkiye’ye temin edilmeyeceğini göstermektedir. Türkiye, savunma stratejisini oluşturmada F-35’leri bir kenara bırakıp, Rus savaş uçaklarıyla yoluna devam etmelidir.” yorumunda bulundu. Su-35’lerin NATO sistemleriyle uyumunun sağlanabileceğini belirten Bilhan, “Bahsedilen sistem, en nihayetinde bir elektronik aygıttır. Aygıtın kurumlandırılması ve konuşlandırılması, sistemler arası uyum gerektirmektedir. Bu ise, sistemin asıl sahibi olan Rusya’nın, anahtarları size ne ölçüde teslim edeceğiyle ilgilidir. Doğal olarak Rusya, sistemin kendisine karşı kullanılacak bir NATO sistemine dönüştürülmesini istemeyecektir.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>
<h4><strong>Dr. Öğr. Üyesi Bora BAYRAKTAR (İstanbul Kültür Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-23247 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/bora-bayraktar-150x150.png" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/bora-bayraktar-150x150.png 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/bora-bayraktar-300x300.png 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/bora-bayraktar-420x420.png 420w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/bora-bayraktar.png 512w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="23247" data-permalink="https://ankasam.org/su-35ler-f-35lerin-alternatifi-mi/bora-bayraktar/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/07/bora-bayraktar.png" data-orig-size="512,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="bora bayraktar" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/07/bora-bayraktar-300x300.png" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/07/bora-bayraktar.png" data-lazy-loaded="1" />Türkiye için milli savunma konusunda kendi yolunu çizme yönünde yeni bir paradigmanın olduğunu söyleyen Dr. Bora Bayraktar, “Söz konusu gelişmeler Türkiye’nin Batı ittifakından ayrılıp bir eksen kayması yaşayarak Rusya’yla ya da Doğu’yla yakınlaşması olarak algılanmamalıdır. Buradaki paradigma değişimiyle birlikte Türkiye’nin savunma konusunda dışa bağımlılığını azaltmaya yönelik strateji belirlediği söylenebilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, %20’lerden %70’lere gelen bir milli savunma üretimine ulaşmış durumdayız. S-400’lerin alınmasıyla birlikte teknoloji transferi ve Türkiye’nin söz konusu sistemleri gelecek süreçte kendisinin üretebilmesi gibi konular konuşulmaktadır. Hava kuvvetleri konusunda da Türkiye’nin benzer bir yola girmek zorunda kaldığı görülmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Türkiye’nin F-35’leri alamamış olmasından dolayı alternatif olarak Rusya’ya yönelebileceğini belirten Bayraktar, “F-35’lerin alternatifi olarak sadece Rusya değil; başka ülkeler de ileriki süreçte karşımıza çıkacaktır. Ama orta/uzun vadede Türkiye, söz konusu sistemleri kendisi üretme yoluna gidecektir. Hem Türkiye hem ABD hem de NATO, S-400 konusunda ortaya çıkan anlaşmazlığı belli bir çerçevede sınırlı tutmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin Batı ve NATO için önemi S-400’lerle sınırlandırılmamalıdır. Türkiye önümüzdeki dönemde sadece Rusya pazarına değil; Avrupa’da var olan başka projelere de yönelebilir. Fakat bunları kesin olarak konuşmak için tarafların zamana ihtiyacı vardır.” ifadesini kullandı.</p>
<p>Rus ve Amerikan yapımı iki savaş uçağının karşılaştırmasını yapan Bayraktar, “Su-35 savaş jetleri, F-35’lere nazaran alt seviyededir. F-35’lerin muadili olarak karşımıza Su-57’ler çıkmaktadır. Fakat bunun yanında F-35’lerin teknik özelliklerine bakıldığında birçok eksiğinin olduğu görülmektedir. Özelikle ABD savunma sitelerinde uzmanların yaptığı analizler okunduğunda F-35’lerin ciddi sorunlar taşıdığını ve mükemmel sistemler olmadığı anlaşılmaktadır. Her üç sistemin özellikleri, teknik bilgi gerektiren konulardır. Fakat Türkiye’nin F-35’ler konusunda kayıp yaşadığını düşünmek yanlış olacaktır. Uzun vadede değerlendirildiğinde ülkemize büyük bir kayıp getirmeyecektir. Alternatifler her zaman vardır. Önemli olan dışa bağımlılığın azaltılmasıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p>ankasam.org</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/su-35ler-f-35lerin-alternatifi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dev Manta ile Dalacam!..</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/dev-manta-ile-dalacam/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/dev-manta-ile-dalacam/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Jul 2019 10:04:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[F35]]></category>
		<category><![CDATA[Hikmet Genç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11899</guid>

					<description><![CDATA[F-35’leri vermeyeceklermiş… Vermezseniz vermeyin. En son Predator’ı vermemiştiniz, onu da yaptık. Başka ülkelerden sipariş aldık. Bayraktar İHA 24 saat 34 dakikalık uçuş süresiyle rekor bile kırdı… Biz eskiden yerli malı haftasında “yerli üretim” olarak okula “patates” getirirdik. Bize “Aha bak yerli” derlerdi, biz de yerdik!.. Öyle bir Türkiye yok artık. Milli tank, helikopter, zırhlı araçlar, akıllı füzeler, otomatik silahlar, İHA, SİHA, yazılımı bize ait uydular..vs, nasıl yaptıysak, yaparız… S-400’ü aldık mı, aldık… Üstelik Ruslarla beraber geliştirme ve üretim anlaşması imzaladık… İki kutuplu dünya yok artık… Ne diyor eloğlu (New York Times); “Erdoğan, Türkiye’yi Rusya ve ABD gibi güçlü, bağımsız aktör haline getirmeye çalışıyor. S-400’ün alınmasıyla ABD-Türkiye ilişkileri kopmasa da yeniden şekillenebilir. Erdoğan, sömürgeci Batı’ya karşı, bağımsız ve güçlü bir Türkiye oluşturma konusunda kararlı…” Yaparız arkadaş yaparız. Yeter ki içimizdeki zırtapozlar takoz olmasınlar!.. *** Aylardır tartışıyorlar… Parti kuracaklarmış. Yol kazaları olmuş. Eksikleri görmüşler, Bazı AKP’liler rahatsızmış, onları tatmin edecek yeni bir partiyle hizmet edeceklermiş?!.. Bunlar kavga gürültüyle ayrılmadılar AK Parti’den. “Evvelâ yol arkadaşı, sonra yol” (Evvel refîk bade’l-tarîk?!) falan diyordu!.. Hayrola, n’oldu?.. Evvel “tarik”(yol) mi oldu?.. Hangi ‘tarik’miş bu?!.. Yoksa sadece moda mı?.. Kılıçdaroğlu, Kaftancıoğlu, İmamoğlu, Davutoğlu?!.. *** Neyse ben kaçıyorum. 29 Temmuz Pazartesi yine burada buluşmak üzere yıllık iznimi kullanıyorum. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>F-35’leri vermeyeceklermiş…</p>
<p>Vermezseniz vermeyin. En son Predator’ı vermemiştiniz, onu da yaptık. Başka ülkelerden sipariş aldık. Bayraktar İHA 24 saat 34 dakikalık uçuş süresiyle rekor bile kırdı…</p>
<p>Biz eskiden yerli malı haftasında “yerli üretim” olarak okula “patates” getirirdik. Bize “Aha bak yerli” derlerdi, biz de yerdik!..</p>
<p>Öyle bir Türkiye yok artık.</p>
<p>Milli tank, helikopter, zırhlı araçlar, akıllı füzeler, otomatik silahlar, İHA, SİHA, yazılımı bize ait uydular..vs, nasıl yaptıysak, yaparız…</p>
<p>S-400’ü aldık mı, aldık… Üstelik Ruslarla beraber geliştirme ve üretim anlaşması imzaladık…</p>
<p>İki kutuplu dünya yok artık…</p>
<p>Ne diyor eloğlu (New York Times);</p>
<p>“Erdoğan, Türkiye’yi Rusya ve ABD gibi güçlü, bağımsız aktör haline getirmeye çalışıyor. S-400’ün alınmasıyla ABD-Türkiye ilişkileri kopmasa da yeniden şekillenebilir. Erdoğan, sömürgeci Batı’ya karşı, bağımsız ve güçlü bir Türkiye oluşturma konusunda kararlı…”</p>
<p>Yaparız arkadaş yaparız. Yeter ki içimizdeki zırtapozlar takoz olmasınlar!..</p>
<p align="center">***</p>
<p>Aylardır tartışıyorlar…</p>
<p>Parti kuracaklarmış. Yol kazaları olmuş. Eksikleri görmüşler, Bazı AKP’liler rahatsızmış, onları tatmin edecek yeni bir partiyle hizmet edeceklermiş?!..</p>
<p>Bunlar kavga gürültüyle ayrılmadılar AK Parti’den. “Evvelâ yol arkadaşı, sonra yol” (Evvel refîk bade’l-tarîk?!) falan diyordu!..</p>
<p>Hayrola, n’oldu?..</p>
<p>Evvel “tarik”(yol) mi oldu?.. Hangi ‘tarik’miş bu?!..</p>
<p>Yoksa sadece moda mı?.. Kılıçdaroğlu, Kaftancıoğlu, İmamoğlu, Davutoğlu?!..</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>Neyse ben kaçıyorum. 29 Temmuz Pazartesi yine burada buluşmak üzere yıllık iznimi kullanıyorum.</p>
<p>Atlantik Okyanusu’nun tropik sularında “dev manta”ları görüntülemek için dalacağım…</p>
<p>Yok yahu, şaka…</p>
<p>Şu güzel memleketimde muhafazakar otel ya da pansiyonlarda bir yer, iyi de bir fiyat bulabilirsem ne âlâ. Hâlâ bulamadım…</p>
<p>Hem neden daha pahalılar anlamış da değilim.</p>
<p>Hadi bana iyi tatiller!..</p>
<p>Hikmet Genç/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/dev-manta-ile-dalacam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>F-35’ten Kurt Kapanı Olmaz</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/f-35ten-kurt-kapani-olmaz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/f-35ten-kurt-kapani-olmaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Ayfer Kancı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2019 11:18:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[F-35]]></category>
		<category><![CDATA[F35]]></category>
		<category><![CDATA[Lightning]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10153</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin savunması ve enerji güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olan F-35 uçakları ile S-400 füze sistemlerinin alımı karmaşık bir denklemin merkezinde yer alıyor. Bu denklemi çözmek için ABD’nin yaptırım tehditlerine bir defa kapıyı aralamak, o kapıyı bir daha kapama ve milli çıkarları koruma fırsatına bir daha kavuşamamak anlamına gelebilir. Bu konudaki ilk sınav S-400’lerden de önce kapıya dayanmış durumda. Özünde ABD’nin Çin, Rusya ve İran üçlüsünü kuşatma maksadıyla, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri finansmanı ve İsrail’in istihbarat desteğiyle başlattığı operasyonun kritik unsurlarından biri de Türkiye’yi S-400 hava savunma füze sistemi üzerinden şantaja maruz bırakıp, F-35 savaş uçağı projesinden bertaraf etmekti. Teknoloji ve istihbarat kaynaklı olarak öne sürülen bahanelerin Türkiye üzerinde beklenen sonucu vermemesi, düğümün çözüleceği 2019 yılının ikinci yarısı yaklaşırken, meselenin ardındaki gerçek niyetlerin ortaya döküldüğü gelişmeleri de beraberinde getiriyor. Beyaz Saray ve Amerikan Kongresi’nden yükselen itirazların bulandırdığı suyun berraklaşma süreci, NATO Dışişleri Bakanlarının 3-4 Nisan tarihlerindeki Washington toplantılarında başladı. Washington buluşması, F-35 projesinin Kuzey Atlantik İttifakı’nın hava gücünü modernize etme amacını aşarak, Türkiye başta olmak üzere Avrupalı müttefikler üzerinde bir baskı unsuru olma amacı taşıdığını net bir şekilde önümüze koydu. Washington’daki toplantıya eş zamanlı olarak yaşanan gelişmeler, ABD’nin Türkiye’yi hedef alırken kullandığı argümanları şüpheli hale getirdi. Gerçekten Türkiye S-400 alması durumunda &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin savunması ve enerji güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olan F-35 uçakları ile S-400 füze sistemlerinin alımı karmaşık bir denklemin merkezinde yer alıyor. Bu denklemi çözmek için ABD’nin yaptırım tehditlerine bir defa kapıyı aralamak, o kapıyı bir daha kapama ve milli çıkarları koruma fırsatına bir daha kavuşamamak anlamına gelebilir. Bu konudaki ilk sınav S-400’lerden de önce kapıya dayanmış durumda.</strong></p>
<p>Özünde ABD’nin Çin, Rusya ve İran üçlüsünü kuşatma maksadıyla, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri finansmanı ve İsrail’in istihbarat desteğiyle başlattığı operasyonun kritik unsurlarından biri de Türkiye’yi S-400 hava savunma füze sistemi üzerinden şantaja maruz bırakıp, F-35 savaş uçağı projesinden bertaraf etmekti. Teknoloji ve istihbarat kaynaklı olarak öne sürülen bahanelerin Türkiye üzerinde beklenen sonucu vermemesi, düğümün çözüleceği 2019 yılının ikinci yarısı yaklaşırken, meselenin ardındaki gerçek niyetlerin ortaya döküldüğü gelişmeleri de beraberinde getiriyor.</p>
<p>Beyaz Saray ve Amerikan Kongresi’nden yükselen itirazların bulandırdığı suyun berraklaşma süreci, NATO Dışişleri Bakanlarının 3-4 Nisan tarihlerindeki Washington toplantılarında başladı. Washington buluşması, F-35 projesinin Kuzey Atlantik İttifakı’nın hava gücünü modernize etme amacını aşarak, Türkiye başta olmak üzere Avrupalı müttefikler üzerinde bir baskı unsuru olma amacı taşıdığını net bir şekilde önümüze koydu.</p>
<p>Washington’daki toplantıya eş zamanlı olarak yaşanan gelişmeler, ABD’nin Türkiye’yi hedef alırken kullandığı argümanları şüpheli hale getirdi. Gerçekten Türkiye S-400 alması durumunda güvenilmez bir müttefik durumuna mı düşecek, NATO’nun güvenliğini tehlikeye girecek mi ya da F-35 uçaklarının sırlarının Rusya’nın eline geçeceğine dair korkular gerçeği yansıtıyor mu?</p>
<p>Yoksa Türkiye F-35 ve S-400 edinirse, Filistin, Suriye ve Doğu Akdeniz’de uygulamaya konmak istenen senaryolar karşısında aşılması zor bir engel haline mi gelecek?</p>
<p><strong>Manzaranın Tamamına Baktığımızda </strong></p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump’ın Golan Tepeleri’nde İsrail hâkimiyetini kabul etmesi, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanınması, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının uluslararası hukuka aykırı şekilde Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Mısır ve İsrail dörtlüsü tarafından yağmalanmasına imkân tanınması, Türkiye’nin silah alımlarıyla eş zamanlı olarak gelişen konulardır. Geriye çekilip bölgesel gelişmelerle manzaranın tamamına baktığımızda, Beyaz Saray’daki ulusal güvenlik ekibi eliyle ABD dış politikasına hâkim olan Evanjelik-Neocon örgütlenmesinin ürettiği strateji zincirinin birbirine bağlı halkaları ile karşı karşıya olduğumuz izlenimini güçlendiriyor.</p>
<p>Teknik özellikleri itibarıyla “uçan bir akıllı telefon” olarak niteleyebileceğimiz F-35 uçakları şu anda ABD, İsrail, İtalya, İngiltere, Norveç, Güney Kore ve Japonya tarafından kullanılıyor. Üretici Lockheed Martin, F-35’i Singapur, Yunanistan, Romanya ve Polonya’ya satmak için de zemin arayışlarını sürdürüyor. Akıllı telefon misali, üreticisi Lockheed Martin tarafından sürekli olarak ABD’deki merkezden güncellenen bu yeni nesil savaş uçaklarının bir başka özelliği ise tüm uçuş tecrübelerini, pilotlarının kabiliyetlerini ve uçuşlar sırasında elde ettiği verileri üretici firmaya aktarabiliyor olması.</p>
<p>Ulusal güvenliğini dert edinen F-35 kullanıcısı bir ülke, bu güncelleme ve bilgi aktarım sistemini kapatabilir. Ancak aynı akıllı telefonunuzda olduğu gibi, güncellemeleri yapmadığınız zaman nasıl telefonunuzun performansı düşüyorsa, F-35’leri de kullanamayacak hale gelmeniz mümkün.</p>
<p>Geniş bir F-35 filosuna sahip olan İtalya’nın, kendisine özgü bir yazılım geliştirilmesi talebi de Lockheed Martin firmasının oyalama taktikleri yüzünden hayata geçmiş değil. Teknolojik olarak bu denli bağımlı bir savaş cihazı söz konusuyken, güvenlik konusunda ABD’den çok Türkiye’nin endişe ve şüphe duyması herhalde daha doğal olacaktır.</p>
<p>Buna rağmen, FETÖ-Rum-Ermeni ve İsrail lobilerinin hâkimiyetindeki ABD Kongresi, Mart ayında el yükseltti. F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye teslim edilmemesi için iki Demokrat ve iki Cumhuriyetçi senatör tarafından bir yasa tasarısı hazırlandı. 29 Mart’taki bu tehdit salvosunu, Türkiye’nin F-35 uçaklarını konuşlandıracağı Malatya’daki üs için gerekli malzemelerin sevkiyatının durdurulduğu haberleri takip etti.</p>
<p><strong>CAATSA’nın 235’inci Bölümü</strong></p>
<p>İsrail ve Yunanistan’ın Türkiye ile yaşadığı her sorunu S-400 ve F-35 alımına bağlı olarak cezalandırma arayışına girdiği anlaşılan ABD Kongresi, CAATSA olarak bilinen “ABD’nin çıkarlarını tehdit eden ülkeleri cezalandırmayı” amaçlayan yasayı da devreye soktu. Bugüne kadar Rusya, İran ve Kuzey Kore’yi hedef almış olan bu yasa, Rusya’dan S-400 alması halinde Türkiye’ye de uygulanacak. Ancak bu yaptırım yasasının nasıl uygulanacağı ABD Başkanı Trump’ın elinde.</p>
<p>Trump, CAATSA’nın 235’inci bölümünde işaret edilen 12 yaptırım başlığından mümkün olan en zararsız olan 5’ini tercih etme hakkına sahip. Ancak bunların içerisinde 235’inci bölümün 2’inci maddesinin a, b ve c bentlerinde yer alan hususlarda yaptırım getirirse bu, Türkiye-Rusya ilişkilerini engellemenin ötesine geçerek Türkiye-ABD ilişkilerini dönüşü zor bir girdaba sokacaktır.</p>
<p>Bu maddelerin tercihi halinde iki ülke yalnızca F-35 projesinde değil, Sikorsky helikopter üretimi başta olmak üzere pek çok savunma üretim çalışmasında yollarını ayıracak, geleceğe yönelik nükleer enerji projelerinde de bir araya gelme imkânı bulamayacaktır.</p>
<p>29 Nisan’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi. İkili ve bölgesel meselelerin ele alındığı görüşmede Erdoğan, Rusya Federasyonu’ndan alınacak olan S-400 konusunda bir “çalışma grubu”  kurulması teklifini gündeme getirdi. Bu teklife ABD’nin ne yanıt verdiği Cumhurbaşkanlığı kaynaklarınca açıklanmadı. ABD’nin yaklaşımının önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor. Ancak Erdoğan-Trump görüşmesi ile ABD kaynaklı bu tehdidin savuşturulması kalıcı bir iyileşme sağlayacak mı? Yoksa Türkiye, Washington’dan kaynaklı yeni tehditlere hazır mı olmalı? Bu kriz atlatılsa bile Ege ve Doğu Akdeniz’de sular durulacak mı? Bu soruların yanıtları için 1995 yılına dönelim.</p>
<p><strong>İsrail Hava Hâkimiyetini Yunanistan’a Borçlu</strong></p>
<p>Türkiye’nin Rusya’dan füze sistemi almasının NATO ittifakının güvenliğini sarsacağını iddia edenler (konu Türkiye üzerinde tehdit meydana getirmek olduğunda) bir başka NATO üyesinin Rusya’yla silah ticaretine nasıl göz yummuşlardı? 1995 yılının son günlerinde başlayıp 1996’nın Ocak ayında zirve noktasına ulaşan Ege Denizi’ndeki Kardak krizi, Yunanistan’ın savunma stratejisinde dönüm noktası oldu.</p>
<p>Kardak kayalıklarına sahip çıkma konusunda Türkiye’nin karşısında başarısız olan Yunanistan, ABD’nin Ege Denizi’nde dengeyi sağlamak adına her iki tarafa yaptığı orantılı silah satışının ihtiyaçlarını karşılamadığına karar verdi. Atina’nın ilk adımı 1996 yılında GKRY topraklarına yerleştirilmek üzere S-300 hava savunma sistemi alımı için Rusya ile anlaşma imzalamak oldu.</p>
<p>Türkiye’nin baskıları sonucu Güney Kıbrıs’a konuşlandırılamayan bu füzeler 1998 yılında, bugün Doğu Akdeniz’de stratejik önemi giderek artan Yunanistan’ın Girit Adası’na yerleştirildi. İsrail yıllarca Rus yapımı bu sistemlere saldırı tatbikatlarını Girit’te gerçekleştirdi. İsrail Hava Kuvvetleri, Suriye hava sahasında bugün sağladığı hava hâkimiyetini büyük ölçüde Yunanistan’ın yaptığı bu katkıya borçlu.</p>
<p>Girit’teki S-300 füze sistemi Türkiye kamuoyunun gündemine sık sık gelmekle beraber, Yunanistan bununla yetinmedi. 1999 ve 2004 yılında Rusya’dan TOR-M1 ve OSA AKM (SA-8B) orta ve alçak irtifa hava savunma sistemleri satın almak için de anlaşmalar imzaladı. Rus yapımı bu hava savunma sistemleri bugün NATO üyesi Yunanistan’ın hava savunma sistemine entegre edildiği gibi, GKRY topraklarına da konuşlandırıldı.</p>
<p>Her iki füze sistemi, yine NATO hava güçleri için tehlike arz edecek radar sistemleriyle beraber kullanılıyor. Ancak ne hikmetse 1999 yılından bugüne ABD başta olmak üzere hiçbir NATO ülkesi, Yunanistan’ın Rus yapımı bu hava savunma sistemlerinin NATO için bir tehdit olup olmadığını sorgulamamış, Yunanistan silahlı kuvvetleri mensuplarının silah sistemlerinin kullanımı için Rusya’ya gidip gelmelerini, Rusya silahlı kuvvetleriyle işbirliği içinde olmalarını güvenlik meselesi haline getirmemiştir.</p>
<p>F-35 uçaklarıyla S-400’lerin bir arada kullanılması halinde Amerikan uçaklarının radar izlerinin Rusya tarafından elde edilmesi tehlikesi, herhalde Rus yapımı radarlar Yunan ordusu tarafından kullanıldığında söz konusu olmamaktadır.</p>
<p><strong>Casusluk Romanı Gibi…</strong></p>
<p>TOR-M1 füze savunma sisteminin satışı sırasında ortaya çıkarılan yolsuzluk ise casusluk romanlarına konu olacak boyuttadır. Füze sistemi için yapılan ödemelerin ortadan kaybolmasını soruşturmak üzere 2003 yılının 6 Haziran günü Moskova’yı ziyaret eden Yunanistan Savunma Bakanlığı Müsteşarı Spiros Travlos, füze sisteminin üreticisi olan Almaz Antey şirketinin direktörü Igor Klimov ile Kızılmeydan’da buluşmak üzere sözleşti. Ancak buluşmaya Klimov yerine bir grup Rus istihbarat servisi görevlisi geldi. Yunan yetkiliye Klimov’un bir cinayete kurban gitmiş olduğu bilgisini verdiler.</p>
<p>Aynı gece Klimov’un yakın çalışma arkadaşı Sergey Sitko da Moskova dışındaki evinde faili meçhul bir cinayete kurban gitti. TOR-M1 füze sisteminin satışına Yunanistan tarafında aracılık eden Vlassis Kambouroglou ise rüşvet suçlaması nedeniyle ortadan kaybolduktan sonra 2012 yılının Ekim ayında Endonezya’nın başkenti Cakarta’da ortaya çıktı. Ancak kaldığı otel odasında intihar (!) etmiş olarak.</p>
<p>Tüm bu bilgilerin ışığında, Yunanistan’la Türkiye arasında bu denli bir çifte standardı meşru kılan suçlamaların altında, gerçekten NATO’nun güvenliğini sağlama kaygıları mı yatıyor? Görünen o ki bu soruya “evet” cevabını vermek mümkün değil. 1995’te Kardak kriziyle Ege Denizi’nde Türkiye’ye karşı Yunanistan’ın denge tesis etmesi için yakılan yeşil ışığın, bugün Doğu Akdeniz’i kapsayacak şekilde ABD tarafından genişletilmekte olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.</p>
<p>Yine görünen o ki 100 adet F-35 savaş uçağına sahip olacak bir Türkiye, bu uçaklardan 50 adet sipariş etmiş olan İsrail’e karşı bir üstünlük tesis edecektir. F-35 savaş uçaklarına bu aşamada sahip olmaları mümkün görünmeyen ve Doğu Akdeniz enerji havzasının ABD desteğinde parsellenmesine ortaklık eden Mısır, Yunanistan ve GKRY de kendilerini tehdit altında görmektedir.</p>
<p><strong>Havadaki Stratejik Ticari Savaş</strong></p>
<p>Gelelim konunun ABD için daha mühim olan küresel ticari boyutuna ve F-35’lerin Trump yönetiminin inşa etmeye çalıştığı “Büyük Amerika” hedefindeki rolüne. Çin Halk Cumhuriyeti’ne ticaret savaşı açan ABD, enerji sektörünü abluka altına alarak İran’ı, savunma sanayinin uluslararası pazardaki payını daraltarak ise Rusya’yı jeopolitik düzlemde geriletmeye çalışıyor. Tam bu noktada, ABD silah sanayinin bugün için en gelişmiş teknolojileri temsil eden ürünü olan F-35 savaş uçakları, yalnızca konvansiyonel savaş alanının değil, ticaret savaşının da en etkili silahı haline geldi.</p>
<p>F-35 savaş uçakları bir silah olmanın ötesinde, bugün Trump’ın “Amerika’yı yeniden büyük yapma” iddiasının en önemli halkalarını oluşturan istihdamı ve refahı artırma hedeflerini temin edecek stratejik bir ürün. Üretici firma Lockheed Martin’in yalnızca proje ortağı 13 ülkeye satmayı planladığı, çoğunluğu A tipi F-35 uçaklarının sayısı 4 bin 500. En ucuz model olan F-35A tipi savaş uçağının birim fiyatının 89 milyon dolar olduğunu göz önüne alınırsa, Amerikan savunma sanayiinin, Amerikan ekonomisinin ve Trump’ın 2020 başkanlık seçimi için bu projeden beklentilerinin boyutu da daha iyi kavranabilir.</p>
<p>Bu noktada, geçirdiği kazalar nedeniyle üretimi azaltılan Boeing 737 Max 8 uçaklarının birim fiyatının 2018 yılında 117 milyon dolar olduğunu da belirtelim. Boeing’in Airbus karşısındaki pazar kaybından duyduğu öfkeyle Trump geçen hafta Avrupa Birliği’ne 11 milyar dolar ek vergiyi yükledi.</p>
<p>İster sivil ister askeri olsun, havacılık sektörünün günümüzde nasıl bir stratejik ticari savaş aracı haline geldiğini, bu iki uçak modelinin içinden geçtiği süreç net bir şekilde anlatıyor. Uçaklar ve silahlar artık bir savaşın enstrümanı olmaktan çıkarak esas çatışma sahası olan ekonominin bir aracı haline geldiler. Türkiye’de bugün hâlâ üzerine fazla düşünülmeyen “güvenlik ekonomisi” alanı üzerine yapılacak analizler, en az yerli ve milli silah projelerinin hayata geçirilmesi kadar önem taşıyor.</p>
<p>ABD F-35 uçaklarını bir yandan ticari bir üstünlük vasıtası olarak kullanırken bir yandan da bu silah üzerinden Kuzey Atlantik İttifakı’nın (NATO) dayanışmasını sembolize edecek bir medya propagandası yürütüyor. Eş zamanlı olarak S-400 füze sistemleri de yine Washington yönetimi tarafından Rusya’yı şeytanileştirmenin bir aracı olarak kullanıyor.</p>
<p><strong>Geçmişe Kısa Bir Yolculuk</strong></p>
<p>Peki, bu silah, geçmişte S-300 füze sistemi alan Yunanistan tarafından Türkiye’ye karşı alınacak olsa, ABD’den bugün izlediğimiz tepkileri görür müydü sorusunu da sormak lazım. Bu sorunun yanıtı için geçmişe kısa bir yolculuk yapıp 2002 yılında, Irak’ın işgalinden önce İzmir’de düzenlenmiş olan bir toplantıya göz atalım.</p>
<p>ABD’nin çeşitli bürokratik heyetleri, Türkiye’nin ve 15 Arap ülkesinin temsilcileri bu toplantıda hazır bulundu. Toplantıda ABD tarafı “Önleyici Müdahale Doktrini”nin tanıtımını yaptı; Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu iddiasını gündeme getirdi. Katılımcı ülkelerin itirazlarıyla karşılaşan bu iddianın ardından, Amerikan tarafı “Önleyici Müdahale Doktrini” konusunda ev sahibi ülkenin, yani Türkiye’nin görüşlerini sordu. Devamını Prof. Dr. Hasan Köni’nin anılarından (<em>Son Küresel Kart Amerikan Turanı</em>/sayfa 40) okuyalım:</p>
<p>“Dedim ki, ‘Anladık&#8230; Bir düşmanın elinde bize karşı saldıracak silahlar var, kendi boyunu aşacak şekilde silahlanmaya devam ediyor, büyük bir çatışma olmasın, can kaybı ortaya çıkmasın diye biz buna müdahale etmek zorundayız. Nasıl anlamış mıyız?’ ‘Evet,’ dediler ‘anlamışsınız’. ‘Güzel,’ dedim; ‘Biliyorsunuz, Güney Kıbrıs, Rusya’dan S-300 füzeleri almıştı. Bu garip ve büyük bir silahlanmadır, zaten tek düşman da biziz, aradaki mesafede sizin gibi 2 bin 500 kilometre değil 75 kilometre. İzninizle biz bunları&#8230;’ Ayağa fırladılar ‘Bu mümkün değildir’ diye. O zaman ABD’nin tek taraflı düşman tarifi yapıp, hedef seçip, belirli birtakım koşullar ileri sürüp buralara müdahale edeceği anlaşıldı.”</p>
<p>Günümüzden 17 yıl önce ABD tarafından müttefiklerinin silahlanmasına dair ortaya konan bu çifte standart bugün de değişmiş değil.</p>
<p><strong>Trump’a Beyaz Saray’ı İkinci Kez Açmak</strong></p>
<p>Rus ekonomisinin uluslararası silah pazarındaki payını azaltmak için ABD’nin neleri göze aldığına dair taze bir örnek daha Nisan ayında yaşandı. Darbeyle iktidara gelişinde ve iktidarını korumasında ABD’den her türlü desteği alan Mısır lideri Sisi, Washington ziyareti sırasında ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun açıklamasıyla soğuk bir duş aldı.</p>
<p>Pompeo kısa süre önce anlaşması imzalanmış olan Rusya’dan 20 adet Su-35 savaş uçağı alımını gerçekleştirmesi halinde Mısır’ın yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Diplomatik kaynaklar, bu baskı karşısında Mısır’ın “Arap NATO’su” projesinden çıkma kararı aldığını iddia ediyorlar.</p>
<p>2017 yılında uluslararası silah pazarının yüzde 57’sini elinde bulunduran ABD, yüzde 9,5 pay ile ikinci sırada yer alan Rusya’nın pastadaki payını küçültmek için NATO içi ya da dışı ülkeler arasında hiçbir ayrım yapmamakta kararlı görünüyor. Bu “saadet zinciri” ile sağlanan istihdam ve refah, Trump Amerikası’nı yeniden “büyük” yapıp, ABD Başkanı’na ikinci kez Beyaz Saray’ın kapılarını açarken, müttefiklerini de çok uzun vadeli şekilde kendisine bağlayacak bir hegemonyanın temellerini atacak. Dahası, F-35’lerin teknolojik donanımı, ABD’ye dünyanın her yanından veri akışı sağlayarak Pentagon’a benzeri görülmemiş bir askeri bilgi arşivine sahip olma imkânı da tanıyacak.</p>
<p><strong>Kapıya Dayanan İlk Sınav: S-400</strong></p>
<p>Türkiye’nin savunması ve enerji güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olan F-35 uçakları ile S-400 füze sistemlerinin alımı karmaşık bir denklemin merkezinde yer alıyor. Bu denklemi çözmek için ABD’nin yaptırım tehditlerine bir defa kapıyı aralamak, o kapıyı bir daha kapama ve milli çıkarları koruma fırsatına bir daha kavuşamamak anlamına gelebilir. Bu konudaki ilk sınav S-400’lerden de önce kapıya dayanmış durumda.</p>
<p>ABD, Türkiye dahil 8 ülkeye İran’dan petrol alımlarına dair tanıdığı muafiyete Mayıs ayı itibarıyla son verdi. İran’dan petrol alımına son vermek Türkiye’nin bu enerji kaynağı için (İran’ın 3 liranın biraz üzerinde kabul ettiği dolar kuru nedeniyle) iki katı ödeme yapmaya başlaması anlamına gelecek. Yine ABD’nin İran yerine kaynak için adres olarak gösterdiği Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin düşük kaliteli petrolünün rafine edilmesinin masrafı da cabası.</p>
<p>Türkiye’nin mevcut konjonktürde bölgesel çıkar çatışmaları yaşadığı Suudi Arabistan ve BAE’ye enerji güvenliğini teslim etmesinin Washington tarafından beklenebilmesi ise Ankara’nın alenen bir kumpasa itilme gayreti ile karşı karşıya olduğu konusunda fazla söze gerek bırakmıyor.</p>
<p>Rusya’dan S-400 alımından vazgeçilmesi halinde Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı tehdidin kalıcı olarak giderilmesine yönelik ne ABD’den ne de bir başka NATO üyesinden ikna edici bir teklif gelmiş değil. F-35 uçaklarının geleceği ise bir başka karadelik haline dönüştü. Türkiye’ye bu uçaklar verilse dahi, bu araçların kabiliyeti bugün ABD yönetimi tarafından da sorgulanmakta.</p>
<p><strong>ABD Kongresi’ne Sunulan Rapor </strong></p>
<p>ABD Hükümet Sorumluluklar Ofisi, Nisan ayının ikinci yarısında 81 sayfalık bağımsız bir rapor hazırlayarak ABD Kongresi’ne sundu. Rapor, Türkiye’yi F-35 parçalarının üretiminde tedarik zincirinden ve Malatya’da kurulacak bakım-ikmal tesisi projesinden çıkarabileceklerini zanneden Amerikalı siyasetçileri kendi silahları ile vuran cinsten.</p>
<p>Özetlemek gerekirse raporda, F-35’lerin uçuş için ihtiyaç duyduğu 4 bin 300 parçanın tedarik edilmesi konusunda da sıkıntı yaşandığı, daha önce satın alınan F-35’lerin konuşlandırmalarda ihtiyaç duyduğu destekleyici parçaların yüzde 44’ünün zaman içinde uçakta yapılan güncellemeler sebebiyle artık ihtiyaca cevap veremediğine dikkat çekildi.</p>
<p>Gerekli parçaların tedarik edilememesi sebebiyle F-35’lerin 2018’in Mayıs ve Kasım ayları arasında planlanan test uçuşlarının yüzde 30’unu gerçekleştiremediği kaydedilen raporda, parçalarda uyuşmazlık ve tamiratta uzun süreli gecikmeler gibi sorunların da uçağın performansında aksaklıklar oluşturduğuna vurgu yapıldı.</p>
<p>Ayrıca F-35’lerin yüzde 60’lık beklentiye rağmen tüm görevleri güvenli bir şekilde yerine getirme oranının yüzde 27’de kaldığı belirtilen raporda, “F-35 uçakları bir savaş uçağından beklenen performansın gerisinde kalıyor. Çoklu görevleri gerçekleştiremiyor veya gerektiği kadar uçamıyor” ifadesine yer verildi.</p>
<p>Öte yandan, F-35’lerin en az bir kere tüm görevleri yerine getirme oranının ise yüzde 75’lik beklentinin altında kalarak yüzde 52’lik bir oran elde ettiği belirtildi. Raporda, F-35’lerin uçuş için ihtiyaç duyduğu 4 bin 300 parçanın tedarik edilmesi konusunda da sıkıntı yaşandığı, Pentagon’un bu sorunu aşmak için çaba sarf etmesine rağmen henüz tamamen başarılı olamadığı belirtildi.</p>
<p>Bununla beraber, daha önce satın alınan F-35’lerin konuşlandırmalarda ihtiyaç duyduğu destekleyici parçaların yüzde 44’ünün zaman içinde uçakta yapılan güncellemeler sebebiyle artık ihtiyaca cevap veremediğine dikkat çekildi.</p>
<p>F-35’in denizaşırı alıcılarının yedek parça taleplerinin zamanında yerine getirilemiyor olması ve bu uçaklarda ABD’ye ait hangi parçaların kullanıldığına dair Pentagon’da bir veri tabanı bulunmadığı da raporun diğer “skandal unsurları” denildi.</p>
<p>Trump yönetimi gibi her tarafından su aldığı izlenimi veren F-35 projesi ancak müttefiklik hatırına katlanılacak bir külfete dönüşmüş durumda. Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ABD’nin silah ambargosunu atlatmış olan Türkiye’nin benzer bir baskı ortamında ne ölçüde “kaybeden” taraf olacağını Washington’daki karar vericilerin daha rasyonel değerlendirmesi gerekiyor. Malum, atalarımız “azdan az, çoktan çok” gider demişler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/f-35ten-kurt-kapani-olmaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
