<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ertuğrul özkök &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/ertugrul-ozkok/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Dec 2019 07:15:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>ertuğrul özkök &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türk solunun beyin ölümü&#8230;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/turk-solunun-beyin-olumu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/turk-solunun-beyin-olumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Dec 2019 07:15:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul özkök]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Solu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13195</guid>

					<description><![CDATA[Ertuğrul Özkök, kendisine küfür ve hakaret olarak dönecek yazısında şöyle diyor: “Bu Türk solcuları, 1969 yılında Dolmabahçe’de ellerinde ‘NATO’ya hayır’, ‘Katil Altıncı Filo defol’ pankartları ile Amerikalı bahriyelileri denize dökerken, ben 22 yaşında solcu bir gençtim. Hayatımın hiçbir döneminde ‘NATO’ya hayır’ sloganı atmadım.” Devam ediyor: “Bugünkü durum, NATO’nun ve makul insanların beyin ölümü değil, kafası hâlâ Dolmabahçe’deki o trajik eylemde kalmış Türk solcusunun beyin ölümüdür&#8230;” Özkök hep “Batı yanlısı” olduğu için böyle düşündüğünü söylüyor. Olabilir. Ben, “Türk solunun beyin ölümü” diye bir şeyden söz edemeyeceğimizi, çünkü “Türk solu” diye bir şeyin (artık) var olmadığını iddia ediyorum. Bu iddiamı, defaatle yazdım. Türkiye’de sol, evet, “sosyoloji”nin icbar ettiği bir düşünce pratiğidir ama manipüle edilmiştir. Yani, “ele geçirilmiştir&#8230;” Daha doğru bir ifadeyle, sol tarla “sürülmüştür&#8230;” Hem de NATO tarafından&#8230; Rahmetli Mahir Kaynak, 12 Eylül öncesinin “iç savaş ortamı”nı hazırlayan aktörlerin başında, Batılı müttefiklerimizin geldiğini anlatırdı. Bu konuda, kitaplarında mebzul miktar detay ve örnek var. Türkiye’deki sol terör örgütleriyle ilgili de kafamızı karıştıran, daha doğrusu zihnimizi açan değerlendirmelerde bulunurdu. Rahmetlinin kimliği (MİT’in bir haber elemanı olduğu) 9 Mart cuntası yargılamalarında deşifre edilmişti. Bu tarihten sonra, “gizli elemanlığı” sona erdi, açık kimliğiyle MİT’te görev almaya başladı&#8230; Ölünceye kadar da, “sol”un laneti altında yaşadı. Mahir Kaynak, 12 Eylül darbesinin şartlarını “olgunlaştıran” sol terör örgütlerinin Sovyetler Birliği’yle ilişkili olduğu kabulüne itiraz eden az sayıdaki istihbarat görevlisinden biriydi. Kendisiyle yapılan bir söyleşide şöyle diyordu (mealen aktarıyorum): “MİT’teki inanış &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ertuğrul Özkök</strong>, kendisine küfür ve hakaret olarak dönecek yazısında şöyle diyor: <em>“Bu Türk solcuları, 1969 yılında Dolmabahçe’de ellerinde ‘NATO’ya hayır’, ‘Katil Altıncı Filo defol’ pankartları ile Amerikalı bahriyelileri denize dökerken, ben 22 yaşında solcu bir gençtim. Hayatımın hiçbir döneminde ‘NATO’ya hayır’ sloganı atmadım.”</em></p>
<p>Devam ediyor: <em>“Bugünkü durum, NATO’nun ve makul insanların beyin ölümü değil, kafası hâlâ Dolmabahçe’deki o trajik eylemde kalmış Türk solcusunun beyin ölümüdür&#8230;”</em></p>
<p>Özkök hep <strong>“Batı yanlısı”</strong> olduğu için böyle düşündüğünü söylüyor.</p>
<p>Olabilir.</p>
<p>Ben, <strong>“Türk solunun beyin ölümü”</strong> diye bir şeyden söz edemeyeceğimizi, çünkü “Türk solu” diye bir şeyin (artık) var olmadığını iddia ediyorum.</p>
<p>Bu iddiamı, defaatle yazdım.</p>
<p>Türkiye’de sol, evet, <strong>“sosyoloji”</strong>nin icbar ettiği bir düşünce pratiğidir ama manipüle edilmiştir. Yani, <strong>“ele geçirilmiştir&#8230;”</strong></p>
<p>Daha doğru bir ifadeyle, sol tarla <strong>“sürülmüştür&#8230;”</strong></p>
<p>Hem de <strong>NATO</strong> tarafından&#8230;</p>
<p>Rahmetli <strong>Mahir Kaynak</strong>, 12 Eylül öncesinin <strong>“iç savaş ortamı”</strong>nı hazırlayan aktörlerin başında, Batılı müttefiklerimizin geldiğini anlatırdı.</p>
<p>Bu konuda, kitaplarında mebzul miktar detay ve örnek var.</p>
<p>Türkiye’deki sol terör örgütleriyle ilgili de kafamızı karıştıran, daha doğrusu zihnimizi açan değerlendirmelerde bulunurdu.</p>
<p>Rahmetlinin kimliği <em>(<strong>MİT</strong>’in bir haber elemanı olduğu)</em> <strong>9 Mart cuntası </strong>yargılamalarında deşifre edilmişti.</p>
<p>Bu tarihten sonra, <strong>“gizli elemanlığı”</strong> sona erdi, açık kimliğiyle MİT’te görev almaya başladı&#8230; Ölünceye kadar da, <strong>“sol”</strong>un laneti altında yaşadı.</p>
<p>Mahir Kaynak, 12 Eylül darbesinin şartlarını “olgunlaştıran” sol terör örgütlerinin <strong>Sovyetler Birliği</strong>’yle ilişkili olduğu kabulüne itiraz eden az sayıdaki istihbarat görevlisinden biriydi.</p>
<p>Kendisiyle yapılan bir söyleşide şöyle diyordu (mealen aktarıyorum): <strong>“MİT’teki inanış şuydu: 1970-80 arası Türkiye’de tedhiş ve terör uygulayan sol örgütler, Sovyetler Birliği tarafından desteklenmekte ve finanse edilmektedir. Ben bu kanaatin yanlış olduğunu anlatırdım ama inandıramazdım. ‘Soğuk Savaş’ şartları içinde, Sovyetler Birliği’nin ülkemizde faaliyet göstermesi, hele ‘sol düşünce’ye sahip terör örgütlerini yönlendirmesi düşünülemezdi. Ayrıca Sovyetler Birliği’nin bunda bir çıkarı yoktu. Türkiye’nin, terör üzerinden de stabilize edilmesi en çok NATO’nun ve Amerika’nın işine yarardı; NATO müdahalesini meşrulaştırırdı. Benim kanaatim şuydu: Sol terör örgütlerine finans ve silah desteği NATO güdümündeki örgütler tarafından sağlanmaktadır. Bu örgütlerin Belçika bağlantısı araştırılmalıdır. Belçika dediğimizde, doğrudan NATO’dan söz ediyoruz. NATO, hangi kanallarla ‘derin devlet’e nüfuz etmiştir? Öncelikle oraya bakılmalıdır. Bu kanaatimi 12 Eylül darbesi pekiştirdi. 12 Eylül’e en büyük gerekçeyi, ülkemizdeki sol terör örgütlerinin ‘eylemleri’ sunmuştur.”</strong></p>
<p>Kendilerini kullandıran, bilerek ya da bilmeyerek NATO’ya hizmet eden “sol örgütler” için de şu değerlendirmeyi yapıyordu Kaynak (yine mealen aktarıyorum): <strong>“Türkiye de 1960 darbesi akabinde solun önü açılmış ve 1970&#8217;de de Baas tipi bir ihtilalin, bir darbenin arkasına İngiltere geçmişti. Bu ülkesini düşünen, Türkiye&#8217;nin bağımsızlığı için mücadele eden insanları gerçekte kullanan onlardı. Hiçbir gencimi, hiçbir arkadaşımı itham etmiyorum. Bilinçli olarak bu hareketin içine katıldıklarını söylemiyorum. Bu bir varsayımdır, tartışılabilir. Kendilerini İngilizlere kullandıranlar 12 Mart’ın önünü açmıştır. Aynı anda sol ve sağ tedhiş gruplarının sahne aldığı 12 Mart sonrasındaki olaylar da 12 Eylül’ü getirmiştir.”</strong></p>
<p>Bütün bu teknik (istihbari) açıklamalardan benim süzdüğüm gerçek şu:</p>
<p>Sol tarlayı da NATO-ABD <em>(uzantısındaki Derin Devlet-Gladyo)</em> ittifakı sürmüş.</p>
<p>Daha doğrusu, Türk solunun <strong>“beyin ölümü”</strong>, soğuk savaş yıllarında gerçekleşmiş.</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/turk-solunun-beyin-olumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ertuğrul Özkök, Binali Yıldırım Röportajındaki Skandalı Böyle İzah Etti</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ertugrul-ozkok-binali-yildirim-roportajindaki-skandali-boyle-izah-etti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ertugrul-ozkok-binali-yildirim-roportajindaki-skandali-boyle-izah-etti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2019 08:03:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul özkök]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9288</guid>

					<description><![CDATA[Binali Yıldırım ile yaptığı röportajı çarpıtıp kamuoyuna sunarak bir skandala imza atan Ertuğrul Özkök, gelen tepkiler üzerine akla mantığa sığmayan bir açıklama yaptı. Özkök skandalla ilgili, &#8216;Yazının kısaltılmasıyla farklı anlam çıkmış&#8217; savunmasında bulundu. Cumhur İttifakı ve AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ile 31 Mart&#8217;ta yapılacak yerel seçimler üzerine bir röportaj yapan Ertuğrul Özkök, Yıldırım&#8217;ın vergi konusundaki sözlerini, çarpıtarak servis etti. Yıldırım&#8217;ın “İstanbul, Türkiye’de ödenen vergilerin yüzde 49’unu toplarken, bu gelirden yüzde 10 pay almaktadır. İstanbul’un toplanan vergilerden aldığı pay artmalıdır.” sözlerini, &#8221;İstanbul&#8217;dan daha vergi almamız lazım&#8221; şeklinde servis eden Özkök&#8217;e Yıldırım&#8217;dan yalanlama geldi. Yıldırım, &#8221;Tam aksine, İstanbul çok vergi ödüyor; az pay alıyor” dedi. AKLA, MANTIĞA UYMAYAN İZAHAT İmza bıraktığı skandalı bugünkü yazısına taşıyan Ertuğrul Özkök konuya ilişkin, &#8221;&#8217;İstanbul&#8217;dan daha fazla vergi almamız lazım&#8217; bölümü kısaltılırken sanki İstanbullu vatandaşa yeni vergi konacak gibi bir anlam çıkmış&#8221; ifadesini kullandı. Ancak Özkök&#8217;ün iddiasının aksine, &#8221;İstanbul&#8217;dan daha fazla vergi almamız lazım&#8221; ifadesi gazetenin birçok bölümünde kullanıldı. Öte yandan gazetecilik ve genel yayın yönetmenliği tecrübesine sahip Özkök&#8217;ün, &#8216;defalarca zikredilen&#8217; basit bir yazım hatası gibi gösterme gayreti ise dikkatlerden kaçmadı. Star]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Binali Yıldırım ile yaptığı röportajı çarpıtıp kamuoyuna sunarak bir skandala imza atan Ertuğrul Özkök, gelen tepkiler üzerine akla mantığa sığmayan bir açıklama yaptı. Özkök skandalla ilgili, &#8216;Yazının kısaltılmasıyla farklı anlam çıkmış&#8217; savunmasında bulundu.</strong></p>
<p>Cumhur İttifakı ve AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ile 31 Mart&#8217;ta yapılacak yerel seçimler üzerine bir röportaj yapan Ertuğrul Özkök, Yıldırım&#8217;ın vergi konusundaki sözlerini, çarpıtarak servis etti.</p>
<p>Yıldırım&#8217;ın “İstanbul, Türkiye’de ödenen vergilerin yüzde 49’unu toplarken, bu gelirden yüzde 10 pay almaktadır. İstanbul’un toplanan vergilerden aldığı pay artmalıdır.” sözlerini, &#8221;İstanbul&#8217;dan daha vergi almamız lazım&#8221; şeklinde servis eden Özkök&#8217;e Yıldırım&#8217;dan yalanlama geldi. Yıldırım, &#8221;Tam aksine, İstanbul çok vergi ödüyor; az pay alıyor” dedi.</p>
<p>AKLA, MANTIĞA UYMAYAN İZAHAT</p>
<p>İmza bıraktığı skandalı bugünkü yazısına taşıyan Ertuğrul Özkök konuya ilişkin, &#8221;&#8217;İstanbul&#8217;dan daha fazla vergi almamız lazım&#8217; bölümü kısaltılırken sanki İstanbullu vatandaşa yeni vergi konacak gibi bir anlam çıkmış&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>Ancak Özkök&#8217;ün iddiasının aksine, &#8221;İstanbul&#8217;dan daha fazla vergi almamız lazım&#8221; ifadesi gazetenin birçok bölümünde kullanıldı.</p>
<p>Öte yandan gazetecilik ve genel yayın yönetmenliği tecrübesine sahip Özkök&#8217;ün, &#8216;defalarca zikredilen&#8217; basit bir yazım hatası gibi gösterme gayreti ise dikkatlerden kaçmadı.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9289" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/03/1553609616-5c3d11.png" alt="" width="219" height="463" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/03/1553609616-5c3d11.png 219w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/03/1553609616-5c3d11-142x300.png 142w" sizes="(max-width: 219px) 100vw, 219px" /></p>
<p>Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ertugrul-ozkok-binali-yildirim-roportajindaki-skandali-boyle-izah-etti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öyle Demiş Olamaz! Değiştirin!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/oyle-demis-olamaz-degistirin/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/oyle-demis-olamaz-degistirin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2019 07:43:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul özkök]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Temiztürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9276</guid>

					<description><![CDATA[İki-üç yıl önce Sivas&#8217;ta bir gazetede çalışan bir öğrencimiz, &#8220;Yayın yönetmenimiz röportaj yaptığım bir kişinin ağzından çıkan cümleleri değiştirerek gazeteye koydu; o kişinin öyle konuşmaması gerektiğini söyledi bunu yaparken!&#8221; demişti. Binali Yıldırım&#8217;ın Hürriyet&#8217;e, hem de Ertuğrul Özkök&#8217;e verdiği röportajdaki sözlerinin sonradan değiştirilmesi bana Sivas&#8217;taki o &#8220;değiştirme&#8221;yi hatırlattı&#8230; Gazetecilikte artık yeni bir dönem başlıyor demek ki: Kazara ağzından farklı bir cümle çıkan siyasetçilerin sözleri artık sözün sahibi tarafından değil, gazeteciler tarafından değiştirilecek! 28 Şubat günlerinin berbat Özkök gazeteciliğinden sonra bu dönemde yapılanlara da Soysal gazeteciliği deriz artık! Hakan Temiztürk]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İki-üç yıl önce Sivas&#8217;ta bir gazetede çalışan bir öğrencimiz, &#8220;Yayın yönetmenimiz röportaj yaptığım bir kişinin ağzından çıkan cümleleri değiştirerek gazeteye koydu; o kişinin öyle konuşmaması gerektiğini söyledi bunu yaparken!&#8221; demişti.<br />
Binali Yıldırım&#8217;ın Hürriyet&#8217;e, hem de Ertuğrul Özkök&#8217;e verdiği röportajdaki sözlerinin sonradan değiştirilmesi bana Sivas&#8217;taki o &#8220;değiştirme&#8221;yi hatırlattı&#8230;<br />
Gazetecilikte artık yeni bir dönem başlıyor demek ki: Kazara ağzından farklı bir cümle çıkan siyasetçilerin sözleri artık sözün sahibi tarafından değil, gazeteciler tarafından değiştirilecek!<br />
28 Şubat günlerinin berbat Özkök gazeteciliğinden sonra bu dönemde yapılanlara da Soysal gazeteciliği deriz artık!</p>
<p>Hakan Temiztürk</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/oyle-demis-olamaz-degistirin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
