<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ersoy dede &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/ersoy-dede/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Wed, 17 Apr 2019 07:26:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>ersoy dede &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeni Parti Kurulsa Da Rahatlasak</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yeni-parti-kurulsa-da-rahatlasak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yeni-parti-kurulsa-da-rahatlasak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2019 07:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ersoy dede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9847</guid>

					<description><![CDATA[Yenişafak gazetesinde Hasan Öztürk yeni parti konusunda hem tarih hem de kadro verdi dün. Ahmet Davutoğlu’nun hazırlıklarını tamamladığını Abdullah Gül’ün ise biraz daha bekleme kararı aldığını yazdı. Hadi bakalım.. Bir an önce kursalar partilerini de saflar bir netleşse şöyle.. Herkes pozisyonunu güncellese de bir rahat nefes alsak. Bu ayıp da değil yasak da.. Ama güç dengesine göre hareket belirlemek ahlaksızlığın dik âlâsı. Ben bu tavrı dershaneler sürecinde, 17/25 Aralık’ta, Gezi’de vesairede açıkça gördüm. Televizyon programlarına iki satır yorum yapmamak için hasta numarası yapanı mı ararsınız, ‘kitabıma yoğunlaştım iki ay televizyonlara ara verdim’ diyeni mi!.. Hepsi şimdi ‘En Baba Reisçi’. Neden? Çünkü savaşı Reis kazandı. Yanlışlıkla Erdoğan’ın başına bir hal gelseydi ‘verin ipini bana ben çekeyim’ diyeceklerdi. Buna inanın. Şimdi de aynı kötü koku var ortalıkta. Hayatlarının hiçbir döneminde ‘delikanlı’ olmayı başaramamış ‘kaybeden’ler,“oraya mı göz kırpsam burada kalıp ‘ölümüne Reisçilik’ mi yapsam” diye düşünüyor. Hasbi değil hesabiler çünkü. Şu parti işleri falan bir bitse de rozetleri taksa herkes yakasına. Yoksa olmayacak. STV ekranına çıkıp FETÖ tezlerini savundu mu savunmadı mı? Ekrem İmamoğlu’nun FETÖ kumpasları döneminde örgütün televizyonlarına çıkıp Fenerbahçe’yi ‘şikeci’ olmakla suçladığını yazdık ya. Bazı Trabzonspor taraftarı hemşehrilerimizin gücüne gitmiş.. Eski bir AK Parti milletvekili bana mesaj atıp, “Sırf kupasını istiyor diye Ekrem İmamoğlu’nu FETÖ’cü ilan ederseniz hepimizi FETÖ’cü ilan etmeniz &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yenişafak gazetesinde Hasan Öztürk yeni parti konusunda hem tarih hem de kadro verdi dün. <strong>Ahmet Davutoğlu’nun hazırlıklarını tamamladığını Abdullah Gül’ün ise biraz daha bekleme kararı aldığını yazdı.</strong> Hadi bakalım.. Bir an önce kursalar partilerini de saflar bir netleşse şöyle.. Herkes pozisyonunu güncellese de bir rahat nefes alsak. Bu ayıp da değil yasak da.. <strong>Ama güç dengesine göre hareket belirlemek ahlaksızlığın dik âlâsı. </strong>Ben bu tavrı dershaneler sürecinde, 17/25 Aralık’ta, Gezi’de vesairede açıkça gördüm. <strong>Televizyon programlarına iki satır yorum yapmamak için hasta numarası yapanı mı ararsınız, ‘kitabıma yoğunlaştım iki ay televizyonlara ara verdim’ diyeni mi!.. </strong>Hepsi şimdi ‘En Baba Reisçi’. Neden? Çünkü savaşı Reis kazandı. <strong>Yanlışlıkla Erdoğan’ın başına bir hal gelseydi ‘verin ipini bana ben çekeyim’ diyeceklerdi. </strong>Buna inanın. Şimdi de aynı kötü koku var ortalıkta. Hayatlarının hiçbir döneminde ‘delikanlı’ olmayı başaramamış ‘kaybeden’ler,<strong>“oraya mı göz kırpsam burada kalıp ‘ölümüne Reisçilik’ mi yapsam” </strong>diye düşünüyor. Hasbi değil hesabiler çünkü. Şu parti işleri falan bir bitse de rozetleri taksa herkes yakasına. Yoksa olmayacak.</p>
<p><strong>STV ekranına çıkıp FETÖ tezlerini savundu mu savunmadı mı?</strong><br />
Ekrem İmamoğlu’nun FETÖ kumpasları döneminde örgütün televizyonlarına çıkıp Fenerbahçe’yi ‘şikeci’ olmakla suçladığını yazdık ya. Bazı Trabzonspor taraftarı hemşehrilerimizin gücüne gitmiş.. Eski bir AK Parti milletvekili bana mesaj atıp, <strong>“Sırf kupasını istiyor diye Ekrem İmamoğlu’nu FETÖ’cü ilan ederseniz hepimizi FETÖ’cü ilan etmeniz gerekir” </strong>dedi. Bu kişi, anlaşılan Trabzon kamuoyunda oluşan hissiyatı dile getiriyor. İşin FETÖ kısmı elbette önemli. Fakat ben İmamoğlu’nun ‘Fetöcü’lüğünden çok tutarsızlığını eleştiriyorum. <strong>Bana tepki gösteren Trabzonlu hemşehrilerim herhalde hiçbir şart altında sarı/lacivert atkıyla Kadıköy’e koşmayacaktır. </strong>Benim eleştirdiğim kısmı bu. Ekrem Bey’in, dün FETÖ tezleriyle Fenerbahçe’ye saldırırken bugün Kadıköy’de Fenerbahçe taraftarına mazbata tezahüratı yaptırması tutarsızlıktır. Yapacak bir şey yok.</p>
<p><strong>Einstein bir dahi mi yoksa eşinin buluşlarına çöken bir sahtekar mı?</strong><br />
Devlet Opera ve Balesi’nin masasında muhteşem bir eser var. Önümüzdeki günlerde eğer onaylanırsa sahnelerde izleyeceğimiz bir bale eseri. <strong>“Aşkın İzafiyeti: Mileva Maric’in Trajedisi”.. </strong>Metin yazarı ve bestecisi <strong>Cüneyt Büyükyaka</strong>. Eseri benim açımdan önemli kılan ise hikayesi. Öyle bir iddia ortaya koyuyor ki Cüneyt, eğer doğruysa bizim 100 yıllık ezberimiz bir anda değişebilir. Çok kısa arz edeyim. Einstein’in fizik kariyeri meslektaşı Mileva ile evlendikten sonra bir anda hızla değişiyor. Öyle ki, evlendikten sadece 3 yıl sonra, 1905’te  Einstein, arka arkaya tarihsel buluşlara imza atmaya başlıyor. ‘Foto Elektrik Efekti’, ‘Brownion Motion’, ‘Özel Görelilik Teorisi’ ve şu çok ünlü ‘ E=mc2’ işte bu yılın ürünü… Hatta ‘Foto Elektrik Efekti’ makalesi onu 1921 yılında alacağı Nobel’e taşıyan en önemli işlerinden biri.<strong>Eserde iddia edilen ise Einstein’ın, bunca buluşa tek başına imza atmamış olabileceği. En önemli delili ise Mileva’nın son mektubu. </strong>Boşanmak için, günün birinde Nobel’i alırsa, kazandığı parayı Mileva’ya vermeyi kabul eden Einstein, bu taahhüdünü hemen yerine getirmemiş ve o zaman Mileva tarafından, tüm çalışmaları beraber yaptıklarını söylemekle tehdit edilmiş. Einstein ise ona cevabında <strong>“Yazdıklarınla beni güldürdün. Hakkında konuştuğun adam bu kadar başarılı olmuşken, kimse senin söylediklerine ilgi göstermez” </strong>demiş. Ama Nobel’den aldığı parayı da paşa paşa vermiş. İnsan sormadan edemiyor, yoksa Einstein başarılı bir kadının hakkını yiyen bir sahtekar mıydı?</p>
<p>Ersoy Dede/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yeni-parti-kurulsa-da-rahatlasak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ezan İstiklâlimizin Sembolüdür</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/9081/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/9081/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Mar 2019 08:09:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ersoy dede]]></category>
		<category><![CDATA[Ezan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9081</guid>

					<description><![CDATA[İstiklâl caddesinde istiklâlimizin sembolü ezanın susturulma gayreti bir defa daha gösterdi ki kat etmemiz gereken yol çok uzunmuş meğer. Bir müslüman şehrinde ezan okunmuyorsa o şehir tutsak olmuş demektir. Prangalar vurulmuşsa ezana rahat uyku haramdır o şehrin müslümanlarına. Bu kadar net. Kim ki, ezanın sesini bastırmaya çalışır, müezzini susturmaya kalkar işte o, bu milletin istiklâline kast etmiş demektir.. “Zulüm 1453’ye başladı” diyerek aslında Gezi kalkışmasının ne olduğunu apaçık ifşa eden zihniyet işte şimdi yeniden sahnede.. 15 Temmuz’da nasıl ki işgalcilerle bir olup camiler basıp müezzinleri darp ettiler.. Nasıl ki sabah ezanı için, ‘beni uykumdan uyandıran imamı mı keseyim’ dediler, işte bunlar bizim istiklâlimize kast edenler. Sadece ezandan rahatsız değiller ki.. Bayraktan da rahatsız bunlar.. İnanmıyorsanız sağlamasını yapalım. Bakın kimlerle ittifak ettiklerine fotoğrafı daha net göreceksiniz. “Kürdistan’a oy vereceğim” diyen adamı “Yani bize” diyerek tamamlayan CHP’li hakkında parti kılını bile kıpırdatmadı. “Biz PKK’nın oyuna talibiz” diyen CHP’li milletvekili disipline falan sevk edilmedi. Yanıbaşında yapılan PKK propagandasıyla seçmenden oy isteyen Şişli belediye başkan adayı adaylıktan el çektirilmedi. Peki kim bu müttefiki CHP’nin? Elbette HDP. Hani şu kongrelerinde şanlı Türk bayrağını yerlere atıp üstünde tepinen HDP. Beka ne demektir biliyor musunuz? Bayrağımızla, ezanımızla vücut bulmuş olan varlığımızdır. Ve CHP bu iki değerimize de işte böyle saldırıyor. Hem de bunu   ‘bağımsızlık benim karakterimdir’ diyen Gazi Mustafa Kemal’in arkasına saklanarak yapıyor. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstiklâl caddesinde istiklâlimizin sembolü ezanın susturulma gayreti bir defa daha gösterdi ki kat etmemiz gereken yol çok uzunmuş meğer. <strong>Bir müslüman şehrinde ezan okunmuyorsa o şehir tutsak olmuş demektir. Prangalar vurulmuşsa ezana rahat uyku haramdır o şehrin müslümanlarına. </strong>Bu kadar net. Kim ki, ezanın sesini bastırmaya çalışır, müezzini susturmaya kalkar işte o, bu milletin istiklâline kast etmiş demektir.. <strong><u>“Zulüm 1453’ye başladı” </u></strong>diyerek aslında Gezi kalkışmasının ne olduğunu apaçık ifşa eden zihniyet işte şimdi yeniden sahnede.. <strong>15 Temmuz’da nasıl ki işgalcilerle bir olup camiler basıp müezzinleri darp ettiler.. Nasıl ki sabah ezanı için, ‘beni uykumdan uyandıran imamı mı keseyim’ dediler, işte bunlar bizim istiklâlimize kast edenler. </strong>Sadece ezandan rahatsız değiller ki.. Bayraktan da rahatsız bunlar.. İnanmıyorsanız sağlamasını yapalım. Bakın kimlerle ittifak ettiklerine fotoğrafı daha net göreceksiniz. <strong>“Kürdistan’a oy vereceğim” </strong>diyen adamı <strong>“Yani bize”</strong> diyerek tamamlayan CHP’li hakkında parti kılını bile kıpırdatmadı. <strong>“Biz PKK’nın oyuna talibiz” </strong>diyen CHP’li milletvekili disipline falan sevk edilmedi. Yanıbaşında yapılan PKK propagandasıyla seçmenden oy isteyen Şişli belediye başkan adayı adaylıktan el çektirilmedi. Peki kim bu müttefiki CHP’nin? <strong>Elbette HDP. Hani şu kongrelerinde şanlı Türk bayrağını yerlere atıp üstünde tepinen HDP. </strong>Beka ne demektir biliyor musunuz? Bayrağımızla, ezanımızla vücut bulmuş olan varlığımızdır. Ve CHP bu iki değerimize de işte böyle saldırıyor. Hem de bunu   <strong>‘bağımsızlık benim karakterimdir’</strong> diyen Gazi Mustafa Kemal’in arkasına saklanarak yapıyor. Yapmayın. Ayıptır.</p>
<p><strong>Bu acayip tablonun içinden temiz siyaset nasıl çıkacak?</strong></p>
<p>Siyaset sahnesi bir haftadır Mansur Yavaş’ın sahte senet skandalıyla çalkalanıyor. İşler içinden çıkılmaz boyutlara varınca Mansur Bey de bir açıklama yapmak zorunda kaldı. <strong>Sahte senedin alacaklısı tarafından kendisine verildiğini, özetle kendisinin de oyuna getirildiğini anlattı. </strong>Bunları anlatırken de iş ilişkisi içinde olduğu adam ile ilgili demediğini bırakmadı. Sahte sonuç belgesiyle üniversiteye girmesinden tutun da, tehdit, şantaj, evrakta tahrifat gibi pek çok ayrı suçtan hakkında işlem yapıldığını anlattı. <strong>Yani avukat olarak hakkını savunduğu kişinin <em>(söz konusu alacağın böyle doğduğu anlaşılıyor) </em>böyle acayip kriminal bir tip olduğunu söyledi. </strong>Bizzat kendi söyledi. Kimse de bu ilişki biçiminde bir sorun görmedi. Fakat cevaplanması gereken asıl soru ortada duruyor. <strong><u>Böyle garip ticari ilişkilerin içinde olan birine sahiden Başkent emanet edilebilir mi? </u></strong>Bütün bu olup biten garipliklerden adaylık sürecinde CHP’nin bilgisi var mıydı? Sahte senetle vurgun yapmaya kalkarken suçüstü yakalanan, insanlara tehdit mesajları falan yollayan bir adamı, bilselerdi yine de aday yaparlar mıydı acaba? Belki de yaparlardı, kim bilir…</p>
<p><strong>Elbette Melaina Trump değil o! Nereden mi biliyorum?</strong><br />
<strong><img decoding="async" class="" src="https://imgs.star.com.tr/imgsdisk/2019/03/12/120320192159490373443_3.jpg" alt="" width="640" height="363" /></strong></p>
<p>Dünya bu fotoğrafı konuşuyor. Kimi yüz hatlarını inceliyor kimi saçlarını bacaklarının duruşunu vesaire. Trump’ın bazen yanına first lady yerine onun dublörünü aldığı iddia ediliyor fakat hiç kimse gerçeği bilmiyor. Ben söyleyeyim. Bu fotoğraftaki kadın Melania Trump değil. Eminim. Melania olsa hiç Donald Trump’ın elini tutar mıydı?</p>
<p>Ersoy Dede/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/9081/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
