<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ermenistan &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/ermenistan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sun, 13 Dec 2020 11:56:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Ermenistan &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Karabağ Azatlık Harekâtı Büyük Azerbaycan’a Dönüşür Mü?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/karabag-azatlik-harekati-buyuk-azerbaycana-donusur-mu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/karabag-azatlik-harekati-buyuk-azerbaycana-donusur-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cem ÇALIŞICI]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2020 08:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16402</guid>

					<description><![CDATA[Sayın Cumhurbaşkanı&#8217;nın Bakû&#8217;da törenlerde okuduğu rahmetli Bahtiyar Vahapzade&#8217;ye ait Aras şiiri ki geçen gün paylaştım, İran rejimini oldukça rahatsız etti. Tahran Büyükelçimiz Prof. Dr. Derya Örs ki İranoloji uzmanıdır, Dışişleri Bakanlığına çağrıldı, izahat istendi. Aynı zamanda İran Dışişleri Bakanlığı açıklama yaparak Türkiye&#8217;yi Osmanlı yayılmacılığı yapmakla (!) suçladı. Bazı vekiller Safevi devleti haritaları yayınlayarak, sınırlarının Kafkasya&#8217;ya kadar uzandığını belirttiler.. Bahtiyar Vahapzade ile 2000 senesinde Malatya’da tanıştım. Bir Mayıs akşamı aslen Azerbaycanlı olan Yavuz Bülent Bakiler ile beraber Türkçe ve Türk Dünyası üzerine uzun bir söyleşi gerçekleştirdiler. Salon tıklım tıklımdı. 4 saat boyunca ayakta pürdikkat kendilerini dinledim..2 saat sürmesi planlanan söyleşi 4 saat sürdü. Sabah saat 4’te kalkıp sınıfça daha evvel planladığımız Doğu ve Güney Doğu Anadolu gezisine çıkmıştık. Lakin gece 4 saatlik ayakta kalmak daha evvel gündüzden de gezi planlaması için sağa sola koşturmaktan mütevellid bayağı yorulmuş, gezi de şişen ayaklarımdan epey çekmiştim.. Bahtiyar bey bu söyleşisinde Araz şiirini de okumuştu…Ki bu şiir Sovyet Akademiyalarında Türkçü Turancı olarak yaftalanmasına (!) sebep olmuştu, muhtemelen Stalin devrinde bir aydın olsaydı direk kurşuna dizilirdi… Aras nehri Türkiye’den doğduktan sonra Türkiye-Ermenistan, Türkiye Nahçivan ve Azerbaycan-İran sınırının bir bölümünü oluşturduktan sonra Kura nehri ile birleşip Hazar Denizine dökülür. Bu nehir aynı zamanda iki Azerbaycan’ı da ayıran &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sayın Cumhurbaşkanı&#8217;nın Bakû&#8217;da törenlerde okuduğu rahmetli Bahtiyar Vahapzade&#8217;ye ait Aras şiiri ki geçen gün paylaştım, İran rejimini oldukça rahatsız etti. Tahran Büyükelçimiz Prof. Dr. Derya Örs ki İranoloji uzmanıdır, Dışişleri Bakanlığına çağrıldı, izahat istendi. Aynı zamanda İran Dışişleri Bakanlığı açıklama yaparak Türkiye&#8217;yi Osmanlı yayılmacılığı yapmakla (!) suçladı. Bazı vekiller Safevi devleti haritaları yayınlayarak, sınırlarının Kafkasya&#8217;ya kadar uzandığını belirttiler..</p>



<p>Bahtiyar Vahapzade ile 2000 senesinde Malatya’da tanıştım. Bir Mayıs akşamı aslen Azerbaycanlı olan Yavuz Bülent Bakiler ile beraber Türkçe ve Türk Dünyası üzerine uzun bir söyleşi gerçekleştirdiler. Salon tıklım tıklımdı. 4 saat boyunca ayakta pürdikkat kendilerini dinledim..2 saat sürmesi planlanan söyleşi 4 saat sürdü. Sabah saat 4’te kalkıp sınıfça daha evvel planladığımız Doğu ve Güney Doğu Anadolu gezisine çıkmıştık. Lakin gece 4 saatlik ayakta kalmak daha evvel gündüzden de gezi planlaması için sağa sola koşturmaktan mütevellid bayağı yorulmuş, gezi de şişen ayaklarımdan epey çekmiştim..</p>



<p>Bahtiyar bey bu söyleşisinde Araz şiirini de okumuştu…Ki bu şiir Sovyet Akademiyalarında Türkçü Turancı olarak yaftalanmasına (!) sebep olmuştu, muhtemelen Stalin devrinde bir aydın olsaydı direk kurşuna dizilirdi…</p>



<p>Aras nehri Türkiye’den doğduktan sonra Türkiye-Ermenistan, Türkiye Nahçivan ve Azerbaycan-İran sınırının bir bölümünü oluşturduktan sonra Kura nehri ile birleşip Hazar Denizine dökülür. Bu nehir aynı zamanda iki Azerbaycan’ı da ayıran bir nehirdir. Üzerinde binlerce senelik köprülerin olduğu (Xüdafer), Azerbaycan milliyetçiliği güdenlerin üzerine şiirler yazdığı bir nehirdir.</p>



<p>Aras bir sınır olarak , ilk defa 1813 senesinde İran ile Rusya arasında imzalanan Golestan (Gülistan) Antlaşması ile kabul edildi.. Bu tarihle Azerbaycan ikiye ayrıldı.. hemen şunu söyleyelim ki tarihte Azeri diye bir halk yoktur. Azerbaycan ismi de Azeri ismi de 19. Yyda ortaya çıkan sömürgeciliğin bir yansıması. Bölge 1000’li senelerden buyana bir Türk yurdudur. Halkı Oğuz Türklerinden inmedir.Ki bu halk bölgede Akkoyunlu, Karakoyunlu, Safevi hanedanı, Kaçar hanedanı gibi devletler de kurmuşlardı. Önemli oymakların liderliğinde devlet ve hanedan kurulmuştu. Safevi devleti 18. Yyda taht kavgaları neticesinde çökünce tahtı Avşar boyu liderli Nadir Şah devraldı.. İran’da düzeni sağlamak istediği gibi, İslam dünyasında Şİİ-Sünni ihtilafına son vermek istedi.. Babürleri yenip Delhi’yi yağmaladı, bu durum Babürlerin 30 senede İngilizler tarafından sömürgeleşmesine sebebiyet verdi. Osmanlı ile de savaştı. Şiiliğin İmamiye fırkasının Osmanlı makamlarınca 5. hak mezhep olarak kabul edilmesini istedi. Ülkede Şeyhayn olarak bilinen Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ömer ile bu sahabelerin kızları olan müminlerin anneleri Hazreti Aişe ve Hazreti Hafsa validelerimize küfredilmesini yasakladı. Şii mollalar bu duruma direndiler. Ülkede bulunan aşiret reisleri ve de eski Safevi hanedanından kişiler ayaklandılar. Ülke parçalandı. De fakto olarak ülkenin kuzeyinde bugün Azerbaycan olarak bilinen bölgede Türk aşiretleri ufak devletler kurdular. Baku, Şeki, Talış, Gence, Karabağ, Revan, Nahçivan, Şirvan ve Kuba hanlıklıkları olarak bu devletler, Kaçar hakimiyeti esnasında İran’ı metbu olarak tanıyorlardı..İşte bugün Azerbaycan olarak bilinen ülkenin kuruluş aşaması bu hanlıklara dayanmaktadır.Bu hanlıklar kendi aralarında da anlaşamamakta birbirinin sınırlarına tecavüz de etmekteler. Halkları tamamen Türk olmasına rağmen..</p>



<p><br>Bu dönemde Rusya Kafkaslar’dan güneye doğru sarkmaya başlayacak bu hanlıkların da iç işlerine karışmaya başlayacaktır. Bölge İran’ın hakimiyet sahası olduğu için Rusya ile çatışma ister istemez mukadderdi. 1813’te yapılan savaşta, Rusya yenmiş, taraflar arasında Golestan Antlaşması imzalanmış , Revan ve Nahçivan Hanlıkları dışında bütün hanlıklar Rusya’ya terk edilmişti.</p>



<p>Böylece Azerbaycan’a giden yol açılmıştı. Rusya, Türk ülkelerini yönetmek adına, hakim olmak adına böl, parçala ve yönet düşüncesi gereği bölge tarihinde İslam öncesi bir yer ismi olan ve ateş ülkesi manasına gelen Azerbaycan ve Azeri ismi bölgede kabul edilmiştir. Bölgenin Türklüğü unutturulmak istenmiştir.</p>



<p>Rusya’nın emperyalist politikası neticesinde 1826-28 Savaşını da Rusya kazanmış, 1828’de Türkmençay Antlaşması imzalanarak Nahçivan ve Revan hanlıkları da Rusya’nın hakimiyetine girmiş, bu anlaşma ile şiirlere konu olan Aras nehri Azerbaycan’ı ikiye bölmüş, Azerbaycan’ın kuzeyi Rus hakimiyetinde kalırken güneyi de İran’a bırakılmıştır. Revan Hanlığı’nın Ruslara bırakılması bölgede Ermenistan devletinin de temellerinin atılmasına sebep olmuştur. Rusya’nın amacı Osmanlı Türkleri ile Türkistan Türkleri arasında , icabında kullanacağı tampon bir devlet kurmaktı. Bu amaçla bölgeden yüzbinlerce Türk sürülmüş, katledilmiştir.</p>



<p>Bu hanlıkların her biri bölgede bulunan Türk oymakları tarafından kurulmuş, daha evvel bir devlet kurma, yaşatma tecrübeleri olmamıştır. Dış politika deneyimleri yoktur. Ateşli silahlardan mücehhez, düzenli bir orduları da bulunmamakta olup yek diğeri diğer hanlıklarla mücadele içindedirler. Yani son, kaçınılmazdır…</p>



<p>1925’te İran’da Kaçar hakimiyeti son bulup yerine Fars egemenliği başladı. Rıza Han, Hazreti Ömer’den bu yana İran’da hakimiyet kuran ilk Fars asıllı kişidir. Tabi burada İran Türklüğünün rolü ne olur? Tabi bu dönemde Azeri Türklerinin önderliğinde Türk hakları için mücadele edildiği gibi, içlerinde Fars milliyetçiliğinin doktrineri olan, Azerilerin Fars kökenli olduklarını ve Selçuklu ve İlhanlılar döneminde zorla Türkleştirildiklerini savunan Ahmet Kesrevi gibi Azeriler de ortaya çıktı. İran Azerileri kendilerine Türk dedikleri halde ısrarla Azeri kavramı ön plana çıkartıldı.İran&#8217;ın başkenti Tahran’dır ama Tebriz’in evet demediği hiçbir iş yapılmaz gibi saçma sapan düşünceleri halk arasında yayarak baş kaldırmaları engellendi. Bu dönemde Azeriler, İran toplumuna süratle eskisinden daha fazla Fars milliyetçiliğinin parçası olarak entegre olmaya başladılar. Pehlevi hanedanına güzel Azeri kızları gelin olarak gitti. Farah Diba’nın hazin hikayesini hepimiz biliriz.</p>



<p>Kum’un mollaları ile Şah arasındaki iktidar mücadelesinde Azeri Türkleri en ön planda yer aldılar. Ayetullah Ali Şeriat Medari, Ali Hamaney’den Şiilik hiyerarşisinde yüksek olmasına rağmen Devrim neticesine Ayetullah Humeyni tarafından pasifize edilerek devrimin başta bir Fars devrimi ve ülkenin de bir Fars devleti olduğunu açıkça ilan etti. Humeyni sonrası Molla rejimi bir Azeri olan Ali Hamaney’i dini lider yaparak, Azeri Türklerinin ağzına bir parmak bal çaldılar.</p>



<p>Ülkede bulunan anadili Farsça olmayanlara ana dilde eğitim bir hak olmasına rağmen bu hak sadece Azeri Türklerinden esirgendi.</p>



<p>İran basınında İran Türkleri ile hakaret dolu yayınlar yapıldı.<br>Karabağ hadiselerinde Ermenistan açıkça desteklendi..<br>Rejim hiçbir zaman Azeri Türklerine güvenmedi..</p>



<p>Garip olan bu hadiselere İran Azerilerinden açıkça bir tepki verilmemesi.. Birkaç cılız tepki sadece o kadar. Toplumun neredeyse tamamı İran içinde bir Türk milliyetçiliğine evrilmekte. Kendileri İran Türk’ü, bölge İran’ın Türk bölgeleri. İran Türklerinin çoğunluğunda İran’dan ayrı bir Azerbaycan devleti hayali yoktur. Kendilerini Azeri olarak gören İran için bu bile bir başarı.</p>



<p><br>Söylediği her sözü tartarak, bilerek söylediği ve geri vitesi olmadığı söylenen Cumhurbaşkanı&#8217;nın, hem de Bakû&#8217;deki bu şiiri boş yere okumadığı aşikar.. Kaldı ki Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen&#8217;de çıkarlarımız da çatışırken..Bu arada Molla rejimi, Türkiye&#8217;yi emperyalizm ile suçlamaktayken bu ülkelerde ne hakla asker bulundurduklarına yönelik açıklama yapmadı..</p>



<p>En az 25 milyonu Azeri, 35 milyona yakın Türk vatandaşı olan İran&#8217;ın en önemli kırılma noktası, içindeki bu Türk nüfus. Lakin korkmasınlar.. İran&#8217;ın parçlanması bizim de işimize gelmediği gibi 45 milyonluk Büyük Azerbaycan da işimize gelmez. Büyük Azerbaycan&#8217;ın ilk işi , bundan emin olalım, Kars, Iğdır ve Ağrı&#8217;yı bizden istemek, daha evvel Safevi ataları gibi içimizdeki Alevi nüfusu teşeyyü (şiileştirme) etmek olacaktır ( İran zaten çalışmaya 1980 ile başladı)..Bunun yanında bir de serbest kalan İran Kürtlerinin kurduğu Batı Kürdistan (!) belası.. Yani İran&#8217;ın parçalanması bize, Suriye&#8217;nin parçalanmasından daha fazla zarar verir.</p>



<p>Devletlerinin parçalandığını gören Fars unsurun can havliyle bölgeyi bir ateş topuna çevirip, milyonlarca insanın can derdine düşmesi de cabası tabi..</p>



<p>Yani bunu istemiyoruz.. Maksadımız İran&#8217;ın diken üstünde durması, yaptıklarının yapacaklarının bir karşılığının olduğunu görmesini istiyoruz.. Bazen patlayan bir bomba da bir iki Aceme zarar verebilir. Köklerine kıran girmez ya..</p>



<p>(Bu arada Türk Hariciyesi&#8217;nde son 10 senede yapılan değişikliler oldukça önemli. Türkiye dünyanın dört bir yanında misyon açıyor.. Sadece Afrika&#8217;da büyükelçiliklerimiz üç katına çıktı.. Türkiye&#8217;nin bu elçiliklere muhatap ülkenin uzmanlarını ataması da bizim bu işi kıvırmaya başladığımızı gösteriyor.. Derya bey, İranolog, Ahmed Kavas emperyalizm, İslam birliği üzerine uzman ve daha niceleri..)<br>İran&#8217;a dönersek, Molla pardon şeytan azapta gerek vesselam..</p>



<p>Helal olsun Reis&#8217;e..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/karabag-azatlik-harekati-buyuk-azerbaycana-donusur-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ermenistan&#8217;ın Savaşı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ermenistanin-savasi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ermenistanin-savasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 10:14:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15938</guid>

					<description><![CDATA[Ermenistan Yukarı Karabağ&#8217;ı 1991&#8217;de, Sovyetlerden bağımsızlığını ilan eder etmez işgal etti. Daha sonra işgalin sınırlarını genişleterek 1992&#8217;de Hocalı katliamını gerçekleştirdi. O tarihlerde Azerbaycan da yeni bağımsızlaşmıştı ve henüz düzenli bir orduya bile sahip değildi. Ermenistan&#8217;ın arkasında Rusya vardı. Azerbaycan&#8217;a sahip çıkacak kimse yoktu. Türkiye hem siyasi hem de sahip olunan imkanlar açısından Azerbaycan&#8217;a destek verebilecek güce sahip değildi. Gün geldi Türkiye ve Azerbaycan güçlendi. Fakat Ermenistan bunun farkında değildi. Daha doğrusu bu kez de Fransa devreye girdi ve Ermenistan&#8217;ı Azerbaycan ve Türkiye aleyhine kullanmak istedi. Daha fazla toprak elde etme arzusu Ermenistan&#8217;ı heveslendirdi. Azerbaycan topraklarına, özellikle de sivil yerleşim yerlerine taciz saldırılarına başvurdu. Geçtiğimiz Temmuz ayında Tovuz bölgesine ve özellikle de Türkiye ve Azerbaycan&#8217;ın ortak projelerinin bulunduğu bölgelere saldırılar düzenledi. Amaç hem bu bölgelerdeki sivil vatandaşları kaçırmak, hem de her iki devlete zararlar vermekti. Ne var ki gün artık eski gün değildi ve Azerbaycan karşı saldırıya geçerek saldırgan ve işgalci Ermeni ordusunu önüne katıp sürmeye, büyük kayıplar verdirmeye başladı. İşte o zaman da Ermenistan&#8217;ın küstah ve pervasız yöneticileri yaygara yapmaya ve gerçek dışı kara propagandaya başvurdu. Fakat pek kimseye yutturamadı. Ermenistan&#8217;ın işgalci ve Yukarı Karabağ&#8217;ın Azerbaycan toprağı olduğuna dair BM kararları var. Fakat Ermenistan bu güne kadar bu kararlara uymadı. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ermenistan Yukarı Karabağ&#8217;ı 1991&#8217;de, Sovyetlerden bağımsızlığını ilan eder etmez işgal etti. Daha sonra işgalin sınırlarını genişleterek 1992&#8217;de Hocalı katliamını gerçekleştirdi. O tarihlerde Azerbaycan da yeni bağımsızlaşmıştı ve henüz düzenli bir orduya bile sahip değildi. Ermenistan&#8217;ın arkasında Rusya vardı. Azerbaycan&#8217;a sahip çıkacak kimse yoktu. Türkiye hem siyasi hem de sahip olunan imkanlar açısından Azerbaycan&#8217;a destek verebilecek güce sahip değildi.</p>



<p>Gün geldi Türkiye ve Azerbaycan güçlendi. Fakat Ermenistan bunun farkında değildi. Daha doğrusu bu kez de Fransa devreye girdi ve Ermenistan&#8217;ı Azerbaycan ve Türkiye aleyhine kullanmak istedi. Daha fazla toprak elde etme arzusu Ermenistan&#8217;ı heveslendirdi. Azerbaycan topraklarına, özellikle de sivil yerleşim yerlerine taciz saldırılarına başvurdu. Geçtiğimiz Temmuz ayında Tovuz bölgesine ve özellikle de Türkiye ve Azerbaycan&#8217;ın ortak projelerinin bulunduğu bölgelere saldırılar düzenledi. Amaç hem bu bölgelerdeki sivil vatandaşları kaçırmak, hem de her iki devlete zararlar vermekti.</p>



<p>Ne var ki gün artık eski gün değildi ve Azerbaycan karşı saldırıya geçerek saldırgan ve işgalci Ermeni ordusunu önüne katıp sürmeye, büyük kayıplar verdirmeye başladı. İşte o zaman da Ermenistan&#8217;ın küstah ve pervasız yöneticileri yaygara yapmaya ve gerçek dışı kara propagandaya başvurdu. Fakat pek kimseye yutturamadı. Ermenistan&#8217;ın işgalci ve Yukarı Karabağ&#8217;ın Azerbaycan toprağı olduğuna dair BM kararları var. Fakat Ermenistan bu güne kadar bu kararlara uymadı. Şimdi Azerbaycan bu kararları bileğinin hakkıyla uygulamaya koyuyor.</p>



<p>Ermenistan cephede varlık gösteremeyince gayri nizami harp yürütüyor. Sivil yerleşim yerlerine ve Azerbaycan&#8217;ın enerji tesislerine saldırıyor. Kara propagandayla Türkiye&#8217;yi de savaşın içindeymiş gibi göstermeye çalışıyor. AB ülkelerini ve Rusya&#8217;yı bu savaşın içine çekmeye çalışıyor. Ama tutturamıyor. Bu çabaları ayağına dolaşıyor. Uçaklarını dağa çarptırıyor. Kendi askerlerini kendi tanklarını vuruyor.Bunun suçunu da Türkiye&#8217;nin üzerine yıkmaya çalışıyor.</p>



<p>Türkiye Azerbaycan&#8217;a destek veriyor ama bilfiil savaşın içinde değil. Rusya Ermenistan&#8217;ın savaşının haklı bir savaş olmadığını söyleyerek her iki devlete de aynı mesafede duruyor. Fransa ise açıktan destek vermeye çekiniyor. Almanya taraf görünmemek için temkinli yaklaşıyor. Bu durum, Azerbaycan&#8217;ın arkasında duran Türkiye&#8217;nin etkisidir.</p>



<p>Ermenistan zorda. Çareyi daha fazla çamur yapmakta, daha fazla nizami harp kurallarını ihlal etmekte görüyor. Bu arada savaş suçları işliyor. Bölgeye PKK&#8217;lıları getiriyor. Paralı askerleri devreye sokuyor. Kendi askerlerini kaçmasınlar diye mevzilere zincirliyor. Paşinyan kışkırtacak birilerini bulabilmek için aramadık kimse bırakmıyor. Sanki işgalci ve saldırgan olan o değilmiş, mağdurmuş gibi çalmadık kapı bırakmıyor.</p>



<p>Bütün bunlar Ermenistan&#8217;ın tutunacak meşru bir dalı olmadığını gösteriyor. Düştüğü kendi kazmış olduğu kuyuda debelenip duruyor. Hakikati yanıltmak her zaman mümkün değildir. Ermenistan layığını, hak yerini buluyor. Ama hak kendi kendine yerini bulmuyor. Azerbaycan bunu gücüyle sağlıyor. Saldırgana dersini veriyor. Gücün varsa hakkını alabilirsin. Yoksa meydan Paşinyan gibi sahtekarlara kalır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ermenistanin-savasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye &#8211; Ermenistan İlişkileri: Geçmişten Geleceğe Değişen Bir Şey Yok</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/turkiye-ermenistan-iliskileri-gecmisten-gelecege-degisen-bir-sey-yok/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/turkiye-ermenistan-iliskileri-gecmisten-gelecege-degisen-bir-sey-yok/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Umur Yücel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 May 2018 22:05:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[9. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Haziran 2018]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Umur Yücel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=2146</guid>

					<description><![CDATA[Türk-Ermeni ilişkilerinin tarihsel sürecine baktığımızda hem 2000’li yıllarda hem de öncesinde Türkiye’nin, bölgede güvenin, refahın ve barışın sağlanması için elinden gelen çabayı sarf ettiğini görebiliriz. Yalnız görülen odur ki Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi ancak Ermenistan’ın normalleşmesiyle mümkün olacaktır. Türkiye-Ermenistan ilişkileri, Türk dış politikasında, Kafkasya coğrafyasındaki en sorunlu alanı oluşturmaktadır. Sözde soykırım iddiaları, tarihe dayalı sorunlar, Türkiye’nin doğu vilayetlerinin Batı Ermenistan içerisinde gösterilmesi ve Sovyetler sonrası dönemdeki Karabağ Savaşı Ermenistan’ın, Türkiye ile ilişkilerini geliştirmesine engel olmuştur.1 Ermenistan Anayasası’nın 13. maddesinin 2. Paragrafında, devlet armasında Ağrı Dağı’nın yer aldığını görebiliriz. Yine Ermenistan Parlamentosu’nun 23 Ağustos 1990’da kabul ettiği Bağımsızlık Bildirgesinin 11. maddesinde, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi için ‘’Batı Ermenistan’’ ifadesine yer vermiştir. Ermenistan, çeşitli zamanlarda Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırları çizen 1920 tarihli Gümrü ve 1921 tarihli Kars Antlaşmalarının yürürlükte olmadığı iddialarını dile getirmektedir.2 Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin ilk dönemlerine baktığımızda, Ermenistan’ın olumsuz tavırlarına rağmen Türkiye’nin ikili ilişkilerin gelişmesi için çaba harcadığını görmekteyiz. 16 Aralık 1991’de Türkiye, ABD’nin ardından Ermenistan’ı tanıyan ikinci ülke olarak yer almıştır. Tanımadan sonra ise Moskova’daki Türkiye Büyükelçisi Volkan Vural, 1992 Nisan’ında Ermenistan’a yaptığı ziyaret ile ilişkileri başlatmıştır. Türkiye, bağımsızlığının ardından Ermenistan’a kendi toprakları üzerinden insani yardım malzemesi gönderilmesini sağlamıştır. Ayrıca Türkiye, Ermenistan’ı 25 Haziran 1992’de kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk-Ermeni ilişkilerinin tarihsel sürecine baktığımızda hem 2000’li yıllarda hem de öncesinde Türkiye’nin, bölgede güvenin, refahın ve barışın sağlanması için elinden gelen çabayı sarf ettiğini görebiliriz. Yalnız görülen odur ki Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi ancak Ermenistan’ın normalleşmesiyle mümkün olacaktır.</strong></p>
<p>Türkiye-Ermenistan ilişkileri, Türk dış politikasında, Kafkasya coğrafyasındaki en sorunlu alanı oluşturmaktadır. Sözde soykırım iddiaları, tarihe dayalı sorunlar, Türkiye’nin doğu vilayetlerinin Batı Ermenistan içerisinde gösterilmesi ve Sovyetler sonrası dönemdeki Karabağ Savaşı Ermenistan’ın, Türkiye ile ilişkilerini geliştirmesine engel olmuştur.<sup>1</sup></p>
<p>Ermenistan Anayasası’nın 13. maddesinin 2. Paragrafında, devlet armasında Ağrı Dağı’nın yer aldığını görebiliriz. Yine Ermenistan Parlamentosu’nun 23 Ağustos 1990’da kabul ettiği Bağımsızlık Bildirgesinin 11. maddesinde, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi için ‘’Batı Ermenistan’’ ifadesine yer vermiştir. Ermenistan, çeşitli zamanlarda Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırları çizen 1920 tarihli Gümrü ve 1921 tarihli Kars Antlaşmalarının yürürlükte olmadığı iddialarını dile getirmektedir.<sup>2</sup></p>
<p>Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin ilk dönemlerine baktığımızda, Ermenistan’ın olumsuz tavırlarına rağmen Türkiye’nin ikili ilişkilerin gelişmesi için çaba harcadığını görmekteyiz. 16 Aralık 1991’de Türkiye, ABD’nin ardından Ermenistan’ı tanıyan ikinci ülke olarak yer almıştır. Tanımadan sonra ise Moskova’daki Türkiye Büyükelçisi Volkan Vural, 1992 Nisan’ında Ermenistan’a yaptığı ziyaret ile ilişkileri başlatmıştır. Türkiye, bağımsızlığının ardından Ermenistan’a kendi toprakları üzerinden insani yardım malzemesi gönderilmesini sağlamıştır. Ayrıca Türkiye, Ermenistan’ı 25 Haziran 1992’de kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na kurucu üye olarak davet etmiştir.<sup>3</sup></p>
<p>Türkiye’nin Ermenistan’a yakınlaşma girişimi bununla sınırlı kalmamış, 1992’de Ankara Ermenistan’a 100 bin ton buğday satmış, hemen ardından 1992-1993 kışı boyunca üç yüz milyon kilowatt-saat elektrik enerjisi satılması konusunda bir enerji antlaşması imzalanmıştır. Lakin antlaşma hem Azerbaycan’da hem de Türkiye’de tepki ile karşılanınca iptal edilmiştir. Ermenistan’ın özellikle Hocalı’da yaptığı katliam ve hemen ardından Kelceber bölgesini işgali ile birlikte Türkiye, Ermenistan politikasında değişikliğe gitmiştir. Türkiye, Azeriler ve Ermeniler arasındaki çatışmalarda Azerbaycan tarafını destekleyerek 1993 yılında Ermenistan ile olan sınırını kapatma kararı almıştır. <sup>4</sup></p>
<p>Günümüz itibarıyla Türkiye, Ermenistan ile olan ilişkisini hava koridorunu kapatma, uçak seferlerini iptal etme ve sınırları kapatma şeklinde sınırlandırarak ilişkilerin gelişmesini şu koşullara bağlamıştır:</p>
<ol>
<li>1915 olaylarına ilişkin soykırım iddialarının kalkması;</li>
<li>Türkiye’ye yönelik toprak talebinden vazgeçilmesi;</li>
<li>Dağlık Karabağ ve yedi rayonun işgalinin bitmesi ve mültecilerin dönüşü;</li>
<li>Azerbaycan’ın diğer bölgeleri ve Nahçivan koridorunun açılması.<sup>5</sup></li>
</ol>
<p>Türkiye bu koşullara rağmen Ermenistan ile ilişkilerinde devamlı yapıcı olmaya çalışmıştır. Örneğin, 1995’te İstanbul-Erivan arasında uçak seferlerine imkân veren H-50 koridorunun açılmasına izin verilmiştir. Bu koridor hala açıktır. Türkiye diyalog kanallarını BM ve AGİT gibi uluslararası kuruluşlar ile devam ettirmiştir.<sup>6</sup> Lakin Ermenistan devleti bu yapıcı tutumuna karşılık Türkiye’yi uluslararası alanda suçlamaya devam etmiştir. Hatta PKK ve ASALA gibi terör örgütlerine destek vermiştir.</p>
<p>2005 yılında Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, dönemin Ermenistan Devlet Başkanı Koçaryan’a bir mektup göndererek, Ermeni ve Türk tarihçileri ile birlikte diğer uzmanlardan oluşacak bir komisyonun (Ortak Tarih Komisyonu) 1915 dönemine ait olayları sadece Ermeni ve Türk değil, üçüncü ülkelere de arşivlerini açarak uluslararası kamuoyuna açıklamaları çağrısı yapmıştır.<sup>7</sup> Türkiye, Ermenistan ile ilişkilerini 2007 yılından itibaren somut adımlar atarak geliştirmeye başlamıştır. 2007 yılının Mart ayında Van Gölündeki Akdamar Kilisesi, Türkiye tarafından restore edilmiş ve açılışa dönemin Ermenistan Kültür Bakan Yardımcısı Gagik Gürciyan başta olmak üzere birçok Ermeni bürokrat katılmıştır. Aynı yıl içerisinde Antalya-Erivan uçak seferleri de başlayarak süreç devam etmiştir.<sup>8</sup> Ayrıca on binlerce Ermeni, Türkiye’de kayıt dışı olarak çalışmakta ve gazeteciler, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası kuruluşları serbestçe iş yapabilmektedir.<sup>9</sup> 2007 yılının Ağustos ayında başlatılan ve uzun bir süre İsviçre’nin arabuluculuğunda gizlice yürütülen görüşmeler sonucunda, 31 Ağustos 2009 tarihinde Ermenistan ve Türkiye arasında iki protokol parafe edilmiştir. Bu protokollerden ilki, Türkiye-Ermenistan arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasını öngörürken, ikinci protokol ise taraflar arasında somut işbirliği olmasını belirlemektedir. 2008 yılından itibaren taraflar arasında hızlı gelişmeler yaşanmaya başlamıştır. Bunlardan en önemlisi 2008 yılı Eylülünde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dünya ve bölge medyasında geniş yer bulan, “futbol diplomasisi” çerçevesinde Erivan ziyareti olmuştur.<sup>10</sup> Protokollerin açıklanmasından sonra Türkiye’de muhalefet tepki göstermiş, aynı zamanda Azerbaycan tarafında da tepki ile karşılanmıştır.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu 12 Aralık 2013 tarihinde Erivan’a ziyaret gerçekleştirmiştir. Bu ziyarette Davutoğlu’na Yeni Şafak gazetesi yazarı Markar Esayan ve şu anda Fransa vatandaşı olan Samson Özararat ile Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rober Koptaş gibi Ermeni kökenli kişiler eşlik etmiştir.<sup>11</sup> Türkiye-Ermenistan ilişkilerindeki bu dönemde diğer bir önemli gelişme ise Ermenistan Dışişleri Bakanı Nalbandyan’ın 28 Ağustos 2014’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın devir-teslim törenine katılarak, Ermenistan yönetiminin tebrik mesajını ve davetini ileten bir mektup sunmasıdır.<sup>12</sup></p>
<p>Bütün bu gelişmelere rağmen Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirme çabası, protokollerin Ermenistan tarafından meclisten geri çekilerek rafa kaldırılması ile sonuçlanmıştır. Türkiye’nin tüm çabalarına ve iyi niyetine rağmen bir Amerikan kuruluşu olan Caucasus Reserch Resource Centers (CRRC) tarafından 2015 yılında yapılan bir kamuoyu araştırmasına katılanların yarısı Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasının Ermenistan ulusal güvenliğine zarar vereceğini dile getirmiştir. Ayrıca %82’si Türkiye’ye güvenilmeyeceğini ifade etmiştir.</p>
<p>19 Eylül 2017 yılında Sarkisyan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yaptığı konuşmada da Türkiye’nin kabul edilemez önkoşullar (Dağlık Karabağ) öne sürdüğünü söyleyerek protokollerin geçersizliğini beyan edeceklerini belirtmiştir.</p>
<p>2018 yılına geldiğimizde Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın sözcüsü Vladimir Hakobyan, Ermeni televizyonu Yerkir Media’ya yaptığı açıklamada, “Sarkisyan, Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısında Ermeni-Türk protokollerinin iptal edildiğini söyledi” dedi. Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tigran Balayan da Twitter’da yaptığı paylaşımda Sarkisyan’ın bu anlaşmaları “geçersiz ilan ettiğini” duyurdu. Protokollerin kaldırılması ile bir normalleşme süreci daha Ermenistan tarafından sonlandırılmış oldu.</p>
<p>Ermenistan’da halk protestolarıyla başlayan süreç sonucunda 8 Mayıs 2018’de parlamentoda yapılan seçimlerde Başbakan seçilerek yönetimin başına gelen muhalefet lideri Nikol Paşinyan, Türkiye’ye ilk mesajını ziyaret ettiği Ermeni işgali altındaki Dağlık Karabağ bölgesindeki Hankendi’nden verdi. Düzenlenen basın toplantısında komşu ülke Türkiye ile ilgili bakış açısı sorulduğunda Paşinyan şu yanıtı verdi:</p>
<p>“Biz Türkiye ile ön şartsız ikili ilişkilerin normalleşmesinden yanayız. Biz herhangi bir ön şart aramıyoruz. Arayan taraf Türkiye. Bu ön şartı da üçüncü bir ülkeyle olan ilişkilerine bağlıyor (Azerbaycan)’’. Bununla birlikte Paşinyan, ‘Ermeni soykırımının’ uluslararası toplum tarafından tanınması için çalışacaklarını belirterek bunun yeni soykırımların önlenmesi için gerekli olduğunu savundu.’’</p>
<p>Ermenistan’daki son gelişmelerin Türkiye’yle ilişkilere etkisini değerlendiren Ermeni uzmanlar, muhalif lider Nikol Paşinyan’ın başbakanlık görevine gelmesinden sonra Ankara’yla ilişkilerin değişmeyeceğini öngörmektedirler.</p>
<p>Türk-Ermeni ilişkilerinin tarihsel sürecine baktığımızda hem 2000’li yıllarda hem de öncesinde Türkiye’nin, bölgede güvenin, refahın ve barışın sağlanması için elinden gelen çabayı sarf ettiğini görebiliriz. Yalnız görülen odur ki Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi ancak Ermenistan’ın normalleşmesiyle mümkün olacaktır. Lakin Ermenistan tarafının duygusal ve irrasyonel bir şekilde politika üretmesi, gelecekte de bir değişim olmayacağını göstermektedir. Hala Ermeni devleti, kendini Türk düşmanlığı üzerinden kurgulamaktadır.</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<ul>
<li>ASLANLI, Aras; <em>Karabağ Sorunu ve Türkiye-Ermenistan İlişkileri</em>, Ankara, Berikan Yayınevi, 2015.</li>
<li>ASLANLI, Aras; ‘’<em>Karabağ Sorunu ve Azerbaycan-Türkiye-Ermenistan İlişkileri</em>’’, Çankırı <em>Karatekin Üniversitesi Uluslararası Avrasya Strateji Dergisi</em>, Cilt 1, No 1, 2012, ss. 175-196.</li>
<li>GÖKÇE, Mustafa; ‘’<em>Yukarı Karabağ Sorunu ve Türkiye-Ermenistan İlişkileri Üzerine Bir Değerlendirme</em>’’, <em>Turkish Studies</em>, Volume 6/1, 2011, ss. 1111-1126.</li>
<li>İŞERİ Emre, ‘’<em>Türkiye’nin Yeni Dış Politika Etkinliğinin Kafkasya’daki Sınırları: Ermenistan Boyutu</em>’’, Cüneyt Yenigün ve Ertan Efegil (der.), <em>Türkiye’nin Değişen Dış Politikası</em>, Ankara, Nobel Yayın Dağıtım, 2010, s.247-264.</li>
<li>Barış Özdal, ‘’Türkiye-Ermenistan İlişkileri ve Güney Kafkasya’’, Cüneyt Yenigün ve Ertan Efegil (der.), Türkiye’nin Değişen Dış Politikası, Ankara, Nobel Yayın Dağıtım, 2010, s.303-322<br />
WAAL, Thomas De; Karabağ: Barış ve Savaş Süreçlerinde Ermenistan ve Azerbaycan, Çev.</li>
<li>Didem Sone, İstanbul, Hrant Dink Vakfı, 2014.</li>
<li>LÜTEM, Ömer Engin, ‘’Türkiye-Ermenistan ilişkileri’’ AVİM, 2017.</li>
</ul>
<p style="font-size: 0.8em;"><sup>1</sup>Emre İşeri, ‘’Türkiye’nin Yeni Dış Politika Etkinliğinin Kafkasya’daki Sınırları: Ermenistan Boyutu’’, Cüneyt Yenigün ve Ertan Efegil (der.), Türkiye’nin Değişen Dış Politikası, Ankara, Nobel Yayın Dağıtım, 2010, s.247-264.<br />
<sup>2</sup>Araz Aslanlı, ‘’Karabağ Sorunu ve Azerbaycan-Türkiye-Ermenistan İlişkileri’’, Çankırı Karatekin Üniversitesi Uluslararası Avrasya Strateji Dergisi, Cilt 1, No 1, 2012, s.179.<br />
<sup>3</sup>Araz Aslanlı, a.g.m, s.191<br />
<sup>4</sup>Mustafa Gökçe, ‘’Yukarı Karabağ Sorunu ve Türkiye-Ermenistan İlişkileri Üzerine Bir Değerlendirme’’, Turkish Studies, Volume 6/1, 2011, s.1119-1120.<br />
<sup>5</sup>Araz Aslanlı, a.g.m, s.193.<br />
<sup>6</sup>Araz Aslanlı, a.g.m, s.193.<br />
<sup>7</sup>Araz Aslanlı, a.g.m, s.217-219.<br />
<sup>8</sup> Barış Özdal, ‘’Türkiye-Ermenistan İlişkileri ve Güney Kafkasya’’, Cüneyt Yenigün ve Ertan Efegil (der.), Türkiye’nin Değişen Dış Politikası, Ankara, Nobel Yayın Dağıtım, 2010, s.303-322.<br />
<sup>9</sup> Thomas De Waal, Karabağ: Barış ve Savaş Süreçlerinde Ermenistan ve Azerbaycan, s.366.<br />
<sup>10</sup> Barış Özdal, ‘’Türkiye-Ermenistan İlişkileri ve Güney Kafkasya’’, s.303-322.<br />
<sup>11</sup> Araz Aslanlı, a.g.m, s.232<br />
<sup>12</sup> Araz Aslanlı, a.g.m, s.239</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/turkiye-ermenistan-iliskileri-gecmisten-gelecege-degisen-bir-sey-yok/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
