<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>enerji &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/enerji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Oct 2020 08:51:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>enerji &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doğu Akdeniz Gaz Forumu ve Türkiye</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/dogu-akdeniz-gaz-forumu-ve-turkiye/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/dogu-akdeniz-gaz-forumu-ve-turkiye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sema Kalaycıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 08:51:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15870</guid>

					<description><![CDATA[Doğu Akdeniz Gaz Forumu / Eastern Mediterranean Gas Forum (EGF), 2019 yılında Mısır, Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail ve Yunanistan tarafından hiçbir resmî sıfatı olmaksızın oluşturulan bir platformdu. Bu platform, Doğu Akdeniz’de doğal gaz bulan, çıkaran, ticarî hâle getiren, hala arayan ve bulma ihtimali olan ülkeler ile Total SA, Eni, Novatek ve Exxon gibi şirketler arasında anlaşmalar imzalayarak, taraflar arasında çıkar ahengi kurmaya hazırlanan bir kuruluş olması ve teknik bir stratejik ortaklığı, siyasetin gölgesine sokmaması gerekir. Ayrıntıda Gizli Şeytanı Denetim Altında Tutacak Bir Kartel mi?Nitekim 2019 yılı boyunca daha önce yapılan ve yeni yapılacak olan lisans anlaşmalarının ahenkleştirilmesi önem kazandı. Öyle ya, şirketlerin söz konusu ülkelerle standart metin üzerinde lisans anlaşmaları imzalaması, yapacakları arama, çıkarma ve aktarma faaliyetlerinde makul ölçüleri aşan fiyat farkları vermemeleri önemli. Ayrıca oluşturulduğu tarihte Ürdün ve Filistin temsilcilerinin de toplantılara katılması, üretici ve tüketici ülkeleri bir araya getirecek bir uzlaşma zemini olarak da ümit verdi.EGF 16 Ocak 2020’de uluslararası bir kimlik kazandı ve Fransa ile İtalya üye, ABD de daimi gözetmen olarak Forum’a katılmaya davet edildi. Fransa ve İtalya şimdi asil üye, ABD ve AB ise gözlemci üyeler. Bu nedenle aslında EGF’nin şu andaki bileşimi ile Akdeniz Gaz Forumu / Mediterranean Gas Forum (MGF) olarak isim değiştirmesi iyi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Doğu Akdeniz Gaz Forumu / Eastern Mediterranean Gas Forum (EGF), 2019 yılında Mısır, Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail ve Yunanistan tarafından hiçbir resmî sıfatı olmaksızın oluşturulan bir platformdu. Bu platform, Doğu Akdeniz’de doğal gaz bulan, çıkaran, ticarî hâle getiren, hala arayan ve bulma ihtimali olan ülkeler ile Total SA, Eni, Novatek ve Exxon gibi şirketler arasında anlaşmalar imzalayarak, taraflar arasında çıkar ahengi kurmaya hazırlanan bir kuruluş olması ve teknik bir stratejik ortaklığı, siyasetin gölgesine sokmaması gerekir.<br></p>



<p><strong>Ayrıntıda Gizli Şeytanı Denetim Altında Tutacak Bir Kartel mi?<br></strong>Nitekim 2019 yılı boyunca daha önce yapılan ve yeni yapılacak olan lisans anlaşmalarının ahenkleştirilmesi önem kazandı. Öyle ya, şirketlerin söz konusu ülkelerle standart metin üzerinde lisans anlaşmaları imzalaması, yapacakları arama, çıkarma ve aktarma faaliyetlerinde makul ölçüleri aşan fiyat farkları vermemeleri önemli. Ayrıca oluşturulduğu tarihte Ürdün ve Filistin temsilcilerinin de toplantılara katılması, üretici ve tüketici ülkeleri bir araya getirecek bir uzlaşma zemini olarak da ümit verdi.<br>EGF 16 Ocak 2020’de uluslararası bir kimlik kazandı ve Fransa ile İtalya üye, ABD de daimi gözetmen olarak Forum’a katılmaya davet edildi. Fransa ve İtalya şimdi asil üye, ABD ve AB ise gözlemci üyeler. Bu nedenle aslında EGF’nin şu andaki bileşimi ile Akdeniz Gaz Forumu / Mediterranean Gas Forum (MGF) olarak isim değiştirmesi iyi olur. Tabii ismi ne olursa olsun, EGF işbirliği nedir bilmeyen MENA (Middle East and North Africa) coğrafyası için, 2000’li yılların başından beri imzalanan ikili-üçlü deniz yetki ve münhasır ekonomik alanı anlaşmalarından bu yana ulaşılan en önemli aşama. Kendileri bu nedenle EGF’yi bir “Barış Projesi” olarak niteliyor.<br><br><strong>Sanal İmzalar ve Halisane Birkaç Niyet<br></strong>15 Eylül 2020 de Fransa ve İtalya’nın da katılımı ile EGF anlaşması sanal olarak yeniden imzalandı. Merkezi Kahire’de bulunan yeni uluslararası kuruluşun amacı, bir kez daha üye ülkeler arasındaki görüşmeleri kolaylaştırması, çeşitli enerji konularında işbirliği yapılması ve en önemlisi İsrail’in Leviathan ve Tamar, Mısır’ın Zhor gaz alanlarından çıkan gazı güney Avrupa’ya ulaştırmak için deniz altı boru hattının ivedilikle döşenmesi için çalışmaların hızlandırılması olarak açıklandı. Deniz altı boru hattının döşenmesiyle tamamen ticarî hâle gelecek Doğu Akdeniz gazının üreticilerine kârlı, tüketicilerine de adil bir fiyat verebilmesi için zaman içinde EGF’nin bir üretim karteline dönüşmesine ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC (Organization of Petroleum Exporting Countries) gibi bir görev ifa etmesine ihtiyaç duyulacaktır.<br></p>



<p>Şimdi imzalar sanal. Ama arkasındaki iki niyet halisane. Bunlardan ilkinin Doğu Akdeniz’i çevreleyen ülkeler arasında sektörel işbirliği olduğuna büyük önem atfediliyor. Hem kaynak israfını engelleyecek, hem teknolojik paylaşımı arttıracak, hem de barışa hizmet edecek olmasının önemi tabii büyük. İkinci niyet ise Batı Avrupa’yı Rusya’nın enerji kaynağı sultasından kurtarmak, Almanya’yı adeta Rusya’ya göbekten bağlayan Kuzey Akım (North Stream) 1 ve 2’nin maliyetini yükselterek, kârlılığını azaltmak. Bu galiba özellikle Fransa, İtalya ve gözetimdeki Avrupa Birliği (AB) için asıl stratejik niyet.<br></p>



<p>Amerika Birleşik Devletleri’nin Forum’a gözlemci olarak katılmasının ise iki nedenden kaynaklandığını düşünürüm. Bir kere bu ABD’nin öyle sanıldığı gibi tası tarağı toplayıp Orta Doğu ve Akdeniz’den çekilmediğini göstermektedir. ABD bir anlamda İsrail-Mısır ve İsrail-Ürdün barış anlaşmalarının bugünlere erişmesinden kendine pay çıkarmakta haklıdır. Ayrıca özel olmakla birlikte büyük petrol ve gaz şirketlerinin ve ABD’nin âlî menfaatlerinin bölgede kollanması için de bölgede arz-ı endam etmesi normaldir. Zaten ikinci neden de ABD’nin, içinde Avrupa ve Türkiye de olmak üzere bu bölgeye sıvılaştırılmış doğal gaz (Liquefied Natural Gas- LNG) ihraç eden bir ülke olması ve bölgeden kaynaklanacak bir arz fazlasının, kendi LNG fiyatlarında düşmeye yol açmaması için, konuya kaynağında müdahale imkânı aramasıdır.<br><br><strong>Türkiye’yi Devre Dışı Bırakan Tutum<br></strong>En uygun piyasa koşullarını aramak, bir doğal kaynağı ortak kararlarla değerlendirmek ve refah fırsatı yakalamak, Kahire merkezli sanal toplantıdan kulağa hoş gelen siyasî söylemler oldu. Görüldüğü gibi bu noktaya kadar EGF’un Türkiye’yi dışlamak için herhangi bir niyeti olduğuna dair ipucu yok. Ama Akdeniz’de en uzun kıyısı olan Türkiye’yi dışlamak da neyin nesi? Birçok yorum Ankara’nın uzlaşmaz tutumu nedeniyle grubun içinde yer almadığını ifade etmekten geri kalmıyor.<br></p>



<p>Türkiye’nin Doğu Akdeniz kıyısında bulunan her bir ülke ile olan siyasî sorunlarının bu foruma katılmamasında amil olduğunu söylemek yanlış değil. Nitekim kuruluşu öncesi ve sonrasında EGF üyeleri ve Türkiye arasında yaşanan siyasi ve askeri gerginlikler, sonunda Türkiye’nin Forum’un dışında bıraktı. Buna rağmen ben geçen haftaya kadar İsrail’den Ankara’ya bir jest bekledim.<br></p>



<p>Ama sanal Kahire toplantısının en önemli gündem maddesi İsrail ve Mısır gazını Türkiye üzerinden değil de uzun bir boru hattı ile Akdeniz’in derin engebesinden geçirmek olunca Türkiye zaten dışlanmış oluyor. Bununla birlikte, çeşitli Türk şirketlerinin teknik toplantılara katılmasına bir engel olduğunu sanmıyorum. Şimdi bu aşamada artık beklentim başka. Acaba hâlâ “Türkiye alternatif bir proje önerisi ile İsrail, Ürdün ve Mısır’a doğru beklenmedik bir manevra yapar mı?” diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. Bakalım zaman ne gösterecek!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/dogu-akdeniz-gaz-forumu-ve-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nereden Nereye</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/nereden-nereye/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/nereden-nereye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2020 09:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15571</guid>

					<description><![CDATA[Gençliğimde çok konuşulan konulardan biri her tarafımızın enerji yataklarıyla kaplı olduğu ama Türkiye&#8217;de hiç bulunmadığı idi. Aramaya mecali, kudreti ve cesareti olmayan yöneticiler bu bahaneye sığınırdı. Ama halkımız bilirdi; kendi arasında konuşurdu. Bizde de var ama çıkarmıyor yabancılar. Ama onlar çıkarmıyorsa biz kendimiz çıkaralım diyen pek yoktu. Bu, öğretilmiş çaresizlik idi. Diyenler de devrim yapıp, yönetimi değiştirip ancak mümkün olacağına inanırdı. Aslında bir bakıma gerçekten öyle oldu galiba. Çünkü bütün petrol zengini ülkelerin petrolünü (o zamanlar doğalgaz gündemde değildi) hep batılılar çıkarırdı. Bu ülkelere de komisyon verirdi. Çünkü teknoloji onlardaydı. Hala da öyle aslında. Bakın petrol şirketlerinin adlarına; Amerikan, İngiliz, Fransız isimleri bunlar. Petrol yataklarını Osmanlı&#8217;nın elinden çekip alabilmek için kocaman bir dünya savaşı çıkardılar.Milyonlarca insan öldürdüler. Petrol bölgelerine çökmekle kalmayıp Osmanlıyı da tarih sahnesinden sildiler. Onun yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletini de çorak torpaklar bıraktırıldığına inandırdılar. Kendi kontrolleri altına aldılar. Türkiye devleti onların izni olmadan adım atamaz halde yaklaşık yüzyıl yoğun bakımda gibi yaşadı. Hiç bir yönetici de kalkıp buna bayrak açmadı. Açma ihtimali görüldüğünde darbe ile yönetime el konuldu. Halka &#8216;izin verilenin dışına çıkamazsınız&#8217; diye göz dağı verildi. Kısacası bu günlerin mümkün olmayacağına inanılırdı. devrim mi? O bilinmez bir zamanın tarihi idi. Bakmayın şu burun kıvıranlara. Onlar bile &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gençliğimde çok konuşulan konulardan biri her tarafımızın enerji yataklarıyla kaplı olduğu ama Türkiye&#8217;de hiç bulunmadığı idi. Aramaya mecali, kudreti ve cesareti olmayan yöneticiler bu bahaneye sığınırdı. Ama halkımız bilirdi; kendi arasında konuşurdu. Bizde de var ama çıkarmıyor yabancılar.</p>



<p>Ama onlar çıkarmıyorsa biz kendimiz çıkaralım diyen pek yoktu. Bu, öğretilmiş çaresizlik idi. Diyenler de devrim yapıp, yönetimi değiştirip ancak mümkün olacağına inanırdı. Aslında bir bakıma gerçekten öyle oldu galiba. Çünkü bütün petrol zengini ülkelerin petrolünü (o zamanlar doğalgaz gündemde değildi) hep batılılar çıkarırdı. Bu ülkelere de komisyon verirdi. Çünkü teknoloji onlardaydı. Hala da öyle aslında. Bakın petrol şirketlerinin adlarına; Amerikan, İngiliz, Fransız isimleri bunlar.</p>



<p>Petrol yataklarını Osmanlı&#8217;nın elinden çekip alabilmek için kocaman bir dünya savaşı çıkardılar.Milyonlarca insan öldürdüler. Petrol bölgelerine çökmekle kalmayıp Osmanlıyı da tarih sahnesinden sildiler. Onun yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletini de çorak torpaklar bıraktırıldığına inandırdılar. Kendi kontrolleri altına aldılar. Türkiye devleti onların izni olmadan adım atamaz halde yaklaşık yüzyıl yoğun bakımda gibi yaşadı. Hiç bir yönetici de kalkıp buna bayrak açmadı. Açma ihtimali görüldüğünde darbe ile yönetime el konuldu. Halka &#8216;izin verilenin dışına çıkamazsınız&#8217; diye göz dağı verildi.</p>



<p>Kısacası bu günlerin mümkün olmayacağına inanılırdı. devrim mi? O bilinmez bir zamanın tarihi idi. Bakmayın şu burun kıvıranlara. Onlar bile kendilerinin bu halini videoda görseler kendilerinden şüpheye düşerler. Bunu yapamayacak olanları ise zaten ruhunu çoktan satılık etmiş, kendi ülkesine karşı saflara geçmiş olanlardır.<br>Çok şükür; çok şükür bu günü de gördüm…<br>Ölsem gam yemem gayri..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/nereden-nereye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elektrik-Elektronik Çağı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/elektrik-elektronik-cagi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/elektrik-elektronik-cagi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2020 05:24:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Petrol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=14903</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye&#8217;yi kuşatmak ve kurulmaya çalışılan yeni dünya düzeninde yer vermek istemeyen güçler, bir yeri olsa bile alt seviyelerde olmasına mahkum etmeye çalışıyorlar. 19. Yüzyıl, sanayi devrimi çağıydı. Bir başka deyişle kömür ve buhar (istim) çağı. Makineleri çalıştıran güç, bunlardan temin ediliyordu. 20. Yüzyılda dünya yeniden kuruldu. Çünkü artık &#8216;petrol yüzyılına&#8217; girilmişti. Dünya, güçlüler arasında buna göre pay edildi. İngiltere, Fransa, İtalya , Osmanlı topraklarını yağma ettiler. Almanya&#8217;yı bu yağma savaşında saf dışı bıraktılar. On günde &#8216;dünyayı sarsarak&#8217; güya yeni bir düzenin kapılarını açtığı sanılan Rusya ise kendi kabuğuna çekilmek zorunda kaldı. Osmanlının küllerinden, dişleri ve pençeleri sökülmüş, boynuna boyunduruk geçirilmiş, ayaklarına pranga vurulmuş bir aslan misali, görünüşte &#8216;bağımsız&#8217; Türkiye Cumhuriyeti doğdu. Bu yüzyıla damgasını petrol vurdu. En bilinen petrol yatakları Osmanlı topraklarındaydı. Birinci savaşla bu devlet devreden çıkarıldı. Yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti ise petrol bölgelerinin dışında tutuldu. Parçalanan Osmanlı toraklarında kukla devletler kuruldu. Bunlar &#8216;yeni sömürge&#8217; sistemiyle yönetildiler. Sözde bağımsız devletlerdi, Osmanlıdan bu vaatle koparılmışlardı. Fakat petrolleri batılı petrol şirketlerinin kontrolündeydi. Birinci savaşın hıncını çıkarmak ve bu petrol düzeninden yer kapmak İsteyen Almanya ikinci bir savaş çıkardı. Fakat bunu da kaybetti. Bu savaşın sonunda kurulan yeni dünyada ABD birinci sıraya yerleşti. Hem kazanan hem kaybeden tüm ülkeler Amerikan işgaline uğradı. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye&#8217;yi kuşatmak ve kurulmaya çalışılan yeni dünya düzeninde yer vermek istemeyen güçler, bir yeri olsa bile alt seviyelerde olmasına mahkum etmeye çalışıyorlar.</p>



<p>19. Yüzyıl, sanayi devrimi çağıydı. Bir başka deyişle kömür ve buhar (istim) çağı. Makineleri çalıştıran güç, bunlardan temin ediliyordu.</p>



<p>20. Yüzyılda dünya yeniden kuruldu. Çünkü artık &#8216;petrol yüzyılına&#8217; girilmişti. Dünya, güçlüler arasında buna göre pay edildi. İngiltere, Fransa, İtalya , Osmanlı topraklarını yağma ettiler. Almanya&#8217;yı bu yağma savaşında saf dışı bıraktılar. On günde &#8216;dünyayı sarsarak&#8217; güya yeni bir düzenin kapılarını açtığı sanılan Rusya ise kendi kabuğuna çekilmek zorunda kaldı. Osmanlının küllerinden, dişleri ve pençeleri sökülmüş, boynuna boyunduruk geçirilmiş, ayaklarına pranga vurulmuş bir aslan misali, görünüşte &#8216;bağımsız&#8217; Türkiye Cumhuriyeti doğdu.</p>



<p>Bu yüzyıla damgasını petrol vurdu. En bilinen petrol yatakları Osmanlı topraklarındaydı. Birinci savaşla bu devlet devreden çıkarıldı. Yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti ise petrol bölgelerinin dışında tutuldu. Parçalanan Osmanlı toraklarında kukla devletler kuruldu. Bunlar &#8216;yeni sömürge&#8217; sistemiyle yönetildiler. Sözde bağımsız devletlerdi, Osmanlıdan bu vaatle koparılmışlardı. Fakat petrolleri batılı petrol şirketlerinin kontrolündeydi.</p>



<p>Birinci savaşın hıncını çıkarmak ve bu petrol düzeninden yer kapmak İsteyen Almanya ikinci bir savaş çıkardı. Fakat bunu da kaybetti. Bu savaşın sonunda kurulan yeni dünyada ABD birinci sıraya yerleşti. Hem kazanan hem kaybeden tüm ülkeler Amerikan işgaline uğradı. Bunun adı &#8216;dostluk, özgürlük ve demokrasi&#8217; idi. Bu işgalden yalnızca Sovyetler Birliği ve onun işgaline uğrayan ülkeler kendini koruyabildi. İki kutuplu bir dünya düzeni kuruldu.</p>



<p>Günümüzde dünya yeniden büyük karışıklıklar ve çatışmalarla çalkalanmaktadır. Mücadele sanki yeniden petrol üzerinden sürüyor gibi görünmektedir. Böyle olmasına rağmen milenyuma damgasını vuracak olan petrol değildir artık. Fosil yakıt kaynakları hızla tüketilirken yeni bir enerji kullanımı yaygınlaşmaktadır. Bu, elektrik enerjisidir. 21. Yüzyıl elektrik-elektronik çağı olacaktır. Kömür nasıl hayatımızdan tamamen çıkmadıysa petrol de çıkmayacaktır. Fakat kullanımı giderek azalacak ve zamanla doğalgaz ve elektrik kullanımına yer açacaktır.</p>



<p>Türkiye bu yeni düzende hatırı sayılır bir yer tutacaksa elektrik santrallerine dayanacaktır. Türkiye&#8217;nin enerji yatırımlarına ağırlık vermesi ve onun bu hamlesini boşa çıkarmak isteyenlerin engelleme çabaları bu yüzdendir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/elektrik-elektronik-cagi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğu Akdeniz’de Türkiye Karşıtı “Enerji İttifakı”</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/dogu-akdenizde-turkiye-karsiti-enerji-ittifaki/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/dogu-akdenizde-turkiye-karsiti-enerji-ittifaki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jun 2019 07:44:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11489</guid>

					<description><![CDATA[Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların kullanımı hususunda yaşanan gerginliğin şiddeti artmaya devam ediyor. Türkiye, bölgede kendisine karşı ittifak oluşturulma çabalarına rağmen hem kendisinin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) haklarını koruma kararlılığından vazgeçmiyor. Fatih sondaj gemisinden sonra, bölgeye Yavuz isimli ikinci geminin gönderilmesi de Ankara’nın Doğu Akdeniz’de hiçbir aktöre taviz vermeyeceğini gösteriyor. Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM); Doğu Akdeniz’deki son durumu yorumlamak, gelecek dönemde bölgede yaşanabilecek muhtemel gelişmeleri değerlendirmek ve Türkiye ile KKTC’nin hangi ortak adımları atabileceğini öngörmek amacıyla alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatinize sunmaktadır. Prof. Dr. Tarık OĞUZLU (Antalya Bilim Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler) Doğu Akdeniz’deki son gelişmelere dair değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, “Bölgede son derece yüksek bir gerginlik var. Türkiye’ye karşı bir ittifak oluşturulmaya çalışılıyor. Özellikle de Mısır, İsrail ve Yunanistan arasındaki stratejik yakınlaşma, son dönemde dikkat çekici seviyelere ulaştı. Üstelik Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) de söz konusu ülkelere destek verdiği yönünde iddialar bulunuyor.” dedi. Ankara’nın uyguladığı bağımsızlıkçı dış politika anlayışının bir şekilde herkesin nasırına bastığını söyleyen Oğuzlu, “Türkiye, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (BMDHS) taraf olmamasına rağmen bu sözleşmeye binaen Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmemiştir. Yaşanan gelişmeler doğrultusunda MEB’in ilan edilmesinin daha faydalı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların kullanımı hususunda yaşanan gerginliğin şiddeti artmaya devam ediyor. Türkiye, bölgede kendisine karşı ittifak oluşturulma çabalarına rağmen hem kendisinin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) haklarını koruma kararlılığından vazgeçmiyor. Fatih sondaj gemisinden sonra, bölgeye Yavuz isimli ikinci geminin gönderilmesi de Ankara’nın Doğu Akdeniz’de hiçbir aktöre taviz vermeyeceğini gösteriyor.</p>
<p>Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM); Doğu Akdeniz’deki son durumu yorumlamak, gelecek dönemde bölgede yaşanabilecek muhtemel gelişmeleri değerlendirmek ve Türkiye ile KKTC’nin hangi ortak adımları atabileceğini öngörmek amacıyla alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatinize sunmaktadır.</p>
<h4><strong>Prof. Dr. Tarık OĞUZLU (Antalya Bilim Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-10556 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Tar%C4%B1k-O%C4%9EUZLU-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU-421x420.jpg 421w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU.jpg 513w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="10556" data-permalink="https://ankasam.org/irakta-iran-karsiti-protestolar-basra-sonun-baslangici-mi__trashed/tarik-oguzlu/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU.jpg" data-orig-size="513,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Tarık OĞUZLU" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU.jpg" data-lazy-loaded="1" />Doğu Akdeniz’deki son gelişmelere dair değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, “Bölgede son derece yüksek bir gerginlik var. Türkiye’ye karşı bir ittifak oluşturulmaya çalışılıyor. Özellikle de Mısır, İsrail ve Yunanistan arasındaki stratejik yakınlaşma, son dönemde dikkat çekici seviyelere ulaştı. Üstelik Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) de söz konusu ülkelere destek verdiği yönünde iddialar bulunuyor.” dedi.</p>
<p>Ankara’nın uyguladığı bağımsızlıkçı dış politika anlayışının bir şekilde herkesin nasırına bastığını söyleyen Oğuzlu, “Türkiye, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (BMDHS) taraf olmamasına rağmen bu sözleşmeye binaen Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmemiştir. Yaşanan gelişmeler doğrultusunda MEB’in ilan edilmesinin daha faydalı olacağını savunanlar da bulunmaktadır. Türkiye’nin Mısır ve İsrail’le olan ikili ilişkililerinin bozulmasıyla bu tip krizler yaşanmaktadır. Mesele yalnızca doğal kaynakların paylaşımına ilişkin sorunlardan ibaret değildir. Yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin çok yönlü bağımsız dış politika anlayışının cezalandırılmak istenmesiyle de ilişkilidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Gelecek dönemde KKTC ve Türkiye’nin atacağı adımları, içinde bulunacakları ortamın belirleyeceğini ifade eden Oğuzlu, “Eğer Türkiye’nin küresel ve bölgesel aktörlerle ilişkileri iyi olsaydı, Doğu Akdeniz’de bugün yaşadıklarımızı yaşamazdık. Günümüzde Kıbrıs Sorunu’nun çözümü bile, Doğu Akdeniz olayına bağlıdır. Burada önemli olan, kalıcı ve uzun vadede etkili olacak çözümlerin bulunmasıdır. Ancak mevcut konjonktür göz önünde bulundurulduğunda, ufukta herhangi bir çözümün olmadığı görülmektedir.” yorumunu yaptı.</p>
<h4><strong>Prof. Dr. Sencer İMER (ANKASAM Başdanışmanı)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-10532 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-%C4%B0mer-150x150.png" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer-150x150.png 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer-300x300.png 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer-421x420.png 421w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer.png 513w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="10532" data-permalink="https://ankasam.org/erdoganin-almanya-ziyareti-yeni-bir-stratejik-acilim-mi/sencer-imer/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer.png" data-orig-size="513,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Sencer İmer" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer-300x300.png" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer.png" data-lazy-loaded="1" />Doğu Akdeniz’deki son durumu değerlendiren Prof. Dr. Sencer İmer, “Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), arkalarına İsrail ve ABD’yi de alarak KKTC’nin haklarını ihlal etmiştir. Türkiye ise uluslararası hukuka uygun bir şekilde hem kendi haklarını hem de KKTC’nin haklarını korumaktadır. Her ne kadar Ankara, bölgede MEB ilan etmemiş olsa da bizim oradaki sınırımız bellidir. Türkiye, kendine ait sınırlar içerisinde çalışmalarını yürütmektedir.” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Doğu Akdeniz’deki soruna ilişkin atılacak adımlara da değinen İmer, “Türkiye ve KKTC arasında önceden yapılmış bir anlaşma var. Bu anlaşmayla Türkiye, KKTC’nin mevzubahis alandaki haklarını koruma görevini üslenmiştir. Bundan dolayı iki ülke arasında yapılacak yeni bir anlaşma, farklı bir durum ortaya çıkarmayacaktır. Ankara, zaten var olan bir anlaşmaya dayanarak söz konusu bölgede faaliyetlerde bulunmaktadır.” dedi.</p>
<p>MEB’in ilanı meselesini de yorumlayan İmer, “MEB’in ilan edilmesinde fayda vardır. Ancak ilanın olması için konunun muhatabı olan diğer ülkelerle de görüşmelerin yapılması ve sınırın makul bir şekilde yeniden çizilmesi gerekmektedir. Türkiye, burada yanlış bir sınır belirleyerek bahsi geçen bölgedeki haklarından vazgeçmek istememektedir. Bu noktada Libya, Mısır ve Suriye’yle yapılacak görüşmeler de büyük önem taşımaktadır. Çünkü KKTC’yle açıklığa kavuşturulan meseleler, diğer ülkelerle de konuşulmalıdır. Muhtemelen Türkiye, mevzubahis devletlerle anlaştıktan sonra kendi MEB’ini ilan edecektir. Ayrıca Türkiye, Birleşmiş Milletler’e (BM) de belli bir boylamın doğusunda kalan bölgenin kendisine ait olduğunu açıkladığı mektubu göndermiştir.” ifadelerini kullandı.</p>
<h4><strong>Dr. Öğr. Üyesi Emete GÖZÜGÜZELLİ (Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi-Deniz Hukuku)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-10551 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Emete-G%C3%96Z%C3%9CG%C3%9CZELL%C4%B0-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ-421x420.jpg 421w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ.jpg 513w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="10551" data-permalink="https://ankasam.org/yeni-krizin-adi-dogu-akdeniz-mi/emete-gozuguzelli/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ.jpg" data-orig-size="513,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Emete GÖZÜGÜZELLİ" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ.jpg" data-lazy-loaded="1" />Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye ve KKTC’nin atması gereken adımlara değinen Dr. Öğr. Üyesi Emete Gözügüzelli, “İki ülkenin atacağı ortak adımlardan ilki, önceden duyurulan lojistik liman kararını hayata geçirmeye yönelik somut hamlelerin yapılması olacaktır. Lojistik liman ismi, uluslararası alanda tepki çekmemek adına kullanılmaktadır. Tesis, bulunduğu konum itibariyle büyük gemilerin sıklıkla kullanabileceği mühim bir liman olacaktır. En küçük bir kriz anında bile kullanılabilecektir.” yorumunu yaptı.</p>
<p>Her iki ülkenin de yeni siyasi hamleler yapabileceğini öne süren Gözügüzelli, “Bahsi geçen olaylara ek olarak siyasi adımların atılması da söz konusudur. ‘Hayalet Şehir’ olarak anılan ve 1974 Barış Harekatı’ndan sonra kapatılan Maraş’ın açılması da bunlardan bir tanesidir. Maraş’ın açılması, KKTC makamlarının aldığı bir karardır. Maraş’ın tarihsel anlamda bir Osmanlı vakıf malı olduğunun kanıtlarla birlikte uluslararası camiayla paylaşılması ise atılacak bir diğer adımdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bölgedeki hareketlilik karşısında Ankara’nın yürüttüğü politikanın yerinde olduğunu belirten Gözügüzelli, “GKRY ve Batı Dünyası, Türkiye’nin kararlı duruşundan rahatsızlık duymaktadır. Son dönemlerde Atina’dan yapılan provokatif açıklamalara ve Yunan Donanması’nın hazırda beklediğini ima eden söylemlere bakıldığında da Yunan devlet adamlarının Türkiye’nin iç siyasetinde yaşanan gelişmeleri fırsat bilerek suni bir gündem yaratma çabasında oldukları görülmektedir.” dedi.</p>
<p>Ankara’nın her türlü tedbiri aldığını söyleyen Gözügüzelli, “Türkiye’nin çeşitli baskılara maruz bırakılarak bölgedeki haklarından vazgeçirilmeye çalışıldığı görülüyor. Ancak Fatih ve Yavuz sondaj gemilerimizin bölgeye gönderilmesi ve bölgede askeri tatbikatların yapılması, Türkiye’nin kararlılığını sürdüreceğine işaret ediyor. Son yaşanan gelişmelerle birlikte Türkiye; İran, Rusya ve Çin’le anlaşarak ekonomik anlamda ortak bir para birimi kullanma kararı alabilir.” açıklamasında bulundu.</p>
<h4><strong>Doç. Dr. Birol ERTAN (Siyaset Bilimci)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-14040 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2-420x420.jpg 420w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2.jpg 512w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="14040" data-permalink="https://ankasam.org/buyuk-oyun-turkiyeye-ragmen-akdeniz-projesi/birol-ertan-2/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2.jpg" data-orig-size="512,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="birol ertan 2" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2.jpg" data-lazy-loaded="1" />Doğu Akdeniz’de yaşanan sorunların yeni olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Birol Ertan, “Bölgede uzun süredir Mısır ile İsrail işbirliği yapmaktadır. Söz konusu işbirliğine son olarak Fransa da dahil olmuştur. Bu bağlamda Paris yönetimi, bölgede bulunan önemli doğal kaynaklardan yararlanma çabasına girmiştir. Yani Doğu Akdeniz’le herhangi bir bağı bulunmayan ülkeler, bahsi geçen bölgede güç mücadelesine girmiştir. Bu sebeple ABD de dahil olmak üzere Türkiye’yle hesaplaşmak isteyen ülkelerin bölgede Rumlara destek verdiği görülmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bölgede yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye’nin tavrının net olduğunu belirten Ertan, “Türkiye, bölgeye gönderilen ikinci sondaj gemisiyle birlikte, Doğu Akdeniz’de kendi çıkarlarına uygun olmayan herhangi bir harekete izin vermeyeceğini göstermiştir. Yakın zamanda Türk savaş gemileri de bölgeye konuşlanacaktır. Uluslararası politikada güç dengeleri çok önemlidir. Dolayısıyla Türkiye, güç kullanmak mecburiyetinde de kalabilir. Akdeniz, Türkiye’nin dış politikasındaki kritik alanlardan biridir. Bu nedenle de Türkiye’nin bölgede bir ittifak bloğu yaratması gerekmektedir.” yorumunu yaptı.</p>
<p>Bölgede yaşanan gelişmelere karşı Türkiye ve KKTC’nin ortak hareket etmesi gerektiğini dile getiren Ertan, “İki ülke arasında yapılan anlaşmalar gereği, bölgede Türk askerleri bulunmaktadır. Buna ek olarak KKTC’deki hükümet de Ankara’yla uyum içerisinde çalışmaktadır. İki ülkenin bölgedeki ittifakına Pakistan, Çin ve Rusya gibi ülkelerin de dahil edilmesi yerinde bir hamle olacaktır.” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Türkiye’nin atması gereken adımlara da değinen Ertan, “Türkiye’nin Kıbrıs konusunda bugüne kadar göstermiş olduğu kararlılığı sürdürmesi elzemdir. Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarlarının savunulması konusunda daha proaktif bir diplomasi yürütülmelidir. Bu çerçevede KKTC’nin tanıtılması ve egemen bir devlet olarak uluslararası topluma kabul ettirilmesi gerekmektedir. Dost ve müttefik devletler nezdinde KKTC’nin tanıtılması ve egemen bir devlet olarak kabul görmesi için tanıtım ofislerinin açılması, turizm faaliyetlerinin arttırılması ve ortak projeler yürütülmesi faydalı olacaktır.” dedi.</p>
<p>Meselenin kilit noktasının güçlü güvenlik politikaları olduğunu belirten Ertan, “KKTC’nin savunma ve güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması için yeni güvenlik anlaşmaları ve sözleşmeleri yapılmalıdır. KKTC Deniz Harp Gücü de dahil olmak üzere yeni hamlelere girişilmesi ve S-400 gibi hava savunma sistemlerinin KKTC’nin hava ve deniz egemenlik alanlarının korunması açısından devreye sokulması yerinde hamleler olacaktır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>ankasam.org</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/dogu-akdenizde-turkiye-karsiti-enerji-ittifaki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
