<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>emin pazarcı &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/emin-pazarci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Apr 2020 08:02:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>emin pazarcı &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Fakirden al, zengine ver!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/fakirden-al-zengine-ver/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/fakirden-al-zengine-ver/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2020 08:02:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13864</guid>

					<description><![CDATA[Adı lazım değil, kandilimi kutlamak için aradı. “Sen ne yapıyorsun, nasılsın?” dedim. “Yardım kolisi dağıtıyoruz abi” cevabını verdi. Belediyede çalışıyor. Şu sıkıntılı günlerde görev değişikliği yapılmış. 65 yaşın üstündekilere ve kronik rahatsızlığı bulunduğu için sokağa çıkamayanlara yardım için görevlendirilmiş. O da zevkle koşuşturup duruyor… Ama anlattıkları pek de iç açıcı değil! Bazen yaptıkları işten büyük haz duyduklarını, bazen de arkadaşları ile birlikte “lanet olsun” dediklerini anlattı. Şaşırdım tabi, sebebini sordum… “Sorma abi” diye cevaplandırdı: -Adam dubleks apartman dairesinde oturuyor. Vallahi benden zengin, billahi benden varlıklı. Oturduğu dairenin değeri en az 500 bin lira. Ama ona da koli götürüyoruz. Çünkü adam telefona sarılmış, “yardıma ihtiyacım var” demiş! Ahlaki bir problem bu! Toplumsal bir sıkıntı! Asgari ücretli bir belediye çalışanı kapısını çalıyor. Lüks dairesinde Robe de chambre giyip keyif çatan adam kapıyı açıyor. Kendisine uzatılan yardım paketini alıp evine koyuyor. Hem de hiç utanmadan ve sıkılmadan! İnanamadım, belediye yetkililerine sordum. “Çok değil, ama maalesef var bu tipler” dediler: -Görüyor arkadaşlar. Kapısına kadar gittiğimiz için geri dönemiyoruz. O utanmıyor, ama biz ayıbını yüzüne vurmaktan utanıyoruz. Veriyoruz o yardım paketini, ama notumuzu alıyoruz. Oraya bir daha gitmiyoruz. İşte halimiz bu maalesef… Bizde dar gelirli vatandaş, karınca kararınca elini taşın altına koyuyor, en azından yardım için 10 liralık SMS atıyor. Emekli, o küçücük aylığından artırıp bankaya koşuyor. Minik &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>Adı lazım değil, kandilimi kutlamak için aradı. <b>“Sen ne yapıyorsun, nasılsın?”</b> dedim. <b>“Yardım kolisi dağıtıyoruz abi” </b>cevabını verdi.</p>
<p>Belediyede çalışıyor. Şu sıkıntılı günlerde görev değişikliği yapılmış. 65 yaşın üstündekilere ve kronik rahatsızlığı bulunduğu için sokağa çıkamayanlara yardım için görevlendirilmiş. <b>O</b> da zevkle koşuşturup duruyor…</p>
<p>Ama anlattıkları pek de iç açıcı değil!</p>
<p>Bazen yaptıkları işten büyük haz duyduklarını, bazen de arkadaşları ile birlikte <b>“lanet olsun”</b> dediklerini anlattı. Şaşırdım tabi, sebebini sordum…</p>
<p><b>“Sorma abi”</b> diye cevaplandırdı:</p>
<p><b>-Adam dubleks apartman dairesinde oturuyor. Vallahi benden zengin, billahi benden varlıklı. Oturduğu dairenin değeri en az 500 bin lira. Ama ona da koli götürüyoruz.</b></p>
<p>Çünkü adam telefona sarılmış, <b>“yardıma ihtiyacım var”</b> demiş!</p>
<p>Ahlaki bir problem bu! Toplumsal bir sıkıntı!</p>
<p>Asgari ücretli bir belediye çalışanı kapısını çalıyor. Lüks dairesinde Robe de chambre giyip keyif çatan adam kapıyı açıyor. Kendisine uzatılan yardım paketini alıp evine koyuyor.</p>
<p>Hem de hiç utanmadan ve sıkılmadan!</p>
<p>İnanamadım, belediye yetkililerine sordum. <b>“Çok değil, ama maalesef var bu tipler”</b> dediler:</p>
<p><b>-Görüyor arkadaşlar. Kapısına kadar gittiğimiz için geri dönemiyoruz. O utanmıyor, ama biz ayıbını yüzüne vurmaktan utanıyoruz. Veriyoruz o yardım paketini, ama notumuzu alıyoruz. Oraya bir daha gitmiyoruz.</b></p>
<p>İşte halimiz bu maalesef…</p>
<p>Bizde dar gelirli vatandaş, karınca kararınca elini taşın altına koyuyor, en azından yardım için 10 liralık SMS atıyor. Emekli, o küçücük aylığından artırıp bankaya koşuyor. Minik yavrular, dayanışma için kumbaralarında biriktirdiklerini götürüp veriyor…</p>
<p>Karşımıza ise bu tür değersiz, vicdansız ve asalak tipler çıkıyor.</p>
<p>Toplumsal bozulmanın en çarpıcı fotoğrafıdır bu. Sayıları çok olmasa da var içimizde bunlar.</p>
<p><center><center><b>***</b></center></center>Yaşayıp görünce, olan biteni bilince, yardım kampanyalarının neden denetim altına alınmaya ve tek elde toplanmaya çalışıldığı daha iyi anlaşılıyor!</p>
<p>Belediyelerin yüzü yumuşak, istismar edilse de sesini çıkaramıyor. İstemese de kötü niyete ortak olmak zorunda kalıyor. Çünkü işin sonunda siyaset ve seçim var.</p>
<p>Ama valilik ve kaymakamlıklar öyle değil. Devlet adına görev yapıyorlar. Daha rahat hareket etme imkânları var onların, daha zor istismar edilirler.</p>
<p>Bu milletin kaynakları kıt…</p>
<p>Har vurup harman savurma noktasında değiliz.</p>
<p>O yüzden, kimse <b>“Vay bana neden yardım toplanma izni verilmiyor”</b> diye ortalığı ayağa kaldırmasın. <b>Türkiye</b> olarak, bütün dünyayı sarsan büyük bir salgınla karşı karşıyayız. Bu süreci de sağlıklı ve iyi yönetmek, gerçekten ihtiyaç sahiplerini koruyup kollamak zorundayız.</p>
<p>Devlet elbette gereken tedbirleri alacak. Görevi bu.</p>
<p>Toplumsal dayanışma, hali vakti</p>
<p>yerinde olanın, sıkıntıda olana yardım etmesidir. İyi niyetli dar gelirliden alıp, kötü niyetli ve istismarcı zengine vermek değil!</p>
<p>Bizim gördüğümüzü devlet de görüyor ve doğruyu yapmaya çalışıyor. Gün siyaset ve şov yapma günü değil çünkü. Bırakalım istismar siyasetini, ülkeye ve insanımıza nasıl yardımcı olacağımızı düşünelim şimdi!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/fakirden-al-zengine-ver/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Takoz siyaseti</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/takoz-siyaseti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/takoz-siyaseti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jan 2020 09:57:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13499</guid>

					<description><![CDATA[Yol yaparsın, karşına çıkarlar. Köprü projelendirirsin, “olmaz” diye bağırırlar. Libya’ya gidersin, “Ne işimiz var orada” derler. Tank üretmek için adım atarsın, “Katarlılara peşkeş çekildi” yalanına sarılırlar. Kanal açacak olursun, belden aşağı vuruşlar yaparak “Bunlar hepimizi kısır edecek” sözleriyle karşınıza dikilirler… Ne bu?.. Takoz siyaseti! CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, zaten TBMM’de bütün Türkiye’nin gözü önünde açıkladı: “Bu Hükümet, dünyanın en doğru işini bile yapsa, bizim bu Hükümet’i alkışlayacak halimiz yok. Milletin bize verdiği görev bu kardeşim.” Ardından bu anlayış daha da geliştirildi. Tam bir takoz siyasetine dönüştürüldü. Pusuya yatıyorlar adeta. Çevreyi gözlüyor, nerede dönen bir teker varsa, oraya koşuyorlar. Önüne takoz koyup durdurmaya çalışıyorlar. En belirgin örneklerden biri de Ekrem İmamoğlu. O, işi alabildiğine abarttı. Temel Atmama Töreni bile düzenledi. Dönen tekerin önüne takoz yerleştirmeyi, bir meziyet olarak gösterip, törenle kutlama yaptı. Yetmedi, Kanal İstanbul’a savaş açtı. En son icraatı da İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi’ne giden yol inşaatlarını durdurmak oldu. Böylece takoz siyasetini taçlandırdı. Engellenen, durdurulan diğer işleri ise hiç saymıyorum. İşte böyle garip ve acayip bir siyaset anlayışla karşı karşıyayız! *** Tabii bu işleri yaparken, tedbir alıp gizlenmek de lazım. Çünkü işin sonunda iyot gibi ortaya kalıp, elde suç aleti takozla yakalanmak var! İşte bu yüzden İmamoğlu televizyonlara çıkıp çağrılar yapıyor: “Merkezi Hükümet yardım etmeli, büyük projeleri bitirmeliyiz:” Nasıl olacak bu? Merkezi Hükümet yatırım yapıyor, karşısına &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row shaperin1alt1">
<div class="newsdetailwrap">
<div class="imagewrapper">
<div class="texts">
<p>Yol yaparsın, karşına çıkarlar. Köprü projelendirirsin, <strong>“olmaz”</strong> diye bağırırlar. <strong>Libya</strong>’ya gidersin, <strong>“Ne işimiz var orada”</strong> derler. Tank üretmek için adım atarsın, <strong>“Katarlılara peşkeş çekildi”</strong> yalanına sarılırlar. Kanal açacak olursun, belden aşağı vuruşlar yaparak <strong>“Bunlar hepimizi kısır edecek”</strong> sözleriyle karşınıza dikilirler…</p>
<p>Ne bu?..</p>
<p>Takoz siyaseti!</p>
<p><strong>CHP Grup Başkanvekili Engin Altay</strong>, zaten <strong>TBMM</strong>’de bütün <strong>Türkiye</strong>’nin gözü önünde açıkladı:</p>
<p><strong>“Bu Hükümet, dünyanın en doğru işini bile yapsa, bizim bu Hükümet’i alkışlayacak halimiz yok. Milletin bize verdiği görev bu kardeşim.”</strong></p>
<p>Ardından bu anlayış daha da geliştirildi. Tam bir takoz siyasetine dönüştürüldü. Pusuya yatıyorlar adeta. Çevreyi gözlüyor, nerede dönen bir teker varsa, oraya koşuyorlar. Önüne takoz koyup durdurmaya çalışıyorlar.</p>
<p>En belirgin örneklerden biri de <strong>Ekrem İmamoğlu</strong>. O, işi alabildiğine abarttı. <strong>Temel Atmama Töreni</strong> bile düzenledi. Dönen tekerin önüne takoz yerleştirmeyi, bir meziyet olarak gösterip, törenle kutlama yaptı.</p>
<p>Yetmedi, <strong>Kanal İstanbul</strong>’a savaş açtı.</p>
<p>En son icraatı da İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi’ne giden yol inşaatlarını durdurmak oldu. Böylece takoz siyasetini taçlandırdı.</p>
<p>Engellenen, durdurulan diğer işleri ise hiç saymıyorum. İşte böyle garip ve acayip bir siyaset anlayışla karşı karşıyayız!</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Tabii bu işleri yaparken, tedbir alıp gizlenmek de lazım. Çünkü işin sonunda iyot gibi ortaya kalıp, elde suç aleti takozla yakalanmak var!</p>
<p>İşte bu yüzden İmamoğlu televizyonlara çıkıp çağrılar yapıyor:</p>
<p><strong>“Merkezi Hükümet yardım etmeli, büyük projeleri bitirmeliyiz:”</strong></p>
<p>Nasıl olacak bu? <strong>Merkezi Hükümet</strong> yatırım yapıyor, karşısına engeller dikiyorsun. Mahkeme kararını bile dinlemeyeceğini, mücadele edeceğini söylüyorsun. Ne yapıyorlarsa karşı çıkıp, itibarsızlaştırmaya çalışıyorsun. Sonra da yardım bekliyorsun. Yetmiyor, <strong>“Beni niye desteklemiyorlar? Ben 16 milyonun başkanıyım”</strong> diye sızlanıyorsun.</p>
<p>Güzel, ama çok bilinen eski bir taktik bu! Ayrıca, <strong>“İhmali mesuliyet yoktur, icrai mesuliyet vardır”</strong> anlayışı çok gerilerde kaldı!</p>
<p>Belki yatıp, iş yapmadan, karşıda iş yapanı suçlayarak zaman kazanabilirsin. Ama uzun süre sürdürülemez ki bu! Millet bir süre izler, oyalanır; ama sonra da <strong>“Sen ne yapıyorsun”</strong> diye sorar.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Algı da bir yere kadar!..</p>
<p>Kitle iletişim araçlarının böylesine geliştiği, internetin en ücra köşelere kadar ulaştığı bir devirde, sürdürmek kolay değil.</p>
<p><strong>1950</strong>’lerde uçak fabrikalarımızın kapatılması birtakım bahanelerle örtülendi. <strong>1960</strong>’larda algı operasyonlarıyla <strong>Türkiye</strong>’nin yerli otomobil üretimi engellendi. Ama <strong>1970</strong>’lerde takoz siyaseti sonuç vermedi. <strong>Boğaz Köprüsü</strong>’nün yapılması önlenemedi.</p>
<p>Üstelik artık <strong>2020</strong>’deyiz!</p>
<p>Milletin eğitim seviyesi yükseldi. İnsanlar laf değil, hizmet bekliyor artık. Algı operasyonları da eskisi kadar başarılı olamıyor.</p>
<p>Yürümez, sürdürülemez bu takoz siyaseti…</p>
<p>Belki, müzmin muhalifleri ve karşı tarafa düşmanlık besleyenleri geçici bir süre yan yana getirebilir. Ama hepsi o kadar.</p>
<p>Sürekli artan ihtiyaç ve beklentileri var insanların. Lak lakla daha ne kadar zaman kazanılır?</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/takoz-siyaseti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinayet Merkezi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cinayet-merkezi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cinayet-merkezi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Dec 2019 07:34:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Almanlar]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13289</guid>

					<description><![CDATA[Oldukça profesyonelce işlenen bir cinayetti. Belli ki failler özel eğitim almış kişilerdi. Olayın arkasındaki merkezler de daha o günden belliydi. Alman Gizli Servisi ve FETÖ olağan şüphelilerdi. Çünkü Necip Hablemitoğlu, Alman vakıflarının ve “cemaat” denilen yapının bütün kirli çamaşırlarını ortaya döküyordu. Kitaplar yazıyor, gazetelere açıklamalar yapıyor, televizyon programlarında anlatıyordu… Kirli yapıları ve arkasındaki derin güçleri çok önceden çözmüştü. O yüzden susturuldu. 17 sene önce kapısının önünde katledildi. Eldeki bazı verilere rağmen, olayın aydınlatılması o günden bu yana mümkün olmadı. Büyük ihtimalle de “karartma görevini” FETÖ’cü yapı gerçekleştirdi. Faillerden biri olan Nuri Gökhan Bozkır, 2015’te Türkiye’den kaçırıldı. Asıl tetikçinin adı ile ilgili bilgilere de ulaşıldı. Ancak, o da yakalanamadı. Kim bunlar? Bunlar Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki Özel Kuvvetler mensupları. Ukrayna’da yakalanan Bozkır’ı biliyoruz artık. Diğeri ise adı soruşturma dosyalarına giren bir yüzbaşı. Belli ki Hablemitoğlu Suikastı onlara ihale edilmiş. Ordu’nun seçme elamanları bunlar. Ancak, yakın tarihte Türkiye içindeki bazı gizli operasyonların merkezi ve tetikçi olarak kullanıldıklarına dair çok ciddi iddialar bulunuyor. Birini iyi biliyorum… 1980 öncesi darbe zeminini hazırlayanlar arasında da bunlar vardı. 1980 Yılında peş peşe iki büyük operasyon gerçekleştirdiler. Biri Ankara-Bahçelievler’de yaşandı. Bir gece MHP Genel Merkezi basıldı. Semtin bütün ışıkları söndü ve silahlar patlamaya başladı. Bahçelievler Karakolu’nun hemen çaprazında bulunan MHP Genel Merkez Binası’nı hedef aldılar. Girişteki polis kulübesini bastılar. Oradaki görevliler ile birlikte yanındaki MİSK Eğitim ve Kültür Merkezi’ndeki iki genci katlettiler. Her iki binaya da &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Oldukça profesyonelce işlenen bir cinayetti. Belli ki failler özel eğitim almış kişilerdi. Olayın arkasındaki merkezler de daha o günden belliydi. <strong>Alman Gizli Servisi</strong> ve <strong>FETÖ </strong>olağan şüphelilerdi.</p>
<p>Çünkü <strong>Necip Hablemitoğlu, Alman</strong> vakıflarının ve <strong>“cemaat”</strong> denilen yapının bütün kirli çamaşırlarını ortaya döküyordu. Kitaplar yazıyor, gazetelere açıklamalar yapıyor, televizyon programlarında anlatıyordu…</p>
<p>Kirli yapıları ve arkasındaki derin güçleri çok önceden çözmüştü.</p>
<p>O yüzden susturuldu. 17 sene önce kapısının önünde katledildi.</p>
<p>Eldeki bazı verilere rağmen, olayın aydınlatılması o günden bu yana mümkün olmadı. Büyük ihtimalle de <strong>“karartma görevini” FETÖ</strong>’cü yapı gerçekleştirdi. Faillerden biri olan <strong>Nuri Gökhan Bozkır</strong>, <strong>2015</strong>’te <strong>Türkiye</strong>’den kaçırıldı. Asıl tetikçinin adı ile ilgili bilgilere de ulaşıldı. Ancak, o da yakalanamadı.</p>
<p>Kim bunlar?</p>
<p>Bunlar <strong>Türk Silahlı Kuvvetleri</strong> içindeki Özel Kuvvetler mensupları. <strong>Ukrayna</strong>’da yakalanan <strong>Bozkır</strong>’ı biliyoruz artık. Diğeri ise adı soruşturma dosyalarına giren bir yüzbaşı. Belli ki <strong>Hablemitoğlu Suikastı</strong> onlara ihale edilmiş.</p>
<p><strong>Ordu</strong>’nun seçme elamanları bunlar. Ancak, yakın tarihte <strong>Türkiye</strong> içindeki bazı gizli operasyonların merkezi ve tetikçi olarak kullanıldıklarına dair çok ciddi iddialar bulunuyor.</p>
<p>Birini iyi biliyorum…</p>
<p><strong>1980</strong> öncesi darbe zeminini hazırlayanlar arasında da bunlar vardı. <strong>1980 Yılında</strong> peş peşe iki büyük operasyon gerçekleştirdiler. Biri <strong>Ankara-Bahçelievler</strong>’de yaşandı. Bir gece <strong>MHP Genel Merkezi</strong> basıldı. Semtin bütün ışıkları söndü ve silahlar patlamaya başladı. <strong>Bahçelievler Karakolu</strong>’nun hemen çaprazında bulunan <strong>MHP Genel Merkez Binası</strong>’nı hedef aldılar. Girişteki polis kulübesini bastılar. Oradaki görevliler ile birlikte yanındaki <strong>MİSK Eğitim ve Kültür Merkezi</strong>’ndeki iki genci katlettiler. Her iki binaya da bombalar bıraktıktan sonra ellerini kollarını sallaya sallaya gittiler.</p>
<p>O gün <strong>MHP’</strong>nin <strong>Ankara</strong> dışında bir mitingi vardı. Herkesin o mitingde bulunması büyük bir faciayı önledi. İlginçtir, dakikalarca süren silah ve bomba seslerine rağmen, karşı kaldırımda bulunan <strong>Bahçelievler Polis Karakolu</strong>’ndan herhangi bir müdahale olmadı.</p>
<p>Bu ekip, birkaç gün sonra <strong>Selanik Caddesi</strong>’ndeki <strong>Ziraat Mühendisleri Odası Baskınında</strong> ortaya çıktı. Orada da ışıklar söndü, orada da pek çok kişi katledildi.</p>
<p>Bu olaylar yaşanırken, <strong>Ankara</strong>’da sıkıyönetim vardı! Güvenlik asker tarafından sağlanıyordu. <strong>MHP Genel İdare Kurulu Üyesi Mehmet Irmak</strong> ile <strong>Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ali Güngör</strong>, bu saldırganların isimlerini verdi. Özel Kuvvetler elemanlarıydı bunlar. Ama haklarında hiçbir işlem yapılmadı.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>15 Temmuz Darbe Girişiminin</strong> ardından <strong>TSK</strong>’da büyük temizlik yapıldı. <strong>Hablemitoğlu Suikastı</strong> zanlısı <strong>Bozkır</strong>’ın <strong>Ukrayna’</strong>da yakalanması ile birlikte önemli bir kapı açıldı.</p>
<p>Eğer <strong>Türkiye</strong>’ye getirtilebilir, diğer zanlılar da yakalanıp konuşturulabilirse, bir değil, karanlıkta kalmış birçok olay aydınlanabilir. <strong>Türkiye</strong>’nin yakın tarihindeki karanlık dehlizlere girilebilir.</p>
<p>Çok önemli bu gelişme. İyi değerlendirilebilirse, önümüzde geçmişe doğru oldukça geniş bir pencere açılabilir.</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cinayet-merkezi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Onlar öldürür, biz güldürürüz</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/onlar-oldurur-biz-guldururuz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/onlar-oldurur-biz-guldururuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2019 08:11:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Askeri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13014</guid>

					<description><![CDATA[Saldırıyorlar; hem de bütün ahlaki değerleri ayaklar altına alarak çılgınca saldırıyorlar. On parmaklarında on kara, bulaştırmaya çalışıyorlar. Ne demişti Milli Şairimiz Mehmet Akif yıllar önce: “Cani geziyor dipdiri, can vermede masum. Suç başkasının da niçin başkası mahkûm?” Bugün de aynı durum geçerli! Suriye’ye bakın göreceksiniz: ABD’nin, Rusya’nın hakimiyet sağladığı bölgelerde taş üstünde taş kalmadı. Hayat durdu, şehirler harabeye döndü. Çoluk-çocuk binlerce insan toprağın altında. Bizim girdiğimiz yerlerde ise hayat var. Yüzler gülüyor, şehir hayatı devam ediyor. Ama bize saldırıyorlar… Söylenmedik söz, atılmadık iftira kalmadı. “İşgalcilikten” tutun da “etnik temizliğe” kadar her türlü saldırı yapıldı. Emperyalist batı, tarih boyunca hangi rezilliğin altına imza atmışsa, bize yamamaya çalıştı. Oyunları bozuldu çünkü! Bunu ben söylemiyorum, her fırsatta kendileri itiraf ediyorlar. Economist, daha birkaç gün önce “İkinci Sevr planının da Türkiye tarafından bozulduğunu” yazdı. *** Şimdi bölgeden birkaç fotoğraf paylaşacağım sizinle: Kareler, Suriye’de terörden arındırdığımız bölgelerden. Cerablus’tan, Çobanbey’den, El Bab’dan ve Afrin’den… Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), bir şefkat operasyonu başlattı oralarda. Bölge halkını bir araya getiriyor, sosyal ihtiyaçlarını karşılıyor. Sofralar kuruluyor, toplumun çeşitli kesimleri arasındaki diyalog geliştirilip dostluk ve dayanışma duyguları pekiştiriliyor. Özellikle de çocukların yüzleri gülüyor Belki inanmayacaksınız, ama bir festival havası var oralarda. Geleneksel sahne sanatlarımız, tiyatro gösterileri, Hacivat-Karagöz oyunları miniklerle buluşturuluyor. TRT Çocuk Kanalı’nın sevilen çizgi filmlerinden Rafadan Tayfa karakterleri çocukların arasında geziyor. Oradaki yavrulara oyuncaklar, hediyeler &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saldırıyorlar; hem de bütün ahlaki değerleri ayaklar altına alarak çılgınca saldırıyorlar. On parmaklarında on kara, bulaştırmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Ne demişti <strong>Milli Şairimiz Mehmet Akif</strong> yıllar önce:</p>
<p><strong>“Cani geziyor dipdiri, can vermede masum. Suç başkasının da niçin başkası mahkûm?”</strong></p>
<p>Bugün de aynı durum geçerli!</p>
<p><strong>Suriye</strong>’ye bakın göreceksiniz: <strong>ABD</strong>’nin, <strong>Rusya</strong>’nın hakimiyet sağladığı bölgelerde taş üstünde taş kalmadı. Hayat durdu, şehirler harabeye döndü. Çoluk-çocuk binlerce insan toprağın altında. Bizim girdiğimiz yerlerde ise hayat var. Yüzler gülüyor, şehir hayatı devam ediyor.</p>
<p>Ama bize saldırıyorlar…</p>
<p>Söylenmedik söz, atılmadık iftira kalmadı. <strong>“İşgalcilikten”</strong> tutun da <strong>“etnik temizliğe”</strong> kadar her türlü saldırı yapıldı. Emperyalist batı, tarih boyunca hangi rezilliğin altına imza atmışsa, bize yamamaya çalıştı.</p>
<p>Oyunları bozuldu çünkü! Bunu ben söylemiyorum, her fırsatta kendileri itiraf ediyorlar. <strong>Economist</strong>, daha birkaç gün önce <strong>“İkinci Sevr planının da Türkiye tarafından bozulduğunu”</strong> yazdı.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Şimdi bölgeden birkaç fotoğraf paylaşacağım sizinle:</p>
<p>Kareler, <strong>Suriye</strong>’de terörden arındırdığımız bölgelerden. <strong>Cerablus</strong>’tan, Çobanbey’den, <strong>El Bab</strong>’dan ve <strong>Afrin</strong>’den…</p>
<p><strong>Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB)</strong>, bir şefkat operasyonu başlattı oralarda. Bölge halkını bir araya getiriyor, sosyal ihtiyaçlarını karşılıyor. Sofralar kuruluyor, toplumun çeşitli kesimleri arasındaki diyalog geliştirilip dostluk ve dayanışma duyguları pekiştiriliyor.</p>
<p>Özellikle de çocukların yüzleri gülüyor</p>
<p>Belki inanmayacaksınız, ama bir festival havası var oralarda. Geleneksel sahne sanatlarımız, tiyatro gösterileri, <strong>Hacivat-Karagöz</strong> oyunları miniklerle buluşturuluyor. <strong>TRT Çocuk Kanalı</strong>’nın sevilen çizgi filmlerinden <strong>Rafadan Tayfa</strong> karakterleri çocukların arasında geziyor. Oradaki yavrulara oyuncaklar, hediyeler dağıtılıyor.</p>
<p>Önceki gün <strong>Cerablus Ahmet Selim İlkokulu’</strong>nda minikler için büyük bir etkinlik organize edildi. Bu ilk adım; zaman içinde terörden arındırdığımız bölgenin tamamını kapsayacak. İşte batı bunu hazmedemiyor! Çünkü, ne geleneklerinde, ne tarihlerinde, ne de bu günlerinde yok böyle fotoğraf kareleri.</p>
<p>Koruyup kolladıkları terör örgütü mensupları da bombalı saldırılarla bu mutluluk tablosunu karartmaya çalışıyor.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Gönül coğrafyamız oralar bizim…</p>
<p>Batı için ise sadece sömürülen ve sömürülmesi gereken bir bölge!</p>
<p><strong>YTB, Orta Asya</strong>’da<strong>, Balkanlar’</strong>da, <strong>Afrika</strong>’da ne yapıyorsa, <strong>Suriye</strong>’de de onu yapıyor. Daha düne kadar <strong>Katil Esad</strong>’ın kimlik bile vermeyip aşağıladığı insanlara, dostça, kardeşçe yaklaşıyor.</p>
<p><strong>Türkiye</strong> sayesinde oradaki insanların yüzleri gülüyor…</p>
<p>Sözde <strong>“medeni”</strong> <strong>Avrupa </strong>ve <strong>Amerika</strong> ise el ele vermiş bize saldırıyor. Hakaretin, iftiranın, alçaklığın bini bir para!</p>
<p>Kimse moralini bozmasın. Doğru yoldayız ve dünyaya insanlık dersi veriyoruz. O saldırılar da bizim için birer madalya!</p>
<p>Biz, <strong>Fatihlerin, Mustafa Kemallerin</strong> torunlarıyız. İstanbul’u fethettik, çağ kapattık. <strong>Milli Mücadeleyi</strong> kazanıp, mazlum milletlere bağımsızlık yolu açtık. Bugün de tarihin yüklediği bir misyonu yerine getiriyoruz!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/onlar-oldurur-biz-guldururuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;de doğum var</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/chpde-dogum-var/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/chpde-dogum-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 08:59:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12972</guid>

					<description><![CDATA[CHP, 9 Eylül 1923’te kurulduğunda adı Cumhuriyet Halk Fırkası idi. Sonra CHP adını aldı. Cumhuriyet Tarihi boyunca çok ilginç bir seyir izledi. Doğum üzerine doğum yaptı. İlk doğum 1924’te gerçekleşti. CHP’den ayrılanlar Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurdular. 1945’te Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü CHP’den ayrıldılar. Partiden ihraç edilenlerle birlikte Türk Siyasi Hayatına Demokrat Parti’yi kazandırdılar. Ekim 1966’da, CHP’nin 18. Kurultayı’nın ardından bir doğum daha oldu. Partinin Kemalizm’den saptığını iddia eden Turhan Feyzioğlu liderliğindeki 47 parlamenter Güven Partisi’ni kurdu. Bülent Ecevit, 1972 Mayıs Kurultayı’nda İnönü’yü Genel Başkanlıktan indirdi. Bunun üzerine Kemal Satır öncülüğünde 58 milletvekili ve senatör CHP’den ayrılıp Cumhuriyetçi Parti adı altında birleşti. CHP, 2020’de kurultaya gidiyor. Göstergeler, tarihin tekerrür edeceğini ve yeni bir doğumun ortaya çıkacağını gösteriyor. Ancak bu defa ikiz doğum da olabilir. *** Kemal Kılıçdaroğlu, göreve geldiği 2010’dan itibaren CHP’de ciddi değişimler gerçekleştirdi. Partinin pek çok hassasiyeti törpülendi. Ulusalcı kesim parça parça dışarı itildi. Kemal Bey, Mart ya da 2010 Nisan’ında gerçekleşecek Büyük Kurultay’da ulusalcı kesime son darbeyi vuracak. HDP ve aşırı sol unsurların CHP’ye eklemlenmesinin yolu tamamen açılacak. 10 Aralık Hareketi’nin sözcüsü Oğuz Kaan Salıcı bu amaçla CHP örgütlerinin başına getirildi. Yıllar önce “CHP ile olmuyor, CHP kapatılmalı ve vakfa dönüşmeli” diyen Salıcı, şimdi örgütleri dönüştürmeye çalışıyor. Yeni plan, CHP’deki ulusal hassasiyetlerin tamamen törpülenmesi ve yüzde 7-7,5’lara takılan HDP’nin eklemlenmesiyle yola devam edilmesi. Ulusalcı kesim de durumun farkında. Muharrem İnce durup dururken “Bana selam verenleri bile partiden uzaklaştırıyorlar” açıklamasını yapmadı! Şimdi son bir çırpınışla direnecek. Yarın yurt çapında başlayacak mahalli delege seçimlerinde şansını bir defa daha deneyecek. İzmir’de &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP, 9 Eylül 1923</strong>’te kurulduğunda adı <strong>Cumhuriyet Halk Fırkası</strong> idi. Sonra <strong>CHP </strong>adını aldı. <strong>Cumhuriyet Tarihi</strong> boyunca çok ilginç bir seyir izledi. Doğum üzerine doğum yaptı.</p>
<p>İlk doğum <strong>1924’</strong>te gerçekleşti. <strong>CHP</strong>’den ayrılanlar <strong>Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası</strong>’nı kurdular.</p>
<p><strong>1945</strong>’te <strong>Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan</strong> ve <strong>Fuat Köprülü</strong> <strong>CHP</strong>’den ayrıldılar. Partiden ihraç edilenlerle birlikte <strong>Türk Siyasi Hayatına</strong> <strong>Demokrat Parti</strong>’yi kazandırdılar.</p>
<p>Ekim <strong>1966</strong>’da, <strong>CHP</strong>’nin <strong>18. Kurultayı’nın</strong> ardından bir doğum daha oldu. Partinin <strong>Kemalizm</strong>’den saptığını iddia eden <strong>Turhan Feyzioğlu</strong> liderliğindeki 47 parlamenter <strong>Güven Partisi</strong>’ni kurdu.</p>
<p><strong>Bülent Ecevit, 1972 Mayıs Kurultayı’nda</strong> İnönü’yü <strong>Genel Başkanlıktan</strong> indirdi. Bunun üzerine <strong>Kemal Satır</strong> öncülüğünde 58 milletvekili ve senatör <strong>CHP</strong>’den ayrılıp <strong>Cumhuriyetçi Parti</strong> adı altında birleşti.</p>
<p><strong>CHP</strong>, <strong>2020</strong>’de kurultaya gidiyor.</p>
<p>Göstergeler, tarihin tekerrür edeceğini ve yeni bir doğumun ortaya çıkacağını gösteriyor. Ancak bu defa ikiz doğum da olabilir.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>, göreve geldiği <strong>2010</strong>’dan itibaren <strong>CHP’</strong>de ciddi değişimler gerçekleştirdi. Partinin pek çok hassasiyeti törpülendi. Ulusalcı kesim parça parça dışarı itildi.</p>
<p><strong>Kemal Bey, Mart</strong> ya da <strong>2010 Nisan’ında</strong> gerçekleşecek <strong>Büyük Kurultay</strong>’da ulusalcı kesime son darbeyi vuracak. <strong>HDP</strong> ve aşırı sol unsurların <strong>CHP</strong>’ye eklemlenmesinin yolu tamamen açılacak.</p>
<p><strong>10 Aralık Hareketi</strong>’nin sözcüsü <strong>Oğuz Kaan Salıcı</strong> bu amaçla <strong>CHP</strong> örgütlerinin başına getirildi. Yıllar önce <strong>“CHP ile olmuyor, CHP kapatılmalı ve vakfa dönüşmeli”</strong> diyen <strong>Salıcı</strong>, şimdi örgütleri dönüştürmeye çalışıyor. Yeni plan, <strong>CHP</strong>’deki ulusal hassasiyetlerin tamamen törpülenmesi ve yüzde <strong>7-7,5</strong>’lara takılan <strong>HDP</strong>’nin eklemlenmesiyle yola devam edilmesi.</p>
<p>Ulusalcı kesim de durumun farkında. <strong>Muharrem İnce</strong> durup dururken <strong>“Bana selam verenleri bile partiden uzaklaştırıyorlar” </strong>açıklamasını yapmadı!</p>
<p>Şimdi son bir çırpınışla direnecek. Yarın yurt çapında başlayacak mahalli delege seçimlerinde şansını bir defa daha deneyecek.</p>
<p>İzmir’de savaş başladı.</p>
<p><strong>Ankara</strong>’da Önder Sav ve <strong>Yılmaz Ateş, Kılıçdaroğlu</strong>’na karşı çalışmaları sürdürüyor.</p>
<p>İstanbul’da da eski İl Başkanı Cemal Canpolat direnişi organize ediyor. İmamoğlu-Kaftancıoğlu kavgası da yolda.</p>
<p>Ancak pek şansları yok. <strong>Kılıçdaroğlu</strong> öyle ya da böyle hepsine öldürücü darbeyi vuracak. <strong>CHP</strong>’de kendi açısından dikensiz bir gül bahçesi oluşturacak. <strong>2010’</strong>da başlatılan <strong>Yeni CHP</strong> projesi nihayete erecek.</p>
<p><strong>CHP</strong>’deki muhalifler ve ulusalcıların önünde ise iki yol kalacak: Ya siyaseti bırakıp bir kenara çekilecekler ya da yeni bir oluşum içinde mücadeleyi sürdürecekler.</p>
<p>Bu arada, İstanbul’da gizli bir toplantı gerçekleştirildi. <strong>Mustafa Sarıgül</strong>’ün <strong>DSP</strong>’ye <strong>Genel Başkan</strong> yapılması kararlaştırıldı. <strong>Sarıgül </strong>de bu amaçla daha önce liderliğini yaptığı <strong>Yeni Değişim Hareketi</strong>’nin bütün il başkanlarına <strong>“DSP’ye katılma çağrısı”</strong> yaptı. Bu fotoğraf içinde<strong> Kurultay’da</strong> hezimete uğraması kaçınılmaz olan ulusalcı kanat için <strong>“yol ayrımında”</strong> denilebilir. Ya <strong>DSP</strong>’ye katılıp orada siyaset yapacaklar; ya da yeni bir oluşumun içinde bir araya gelecekler.</p>
<p>O yüzden <strong>“ikiz doğum olabilir”</strong> diyorum!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/chpde-dogum-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otur yerine, sıfır!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/otur-yerine-sifir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/otur-yerine-sifir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2019 08:24:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12833</guid>

					<description><![CDATA[Coğrafya nedir bilmiyorlar, üzerinde çok çalışmaları lazım. “Tarih” bilgisi yerlerde sürünüyor, yakın geçmişten bile habersizler. Muhakeme kabiliyetleri olmadığı için mantıkta da başarısızlar. Ama amiyane tabiriyle çok güzel sallıyorlar… Öğretmenlerin “Otur yerine, sıfır” dediklerinden bu tipler. Ama televizyon ekranlarında o kadar çoklar ki… Milletin karşısına çıkıp, “Türkiye kaybetti” diyebiliyorlar! Tane tane, çok basit ifadelerle anlatmak lazım bunlara! Haritanın karşısına geçip, uzun uzun tarih ve coğrafya dersi vermek gerekli! Önce, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki bazı illerini göstereceksin. “Yıllar önce buradalardı, hatta yurtiçinde kampları bile vardı” diyeceksin: -Tepelerine vurunca dışarı kaçtılar. Sonra Türkiye sınırının Suriye tarafına işaret edeceksin. Kısa süre öncesine kadar hemen burnumuzun dibinde olduklarını hatırlatacaksın. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı adında harekâtlar gerçekleştirdiğimizi anlatacaksın. “Süpürdük, sildik” diye devam edip, 30 kilometre ötesini göstereceksin: -Şimdi oradalar. Daha iyi anlayıp özümseyebilsinler diye ABD ve Rusya gibi iki büyük güce de durumu kabullendirdiğimizin altını çizeceksin. Daha dün bu teröristlerin hamiliğini yapanlar ve terörle iç içe olanların bile Türkiye’nin bu süpürme harekâtına teslim oldukları gerçeğinden bahsedeceksin. Yetmez, “Türkiye başardı, istediğini aldı” yorumları yapan bütün dış basını da önlerine sereceksin. Sonra soracaksın: -Ne olmuş, kaybetmiş miyiz, yoksa kazanmış mıyız? Halen “evet kaybettik” diyorlarsa eğer, zaten umutsuz vaka! Boşuna çırpınıp uğraşmak anlamsız! “Otur yerine; sıfır” demekten başka yapacak bir şey yok. Bunları özel eğitim kurumları paklar! *** Hepsinin ortak özellikleri Erdoğan karşıtlığı! Benliklerini o kadar sarmış ki düşmanlık, T.C. Başkanı’na itibar sağlayacak hiçbir gelişmeyi kabul edemiyorlar. Ne yaparsa yapsın karşısındalar &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Coğrafya nedir bilmiyorlar, üzerinde çok çalışmaları lazım. <strong>“Tarih”</strong> bilgisi yerlerde sürünüyor, yakın geçmişten bile habersizler. Muhakeme kabiliyetleri olmadığı için mantıkta da başarısızlar. Ama amiyane tabiriyle çok güzel sallıyorlar…</p>
<p>Öğretmenlerin <strong>“Otur yerine, sıfır”</strong> dediklerinden bu tipler. Ama televizyon ekranlarında o kadar çoklar ki…</p>
<p>Milletin karşısına çıkıp, <strong>“Türkiye kaybetti”</strong> diyebiliyorlar!</p>
<p>Tane tane, çok basit ifadelerle anlatmak lazım bunlara! Haritanın karşısına geçip, uzun uzun tarih ve coğrafya dersi vermek gerekli!</p>
<p>Önce, <strong>Türkiye</strong>’nin <strong>Doğu </strong>ve <strong>Güneydoğu Anadolu</strong>’daki bazı illerini göstereceksin. <strong>“Yıllar önce buradalardı, hatta yurtiçinde kampları bile vardı”</strong> diyeceksin:</p>
<p><strong>-Tepelerine vurunca dışarı kaçtılar.</strong></p>
<p>Sonra <strong>Türkiye</strong> sınırının <strong>Suriye</strong> tarafına işaret edeceksin. Kısa süre öncesine kadar hemen burnumuzun dibinde olduklarını hatırlatacaksın. <strong>Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı</strong> adında harekâtlar gerçekleştirdiğimizi anlatacaksın. <strong>“Süpürdük, sildik”</strong> diye devam edip, 30 kilometre ötesini göstereceksin:</p>
<p><strong>-Şimdi oradalar.</strong></p>
<p>Daha iyi anlayıp özümseyebilsinler diye <strong>ABD</strong> ve <strong>Rusya</strong> gibi iki büyük güce de durumu kabullendirdiğimizin altını çizeceksin. Daha dün bu teröristlerin hamiliğini yapanlar ve terörle iç içe olanların bile <strong>Türkiye</strong>’nin bu süpürme harekâtına teslim oldukları gerçeğinden bahsedeceksin.</p>
<p>Yetmez, <strong>“Türkiye başardı, istediğini aldı”</strong> yorumları yapan bütün dış basını da önlerine sereceksin.</p>
<p>Sonra soracaksın:</p>
<p><strong>-Ne olmuş, kaybetmiş miyiz, yoksa kazanmış mıyız?</strong></p>
<p>Halen <strong>“evet kaybettik”</strong> diyorlarsa eğer, zaten umutsuz vaka! Boşuna çırpınıp uğraşmak anlamsız! <strong>“Otur yerine; sıfır”</strong> demekten başka yapacak bir şey yok.</p>
<p>Bunları özel eğitim kurumları paklar!</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>Hepsinin ortak özellikleri <strong>Erdoğan</strong> karşıtlığı! Benliklerini o kadar sarmış ki düşmanlık, <strong>T.C.</strong> <strong>Başkanı</strong>’na itibar sağlayacak hiçbir gelişmeyi kabul edemiyorlar. Ne yaparsa yapsın karşısındalar ve muhalifler.</p>
<p><strong>Erdoğan</strong> kaybetsin de ne olursa olsun!..</p>
<p>Terör destekçiliğinden, ülkenin milli menfaatleriyle mücadeleye kadar her yere savrulabiliyorlar. Bir milyon vatandaşının katili <strong>Esad</strong>’a övgüler düzebiliyor ama <strong>Erdoğan</strong>’ın yanında olamıyorlar. Emperyalistlere alkış tutabiliyor, fakat <strong>“Dünya beşten büyüktür”</strong> diyen ve mazlumları savunan <strong>Erdoğan</strong>’la aynı noktada buluşamıyorlar.</p>
<p>İdeolojik falan da değil, farklı bir durum bu. Yok ki ortada bir ideoloji! Bunlar, <strong>Erdoğan </strong>karşıtlığı yüzünden ideolojilerinden de vazgeçmiş durumdalar. Solculuktan kapitalistliğe, demokratlıktan faşistliğe kadar her yere savrulabiliyorlar.</p>
<p>Değersizlik üzerine bina edilmiş bir düşmanlık bu! Tek bir hedefleri var, o da <strong>Erdoğan</strong>’a kaybettirmek. O yüzden <strong>Trump</strong>’ın çirkin mektubunu alkışlarken, <strong>Erdoğan</strong>’a saldırıyorlar. Gösterdiği milli duruşu değersizleştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Sol içinden bile isyan sesleri yükseliyor artık. Onlar bile hazmedemiyorlar durumu. <strong>Doğu Perinçek</strong> bir isim bulmuş: <strong>“Amerikan solcusu”</strong> diyor bunlara. <strong>“O da ne demek?”</strong> diye sorarsanız, kısaca <strong>“değersizlik, düşmanlık, kin, nefret, haset ve gerçekleri çarpıtmak” </strong>olarak özetleyebiliriz sanırım…</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/otur-yerine-sifir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayaldi, gerçek oldu</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/hayaldi-gercek-oldu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/hayaldi-gercek-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2019 07:50:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12826</guid>

					<description><![CDATA[Önce ABD, sonra Rusya ile bir araya geldik. Anlaşmalar, mutabakat zabıtları imzaladık. Suriye’de yeni bir döneme girildi. Peki ne oldu? Bu sorunun cevabını verebilmek için geçmişe uzanmak lazım. 1970’li yıllardaki gelişmeleri atlayacağım. Bugün YPG ya da SDG denilen terör oluşumlarının kaynağı olan PKK, 1984’te kuruldu. Kanlı Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla adını duyurdu. O dönemde en büyük desteği Suriye Rejimi ve Rusya diyebileceğimiz SSCB’den sağladı. Öcalan, Şam’da koruma altına alındı. Adamları da Suriye ve SSCB’nin kontrolündeki Bekaa Vadisi’nde eğitildi. Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insanımızı katletti bu kanlı örgüt. Köy bastı, bebek kurşunladı, insan yaktı. Binlerce güvenlik görevlimizi de şehit etti. Milyarlarca dolar para harcadık biz bunlarla mücadele etmek için. Maalesef, kırk yıl boyunca etkili olamadık. Sınırlarımız içinde bile eğitim kampları kurdular, on binlerle ifade edilen sayılara ulaştılar. Zaman içinde batılı ülkeler de destek vermeye başladı bunlara. 1990’lı yılların ortalarında dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, bizzat yaptığım bir televizyon programına katılıp, ABD’nin PKK’ya nasıl silah yardımı yaptığını uzun uzun anlattı… Batılı pek çok ülkenin destek vermesiyle iyice palazlandılar. Yurtiçinde hendekler kazarak, büyük bir kalkışmaya imza attılar. Gömdük onları hendeklere. Bu defa da ABD destekli Suriye yapılanması ile karşımıza çıktılar. Ülkemizi bin kilometrelik bir sınır hattı boyunca kuşattılar. *** İşte tam “Bitti, sonuca ulaşıyoruz” dedikleri bir ortamda bu gelişmeler yaşandı. Sahaya indik, gücümüzü ortaya koyduk; önce ABD’nin bu terör yapılanmasını yüz üstü bırakmasını sağladık. Sonra Ruslarla masaya oturup, “terörü birlikte süpürme kararı” aldık. Nihayet ABD Başkanı Trump, bunlara “Sizi 400 &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Önce<strong> ABD</strong>, sonra <strong>Rusya</strong> ile bir araya geldik. Anlaşmalar, mutabakat zabıtları imzaladık. <strong>Suriye</strong>’de yeni bir döneme girildi.</p>
<p>Peki ne oldu?</p>
<p>Bu sorunun cevabını verebilmek için geçmişe uzanmak lazım. <strong>1970</strong>’li yıllardaki gelişmeleri atlayacağım. Bugün <strong>YPG</strong> ya da <strong>SDG</strong> denilen terör oluşumlarının kaynağı olan <strong>PKK, 1984</strong>’te kuruldu. Kanlı <strong>Eruh </strong>ve Şemdinli baskınlarıyla adını duyurdu. O dönemde en büyük desteği <strong>Suriye Rejimi</strong> ve <strong>Rusya </strong>diyebileceğimiz <strong>SSCB</strong>’den sağladı.</p>
<p>Öcalan, Şam’da koruma altına alındı. Adamları da <strong>Suriye </strong>ve <strong>SSCB</strong>’nin kontrolündeki <strong>Bekaa Vadisi’</strong>nde eğitildi.</p>
<p>Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insanımızı katletti bu kanlı örgüt. Köy bastı, bebek kurşunladı, insan yaktı. Binlerce güvenlik görevlimizi de şehit etti. Milyarlarca dolar para harcadık biz bunlarla mücadele etmek için.</p>
<p>Maalesef, kırk yıl boyunca etkili olamadık. Sınırlarımız içinde bile eğitim kampları kurdular, on binlerle ifade edilen sayılara ulaştılar.</p>
<p>Zaman içinde batılı ülkeler de destek vermeye başladı bunlara. <strong>1990</strong>’lı yılların ortalarında dönemin <strong>Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş</strong>, bizzat yaptığım bir televizyon programına katılıp, <strong>ABD</strong>’nin <strong>PKK</strong>’ya nasıl silah yardımı yaptığını uzun uzun anlattı…</p>
<p>Batılı pek çok ülkenin destek vermesiyle iyice palazlandılar. Yurtiçinde hendekler kazarak, büyük bir kalkışmaya imza attılar.</p>
<p>Gömdük onları hendeklere.</p>
<p>Bu defa da <strong>ABD</strong> destekli <strong>Suriye</strong> yapılanması ile karşımıza çıktılar. Ülkemizi bin kilometrelik bir sınır hattı boyunca kuşattılar.</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>İşte tam <strong>“Bitti, sonuca ulaşıyoruz”</strong> dedikleri bir ortamda bu gelişmeler yaşandı. Sahaya indik, gücümüzü ortaya koyduk; önce <strong>ABD</strong>’nin bu terör yapılanmasını yüz üstü bırakmasını sağladık. Sonra <strong>Ruslarla</strong> masaya oturup, <strong>“terörü birlikte süpürme kararı”</strong> aldık.</p>
<p>Nihayet <strong>ABD Başkanı Trump</strong>, bunlara <strong>“Sizi 400 yıl koruyacağımızı mı sanmıştınız?”</strong> diye sordu. <strong>Kremlin Sözcüsü Peskov</strong> da <strong>“Çekin gidin, yoksa Türk Ordusu sizi silindir gibi ezecek”</strong> uyarısını yaptı.</p>
<p>Dün onlara destek verip palazlandıranları işte bu noktaya getirdik. <strong>Suriye Rejimi</strong> de olan biteni sineye çekmek zorunda kaldı.</p>
<p>Nereden nereye!..</p>
<p><strong>ABD, Rusya</strong> ve <strong>Suriye Rejimi</strong>’ne makas değiştirttik biz. Dün <strong>“olmaz, olamaz”</strong> denilenleri oldurttuk. Hayal gibi görünenleri gerçeğe dönüştürdük.</p>
<p>Tabii ki bitmedi, mücadele devam ediyor. Ancak, tarihi bir dönüm noktasıdır bugün yaşananlar!</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>Nasıl mı oldu?</p>
<p>Kolay olmadı, kendiliğinden gelmedi tabii ki. Yıllardır gergef gibi dokuna dokuna bu sonuca ulaşıldı. Kim ne derse desin, kim aksini iddia ederse etsin; her şey apaçık ortada: <strong>Erdoğan</strong> ve ekibinin yıllarca yaptığı titiz çalışma ve ortaya koyduğu vizyonun sonucudur bu büyük başarı.</p>
<p><strong>Trump</strong> gibi elde avuçta duramayan dengesiz bir adamı alacaksınız, yoğuracaksınız. Belli bir kıvama getireceksiniz. Sonra da <strong>Putin</strong> gibi liderliğini ispat etmiş bir adamla aynı noktada buluşturacaksınız. <strong>Türkiye’</strong>nin menfaatlerini öne çıkaracaksınız.</p>
<p>Kolay iş mi bu?</p>
<p>O yüzden kimse bozgunculuk yapmasın. Sonuçta kazanan <strong>Türkiye</strong>’dir, <strong>Türk Milleti</strong> rahatlamıştır. Rehavete kapılmadan bu büyük başarının keyfini çıkaralım derim ben.</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/hayaldi-gercek-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çetin ve hassas günler&#8230;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cetin-ve-hassas-gunler/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cetin-ve-hassas-gunler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Sep 2019 09:39:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<category><![CDATA[numan kurtulmuş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12578</guid>

					<description><![CDATA[“Çok çetin bir döneme girdiğimizi biliyoruz. Türkiye oldukça hassas bir noktada. Geri dönülmez istikamette yolumuza devam ediyoruz…” Bu sözler, Ak Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş’a ait. Dün, Anadolu Yayıncılar Derneği’nin organize ettiği “Anadolu Sohbetleri” çerçevesinde birlikteydik. Önce bir ufuk turu yaptı. Ülkenin önemli meselelerine değindi. Ardından da sorularımızı cevaplandırdı. Kurtulmuş, çok çetin meydan okumalarla karşı karşıya olduğumuz bir döneme girildiğini hatırlattı. Önemli bir noktanın altını kalın çizgilerle çizdi: “Biz her türlü meydan okumaya hazırız. Türkiye, artık bir istikamete girmiştir. Tam bağımsız bir ülke olma yolunda hedefe doğru yürümeye devam ediyor.” 1960’lı, 1970’li yıllara götürdü bu sözler beni. O yıllarda geniş kitleler sokaklara dökülüp, bu özlemi haykırıyorlardı. Sol gruplar “Bağımsız Türkiye” sloganları atıyordu. Ülkücüler, “Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin; her şey Türkiye için” diye bağırıyorlardı. Kendilerini “İslamcı” olarak adlandıranlar da Hıristiyan dünyanın emperyalist boyunduruğundan kurtulmamızı istiyorlardı. İşte o yüzden Kurtulmuş’un bu sözleri çok önemli. Onlarca yıl öncesinin özlemleri karşılanıyor bugün. Herkesin, her kesimin bu gerçeği görmesi ve üzerinde iyi düşünmesi lazım! *** Mesela terör: Dış güçler tarafından başımıza sarılan bir beladır! Kurtulmuş, “Ağır bir baskı altında, yok olup gidiyor. Milletimiz kazanacak, bedeli ne olursa olsun bu ülkede terör bitecek” dedi. Zaten öyle oluyor. Mücadelede kazanılan başarılar herkes tarafından görülüyor. En önemlisi, biz bu mücadeleyi karşımızdaki üç-beş çapulcuya karşı yürütmüyoruz. Buz dağının altında çok büyük güçler var. Kurtulmuş da &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Çok çetin bir döneme girdiğimizi biliyoruz. Türkiye oldukça hassas bir noktada. Geri dönülmez istikamette yolumuza devam ediyoruz…”</strong></p>
<p>Bu sözler, <strong>Ak Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş</strong>’a ait. Dün, <strong>Anadolu Yayıncılar Derneği</strong>’nin organize ettiği <strong>“Anadolu Sohbetleri”</strong> çerçevesinde birlikteydik. Önce bir ufuk turu yaptı. Ülkenin önemli meselelerine değindi. Ardından da sorularımızı cevaplandırdı.</p>
<p><strong>Kurtulmuş,</strong> çok çetin meydan okumalarla karşı karşıya olduğumuz bir döneme girildiğini hatırlattı. Önemli bir noktanın altını kalın çizgilerle çizdi:</p>
<p><strong>“Biz her türlü meydan okumaya hazırız. Türkiye, artık bir istikamete girmiştir. Tam bağımsız bir ülke olma yolunda hedefe doğru yürümeye devam ediyor.”</strong></p>
<p><strong>1960</strong>’lı, <strong>1970</strong>’li yıllara götürdü bu sözler beni. O yıllarda geniş kitleler sokaklara dökülüp, bu özlemi haykırıyorlardı. Sol gruplar <strong>“Bağımsız Türkiye”</strong> sloganları atıyordu. Ülkücüler, <strong>“Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin; her şey Türkiye için”</strong> diye bağırıyorlardı. Kendilerini <strong>“İslamcı”</strong> olarak adlandıranlar da <strong>Hıristiyan dünyanın</strong> emperyalist boyunduruğundan kurtulmamızı istiyorlardı.</p>
<p>İşte o yüzden <strong>Kurtulmuş</strong>’un bu sözleri çok önemli. Onlarca yıl öncesinin özlemleri karşılanıyor bugün. Herkesin, her kesimin bu gerçeği görmesi ve üzerinde iyi düşünmesi lazım!</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Mesela terör:</p>
<p>Dış güçler tarafından başımıza sarılan bir beladır! <strong>Kurtulmuş, “Ağır bir baskı altında, yok olup gidiyor. Milletimiz kazanacak, bedeli ne olursa olsun bu ülkede terör bitecek” </strong>dedi.</p>
<p>Zaten öyle oluyor. Mücadelede kazanılan başarılar herkes tarafından görülüyor.</p>
<p>En önemlisi, biz bu mücadeleyi karşımızdaki üç-beş çapulcuya karşı yürütmüyoruz. Buz dağının altında çok büyük güçler var. <strong>Kurtulmuş</strong> da buna işaret etti, <strong>“Artık ayan beyan görüldü ki, dünyadaki terör örgütlerine silah sağlayan büyük ülkeler bundan vazgeçseler, terör bir ay içinde biter”</strong> dedi.</p>
<p>İşte biz içteki terörle mücadelemizi onlara rağmen bu noktaya getirdik!</p>
<p>Bir başka sıkıntı <strong>Suriye’</strong>de oluşturulmak istenen terör koridoru! Arkasında <strong>ABD</strong> var. Biz ise, onlara rağmen bu oluşumu yok etmeye kararlıyız. <strong>Kurtulmuş</strong>’a bunu da sorduk. <strong>“Ne yapacağız, ABD’ye rağmen vuracak mıyız onları?”</strong> dedik…</p>
<p><strong>“Biz tezimizden geri adım atmadan ileri doğru gidiyoruz</strong>” cevabını verdi:</p>
<p><strong>-Terör örgütü oradan çıkacak. Amerika, 5-10 bin kişiden oluşan bir terör örgütünü mü, yoksa 82 milyonluk Türkiye’yi mi tercih edecek? Sanıyorum ipler ne kadar gerilirse gelirsin, ABD koparmak niyetinde değil. Sonunda bizim tezimize geleceklerini düşünüyorum.</strong></p>
<p>Ya gelmezse?</p>
<p><strong>Kurtulmuş</strong>, kararlılık vurgusu yapıp, <strong>“Ne pahasına olursa olsun” </strong>ifadesini kullandığına göre, elbette vuracağız!</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Büyük bir mücadelenin içinde <strong>Türkiye</strong>! <strong>Numan Bey</strong>’in ifadesi ile yakın tarihimizin en zor dönemlerinden birini yaşıyoruz.</p>
<p><strong>Erdoğan’</strong>ın <strong>BM Genel Kurulu</strong> konuşmasında ortaya koyduğu gibi tam bağımsızlık yolunda attığımız adımlardan vazgeçmeyeceğiz. Üstelik dünya toplumlarının önüne yeni formüller koyuyoruz. Boş beleş tartışmalar ve oluşturulmak istenen algılar bir yana, <strong>Türkiye</strong> gerçeği işte bu! Herkesin bu gerçeği görüp, ona göre tavır alması lazım!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cetin-ve-hassas-gunler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sakal, bıyık!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sakal-biyik/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sakal-biyik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Sep 2019 13:07:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12528</guid>

					<description><![CDATA[Şaka gibi, olacak iş değil; ama oldu. Tam bir Ortaçağ görüntüsü, ama yaşandı. Daha doğrusu, bunu da yaşattılar Türkiye’ye! Hem de her fırsatta “çağdaşlıktan”, “demokrasiden, “hak ve özgürlüklerden” bahsedenler yaptı bunu. Hitler bugün yaşıyor olsaydı, herhalde böyle yapardı! Faşist Mussolini sanırım farklı davranmazdı! Tam da Vladimir İlyiç Lenin ve Josef Stalin’e özgü davranışlar bunlar! İnsanları inim inim inleten baskıcı yönetimleriyle tarihe damga vuran bu isimlerin üzerinden neredeyse bir asır geçti. Ama davranışlarıyla yaşatılıyorlar bugün. İtalyanların Başbuğu muhterem Duçe Benito Mussolini’nin ruhu şad ediliyor. Hem de yıllar boyunca O’na sözde karşı çıkıp, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atanlar yapıyor bugün bunu. Hiç tepki göstermesinler; kırılıp küsüp darılmasınlar. CHP’den bahsediyorum… Yıllar boyunca başörtüsü ile uğraştılar. Türkiye, kanayan bir yara olan bu sıkıntıyı aştı. Şimdi de sakala-bıyığa taktılar. Koca koca adamlar, insanların bıyıkları peşinde koşup, bıyık kontrolü yapıyorlar şu günlerde. İşte size Manisa Alaşehir’den bir olay: Alaşehir Belediyesi, MHP’deydi. Yapılan son yerel seçimin ardından CHP’ye geçti. Ardından MHP’li çalışanlara ciddi baskılar yapılmaya başlandı. Bunlardan biri de Alaşehir Ülkü Ocakları Başkanı Uğur Güzel. Bıyıklarına takıldılar O’nun. Önce uyardılar, “Bıyıklarını kes” dediler. “Kesmem” cevabını alınca da kendisine uyarı cezası verdiler. Olay duyulunca, Manisa Ülkü Ocakları Başkanlığı bir talimat yayınladı. Manisa’nın ilçelerindeki bütün Ülkü Ocakları başkanları, CHP zihniyetini protesto için bıyıklarını kesti. Bıyıklar kesilmeseydi, muhtemelen daha ağır cezalar gelecekti. Uğur Güzel, belki de işinden olacaktı. Türkiye’deki, başörtüsü yüzünden hayatları kararan insanların utanç listesine, bıyıklarından dolayı işsiz kalanlar da eklenecekti. “Çağdaş” ve “demokrat” &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şaka gibi, olacak iş değil; ama oldu. Tam bir <strong>Ortaçağ </strong>görüntüsü, ama yaşandı. Daha doğrusu, bunu da yaşattılar <strong>Türkiye</strong>’ye! Hem de her fırsatta <strong>“çağdaşlıktan”</strong>, <strong>“demokrasiden, “hak ve özgürlüklerden”</strong> bahsedenler yaptı bunu.</p>
<p><strong>Hitler</strong> bugün yaşıyor olsaydı, herhalde böyle yapardı!</p>
<p><strong>Faşist Mussolini</strong> sanırım farklı davranmazdı!</p>
<p>Tam da <strong>Vladimir İlyiç Lenin</strong> ve <strong>Josef Stalin</strong>’e özgü davranışlar bunlar!</p>
<p>İnsanları inim inim inleten baskıcı yönetimleriyle tarihe damga vuran bu isimlerin üzerinden neredeyse bir asır geçti. Ama davranışlarıyla yaşatılıyorlar bugün. İtalyanların Başbuğu muhterem <strong>Duçe Benito Mussolini</strong>’nin ruhu şad ediliyor. Hem de yıllar boyunca <strong>O</strong>’na sözde karşı çıkıp, <strong>“Faşizme karşı omuz omuza”</strong> sloganları atanlar yapıyor bugün bunu.</p>
<p>Hiç tepki göstermesinler; kırılıp küsüp darılmasınlar. <strong>CHP</strong>’den bahsediyorum…</p>
<p>Yıllar boyunca başörtüsü ile uğraştılar. <strong>Türkiye,</strong> kanayan bir yara olan bu sıkıntıyı aştı. Şimdi de sakala-bıyığa taktılar. Koca koca adamlar, insanların bıyıkları peşinde koşup, bıyık kontrolü yapıyorlar şu günlerde.</p>
<p>İşte size <strong>Manisa Alaşehi</strong>r’den bir olay:</p>
<p><strong>Alaşehir Belediyesi, MHP</strong>’deydi. Yapılan son yerel seçimin ardından <strong>CHP</strong>’ye geçti. Ardından <strong>MHP</strong>’li çalışanlara ciddi baskılar yapılmaya başlandı.</p>
<p>Bunlardan biri de <strong>Alaşehir Ülkü Ocakları Başkanı Uğur Güzel</strong>. Bıyıklarına takıldılar <strong>O</strong>’nun. Önce uyardılar, <strong>“Bıyıklarını kes”</strong> dediler. <strong>“Kesmem”</strong> cevabını alınca da kendisine uyarı cezası verdiler. Olay duyulunca, <strong>Manisa Ülkü Ocakları Başkanlığı</strong> bir talimat yayınladı. <strong>Manisa</strong>’nın ilçelerindeki bütün Ülkü Ocakları başkanları, <strong>CHP</strong> zihniyetini protesto için bıyıklarını kesti.</p>
<p>Bıyıklar kesilmeseydi, muhtemelen daha ağır cezalar gelecekti. <strong>Uğur Güzel</strong>, belki de işinden olacaktı. <strong>Türkiye</strong>’deki, başörtüsü yüzünden hayatları kararan insanların utanç listesine, bıyıklarından dolayı işsiz kalanlar da eklenecekti.</p>
<p><strong>“Çağdaş”</strong> ve <strong>“demokrat” CHP</strong>’nin <strong>“sabıka dosyası”</strong> daha da kabaracaktı.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Normal, ortada yadırganacak durum yok. <strong>CHP</strong>’nin tepesinden aşağılara doğru yayılan bir zihniyetin yansımaları bunlar! <strong>Kemal Kılıçdaroğlu, SSK Genel Müdürü</strong> olduğu dönemde ülkücülerin ekmeği ile oynardı. İstifa edip, kadroları boşaltmaları için <strong>Doğu</strong> ve <strong>Güneydoğu</strong>’ya sürgün ederdi. Belediye başkanları da bugün bıyıkları ile uğraşıyorlar!</p>
<p>Sadece bu kadar mı?</p>
<p>Değil elbette. İnsanların otutup-kalkmaları da <strong>CHP</strong>’nin takıldığı çok önemli konular arasında. <strong>Ekrem İmamoğlu</strong>, birkaç gün önce işten atıp, sonra görüştüğü işçilerin, karşısında düzgün oturmadıklarını söyledi. Bu durumu, onların ekmeklerini elden almanın haklı gerekçesi olarak göstermeye çalıştı. <strong>“Halkçı CHP”</strong> gözümüzün içine baka baka, vatandaşın karşılarında ne tür davranışlar sergilemeleri gerektiğini bile düzenleme hakkını görüyor kendinde!</p>
<p>Bakın, basit bir konudan bahsetmiyorum. Bir yandan <strong>“kutuplaşmayı”</strong> eleştiren, diğer taraftan, halkın kişisel tercihlerine bile karışıp, onlara ayar vermeye çalışan bir zihniyeti ortaya koymaya çalışıyorum.</p>
<p>Bir <strong>CHP</strong> klasiğidir bu!</p>
<p>Halka tepeden bakan, sakal-bıyık ve kıyafetini bile düzenlemeye çalışan, arızalı kafadır karşımızda duran!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sakal-biyik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıkıldı, Setler Yıkıldı&#8230;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yikildi-setler-yikildi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yikildi-setler-yikildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Sep 2019 09:12:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[emin pazarcı]]></category>
		<category><![CDATA[Güneydoğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12413</guid>

					<description><![CDATA[Kırk yıl öncesinden bahsedeceğim şimdi. Toplumun büyük kesimi tarafından bilinmeyen gerçekleri ortaya koyacağım. Bu ülkede oynanan oyunları anlatmaya çalışacağım… 1970’li yılların sonunda Doğu ve Güneydoğu’da terör olayları artmıştı. Rızgari, KAVA ve KUK gibi silahlı ayrılıkçı örgütler ortaya çıkmıştı. Bir de “Apocular” adında bir örgüt peydah olmuştu. Abdullah Öcalan’ın peşine takılanlardı bunlar. Köy basıyorlardı. Yaşlı, kadın, çoluk-çocuk önlerine geleni katlediyorlardı. Dehşet saçıyorlar, büyük bir korku havası estiriyorlardı. Silahlı bölücü örgütlerin güç mücadelesinin sonucuydu yaşananlar. Mücadele sürerken, Rızgari, KAVA ve KUK gibi örgütler toplandılar. Apocuları “Kürt düşmanı” ilan ettiler. Abdulah Öcalan ve yandaşları hakkında infaz kararı çıkardılar. Yakalandıkları yerde öldürüleceklerdi. Abdullah Öcalan iyice köşeye sıkıştı. Canını kurtarmak için kaçmak, Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. Suriye’ye Baba Esad’ın kucağına attı kendisini. Esad’ın ve o dönemde henüz dağılmamış olan Sovyetler Birliği’nin emrine girdi. Diğer yasadışı silahlı Türkiye düşmanı örgütlerle birlikte, bir terör eğitim üssü olan Bekaa Vadisi’ne yerleşti. Ardından 1980 darbesi geldi. Suriye’ye kaçan Öcalan ve arkadaşları hariç, diğer silahlı bölücü örgütler silindi gitti. Güç kazanan Apocular, PKK terör örgütüne dönüştü. 1984’teki Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla ortaya çıkıp adını duyurdu. İlginçtir, “Kürt düşmanı” ilan edildiği için Türkiye’den kaçmak zorunda kalan Öcalan ve örgütü “Kürt vatandaşların hamisi” rolüne soyundu. Geçmişte yaşananlar unutuldu, Sovyetler Birliği ve Suriye tarafından PKK terör örgütü alabildiğine parlatıldı. Daha sonra bu görevi batılı emperyalist güçler devraldı. Görüyorsunuz işte, dün Sovyetlere hizmet eden bu örgüt, bugün ABD’nin emrinde çalışıyor. PKK, Anadolu insanı hariç hep başkalarına hizmet etti! Eline verilen silahları bu ülkenin insanlarına doğrulttu. Sürekli kan ve gözyaşı üretti. Askerimiz, polisimiz, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kırk yıl öncesinden bahsedeceğim şimdi. Toplumun büyük kesimi tarafından bilinmeyen gerçekleri ortaya koyacağım. Bu ülkede oynanan oyunları anlatmaya çalışacağım…</p>
<p><strong>1970</strong>’li yılların sonunda <strong>Doğu</strong> ve <strong>Güneydoğu</strong>’da terör olayları artmıştı. <strong>Rızgari, KAVA</strong> ve <strong>KUK</strong> gibi silahlı ayrılıkçı örgütler ortaya çıkmıştı. Bir de <strong>“Apocular”</strong> adında bir örgüt peydah olmuştu. <strong>Abdullah Öcalan</strong>’ın peşine takılanlardı bunlar. Köy basıyorlardı. Yaşlı, kadın, çoluk-çocuk önlerine geleni katlediyorlardı. Dehşet saçıyorlar, büyük bir korku havası estiriyorlardı. Silahlı bölücü örgütlerin güç mücadelesinin sonucuydu yaşananlar.</p>
<p>Mücadele sürerken, Rızgari, KAVA ve <strong>KUK </strong>gibi örgütler toplandılar. <strong>Apocuları “Kürt düşmanı”</strong> ilan ettiler. <strong>Abdulah Öcalan</strong> ve yandaşları hakkında infaz kararı çıkardılar. Yakalandıkları yerde öldürüleceklerdi.</p>
<p><strong>Abdullah Öcalan</strong> iyice köşeye sıkıştı. Canını kurtarmak için kaçmak, <strong>Türkiye</strong>’yi terk etmek zorunda kaldı. <strong>Suriye</strong>’ye <strong>Baba Esad</strong>’ın kucağına attı kendisini. <strong>Esad</strong>’ın ve o dönemde henüz dağılmamış olan <strong>Sovyetler Birliği</strong>’nin emrine girdi. Diğer yasadışı silahlı <strong>Türkiye </strong>düşmanı örgütlerle birlikte, bir terör eğitim üssü olan <strong>Bekaa Vadisi</strong>’ne yerleşti.</p>
<p>Ardından <strong>1980 </strong>darbesi geldi. <strong>Suriye</strong>’ye kaçan Öcalan ve arkadaşları hariç, diğer silahlı bölücü örgütler silindi gitti. Güç kazanan <strong>Apocular, PKK</strong> terör örgütüne dönüştü. <strong>1984</strong>’teki <strong>Eruh </strong>ve Şemdinli baskınlarıyla ortaya çıkıp adını duyurdu.</p>
<p>İlginçtir, <strong>“Kürt düşmanı”</strong> ilan edildiği için <strong>Türkiye’</strong>den kaçmak zorunda kalan Öcalan ve örgütü <strong>“Kürt vatandaşların hamisi”</strong> rolüne soyundu. Geçmişte yaşananlar unutuldu, <strong>Sovyetler Birliği</strong> ve <strong>Suriye</strong> tarafından <strong>PKK</strong> terör örgütü alabildiğine parlatıldı. Daha sonra bu görevi batılı emperyalist güçler devraldı. Görüyorsunuz işte, dün <strong>Sovyetlere</strong> hizmet eden bu örgüt, bugün <strong>ABD</strong>’nin emrinde çalışıyor.</p>
<p><strong>PKK,</strong> <strong>Anadolu</strong> insanı hariç hep başkalarına hizmet etti! Eline verilen silahları bu ülkenin insanlarına doğrulttu. Sürekli kan ve gözyaşı üretti. Askerimiz, polisimiz, gençlerimizle birlikte ekonomimizi de vurdu. Bütün bunları yaparken, yürütülen algı operasyonlarıyla çok farklı bir görüntüye sokulup bölge insanının önüne konuldu. Maalesef o algıya kapılanlar çok oldu. Bugün de bedelini <strong>Suriye</strong>’de ve <strong>Irak</strong>’ın dağlarında canlarıyla ödüyorlar.</p>
<p>Ancak o algılar dağıldı artık…</p>
<p>Gerçekler, illüzyonların önüne geçti. Asıl yüzler bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı. Bu tablonun oluşmasına <strong>Türkiye</strong>’nin terörle mücadelede kazandığı başarılar yol açtı.</p>
<p>Baskılar ortadan kalkınca halkın isyan da başladı. Büyüyor, dalga dalga yayılıyor. Analar, babalar, <strong>PKK</strong>’nın siyasi kolu olan <strong>HDP</strong>’nin kapısına dayandılar, evlatlarını istiyorlar.</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p><strong>Suriye</strong>’deki gelişmeler sonucu, bugün yaşadığımız sıkıntıların parçalarından biri de bu taşeron terör örgütüdür!</p>
<p>Ama köprünün altından çok sular aktı, setler yıkıldı. Üstelik, <strong>Türkiye</strong> bu işi kökten çözmeye kararlı. Dün <strong>Erdoğan </strong>noktayı koydu. En geç <strong>Eylül</strong> sonunda <strong>Suriye</strong> sınırımızdan da bunları söküp atacağız. Ya <strong>ABD </strong>ile ya da <strong>ABD’</strong>siz!</p>
<p>Birileri görmek istememekte dirense de <strong>Türkiye</strong> bu büyük mücadelede çok yol aldı!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yikildi-setler-yikildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
