<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ehli Kitap &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/ehli-kitap/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 Dec 2020 11:06:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.7</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Ehli Kitap &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Resulullah&#8217;ın Dilinden Kitap Ehlinin Şirki</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/resulullahin-dilinden-kitap-ehlinin-sirki/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/resulullahin-dilinden-kitap-ehlinin-sirki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet SÜRMELİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2020 08:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Dinler]]></category>
		<category><![CDATA[Ehli Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16377</guid>

					<description><![CDATA[Kur’an-ı Kerim’deki kitap ehliyle alakalı Resulullah’ın çok yönlü açıklamaları vardır. Resulullah(s.a.v.), kitap ehlini müşrik olarak görmüştür. Onun bu görüşü Kur’an’a uygundur. Âl-i İmran suresi 67. Ayet, Maide suresi 72. Ayet ve Tevbe suresi 30-31. Ayetler kitap ehlinin müşrik olduğunu belirten sadece birkaç örnektir. Kur’an onları nasıl müşrik sayıyorsa, Resulullah’da vahyin beyanını yaparak Yahudi ve Hristiyanlara müşrik nazarıyla bakmıştır. Resulullah Efendimiz, Uhud savaşına çıkarken arkadan Abdullah b. Selam’ın kabilesi olan Beni Kaynuka’dan bir grup yardıma gelmişlerdir. Gelenlerin kim olduklarını Hz. Peygamber(s.a.v.) sorduğunda; “ Benî Kaynuka” cevabını vermişlerdir. “Müslüman olarak mı geldiler” diye Resulullah sorunca, “hayır” demişlerdir. Bunun üzerine Hz. Peygamber(s.a.v.); “Dönüp gitsinler. Ben, müşriklerin yardımlarını istemem” buyurmuştur.[1] Kitap ehlini, Resulullah müşrikler diye anmıştır. Çünkü Yahudiler de Hristiyanlar gibi Allah’a çocuk isnat eden sapık bir güruhtur.[2] Bu çerçevede şu rivayet konuyu daha netleştirmektedir: “İnsanlardan duyduğu sıkıntı verici şeylere karşı hiç kimse Allah’tan daha sabırlı değildir. Kendisine şirk koşanları bile rızıklandırmaktadır.[3] Zatına oğul isnat edenlere afiyet verip üzerlerinden belaları defetmekte ve onları rızıklandırmaktadır.”[4] Hz. Peygamber, Allah Teâlâ’ya çocuk isnat eden güruhu müşrikler içerisinde saymıştır ki Yahudiler de, Hristiyanlar da bu gruba girmektedirler. Hatta bir defasında Hz. Selman el-Fârisi, Hristiyanlarla ilgili bir soru yönelttiğinde Resulullah; “Onların kendilerinde de, dinlerinde de hayır yoktur cevabını vermiştir.”[5] &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kur’an-ı Kerim’deki kitap ehliyle alakalı Resulullah’ın çok yönlü açıklamaları vardır. Resulullah(s.a.v.), kitap ehlini müşrik olarak görmüştür. Onun bu görüşü Kur’an’a uygundur. Âl-i İmran suresi 67. Ayet, Maide suresi 72. Ayet ve Tevbe suresi 30-31. Ayetler kitap ehlinin müşrik olduğunu belirten sadece birkaç örnektir. Kur’an onları nasıl müşrik sayıyorsa, Resulullah’da vahyin beyanını yaparak Yahudi ve Hristiyanlara müşrik nazarıyla bakmıştır. Resulullah Efendimiz, Uhud savaşına çıkarken arkadan Abdullah b. Selam’ın kabilesi olan Beni Kaynuka’dan bir grup yardıma gelmişlerdir. Gelenlerin kim olduklarını Hz. Peygamber(s.a.v.) sorduğunda; “ Benî Kaynuka” cevabını vermişlerdir. “Müslüman olarak mı geldiler” diye Resulullah sorunca, “hayır” demişlerdir. Bunun üzerine Hz. Peygamber(s.a.v.); “Dönüp gitsinler. Ben, müşriklerin yardımlarını istemem” buyurmuştur.[1] Kitap ehlini, Resulullah müşrikler diye anmıştır. Çünkü Yahudiler de Hristiyanlar gibi Allah’a çocuk isnat eden sapık bir güruhtur.[2] Bu çerçevede şu rivayet konuyu daha netleştirmektedir: “İnsanlardan duyduğu sıkıntı verici şeylere karşı hiç kimse Allah’tan daha sabırlı değildir. Kendisine şirk koşanları bile rızıklandırmaktadır.[3] Zatına oğul isnat edenlere afiyet verip üzerlerinden belaları defetmekte ve onları rızıklandırmaktadır.”[4] Hz. Peygamber, Allah Teâlâ’ya çocuk isnat eden güruhu müşrikler içerisinde saymıştır ki Yahudiler de, Hristiyanlar da bu gruba girmektedirler. Hatta bir defasında Hz. Selman el-Fârisi, Hristiyanlarla ilgili bir soru yönelttiğinde Resulullah; “Onların kendilerinde de, dinlerinde de hayır yoktur cevabını vermiştir.”[5] Resulullah hiçbir zaman Yahudi ve Hristiyanları iman ehlinden saymamıştır. Vali Amr b. Hazm’a gönderdiği mektupta, iman ehlinden olmanın ölçüsünü şöyle belirlemiştir: “Yahudi ve Hristiyanlardan kim ki samimiyetle Müslüman olur ve din olarak İslâm’ı tercih ederse o mü’minlerdendir.”[6] Kitap ehlinin inanç biçimlerini şirk olarak gören Resulullah(s.a.v.); “Her doğan çocuğun fıtrat (dini olan İslâm) üzerine doğduğunu söyleyip ana ve babaların çocuklarını sonradan Yahudileştirdiklerini, Hristiyanlaştırdıklarını veya Mecusileştirdiklerini” beyan etmiştir.[7] Bu önemli rivayet açık bir şekilde Yahudilik ve Hristiyanlığın veya İslâm karşıtı diğer dinlerin fıtrattan sapmak olduğunu beyan etmektedir. Unutulmamalı ki İslâm’ın dışındaki tüm dinler batıldır.[8] Her iki grup da kendilerine gelen kitaplarını parçalamışlar; kitaplarının bir kısmına iman edip bir kısmını da reddetmişlerdir.[9] İslâm’daki genel kural şudur: her kim ki şeriatın hükümlerinden her hangi bir şeyi inkâr edecek olursa kelime-i tevhidi iptal etmiş olur.[10] Peygamber Efendimiz, Hristiyanlara gönderdiği valilere, şayet onlardan biri Müslüman olmak isterse şöyle demesini istemiştir; “Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. O tektir ve asla ortağı olamaz. Yine şehadet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve elçisidir. İsa’da Allah’ın kulu ve elçisidir. “ol” emriyle Meryem’de yarattığı bir ruhtan meydana gelmiştir. Cennet haktır, cehennem de haktır.” Bunu söyleyen bir Hristiyanlarına kimseyi yaptığı ameller (az veya çok da olsa neticede) cennetine kor.”[11] Peygamber Efendimiz, bu rivayette kitap ehline şehadetin keyfiyetiyle ilgili bir telkinde bulunup onları, Allah Teâlâ’ya çocuk isnat etmek şirkinden kurtarmaya çalışmıştır. Sahabe de Resulullah’ın yolunda giderek Hristiyanları müşrik görmüşlerdir. Sahabenin büyüklerinden Abdullah b. Ömer’e Yahudilerden ve Hristiyanlardan hanımlarla evlenmenin hükmü sorulduğunda; “Allah, müşriklerle evlenmeyi haram kılmıştır. Allah’ın kullarından bir kul olan İsa’ya rab demekten daha büyük şirk olabilir mi?” demiştir.[12] Peygamberlerini rab edinmemeleri için Hz. Muhammed(s.a.v.), Yemen’e vâli olarak gönderdiği Hz. Muaz’a şu talimatı vermiştir: “Sen, kitap ehli bir kavme gidiyorsun. Onları önce Allah’ın birliğini kabul etmeye davet et.[13] Sonra da onları benim, Allah’ın peygamberi olduğuma imana çağır…”[14] Allah’ı tek ve eşsiz kabul eden bir kimse O’na çocuk isnat etmez. Şirkin her türlüsünden uzak durur. Yahudi veya Hristiyan birisi İslâm’a girmek isterlerse; “Eşhedü enlâilahe illallahü ve enne Muhammeden abdühü ve resulühü” der, Hristiyanlıktan ve Yahudilikten teberri eder/uzaklaşır.[15] Bu tevbenin içeriğinde her iki dindeki şirkten uzaklaşma da vardır.</p>



<p>[1] Hâkim, Müstedrek, Had. No: 2564, c. II, s. 133.</p>



<p>[2] Bak. Tevbe 9/30</p>



<p>[3] Ahmed Müsned(tah: Muhammed Derviş), c. VII, s. 131.</p>



<p>[4] Ahmed, a.g.e. c. VII, s. 151.</p>



<p>[5] Hâkim, Müstedrek, Had. No: 6543. C. III, s. 697.</p>



<p>[6]İbni Hişam, es-Siret’ü-n Nebeviyye, c. IV s. 239.</p>



<p>[7]Abdürrezzak, Musannef, had. No: 20087, c. XI, s. 119.</p>



<p>[8] Mukatil, Tefsir, c. III, s. 254.</p>



<p>[9] Hâkim, Müstedrek, Had. No: 3353, c. II, s. 386, Heysemi, Zevaid, c. VII, s. 46.</p>



<p>[10] Serahsi, Ebubekir Muhammed b. Ahmed, Usül, c. I, s. 73.</p>



<p>[11] Buhari, 60, Enbiya, 47, c. ıv, s. 139.</p>



<p>[12] Buhari, 68, Talak, 18, c. VI, s. 172.</p>



<p>[13] Buhari, 97, Tevhid, I, c. VIII, s. 164; Müslim, 1,İmani 7, Had. no: 29, c. I, s. 50.</p>



<p>[14] Ahmed, Müsned, (tah: Mhammed Şakir), Had. No: 2071, c. III, s. 342; Nesai, 23, Had. No: 1, c. IV, s. 4.</p>



<p>[15] Cezerî, Abdurrahman, el-Fıkhü ala mezahib’i-l erbea, c. V. S. 438.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/resulullahin-dilinden-kitap-ehlinin-sirki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Hatırlatma</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bir-hatirlatma/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bir-hatirlatma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet SÜRMELİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2020 08:32:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Ehli Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[şirk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16209</guid>

					<description><![CDATA[Ehli Kitab’ın müşrik olması hasebiyle Hz. Peygamber (s.a.v.) Muaz b. Cebel’i Yemen’e vali atadığında evvela onları Allah’ın birliğine imana davet etmesini emretmiştir.[1] Çünkü Ehli Kitap İslam nazarında müşriktir.[2] Müşrik olmaları hasebiyle Hz. Peygamber (s.a.v.) “Ehli Kitab’a bir şey sormayınız. Çünkü onlar sapıttıkları için sizlere doğru yolu gösteremezler. Eğer onlara soru soracak olursanız, neticede ya bir batılı tasdik edersiniz veya bir hakkı yalanlarsınız. Şayet Musa (a.) bile aranızda olsaydı bana tabi olması gerekirdi.”[3] Buyurmuştur. Nitekim Selman el-Farisi (r.) Hıristiyanlarla ilgili bir soru sorduğunda Peygamber Efendimiz, “Kendilerinde de, dinlerinde de hayır yoktur.”[4] Açıklamasını yapmıştır. İslâm’ın bütün emirlerine teslim olmakla Müslüman olunacağına vurgu yapan Resulullah (s.a.v.), Vali Amr b. Hazm’a yazdığı mektupta “Yahudi veya Hıristiyan birisi içinden gelerek samimi bir şekilde İslam’ı kabul eder ve İslam’a hakkıyla boyun eğerse onların Müslümanlardan kabul edileceğini” belirtmiştir.[5] İslâm’ın dışındaki hiçbir din Allah Teâlâ katında makbul değildir. Sahih din; Allah’ın emrettiği, faillerinden razı olup amellerine sevap verdiği dindir.[6] Hıristiyanların ve Yahudilerin durumunu bizlere açıkça haber veren şu rivayetle yetinelim: “Biri Hz. Peygamber’e geliyor ve diyor ki: “Ey Allah’ın Elçisi! Hıristiyan birisi, İncil’e sarılıyor; Yahudi birisi de Tevrat’a sarılıyor, Allah’a da (kendi) peygamberlerine de iman ediyorlar. Fakat sana iman edip tabi olmuyorlar. Bunlar hakkında ne dersin? Resulullah (s.a.v.) &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ehli Kitab’ın müşrik olması hasebiyle Hz. Peygamber (s.a.v.) Muaz b. Cebel’i Yemen’e vali atadığında evvela onları Allah’ın birliğine imana davet etmesini emretmiştir.[1] Çünkü Ehli Kitap İslam nazarında müşriktir.[2] Müşrik olmaları hasebiyle Hz. Peygamber (s.a.v.) “Ehli Kitab’a bir şey sormayınız. Çünkü onlar sapıttıkları için sizlere doğru yolu gösteremezler. Eğer onlara soru soracak olursanız, neticede ya bir batılı tasdik edersiniz veya bir hakkı yalanlarsınız. Şayet Musa (a.) bile aranızda olsaydı bana tabi olması gerekirdi.”[3] Buyurmuştur. Nitekim Selman el-Farisi (r.) Hıristiyanlarla ilgili bir soru sorduğunda Peygamber Efendimiz, “Kendilerinde de, dinlerinde de hayır yoktur.”[4] Açıklamasını yapmıştır. İslâm’ın bütün emirlerine teslim olmakla Müslüman olunacağına vurgu yapan Resulullah (s.a.v.), Vali Amr b. Hazm’a yazdığı mektupta “Yahudi veya Hıristiyan birisi içinden gelerek samimi bir şekilde İslam’ı kabul eder ve İslam’a hakkıyla boyun eğerse onların Müslümanlardan kabul edileceğini” belirtmiştir.[5] İslâm’ın dışındaki hiçbir din Allah Teâlâ katında makbul değildir. Sahih din; Allah’ın emrettiği, faillerinden razı olup amellerine sevap verdiği dindir.[6] Hıristiyanların ve Yahudilerin durumunu bizlere açıkça haber veren şu rivayetle yetinelim: “Biri Hz. Peygamber’e geliyor ve diyor ki: “Ey Allah’ın Elçisi! Hıristiyan birisi, İncil’e sarılıyor; Yahudi birisi de Tevrat’a sarılıyor, Allah’a da (kendi) peygamberlerine de iman ediyorlar. Fakat sana iman edip tabi olmuyorlar. Bunlar hakkında ne dersin? Resulullah (s.a.v.) bu soruya şu cevabı vermiştir: “Yahudi olsun, Hıristiyan olsun kim benim peygamberliğimi işitir de bana tabi olmazsa o, mutlaka cehenneme girecektir.”[7] Aynı konuda bir başka rivayet ise şöyledir: “Bu (davet) ümmetinden ister Yahudi olsun, ister Hıristiyan olsun her kim ki benim peygamberliğimi işitir de benim kendisiyle gönderildiğim şeylere iman etmeyecek olursa, mutlaka cehenneme girecektir.”[8] Yahudi ve Hıristiyanlar kitaplarını tahrif ederek[9] elleriyle sözde kitaplar yazmışlar, sonra da, bunlar Allah katındandır diyerek dinlerini dünyalık uğruna satmışlardır.[10] Tevhitten sapan bu gruplarla evlilik çerçevesinde Hz. Ömer (r.) valisine yazdığı mektupta; “Müslüman bir kimse Ehli Kitap bir kadınla isterse evlenebilir. Ama Müslüman bir kadın onlardan birisi ile evlenemez.”[11] Hz. Ömer’in oğlu Abdullah, kendisine Yahudi ve Hıristiyan kadınlarla nikâhlanmak sorulduğunda babasından daha farklı düşünerek şu görüşü bildirmiştir: “Allah Teâla müşriklerle evlenmeyi haram kılmıştır. Allah’ın kullarından bir kadının ‘Rabbim İsa’ demesinden daha büyük bir şirk bilmiyorum.”[12] Fatiha Suresinde gazaba uğrayanlarla Yahudilerin, dalalete uğrayanlarla Hıristiyanların kast edildiği malumdur.[13] Hal böyle iken, batıl bir dine iman eden, sonraki süreçlerde ise bu dinle bile bağlantıyı keserek tamamen pozitivist bir dünya görüşüne teslim olan kimselerle Müslümanlığı kabul etmedikçe elbette evlenmemek gerekir. Şirk denilen, Allah’a yaratma ve emretmede ortak koşma en büyük itikadi günahtır. Evlilik dâhil hayatın her alanında şirkten ve müşriklerden uzak durulması şarttır.</p>



<p>Bu çerçevede bilinmesi gerekir ki Kur’an’a göre şu davranışlar şirktir. Şirk olan bu davranışlardan şiddetle kaçınmak gerekir:</p>



<p>1- Allah’tan başkasına ulûhiyet vermek.<br>a- Tabii varlıklara ulûhiyet vererek tapmak.<br>b- Ruhani varlıklara ulûhiyet vererek tapmak.<br>c- Salih insanlara, peygamberlere ulûhiyet vererek tapmak.[14]<br>2- Allah’tan başkasına sığınmak, yardım dilemek. Allah’tan başkasını mutlak tasarrufa malik olan yegâne güç bilmek<br>3- Allah’tan başkasına tevekkül etmek.<br>4- Putlardan şefaat beklemek.[15]<br>5- Allah’tan başkasını Allah’ı sever gibi sevmek.[16]<br>6- Allah’ı bırakıp kâfirleri veli edinmek.[17]<br>7- Allah’ın insana veya âleme hulul ettiğine inanmak.[18]<br>8- Heva ve tutkuları ilahlaştırmak.[19]<br>9- Batıl gelenek ve inançları dinleştirmek.<br>10- Şeytanın vesveselerini dinin önüne geçirip ona itaat etmek.<br>11- İnsanları şâri’ makamına koymak.[20]<br>12-Allah’tan başkasına secde etmek.<br>13- Putlara kurban kesmek.<br>14- İhtiyaçları Allah’tan başkasına arz edip onlara dua etmek.[21]<br>15- Riyakârlık yapmak; amelleri Allah’ tan başkasına arz etmek.<br>16- Beşeri görüş ve ideolojileri; felsefi fikirleri, hayat tarzlarını din yerine koymak. Hayata bu görüşler çerçevesinde anlam vermek.[22]</p>



<p>Şirkle ilgili bu yazılanlardan anlaşılan; Müslüman olduğunu söyleyen kimse Allah’ı hayatının bütün alanlarında müdahil varlık olarak kabul edip hayatına O’nun emirleri doğrultusunda anlam vermelidir. Hayatının genişlik alanlarını parçalar ve emir alanında Allah Teâlâ’yı reddedecek olursa bu kimse Kur’an nazarında müşriktir. Çoğu çalışmamızda vurguladığımız gibi, hayatın kendileriyle parçalandığı ideolojiler dine karşı şirk dinleridir. Hayatı din karşıtı olarak düzenleme iddiasındadırlar. Bu iddia ve fonksiyonlarına bağlı olarak onlara uydurma dinler diyebiliriz. İdeolojilerin bu özelliğinden dolayı, onları kabul eden kimseler müşrik olurlar. Bu neticeye göre İslâm nazarında, ideolojilere bağlananlarla evlenmek haramdır. İnsanlar yuva kurarken veya kurulmasına vesile olurlarken evlilik akdi yapacakları kimselerin önce inançlarını araştırmalıdırlar. Çünkü Müslüman olmayanlarla yapılan nikâh, daha önce de belirttiğimiz gibi meşru değildir. Şunu esefle belirtelim ki Müslümanlar bu konulara gereken hassasiyeti göstermemektedirler. Nikâhta iman ve İslam’ı belirleyici kabul etmek yerine, mal ve makamı belirleyici kabul etmektedirler. İdeoloji mensuplarının parçalı din algısı ve bazı ritüelleri aylık veya yıllık yapmaları, zihinsel tezkiyesini vahye göre gerçekleştiremeyen insanları aldatmaktadır. Kimse, politeist bir inanca bağlı olduğunun farkında bile değildir. Farkında olanlarda pragmatik bir anlayışla bu inanç biçimlerini ikrar etmemektedirler.</p>



<p>[1] Buhari, 97, Tevhid, 1, c. VIII, s. 164; Müslim, 1, İman, 7, Had.no: 29, c. 1, s. 50.</p>



<p>[2] Hazin, Ali b. Muhammed, Lübab’ü-t Te’vil fi Meani’t-Tenzil, Trsz, c. I, s. 309.</p>



<p>[3] Ahmed, Müsned, c. III, s. 338.</p>



<p>[4] Hakim, Müstedrek, Had.no: 6543, c. III, s. 697.</p>



<p>[5] İbni Hişam, Ebu Muhammed Abdulmelik, es-Siret’ü-n Nebeviyye, c. IV, s. 239.</p>



<p>[6] Hazin, a.g.e., c. I, s. 282.</p>



<p>[7] İbni Hamza, Esbab-ı Vürud’i-l Hadis, c. I, s. 313.</p>



<p>[8] Müslim, 1, İman, 70, Had.no: 240, c. I, s. 134.</p>



<p>[9] Bk. Bakara 2 / 75.</p>



<p>[10] Abdurrezzak, a.g.e, Had.no: 10159, c. VI, s. 110; Hakim, Müstedrek, Had.no: 3041,<br>c. II, s. 289.</p>



<p>[11] Abdurrezzak, a.g.e. c. IX, s. 106.</p>



<p>[12] Buhari, 68, Talak, 18, c. VI, s. 172.</p>



<p>[13] Heysemi, Zevaid, c. VI, s. 208.</p>



<p>[14] Bk: Tevbe 9/30-31.</p>



<p>[15] Bk. Zümer 39 / 3.</p>



<p>[16] Bk. Bakara 2 / 165.</p>



<p>[17] Bk. Maide 5 / 51.</p>



<p>[18] Bak. Macit, Nadim, Kur’an ve Hadise Göre Şirk ve Müşrik Toplum, Konya, 1992,<br>s. 215-249.</p>



<p>[19] Bk. Furkan 25 / 43.</p>



<p>[20] Bk. Şuara 26 / 29.</p>



<p>[21] Dehlevi, Şah Veliyullah, Hüccetullah el-Baliğa, (terc. Mehmet Erdoğan), İz Yay. İst, s. 228.</p>



<p>[22] Bk. Zümer 39 / 29.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bir-hatirlatma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
