<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Edirne &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/edirne/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 Sep 2023 12:14:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Edirne &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Edirne’de Tarihi Mezarlık Çeşmesi Nereye Taşınmalıdır</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/edirnede-tarihi-mezarlik-cesmesi-nereye-tasinmalidir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/edirnede-tarihi-mezarlik-cesmesi-nereye-tasinmalidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammet Altaytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Sep 2023 12:12:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18878</guid>

					<description><![CDATA[Pazartesi günleri sebze-meyve, Cuma günleri ise tekstil bakımından gerek Edirne halkının gerekse Bulgar turistlerin en çok rağbet ettiği Ulus Pazarı ile aynı zamanda Edirne’nin mesire ve dinlenme alanı olan Karağaç’a tarihi köprülerden geçilerek gidilen güzergâhta bulunan tarihi Mezarlık Çeşmesi trafik düzenlemesi sebebiyle yerinden taşınıyor. Deprem, su baskını gibi tabii afetlerin yanında ilgisizlik, imar ve iskân faaliyetleri sebebiyle tahribata maruz kalan en çok eserin bulunduğu Payitaht Edirne’nin Mezarlık Çeşmesi’nin, yine yıkılması gündemde olan 25 Kasım Şehir Stadyumu’nun duvarına taşınacağı konuşuluyor. Maalesef Edirne kültürel mirasını hızla tüketen şehirlerin başında geliyor. Edirne Kent Konseyi’nin ise taşınmakta olan tarihi eser ve yeri ile ilgili net bir açıklamada bulunmaması üzücüdür. Tarihi eserler şehrin sabiteleri ve hafızasıdır. Bu sebeple aslolan şehirleri tarihi eserlere göre planlamaktır. Şehrin yeni planlarına göre otantik eserlerin yerini değiştirmek tarihi hafızaya müdahale etmektir. Fakat taşınmasına karar verildiyse Mezarlık Çeşmesi’nin stadyum köşesine taşınmasının isabetli bir karar olmadığı kanaatindeyiz. Çeşme ismini bitişiğinde bulunduğu Tatarhân, Zindanaltı veya el-Makam gibi isimlerle anılan mezarlıktan almaktadır. Edirne’nin en eski mezarlığı olan ve bugün Elektrik binasının ve stadyumun nehir tarafındaki kenarının da bulunduğu bu alanda, Edirne’nin fethinden İstanbul’un fethine kadar olan dönemde ulema, fuzela ve umeradan pek çok ulu şahsiyetin yattığı, türbelerinin bulunduğu, Badî Efendi tarafından zikredilmektedir. (Ahmed Badi, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Pazartesi günleri sebze-meyve, Cuma günleri ise tekstil bakımından gerek Edirne halkının gerekse Bulgar turistlerin en çok rağbet ettiği Ulus Pazarı ile aynı zamanda Edirne’nin mesire ve dinlenme alanı olan Karağaç’a tarihi köprülerden geçilerek gidilen güzergâhta bulunan tarihi Mezarlık Çeşmesi trafik düzenlemesi sebebiyle yerinden taşınıyor. Deprem, su baskını gibi tabii afetlerin yanında ilgisizlik, imar ve iskân faaliyetleri sebebiyle tahribata maruz kalan en çok eserin bulunduğu Payitaht Edirne’nin Mezarlık Çeşmesi’nin, yine yıkılması gündemde olan 25 Kasım Şehir Stadyumu’nun duvarına taşınacağı konuşuluyor. Maalesef Edirne kültürel mirasını hızla tüketen şehirlerin başında geliyor. Edirne Kent Konseyi’nin ise taşınmakta olan tarihi eser ve yeri ile ilgili net bir açıklamada bulunmaması üzücüdür.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2023/09/çeş1.jpg" alt="" class="wp-image-18881" width="571" height="391" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2023/09/çeş1.jpg 480w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2023/09/çeş1-300x206.jpg 300w" sizes="(max-width: 571px) 100vw, 571px" /></figure>



<p>Tarihi eserler şehrin sabiteleri ve hafızasıdır. Bu sebeple aslolan şehirleri tarihi eserlere göre planlamaktır. Şehrin yeni planlarına göre otantik eserlerin yerini değiştirmek tarihi hafızaya müdahale etmektir. Fakat taşınmasına karar verildiyse Mezarlık Çeşmesi’nin stadyum köşesine taşınmasının isabetli bir karar olmadığı kanaatindeyiz. Çeşme ismini bitişiğinde bulunduğu Tatarhân, Zindanaltı veya el-Makam gibi isimlerle anılan mezarlıktan almaktadır. Edirne’nin en eski mezarlığı olan ve bugün Elektrik binasının ve stadyumun nehir tarafındaki kenarının da bulunduğu bu alanda, Edirne’nin fethinden İstanbul’un fethine kadar olan dönemde ulema, fuzela ve umeradan pek çok ulu şahsiyetin yattığı, türbelerinin bulunduğu, Badî Efendi tarafından zikredilmektedir. (Ahmed Badi, Riyaz-ı Belde-i Edirne, 1/347, 348) Hemen her yeri türbe ve kabir iken bu alanla ilgili tartışmanın günümüzde Kutbüddin İznikî’nin oğlunun türbesine hasredilmesi de gariptir. Zira 1931 yılında inşası tamamlanan Elektrik binasının, mezar taşlarının taşınarak tescilli Tatarhan Mezarlığı alanına yapıldığı bilinmektedir.</p>



<p>Tunca Köprüsü başındaki, Mezarlık duvarındaki Çeşme’nin hemen karşısında Balaban Mescidi bulunmakta idi. Açıktır ki çeşme; mezarlık, Balaban mescidi ve Tunca Köprüsü’nden oluşan bütünün/külliyenin bir parçasıdır. Günümüzde Tunca Köprüsü’nün girişinde sağda Tatarhan mezarlık alanında ihya edilen Balaban Mescidi, türbesi hattâ Elektrik binasının da bulunduğu tarihi dokunun kısmen de olsa korunduğu alan dururken çeşmenin stadyumun soğuk beton duvarlarına terk edilmesinin isabetli bir karar olmadığı kanaatindeyiz. Kanaatimizce Çeşme’nin, Karaağaç yönüne geçiş ve yürüyüş güzergâhı üzerinde bulunan mezarlık, mescid ve türbe bulunan alanın kıyısına taşınması daha münasip olacaktır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="738" height="368" src="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2023/09/çeş.png" alt="" class="wp-image-18879" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2023/09/çeş.png 738w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2023/09/çeş-300x150.png 300w" sizes="(max-width: 738px) 100vw, 738px" /><figcaption>Mezarlık Çeşmesi&#8217;ne dair tarihi bir fotoğrafla karşılaştırıldığında Badi Efendi&#8217;nin de ifade ettiği üzere çeşmenin orijinal şekli ile günümüze ulaşmadığı anlaşılmaktadır. Bugünkü çeşme tarihi çeşmenin başta kitabesi olmak üzere, bir takım kalıntılarının eski çeşme duvarına monte edilerek yeniden çeşmeye dönüştürülmüş hali olmalıdır.</figcaption></figure>



<p>Yıllardır etrafı betonlaştırılan ve şehrin yoğun trafiğinin ortasına terk edilen çeşmeyi bu defa stadyumun duvarlarına taşımak onun ıstırap ve sürgününü uzatmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Taşınması, tarihi çeşmenin yeniden kendilerinden ayrıldığı Balaban Mescidi, Mezarlık ve köprü ile buluşturulması için bir vesile olabilir. Haziresinde türbesinin de bulunduğu caminin bânisi Menteşe ve Tokat beylerbeyliği yapan ve 1446 yılında vefat eden Balaban Paşa’dır. Bu zâtla ilgili şu beyit meşhurdur:</p>



<p><strong>Balaban Baba’dan alan himmeti</strong></p>



<p><strong>Dünyâ vü ukbâda bulur izzeti</strong></p>



<p>(Fatiha okumak suretiyle Balaban Baba’dan himmet alan Dünya ve ahirette yüce bir makama erişir.)</p>



<p>Mezarlık Çeşmesi’nin üzerinde hâlâ sapasağlam bulunan kitabesindeki yüksek ruh çeşmenin trafik ortasında çektiği ve stadyum duvarlarında çekeceği ıstırabın delili gibidir:</p>



<p><strong>“Edüp rûh-ı Resûlullah içün bu çeşmeyi bünyâd</strong></p>



<p><strong>Zihî âlî-eser Hacı Hüseyin’in nâmı yâd olsun</strong></p>



<p>(Resulullah’ın ruhu için bu çeşmeyi bina etti ki, bu hoş büyük eser ile Hacı Hüseyin’in ismi hatırlansın.)</p>



<p><strong>Eder dil-mürde nice teşneyi her demde ol ihyâ</strong></p>



<p><strong>Ana Kevser nasîb olup der-i cennet küşâd olsun</strong></p>



<p>(Nice susuz ölü gönülleri her zaman ihya eder. /Ona Kevser nasip olsun ve cennet kapıları açılsın)</p>



<p><strong>Yerinde vaz edüp muhtâc idi hakkâ bu râh üzre</strong></p>



<p><strong>Güzel hayr eyledi makbûl-i Hallâk-ı ibâd olsun</strong></p>



<p>(Bu yol üzerinde gerçekten ihtiyaç olan yere inşa edilen bu çeşme ile yaptığı güzel hayır kulları Yaratan katında makbul olsun)</p>



<p><strong>Dedi itmâmının tarihini seyr eyleyüp Râzî</strong></p>



<p><strong>&#8220;Bu mâdan iç Hüseyn ü hem Hasan ervâhı şâd olsun&#8221; (1098/1687)</strong></p>



<p>(Tamamlanma tarihine şahit olan Râzî dedi ki: “Bu sudan iç, Hasan ve Hüseyin’in (ra) ruhları şâd olsun (1098/1687))</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="657" src="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2023/09/çeş2-1024x657.jpg" alt="" class="wp-image-18880" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2023/09/çeş2-1024x657.jpg 1024w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2023/09/çeş2-300x192.jpg 300w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2023/09/çeş2-768x493.jpg 768w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2023/09/çeş2.jpg 1199w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Çeşmenin hâlâ üzerinde bulunan kitabesi</figcaption></figure>



<p>Çeşmenin her ne kadar 1840’lı yıllarda Filibe Nazırı Hüseyin Naili Bey tarafından yaptırıldığı söyleniyorsa da tarihinin çok daha gerilere gittiğinde tereddüt yoktur. Zira hâlihazırda üzerinde bulunan ve tarih düşürmek üzere nakşedilen kitabede açıkça çeşmenin (1098/1687) yılında Hacı Hüseyin Efendi tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Dolayısıyla Eski Eserler ve Müzeler Müdürlüğü tarafından hazırlanan bir listeye dayanarak çeşmenin 1840’ta yapıldığına dair yaygınlaşan bu bilgi de mevsuk olmayıp izah ve tetkike muhtaçtır. Kanaatimiz o dur ki bu kitabenin bulunduğu tarihi çeşmenin 25 Kasım stadının köşesine yerleştirilmesi hem ecdadımızın hem de bu çeşmeyi yaptıranın asla razı olmayacağı bir durumdur. Sadece taşınmakla kalmayıp Mezarlık Çeşmesi’nin tarihine ve kitabesine yakışır bir estetik anlayışla onarılarak ihyası hem hayrın sahibi Hacı Hüseyin Efendi’ye bir vefa hem de tarihimize ve ceddimize hürmetimizin bir işareti olacaktır.</p>



<p><strong>Muhammet ALTAYTAŞ<a href="#_ftn1"><strong>[1]</strong></a>&#8211; A. Taha İMAMOĞLU<a href="#_ftn2"><strong>[2]</strong></a></strong></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> Prof. Dr. Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi</p>



<p><a href="#_ftnref2">[2]</a> Doç. Dr. Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/edirnede-tarihi-mezarlik-cesmesi-nereye-tasinmalidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edirne’yi Tahkim Etmemiz Gerekiyor</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/edirneyi-tahkim-etmemiz-gerekiyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/edirneyi-tahkim-etmemiz-gerekiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Dec 2019 12:03:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13314</guid>

					<description><![CDATA[Bir düğün vesilesiyle hafta sonunu (21-22 Aralık Cumartesi ve Pazar günleri) Batı Trakyalı soydaşlarımız arasında geçirdim. Bu vesileyle intibalarımı birkaç başlık altında okuyucularımla paylaşmak isterim. İpsala sınır kapısından geçip Yunanistan topraklarına ayak basmakla beraber hemen ilk hayal kırıklığını yaşıyorsunuz. Doğal olarak sınırın Türkiye tarafındaki insanlarla sınırın Yunanistan tarafında kalan insanların aynı soydan olabileceğini tahmin ediyorsunuz. Ancak durum zannettiğiniz gibi değil. Sınırın her iki tarafında yaşayan insanların beşeri irtibatlarını engelleyici tedbirler almış Yunanistan devleti. Kendince bir güvenlik endişesini mesnet edinmiş bu suni ortamı oluşturmak için. Arada fasıla bölgesi var ve beşeri coğrafya devam etmiyor, inkıtaya uğramış. Belli ki Yunanistan sınırları içinde kalan Türklerle Türkiye Türklerinin irtibatları kesilmek istenmiş. Gözden ırak olanlar gönül bağı oluşturmasınlar diye düşünülmüş. Yunanistan devleti, Türkiye sınırından Yunanistan yönünde yaklaşık 100 kilometrelik bir derinlik oluşturarak buralardan Türkleri boşaltıp Rumları yerleştirmiş. Sınırdan geçtiğiniz zaman aşağı yukarı bir saat gözünüz köylerde minare arıyor ama nafile. Belli bir mesafeyi aldıktan sonra minareli köyleri görebiliyorsunuz.  İçiniz ferahlıyor. Türkler genelde dağ köylerinde yaşıyorlar. Ovalık bölgelerde karışık bir ortam söz konusu. Rum ve Türkler bir arada yaşıyorlar. Dağlarda iskân eden Türklerin kimliklerini muhafaza edebildiklerine şahit olurken ova bölgelerindeki soydaşlarımızın daha çok baskıya maruz kaldıklarını söyleyebiliriz. Mesela dağlık kesimdeki Türk köylerinde Ezanlar tıpkı ülkemizde olduğu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir düğün vesilesiyle hafta sonunu (21-22 Aralık Cumartesi ve Pazar günleri) Batı Trakyalı soydaşlarımız arasında geçirdim. Bu vesileyle intibalarımı birkaç başlık altında okuyucularımla paylaşmak isterim.</p>
<p>İpsala sınır kapısından geçip Yunanistan topraklarına ayak basmakla beraber hemen ilk hayal kırıklığını yaşıyorsunuz. Doğal olarak sınırın Türkiye tarafındaki insanlarla sınırın Yunanistan tarafında kalan insanların aynı soydan olabileceğini tahmin ediyorsunuz. Ancak durum zannettiğiniz gibi değil. Sınırın her iki tarafında yaşayan insanların beşeri irtibatlarını engelleyici tedbirler almış Yunanistan devleti. Kendince bir güvenlik endişesini mesnet edinmiş bu suni ortamı oluşturmak için. Arada fasıla bölgesi var ve beşeri coğrafya devam etmiyor, inkıtaya uğramış. Belli ki Yunanistan sınırları içinde kalan Türklerle Türkiye Türklerinin irtibatları kesilmek istenmiş. Gözden ırak olanlar gönül bağı oluşturmasınlar diye düşünülmüş.</p>
<p>Yunanistan devleti, Türkiye sınırından Yunanistan yönünde yaklaşık 100 kilometrelik bir derinlik oluşturarak buralardan Türkleri boşaltıp Rumları yerleştirmiş. Sınırdan geçtiğiniz zaman aşağı yukarı bir saat gözünüz köylerde minare arıyor ama nafile. Belli bir mesafeyi aldıktan sonra minareli köyleri görebiliyorsunuz.  İçiniz ferahlıyor.</p>
<p>Türkler genelde dağ köylerinde yaşıyorlar. Ovalık bölgelerde karışık bir ortam söz konusu. Rum ve Türkler bir arada yaşıyorlar. Dağlarda iskân eden Türklerin kimliklerini muhafaza edebildiklerine şahit olurken ova bölgelerindeki soydaşlarımızın daha çok baskıya maruz kaldıklarını söyleyebiliriz. Mesela dağlık kesimdeki Türk köylerinde Ezanlar tıpkı ülkemizde olduğu gibi gürül gürül okunurken İskeçe’de akşam ve yatsı namazını eda ettiğimiz camide okunan ezanı camide namaz için hazır bekleyen cemaat ancak işitebiliyordu. Bu durum beni hayli hislendirdi ve gözyaşlarıma mani olamadım.</p>
<p>Bu arada iki günlük ziyaretimizde gönlümüzü yeşerten içimize ümit tohumları serpen manzaralara da şahit olduk. Gerek Gümülcine ve gerek İskeçe sokaklarının bazıları Konya ve Bursa çarşılarını hatırlattı. Henüz otantik yapısı bozulmamış çarşılardaki esnaf size yabancı bir ülkede değil kendi memleketinizin çarşı-pazarında geziyormuş gibi bir his veriyordu. Herkes selamınızı alıyor ve daha güzeli ile mukabele ediyor. Dolaşan hanımların tesettürleri tıpkı Anadolu’daki hanımlar gibi en çok ta bu durum hoşumuza gidiyor.</p>
<p>Yıllar önce Kurban Bayramı vesilesiyle yaklaşık bir hafta süren bir Bulgaristan seyahatimiz olmuştu. Özellikle Müslüman muhitlerde dolaşmamıza rağmen gözüm nerelerdeler acaba diye mesture bayanları aramıştı da sadece ücra bir köyde oldukça yaşlı iki başörtülü Müslüman kadın görebilmiştim. Şahit olduğumun hepsi bu kadardı. Konuyu ziyaretimiz esnasında dillendirdiğimde nedenini İskeçeli bir arkadaşım şöyle özetledi:</p>
<p>Onlar zulmün daha katmerlisine maruz kaldılar. Elhamdülillah bizler bu kadar kendimizi koruyabildik. Ona cevabım şu oldu:</p>
<p>Kardeşim, sizler ve tüm Balkanlar için Edirne’yi tahkim etmemiz gerekiyor.</p>
<p>Adil Gülmez</p>
<p>@umradil</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/edirneyi-tahkim-etmemiz-gerekiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
