<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dua &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/dua/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Nov 2020 14:04:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Dua &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>En Güvenli Sığınak</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/en-guvenli-siginak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/en-guvenli-siginak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Akdağ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2020 08:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16098</guid>

					<description><![CDATA[Hayat, bir deniz misali durgun, dalgalı, fırtınalı geçip gider. Denizin en güvenilir hali durgun olmasıdır. Dalgalı veya fırtınalı zamanlarda gemiler sığınılacak bir liman ararlar. Eğer sığınılacak güvenli bir limanı bulamazlar veya o limana yetişemezlerse koca koca dalgalarla boğuşmak zorunda kalırlar. Hayatımızda ise aynı deniz gibi durgun olarak ifade ettiğimiz anlar, monoton geçen veya mutlu ve sorunsuz yaşadığımız anlardır. Dalgalı veya fırtınalı olarak adlandırdığımız zamanlar ise hastalık hali ve musibetlerle dertlerin üzerimize karabulutlar gibi çöktüğü zamanlardır. Denizde en güvenli, emin ve tehlikesiz yolculuk yapabilmek için denizin durgun olması gerekir. Yaşadığımız hayatımızda ise, denizin tam tersi, en durgun halimiz bizim en tehlikeli anımızdır. Bela ve musibet içinde olduğumuz zamanlar bizim için zor görünür, çile ve ıstırap çekeriz. Fakat, ona göre tedbirimizi alırız. O belaya karşı direniriz çalışırız ve belanın üzerimizden gitmesi için elimizden gelen her şeyi yaparız. Belanın üzerimizden kalkması için fedakârlıkla yapamayacağımız şeyleri yaparız. Azimle üstesinden gelemeyeceğimiz şeylerin üstesinden gelir ve musibeti başımızdan def ederiz. Bunları yaparken çok zahmet çekeriz, acılar yaşarız. Neticede musibet sayesinde hayat direncimiz artarak hayata tutunarak, hayatta kalma mücadelesi vererek hep gelecek tehlikelere karşı dikkat ve dakik içinde oluruz. Bu, bize, hayatta başarılı olmayı ve dimdik ayakta kalmamızı sağlar. Hiçbir derdimizin olmadığı anlarda yani hayatımızı durgun olarak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hayat, bir deniz misali durgun, dalgalı, fırtınalı geçip gider. Denizin en güvenilir hali durgun olmasıdır. Dalgalı veya fırtınalı zamanlarda gemiler sığınılacak bir liman ararlar. Eğer sığınılacak güvenli bir limanı bulamazlar veya o limana yetişemezlerse koca koca dalgalarla boğuşmak zorunda kalırlar.<br></p>



<p>Hayatımızda ise aynı deniz gibi durgun olarak ifade ettiğimiz anlar, monoton geçen veya mutlu ve sorunsuz yaşadığımız anlardır. Dalgalı veya fırtınalı olarak adlandırdığımız zamanlar ise hastalık hali ve musibetlerle dertlerin üzerimize karabulutlar gibi çöktüğü zamanlardır. Denizde en güvenli, emin ve tehlikesiz yolculuk yapabilmek için denizin durgun olması gerekir. Yaşadığımız hayatımızda ise, denizin tam tersi, en durgun halimiz bizim en tehlikeli anımızdır. Bela ve musibet içinde olduğumuz zamanlar bizim için zor görünür, çile ve ıstırap çekeriz. Fakat, ona göre tedbirimizi alırız. O belaya karşı direniriz çalışırız ve belanın üzerimizden gitmesi için elimizden gelen her şeyi yaparız. Belanın üzerimizden kalkması için fedakârlıkla yapamayacağımız şeyleri yaparız. Azimle üstesinden gelemeyeceğimiz şeylerin üstesinden gelir ve musibeti başımızdan def ederiz. Bunları yaparken çok zahmet çekeriz, acılar yaşarız. Neticede musibet sayesinde hayat direncimiz artarak hayata tutunarak, hayatta kalma mücadelesi vererek hep gelecek tehlikelere karşı dikkat ve dakik içinde oluruz. Bu, bize, hayatta başarılı olmayı ve dimdik ayakta kalmamızı sağlar.<br></p>



<p>Hiçbir derdimizin olmadığı anlarda yani hayatımızı durgun olarak her türlü beladan, hastalıktan uzak yaşadığımız anlarda ise kendimizi hayatın ritmine uymaktan alıkoyarız. Çünkü, hayatın durgun olması ile monotonluk ve mutlu bir yaşam bizlere tekdüzelik bir hayatı getirir. Her türlü tehlikeden ve endişeden uzak bu tekdüzelik, hayata dair beklentilerimiz ve düşüncelerimiz yavaş yavaş kaybolur ve tamamen bizden çıkar gider. Böylece bizleri bir rehavet kaplar. Bu rehavet de bize kendimizi unutmamızı sağlar. “Biz kimiz? Neyiz? Bu dünyada işimiz ne?” gibi soruların cevaplarını unuturuz. En önemlisi de şeytanın tuzaklarına tam açık hedef oluruz. Şeytanın tüm hilelerine, her tülü desise ve aldatmalarına kanacak ve uyacak hale gireriz. Böylece şeytan, bizleri avlar. Kendisinin kurduğu heva ve heves ağlarına atar ve biz pusuya düşmüş zavallı av vaziyetinde, yaratılışımızın gayesi Allah’a kulluktan uzaklaşmış bir şekilde şeytan, uzaktan bizleri şehvet dalgalarında derinden derine daldırır. O takılı kaldığımız ağlarda çırpındıkça daha da ağlara saplanırız ve dalgalar içerisinde kayboluruz. Aynı denizin ortasında bir anda fırtınaya kapılan gemiler gibi savunmasız ve çaresiz kalırız. Bizi kurtaracak birilerini bekleriz.<br></p>



<p>İnsan yaratılışında savunma mekanizması vardır. İster manevi ister maddi olsun her türlü tehlikede bu savunma mekanizması devreye girer kişiye tehlike sinyali göndererek uyarıda bulunur ve gerekli tedbirlerin alınmasını sağlar. Vücudumuzda bir organımız rahatsızlansa tüm organlar birleşip o organın rahatsızlığını gidermek için seferber olurlar. Herhangi bir yerimiz ağrısa tüm vücudumuz o ağrıyı hisseder. Aynı şekilde insan bir belaya düşerse hemen beyni alarm verir savunma mekanizması devreye girer, insan teyakkuza girerek tüm tehlikelere dikkat kesilir. Adımlarını daha dikkatli atar. O musibetin üzerinden gitmesi için elinden geleni yapar, çalışır, gayret eder ve olumsuz durumu ortadan kaldırmak için var gücüyle çalışır. Bu durum refleks olarak kişinin kendini koruma mekanizması ile kendiliğinden meydana gelmektedir. Üzerindeki belayı defetmek için çabaladığı kadar manevi olarak bir kurtarıcı, bir sığınak, bir medet arar. Tabi ki bu sığınak ve kurtarıcı kendini her daim gören ve gözetleyen Allah-u Azimuşşandır. “O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgârla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar.”(yunus 10/22) “Onları, (denizde) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar. Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak, son derece nankör olanlar inkâr eder. (Lokman 31/32) Ayet-i Kerimelerde de dara düşenlerin Allah’a nasıl sığındıklarını anlatmaktadır. Bu Allah’a sığınma kişinin kendi idaresi ve isteğiyle olur. O anda Allah’a yönelir. Her şeyi ile tam bir kul olur. Fakat beladan kurtulduğu vakit, vücudu koruma mekanizmasını kaldırdığı gibi Allah’a sığınmayı da bırakır. Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah’a ortak koşuyorlar. (Ankebut 29/65)<br></p>



<p>İnsan, derde düştüğü zaman tüm yönüyle maddi ve manevi olarak savunma üretir. Her türlü tedbiri alır. Dertten kurtulduğu an tüm güvenliği ortadan kaldırır. Artık tehlike ortadan kalkmıştır. Onun için savunmaya gerek yoktur. Böylece o monotonluk ve rahatlık insanın maddi ve manevi bilhassa Allah’a sığınma mekanizmalarını rafa kaldırır. Kısa zamanda bir bela gelmezse rafa kaldırılan savunma mekanizmaları tozlanır ve kullanılamaz hale gelir. İşte, bu durum şeytanın tam arayıp da bulamadığı bir fırsat olur. Tamamen savunmasız kalan kişiye gelir ve onu dalalet ağlarına hapseder ve heva, hevesine mahkûm eder.<br></p>



<p>İnsanın şeytanın böyle hilelerine kapılmamak için hep savunma mekanizmalarını açık tutması gerekir. Bir musibet anında tüm vücudumuz ve manevi yönümüz birleşip tehlikeye odaklanıyor. Tehlike geçince de kendimizi rehavete kaptırıyoruz. Halbuki insan bilhassa Müslüman için “Dünyada rahat yoktur.”(A.İbn Hanbel, Zühd, s. 128) hadisinden anlaşılacağı üzere şeytanın aldatmalarından dolayı bu dünya da Müslüman için hiçbir şekilde rahat yoktur. Şeytana karşı en güvenilir sığınağımız Allah’ın dergahına sığınarak kendimizi güven içinde tutabiliriz. “Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Rad 13/28) aytinde olduğu gibi Allah’ı zikrederek Allah’a sığınacağız. Allah’ı zikretmek demek Allah’ın her an bizimle olduğunu bilip her yaptığımızı gördüğünü idrak ederek O’na ibadet edip kulluk etmektir. Eğer biz Allah’ı hatırlarsak yani zikredersek Allah da bizi anar bizim yanımızda olur. “Siz beni anın, Ben de sizi anayım” (Bakara 2/152),<br></p>



<p>Allah&#8217;a bela anında verdiğimiz sözlerimizi bela gittikten sonra da ibadetlerimizle, kulluğumuzla yerine getirirsek O da bizi şeytana karşı korur. “Siz bana verdiğiniz sözü tutun, Ben de size verdiğim sözü tutayım” (Bakara 2/40) ı<br></p>



<p>Allah’ın bize şeytanın hilelerine ve aldatmalarına karşı korunmak için yardımcı olmasının şartlarını yukarıda bahsettiğimiz hadis açıklıyor. Peygamberimiz (S.A.S) amcasının oğlu genç İbn Abbas’a diyor ki “Allah’ın seni koruyup gözetmesini istiyorsan sen de O’nun koyduğu kuralları koru, bu kuralları çiğneme. Sen O’nun koyduğu kurallara bağlı kalmaya gayret edersen o seni korur, gözetir. En zor zamanlarda hiç ummadığın şekilde sana kapılar açar.”<br></p>



<p>Hasılı kelam Allah’ın senin yanında olmasını istiyorsan sen de O’nun yolunda ol. Sen O’nun yolunda kul olursan O da her an yardım ve desteğiyle, moral ve motivasyonuyla senin yanında yer alır, şeytana karşı korur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/en-guvenli-siginak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dua Etmek</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/dua-etmek/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/dua-etmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2020 08:29:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15735</guid>

					<description><![CDATA[Şuursuzca olacak iş değildir…Hele şuursuzların hiç işi değildir…Edebi kelimeler, cümleler, güzel ve veciz sözlerin birbiri peşi sıra sıralanması da değildir dua! Kalpten ve içten yapılandır. Gönül işidir, samimiyetle yalvarma ve yakarma işidir… Sosyal medyadan arkadaşlık isteği talebi geldi. …Bir de ne göreyim. Adam geçmişten çok kötü hatıralarla bir tanıdık! Fotoğrafından bile öyle tiksindim ki! Tam da bu kadar mı olur cinsinden biri! Bu adam tanıdığım kadarıyla arkadaşına çelme takar, arkasından ittirir, kumpas kurar, iter kakar kısaca çıkarları için kardeşini, arkadaşını gözünün yaşına bakmadan ateşe atar, menfaatine zarar verdiğini düşünse kendi parmağını bile keser…Böyle biri bu adam! Kişiye kötülük yaptıktan ve zarar verdikten sonra da bir sürü dua eder… Elinde imkan olduğu halde hatasını düzeltmek yerine işlerini Allah&#8217;a havale eder…Kendi her türlü hatayı kasten yapacak sonra da düzeltme işini Allah&#8217;a bırakacak…Böyle biri olarak tanımıştım onu ne yazık ki! Mensubu olduğu cemaatini dini gibi görür! O cemaate mensup olmayanları da başka dinin mensupları muamelesine tabi tutar.Üstelik bu kişinin çok önemli bir de kamu idareciliği görevi var…O günlerinden tanırım onu! Sosyal medya sayfasına bakınca şaştım kaldım….Eski işlerine aynen devam ediyor…Yaptıkları başka paylaştıkları başka…Adeta yaptığı tüm kötü işleri kendisi eleştiriyor sanki! Sayfasında kendisine bile günahlardan korunması için dua ediyor, başkalarına kötülüklerden korunmaları için dua &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Şuursuzca olacak iş değildir…Hele şuursuzların hiç işi değildir…Edebi kelimeler, cümleler, güzel ve veciz sözlerin birbiri peşi sıra sıralanması da değildir dua! Kalpten ve içten yapılandır. Gönül işidir, samimiyetle yalvarma ve yakarma işidir…</p>



<p>Sosyal medyadan arkadaşlık isteği talebi geldi. …Bir de ne göreyim. Adam geçmişten çok kötü hatıralarla bir tanıdık! Fotoğrafından bile öyle tiksindim ki! Tam da bu kadar mı olur cinsinden biri!</p>



<p>Bu adam tanıdığım kadarıyla arkadaşına çelme takar, arkasından ittirir, kumpas kurar, iter kakar kısaca çıkarları için kardeşini, arkadaşını gözünün yaşına bakmadan ateşe atar, menfaatine zarar verdiğini düşünse kendi parmağını bile keser…Böyle biri bu adam!</p>



<p>Kişiye kötülük yaptıktan ve zarar verdikten sonra da bir sürü dua eder…</p>



<p>Elinde imkan olduğu halde hatasını düzeltmek yerine işlerini Allah&#8217;a havale eder…Kendi her türlü hatayı kasten yapacak sonra da düzeltme işini Allah&#8217;a bırakacak…Böyle biri olarak tanımıştım onu ne yazık ki!</p>



<p>Mensubu olduğu cemaatini dini gibi görür! O cemaate mensup olmayanları da başka dinin mensupları muamelesine tabi tutar.<br>Üstelik bu kişinin çok önemli bir de kamu idareciliği görevi var…O günlerinden tanırım onu!</p>



<p>Sosyal medya sayfasına bakınca şaştım kaldım….Eski işlerine aynen devam ediyor…Yaptıkları başka paylaştıkları başka…Adeta yaptığı tüm kötü işleri kendisi eleştiriyor sanki!</p>



<p>Sayfasında kendisine bile günahlardan korunması için dua ediyor, başkalarına kötülüklerden korunmaları için dua ediyor, ülkemize milletimize sağ selamet diliyor…</p>



<p>Tanımasanız ne adam be! diyeceğiniz cinsten biri…<br>İlahiler okuyor, kul hakkı falan filan diyor…Diyor da diyor.<br>Bu adam arkadaşının koyununu yemek için tilki ile plan yapar, kurtla arkadaşlık ederek parçalar ve koyunu beraber yerler sonra da akşam gelerek koyunun sahibiyle üzüldüm görüntüsünde yas tutar…</p>



<p>Arkadaşını ateşe atar &#8220;ya rabbi yakma onu&#8221; diye dua eder…</p>



<p>Çelme takıp düşürür &#8220;kolunu kırma&#8221; diye dua eder…</p>



<p>Başına çekiçle vurur &#8220;başını kırma&#8221; diye dua eder…</p>



<p>Sanki Allah-ü Teala onun memuruymuş gibi hareket eder…</p>



<p>Sonra da sanki bayramlar kul hakkı ihlal etmenin ve yemenin silgisidir gibi hareket eder arayıp bayramlaşmak ister…</p>



<p>İşte bu yüzden çok tiksindirici…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/dua-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kulun En Büyük Sermayesi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kulun-en-buyuk-sermayesi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kulun-en-buyuk-sermayesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jun 2019 14:09:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat - Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11103</guid>

					<description><![CDATA[Dua, Allah’ın kuluna ihsanı, şanına yakışanı karşılıksız vermesidir. Dua, Yaradan ile yaratılan arasındaki doğrudan iletişimin kısa adıdır. O bazen bir davettir, bazen de bir davete icabet. Dua, karşılıksız sevmenin ve bol keseden vermenin adıdır. Dua, kulluktur. Kulluk nişanesidir. Dinin özüdür. Rabbinden kuluna çağrıdır. “Bana dua ediniz ki duanızı kabul edeyim (Mü’min, 60)” ilahi hitabının bir gereğidir. Dua; “Rabbim beni tek başıma bırakma! (Enbiya, 89)” ilahi hitabı gereğince, kulun halini Rabbine arzıdır. Dua, ilahi bir lütuftur. Her daim Allah’ın kulunun yanında olduğunun göstergesidir. Dua, Yaradan’a sığınmadır. Yüce Mevlâ’ya yakarıştır. Lisan-ı hâl ile dertleşmedir. Dua, kimsesizlik girdabından kurtulmadır. Dua, gönülden geleni samimi bir şekilde istemektir. Dua, aracısız ve vasıtasız bir şekilde Allah’a teslimiyettir. Dua, riyâsız ve ridâsız (perdesiz), Rahman ve Rahim olana yakarıştır. Dua kulun en büyük sermayesi, bitmez tükenmez hazinesidir. Dua, Cenabı Hakk’ın âlemlere rahmetidir. İnsanı ve kâinatı güldüren şefkatidir. Şiir diliyle söylenecek olursa: “Terahhumla nazar kılmaz isen mücrimlere ya Rab Veli ağlar, nebî ağlar, zemîn ü âsuman ağlar” Dua, “Cenab-ı Hakkın bize şah damarımızdan bile daha yakın olduğunu (Kaf, 16)” hissettiğimiz en özel anımızdır. Dua, kâinatın sahibine ve onun kaderine ilticadır. En korunaklı sığınaktır. Dua, kimsesizlikten kurtulmaktır. Allah’tan başkasına minnet etmemektir. Dua, tedbir ile tevekkülü birleştirerek Allah’tan istemektir. Dua, başlı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dua, Allah’ın kuluna ihsanı, şanına yakışanı karşılıksız vermesidir.</p>
<p>Dua, Yaradan ile yaratılan arasındaki doğrudan iletişimin kısa adıdır. O bazen bir davettir, bazen de bir davete icabet.</p>
<p>Dua, karşılıksız sevmenin ve bol keseden vermenin adıdır.</p>
<p>Dua, kulluktur. Kulluk nişanesidir. Dinin özüdür. Rabbinden kuluna çağrıdır. “<em>Bana dua ediniz ki duanızı kabul edeyim (Mü’min, 60)</em>” ilahi hitabının bir gereğidir.</p>
<p>Dua; “<em>Rabbim beni tek başıma bırakma! (Enbiya, 89)</em>” ilahi hitabı gereğince, kulun halini Rabbine arzıdır.</p>
<p>Dua, ilahi bir lütuftur. Her daim Allah’ın kulunun yanında olduğunun göstergesidir.</p>
<p>Dua, Yaradan’a sığınmadır. Yüce Mevlâ’ya yakarıştır. Lisan-ı hâl ile dertleşmedir.</p>
<p>Dua, kimsesizlik girdabından kurtulmadır.</p>
<p>Dua, gönülden geleni samimi bir şekilde istemektir.</p>
<p>Dua, aracısız ve vasıtasız bir şekilde Allah’a teslimiyettir.</p>
<p>Dua, riyâsız ve ridâsız (perdesiz), Rahman ve Rahim olana yakarıştır.</p>
<p>Dua kulun en büyük sermayesi, bitmez tükenmez hazinesidir.</p>
<p>Dua, Cenabı Hakk’ın âlemlere rahmetidir. İnsanı ve kâinatı güldüren şefkatidir. Şiir diliyle söylenecek olursa:</p>
<p><em>“Terahhumla nazar kılmaz isen mücrimlere ya Rab</em></p>
<p><em>Veli ağlar, nebî ağlar, zemîn ü âsuman ağlar”</em></p>
<p>Dua, “<em>Cenab-ı Hakkın bize şah damarımızdan bile daha yakın olduğunu (Kaf, 16)</em>” hissettiğimiz en özel anımızdır.</p>
<p>Dua, kâinatın sahibine ve onun kaderine ilticadır. En korunaklı sığınaktır.</p>
<p>Dua, kimsesizlikten kurtulmaktır. Allah’tan başkasına minnet etmemektir.</p>
<p>Dua, tedbir ile tevekkülü birleştirerek Allah’tan istemektir.</p>
<p>Dua, başlı başına bir ibadettir.</p>
<p>Dua, günde beş vakit Allah’a boyun eğdiğimiz ibadetin (salat) adıdır.</p>
<p>Dua, zorluklar ya da beklentiler karşısında sabırla ve namazla halimizi Halik-i Zülcelal’e arz ettiğimiz en müstesna durumlardır.</p>
<p>Peygamber efendimiz bir hadisi şeriflerinde “<em>namaz dinin direğidir</em>” buyurmuştur. En önemli ibadet olan namaz içerisinde mutlaka Fatiha suresini okumamız gerekmektedir. Fatiha suresi baştan sona bir duadır.</p>
<p>“<em>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile. Övülmek, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O, rahman ve rahimdir. Din gününün sahibidir. Allah’ım! Yalnız sana kulluk eder ve sadece senden yardım talep ederiz. Bizi sıratı müstakime eriştir. Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna eriştir bizi. Gazaba uğramışların veya sapkınların yoluna değil. (Amin), (Fatiha, 1-7</em>).”</p>
<p>Kur’ân’ın başlangıç suresi Fatiha, dualar vasıtasıyla bize bir ömür boyu takip etmemiz gereken yolu veciz bir şekilde öğretmektedir. Kur’ân’ın en son sırasında yer alan Felâk ve Nas sureleri de benzer şekilde birer dua niteliğindedir.</p>
<p>“<em>De ki: Ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran rabbe sığınırım. Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfleyenlerin şerrinden ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden Allah’a sığınırım, (Felâk, 1-5).</em>”</p>
<p>“<em>De ki: Cinlerden olsun insanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların rabbine, insanların mâlik ve hâkimine, insanların mâbuduna sığınırım! (Nas, 1-6)</em>.”</p>
<p><strong>Pek Çok Ayette Dua Öğretilir ve Talep Edilir</strong></p>
<p>Kısacası Yüce Kitabımız Kur’ân, dua ile söze başlayıp yine dua ile sözü bitirmiştir. Bunun dışında Yüce Kitabımız Kur’ân’ın pek çok ayetinde dua öğretilir ve talep edilir. Kurân’da geçen bazı dua ayetleri şu şekildedir:</p>
<p><em>“Rabbimiz! Bize dünyada da ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru, (Bakara, 201).”</em></p>
<p><em>“Ey Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevla’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et, (Bakara, 286).”</em></p>
<p><em>“Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen bağışı en çok olansın, (Al-i İmran, 8).”</em></p>
<p><em>“Rabbim günlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki tutukluluğu çöz. Ki sözümü anlasınlar, (Taha, 25-28).”</em></p>
<p><em>“Rabbim ilmimi artır, (Taha, 114).”</em></p>
<p><em> “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle, (Furkan, 74).”</em></p>
<p><em>“Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır, (Mümtehine, 4).”</em></p>
<p><em> “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bulundurma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin, (Haşr, 10).”</em></p>
<p>Görüldüğü üzere gerek dünyevî gerek uhrevî konularda dua edilir. Dua hem fert hem toplum hem de devlet ve ümmet için edilir. Dua, ümmetlerin düşmanlarını alt ettiği en önemli manevî silahıdır.</p>
<p><strong>Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Dualarından Bazıları</strong></p>
<p>Hadislerde de pek çok vesile ile Efendimizin yaptığı dualara rastlarız. Ancak Efendimizin yaptığı dualar, kendisinin de Allah’ın bir kulu olması hasebiyle Yüce Yaradan’ı karşısında acizliğini gösteren yakarışlar, tövbeler veya ahlaki talepler olarak karşımıza çıkmaktadır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) dualarından bazıları şu şekildedir:</p>
<p><em>“Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni affet, (İbn Mace, Dua, 5).”</em></p>
<p><em>“Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Kalbimi dininde sabit kıl, (Tirmizi, Daavat, 124).”</em></p>
<p><em>“Allah’ım! Zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım, (Nesai, İstiaze, 14).”</em></p>
<p><em>“Allah’ım acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, ihtiyarlık düşkünlüğünden ve kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Bana sana karşı gelmekten sakınma duygusu kazandır. Nefsimi günahlardan arındır, çünkü onu en iyi arındıracak olan sensin. Nefsimin sahibi ve efendisi sensin. Allah’ım! Faydasız bilgiden, ürpermeyen gönülden, doyma bilmeyen nefisten, kabul olmayacak duadan sana sığınırım, (Müslim, Zikir, 73).”</em></p>
<p><em>“Allah’ım! Senden senin sevgini ve beni sana yakın kılacak herkesi sevmeyi bana nasip etmeni niyaz ediyorum, (Tirmizi, Daavat, 73).”</em></p>
<p>Onun için bir Müslümanın dilinden dua hiçbir zaman eksik olmaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bir Mü’mine Beddua Etmek Yakışmaz</strong></p>
<p>İbadetlerin bazıları belli bir vakitle kayıtlıdır. Vaktinde yapılmayan ibadet, sonradan ancak kaza edilebilir. Vakti girmeyen bir ibadet ise zaten ifa edilemez. Ancak dua böyle değildir. Dua, belli bir vakitle kayıtlı olmayan ibadet türüdür. Onun belli bir zamanı ve zemini yoktur. O, her zaman ve zeminde kolaylıkla yerine getirilebilir bir ibadettir.</p>
<p>Bazı ibadetler için abdest ve gusül bir ön şart iken, duada buna da gerek yoktur. Yani bir anlamda kul dua yoluyla günün her anında taleplerini doğrudan Yaradan’ına arz edebilir. Bu nedenle dua, her anımızda rabbimizle kurduğumuz özel bir bağın adıdır. Ayakta iken, yatarken, yürürken, konuşurken, okurken, dinlerken, yerken, yedirirken… dilimizde ve kalbimizde hep dua vardır. Bazen bir şükür, bazen de bir çaresizlik nişanesi olarak.</p>
<p>Cenab-ı Hak bazı kulların duasını özellikle kabul eder. Mazlumun duası, misafirin duası, yolcunun duası, hastanın duası, hocanın öğrencisine duası, annenin ve babanın evladına duası böyledir. Bu gibi kimselerin hayırlı dualarını almak gerekir. Onları incitmekten, kalplerini kırmaktan ve beddualarını almaktan özellikle sakınmak gerekir.</p>
<p>Duaların her ne kadar belli zamanı olmasa da yıl içerisinde devreden mübarek gün ve gecelerde dua etmekten asla geri durmamalıdır. Özellikle Recep, Şaban ve Kur’ân’ın ilk defa indirilmeye başlandığı Ramazan ayı tam bir ibadet ve dua ayıdır desek abartmış olmayız. Müslümanlar birbirinin duasını almaya gayret göstermeli, birbirinin gıyabında da dua etmelidir. Hele de ortak değerimiz olan vatanımız, milletimiz, ümmetimiz ve tüm mukaddesatımız için hayır dualarda bulunmalıyız.</p>
<p>Dua, hayrı istemektir. Duanın zıddı ise bedduadır. Beddua, bir kimsenin şu ya da bu sebepten kötülüğünü istemektir. Gerekçesi ne olursa olsun bir mü’mine kolay kolay beddua etmek yakışmaz. Bununla birlikte açık zulüm ve haksızlıklar karşısında Hz. Peygamber de dahil ümmetin beddua yoluyla şikayetini Allah’a arz ettiğini biliyoruz. O nedenle bir Müslüman olarak bir başkasına haksızlık yaparak neticede o mazlumun bedduasına maruz kalmaktan sakınmalıyız. Yazımızı kültürümüzde yaygın bazı dua ve beddua örnekleri ile bitirelim:</p>
<p><strong><em>Kültürümüzdeki Bazı Dua Sözleri</em></strong></p>
<p>Anan, baban nur gölünde yatsın.</p>
<p>Allah ağzınızın tadını bozmasın.</p>
<p>Allah bir yastıkta kocatsın.</p>
<p>Allah birini bin etsin.</p>
<p>Allah dert verip, derman aratmasın.</p>
<p>Allah devlete millete zeval vermesin.</p>
<p>Allah elden ayaktan düşürmesin.</p>
<p>Allah gördüğünden geri koymasın.</p>
<p>Allah Halil İbrahim bereketi versin.</p>
<p>Allah imandan, Kur’ân&#8217;dan ayırmasın.</p>
<p>Allah kuru iftiradan esirgesin.</p>
<p>Allah ne muradın varsa versin.</p>
<p>Allah tuttuğunu altın etsin.</p>
<p>Allah yardımcın olsun.</p>
<p>Ellerin dert görmesin.</p>
<p>Ömrün uzun, düğünün güzün olsun.</p>
<p>Su verenlerin çok olsun.</p>
<p><strong><em>Kültürümüzdeki Bazı Beddua Sözleri</em></strong></p>
<p>Allah güldürmesin.</p>
<p>Allah iki yakanı bir araya getirmesin.</p>
<p>Allah’ından bulasın.</p>
<p>Boyun posun devrilsin.</p>
<p>Çenen tutulsun.</p>
<p>Emdiğin burnundan gelsin.</p>
<p>Evladından bulasın!</p>
<p>Gidişin olsun da gelişin olmasın.</p>
<p>Gözüne dizine dursun.</p>
<p>Öte dünyada iki elim yakanda olsun.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Şevket TOPAL</strong></p>
<p><strong>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kulun-en-buyuk-sermayesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aczimizin İtirafı: Dua</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/aczimizin-itirafi-dua/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/aczimizin-itirafi-dua/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şevket Topal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jun 2019 12:03:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10945</guid>

					<description><![CDATA[“Bana dua ediniz ki duanızı kabul edeyim (Mü’min, 60)” Yüce Kitabımız Kur’ân, dua ile söze başlayıp yine dua ile sözü bitirmiştir. Bunun dışında Yüce Kitabımız Kur’ân’ın pek çok ayetinde dua öğretilir ve talep edilir. Dua, Allah’ın kuluna ihsanı, şanına yakışanı karşılıksız vermesidir. Dua, Yaradan ile yaratılan arasındaki doğrudan iletişimin kısa adıdır. O bazen bir davettir, bazen de bir davete icabet. Dua, karşılıksız sevmenin ve bol keseden vermenin adıdır. Dua, kulluktur. Kulluk nişanesidir. Dinin özüdür. Rabbinden kuluna çağrıdır. “Bana dua ediniz ki duanızı kabul edeyim (Mü’min, 60)” ilahi hitabının bir gereğidir. Dua; “Rabbim beni tek başıma bırakma! (Enbiya, 89)” ilahi hitabı gereğince, kulun halini Rabbine arzıdır. Dua, ilahi bir lütuftur. Her daim Allah’ın kulunun yanında olduğunun göstergesidir. Dua, Yaradan’a sığınmadır. Yüce Mevlâ’ya yakarıştır. Lisan-ı hâl ile dertleşmedir. Dua, kimsesizlik girdabından kurtulmadır. Dua, gönülden geleni samimi bir şekilde istemektir. Dua, aracısız ve vasıtasız bir şekilde Allah’a teslimiyettir. Dua, riyâsız ve ridâsız (perdesiz), Rahman ve Rahim olana yakarıştır. Dua kulun en büyük sermayesi, bitmez tükenmez hazinesidir. Dua, Cenabı Hakk’ın âlemlere rahmetidir. İnsanı ve kâinatı güldüren şefkatidir. Şiir diliyle söylenecek olursa: “Terahhumla nazar kılmaz isen mücrimlere ya Rab Veli ağlar, nebî ağlar, zemîn ü âsuman ağlar” Dua, “Cenab-ı Hakkın bize şah damarımızdan bile daha &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1"><b>“Bana dua ediniz ki duanızı kabul edeyim (Mü’min, 60)” Yüce Kitabımız Kur’ân, dua ile söze başlayıp yine dua ile sözü bitirmiştir. Bunun dışında Yüce Kitabımız Kur’ân’ın pek çok ayetinde dua öğretilir ve talep edilir.</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, Allah’ın kuluna ihsanı, şanına yakışanı karşılıksız vermesidir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, Yaradan ile yaratılan arasındaki doğrudan iletişimin kısa adıdır. O bazen bir davettir, bazen de bir davete icabet.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, karşılıksız sevmenin ve bol keseden vermenin adıdır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, kulluktur. Kulluk nişanesidir. Dinin özüdür. Rabbinden kuluna çağrıdır. <i>“Bana dua ediniz ki duanızı kabul edeyim (Mü’min, 60)”</i> ilahi hitabının bir gereğidir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua; <i>“Rabbim beni tek başıma bırakma! (Enbiya, 89)”</i> ilahi hitabı gereğince, kulun halini Rabbine arzıdır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, ilahi bir lütuftur. Her daim Allah’ın kulunun yanında olduğunun göstergesidir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, Yaradan’a sığınmadır. Yüce Mevlâ’ya yakarıştır. Lisan-ı hâl ile dertleşmedir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, kimsesizlik girdabından kurtulmadır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, gönülden geleni samimi bir şekilde istemektir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, aracısız ve vasıtasız bir şekilde Allah’a teslimiyettir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, riyâsız ve ridâsız (perdesiz), Rahman ve Rahim olana yakarıştır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua kulun en büyük sermayesi, bitmez tükenmez hazinesidir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, Cenabı Hakk’ın âlemlere rahmetidir. İnsanı ve kâinatı güldüren şefkatidir. Şiir diliyle söylenecek olursa:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Terahhumla nazar kılmaz isen mücrimlere ya Rab</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>Veli ağlar, nebî ağlar, zemîn ü âsuman ağlar”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, <i>“Cenab-ı Hakkın bize şah damarımızdan bile daha yakın olduğunu (Kaf, 16)”</i> hissettiğimiz en özel anımızdır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, kâinatın sahibine ve onun kaderine ilticadır. En korunaklı sığınaktır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, kimsesizlikten kurtulmaktır. Allah’tan başkasına minnet etmemektir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, tedbir ile tevekkülü birleştirerek Allah’tan istemektir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, başlı başına bir ibadettir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, günde beş vakit Allah’a boyun eğdiğimiz ibadetin (salat) adıdır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, zorluklar ya da beklentiler karşısında sabırla ve namazla halimizi Halik-i Zülcelal’e arz ettiğimiz en müstesna durumlardır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Peygamber efendimiz bir hadisi şeriflerinde <i>“namaz dinin direğidir”</i> buyurmuştur. En önemli ibadet olan namaz içerisinde mutlaka Fatiha suresini okumamız gerekmektedir. Fatiha suresi baştan sona bir duadır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile. Övülmek, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O, rahman ve rahimdir. Din gününün sahibidir. Allah’ım! Yalnız sana kulluk eder ve sadece senden yardım talep ederiz. Bizi sıratı müstakime eriştir. Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna eriştir bizi. Gazaba uğramışların veya sapkınların yoluna değil. (Amin), (Fatiha, 1-7).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kur’ân’ın başlangıç suresi Fatiha, dualar vasıtasıyla bize bir ömür boyu takip etmemiz gereken yolu veciz bir şekilde öğretmektedir. Kur’ân’ın en son sırasında yer alan Felâk ve Nas sureleri de benzer şekilde birer dua niteliğindedir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“De ki: Ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran rabbe sığınırım. Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfleyenlerin şerrinden ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden Allah’a sığınırım, (Felâk, 1-5).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“De ki: Cinlerden olsun insanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların rabbine, insanların mâlik ve hâkimine, insanların mâbuduna sığınırım! (Nas, 1-6).” </i></span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>Pek Çok Ayette Dua Öğretilir ve Talep Edilir</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kısacası Yüce Kitabımız Kur’ân, dua ile söze başlayıp yine dua ile sözü bitirmiştir. Bunun dışında Yüce Kitabımız Kur’ân’ın pek çok ayetinde dua öğretilir ve talep edilir. Kurân’da geçen bazı dua ayetleri şu şekildedir:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Rabbimiz! Bize dünyada da ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru, (Bakara, 201).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Ey Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevla’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et, (Bakara, 286).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen bağışı en çok olansın, (Al-i İmran, 8).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Rabbim günlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki tutukluluğu çöz. Ki sözümü anlasınlar, (Taha, 25-28).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Rabbim ilmimi artır, (Taha, 114).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i> “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle, (Furkan, 74).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır, (Mümtehine, 4).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i> “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bulundurma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin, (Haşr, 10).”</i> </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Görüldüğü üzere gerek dünyevî gerek uhrevî konularda dua edilir. Dua hem fert hem toplum hem de devlet ve ümmet için edilir. Dua, ümmetlerin düşmanlarını alt ettiği en önemli manevî silahıdır. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><b>Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Dualarından Bazıları</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hadislerde de pek çok vesile ile Efendimizin yaptığı dualara rastlarız. Ancak Efendimizin yaptığı dualar, kendisinin de Allah’ın bir kulu olması hasebiyle Yüce Yaradan’ı karşısında acizliğini gösteren yakarışlar, tövbeler veya ahlaki talepler olarak karşımıza çıkmaktadır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) dualarından bazıları şu şekildedir:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni affet, (İbn Mace, Dua, 5).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Kalbimi dininde sabit kıl, (Tirmizi, Daavat, 124).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Allah’ım! Zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım, (Nesai, İstiaze, 14).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Allah’ım acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, ihtiyarlık düşkünlüğünden ve kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Bana sana karşı gelmekten sakınma duygusu kazandır. Nefsimi günahlardan arındır, çünkü onu en iyi arındıracak olan sensin. Nefsimin sahibi ve efendisi sensin. Allah’ım! Faydasız bilgiden, ürpermeyen gönülden, doyma bilmeyen nefisten, kabul olmayacak duadan sana sığınırım, (Müslim, Zikir, 73).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><i>“Allah’ım! Senden senin sevgini ve beni sana yakın kılacak herkesi sevmeyi bana nasip etmeni niyaz ediyorum, (Tirmizi, Daavat, 73).”</i></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Onun için bir Müslümanın dilinden dua hiçbir zaman eksik olmaz. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Bir Mü’mine Beddua Etmek Yakışmaz</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İbadetlerin bazıları belli bir vakitle kayıtlıdır. Vaktinde yapılmayan ibadet, sonradan ancak kaza edilebilir. Vakti girmeyen bir ibadet ise zaten ifa edilemez. Ancak dua böyle değildir. Dua, belli bir vakitle kayıtlı olmayan ibadet türüdür. Onun belli bir zamanı ve zemini yoktur. O, her zaman ve zeminde kolaylıkla yerine getirilebilir bir ibadettir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bazı ibadetler için abdest ve gusül bir ön şart iken, duada buna da gerek yoktur. Yani bir anlamda kul dua yoluyla günün her anında taleplerini doğrudan Yaradan’ına arz edebilir. Bu nedenle dua, her anımızda rabbimizle kurduğumuz özel bir bağın adıdır. Ayakta iken, yatarken, yürürken, konuşurken, okurken, dinlerken, yerken, yedirirken… dilimizde ve kalbimizde hep dua vardır. Bazen bir şükür, bazen de bir çaresizlik nişanesi olarak.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Cenab-ı Hak bazı kulların duasını özellikle kabul eder. Mazlumun duası, misafirin duası, yolcunun duası, hastanın duası, hocanın öğrencisine duası, annenin ve babanın evladına duası böyledir. Bu gibi kimselerin hayırlı dualarını almak gerekir. Onları incitmekten, kalplerini kırmaktan ve beddualarını almaktan özellikle sakınmak gerekir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Duaların her ne kadar belli zamanı olmasa da yıl içerisinde devreden mübarek gün ve gecelerde dua etmekten asla geri durmamalıdır. Özellikle Recep, Şaban ve Kur’ân’ın ilk defa indirilmeye başlandığı Ramazan ayı tam bir ibadet ve dua ayıdır desek abartmış olmayız. Müslümanlar birbirinin duasını almaya gayret göstermeli, birbirinin gıyabında da dua etmelidir. Hele de ortak değerimiz olan vatanımız, milletimiz, ümmetimiz ve tüm mukaddesatımız için hayır dualarda bulunmalıyız. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dua, hayrı istemektir. Duanın zıddı ise bedduadır. Beddua, bir kimsenin şu ya da bu sebepten kötülüğünü istemektir. Gerekçesi ne olursa olsun bir mü’mine kolay kolay beddua etmek yakışmaz. Bununla birlikte açık zulüm ve haksızlıklar karşısında Hz. Peygamber de dahil ümmetin beddua yoluyla şikayetini Allah’a arz ettiğini biliyoruz. O nedenle bir Müslüman olarak bir başkasına haksızlık yaparak neticede o mazlumun bedduasına maruz kalmaktan sakınmalıyız. Yazımızı kültürümüzde yaygın bazı dua ve beddua örnekleri ile bitirelim:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Kültürümüzdeki Bazı Dua Sözleri</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Anan, baban nur gölünde yatsın.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah ağzınızın tadını bozmasın.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah bir yastıkta kocatsın.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah birini bin etsin.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah dert verip, derman aratmasın.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah devlete millete zeval vermesin.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah elden ayaktan düşürmesin.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah gördüğünden geri koymasın.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah Halil İbrahim bereketi versin.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah imandan, Kur’ân’dan ayırmasın.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah kuru iftiradan esirgesin.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah ne muradın varsa versin.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah tuttuğunu altın etsin.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah yardımcın olsun.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ellerin dert görmesin.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ömrün uzun, düğünün güzün olsun.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Su verenlerin çok olsun.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Kültürümüzdeki Bazı Beddua Sözleri</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah güldürmesin.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah iki yakanı bir araya getirmesin.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah’ından bulasın.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Boyun posun devrilsin.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Çenen tutulsun.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Emdiğin burnundan gelsin.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Evladından bulasın!</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Gidişin olsun da gelişin olmasın.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Gözüne dizine dursun.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Öte dünyada iki elim yakanda olsun.</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/aczimizin-itirafi-dua/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
