<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Donald Trump &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/donald-trump/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Dec 2019 07:16:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Donald Trump &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Trump, Kemal&#8217;den vicdanlı!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/trump-kemalden-vicdanli/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/trump-kemalden-vicdanli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Dec 2019 07:16:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13199</guid>

					<description><![CDATA[Kendisini gayet iyi tanıyoruz artık. Bize garip gelen hareketleri bulunan, zaman zaman züccaciye dükkanına giren fil gibi davranan bir adam. Ama cin gibi; ne yaptığını ve neye ulaşmak istediğini iyi biliyor. Asla aptal filan değil. ABD Başkanı Donald Trump’tan bahsediyorum… Ne demişti seçim kampanyası boyunca: DEAŞ’ın ABD’nin ürettiği bir figür olduğunu söylemişti. Ülkesinin dünyanın pek çok yerinde operasyonlar düzenleyip yönetimleri değiştirdiğinden bahsetmişti. Vesaire, vesaire… Başkan seçilmesiyle dizginleri ele alıp, Amerika’yı bu tür yanlışların içinden çekip çıkaracağı sözünü vermişti. Geçen süre içinde yapmaya çalıştı ve denedi de. Ancak müesses nizamı sürekli olarak karşısında buldu. Sıklıkla duvara tosladı. Karşısında hep bir set oluşturuldu. Şimdi de bir azil süreci yaşıyor. Trump’ın Türkiye ile ilişkileri yeni değil, çok eski. İstanbul’da ticari bağlantıları ve geçmişe dayanan dostlukları var. Zaman zaman onlarla da ilişki kuruyor. Sorduğu bir soru, aldığı cevap ve yaptığı yorum çok ilginç… Trump’ın sorduğu soru: -Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müesses nizama karşı giriştiği mücadele kaç yıl sürdü? Aldığı cevap: -8 yıldan uzun. Yaptığı yorum: -Benim o kadar vaktim yok. Bu soru da gösteriyor ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump açısından çok önemli bir siyaset adamı. Geçmişte verdiği mücadeleyi önemsiyor ve takdir ediyor. Sorduğu sorudan yola çıkarak, kendi mücadelesinde önüne koyduğu örneklerden biri olduğu da söylenebilir. *** Trump’ın değişik bir siyaset tarzı var. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kendisini gayet iyi tanıyoruz artık. Bize garip gelen hareketleri bulunan, zaman zaman züccaciye dükkanına giren fil gibi davranan bir adam. Ama cin gibi; ne yaptığını ve neye ulaşmak istediğini iyi biliyor. Asla aptal filan değil.</p>
<p><strong>ABD Başkanı Donald Trump</strong>’tan bahsediyorum…</p>
<p>Ne demişti seçim kampanyası boyunca: <strong>DEAŞ</strong>’ın <strong>ABD</strong>’nin ürettiği bir figür olduğunu söylemişti. Ülkesinin dünyanın pek çok yerinde operasyonlar düzenleyip yönetimleri değiştirdiğinden bahsetmişti. Vesaire, vesaire…</p>
<p>Başkan seçilmesiyle dizginleri ele alıp, <strong>Amerika</strong>’yı bu tür yanlışların içinden çekip çıkaracağı sözünü vermişti. Geçen süre içinde yapmaya çalıştı ve denedi de. Ancak müesses nizamı sürekli olarak karşısında buldu. Sıklıkla duvara tosladı. Karşısında hep bir set oluşturuldu. Şimdi de bir azil süreci yaşıyor. <strong>Trump</strong>’ın <strong>Türkiye</strong> ile ilişkileri yeni değil, çok eski. İstanbul’da ticari bağlantıları ve geçmişe dayanan dostlukları var. Zaman zaman onlarla da ilişki kuruyor. Sorduğu bir soru, aldığı cevap ve yaptığı yorum çok ilginç…</p>
<p><strong>Trump</strong>’ın sorduğu soru:</p>
<p><strong>-Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müesses nizama karşı giriştiği mücadele kaç yıl sürdü?</strong></p>
<p>Aldığı cevap:</p>
<p><strong>-8 yıldan uzun.</strong></p>
<p>Yaptığı yorum:</p>
<p><strong>-Benim o kadar vaktim yok.</strong></p>
<p>Bu soru da gösteriyor ki, <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump</strong> açısından çok önemli bir siyaset adamı. Geçmişte verdiği mücadeleyi önemsiyor ve takdir ediyor. Sorduğu sorudan yola çıkarak, kendi mücadelesinde önüne koyduğu örneklerden biri olduğu da söylenebilir.</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p><strong>Trump</strong>’ın değişik bir siyaset tarzı var. Zaman zaman çok uç çıkışlar yapıyor. <strong>“Deli dolu”</strong> diyebileceğimiz tavırlar sergiliyor. İçte gazetecilere verdiği cevaplar ve onlarla giriştiği tartışmalar çok sert. Bürokratlarına karşı oldukça aşağılayıcı ve rencide edici bir dil kullanabiliyor. Dışta da başta <strong>Fransa Cumhurbaşkanı Macron</strong> olmak üzere liderlere söyledikleri ortada. Yenir yutulur, kabul edilebilir gibi değil.</p>
<p>Adam <strong>“ayarsız”</strong> denilen bir tip!</p>
<p>Bu <strong>“ayarsız”</strong> adam, <strong>Türkiye Cumhuriyeti Başkanı</strong> ile de defalarca kameraların karşısına geçti. Hatta, kendisinden <strong>ABD</strong>’nin uyguladığı politikalara yönelik sert eleştiriler de duydu. Söyledikleri ile taban tabana zıt değerlendirmelerle karşılaştı.</p>
<p>Acaba <strong>Macron</strong> ya da başka bir lider yapsaydı bunu ne olurdu? Herhalde <strong>Trump </strong>yerden yere vururdu. Söylemediğini bırakmazdı. Ama <strong>Erdoğan</strong>’a karşı böyle bir tavır sergilemedi, sergileyemedi. İkili basın toplantılarında amiyane tabiri ile hem <strong>Erdoğan</strong>’dan ayar yedi, hem de kendisine <strong>“hayranlık duyduğunu”</strong> söyledi.</p>
<p>Kimse sakın <strong>“Trump politika gereği böyle davranıyor”</strong> demesin. Adamın yok öyle bir tarzı. Diğer liderlerle diyaloglarında görülüyor bu zaten. Lafını sakınmıyor, dediğim gibi zaman zaman da züccaciye dükkanına giren fil gibi davranıyor. Kırıp döküyor.</p>
<p>Ama saygı duyuyor <strong>Türkiye</strong>’nin <strong>Cumhurbaşkanı</strong>’na. Polemiğe girmek istemiyor. <strong>Erdoğan</strong>’a karşı diğer liderler karşısında ortaya koyduğu davranışları sergilemiyor.</p>
<p>Bir de <strong>“gavur”</strong> diyoruz <strong>Trump</strong>’a! Ama <strong>ABD</strong> <strong>Başkanı, Kemal Kılıçdaroğlu</strong> başta olmak üzere <strong>CHP </strong>kurmayları ve muhalefetten çok daha vicdanlı davranıyor!</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/trump-kemalden-vicdanli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trump karşıtları ve Erdoğan karşıtları nerede ortaklaşıyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/trump-karsitlari-ve-erdogan-karsitlari-nerede-ortaklasiyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/trump-karsitlari-ve-erdogan-karsitlari-nerede-ortaklasiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2019 08:10:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13010</guid>

					<description><![CDATA[Uzunca bir süredir Türk dış politikasını iç politik çekişmelerden bağımsız olarak ele alamıyoruz. Elbette dış politikanın iç politikadan ayrık olmadığı öne sürülebilir, ki bu doğrudur. Halkının yönelimlerini, hissiyatlarını ve menfaatlerini gözetmeyen diktatörler ancak ülkelerinin dış politikalarını iç politikadan bağımsız yürütme lüksüne sahiptir çünkü aldıkları kararların hesabını halklarına vermek zorunda değillerdir. Mısır, Suudi Arabistan, BAE gibi ülkelerin yönetim makamlarını işgal eden kişiler, halkın tercihiyle orada olmadıklarından koltuklarını muhafaza etmek için de halkın onayına muhtaç değiller. Dolayısıyla kendilerini halklarına değil de koltuklarını borçlu oldukları başka mercilere karşı sorumlu hissediyorlar. Bu yüzden de ülkelerinin menfaatlerinden daha önce geliyor sorumlu hissettikleri aktörlerin menfaatleri. Ortadoğu’nun kalbine saplanmış bir hançer gibi duran İsrail devleti her an İslam dünyasını kanatmaya devam ederken sözde “Asrın Anlaşması” gibi Filistin’i Müslümansızlaştırma politikasına destek veren yöneticilerin durumu bu işte. Konsoloslukta gazeteci katletmekten dahi çekinmemeleri, Muhammed Dahlan gibi maşaları kullanarak başka ülkelerde darbe finanse edebilmeleri, petro-dolarlarla himaye aldıkları Batılı dostları sayesinde mümkün olabiliyor. *** Türkiye’de darbelerin sebebi hikmeti de seçilmiş iktidarın dış politik kararlarında ‘birilerinin’ kuyruğuna basması oldu genelde. O birileriyle teması güçlü siyasi ve askeri elitler, ya doğrudan emir alır ya da durumdan vazife çıkartır ve ülkeyi laiklik-irtica, sağcı-solcu sarkacında bir süre sallandırıp gerekli görülen müdahaleyi yapardı. Bu çok yakın zamana kadar &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzunca bir süredir Türk dış politikasını iç politik çekişmelerden bağımsız olarak ele alamıyoruz. Elbette dış politikanın iç politikadan ayrık olmadığı öne sürülebilir, ki bu doğrudur. <strong>Halkının yönelimlerini, hissiyatlarını ve menfaatlerini gözetmeyen diktatörler ancak ülkelerinin dış politikalarını iç politikadan bağımsız yürütme lüksüne sahiptir çünkü aldıkları kararların hesabını halklarına vermek zorunda değillerdir</strong>. Mısır, Suudi Arabistan, BAE gibi ülkelerin yönetim makamlarını işgal eden kişiler, halkın tercihiyle orada olmadıklarından koltuklarını muhafaza etmek için de halkın onayına muhtaç değiller. Dolayısıyla kendilerini halklarına değil de koltuklarını borçlu oldukları başka mercilere karşı sorumlu hissediyorlar. Bu yüzden de ülkelerinin menfaatlerinden daha önce geliyor sorumlu hissettikleri aktörlerin menfaatleri.</p>
<p>Ortadoğu’nun kalbine saplanmış bir hançer gibi duran İsrail devleti her an İslam dünyasını kanatmaya devam ederken sözde “Asrın Anlaşması” gibi Filistin’i Müslümansızlaştırma politikasına destek veren yöneticilerin durumu bu işte. Konsoloslukta gazeteci katletmekten dahi çekinmemeleri, Muhammed Dahlan gibi maşaları kullanarak başka ülkelerde darbe finanse edebilmeleri, petro-dolarlarla himaye aldıkları Batılı dostları sayesinde mümkün olabiliyor.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Türkiye’de darbelerin sebebi hikmeti de seçilmiş iktidarın dış politik kararlarında ‘birilerinin’ kuyruğuna basması oldu genelde. O birileriyle teması güçlü siyasi ve askeri elitler, ya doğrudan emir alır ya da durumdan vazife çıkartır ve ülkeyi laiklik-irtica, sağcı-solcu sarkacında bir süre sallandırıp gerekli görülen müdahaleyi yapardı.</p>
<p>Bu çok yakın zamana kadar böyle devam etti. 15 Temmuz darbe girişimi de esasen budur, ülkenin ana muhalefet partisinin böylesi kanlı bir darbe girişimine tiyatro diyebilecek cüreti göstermesi de.</p>
<p>Türk dış politikasını iç politikadan bağımsız konuşamıyoruz bahsine dönersek şayet; bugün yaşanan da aslında seçilmiş iktidarın aldığı kararlardan döndürülememesi, darbe ve sair yöntemlerle dahi ekarte edilememesi ve buna mukabil elinde tokmak olanların mütemadiyen davulu dövmesidir.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve heyeti bugün Washington’da Türkiye namına en kritik görüşmelerden birini yapıyor. Muhalefet partisi CHP ise <strong>Türkiye’nin tezlerinin arkasında durmak yerine günlerdir Trump’tan gelen yakışıksız mektup üzerinden Erdoğan’ın ziyaretini sorunsallaştırıyor.</strong> Çünkü tıpkı Trump karşıtı ABD derin devleti gibi CHP de güney sınırımızı güvenlik altına almak ve burada bir terör devleti kurulmasına mani olmak için başlatılan Barış Pınarı Operasyonuna destek veremiyor. Oysa Türkiye’nin egemen bir devlet olarak rüştünü ispat edeceği bu zor kavşakta iktidarı ve muhalefetiyle birlikte hareket edebilmesi çok önemli. CHP bu desteği iktidar partisinden değil Türkiye’den esirgemektedir.</p>
<p><strong>Suriye’de PKK ile mücadelemizde kat ettiğimiz yolu adeta sabote etmeye</strong> <strong>çalışırcasına hem Meclis kürsülerinden malum mektubu büyük bir hazla okumak hem de “Mektuba özür gelmeden Cumhurbaşkanı ABD’ye gitmesin” demek uzun yıllar iktidar yüzü görmemiş olmaktan kaynaklı bir iş bilmezlik değil ise Suriye’de Türkiye’den çok ABD ve PYD’nin menfaatlerini kollamaktır.</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Türkiye ABD ilişkilerinin seyri bir süre daha olumluya dönmeyecek, bu belli. Ama önemli olan bu süreçte Türkiye’nin kendi menfaatlerinin savunucusu olmaktan vazgeçmemesi ve bunun için eski stratejik ortağını ve bu arada Rusya’yı olabildiğince kendi tezlerine yakın bir yerde tutabilmesidir.</p>
<p><strong>Muhalefet, AK Parti ve Erdoğan düşmanlığı ile dış politikaya bakmaya devam ettiği müddetçe Türkiye’ye zarar verdiğinin farkına varmalıdır.</strong> Buradan toplayacağını zannettiği kısa günün karı ise en çok kendine zarar verecektir.</p>
<p>Halime Kökçe/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/trump-karsitlari-ve-erdogan-karsitlari-nerede-ortaklasiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trump’ın Erdoğan’a bir şükran borcu var…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/trumpin-erdogana-bir-sukran-borcu-var/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/trumpin-erdogana-bir-sukran-borcu-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Oct 2019 11:50:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12757</guid>

					<description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’ın 2020 Başkanlık Seçimi ekibi ile Pentagon’da yerleşik ve Amerikan Kongresi’ndeki Siyonist lobi ile şekillenen “derin yapı” arasında süren kavganın, “ekip” tarafından kazanılmış olması, tarihin kırılma noktasıdır. 2020 Seçimi için çalışmalarını sürdüren ekibin bir yıl önce hazırladığı rapor netti: Amerikan halkı, ülkesinin dünya jandarması olmasından memnun değil, adını bile tam bilmediği ülkelerde süren savaşlara karşı, mali kaynakların içteki refah için kullanılmasını istiyor. Tercümesi, “bizi Beyazsaray’a taşıyan “Büyük Amerika” sloganını güçlendir, yeni-izolasyonizme sarıl, askerleri çek, bölgesel barış veya savaşları bölge aktörlerine bırak…” Trump bu raporu aldıktan sonra üç adım attı: Afganistan’da Taleban ile görüşme süreci, Kuzey Kore diktatörü ile buluşmalar ve 2018 Aralık’taki Suriye’den çekilme açıklaması. Amerika’daki “derin yapılanma”, Taleban görüşmelerini sıkıştırdı, Suriye’den çekilmeye ise, İsrail/Siyonist lobi engel koydu. Ekim ayı, büyük dönüm noktası İçinde bulunduğumuz ekim ayı, Trump’ın 2020 Seçimi’ne odaklandığını,etrafını sarmış evanjelik yapı, hatta Siyonist damadını bile dinlemediğini gösterdi. 10 Eylül 2019; Trump evanjelik-siyonist lobinin “şahin” ismi Güvenlik Başdanışmanı John Bolton’u görevden aldı. Bolton, Afganistan savaşını genişletmek, Pakistan’a da saldırmak, İran’la askeri hesaplaşmayı gerçekleştirmek, Türkiye’ye askeri abluka kurmak istiyordu, bir gecede gitti. 6 Ekim 2019: Diplomat Zalmay Halilzad, uzun bir aradan sonra İslamabad’da 12 kişilik Taleban delegasyonu ile görüştü ve Afganistan’da siyasi çözümün sağlanması, buradaki ABD askerlerinin en hızlı şekilde çekilmesi sürecini başlattı. 1 Ekim 2019: Fransa Cumhurbaşkanı Macron devreye girdi, Trump-Ruhani ekipleri dört maddelik bir metin üzerinde anlaştı, ABD’nin İran’a savaş planı rafa kalktı, görüşme süreci devreye &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı <strong>Donald Trump’</strong>ın 2020 Başkanlık Seçimi ekibi ile Pentagon’da yerleşik ve Amerikan Kongresi’ndeki <em>Siyonist lobi</em> ile şekillenen <strong>“derin yapı”</strong> arasında süren kavganın, <em>“ekip</em>” tarafından kazanılmış olması, <strong>tarihin kırılma noktasıdır.</strong></p>
<p>2020 Seçimi için çalışmalarını sürdüren <em>ekibin</em> bir yıl önce hazırladığı rapor netti: <strong>Amerikan halkı, ülkesinin dünya jandarması olmasından memnun değil, adını bile tam bilmediği ülkelerde süren savaşlara karşı, mali kaynakların içteki refah için kullanılmasını istiyor.</strong></p>
<p>Tercümesi, <strong>“bizi Beyazsaray’a taşıyan “Büyük Amerika” sloganını güçlendir, yeni-izolasyonizme sarıl, askerleri çek, bölgesel barış veya savaşları bölge aktörlerine bırak…”</strong></p>
<p><strong>Trump</strong> bu raporu aldıktan sonra üç adım attı: Afganistan’da Taleban ile görüşme süreci, Kuzey Kore diktatörü ile buluşmalar ve 2018 Aralık’taki Suriye’den çekilme açıklaması.</p>
<p>Amerika’daki <em>“derin yapılanma”,</em> Taleban görüşmelerini sıkıştırdı, Suriye’den çekilmeye ise, İsrail/Siyonist lobi engel koydu.</p>
<p><strong>Ekim ayı, büyük dönüm noktası</strong><br />
İçinde bulunduğumuz ekim ayı, Trump’ın 2020 Seçimi’ne odaklandığını,<strong>etrafını sarmış evanjelik yapı, hatta Siyonist damadını bile dinlemediğini</strong> gösterdi.</p>
<p><strong>10 Eylül 2019;</strong> <strong>Trump </strong>evanjelik-siyonist lobinin <em>“şahin”</em> ismi Güvenlik Başdanışmanı <strong>John Bolton’</strong>u görevden aldı. <strong>Bolton,</strong> Afganistan savaşını genişletmek, Pakistan’a da saldırmak, İran’la askeri hesaplaşmayı gerçekleştirmek, Türkiye’ye askeri abluka kurmak istiyordu, bir gecede gitti.</p>
<p><strong>6 Ekim 2019</strong>: Diplomat <strong>Zalmay Halilzad,</strong> uzun bir aradan sonra İslamabad’da 12 kişilik <strong>Taleban delegasyonu</strong> ile görüştü ve Afganistan’da siyasi çözümün sağlanması, buradaki ABD askerlerinin en hızlı şekilde çekilmesi sürecini başlattı.</p>
<p><strong>1 Ekim 2019:</strong> Fransa Cumhurbaşkanı <strong>Macron</strong> devreye girdi, <strong>Trump-Ruhani</strong> <strong>ekipleri </strong>dört maddelik bir metin üzerinde anlaştı, ABD’nin İran’a savaş planı rafa kalktı, görüşme süreci devreye girdi.</p>
<p><strong>Trump, “savaşan Amerika’yı” sonlandırmak, “kendi içine çekilip büyüyen Amerika” vaadini seçmenine duyurmak zorundaydı.</strong></p>
<p><strong>Türkiye: Küresel istikrar gücü…</strong><br />
ABD ve Rusya, <strong>10 Ekim 2019</strong> günü tarihte ilk kez, BM Güvenlik Konseyi’nde ortak tavırla, Türkiye’nin kınanmasını önledi.</p>
<p><strong>Nedeni, askeri yorgunluktur.</strong></p>
<p><strong>8 yıllık Suriye savaşı ABD ve Rusya için artık sürdürülebilir kimlik taşımıyor.</strong></p>
<p>Hedef, siyasi çözüme kavuşup, bölgede birer üsle yetinip çekilmektir.</p>
<p><strong>Trump-Putin ikilisinin Erdoğan liderliğindeki Türkiye’ye geniş bir coğrafyada istikrar gücü rolü olarak gördüğü açıktır.</strong></p>
<p>Yüksek ihtimal<strong>, Trump</strong>, <strong>6 Ekim 2019 Pazar</strong> günkü <strong>Erdoğan</strong> görüşmesinde, <strong>“Güvenli bölge için başlatacağınız sınırlı harekata karışmam ama, geniş çaplı bir harekat halinde tüm askerimi Suriye’den çeker, sizi orada yalnız bırakırım”</strong> derken şunu düşünüyordu: <strong>Bir an önce başlat şu harekatı, Afganistan işi uzuyor, benim, savaşlardan çekileceğimi Amerikan halkına bugünlerde söylemem gerekiyor</strong>.</p>
<p><strong>Erdoğan</strong> harekatı başlattı, <em>“beka mücadelesinin”</em> bayrağını yükseltti ama, <strong>harekat haberinin Oval Ofis’te alkışlarla karşılandığına inanıyorum.</strong></p>
<p><strong>Trump</strong>’ın açıklamaları bunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Herkes ayakta, neden?..</strong><br />
Durumu fark eden Suudi Arabistan, İsrail, BAE, hatta <em>(şaşıracaksınız)</em> İran’ın telaşı da budur. <em>(İran iki yönden Amerikan varlığını seviyor: 1- İçte  halkı kontrol için büyük düşmana ihtiyacı var, 2-Siyonist lobi, Türkiye’yi baskılayarak aslında Tahran’a çalışıyor.)</em></p>
<p><strong>Küresel paradigma değişikliği yaşıyoruz.</strong></p>
<p><strong>Yeni paradigma ABD-Rusya-Türkiye üçgenine oturacak görünüyor.</strong></p>
<p><em>(<strong>Erdoğan</strong> 13 Kasım’daki <strong>Trump </strong>görüşmesinden hemen sonra <strong>Putin</strong>’le buluşacaktır, doğal tahmin.)</em></p>
<p>FETÖ ve PKK başta, hesaplarını <em>ABD-AB ittifakı desteğine</em> dayandırmış tüm politikacı, gazeteci, akademisyen, parti  ve kurumlar için üzgünüz, yolun sonuna geldiler.</p>
<p><strong>“Yeniden Kuvvayı Milliye”</strong> derken bunu söylüyorduk.</p>
<p>Ardan Zentürk/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/trumpin-erdogana-bir-sukran-borcu-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Patavatsız faydalı adam</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/patavatsiz-faydali-adam/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/patavatsiz-faydali-adam/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Oct 2019 11:12:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12740</guid>

					<description><![CDATA[Adam konuştukça kızıyor ve tepki gösteriyoruz. Ama bence yanlış yapıyoruz. Tem tersine, sarı kafalı bu adamı daha fazla konuşmaya teşvik edip desteklemek lazım. ABD Başkanı Donald Trump muhteşem bir patavatsız! Harika bir dengesiz! Sözlerinin nereye gideceğini düşünmeden atıp tutuyor, batıyor ve bu arada ülkesini de batırıyor! Söylediklerimin daha iyi anlaşılması için gerilere gitmek lazım. Seçim kampanyası boyunca ABD’nin bütün kirli çamaşırlarını ortaya döktü. DEAŞ’ı Obama’nın, yani kendilerinin kurduğunu söyledi. Dünyanın çeşitli ülkelerinde operasyonlar düzenlediklerini, darbeler yaptırdıklarını itiraf etti. Böylece anlayana bizdeki 15 Temmuz Darbe Girişimi için de ipuçları verdi. Bir yandan “Hak, hukuk, adalet” gibi değerlerden bahsedip “Büyük devletiz” nutukları atarken, diğer taraftan ülkesinin itibarını yerle bir etti. Görmek isteyene ve anlayana tabii ki! Daha sonra gelmiş geçmiş ABD Başkanlarının yaptıklarını yaptı. Ama Trump bu adımları atarken, geçmişte olduğu gibi süsler ve parlak paketler kullanmadı. Konulara bodoslama girdiği ve patavatsızca hareketler sergilediği için, ABD’nin bütün yaldızlarını döktü. O yüzden kızmamak gerektiğinden bahsediyorum. Çünkü halk tabiri ile bu adam gizliyi-saklıyı düğün evinde söylüyor! *** Bizde yaşanan tartışmalara da ışık tuttu bu adam… Ekonomimize yönelik dış müdahalelere “hadi oradan” diye burun kıvıranlara, “Kör müsünüz, yoksa cahil mi, görmediniz mi?” cevabını verdi. “Türk ekonomisini mahvederim” tehdidini savururken, “Daha önce yaptım bunu” itirafında bulundu. Ortaya fırlayıp, “ekonomiye müdahale eden dış güç” söylemleriyle alay edenlere “O dış güç benim” diyerek kendisini gösterdi. Söylediklerinin nereye gideceğini hesap etmeden konuşan bu adam, küresel terörizmi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adam konuştukça kızıyor ve tepki gösteriyoruz. Ama bence yanlış yapıyoruz. Tem tersine, sarı kafalı bu adamı daha fazla konuşmaya teşvik edip desteklemek lazım.</p>
<p><strong>ABD Başkanı Donald Trump</strong> muhteşem bir patavatsız! Harika bir dengesiz! Sözlerinin nereye gideceğini düşünmeden atıp tutuyor, batıyor ve bu arada ülkesini de batırıyor!</p>
<p>Söylediklerimin daha iyi anlaşılması için gerilere gitmek lazım. Seçim kampanyası boyunca <strong>ABD</strong>’nin bütün kirli çamaşırlarını ortaya döktü. <strong>DEAŞ</strong>’ı <strong>Obama</strong>’nın, yani kendilerinin kurduğunu söyledi. Dünyanın çeşitli ülkelerinde operasyonlar düzenlediklerini, darbeler yaptırdıklarını itiraf etti. Böylece anlayana bizdeki <strong>15 Temmuz Darbe Girişimi</strong> için de ipuçları verdi.</p>
<p>Bir yandan <strong>“Hak, hukuk, adalet”</strong> gibi değerlerden bahsedip <strong>“Büyük devletiz”</strong> nutukları atarken, diğer taraftan ülkesinin itibarını yerle bir etti. Görmek isteyene ve anlayana tabii ki!</p>
<p>Daha sonra gelmiş geçmiş <strong>ABD Başkanlarının</strong> yaptıklarını yaptı. Ama <strong>Trump </strong>bu adımları atarken, geçmişte olduğu gibi süsler ve parlak paketler kullanmadı. Konulara bodoslama girdiği ve patavatsızca hareketler sergilediği için, <strong>ABD</strong>’nin bütün yaldızlarını döktü.</p>
<p>O yüzden kızmamak gerektiğinden bahsediyorum. Çünkü halk tabiri ile bu adam gizliyi-saklıyı düğün evinde söylüyor!</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Bizde yaşanan tartışmalara da ışık tuttu bu adam…</p>
<p>Ekonomimize yönelik dış müdahalelere <strong>“hadi oradan”</strong> diye burun kıvıranlara, <strong>“Kör müsünüz, yoksa cahil mi, görmediniz mi?”</strong> cevabını verdi. <strong>“Türk ekonomisini mahvederim”</strong> tehdidini savururken, <strong>“Daha önce yaptım bunu”</strong> itirafında bulundu. Ortaya fırlayıp, <strong>“ekonomiye müdahale eden dış güç”</strong> söylemleriyle alay edenlere <strong>“O dış güç benim”</strong> diyerek kendisini gösterdi.</p>
<p>Söylediklerinin nereye gideceğini hesap etmeden konuşan bu adam, küresel terörizmi desteklediklerini de açıkladı, önceki gün. <strong>Türkiye’</strong>de terörü kutsayan ve terörizmi destekleyen çevrelere <strong>“Boş verin bu lafları, onlar benim adamlarım”</strong> diye seslendi.</p>
<p>Ne dedi?</p>
<p><strong>YPG</strong> yerine direkt olarak <strong>PKK</strong> ifadesini kullandı. Kıvırmadı, saklamadı, ikisinin de aynı olduğunu söyledi. Bu oluşumun yıllardır <strong>“Türkiye ile savaştığı”</strong> ifadesini kullandı. Böylece, <strong>“YPG bize mi saldıracak?”</strong> diyen <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>’na <strong>“Pardon, sen nerede yaşıyorsun?”</strong> mesajını da vermiş oldu.</p>
<p>Bitmedi, bu sözlerle <strong>ABD</strong>’nin çirkin yüzünü net bir şekilde ortaya koydu. Bütün dünyanın gözleri önünde samimi bir itirafta bulundu:</p>
<p><strong>“Bakmayın siz bizim PKK’yı terör örgütleri listesine almamıza. Onlar bizim dostlarımız, Suriye’deki müttefiklerimiz. Aynı yolda birlikte yürüyoruz.”</strong></p>
<p>Kızmamak lazım adama. Yerinde bir başkası olsaydı, üstüne para verseniz bu sözleri söyletemezdiniz!</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Türkiye</strong>’ye yönelik tehditlerine gelince…</p>
<p>Ne yapsın adam? İçeride sıkıştırılıyor, <strong>O</strong> da <strong>Türkiye</strong>’ye saldırarak kendini kurtarmaya çalışıyor.</p>
<p>Kıvırıyor işte. Bize yüklenip düşmanlarımızın ağzına bir parmak bal sürüyor. Arada <strong>“Ama Türkler de haklı” </strong>deyip, bizi mutlu etmeye çalışıyor.</p>
<p>Sonuçta kızmayalım bu adama. Diğerler <strong>ABD Başkanlarından</strong> çok farklı, patavatsız; ama iyi-kötü işimize de yarıyor!</p>
<p>Ellemeyelim, bırakalım, konuşsun varsın…</p>
<p>Emin Pazarcı/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/patavatsiz-faydali-adam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trump&#8217;ı aşan bir durum mu var?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/trumpi-asan-bir-durum-mu-var/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/trumpi-asan-bir-durum-mu-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Oct 2019 09:26:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12726</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye 2015’te Suriye’de ne vaziyetteydi, bugün ise ne durumda? Tabiri caizse burnumuzu sınırın öte tarafına uzatamaz haldeydik. PKK-YPG ve DEAŞ ise mütemadiyen hem sınırımızı taciz ediyor hem de Suriye’den Türkiye’ye terör ihraç ediyorlardı. Askerimiz zannedip sınır güvenliğimizi emanet ettiklerimizin FETÖ’cü çıktığını bilmem hatırlatmaya gerek var mı? FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çevirmek için PKK ve DEAŞ’ın ellerini ovuşturarak beklediğini de tabii ki. Yani her şey çok farklı olabilirdi. 2013’te açık ve güçlü bir şekilde Türkiye’yi bölgesinde oyuncu olmaktan çıkartmak için başlayan saldırılar dizisi başarılı olsaydı bugün ne Fırat Kalkanı, ne Zeytin Dalı Harekatını yapabilmiş olacaktık, ne de er geç olacak dediğimiz Barış Pınarı operasyonundan bahsedebiliyor olacaktık. *** Pazartesi sabahı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan ziyareti öncesi basına açıklama yaparken, uçaktaki herkes Barış Pınarı Harekatını konuşuyordu. ABD Başkanı Trump’la akşam yapılan telefon görüşmesinde Trump çekilme ve operasyon konusunda askerlerle son bir görüşme yapacağını ve Türkiye’yi yeniden arayacağını söylemişti. Ama kimse daha üç saat geçmeden Trump’tan “Türkiye Suriye’nin kuzeyine operasyon yapacak” açıklamasını beklemiyordu. Anlayacağınız pazarı pazartesiye bağlayan gece, operasyon diplomasisiyle geçmişti. *** Her ne kadar aynı gün Pentagon, hava sahasını kapattık dese de Hillary Clinton, operasyonun PKK-PYD’li müttefiklerini satmak olacağını söylese de önemli olan Türkiye için kararlılığından taviz vermeyeceğini kesin dille ifade etmiş &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye 2015’te Suriye’de ne vaziyetteydi, bugün ise ne durumda? Tabiri caizse burnumuzu sınırın öte tarafına uzatamaz haldeydik. PKK-YPG ve DEAŞ ise mütemadiyen hem sınırımızı taciz ediyor hem de Suriye’den Türkiye’ye terör ihraç ediyorlardı. Askerimiz zannedip sınır güvenliğimizi emanet ettiklerimizin FETÖ’cü çıktığını bilmem hatırlatmaya gerek var mı? FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çevirmek için PKK ve DEAŞ’ın ellerini ovuşturarak beklediğini de tabii ki.</p>
<p>Yani her şey çok farklı olabilirdi. 2013’te açık ve güçlü bir şekilde Türkiye’yi bölgesinde oyuncu olmaktan çıkartmak için başlayan saldırılar dizisi başarılı olsaydı bugün ne Fırat Kalkanı, ne Zeytin Dalı Harekatını yapabilmiş olacaktık, ne de er geç olacak dediğimiz Barış Pınarı operasyonundan bahsedebiliyor olacaktık.</p>
<p>***</p>
<p>Pazartesi sabahı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan ziyareti öncesi basına açıklama yaparken, uçaktaki herkes Barış Pınarı Harekatını konuşuyordu. ABD Başkanı Trump’la akşam yapılan telefon görüşmesinde Trump çekilme ve operasyon konusunda askerlerle son bir görüşme yapacağını ve Türkiye’yi yeniden arayacağını söylemişti. Ama kimse daha üç saat geçmeden Trump’tan “Türkiye Suriye’nin kuzeyine operasyon yapacak” açıklamasını beklemiyordu. Anlayacağınız pazarı pazartesiye bağlayan gece, operasyon diplomasisiyle geçmişti.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Her ne kadar aynı gün Pentagon, hava sahasını kapattık dese de Hillary Clinton, operasyonun PKK-PYD’li müttefiklerini satmak olacağını söylese de önemli olan Türkiye için kararlılığından taviz vermeyeceğini kesin dille ifade etmiş olması. Çünkü “Bir gece ansızın gelebiliriz” hiçbir zaman laf olsun diye söylenmedi, bunu çok iyi biliyorlar. Cumhurbaşkanı bunu her söylediğinde, kendi içinde bir vadesi olmakla birlikte, mutlaka arkasından bir operasyon geldi. Önce Fırat Kalkanı ile DEAŞ, Azez-Cerablus hattından temizlendi. 300 bine yakın kişinin buralara dönmesi sağlandı. Türkiye bu bölgenin kalkınması için hali hazırda her türlü imkanı da seferber etmektedir. Açılan yüksek okulların yanında en son iki de fakülte açtık.</p>
<p>Afrin’e gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekatı, Fırat Kalkanı’ndan farklı olarak ana muhalefet partisi CHP’nin muhalefetine rağmen yapıldı. Kılıçdaroğlu’na kalsa Suriye’de Türkiye sadece DEAŞ’ı hedef almalıydı. “YPG bizi vurmaz ki”, diyen Kılıçdaroğlu’na göre onlar topraklarını savunan özgürlük savaşçılarıydı.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Nitekim şimdi de CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’ye karşı 2013’te başlatılan yıpratma kampanyasının en bilindik iftirası olan ‘Türkiye DEAŞ’a yardım ediyor’un bir devamı olarak “Operasyonun tek sebebi, İdlib’deki cihatçıları ve Türkiye’de bulunan bir takım cihatçı artıklarını oraya taşıyıp yeni bir alan yaratmaktır” dedi. Malum “cihatçı” tabirini CHP teröristle eş anlamlı olarak kullanıyor. Esed ve PKK-YPG taraftarı olanlar dışında, Suriye halkından elinde silah olan kim varsa CHP zihniyetine göre ‘cihatçıdır’, yani DEAŞ’lıdır. CHP de tıpkı HDP gibi bu argümana sıkı sıkıya sarıldı çünkü ABD tarafından silahla donatılmalarını DEAŞ’la mücadele yalanına borçluydular.</p>
<p>Şimdi de benzer adreslerden Fırat’ın doğusuna yapılacak bir operasyonun DEAŞ’ı yeniden başımıza bela edeceği şeklinde laflar duyuyoruz. ABD’nin çekiliyoruz ve artık DEAŞ’tan sorumlu değiliz açıklamasını da yanlarına alıyorlar. Zira ABD’de Trump karşıtı kim varsa arkalarında hala.</p>
<p>Trump ise YPG’nin denetiminde olan bölgede tutsak DEAŞ’lılar ile ilgileniyor daha çok. DEAŞ’ın kökünü kuruttum diyebilmek ona yetecek.</p>
<p>Halihazırda DEAŞ&#8217;lıların yakını 60 bin civarında kadın ve çocuk var kamplarda tutulan. 7-8 bin kadar Suriyeli ve Iraklı, 2 bin de Avrupa pasaportunu taşıyan DEAŞ üyesi var YPG’nin denetimindeki hapishanelerde. Bunların yargılaması nerede ve nasıl olacak? Avrupa bunları almak istemiyor. Oysa olması gereken, kaynak ülkelere geri dönmeleri. Bu konu, YPG&#8217;nin tutsak DEAŞ&#8217;lıları Türkiye&#8217;den intikam almak için salıvermeleri dışında Türkiye&#8217;yi çok ilgilendirmiyor. YPG&#8217;nin böyle bir şeye cesaret etmesi de zor zira ABD ve Avrupa nezdinde kendine yapılan yatırımın hilâfında davranmış olur.</p>
<p>Türkiye için en büyük zorluk karşısında iradesi bloke edilen ve azil süreciyle tehdit edilen bir ABD başkanı var. Bu Türkiye&#8217;yi kararından döndürmeyecek. An itibariyle askeri hazırlıklar bitmiş durumda. Bakalım şartlar tam anlamıyla ne zaman olgunlaşacak, eli kulağında beklediğimiz Barış Pınarı ne zaman akmaya başlayacak.</p>
<p>Halime Kökçe/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/trumpi-asan-bir-durum-mu-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trump’ın Seçim Yatırımı: Keşmir’de Arabuluculuk Tartışmaları</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/trumpin-secim-yatirimi-kesmirde-arabuluculuk-tartismalari/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/trumpin-secim-yatirimi-kesmirde-arabuluculuk-tartismalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jul 2019 06:58:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11944</guid>

					<description><![CDATA[22 Temmuz 2019 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, Pakistan Başbakanı İmran Han’la Washington’da bir araya geldi. İki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğinin konuşulduğu görüşmede, Pakistan ile Hindistan arasında gerilime neden olan ve yıllardır devam eden Keşmir Sorunu da ele alındı. Trump, Keşmir Sorunu’nun çözümü için arabuluculuk yapabileceğini belirtirken; Yeni Delhi’den yapılan açıklamada, Keşmir konusunda Hindistan’ın tek muhatabının Pakistan olduğu vurgulandı. Bu gelişmeler ışığında Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), ABD’nin Keşmir Sorunu’nun çözümü için arabuluculuk teklifinde bulunmasını tartışmaya açarak alanında önde gelen uzman ve akademisyenlerin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır. Prof. Dr. Hasan Selçuk KÖNİ (İstanbul Kültür Üniversitesi-Hukuk) Washington ile İslamabad arasındaki ilişkilerin sıkıntılı bir dönemden geçtiğini belirten Prof. Dr. Hasan Selçuk Köni, “Pakistan, ABD’nin Hindistan’la olan ilişkilerine tepki olarak Çin’le yakınlaşmış ve bir güç dengesi oluşturmak istemiştir. Hindistan ise tıpkı Türkiye gibi, Rusya’dan S-400 Hava Savunma Sistemleri satın alma yoluna gitmiştir. Mevcut durumda Pakistan, Çin’le yakın ilişki içerisindedir. Çünkü Pekin, Kuşak-Yol Projesi sebebiyle İslamabad’a özel önem atfetmektedir. Üstelik İslamabad, ABD’nin Pakistan halkını topyekün terörist olarak nitelendirmesinden de rahatsızdır.” dedi. Trump’ın Keşmir Sorunu’na ilişkin arabuluculuk teklifini de değerlendiren Köni, “Hindistan da Pakistan da ABD’nin sorunu çözebileceğine inanmamaktadır. Bu nedenle de ABD’nin söz konusu sorunun çözümünde arabuluculuk yapması mümkün değildir.” &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>22 Temmuz 2019 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, Pakistan Başbakanı İmran Han’la Washington’da bir araya geldi. İki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğinin konuşulduğu görüşmede, Pakistan ile Hindistan arasında gerilime neden olan ve yıllardır devam eden Keşmir Sorunu da ele alındı. Trump, Keşmir Sorunu’nun çözümü için arabuluculuk yapabileceğini belirtirken; Yeni Delhi’den yapılan açıklamada, Keşmir konusunda Hindistan’ın tek muhatabının Pakistan olduğu vurgulandı.</p>
<p>Bu gelişmeler ışığında Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), ABD’nin Keşmir Sorunu’nun çözümü için arabuluculuk teklifinde bulunmasını tartışmaya açarak alanında önde gelen uzman ve akademisyenlerin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.</p>
<h4><strong>Prof. Dr. Hasan Selçuk KÖNİ (İstanbul Kültür Üniversitesi-Hukuk)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-14035 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/hasan-k%C3%B6ni-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/hasan-köni-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/hasan-köni-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/hasan-köni-420x420.jpg 420w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/hasan-köni.jpg 512w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="14035" data-permalink="https://ankasam.org/buyuk-oyun-turkiyeye-ragmen-akdeniz-projesi/hasan-koni/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/12/hasan-köni.jpg" data-orig-size="512,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="hasan köni" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/12/hasan-köni-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/12/hasan-köni.jpg" data-lazy-loaded="1" />Washington ile İslamabad arasındaki ilişkilerin sıkıntılı bir dönemden geçtiğini belirten Prof. Dr. Hasan Selçuk Köni, “Pakistan, ABD’nin Hindistan’la olan ilişkilerine tepki olarak Çin’le yakınlaşmış ve bir güç dengesi oluşturmak istemiştir. Hindistan ise tıpkı Türkiye gibi, Rusya’dan S-400 Hava Savunma Sistemleri satın alma yoluna gitmiştir. Mevcut durumda Pakistan, Çin’le yakın ilişki içerisindedir. Çünkü Pekin, Kuşak-Yol Projesi sebebiyle İslamabad’a özel önem atfetmektedir. Üstelik İslamabad, ABD’nin Pakistan halkını topyekün terörist olarak nitelendirmesinden de rahatsızdır.” dedi.</p>
<p>Trump’ın Keşmir Sorunu’na ilişkin arabuluculuk teklifini de değerlendiren Köni, “Hindistan da Pakistan da ABD’nin sorunu çözebileceğine inanmamaktadır. Bu nedenle de ABD’nin söz konusu sorunun çözümünde arabuluculuk yapması mümkün değildir.” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Trump döneminde ABD’nin uluslararası imajının zedelendiğini vurgulayan Köni, “ABD, hiçbir zaman uluslararası hukuka uygun hareket etmemektedir. Özelikle de Wahsington’un uyguladığı göçmen karşıtı politikalar, ırkçılık olarak nitelendirilebilecek düzeydedir. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Trump, ülkeleri sürekli olarak tehdit etmektedir. ABD Başkanı’nın Afganistan bağlamında ‘Sorunu çözebilirim. Ancak 10 milyon insan ölür.’ şeklinde yaptığı son açıklamalar da bu durumu kanıtlamaktadır. Diplomasi denilen şey, böyle bir üslupla yürütülemez.” yorumunu yaptı.</p>
<h4><strong>Dr. Haşim TÜRKER (BAAM Akademik Koordinatörü)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-23321 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/HA%C5%9E%C4%B0M-150x150.png" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/HAŞİM-150x150.png 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/HAŞİM-300x300.png 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/HAŞİM-420x420.png 420w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/07/HAŞİM.png 512w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="23321" data-permalink="https://ankasam.org/trumpin-secim-yatirimi-kesmirde-arabuluculuk-tartismalari/hasim/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/07/HAŞİM.png" data-orig-size="512,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="HAŞİM" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/07/HAŞİM-300x300.png" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/07/HAŞİM.png" data-lazy-loaded="1" />Pakistan ile ABD arasında çeşitli anlaşmazlıklar bulunduğunu belirten Dr. Haşim Türker, “İlişkilerin sorunlu olmasının en önemli sebebi Çin’in Pakistan’a özel ilgi göstermesidir. Çünkü Kuşak-Yol Projesi’ndeki altı koridorun en önemlisini Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru oluşturmaktadır. Bu noktada Gwadar Limanı, jeopolitik önemiyle dikkat çekmektedir. Çin’in bu limanda bir askeri üs kurması da konuşulmaktadır. Günümüzde Çin’in Cibuti’de de bir askeri üssü vardır. Ayrıca Pekin yönetimi, Kamboçya’da bulunan bir askeri üssü kullanmak için de bahsi geçen ülkeyle 30 yıllık bir anlaşma yapmıştır. Bu açıdan Gwadar Limanı da Çin için oldukça önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Pekin’ın İslamabad’a çeşitli ekonomik yardımlar yaptığını söyleyen Türker, “Pakistan da Çin’in yardımlarına kayıtsız kalmamaktadır. Hindistan’ın ABD’yle olan ilişkileri de bu durumu doğrulamaktadır. Dolayısıyla Keşmir Meselesi, ikili mücadelenin bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.” dedi.</p>
<p>Trump’ın arabuluculuk teklifinin de Hindistan tarafından mevzubahis önerinin reddedilmesinin de ilginç olduğunu dile getiren Türker, “Yeni Delhi’den yapılan açıklamalar, Hindistan’ın ABD ile Pakistan’ın bir araya gelmesini istemediğine işaret etmektedir. Çünkü Hindistan’ın Çin’le olan ilişkilerinde bazı sorunlar vardır. Yeni Delhi, Kuşak-Yol Projesi kapsamında Pekin’in faaliyetlerinden rahatsızlık duymaktadır. Bu nedenle de kısa vadede Pakistan ile ABD arasındaki ilişkilerin düzelmesi mümkün gözükmemektedir. Dolayısıyla İslamabad’ın Pekin’le olan münasebetleri daha da gelişecektir.” açıklamasında bulundu.</p>
<h4><strong>Olimjon SOBIR (ANKASAM Uluslararası Hukuk Uzmanı)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-19253 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/02/olimcan-sob%C4%B1r-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/02/olimcan-sobır-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/02/olimcan-sobır-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/02/olimcan-sobır-420x420.jpg 420w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/02/olimcan-sobır.jpg 512w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="19253" data-permalink="https://ankasam.org/suudi-arabistan-pakistan-ekseninde-iranin-konumu/olimcan-sobir/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/02/olimcan-sobır.jpg" data-orig-size="512,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="olimcan sobır" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/02/olimcan-sobır-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/02/olimcan-sobır.jpg" data-lazy-loaded="1" />Pakistan Başbakanı Han’ın ABD ziyaretiyle ilgili iki hususa dikkat çekilmesi gerektiğini belirten ANKASAM Uluslararası Hukuk Uzmanı Olimjon Sobir, “Burada ilk olarak ziyaretin ekonomik boyutuna değinmek gerekmektedir. Trump, görüşmelerin sonuçlarına bağlı olarak ülkesinin Pakistan’a yaptığı ve kendisinin geçen yıl durdurduğu 1,3 milyar dolarlık Amerikan yardımını yeniden başlatabileceğini belirtmiştir. Ekonomik sorunlardan dolayı sıkıntılı günler yaşayan Pakistan için ABD’nin mali yardımının yeniden başlaması, ilaç gibi bir gelişme olacaktır. Ayrıca 2018 yılının Temmuz ayında, Pakistan’ın kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadeleye yönelik tedbirleri düzenleyen Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından gri listeye alınması da ülkeye uluslararası finans kuruluşlarından gelecek mali destek ve yardımları engellemiştir. Bu sebeple de İslamabad yönetimi, son dönemde terör gruplarına hedef alan operasyonlar düzenleyerek ülkenin imajını iyileştirmeye çalışmaktadır. Han’ın ABD ziyaretinin asıl amacı da terörle mücadele ve Afganistan’da kalıcı barışın sağlanması konularında Washington yönetiminin politikalarına destek vereceğini ifade etmek ve bu desteğin yaratacağı olumlu havadan faydalanarak Pakistan’ın FATF’ın gri listesinden çıkartılması konusunda ABD’den yardım almaktır.” yorumunu yaptı.</p>
<p>Sobir, Han’ın ABD ziyaretine dair ikinci önemli hususun ise Keşmir Meselesi olduğunu ifade etti. Bu bağlamda Sobir, “Trump’ın Han’la yaptığı ortak basın toplantısında, Keşmir Sorunu’nun çözümü için arabuluculuk yapmayı önermesi oldukça önemlidir. Trump’ın arabuluculuk fikrinin Hindistan Başbakanı Modi tarafından geçen ay Japonya’nın Osaka kentinde düzenlenen G20 Zirvesi’nde kendisine teklif edildiği yönündeki iddiası ise çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Çünkü Trump’ın iddiaları, Yeni Delhi tarafından kesin bir dille reddedilmiştir. Buna rağmen ABD Başkanı’nın arabuluculuğu konusu, Pakistan’da olumlu bir karşılık bulmuştur. Öte yandan Beyaz Saray’ın resmi internet sitesinde Han-Trump görüşmesi hakkında yayınlanan resmî bildiride ise “arabuluculuk” konusuna değinilmemiştir. Bu durum, ABD’nin Keşmir Sorunu’nda somut bir girişimde bulunmayı düşünmediğine işaret etmektedir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Trump’ın Keşmir Sorunu’nda arabuluculuk yapma girişiminin seçim yatırımı olduğunu öne süren Sobir, “Trump’ın davranışının arkasında, 2020 yılının Kasım ayında yapılacak Başkanlık Seçimleri vardır. Çünkü ABD Başkanı, kendisini destekleyen kitlenin oylarını kaybetmek istememektedir. Bu konuda da Afganistan’daki istikrarsızlık gündeme gelmektedir. Zira ABD Başkanı, Afganistan’dan çekileceklerini açıklamasına rağmen somut bir adım atmamıştır. Dolayısıyla Amerikan askerlerinin Afganistan’da hayatını kaybetmeye devam etmesi, Trump’a olan desteğin azalmasına sebep olabilir. Özellikle de kendisini destekleyen ırkçı oylarda bir kayma yaşanabilir. Bu nedenle de Trump, Afganistan’da ortaya çıkacak sorunların aşılabilmesi için ABD’nin Pakistan’la işbirliği yapması gerektiğini düşünmektedir. Keşmir Sorunu da bu yüzden gündeme gelmiştir.” açıklamasında bulundu.</p>
<h4><strong>Umut ARIK (Emekli Büyükelçi)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-10601 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Umut-ARIK-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Umut-ARIK-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Umut-ARIK-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Umut-ARIK-421x420.jpg 421w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Umut-ARIK.jpg 513w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="10601" data-permalink="https://ankasam.org/socinin-ucuncu-ayagi-tahran-zirvesi/umut-arik/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Umut-ARIK.jpg" data-orig-size="513,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Umut ARIK" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Umut-ARIK-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Umut-ARIK.jpg" data-lazy-loaded="1" />Keşmir Sorunu’nda Hindistan’ın tutumunun Pakistan’ın tüm görüşme tekliflerini reddetmek olduğunu belirten Emekli Büyükelçi Umut Arık, “Pakistan’ın Keşmir Meselesi’ni uluslararası ortamda müzakere etme yönündeki teklifleri, Hindistan tarafından reddedilmektedir. Yeni Delhi, söz konusu meselenin üçüncü tarafları ilgilendirmediğini belirten bir tavır takınmaktadır. Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin partisi olan Hindistan Halk Partisi de muhalefetteki en etkili parti olan Hindistan Kongre Partisi de Pakistan’a Keşmir konusunda hiçbir taviz verilmemesi gerektiğini düşünerek bu tavrı desteklemektedir. Her ne kadar Hindistan, zaman zaman konuyu Pakistan’la görüşeceğini dile getirse de hiçbir görüşme teklifini kabul etmemektedir.” dedi.</p>
<p>Pakistan’ın söz konusu meselenin çözümü için çaba harcadığını; fakat Hindistan’ın tutumunun bunu imkânsız kıldığını ifade eden Arık, “Bu sebeple İslamabad, kendisine uluslararası alanda destek bulma arayışına girmiştir. Bu yöndeki açılımlar yeni olmayıp; bir süredir devam etmektedir. Yeni Delhi ise sorunun müzakere edilmesine yönelik herhangi bir adım atmamaktadır. Aksine Hindistan’ın Keşmir konusunda Pakistan’ı suçladığı ve Keşmir’i terör yuvası haline getirmekle itham ettiği görülmektedir.” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Trump’ın önümüzdeki yıl yapılacak seçimlere güçlü bir uluslararası lider olarak girmek istediğini öne süren Arık, “Jared Kushner tarafından orta atılan ve ‘Yüzyılın Anlaşması’ olarak bilinen plan, Avrupa Birliği’yle (AB) ticaret konusunda yaşanan kriz ve Meksikalı mülteciler konusundaki duvar meselesi Trump’ı hedefine ulaştıramamıştır. Bu nedenle de Keşmir Meselesi gündeme gelmiştir. Yani ABD Başkanı, Keşmir Sorunu’nda arabuluculuk yaparak kendi gücünü arttırmak istemektedir.” yorumunu yaptı.</p>
<p>Keşmir konusunda Pakistan’dan gelen talepleri Modi’ye ulaştıran kişinin Trump olduğunu dile getiren Arık, “Han, Trump’la olan görüşmeyi fırsat bilmiş ve meseleyi tekrar gündeme getirmiştir. Bilindiği gibi Pakistan, bir İslam ülkesidir. Trump döneminde ABD’nin Körfez ülkeleri ve Mısır nezdinde itibarı artmışsa da Filistin Sorunu nedeniyle İslam Dünyası’ndaki saygınlığı zedelenmiştir. Bu anlamda ABD’nin arabuluculuk önerisi, İslam Dünyası’nda öne çıkma girişimi olarak yorumlanabilir. Bu hamle, üç ülkeyi bir araya getirmese bile, Hindistan ile Pakistan arasında yapılacak bir görüşmenin önünü açabilir. Bu da Suriye, Irak, Afganistan ve Filistin’de hedeflerine ulaşamayan ABD Başkanı için olumlu bir gelişme olacaktır.” dedi.</p>
<h4><strong>İrfan SAPMAZ (CNN Türk Haber Koordinatörü)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-15268 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/01/irfan-sapmaz-son-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/01/irfan-sapmaz-son-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/01/irfan-sapmaz-son-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/01/irfan-sapmaz-son-420x420.jpg 420w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/01/irfan-sapmaz-son.jpg 512w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="15268" data-permalink="https://ankasam.org/rusyanin-suriye-imtihani/irfan-sapmaz-son/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/01/irfan-sapmaz-son.jpg" data-orig-size="512,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="irfan sapmaz son" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/01/irfan-sapmaz-son-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2019/01/irfan-sapmaz-son.jpg" data-lazy-loaded="1" />Trump’ın Keşmir Sorunu’nda arabuluculuk yapmak istemesini yorumlayan Gazeteci İrfan Sapmaz, “Trump ile Han arasındaki görüşmede, Keşmir Meselesi için arabuluculuk teklifi Trump’tan gelmiştir. Bu teklifin çeşitli nedenleri olabilir. Örneğin Türkiye’nin ardından Hindistan’ın da S-400 Hava Savunma Sistemleri’ni satın almak istemesi, ABD Başkanı’nı arabuluculuk konusunda adım atmaya itmiş olabilir. Ayrıca Trump’ın Pakistan’ın Çin’le olan işbirliğini zayıflatmak ve ABD’nin Pakistan’la olan ilişkilerini geliştirmek istemesi de arabuluculuk teklifine yol açmış olabilir. Çünkü her ne kadar iki ülke arasında yakın ilişkiler varmış gibi görünse de Pakistan halkında, ciddi bir Amerikan karşıtlığı bulunmaktadır.” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Hindistan’ın Trump’tan gelen öneriyi reddettiğini hatırlatan Sapmaz, “Pakistan’ın çözüm aramak için ABD’nin devreye girmesini istemesi normaldir. Çünkü 197 milyon nüfusu olan Pakistan, 1,4 milyar nüfuslu Hindistan’ın konvansiyonel silahlarla durdurulamayacağının farkındadır. Zaten bu nedenle de İslamabad, sahip olduğu atom bombalarını koz olarak kullanmaktadır. Ancak Trump’ın arabuluculuk hamlesi, Keşmir Sorunu’nu çözmeyi amaçlayan bir girişimden ziyade; tribünlere oynanan bir seçim yatırımı gibi görünmektedir.” yorumunu yaptı.</p>
<p>ankasam.org</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/trumpin-secim-yatirimi-kesmirde-arabuluculuk-tartismalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trump-Kim Buluşmaları: Kore Yarımadası’na Barış Nasıl Gelir?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/trump-kim-bulusmalari-kore-yarimadasina-baris-nasil-gelir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/trump-kim-bulusmalari-kore-yarimadasina-baris-nasil-gelir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ulaş Başar Gezgin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Feb 2019 21:10:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[kim jong-un]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey kore]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8794</guid>

					<description><![CDATA[Aslında ilginç ve az konuşulan bir örtüşme var: Kuzey Kore tarafı çok haklı olarak, Güney Kore’deki Amerikan üssünün kapatılmasını ve orada konuşlandırılmış askerlerin evlerine gönderilmesini istiyor.  Kuzey Kore tarafının haklı talebini, ‘Korelileştirme’ olarak adlandırabiliriz. İleti şu: ‘Savaş biz Korelilerin sorunu; bölgeyi karıştırmaya gelen güçleri aramıza almayalım.’ Öte yandan temel korku, sonucun Vietnam’daki gibi olacağı yönünde. Başlığa çıkardığımız soruyu yanıtlamadan önce uluslararası kamuoyunda baskın olan yanlış bilgi, çarpıtma ve hatta yalanları masaya yatırmamız gerekiyor. O zaman oradan başlayalım: ‘Çılgın Diktatör’ Kim Jong-un Algısı Uluslararası kamuoyu çoğunlukla bilinçli olarak, tüm Kuzey Kore liderlerini çılgın diktatörler olarak betimliyor. Bu çılgın diktatörler bu algıya göre nasıl insanlardır, ne yaparlar? Bir kere halklarına zulmederler. Kendi çıkarları için savaş başlatabilirler; o da yetmez, gerekirse nükleer silahlar bile kullanabilirler. Oysa Kuzey Kore, dünyadaki nükleer güçlerden yalnızca biridir. Diğerleri ABD, Çin, Fransa, Hindistan, İngiltere, İsrail, Rusya ve Pakistan. Bu ülkeler, özellikle de ABD ve Fransa çokça nükleer deneme yapıyor fakat uluslararası kamuoyu tepki göstermiyor. Burada çifte standart var. Gerçekte, İngiliz sömürgeciliğinin ayırdığı ve o zamandan beri birbirlerini düşman belleyen Hindistan ve Pakistan’ın ikisinde birden nükleer silah olması da çok tehlikeli. ABD yakın zamanda, nükleer anlaşmalardan çekildi. İsrail’in saldırganlığını ise hepimiz biliyoruz. Bütün bu veriler elimizdeyken, Kuzey Kore’yi diğerlerinden &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1"><b>Aslında ilginç ve az konuşulan bir örtüşme var: Kuzey Kore tarafı çok haklı olarak, Güney Kore’deki Amerikan üssünün kapatılmasını ve orada konuşlandırılmış askerlerin evlerine gönderilmesini istiyor.<span class="Apple-converted-space">  </span>Kuzey Kore tarafının haklı talebini, ‘Korelileştirme’ olarak adlandırabiliriz. İleti şu: ‘Savaş biz Korelilerin sorunu; bölgeyi karıştırmaya gelen güçleri aramıza almayalım.’ Öte yandan temel korku, sonucun Vietnam’daki gibi olacağı yönünde.</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Başlığa çıkardığımız soruyu yanıtlamadan önce uluslararası kamuoyunda baskın olan yanlış bilgi, çarpıtma ve hatta yalanları masaya yatırmamız gerekiyor. O zaman oradan başlayalım:</span></p>
<p class="p4"><span class="s1"><b>‘Çılgın Diktatör’ Kim Jong-un Algısı</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Uluslararası kamuoyu çoğunlukla bilinçli olarak, tüm Kuzey Kore liderlerini çılgın diktatörler olarak betimliyor. Bu çılgın diktatörler bu algıya göre nasıl insanlardır, ne yaparlar? Bir kere halklarına zulmederler. Kendi çıkarları için savaş başlatabilirler; o da yetmez, gerekirse nükleer silahlar bile kullanabilirler. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Oysa Kuzey Kore, dünyadaki nükleer güçlerden yalnızca biridir. Diğerleri ABD, Çin, Fransa, Hindistan, İngiltere, İsrail, Rusya ve Pakistan. Bu ülkeler, özellikle de ABD ve Fransa çokça nükleer deneme yapıyor fakat uluslararası kamuoyu tepki göstermiyor. Burada çifte standart var. Gerçekte, İngiliz sömürgeciliğinin ayırdığı ve o zamandan beri birbirlerini düşman belleyen Hindistan ve Pakistan’ın ikisinde birden nükleer silah olması da çok tehlikeli. ABD yakın zamanda, nükleer anlaşmalardan çekildi. İsrail’in saldırganlığını ise hepimiz biliyoruz. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Bütün bu veriler elimizdeyken, Kuzey Kore’yi diğerlerinden daha tehlikeli yapan nedir? Aslında hiçbir neden yok. Bu, yalnızca uluslararası algı operasyonunun bir sonucu. “Ama” denecektir “Kuzey Kore, sürekli olarak diğer ülkeleri nükleer saldırıyla tehdit ediyor.” O zaman gelelim ikinci noktaya:</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Dünya tarihinde bir savaş sırasında nükleer silah kullanmış ülke sayısı kaçtır? Yalnızca bir tanedir, o da Amerika’dır. Japonya teslim olmak için masaya oturma hazırlığındayken ABD, nükleer bombalarını, o sırada nükleer bir güç olmayan Sovyetlere karşı gözdağı olarak Japonya üstünde dener. Kuzey Kore hiç nükleer silah kullanmış mı? Kullanmamış. Bir kez daha algı operasyonunun sonucunu görüyoruz: Nükleer silah kullanıp üstelik de kendisini kamuoyuna haklı belletip ceza almamış bir ülke olan Amerika olduğu gibi dururken, nükleer silahla ilişkisi söylem düzeyinde kalan, tarihinde hiç nükleer silah kullanmamış olan Kuzey Kore tehlikeli bulunuyor. Bu, yanlıştır. “Ama” denecektir, “Kuzey Kore diktatörlük, Amerika demokrasi. Demokrasilerde öyle çılgın şeyler olmaz.” O zaman gelelim üçüncü noktamıza:</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Amerikan tipi demokrasi sizce nükleer bir savaşı engellemek için uygun bir rejim tipi midir? Öyle olsaydı, Japonya’ya bomba atılmamış olurdu. Dahası, son dönemlerin Amerikan başkanlarına bakın hep saldırgan, işgalci politikalar izliyorlar; bunlar daha az çılgınca mıdır? Afganistan, Irak vb. işgalleri örneğin? Yemen’de çocuk ölümleri örneğin? Kuzey Kore, ABD’den daha mı vahşidir sizce? Üstelik öyle bir sistem ki bu, Donald Trump gibi neredeyse kimsenin başkanlığa yakıştıramadığı bir isim bile başkan oluyor. Sizce Trump, Kim’den daha az mı çılgındır? Tersine, Kim’in hareketleri üç aşağı beş yukarı öngörülebilirken bu, Trump için geçerli değil. Trump’ın kendisi, dünya için büyük bir risk etmeni oluşturuyor.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Bu ve benzeri soruların ve sorgulamaların ortaya çıkardığı durum, Kuzey Kore’ye ilişkin bir algı operasyonunun yapıldığıdır. Aslına bakılırsa Suudi yönetimi, büyükelçilik binasında gazeteci katledecek kadar vahşiyken, Kuzey Kore’nin hedef tahtasına oturtulması, asıl meselenin diktatörlük ve demokrasi değil, kimin Amerikan çıkarına uygun hareket ediyor olduğunu gösteriyor. Diktatör olsun ama ABD’yi desteklesin, o zaman o rejime dokunulmuyor. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Dolayısıyla Kuzey Kore’nin büyük suçu, Amerikancı olmamasıdır. İkinci suçu da, rejiminde eleştirilecek birçok nokta olmakla birlikte, dünya üzerinde kapitalizmin henüz girmediği yegâne ülke olmasıdır. Kuzey Kore, meydanlarında büyük şirketlerin reklam panolarının ışıldamadığı tek ülkedir. Bu nedenle Trump gibi bir emlakçının da iştahını kabartmaktadır. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Kuzey Kore’nin üçüncü suçu (şanssızlığı da diyebiliriz) eski Soğuk Savaş sınırlarının tam da ortasında yer almasındadır. Bir tarafta dış politikada ABD’nin sözünden kesinlikle çıkamayan Japonya ve Güney Kore, aşağıda eski Amerikan sömürgesi Filipinler, yukarıda Alaska, Guyam ve Hawai gibi Amerikan toprakları ve bunlara karşı, Çin ile Rusya’nın kesiştiği yer. Bölgede Soğuk Savaş biçim değiştirse de ana hatlarıyla sürüyor. Sınırda olmak her zaman en yüksek düzeyde tehdit altında yaşamak anlamına geliyor. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Yine algı operasyonu, Kuzey Kore’yi tümüyle kötü, Güney Kore’yi ise tümüyle iyi gibi gösteriyor. Hâlbuki Kuzey Kore’nin iyi yanları olduğu gibi Güney Kore’nin de kötü yanları var. Örneğin, Kuzey Kore, Hristiyanlaşmış ve çarpık biçimde Batılılaşmış Güney Kore’nin tersine, geleneksel Kore kültürünü büyük oranda korumuştur. Güney Kore ise bir avuç büyük şirketin tüm ülkeyi yönettiği, siyasetçileri yüklü rüşvetlerle hizaya getirdiği, sürekli olarak skandalların patlak verdiği bir ülke. Kuzey Kore’de evet insan hakları ihlalleri var; ancak Güney Kore de sütten çıkmış ak kaşık değil. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Örneğin, aslen insan hakları eylemcisi olan önceki devlet başkanlarından biri, gençliğinde Güney Kore derin devleti tarafından kaçırılıp ölüme terk edilmiş, son anda şans eseri olarak kurtarılmıştı. Bir de kişilik kültünü konuşmamız gerekiyor. Kuzey Kore’de liderlerin yüceltilmesi her zaman eleştiri konusu. Ancak Güney Kore tarafında artık küresel ölçekte etkili olan büyük burjuvazinin şımarıklıkları o kadar önemsenmiyor. Güney Kore’nin zengin aileleri, Kuzey Kore’deki durumu aratmayacak kadar narsisist. Diğer bir deyişle konuyla ilgili yaygın algılar doğru değil. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1"><b>Korelere Barış Nasıl Gelir?</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Peki, Kore Yarımadası’na barış nasıl gelir? Aslında ilginç ve az konuşulan bir örtüşme var: Kuzey Kore tarafı çok haklı olarak, Güney Kore’deki Amerikan üssünün kapatılmasını ve orada konuşlandırılmış 28.500 Amerikalı askerin evlerine gönderilmesini istiyor. Bunun bir benzeri, Vietnam’da yaşanmıştı. 1973’te artık ABD’nin asker kayıpları on binleri bulduğunda, Amerikan hükümeti, yeni bir strateji belirledi: Vietnamlılaştırma. Bunun anlamı şuydu: Bölgeden Amerikan askerleri çekilecek, artık Vietnam’daki savaş Kuzey Vietnam ile Amerikancı Güney Vietnam’a bırakılacak; savaş, Vietnam-Amerikan savaşı olmaktan çıkıp Vietnamlar arası bir savaşa dönüşecekti. Daha fazla Amerikan askeri ölmemeliydi. Amerikan çıkarları için birisi ölecekse bunlar, Amerikancı Güney Vietnamlılar olmalıydı; nasılsa onların canı Amerikalıların canı kadar ‘değerli’ değildi. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Bu yeni strateji, Kuzey Vietnam’a yaradı. Dünyanın hemen hemen bütün gençlik hareketleri ve demokrasi güçleri, Vietnam’da vahşi katliamlara imza atan Amerikan ordusuna karşı Kuzey Vietnam’ı destekliyordu. Böylelikle Kuzey, 2 yılda Güney’i yendi ve savaş böylelikle son buldu. Bu açıdan Kuzey Kore tarafının haklı talebini, ‘Korelileştirme’ olarak adlandırabiliriz. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">İleti şu: “Savaş biz Korelilerin sorunu; bölgeyi karıştırmaya gelen güçleri aramıza almayalım.” Öte yandan temel korku, sonucun Vietnam’daki gibi olacağı yönünde. Oysa Güney Kore ordusu da hafife alınır bir ordu değil, ABD’nin desteğine gereksinimi yok. Dahası, iki Kore de bir nükleer savaşın, iki Kore’nin de haritadan silinmesi anlamına geleceğini iyi biliyor.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Güney Kore’deki Amerikan askeri varlığına karşı, Kuzey Kore’de bir Rus ya da Çin üssü bulunmuyor. Güney Kore, Amerika’nın sözünden çıkamaması nedeniyle Japonya’yla birlikte bir müstemleke izlenimi uyandırıyor. Barış için Güney Kore’nin Amerikan boyunduruğundan çıkması bir zorunluluk. Kuzey Kore, Çin ve Rusya, zaten Güney Kore’deki üs dışında da kuşatılmış durumda. Japonya ve çevre ülkelerde on binlerce Amerikan askeri var. Belki barışın temel koşulu olarak, bu Amerikan askerleri evlerine gönderilmez de Japonya ve çevre ülkelere kaydırılabilir. Böylelikle, olası bir Koreler çatışmasında yine de seferber edilebilirler. Artık mesafeler kısaldı, çağımızda askeri araçlar daha hızlı. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Bu üssün kapatılması talebi, eski ABD Başkanı Barack Obama stratejisiyle uyuşmuyordu ama Trump’ınkiyle ilginç bir biçimde uyuşuyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde gerçekten masaya getirilip hayata geçirilme olanağı bulabilir. Obama stratejisinde, Asya, merkezi bir role sahipti. Çin, temel olarak askeri bir tehdit biçiminde kodlanmıştı. Çin-Vietnam Denizi’ndeki</span><span class="s1"> Çin yayılmacılığı kaygıyla izleniyordu. Hatta araştırmacı-gazeteci John Pilger’ın bulgularına göre Amerikan ordusu, tatbikatlarını düşman taraf Çin’miş gibi ve Çin tarafı da karşı taraf Amerika’ymış gibi yapıyordu.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Bu konuda ufukta bir değişim görünmüyor; fakat Trump’ın bölgeye bakışı farklı. Trump, askeri değil ticari ağırlıklı ve daha düşük maliyetli bir imparatorluk öngörüyor. Ona göre, dünyanın dört bir yanında bu kadar asker bulundurmak yalnızca para kaybı. Bu askerler bölge ülkelerinin savunması için oradalar; ama bu ülkeler Amerikan askerlerinin masrafları için yeterince ödeme yapmıyorlar. Bu ödemeleri yapmazlarsa askerlerin bu bölgelerden çekilmesi gündemde. Trump bu doğrultuda, Güney Kore’den de Almanya’dan da para istedi. Güney Kore bir miktar ek ödeme yaptı. Ayrıca Trump için ticaret savaşı, askeri savaştan daha öncelikli. Bu nedenle Çin mallarının ABD’ye girişine yönelik hâlâ sürmekte olan kısıtlamaları getirdi. Devir, ABD-Çin ticaret savaşı devri… Bu açıdan belki Kuzey Kore’nin “Güney Kore’deki Amerikan üssü kapatılsın” biçimindeki talebi, Trump’ın sıcak bakacağı bir taviz sayılabilir. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Konuya bir de oyun kuramı açısından bakmalıyız: Algı operasyonuyla bize yutturulan ‘çılgın diktatör Kim Jong-un’ imgesini kazıyınca altından oldukça akıllı, mantıklı bir oyuncu çıkıyor. Bu lider, sevelim sevmeyelim, her şeye karşın ülkesinin Sovyetler gibi dağılmasını engelliyor ve ülkesini ve halkını bir arada tutmakta başarılı. Lider, “şöyle yaparsam ne yaparlar” sorusunu sık sık soran bir oyuncu izlenimi veriyor. Nükleer silah söylemini ise bizce pratiğe dökeceğinden değil, caydırıcılık amacıyla<br />
kullanıyor. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Kuzey Kore nükleer bir güç olmasa, Amerika’nın ülkeyi işgal edip taş üstünde taş bırakmayacağını çok iyi biliyor. Güney Kore ve ABD korkuyor ki ilişemiyor. Burası bir Libya ya da Irak değil. Ayrıca Kuzey Kore’nin, Çin ve Rusya’nın buluşma noktasında olması önemli. İki ülke de doğuda Amerikan üsleri ve/ya da askerleri tarafından sarılmış durumda. Bu kuşatmaya karşı, Kuzey Kore gibi sadık bir müttefiki kaybetmekten yana değiller. Kuzey Kore, Libya türünden bir düşüş yaşarsa orayı Çin ve Rusya’ya karşı Amerikan üsleriyle dolduracaklar. Bu iki ülke, bunun çok iyi farkında.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Kore barışının önündeki engelleri düşündüğümüzde ise Güney Kore’nin Amerikancı blogu karşımıza çıkıyor. Güney Kore toplumu temel olarak, barışa yakınlık duyanlar ve “savaş savaş ille de savaş” diyen Amerikancı blok arasında ikiye bölünmüş durumda. Bu ikinci kesim, Trump’ın barışçıl iletiler verdiği zamanlarda bile ondan daha çok savaş yanlısılar. “Kraldan çok kralcılar” da diyebiliriz. Savaştan çıkarları var. Bunların bir bölümü, Kuzey Kore’nin çökmesini ve Güney Kore’nin kuzeyi fethetmesini arzuluyor. Bu kesimin yayınlarında sürekli olarak “Kuzey Kore çöktü çökecek” türü yazılar çıkıyor. Oysa bunlar temenniden diğer bir deyişle dilek şart kipiyle düşünmekten (wishful thinking) öteye<br />
geçmiyor. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Yine bu kesimle biraz örtüşen ama tam da uyuşmayan başka bir kesim var: Bunlar da fetihten yana ama Kuzey Kore’nin çökmesinden korkuyorlar; çünkü kuzey çökerse, güneye büyük bir göç dalgası geleceğini ve bunun Güney Kore’yi ekonomik açıdan oldukça olumsuz biçimde etkileyebileceğini düşünüyorlar. Bunu ileri sürenler, bu tür örneklerde, göçmenlerin ucuz işgücü olarak kullanıldığını ve kapitalistlerin onların sırtından büyük bir kazanç sağladığını unutuyor. Diğer bir deyişle Kuzey Kore’nin çöküşü, güney için ucuz işgücü yaratacağından, Güney Kore ekonomik olarak düşüşe geçeceğine daha da yükselebilir de… Kuzey Kore dışa açılsa, oraya gidip ucuz işgücü ve düşük maliyet nedeniyle büyük kârlar elde edecek ilk grup yine Güney Koreli kapitalistler olacak.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Barış yanlıları ise haklı olarak şuna dikkat çekiyor: “Biz binlerce yıllık tarihi olan tek bir halkız. Bu ayrılığımız, binlerce yıllık tarihimizde kısacık bir dönem. Er ya da geç buluşacağız. Devletler ayırır, kültür (dil, tarih) birleştirir.” Kuzey Kore tarafı ise ironik bir biçimde, hem savaşa hem barışa daha yakın nitelikte. Güney Kore’de 2 yıl zorunlu askerlik var. Bu askerlik döneminde, elbette barış yanlılığı aşılanmıyor. Kuzey Kore tarafının ise halk savaşı anlayışı var. Halk savaşına göre, olası bir işgal girişiminde memleket savunmasında herkes silah başına geçmelidir. Bu ve başka nedenlerle Kuzey Kore, savaşa daha hazır. Yarın savaş çıksa, yıllar önce bu tarihte savaş çıkacağını biliyorlarmış gibi kendilerinden emin savaşırlar. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Öte yandan, aynı zamanda barışa da yatkınlar. Bunun iki nedeni var: Birincisi, Kuzey Kore tümüyle yukarıdan aşağıya örgütlenmiş bir toplum. Lidere, partiye ve devlete tartışmasız itaat var. Yukarıdakiler Kuzey Kore halkına “artık barış yapıyoruz” derse halk, hızla barışa hazırlanır. İkincisi,<span class="Apple-converted-space">  </span>Kuzey Kore halkının ekonomik nedenlerle barışa ihtiyacı var. Bu kadar onurlu bir halk, böyle amansız bir açlığı hak etmiyor. Evet, barış olsun ve Kuzey Kore’nin yaşam standardı yükselsin.</span></p>
<p class="p4"><span class="s1"><b>Aşağıdakilerin Barışı</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Şimdiye dek ağırlıklı olarak yukarıdakilerin barışını konuştuk. Şimdi biraz da aşağıdakilerin barışına bakalım: Halklar temel olarak 3 etkinlikle barışabilir: Birincisi, spor etkinlikleriyle. Fakat insanlığın ortaya atıp yaygınlaştırdığı sporların neredeyse tümü, yenme-yenilme üstüne kuruludur. Bir taraf yener, öbür taraf yenilir. Dolayısıyla sporun kendisi, barışçıl değildir; çünkü barış, yenme-yenme modeline, diğer bir deyişle iki tarafın da kazanmasına dayanır. Bunu aşmanın yolu, karma takımlar oluşturmaktır. İki Kore, son dönemde bu tür çabalar içine girdi. Bunları olumlu karşılıyoruz. Ancak bizce, barışa daha radikal bir katkı, karşı tarafla yarışmanın değil, dayanışmanın kazandırdığı yeni sporlar icat etmekten geçiyor. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Bu konuda bir diğer görüş, psikodinamik eksenli. Bu bakışa göre, devletlerin savaşması yerine onları temsilen milli takımların maç yapması yeğdir. Nasılsa, saldırganlık bir içgüdüdür. Onu engelleyemeyeceğimize ya da ortadan kaldıramayacağımıza göre, en azından onu daha uygar kanallara (spor, askerlik, kasaplık vb.) yönlendirebiliriz. Bu görüşe katılmıyoruz, çünkü insan doğasında saldırganlık olduğu iddiası doğru değil.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Halkları barıştırabilecek ikinci nokta, ortak kültürel etkinliklerdir. Bu konuda da Koreler son zamanlarda yol kat etti. Üçüncüsü ise turizm. İki ülkenin yurttaşları bugün karşı tarafa gidemiyor. Bu karşılıklı gidiş gelişler ileride yaygınlaşabilir. Bir ara demiryolunun açılması ve akrabaların buluşması söz konusuydu. Halkları ayıran bir nokta ise tarihyazımı olacak. Kuzey’le Güney’in tarih kitapları, aynı tarihsel olayları taban tabana zıt bir biçimde anlatıyor. Ya ortak bir anlatım bulacaklar ya da iki tarafın görüşleri ortak kitaplarda birlikte yer alacak.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Biraz da Trump-Kim görüşmesine evsahipliği yapan Vietnam’dan söz açalım. Görüşmenin Vietnam’da yapılmasının çok isabetli olduğu, Vietnam’ın iyi bir arabulucu ve bundan da öte, Kuzey Kore’nin dışa açılması için iyi bir model olabileceği söyleniyor. Bu iki iddianın ilkine katılıyoruz, ikincisine katılmıyoruz. Neden? Açıklayalım:</span></p>
<p class="p5"><span class="s1"><b>Arabulucu ve Model Olarak Vietnam</b></span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Vietnam, Kuzey Kore ve ABD için iyi bir arabulucu olabilir; çünkü iki ülkeyle de ve ek olarak Güney Kore’yle de yakın olan az sayıdaki ülkeden biri. Vietnam ve Kuzey Kore, ortak sosyalist geçmiş ve sömürgecilik karşıtı savaş noktasında buluşuyorlar. Vietnam-Amerikan Savaşı’nda Vietnam’a karşı savaşan Amerikancı ittifakta Güney Kore de vardı. Güney Kore askerleri, Vietnam’da, Amerikan askerlerinin yaptıkları türden katliamlar da yaptılar. Vietnam tarafında ise görece daha az sayıda Kuzey Koreli askeri personel yer aldı. Bunların çoğu, pilottu ve başkent Hanoi’u korumakla görevlendirilmişlerdi. Bunlar arasından Vietnam için canlarını feda edenler oldu. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Vietnam-Amerikan Savaşı 1975’te bitti. Gorbaçov’un Sovyetleri “Biz kendimize yetemiyoruz, başkasına nasıl yardım edelim” düşüncesiyle 1986’da Vietnam’a yönelik yardımı kesti. Bu durum, Vietnam’da kısa sürede %400 enflasyona yol açtı. Bu nedenle Vietnam, eski düşman Çin’in ekonomik modelini benimseyerek karma ekonomiye geçti ve ülkeyi yabancı sermayeye açtı. Savaştan 20 yıl sonra 1995’te Bill Clinton’ın ve Hanoi’da sivil halkı bombalarken uçağı Vietnamlı milisler tarafından düşürülmüş ve Hanoi halkı tarafından linç edilirken Vietnam Kurtuluş Ordusu tarafından güç bela kurtarılmış eski Amerikan devlet başkanı adayı John McCain gibi eski ‘gazi’lerin girişimiyle Vietnam-ABD ilişkileri normalleştirildi, karşılıklı olarak elçilikler açıldı. Bunu Clinton’ın Vietnam ziyareti izleyecekti. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Bu gelişmeler yaşanırken bir yandan da Güney Kore’de askeri rejim sonrası sivil fakat asker zihniyetli başkanlar devri kapanıyor, iktidara barış yanlısı siyasetçiler geliyordu. Bunlar genellikle, önceki askeri rejimlere karşı ölümüne direnen öğrenci hareketlerinden yetişme isimlerdi. Bu isimlerin girişimiyle Kuzey Kore ile Güney Kore arasında yumuşama dönemine girildi ve Vietnam’la ilişkiler de düzeltildi. Bu düzelmeyle birlikte Güney Koreli şirketler Vietnam’a akın etti. Bugün ülkede binlerce Güney Kore şirketi var. Bunlar, Vietnam’a temel olarak iki nedenle yatırım yapıyor: Başta ucuz işgücü dolayısıyla düşük maliyet ve sendikal hakları için militan bir biçimde mücadele eden Güney Koreli işçilerle karşılaştırıldığında uysal sayılabilecek Vietnamlı işçilerin sermayeyle daha uyumlu olması.</span><span class="s1"> Vietnam ayrıca kısa mesafe, Güney Kore’yle karşılaştırıldığında görece ucuzluk ve ülkenin sağladığı huzur ve rahatlık nedeniyle, Güney Koreli turistlerin gözdesi. Vietnam’ı yılda ortalama 3 milyon Güney Koreli ziyaret ediyor.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Öte yandan, 1995’ten bu yana Amerika-Vietnam ilişkileri de iyice sıkı fıkılaştı. Başlarda ticaret ağırlıklı olan bu ilişki, askeri alana bile kaydı. Savaş, çoktan geçmişte kaldı. Vietnamlıların çoğu, savaştan sonra doğduğu için bu değişime ayak uydurmak hiç de zor olmadı. Bugün ABD, Vietnam’ın bir numaralı dış ticaret ortağı. İlişkinin askerileşmesi ise Vietnam’ın hak iddia ettiği adaları Çin’in işgal etmesinden ileri geldi. Çin’in yükselerek bölgede yayılmacı askeri bir güce dönüşmesi, Vietnam’ı ABD’ye yaklaştırıyor. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Bu durum, aslında 1970’lerde, üstelik de Vietnam-Amerikan Savaşı henüz bitmemişken, Sovyetlere karşı ABD’yle el sıkışan Mao Çin’ininkine benziyor. Artık Amerikan donanması, Vietnam limanlarına dostluk ziyaretleri yapıyor. Hatta savaş döneminde Amerikan üssü olan, sonra Sovyetlere ve Rusya’ya verilen fakat daha sonra Rusya’nın “çok da gerek yok” diyerek boşalttığı üssü, ABD yeniden kullanmak istiyor. İnanılmaz bir biçimde ABD, Vietnam’da üs açmak istiyor. Vietnam Komünist Partisi, bu talebi değerlendirdi ve neyse ki reddetti. Fakat bu gelişmeler, Vietnam için Çin tehdidi algısının ne kadar ileri derecede olduğunu bir kez daha göstermiş oluyor.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">İşte bu nedenlerle Vietnam iyi bir evsahibi ve arabulucu olabilir. Peki, ama Kuzey Kore için iyi bir model olabilir mi? Yukarıda belirttiğimiz gibi, yanıtımız olumsuz. Bu modellik durumu, Kuzey Kore’nin kendisi için nasıl bir gelecek istediğine bağlı. Vietnam, karma ekonomiye geçerek ve yabancı sermayeye açılarak büyüme sağladı ve yoksulluk oranını ciddi anlamda düşürdü. Ancak bu, bir yandan da büyük bir gelir adaletsizliği, rant oluşumu, eşitsizlik, toplumun paragözleşmesi ve başarı ölçütünün idealizm değil kişisel maddi durum sayılması, kültürün bozulması, küreselleşme adı altında Amerikan hayranlığının yaygınlaşması, okuma oranının düşmesi, sanatın ticarileşmesi ve endüstrileşmesi vb. kötülükler getirdi. Bu liste uzatılabilir. Kuzey Kore bütün bunlara razıysa -ki değil- Vietnam, iyi bir model olabilir. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Öte yandan, başka bir açıdan belki model olabilir: Küba ve Kuzey Kore’deki durumun tersine, savaş sonrası dönemden başlayarak, Vietnam, tek bir adamın on yıllarca iktidarda kaldığı bir ülke değil. Siyasal iktidar kolektif olarak paylaşılıyor. Kuzey Kore’de de kağıt üstünde böyle; ama pratiğe dökülmüyor. Bu iktidar paylaşımı ileride Kuzey Kore’de de aşamalı olarak gerçekleşirse uluslararası kamuoyunda Kuzey Kore’ye ilişkin daha olumlu bir hava esebilir. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Vietnam’da, 4 farklı kişi etkili: Cumhurbaşkanı, başbakan, Vietnam Komünist Partisi (VKP) genel sekreteri ve meclis başkanı. Vietnam cumhurbaşkanının hastalıktan ani bir biçimde ölmesiyle, cumhurbaşkanı ve VKP genel sekreteri aynı kişi oldu. Ancak olağan koşullarda bu, böyle değil. Bu 4 farklı kişi, farklı görüşlerde olabiliyor ve farklı kesimleri yansıtabiliyor. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1">Örneğin, VKP genel sekreteri, rüşvetle mücadele konusunda daha etkin ve Çin’le ilişkilerde daha ılımlı. Diğerleri öyle olmayabiliyor. Bu 4 isim, sürekli aynı kişiler olmuyor. Bunları belirleyen, 19 kişilik VKP politbürosu; bu politbüroyu da her dönem 180 kişilik VKP merkez komitesi seçiyor. Ortada her şeye karışan bir lider yok. Kim Jong-un bu mekanizmaları işletme konusunda Vietnam’ı örnek alabilir. Bu da hanedanlık eleştirisini büyük oranda geçersiz kılacaktır. </span></p>
<p class="p3" style="text-align: center;"><span class="s1">***</span></p>
<p class="p6"><span class="s1">Bu makalede Kuzey Kore’ye ilişkin algı operasyonunu açığa çıkarmaya çalıştık, Kore yarımadasında barışın koşullarını tartışmaya açtık ve Vietnam’ın Kuzey Kore için neden iyi bir arabulucu, ancak kötü bir model olabileceğini açıkladık. Umarız barış, sonunda, en uzak düştüğü yerlerden biri olan Korelere de gelir; çünkü iki tarafın da buna çok ihtiyacı var. Her gün savaş olasılığıyla uyanılan hiçbir ülke, isterse dünyanın en zengini olsun, mutlu<br />
olamaz. </span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/trump-kim-bulusmalari-kore-yarimadasina-baris-nasil-gelir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erdoğan İle Trump Suriye&#8217;yi Görüştü</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/erdogan-ile-trump-suriyeyi-gorustu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/erdogan-ile-trump-suriyeyi-gorustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jan 2019 07:17:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7897</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump telefonda görüştü. İki lider, görüşmede Suriye&#8217;deki son gelişmeleri ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump&#8217;a Münbiç&#8217;teki patlamanın &#8216;çekilme&#8217; kararını etkilemeye yönelik provokasyon olduğunu söyledi. Erdoğan görüşmede, Türkiye&#8217;nin Münbiç bölgesinde güvenliği vakit kaybetmeden devralmaya hazır olduğunu bildirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştü. Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Erdoğan ve Trump arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde, ikili ilişkilerin yanı sıra Suriye&#8217;de yaşanan son gelişmeler ele alındı. Görüşmede, geçen hafta Münbiç&#8217;te yaşanan menfur terör saldırısında hayatını kaybeden Amerikalı personel için taziyelerini ileten Erdoğan, bu elim olayın, ABD&#8217;nin Suriye&#8217;den çekilme kararını etkilemeye yönelik bir provokasyon olduğunu ifade etti. Erdoğan, Türkiye&#8217;nin Münbiç bölgesinde güvenliği vakit kaybetmeden devralmaya hazır olduğunu, PKK ve PKK&#8217;nın Suriye&#8217;deki uzantılarının Suriye&#8217;nin kuzeydoğusunu istikrarsızlaştırmaya dönük eylemlerine izin verilmeyeceğini vurguladı. İki lider, DEAŞ terör örgütünün Suriye&#8217;deki kalıntılarını temizlemek ve tekrar ortaya çıkmasını önleyecek tedbirleri ortaklaşa almak konusunda mutabık kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Trump, güvenli bölge hakkında Türkiye ve ABD&#8217;nin Genelkurmay Başkanları arasında başlayan istişarelerin hızlandırılarak devam etmesi ve ikili ticaret hacminin artırılması hususlarında görüş birliğine vardı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump telefonda görüştü. İki lider, görüşmede Suriye&#8217;deki son gelişmeleri ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump&#8217;a Münbiç&#8217;teki patlamanın &#8216;çekilme&#8217; kararını etkilemeye yönelik provokasyon olduğunu söyledi. Erdoğan görüşmede, Türkiye&#8217;nin Münbiç bölgesinde güvenliği vakit kaybetmeden devralmaya hazır olduğunu bildirdi.</strong></p>
<p class="non-card" data-card-id="37fa55dc-a3d5-4a36-0846-204dfbd971d7" data-card-type="Text">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştü.</p>
<p class="non-card" data-card-id="37fa55dc-a3d5-4a36-0846-204dfbd971d7" data-card-type="Text">Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Erdoğan ve Trump arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde, <strong>ikili ilişkilerin yanı sıra Suriye&#8217;de yaşanan</strong> son gelişmeler ele alındı.</p>
<p class="non-card" data-card-id="37fa55dc-a3d5-4a36-0846-204dfbd971d7" data-card-type="Text">Görüşmede, geçen hafta Münbiç&#8217;te yaşanan menfur terör saldırısında hayatını kaybeden Amerikalı personel için taziyelerini ileten Erdoğan, bu elim olayın, <strong>ABD&#8217;nin Suriye&#8217;den çekilme kararını etkilemeye yönelik bir provokasyon </strong>olduğunu ifade etti.</p>
<p class="non-card" data-card-id="37fa55dc-a3d5-4a36-0846-204dfbd971d7" data-card-type="Text">Erdoğan, Türkiye&#8217;nin Münbiç bölgesinde güvenliği vakit kaybetmeden devralmaya hazır olduğunu, <strong>PKK ve PKK&#8217;nın Suriye&#8217;deki uzantılarının</strong> Suriye&#8217;nin kuzeydoğusunu istikrarsızlaştırmaya dönük eylemlerine izin verilmeyeceğini vurguladı.</p>
<p class="non-card" data-card-id="37fa55dc-a3d5-4a36-0846-204dfbd971d7" data-card-type="Text">İki lider, DEAŞ terör örgütünün Suriye&#8217;deki kalıntılarını temizlemek ve tekrar ortaya çıkmasını önleyecek tedbirleri ortaklaşa almak konusunda mutabık kaldı.</p>
<ul data-card-id="13ef53e1-cf3e-4180-082a-ed8dc9582857" data-card-type="Ul">
<li>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Trump, güvenli bölge hakkında Türkiye ve ABD&#8217;nin Genelkurmay Başkanları arasında başlayan istişarelerin hızlandırılarak devam etmesi ve ikili ticaret hacminin artırılması hususlarında görüş birliğine vardı.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/erdogan-ile-trump-suriyeyi-gorustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erdoğan İle Trump Suriye Ve İkili İlişkileri Görüştü</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/erdogan-ile-trump-suriye-ve-ikili-iliskileri-gorustu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/erdogan-ile-trump-suriye-ve-ikili-iliskileri-gorustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2019 06:48:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7756</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü. Görüşmede, ikili ilişkilerin yanı sıra Suriye&#8217;de yaşanan son gelişmeler ele alındı. &#160; Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında bu akşam bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Trump&#8217;tan ABD-Türkiye ekonomik ilişkilerine vurgu İkili ilişkilerin yanı sıra Suriye&#8217;de yaşanan son gelişmelerin ele alındığı görüşmede, Erdoğan, mevkidaşının Suriye&#8217;den çekilme kararını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. Erdoğan, bu çerçevede Türkiye&#8217;nin, NATO&#8217;da müttefiki olan ABD&#8217;ye her türlü desteği vermeye hazır olduğunu hatırlattı. Bölgede otorite boşluğu meydana gelmemesi için Münbiç Yol Haritası&#8217;nın tamamlanması, ayrıca çekilme kararının hayata geçirilmesini engellemek isteyen unsurlara fırsat verilmemesi gerektiğini vurgulayan iki lider, kamuoyuna yönelik sağlıklı iletişimin önemine değindi. Erdoğan ve ABD Başkanı Trump, Suriye&#8217;nin toprak bütünlüğü temelinde, ülkenin kuzeyinde terörden arındırılmış güvenli bir bölge oluşturulması fikrini de ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye&#8217;nin Kürtler ile hiçbir sorunu olmadığının altını çizerek, Türkiye&#8217;nin amacının, ulusal güvenliğine tehdit oluşturan terör örgütleri DEAŞ, PKK ve PKK&#8217;nın Suriye uzantıları ile mücadele etmek olduğunu vurguladı. Görüşmede, ayrıca ikili ekonomik ilişkilerin ileri seviyelere yükseltilmesi hususunda mutabık kalındı. Beyaz Saray&#8217;dan açıklama Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki telefon görüşmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Sanders, Erdoğan ile Trump arasındaki görüşmede, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="lead">
<p class="selectionShareable"><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü. Görüşmede, ikili ilişkilerin yanı sıra Suriye&#8217;de yaşanan son gelişmeler ele alındı.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında bu akşam bir telefon görüşmesi gerçekleşti.</p>
<p>Trump&#8217;tan ABD-Türkiye ekonomik ilişkilerine vurgu<br />
İkili ilişkilerin yanı sıra Suriye&#8217;de yaşanan son gelişmelerin ele alındığı görüşmede, Erdoğan, mevkidaşının Suriye&#8217;den çekilme kararını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. Erdoğan, bu çerçevede Türkiye&#8217;nin, NATO&#8217;da müttefiki olan ABD&#8217;ye her türlü desteği vermeye hazır olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Bölgede otorite boşluğu meydana gelmemesi için Münbiç Yol Haritası&#8217;nın tamamlanması, ayrıca çekilme kararının hayata geçirilmesini engellemek isteyen unsurlara fırsat verilmemesi gerektiğini vurgulayan iki lider, kamuoyuna yönelik sağlıklı iletişimin önemine değindi. </p>
<p>Erdoğan ve ABD Başkanı Trump, Suriye&#8217;nin toprak bütünlüğü temelinde, ülkenin kuzeyinde terörden arındırılmış güvenli bir bölge oluşturulması fikrini de ele aldı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye&#8217;nin Kürtler ile hiçbir sorunu olmadığının altını çizerek, Türkiye&#8217;nin amacının, ulusal güvenliğine tehdit oluşturan terör örgütleri DEAŞ, PKK ve PKK&#8217;nın Suriye uzantıları ile mücadele etmek olduğunu vurguladı.</p>
<p>Görüşmede, ayrıca ikili ekonomik ilişkilerin ileri seviyelere yükseltilmesi hususunda mutabık kalındı.</p>
<p>Beyaz Saray&#8217;dan açıklama<br />
Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki telefon görüşmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.</p>
<p>Sanders, Erdoğan ile Trump arasındaki görüşmede, ABD&#8217;nin Suriye&#8217;den geri çekilmesi de dahil ikili ilişkilerin ele alındığını bildirdi.</p>
<p>Beyaz Saray&#8217;ın açıklamasında, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>&#8220;İki lider, Amerikan birlikleri geri çekilmeye başlarken Suriye&#8217;de (iki ülke arasında) devam eden iş birliği de dahil birçok ikili meseleyi ve gelecekteki iş birliğine dair konuları ele aldı. Başkan (Trump), Suriye&#8217;nin kuzeydoğusuna dair Türkiye&#8217;nin güvenlik endişelerinin ele alınmasında, (Türkiye ile) birlikte çalışma arzusunu dile getirdi; aynı zamanda Türkiye&#8217;nin (Suriye&#8217;deki) Kürtlere ve DEAŞ&#8217;ın yenilmesinde birlikte çalıştığımız diğer SDG güçlerine Türkiye&#8217;nin kötü davranmamasının, ABD için önemine işaret etti.&#8221;</p>
<p>Güler ile Dunford bir araya gelecek<br />
Açıklamanın sonunda ise ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford&#8217;ın salı günü Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ile bir araya gelerek Suriye&#8217;deki iş birliğini ele alacakları belirtildi.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/erdogan-ile-trump-suriye-ve-ikili-iliskileri-gorustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trump&#8217;ın Sözleri Hastalıklı Bir Açıklama</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/trumpin-sozleri-hastalikli-bir-aciklama/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/trumpin-sozleri-hastalikli-bir-aciklama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jan 2019 14:28:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[NumanKurtulmuş]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=7752</guid>

					<description><![CDATA[AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, ABD Başkanı Trump&#8217;ın Türkiye&#8217;ye yönelik skandal sözleri için &#8220;Trump’ın sözleri her bakımdan hastalıklı bir açıklamadır&#8221; dedi. AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, ABD Başkanı Trump&#8217;ın Türkiye&#8217;ye yönelik skandal sözlerini değerlendirdi. Başkan Trump&#8217;ın Türkiye hakkındaki tweetleri için &#8220;Her bakımdan hastalıklı bir açıklama&#8221; ifadesini kullanan Kurtulmuş, söz konusu sözlerin kabul edilemeyeceğini söyledi. Ülke TV&#8217;de bir yayına katılan Kurtulmuş ayrıca, CHP&#8217;nin son dönemdeki açıklamalarına değinerek, &#8220;CHP oynanan büyük oyunu görmüyorsa söylenecek söz yok. CHP, HDP ile iş birliğini nasıl içine sindirebilir?&#8221; şeklinde konuştu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, ABD Başkanı Trump&#8217;ın Türkiye&#8217;ye yönelik skandal sözleri için &#8220;Trump’ın sözleri her bakımdan hastalıklı bir açıklamadır&#8221; dedi.</strong></p>
<p>AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, ABD Başkanı Trump&#8217;ın Türkiye&#8217;ye yönelik skandal sözlerini değerlendirdi.</p>
<p>Başkan Trump&#8217;ın Türkiye hakkındaki tweetleri için &#8220;Her bakımdan hastalıklı bir açıklama&#8221; ifadesini kullanan Kurtulmuş, söz konusu sözlerin kabul edilemeyeceğini söyledi.</p>
<p>Ülke TV&#8217;de bir yayına katılan Kurtulmuş ayrıca, CHP&#8217;nin son dönemdeki açıklamalarına değinerek, &#8220;CHP oynanan büyük oyunu görmüyorsa söylenecek söz yok. CHP, HDP ile iş birliğini nasıl içine sindirebilir?&#8221; şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/trumpin-sozleri-hastalikli-bir-aciklama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
