<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dolar &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/dolar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2020 22:22:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>dolar &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doların ve ABD’nin Tahtı Sallanıyor</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/dolarin-ve-abdnin-tahti-sallaniyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/dolarin-ve-abdnin-tahti-sallaniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Jun 2019 12:34:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11575</guid>

					<description><![CDATA[Bilindiği gibi kapitalizmin ve Küresel Yeni Dünya Düzeni’nin asıl kurucuları şirketokratlar, iki dünya savaşı çıkararak dünyayı kana buladıktan sonra, 1944 yılında Bretton Woods Para anlaşması ile doları dünya parası olarak kabul ettirdiler. Bu anlaşma ile bir dolar karşılığında 0,888 gram altın olduğu var sayıldı. Katılımcı 48 ülke paralarını dolara göre ayarlama kararı aldılar. Böylece &#8220;küresel dövize bağlı&#8221; para sistemi ortaya çıkmıştı. Dolara karşı ilk güvensizlik, Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle’nin doların karşılığı olan altınları ABD’den sorgulaması ve Başkan Nixon’ın 1972 yılında doların altın karşılığını kaldırmasıyla başlamıştı. Dünyada güçlünün sözü geçtiği için dolar karşılıksız kağıt paraya dönüştürülmüştü. Son yıllarda ise ABD’NİN cumhuriyetçi başkanı Trump, gerileyen ABD ekonomisini tekrar canlandırmak için piyasa ekonomisi kurallarını hiçe sayarak, kendisiyle ticari ilişkileri olan ülkelere karşı keyfi yaptırımlar, ambargolar uygulaması ve özellikle doları bir silah gibi kullanmasıyla dolara ve ABD’ye olan güveni iyice sarstı. Bu uygulamalar dünya ülkelerinin dolara ve ABD’ye karşı bazı önlemler almaya itti. 28 Haziran günü gazete haberlerinde&#160;Rusya ile Çin arasında karşılıklı ödemelerde dolar yerine ulusal para biriminin kullanılmasını öngören bir anlaşma imzalandığı,&#160;İki ülke, ulusal para birimi kullanımını yaygınlaştırarak ABD&#8217;nin baskı aracı olarak kullandığı doların etkisini kırmayı hedeflediklerini, ayrıca Moskova yönetiminin, ABD&#8217;nin ticari ortaklarına baskı yapmak için dolar silahını kullandığını eleştirerek ülkelerin ticarette ulusal &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="cpHolder_divAuthNameCnt" class="authNameCnt">Bilindiği gibi kapitalizmin ve Küresel Yeni Dünya Düzeni’nin asıl kurucuları şirketokratlar, iki dünya savaşı çıkararak dünyayı kana buladıktan sonra, 1944 yılında Bretton Woods Para anlaşması ile doları dünya parası olarak kabul ettirdiler. Bu anlaşma ile bir dolar karşılığında 0,888 gram altın olduğu var sayıldı. Katılımcı 48 ülke paralarını dolara göre ayarlama kararı aldılar. Böylece &#8220;küresel dövize bağlı&#8221; para sistemi ortaya çıkmıştı. Dolara karşı ilk güvensizlik, Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle’nin doların karşılığı olan altınları ABD’den sorgulaması ve Başkan Nixon’ın 1972 yılında doların altın karşılığını kaldırmasıyla başlamıştı. Dünyada güçlünün sözü geçtiği için dolar karşılıksız kağıt paraya dönüştürülmüştü. Son yıllarda ise ABD’NİN cumhuriyetçi başkanı Trump, gerileyen ABD ekonomisini tekrar canlandırmak için piyasa ekonomisi kurallarını hiçe sayarak, kendisiyle ticari ilişkileri olan ülkelere karşı keyfi yaptırımlar, ambargolar uygulaması ve özellikle doları bir silah gibi kullanmasıyla dolara ve ABD’ye olan güveni iyice sarstı.</div>
<div id="cpHolder_divContTxt" class="contTxt">
<p>Bu uygulamalar dünya ülkelerinin dolara ve ABD’ye karşı bazı önlemler almaya itti. 28 Haziran günü gazete haberlerinde&nbsp;<strong>Rusya ile Çin arasında karşılıklı ödemelerde dolar yerine ulusal para biriminin kullanılmasını öngören bir anlaşma imzalandığı,</strong>&nbsp;İki ülke, ulusal para birimi kullanımını yaygınlaştırarak ABD&#8217;nin baskı aracı olarak kullandığı doların etkisini kırmayı hedeflediklerini, ayrıca Moskova yönetiminin, ABD&#8217;nin ticari ortaklarına baskı yapmak için dolar silahını kullandığını eleştirerek ülkelerin ticarette ulusal para birimine geçiş yapmaları çağrısında bulunduğunu yazıyordu.<sup>1</sup>&nbsp;Rusya, 2018&#8217;de ABD yaptırımları karşısında &nbsp;ABD devlet tahvillerindeki varlıklarının çoğunu altına çevirmişti. Yine başta&nbsp;<strong>Çin olmak üzere birçok ülke dolar rezervlerini altına çevirdiği de bir gerçek.</strong>&nbsp;Rusya Merkez Bankası,&nbsp;<strong>100 milyar dolarlık rezervini farklı para birimlerine çevirerek, 2018 yılında doların Rus dış rezervlerindeki payını % 43.7&#8217;den 21.9&#8217;a düşürmüştü. Rusya&#8217;nın altın rezervlerini 487.8 milyar dolara yükselterek son 5 yılın en yüksek seviyesine çıkardığı açıklandı.</strong>&nbsp;Yine Çin&#8217;in bu yıl petrol alımlarında&nbsp;dolar&nbsp;yerine yuanı kullanmayı planladığı bir gerçek ve altın alımları, Aralık 2018&#8217;den bu yana 73 tonu aştı. Bu hızla&nbsp;<strong>Çin&#8217;in altın alımlarının 2019&#8217;da 150 tona ulaşması bekleniyor.&nbsp;</strong>Dünya Altın Konseyi verilerine göre 2018&#8217;de merkez bankalarının altın alımları 651.5 ton ile son 50 yıldaki en yüksek düzeye ulaştı.</p>
<p>Durum Avrupa içinde farklı değil, Almanya’nın önemli bankalarından Commerzbank Baş ekonomisti Jörg Kraemer, yayımladığı raporunda doların dünya para birimi olarak geleceğini değerlendirmelerdi. Doların dünyadaki hakimiyetinin çökmeye başladığını söyleyen Kraemer, bunun&nbsp;<strong>ABD dolarını dış pazarlarda cazibesini, 2000 yılı başından beri sürdürülen ABD yaptırım politikalarıyla gerilediğini belirtmiştir.</strong>&nbsp;Kraemer, doların geleceği için şunları söylüyor: “Doların dünya rezerv para birimi olma statüsünün sonu mu? Bu, İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın sonundan beri birçok kez gündeme getirilen bir sorudur. 1960&#8217;ların başlarında, Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, ABD para biriminin özel durumunu bitirmek istedi. Ve 2009&#8217;da, Rusya ve Çin&#8217;in &nbsp;başkanları, benzer bir girişimde bulundular, başarılı olamadılar. Ancak doların kriter para statüsü çöküyor.”<sup>2</sup></p>
<p>Yine uluslar arası Kredi derecelendirme şirketi Fitch&#8217;in analistlerinden James MacCormack, ABD dolarının zaman içinde küresel rezerv para olma statüsünü kaybetme riski altında olduğuna dikkat çekti.&nbsp;<strong>MacCormack&#8217;a göre doların küresel rolünü olumsuz etkileyen en önemli politikalar ise finansal yaptırımlar ve ticaret savaşları. Her şey aynı kalsa bile korumacı gümrük politikaları ticaretin Amerika&#8217;dan uzaklaşmasına neden oluyor. Böylece ticaret yapacak başka ülkeler kendi para birimlerini dolar yerine kullanma fırsatı elde ediyor.</strong>&nbsp;Yine ABD&#8217;nin 6,300 kişi ve kurumun yanında 20&#8217;den fazla ülkeye çeşitli finansal yaptırımlar uygulaması da aslında aynı zamanda doların buralardaki kullanım alanlarını başka para birimlerine bırakması anlamına geliyor. Bu politikalar İran ve Rusya gibi bazı ülkeleri açıkça dolardan uzaklaştırırken;&nbsp;<strong>Çin ve Avrupa Birliği gibi daha büyük oyuncular ise kendi para birimlerini rezerv para yapma ve doğrudan daha fazla uluslararası işlemde kullandırma yönünde sürekli ciddi adımlar atıyorlar.</strong>&nbsp;Çin kendi para birimi yuan-renminbi&#8217;yi 2016&#8217;da IMF&#8217;in para birimi sepeti SDR&#8217;ye dahil etti. Pekin yönetimi 2018&#8217;de ise, Şanghay&#8217;da devreye soktuğu yuan cinsi petrol futures kontratları ile yuanı emtia ticaretinde bir uluslararası para haline getirmenin yolunu açtı. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Junker, geçen yıl yaptığı bir konuşmada,&nbsp;<strong>&#8220;Avrupa enerji ithalatının % 80&#8217;inin dolar ile yapılmasının çok saçma&#8221;&nbsp;</strong>olduğunu söylemişti.&nbsp;<strong>Ayrıca Avrupalı yetkililer ABD&#8217;nin İran’a karşı uyguladığı yaptırımları aşmanın yollarını da aradı.</strong>&nbsp;<strong>IMF verilerine göre ülkelerin</strong>&nbsp;döviz rezervleri içerisinde doların payı 2001&#8217;de % 73 düzeyindeyken, 2018 sonunda bu oran % 62&#8217;ye düştü.&nbsp;<strong>Dünya Altın Konseyi&#8217;nin yayınladığı veriler de, 2008 Krizi&#8217;nden bu yana sürekli altın alan merkez bankalarının 2018&#8217;de 1971&#8217;den beri en yüksek yıllık alımı gerçekleştirdiğini ortaya koydu. ABD, doların altın ile bağını 1971&#8217;de koparmıştı.</strong><sup>3&nbsp;</sup>Şimdilik uzun vadede gelecek altının gibi görülmektedir.</p>
<p>Ülkemizde de 2018’da, 169 ülke ile dış ticaretinde milli para kullanılmaya başlandı. Şu an dış ticaretin % 5’lik kısmı milli para ile yapılmaktadır. Geçen yıl Güney Afrika’da yapılan BRICS ülkeleri toplantısında, dış ticarette “milli para” ile ticaretten söz edilerek,&nbsp;<strong>Dünya Bankası ve IMF’den ayrı “New Development Bank” adını taşıyan bankanın, üye ülkeler için IMF ve Dünya Bankası görevini görmesi hedef alındı.&nbsp;</strong>BRICS ülkeleri dünya ekonomisinin yaklaşık beşte birini oluşturmaktadır. Üye ülkelerin nüfusu dünya nüfusunun yüzde 40&#8217;ını yani 2,9 milyar insandan oluşuyor.&nbsp;Bütün bu gelişmelerle, doların ve ABD’nin saltanatının sallamakta olduğu açıkça görülmektedir. Bu gelişmeler derin güçlerin kontrolünde kurularak ABD ile sürdürülen Küresel Para Düzeni’nin çatırdamaya başladığını göstermektedir. Dünyanın Avrupa merkezli ekonomik yapıdan, Asya merkezli yeni bir ekonomik yapıya doğru gittiğini görmekteyiz. ABD ve Avrupa ile süren S-400 ve Doğu Akdeniz gerilimleri ülkemizi de bu yeni oluşuma doğru ister istemez sürüklemektedir. Bu gelişmeler Başkan Erdoğan ve dolayısıyla Türkiye’yi, dolar ve ABD egemenliğine karşı koyan baş aktör durumuna getirmiştir. Ortadoğu’daki Arap yönetimlerinin, ABD ile yan yana hareket etmeleri Müslüman halkları arasında da önümüzdeki dönemlerde birçok sancıya yol açabilecek ve bu durumu iyi yönetebilirsek ülkemiz adına büyük bir sıçrama olabilecek gibi görünmektedir. ABD ve derin güçler dünya hakimiyetini kaptırmamak uğruna büyük kaoslar peşinde olduğu da bir gerçek. Dünyanın geleceği sıcak, sonumuz hayrola.</p>
<p>1-https://www.yeniakit.com.tr/haber/cin-ve-rusya-anlasti-dolarin-belini-kir-818508.html<br />
2-https://businessht.bloomberght.com/guncel/haber/1974498-dolarin-tahti-sallaniyor-mu</p>
<p>3-https://www.sabah.com.tr/apara/haberler/2019/06/10/fitch-dolar-kuresel-rezerv-para-konumunu-kaybedebilir</p>
<p>İlhan Akkurt/anahaberyorum.com</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/dolarin-ve-abdnin-tahti-sallaniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kasasından Tek Kuruş Döviz Çıkarmadan</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kasasindan-tek-kurus-doviz-cikarmadan/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kasasindan-tek-kurus-doviz-cikarmadan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2019 11:46:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[Hasret Doğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10319</guid>

					<description><![CDATA[27 Şubat 1946’da yapılan yardım anlaşmasıyla Türkiye sınırları dışında bulunan ve Amerika’nın işine yaramayan savaş artığı malzemeyi satın almak şartıyla Amerikan Hükümeti, on yıl vadeli 10 milyon dolar krediyi Türkiye Hükümeti’ne açmaktadır. Gerçekte Amerikan Hükümeti, Türkiye’ye para yerine on milyon dolarlık kullanılmış, savaş artığı tasfiye halinde malzeme verecektir. Ayrıca bu borçlanma için %2,3/8 faiz ödenecektir. Ve bu faiz dahil olmak üzere yıllık taksitlerin resmi kur üzerinden Türk Lirası olarak ödenmesini de ABD isteyebilecektir. Merkez Bankası’na yatırılacak olan bu Türk Liralar, Birleşik Devletlerin arzusuna göre harsi, terbiyevi ve insani gayelere Amerika’nın Türkiye’deki masraflarıyla Türkiye’deki Amerikan memurlarının ücretlerinin ödenmesinde kullanılacaktır. Görülüyor ki Amerika, kendi ülkesinden bir kuruşluk döviz dahi çıkarmadan Türkiye’deki masraflarını Türk parasıyla ödeyebilecektir. Ayrıca satın alınan silahların mülkiyeti de ABD’ye ait olacak ve istediği koşullar içerisinde kullanılabilecektir. 1946’da Cumhurbaşkanlığı, 1964’te Başbakanlık koltuğunda İsmet İnönü oturmaktaydı. Kıbrıs harekâtı öncesinde Ankara’ya, ABD Başkanı Johnson’un mektubu ulaşır. Johnson, bu ünlü mektubunda Türkiye’yi tehdit etmekle kalmayıp 1946’da yapılan anlaşmayı hatırlatarak kullanılacak olan silahların mülkiyetinin ABD’ye ait olduğunu bildiriyordu. Bu nedenle Kıbrıs harekâtı gerçekleşmez ama Türkiye, bu mektuptan sonra kendi silahını, araç ve gereçlerini üretmeye başlar, günümüz de ise artık ihraç eden ülke konumuna yükselir. Hasret Doğu]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>27 Şubat 1946’da yapılan yardım anlaşmasıyla Türkiye sınırları dışında bulunan ve Amerika’nın işine</div>
<div>yaramayan savaş artığı malzemeyi satın almak şartıyla Amerikan Hükümeti, on yıl vadeli 10 milyon</div>
<div>dolar krediyi Türkiye Hükümeti’ne açmaktadır. Gerçekte Amerikan Hükümeti, Türkiye’ye para yerine</div>
<div>on milyon dolarlık kullanılmış, savaş artığı tasfiye halinde malzeme verecektir. Ayrıca bu borçlanma</div>
<div>için %2,3/8 faiz ödenecektir. Ve bu faiz dahil olmak üzere yıllık taksitlerin resmi kur üzerinden Türk</div>
<div>Lirası olarak ödenmesini de ABD isteyebilecektir.</div>
<div>Merkez Bankası’na yatırılacak olan bu Türk Liralar, Birleşik Devletlerin arzusuna göre harsi, terbiyevi</div>
<div>ve insani gayelere Amerika’nın Türkiye’deki masraflarıyla Türkiye’deki Amerikan memurlarının</div>
<div>ücretlerinin ödenmesinde kullanılacaktır. Görülüyor ki Amerika, kendi ülkesinden bir kuruşluk döviz</div>
<div>dahi çıkarmadan Türkiye’deki masraflarını Türk parasıyla ödeyebilecektir. Ayrıca satın alınan</div>
<div>silahların mülkiyeti de ABD’ye ait olacak ve istediği koşullar içerisinde kullanılabilecektir.</div>
<div>1946’da Cumhurbaşkanlığı, 1964’te Başbakanlık koltuğunda İsmet İnönü oturmaktaydı. Kıbrıs</div>
<div>harekâtı öncesinde Ankara’ya, ABD Başkanı Johnson’un mektubu ulaşır. Johnson, bu ünlü</div>
<div>mektubunda Türkiye’yi tehdit etmekle kalmayıp 1946’da yapılan anlaşmayı hatırlatarak kullanılacak</div>
<div>olan silahların mülkiyetinin ABD’ye ait olduğunu bildiriyordu. Bu nedenle Kıbrıs harekâtı</div>
<div>gerçekleşmez ama Türkiye, bu mektuptan sonra kendi silahını, araç ve gereçlerini üretmeye başlar,</div>
<div>günümüz de ise artık ihraç eden ülke konumuna yükselir.</div>
<div></div>
<div>Hasret Doğu</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kasasindan-tek-kurus-doviz-cikarmadan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seçim İptali, Dövizin Ateşi ve S-400 Hava Savunma Sistemi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/secim-iptali-dovizin-atesi-ve-s-400-hava-savunma-sistemi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/secim-iptali-dovizin-atesi-ve-s-400-hava-savunma-sistemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 May 2019 08:45:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[Ömür Çelikdönmez]]></category>
		<category><![CDATA[S-400]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10259</guid>

					<description><![CDATA[Gerçekleşen olaylar bazen göründüğü gibi değildir ve arka planında bizlerin bilmediği etkenler rol oynar. O nedenle, seçimin iptalini ve diğer gelişmeleri bu gözle değerlendirelim. Çinli Filozof Lao Tzu şöyle bir hikâye anlatır : Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış.  Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. İnsan dostunu satar mı?” demiş. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.  Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Kral’a satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler. İhtiyar: “Karar vermek için acele etmeyin” demiş. “Sadece at kayıp” deyin, “Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.” Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmiş ve at, bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.  Bunu gören köylüler toplanıp ithiyara gidip özür dilemişler. “Babalık” demişler, “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gerçekleşen olaylar bazen göründüğü gibi değildir ve arka planında bizlerin bilmediği etkenler rol oynar. O nedenle,<strong> seçimin iptalini ve diğer gelişmeleri </strong>bu gözle değerlendirelim.</p>
<p><strong>Çinli Filozof Lao Tzu</strong> şöyle bir hikâye anlatır</p>
<p>:</p>
<p><em>Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama </em><strong><em>Kral</em></strong><em> bile onu kıskanırmış. </em></p>
<p><em>Öyle dillere destan bir </em><strong><em>beyaz atı </em></strong><em>varmış ki, </em><strong><em>Kral</em></strong><em> bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “</em><strong><em>Bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. İnsan dostunu satar mı?</em></strong><em>” demiş.</em></p>
<p><em>Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. </em></p>
<p><em>Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “</em><strong><em>Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Kral’a satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın</em></strong><em>” demişler.</em></p>
<p><strong><em>İhtiyar</em></strong><em>: “</em><strong><em>Karar vermek için acele etmeyin</em></strong><em>” demiş. “</em><strong><em>Sadece at kayıp</em></strong><em>” deyin, “</em><strong><em>Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.</em></strong><em>”</em></p>
<p><em>Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmiş ve at, bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. </em></p>
<p><em>Bunu gören köylüler toplanıp ithiyara gidip özür dilemişler. “</em><strong><em>Babalık</em></strong><em>” demişler, “</em><strong><em>Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.</em></strong><em>”</em></p>
<p><em>“</em><strong><em>Karar vermek için gene acele ediyorsunuz</em></strong><em>” demiş ihtiyar. </em></p>
<p><em>“</em><strong><em>Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz.</em></strong><em>”</em></p>
<p><em>Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ancak içlerinden “</em><strong><em>Bu ihtiyar sahiden saf”</em></strong><em> diye geçirmişler. </em></p>
<p><em>Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan </em><strong><em>ihtiyarın tek oğlu </em></strong><em>attan düşmüş ve ayağını kırmış. </em></p>
<p><em>Evin geçimini sağlayan oğul, şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.</em></p>
<p><em>Köylüler gene gelmişler ihtiyara. “</em><strong><em>Bir kez daha haklı çıktın</em></strong><em>” demişler. “</em><strong><em>Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın</em></strong><em>” demişler. </em></p>
<p><em>İhtiyar “</em><strong><em>Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz</em></strong><em>” diye cevap vermiş.</em></p>
<p><em>“</em><strong><em>O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını asla bilemezsiniz</em></strong><em>”</em></p>
<p><em>Birkaç hafta sonra düşmanlar hanedanlığa çok büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere gönderme emrini vermiş. </em></p>
<p><em>Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. </em></p>
<p><em>Köyü matem sarmış. </em></p>
<p><em>Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.</em></p>
<p><em>Köylüler, gene ihtiyara gelmişler. “</em><strong><em>Gene haklı olduğun kanıtlandı</em></strong><em>” demişler. “</em><strong><em>Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer…</em></strong><em>”</em></p>
<p><strong>“Siz erken karar vermeye devam edin</strong>” demiş, ihtiyar. “<strong><em>Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.</em></strong>”</p>
<p><strong>Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatle tamamlar:</strong></p>
<p><em>“Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. </em></p>
<p><em>Karar; aklın durması halidir. </em></p>
<p><em>Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.</em></p>
<p><em>Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. </em></p>
<p><em>Oysa gezi asla sona ermez. </em></p>
<p><em>Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. </em></p>
<p><em>Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”</em></p>
<p>*</p>
<p>İtiraf edeyim; <strong>YSK kararı</strong> benim için sürpriz oldu. Çünkü ülkenin kuşatılmışlığı ve her geçen gün etkisini artıran <strong>ekonomik kriz</strong> nedeniyle böylesine bir kararın<strong> ateşe odun</strong>atmaktan farksız olduğu kanaati yaygındı.</p>
<p>Yaşadığınız muhiti dolaştığınızda kiralık işyerlerinin sayısındaki artışı gözlemleyebilirsiniz. <strong>Küçük esnaf</strong> iş yapamamaktan şikâyetçi. <strong>İşsizler</strong> ordusuna her geçen gün binlercesi katılıyor.</p>
<p>Ama yetkili birilerinin ekranlara çıkıp “<strong>Burası çok önemli!.. Bakın burası çok önemli…</strong>” tarzında halkı keriz yerine koyan açıklamaları da ekonomik krizi tetikliyor. Maalesef keriz sayısı çoğaldıkça kriz derecesi artıyor.</p>
<p><strong><em>Dövizin ateşi neden yükseldi?</em></strong></p>
<p>Ekonomi uzmanlarına göre <strong>Dolar</strong> kurunun yükselmesinde iki etken rol oynadı.</p>
<p>Birincisi <strong>Trump</strong>&#8216;ın ticaret savaşlarında ateşkesi rafa kaldırmasıyla <strong>9 ay sonra 6 lira</strong>üzerine çıkması, ikincisi, <strong>YSK&#8217;nın</strong> <strong>İstanbul</strong> <strong>Büyükşehir</strong> Belediyesi Başkanlık seçimlerini <strong>iptal</strong> kararı.</p>
<p>YSK&#8217;nın İstanbul seçimlerini yeniletme kararıyla akşam sığ piyasada dolar kuru 6.15 TL, euro da 6.85 TL&#8217;yi gördü. Döviz kurunun önü açık.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/omur_kap._altYn_dolar_s400.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Cari açık, gider gelir dengesizliği, tasarruf tedbirlerine uyulmaması vs etkenleri çoğaltabiliriz.</p>
<p>Seçim ortamının devamı ve yaklaşık bir buçuk ay sürecek politik belirsizlik piyasalar için bir yeni bir <strong>stres</strong> testi olacak.</p>
<p>Bu sabah itibari ile dolara karşı<strong> 6.12 </strong>civarında işlem gören TL’de ilk tepki <strong>yüzde 1.4</strong>değer kaybına işaret ediyor.</p>
<p>İktidarın piyasaları fonlayabilecek araçlardan yoksun olması nedeniyle önümüzdeki günlerde Türk Lirası değer kaybını sürdürebilir.</p>
<p><em><strong>Merkez Bankası, borçla temin ettiği dövizleri nereye harcadı?</strong></em></p>
<p><strong>26 Nisan 2019</strong>’da “<strong>Merkez Bankası borçla temin ettiği dövizleri nereye harcadı?</strong>” sorusuna birlikte cevap aramıştık.</p>
<p>Süreci hatırlamakta fayda var.<strong> Merkez Bankası, </strong>son iki yıldır mevcut döviz rezervlerinin bir bölümünü <strong>altına</strong> çevirirken, en başta <strong>ABD Merkez Bankası</strong> “FED”de duran <strong>28.7 ton altın rezervlerini</strong> başka merkezlere taşıyarak sıfırlamıştı.</p>
<p>Sonuç hemen alındı.</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/altYn_reserv_1.png" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p>Hem altın rezervi yükseldi hem de yurtiçine kaydırma amaçlı transferler nedeniyle<strong>yurtiçindeki altın varlıkları 100 ton</strong>dan fazla artı.</p>
<p><strong>Merkez Bankası</strong>, döviz rezervlerini tuttuğu yatırım alanlarının en başında gelen <strong>ABD devlet tahvili </strong>varlıklarını ivedilikle elden çıkardı.</p>
<p><strong>2018</strong> sonu verilerine göre; <strong>Merkez Bankası</strong>’nın toplam altın rezervleri zorunlu karşılıklar için tutulan altınlardaki azalış nedeniyle 76.3 ton düşerken, kendi malı olan altın rezervleri 53.8 ton arttı.</p>
<p><strong>Türkiye, döviz borçlandı; döviz aldı, dövizleri altına çevirdi.</strong> Türkiye’nin altın stokları arttı. İyi de madem <strong>Türkiye altın zengini,</strong> yer gök altın stokladı o halde ekonomi neden kötü?</p>
<p><strong><em>S-400 hava savunma sistemi neden hayati derecede önemli?</em></strong></p>
<p><strong>NATO</strong> ve <strong>AB</strong> nedense <strong>Türkiye’nin, S-400</strong> hava savunma sistemi almasını istemiyor.<strong>Türkiye</strong>’nin bu bloklarla ilişkisi, şu fıkraya ne kadar da çok benziyor:</p>
<p><em>Baba ile oğlu uyuyorlarmış. Yan odadan gelen tıkırtılar üzerine, baba, oğluna, ‘git bak bakalım’ demiş&#8230;</em></p>
<p><em>Oğlu gitmiş. Ses-seda çıkmayınca baba seslenmiş;</em></p>
<p><em>-Oğlum ne oldu?</em></p>
<p><em>-Baba bir hırsız tuttum.</em></p>
<p><em>-Tut kolundan getir.</em></p>
<p><em>-Gelmiyor.</em></p>
<p><em>-Bırak gitsin.</em></p>
<p><em>-Gitmiyor.</em></p>
<p><em>-Sen gel oğlum.</em></p>
<p><em>-Gelemiyorum.</em></p>
<p><em>-Niye gelemiyorsun?</em></p>
<p><em>-Ben onu bırakıyorum o beni bırakmıyor.   </em></p>
<p>*</p>
<p><strong>Çankaya Köşkü&#8217;nde</strong> düzenlenen <strong>NATO</strong> Konseyi ve NATO Akdeniz Diyaloğu Ortakları Toplantısında <strong>NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg</strong>, <strong>Türkiye</strong>’nin, <strong>Rus S-400 S</strong>avunma Sistemi satın alması planının doğuracağı sonuçların “<strong>endişe verici”</strong>olduğunu belirtmesi baba ile oğulun arasındaki “<strong>hırsız”</strong> diyaloğunu andırmıyor mu?</p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/s_4000_erdalll_1.png" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>ABD/AB/NATO</strong>’nun <strong>Türkiye</strong>’nin <strong>S-400</strong> edinmesine karşı çıkmasının en önemli askeri gerekçesi, <strong>2 S-400 Hava Savunma Sistemi</strong>nin <strong>İzmir</strong> ve <strong>Hatay</strong> merkezli konuşlandırılması durumunda<strong> Türkiye’nin kontrol edeceği hava sahası 600 km</strong>’yi kapsıyor.</p>
<p><strong>Akdeniz enerji denkleminden Türkiye’yi devre dışı bırakmayı amaçlayan her türlü projeyi bozan bu fiili durum</strong>; hiç şüphesiz <strong>Türkiye’nin</strong> en acil savunma ihtiyaçlarından.</p>
<p><strong><em>S-400 hava savunma sistemlerini kullanacak Türk ve Çin askerlerinin eğitimi Rusya’da başlıyor!</em></strong></p>
<p>Ne yapsalar boş!..</p>
<p><strong>Türkiye,</strong> kararını çoktan verdi.<strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye, Rusya</strong>&#8216;nın devlet askeri ihracat şirketi <strong>Rosoboronexport</strong>’tan tedarik ettiği<strong>S-400 hava savunma sistemlerini teslim almak için</strong> gün sayıyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye Savunma Sanayii Müsteşarlığı’</strong>nın <strong>Rusya</strong>’dan satın alınan; <strong>S-400</strong> hava savunma sistemlerinin <strong>Temmuz 2019</strong>’da teslimatının yapılacağını söylemesinin ardından <strong>Rosoboronexport</strong>&#8216;un başkanı <strong>Aleksandr Miheyev</strong>, <strong>Türkiye&#8217;ye S-400</strong>füzeleri teslimatının tarihini öne çekmek için gereken her şeyi yaptıklarını söyledi.</p>
<p>Bu takvime göre, <strong>Rusya</strong>&#8216;nın devlet askeri ihracat şirketi <strong>Rosoboronexport</strong>&#8216;un  imal ettiği<strong> S-400</strong> hava savunma sistemlerini kullanacak yaklaşık, <strong>100 Türk askerin eğitimi</strong> bu ay sonunda <strong>Rusya</strong>’daki bir askeri üstte başlayacak.</p>
<p><strong>Mayıs</strong> ayı sonunda, yaklaşık <strong>100 Türk askeri, anlaşmaya göre Temmuz 2019’da teslim edilecek olan S-400</strong> hava savunma sistemlerini kullanmak üzere <strong>Rusya</strong>’da bir askeri üstte eğitime başlıyor.</p>
<p>Eğitim yaklaşık 5 ay sürecek. Türk askerlerin, <strong>Mart</strong> <strong>ortasında,</strong> aynı askeri üstte eğitimine başlamış olan <strong>Çinli askerlerle birlikte</strong> eğitileceği de gelen bilgiler arasında.</p>
<p><strong><em>Merkez Bankası borçla temin ettiği dövizleri nereye harcadı?</em></strong></p>
<p><strong>Önce bir anekdot; Rusya</strong>&#8216;nın savaş ve uzay teknolojisi üretmesine yapılan eleştiriye <strong>Putin</strong>&#8216;in tarihi olduğu kadar <strong>filezofik</strong> cevabı:</p>
<p><strong><em>&#8220;Bugün silah yerine, iPhone&#8217;a para yatıranlar, yarın düşman ülkesini işgal ederken düşmanın fotoğrafını çeker</em></strong><strong><em>.&#8221;</em></strong></p>
<p><strong>Türkiye,</strong> maalesef çok yakın zamana kadar ülkeyi işgal etmesi muhtemel düşmanların fotoğraflarını çekebileceği kalemlere para harcadı. İthalat çılgınlığı halen devam ediyor.</p>
<p>Sattığı aldığını karşılamıyor. “<strong>-Burası çok önemli</strong>” diyenler de bu süreci maalesef durdurmaktan aciz.</p>
<p>Ama nasıl olduysa <strong>S-400 hava savunma sistemi </strong>ve <strong>Akkuyu Nükleer Güç Santrali</strong>konusunda çok akıllıca karar verildi.</p>
<p>Sözü uzatmayalım, <strong>Ankara ve Moskova</strong> arasındaki anlaşma ile yapımına başlanılan<strong>Akkuyu Nükleer Güç Santrali</strong>’nin masrafı nereden karşılanıyor?</p>
<p><strong>Türkiye</strong>’nin <strong>Rusya’dan satın aldığı S-400</strong> hava savunma sisteminin karşılığını<strong>limonla, domates, biber, patlıcanla</strong> mı ödeyeceğini sanıyorsunuz?</p>
<p>Yani bu değirmenin suyu nereden geliyor hiç düşündünüz mü?</p>
<p><strong><em>Türkiye Rusya’ya ödemeleri altın külçelerle yapıyor!..</em></strong></p>
<p><strong>Türkiye</strong>, <strong>döviz</strong> <strong>borçlandı</strong>; <strong>döviz aldı, dövizleri altına çevirdi.</strong></p>
<p><img decoding="async" class="detayFoto" src="https://www.dikgazete.com/images/upload/dolarr_1.jpg" data-imageplus-ch="1" /></p>
<p><strong>Türkiye</strong>’nin altın stokları arttı.</p>
<p>İşte <strong>Türkiye</strong>, o altınları <strong>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası</strong>’nın depolarında tutmak yerine, <strong>Rusya</strong>’ya olan borçlarını ödüyor.</p>
<p>.</p>
<p><strong>Ömür Çelikdönmez</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/secim-iptali-dovizin-atesi-ve-s-400-hava-savunma-sistemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dolar ve Uluslararası Para Sistemi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/dolar-ve-uluslararasi-para-sistemi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/dolar-ve-uluslararasi-para-sistemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Abdulmuttalip Pilatin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Sep 2018 22:20:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası para sistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=2799</guid>

					<description><![CDATA[Bretton Woods sisteminden sonra ülkelerin ihtiyaçlarına duyarlı yeni bir uluslararası para sistemi özellikle gelişmekte olan ülkeler tarafından istenmesine rağmen henüz ortaya çıkmamış veya kapitalizme dayalı sömürü sisteminin devam etmesi açısından ortaya çıkması bilinçli olarak engellenmiştir. Dünya’da rezerv para olarak kabul edilen ve hâlâ daha etkisini sürdüren ve kullanılmakta olan para birimi Amerikan Doları. Amerikan Doları’nın rezerv para olarak kabul edilmesinde önemli neden olarak Bretton Woods sistemi ve sonrasında yeni bir para biriminin geliştiril(e)memiş olması yatmakta. İngiltere’nin, ABD’ye olan yüklü miktardaki borcu nedeniyle 1944 yılında ABD’nin Bretton Woods kasabasında bir toplantı yapılması planlandı. Bu toplantının arkasında aslında Amerika ve İngiltere var. Taraflar adına anlaşmayı hazırlayan Birleşik Devletler’den Keynes, ABD tarafını temsilen White’tır. Aslında Keynes, altına endeksli bağımsız bir para birimi oluşturmak ister fakat İngiltere’nin, ABD’ye olan borçları ve kredi ihtiyacı, Keynes’in elini zayıflatmıştır. White ise dünya ekonomi ve ticaretinde Amerikan Doları’nın baş aktör olduğu bir para sisteminin kurulmasını arzulamış ve bunda başarılı olmuştur. Toplantıya aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 44 ülkenin maliye bakanları ile merkez bankası başkanları katılmıştır. Aslında toplantıda yeni kapitalist sistemin para birimi oluşturulmuştur. ABD ve İngiltere dışında toplantıya katılan ülkelere fazla söz hakkı tanınmamasına rağmen ilgili devletlerce anlaşma imzalanmıştır. Bretton Woods Sistemi Bretton Woods sistemine göre, ABD dışındaki &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bretton Woods sisteminden sonra ülkelerin ihtiyaçlarına duyarlı yeni bir uluslararası para sistemi özellikle gelişmekte olan ülkeler tarafından istenmesine rağmen henüz ortaya çıkmamış veya kapitalizme dayalı sömürü sisteminin devam etmesi açısından ortaya çıkması bilinçli olarak engellenmiştir.</strong></p>
<p>Dünya’da rezerv para olarak kabul edilen ve hâlâ daha etkisini sürdüren ve kullanılmakta olan para birimi Amerikan Doları. Amerikan Doları’nın rezerv para olarak kabul edilmesinde önemli neden olarak Bretton Woods sistemi ve sonrasında yeni bir para biriminin geliştiril(e)memiş olması yatmakta. İngiltere’nin, ABD’ye olan yüklü miktardaki borcu nedeniyle 1944 yılında ABD’nin Bretton Woods kasabasında bir toplantı yapılması planlandı. Bu toplantının arkasında aslında Amerika ve İngiltere var. Taraflar adına anlaşmayı hazırlayan Birleşik Devletler’den Keynes, ABD tarafını temsilen White’tır. Aslında Keynes, altına endeksli bağımsız bir para birimi oluşturmak ister fakat İngiltere’nin, ABD’ye olan borçları ve kredi ihtiyacı, Keynes’in elini zayıflatmıştır. White ise dünya ekonomi ve ticaretinde Amerikan Doları’nın baş aktör olduğu bir para sisteminin kurulmasını arzulamış ve bunda başarılı olmuştur. Toplantıya aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 44 ülkenin maliye bakanları ile merkez bankası başkanları katılmıştır. Aslında toplantıda yeni kapitalist sistemin para birimi oluşturulmuştur. ABD ve İngiltere dışında toplantıya katılan ülkelere fazla söz hakkı tanınmamasına rağmen ilgili devletlerce anlaşma imzalanmıştır.</p>
<p><strong>Bretton Woods Sistemi</strong></p>
<p>Bretton Woods sistemine göre, ABD dışındaki tüm üye ülkeler ulusal paralarının değerini Amerikan Doları’na endeksleyeceklerdi. ABD ise kendi parasını 1 ons altın=35 Amerikan Doları altına endekslemişti. Eğer ülkeler ellerinde olan doları, ABD’ye vermek isterse ABD bu parite üzerinden ülkelerin ellerindeki doları belirlenen kur üzerinden altına çevirmeyi garanti ediyordu. Böylece ulusal paraların dolar karşısında dalgalanmasına izin verilmemiş olacaktı. Devletler ise yapacakları müdahaleler ile ulusal paraların aşağı veya yukarı yönlü %1’den fazla dalgalanmasını önlemeye çalışacaktı. Eğer ülkeler dış ticaret açığı veriyorsa öncelikle para politikası ve maliye politikası ile bunun üstesinden gelmeye çalışacak, devalüasyon veya revalüasyon gibi önlemlere çok istisnai durumlarda ve IMF’nin izni olursa başvurabileceklerdi. IMF ve Dünya Bankası da Bretton Woods toplantılarının uluslararası sisteme bir armağanı olarak ortaya çıkmış ve hâlâ varlığını koruyan kuruluşlarıdır.</p>
<p><strong>Bretton Woods Sistemi’nin Çöküşü</strong></p>
<p>Bretton Woods sistemi 1960’ların sonuna kadar iyi işledi. Fakat dış ödemeler konusunda dengesizliklere neden oluyordu. Ayrıca bu yapının dolar ve altın üzerinden yapılacak spekülasyonlara çok açık olduğu ve bu nedenle sık sık sorun çıkartmaya başladığı anlaşıldı. Çünkü spekülatörler altına almaya yöneldi. Elinde dolar olanlar Amerikan Merkez Bankası’na gidip altın talep etmeye başlayınca ABD Merkez Bankası bu yükü daha fazla kaldıramayıp ABD 1971’de, yeni kararlar ile birtakım radikal önlemler aldı. Diğer şartlar aynı kalmakla birlikte ülkelerin %1 olan dalgalanma marjı %2,5’a çıkarıldı, 1 ons altın=35 dolardan 38 dolara yükseltildi. Bu anlaşmanın ardından dönemin ABD Başkanı Nixon “doların bundan sonra bir daha devalüe edilmeyeceğini taahhüt ediyorum” diye beyanat vermesine rağmen Nixon’un taahhüdü sadece 1,5 sene geçerli olabildi. ABD tekrar devalüasyon yaparak 1 ons altını 42,2 dolara endeksledi. Altına olan talebin devam etmesi, 1973’te petrol krizinin etkisi ve 1973 yılında Federal Alman Hükümeti’nin doları desteklemekten vazgeçtiğini ilan etmesi sonucu diğer ülkeler de teker teker benzer kararlar aldı ve Bretton Woods Anlaşması çökmüş oldu.  Böylece dolara dayalı sabit kur sistemi sona erdi. Sistem iflas etmiş olmasına rağmen sistemin Amerikan Doları’na verdiği bazı avantajlar ve sistemin kurulmasını sağladığı IMF ve Dünya Bankası gibi kapitalizmin öz evlatları bazı değişikliklerle halen varlıklarını devam ettirmektedir.</p>
<p><strong>Bretton Woods Sonrası Durum</strong></p>
<p>Üye ülkelerin Bretton Woods sisteminden ayrılmalarının temel nedenlerinden biri, hükümetlerin para politikası uygulamalarında daha geniş özgürlüklere sahip olma arzularından kaynaklandı. Ayrıca dalgalı kur sisteminin ülkelerin uluslararası ticareti açısından daha avantajlı bir konuma getireceğine inanılması da bu durumu destekleyen bir unsur oldu. Bretton Woods sisteminden sonra ülkelerin ihtiyaçlarına duyarlı yeni bir uluslararası para sistemi özellikle gelişmekte olan ülkeler tarafından istenmesine rağmen henüz ortaya çıkmamış veya kapitalizme dayalı sömürü sisteminin devam etmesi açısından ortaya çıkması bilinçli olarak engellenmiştir. Bretton Woods sisteminin çöküşünün ardından devletler ve piyasalar arasındaki ilişkilerde köklü değişiklikler olmuş. Finansal liberalizasyon hareketleri, küreselleşme ve teknolojik gelişmeler, uluslararası ticaret ve finans piyasalarının gücünü önemli ölçüde arttırmıştır. Ülkelerin para birimlerinin serbest piyasa ortamında dalgalanmaya başlaması ile yatırımcıların riskleri artmış ve piyasalar Bretton Woods dönemine göre oldukça dalgalı bir şekilde işler hale gelmiştir. 1990’lı yılların ardından finansal serbestleşme, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde artık uygulanan politikaların önemli bir parçası olmuştur. Günümüzde artık sermaye akımları özelden özele olurken; burada faydalanıcı alıcı ülkenin özel sektörü olmaktadır. Tabii burada sermaye akımlarının kompozisyonu da değişime uğramıştır. 1980’li yıllarda, daha çok sendikasyon kredileri veya bankalardan devletlere direk borç verme şeklinde gerçekleşen sermaye hareketleri 1990’lı yıllara gelindiğinde artık çoğunlukla doğrudan yabancı yatırımı, tahvil, bono ve hisse senetlerine yapılan portföy yatırımı ile bankalar arası kredilendirme ve ticari finansman şekillerinde ortaya çıktığı görülmektedir. Günümüz dünyasında bu doğrudan yatırımlar ve portföy yatırımlarının başını çektiği sermaye hareketleri olurken burada paranın cinsi büyük oranda, Amerikan Doları’ndan oluşmaktadır. Amerikan Doları, Bretton Woods sisteminin bitmesinin ardından dünyadaki rezerv para olma ayrıcalığını devam ettirmiştir. Bu devamlılıkta Bretton Woods sisteminin ABD’ye verdiği ayrıcalıkların yanı sıra ABD’nin dünyada küreselleşmenin getirdiği avantajları en iyi şekilde kullanan ülke olması, teknoloji, inovasyon ve silah gücünü elinde bulundurması, küresel markalarının olması, finans sektörünün en büyük ve derinliğinin en yüksek olduğu ülke olmasının yanında dünya ticaretinde önemli bir paya sahip olmasının da önemli payı var.</p>
<p><strong>Ülkelerin Merkez Bankalarındaki Rezervleri</strong></p>
<p>Dünya ülkelerinin merkez bankaların rezervlerinin büyük kısmı Amerikan Doları’ndan oluşurken ABD, dünyada en fazla altın rezervine sahip ülke olma özelliğini korumaya devam ediyor. Grafik 1’de de görüleceği üzere ABD, 8 bin 133 ton altın ile dünyadaki altın rezervi en fazla olan ülke durumunda. Dünyada ne türlü sıkıntı ve felaket olursa olsun en son değer kaybedecek olan varlık altındır. Çünkü ticaretin başlamasından bu yana altın en güvenilir değer saklama ve değişim aracı olarak varlığını devam ettirmekte.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2797 size-full" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/dergi-resimleri/sayi-13/tablo-altin-rezerv.jpg" alt="" width="720" height="405" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/dergi-resimleri/sayi-13/tablo-altin-rezerv.jpg 720w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/dergi-resimleri/sayi-13/tablo-altin-rezerv-300x169.jpg 300w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/dergi-resimleri/sayi-13/tablo-altin-rezerv-330x186.jpg 330w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/dergi-resimleri/sayi-13/tablo-altin-rezerv-318x180.jpg 318w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></p>
<p>Grafik 1’e bakıldığında Türkiye’nin dünyada en fazla altın rezervi olan 12. ülke olduğu görülüyor. Özellikle son yıllarda Türkiye’nin altın rezervlerinin önemli oranda artması, ülkemizin dolar bağımlılığından çıkması ve daha sağlam bir saklama aracı olması bakımından sevindirici ve devam etmesi beklenen bir durum. Bretton Woods sisteminin çöküşünün ardından uluslararası para sistemi sabit kur yerine esnek kur sistemini kullanmaya başladı. Bu değişim, bütün ülkeler için iyi sonuçlar ortaya çıkarmadı. Çünkü yeni esnek sistem, özellikle gelişmekte olan ülkelerin döviz kuru riskinin artmasına neden oldu. Gelişmekte olan ülkelerden biri olan Türkiye de bu krizlerden nasibini aldı ve 1994, 2001 ve 2014 (kriz denebilir) krizlerini yaşadı. Şu an içinde bulunduğumuz duruma kriz diyemesek de özellikle döviz borcu olan özel sektör için riskli bir ortam olduğunu söylemek yanlış olmaz. Gelişmekte olan ülkelerin döviz riski nedeniyle bu riskten korunmak isteyen ülkeler, döviz rezervlerini arttırma eğilimine girdi. Çünkü olası bir yabancı sermaye çıkışı durumunda  bu rezervler bir destekleyici unsur olacaktı. Bu mekanizma tam işlemese bile ülkeler, bu rezerv saklama politikadan vazgeçmediler. Gelişmekte olan ekonomiler içinde dış ticaret açığı veren, hızlı büyümek isteyen ülkelerin cari açığı daha fazla arttı. Bu nedenle ülkeler daha çok sermaye girişini teşvik ettiler. Hızlı büyümenin bir sonucu olarak cari açıkları arttı, cari açık arttıkça da destekleyici bir unsur olarak kasalarında daha fazla döviz rezervi tutmaya başladılar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2798" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/dergi-resimleri/sayi-13/tablo-doviz.jpg" alt="" width="720" height="439" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/dergi-resimleri/sayi-13/tablo-doviz.jpg 720w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/dergi-resimleri/sayi-13/tablo-doviz-300x183.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /><br />
Grafik 2’de de görüleceği gibi 2018 yılı 1. çeyrek verilerine göre dünyadaki toplam döviz rezervinin %62,5’i Amerikan Doları’ndan oluşuyor. 2. sırada %20,4 ile Euro, 3. sırada ise %4,8 gibi düşük bir payla Japon Yeni geliyor. Ülkelerin kasalarında oldukça yüksek oranda döviz tuttuğu görülüyor. Her ne kadar Amerikan Doları dünya ticaret ve finans sektörünün bel kemiği olsa bile Amerikan kaynaklı 2008 krizi ve ABD Başkanı Donald Trump’la birlikte ortaya çıkan ticaret savaşları, korumacılık ve agresif dış politika, Amerika’ya ve dolara zarar veriyor. Eğer Amerika, bu politikaların bir sonucu olarak krizle karşı karşıya kalırsa bu, Amerikan Doları’nın tahtından inmesini beraberinde getirecek kırılmalara neden olabilir. Çünkü her büyük değişim, önemli olaylarla başlar.</p>
<p><strong>Dünya Yeni Bir Rezerv Para Birimine Gebe</strong></p>
<p>Dünya ticaretinin yaklaşık %42’sinin Amerikan Doları ile yapıldığını düşünürsek ABD’nin neden dünya jandarmalığına soyunan bir ülke olduğu daha iyi anlaşılabilir. Ekonomik olarak güçlü olan ülke, siyasi ve askeri olarak da güçlü oluyor.</p>
<p>Son dönemde Türkiye’nin, Çin, Rusya ve İran ile ticari ilişkilerde yerel para birimlerini kullanacak olması ve bu durumun bazı ülkelerde de kullanılmaya başlanması artık bu düzenin istenmediğinin kanıtı. Özellikle ABD Başkanı Trump’la beraber ortaya çıkan korumacılık uygulamalarının, ticaret savaşı olarak nitelendirilecek noktalara gelmesinin yanı sıra Amerikan Doları’nın siyasi ilişkilerde kullanılan bir silaha dönüştürülmesi sonucu, Ekonomi Bakanı Sayın Berat Albayrak’ın da ifadesiyle “Dolar artık güvenilirliğini yitirmiştir.”</p>
<p>Son dönemdeki bu gelişmeler gerçekten dünyadaki dolar egemenliğine son verebilir mi? Buna evet demek için erken olsa bile ülkelerin ekonomilerini yöneten aktörlerin dolara olan güvenin azaldığını söylemesi ve yerel para birimleri ile yapılan ticaret hacmindeki artış, yeni bir para biriminin gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Bu yönde çabalar da ortaya çıkmaya başladı. Dünya ticaretinde önemli paya sahip olan Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika ülkelerinden oluşan BRICS  ülkeleri, kendi aralarında ödemeler için yeni para birimi oluşturmak için görüştüklerini açıkladı.</p>
<p>Bu uygulamaya, Türkiye’nin yanı sıra diğer gelişmekte olan ülkelerin de katılması ile ilk adım atılabilir. Çin’in, dünya ticaretinde daha büyük bir paya sahip hale gelmesi ve Türkiye ile diğer gelişmekte olan ülkelerin dünya ticaretinden aldıkları payı arttırması, bu durumun gerçekleşme ihtimalini oldukça yükseltecektir. Çünkü ABD’nin dünya ticaretindeki payı azaldıkça ya da gelişmekte olan ülkelerin payı arttıkça doların rezerv para olma özelliği de azalacaktır.</p>
<p>Eski ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın ilk olarak 2003 yılında söylediği “Orta Doğu yeni şekillenmelere gebe” sözü gibi biz de önümüzdeki yıllar için dünya, yeni bir rezerv para birimine gebe diyebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/dolar-ve-uluslararasi-para-sistemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
