<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>doktor &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/doktor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 Jul 2022 06:30:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>doktor &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sosyal Medyada Hedef Gösterilen Doktor Salih Selman Kimdir?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sosyal-medyada-hedef-gosterilen-doktor-salih-selman-kimdir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sosyal-medyada-hedef-gosterilen-doktor-salih-selman-kimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korkut Daban]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2022 06:30:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18353</guid>

					<description><![CDATA[Albay bir babanın oğlu olan Salih Selman  Saint-Joseph Fransız lisesi mezunu. Ardından Çapa Tıp fakültesini bitiren Türkiye&#8217;nin en başarılı genel cerrahlarından. Doktor Selman, 3 dil bilen, 7 dalda spor yapan, 40 yaşında hafız olan, savaş ve afet durumlarında gönüllü doktorluk yapan, her fırsatta insanlara İslam&#8217;ın güzelliklerini anlatan, &#8220;hiç ölmeyecek gibi dünyaya yarın ölecekmiş gibi ahirete çalış&#8221; sözünün vücut bulmuş hali. Kısacası ilminin zekâtını verse kendisini eleştirenlerin yedi sülalesine yetecek kadar donanımlı bir cerrah.. Peki neden kendisiyle alay ediliyor, aşağılanıyor. Cevabı basit aslında.. Çünkü o sakallı ve şalvarlı bir doktor!! Çünkü bu ülkede hâlâ insanları dış görünüşüne göre yargılayan, bu insanlara saldıran ve taciz eden; kılık, kıyafetle ilerici olunacağını zanneden malum bir kitle var. Ve on gün öncesine kadar doktor hakları üzerinden duyar kasanlar, dış görünüşünden ve inancından dolayı aşağılanan doktor Salih Selman&#8217;a sahip çıkmıyor. Çünkü mesele asla doktor hakları değildi&#8230; Hem niye sahip çıksınlar ki? Sakallı şalvarlı doktor mu olur? İmam olsa neyse! Gerçi imamlara da düşmanlar ya.. Oysa unuttukları bir şey var. Salih Selman&#8217;ın da dediği gibi &#8220;Sakallıysan camide, örtülüysen evde olmalısın devri bitti!&#8221; Akıllarınca Salih Selman&#8217;a itibar suikastı yapmak istediler Ama yine olmadı .Salih Selman&#8217;ı biz tanıyorduk ama şimdi tüm Türkiye tanıyor. Sezai Karakoç&#8217;un dediği gibi &#8220;Seni yok &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Albay bir babanın oğlu olan Salih Selman  Saint-Joseph Fransız lisesi mezunu. Ardından Çapa Tıp fakültesini bitiren Türkiye&#8217;nin en başarılı genel cerrahlarından.</p>



<p>Doktor Selman, 3 dil bilen, 7 dalda spor yapan, 40 yaşında hafız olan, savaş ve afet durumlarında gönüllü doktorluk yapan, her fırsatta insanlara İslam&#8217;ın güzelliklerini anlatan, &#8220;hiç ölmeyecek gibi dünyaya yarın ölecekmiş gibi ahirete çalış&#8221; sözünün vücut bulmuş hali. Kısacası ilminin zekâtını verse kendisini eleştirenlerin yedi sülalesine yetecek kadar donanımlı bir cerrah..</p>



<p>Peki neden kendisiyle alay ediliyor, aşağılanıyor. Cevabı basit aslında..</p>



<p>Çünkü o sakallı ve şalvarlı bir doktor!!</p>



<p>Çünkü bu ülkede hâlâ insanları dış görünüşüne göre yargılayan, bu insanlara saldıran ve taciz eden; kılık, kıyafetle ilerici olunacağını zanneden malum bir kitle var.</p>



<p>Ve on gün öncesine kadar doktor hakları üzerinden duyar kasanlar, dış görünüşünden ve inancından dolayı aşağılanan doktor Salih Selman&#8217;a sahip çıkmıyor. Çünkü mesele asla doktor hakları değildi&#8230;</p>



<p>Hem niye sahip çıksınlar ki? Sakallı şalvarlı doktor mu olur? İmam olsa neyse!</p>



<p>Gerçi imamlara da düşmanlar ya..</p>



<p>Oysa unuttukları bir şey var. Salih Selman&#8217;ın da dediği gibi &#8220;Sakallıysan camide, örtülüysen evde olmalısın devri bitti!&#8221;</p>



<p>Akıllarınca Salih Selman&#8217;a itibar suikastı yapmak istediler Ama yine olmadı .Salih Selman&#8217;ı biz tanıyorduk ama şimdi tüm Türkiye tanıyor.</p>



<p>Sezai Karakoç&#8217;un dediği gibi &#8220;Seni yok sayacaklar, sen daha çok var olacaksın.&#8221;</p>



<p>Şunu da eklemeden geçmeyeyim. Türk Tabipler Birliğini savunanlarla, Salih Selman&#8217;ı linç etmeye çalışanlar aynı kişiler. Oysa Türk Tabipler Birliğini toplasan bir Salih Selman etmez????</p>



<p>Biz biliyoruz ki kıyamete kadar Ebu Cehil&#8217;in torunları mücadelesini verecek. Bizde son nefese kadar Hak Davanın mücadelesini vereceğiz İnşallah.</p>



<p>Vesselam&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sosyal-medyada-hedef-gosterilen-doktor-salih-selman-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doktorlar Ülkemizi Terk Ediyorlarmış…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/doktorlar-ulkemizi-terk-ediyorlarmis/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/doktorlar-ulkemizi-terk-ediyorlarmis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2022 06:13:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18341</guid>

					<description><![CDATA[Vaazında, yaptıkları iş bırakma eylemini eleştiren imam da açığa alınmış…Neler oluyor! Üniversiteye hazırlanan her genç çevresinden yakın akrabalarından&#8221; &#8220;oku doktor ol, kendini kurtar&#8221; sözünü duymuştur. Yaşadığımız sorun tam da budur işte! Oysa doktorun işi kendini kurtarmak değil de başkalarının hayatını kurtarmaktır… İstisnalar hariç &#8211; onlara selam olsun- ama bu kültürle yetişen doktorların çoğu da görevleri süresince kendilerini kurtarmak dışında başka da bir şey düşünmüyorlar…Hastanelere bir şekilde düşen her hasta bahsi geçen acı tecrübeyi bir şekilde yaşamıştır. Önce bu yanlış algı değişmelidir! Tıp fakültesi 1. Sınıfta okuyan tüm öğrencilere, okumuş oldukları tıp fakültelerini milletimiz kendilerini kurtaracak doktorların yetişmesi için kurduğunu anlatmalıdır. Şayet bu görevi yerine getiremeyecek birileri varsa derhal eğitimi bırakmalı ve hizmet edecekleri halkın okullarına gitmelidirler. Mevcut hükümetin ekonomik politikalarını bahane ederek Avrupa ülkelerine gidenler hükümeti değil de milletimizi terk ettiklerini bilmelidirler. Şayet terk edeceklerse, şu halde onlara düşen görev, ülkemiz vatandaşlığından da çıkmalarıdır. Çalıştığının karşılığını alamadığını bahane ederek ülkemizi terk eden doktorlar emekli olup ülkemize döndüklerinde, canı pahasına ülkemizi koruyanlara, bu uğurda şehit olan kahramanlara, gözü yaşlı şehit eşi ve çocuklarının gözlerinin içine nasıl bakacaklar…İyi ki vatanı geri dönmemiz için beklediniz yüzsüzlüğünü mü sergileyecekler! Kendilerinin çalıştığının karşılığı para da, ya şehit olanların can pahası! Var mı karşılığı! Demek ki &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Vaazında, yaptıkları iş bırakma eylemini eleştiren imam da açığa alınmış…Neler oluyor!</p>



<p>Üniversiteye hazırlanan her genç çevresinden yakın akrabalarından&#8221; &#8220;oku doktor ol, kendini kurtar&#8221; sözünü duymuştur. Yaşadığımız sorun tam da budur işte! Oysa doktorun işi kendini kurtarmak değil de başkalarının hayatını kurtarmaktır…</p>



<p>İstisnalar hariç &#8211; onlara selam olsun- ama bu kültürle yetişen doktorların çoğu da görevleri süresince kendilerini kurtarmak dışında başka da bir şey düşünmüyorlar…Hastanelere bir şekilde düşen her hasta bahsi geçen acı tecrübeyi bir şekilde yaşamıştır.</p>



<p>Önce bu yanlış algı değişmelidir!</p>



<p>Tıp fakültesi 1. Sınıfta okuyan tüm öğrencilere, okumuş oldukları tıp fakültelerini milletimiz kendilerini kurtaracak doktorların yetişmesi için kurduğunu anlatmalıdır. Şayet bu görevi yerine getiremeyecek birileri varsa derhal eğitimi bırakmalı ve hizmet edecekleri halkın okullarına gitmelidirler.</p>



<p>Mevcut hükümetin ekonomik politikalarını bahane ederek Avrupa ülkelerine gidenler hükümeti değil de milletimizi terk ettiklerini bilmelidirler. Şayet terk edeceklerse, şu halde onlara düşen görev, ülkemiz vatandaşlığından da çıkmalarıdır.</p>



<p>Çalıştığının karşılığını alamadığını bahane ederek ülkemizi terk eden doktorlar emekli olup ülkemize döndüklerinde, canı pahasına ülkemizi koruyanlara, bu uğurda şehit olan kahramanlara, gözü yaşlı şehit eşi ve çocuklarının gözlerinin içine nasıl bakacaklar…İyi ki vatanı geri dönmemiz için beklediniz yüzsüzlüğünü mü sergileyecekler!</p>



<p>Kendilerinin çalıştığının karşılığı para da, ya şehit olanların can pahası! Var mı karşılığı! Demek ki doktorluk öğretmek yetmez ne işe yaradığını da anlatarak eğitmek gerekir değil mi!</p>



<p>Üstelik Avrupada itibar görmeleri, bu ülkede milletimizin imkanlarıyla aldıkları nitelikli eğitim ve öğretim sayesinde olmaktadır. Çünkü Afrikalı bir doktor aynı ilgiyi görmez.</p>



<p>Hiçbir kabahati olmasa bile, siyasi olaylar nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan ve iş aradığı için bir şekilde tanıştığımız Mısırlı bir doktor Türkiye&#8217;de&#8221; ne iş olsa yaparım abi&#8221; diyecek kadar zavallı duruma düşmüştür. Neden biliyor musunuz?Çünkü ona doktor unvanını içinde yaşadığı Mısır toplumu vermiştir. Mesela, iş arayan Mısırlı bu doktora Avrupa&#8217;da iş yoktur! Bizim doktorlar bu hakikati niçin görmezler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/doktorlar-ulkemizi-terk-ediyorlarmis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüm Tedbirlere Rağmen Cinayetler Olabilir ama Böylesi Ol(a)maz</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/tum-tedbirlere-ragmen-cinayetler-olabilir-ama-boylesi-olamaz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/tum-tedbirlere-ragmen-cinayetler-olabilir-ama-boylesi-olamaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2022 06:07:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18335</guid>

					<description><![CDATA[Ne kadar tedbir alırsanız alın bazı cinayetleri/katliamları önleyemezsiniz.Dünyanın en gelişmiş ve güvenlikli ülkesinde de olsanız bu böyle, olabilir.Suikastla öldürülen JF Kennedy, güvenlik açısından süper devlet kabul edilen ABD başkanıydı[1963],Dünyanın en güvenli ülkesi kabul edilen İsveç’in başbakanı katledildi [Olof Palme, 1986],İsrail, en geniş istihbarat denen MOSSAD&#8217;a rağmen başbakanını koruyamadı [Rabin, 1995],…Asya, Afrika ve Orta-Doğu ülkelerinde sıkı korunan devlet adamlarına yapılan yüzlerce suikastı saymıyorum zaten,Toplu katliamlara gelince, manyağın biri çıkar ve parkta, okulda, camide, kilisede bulunan insanları da öldürebilir;İşte en güvenli-müreffeh ülke denen Norveç’te Breivik manyağı çimlerde oturan 77 masum insanı katletti,Yine bir başka müreffeh ülke Yeni Zelanda’daki manyak camide ibadet eden 49 masumu katletti,ABD’de ise bu iş adete bir rutine bindi, son 5 yılda gerçekleşen kilise saldırısı ona yakın, 2017’de Texas’ta 27 kişi katledildi,Okul katliamları da böyle, rutin, daha 1 ay önce Texas’taki okul saldırısında katledilenlerin sayısı 27.Kısaca ne yaparsanız yapın, nasıl bir ülke olursanız olun, nasıl tedbirler alırsanız alın oluyor böyle manyaklıklar, vahşetler, maalesef.Ama,Ama,Ama,Tüm bu manyaklıkların olduğu bu ülkelerde bile, evet, kilisede katliam oluyor, camide katliam oluyor, parkta katliam oluyor, okullarda katliam oluyor ama bir şey olmuyor; doktorlara katliam yapılmıyor.Böyle bir manyaklık, maalesef ve maalesef sadece bizim ülkemizde gerçekleşiyor.Doktorlara karşı fiziksel şiddet, darp ve cinayet [sistematik olarak] sadece bizde mevcut, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ne kadar tedbir alırsanız alın bazı cinayetleri/katliamları önleyemezsiniz.<br>Dünyanın en gelişmiş ve güvenlikli ülkesinde de olsanız bu böyle, olabilir.<br><br>Suikastla öldürülen JF Kennedy, güvenlik açısından süper devlet kabul edilen ABD başkanıydı[1963],<br>Dünyanın en güvenli ülkesi kabul edilen İsveç’in başbakanı katledildi [Olof Palme, 1986],<br>İsrail, en geniş istihbarat denen MOSSAD&#8217;a rağmen başbakanını koruyamadı [Rabin, 1995],<br>…<br>Asya, Afrika ve Orta-Doğu ülkelerinde sıkı korunan devlet adamlarına yapılan yüzlerce suikastı saymıyorum zaten,<br><br>Toplu katliamlara gelince, manyağın biri çıkar ve parkta, okulda, camide, kilisede bulunan insanları da öldürebilir;<br><br>İşte en güvenli-müreffeh ülke denen Norveç’te Breivik manyağı çimlerde oturan 77 masum insanı katletti,<br>Yine bir başka müreffeh ülke Yeni Zelanda’daki manyak camide ibadet eden 49 masumu katletti,<br>ABD’de ise bu iş adete bir rutine bindi, son 5 yılda gerçekleşen kilise saldırısı ona yakın, 2017’de Texas’ta 27 kişi katledildi,<br><br>Okul katliamları da böyle, rutin, daha 1 ay önce Texas’taki okul saldırısında katledilenlerin sayısı 27.<br><br>Kısaca ne yaparsanız yapın, nasıl bir ülke olursanız olun, nasıl tedbirler alırsanız alın oluyor böyle manyaklıklar, vahşetler, maalesef.<br>Ama,<br>Ama,<br>Ama,<br>Tüm bu manyaklıkların olduğu bu ülkelerde bile, evet, kilisede katliam oluyor, camide katliam oluyor, parkta katliam oluyor, okullarda katliam oluyor ama bir şey olmuyor; doktorlara katliam yapılmıyor.<br>Böyle bir manyaklık, maalesef ve maalesef sadece bizim ülkemizde gerçekleşiyor.<br>Doktorlara karşı fiziksel şiddet, darp ve cinayet [sistematik olarak] sadece bizde mevcut, maalesef.<br><br>Niye mi? Çünkü sokakta 2 sn kırmızı ışıkta bekletildi diye levye ile saldıran manyakların bulunduğu bu ülkede, her gün [pimi çekilmiş bomba misali] milyonlarca gerilimli hasta-hekim buluşması gerçekleşiyor;<br>Her yıl 850 milyon muayene yapılıyor bu ülkede, bu, refakatçileri ile birlikte 2 milyar civarında insan demek, bunların içinde eli palalı, beli silahlı magandalar-manyaklar da var [şiddetin çoğu kez hasta yakınlarından geldiğine dikkat edin], bu devasa hasta sayısını bir avuç doktor karşılıyor, hem de 3-5 metrelik oda içinde ve baş başa, tek başına…<br><br>Evet, basın, yöneticiler, siyasiler, çevre ve toplum tarafından hekime karşı kışkırtılmış, ajite edilmiş ve bu yüzden de gardını alarak gelen [içinde sosyopat ve psikopatların da bulunduğu] bu 2 milyar civarındaki hasta ve yakınını, biz hekimler 3-5 m.lik bir odada, baş başa karşılıyoruz. Üstelik sistem de aramıza fitili çekilmiş konfetiler atıyor adeta, kıvılcımlar çıksın da gerilimli havadaki oksijen patlatsın diye, tüm randevular tıka basa dolduruluyor, 5 dakikada bir hasta alınıyor/baktırılıyor, odaya gerilimli hasta ve yakını alınıyor ve buluşma[çatışma mı desek] başlatılıyor, doktor da hasta da gergin ve kronometre de kurulu, tık tak, tık tak, başla ve bitir!<br><br>İşin ilginç yanı bu işe sadece hekim hakları adına değil, hatta daha çok hasta adına da isyan eden, &#8220;bu hasta haklarına tecavüzdür, kabul edilemez&#8221; diyen doktorlara da daha çok hastalar kızıyor. Fesubhanallah.<br><br>Dünyanın hangi ülkesinde hangi meslek grubu, böylesi bir gerilimli karşılaşmalara bu kadar yoğun bir şekilde tanık oluyor? Tek bir örnek ülke gösterin var mı? Tek bir örnek. Gelişmiş veya az gelişmiş/gelişmemiş ülke, fark etmez, gösterin ama gösteremezsiniz çünkü yok. Böyle bir ülke yok, yok, O-LA-MAZ.<br><br>Avrupa ülkelerinde bir uzman Dr. bir günde maksimum kaç hasta muyane ediyor? Bir bakın ve bize de söyleyin de görelim! Her türlü aksilikte Avrupa&#8217;yı vs örnek gösterenler, bu konuda oraya niye bakmıyoruz?, Niye kaçıyorsunuz? Her olayda car car bağıranlar, Allah için söyleyin, İngiltere, Almanya, Fransa, İsveç, İtalya, ABD&#8217;de… bir doktor max kaç hasta muayene ediyor, bizde kaç hasta? Lütfen önce bu sayılara bir baķın da ondan sonra konuşun, hadi. Ayrıca oralarda istediğiniz anda uzman doktora gidebiliyor musunuz? Bir bakın, araştırın, Alamancı akrabalarınıza sorun bakalım…<br><br>Bu işin çözümü bellidir, önce kontrolsüz ve kışkırtılmış hasta müracaatı acilen regüle edilmeli, mükerrer ve gereksiz müracaatlar önlenmeli, hasta randevuları özel hastanelerde olduğu gibi günlük 50 hasta ile sınırlı tutulmalı [SGK özel hastanelere 50 hastadan fazla provizyon vermiyor, niye bunu kamu hastanelerinde uygulamıyoruz?), bunun için düzenleyici önleyici tedbirler alınmalıdır ve tabii ki bu hizmeti veren doktorların tükenmişliklerine de çözümler getirilmeli…<br>Bunları yaptıktan sonra doktorlar yine mırıldanırsa, o zaman ben de sizinle olurum ama o zaman.<br><br>Peki dün herkesin öve öve bitiremediği Ekrem kardeşimiz, Kardiyolog meslektaşımız hangi günahından dolayı katledildi???<br><br>Yazacak çok şey var da mecal yok, lakin tüm bu olan bitenlere rağmen bir de ‘’ama bazı doktorlar da hak ediyor bunu’’ diyenler var ya, gerçekten asıl karamsarlık nedenimiz bu, benim bunu diyenler için duam şudur;<br><br>&#8220;Allah çocuklarınıza da zihin açıklığı ve çalışma azmi versin, tıbbı kazansınlar, yıllarca gece gündüz ders çalışsınlar, başarılı olsunlar, çocuğunuzla iftihar edin, 6 yıl sonra mezun ve Dr. olsunlar, TUS’u da kazansınlar, 4-6 yıl ihtisas yapsınlar, uykusuz nöbetler tutsunlar, gece boyunca ve ertesi gün hastalara güler yüz dağıtsınlar, şifa olsunlar, yıpratıcı bir ihtisas döneminden sonra uzman olsunlar, mecburi hizmete gitsinler, mecburi hizmette de sonrasında da her gün yüzlerce hasta ve yakınına hizmet versinler, tıbbi ve tıbbi olmayan taleplerini, dertlerini dinlesinler, terapi yapsınlar, şifa dağıtsınlar, güler yüz göstersinler, cenneti hak etsinler, laf anlamayan hasta ve yakınlarına hatta eli bıçaklı-silahlı, kapıyı tekmeleyen magandalara bile güzel güzel laf anlatsınlar, [ilaç ve rapor gibi] yasal olmayan taleplerini de güler yüzle karşılasınlar, acil müdahaleye, anjioyaya, doğuma, sonda takmaya vs gittiğiniz halde poliklinikte kapınızı Dr nerde diye tekmeleyen hastalara da güler yüz göstersinler, oğlunuzu/kızınızı darp etmeye çalışan hatta eden magandalara da, yan taraftaki meslektaşınızın kolunu başını kıran, hatta öldüren manyaklara da… işleri yetiştirmek için yemek yemeye hatta tuvalete bile gidemediğiniz halde odanızda bir çay içtiniz diye, &#8221;saatlerce çay içiyor, bize bakmıyor&#8221; yalanını atan ve bu yalanlarla SABİM&#8217;e, CİMER&#8217;e şikayet eden hastalara da… Ve tüm bunları yıllar boyunca her gün her gün yapsınlar, her sabah hastaneye giderken içleri ‘’oh ne güzel, bugün de ayni bahtiyarlıkları yaşayacağım’’ sevinci ile dolsunlar, eve tükenmiş bir halde dönseler bile uğultular halinde, kapıyı tekmeleyerek, ara sıra döverek, ara sıra da öldürerek gelen kalabalıklara güler yüzlü hizmet vermenin hazzını yaşasınlar,<br>Size de anne-babaları olarak [sevinç gözyaşları içinde] bu başarıları seyretme bahtiyarlığını yaşatsınlar…&#8221;<br><br>***Bu arada, ne derdi tabipleri temsil etmek olan ve de etmeyen TTB&#8217;nin ajitasyonları, ne içimizi ağlatan bu vahim olayı bile siyasi ranta devşirmek isteyen siyasilerin açıklamalar, ne muhalefetin tehditkâr söylemleri, ne de medyadaki troller [hükümet ve muhalif troller, hepsi], hiçbiriniz çözüm için bir katkı sunmuyor, aksine bizi[doktorları] daha da geriyorsunuz, hatta haklı söylemlerimizi gölgeliyorsunuz, doktorların haklı itiraz ve talepleri sizin yüzünüzden ideolojik hizalamalara tabi tutuluyor, kısaca bize destek değil köstek oluyorsunuz, düşün yakamızdan, düşün…<br>Gölge etmeyin başka ihsan istemez&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/tum-tedbirlere-ragmen-cinayetler-olabilir-ama-boylesi-olamaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Tıp Fakültesi [195. Dönem Birincisi] Dr.Merve Nur Uçar’ın Konuşması</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/istanbul-tip-fakultesi-195-donem-birincisi-dr-merve-nur-ucarin-konusmasi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/istanbul-tip-fakultesi-195-donem-birincisi-dr-merve-nur-ucarin-konusmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2022 14:11:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18307</guid>

					<description><![CDATA[Dr.Merve Nur Uçar’ın konuşmasını baştan sona kadar sanki kızım konuşuyormuş gibi duygulanarak izledim ve [iki yıl önce aynı fakülteden mezun olan kızım aracılığı ile] tebrik ettim. Allah genç meslektaşımızın başarılarını daim, bahtını güzel, anne ve babasını da bahtiyar etsin. Genç meslektaşımız hakikaten güzel bir konuşma yaptı; ‘’Yaşadıklarımızın çok ufak bir kısmını anlatmaya çalıştım’’ dediği halde hem söylenmesi gereken pek çok şeyi ustaca söyledi hem de sorunları ajite etmeden listeledi.&#160; Önceki kuşaktan hekimlerin [yani abi ve ablalarının] bazı icraatları gerekçe gösterilerek, teehhürle kendisine ve arkadaşlarına pek çok bedel ödetildiği/ödetileceği, yani başkasının günahı kendilerine fatura edildiği halde, Dr.Uçar&#8217;ın iyimser bir gelecek vaat etmesi, sorunlara karşı projektif ve sağaltıcı bir yaklaşım sergilemesi, kendisini ve arkadaşlarını aktif bir özne olarak konumlandırması, özgüven ve kararlılık içinde ‘’Size güzel haberlerimiz var, çok değil birkaç ay sonra bazı şeyler değişmeye başlayacak, biz değiştireceğiz, görmek istediğimiz değişimin parçası olacağız…’’ demesi çok anlamlı idi. Medya Dr.Uçar’ın &#8221;Rasim Özdenören’in deyimiyle hem bu deveyi güdecek hem bu diyardan gitmeyeceğiz, çünkü deve de bizim diyar da!” şeklindeki sözlerine ilgi gösterdi. Ancak Dr.Uçar’ın görülmesi gereken asıl dikkat çekici [veya can yakıcı] sözleri şunlardı;&#160;&#160; ‘’&#8230;Acısıyla tatlısıyla yolun sonuna gelmiş olduk. Ama bence en acısı neydi biliyor musunuz? Geçen hafta yapılan ‘’Fakülteye Elveda Hekimliğe Merhaba’’ &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dr.Merve Nur Uçar’ın konuşmasını baştan sona kadar sanki kızım konuşuyormuş gibi duygulanarak izledim ve [iki yıl önce aynı fakülteden mezun olan kızım aracılığı ile] tebrik ettim. Allah genç meslektaşımızın başarılarını daim, bahtını güzel, anne ve babasını da bahtiyar etsin.</p>



<p>Genç meslektaşımız hakikaten güzel bir konuşma yaptı; ‘’Yaşadıklarımızın çok ufak bir kısmını anlatmaya çalıştım’’ dediği halde hem söylenmesi gereken pek çok şeyi ustaca söyledi hem de sorunları ajite etmeden listeledi.&nbsp; Önceki kuşaktan hekimlerin [yani abi ve ablalarının] bazı icraatları gerekçe gösterilerek, teehhürle kendisine ve arkadaşlarına pek çok bedel ödetildiği/ödetileceği, yani başkasının günahı kendilerine fatura edildiği halde, Dr.Uçar&#8217;ın iyimser bir gelecek vaat etmesi, sorunlara karşı projektif ve sağaltıcı bir yaklaşım sergilemesi, kendisini ve arkadaşlarını aktif bir özne olarak konumlandırması, özgüven ve kararlılık içinde ‘’Size güzel haberlerimiz var, çok değil birkaç ay sonra bazı şeyler değişmeye başlayacak, biz değiştireceğiz, görmek istediğimiz değişimin parçası olacağız…’’ demesi çok anlamlı idi.</p>



<p>Medya Dr.Uçar’ın &#8221;Rasim Özdenören’in deyimiyle hem bu deveyi güdecek hem bu diyardan gitmeyeceğiz, çünkü deve de bizim diyar da!” şeklindeki sözlerine ilgi gösterdi. Ancak Dr.Uçar’ın görülmesi gereken asıl dikkat çekici [veya can yakıcı] sözleri şunlardı;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>‘’&#8230;Acısıyla tatlısıyla yolun sonuna gelmiş olduk. Ama bence en acısı neydi biliyor musunuz? Geçen hafta yapılan ‘’Fakülteye Elveda Hekimliğe Merhaba’’ haftamızda, okulumuzdaki son teorik dersimizin konusu ‘’Sözel Ve Fiziki Saldırılar Karşısında Davranış’’ idi. Hocalarımız bize şiddetten nasıl kaçacağımızı, odada acil çıkış kapısının olmasının çok iyi olacağını, çeşitli savunma sporları öğrenerek kendimizi korumaya çalışıp olabilecek en kısa sürede olay yerinden uzaklaşmaya çalışmamızı, canımızı kurtarmak için elimizden ne geliyorsa yapmamız gerektiğini anlattılar. Düşünsenize fakülteden böyle uğurlandığınızı. Hekimlik sanatındaki temel ilke ‘’önce zarar verme’’ iken ‘’önce zarar görme’’ haline geldi. Bu konuda daha fazla söyleyecek bir şey kalmıyor diye düşünüyorum. Bunca emeğimizin karşılığında canımızı veriyoruz, evet. Bunların tamamının sorumlusu bütün bunlara şahit olup durumu bu şekilde dillerde dolaşır hale getiren, bunun bir rutine dönmesine sebep olan, bu olaylara dur diyecek caydırıcı ceza ve&nbsp; yargı süreçlerini yürürlüğe koyması gerekirken maalesef ki izlemekle yetinen herkes…’’</p>



<p>Evet, sözün bittiği yerdeyiz, söylenecek değil yapılacak çok şeyimiz var.</p>



<p>Dr. Merve Nur Uçar’ı ve onun nezdinde mesleğe atılan tüm genç meslektaşlarımı tekrar kutluyor, hepsine başarılar, sağlık, afiyet ve can sağlığı diliyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/istanbul-tip-fakultesi-195-donem-birincisi-dr-merve-nur-ucarin-konusmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanımızın -Doktorları İnciten- Talihsiz Sözleri</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskanimizin-doktorlari-inciten-talihsiz-sozleri/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskanimizin-doktorlari-inciten-talihsiz-sozleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Mar 2022 10:06:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18156</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanımız kadın muhtarlarla buluşmasında şöyle demiş; ‘’Son zamanlarda bir şey daha çıktı, hastanelerde şöyle oluyor böyle oluyor vs, vs. Bakın, hatalarımız olabilir. Kardeşlerim, bu devasa şehir hastanelerini yapanlar kim? Devasa eğitim araştırma hastanelerini yapanlar kim? Adeta ülkemizde şu anda hastanesi olmayan ilimiz, ilçemiz var mı? Bunları bizzat takip eden birisiyim ‘Efendim işte doktorlar az para aldıkları için ayrılıyorlar.’ Değerli kardeşlerim, samimi konuşuyorum, dost acı söyler ama gerçeği söyler. Bu hastaneleri inşa eden biziz. Bu doktorları okutan, yetiştiren bu devlet değil mi? Soruyorum, bu devlet değil mi? Ee? Bu devlet sizi okuttu, yetiştirdi, en çok maliyeti yüksek olan da hangi birimdir? Sağlıktır. Ama şimdi &#8216;efendim işte az para veriyormuş.&#8217; Sordum, en az alan ne alıyordur? 8 bin-9 bin. En yüksek alan ne alıyordur? İşte 25 bin civarında alıyordur, vs. Buna rağmen özel sektör çok daha büyük paralar verdiği için oralara kaçıp gidiyorlarmış. Bakın açık konuşuyorum. Açık konuşmayı severim. Varsın gidiyorlarsa gitsinler. Bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı buralarda istihdam ederiz, bunlarla beraber bu yola devam ederiz. Daha da ileri gidiyorum. Gerekirse yurt dışından ülkemize dönmek isteyenleri süratle buraya davet eder ve onları da ülkemizde istihdam ederiz. Buralar boş kalmaz, merak etmeyin. Ve şu anda asistan doktorlarımızla biz bu yola devam ederiz. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Cumhurbaşkanımız kadın muhtarlarla buluşmasında şöyle demiş;</p>



<p>‘’Son zamanlarda bir şey daha çıktı, hastanelerde şöyle oluyor böyle oluyor vs, vs. Bakın, hatalarımız olabilir. Kardeşlerim, bu devasa şehir hastanelerini yapanlar kim? Devasa eğitim araştırma hastanelerini yapanlar kim? Adeta ülkemizde şu anda hastanesi olmayan ilimiz, ilçemiz var mı? Bunları bizzat takip eden birisiyim ‘Efendim işte doktorlar az para aldıkları için ayrılıyorlar.’ Değerli kardeşlerim, samimi konuşuyorum, dost acı söyler ama gerçeği söyler. Bu hastaneleri inşa eden biziz. Bu doktorları okutan, yetiştiren bu devlet değil mi? Soruyorum, bu devlet değil mi? Ee? Bu devlet sizi okuttu, yetiştirdi, en çok maliyeti yüksek olan da hangi birimdir? Sağlıktır. Ama şimdi &#8216;efendim işte az para veriyormuş.&#8217; Sordum, en az alan ne alıyordur? 8 bin-9 bin. En yüksek alan ne alıyordur? İşte 25 bin civarında alıyordur, vs. Buna rağmen özel sektör çok daha büyük paralar verdiği için oralara kaçıp gidiyorlarmış. Bakın açık konuşuyorum. Açık konuşmayı severim. Varsın gidiyorlarsa gitsinler. Bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı buralarda istihdam ederiz, bunlarla beraber bu yola devam ederiz. Daha da ileri gidiyorum. Gerekirse yurt dışından ülkemize dönmek isteyenleri süratle buraya davet eder ve onları da ülkemizde istihdam ederiz. Buralar boş kalmaz, merak etmeyin. Ve şu anda asistan doktorlarımızla biz bu yola devam ederiz. Çünkü buralar boş kalmayacak. Ne gerekiyorsa bunu yapacağız. Doktorluk gibi aziz bir mesleği sadece paraya bina etmek, paraya onu dayamak herhalde pek de insani değildir.&#8221;</p>



<p>Evet biz de bir dost olarak açık konuşalım. Sayın Cumhurbaşkanım, bu sözleriniz hem içerik olarak hem zamanlama olarak yanlıştır.&nbsp; Çünkü;</p>



<p>1-Teknik hatalar içeriyor; doktorların çoğu 8-9 bin ve onun biraz üzerinde alıyor, 25 bin civarında alanlar çok azınlıktadır [profesörler vb]. Siz ayrılanların yerine yeni mezunları istihdam ederiz diyorsunuz. Yeni mezun bir Dr., profesör değildir, doçent değildir, hatta uzman değildir, pratisyendir, siz uzman doktorların yerini pratisyenlerle mi dolduracaksınız? Asistan Dr. da uzman değildir, uzmanlık eğitimi alan pratisyen Dr.dur., asistanlar 4-5 yıllık ihtisas süresini tamamlamadan ve uzmanlık sınavını geçmeden -eğer cerrahi bir branş ise- tek başına ameliyat yapamazlar, bu yasal olarak da fiilen de mümkün değildir. Size bu bilgileri kim veriyor?</p>



<p>2-Gerekirse yurt dışından gelmek isteyenleri davet ederiz diyorsunuz. Malumunuz şu anda doktor trafiği yurt dışından yurt içine doğru değil, maalesef yurt içinden yurt dışına doğru akıyor. Bu şartlarda yurt dışından hangi Dr.lar dönecek? Eğer bunu sağlamak için bir düzenleme yapılacaksa, neden daha kolayını yapmak [gidişleri durdurmak] için bir düzenleme yapılmıyor?</p>



<p>3-Bu açıklamanız zamanlama açısından da doğru olmamıştır. Çünkü zaten -duyduklarımız doğru ise- doktorların sıkıntılı olduğu konularda bazı düzenlemeler [iyileştirmeler] yapılıyor. Hatta bunların 14 Mart Tıp Bayramında yani 7 gün sonra bizzat sizin tarafınızdan açıklanacağı söyleniyor. Bu açıklamalarınız yapılacak bu iyileştirmelerin sorun çözücü [olumlu] etkisini minimize etmiş hatta tümüyle yok etmiş olabilir. ‘’Pandemi döneminde çok yorulan, bitap düşen ve halı hazırda ülkemizdeki yoğun&nbsp; hasta yükünü göğüslemeye devam eden doktorlarımıza imkanlarımız dahilinde en iyisini yapmaya çalıştık, keşke daha iyisini yapabilseydik…’’ gibi sözlerle gönül almak varken ‘’gidiyorlarsa gitsinler, bizler de yeni mezunlarla devam ederiz ‘’ demeniz hem hekimleri incitmiş hem de -hekimlerde zaten var olan- &#8220;sorunlarımız algılanamıyor&#8221; algısını pekiştirmiştir. Eğer hakikaten sizin, sağlık bakanlığının ve grubunuzun olaylara bakışı bu şekilde ise, bu gerçekten de sorunların algılanamadığını gösteriyor. Bu ise sağlıkta devrim niteliğinde işler yapan bir lider olarak ‘’okyanusu geçip derede boğulduğunuz’’ anlamına gelir.&nbsp; Çünkü bunca güzel hastaneleri yapıp da o hastaneleri doktorlarla dolduramazsanız bunun bir anlamı kalmaz [kalmıyor işte, bunu size ulaşan talepler nedeniyle siz de gördünüz]. Bu hastaneleri bu tür açıklamalarla da dolduramazsınız. Yapılması gereken şey bir miktar maddi iyileştirme ve çokça gönül alma idi. Ama henüz bunu yapmadınız. Oysa bunu da en iyi siz yapabilirsiniz&#8230;</p>



<p>4-Bu konuşmanız hekim camiasındaki bir yarayı [değersizleştirilme hissini] kanatmıştır. Hekimler bundan sonra daha çok hasta tacizine uğrayacaklarını&nbsp; düşünüyorlar. Bu açıklamalar var olan sorunu çözmez, aksine büyütür. İnşallah öyle olmaz ve inşallah 14 Martta yapacağınız açıklamalarınızla bu yarayı tekrar tedavi edersiniz.&nbsp;</p>



<p>5-Hekimlerin çok önemli bir derdi de sorunlarının sadece para konusuna indirgenmesidir. Ki bunu siz de yapmış oldunuz. Hekimlerin on sorunu varsa bunun dokuzu para ile ilgili değildir; İnsani olmayan çalışma koşulları, 3 dakikada bir hasta bakmak [bu başta hasta haklarına aykırı bir durum], ama buna rağmen olası risklerin tümünü göğüslemek, milyonlarca lira tutarında tazminat davaları ile karşılaşmak, deneyimsiz hakimlerin komplikasyon ile&nbsp; malpraktis ayırımını yapamamaları nedeniyle haksız cezalar almak, sağlık ihtisas mahkemelerinin bulunmaması,&nbsp; endikasyon dışı ilaç ve rapor gibi yasal olmayan hasta talepleri ile mücadele etmek, bunlarla mücadele edecek bir birim/sistem oluşturmamak, mesainin çoğunu [hasta yönlendirme ve yol tarifi gibi] hekimlikle ilgili olmayan işlerle geçirmek, bunlara efor sarfetmek, sistemsel sorunlar yüzünden hasta ve yakınlarının tacizine uğramak, zaten mağdur iken sorumlu ilan edilmek, şiddete maruz kalmak, darp edilmek, hatta öldürülmek… bunlar sadece bir bölümü. Kısaca itibarsızlaştırılmak, değersizleştirilmek&#8230; Ama tabi ki maddi talepleri de var. ‘’Doktorluk gibi aziz bir mesleği sadece paraya bina etmek insani değildir&#8221; de, bu aziz meslek mensuplarını insani olmayan koşullarda çalıştırmak [sabah kronometreyi kurup 3 dakikada bir günde 100-150 hasta baktırmak] insani midir? On katını verseniz bile bu koşullarda çalıştırmak insani olamaz. Peki yoksulluk sınırının altında çalıştırmak insani mi? Görevi başında şiddete uğramak, darp edilmek insani mi? ‘’Bana bu ilacı yazacaksın, buna mecbursun, çünkü sen benim verdiğim vergilerle maaş alıyorsun’’ diyen veya ‘’müdürüm izin vermiyor, bana 10 gün rapor yaz’’ diyen hasta veya yakını ile mücadele etmek insani mi? Yasal olmayan bu talepleri karşılamayan hekimin darp edilmesi ve failin tutuklanmadan serbest kalması mi insani?</p>



<p>Sayın Cumhurbaşkanım! Size bu konular nasıl ulaştı, nasıl informe edildiniz bilemiyorum ama bir dost olarak şunu söyleyebilirim; eğer gerekli tedbirler alınmazsa sağlık sistemimiz tahmin edilenin çok daha ötesinde bir kriz yaşayacaktır. Bunun ön işaretleri gelmeye başlamıştır. Lütfen bu kriz daha fazla derinleşmeden tedbir alın. Aksi halde bu yatırımlar, bu hastaneler, bu alt yapı işlevsiz kalır ve tüm bu emekleriniz heba olur. Ve inanın en çok da hastalar yani vatandaş mağdur olur bundan. Zaten olmaya da başladı. Bu sorunlar size ulaşmamış olamaz. Ama lütfen teşhisi doğru yapalım ki tedavimiz de doğru olsun.</p>



<p>Not: ‘’Sen özeldesin, tuzun kuru, elini taşın altına koysana…’’ diyenler olabilir[oluyor zaten]. Ben 1999’da uzman oldum. Akademisyen olmak istiyordum. Yardımcı doçentlik için fazlası ile yeterli akademik yayınım vardı. Ama o dönem yeni açılan Anadolu’daki üniversiteler dahil hiçbir üniversite beni kabul etmedi. Bu nedenle 2000’den beri özeldeyim. Akademik kadroyu ancak özel üniversitede bulabildim. Yani özel sektör benim için bir tercih değil bir mecburiyetti. ‘’İyi ama şimdi dönem değişti, hadi buyur gel, biraz da sen çalış kamuda’’ diyen olabilir. Kamunun bana ihtiyacı olduğunu ve böyle bir çağrının yapılacağını düşünmüyorum ama yapacağım hiçbir açıklama inandırıcı olmayacağı için şunu söylemek durumundayım; Kamudan özele geçişlerin hızlandığı bir dönemde -eğer bir katkım olacaksa- ben de özelden kamuya geçebilirim ama tabi ki bu İstanbul dışında olamaz. Mevcut çalışma koşullarım gayet iyi, rahatım ve huzurum yerinde ve açıkçası bunun bozulmasını da pek istemem ama böyle bir açıklamayı gerekli gördüm. Bunu iş olsun diye yapmıyorum. Zira bu ilanım ilgili herkese açık zaten. Benim kamuda bir işe ihtiyacım yok. Ama kamunun bana ihtiyacı varsa, branşım da unvanım da bellidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskanimizin-doktorlari-inciten-talihsiz-sozleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doktorla Randevu Zamanı Nasıl Daha Verimli Kullanılabilir?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/doktorla-randevu-zamani-nasil-daha-verimli-kullanilabilir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/doktorla-randevu-zamani-nasil-daha-verimli-kullanilabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Dec 2021 13:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[randevu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17980</guid>

					<description><![CDATA[Sağlıkta yaşanan sorunların biri hatta belki de en önemlisi yoğunluk ve zaman kısıtlılığıdır. Tartışma ve gerginliklerin çoğu bu yüzden yaşanıyor. Hastalar kendilerine yeterince zaman ayrılmadığından yakınıyor, doktorlar ise bu kadar fazla [aşırı] hasta bakmaktan. Nitekim bazı kamu hastanelerinde 5 dakikadan bir randevu veriliyor. Hekimler bir günde 100 civarında hasta bakıyorlar. Acil servislerde ise 200-300 hasta… Bu durum sadece hastaları değil hekimleri de mağdur ediyor. Ama işin ilginci bu yoğunluk nedeniyle yaşanan sıkıntıların faturası da [kendisi de mağdur olan] hekime çıkıyor. Çünkü hasta somut muhatap olarak onu buluyor karşısında. Bu işin düzelmesi için ciddi tedbirler gerekiyor. Ancak şimdilik vakıa bu olduğuna göre bu kısıtlı süreleri nasıl daha verimli kullanabiliriz? Şu önerilerin kısmen faydası olabilir;&#160;&#160; 1-Öncelikle hasta ve yakınlarının şunu bilmesi gerekiyor; Bu yoğunluğun ve kısa sürenin sebebi hekim değildir. Hekim de bu işten mağdurdur. Çünkü bu yüzden hem çok yorulmakta hem de mesleğini yeterince iyi icra edememektedir, üstelik de bunun risklerini [davalar vs] üstlenmektedir. En önemlisi doktor size yardımcı olmaya çalışmaktadır. Yorgun ve bitkin olabilir. Onu tıbbi olmayan [gereksiz] detaylarla meşgul etmeyin [örnek verilecek] ve zamanınızı verimli kullanın, israf etmeyin. 2-Muhtemelen ‘’doktorun yanına girdiğimde aklımda olan her şeyi söyleyeyim ve hiçbir şeyi atlamamayayım ki doktor doğru teşhis koysun’’ diye düşünüyor ve &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sağlıkta yaşanan sorunların biri hatta belki de en önemlisi yoğunluk ve zaman kısıtlılığıdır. Tartışma ve gerginliklerin çoğu bu yüzden yaşanıyor. Hastalar kendilerine yeterince zaman ayrılmadığından yakınıyor, doktorlar ise bu kadar fazla [aşırı] hasta bakmaktan. Nitekim bazı kamu hastanelerinde 5 dakikadan bir randevu veriliyor. Hekimler bir günde 100 civarında hasta bakıyorlar. Acil servislerde ise 200-300 hasta…</p>



<p>Bu durum sadece hastaları değil hekimleri de mağdur ediyor. Ama işin ilginci bu yoğunluk nedeniyle yaşanan sıkıntıların faturası da [kendisi de mağdur olan] hekime çıkıyor. Çünkü hasta somut muhatap olarak onu buluyor karşısında. Bu işin düzelmesi için ciddi tedbirler gerekiyor. Ancak şimdilik vakıa bu olduğuna göre bu kısıtlı süreleri nasıl daha verimli kullanabiliriz?</p>



<p>Şu önerilerin kısmen faydası olabilir;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>1-Öncelikle hasta ve yakınlarının şunu bilmesi gerekiyor; Bu yoğunluğun ve kısa sürenin sebebi hekim değildir. Hekim de bu işten mağdurdur. Çünkü bu yüzden hem çok yorulmakta hem de mesleğini yeterince iyi icra edememektedir, üstelik de bunun risklerini [davalar vs] üstlenmektedir. En önemlisi doktor size yardımcı olmaya çalışmaktadır. Yorgun ve bitkin olabilir. Onu tıbbi olmayan [gereksiz] detaylarla meşgul etmeyin [örnek verilecek] ve zamanınızı verimli kullanın, israf etmeyin.</p>



<p>2-Muhtemelen ‘’doktorun yanına girdiğimde aklımda olan her şeyi söyleyeyim ve hiçbir şeyi atlamamayayım ki doktor doğru teşhis koysun’’ diye düşünüyor ve içeri girer girmez zihninizdeki detayları anlatmaya başlıyorsunuz [pratikte sık görülür]. Bu durum çoğu kez doktorun işine yaramayan [vaktinizi boşa harcayan] bilgiler nakletmenize neden oluyor. Bunun yerine doktora sadece şikayetinizi söyleyin ve bekleyin. Çünkü hekim size şikayetinizle ve hastalığınızla ilgili [onu detaylandıran] teknik sorular soracak ve sizi yeterince konuşturacaktır zaten. Bu teknik sorulara ‘’evet-hayır’’ şeklinde verdiğiniz [veya benzeri] cevaplar, sizin için çok kısa olabilir ama kendi kendinize konuşarak vereceğiniz 10 dakikalık konuşmalardan çok daha yararlı ve elzemdir. Anamnez dediğimiz bu teknik sorgulama, muayenenin en önemli unsurudur ve tüm doktorlar bunun eğitimini 6 yıllık fakülte hayatının 4 yılında [3,4,5, ve 6. yıl] hem teorik hem pratik olarak alırlar.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>3-Anamnez alma esnasında doktor sizden sadece şikayetinizin detaylarını [teknik niteliklerini] değil, geçirdiğiniz hastalıklar/operasyonlar, kullandığınız ilaçlar vb tıbbi öz geçmişinizi ve anne-baba, kardeşler… ailede bulunan hastalıkları vs gibi tıbbi soy geçmişinizi de sorgulayacaktır. Eğer varsa kullandığınız ilaçları yazılı not halinde ve tetkik-tedavi ile ilgili raporları [tarih sırasına göre düzenleyerek] yanınıza alın ki hem doğru bilgi vermiş olun hem zaman israfı yapmayın.</p>



<p>4-Doktorun sorularını cevaplarken yorum yapmaktan kaçının, sadece sorularını cevaplayın. Çünkü yorumlarınızla onu yönlendirmiş ve yanıltmış olabilirsiniz.&nbsp; Yorum yapmayı doktorunuza bırakın.</p>



<p>5-Geçmişte yapılan tetkik ve operasyonlarla ilgili belgeler verdi iseniz, doktorun bunları incelemesine fırsat verin, onları okurken konuşmayın. Doktorunuz sizden veya belgelerden aldığı bilgileri aynı zamanda otomasyon sistemindeki dosyanıza da işleyecektir. Onun başka bir iş yaptığını sanmayın ve gerilmeyin [bilgileriniz dosyanıza işliyordur].</p>



<p>7-Eğer hastanın iletişimi yeterli değilse doktorun yanına en fazla iki kişi olarak girin ve asla ikiniz birlikte konuşmayın [sıklıkla yapılan bir hata].</p>



<p>8-Doktorunuza şikâyetiniz veya hastalığınızla ilgili internetten aldığınız bilgilerden bahsetmeyin. Çünkü bunun bir faydası yok, hekiminiz bunları zaten fazlası ile biliyordur, sadece gerilime neden olur, en iyi ihtimalle zamanınızı harcamış olursunuz. Anlıyoruz, hekiminizle konuşmak, sohbet etmek ve hatta rahatlamak istiyorsunuz ve bu sizin hakkınız, çünkü hekim hem tedavi hem teselli eder[öyle olmalı], ama maalesef sistem buna izin vermiyor, bu hekimin bir kusuru değil, hekim de burada en az sizin kadar mağdur.</p>



<p>9-Kıyafet tercihlerinizi [sırt, göğüs, karın gibi] muayene bölgelerinizi rahat açabilecek şekilde yapın. Dar ve katmanlı kıyafetleri değil, bol ve [alt-üst] iki parçalı kıyafetleri tercih edin. Eğer genital muayene olmanızı gerektirecek bir şikâyetiniz varsa öz bakım ve hijyeninize dikkat edin.</p>



<p>10-Doktorunuza istediği tetkikler için ‘’ben bunları şimdi nerede yaptıracağım?’’, ‘’hangi kata/nereye gideceğim?’’, ‘’bunların sonucu ne zaman çıkacak?’’, ‘’sonuçları bugün mü getireceğim, kime göstereceğim?’’vb sorular sormayın [bunları hasta danışmanlarına sorun, onlar zaten bunun için istihdam edilirler, hekimi bu sorularla meşgul etmeyin].</p>



<p>11-ç-Doktorunuzn istediği tetkikler haricinde [tıbben gerekli görmediği] tetkikleri talep etmeyin, bu konuda ısrarcı olmayın. Gerekli ise zaten ister. Doktor bu talepleri [genelde sabah saatlerinde] ‘’gerekli değil, olsa ben isterim zaten’’ şeklinde izah etmeye çalışır, ısrarcı olursanız gerilimlere neden olur, ya da [genelde öğleden sonraları, yorgun düşünce] hasta ile cedelleşmemek için ister ve hem siz gereksiz tetkik yaptırmış olursunuz hem de kamunun sağlık harcaması artar.</p>



<p>12-Eğer hekiminiz size ilaç yazmadı ise ilaç talep etmeyin. Unutmayın ki ilaç [yaşam stili değişikliği, beslenme-diyet, istirahat, izlem/takip, hidrasyon, egzersiz, fizyoterapi, hidroterapi, termoterapi, farmakoterapi, açık ve endoskopik-laparoskopik operasyonlar, invaziv ve non-invaziv girişimler gibi]&nbsp; onlarca tedavi seçeneği içinde sadece bir seçenektir ve her hasta/hastalık için şart değildir. Yani ‘’tedavi=ilaç’’ demek değildir. ‘’Ne yani, bunca tahlil vs yapıldı, bir ilaç, bir antibiyotik bile mi yazılmayacak?’’ demeyin. Bu çok hatalı bir yaklaşımdır ve gerilimlere neden olur.</p>



<p>13-Eğer hekiminiz uygun görmüyor ise istirahat raporu talep etmeyin ve bu konuda ısrarcı olmayın. Unutmayın istirahat raporu ‘’bu hastanın tedavi için yatak istirahatine ihtiyacı vardır’’ şeklinde düzenlenen bir teknik rapordur. Bir hekimin böyle bir belgeyi imzalayabilmesi için muayene ve tetkik bulgularına göre böyle bir hastalığın bulunması gerekir. Eğer yoksa bu bir sahtekarlıktır. Hekimin de sizin de başınız yanabilir [‘’Müdürüm/şefim izin vermedi, git doktordan rapor al dedi’’ şeklinde talepler nadir değildir, bu hekime sahtekarlık yap demektir ve ne yazık ki bu taleplere karşı çıktığı için darp edilen hekimler olmuştur/olmaktadır].</p>



<p>14-Son tavsiyemiz de meslektaşlarımıza olsun; bize gelen hastanın ya bir ağrısı ya da bir kaygısı vardır, kaygı içindeki hasta ve yakınları hata yapabilirler, nitekim [izah ettiğimiz üzere] yapıyorlar da, ancak ne olursa olsun biz sabırlı olmalıyız ve elimizden geldiğince doğru izahlarda bulunmalıyız, hastanın kendi zamanını israf edecek tarzdaki konuşmalarına [kırmadan, dökmeden] ustalıkla müdahale etmeliyiz, elimizden geldiğince güler yüzlü olmalı, hasta ile empati kurmaya çalışmalıyız. Biliyorum, her gün 100 hasta bakan kamu hastanelerindeki meslektaşlarımın bunu yapabilmesi gerçekten de çok zor ve sabır gerektiriyor bu ama mecburuz.&nbsp; Belki de sırf bu zorlukları aşmak için [sabır ve iletişim becerilerimizi artıracak] özel eğitimler almalıyız…</p>



<p>Allah hastaların da doktorların da yardımcısı olsun…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/doktorla-randevu-zamani-nasil-daha-verimli-kullanilabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doktorlar Göçüyor!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/doktorlar-gocuyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/doktorlar-gocuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Dec 2021 14:20:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Göç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17974</guid>

					<description><![CDATA[Sağlıkta devrim niteliğinde işler yapıldı. Ancak [farklı bir bağlamda söylenen] ‘’her devrim kendi çocuklarını yer&#8221; sözü sanki burada da geçerli oluyor. Sistemin yükünü çeken [bel kemiği niteliğindeki] doktorlar küstürülüyor ve göçüyorlar!Ülkeden başka ülkelere, kamudan özele, özelden emekliliğe göç var!Mekânsal olarak göçmeyen de zihinsel olarak göçüyor! Göçüyoruz!Neden mi? Çünkü sistemsel sorunların mağdurlarından olan ve asıl yükü çeken/yüklenen doktorlar, sanki bu sorunların mağduru değil de müsebbibi gibi görülüyor, değersizleştiriliyor, hakarete uğruyor ve haysiyetleri kırılıyor.Beş dakikada bir hasta bakan, buna mecbur edilen, bir günde yüzlerce hasta ve yakını ile muhatap olan, hepsinin sorunlarını çözmeye çalışan, hepsi ile konuşan, anlatan, didişen… doktor ama hakaret edilen, saldırıya uğrayan, darp edilen ve hatta öldürülen de doktor…Randevu alamayan -randevusuz gelen- hasta doktora patlıyor…Sırasını beklemek istemeyen hasta doktora patlıyor…Acil olmadığı halde acile gelen -böylece acil hastaları mağdur eden- hasta ve yakınları doktora patlıyor…Mesaisine sabahın köründe [06-07 gibi] başlayan, akşama kadar aç-biilaç devam eden, akşam-gece nöbete devam eden, uykusuz kalan, işlerini yetiştirmeye çalışan, acile, ameliyathaneye, doğumhaneye koşturan, müdahale eden, muayene eden, didinen ve bunları yaparken doğru düzgün yemek bile yiyemeyen [asistan] doktorlar, muhatap olduğu hasta ve yakınları tarafından sanki işten kaytarmaya çalışıyormuş gibi kabul edilen, sataşılan, tahammül gösterilmeyen, hakaret edilen ve hatta saldırılan da doktorlar…&#8221;Bana bu ilaçları yaz/acaksın&#8221; diye &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sağlıkta devrim niteliğinde işler yapıldı. Ancak [farklı bir bağlamda söylenen] ‘’her devrim kendi çocuklarını yer&#8221; sözü sanki burada da geçerli oluyor. Sistemin yükünü çeken [bel kemiği niteliğindeki] doktorlar küstürülüyor ve göçüyorlar!<br><br>Ülkeden başka ülkelere, kamudan özele, özelden emekliliğe göç var!<br>Mekânsal olarak göçmeyen de zihinsel olarak göçüyor! Göçüyoruz!<br><br>Neden mi? Çünkü sistemsel sorunların mağdurlarından olan ve asıl yükü çeken/yüklenen doktorlar, sanki bu sorunların mağduru değil de müsebbibi gibi görülüyor, değersizleştiriliyor, hakarete uğruyor ve haysiyetleri kırılıyor.<br><br>Beş dakikada bir hasta bakan, buna mecbur edilen, bir günde yüzlerce hasta ve yakını ile muhatap olan, hepsinin sorunlarını çözmeye çalışan, hepsi ile konuşan, anlatan, didişen… doktor ama hakaret edilen, saldırıya uğrayan, darp edilen ve hatta öldürülen de doktor…<br><br>Randevu alamayan -randevusuz gelen- hasta doktora patlıyor…<br>Sırasını beklemek istemeyen hasta doktora patlıyor…<br>Acil olmadığı halde acile gelen -böylece acil hastaları mağdur eden- hasta ve yakınları doktora patlıyor…<br>Mesaisine sabahın köründe [06-07 gibi] başlayan, akşama kadar aç-biilaç devam eden, akşam-gece nöbete devam eden, uykusuz kalan, işlerini yetiştirmeye çalışan, acile, ameliyathaneye, doğumhaneye koşturan, müdahale eden, muayene eden, didinen ve bunları yaparken doğru düzgün yemek bile yiyemeyen [asistan] doktorlar, muhatap olduğu hasta ve yakınları tarafından sanki işten kaytarmaya çalışıyormuş gibi kabul edilen, sataşılan, tahammül gösterilmeyen, hakaret edilen ve hatta saldırılan da doktorlar…<br><br>&#8221;Bana bu ilaçları yaz/acaksın&#8221; diye emir verilen, yazılmayınca da saldırılan, darp edilen doktor,<br>‘’Patronum izin vermedi, git rapor al dedi, bana rapor vere/eceksin’’ şeklinde -yasal ve etik olmayan- taleplerle karşılaşan, bu kabul edilmeyince de darp edilen doktor,<br>Muayene randevusu alamayan hastadan küfür yiyen de doktor…<br>Ameliyat edecek cerrah bulunamayınca küfür yiyen de doktor…<br>Kimsenin cesaret edemediği riskli ameliyatları kabul eden ama çıkan sorunlarla mücadele eden, dava açılan, tazminat ödemek zorunda kalan da doktor…<br>Hemen her gün ‘’istediğim ilacı yazmadı’’, ‘’ bana rapor vermedi’’, ‘’bu acil değil, polikliniğe git dedi’’, ’randevusuz bakmadı’’ vb saçma sağan şikâyet dilekçeleri ile uğraşan da doktor…<br><br>Kısaca sistemden kaynaklanan tüm sorunları göğüslemek zorunda kalan [çünkü cephede olan o] ve kendisi de mağdur olan doktor, ama suçlu ilan edilen ve fatura kesilen de doktor…<br><br>Tüm bunlara ilaveten son günlerde yaşanan maaş-ücret tartışmaları hekimlere yapılan hakaretler, aşağılamalar… Ne yazık ki içinde yardımcı sağlık personeli ve sendikaların da bulunduğu bu tartışmalar tabiri caizse resmen tüy dikmiş durumda…<br><br>6 yıllık fakülte mezunu bir doktorun maaşı 5.300 TL, evet yanlış okumadınız 5.300 TL, yani asgari ücretin biraz üzerinde, bu sabit döner sermaye ile 7 bin TL civarında oluyor [artık 500 dolar bile değil]. Kamuda çalışan 20-25 yıllık bir uzman doktorun aldığı ücret [maaş+sabit döner] 9 bin TL civarında, çalıştığı hastane, yaptığı ameliyatlar vb işlemlere yani branşına göre ilaveten 3-5 bin TL daha döner sermaye alan doktorlar var ama bunlar emekliliğe yansımıyor çünkü maaş 5.300-5.500 TL, diğerleri döner sermaye, izinli veya raporlu olduğu aylarda alamıyor, emekliliğine de yansımıyor, o hani doktorlara 2500-5000 TL zam yapıldı meselesi vardı ya [sonra iptal edilen], işte bu doktorların döner sermayeden aldıkları bu ücretin maaşa dahil edilmesi idi. zam değildi yani. Bunun faydası emekli ücretlerine yansıması olacaktı. Ama bu geri alındı, yapılmadı yani bu düzenleme. Neyi sağlayacaktı bu? Kamudan istifaları kısmen durdurabilirdi. Ama bu bile yapılamadı, buna karşı türlü türlü hakaretler yapıldı doktorlara…<br>Artık bu iş para pul meselesi olmaktan çıkmış, onur meselesi haline gelmiştir. Hiçbir meslek erbabı hakareti hak etmez ama doktorlar için bu adeta rutin haline geldi, hiçbir gün geçmiyor ki ülke genelinde hakarete uğrayan, itilen, kakılan, darp edilen bir doktor olmasın.<br><br>Gece-gündüz çalışılarak, uzun, upuzun eğitimlerle elde dilen hangi meslek grubu bu kadar aşağılanıyor? Hangi meslek grubu bu kadar değersizleştiriliyor?<br>Hekimlik hem zihinsel hem fiziksel olarak yorucu/tüketici bir meslek, bu kadar uzun bir eğitimden sonra hem zihinsel hem fiziksel olarak bu kadar yorulan başka bir meslek var mı?<br>Bir cerrahın yetişmesi için 6 yıllık fakülteden sonra 4-5 yıllık ihtisas gerekiyor, araya 1-2 yıllık mecburi hizmet girmese ve direkt ihtisasa başlasa bile bir cerrah en erken 30 yaşlarında yetişiyor. Askerler haricinde hangi eğitimli meslek erbabını siz kan-ter içinde görüyorsunuz?<br>Siz 3-4 saatlik bir ameliyattan çıkan cerrahın üzerindeki terleri -bitkinliği- gördünüz mü hiç?<br>Riskli ameliyatlarda [ki her ameliyat belli bir riski barındırır, insanın hayatı ile uğraşıyorsunuz], bir cerrahın yaşadığı fiziksel ve zihinsel yorgunluğun ne olduğunu tahmin edebiliyor musunuz?<br>Bir cerrahın mesaisinin hastaneden çıkınca da bitmediğini, ameliyat ettiği her hastasını zihnen ve fiilen akşam-gece de takip ettiğini, telefon orderları ile talimatlarını verdiğini, akşam-gece çalan her telefonun yüreğini hoplattığını [bu telefon eşinden dostundan gelse bile] bilir misiniz? Nereden bileceksiniz değil mi, bunu yaşayan bilir çünkü…<br><br>Her mesleğin kendine göre bir riski-tüketiciliği vardır. Ayrıca her mesleğin akademisyenleri zihinsel olarak yorulur, peki hangi akademisyen [40-50 yaşında bir doçent veya profesör], aynı zamanda kan-ter içinde de kalır? Yıllarca emek veren, gece gündüz çalışan, zihinsel olarak tükenen ama buna ilaveten yaptığı işten dolayı fiziksel olarak da tükenen hangi akademisyen grup var? Ve siz bu uzmanları 7-9 bin TL maaşla kamuda tutmaya çalışıyorsunuz?<br><br>3-4 saatlik riskli bir ameliyat için ay sonunda dönerine eklenen ücret 100 TL, ama maruz kaldığı tazminat davası 1 milyon TL [1 trilyon yani]. Niye bu riski alsın ki? Ücret yok, teşekkür yok hatta hakaret ve dava var. Neden bu riski alsın bu cerrahlar?<br><br>Uyarıyorum! Bu süreç böyle devam ederse, akılcı bir çözüm bulunmazsa, pek yakın bir dönemde kamuda riskli ameliyatları yapacak cerrah bulunamayacak, zaten süreç başladı, çünkü cerrahlar artık karşılaştıkları tazminat davaları [yani nimeti olmayan külfetler nedeniyle] artık riskli ameliyatları yapmak, bu hastaları kabul etmek istemiyorlar. İnanılır gibi değil ama resmen bindiğimiz dalları kesiyoruz. Sağlık hizmeti binalarla değil doktorlarla verilir. Eğer doktorunuz, cerrahınız yoksa 5 yıldızlı değil 25 yıldızlı hastane de yapsanız bir anlamı olmaz, ama doktorunuz varsa bu yaptığınız hizmetler parlayarak algılanır.<br><br>Ben ve eşim meslek hayatımızda 30 yılımızı doldurduk, ben özeldeyim, eşim kamuda [yılbaşından sonra emekli olmayı düşünüyor] yani yapılacak düzenlemelerin bizim için pek bir anlamı yok denebilir, ama mesleğe bu yıl başlayan bir kızımız var ve hem onun hem arkadaşlarının duygularını [çevremizi] gözlemliyoruz, büyük bir hayal kırıklığı ve küskünlük içindeler, tek gündemleri yurt dışına gitmek, zaten kızımın bazı arkadaşları yurt dışına gitmiş durumda, bazısı da göçe hazırlanıyor, kızım gibi -fiziksel olarak- göçemeyenler de ruhsal olarak göçmüş durumdalar!<br>Artık bu gençlere ‘’yapmayın, etmeyin, düzelir bu işler, sabredin’’ demenin de bir anlamı kalmadı. Çünkü olan biteni ve tartışmaları kendileri görüyor, kendileri yorumluyor.<br>Yazık ettik bu ülkeye, yazık ediyoruz.</p>



<p>Binlerce hekim yurt dışına gitti ve binlercesi de gitmek üzere, sadece burada kazandıklarının en az 10 katını kazanacakları için değil, bunu buradaki çalışmalarının 10’da birini yaparak kazanacakları, sadece görevlerini yapacakları, hakarete uğramayacakları, darp edilmeyecekleri, ‘’bana şu ilacı yaz’’, &#8220;bana rapor ver’’, ‘’randevum yoksa da bakacaksın’’ tehditleri ile karşılaşmayacakları…. Ve buna benzer pek çok avantajları için gidiyorlar. Bütün bunlara rağmen kolay mı sanıyorsunuz bu göçü? Kolay mı insanın ailesinden, yurdundan göç etmesi?<br><br>Sağlık Bakanımızın da dediği gibi ‘’doktorlarımız zengin ülkelerin alıcı gözlerle baktığı, en iyi yetişmiş hekimlerdir.’’ Bu gerçekten de böyledir çünkü bizim hem kökleşmiş, çok iyi bir tıp eğitimimiz var hem de tıbbı en başarılı öğrenciler seçiyor[du]. Ama artık bu tercihler değişiyor, maalesef. Ve önümüzdeki 5-10 yıl içinde başta Almanya ve İngiltere olmak üzere Avrupa’nın 50 binin üzerinde doktor alacağı söyleniyor, tehlikenin farkında mıyız?<br><br>Bu tablo hepimizin eseri, doktorların, hükümetin ve halkın…<br>Önceki sistem çok kötü idi ve bazı doktorlar bunu istismar ettiler, tabii halk da mağdur oldu, Erdoğan bu sistemi düzeltmek için devrim niteliğinde işler yaptı ve halkın memnuniyetini artırdı, nitekim bunun karşılığını da girdiği her seçimde aldı, ama Erdoğan bir şeyi unuttu, bu sistem doktorlar üzerinden yürüyordu ve doktorların yükü her geçen gün artıyordu, mağdur oluyorlardı, gün geçtikçe şartlar iyileşeceğine daha da kötüleşti, ilaveten halk da sistemi [konforu, rahatlığı] istismar etmeye başladı, ne demek istediğimi anlamak için Avrupa’da yaşayan bir yakınınız varsa sorun, uzman hekime ulaşabiliyorlar mı? 9 aylık bir gebelik boyunca hiç Dr. İle karşılaştılar mı? kaç kez? Dileyen dilediği anda uzman Dr’a gidebiliyor mu? İstediği ilacı yazdırabiliyor mu? MR-tomografi çektirebiliyor mu? Muayene ve ameliyat randevusunu nasıl alıyorlar, alabiliyorlar mı? vs. bunları bir sorun, işte o zaman bu sistemi hepimiz [hükümet, doktorlar ve halk] nasıl bu hale getirdiğimizi daha iyi anlayacaksınız.<br><br>Herkes doktorları acıkmayan, susamayan, yorulmayan, uyumayan, sinirlenmeyen, üzülmeyen bir robot sanıyor galiba, yemeden, içmeden, uyumadan 24-36 saat çalışacak ve yüzlerce hastayı ilk hastadaki gibi güler yüzle karşılayacak, bu mümkün mü Allah aşkına? Randevu almadan gelen ve durumu da acil olmayan hasta ‘’benim verdiğim vergilerle maaş alıyorsun, tabii ki bakacaksın, mecbursun’’ naraları atıyor, had bildiriyor, hakaret ve hatta darp ediyor. Böyle bir olay dünyanın hangi ülkesinde var? [böyle bir sadece Avusturya’da oldu ve maalesef bunu da yapanlar Türklerdi].<br><br>Kısacası suç hepimizde, doktorlarda, hükümette, halkta… ama çözümü sadece doktorlar üretsin istiyoruz, gece-gündüz çalışsınlar, nöbet tutsunlar, uyumasınlar, her gün yüzlerce hastaya baksınlar, didişsinler, hakarete uğrasınlar, darp edilsinler, ama karşılığını da almasınlar, öyle mi? Hakarete uğramasalar, darp edilmeseler ve teşekkürle karşılansalar, buna da razı olabilirler, zira bu işin maddi bir karşılığı olamaz zaten, ama o da yok.<br><br>Umarım yakında kendimizi, çocuklarımızı, torunlarımızı tedavi ettirecek [riskli ameliyatları yaptıracak] doktor bulmakta sıkıntı yaşamayız. Zira çoğu cerrah artık kamuda riskli ameliyatları yapmak istemiyor. Çünkü maddi bir karşılığı olmadığı gibi manevi bir karşılığı [şükran] da yok, ama işler bir ters gitse [haklı veya haksız] trilyonluk tazminat davaları var. Sağlık ihtisas mahkemeleri de olmadığı için hekimler yok yere yıllarca sıkıntılar yaşıyor ve artık bu iş yapılmaz diyerek &#8221;kanıta dayalı defansif tıp&#8221; pratiğine geçiyor [tıbben gerekli olmayan ama mahkemelerin talep ettiği, yapılmayınca ceza kestiği tetkikleri -ceza almayayım- yaptırıyor fakat riskli ise ameliyatı yapmaktan kaçınıyor].<br>Sonuç mu; gereksiz yere yapılan mükerrer tıbbi tetkikler, artan kamu sağlık harcamaları ve buna rağmen tedavi olamayan, hastane hastane dolaşan hastalar.<br><br>Bu suç hepimizin, hükümet, doktorlar, halk… kimse kendisini aklamasın. Çözüm mü? Çözüm belli, bu bilinmeyen bir şey değil, üstelik bunun sadece bir kısmı paraya dayanıyor, çoğu paraya dayanmıyor, ama bunun için irade gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/doktorlar-gocuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ümit Aktaş ‘’Halk Sağlığı Düşmanı Palavracı [Bir] Doktor’’ Mu, Değil Mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/umit-aktas-halk-sagligi-dusmani-palavraci-bir-doktor-mu-degil-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/umit-aktas-halk-sagligi-dusmani-palavraci-bir-doktor-mu-degil-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof.Dr. Zeki Bayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2021 11:54:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17558</guid>

					<description><![CDATA[Ahmet Hakan, ‘’ABD’de ve Avrupa’da on binlerce insan aşıdan öldü, milyonlarca insanda da kalıcı yan etkiler gelişti’’  diyen Ümit Aktaş’ı delilsiz konuşmakla suçladı ve onu ‘’Halk sağlığı düşmanı palavracı doktor’’ ilan etti (ki ben de destekledim onun bu yazısını). Aktaş da Ahmet Hakan’ın kendisi hakkında söz söyleyecek yetkinliğe sahip olmadığını, kendisine hakaret ettiğini, özür dilemesi gerektiğini, aşıya bağlı ölümler konusunda kaynak gösterdiğini vs yazdı.&#160; Peki Aktaş’ın (aşıya bağlı ölüm ve yan etkiler için) gösterdiği kaynak ne idi? EudraVigilance’nin web sitesi. Peki Aktaş bu sitenin girişinde önce ‘’sorumluluk reddi ile ilgili bu açıklamaları okuyup anladığınızı onaylamanız gerekir’’ diyen şu açıklamaları okumadı mı?(okumaması mümkün değil ama gizliyor) Bakın bu sitenin girişinde yani Aktaş&#8217;ın kaynak gösterdiği sitede ne deniyor (dikkat, şu cümleler bana ait değildir, Aktaş’ın kaynak gösterdiği sitedeki cümlelerdir, metnin İngilizce orijinali ektedir); &#160;‘’Sorumluluk reddi beyanı aşağıdaki bilgileri içerir:’’ ‘’Bu web sitesindeki bilgiler, gözlenen [yan] etki(ler)le ilaç arasında potansiyel bir bağlantının var olduğunu gösteren herhangi bir onay/kanıt içermemektedir[yansıtmamaktadır].’’ ‘’Bu web sitesindeki bilgiler, [etkiyi] bildiren kişinin kendi gözlemlerini ve görüşlerini yansıtan şüpheli bağlantılarla ilgilidir.’’ ‘’Bir ilaç ile bir etki arasındaki neden-sonuç ilişkisi, bilimsel olarak değerlendirilmesi gereken bir süreçtir [ve bu da] o ilacın yararlarının ve risklerinin sürekli olarak izlenmesini gerektirir [bu sürecin bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ahmet Hakan, ‘’ABD’de ve Avrupa’da on binlerce insan aşıdan öldü, milyonlarca insanda da kalıcı yan etkiler gelişti’’  diyen Ümit Aktaş’ı delilsiz konuşmakla suçladı ve onu ‘’Halk sağlığı düşmanı palavracı doktor’’ ilan etti (ki ben de destekledim onun bu yazısını).</p>



<p>Aktaş da Ahmet Hakan’ın kendisi hakkında söz söyleyecek yetkinliğe sahip olmadığını, kendisine hakaret ettiğini, özür dilemesi gerektiğini, aşıya bağlı ölümler konusunda kaynak gösterdiğini vs yazdı.&nbsp; Peki Aktaş’ın (aşıya bağlı ölüm ve yan etkiler için) gösterdiği kaynak ne idi? EudraVigilance’nin web sitesi.</p>



<p>Peki Aktaş bu sitenin girişinde önce ‘’sorumluluk reddi ile ilgili bu açıklamaları okuyup anladığınızı onaylamanız gerekir’’ diyen şu açıklamaları okumadı mı?(okumaması mümkün değil ama gizliyor)</p>



<p>Bakın bu sitenin girişinde yani Aktaş&#8217;ın kaynak gösterdiği sitede ne deniyor (dikkat, şu cümleler bana ait değildir, Aktaş’ın kaynak gösterdiği sitedeki cümlelerdir, metnin İngilizce orijinali ektedir);</p>



<p>&nbsp;‘’Sorumluluk reddi beyanı aşağıdaki bilgileri içerir:’’</p>



<p>‘’Bu web sitesindeki bilgiler, gözlenen [yan] etki(ler)le ilaç arasında potansiyel bir bağlantının var olduğunu gösteren herhangi bir onay/kanıt içermemektedir[yansıtmamaktadır].’’</p>



<p>‘’Bu web sitesindeki bilgiler, [etkiyi] bildiren kişinin kendi gözlemlerini ve görüşlerini yansıtan şüpheli bağlantılarla ilgilidir.’’</p>



<p>‘’Bir ilaç ile bir etki arasındaki neden-sonuç ilişkisi, bilimsel olarak değerlendirilmesi gereken bir süreçtir [ve bu da] o ilacın yararlarının ve risklerinin sürekli olarak izlenmesini gerektirir [bu sürecin bir parçasıdır], bu değerlendirme için tıbbi durum ve hastanın tıbbi geçmişi gibi diğer birçok faktör hesaba katılmalıdır.’’</p>



<p>‘’EudraVigilance&#8217;daki şüpheli yan etkilerin sayısı, bir yan etkinin meydana gelme olasılığını belirlemek için herhangi bir temel oluşturmamaktadır…’’</p>



<p>‘’EudraVigilance&#8217;da raporlanan yan etkiler,&nbsp; bir ilacın yararları ve riskleri ile ilgili mevcut tüm bilgileri yansıtmaz/temsil etmez ve [bu nedenle de] bir hastanın tedavi rejimine ilişkin kararları almak için tek başına kullanılamaz/kullanılmamalıdır; [bunun için] önce ürün/reçete bilgileri dahil olmak üzere diğer bilgi kaynaklarına başvurulmalıdır.’’</p>



<p>‘’Hastalar ve tüketiciler, [ilgili] sağlık uzmanına danışmadan önce [kendilerine] reçete edilen ilaçları [kullanmayı] durdurmamalı veya değiştirmemelidirler.’’</p>



<p>İşte ekte tümü bulunan bu kaynaktaki deklarasyonun bazı cümleleri böyle&#8230; Demek ki neymiş? Ümit Aktaş’ın gösterdiği kaynak, etki-yan etki konusunda neden-sonuç ilişkisini ispatlayan, bu şekildeki somut vakaları içeren bilimsel bir kaynak değilmiş, kişilerin kendi görüşlerini içeren, herkesin erişimine açık bir web sayfası imiş, bunlar ilaç [ve dolayısıyla aşıların] yan etkileri konusunda bir veri olarak kullanılamazmış. Bunu -ben değil- kaynağın bizzat kendisi söylüyor. Ama Ümit Aktaş ne yapıyor? Bunları bu uyarılara rağmen kesin bilgi ve kanıtmış gibi kullanıyor. E tabi sayfa İngilizce, kaç kişi okuyacak ve kaç kişi anlayacak bunları, değil mi?</p>



<p>Evet sayın Ümit Aktaş, Ahmet Hakan haklı, sen bir palavracısın, hatta ‘’nitelikli palavracısın’’, çünkü Dr. unvanını kullanıyorsun (hani teknik bilgi gerektiren dolandırıcılığa nitelikli dolandırıcılık denir ya onun gibi yani).</p>



<p>Sen Dr. unvanını kullanarak fahiş fiyata bitki pazarlayan;&nbsp; örneğin bir kutu Zerdeçal kapsülünü 400 liraya, bir kutu Brokoli kapsülünü 300 liraya, bir kutu Şeytan Pençesi kapsülünü 300 liraya satan bir tüccarsın. Evet bir tüccar, aşılarla ilgili korku pompalayan, palavra sıkan ve pazar payını bu şekilde büyütmeye çalışan bir tüccarsın. Üstelik&nbsp; sabitlenmiş twitinde de &#8221;ben kimseye bir şey satmaya çalışmıyorum&#8221; diyorsun. Bir şeyi satman için illa da pazara çıkıp seyyar satıcılık mı yapman gerekiyor? İnternetteki pazarlaman/satışın bir satış değil mi? Gözümüzün içine baka baka yalan konuşuyorsun.</p>



<p>Evet, yalancı ve palavracısın. Hadi beni dava et de mahkemede hesaplaşalım!</p>



<p>İki haftadır memleketimdeydim. Halkın sağlığını nasıl tehdit ettiğini, insanlara nasıl zarar verdiğini gözlerimle gördüm. Aşı konusunda tereddüt yaşayan, senin de ismini vererek aşı olmayan, ‘’ama o da doktor, aşı öldürüyormuş vs…’’ diyen, sözlerine böyle başlayan onlarca insanla karşılaştım. Bölgede aşı olmadığı için hastaneye yatan/yatırılan ve maalesef ölenler var (tanıdıklarımdan).&nbsp; Daha bayramdan 2 hafta önce 52 yaşında bir damadımız (mahallemizin) vefat etti, aşı olmamış. 42 yaşında bir köylüm/komşum ise halen hastanede yatıyor, Covide bağlı solunum sıkıntısı nedeniyle (o da aşı olmamış). 70 yaşındaki babası ve annesi ise gayet iyi, evdeler, çünkü onlar aşı oldular. Ama oğulları için endişeli bir şekilde bekliyor ve (babası 2 gün önce bana) ah vah ediyor, nasıl aşı olmaz diye (neyse ki hastamızın durumu bugün iyi, çok şükür ama kaç gündür sıkıntılı bir şekilde hastanede yatıyor).</p>



<p>Biz bunları zaten bilimsel veriler/makaleler üzerinden biliyoruz, yani bizim bu tür anekdotal&nbsp; verilere ihtiyacımız yok ama bölge halkının var, inşallah gerçekleri -sizin gibi palavracılara rağmen- daha büyük kayıplar vermeden bir an önce görürler ve anlarlar da kayıplarımız daha az olur. &nbsp;</p>



<p>Ey Ümit Aktaş ve benzerleri! Attığınız palavralarla kim bilir kaç kişinin hastalanmasına ve hatta ölümüne neden oldunuz/oluyorsunuz, bunu hiç düşündünüz mü? Bu işin hesabını er ya da geç vereceksiniz, bundan kaçışınız olmayacak, bunu bilin,&nbsp; ama bu dünyada ama öte dünyada, mutlaka vereceksiniz;</p>



<p>‘’… Her kim, kimseyi öldürmeyen veya fesat çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. [Buna karşı] Her kim de bir hayatı kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur…’’(Maide 5/32)</p>



<p>Not: ‘’Aşı sonrası (başka nedene bağlı) ölüm’’ ile ‘’aşıya bağlı ölüm’’ arasında fark var, buna dikkat edilmeli (bir sonraki paylaşımım inşallah bu konuda izahlar içerecek).</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/umit-aktas-halk-sagligi-dusmani-palavraci-bir-doktor-mu-degil-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Teşhisi Konan hastaların Çoğu Kanser Değil!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kanser-teshisi-konan-hastalarin-cogu-kanser-degil/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kanser-teshisi-konan-hastalarin-cogu-kanser-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Dec 2018 10:42:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=5671</guid>

					<description><![CDATA[ATV Haber’e özel bir röportaj veren Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Dizdar, kanser teşhisi konan hastaların hepsinin aslında kanser olmadığını söyledi. Kanser teşhislerinin doğruluğu hakkında konuşan Dizdar, “Tiroid kanserlerinin büyük bir kısmında herhangi bir sorun yok. Yani adı kanser ama kendisi kanser değil.Prostatlar, hakeza öyle. Meme tümörlerinin bir kısmı tümör özelliği gösteriyor, kanser değiller. Ama elinize geliyor, patolog ‘evet böyledir’ diyor.” dedi. Yavuz Dizdar: “Kanser teşhisi konan hastaların hepsi aslında kanser değil” Dizdar, kanser teşhisi konulan pek çok rahatsızlığın aslında kanserle ilişkisi olmadığını söyledi. Yani hastaların hayatları yalnızca alt üst olmakla kamıyor, o hastalar gereksiz yere pek çok ilaç ve tedaviye maruz kalıyor. Doç. Dr. Yavuz Dizdar bu iddialarını uzun yıllar boyunca elde ettiği mesleki tecrübelerine dayanarak ileri sürüyor. Dizdar, “Artan masraflar, sürekli köpüren sistem, sürekli yanan canlar. Çıkan hastalıkların bütünü, eğer izlerseniz bir şeye dönüşüyor mu? Benim izlediklerimden hayır, bir şeye dönüşmüyor. Kanser dediğiniz zaman kilo kaybı, iştahsızlık, bitkinlikle seyreden bir tablo… Yanağından kan damlayan bir hastaya bunu söylemek bu kadar fazla mantıklı bir yaklaşım değil” diyerek görüşlerini ifade etti. Kanser teşhisleri daha çok çeşitli cihazlar yardımıyla konuyor. Dizdar’a göre hekimler tıbbi gözlemleri bir tarafa bırakıp işi tamamen cihazlara bırakıyor. Neden kanser varmış gibi hareket ediliyor? Bu noktada, ortada kanser &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ATV Haber’e özel bir röportaj veren Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Dizdar, kanser teşhisi konan hastaların hepsinin aslında kanser olmadığını söyledi.</strong></p>
<p>Kanser teşhislerinin doğruluğu hakkında konuşan Dizdar, “<em>Tiroid kanserlerinin büyük bir kısmında herhangi bir sorun yok. Yani adı kanser ama kendisi kanser değil.Prostatlar, hakeza öyle. Meme tümörlerinin bir kısmı tümör özelliği gösteriyor, kanser değiller. Ama elinize geliyor, patolog ‘evet böyledir’ diyor.</em>” dedi.</p>
<p><strong>Yavuz Dizdar: “Kanser teşhisi konan hastaların hepsi aslında kanser değil”</strong></p>
<p>Dizdar, kanser teşhisi konulan pek çok rahatsızlığın aslında kanserle ilişkisi olmadığını söyledi. Yani hastaların hayatları yalnızca alt üst olmakla kamıyor, o hastalar gereksiz yere pek çok ilaç ve tedaviye maruz kalıyor. Doç. Dr. Yavuz Dizdar bu iddialarını uzun yıllar boyunca elde ettiği mesleki tecrübelerine dayanarak ileri sürüyor.</p>
<p>Dizdar, “<em>Artan masraflar, sürekli köpüren sistem, sürekli yanan canlar. Çıkan hastalıkların bütünü, eğer izlerseniz bir şeye dönüşüyor mu? Benim izlediklerimden hayır, bir şeye dönüşmüyor. Kanser dediğiniz zaman kilo kaybı, iştahsızlık, bitkinlikle seyreden bir tablo… Yanağından kan damlayan bir hastaya bunu söylemek bu kadar fazla mantıklı bir yaklaşım değil</em>” diyerek görüşlerini ifade etti.</p>
<p>Kanser teşhisleri daha çok çeşitli cihazlar yardımıyla konuyor. Dizdar’a göre hekimler tıbbi gözlemleri bir tarafa bırakıp işi tamamen cihazlara bırakıyor.</p>
<p><strong>Neden kanser varmış gibi hareket ediliyor?</strong></p>
<p>Bu noktada, ortada kanser olmadığı halde neden kanser varmış gibi hareket edildiği sorusu akla geliyor. Bu sorunun yanıtı sistemde. Sistemde her yıl milyarlarca para dönüyor. Yavuz Dizdar’ın da eleştirisi sistemi ve hekimleri hedef alıyor.</p>
<p>Dizdar, “<em>Ama sonuçta bundan beslenen bir sistem var. Esas eleştiri o sisteme. İlaç endüstrisi ile aralarına biraz mesafe koyacaklar</em>” diyerek esas eleştiriyi tıp camiasına yöneltti.</p>
<p>Gıda Hattı</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kanser-teshisi-konan-hastalarin-cogu-kanser-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
