<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Doğu Akdeniz &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/dogu-akdeniz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Mar 2021 12:59:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Doğu Akdeniz &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İhvancılık mı?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ihvancilik-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ihvancilik-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2021 12:59:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[ihvan]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16961</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye&#8217;deki seküler kesimin çok önemli ve belirgin bir özelliği İslam&#8217;a duydukları nefreti kimi isimler, şahıslar ve kurumlar üzerinden yürütüyor olmalarıdır. Mesela&#160;cemaat ve tarikat düşmanlığı&#160;aslında İslam düşmanlığının dışavurumudur. Mesela&#160;Diyanet İşleri&#8217;ne duydukları nefret&#160;İslam&#8217;a karşı takındıkları tavrın farklı bir tezahürüdür. Aslında Erdoğan nefretinin altında yatan da&#160;Erdoğan&#8217;ın dindar kimliğidir&#160;-siyasi nefret güdenleri hariçte tutuyorum- aslında hedef İslam&#8217;dır.&#160;(Erdoğan seküler biri olsaydı bugün dünyada almadığı ödül kalmazdı!) Bu nefretlerini dış politikada Arap dünyasının en güçlü sivil toplum örgütü olan&#160;Müslüman Kardeşler&#160;üzerinden&#160;&#8216;İhvancı politika&#8217;&#160;diye eleştirerek sürdürürler. Türkiye binlerce gayr-i Müslime kapısını açınca sesleri çıkmaz ama Müslüman Araplara kapıyı açınca adı hemen İhvancı politika veya Arap karşıtlığı olarak kendini gösterir. Bu kesim Filistin meselesinde de seküler&#160;FETH&#8217;e&#160;destek verirken&#160;HAMAS&#8217;a İslami&#160;hüviyetinden dolayı şaşı bakarlar. Şimdilerde değişen şartlar gereği Mısırla ilişkilerin düzelme eğilimine girmesi üzerine yine bu kesim &#8216;İhvancı politika Türkiye&#8217;ye çok şey kaybettirdi&#8217;&#160;diyerek söylenip duruyor. Sanki iktidar Türkiye&#8217;yi zarara sokmak maksadıyla&#160;Mısır, İsrail ve Suriye rejimleriyle&#160;ilişkileri kesmiş gibi her fırsatta Türkiye bu üç ülkeyle barışmalıdır nakaratını tekrarlayıp duruyorlar. İktidarın bu üç ülke rejimlerinin insan hakları ihlaline yönelik icraatlarına gösterdiği tepkiyi görmezden gelip milli çıkarlardan bahsederler. İsrail&#8217;in&#160;çocuk, kadın, ihtiyar demeden insanları alenen katletmesini, Suriye rejiminin şehirleri bombalayarak sivillere katliam uygulamasını,&#160;Mısır&#8217;da darbecilerin&#160;canlı yayında insan kurşunlamalarını alkışlamasını mı bekliyorlardı? Dünya bu ihlallere kör ve sağır kalırken&#160;Türkiye&#160;dünyanın vicdanı olmuştur ve bu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye&#8217;deki seküler kesimin çok önemli ve belirgin bir özelliği <strong>İslam&#8217;a duydukları nefreti</strong> kimi isimler, şahıslar ve kurumlar üzerinden yürütüyor olmalarıdır.</p>



<p>Mesela&nbsp;<strong>cemaat ve tarikat düşmanlığı</strong>&nbsp;aslında İslam düşmanlığının dışavurumudur.</p>



<p>Mesela&nbsp;<strong>Diyanet İşleri&#8217;ne duydukları nefret</strong>&nbsp;İslam&#8217;a karşı takındıkları tavrın farklı bir tezahürüdür.</p>



<p>Aslında Erdoğan nefretinin altında yatan da&nbsp;<strong>Erdoğan&#8217;ın dindar kimliğidir</strong>&nbsp;-siyasi nefret güdenleri hariçte tutuyorum- aslında hedef İslam&#8217;dır.&nbsp;<em>(Erdoğan seküler biri olsaydı bugün dünyada almadığı ödül kalmazdı!)</em></p>



<p>Bu nefretlerini dış politikada Arap dünyasının en güçlü sivil toplum örgütü olan&nbsp;<strong>Müslüman Kardeşler&nbsp;</strong>üzerinden&nbsp;<strong>&#8216;İhvancı politika&#8217;</strong>&nbsp;diye eleştirerek sürdürürler.</p>



<p>Türkiye binlerce gayr-i Müslime kapısını açınca sesleri çıkmaz ama Müslüman Araplara kapıyı açınca adı hemen İhvancı politika veya Arap karşıtlığı olarak kendini gösterir.</p>



<p>Bu kesim Filistin meselesinde de seküler&nbsp;<strong>FETH&#8217;e&nbsp;</strong>destek verirken&nbsp;<strong>HAMAS&#8217;a İslami</strong>&nbsp;hüviyetinden dolayı şaşı bakarlar.</p>



<p>Şimdilerde değişen şartlar gereği Mısırla ilişkilerin düzelme eğilimine girmesi üzerine yine bu kesim &#8216;<strong>İhvancı politika Türkiye&#8217;ye çok şey kaybettirdi&#8217;</strong>&nbsp;diyerek söylenip duruyor.</p>



<p>Sanki iktidar Türkiye&#8217;yi zarara sokmak maksadıyla&nbsp;<strong>Mısır, İsrail ve Suriye rejimleriyle</strong>&nbsp;ilişkileri kesmiş gibi her fırsatta Türkiye bu üç ülkeyle barışmalıdır nakaratını tekrarlayıp duruyorlar.</p>



<p>İktidarın bu üç ülke rejimlerinin insan hakları ihlaline yönelik icraatlarına gösterdiği tepkiyi görmezden gelip milli çıkarlardan bahsederler.</p>



<p><strong>İsrail&#8217;in&nbsp;</strong>çocuk, kadın, ihtiyar demeden insanları alenen katletmesini, Suriye rejiminin şehirleri bombalayarak sivillere katliam uygulamasını,&nbsp;<strong>Mısır&#8217;da darbecilerin</strong>&nbsp;canlı yayında insan kurşunlamalarını alkışlamasını mı bekliyorlardı?</p>



<p>Dünya bu ihlallere kör ve sağır kalırken&nbsp;<strong>Türkiye</strong>&nbsp;dünyanın vicdanı olmuştur ve bu insani tavrıyla -yönetimler tavır koysa da- dünya milletleri gözünde&nbsp;<strong>yeryüzünün merhamet ve şefkat yurdu</strong>&nbsp;haline gelmiştir.</p>



<p>&#8216;Dış politikada ülkelerin menfaatleri esastır.&#8217; tamam da, ülkeleri yönetenler de insandır ve gözlerinin önünde yaşanan trajedilere karşı tepki koyarlar, koymalıdırlar.</p>



<p>Türkiye elbette ki bu üç ülke ile de ilişkilerinin üst düzeyde olmasını isterdi, istiyor da.</p>



<p>Evet, Türkiye bu dönemde dış politikaya&nbsp;<strong>insani bir ilke</strong>&nbsp;eklemiştir.</p>



<p>Ancak Türkiye&#8217;nin koyduğu tepkiler sadece vicdani değil aynı zamanda&nbsp;<strong>demokratik bir tavırdır.</strong></p>



<p>Ermenistan&#8217;daki darbe girişimine ve Myanmar&#8217;daki darbeye aynı tavrı koymuş olması da&nbsp;<strong>İhvancılık mıdır acaba?!</strong></p>



<p>Mısır&#8217;da tarihinde ilk kez&nbsp;<strong>seçilmiş&nbsp;</strong>bir&nbsp;<strong>cumhurbaşkanı&nbsp;</strong>vardı ve Türkiye bu seçilmiş cumhurbaşkanı ile ilişkilerini zirveye taşımıştı. O cumhurbaşkanı görevde kalsaydı Filistin sorunu dâhil bölgedeki sorunların tamamı çözüm yoluna girecek bir birliktelik oluşmuştu.</p>



<p><strong>Mısır&#8217;</strong>daki darbe sadece seçilmiş cumhurbaşkanına yapılmıyordu.</p>



<p>Aslında o darbenin hedefi bölgedeki milli iradeye dayalı hükümetleri indirip&nbsp;<strong>emperyalizme teslim olmuş yönetimler&nbsp;</strong>oluşturmaktı.</p>



<p><strong>Gezi olayları</strong>, 17/25 Aralık yargı darbesi ve&nbsp;<strong>15 Temmuz</strong>&nbsp;darbe girişimleri de bu senaryonun parçasıydı.</p>



<p>Mısır&#8217;da başarılı oldu ve&nbsp;<strong>emperyalizmin emrindeki darbeciler yönetime el koydu</strong>.</p>



<p>Türkiye bu girişimlere karşı gereken tavrı koydu.</p>



<p>Mısır darbecileri Türkiye istese bile olumlu adım atmazdı atamazdı. İplerini elinde tutan efendileri müsaade etmezdi.</p>



<p>Aradan 7 sene geçti. Türkiye bugün dünyanın en itibarlı ülkelerinden biri haline geldi.&nbsp;<strong>Filipinler</strong>&#8216;deki barış görüşmelerinde güvenilen taraf olarak misyon üstlenen Türkiye,&nbsp;<strong>Libya&nbsp;</strong>sorununda en güçlü tarafı konumunda;&nbsp;<strong>Etiyopya&nbsp;</strong>Türkiye&#8217;nin aracılığını istiyor;&nbsp;<strong>Somali</strong>&nbsp;Türkiye&#8217;nin desteğini bekliyor;&nbsp;<strong>Afganistan&nbsp;</strong>sorununda ihtilaflı tarafların güvendiği tek ülke Türkiye.</p>



<p><strong>Doğu Akdeniz&#8217;de, Kuzey Suriye&#8217;de</strong>&nbsp;emperyalist oyunları bozan ülke<strong>&nbsp;Türkiye&#8217;nin</strong>&nbsp;desteğiyle,&nbsp;<strong>Karabağ</strong>&#8216;da tarihi bir zafer elde ediliyor.</p>



<p>Sadece geçen hafta&nbsp;<strong>Gürcistan</strong>, Türkmenistan,&nbsp;<strong>Özbekistan&nbsp;</strong>ve Kırgızistan Dışişleri bakanlarının Türkiye&#8217;yi ziyareti ve Doha&#8217;da yapılan&nbsp;<strong>Türkiye-Katar-Rusya zirvesi</strong>&nbsp;anlayana çok şey anlatıyor.</p>



<p>İç muhalefetin nefret söylemine bakmayınız! Türkiye şu anda dünyanın siyaseten en güçlü ülkelerinden biridir. Bunu Mısır da gördü, görüyor. Aynı şekilde İsrail de. Her ikisi de şimdi Türkiye ile ilişkileri düzeltmek için diplomatik esnekliği devreye sokmak durumundalar.</p>



<p>Mısır&#8217;ın, BM&#8217;ye gönderdiği belgedeki Türkiye&#8217;nin kıta sahanlığına saygısı aynı zamanda kendi çıkarını koruması anlamına geliyor.</p>



<p>İsabetli ve olumlu bir adım. Türkiye buna olumlu cevap verdi. İki taraf da&nbsp;<strong>ön şartsız diplomatik ilişkilere&nbsp;</strong>başladılar.</p>



<p>İki kardeş ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda hareket etmeleri elbette ki özlenen bir durumdur.</p>



<p><strong>Başkan Erdoğan</strong>&nbsp;iktidarlarının icraatları neticesinde Türkiye emperyalizmin baskılarını en aza indirmiştir ve kendi kararlarını kendisi alarak egemenlik haklarını korumada en güçlü dönemini yaşamaktadır.</p>



<p>Mısır yönetiminin de aynı istikamette mesafe almasını temenni ederiz.</p>



<p>Benim beklentim Mısırla ilişkiler bakanlıklar düzeyinde artarak gelişebilir, gelişmelidir de. Karşılıklı çıkarlar, bölgenin istikrarı ve barışı için gereklidir.</p>



<p>Ancak diplomatik ilişkinin cumhurbaşkanlığı düzeyine çıkabileceği ihtimali çok zayıftır.</p>



<p>Başkan Erdoğan&#8217;ın darbelere ve darbecilere karşı tavrının değişmeyeceğini düşünüyorum.</p>



<p>Ama bu diplomatik esnekliğin her iki tarafa da bölgeye de fayda sağlayacağında kuşku yok. </p>



<p>Hayırlı olur inşallah.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ihvancilik-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akdeniz&#8217;de Olmak yada Olmamak!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/akdenizde-olmak-yada-olmamak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/akdenizde-olmak-yada-olmamak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seyit Mehmet Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2021 07:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16630</guid>

					<description><![CDATA[1.Gerçekten de son zamanlarda çok kullanılan güzel bir sözdür ‘coğrafya kaderdir’ sözü. Evet, coğrafya kaderdir. Kaderin bir cilvesidir ki ikinci binin hemen başında buralara geldik; zamanın süper gücü Bizanslılarla göğüs göğüse gelip savaştık ve Allah’ın cc lütfuyla zamanın süper gücü Bizans&#8217;ı yenip bu güzel coğrafyayı vatan edindik. Bu buraya gelişimizin ve bu güzel coğrafyayı vatan edinişimizin kısacık hikayesidir. Üzerinde asıl durulması gereken ise buraya nereden ve nasıl gelip, bu güzel coğrafyayı nasıl vatan edinişimiz değildir elbet… Üzerinde asıl durulması gereken konu buraya neden gelişimizdir. Bunun elbet görünen ve tarih sayfalarına konu olan bir çok nedeni vardır. Benim üzerinde durmak istediğim tarihin kaydettiği konular da değil aslında… Ben bu topraklara gelişimizin asıl nedenini arıyorum… Bu asıl neden görünenlerden, üzerinde durulanlardan, bahis konusu edilenlerden çok başka… * 2. Tarihçi gözüyle Anadolu’ya gelişimizin kısa hikayesini bir de Prof Dr Erhan Afyoncu’nun kaleminden okuyalım.. “Anadolu&#8217;ya Türkler&#8217;in ilk gelişi 4. yüzyılın sonlarına doğru Batı Hunları (Avrupa Hunları) tarafından gerçekleştirildi. Hunlar bir taraftan Balkanlar üzerinden Trakya&#8217;ya doğru yürürken… Diğer taraftan Kafkas dağlarını aşıp, Anadolu&#8217;ya girdiler. Kursık ve Basık isimli iki komutan idaresindeki Hun atlıları Erzurum üzerinden Malatya&#8217;ya ulaştılar. Çukurova&#8217;ya indiler, Urfa ve Antakyayı kuşattılarsa da alamadılar. Kudüs&#8217;e kadar inen Hunlar, burada fazla kalmadılar ve 396&#8217;da tekrar &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1.<br>Gerçekten de son zamanlarda çok kullanılan güzel bir sözdür ‘coğrafya kaderdir’ sözü.</p>



<p>Evet, coğrafya kaderdir.</p>



<p>Kaderin bir cilvesidir ki ikinci binin hemen başında buralara geldik; zamanın süper gücü Bizanslılarla göğüs göğüse gelip savaştık ve Allah’ın cc lütfuyla zamanın süper gücü Bizans&#8217;ı yenip bu güzel coğrafyayı vatan edindik.</p>



<p>Bu buraya gelişimizin ve bu güzel coğrafyayı vatan edinişimizin kısacık hikayesidir.</p>



<p>Üzerinde asıl durulması gereken ise buraya nereden ve nasıl gelip, bu güzel coğrafyayı nasıl vatan edinişimiz değildir elbet…</p>



<p>Üzerinde asıl durulması gereken konu buraya neden gelişimizdir.</p>



<p>Bunun elbet görünen ve tarih sayfalarına konu olan bir çok nedeni vardır.</p>



<p>Benim üzerinde durmak istediğim tarihin kaydettiği konular da değil aslında…</p>



<p>Ben bu topraklara gelişimizin asıl nedenini arıyorum…</p>



<p>Bu asıl neden görünenlerden, üzerinde durulanlardan, bahis konusu edilenlerden çok başka…</p>



<p>*</p>



<p>2.</p>



<p>Tarihçi gözüyle Anadolu’ya gelişimizin kısa hikayesini bir de Prof Dr Erhan Afyoncu’nun kaleminden okuyalım..</p>



<p>“Anadolu&#8217;ya Türkler&#8217;in ilk gelişi 4. yüzyılın sonlarına doğru Batı Hunları (Avrupa Hunları) tarafından gerçekleştirildi.</p>



<p>Hunlar bir taraftan Balkanlar üzerinden Trakya&#8217;ya doğru yürürken…</p>



<p>Diğer taraftan Kafkas dağlarını aşıp, Anadolu&#8217;ya girdiler.</p>



<p>Kursık ve Basık isimli iki komutan idaresindeki Hun atlıları Erzurum üzerinden Malatya&#8217;ya ulaştılar.</p>



<p>Çukurova&#8217;ya indiler, Urfa ve Antakyayı kuşattılarsa da alamadılar.</p>



<p>Kudüs&#8217;e kadar inen Hunlar, burada fazla kalmadılar ve 396&#8217;da tekrar Kafkaslara döndüler.</p>



<p>Türkler&#8217;in Anadolu&#8217;ya ikinci gelişi Sabarlar&#8217;la oldu.</p>



<p>İdil, Don ve Kuban ırmakları arasındaki bölgede bir devlet kurmuş olan Sabar Türkleri 6. yüzyılda Kafkasların güneyine kadar olan toprakları ele geçirdiler.</p>



<p>Daha sonra Kayseri, Konya, Ankara taraflarına şiddetli akınları oldu.</p>



<p>Proto-Moğollar&#8217;dan, Kıtaylar&#8217;ın 924&#8217;te Orhun havalisine hakim olmalarıyla birlikte, bu bölgedeki Türk boyları birbirlerini sıkıştırarak batıya doğru göç etmeye başladılar</p>



<p>Büyük Selçuklular, Karahanlı ve Gazneliler karşısında tutunamayınca, Çağrı Bey 3000 süvariyle 1015&#8217;te Anadolu&#8217;ya doğru bir keşif seferine çıktı.</p>



<p>Çağrı Bey, Azerbaycan&#8217;da rastladığı Türkmenler&#8217;i de alıp 1018&#8217;de Doğu Anadolu&#8217;ya girdi.</p>



<p>Ermeni kaynaklarına göre ‘mızrak, ok ve yaydan ibaret olan silahları çekili, beli kemerli, uzun ve örülü saçlı, rüzgâr gibi uçan Türk atlıları’ karşısına çıkan Bizans birlikleri ‘yağmur gibi atılan oklar’ karşısında mağlup oldular.</p>



<p>Çağrı Bey, Van gölü civarını ele geçirdikten sonra Nahcivan ve civarını kontrol altına aldı.</p>



<p>Rastladığı Bizans kuvvetlerini ardı ardına yenilgiye uğrattı.</p>



<p>Büyük Selçuklu Devleti kurulmadan önce Oğuzlar&#8217;dan kopan bir kısım boylar Azerbaycan, Güneydoğu Anadolu ve Irak&#8217;a gitmişlerdi.</p>



<p>Göktaş, Buka, Mansur ve Anasıoğlu idaresi altındaki Türkmenler, Cizre ve Diyarbakır havalisi ile Musul&#8217;u ele geçirmişlerse de uzun süre buralarda hakim olamadılar ve Azerbaycan&#8217;a geri döndüler.</p>



<p>Kendilerine yurt, hayvanlarına da otlak arayan Türkmen kitleleri, Büyük Selçuklu topraklarına gelmeye devam ediyordu.</p>



<p>Selçuklular Türkmenleri, kargaşa çıkarmalarını ve otlak sıkıntısına sebebiyet vermelerini önlemek için Anadolu&#8217;ya sevk etti.<br>Türkler, Suriye ve Irak&#8217;a da gidip, yerleşmişlerse de ülkelerin iç bölgelerine girmemişlerdi.</p>



<p>Bu bölgelerin iklim ve otlak durumunun hayvanları için uygun olmaması, Türkler&#8217;in buralarda yoğun bir şekilde yayılmasına engel oldu.</p>



<p>Anadolu ise iklimi ve geniş otlakları ile Türkler&#8217;in hayat tarzına uygundu.</p>



<p>Aynı zamanda Anadolu&#8217;nun yoğun bir nüfusa sahip olmaması ve burada Türklere direnecek güçlü bir askeri organizasyonun bulunmaması da Türkmenler&#8217;in buraya gelmesini teşvik edici unsurlar oldu.</p>



<p>Oğuzlar, 1040&#8217;da Dandanakan&#8217;da Selçukluların idaresinde Gazneliler&#8217;i yenip, kendi devletlerini kurdular.</p>



<p>Selçuklular, Gazneliler&#8217;i mağlup ederek Maveraünnehir bölgesine hakim olduklarından, kendileri Anadolu&#8217;ya gitmediler.</p>



<p>Fakat Moğol kabilelerinin baskısıyla Orta Asya&#8217;dan ülkelerine gelen Türkmenleri Anadolu&#8217;ya gönderdiler.<br>1048&#8217;de Selçuklular Hasankale zaferini kazandılar.</p>



<p>1059&#8217;da Sivas ve Malatyayı ele geçirdiler.</p>



<p>1064&#8217;te Alparslan, Kars&#8217;ı fethetti.</p>



<p>1067&#8217;ye gelindiğinde Kayseri, Niksar ve Konya fethedilmişti.</p>



<p>Afşin Bey, 1068&#8217;de İstanbul Boğazı&#8217;na kadar geldi.<br>1071 Malazgirt Zaferi Anadolu&#8217;nun kapılarını Türkmenlere açtı…</p>



<p>Anadolu ‘Türkiye’ oldu.”</p>



<p>*</p>



<p>3.</p>



<p>Evet coğrafya kaderdir…</p>



<p>Ve biz bu topraklara kıyamete kadar bize verilen kaderimizi yaşamaya geldik.</p>



<p>Gelişimiz zahiren şu veya bu nedenden olabilir.</p>



<p>Doğudan Moğolların baskısı…</p>



<p>Daha sonra büyük Selçukluların kendilerinden sonra yurtlarına gelen Türkmenleri Anadolu’ya yönlendirmeleri…</p>



<p>Türkmenlerin bugünkü Irak ve Suriye topraklarının iç taraflarını kendi yaşayışlarına uygun bulmayışları…</p>



<p>Uçsuz bucaksız otlaklarıyla Anadoluyu beğenmeleri, tercih etmeleri ve yerleşmeye başlamaları…</p>



<p>Anadolu yurt edinmeye başlayan Türkmenleri Anadolu’dan atmak isteyen Bizans Ordusunu Selçuklu Sultanı Alpaslan&#8217;ın 26 Ağustos 1071’de yenilgiye uğratarak Anadoluyu Türkler için vatan edinmesi…</p>



<p>Ve bu tarihten başlayarak Anadolu&#8217;nun ‘Türkiye’ olması…</p>



<p>*</p>



<p>4.</p>



<p>Bu tarihi gerçekler ışığında düşünmeliyiz!</p>



<p>Orta Asya’dan gelerek Anadolu’ya yerleşen; kanlarıyla, göz yaşlarıyla, terleriyle Anadoluyu vatan edinen bütün etnik unsurlarıyla Müslüman Türk Milleti bu topraklarda olmasaydı; bin yıldır bu topraklardan Müslüman Türk Milletini atmak için didinen Haçlıları kim durdurabilirdi?</p>



<p>Müslüman Türk Milletini bu topraklardan atmak için Hulagu Hanı, Timur’u, Şah İsmail’i ve arkasından gelenleri Anadolu’ya gönderenler başarılı olsalardı bugünkü nüfusuyla iki milyarlık bir İslam Dünyası olur muydu?</p>



<p>Olmazdı…</p>



<p>Ya da şöyle diyebiliriz:</p>



<p>Türkler bu toprakları vatan edinmeselerdi, elbet Allah cc bir başka kavmi ümmetin başı olarak bu topraklara getirirdi.</p>



<p>Getirmediğine göre…</p>



<p>Ve bu toprakları haçlı sürülerine karşı Bütün Etnik Unsurlarıyla Müslüman Türk Milletine koruttuğuna göre…</p>



<p>Bize düşen Allah’ın cc bize verdiği görevin farkında olarak çalışmak, çabalamak, kan ve göz yaşı dökmek, ter akıtmak ve bu ülkeyi haçlının önünde geçilmez bir set olarak muhafaza etmenin gereğini yapmaktır.</p>



<p>Nedir gereği mi diyorsunuz?</p>



<p>Güçlü olmak!</p>



<p>Bilinen bir gerçektir ki denizlere hakim olmadan…</p>



<p>Denizlerde pay sahibi olmadan…</p>



<p>Güçlü olunamaz, güçlü olamayız!</p>



<p>Güçlü olmadan cihan devletimizi kuramayız!</p>



<p>Cihan devletimizi kuramazsan ümmeti küfrün, zalimlerin, emperyalist güçlerin, talancıların, zorbaların tasallutundan kurtaramayız.</p>



<p>Ümmeti talancıların tasallutundan kurtaramazsak, bu topraklardaki görevimizi yapmamış oluruz.</p>



<p>Ve sorumlu oluruz…</p>



<p>Mizana görevinin gereğini yapmamış bir millet olarak çıkarız.</p>



<p>Böyle bir çıkışı ahiret inancı olan hiçbir mümin istemez, isteyemez.</p>



<p>Öyleyse…</p>



<p>Akdeniz&#8217;de olmak, bizim öncelikle var oluşumuz için mutlak gereklidir.</p>



<p>Ve var oluşumuzu taçlandıracak olan güçlü oluşumuz için olmazsa olmaz derecesinde gereklidir.</p>



<p>Bu gerekliliği bu toprakları vatan edinenlerden başkası anlayamaz…</p>



<p>Anlamak istese de anlayamaz.</p>



<p>Bunun için ‘Libya’da ne işimiz var’ derler…</p>



<p>Onları bu söylemlerinden dolayı kınayamayız.</p>



<p>Çünkü bu topraklar onlar için vatan değil memlekettir.</p>



<p>Bunun içindir ki bu toprakların vatan olmasında kanları, göz yaşları, terleri yoktur.</p>



<p>Olmayacaktır da…</p>



<p>Bunun içindir bu topraklarda taş üstüne taş koyan her insanımıza düşman olmaları…</p>



<p>Bunun içindir fabrikalara, barajlara, yollara, köprülere, hava alanlarına karşı olmaları…</p>



<p>Bunun içindir darbelere ve darbecilere bel bağlamaları…</p>



<p>Bunun içindir bu ülkeye şu veya bu vesileyle haçlı güçlerini davet etmeleri…</p>



<p>Bunun içindir kıblelerinin Kâbe değil Vatikan olması…</p>



<p>Bunun içindir Esed’den, Sisi’den, Hafter’den yana kürek sallamaları…</p>



<p>*</p>



<p>5.</p>



<p>Akdeniz bizim olmazsa olmazımızdır…</p>



<p>Amerika&#8217;nın, Rusya’nın, Yunanistan’ın, İngiltere&#8217;nin, Almanya&#8217;nın, Fransa&#8217;nın, Mısır&#8217;ın, BAE’nin olduğu veya olmaya çalıştığı Akdeniz’de ve Libya’da olmak bizim en doğal hakkımızdır.</p>



<p>Libya bizim yitik vatan toprağımızdır.</p>



<p>Akdeniz bizim ceddimizden kalan mirasımızdır.</p>



<p>Biz Amerika diye bir devlet yokken, Akdeniz’i ‘Türk Gölü’ haline getirmiş bir milletiz.</p>



<p>Biz Fransa kralını tutsaklıktan kurtarırken Akdeniz’de yelken açıp, hâkim olan bir milletiz.</p>



<p>Biz Mısır&#8217;ı bir valiyle yönetirken Akdeniz’de huzur ve sükûnu sağlamış bir milletiz.</p>



<p>Onlar, bunlar, şunlar olacak ama biz olmayacağız öyle mi?</p>



<p>Bizim Libya’da ve Akdeniz’de ne işimiz var öyle mi?</p>



<p>Evet, biz bütün yitik vatan topraklarında olacağız.</p>



<p>Biz Ömer Muhtar&#8217;ın Libya&#8217;sında da…</p>



<p>Barbaros Hayrettin Paşa&#8217;nın, Turgut Reisin Akdeniz&#8217;inde de olacağız, olmak zorundayız…</p>



<p>Olmazsak bizi bu topraklarda yaşatmazlar…</p>



<p>Oysa bu topraklar bize kıyamete kadar vatan olarak verildi…</p>



<p>Biz bu topraklarda gördük devletin ebed müddet olduğunu…</p>



<p>Biz bu topraklarda gördük devletsizliğin, ‘ya devlet başa ya kuzgun leşe’ olduğunu…</p>



<p>Biz bu topraklarda yaşadık her türlü aşkın en güzelini…</p>



<p>Biz millet olarak bu topraklarda bulduk Leylamızı ve Mevlamızı…</p>



<p>Bunun içindir ki bu topraklar bizi sevdi biz bu toprakları sevdik.</p>



<p>Evet, Akdeniz bizim için olmak ya da olmamaktır.</p>



<p>İçimizdeki Bizanslılar anlamasalar da…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/akdenizde-olmak-yada-olmamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğu Akdeniz Gaz Forumu ve Türkiye</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/dogu-akdeniz-gaz-forumu-ve-turkiye/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/dogu-akdeniz-gaz-forumu-ve-turkiye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sema Kalaycıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 08:51:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15870</guid>

					<description><![CDATA[Doğu Akdeniz Gaz Forumu / Eastern Mediterranean Gas Forum (EGF), 2019 yılında Mısır, Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail ve Yunanistan tarafından hiçbir resmî sıfatı olmaksızın oluşturulan bir platformdu. Bu platform, Doğu Akdeniz’de doğal gaz bulan, çıkaran, ticarî hâle getiren, hala arayan ve bulma ihtimali olan ülkeler ile Total SA, Eni, Novatek ve Exxon gibi şirketler arasında anlaşmalar imzalayarak, taraflar arasında çıkar ahengi kurmaya hazırlanan bir kuruluş olması ve teknik bir stratejik ortaklığı, siyasetin gölgesine sokmaması gerekir. Ayrıntıda Gizli Şeytanı Denetim Altında Tutacak Bir Kartel mi?Nitekim 2019 yılı boyunca daha önce yapılan ve yeni yapılacak olan lisans anlaşmalarının ahenkleştirilmesi önem kazandı. Öyle ya, şirketlerin söz konusu ülkelerle standart metin üzerinde lisans anlaşmaları imzalaması, yapacakları arama, çıkarma ve aktarma faaliyetlerinde makul ölçüleri aşan fiyat farkları vermemeleri önemli. Ayrıca oluşturulduğu tarihte Ürdün ve Filistin temsilcilerinin de toplantılara katılması, üretici ve tüketici ülkeleri bir araya getirecek bir uzlaşma zemini olarak da ümit verdi.EGF 16 Ocak 2020’de uluslararası bir kimlik kazandı ve Fransa ile İtalya üye, ABD de daimi gözetmen olarak Forum’a katılmaya davet edildi. Fransa ve İtalya şimdi asil üye, ABD ve AB ise gözlemci üyeler. Bu nedenle aslında EGF’nin şu andaki bileşimi ile Akdeniz Gaz Forumu / Mediterranean Gas Forum (MGF) olarak isim değiştirmesi iyi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Doğu Akdeniz Gaz Forumu / Eastern Mediterranean Gas Forum (EGF), 2019 yılında Mısır, Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail ve Yunanistan tarafından hiçbir resmî sıfatı olmaksızın oluşturulan bir platformdu. Bu platform, Doğu Akdeniz’de doğal gaz bulan, çıkaran, ticarî hâle getiren, hala arayan ve bulma ihtimali olan ülkeler ile Total SA, Eni, Novatek ve Exxon gibi şirketler arasında anlaşmalar imzalayarak, taraflar arasında çıkar ahengi kurmaya hazırlanan bir kuruluş olması ve teknik bir stratejik ortaklığı, siyasetin gölgesine sokmaması gerekir.<br></p>



<p><strong>Ayrıntıda Gizli Şeytanı Denetim Altında Tutacak Bir Kartel mi?<br></strong>Nitekim 2019 yılı boyunca daha önce yapılan ve yeni yapılacak olan lisans anlaşmalarının ahenkleştirilmesi önem kazandı. Öyle ya, şirketlerin söz konusu ülkelerle standart metin üzerinde lisans anlaşmaları imzalaması, yapacakları arama, çıkarma ve aktarma faaliyetlerinde makul ölçüleri aşan fiyat farkları vermemeleri önemli. Ayrıca oluşturulduğu tarihte Ürdün ve Filistin temsilcilerinin de toplantılara katılması, üretici ve tüketici ülkeleri bir araya getirecek bir uzlaşma zemini olarak da ümit verdi.<br>EGF 16 Ocak 2020’de uluslararası bir kimlik kazandı ve Fransa ile İtalya üye, ABD de daimi gözetmen olarak Forum’a katılmaya davet edildi. Fransa ve İtalya şimdi asil üye, ABD ve AB ise gözlemci üyeler. Bu nedenle aslında EGF’nin şu andaki bileşimi ile Akdeniz Gaz Forumu / Mediterranean Gas Forum (MGF) olarak isim değiştirmesi iyi olur. Tabii ismi ne olursa olsun, EGF işbirliği nedir bilmeyen MENA (Middle East and North Africa) coğrafyası için, 2000’li yılların başından beri imzalanan ikili-üçlü deniz yetki ve münhasır ekonomik alanı anlaşmalarından bu yana ulaşılan en önemli aşama. Kendileri bu nedenle EGF’yi bir “Barış Projesi” olarak niteliyor.<br><br><strong>Sanal İmzalar ve Halisane Birkaç Niyet<br></strong>15 Eylül 2020 de Fransa ve İtalya’nın da katılımı ile EGF anlaşması sanal olarak yeniden imzalandı. Merkezi Kahire’de bulunan yeni uluslararası kuruluşun amacı, bir kez daha üye ülkeler arasındaki görüşmeleri kolaylaştırması, çeşitli enerji konularında işbirliği yapılması ve en önemlisi İsrail’in Leviathan ve Tamar, Mısır’ın Zhor gaz alanlarından çıkan gazı güney Avrupa’ya ulaştırmak için deniz altı boru hattının ivedilikle döşenmesi için çalışmaların hızlandırılması olarak açıklandı. Deniz altı boru hattının döşenmesiyle tamamen ticarî hâle gelecek Doğu Akdeniz gazının üreticilerine kârlı, tüketicilerine de adil bir fiyat verebilmesi için zaman içinde EGF’nin bir üretim karteline dönüşmesine ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC (Organization of Petroleum Exporting Countries) gibi bir görev ifa etmesine ihtiyaç duyulacaktır.<br></p>



<p>Şimdi imzalar sanal. Ama arkasındaki iki niyet halisane. Bunlardan ilkinin Doğu Akdeniz’i çevreleyen ülkeler arasında sektörel işbirliği olduğuna büyük önem atfediliyor. Hem kaynak israfını engelleyecek, hem teknolojik paylaşımı arttıracak, hem de barışa hizmet edecek olmasının önemi tabii büyük. İkinci niyet ise Batı Avrupa’yı Rusya’nın enerji kaynağı sultasından kurtarmak, Almanya’yı adeta Rusya’ya göbekten bağlayan Kuzey Akım (North Stream) 1 ve 2’nin maliyetini yükselterek, kârlılığını azaltmak. Bu galiba özellikle Fransa, İtalya ve gözetimdeki Avrupa Birliği (AB) için asıl stratejik niyet.<br></p>



<p>Amerika Birleşik Devletleri’nin Forum’a gözlemci olarak katılmasının ise iki nedenden kaynaklandığını düşünürüm. Bir kere bu ABD’nin öyle sanıldığı gibi tası tarağı toplayıp Orta Doğu ve Akdeniz’den çekilmediğini göstermektedir. ABD bir anlamda İsrail-Mısır ve İsrail-Ürdün barış anlaşmalarının bugünlere erişmesinden kendine pay çıkarmakta haklıdır. Ayrıca özel olmakla birlikte büyük petrol ve gaz şirketlerinin ve ABD’nin âlî menfaatlerinin bölgede kollanması için de bölgede arz-ı endam etmesi normaldir. Zaten ikinci neden de ABD’nin, içinde Avrupa ve Türkiye de olmak üzere bu bölgeye sıvılaştırılmış doğal gaz (Liquefied Natural Gas- LNG) ihraç eden bir ülke olması ve bölgeden kaynaklanacak bir arz fazlasının, kendi LNG fiyatlarında düşmeye yol açmaması için, konuya kaynağında müdahale imkânı aramasıdır.<br><br><strong>Türkiye’yi Devre Dışı Bırakan Tutum<br></strong>En uygun piyasa koşullarını aramak, bir doğal kaynağı ortak kararlarla değerlendirmek ve refah fırsatı yakalamak, Kahire merkezli sanal toplantıdan kulağa hoş gelen siyasî söylemler oldu. Görüldüğü gibi bu noktaya kadar EGF’un Türkiye’yi dışlamak için herhangi bir niyeti olduğuna dair ipucu yok. Ama Akdeniz’de en uzun kıyısı olan Türkiye’yi dışlamak da neyin nesi? Birçok yorum Ankara’nın uzlaşmaz tutumu nedeniyle grubun içinde yer almadığını ifade etmekten geri kalmıyor.<br></p>



<p>Türkiye’nin Doğu Akdeniz kıyısında bulunan her bir ülke ile olan siyasî sorunlarının bu foruma katılmamasında amil olduğunu söylemek yanlış değil. Nitekim kuruluşu öncesi ve sonrasında EGF üyeleri ve Türkiye arasında yaşanan siyasi ve askeri gerginlikler, sonunda Türkiye’nin Forum’un dışında bıraktı. Buna rağmen ben geçen haftaya kadar İsrail’den Ankara’ya bir jest bekledim.<br></p>



<p>Ama sanal Kahire toplantısının en önemli gündem maddesi İsrail ve Mısır gazını Türkiye üzerinden değil de uzun bir boru hattı ile Akdeniz’in derin engebesinden geçirmek olunca Türkiye zaten dışlanmış oluyor. Bununla birlikte, çeşitli Türk şirketlerinin teknik toplantılara katılmasına bir engel olduğunu sanmıyorum. Şimdi bu aşamada artık beklentim başka. Acaba hâlâ “Türkiye alternatif bir proje önerisi ile İsrail, Ürdün ve Mısır’a doğru beklenmedik bir manevra yapar mı?” diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. Bakalım zaman ne gösterecek!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/dogu-akdeniz-gaz-forumu-ve-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mavi Vatan&#8217;ı korumak yeminimizdir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/mavi-vatani-korumak-yeminimizdir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/mavi-vatani-korumak-yeminimizdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Jan 2020 08:57:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Libya]]></category>
		<category><![CDATA[mavi vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13431</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin Libya’ya olan askeri yardım konusunu tartışmaya devam ediyoruz. Meselenin özünü çarpıtmak isteyenlerin çabalarıyla cebelleşiyoruz. Muhalefet edilmemesi gereken bir konudan zıtlıklar, karşıtlıklar üretmeye çalışanların Türkiye’ye iyilik yapmadıkları çok açık. Bu nasıl bir ruh halidir? Bu nasıl bir yaklaşımdır? Gerçekten üzüntü verici. Oysa mesele o kadar açık ki, Türkiye Doğu Akdeniz’eki haklarına sahip çıkmak istiyor. Aynı zamanda KKTC’nin haklarını koruyup kollamak istiyor. Kimsenin hakkında hukukunda, suyunda, toprağında gözü olmadan, sömürgecilerin azgınlıklarına karşı hukukunu, hakkını sonuna kadar savunmak istiyor. Bunu da epeydir hakkıyla yapıyor. Sondaj gemileri ve sismik arama gemileri Türk Donanması’nın korumasında Türkiye’nin ve KKTC’nin hükümranlık alanlarında faaliyetlerini sürdürüyor. Bu faaliyetlerden rahatsız olan sömürgeci güçler ve taşeronları Türkiye’yi Antalya Körfezi’ne sıkıştıramamanın sancısıyla kıvranıyor. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’yle (GKRY) telaş içinde küresel güçlerin kapısında. Türkiye’ye ve KKTC’ ye hayat hakkı vermemenin çabasında. Türkiye’nin Libya ile yaptığı deniz yetki alanlarının anlaşmasıyla telaşları tavan yapmış durumda. Bu anlaşmadan sonra bir de Libya ile askeri anlaşma imzalanınca soluğu bozguncu Hafter’in yanında aldılar. Amaçları Libya ile yapılan deniz yetki alanları anlaşmasını ortadan kaldırmak. ABD ve AB nezdinde de aynı çabayı sergilediler. Ne yaparsa yapsınlar Türkiye kararlılığından asla geri adım atmayacak. Göz göre göre haklarının çiğnemesine boyun eğmeyecek. Bu arada; içimizdeki bazı muhaliflerin Türkiye’nin bu çabalarını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin Libya’ya olan askeri yardım konusunu tartışmaya devam ediyoruz. Meselenin özünü çarpıtmak isteyenlerin çabalarıyla cebelleşiyoruz. Muhalefet edilmemesi gereken bir konudan zıtlıklar, karşıtlıklar üretmeye çalışanların Türkiye’ye iyilik yapmadıkları çok açık. Bu nasıl bir ruh halidir? Bu nasıl bir yaklaşımdır? Gerçekten üzüntü verici.</p>
<p>Oysa mesele o kadar açık ki, Türkiye Doğu Akdeniz’eki haklarına sahip çıkmak istiyor. Aynı zamanda KKTC’nin haklarını koruyup kollamak istiyor. Kimsenin hakkında hukukunda, suyunda, toprağında gözü olmadan, sömürgecilerin azgınlıklarına karşı hukukunu, hakkını sonuna kadar savunmak istiyor. Bunu da epeydir hakkıyla yapıyor. Sondaj gemileri ve sismik arama gemileri Türk Donanması’nın korumasında Türkiye’nin ve KKTC’nin hükümranlık alanlarında faaliyetlerini sürdürüyor. Bu faaliyetlerden rahatsız olan sömürgeci güçler ve taşeronları Türkiye’yi Antalya Körfezi’ne sıkıştıramamanın sancısıyla kıvranıyor.</p>
<p>Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’yle (GKRY) telaş içinde küresel güçlerin kapısında. Türkiye’ye ve KKTC’ ye hayat hakkı vermemenin çabasında. Türkiye’nin Libya ile yaptığı deniz yetki alanlarının anlaşmasıyla telaşları tavan yapmış durumda. Bu anlaşmadan sonra bir de Libya ile askeri anlaşma imzalanınca soluğu bozguncu Hafter’in yanında aldılar. Amaçları Libya ile yapılan deniz yetki alanları anlaşmasını ortadan kaldırmak. ABD ve AB nezdinde de aynı çabayı sergilediler.</p>
<p>Ne yaparsa yapsınlar Türkiye kararlılığından asla geri adım atmayacak. Göz göre göre haklarının çiğnemesine boyun eğmeyecek. Bu arada; içimizdeki bazı muhaliflerin Türkiye’nin bu çabalarını sömürgeci olarak nitelenmesi tam bir zihin karartması, tam bir hedef şaşırtmak, tam kara propaganda örneği.</p>
<p>Türkiye’nin Mavi Vatanı’na sahip çıkmasına dudak bükenler, kayıtsız kalanların varlığı da bir başka sorunlu durum.</p>
<p>Türkiye; 462.000 km2 alana sahip olan tüm Mavi Vatanı’nda kararlılığını göstermeye devam edecek. Karadeniz, Akdeniz ve Ege’deki; karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgeden oluşan tüm deniz yetki alanlarımızı, hükümranlık sınırlarımızı ifade eden Mavi Vatan, istiklalimizin ayrılmaz parçasıdır. Bunu herkesin çok iyi kavraması gerekir. Ve yine bilinmelidir ki; Mavi Vatanımızı Korumak Türkiye sevdalılarının yeminidir.</p>
<p><img decoding="async" src="http://img1.aksam.com.tr/fotogaleri/haber_icerik/images/100120202335534182232.jpg" alt="" /></p>
<p>Yaşar Hacısalihoğlu/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/mavi-vatani-korumak-yeminimizdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TANAP, Libya, Akdeniz, S-400, NATO, Suriye vesaire&#8230;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/tanap-libya-akdeniz-s-400-nato-suriye-vesaire/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/tanap-libya-akdeniz-s-400-nato-suriye-vesaire/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Dec 2019 07:28:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[S400]]></category>
		<category><![CDATA[TANAP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13161</guid>

					<description><![CDATA[TRT’nin tek televizyon kanalı olduğu dönemlerdi. Bütün programları, hatta reklamları dahi ezbere bilirdik… Akşam haberlerini beklerdik. (Rahmetli babam “ajans” derdi.) İç politika ile ilgili söylenecek çok şey yok. 4 parti liderinin çekişmesi. “Sağcı mısın, solcu mu?”dan ibaret bir siyaset. 80 sonrası ise uzunca bir süre apolitize edilmiş bir toplum… Peki Türkiye’nin dünyadaki rolü? Dış politikası?.. “Akşam ajansından” aklımda kalanlar şunlar; Rauf Denktaş… Klerides, Makarios, Kiprianu BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim… Daha sonra, Perez de Cuellar… Kenan Evren.., Yurtta sulh, cihanda sulh.. Barış ve huzur ortamı!.. Bunları ezbere biliyorduk… Ayrıca Kıbrıs Barış Harekatı’nda Libya ve Pakistan dışında tüm dünyayı karşımıza dikildi. Sonra ambargo yedik. Başkaca da kavgamız olmadı zaten. Uslu çocuktuk. *** Önceki gün TANAP, Edirne’ye ulaştı. Böylece Avrupa bağlantısı tamamlanmış oldu. “Enerjinin ipek yolu” deniyor. TANAP’la ülkemizin enerji (doğalgaz) ihtiyacını garanti altına alındı. Bu proje ayrıca Avrupa’nın enerji arz güvenliğine de önemli bir katkı olacak… Türkiye ve Libya bir anlaşma yaptı. Özeti şu; “Türkiye ile Libya arasına petrol ve doğalgaz çalışmalarında ‘deniz yetki alanı şeridi’ çekildi ve bu şerit Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır arasında kalkan oluşturdu.” Türkiye Akdeniz’deki oyunu bozdu… NATO üyesi Türkiye, Ruslardan S-400 aldı. Tüm Batı hoplayıp zıplarken biz sistemi kuruyoruz. Son 10 yılda Avrupa &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TRT’nin tek televizyon kanalı olduğu dönemlerdi. Bütün programları, hatta reklamları dahi ezbere bilirdik…</p>
<p>Akşam haberlerini beklerdik. (Rahmetli babam “ajans” derdi.)</p>
<p>İç politika ile ilgili söylenecek çok şey yok. 4 parti liderinin çekişmesi. “Sağcı mısın, solcu mu?”dan ibaret bir siyaset. 80 sonrası ise uzunca bir süre apolitize edilmiş bir toplum…</p>
<p>Peki Türkiye’nin dünyadaki rolü? Dış politikası?..</p>
<p>“Akşam ajansından” aklımda kalanlar şunlar;</p>
<p>Rauf Denktaş… Klerides, Makarios, Kiprianu</p>
<p>BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim…</p>
<p>Daha sonra, Perez de Cuellar…</p>
<p>Kenan Evren.., Yurtta sulh, cihanda sulh.. Barış ve huzur ortamı!..</p>
<p>Bunları ezbere biliyorduk…</p>
<p>Ayrıca Kıbrıs Barış Harekatı’nda Libya ve Pakistan dışında tüm dünyayı karşımıza dikildi. Sonra ambargo yedik. Başkaca da kavgamız olmadı zaten. Uslu çocuktuk.</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>Önceki gün TANAP, Edirne’ye ulaştı. Böylece Avrupa bağlantısı tamamlanmış oldu. “Enerjinin ipek yolu” deniyor. TANAP’la ülkemizin enerji (doğalgaz) ihtiyacını garanti altına alındı. Bu proje ayrıca Avrupa’nın enerji arz güvenliğine de önemli bir katkı olacak…</p>
<p>Türkiye ve Libya bir anlaşma yaptı. Özeti şu; “Türkiye ile Libya arasına petrol ve doğalgaz çalışmalarında ‘deniz yetki alanı şeridi’ çekildi ve bu şerit Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır arasında kalkan oluşturdu.” Türkiye Akdeniz’deki oyunu bozdu…</p>
<p>NATO üyesi Türkiye, Ruslardan S-400 aldı. Tüm Batı hoplayıp zıplarken biz sistemi kuruyoruz.</p>
<p>Son 10 yılda Avrupa kıtasındaki tüm dev projelerin önemli bir kısmı; “Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim, İstanbul Havalimanı vs,” Türkiye’de gerçekleşti,</p>
<p>Siyonist’e “one minute” çeken, ABD Başkanı’na Beyaz Saray’da “bunlar teröristtir, desteklemeyin” diyen, BM Genel Kurulu’nda “Dünya 5’ten büyüktür” diye haykıran, bir liderimiz var..,</p>
<p>Başta ABD olmak üzere neredeyse tüm Batı’nın desteklediği teröristlere karşı Suriye’de üç büyük askeri harekat düzenleyen, bölgemizde planlanan tüm oyunları bozup oyun kuran Türkiye var.</p>
<p>Dünyada vicdanın sesi olan bir Türkiye var. İnsani yardımda dünya birincisi Türkiye var…</p>
<p>Çünkü bağımsız, egemen ve yükselişini durduramadıkları güçlü bir Türkiye var…</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>Demem o ki, bugün, “Tüm dünyayla kavgalıyız. Eskiden ‘barışçıl dış politikalarımız’ vardı” diyen şavalaklar da aslında gayet iyi bilir…</p>
<p>Ne kavgası, ne barışı?..</p>
<p>Ulan “dış politikamız” yoktu ki. NATO’nun “uçbeyi” idik. Borç para verirlerdi. Öldürmezlerdi, süründürürlerdi… Ülke nasıl yönetilecekse, ne yapılacaksa da, “darbe, muhtıra, ara rejim..vs,” içimizdeki Amerikan oğlanları karar verirdi. Kılıçdaroğlu’nun; “dünyanın en kolay işi devlet yönetmektir” dediği de böyle bi’şey zaten!..</p>
<p>Hikmet Genç/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/tanap-libya-akdeniz-s-400-nato-suriye-vesaire/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AK Parti&#8217;nin Kaybetmesi İkinci Geziyi Önledi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ak-partinin-kaybetmesi-ikinci-geziyi-onledi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ak-partinin-kaybetmesi-ikinci-geziyi-onledi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jun 2019 06:18:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Şenay Tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11518</guid>

					<description><![CDATA[Millet İttifakı&#8217;nı oluşturan tarafların derdi asla İstanbul seçimini kazanmak değildi.. Seçimi kaybedip ikinci gezi olaylarını tetiklemekti.. FETÖ&#8217;nün sosyal medya timi de seçim sezonu boyunca bu mantıkla hareket etti.. Bir haberin yalan konseptini Cumhur İttifakı&#8217;nı savunan gruplara servis ederken gerçek konseptini ise Millet İttifakı&#8217;nı savunan sayfalara servis ettiler&#8230; Amaçları ise 31 Mart seçimlerinde devlete kurdukları kumpasla, Ekrem İmamoğlu&#8217;nu kazanmış fakat hakları elinden alınmış gibi gösterip 23 Haziran seçimlerinde seçimi tamamen kaybettirip AK Partilileri, yalanla iftirayla ve algıyla Ekrem İmamoğlu&#8217;nun oylarına çökerek seçim kazanmış gibi lanse edip mağdur edebiyatı ve diktatörlük edebiyatı üzerinden ikinci gezi olaylarını tetiklemekti&#8230; Ekrem İmamoğlu ikinci seçimde kazanmış olsa dahi, kaybetmiş gibi yaptırılacak sonuçlar bu yönde açıklanacak ve halk sokağa döktürülecekti&#8230; ABD&#8217;nin, ABD ve içimizdeki uzantılarının tüm planları hazırdı&#8230; Bu seçim üzerinden ikinci gezi olaylarını tetikleyecek&#8230; Bizi kendi içimizde meşgul ederken Akdeniz&#8217;de kıta sahanlığımıza çökeceklerdi.. Fakat hükümet 31 Mart kumpasına uyandı.. 23 Haziran&#8217;da bunu yapmalarına müsaade etmeyerek ve daha oylar dahi sayılmadan, Ekrem İmamoğlu&#8217;nun zaferini ilan ederek bir oyunu daha bozdu.. Devlet ebed müddet kuralına göre hareket eden bir devlet asla elde edeceği bir koltuğu düşünmez&#8230; İleriye dönük kazanımlarını hesap ederek yoluna devam eder&#8230; AK Parti hükümetinin şu anda birinci önceliği belediye seçimleri değil Akdeniz&#8217;de, altı petrol kaynayan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Millet İttifakı&#8217;nı oluşturan tarafların derdi asla İstanbul seçimini kazanmak değildi.. Seçimi kaybedip ikinci gezi olaylarını tetiklemekti.. FETÖ&#8217;nün sosyal medya timi de seçim sezonu boyunca bu mantıkla hareket etti.. Bir haberin yalan konseptini Cumhur İttifakı&#8217;nı savunan gruplara servis ederken gerçek konseptini ise Millet İttifakı&#8217;nı savunan sayfalara servis ettiler&#8230; Amaçları ise 31 Mart seçimlerinde devlete kurdukları kumpasla, Ekrem İmamoğlu&#8217;nu kazanmış fakat hakları elinden alınmış gibi gösterip 23 Haziran seçimlerinde seçimi tamamen kaybettirip AK Partilileri, yalanla iftirayla ve algıyla Ekrem İmamoğlu&#8217;nun oylarına çökerek seçim kazanmış gibi lanse edip mağdur edebiyatı ve diktatörlük edebiyatı üzerinden ikinci gezi olaylarını tetiklemekti&#8230; Ekrem İmamoğlu ikinci seçimde kazanmış olsa dahi, kaybetmiş gibi yaptırılacak sonuçlar bu yönde açıklanacak ve halk sokağa döktürülecekti&#8230; ABD&#8217;nin, ABD ve içimizdeki uzantılarının tüm planları hazırdı&#8230; Bu seçim üzerinden ikinci gezi olaylarını tetikleyecek&#8230; Bizi kendi içimizde meşgul ederken Akdeniz&#8217;de kıta sahanlığımıza çökeceklerdi.. Fakat hükümet 31 Mart kumpasına uyandı.. 23 Haziran&#8217;da bunu yapmalarına müsaade etmeyerek ve daha oylar dahi sayılmadan, Ekrem İmamoğlu&#8217;nun zaferini ilan ederek bir oyunu daha bozdu.. Devlet ebed müddet kuralına göre hareket eden bir devlet asla elde edeceği bir koltuğu düşünmez&#8230; İleriye dönük kazanımlarını hesap ederek yoluna devam eder&#8230; AK Parti hükümetinin şu anda birinci önceliği belediye seçimleri değil Akdeniz&#8217;de, altı petrol kaynayan kıta sahanlığımızı ele geçirmeye çalışan siyonistlere karşı dik durabilmektir.. Şu anda iki tarafta 1-1 beraberedir&#8230; 31 Mart&#8217;ta onlar bize gol attı&#8230; 23 Haziran&#8217;da biz onlara gol attık&#8230; Onlar şimdi planı devreye soktular.. Erdoğan bu ülkede meşruiyetini kaybetmiştir deyip devletimizi erken genel seçime götürmeye çalışacaklar.. Fox TV, Halk TV, tele1 gibi kanallar, seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz, daha ilk dakikalarda bu yönde konuşmalar ve algı operasyonları yapmaya başladı bile.. Devletinize güvenin, bu seçimden sonra şerden hayır hasıl olacak&#8230; AK Parti bir yandan bağırsak temizliği yaparken diğer taraftan dışarıdaki sorunlarıyla ilgilenecek&#8230; Şu anda 1. önceliğimiz seçim sonuçları değil Akdeniz&#8217;dir.. Devletimizin çalışmaları da bu yöndedir.. Bize düşen şey şu anda birbirimizi suçlamak değil 2023 hedeflerine kilitlendiğimiz böyle kritik bir dönemde, bir yandan devletimize şikayetlerimizi bildirirken diğer taraftan devletimizi gereksiz şeylerle meşgul etmemektir.. Bu ülkeye kaybettirilecek her bir kuruş, günahtır, vebaldir ve Akdeniz&#8217;de elde edeceğimiz kazanımlar trilyonlarla dahi hesap edilecek gibi değildir.. Şimdi bizim millet olarak karar vereceğimiz şey şudur; Akdeniz&#8217;e odaklanıp üzüm mü yiyelim, yoksa sırf öfkemizi yenmek ve egolarınızı tatmin etmek için ülkemizi genel seçime götürüp bağcıyı mı dövelim?<br />
Şenay Tek</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ak-partinin-kaybetmesi-ikinci-geziyi-onledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğu Akdeniz’de Türkiye Karşıtı “Enerji İttifakı”</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/dogu-akdenizde-turkiye-karsiti-enerji-ittifaki/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/dogu-akdenizde-turkiye-karsiti-enerji-ittifaki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jun 2019 07:44:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11489</guid>

					<description><![CDATA[Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların kullanımı hususunda yaşanan gerginliğin şiddeti artmaya devam ediyor. Türkiye, bölgede kendisine karşı ittifak oluşturulma çabalarına rağmen hem kendisinin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) haklarını koruma kararlılığından vazgeçmiyor. Fatih sondaj gemisinden sonra, bölgeye Yavuz isimli ikinci geminin gönderilmesi de Ankara’nın Doğu Akdeniz’de hiçbir aktöre taviz vermeyeceğini gösteriyor. Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM); Doğu Akdeniz’deki son durumu yorumlamak, gelecek dönemde bölgede yaşanabilecek muhtemel gelişmeleri değerlendirmek ve Türkiye ile KKTC’nin hangi ortak adımları atabileceğini öngörmek amacıyla alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatinize sunmaktadır. Prof. Dr. Tarık OĞUZLU (Antalya Bilim Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler) Doğu Akdeniz’deki son gelişmelere dair değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, “Bölgede son derece yüksek bir gerginlik var. Türkiye’ye karşı bir ittifak oluşturulmaya çalışılıyor. Özellikle de Mısır, İsrail ve Yunanistan arasındaki stratejik yakınlaşma, son dönemde dikkat çekici seviyelere ulaştı. Üstelik Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) de söz konusu ülkelere destek verdiği yönünde iddialar bulunuyor.” dedi. Ankara’nın uyguladığı bağımsızlıkçı dış politika anlayışının bir şekilde herkesin nasırına bastığını söyleyen Oğuzlu, “Türkiye, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (BMDHS) taraf olmamasına rağmen bu sözleşmeye binaen Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmemiştir. Yaşanan gelişmeler doğrultusunda MEB’in ilan edilmesinin daha faydalı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların kullanımı hususunda yaşanan gerginliğin şiddeti artmaya devam ediyor. Türkiye, bölgede kendisine karşı ittifak oluşturulma çabalarına rağmen hem kendisinin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) haklarını koruma kararlılığından vazgeçmiyor. Fatih sondaj gemisinden sonra, bölgeye Yavuz isimli ikinci geminin gönderilmesi de Ankara’nın Doğu Akdeniz’de hiçbir aktöre taviz vermeyeceğini gösteriyor.</p>
<p>Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM); Doğu Akdeniz’deki son durumu yorumlamak, gelecek dönemde bölgede yaşanabilecek muhtemel gelişmeleri değerlendirmek ve Türkiye ile KKTC’nin hangi ortak adımları atabileceğini öngörmek amacıyla alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatinize sunmaktadır.</p>
<h4><strong>Prof. Dr. Tarık OĞUZLU (Antalya Bilim Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-10556 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Tar%C4%B1k-O%C4%9EUZLU-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU-421x420.jpg 421w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU.jpg 513w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="10556" data-permalink="https://ankasam.org/irakta-iran-karsiti-protestolar-basra-sonun-baslangici-mi__trashed/tarik-oguzlu/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU.jpg" data-orig-size="513,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Tarık OĞUZLU" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Tarık-OĞUZLU.jpg" data-lazy-loaded="1" />Doğu Akdeniz’deki son gelişmelere dair değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, “Bölgede son derece yüksek bir gerginlik var. Türkiye’ye karşı bir ittifak oluşturulmaya çalışılıyor. Özellikle de Mısır, İsrail ve Yunanistan arasındaki stratejik yakınlaşma, son dönemde dikkat çekici seviyelere ulaştı. Üstelik Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) de söz konusu ülkelere destek verdiği yönünde iddialar bulunuyor.” dedi.</p>
<p>Ankara’nın uyguladığı bağımsızlıkçı dış politika anlayışının bir şekilde herkesin nasırına bastığını söyleyen Oğuzlu, “Türkiye, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (BMDHS) taraf olmamasına rağmen bu sözleşmeye binaen Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmemiştir. Yaşanan gelişmeler doğrultusunda MEB’in ilan edilmesinin daha faydalı olacağını savunanlar da bulunmaktadır. Türkiye’nin Mısır ve İsrail’le olan ikili ilişkililerinin bozulmasıyla bu tip krizler yaşanmaktadır. Mesele yalnızca doğal kaynakların paylaşımına ilişkin sorunlardan ibaret değildir. Yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin çok yönlü bağımsız dış politika anlayışının cezalandırılmak istenmesiyle de ilişkilidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Gelecek dönemde KKTC ve Türkiye’nin atacağı adımları, içinde bulunacakları ortamın belirleyeceğini ifade eden Oğuzlu, “Eğer Türkiye’nin küresel ve bölgesel aktörlerle ilişkileri iyi olsaydı, Doğu Akdeniz’de bugün yaşadıklarımızı yaşamazdık. Günümüzde Kıbrıs Sorunu’nun çözümü bile, Doğu Akdeniz olayına bağlıdır. Burada önemli olan, kalıcı ve uzun vadede etkili olacak çözümlerin bulunmasıdır. Ancak mevcut konjonktür göz önünde bulundurulduğunda, ufukta herhangi bir çözümün olmadığı görülmektedir.” yorumunu yaptı.</p>
<h4><strong>Prof. Dr. Sencer İMER (ANKASAM Başdanışmanı)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-10532 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-%C4%B0mer-150x150.png" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer-150x150.png 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer-300x300.png 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer-421x420.png 421w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer.png 513w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="10532" data-permalink="https://ankasam.org/erdoganin-almanya-ziyareti-yeni-bir-stratejik-acilim-mi/sencer-imer/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer.png" data-orig-size="513,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Sencer İmer" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer-300x300.png" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Sencer-İmer.png" data-lazy-loaded="1" />Doğu Akdeniz’deki son durumu değerlendiren Prof. Dr. Sencer İmer, “Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), arkalarına İsrail ve ABD’yi de alarak KKTC’nin haklarını ihlal etmiştir. Türkiye ise uluslararası hukuka uygun bir şekilde hem kendi haklarını hem de KKTC’nin haklarını korumaktadır. Her ne kadar Ankara, bölgede MEB ilan etmemiş olsa da bizim oradaki sınırımız bellidir. Türkiye, kendine ait sınırlar içerisinde çalışmalarını yürütmektedir.” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Doğu Akdeniz’deki soruna ilişkin atılacak adımlara da değinen İmer, “Türkiye ve KKTC arasında önceden yapılmış bir anlaşma var. Bu anlaşmayla Türkiye, KKTC’nin mevzubahis alandaki haklarını koruma görevini üslenmiştir. Bundan dolayı iki ülke arasında yapılacak yeni bir anlaşma, farklı bir durum ortaya çıkarmayacaktır. Ankara, zaten var olan bir anlaşmaya dayanarak söz konusu bölgede faaliyetlerde bulunmaktadır.” dedi.</p>
<p>MEB’in ilanı meselesini de yorumlayan İmer, “MEB’in ilan edilmesinde fayda vardır. Ancak ilanın olması için konunun muhatabı olan diğer ülkelerle de görüşmelerin yapılması ve sınırın makul bir şekilde yeniden çizilmesi gerekmektedir. Türkiye, burada yanlış bir sınır belirleyerek bahsi geçen bölgedeki haklarından vazgeçmek istememektedir. Bu noktada Libya, Mısır ve Suriye’yle yapılacak görüşmeler de büyük önem taşımaktadır. Çünkü KKTC’yle açıklığa kavuşturulan meseleler, diğer ülkelerle de konuşulmalıdır. Muhtemelen Türkiye, mevzubahis devletlerle anlaştıktan sonra kendi MEB’ini ilan edecektir. Ayrıca Türkiye, Birleşmiş Milletler’e (BM) de belli bir boylamın doğusunda kalan bölgenin kendisine ait olduğunu açıkladığı mektubu göndermiştir.” ifadelerini kullandı.</p>
<h4><strong>Dr. Öğr. Üyesi Emete GÖZÜGÜZELLİ (Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi-Deniz Hukuku)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-10551 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Emete-G%C3%96Z%C3%9CG%C3%9CZELL%C4%B0-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ-421x420.jpg 421w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ.jpg 513w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="10551" data-permalink="https://ankasam.org/yeni-krizin-adi-dogu-akdeniz-mi/emete-gozuguzelli/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ.jpg" data-orig-size="513,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Emete GÖZÜGÜZELLİ" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/09/Emete-GÖZÜGÜZELLİ.jpg" data-lazy-loaded="1" />Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye ve KKTC’nin atması gereken adımlara değinen Dr. Öğr. Üyesi Emete Gözügüzelli, “İki ülkenin atacağı ortak adımlardan ilki, önceden duyurulan lojistik liman kararını hayata geçirmeye yönelik somut hamlelerin yapılması olacaktır. Lojistik liman ismi, uluslararası alanda tepki çekmemek adına kullanılmaktadır. Tesis, bulunduğu konum itibariyle büyük gemilerin sıklıkla kullanabileceği mühim bir liman olacaktır. En küçük bir kriz anında bile kullanılabilecektir.” yorumunu yaptı.</p>
<p>Her iki ülkenin de yeni siyasi hamleler yapabileceğini öne süren Gözügüzelli, “Bahsi geçen olaylara ek olarak siyasi adımların atılması da söz konusudur. ‘Hayalet Şehir’ olarak anılan ve 1974 Barış Harekatı’ndan sonra kapatılan Maraş’ın açılması da bunlardan bir tanesidir. Maraş’ın açılması, KKTC makamlarının aldığı bir karardır. Maraş’ın tarihsel anlamda bir Osmanlı vakıf malı olduğunun kanıtlarla birlikte uluslararası camiayla paylaşılması ise atılacak bir diğer adımdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bölgedeki hareketlilik karşısında Ankara’nın yürüttüğü politikanın yerinde olduğunu belirten Gözügüzelli, “GKRY ve Batı Dünyası, Türkiye’nin kararlı duruşundan rahatsızlık duymaktadır. Son dönemlerde Atina’dan yapılan provokatif açıklamalara ve Yunan Donanması’nın hazırda beklediğini ima eden söylemlere bakıldığında da Yunan devlet adamlarının Türkiye’nin iç siyasetinde yaşanan gelişmeleri fırsat bilerek suni bir gündem yaratma çabasında oldukları görülmektedir.” dedi.</p>
<p>Ankara’nın her türlü tedbiri aldığını söyleyen Gözügüzelli, “Türkiye’nin çeşitli baskılara maruz bırakılarak bölgedeki haklarından vazgeçirilmeye çalışıldığı görülüyor. Ancak Fatih ve Yavuz sondaj gemilerimizin bölgeye gönderilmesi ve bölgede askeri tatbikatların yapılması, Türkiye’nin kararlılığını sürdüreceğine işaret ediyor. Son yaşanan gelişmelerle birlikte Türkiye; İran, Rusya ve Çin’le anlaşarak ekonomik anlamda ortak bir para birimi kullanma kararı alabilir.” açıklamasında bulundu.</p>
<h4><strong>Doç. Dr. Birol ERTAN (Siyaset Bilimci)</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-thumbnail wp-image-14040 jetpack-lazy-image jetpack-lazy-image--handled" src="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2-150x150.jpg" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" srcset="https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2-150x150.jpg 150w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2-300x300.jpg 300w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2-420x420.jpg 420w, https://3aqgax41dped10r2ji33sc1q-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2.jpg 512w" alt="" width="150" height="150" data-attachment-id="14040" data-permalink="https://ankasam.org/buyuk-oyun-turkiyeye-ragmen-akdeniz-projesi/birol-ertan-2/" data-orig-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2.jpg" data-orig-size="512,512" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="birol ertan 2" data-image-description="" data-medium-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2-300x300.jpg" data-large-file="https://ankasam.org/wp-content/uploads/2018/12/birol-ertan-2.jpg" data-lazy-loaded="1" />Doğu Akdeniz’de yaşanan sorunların yeni olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Birol Ertan, “Bölgede uzun süredir Mısır ile İsrail işbirliği yapmaktadır. Söz konusu işbirliğine son olarak Fransa da dahil olmuştur. Bu bağlamda Paris yönetimi, bölgede bulunan önemli doğal kaynaklardan yararlanma çabasına girmiştir. Yani Doğu Akdeniz’le herhangi bir bağı bulunmayan ülkeler, bahsi geçen bölgede güç mücadelesine girmiştir. Bu sebeple ABD de dahil olmak üzere Türkiye’yle hesaplaşmak isteyen ülkelerin bölgede Rumlara destek verdiği görülmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bölgede yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye’nin tavrının net olduğunu belirten Ertan, “Türkiye, bölgeye gönderilen ikinci sondaj gemisiyle birlikte, Doğu Akdeniz’de kendi çıkarlarına uygun olmayan herhangi bir harekete izin vermeyeceğini göstermiştir. Yakın zamanda Türk savaş gemileri de bölgeye konuşlanacaktır. Uluslararası politikada güç dengeleri çok önemlidir. Dolayısıyla Türkiye, güç kullanmak mecburiyetinde de kalabilir. Akdeniz, Türkiye’nin dış politikasındaki kritik alanlardan biridir. Bu nedenle de Türkiye’nin bölgede bir ittifak bloğu yaratması gerekmektedir.” yorumunu yaptı.</p>
<p>Bölgede yaşanan gelişmelere karşı Türkiye ve KKTC’nin ortak hareket etmesi gerektiğini dile getiren Ertan, “İki ülke arasında yapılan anlaşmalar gereği, bölgede Türk askerleri bulunmaktadır. Buna ek olarak KKTC’deki hükümet de Ankara’yla uyum içerisinde çalışmaktadır. İki ülkenin bölgedeki ittifakına Pakistan, Çin ve Rusya gibi ülkelerin de dahil edilmesi yerinde bir hamle olacaktır.” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Türkiye’nin atması gereken adımlara da değinen Ertan, “Türkiye’nin Kıbrıs konusunda bugüne kadar göstermiş olduğu kararlılığı sürdürmesi elzemdir. Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarlarının savunulması konusunda daha proaktif bir diplomasi yürütülmelidir. Bu çerçevede KKTC’nin tanıtılması ve egemen bir devlet olarak uluslararası topluma kabul ettirilmesi gerekmektedir. Dost ve müttefik devletler nezdinde KKTC’nin tanıtılması ve egemen bir devlet olarak kabul görmesi için tanıtım ofislerinin açılması, turizm faaliyetlerinin arttırılması ve ortak projeler yürütülmesi faydalı olacaktır.” dedi.</p>
<p>Meselenin kilit noktasının güçlü güvenlik politikaları olduğunu belirten Ertan, “KKTC’nin savunma ve güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması için yeni güvenlik anlaşmaları ve sözleşmeleri yapılmalıdır. KKTC Deniz Harp Gücü de dahil olmak üzere yeni hamlelere girişilmesi ve S-400 gibi hava savunma sistemlerinin KKTC’nin hava ve deniz egemenlik alanlarının korunması açısından devreye sokulması yerinde hamleler olacaktır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>ankasam.org</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/dogu-akdenizde-turkiye-karsiti-enerji-ittifaki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ters Köşe Ettik..!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ters-kose-ettik/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ters-kose-ettik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jun 2019 20:14:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem imamoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11477</guid>

					<description><![CDATA[Oy sayımı saat 19&#8217;da değil saat 21&#8217;de ancak tamamlanabildi.. Saat 19&#8217;da, Binali Yıldırım sonuçları açıkladığında ve Ekrem İmamoğlu&#8217;nu tebrik ettiğinde bırakın YSK&#8217;daki sayımları henüz okullardaki sayımlar bile tamamlanmamıştı. Oylar henüz YSK&#8217;ya bile ulaşmadan devlet sonuçları açıkladı ve İmamoğlu&#8217;nu 800.000 farkla Büyükşehir Belediye Başkanı yaptı.. Peki sizce niye devletimiz, henüz YSK&#8217;daki sayımlar bile başlamadan, Ekrem İmamoğlu&#8217;nu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ilan etti derseniz&#8230; SANDIKLARA DEĞİL AKDENİZ&#8217;E BAKIN&#8230; Devletimizin derdi hiçbir zaman bu seçimi kazanmak olmadı.. Sadece bizi cambaza baktırıp Akdeniz&#8217;deki petrolleri cukkalamaya çalışanlara numara yaptık ve iki aylık bir zaman dilimi kazandık&#8230; Bizim Devletimiz Dimyat&#8217;a pirince giderken evdeki bulgurdan olacak kadar aptal bir devlet değil.. Yani onlar bizi cambaza baktırdık zannederken biz onları cambaza baktırdık&#8230; Ne demişti CHP&#8217;li milletvekili.. Seçim sandıkta kazanılmaz, sayarken kazanılır&#8230; Biz bu seçimi oyları saymadan kazananlardanız&#8230; Çünkü bizim derdimiz koltuk kazanmak değil Akdeniz&#8217;deki haklarımızdan vazgeçmemekti&#8230; Arada 800.000 fark oluştu, arayı açtık diye sevinenlere söyleyin, devlet onları yine ters köşe etti&#8230; Hee, bu arada, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu&#8217;nu ve onu seçenleri çok tebrik ediyorum.. Onu seçenlerin ondan görecekleri eziyetleri ve seslerini çıkaramadıklarını izledikçe zevkten dört köşe olacağız.. Çok eğleneceğiz çok.. Gerçekten her şey çok güzel olacak..???? Şenay Tek]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Oy sayımı saat 19&#8217;da değil saat 21&#8217;de ancak tamamlanabildi.. Saat 19&#8217;da, Binali Yıldırım sonuçları açıkladığında ve Ekrem İmamoğlu&#8217;nu tebrik ettiğinde bırakın YSK&#8217;daki sayımları henüz okullardaki sayımlar bile tamamlanmamıştı. Oylar henüz YSK&#8217;ya bile ulaşmadan devlet sonuçları açıkladı ve İmamoğlu&#8217;nu 800.000 farkla Büyükşehir Belediye Başkanı yaptı..<br />
Peki sizce niye devletimiz, henüz YSK&#8217;daki sayımlar bile başlamadan, Ekrem İmamoğlu&#8217;nu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ilan etti derseniz&#8230; SANDIKLARA DEĞİL AKDENİZ&#8217;E BAKIN&#8230; Devletimizin derdi hiçbir zaman bu seçimi kazanmak olmadı.. Sadece bizi cambaza baktırıp Akdeniz&#8217;deki petrolleri cukkalamaya çalışanlara numara yaptık ve iki aylık bir zaman dilimi kazandık&#8230; Bizim Devletimiz Dimyat&#8217;a pirince giderken evdeki bulgurdan olacak kadar aptal bir devlet değil.. Yani onlar bizi cambaza baktırdık zannederken biz onları cambaza baktırdık&#8230; Ne demişti CHP&#8217;li milletvekili.. Seçim sandıkta kazanılmaz, sayarken kazanılır&#8230; Biz bu seçimi oyları saymadan kazananlardanız&#8230; Çünkü bizim derdimiz koltuk kazanmak değil Akdeniz&#8217;deki haklarımızdan vazgeçmemekti&#8230;<br />
Arada 800.000 fark oluştu, arayı açtık diye sevinenlere söyleyin, devlet onları yine ters köşe etti&#8230;<br />
Hee, bu arada, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu&#8217;nu ve onu seçenleri çok tebrik ediyorum.. Onu seçenlerin ondan görecekleri eziyetleri ve seslerini çıkaramadıklarını izledikçe zevkten dört köşe olacağız.. Çok eğleneceğiz çok.. Gerçekten her şey çok güzel olacak..????<br />
Şenay Tek</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ters-kose-ettik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Soruda Doğu Akdeniz’de Enerji Denklemi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/10-soruda-dogu-akdenizde-enerji-denklemi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/10-soruda-dogu-akdenizde-enerji-denklemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Jun 2019 14:10:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11241</guid>

					<description><![CDATA[Akdeniz&#8217;e komşu ülkelerle uluslararası aktörlerin bölgede yürüttüğü hidrokarbon arama faaliyetleri, Doğu Akdeniz’de suların ısınmasına yol açıyor. trthaber.com &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p id="trtspot1" class="detOzet"><strong>Akdeniz&#8217;e komşu ülkelerle uluslararası aktörlerin bölgede yürüttüğü hidrokarbon arama faaliyetleri, Doğu Akdeniz’de suların ısınmasına yol açıyor.</strong></p>
<div class="detYazi cf">
<div id="trtdty" class="editorPart blackle">
<p><a class="colorbox cboxElement" title="10 soruda Doğu Akdeniz’de enerji denklemi" href="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/2(581).jpg"><img decoding="async" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/1(571).jpg" alt="" /><img decoding="async" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/2(581).jpg" alt="" /></a></p>
<p><a class="colorbox cboxElement" title="10 soruda Doğu Akdeniz’de enerji denklemi" href="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/5(120).jpg"><img decoding="async" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/3(370).jpg" alt="" /><img decoding="async" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/4(238).jpg" alt="" /><img decoding="async" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/5(120).jpg" alt="" /></a></p>
<p>trthaber.com</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/10-soruda-dogu-akdenizde-enerji-denklemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
