<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dinler tarihi &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/dinler-tarihi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Mar 2020 06:45:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>dinler tarihi &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Post-Dijital Çağ</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/post-dijital-cag/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/post-dijital-cag/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2020 06:44:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[dinler tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=13767</guid>

					<description><![CDATA[1. Aydınlanma Çağı&#8217;ndan beri devam eden hümanizm devri kapanıyor ve transhümanizm ve posthümanizm dönemi başlıyor.. 2. Biyo-cinsiyetsizlik feminal karakter veya çift cinsiyetlilik artık öne çıkıyor.. 3. Nano- teknolojik güçlerin küresel ekonomik veya askeri güçlere olan stratejik diyalektiği başlıyor.. 4. Tek tek milletlerin, bölgelerin, kıtaların etkinlikleri, pasiflik, aktiflik bazda olmak üzere volker-psikolojik( ulusal psikolojik) haritaları bağlamında çıkarılıyor. 5.Ülkelerin, bölgelerin anı olaylara hazırlıkları veya hazırsızlıkları, politik söylemlerdeki değişimleri veyahut hermenötik reaksiyonerlikleri ölçülüyor. 6. Dini fenomenlerin dindar için anlama dayalı değerlerindeki ödünsellikleri, vazgeçilebilirlikleri, se qua no ( olmazsa olmaz) durumları değerlendiriliyor. 7. Dindarların, dinlerine veya başka dinlere veya öteki dindarlara reaksiyonlari, bilişsel algıları, streotip anlayışları, dini durumihlalleri hatta en radikal haliyle dinden dönmeler veya agnostik durumlar inceleniyor. 8. Büyük dinlerin teopolitik durumlardaki algı değişmeleri bilhassa seküler/profan olaylardaki hikmetsel veya determinist tavırların bölgesel, ulusal veya küresel ölçekte etkileri belli boyutlarla standarlaştırılıyor. Prof. Dr. Mustafa ALICI]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1. Aydınlanma Çağı&#8217;ndan beri devam eden hümanizm devri kapanıyor ve transhümanizm ve posthümanizm dönemi başlıyor..<br />
2. Biyo-cinsiyetsizlik feminal karakter veya çift cinsiyetlilik artık öne çıkıyor..<br />
3. Nano- teknolojik güçlerin küresel ekonomik veya askeri güçlere olan stratejik diyalektiği başlıyor..<br />
4. Tek tek milletlerin, bölgelerin, kıtaların etkinlikleri, pasiflik, aktiflik bazda olmak üzere volker-psikolojik( ulusal psikolojik) haritaları bağlamında çıkarılıyor.<br />
5.Ülkelerin, bölgelerin anı olaylara hazırlıkları veya hazırsızlıkları, politik söylemlerdeki değişimleri veyahut hermenötik reaksiyonerlikleri ölçülüyor.<br />
6. Dini fenomenlerin dindar için anlama dayalı değerlerindeki ödünsellikleri, vazgeçilebilirlikleri, se qua no ( olmazsa olmaz) durumları değerlendiriliyor.<br />
7. Dindarların, dinlerine veya başka dinlere veya öteki dindarlara reaksiyonlari, bilişsel algıları, streotip anlayışları, dini durumihlalleri hatta en radikal haliyle dinden dönmeler veya agnostik durumlar inceleniyor.<br />
8. Büyük dinlerin teopolitik durumlardaki algı değişmeleri bilhassa seküler/profan olaylardaki hikmetsel veya determinist tavırların bölgesel, ulusal veya küresel ölçekte etkileri belli boyutlarla standarlaştırılıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Mustafa ALICI</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/post-dijital-cag/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarih Boyunca Din Kurucularına Yaklaşımlar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/tarih-boyunca-din-kurucularina-yaklasimlar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/tarih-boyunca-din-kurucularina-yaklasimlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2019 12:02:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[dinler tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9852</guid>

					<description><![CDATA[Dinler Tarihi’ne göre tarih boyunca din kurucusuna veya peygamberlere yönelik temel iki yaklaşım göze çarpar; 1. Teolojik Yaklaşım: a. Bu yaklaşım, din kurucularının üstü örtülü, yüksek ve olağanüstü bir alemi ve gelecekle ilgili sırları hayatları boyunca tecrübe ettiklerini, onların görüp işittikleri şeylerin salt vahiyler olduğunu savunur. b. Bu anlayışa göre kutsallıkla ve aşkınlıkla ta-mamen entegre olmayan hayat anlamsızdır. c. Yaklaşım, hayatın geçerli olabilmesi için ta-mamen teolojik sırlarla dolu olması gerektiğini savunur. d. Böylece bu yaklaşım, din kurucusunun her yönüyle metafiziğe mahkum ve onun kontrolü altında olduğunu ve inancın menfaatleri doğrultusunda elverişli olacağını iddia eden teolojik bir hayat anlayışının ağır baskısı altın-dadır. e. Bu görüş için, kutsallıkla örtülü gizem, din kurucusunun metafizikle yakın temas halin-deki bedenindedir. Yani onun maddi olarak herşeyi ( mesela kesilen saçları, tırnakları, nefesi, yüzü, sidiği, kanı ve temas ettiği objeleri -elbiseleri, silahları ve araç gereçleri-) bile mukaddestir. 2. Tarihsel Fenomenolojik Yaklaşım a. Bu yaklaşıma göre dinin kendi somut tarihsel haliyle bilhassa din kurucusu tarafından şekillendirilen dinin aldığı formun bilinmesi gereklidir. b. Dinin, sırasıyla kültürel, bilimsel, sanatsal, felsefi, sosyo ekonomik yapı ve politikaları gibi din kurucusu tarafından bizzat öğretilen yönleri en doğal veya en sade haliyle ilk başta yaşanmış olmalıdır. c. Bu anlayışa göre devrimci karakterdeki din kurucusu, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dinler Tarihi’ne göre tarih boyunca din kurucusuna veya peygamberlere yönelik temel iki yaklaşım göze çarpar;<br />
1. Teolojik Yaklaşım:<br />
a. Bu yaklaşım, din kurucularının üstü örtülü, yüksek ve olağanüstü bir alemi ve gelecekle ilgili sırları hayatları boyunca tecrübe ettiklerini, onların görüp işittikleri şeylerin salt vahiyler olduğunu savunur.<br />
b. Bu anlayışa göre kutsallıkla ve aşkınlıkla ta-mamen entegre olmayan hayat anlamsızdır.<br />
c. Yaklaşım, hayatın geçerli olabilmesi için ta-mamen teolojik sırlarla dolu olması gerektiğini savunur.<br />
d. Böylece bu yaklaşım, din kurucusunun her yönüyle metafiziğe mahkum ve onun kontrolü altında olduğunu ve inancın menfaatleri doğrultusunda elverişli olacağını iddia eden teolojik bir hayat anlayışının ağır baskısı altın-dadır.<br />
e. Bu görüş için, kutsallıkla örtülü gizem, din kurucusunun metafizikle yakın temas halin-deki bedenindedir. Yani onun maddi olarak herşeyi ( mesela kesilen saçları, tırnakları, nefesi, yüzü, sidiği, kanı ve temas ettiği objeleri -elbiseleri, silahları ve araç gereçleri-) bile mukaddestir.<br />
2. Tarihsel Fenomenolojik Yaklaşım<br />
a. Bu yaklaşıma göre dinin kendi somut tarihsel haliyle bilhassa din kurucusu tarafından şekillendirilen dinin aldığı formun bilinmesi gereklidir.<br />
b. Dinin, sırasıyla kültürel, bilimsel, sanatsal, felsefi, sosyo ekonomik yapı ve politikaları gibi din kurucusu tarafından bizzat öğretilen yönleri en doğal veya en sade haliyle ilk başta yaşanmış olmalıdır.<br />
c. Bu anlayışa göre devrimci karakterdeki din kurucusu, içinde yaşadığı toplumun oluşturduğu geleneksel kültten memnun değildir. Onların sevdiği büyüden ve kültsel davranışlardan uzak durur.<br />
d. Insanlara geleceğin dinamiğini açıklamak ister. Bu yüzden kurduğu sistem, taze sözler, derin anlamlar içeren veciz ve dinamik cümlelerden oluşur.<br />
e. Böylelikle din, kurucusunun öğrettiği ve yaşadığı tam bir organik yapı olarak hem dipdiri hem de hayati bir organizma olarak karşımızda durur.<br />
e. Bu organik haliyle din, bu ha-yatta tek bir unsuru bile yalın kalmadan işlemesi gereken, gelişmeci dairesel güç odağına dönüşür.<br />
f. Zaten dinin, kurucusu tarafından vaz edilen tüm unsurlarını birbirinden soyutlayarak bir parçasını anlamlandırmak mümkün değildir. Mesela bir din kurucusunun öğretici ve be-nimsettirici hayat hikayesi kendi dünya görüşünü yansıttığından onu bilmeden dini tam olarak anlamlandırmak zordur.<br />
g. Onun öğrettiği vahiyler, açık, berrak ve anlaşılır olup hitap ettiği toplumu entegre edici ve kötülükleri yok edici mesajlardır.<br />
h. Bu yaklaşıma gire din kurucusunun yaşadığı din, anlaşılmazsa ise o dinin kendisi tam olarak anlaşılamaz.</p>
<p>Prof. Dr. Mustafa ALICI, Evrimci Politeizm-Devrimci Monoteizm İstanbul 2013</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/tarih-boyunca-din-kurucularina-yaklasimlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
