<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>DAEŞ &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/daes/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 Nov 2019 09:08:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>DAEŞ &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Türk DEAŞ&#8217;ı projesine ne oldu?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/turk-deasi-projesine-ne-oldu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/turk-deasi-projesine-ne-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Nov 2019 09:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[DAEŞ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12981</guid>

					<description><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu’nun “IŞİD’in 76 ilde örgütlendiğini biliyoruz. Tüm bunlar olurken iktidar kanadı büyük ölçüde görmezden geldi” sözlerini işitince aklıma geldi. Yıllar önce bir üst düzey hükümet yöneticisinden dinlemiştim. El Kaide ve DEAŞ gibi bir proje terör örgütünün benzerini Türkiye’den de çıkarmak için çalışmışlar. Bir “Türk DEAŞ’ı” yani. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bahsettiği, hatta açık ettiği DEAŞ konusu bu olsa gerek. FETÖ’nün emniyet ve istihbarata hakim olduğu dönemlerde organize etmeye çalıştığı proje bir terör örgütü olarak “yerli DEAŞ” çalışması vardı. Dönüp o günlerin kayıtlarına bakıldığında bunun izleri muhakkak görülecektir. Türkiye için planlanan kaos aparatlarından biri de bu “yerli DEAŞ” olacaktı. Türkiye aleyhinde yürütülen “DEAŞ’a silah veriyor, barındırıyor, destekliyor” propagandası sebepsiz değildi nitekim. DEAŞ’ın Türkiye’de gerçekleştirdiği terör saldırıları da bu kara propagandayı beslemek için az kullanılmadı. Tabii, 15 Temmuz hain darbe girişimi başarısız olunca bu propaganda hedefine ulaşamadığı gibi, içeride üretmeye çalıştıkları “Türk DEAŞ”ı projesi de yarım kaldı. Bu proje üzerinde çalışan uzman FETÖ’cüler tası tarağı bırakıp kaçtı. Kurulan hücreler ise ele geçirildi, dağıtıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “IŞİD’in 76 ilde örgütlendiğini biliyoruz” sözleri, kendisinin de FETÖ’nün çevirdiği dolaplardan haberdar olduğuna işaret ediyor. Fırat Kalkanı ile El Bab’da 3 bin 500 DEAŞ’lı Türkiye tarafından imha edilince uluslararası medyanın aleyhte yürüttüğü DEAŞ propagandası da işlevini kaybetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “DEAŞ ile mücadele edilmediği” yönündeki suçlamalarına dün verdiği şu detaylı yanıt, yerli “Türk &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemal Kılıçdaroğlu’nun <strong>“IŞİD’in 76 ilde örgütlendiğini biliyoruz. Tüm bunlar olurken iktidar kanadı büyük ölçüde görmezden geldi”</strong> sözlerini işitince aklıma geldi. Yıllar önce bir üst düzey hükümet yöneticisinden dinlemiştim. El Kaide ve DEAŞ gibi bir proje terör örgütünün benzerini Türkiye’den de çıkarmak için çalışmışlar. Bir <strong>“Türk DEAŞ’ı”</strong> yani.</p>
<p>Kemal Kılıçdaroğlu’nun bahsettiği, hatta açık ettiği DEAŞ konusu bu olsa gerek. FETÖ’nün emniyet ve istihbarata hakim olduğu dönemlerde organize etmeye çalıştığı proje bir terör örgütü olarak <strong>“yerli DEAŞ”</strong> çalışması vardı. Dönüp o günlerin kayıtlarına bakıldığında bunun izleri muhakkak görülecektir. Türkiye için planlanan kaos aparatlarından biri de bu <strong>“yerli DEAŞ”</strong> olacaktı. Türkiye aleyhinde yürütülen <strong>“DEAŞ’a silah veriyor, barındırıyor, destekliyor”</strong> propagandası sebepsiz değildi nitekim. DEAŞ’ın Türkiye’de gerçekleştirdiği terör saldırıları da bu kara propagandayı beslemek için az kullanılmadı.</p>
<p>Tabii, 15 Temmuz hain darbe girişimi başarısız olunca bu propaganda hedefine ulaşamadığı gibi, içeride üretmeye çalıştıkları <strong>“Türk DEAŞ”</strong>ı projesi de yarım kaldı. Bu proje üzerinde çalışan uzman FETÖ’cüler tası tarağı bırakıp kaçtı. Kurulan hücreler ise ele geçirildi, dağıtıldı.</p>
<p>Kemal Kılıçdaroğlu’nun <strong>“IŞİD’in 76 ilde örgütlendiğini biliyoruz”</strong> sözleri, kendisinin de FETÖ’nün çevirdiği dolaplardan haberdar olduğuna işaret ediyor.</p>
<p>Fırat Kalkanı ile El Bab’da 3 bin 500 DEAŞ’lı Türkiye tarafından imha edilince uluslararası medyanın aleyhte yürüttüğü DEAŞ propagandası da işlevini kaybetti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Kemal Kılıçdaroğlu’nun <strong>“DEAŞ ile mücadele edilmediği”</strong> yönündeki suçlamalarına dün verdiği şu detaylı yanıt, yerli <strong>“Türk DEAŞ”</strong>ı projesinin akıbetini de anlamaya yardım edebilir: <strong>“Bugüne kadar Türkiye’ye giriş yasağı konulan DEAŞ’lıların sayısı 76 bin. Sınır dışı edilen DEAŞ’lıların sayısı 7 bin 550, hapishanelerimizde şu anda bin 149 DEAŞ’lı militan var. Suriye’deki DEAŞ kamplarından kaçıp ülkemiz tarafından yakalanan ve hapishanelere konulan DEAŞ’lı sayısı da 270.</strong></p>
<p><strong>Fırat Kalkanı Harekatı’nda da El-Bab’da 3 bin 500 DEAŞ’lı etkisiz hale getirildi. Bunlar DEAŞ’la mücadele değil mi? Dünyada DEAŞ’la mücadeleyi Türkiye kadar güçlü bir şekilde veren bir ikinci ülke var mı?”</strong></p>
<p>DEAŞ lideri Bağdadi defterinin kapatılması şüphesiz Barış Pınarı Harekatı sayesinde mümkün oldu. Şimdi harıl harıl yeni senaryolar, yeni Bağdadiler üzerinde çalışılıyor. Ama bilinen gerçek şu; Batı, Türkiye’yi kolay kolay rahat bırakmaz. Proje örgütler ve liderler dönemi kapanmış değil!</p>
<p>Kurtuluş Tayiz/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/turk-deasi-projesine-ne-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Giderayak DEAŞ&#8217;ı temizlediler!..</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/giderayak-deasi-temizlediler/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/giderayak-deasi-temizlediler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Oct 2019 10:16:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[DAEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12862</guid>

					<description><![CDATA[“Bu ‘DEAŞ’ var ya, temizlenmesi onlarca yıl sürer” demişti Obama. Yanlış öngörmüş demek ki&#8230; Trump geldi, birkaç yıl içinde örgütü bitirdi!.. Yani aslında Obama’nın projesini bitirmiş oldu. Öyle ya, “DEAŞ Obama projesidir” diyordu&#8230; *** Peki böyle mi planlanmıştı?.. Elbette hayır. Türkiye’nin bu kadar ileri gidebileceğini düşünemediler. Bu yüzden dümeni kırmak zorunda kaldılar&#8230; *** Aynı şeyleri tekrar tekrar söylemek zorunda kalıyoruz ama hatırlatmadan da olmuyor&#8230; Klasik metot. Gözünü diktiğin yerde önce bir tehdit oluştur. Sonra o tehdidi bertaraf etmek bölgeye gir, dağıt, yeniden dizayn et, çık. Olan budur&#8230; Tahterevalliyi kurdular; DEAŞ diye bir terör örgütü var, ona karşı savaşan YPG/PKK meşrudur! Velev ki o da terör örgütü olsun&#8230; Peki n’olacak sonunda?.. “Demokrasi, huzur ve barış”ı gelecek!.. *** Ama olmadı, hesaplar tutmadı. Türkiye yaptığı harekatlarla oyunu bozdu. Hem sahada hem masada&#8230; ABD “ben zaten gidecektim” dedi. Yıllardır arayıp bulamadığı Bağdadi’yi ‘giderayak’ buldu ve öldürdü. Yetmedi, onun yerine geçecek olanı da temizledi!.. (Operasyon bitti, arkada iz bırakma!) *** Bağdadi’yi İdlib’de buldular. Birkaç gün önce gelmiş. Suriye’de doğudan batıya yüzlerce kilometre seyahat etmiş! Anlayacağınız kimseye görünmeden Türkiye sınırına kadar gelmiş?!.. Sınırımıza 6 kilometrelik bir mesafedeymiş üstelik&#8230; Dün Türkiye Gazetesi yazmıştı. Bağdadi üzerinden Türkiye’ye tuzak mı kurulacaktı?.. Barış Pınarı Harekatı yüzünden ‘DEAŞ tekrar canlanıyor’ kara propagandasıyla Türkiye köşeye mi sıkıştırılacaktı?.. *** Oyun bozuldu. Ama &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Bu ‘DEAŞ’ var ya, temizlenmesi onlarca yıl sürer”</strong> demişti Obama.</p>
<p>Yanlış öngörmüş demek ki&#8230;</p>
<p>Trump geldi, birkaç yıl içinde örgütü bitirdi!..</p>
<p>Yani aslında Obama’nın projesini bitirmiş oldu. Öyle ya, <strong>“DEAŞ Obama projesidir”</strong> diyordu&#8230;</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>Peki böyle mi planlanmıştı?..</p>
<p>Elbette hayır.</p>
<p>Türkiye’nin bu kadar ileri gidebileceğini düşünemediler. Bu yüzden dümeni kırmak zorunda kaldılar&#8230;</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>Aynı şeyleri tekrar tekrar söylemek zorunda kalıyoruz ama hatırlatmadan da olmuyor&#8230;</p>
<p>Klasik metot.</p>
<p>Gözünü diktiğin yerde önce bir tehdit oluştur. Sonra o tehdidi bertaraf etmek bölgeye gir, dağıt, yeniden dizayn et, çık.</p>
<p>Olan budur&#8230;</p>
<p>Tahterevalliyi kurdular; DEAŞ diye bir terör örgütü var, ona karşı savaşan YPG/PKK meşrudur! Velev ki o da terör örgütü olsun&#8230;</p>
<p>Peki n’olacak sonunda?..</p>
<p><strong>“Demokrasi, huzur ve barış”</strong>ı gelecek!..</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>Ama olmadı, hesaplar tutmadı. Türkiye yaptığı harekatlarla oyunu bozdu. Hem sahada hem masada&#8230;</p>
<p>ABD <strong>“ben zaten gidecektim”</strong> dedi.</p>
<p>Yıllardır arayıp bulamadığı Bağdadi’yi <strong>‘giderayak’</strong> buldu ve öldürdü.</p>
<p>Yetmedi, onun yerine geçecek olanı da temizledi!.. (Operasyon bitti, arkada iz bırakma!)</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>Bağdadi’yi İdlib’de buldular. Birkaç gün önce gelmiş. Suriye’de doğudan batıya yüzlerce kilometre seyahat etmiş!</p>
<p>Anlayacağınız kimseye görünmeden Türkiye sınırına kadar gelmiş?!..</p>
<p>Sınırımıza 6 kilometrelik bir mesafedeymiş üstelik&#8230;</p>
<p>Dün Türkiye Gazetesi yazmıştı. Bağdadi üzerinden Türkiye’ye tuzak mı kurulacaktı?..</p>
<p>Barış Pınarı Harekatı yüzünden <strong>‘DEAŞ tekrar canlanıyor’</strong> kara propagandasıyla Türkiye köşeye mi sıkıştırılacaktı?..</p>
<p align="center"><strong>***</strong></p>
<p>Oyun bozuldu.</p>
<p>Ama bunların planları bitmez&#8230;</p>
<p>Şunu unutmayalım.</p>
<p>Bin sene önce Anadolu’yu yağmalayan Müslümanları katleden Haçlı Orduları Kudüs’ü işgal etmişlerdi. Bin yıl sonra bugün aynı ülkelerin orduları <strong>‘koalisyon güçleri’</strong> adı altında yine aynı topraklarda!..</p>
<p>Ve anahtar, yine Anadolu!</p>
<p>Hikmet Genç/Akşam</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/giderayak-deasi-temizlediler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FETÖ, DEAŞ’ın en büyük ortağıdır</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/feto-deasin-en-buyuk-ortagidir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/feto-deasin-en-buyuk-ortagidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 08:49:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[DAEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=12854</guid>

					<description><![CDATA[Küçük ortak YPG’dir&#8230; DEAŞ, “işgal etmiş gibi” yapacak, YPG kurtaracaktı. Nitekim öyle oldu: Rasulayn, Tel Abyad ve Münbiç, bu “işgal numarasıyla” YPG’nin kontrolüne geçti. Bu üç örgüt de (DEAŞ, YPG ve FETÖ) Amerika tarafından kurulmuştur. Yine Amerika tarafından sevk ve idare edilmektedir. Kobani DEAŞ tarafından işgal (!) edildiğinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan Gaziantep’te bir konuşma yapmış, “stratejik ortağımız” ve dostumuz (!) Amerika’dan bir tampon bölge oluşturulmasını, hava sahasının “kısmen” uçuşa kapatılmasını istemişti. Sonra da, sınırlarımızdan giriş yapan 300 bin Kuzey Suriyeli Kürt mülteciyi hatırlatarak, “acil önlem” sadedinde, “Kobani düştü düşüyor” demişti. FETÖ ve müttefikleri hemen devreye girdi. Kendisine “sol” süsü veren örgütler ve “gazete” görünümlü birtakım paçavralar, Erdoğan’ın Kobani’nin düşmesini istediğini ve bunun için DEAŞ’la işbirliği yaptığını yazdılar. Bu çalışmalara, alesta bekleyen HDP de omuz verdi, militanlarını seferber ederek Kobani’yi Erdoğan’a fatura eden etkili bir algı çalışması yürüttü&#8230; Kobani, bir süre sonra, (Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin sağladığı lojistikle) DEAŞ’tan kurtarıldı ama “Kobani düştü, düşüyor” üzerinden yürütülen “algı çalışması” durmadı. İki şey murat ediliyordu: BİR- Kürt mahallesindeki Erdoğan sevgisini bitirmek&#8230; İKİ- Türkiye’yi “DEAŞ’a yardım eden ülke” olarak tescillemek&#8230; Biraz gerilere gidelim: Uludere’de, Türk jetleri kaçakçılık yaparak geçinen köylülere bomba yağdırdı. 34 kişi öldü. Ertesi gün, paralel örgütün operasyon gazetesi Taraf’ta, başyazar Ahmet Altan imzalı ilginç bir yazı çıktı. İlginçti, çünkü hem saldırıyı gerçekleştiren odağı ve o odağın niyetini, hem de kendi niyetini ele veriyordu. Yazının başlığı şuydu: “Müslüman Türk hükümeti Kürtleri bombalıyor.” Bugüne dönelim: Söz konusu gazete kapatıldı. Olayın meydana geldiği günlerde Hava &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük ortak <strong>YPG</strong>’dir&#8230; <strong>DEAŞ, “işgal etmiş gibi”</strong> yapacak, YPG kurtaracaktı.</p>
<p>Nitekim öyle oldu: <strong>Rasulayn, Tel Abyad</strong> ve <strong>Münbiç</strong>, bu <strong>“işgal numarasıyla”</strong> YPG’nin kontrolüne geçti.</p>
<p>Bu üç örgüt de <em>(DEAŞ, YPG ve FETÖ)</em> Amerika tarafından kurulmuştur. Yine Amerika tarafından sevk ve idare edilmektedir.</p>
<p><strong>Kobani </strong>DEAŞ tarafından işgal (!) edildiğinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan Gaziantep’te bir konuşma yapmış, <strong>“stratejik ortağımız”</strong> ve dostumuz (!) Amerika’dan bir tampon bölge oluşturulmasını, hava sahasının <strong>“kısmen”</strong> uçuşa kapatılmasını istemişti.</p>
<p>Sonra da, sınırlarımızdan giriş yapan 300 bin Kuzey Suriyeli Kürt mülteciyi hatırlatarak, <strong>“acil önlem”</strong> sadedinde, <strong>“Kobani düştü düşüyor” </strong>demişti.</p>
<p>FETÖ ve müttefikleri hemen devreye girdi.</p>
<p>Kendisine <strong>“sol”</strong> süsü veren örgütler ve <strong>“gazete”</strong> görünümlü birtakım paçavralar, Erdoğan’ın Kobani’nin düşmesini istediğini ve bunun için DEAŞ’la işbirliği yaptığını yazdılar.</p>
<p>Bu çalışmalara, alesta bekleyen HDP de omuz verdi, militanlarını seferber ederek Kobani’yi Erdoğan’a fatura eden etkili bir algı çalışması yürüttü&#8230;</p>
<p>Kobani, bir süre sonra, <em>(Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin sağladığı lojistikle)</em> DEAŞ’tan kurtarıldı ama <strong>“Kobani düştü, düşüyor”</strong> üzerinden yürütülen <strong>“algı çalışması”</strong> durmadı.</p>
<p>İki şey murat ediliyordu:</p>
<p>BİR- Kürt mahallesindeki Erdoğan sevgisini bitirmek&#8230;</p>
<p>İKİ- Türkiye’yi <strong>“DEAŞ’a yardım eden ülke”</strong> olarak tescillemek&#8230;</p>
<p>Biraz gerilere gidelim:</p>
<p>Uludere’de, Türk jetleri kaçakçılık yaparak geçinen köylülere bomba yağdırdı. 34 kişi öldü.</p>
<p>Ertesi gün, paralel örgütün operasyon gazetesi <strong>Taraf</strong>’ta, başyazar <strong>Ahmet Altan</strong> imzalı ilginç bir yazı çıktı. İlginçti, çünkü hem saldırıyı gerçekleştiren odağı ve o odağın niyetini, hem de kendi niyetini ele veriyordu. Yazının başlığı şuydu: <strong>“Müslüman Türk hükümeti Kürtleri bombalıyor.”</strong></p>
<p>Bugüne dönelim:</p>
<p>Söz konusu gazete kapatıldı. Olayın meydana geldiği günlerde Hava Kuvvetleri Komutanı olan şahıs ise 15 Temmuz darbesinin faili olarak tutuklandı ve hüküm giydi.</p>
<p>Uludere hadisesi, tarihin belki de en önemli kırılmasıydı.</p>
<p>Buradan da üç sonuç murat edilmişti:</p>
<p>BİR- Kürt meselesini çözme iradesi gösteren hükümeti <strong>“Kürt düşmanı”</strong> ilan etmek ve Erdoğan’ın Kürt mahallesindeki prestijini düşürmek.</p>
<p>İKİ- Kürtleri bombalama cüreti gösterenlerin, <strong>“bu motivasyonu Müslümanlıktan aldıkları”</strong> algısını yerleştirmek.</p>
<p>ÜÇ- Müslümanlığı ortak payda olmaktan çıkarmak, Kürtlerdeki din duygusunu zayıflatmak&#8230;</p>
<p>Murat edilen sonucun <em>(sonuçların)</em> elde edildiğini, 6/8 Ekim olaylarında gördük.</p>
<p>Bir başka hadiseye gidelim:</p>
<p><strong>MİT TIR</strong>’larına <strong>FETÖ</strong> savcıları tarafından operasyon yapıldı.</p>
<p>Maksat, <strong>“Türkiye DEAŞ’a silah gönderiyor”</strong> algısını ortaya çıkarmak, DEAŞ-Türkiye ortaklığını tescillemekti&#8230;</p>
<p>FETÖ’nün ve kendisine “sol” süsü veren yapıların çabasıyla bu da gerçekleşti.</p>
<p>Derken, DEAŞ devreye girdi.</p>
<p>Önce <strong>Suruç</strong>’ta, sonra (iki kez) <strong>Ankara</strong>’da, ardından <strong>Sultanahmet</strong> ve <strong>Atatürk Havalimanı</strong>’nda canlı bomba saldırıları düzenlendi. Yüzlerce insanımız hayatını kaybetti.</p>
<p>Biraz gerilere gidelim:</p>
<p>İkinci DEAŞ saldırısından sonra, paralel yayın organlarında ve kendisine sol süsü veren bir gazetede <em>(<strong>Cumhuriyet</strong>’te)</em>, Türkiye’deki saldırıların faillerinden birinin <em>(bir canlı bomba eylemcisinin)</em>, eyleme geçmeden önce yakalandığı ama <strong>“AKP” hükümeti</strong> tarafından salıverildiğine ilişkin bir haber okuduk. Haber şuna benzer bir başlıkla çıktı: <strong>“Polis yakaladı, AKP hükümeti salıverdi, o da kendini patlattı.”</strong></p>
<p>Bu bilgileri sıraladıktan sonra <strong>“yakıcı”</strong> sorulara geçebiliriz:</p>
<p>BİR- DEAŞ’ı <strong>“terör örgütü”</strong> kabul eden ve bu örgüte karşı en ciddi savaşı veren ilk ülke Türkiye olduğu halde, niçin DEAŞ-Türkiye ortaklığına vurgu yapan çalışmalar hız kesmeden devam etti ve niçin bu çalışmaların içinde sadece birtakım sol gruplar ve FETÖ örgütü yer aldı?</p>
<p>İKİ- DEAŞ Türkiye’nin ortağıysa, niçin en büyük <strong>“zararı”</strong> ortağına verdi?</p>
<p>ÜÇ- DEAŞ, dünyanın dört bir yanında bomba patlattı. Bu eylemlerin tümünü üstlendiği halde, niçin Türkiye’deki eylemlerini üstlenmedi?</p>
<p>DÖRT<strong>&#8211; “Türkiye-DEAŞ ortaklığı”</strong>na vurgu yapanların büyük bölümü <em>(hatta tümü)</em> FETÖ’yle irtibatlı çıktı. 15 Temmuz’da Meclis’e bomba yağdırma cüreti gösterenlerin, canlı bombalara kulvar açmadığını nereden bileceğiz?</p>
<p>Beşinci soru da şu olsun:</p>
<p><strong>Bağdadi</strong> öldürüldü&#8230; Pensilvanya’daki <strong>sümüklü</strong> korkudan titriyor mudur?</p>
<p>Ahmet Kekeç/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/feto-deasin-en-buyuk-ortagidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manifestonun Elden Ele Dolaşması Büyük Tehlike Arz Ediyor</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/manifestonun-elden-ele-dolasmasi-bu%cc%88yu%cc%88k-tehlike-arz-ediyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/manifestonun-elden-ele-dolasmasi-bu%cc%88yu%cc%88k-tehlike-arz-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahinur Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Apr 2019 21:15:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak]]></category>
		<category><![CDATA[DAEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Karşıtı Söylem]]></category>
		<category><![CDATA[manifesto]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9476</guid>

					<description><![CDATA[İslam karşıtı söylemlerin gittikçe normalleşmesinin ana nedenlerinden bir tanesi, bazı üst düzey siyasetçilerin ve birtakım ana akım medyanın İslam’ı ve Avrupa’da yaşayan Müslümanları aşağılayıp onları her sorunun kaynağıymış gibi göstermeleridir. Yeni Zelanda’da yaşanan cami katliamı sonrası Belçika İstihbarat Servisi’nin (VSSE), kamuya açtığı 2018 bilgileri bu ayın en çok tartışılan konuları arasında yer aldı.  Aşırı sağla bağlantılı kişiler, gruplar ve ideolojileri gözlemleyen VSSE, söz konusu grupların Nazizm’e hayranlıklarını gizlemediklerini, şiddet kültürünü benimsediklerine işaret ediyor. İstihbarat değerlendirmesinde, özellikle 2015 ve 2016 yıllarındaki göçmen krizinden bu yana, aşırı sağ çevrelerinde İslam ve göçmen karşıtlığının ana konular haline geldiği belirtilerek, Finlandiya merkezli “Odin’in Askerleri” gibi sivil gruplar, yeni aşırı sağcı topluluklara tipik örnek olarak gösterildi. VSSE, tek tek sıraladığı grupların medya aracılığıyla söylemlerine dikkati çekmeye çalıştığına işaret ederek, yeni aşırı sağcıların ayrıca “Avrupa’nın Hristiyan kimliğinin” savunuculuğuna soyunduğunu vurguladı. Belçika’nın ilk başörtülü milletvekili olan Brüksel Bölge Parlamentosu Bağımsız Milletvekili Mahinur Özdemir, Yeni Zelanda saldırıları üzerinden Avrupa’da hızla yükselen ırkçılık ve İslam karşıtlığını Yörünge dergisi için kaleme aldı: Klişelerle Dolu Önyargılı Tutum Öncelikle Christchurch saldırısını gerçekleştiren teröristin, fikirlerinin radikalleşmesinde Avrupa’da yaptığı bir seyahatin etkisi olduğunu, Fransalı ırkçı yazar Renaud Camus’un tezlerinden esinlendiğini ve bunun üzerine kendi manifestosunu yayınlayıp, böyle bir terör saldırısı gerçekleştirdiğini altını çizmemiz lazım. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İslam karşıtı söylemlerin gittikçe normalleşmesinin ana nedenlerinden bir tanesi, bazı üst düzey siyasetçilerin ve birtakım ana akım medyanın İslam’ı ve Avrupa’da yaşayan Müslümanları aşağılayıp onları her sorunun kaynağıymış gibi göstermeleridir.</strong></p>
<p>Yeni Zelanda’da yaşanan cami katliamı sonrası Belçika İstihbarat Servisi’nin (VSSE), kamuya açtığı 2018 bilgileri bu ayın en çok tartışılan konuları arasında yer aldı.  Aşırı sağla bağlantılı kişiler, gruplar ve ideolojileri gözlemleyen VSSE, söz konusu grupların Nazizm’e hayranlıklarını gizlemediklerini, şiddet kültürünü benimsediklerine işaret ediyor.</p>
<p>İstihbarat değerlendirmesinde, özellikle 2015 ve 2016 yıllarındaki göçmen krizinden bu yana, aşırı sağ çevrelerinde İslam ve göçmen karşıtlığının ana konular haline geldiği belirtilerek, Finlandiya merkezli “Odin’in Askerleri” gibi sivil gruplar, yeni aşırı sağcı topluluklara tipik örnek olarak gösterildi.</p>
<p>VSSE, tek tek sıraladığı grupların medya aracılığıyla söylemlerine dikkati çekmeye çalıştığına işaret ederek, yeni aşırı sağcıların ayrıca “Avrupa’nın Hristiyan kimliğinin” savunuculuğuna soyunduğunu vurguladı.</p>
<p>Belçika’nın ilk başörtülü milletvekili olan Brüksel Bölge Parlamentosu Bağımsız Milletvekili Mahinur Özdemir, Yeni Zelanda saldırıları üzerinden Avrupa’da hızla yükselen ırkçılık ve İslam karşıtlığını <em>Yörünge</em> dergisi için kaleme aldı:</p>
<p><strong>Klişelerle Dolu Önyargılı Tutum</strong></p>
<p>Öncelikle Christchurch saldırısını gerçekleştiren teröristin, fikirlerinin radikalleşmesinde Avrupa’da yaptığı bir seyahatin etkisi olduğunu, Fransalı ırkçı yazar Renaud Camus’un tezlerinden esinlendiğini ve bunun üzerine kendi manifestosunu yayınlayıp, böyle bir terör saldırısı gerçekleştirdiğini altını çizmemiz lazım.</p>
<p>Belçika’nın en son istihbarat raporu, Belçika ve Batı’nın geri kalanında neo-Nazi ve şiddet yanlısı “kimlikçi” hareketlerin yeniden canlandığına dikkat çekti. Rapor ayrıca bu hareketlere üye olanların klasik aşırı sağ kişilerden görünüşte farklı durduklarını, artık “beyaz yakalı”, genç, eğitimli bir kesimin oluştuğunu, söylemlerinde göçmen ve bilhassa Müslüman düşmanlığına vurgu yaptıklarını, meşru ve bazen gayrimeşru şekilde silahlandıklarını tespit edip bunun kaygı verici unsurlar olduğunu<br />
belirtmektedir.</p>
<p>Bu nedenle Belçika’da Schild en Vrienden (Kalkan ve Dostlar), Fransa’da Génération Identitaire (Kimlikçi Nesil) gibi örgütler çok daha yakından takip edilmelidir.</p>
<p>İslam karşıtı söylemlerin gittikçe normalleşmesinin ana nedenlerinden bir tanesi, bazı üst düzey siyasetçilerin ve birtakım ana akım medyanın İslam’ı ve Avrupa’da yaşayan Müslümanları aşağılayıp onları her sorunun kaynağıymış gibi göstermeleridir.</p>
<p>Öyle ki Christchurch saldırılarından sonra Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern tüm dünyaya insanlık dersi verirken Fransa, toplumu “koşu başörtüsüyle” hâlâ gereksiz yere meşgul etmekteydi.</p>
<p>Ayrıca Batı Avrupa’nın neredeyse tamamında gerçekleştirilen kamuoyu araştırmalarında, Müslüman toplumuna karşı klişelerle dolu önyargılı bir tutum sergilendiği ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>“İslam, Avrupa değerleri ile bağdaşamaz” gibi sözleri popülerleştiren bazı Avrupalı düşünür ve siyasiler şüphesiz Müslümanlara karşı kamuoyundaki önyargılı görüşleri de kuvvetlendirmiştir.</p>
<p><strong>Aşırı Sağ Teröristler Marjinal Sayıda </strong></p>
<p>Müslüman karşıtı ve İslamofobik suçların hem devletler tarafından hem de polis tarafından spesifik bir nefret suçu olarak tanınması, bu sorunun gerçek boyutunu ortaya çıkarmakla birlikte, çözüm için stratejiler geliştirilmesini sağlayacaktır.</p>
<p>Yeni Zelanda’da yaşanan katliamdan ve bunun ne anlama geldiğini ifade etmeden önce, sıcağı sıcağına kullanılan “Postmodern Haçlı Seferi”, “Medeniyetler Çatışması” benzeri sansasyonel açıklamalardan kaçınmamız gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Çünkü kullanılan her kelimenin bir ağırlığı olduğu gibi Batı’da yaşayan Türk ve Müslüman azınlıkların üzerinde de büyük bir etkisi var. Bu tarz söylemler Müslüman diasporasını toplum dinamiklerinin dışına sürüklemektedir.</p>
<p>Tıpkı DAEŞ’e bağlı olan teröristlerin Müslümanları ve İslam’ı asla temsil edemeyecekleri gibi, Müslümanları işgalci gibi gören teorilerden etkilenen aşırı sağ teröristlerin de tüm Batı’yı temsil etmediklerini ve marjinal sayıda olduklarını hatırlamak lazım.</p>
<p>Öte yandan saldırganın yayınladığı detaylı manifestonun elden ele dolaşması ve katliamın bazı kesimler tarafından haklı görülmesi, Müslümanlar için çok büyük bir tehlike arz etmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/manifestonun-elden-ele-dolasmasi-bu%cc%88yu%cc%88k-tehlike-arz-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
