<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cüneyt Toraman &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/cuneyt-toraman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2020 14:44:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Cüneyt Toraman &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yenilenecek Seçimde Hangi Aday Kazanır?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yenilenecek-secimde-hangi-aday-kazanir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yenilenecek-secimde-hangi-aday-kazanir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Jun 2019 12:08:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11396</guid>

					<description><![CDATA[YSK, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline, seçimin de 23 Haziran’da yapılmasına karar verdi. Her şeyden önce 23 Haziran’da yapılacak seçimin önceki seçimin tekrarı değil “yeni bir seçim” olacağının altını çizmek gerekir. YSK’nın iptal kararını takiben, muhalefet partilerinin büyükşehir adaylarını geri çekmesi, (AK Parti’nin oylarını bölmesi beklenen) Saadet Partisi adayının seçimlere katılma kararı, 31 Mart tarihindeki şartların değiştiğini gösteriyor. 31 Mart seçimlerine katılım oranı Türkiye genelinde %84,67, İstanbul’da %83,88 oranında gerçekleşti. Bu oran, 2014 yerel seçimlerinde %89,2 olarak gerçekleşmişti. İstanbul’daki seçmen sayısı, 10.570.939 olduğuna göre, her %1’lik dilim, 105.709 oya tekabül ediyor. Seçime katılma oranının %2 artması, 210.000 oy demektir. Dolayısıyla 31 Mart seçimlerinde oy kullanmayan seçmenlerin oyları bu seçim üzerinde etkili olacak. 23 Haziran seçim sonucunu etkileyecek unsurlardan biri de geçersiz oylar. 31 Mart seçimlerinde İstanbul’da 319.540 oy geçersiz sayıldı. Bu kadar büyük çapta oyun geçersiz sayılması tuhaf bir durum. AK Parti’nin itirazları üzerine yapılan sayımlarda bu oyların önemli bir kısmı, AK Parti’nin hanesine yazılsa da geçersiz oy oranı çok yüksek. 23 Haziran’da seçmenler, sadece büyükşehir belediye başkanı için (tek oy) oy kullanacağından, hatalar en aza inecek, geçersiz oylar da azalacaktır. 23 Haziran’da, her iki adaya destek veren partilerin izleyeceği politikalar kadar, iki adayın performansı da etkili olacak. Medyanın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>YSK, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline, seçimin de 23 Haziran’da yapılmasına karar verdi. Her şeyden önce 23 Haziran’da yapılacak seçimin önceki seçimin tekrarı değil “<strong>yeni bir seçim</strong>” olacağının altını çizmek gerekir.</p>
<p>YSK’nın iptal kararını takiben, muhalefet partilerinin büyükşehir adaylarını geri çekmesi, (AK Parti’nin oylarını bölmesi beklenen) Saadet Partisi adayının seçimlere katılma kararı, 31 Mart tarihindeki şartların değiştiğini gösteriyor.</p>
<p>31 Mart seçimlerine katılım oranı Türkiye genelinde %84,67, İstanbul’da %83,88 oranında gerçekleşti. Bu oran, 2014 yerel seçimlerinde %89,2 olarak gerçekleşmişti. İstanbul’daki seçmen sayısı, 10.570.939 olduğuna göre, her %1’lik dilim, 105.709 oya tekabül ediyor. Seçime katılma oranının %2 artması, 210.000 oy demektir. Dolayısıyla 31 Mart seçimlerinde oy kullanmayan seçmenlerin oyları bu seçim üzerinde etkili olacak.</p>
<p>23 Haziran seçim sonucunu etkileyecek unsurlardan biri de geçersiz oylar. 31 Mart seçimlerinde İstanbul’da 319.540 oy geçersiz sayıldı. Bu kadar büyük çapta oyun geçersiz sayılması tuhaf bir durum. AK Parti’nin itirazları üzerine yapılan sayımlarda bu oyların önemli bir kısmı, AK Parti’nin hanesine yazılsa da geçersiz oy oranı çok yüksek. 23 Haziran’da seçmenler, sadece büyükşehir belediye başkanı için (tek oy) oy kullanacağından, hatalar en aza inecek, geçersiz oylar da azalacaktır.</p>
<p>23 Haziran’da, her iki adaya destek veren partilerin izleyeceği politikalar kadar, iki adayın performansı da etkili olacak. Medyanın ve sosyal medyanın payını da bunlara eklemek gerekiyor.</p>
<p>Bu seçimlerin belirleyici unsuru, hiç kuşkusuz “seçmenin tercihi” olacak. Seçmen, 23 Haziran’da yeniden muhasebe yapacak, hangi adaya oy vereceğine karar verecektir. Nihayet, 23 Haziran’da İstanbul’u kimin yöneteceğine on milyon seçmen karar verecek, vereceği karara da hepimiz saygı duyacağız. En büyük temennimiz, bu defa <strong>seçime hile karıştırılmaması</strong>, adil bir seçim yapılması!</p>
<p><strong>CÜNEYT TORAMAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yenilenecek-secimde-hangi-aday-kazanir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Seçimler Güvenli mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/turkiyede-secimler-guvenli-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/turkiyede-secimler-guvenli-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Jun 2019 08:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11369</guid>

					<description><![CDATA[YSK’nın iptal kararını değerlendirmeye geçmezden önce, Türkiye’de seçimlerin güvenli olup olmadığını sorgulamamız gerekiyor. Türkiye’de seçimler, “yargı denetiminde” yapılıyor. YSK, seçim takvimini açıklamasıyla seçim saati işlemeye başlıyor. Siyasi partilerden adaylara, basın yayın organlarından parti mensuplarına, herkesin bu takvime uyması gerekiyor. Aynı anda, itiraz ve şikâyet süreçleri de işlemeye başlıyor. Seçim yasaklarının ihlali, ağır hapis ve para cezası gerektiriyor. Bu düzenlemeler, seçmenin iradesinin özgür bir şekilde sandığa yansımasını, hiçbir baskı altında kalmadan oyunu kullanmasını, kullandığı oyun oy verdiği adayın hanesine yazılmasını teminat altına almaya çalışıyor. YSK’nın belirlediği saatte sandıklar açılır, oylar sayılır, kazanan belirlenmeye çalışılır. Türkiye’de, çok partili hayata geçtikten sonra açık oy gizli tasnifin uygulandığı 1946 seçimlerini saymazsak, 1950 yılından bugüne, 69 yıldır seçim yapıyoruz. Bu süre içinde çok sayıda genel seçim, yerel seçim, referandum gerçekleştirdik. Hemen her seçimde tartışmalar olsa da iktidarın kolayca el değiştirebildiği, küçük partilerin Meclis’te temsil edildiği, bağımsız adayların milletvekilliği, belediye başkanlığı kazanabildiği dikkate alındığında, seçmen iradesinin sandığa yansıdığını, seçimlerin “güvenli” olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’deki seçimler, uluslararası kuruluşlar, gözlemciler tarafından da izleniyor, rapor haline getiriliyor. AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonra bu kuruluşların ilgisi daha da arttı. Seçimlere yönelik raporlarda, birçok eksiklik sayılsa da bu eksikliklerin seçimin sonucunu etkileyecek düzeyde olmadığı belirtiliyor. Bu tespitlerden hareketle, seçmenin iradesinin sandığa yansıdığını, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>YSK’nın iptal kararını değerlendirmeye geçmezden önce, Türkiye’de seçimlerin güvenli olup olmadığını sorgulamamız gerekiyor. Türkiye’de seçimler, “yargı denetiminde” yapılıyor. YSK, seçim takvimini açıklamasıyla seçim saati işlemeye başlıyor. Siyasi partilerden adaylara, basın yayın organlarından parti mensuplarına, herkesin bu takvime uyması gerekiyor.</p>
<p>Aynı anda, itiraz ve şikâyet süreçleri de işlemeye başlıyor. Seçim yasaklarının ihlali, ağır hapis ve para cezası gerektiriyor. Bu düzenlemeler, seçmenin iradesinin özgür bir şekilde sandığa yansımasını, hiçbir baskı altında kalmadan oyunu kullanmasını, kullandığı oyun oy verdiği adayın hanesine yazılmasını teminat altına almaya çalışıyor.</p>
<p>YSK’nın belirlediği saatte sandıklar açılır, oylar sayılır, kazanan belirlenmeye çalışılır. Türkiye’de, çok partili hayata geçtikten sonra açık oy gizli tasnifin uygulandığı 1946 seçimlerini saymazsak, 1950 yılından bugüne, 69 yıldır seçim yapıyoruz. Bu süre içinde çok sayıda genel seçim, yerel seçim, referandum gerçekleştirdik. Hemen her seçimde tartışmalar olsa da iktidarın kolayca el değiştirebildiği, küçük partilerin Meclis’te temsil edildiği, bağımsız adayların milletvekilliği, belediye başkanlığı kazanabildiği dikkate alındığında, seçmen iradesinin sandığa yansıdığını, seçimlerin “güvenli” olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Türkiye’deki seçimler, uluslararası kuruluşlar, gözlemciler tarafından da izleniyor, rapor haline getiriliyor. AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonra bu kuruluşların ilgisi daha da arttı. Seçimlere yönelik raporlarda, birçok eksiklik sayılsa da bu eksikliklerin seçimin sonucunu etkileyecek düzeyde olmadığı belirtiliyor. Bu tespitlerden hareketle, seçmenin iradesinin sandığa yansıdığını, ancak seçim sisteminde bazı sorunların olduğunu söylememiz gerekiyor.</p>
<p><strong>CÜNEYT TORAMAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/turkiyede-secimler-guvenli-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>23 Haziran Seçimleri</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/23-haziran-secimleri/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/23-haziran-secimleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Jun 2019 13:11:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[23 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11347</guid>

					<description><![CDATA[31 Mart 2019 akşamı sandıkların açılmasıyla birlikte CHP ve AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayları arasında nefes kesen bir yarış başladı. AK Parti’nin yoğun itiraz süreçlerinin ardından Yüksek Seçim Kurul (YSK) 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptaline, seçimlerin yenilenmesine karar verdi. AK Parti, YSK’nın iptal kararını “yanlış hesap Bağdat’tan döndü” diye değerlendirirken, bu karara muhalefet cephesinin tepkisi çok sert oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında. “YSK içindeki 7 çete mensubu hakim iptal karar veriyorlar. 7 çete mensubu arka kapıdan AK Parti&#8217;nin belirli çevreleriyle diyalog kurarak seçimi iptal ediyorlar” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, YSK&#8217;nin kararını sert dille eleştirerek, “31 Mart&#8217;ta sandıktan çıkan irade dün masa başında gasp edildi. Bir hukuk cinayeti işlendi. Bu kararla sandığa darbe yapılmıştır” dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “YSK&#8217;nin aldığı kararın hedefinde milletin iradesi olduğunu ve buna sessiz kalmayacaklarını” söyledi. HDP Twitter hesabından “YSK, hukuku çiğneyerek, kendini inkâr ederek ve iktidar baskısına boyun eğerek, zerre kadar demokratik meşruiyeti olmayan bir karar almıştır” derken, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu kararla ilgili olarak Twitter’da, “YSK kararına ret oyu veren YSK üyelerine selam göndererek, “Yüksek Seçim Kurulu’ndaki Rabia(4)’ya selam olsun” ifadelerini kullandı. İptal kararının ardından, sanatçıların “herşeyçokgüzelolacak” paylaşımında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>31 Mart 2019 akşamı sandıkların açılmasıyla birlikte CHP ve AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayları arasında nefes kesen bir yarış başladı. AK Parti’nin yoğun itiraz süreçlerinin ardından Yüksek Seçim Kurul (YSK) 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptaline, seçimlerin yenilenmesine karar verdi. AK Parti, YSK’nın iptal kararını “yanlış hesap Bağdat’tan döndü” diye değerlendirirken, bu karara muhalefet cephesinin tepkisi çok sert oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında<a href="https://www.takvim.com.tr/guncel/2019/05/07/kilicdaroglundan-ysk-skandali-7-hakimin-ismini-tek-tek-sayip-chplilere-yuhalatti">.</a> “<em>YSK içindeki 7 çete mensubu hakim iptal karar veriyorlar. 7 çete mensubu arka kapıdan AK Parti&#8217;nin belirli çevreleriyle diyalog kurarak seçimi iptal ediyorlar</em>” dedi.</p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, YSK&#8217;nin kararını sert dille eleştirerek, “<em>31 Mart&#8217;ta sandıktan çıkan irade dün masa başında gasp edildi. Bir hukuk cinayeti işlendi. Bu kararla sandığa darbe yapılmıştır</em>” dedi.</p>
<p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “<em>YSK&#8217;nin aldığı kararın hedefinde milletin iradesi olduğunu ve buna sessiz kalmayacaklarını</em>” söyledi.</p>
<p>HDP Twitter hesabından “<em>YSK, hukuku çiğneyerek, kendini inkâr ederek ve iktidar baskısına boyun eğerek, zerre kadar demokratik meşruiyeti olmayan bir karar almıştır” derken, </em>Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu kararla ilgili olarak Twitter’da, “<em>YSK kararına ret oyu veren YSK üyelerine selam göndererek, “Yüksek Seçim Kurulu’ndaki Rabia(4)’ya selam olsun</em>” ifadelerini kullandı. İptal kararının ardından, sanatçıların “<em>herşeyçokgüzelolacak</em>” paylaşımında bulunması dikkat çekti.</p>
<p>YSK’nın iptal kararına, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “<em>Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız ‘367 Kararı’ karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız</em>” diye tweet atarken, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu da “<em>Siyasî geleneğimizin en temel değeri de son sözün sandıkta tecelli eden millet iradesine ait olmasıdır. Mazereti ve gerekçesi ne olursa olsun 31 Mart seçimleri sonrasında yaşananlar ve YSK’nın iptal kararı bu temel değerlerimizin zedelenmesine yol açmıştır Adil, kurallara uygun seçimler demokrasinin olduğu kadar ortak aidiyet bilincimizin de referans noktasıdır. YSK’nın kararı ise evrensel hukuka ve yerleşmiş teamüllere aykırılıklar barındırmakta, bu bilince zarar vermektedir</em>” tweetiyle YSK kararını eleştirdi.</p>
<p>En dikkat çeken tepkiler ise yurtdışından geldi. Avrupa Parlamentosu&#8217;nun Türkiye Raportörü Kati Piri, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda &#8220;<em>Erdoğan yenilgiyi kabul etmiyor ve halkın iradesine karşı çıkıyor. İstanbul seçimlerini yenilemesi için YSK’ye baskı yaptı. Bu, Türkiye’de seçimler yoluyla iktidarın demokratik yollarla değişiminin güvenilirliğini bitirmektedir</em>” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Avrupa Parlamentosu&#8217;nda liberal grubun lideri ve Belçika eski Başbakanı Guy Verhofstadt, “Türkiye&#8217;nin diktatörlüğe doğru savrulduğunu” öne sürerken, Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, Alman Federal Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Fransız hükümeti, benzer eleştirilerde bulundu.</p>
<p>Bu yoğun tepkilere rağmen YSK’nın kararı kesin olduğundan, seçim takvimi işlemeye başladı. YSK’nın kararının ne anlama geldiğini, İstanbul’da seçimlerin iptali (yenileme) koşullarının olup olmadığını, aynı zarf içindeki üç oyun geçerli kabul edilip birinin iptal edilmesinin tutarlı olup olmadığını, mahkemenin siyasal iktidardan etkilenip etkilenmediğini, suhuletle değerlendirmemiz gerekiyor.</p>
<p><strong>CÜNEYT TORAMAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/23-haziran-secimleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İttifaklar Devam Eder Mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ittifaklar-devam-eder-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ittifaklar-devam-eder-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2019 07:57:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></category>
		<category><![CDATA[İttifak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10487</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de siyasi partiler arasındaki “ittifak”, Başkanlık sisteminin amaçlarına hizmet etmiyor. Yeni sistemin rayına oturması için seçim yasası başta olmak üzere, birçok yasada değişiklik yapılması gerekiyor. Seçimlerden sonra Cumhurbaşkanlığını ve Meclis’te çoğunluğu kazanan Cumhur İttifakı ile bu seçimlerde oylarını artıran, yerel seçimlerde de büyük başarı elde eden Millet İttifakı’nın geleceğini herkes merak ediyor. Önümüzdeki dönemde, 16 Nisan’da “Evet” oyu kullananların Cumhur İttifakı blokunda, “Hayır” oyu kullananların da Millet İttifakı blokunda toplanıp toplanmayacağını, iki cephede toplanan siyasi partilerin tek parti çatısı altında birleşip birleşmeyeceğini göreceğiz. Ancak yeni sistemde siyasi partilerin “ittifaklarının” birleşmeye değil, partilerin daha da artmasına sebebiyet verecek gibi görünüyor. Son iki seçimde, ittifakların içinde yer alan partilerin tabanı (çoğunluğu), parti yönetimlerinin desteklediği adayları desteklerken, bir kısmı ittifakın adaylarına destek vermedi. Milliyetçi seçmenlerin bir kısmı (Millet İttifakı’nda yer alan) İP’ye, bir kısmı (Cumhur İttifakı’nda yer alan) MHP’ye oy verdi. Önümüzdeki dönemde, Millet İttifakı adaylarına destek vermeyen İP’lilerden MHP’ye, Cumhur İttifakı’na destek vermeyen MHP’lilerden İP’ye geçenler olacaktır. Bundan önceki seçimlerde HDP’ye oy veren muhafazakâr seçmenler AK Parti’ye, sol eğilimli olanlar da CHP’ye oy verdi. İttifakların siyasi kimliği oturuncaya kadar, her iki bloktan diğerine geçişler olacağını gösteriyor. CHP, sağ seçmenin desteğini alabileceği adaylara yönelirken, partinin “kurucu unsurlarını” da küstürmemeye çalışıyor. CHP’nin başkan adaylarını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de siyasi partiler arasındaki “ittifak”, Başkanlık sisteminin amaçlarına hizmet etmiyor. Yeni sistemin rayına oturması için seçim yasası başta olmak üzere, birçok yasada değişiklik yapılması gerekiyor. Seçimlerden sonra Cumhurbaşkanlığını ve Meclis’te çoğunluğu kazanan Cumhur İttifakı ile bu seçimlerde oylarını artıran, yerel seçimlerde de büyük başarı elde eden Millet İttifakı’nın geleceğini herkes merak ediyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde, 16 Nisan’da “Evet” oyu kullananların Cumhur İttifakı blokunda, “Hayır” oyu kullananların da Millet İttifakı blokunda toplanıp toplanmayacağını, iki cephede toplanan siyasi partilerin tek parti çatısı altında <strong>birleşip birleşmeyeceğini</strong> göreceğiz. Ancak yeni sistemde siyasi partilerin “ittifaklarının” birleşmeye değil, partilerin <strong>daha da artmasına</strong> sebebiyet verecek gibi görünüyor.</p>
<p>Son iki seçimde, ittifakların içinde yer alan partilerin tabanı (çoğunluğu), parti yönetimlerinin desteklediği adayları desteklerken, bir kısmı ittifakın adaylarına destek vermedi. Milliyetçi seçmenlerin bir kısmı (Millet İttifakı’nda yer alan) İP’ye, bir kısmı (Cumhur İttifakı’nda yer alan) MHP’ye oy verdi. Önümüzdeki dönemde, Millet İttifakı adaylarına destek vermeyen İP’lilerden MHP’ye, Cumhur İttifakı’na destek vermeyen MHP’lilerden İP’ye geçenler olacaktır. Bundan önceki seçimlerde HDP’ye oy veren muhafazakâr seçmenler AK Parti’ye, sol eğilimli olanlar da CHP’ye oy verdi. İttifakların siyasi kimliği oturuncaya kadar, her iki bloktan diğerine geçişler olacağını gösteriyor.</p>
<p>CHP, sağ seçmenin desteğini alabileceği adaylara yönelirken, partinin “kurucu unsurlarını” da küstürmemeye çalışıyor. CHP’nin başkan adaylarını beğenmeyenler DSP’ye yöneldi. Bu politika, DSP’ye oy akışını devam ettirebilir, (MHP’de olduğu gibi) kopmalar ve yeni parti kurulmasıyla sonuçlanabilir. CHP’li belediye başkanlarının son seçimde kendilerine verilen desteğini korumak için sağ seçmenleri de parti tabanını da memnun etmesi gerekiyor. İcraatlarında tercih yapmak zorunda olan belediyelerin, her iki kesimi memnun etmesi zor görünüyor.</p>
<p>HDP yönetimi “bağımsız” bir görüntü sergilese de 24 Haziran’da Millet İttifakı tarafından desteklendiği, 31 Mart’ta da Millet İttifakı adaylarını desteklediği biliniyor. 31 Mart seçimlerinde Millet İttifakı’na destek veren partiler (HDP dahil), bu ittifakın kazandığı belediyelerde söz sahibi olmak isteyecektir. Türkiye siyasetinde iki zıt kutbu temsil eden İP ve HDP’nin aynı çatı altında kalması zor görünüyor. Söylemler eyleme dönüştükçe, ittifakın bir kanadını mutlu ederken, diğer kanadının tepkisine neden olacaktır. Destek verdiği belediyelerde dışlanırsa HDP’liler, aksi durumda İP’liler, ittifaktan kopacaktır.</p>
<p>AK Parti’ye alternatif olması beklenen İP, 24 Haziran seçimlerinde beklenen başarıyı elde edemediği gibi, yerel seçimlerde de başarılı olamadı. Aynı değerleri benimseyen MHP birçok il ve ilçe belediyesi kazanırken aynı oy oranıyla İP’nin başarısız olması, ittifakın sorgulanmasına yol açtı. Millet İttifakı’na destek veren HDP’nin bu belediyelerdeki etkinlikleri, milliyetçi unsurların İP’den kopmasına ve partinin dağılmasına sebebiyet verebilir. Siyasi tarihimiz, aynı tabandan beslenen birden fazla partinin yaşamasının zor olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde, MHP ve İP aynı çatı altında bir araya gelmezse, ikisinden biri tasfiye olacak.</p>
<p>Refah Partisi’nin değerlerini sahip çıktığını söyleyen Saadet Partisi’nin, Millet İttifakı içinde yer alması ilginç bir durumdur. Partililer, bu ittifaka itiraz etmediklerine göre, partilerinin aday göstermediği yerlerde Millet İttifakı’na oy verdiklerini kabul etmemiz gerekiyor. SP yöneticilerinin, “AK Parti’nin dip dalgayla sarsılacağı, partiden kopanların SP’ye yöneleceği” beklentisi gerçekleşmedi, AK Parti oylarını korudu, SP sıçrama yapamadı. Seçimlerden sonra partiye tepkiler artmaya başladı. Parti yönetimi, bu baskılara daha fazla dayanamaz. SP’nin, yakın bir tarihte Millet İttifakı ndan çıkması, Cumhur ittifakıyla iş birliği yapmasa bile “tarafsız” kalması muhtemel görünüyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde, herkesin gözü “<strong>Cumhur İttifakı’nın</strong>” üzerinde olacak. Her iki partide, çok sayıda kişinin bu ittifaka karşı olduğunu biliyoruz. AK Parti’nin bundan önceki seçimlerde tek başına kazandığı belediyeleri, son yerel seçimde “ittifaka rağmen” kaybetmesi, bu ittifaka karşı olanların elini güçlendirdi. Bu ittifakın mevcut haliyle bundan sonraki seçimleri kazanması zor görünüyor. Bundan sonraki süreçte iki parti arasındaki ihtilaflar çoğalır, ekonomik kriz ve işsizlik devam ederse, Erdoğan bu ittifaka son verebilir.</p>
<p>İttifakın sona ermesi için AK Parti’nin toplumu kucaklayan “yeni politikalar” üretmesi ve bu boşluğu doldurması gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerde gündeme getirdiği “<strong>Türkiye İttifakı</strong>” sözlerinin bahse konu politika değişikliğinin işareti olup olmadığını zamanla göreceğiz. Ancak AK Parti “özgürlükleri” esas alan “reformcu” kimliğine dönerse, başka partilerle ittifak yapmasına ihtiyacı kalmayacaktır.</p>
<p><strong>CÜNEYT TORAMAN </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ittifaklar-devam-eder-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İttifakların Olumlu Yanları</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ittifaklarin-olumlu-yanlari/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ittifaklarin-olumlu-yanlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2019 09:08:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></category>
		<category><![CDATA[İttifak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10441</guid>

					<description><![CDATA[Son iki seçimde, siyasi partilerin kurdukları “ittifaklar” Başkanlık sisteminin ruhuna uygun olmasa da demokrasi kültürüne katkılarını da görmemiz gerekiyor. Demokrasi, hukuk devletinin egemen olduğu, iktidarın toplumun bütün kesimlerine açık olduğu, paylaşıldığı, (kolayca) el değiştirebildiği, uzak olmayan periyodlarla[1] halkın yönetime katıldığı, yönetenleri denetlediği sistemin adıdır. Başkanlık sistemine bu açıdan baktığımızda, olumlu sonuçlarını görebiliriz. Başkanlık sistemi en fazla HDP üzerinde etkili olmuştur. 24 Haziran seçimlerinde HDP (seçim barajını aşması için) “alıcı” pozisyonundaydı. 31 Mart seçimlerinde ise bir önceki seçimde aldığı desteğin karşılığını “vermesi” gerekiyordu. Türkiye’nin batısında, kuzeyinde, güneyinde, muhalefet partilerine destek verip vermeyeceği merak konusuydu. Seçim sonuçları, HDP’nin batıda Millet İttifakı adaylarına önemli oranda destek verdiğini gösteriyor. Etnik kimlik üzerinden siyaset yapan HDP’nin diğer partilere destek vermesi son derece önemlidir. HDP seçmenlerinin başka partilere oy vermesi, HDP’yi sisteme entegre etmektedir. Bundan önceki seçimlerde HDP’ye oy verenlerin önemli bir kısmının, Doğu’da ve Güneydoğu’da HDP’ye oy vermemesi, Türkiye’nin üniter yapısına sahip çıkması son derece anlamlıdır. Siyasal iktidar ırkçı bir dil kullansaydı, Kürt seçmenler HDP’nin kucağına itilseydi bugün Doğu’da “özerkliği” tartışıyor olacaktık. Başkanlık sistemi, salt çoğunluğun oyunu gerektirdiğinden, aşırılıkları törpülemekte, partileri merkeze çekmektedir. CHP, Ankara Büyükşehir Belediyesi için MHP kökenli Mansur Yavaş’ı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi için camiye giden, Yasin-i Şerif okuyan, (Şişli’de başarılı sonuçlar alan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son iki seçimde, siyasi partilerin kurdukları “ittifaklar” Başkanlık sisteminin ruhuna uygun olmasa da demokrasi kültürüne katkılarını da görmemiz gerekiyor. Demokrasi, hukuk devletinin egemen olduğu, iktidarın toplumun bütün kesimlerine açık olduğu, paylaşıldığı, (kolayca) el değiştirebildiği, uzak olmayan periyodlarla<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> halkın yönetime katıldığı, yönetenleri denetlediği sistemin adıdır. Başkanlık sistemine bu açıdan baktığımızda, olumlu sonuçlarını görebiliriz.</p>
<p>Başkanlık sistemi en fazla HDP üzerinde etkili olmuştur. 24 Haziran seçimlerinde HDP (seçim barajını aşması için) “alıcı” pozisyonundaydı. 31 Mart seçimlerinde ise bir önceki seçimde aldığı desteğin karşılığını “vermesi” gerekiyordu. Türkiye’nin batısında, kuzeyinde, güneyinde, muhalefet partilerine destek verip vermeyeceği merak konusuydu. Seçim sonuçları, HDP’nin batıda Millet İttifakı adaylarına önemli oranda destek verdiğini gösteriyor. Etnik kimlik üzerinden siyaset yapan HDP’nin <strong>diğer partilere</strong> destek vermesi son derece önemlidir.</p>
<p>HDP seçmenlerinin başka partilere oy vermesi, HDP’yi sisteme entegre etmektedir. Bundan önceki seçimlerde HDP’ye oy verenlerin önemli bir kısmının, Doğu’da ve Güneydoğu’da HDP’ye oy vermemesi, Türkiye’nin üniter yapısına sahip çıkması son derece anlamlıdır. Siyasal iktidar ırkçı bir dil kullansaydı, Kürt seçmenler HDP’nin kucağına itilseydi bugün Doğu’da “<strong>özerkliği</strong>” tartışıyor olacaktık.</p>
<p>Başkanlık sistemi, salt çoğunluğun oyunu gerektirdiğinden, aşırılıkları törpülemekte, partileri merkeze çekmektedir. CHP, Ankara Büyükşehir Belediyesi için MHP kökenli Mansur Yavaş’ı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi için camiye giden, Yasin-i Şerif okuyan, (Şişli’de başarılı sonuçlar alan Mustafa Sarıgül’ün versiyonu) Ekrem İmamoğlu’nu aday göstermiştir. AK Parti İzmir Büyükşehir Belediyesi adayının CHP tabanına mesajlar vermesi, partilerin ideolojik kalıplarını esnetmesi olarak görebiliriz. AK Parti’nin adayının mesajlarının, İzmir’de karşı taraftan oy getirmediğinin de altını çizmek gerekir. Bu sistemin, uzun dönemde uç söylemleri merkeze çekeceğini daha fazla göreceğiz.</p>
<p>Bundan önceki sistemde CHP, 1950’den bu yana “tek başına” iktidara gelemedi. Azınlık hükümeti veya koalisyon dönemlerindeki iktidarları da uzun sürmedi. Muhalefet partilerinin olağan yollarla (seçimle) iktidara gelemeyecek olması, bu partileri sandık dışı seçeneklere itiyor, küresel güçler de bunu fırsata çeviriyordu. Başkanlık sistemine geçildikten sonra siyasi partilere ittifak yolunun açılması, muhalefet partilerine “kazanma” umudu aşıladı.</p>
<p>24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a oy verenlerin %2,60’i muhalefet cephesine geçse, başkanlık seçimi ikinci tura kalacak, belki de muhalefetin adayı kazanacaktı. Son yerel seçimlerde de seçimi kazanan birinci parti ile ikinci parti arasındaki makas, ittifaklar nedeniyle iyice kapandı. AK Parti, birçok yerde oylarını artırmasına rağmen, muhalefet partilerinin ittifakı nedeniyle elindeki belediyeleri kaybetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1994’te parlamenter sistemde %25,19 oyla kazandığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni, (seçimler yenilenmezse) 25 yıl sonra %48,55 oyla kendi getirdiği Başkanlık sisteminde kaybetmiş olacak.</p>
<p>Seçimin ortada olması partiler arasındaki rekabeti artırır, sandığın hakemliğini tahkim eder. Seçimi kazanan adayların bir sonraki seçimde “kaybetme” endişesi, hizmet kalitesini artırır. Seçimi kaybeden bir partinin bir sonraki seçimde kazanma umudu, partileri motive eder, sandık dışı seçenekleri etkisiz hale getirir. İktidar partisi ve muhalefet partisi arasındaki rekabetin, Türkiye’nin bağımsızlığı ve çıkarları konusunda iki cepheyi birbirine yaklaştırması toplumdaki kutuplaşmayı da azaltabilir. Hukuk devletinden ödün vermeyen, istikrarlı ve güçlü bir Türkiye hepimizin özlemi!</p>
<p><strong>Av. Cüneyt Toraman</strong></p>
<p>[1] Demokratik ülkelerde seçimler (genellikle) 4 yılda bir yapılmaktadır. Yerel seçimler ile genel seçimler farklı tarihlerde yapıldığından, halk 2 yılda bir yöneticilerini <strong>denetleme imkânına</strong> kavuşmaktadır. Yerel seçimlerin (1995 yılında) 5 yıla çıkarılmasıyla, iki seçim birbirine yaklaşmaya başladı. 16 Nisan’da genel seçimlerin de 5 yıla çıkarılması bu sorunu ortadan kaldıramadı. Bir sonraki seçimin 4,5 yıl sonra yapılacak olması, önemli bir eksikliktir. Halkın <strong>makul sürelerde</strong> yönetime katılması (denetlemesi) için Anayasa’daki genel seçim ve yerel seçim sürelerinin yeniden düzenlenmesi gerekiyor.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"></a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ittifaklarin-olumlu-yanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İttifakları Devam Eder mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ittifaklari-devam-eder-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ittifaklari-devam-eder-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 May 2019 07:50:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></category>
		<category><![CDATA[İttifak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10418</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de siyasi partiler arasındaki “ittifak”, Başkanlık sisteminin amaçlarına hizmet etmiyor. Yeni sistemin rayına oturması için seçim yasası başta olmak üzere, birçok yasada değişiklik yapılması gerekiyor. Seçimlerden sonra Cumhurbaşkanlığını ve Meclis’te çoğunluğu kazanan Cumhur İttifakı ile bu seçimlerde oylarını artıran, yerel seçimlerde de büyük başarı elde eden Millet İttifakı’nın geleceğini herkes merak ediyor. Önümüzdeki dönemde, 16 Nisan’da “Evet” oyu kullananların Cumhur İttifakı blokunda, “Hayır” oyu kullananların da Millet İttifakı blokunda toplanıp toplanmayacağını, iki cephede toplanan siyasi partilerin tek parti çatısı altında birleşip birleşmeyeceğini göreceğiz. Ancak yeni sistemde siyasi partilerin “ittifaklarının” birleşmeye değil, partilerin daha da artmasına sebebiyet verecek gibi görünüyor. Son iki seçimde, ittifakların içinde yer alan partilerin tabanı (çoğunluğu), parti yönetimlerinin desteklediği adayları desteklerken, bir kısmı ittifakın adaylarına destek vermedi. Milliyetçi seçmenlerin bir kısmı (Millet İttifakı’nda yer alan) İP’ye, bir kısmı (Cumhur İttifakı’nda yer alan) MHP’ye oy verdi. Önümüzdeki dönemde, Millet İttifakı adaylarına destek vermeyen İP’lilerden MHP’ye, Cumhur İttifakı’na destek vermeyen MHP’lilerden İP’ye geçenler olacaktır. Bundan önceki seçimlerde HDP’ye oy veren muhafazakâr seçmenler AK Parti’ye, sol eğilimli olanlar da CHP’ye oy verdi. İttifakların siyasi kimliği oturuncaya kadar, her iki bloktan diğerine geçişler olacağını gösteriyor. CHP, sağ seçmenin desteğini alabileceği adaylara yönelirken, partinin “kurucu unsurlarını” da küstürmemeye çalışıyor. CHP’nin başkan adaylarını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de siyasi partiler arasındaki “ittifak”, Başkanlık sisteminin amaçlarına hizmet etmiyor. Yeni sistemin rayına oturması için seçim yasası başta olmak üzere, birçok yasada değişiklik yapılması gerekiyor. Seçimlerden sonra Cumhurbaşkanlığını ve Meclis’te çoğunluğu kazanan Cumhur İttifakı ile bu seçimlerde oylarını artıran, yerel seçimlerde de büyük başarı elde eden Millet İttifakı’nın geleceğini herkes merak ediyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde, 16 Nisan’da “Evet” oyu kullananların Cumhur İttifakı blokunda, “Hayır” oyu kullananların da Millet İttifakı blokunda toplanıp toplanmayacağını, iki cephede toplanan siyasi partilerin tek parti çatısı altında <strong>birleşip birleşmeyeceğini</strong> göreceğiz. Ancak yeni sistemde siyasi partilerin “ittifaklarının” birleşmeye değil, partilerin <strong>daha da artmasına</strong> sebebiyet verecek gibi görünüyor.</p>
<p>Son iki seçimde, ittifakların içinde yer alan partilerin tabanı (çoğunluğu), parti yönetimlerinin desteklediği adayları desteklerken, bir kısmı ittifakın adaylarına destek vermedi. Milliyetçi seçmenlerin bir kısmı (Millet İttifakı’nda yer alan) İP’ye, bir kısmı (Cumhur İttifakı’nda yer alan) MHP’ye oy verdi. Önümüzdeki dönemde, Millet İttifakı adaylarına destek vermeyen İP’lilerden MHP’ye, Cumhur İttifakı’na destek vermeyen MHP’lilerden İP’ye geçenler olacaktır. Bundan önceki seçimlerde HDP’ye oy veren muhafazakâr seçmenler AK Parti’ye, sol eğilimli olanlar da CHP’ye oy verdi. İttifakların siyasi kimliği oturuncaya kadar, her iki bloktan diğerine geçişler olacağını gösteriyor.</p>
<p>CHP, sağ seçmenin desteğini alabileceği adaylara yönelirken, partinin “kurucu unsurlarını” da küstürmemeye çalışıyor. CHP’nin başkan adaylarını beğenmeyenler DSP’ye yöneldi. Bu politika, DSP’ye oy akışını devam ettirebilir, (MHP’de olduğu gibi) kopmalar ve yeni parti kurulmasıyla sonuçlanabilir. CHP’li belediye başkanlarının son seçimde kendilerine verilen desteğini korumak için sağ seçmenleri de parti tabanını da memnun etmesi gerekiyor. İcraatlarında tercih yapmak zorunda olan belediyelerin, her iki kesimi memnun etmesi zor görünüyor.</p>
<p>HDP yönetimi “bağımsız” bir görüntü sergilese de 24 Haziran’da Millet İttifakı tarafından desteklendiği, 31 Mart’ta da Millet İttifakı adaylarını desteklediği biliniyor. 31 Mart seçimlerinde Millet İttifakı’na destek veren partiler (HDP dahil), bu ittifakın kazandığı belediyelerde söz sahibi olmak isteyecektir. Türkiye siyasetinde iki zıt kutbu temsil eden İP ve HDP’nin aynı çatı altında kalması zor görünüyor. Söylemler eyleme dönüştükçe, ittifakın bir kanadını mutlu ederken, diğer kanadının tepkisine neden olacaktır. Destek verdiği belediyelerde dışlanırsa HDP’liler, aksi durumda İP’liler, ittifaktan kopacaktır.</p>
<p>AK Parti’ye alternatif olması beklenen İP, 24 Haziran seçimlerinde beklenen başarıyı elde edemediği gibi, yerel seçimlerde de başarılı olamadı. Aynı değerleri benimseyen MHP birçok il ve ilçe belediyesi kazanırken aynı oy oranıyla İP’nin başarısız olması, ittifakın sorgulanmasına yol açtı. Millet İttifakı’na destek veren HDP’nin bu belediyelerdeki etkinlikleri, milliyetçi unsurların İP’den kopmasına ve partinin dağılmasına sebebiyet verebilir. Siyasi tarihimiz, aynı tabandan beslenen birden fazla partinin yaşamasının zor olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde, MHP ve İP aynı çatı altında bir araya gelmezse, ikisinden biri tasfiye olacak.</p>
<p>Refah Partisi’nin değerlerini sahip çıktığını söyleyen Saadet Partisi’nin, Millet İttifakı içinde yer alması ilginç bir durumdur. Partililer, bu ittifaka itiraz etmediklerine göre, partilerinin aday göstermediği yerlerde Millet İttifakı’na oy verdiklerini kabul etmemiz gerekiyor. SP yöneticilerinin, “AK Parti’nin dip dalgayla sarsılacağı, partiden kopanların SP’ye yöneleceği” beklentisi gerçekleşmedi, AK Parti oylarını korudu, SP sıçrama yapamadı. Seçimlerden sonra partiye tepkiler artmaya başladı. Parti yönetimi, bu baskılara daha fazla dayanamaz. SP’nin, yakın bir tarihte Millet İttifakı ndan çıkması, Cumhur ittifakıyla iş birliği yapmasa bile “tarafsız” kalması muhtemel görünüyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde, herkesin gözü “<strong>Cumhur İttifakı’nın</strong>” üzerinde olacak. Her iki partide, çok sayıda kişinin bu ittifaka karşı olduğunu biliyoruz. AK Parti’nin bundan önceki seçimlerde tek başına kazandığı belediyeleri, son yerel seçimde “ittifaka rağmen” kaybetmesi, bu ittifaka karşı olanların elini güçlendirdi. Bu ittifakın mevcut haliyle bundan sonraki seçimleri kazanması zor görünüyor. Bundan sonraki süreçte iki parti arasındaki ihtilaflar çoğalır, ekonomik kriz ve işsizlik devam ederse, Erdoğan bu ittifaka son verebilir.</p>
<p>İttifakın sona ermesi için AK Parti’nin toplumu kucaklayan “yeni politikalar” üretmesi ve bu boşluğu doldurması gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerde gündeme getirdiği “<strong>Türkiye İttifakı</strong>” sözlerinin bahse konu politika değişikliğinin işareti olup olmadığını zamanla göreceğiz. Ancak AK Parti “özgürlükleri” esas alan “reformcu” kimliğine dönerse, başka partilerle ittifak yapmasına ihtiyacı kalmayacaktır.</p>
<p><strong>Av. Cüneyt Toraman</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ittifaklari-devam-eder-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkanlık Sistemi ve İttifaklar Benimsendi mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/baskanlik-sistemi-ve-ittifaklar-benimsendi-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/baskanlik-sistemi-ve-ittifaklar-benimsendi-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 May 2019 08:23:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[başkanlık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></category>
		<category><![CDATA[İttifak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10373</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı sistemine giden yolda, referandum ve iki seçim, yeni sistemin benimsenip benimsenmediği konusunda bize ipucu verebilir. Bu üç tecrübe, referandumdan önce söylenilenler için de test niteliğindedir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin Başkanlık sistemi önerisine, “Başkanlık sistemini kan dökmeden bu ülkede gerçekleştiremezsiniz” diye cevap vermişti. Son yerel seçimden sonra CHP’nin parlamenter sistemi hiç gündeme getirmemesi, yeni sistemin benimsendiğini gösteriyor. Başkanlık sistemi de yarı başkanlık sistemi ve parlamenter sistem gibi demokratik sistemlerdir. Bu sistemlerin başarısı, toplumdaki demokrasi kültürünün düzeyine ve tercih edilen sistemin toplumun yapısına uygun olmasına bağlıdır. Her iki sistemin artıları olduğu gibi, zaafları da vardır. AK Parti, mevcut sistemi (vesayet sistemini) ıslah ederek, yeni bir anayasayla, gerçek bir parlamenter sistemi inşa edebilir ya da başkanlık veya yarı başkanlık sistemini tercih edebilirdi. Mevcut sistemin ıslahı yerine başkanlık sistemini önerdi ve halk da buna “onay” verdi. Bu aşamadan sonra “sistem tartışmasının” enerji kaybı olduğunu düşünüyorum. Mevcut sistemin aksayan yanlarını tespit edip, bu sisteme uyumlu hale getirilmesi için destek vermemiz gerekiyor. &#160; İttifakların Olumlu Yanları Son iki seçimde, siyasi partilerin kurdukları “ittifaklar” Başkanlık sisteminin ruhuna uygun olmasa da demokrasi kültürüne katkılarını da görmemiz gerekiyor. Demokrasi, hukuk devletinin egemen olduğu, iktidarın toplumun bütün kesimlerine açık olduğu, paylaşıldığı, (kolayca) el değiştirebildiği, uzak olmayan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı sistemine giden yolda, referandum ve iki seçim, yeni sistemin benimsenip benimsenmediği konusunda bize ipucu verebilir. Bu üç tecrübe, referandumdan önce söylenilenler için de test niteliğindedir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin Başkanlık sistemi önerisine, “Başkanlık sistemini kan dökmeden bu ülkede gerçekleştiremezsiniz” diye cevap vermişti. Son yerel seçimden sonra CHP’nin parlamenter sistemi hiç gündeme getirmemesi, yeni sistemin benimsendiğini gösteriyor.</p>
<p>Başkanlık sistemi de yarı başkanlık sistemi ve parlamenter sistem gibi <strong>demokratik sistemlerdir</strong>. Bu sistemlerin başarısı, toplumdaki demokrasi kültürünün düzeyine ve tercih edilen sistemin toplumun yapısına uygun olmasına bağlıdır. Her iki sistemin artıları olduğu gibi, zaafları da vardır.</p>
<p>AK Parti, mevcut sistemi (vesayet sistemini) ıslah ederek, yeni bir anayasayla, gerçek bir parlamenter sistemi inşa edebilir ya da başkanlık veya yarı başkanlık sistemini tercih edebilirdi. Mevcut sistemin ıslahı yerine başkanlık sistemini önerdi ve halk da buna “onay” verdi. Bu aşamadan sonra “<strong>sistem tartışmasının</strong>” enerji kaybı olduğunu düşünüyorum. Mevcut sistemin aksayan yanlarını tespit edip, bu sisteme uyumlu hale getirilmesi için destek vermemiz gerekiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İttifakların Olumlu Yanları</strong></p>
<p>Son iki seçimde, siyasi partilerin kurdukları “ittifaklar” Başkanlık sisteminin ruhuna uygun olmasa da demokrasi kültürüne katkılarını da görmemiz gerekiyor. Demokrasi, hukuk devletinin egemen olduğu, iktidarın toplumun bütün kesimlerine açık olduğu, paylaşıldığı, (kolayca) el değiştirebildiği, uzak olmayan periyodlarla<sup>[1]</sup> halkın yönetime katıldığı, yönetenleri denetlediği sistemin adıdır. Başkanlık sistemine bu açıdan baktığımızda, olumlu sonuçlarını görebiliriz.</p>
<p>Başkanlık sistemi en fazla HDP üzerinde etkili olmuştur. 24 Haziran seçimlerinde HDP (seçim barajını aşması için) “alıcı” pozisyonundaydı. 31 Mart seçimlerinde ise bir önceki seçimde aldığı desteğin karşılığını “vermesi” gerekiyordu. Türkiye’nin batısında, kuzeyinde, güneyinde, muhalefet partilerine destek verip vermeyeceği merak konusuydu. Seçim sonuçları, HDP’nin batıda Millet İttifakı adaylarına önemli oranda destek verdiğini gösteriyor. Etnik kimlik üzerinden siyaset yapan HDP’nin <strong>diğer partilere</strong> destek vermesi son derece önemlidir.</p>
<p>HDP seçmenlerinin başka partilere oy vermesi, HDP’yi sisteme entegre etmektedir. Bundan önceki seçimlerde HDP’ye oy verenlerin önemli bir kısmının, Doğu’da ve Güneydoğu’da HDP’ye oy vermemesi, Türkiye’nin üniter yapısına sahip çıkması son derece anlamlıdır. Siyasal iktidar ırkçı bir dil kullansaydı, Kürt seçmenler HDP’nin kucağına itilseydi bugün Doğu’da “<strong>özerkliği</strong>” tartışıyor olacaktık.</p>
<p>Başkanlık sistemi, salt çoğunluğun oyunu gerektirdiğinden, aşırılıkları törpülemekte, partileri merkeze çekmektedir. CHP, Ankara Büyükşehir Belediyesi için MHP kökenli Mansur Yavaş’ı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi için camiye giden, Yasin-i Şerif okuyan, (Şişli’de başarılı sonuçlar alan Mustafa Sarıgül’ün versiyonu) Ekrem İmamoğlu’nu aday göstermiştir. AK Parti İzmir Büyükşehir Belediyesi adayının CHP tabanına mesajlar vermesi, partilerin ideolojik kalıplarını esnetmesi olarak görebiliriz. AK Parti’nin adayının mesajlarının, İzmir’de karşı taraftan oy getirmediğinin de altını çizmek gerekir. Bu sistemin, uzun dönemde uç söylemleri merkeze çekeceğini daha fazla göreceğiz.</p>
<p>Bundan önceki sistemde CHP, 1950’den bu yana “tek başına” iktidara gelemedi. Azınlık hükümeti veya koalisyon dönemlerindeki iktidarları da uzun sürmedi. Muhalefet partilerinin olağan yollarla (seçimle) iktidara gelemeyecek olması, bu partileri sandık dışı seçeneklere itiyor, küresel güçler de bunu fırsata çeviriyordu. Başkanlık sistemine geçildikten sonra siyasi partilere ittifak yolunun açılması, muhalefet partilerine “kazanma” umudu aşıladı.</p>
<p>24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a oy verenlerin %2,60’i muhalefet cephesine geçse, başkanlık seçimi ikinci tura kalacak, belki de muhalefetin adayı kazanacaktı. Son yerel seçimlerde de seçimi kazanan birinci parti ile ikinci parti arasındaki makas, ittifaklar nedeniyle iyice kapandı. AK Parti, birçok yerde oylarını artırmasına rağmen, muhalefet partilerinin ittifakı nedeniyle elindeki belediyeleri kaybetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1994’te parlamenter sistemde %25,19 oyla kazandığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni, (seçimler yenilenmezse) 25 yıl sonra %48,55 oyla kendi getirdiği Başkanlık sisteminde kaybetmiş olacak.</p>
<p>Seçimin ortada olması partiler arasındaki rekabeti artırır, sandığın hakemliğini tahkim eder. Seçimi kazanan adayların bir sonraki seçimde “kaybetme” endişesi, hizmet kalitesini artırır. Seçimi kaybeden bir partinin bir sonraki seçimde kazanma umudu, partileri motive eder, sandık dışı seçenekleri etkisiz hale getirir. İktidar partisi ve muhalefet partisi arasındaki rekabetin, Türkiye’nin bağımsızlığı ve çıkarları konusunda iki cepheyi birbirine yaklaştırması toplumdaki kutuplaşmayı da azaltabilir. Hukuk devletinden ödün vermeyen, istikrarlı ve güçlü bir Türkiye hepimizin özlemi!</p>
<p>Av. Cüneyt Toraman</p>
<p>[1] Demokratik ülkelerde seçimler (genellikle) 4 yılda bir yapılmaktadır. Yerel seçimler ile genel seçimler farklı tarihlerde yapıldığından, halk 2 yılda bir yöneticilerini <strong>denetleme imkânına</strong> kavuşmaktadır. Yerel seçimlerin (1995 yılında) 5 yıla çıkarılmasıyla, iki seçim birbirine yaklaşmaya başladı. 16 Nisan’da genel seçimlerin de 5 yıla çıkarılması bu sorunu ortadan kaldıramadı. Bir sonraki seçimin 4,5 yıl sonra yapılacak olması, önemli bir eksikliktir. Halkın <strong>makul sürelerde</strong> yönetime katılması (denetlemesi) için Anayasa’daki genel seçim ve yerel seçim sürelerinin yeniden düzenlenmesi gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/baskanlik-sistemi-ve-ittifaklar-benimsendi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sistemin Kurgusunda Hata mı Var?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sistemin-kurgusunda-hata-mi-var/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sistemin-kurgusunda-hata-mi-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2019 09:45:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[başkanlık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10368</guid>

					<description><![CDATA[16 Nisan 2017 tarihli referandumda, istikrarlı ve güçlü bir Türkiye için oy verenler, referandumdan sonra gerçekleşen iki seçimin sonuçlarına anlam veremiyor. Başkanlık sistemini öneren AK Parti, 24 Haziran genel seçimlerinde Meclis’te çoğunluğunu, 31 Mart yerel seçimlerinde de elindeki önemli belediyeleri kaybetti. Başkanlık siteminin merkez partilerin işine yarayacağı söylendiği halde, %0,25 oy alan partiler bu sistemde hayat bulmaya, %1,34 oy alan Saadet Partisi Meclis’te temsil edilmeye başladı. Cumhurbaşkanı veya Başkanın halk tarafından seçildiği ülkelerde, birinci turda adaylardan biri salt çoğunluğu elde edemediği takdirde, en fazla oyu alan iki parti dışındaki partiler eleyip, sistemin dışına attığı halde bizde, toplumsal desteği az olan (küçük) partiler bir araya gelerek (ittifak yaparak), merkezde bulunan en büyük partiyi sistemin dışına atabiliyor. Bu sonuçlar, sistemin kurgusunda hata olduğunu gösteriyor. 16 Nisan’dan önceki sistem de parlamenter sistemin ruhuna uygun değildi. 1950-57 arasında liste usulü çoğunluk, 1980 sonrası getirilen %10 barajı, küçük partileri sistemin dışına atıyordu. Başkanlık sistemi, yönetimde istikrarı ve yürütmeyi tahkim eden bir sistem olduğu halde, Türkiye’deki seçim sistemi buna izin vermedi. Başkanlık sisteminde, beş yıl boyunca başkanı değiştirme imkânı olmadığından, başkanın Meclis’te de güçlü olması gerekiyor. Bunu gerçekleştirmenin en etkili formüllerinden biri “dar bölge seçim sistemi” ve “siyasi partilerin ittifaklarına” yol verilmemesidir. Türkiye 200 bölgeye ayrılıp, her bölgeden 3’er &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>16 Nisan 2017 tarihli referandumda, istikrarlı ve güçlü bir Türkiye için oy verenler, referandumdan sonra gerçekleşen iki seçimin sonuçlarına <strong>anlam veremiyor</strong>. Başkanlık sistemini öneren AK Parti, 24 Haziran genel seçimlerinde Meclis’te çoğunluğunu, 31 Mart yerel seçimlerinde de elindeki önemli belediyeleri kaybetti. Başkanlık siteminin merkez partilerin işine yarayacağı söylendiği halde, %0,25 oy alan partiler bu sistemde hayat bulmaya, %1,34 oy alan Saadet Partisi Meclis’te temsil edilmeye başladı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı veya Başkanın halk tarafından seçildiği ülkelerde, birinci turda adaylardan biri salt çoğunluğu elde edemediği takdirde, en fazla oyu alan iki parti dışındaki partiler eleyip, sistemin dışına attığı halde bizde, toplumsal desteği az olan (küçük) partiler bir araya gelerek (ittifak yaparak), <strong>merkezde bulunan en büyük partiyi sistemin dışına </strong>atabiliyor. Bu sonuçlar, sistemin kurgusunda hata olduğunu gösteriyor. 16 Nisan’dan önceki sistem de parlamenter sistemin ruhuna uygun değildi. 1950-57 arasında liste usulü çoğunluk, 1980 sonrası getirilen %10 barajı, küçük partileri sistemin dışına atıyordu.</p>
<p>Başkanlık sistemi, yönetimde istikrarı ve yürütmeyi tahkim eden bir sistem olduğu halde, Türkiye’deki seçim sistemi buna izin vermedi. Başkanlık sisteminde, beş yıl boyunca başkanı değiştirme imkânı olmadığından, başkanın Meclis’te de güçlü olması gerekiyor. Bunu gerçekleştirmenin en etkili formüllerinden biri “<strong>dar bölge seçim sistemi</strong>” ve “<strong>siyasi partilerin ittifaklarına</strong>” yol verilmemesidir.</p>
<p>Türkiye 200 bölgeye ayrılıp, her bölgeden 3’er milletvekili seçilse, başkanın partisi Meclis’te de çoğunluğu elde eder ve Meclis ile hükümet uyumlu olarak çalışabilir. Dar bölge seçim sisteminde, herhangi bir partinin milletvekilliği kazanabilmesi %20’nin üzerinde oy almasını gerektireceğinden, <strong>seçim barajına</strong> da gerek kalmayacaktır.</p>
<p>Bir seçim bölgesinden sadece 3 adayın seçilecek olması, büyük partilerin kendi adaylarını göstermesini ve küçük partilerle ittifak yapmasını anlamsız hale getirecektir. Parlamenter sistemde, yasama organı ile yürütme arasında kriz çıkması durumunda, hükümet istifa edebilir, parlamento içinden yeni bir başbakan ve yeni bir hükümet çıkabilir. Ancak Başkanlık sisteminde başkanın alternatifi olmadığından, yasama ile yürütme farklı partilerde olursa, patlak verecek bir krizin sonuçları çok daha ağır olur.</p>
<p>Parlamentoda çoğunluğa sahip olmayan başkan, vaatlerini gerçekleştiremez. 16 Nisan’dan sonra bu sisteme uygun değişiklikler yapılabilseydi, iki seçimin ve bundan sonra yapılacak seçimlerin sonuçları daha farklı olabilirdi. Güçlü bir yürütme, istikrarlı bir Türkiye için mevcut sistemin, Başkanlık sistemine <strong>uyumlu </strong>hale getirilmesi gerekiyor. Parlamenter sistemde, %35 oy ile seçilen başbakanın sahip olduğu yetkiler, %50’den fazla oyla seçilen başkandan esirgenmemelidir.</p>
<p>Av. Cüneyt Toraman</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sistemin-kurgusunda-hata-mi-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkanlık Sistemi Niçin Gündeme Geldi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/baskanlik-sistemi-nicin-gundeme-geldi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/baskanlik-sistemi-nicin-gundeme-geldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2019 07:13:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Haber]]></category>
		<category><![CDATA[başkanlık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10297</guid>

					<description><![CDATA[Seçim ittifaklarını değerlendirmeye geçmezden önce bu sistemin niçin gündeme geldiğine göz atmak gerekir. Esasen, siyasi tarihimizde güçlü liderler, Başkanlık sistemi özlemi içinde olmuşlardır. Süleyman Demirel, Necmeddin Erbakan, Alpaslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Turgut Özal, başkanlık sistemini savunmuştur. AK Parti de 2007 yılında “sistem içi operasyonlara” tepki olarak “Başkanlık sistemini” gündeme getirmiş, ancak kendi adayının cumhurbaşkanının seçilmesiyle bu konu gündemden düşmüştür. Askeri vesayet sisteminde köklü değişiklikler yapan 2010 referandumundan sonra bu konuyu tekrar gündeme getirmiş, 6 Kasım 2012 tarihinde bu teklifini TBMM Uzlaşma Komisyonu’na sunmuştur. Önerinin Anayasa değişikliği gerektirmesi ve muhalefet partilerinin destek vermemesi nedeniyle bu girişimi sonuçsuz kalmıştır. AK Parti, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra bu sistemi yeniden gündeme getirmiştir. Başkanlık sisteminde başkan 5 yıl süreyle halk tarafından seçildiğinden, koalisyonlara gerek kalmayacağını, bunun da istikrara ve ekonomik kalkınmaya destek olacağını dile getiriyordu. Bu gerekçe, 1980 öncesi veya 2002 yılından önceki koalisyonlara tepki olarak dile getirilseydi makul karşılanabilirdi, ancak koalisyonların olmadığı bir dönemde gündeme getirilmesi, bu önerinin arkasında başka sebeplerin olduğunu gösteriyor. AK Parti’nin, 2016 yılında Başkanlık sistemini yeniden gündeme getirmesini, 2014 Cumhurbaşkanlığı ve 7 Haziran seçimlerinde aramak gerekiyor. “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçim bildirgelerinde Başkanlık sistemi önerisi ilk kez Sayın Erdoğan&#8217;ın 14 Ağustos 2014&#8217;te -Cumhurbaşkanı seçimini kazanmasından sonra- 7 Haziran ve &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Seçim ittifaklarını değerlendirmeye geçmezden önce <strong>bu sistemin niçin gündeme geldiğine</strong> göz atmak gerekir. Esasen, siyasi tarihimizde güçlü liderler, Başkanlık sistemi özlemi içinde olmuşlardır. Süleyman Demirel, Necmeddin Erbakan, Alpaslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Turgut Özal, başkanlık sistemini savunmuştur.</p>
<p>AK Parti de 2007 yılında “sistem içi operasyonlara” <strong>tepki olarak</strong> “<em>Başkanlık sistemini</em>” gündeme getirmiş, ancak kendi adayının cumhurbaşkanının seçilmesiyle bu konu gündemden düşmüştür. Askeri vesayet sisteminde köklü değişiklikler yapan 2010 referandumundan sonra bu konuyu tekrar gündeme getirmiş, 6 Kasım 2012 tarihinde bu teklifini TBMM Uzlaşma Komisyonu’na sunmuştur. Önerinin Anayasa değişikliği gerektirmesi ve muhalefet partilerinin destek vermemesi nedeniyle bu girişimi sonuçsuz kalmıştır.</p>
<p>AK Parti, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra bu sistemi yeniden gündeme getirmiştir. Başkanlık sisteminde başkan 5 yıl süreyle halk tarafından seçildiğinden, koalisyonlara gerek kalmayacağını, bunun da istikrara ve ekonomik kalkınmaya destek olacağını dile getiriyordu. Bu gerekçe, 1980 öncesi veya 2002 yılından önceki koalisyonlara tepki olarak dile getirilseydi makul karşılanabilirdi, ancak koalisyonların olmadığı bir dönemde gündeme getirilmesi, bu önerinin arkasında başka sebeplerin olduğunu gösteriyor.</p>
<p>AK Parti’nin, 2016 yılında Başkanlık sistemini yeniden gündeme getirmesini, <strong>2014 Cumhurbaşkanlığı</strong> ve <strong>7 Haziran seçimlerinde</strong> aramak gerekiyor. “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçim bildirgelerinde Başkanlık sistemi önerisi <strong>ilk kez</strong> Sayın Erdoğan&#8217;ın 14 Ağustos 2014&#8217;te -Cumhurbaşkanı seçimini kazanmasından sonra- 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde yer almıştır.” (<em>Ertuğrul Günay, </em><em>Başkanlık önerisi AK Parti belgelerinde ne zaman yer aldı? 20.01.2016, Radikal</em>)</p>
<p><strong>Cüneyt TORAMAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/baskanlik-sistemi-nicin-gundeme-geldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seçmenlerin Tercihini Etkileyen Unsurlar</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/secmenlerin-tercihini-etkileyen-unsurlar/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/secmenlerin-tercihini-etkileyen-unsurlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2019 08:10:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yörünge Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Toraman]]></category>
		<category><![CDATA[Seçmenin Talebi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9578</guid>

					<description><![CDATA[Yerel seçimlerde yerel yöneticiler seçilecek olsa da seçmenlerin tercihlerini birçok unsur etkilemektedir. Birinci unsur, parti aidiyeti, partiye bağlılıktır. Dünyanın her yerinde, seçmenler, siyasi çizgisine yakın gördüğü partilere destek vermektedir. Siyasi partiler rotasından sapmadığı müddetçe, bu desteğini devam ettirmektedir. Türkiye’de seçmenler üzerinde yapılan araştırmalarda bu bağlılığın %50 ile %70 bandı arasında değiştiği tespit edilmiştir. Bu oran, seçmenlerin partilerini çok kolay terk etmediğini gösteriyor. İkinci unsur, belediye hizmetlerinden memnuniyet veya memnuniyetsizliktir. Seçmen belediye hizmetlerinden memnunsa, bu hizmetleri sunan partiye desteğini devam ettirecektir. Memnun değilse muhalefet adaylarından birine yönelecektir. Üçüncü unsur, seçmen ile adayın uyumudur. Siyasi partinin, seçmenin benimseyeceği bir aday göstermesidir. Bazı şehirlerdeki sonuçlar bu açıdan anlamlıdır. Dördüncü unsur, adayın vaatleri, projeleridir. Seçmen, siyasi partinin ve adayın ne vaat ettiğine değil, bu partinin ve adayın bu vaadini yerine getirip getiremeyeceğine bakmaktadır. Eğer belediye bu partinin elindeyse o belediyede yaptıklarını, bu partinin elinde değilse diğer illerde yaptıklarına bakarak değerlendirir. Beşinci unsur, siyasi partinin ve adayının bu projeleri hayata geçirip geçiremeyeceğidir. Belediye, adayın mensup olduğu partinin elinde değilse, bu partinin diğer belediyelerdeki performansına göre değerlendirme yapmaktadır. Bütün bu unsurlara ilaveten, ekonomik veriler ve ülkenin güvenliği de seçmenlerin tercihi üzerinde etkilidir. Belediye iktidar partisinde ise hayat pahalılığı seçmenin tercihini etkilemektedir. Ülkenin tehdit altında olduğuna inanması &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yerel seçimlerde yerel yöneticiler seçilecek olsa da seçmenlerin tercihlerini birçok unsur etkilemektedir. <strong>Birinci unsur</strong>, parti aidiyeti, partiye bağlılıktır. Dünyanın her yerinde, seçmenler, siyasi çizgisine yakın gördüğü partilere destek vermektedir. Siyasi partiler rotasından sapmadığı müddetçe, bu desteğini devam ettirmektedir. Türkiye’de seçmenler üzerinde yapılan araştırmalarda bu bağlılığın %50 ile %70 bandı arasında değiştiği tespit edilmiştir. Bu oran, seçmenlerin partilerini çok kolay terk etmediğini gösteriyor.</p>
<p><strong>İkinci unsur</strong>, belediye hizmetlerinden memnuniyet veya memnuniyetsizliktir. Seçmen belediye hizmetlerinden memnunsa, bu hizmetleri sunan partiye desteğini devam ettirecektir. Memnun değilse muhalefet adaylarından birine yönelecektir.</p>
<p><strong>Üçüncü unsur</strong>, seçmen ile adayın uyumudur. Siyasi partinin, seçmenin benimseyeceği bir aday göstermesidir. Bazı şehirlerdeki sonuçlar bu açıdan anlamlıdır.</p>
<p><strong>Dördüncü unsur</strong>, adayın vaatleri, projeleridir. Seçmen, siyasi partinin ve adayın ne vaat ettiğine değil, bu partinin ve adayın bu vaadini yerine getirip getiremeyeceğine bakmaktadır. Eğer belediye bu partinin elindeyse o belediyede yaptıklarını, bu partinin elinde değilse diğer illerde yaptıklarına bakarak değerlendirir.</p>
<p><strong>Beşinci unsur</strong>, siyasi partinin ve adayının bu projeleri hayata geçirip geçiremeyeceğidir. Belediye, adayın mensup olduğu partinin elinde değilse, bu partinin diğer belediyelerdeki performansına göre değerlendirme yapmaktadır. Bütün bu unsurlara ilaveten, ekonomik veriler ve ülkenin güvenliği de seçmenlerin tercihi üzerinde etkilidir. Belediye iktidar partisinde ise hayat pahalılığı seçmenin tercihini etkilemektedir. Ülkenin tehdit altında olduğuna inanması da seçmenin tercihini etkileyen önemli unsurlardan biridir.</p>
<p>Seçmenlerin sandığa gitmesi, seçimlere katılması, seçimlerin meşruiyeti açısından son derece önemlidir. Türkiye’deki katılım oranlarına bakıldığında, seçmenlerin sandığa büyük ilgi gösterdiğini görüyoruz. Katılım oranları, 2004 yerel seçimlerinde %76,25, 2009 yerel seçimlerinde %85,19, 2014 seçimlerinde %89,16, 31 Mart’ta %84 oranında gerçekleşti. Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi&#8217;nin Türkiye&#8217;deki yerel seçimleri izlemek üzere görevlendirdiği heyetin başkanı Andrew Dawson, &#8220;Vatandaşların seçime gösterdiği ilgiden çok etkilendiklerini&#8221; söyledi. Türkiye’de siyasi kutuplaşma seçmenlerin sandığa olan ilgisini artırıyor. Başkanlık sistemi, bu ilgiyi daha da artıracak gibi görünüyor.</p>
<p>Av. Cüneyt Toraman</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/secmenlerin-tercihini-etkileyen-unsurlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
