<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/cumhurbaskani-erdogan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 03 Jun 2019 09:30:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.7</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;dan Ramazan Bayramı mesajı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskani-erdogandan-ramazan-bayrami-mesaji/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskani-erdogandan-ramazan-bayrami-mesaji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jun 2019 09:30:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanerdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazanbayramı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11038</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vatandaşların Ramazan Bayramı&#8217;nı tebrik ederek, &#8216;Türkiye, maruz kaldığı terör saldırılarına, kuşatmalara, tuzaklara rağmen demokrasisi ve ekonomisiyle dimdik ayakta kalarak, kendi halkı yanında tüm dostlarının ve insanlığın umudu olmayı sürdürüyor.&#8217; dedi. Küslerin barıştığı, ayrı düşenlerin kavuştuğu, safların sıklaştığı, umutların tazelendiği, yüreklerin heyecanla çarptığı bir bayrama daha ulaştırdığı için Allah&#8217;a hamdettiğini dile getiren Erdoğan, &#8220;Bununla birlikte dünyanın dört bir yanında, şu mübarek bayram günlerinde dahi zulüm altında inleyen, yokluk ve yoksulluk içinde çırpınan kardeşlerimizin olduğunu bilmek, kalplerimizi hüzünlendiriyor. Bayramların, vatandaşlarımızın tamamı yanında tüm Müslümanlar ve insanlık için de gerçek manasıyla bayram havasında geçmesini arzu ediyoruz.&#8221; diye konuştu. Türkiye&#8217;nin, maruz kaldığı terör saldırılarına, kuşatmalara, tuzaklara rağmen demokrasisi ve ekonomisiyle dimdik ayakta kalarak, kendi halkı yanında tüm dostlarının ve insanlığın umudu olmayı sürdürdüğünü belirten Erdoğan, mesajında şunları kaydetti: &#8220;Dünya, önümüzdeki bir asrını şekillendirecek büyük bir dönüşüm sürecine girmiştir. Ülkemizin en büyük şansı, bu kritik dönemi 1990&#8217;lı yıllardaki gibi zayıf değil, güçlü bir şekilde karşılıyor olmasıdır. Geçtiğimiz 17 yılda, ülkemize kazandırdığımız yatırımlar, hayata geçirdiğimiz projeler, yaptığımız hizmetler sayesinde Türkiye, bu süreci fırsata çevirebilecek bir yerde durmaktadır. Ülkemizle ilgili dolaşıma sokulan felaket senaryolarının amacı, milletimizin moralini bozmak, gardını düşürmektir. Bugüne kadar önümüze çıkan sorunların üstesinden gelmeyi nasıl başardıysak, önümüzdeki dönemde de &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vatandaşların Ramazan Bayramı&#8217;nı tebrik ederek, &#8216;Türkiye, maruz kaldığı terör saldırılarına, kuşatmalara, tuzaklara rağmen demokrasisi ve ekonomisiyle dimdik ayakta kalarak, kendi halkı yanında tüm dostlarının ve insanlığın umudu olmayı sürdürüyor.&#8217; dedi.</strong></p>
<p>Küslerin barıştığı, ayrı düşenlerin kavuştuğu, safların sıklaştığı, umutların tazelendiği, yüreklerin heyecanla çarptığı bir bayrama daha ulaştırdığı için Allah&#8217;a hamdettiğini dile getiren Erdoğan, &#8220;Bununla birlikte dünyanın dört bir yanında, şu mübarek bayram günlerinde dahi zulüm altında inleyen, yokluk ve yoksulluk içinde çırpınan kardeşlerimizin olduğunu bilmek, kalplerimizi hüzünlendiriyor. Bayramların, vatandaşlarımızın tamamı yanında tüm Müslümanlar ve insanlık için de gerçek manasıyla bayram havasında geçmesini arzu ediyoruz.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin, maruz kaldığı terör saldırılarına, kuşatmalara, tuzaklara rağmen demokrasisi ve ekonomisiyle dimdik ayakta kalarak, kendi halkı yanında tüm dostlarının ve insanlığın umudu olmayı sürdürdüğünü belirten Erdoğan, mesajında şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Dünya, önümüzdeki bir asrını şekillendirecek büyük bir dönüşüm sürecine girmiştir. Ülkemizin en büyük şansı, bu kritik dönemi 1990&#8217;lı yıllardaki gibi zayıf değil, güçlü bir şekilde karşılıyor olmasıdır. Geçtiğimiz 17 yılda, ülkemize kazandırdığımız yatırımlar, hayata geçirdiğimiz projeler, yaptığımız hizmetler sayesinde Türkiye, bu süreci fırsata çevirebilecek bir yerde durmaktadır. Ülkemizle ilgili dolaşıma sokulan felaket senaryolarının amacı, milletimizin moralini bozmak, gardını düşürmektir.</p>
<p>Bugüne kadar önümüze çıkan sorunların üstesinden gelmeyi nasıl başardıysak, önümüzdeki dönemde de meselelerimizi Allah&#8217;ın yardımı ve milletimizin dirayeti sayesinde çözeceğiz. Türkiye&#8217;ye inanan, Türk milletine ram olan, istiklalimize ve istikbalimize güvenen herkesle, bütünüyle birlikte 2023 hedeflerimize doğru yürümeye devam edeceğiz. 81 vilayetimizdeki 82 milyon vatandaşımızla ve yurt dışında yaşayan kardeşlerimizle bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeş olarak, hep birlikte Türkiye olarak ülkemizi bu cendereden de çıkartacağız. Evlatlarımıza yapacağımız en büyük katkı, onlara 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçirebilecekleri, büyük, güçlü ve müreffeh Türkiye&#8217;yi miras bırakmak olacaktır.&#8221;</p>
<p><strong>&#8211; &#8220;GELİN, TÜRKİYE&#8217;Yİ BİRLİKTE BÜYÜTELİM&#8221;</strong></p>
<p>Siyasi hayatları boyunca, daima söz verdiklerini yapma, yapamayacaklarını da ifade etmeme prensibiyle hareket ettiklerini belirten Erdoğan, &#8220;Mesela emeklilerimize bayramlarda ikramiye demiştik, geçtiğimiz yıl hemen hayata geçirdik. Diğer alanlarda verdiğimiz sözleri de planlı bir şekilde gerçekleştireceğiz.&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>Ülkeye ve millete, bugüne kadar kazandırdıklarını sadece bir başlangıç olarak görüp, daha fazlasını ortaya koymak için mücadeleye devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: &#8220;Buradan, sanayicisinden çiftçisine, esnafından ihracatçısına, tüccarından sanatkarına kadar tüm girişimcilerimize sesleniyorum; gelin Türkiye&#8217;yi birlikte büyütelim. Gelin, beşeri ve iktisadi tüm sermayenizi, birikiminizi, imkanlarınızı Türkiye&#8217;nin geleceği için hemen harekete geçirin. Gün, ülkeniz ve milletiniz için elinizi taşın altına koyma günüdür. Devlet ve hükümet olarak, tüm imkanlarımızla yanınızda yer alacağımızdan şüpheniz olmasın.&#8221;</p>
<p>Bu vesileyle; Malazgirt Zaferi&#8217;nden bugüne, bu toprakları vatan kılmak için gözlerini kırpmadan hayatlarını ortaya koyan tüm şehitleri ve gazileri rahmetle yad ettiğini dile getiren Erdoğan, mesajını şöyle tamamladı:</p>
<p>&#8220;Halen sınırlarımızda ve sınırlarımızın ötesinde, bizlerin huzur ve güven içinde yaşaması için mücadele eden güvenlik güçlerimize başarılar diliyorum. Sözlerime son vermeden önce bayram vesilesiyle yollara çıkan tüm sürücülerimize dikkatli olmaları, kurallara riayet etmeleri, kendilerinin ve sevdiklerinin hayatlarını riske atmamaları çağrısında bulunmak istiyorum.</p>
<p>Yaptığımız yatırımlarla ülkemizdeki bölünmüş yol uzunluğu 6 bin 100 kilometreden, 20 bin 541 kilometre ilave ile 26 bin 641 kilometreye çıktı. Otoyol uzunluğunu 1128 kilometre ilave ile 2 bin 842 kilometreye yükselttik. Seyahatleriniz için havalimanlarından, hızlı tren hatlarına kadar pek çok ulaşım alternatifi getirdik. Bayram tatilini 1,5 günlük idari izinle 9 güne çıkarmak suretiyle, herkesin rahatça istediği yere gidip gelebilmesini temin ettik. Sizlerden bu imkanları en güvenli ve planlı şekilde değerlendirmenizi rica ediyorum. Bir kez daha mübarek Ramazan Bayramı&#8217;nızı tebrik ediyorum.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskani-erdogandan-ramazan-bayrami-mesaji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batı’nın İslamofobik Zeminde Yükselttiği Erdoğan Karşıtlığı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/batinin-islamofobik-zeminde-yu%cc%88kselttigi-erdogan-karsitligi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/batinin-islamofobik-zeminde-yu%cc%88kselttigi-erdogan-karsitligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Apr 2019 21:14:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9474</guid>

					<description><![CDATA[Batı’da önemli bir ivme kazanan Erdoğan karşıtlığını, sadece Erdoğan’ın sertleşen siyasal söylemlerine yönelik bir muhalefet şerhi olarak değerlendirmek zor. Edward W. Said’in ifadesiyle Batı, “öteki” olarak konumlandırdığı İslâm toplumları hakkında İslâm düşmanlığı kodları üzerinden hareket ediyor ve bir fikir birlikteliği oluşturuyor. Batı’nın tarihsel altyapısına göre de Doğu “öteki” ve İslâm da Doğu’ya ait bir din. Yeni Zelanda’nın ChristChurch kentindeki iki camiye, cuma namazı sırasında düzenlenen silahlı saldırıyı Batı’daki İslam karşıtlığının meyveleri olarak değerlendirmek yanlış bir tespit olmaz. Saldırgan Brenton Tarrant’ın saldırı öncesinde kendi YouTube sayfasından 70 sayfalık manifestosunda dikkate değer ayrıntılar yer alıyor. Manifestonun özellikle “Yüksek profilli düşmanları öldür” başlıklı bölümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadeler dikkat çekiyor. Saldırganın Erdoğan’ı, “İnsanımızın en eski düşmanının ve Avrupa’daki İslamcı grubun lideri” sözleriyle tanımladığı görülüyor. Peki, saldırgan Erdoğan’ı neden hedef alıyordu? Bu söylemi Batılı ‘entelektüellerin’ dilinden ayırmak mümkün mü? Batı’nın İslamofobik Zeminde Yükselttiği Erdoğan Karşıtlığı özellikle 2010’dan sonra en üst seviyeye çıktı. Batı’da önemli bir ivme kazanan Erdoğan karşıtlığını, sadece Erdoğan’ın sertleşen siyasal söylemlerine yönelik bir muhalefet şerhi olarak değerlendirmek zor. Edward W. Said’in ifadesiyle Batı, “öteki” olarak konumlandırdığı İslâm toplumları hakkında İslâm düşmanlığı kodları üzerinden hareket ediyor ve bir fikir birlikteliği oluşturuyor. Batı’nın tarihsel altyapısına göre de Doğu “öteki” ve İslâm &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Batı’da önemli bir ivme kazanan Erdoğan karşıtlığını, sadece Erdoğan’ın sertleşen siyasal söylemlerine yönelik bir muhalefet şerhi olarak değerlendirmek zor. Edward W. Said’in ifadesiyle Batı, “öteki” olarak konumlandırdığı İslâm toplumları hakkında İslâm düşmanlığı kodları üzerinden hareket ediyor ve bir fikir birlikteliği oluşturuyor. Batı’nın tarihsel altyapısına göre de Doğu “öteki” ve İslâm da Doğu’ya ait bir din.</strong></p>
<p>Yeni Zelanda’nın ChristChurch kentindeki iki camiye, cuma namazı sırasında düzenlenen silahlı saldırıyı Batı’daki İslam karşıtlığının meyveleri olarak değerlendirmek yanlış bir tespit olmaz. Saldırgan Brenton Tarrant’ın saldırı öncesinde kendi YouTube sayfasından 70 sayfalık manifestosunda dikkate değer ayrıntılar yer alıyor.</p>
<p>Manifestonun özellikle “Yüksek profilli düşmanları öldür” başlıklı bölümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadeler dikkat çekiyor. Saldırganın Erdoğan’ı, “İnsanımızın en eski düşmanının ve Avrupa’daki İslamcı grubun lideri” sözleriyle tanımladığı görülüyor.</p>
<p>Peki, saldırgan Erdoğan’ı neden hedef alıyordu? Bu söylemi Batılı ‘entelektüellerin’ dilinden ayırmak mümkün mü?</p>
<p>Batı’nın İslamofobik Zeminde Yükselttiği Erdoğan Karşıtlığı özellikle 2010’dan sonra en üst seviyeye çıktı. Batı’da önemli bir ivme kazanan Erdoğan karşıtlığını, sadece Erdoğan’ın sertleşen siyasal söylemlerine yönelik bir muhalefet şerhi olarak değerlendirmek zor.</p>
<p>Edward W. Said’in ifadesiyle Batı, “öteki” olarak konumlandırdığı İslâm toplumları hakkında İslâm düşmanlığı kodları üzerinden hareket ediyor ve bir fikir birlikteliği oluşturuyor. Batı’nın tarihsel altyapısına göre de Doğu “öteki” ve İslâm da Doğu’ya ait bir din. Bu nedenle Batı siyasetinin ve medyasının “otoriterlikle eşitleyici bir söylem” üzerinden Erdoğan’ı bir numaralı hedef hâline getirmesi Edward Said’in “Şarkiyatçılık”<sup>1</sup> teziyle doğrudan irtibatlı.</p>
<p>Batı’daki Erdoğan karşıtlığını derli toplu en iyi değerlendiren çalışma Kopernik Kitap’tan 2017 yılında yayımlanan <strong>“Erdoğanofobi”</strong> kitabı. Gazeteci, Yazar Abdülkadir Özkan’ın “Siyasette Erdoğan Korkusu”nu incelediği söz konusu kitabını <em>Yörünge</em> okurları için özetledik:</p>
<p><strong>“Türkiye’nin Önündeki Tek Seçenek Erdoğan’ın Öldürülmesidir” </strong></p>
<p>Avrupa Birliği’nin neredeyse dağılmanın eşiğine geldiği bir zaman diliminde Türkiye’nin yeni bir aktör olarak sahneye çıkması, konumunu tahkim eden projelere yönelmesi, Batı’nın son yüzyıllık paradigmasını alt üst eden kritik bir hamle olarak değerlendirilecektir. Dönemsel hatalar bir kenara bırakılırsa son on altı yılda Türkiye’nin bölgesel itibarının zirveye çıktığı genel bir kabul.</p>
<p>Siyasal İslâm’ın iflâs bağlamında son tahlilde İslâmcı bir siyasî çizginin yani “ötekilerin” ortaya koyduğu politik başarıların Batı zaviyesinde büyük bir tehdit barındırdığı da açık. Batı’nın makro ölçekte İslamofobi zemininde türettiği “korku siyasetinin”<sup>2</sup> 15 Temmuz sonrası Erdoğanofobi ile vücut bulması bu nedenle son derece önemli. Hatta bu durumun bir adım öteye geçerek Fransız Profesör Philippe Moreau Defarges tarafından “Türkiye’nin önündeki tek seçenek Erdoğan’ın öldürülmesidir”<sup>3</sup> şeklinde dillendirilmesi Batı’nın zihin dünyasındaki sorunun ne denli büyük olduğunu gözler önüne seriyor.</p>
<p>Diğer bir örnek Fox News analistlerinden emekli asker Ralph Peters’ın başarısız darbe girişiminin ardından kaleme aldığı “Turkey’s last hope dies”<sup>4</sup> (Türkiye’nin son umudu da ölüyor) başlıklı makalesi Batı’nın fobik siyasetinin nefret suçuna dönüştüğünü gösteriyor. Peters, yazısında karanlık ve aydınlık motiflerini sürekli karşılaştırıyor. Ona göre “Müslümanlık ve İslâm karanlık bir dindir.” İslâm âlemi ise genel olarak karanlıklara batmış durumdadır. “DAEŞ, Müslüman Kardeşler, AK Parti ve Erdoğan: Aralarında hiçbir fark yok. Aptal olmayın, bunların bazılarından fayda veya iyilik beklemeyin, hepsinin amacı aynı, hepsinin eli kanlı; tek fark, kandırdıkları Batılılarla sofraya otururken kanlı ellerini yıkayıp yıkamadıkları.”<sup>5</sup></p>
<p><strong>“İslâm ve Köktencilik Arasında Kasıtlı Olarak Yaratılan Çağrışımlar”</strong></p>
<p>Erdoğan karşıtlığında birleşen Batı medyasının Türkiye’ye yaklaşımını Edward W. Said’in Batı medyasının İslâm ve Müslümanları sunmadaki oryantalist ve İslâm karşıtı kodlarını irdelediği Covering Islam kitabına referans vererek değerlendirmek yerinde olacaktır. Said, Covering Islam’da Batı medyasının haber metinleri üzerinden Doğu toplumlarında gerçekleşen sosyal ve politik olayları, İslâm karşıtlığı temelinde değerlendirme eğilimde olduğunu söyler:</p>
<p>“İslâm ve köktencilik arasında kasıtlı olarak yaratılan çağrışımlar ortalama bir okuyucunun İslâm ve köktendinciliğin esas olarak aynı şey olarak görmesini sağlar. İslâm dinini, inancını, peygamberini ve bu dine inananları bir avuç kurallara, klişelere ve genellemelere indirgeme eğilimi göz önüne alındığında, şiddet, ilkellik, gelenekçilik gibi İslâm ile özdeşleştirilen her türlü olumsuzluk vurgulanmış olur. (&#8230;)</p>
<p>Öte yandan, dünyanın yeni siyasî, sosyal ve ekonomik oluşumları hakkında hoşlanmadığımız her şey için İslâm’ın suçlanmasında, bir günah keçisi olarak görülmesinde bir fikir birliği vardır. İslâm, sağcılar için barbarlığı; sol kesim için Orta Çağ teokrasisini; merkez için nahoş bir egzotizmi temsil eder. Ancak bütün kesimlerde, İslâm dünyası hakkında çok az şey bilinmesine rağmen ortada onaylanacak çok şey olmadığı konusunda bir fikir birliği vardır.”<sup>6</sup></p>
<p>15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi sonrası Erdoğan’ın çağrısıyla sokağa çıkan insanların Batı medyası tarafından “sürüler”, “İslâmcılar”, “Erdoğan’a bağlı sadık güçler” şeklinde toptancı bir yaklaşımla tanımlanmasını, Batı’nın Doğu halklarını “barbarlıkta” konumlandıran oryantalist geleneğinin devamı olarak okumak gerekmektedir.<sup>7</sup></p>
<p>Genel bir çıkarımda bulunmak gerekirse hem Edward Said’in tespitleri hem de Olivier Roy’un “Siyasal İslâm’ın İflası” tezi, Batı aklının ikinci bin yılın sonlarında Batı-Doğu karşıtlığı zemininde oluşan oryantalist paradigmanın nefret boyutlarına evrildiğini gösteriyor. Hasan el-Benna ve Mevdudî çizgisindeki politik akımların başarılı olamaması, Batı’nın bu tezini ister istemez güçlendiren önemli gelişmelerdir.</p>
<p>Böylece bölge siyasetindeki başarısızlıklar, bölgeye daha kolay nüfuz etmenin bir aracı olarak görüldü. 2000’li yılların başında ise Türkiye’de Batı’nın bütün bir siyasal İslâm paradigmasını altüst eden bir siyaset modeli ortaya çıktı. Müslüman, muhafazakâr, liberal demokrat kimlik içerisinde neşvünema bulan bu siyasal söylem, ilk bakışta takdirle karşılansa da özünde İslâmcılığında şek şüphe bulunmayan Erdoğan’ın İslâm dünyasındaki benzer politik akımlara örneklik teşkil etme ihtimali ciddî bir tehlike olarak görüldü. Buradaki en kritik nokta, Davos krizi sonrası Batı aklının kontrolden çıkan siyaset biçimidir.</p>
<p><strong>Siyasette Korku / Korku Siyaseti</strong></p>
<p>“Siyasette korku” yahut “korku siyaseti” gibi tamlamalar bugün yeni ortaya çıkmış değildir. “Korku siyaseti” neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Modern zamanlarda literatüre giren İslâm korkusu/İslamofobi<sup>8</sup>, İslâm karşıtlığı gibi terimler ise köken itibarıyla Grekçe bir kelime olan “fobi”den türetilen irrasyonel bir korku olarak tanımlanır.<sup>9</sup> Genelde nefret söylemini içinde barındıran, toplumsal olmaktan çok, kültürel ve siyasî karşıtlığı ifade etmek için kullanılır.</p>
<p>Batı dünyasında özellikle 2010’dan bu yana tedricî bir şekilde ivme kazanan “Türk karşıtlığı” ve “Erdoğan nefretinin” bugün İslamofobi zemininde “fobik” bir hâl alarak sistematik bir “korkuya” dönüştürüldüğü tespitinde bulunmak yanlış olmaz. Ortaya çıkan bu yeni durumu “Erdoğanofobi” tanımıyla kavramsallaştırmak konunun daha rahat anlaşılmasına da olanak sağlayacaktır.</p>
<p>Özellikle son yıllarda Batı’da yabancı düşmanlığının faşizan siyasal bir söyleme evrilmesi “fobik” akımların da önünün açılmasına olanak sağlar. Erdoğan’a yönelik algı operasyonlarının 2011 yılı sonrası tedavüle konulduğu önemli ve dikkat çeken bir ayrıntıdır. 2011 yılında Türk siyasal olgunluğunun zirvede olduğu, ekonomik istikrarın takdir topladığı bir dönemde The Times dergisinin Erdoğan’ı dikta rejimi kurmakla itham etmesi<sup>10</sup> operasyonun başlangıç noktası olarak okunacaktır. 2013 yılında aynı derginin Fetullah Gülen ve Abdullah Öcalan’a “Yılın En Etkili 100 İsmi”<sup>11</sup> listesinde yer verirken Erdoğan’a yönelik “diktatörlük” suçlamalarını arttırması bu tespiti teyit eden en önemli göstergedir.</p>
<p>2013 yılındaki Gezi olayları sonrası İngiliz The Economist dergisinin “Demokrat mı, Sultan mı?” kapağı, 2015 yılı 1 Kasım seçimlerinden hemen önce “Erdoğan’a oy vermeyin” çağrısı, 2016 yılında ise “Erdoğan’ın Yeni Sultanlığı” dosyasıyla sekiz makaleye yer vermesi, Batı medyasının Erdoğan’ı “bitirme plânının” ne kadar sistematik sürdürüldüğünü gösterir. The Economist’in 16 Nisan 2017’de gerçekleştirilen halk oylamasına ilişkin yorumu ise çok daha dikkat çekicidir: “Türkiye diktatörlüğe sürükleniyor. (&#8230;) Güçlü bir başkana sahip olmak kötü bir şey değil; ancak Türkiye’nin yeni anayasası çok ileri gidiyor. Ülke, parlamento tarafından çok az kısıtlanan bir 21’inci yüzyıl sultanıyla karşı karşıya kalabilir. (&#8230;) Türkiye 16 Nisan’dan sonra da önemli bir rol oynamaya devam edecek. Eğer Erdoğan kaybederse, Türkiye zor bir geleceği olan zor bir müttefik olacak. Ama eğer kazanırsa ülkeyi seçilmiş bir diktatör gibi yönetebilecek.”<sup>12</sup></p>
<p>Batı medyasında Erdoğan karşıtlığı İslâm düşmanlığı zemininde ilerler. The Huffington Post yazarı Prof. Alon Ben-Meir, “Turkey’s elected dictator”<sup>13</sup> başlıklı yazısında Türk halkının Erdoğan’a olan desteğini Erdoğan’ın “açıklanamayan gariplikteki” etkisiyle kitleleri manipüle etmesine, en temelde halkın “yoksulluğuna” ve İslâmî yönelişlerine bağlar. Böylece Erdoğan’ı destekleyen kitleleri demokrasiden anlamayan, eğitimsiz halk olarak tanımlar. Ben-Meir, Batı’nın Türkiye üzerindeki etki gücünü kaybetmesine atıfla ABD ve AB’yi Erdoğan’a müdahaleye çağırır:</p>
<p>“Başarısız askerî darben önce bile Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün devlet meselelerinde son sözü söyleyen bir diktatör gibi hareket etti. Başarısız darbe, ordu ile yargıyı temizleyerek tüm kurumların onun kaprislerine boyun eğmesini sağlamak ve Türkiye demokrasisinde geriye ne kaldıysa onu da yok etmek için, onun tabiriyle ‘Tanrı’dan gelen bir armağandan’ başka hiçbir şey değildi. Erdoğan için seçilmek, bütün demokratik kuralları çiğnemek ve yok etmek yolunda, güçlerini pekiştirmek ve İslâmî eğilimleri yaymak için kendisine sunulmuş bir yetkiden başka bir şey değildi.</p>
<p>(&#8230;) Amerika ve AB bu vesileyle tarihin tekrar gösterdiği gibi totoliter rejimlerin sonunun kötü olduğunu ve kendisini bir gün mahkeme salonunda bulacağını hatırlatarak Erdoğan’ı hizaya getirmeli.”<sup>14</sup></p>
<p>Batı medyasının psikolojik üstünlük elde etmek amacıyla Erdoğan’a ve dolaylı olarak Türkiye’ye karşı açık seçik bir operasyona kalkıştıkları artık rahatlıkla görülebilmektedir. Bu sürecin Türkiye aleyhine evrilmesinin en temel etkenlerinden biri uzun yıllar yurt dışında kurumsallaşan FETÖ diasporasının dezenformasyon çalışmaları olduğu da tartışma götürmez bir gerçek. Erdoğan’ın Batı paradigmasına meydan okuyan, “eşit şartlarda ve eşit koşullarda bir dünya vatandaşlığı” önermeleri Batı siyasetiyle makasın açılmasına neden olan çok kritik bir hamledir. Etyen Mahçupyan, bu durumu şöyle analiz eder: “Türkiye artık dünya düzeyinde diğer büyük ülkelerle aynı sınıfta sayılmayı, eşit olmayı, saygı görmeyi talep ediyor. Bu duygu, muhafazakâr zihinde bir kişilikli duruş ve siyaset beklentisi olarak şekilleniyor.”<sup>15</sup></p>
<p>Son tahlilde Erdoğan ve temsil ettiği siyasal çizgi, zaman zaman yaşanan aksaklıklara rağmen Türkiye’nin, bölgenin ve İslâm toplumlarının güvenliği için “vazgeçilemez” öneme sahiptir. AK Parti iktidarında “Türkiye’nin artık sadece Türkiye olmaktan öte” bir değere dönüştüğünü, Erdoğan’ın ise sadece Türk siyasetinin önemli bir kilometre taşı olmanın çok ötesinde mazlum milletlerin temsiline soyunan emsalsiz bir siyasî aktör olduğu gerçeğini teslim etmek gerekiyor.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">1 Edward W. Said, <em>Şarkiyatçılık: Batının Şark Anlayışı,</em> Metis Yayınları, İstanbul 1995.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">2 http://www.takvim.com.tr/guncel/2017/05/01/yuzu-maskeli-teroristlerden-erdogana-olum-tehdidi.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">3 https://tr.sputniknews.com/avrupa/201704241028201391-erdogan-oldurmek-kaliyor-fransiz-siyaset-bilimci-sorusturma/.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">4 http://www.foxnews.com/opinion/2016/07/16/turkeys-last-hope-dies.html.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">5 Halil Berktay, <em>Tarihçi Gözüyle Siyaset,</em> Kopernik Kitap, İstanbul 2017, s. 28.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">6 Filiz Barın Akman, <em>15 Temmuz Darbe Girişimi Batı Medyası Söylem Analizi Neo-Emperyalizm, </em><em>İslamofobi ve Oryantalizm, </em>Kadim Yayınları, Ankara 2017, s. 79-81.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">7 Akman, <em>15 Temmuz Darbe Girişimi Batı Medyası Söylem Analizi Neo-Emperyalizm, </em><em>İslamofobi ve Oryantalizm, </em>s. 80.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">8 İslamofobi terimi, ilk kez 1922’de oryantalist Etienne Dinet’in makalesinde kullanılmıştır. Bk. Etienne Dinet, “L’Orient vu de I’Occident”, Paul Guethner, Rue Jacob, Paris 1922.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">9 Hilâl Barın, <em>Tedirgin Nefret: </em><em>İslamofobi ve </em><em>DAEŞ</em>, Tezkire Yayınları, İstanbul 2016, s. 49.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">10 Refik Erduran, “Erdoğanofobi”, <em>Sabah </em>gazetesi, 21.06.2011; http://www.sabah.com.tr/yazarlar/refik_erduran/2011/06/21/erdoganofobi.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">11 http://time100.time.com/2013/04/18/time-100/.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">12 “Economist: Türkiye diktatörlüğe sürükleniyor”, 12.04.2017, http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-39582101.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">13 Alon Ben-Meir, “Turkey’s Elected Dictator”, <em>The Huffington Post</em>, 29.07.2016; http://www.huffingtonpost.com/alon-benmeir/turkeys-elected-dictator_b_11093160.html.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">14 Akman, <em>15 Temmuz Darbe Girişimi Batı Medyası Söylem Analizi Neo-Emperyalizm, </em><em>İslamofobi ve Oryantalizm, </em>s. 140.</p>
<p style="font-size: 0.8em;">15 Etyen Mahçupyan, “AK Parti ve Yeni Milliyetçilik”, <em>Akşam</em> gazetesi, 24 Şubat 2014.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/batinin-islamofobik-zeminde-yu%cc%88kselttigi-erdogan-karsitligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;dan Taziye Mesajı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskani-recep-tayyip-erdogandan-taziye-mesaji/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskani-recep-tayyip-erdogandan-taziye-mesaji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Feb 2019 13:01:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Akparti]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalkarpat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8640</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tarihçi Prof. Dr. Kemal Karpat&#8217;ın vefatı dolayısıyla taziye mesajı yayımladı. “Tarih alanında ülkemizin yetiştirdiği saygıdeğer isimlerden biri olan Prof. Dr. Kemal Karpat’ın vefatını derin bir teessürle öğrendim. Tarih alanında gerçekleştirdiği önemli çalışmalar, bizlere miras bıraktığı eserler ve yetiştirdiği öğrencilerle ülkemize değerli katkılarda bulunan kıymetli hocamız Kemal Karpat, saygın kişiliğiyle her zaman saygıyla yad edilecektir. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi de olan merhum Kemal Karpat’a Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yakınlarına başsağlığı diliyorum.”]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tarihçi Prof. Dr. Kemal Karpat&#8217;ın vefatı dolayısıyla taziye mesajı yayımladı.</p>
<p>“Tarih alanında ülkemizin yetiştirdiği saygıdeğer isimlerden biri olan Prof. Dr. Kemal Karpat’ın vefatını derin bir teessürle öğrendim.</p>
<p>Tarih alanında gerçekleştirdiği önemli çalışmalar, bizlere miras bıraktığı eserler ve yetiştirdiği öğrencilerle ülkemize değerli katkılarda bulunan kıymetli hocamız Kemal Karpat, saygın kişiliğiyle her zaman saygıyla yad edilecektir.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi de olan merhum Kemal Karpat’a Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yakınlarına başsağlığı diliyorum.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskani-recep-tayyip-erdogandan-taziye-mesaji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Tokadını Vuracağız</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/osmanli-tokadini-vuracagiz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/osmanli-tokadini-vuracagiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Feb 2019 14:16:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Akparti]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanerdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8527</guid>

					<description><![CDATA[Ankara&#8217;da düzenlenen Esnaf Buluşması&#8217;nda konuşan Başkan Erdoğan, kurdaki fiyat artışını fırsatçılık yaparak vatandaşın cebine göz diken simsarları açık ve net bir şekilde uyardı ve &#8216;Bunlara Osmanlı tokadını birlikte vuracağız&#8217; dedi. FIRSATÇILIK YAPMAYA KALKANLARA MEYDANI BIRAKMADIK Yurt içi ve yurt dışından yapılan her hücuma sizlerle birlikte göğüs gerdik. Türkiye&#8217;yi 3,5 kat büyüttük. Fırsatçılar her yerde karşımıza çıkabiliyor. Siyasette de ticarette de fırsatrçılara karşı mücadele ediyoruz. Milletimiz günlük hayatını doğrudan etkileyen fırsatçılar karşısında çok öfkeli. İşte bu yüzden tanzim satış kararını verdik. &#8220;Fırsatçılık yapmaya kalkanlara meydanı bırakmadık&#8221; TANZİM SATIŞIYLA İLGİLİ FLAŞ AÇIKLAMA: BUNDAN SONRAKİ SÜREÇTE BELEDİYELERİMİZLE BİRLİKTE&#8230; Bu simsarların vatandaşımıza yüksek fiyattan mal satmasını engellemek için bu kararı aldık. Bundan sonraki süreçte oturup konuşup bu işleri belki de belediyelerimizin koordinesinde sizlerle birlikte en ücra köşelerine kadar yapma adımlarını da atabiliriz. Bizim derdimiz vatandaşımıza ucuz ürünü satabilmektir. Tanzim satışı fahiş fiyat artışlarının olduğu temizlik ürünleri ve bakliyata da genişletmeyi düşünüyoruz. İŞLERİN NORMALE DÖNDÜĞÜNÜ GÖRDÜĞÜMÜZDE&#8230; İşlerin normale döndüğünü gördüğümüzde artık bu tür yöntemlere gerek kalmayacak. Bizim işimiz zaten bu değil ki. Biz şu anda bu işi yoluna sokalım diye bu adımları attık. ŞİMDİ ZİNCİR MARKETLER DE FİYATLARI İNDİRMEYE BAŞLADI Şimdi zincir marketler de fiyatları indirmeye başladı. Baktık ki sistem tam oturmadı belediyelerimizin riyasetinde sizlerle &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ankara&#8217;da düzenlenen Esnaf Buluşması&#8217;nda konuşan Başkan Erdoğan, kurdaki fiyat artışını fırsatçılık yaparak vatandaşın cebine göz diken simsarları açık ve net bir şekilde uyardı ve &#8216;Bunlara Osmanlı tokadını birlikte vuracağız&#8217; dedi.</strong></p>
<p>FIRSATÇILIK YAPMAYA KALKANLARA MEYDANI BIRAKMADIK</p>
<p>Yurt içi ve yurt dışından yapılan her hücuma sizlerle birlikte göğüs gerdik. Türkiye&#8217;yi 3,5 kat büyüttük.</p>
<p>Fırsatçılar her yerde karşımıza çıkabiliyor. Siyasette de ticarette de fırsatrçılara karşı mücadele ediyoruz. Milletimiz günlük hayatını doğrudan etkileyen fırsatçılar karşısında çok öfkeli. İşte bu yüzden tanzim satış kararını verdik.</p>
<p>&#8220;Fırsatçılık yapmaya kalkanlara meydanı bırakmadık&#8221;</p>
<p>TANZİM SATIŞIYLA İLGİLİ FLAŞ AÇIKLAMA: BUNDAN SONRAKİ SÜREÇTE BELEDİYELERİMİZLE BİRLİKTE&#8230;</p>
<p>Bu simsarların vatandaşımıza yüksek fiyattan mal satmasını engellemek için bu kararı aldık. Bundan sonraki süreçte oturup konuşup bu işleri belki de belediyelerimizin koordinesinde sizlerle birlikte en ücra köşelerine kadar yapma adımlarını da atabiliriz.</p>
<p>Bizim derdimiz vatandaşımıza ucuz ürünü satabilmektir.</p>
<p>Tanzim satışı fahiş fiyat artışlarının olduğu temizlik ürünleri ve bakliyata da genişletmeyi düşünüyoruz.</p>
<p>İŞLERİN NORMALE DÖNDÜĞÜNÜ GÖRDÜĞÜMÜZDE&#8230;</p>
<p>İşlerin normale döndüğünü gördüğümüzde artık bu tür yöntemlere gerek kalmayacak. Bizim işimiz zaten bu değil ki. Biz şu anda bu işi yoluna sokalım diye bu adımları attık.</p>
<p>ŞİMDİ ZİNCİR MARKETLER DE FİYATLARI İNDİRMEYE BAŞLADI</p>
<p>Şimdi zincir marketler de fiyatları indirmeye başladı. Baktık ki sistem tam oturmadı belediyelerimizin riyasetinde sizlerle iş birliği içinde yeni bir yol haritasıyla en ücra köşeye kadar dağıtım mekanizmasını güçlendirerek bu adımları atacağız.</p>
<p>Bu ekonomik tetikçilere de sağlamından bir Osmanlı tokadını hep birlikte vuracağız.</p>
<p>STOKLARDA BUNLARI ÇÜRÜTTÜLER</p>
<p>Bu devlet bu millet tarihinde 1915&#8217;te Çanakkale&#8217;de bir tas çorbayı kardeşi Mehmet ile paylaşan bir kültürün mensubudur. Bizim karşımıza patates, domates, patlıcanla çıkanlar inanın stoklarda bunları çürütmüşlerdir. Bunları yakaladık.</p>
<p>Çıkmış bir genel başkan bayan &#8220;ben bunları birbirine karıştırıyorum&#8221; diyor. Sen siyaseti birbirine karıştırıyorsun.</p>
<p>Milletimizin üst üste yaşananlar seçimler sonrası yorulduğunu biliyoruz. İnşallah Türkiye 31 Mart seçimleri sonrası 4,5 yıl kesintisiz bir istikrar dönemine kavuşacaktır.</p>
<p>www.gunes.com.tr</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/osmanli-tokadini-vuracagiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ortak Miting Ankara&#8217;da</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ortak-miting-ankarada/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ortak-miting-ankarada/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Feb 2019 13:30:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Akparti]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8462</guid>

					<description><![CDATA[AK Parti&#8217;nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Özhaseki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli&#8217;nin Ankara&#8217;da ortak miting yapacağını açıkladı. AK Parti&#8217;nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Özhaseki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli&#8217;nin nerede ortak miting yapacağını açıkladı. CNN Türk&#8217;te bir programa konuk olan Özhaseki, iki liderin ortak mitinginin başkent Ankara&#8217;da düzenleneceğini söyledi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AK Parti&#8217;nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Özhaseki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli&#8217;nin Ankara&#8217;da ortak miting yapacağını açıkladı.</strong></p>
<p>AK Parti&#8217;nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Özhaseki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli&#8217;nin nerede ortak miting yapacağını açıkladı.</p>
<p>CNN Türk&#8217;te bir programa konuk olan Özhaseki, iki liderin ortak mitinginin başkent Ankara&#8217;da düzenleneceğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ortak-miting-ankarada/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitapta Kdv Sıfırlandı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kitapta-kdv-sifirlandi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kitapta-kdv-sifirlandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Feb 2019 12:36:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[BeratAlbayrak]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[kdv]]></category>
		<category><![CDATA[Kopernik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8440</guid>

					<description><![CDATA[AKM&#8217;nin temel atma töreninde açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kitap ve süreli yayın konusunda da bir müjde verdi. Buna göre, gelecek hafta TBMM&#8217;de görüşülecek kanunla kitapta ve süreli yayında KDV oranı sıfıra düşürülecek. Erdoğan bu adımı &#8220;Dijitalleşmeyle birlikte dezavantajlı duruma düşen yayıncılara destek sağlıyoruz&#8221; cümlesiyle özetledi. Son yıllarda üzerine en çok tartışılan konulardan biri olan &#8216;kitap ve süreli yayınlara uygulanan KDV&#8217;ye ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;dan çok önemli bir açıklama geldi. Erdoğan, İstanbul&#8217;daki Atatürk Kültür Merkezi temel atma töreninde yaptığı açıklamada kitapta, dergide, gazetede Katma Değer Vergisi&#8217;nin (KDV) kaldırılacağını duyurdu. elecek hafta TBMM&#8217;de görüşülecek kanunla kitapta ve süreli yayında KDV oranını sıfıra düşüreceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi: &#8220;Bu hafta kitapta ve süreli yayınlarda KDV oranını sıfıra düşürme uygulaması genişletiliyor. Artık kitapta, dergide, gazetede KDV olmayacak. Böylece dijitalleşmeyle birlikte dezavantajlı duruma düşen yayıncılara destek sağlıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak&#8217;tan KDV paylaşımı Cumhurbaşkanı Erdooğan&#8217;ın açıklamalarının ardından Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da sosyal medya hesabından konuyla ilgili paylaşımda bulundu. Albayrak mesajında, &#8220;Cumhurbaşkanımız müjdeyi verdi. Dijital yayınlarla rekabette yayıncılarımıza büyük destek sağlıyoruz. Kitap, dergi, gazete gibi basılı yayınlardaki KDV oranını sıfırlıyoruz. Tüm yayıncılarımıza ve gençlerimize hayırlı uğurlu olsun&#8221; ifadesine yer verdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AKM&#8217;nin temel atma töreninde açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kitap ve süreli yayın konusunda da bir müjde verdi. Buna göre, gelecek hafta TBMM&#8217;de görüşülecek kanunla kitapta ve süreli yayında KDV oranı sıfıra düşürülecek. Erdoğan bu adımı &#8220;Dijitalleşmeyle birlikte dezavantajlı duruma düşen yayıncılara destek sağlıyoruz&#8221; cümlesiyle özetledi.</strong></p>
<p>Son yıllarda üzerine en çok tartışılan konulardan biri olan &#8216;kitap ve süreli yayınlara uygulanan KDV&#8217;ye ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;dan çok önemli bir açıklama geldi.</p>
<p>Erdoğan, İstanbul&#8217;daki Atatürk Kültür Merkezi temel atma töreninde yaptığı açıklamada kitapta, dergide, gazetede Katma Değer Vergisi&#8217;nin (KDV) kaldırılacağını duyurdu.</p>
<p>elecek hafta TBMM&#8217;de görüşülecek kanunla kitapta ve süreli yayında KDV oranını sıfıra düşüreceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:<br />
&#8220;Bu hafta kitapta ve süreli yayınlarda KDV oranını sıfıra düşürme uygulaması genişletiliyor. Artık kitapta, dergide, gazetede KDV olmayacak.</p>
<p>Böylece dijitalleşmeyle birlikte dezavantajlı duruma düşen yayıncılara destek sağlıyoruz.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak&#8217;tan KDV paylaşımı</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdooğan&#8217;ın açıklamalarının ardından Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da sosyal medya hesabından konuyla ilgili paylaşımda bulundu.</p>
<p><img decoding="async" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/Ekran-Resmi-2019-02-10-15.34.29.png" alt="" width="504" height="236" class="alignnone size-full wp-image-8441" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/Ekran-Resmi-2019-02-10-15.34.29.png 504w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/Ekran-Resmi-2019-02-10-15.34.29-300x140.png 300w" sizes="(max-width: 504px) 100vw, 504px" /></p>
<p>Albayrak mesajında, &#8220;Cumhurbaşkanımız müjdeyi verdi. Dijital yayınlarla rekabette yayıncılarımıza büyük destek sağlıyoruz. Kitap, dergi, gazete gibi basılı yayınlardaki KDV oranını sıfırlıyoruz. Tüm yayıncılarımıza ve gençlerimize hayırlı uğurlu olsun&#8221; ifadesine yer verdi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kitapta-kdv-sifirlandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;dan Peş Peşe Müjdeler</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/8435/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/8435/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Feb 2019 12:22:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanerdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8435</guid>

					<description><![CDATA[Taksim&#8217;de Atatürk Kültür Merkezi&#8217;nin (AKM) yerine yapılacak olan yeni opera binasının temel atma töreni gerçekleşti. Temel atma töreninde konuşan Erdoğan, &#8220;Burası bir kültür merkezi değildir, son 5 yıldır milli iradeye kast eden vatan, millet düşmanlarına verilmiş en güzel cevap olacak. İstanbul kendini bu projede bulacak. AKM milletin değerleriyle, inancıyla insanımızın tarihi ve kültürüyle kavgalı jakoben zihniyete karşı dikilmiş bir zafer anıtı olacaktır&#8221; dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca kitap, dergi ve gazetelerde KDV oranının sıfırlanacağını da açıkladı. &#8220;GECEKONDUDAN FARKSIZDI&#8221; Eski binayı kendi ideolojilerinin merkezi olarak görenler, bu projeyi engellemeye çalıştılar. Bunlar sokakları karıştırarak projeyi sabote etmeye çalıştılar. Cami yapacağımız, AVM yapacağımız gibi olmadık yalanlara başvurdular. 2007 yılından itibaren farklı kurumların yaptığı incelemeler eski binanın kullanılmaz olduğunu ortaya koymuştur. Aynı raporlar eski binanın depreme dayanıklılık bakımından bir gecekondudan farklı olmadığını göstermiştir. Eski bina, 15 milyonu aşan nüfusu, sanata artan talebiyle İstanbul&#8217;un beklentilerine cevap veremiyordu. Eski binanın tamiri ve güçlendirmesi bakımından hazırlanan proje de bu çevrelerce dava konusu yapılarak engellendi. &#8220;TERÖRİSTLERİN RESİMLERİNİ ASTILAR&#8221; Aynı zihniyet. Bir dikili ağaçları yok. Kenardan seyret ne yapılıyor gör. Eski yapının yıkılıp daha güzel, daha modern bir binaya karşı çıkanlar ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bu sözde sanat severlerin Gezi olayları sırasında neler yaptıklarını, milletimizi nasıl aşağıladıklarını, terör örgütünün paçavralarıyla &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Taksim&#8217;de Atatürk Kültür Merkezi&#8217;nin (AKM) yerine yapılacak olan yeni opera binasının temel atma töreni gerçekleşti. Temel atma töreninde konuşan Erdoğan, &#8220;Burası bir kültür merkezi değildir, son 5 yıldır milli iradeye kast eden vatan, millet düşmanlarına verilmiş en güzel cevap olacak. İstanbul kendini bu projede bulacak. AKM milletin değerleriyle, inancıyla insanımızın tarihi ve kültürüyle kavgalı jakoben zihniyete karşı dikilmiş bir zafer anıtı olacaktır&#8221; dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca kitap, dergi ve gazetelerde KDV oranının sıfırlanacağını da açıkladı.</strong></p>
<p>&#8220;GECEKONDUDAN FARKSIZDI&#8221;</p>
<p>Eski binayı kendi ideolojilerinin merkezi olarak görenler, bu projeyi engellemeye çalıştılar. Bunlar sokakları karıştırarak projeyi sabote etmeye çalıştılar. Cami yapacağımız, AVM yapacağımız gibi olmadık yalanlara başvurdular. 2007 yılından itibaren farklı kurumların yaptığı incelemeler eski binanın kullanılmaz olduğunu ortaya koymuştur. Aynı raporlar eski binanın depreme dayanıklılık bakımından bir gecekondudan farklı olmadığını göstermiştir. Eski bina, 15 milyonu aşan nüfusu, sanata artan talebiyle İstanbul&#8217;un beklentilerine cevap veremiyordu. Eski binanın tamiri ve güçlendirmesi bakımından hazırlanan proje de bu çevrelerce dava konusu yapılarak engellendi.</p>
<p>&#8220;TERÖRİSTLERİN RESİMLERİNİ ASTILAR&#8221;</p>
<p>Aynı zihniyet. Bir dikili ağaçları yok. Kenardan seyret ne yapılıyor gör. Eski yapının yıkılıp daha güzel, daha modern bir binaya karşı çıkanlar ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bu sözde sanat severlerin Gezi olayları sırasında neler yaptıklarını, milletimizi nasıl aşağıladıklarını, terör örgütünün paçavralarıyla eski binayı nasıl kirlettiklerini hepimiz çok iyi biliyor, hatırlıyoruz. Güya AKM hassasiyetiyle hareket edenler AKM&#8217;yi demokrasimize saldırmanın, esnafımızın malını yağmalamanın aracı haline getirdiler. İstiklal Caddesi&#8217;nde yaşadık, AKM&#8217;nin cephesinde yaşadık. Napacaktık, seyir mi edecektik? Oraya teröristlerin resimlerini astılar. Bu kutlu şehrin duvarlarına &#8216;Zulüm 1453&#8217;te başladı&#8217; diye yazarken bu eski binayı kullandılar. Biz bunların tehditlerine boyun eğmedik. Zihnen ve ruhen bu topraklardan bağını koparanlara rağmen biz hizmet aşkıyla yolumuza devam ettik.</p>
<p>&#8220;JAKOBEN ZİHNİYETE KARŞI BİR ZAFER ANITI&#8221;</p>
<p>Biz de bugüne hep birlikte 10 yıllık bir sabrın meyvesini topluyoruz. Yüklenici firmayla kararlı bir şekilde 2 yılda burayı bitireceğiz. Burası bir kültür merkezi değildir, son 5 yıldır milli iradeye kast eden vatan, millet düşmanlarına verilmiş en güzel cevap olacak. İstanbul kendini bu projede bulacak. AKM milletin değerleriyle, inancıyla insanımızın tarihi ve kültürüyle kavgalı jakoben zihniyete karşı dikilmiş bir zafer anıtı olacaktır.</p>
<p>Ülkemiz cumhuriyet tarihi boyunca ne zaman hamle yapmaya çalışsa karşısında bu zihniyeti bulmuştur. Hemen her alanda yaptığı hamleler dışarıda hasımlarımız, içeride de belli kesimler tarafından engellenmiştir. 40 yılı aşkın siyasi hayatımız boyunca özde elit, sözde lümpenlerin hedefi olduk. 3. Köprü&#8217;de aynısını yaşamadık mı? &#8216;İstemezük&#8217; dediler, Marmaray&#8217;ı, Avrasya&#8217;yı öyle yaptık. Bunların dünyadan bir haberi yok, hizmet etme gibi bir dertleri de yok.</p>
<p>&#8220;RAMİ KIŞLASI KÜTÜPHANE OLUYOR&#8221;</p>
<p>Gerek büyükşehir belediye başkanlığımız, başbakanlığımız, cumhurbaşkanlığımız döneminde eleştirildik, karakter suikastlarına maruz kaldık. Bütün projelerimizde belli kesimlerin saldırısına maruz kaldık. Rami Kışlası var ya, Rami Kışlasını da İstanbul&#8217;un en büyük kütüphanesi yapıyoruz. Hedef 6 milyon ciltlik bir kütüphaneyi İstanbulumuza kazandırmak.</p>
<p>31 Martı unutmayın, çok önemli. Bir hizmet üretenler, bir de laf üretenler var. Bahaneler farklı olsa da bunların hedefi her zaman ülkemizin kalkınması, gelişmesi olmuştur. Kendileri dışında hiç kimsenin sanatta, edebiyatta, resimde, müzikte, kültürde söz söylemesine tahammül edemiyorlar. Hiçbir sanat eserinin, tarzına hayat hakkı tanımak istemiyorlar. Sanat, demokrasinin, farklılıklara tahammül göstermenin aracıdır. İnsanın hak ve hakikat yolculuğunun vasıtasıdır. Sanata ve sanatçılarımıza ihtiyaç duydukları desteği vermeye çalışıyoruz.</p>
<p>Göreve geldiğimizde kültür merkezi sayısı 42&#8217;ydi, biz buna 63 adet daha ilave ettik. Devlet tiyatrolarındaki sahne sayısı 23&#8217;tü biz buna 42 ilave yaptık. Desteklenen özel tiyatro sayısı 59 iken, bizim dönemimizde 229&#8217;u buldu. 88 yurt içi, 68 yurt dışı kültür varlığı sergisi yaptık. 2 hafta önce sinema sektörünün sıkıntısını çözüme kavuşturduk.</p>
<p>KİTAPTA, DERGİDE, GAZETEDE KDV 0&#8217;LANIYOR</p>
<p>Bu hafta kitapta ve süreli yayınlarda KDV oranını 0&#8217;a düşürme uygulaması genişletiliyor. Artık kitapta, dergide, gazetede KDV olmayacak. Böylece dijitalleşmeyle birlikte dezavantajlı duruma düşen yayıncılara destek sağlıyoruz.</p>
<p>güneş.com.tr</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/8435/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rusya, Suriye Konusunda  Yeni Bir Öneri Getirmeli</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/rusya-suriye-konusunda-yeni-bir-oneri-getirmeli/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/rusya-suriye-konusunda-yeni-bir-oneri-getirmeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2019 06:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8409</guid>

					<description><![CDATA[PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanma ve Türkiye’ye teslimi sürecine bakıldığında, Suriye ile Türkiye arasında imzalanan Adana Protokolü’nün, iki ülke arasındaki samimi bir işbirliğine dayandığını söylemek zor görünüyor. Zira Suriye, PKK terör örgütünün en büyük destekçisi olmuştur. Suriye hükümetinin destekleri sayesinde bu örgüt, Suriye topraklarında eğitim kampları açmış, örgüt militanlarını eğitmiş, örgütün lideri, Kandil’i merkez seçmiştir. Suriye, Türkiye’nin savaş tehdidi üzerine Öcalan’ı, Suriye’den çıkarmak zorunda kalmıştır. Suriye, Adana Protokolü’nü, 20 Ekim 1998 tarihinde, Öcalan’ı Suriye dışına çıkardıktan 10 gün sonra (yani Türkiye’nin savaş tehdidini bertaraf ettikten sonra) imzalamıştır. Türkiye adına Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Uğur Ziyal’ın ve Suriye adına Tümgeneral Adnan Badr al-Hasan&#8217;ın imzaladığı bu sözleşmede; “Abdullah Öcalan&#8217;ın Suriye dışında olduğu ve bir daha asla Suriye’ye girmeyeceği, yurtdışındaki PKK unsurlarının Suriye&#8217;ye dönemeyeceği, ülke topraklarındaki PKK kamplarının bir daha kullanılmayacağı ve Suriye’nin, tutuklanan PKK üyelerinin listelerini Türkiye&#8217;ye vermesi taahhütlerini içermektedir. Mutabakat, Suriye’nin kısa vadeli taahhütleri yanında, uzun vadeli terörle mücadelenin de çerçevesini çiziyor: Buna göre, (1) Suriye kendi topraklarından Türkiye&#8217;nin güvenlik ve istikrarını tehlikeye atacak eylemlere, PKK&#8217;nın silah, lojistik ve mali destek sağlamasına ve propaganda faaliyetlerine izin vermeyecek. (2) Suriye, PKK&#8217;yı terör örgütü olarak ilan etmiş, diğer terör örgütlerinin yanı sıra PKK ve uzantılarının topraklarındaki faaliyetlerini yasaklamıştır. (3) Suriye, PKK&#8217;nın topraklarında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanma ve Türkiye’ye teslimi sürecine bakıldığında, Suriye ile Türkiye arasında imzalanan Adana Protokolü’nün, iki ülke arasındaki samimi bir işbirliğine dayandığını söylemek zor görünüyor. Zira Suriye, PKK terör örgütünün en büyük destekçisi olmuştur. Suriye hükümetinin destekleri sayesinde bu örgüt, Suriye topraklarında eğitim kampları açmış, örgüt militanlarını eğitmiş, örgütün lideri, Kandil’i merkez seçmiştir. Suriye, Türkiye’nin savaş tehdidi üzerine Öcalan’ı, Suriye’den çıkarmak zorunda kalmıştır. Suriye, Adana Protokolü’nü, 20 Ekim 1998 tarihinde, Öcalan’ı Suriye dışına çıkardıktan 10 gün sonra (yani Türkiye’nin savaş tehdidini bertaraf ettikten sonra) imzalamıştır.</p>
<p>Türkiye adına Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Uğur Ziyal’ın ve Suriye adına Tümgeneral Adnan Badr al-Hasan&#8217;ın imzaladığı bu sözleşmede; “Abdullah Öcalan&#8217;ın Suriye dışında olduğu ve bir daha asla Suriye’ye girmeyeceği, yurtdışındaki PKK unsurlarının Suriye&#8217;ye dönemeyeceği, ülke topraklarındaki PKK kamplarının bir daha kullanılmayacağı ve Suriye’nin, tutuklanan PKK üyelerinin listelerini Türkiye&#8217;ye vermesi taahhütlerini içermektedir.</p>
<p>Mutabakat, Suriye’nin kısa vadeli taahhütleri yanında, uzun vadeli terörle mücadelenin de çerçevesini çiziyor: Buna göre, (1) Suriye kendi topraklarından Türkiye&#8217;nin güvenlik ve istikrarını tehlikeye atacak eylemlere, PKK&#8217;nın silah, lojistik ve mali destek sağlamasına ve propaganda faaliyetlerine izin vermeyecek. (2) Suriye, PKK&#8217;yı terör örgütü olarak ilan etmiş, diğer terör örgütlerinin yanı sıra PKK ve uzantılarının topraklarındaki faaliyetlerini yasaklamıştır. (3) Suriye, PKK&#8217;nın topraklarında eğitim kampı kurmasını ve ticari faaliyetlerde bulunmasını yasaklamıştır. (4) Suriye, PKK üyelerinin transit yollarla üçüncü ülkelere gitmesine izin vermeyecektir. (5) Suriye, PKK liderlerinin topraklarına girmesini engelleyecek ve gümrük yetkililerine bunun için talimat verecektir. Bu protokol, tarafların taahhütlerin yerine getirmesini sağlamak ve gözlemek için bazı mekanizmalar kurulmasını, iki ülkenin üst düzey güvenlik birimleri arasında doğrudan telefon hattı kurulması, diplomatik temsilciliklerde güvenlik işleri için özel temsilcilerin atanmasını da öngörüyor.”(<em>Serkan Demirtaş, 25.01.2019, bbc.com/türkçe</em>) İki ülke yetkilileri, Adana Protokolü’nü geliştirerek, 21 Aralık 2010 tarihinde Ankara’da 23 maddelik “Terör ve Terör Örgütlerine karşı Ortak İşbirliği” anlaşmasını imzalamış, bu anlaşma TBMM tarafından 6.04.2011 tarihinde <strong>6233 sayılı kanunla </strong>onaylanarak, (26 Nisan 2011 tarih ve 27916 sayılı) Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</p>
<p>Türkiye’nin terör örgütleriyle mücadelede “sınır ötesi operasyonları”, milletlerarası hukukta <strong>meşru bir hakka</strong>(meşru müdafaa) dayandığından, Türkiye’nin (iki taraflı veya çok taraflı sözleşme veya yakın tehlike gibi) meşru bir zemin aramasına gerek bulunmuyor. Bununla birlikte Türkiye, Suriye ile imzalamış olduğu Adana Protokolü’nü ve bu protokolü esas alarak geliştiren 21.12.2010 tarihli milletlerarası antlaşmaya dayanarak Suriye hükümetinden “sözleşme hükümlerini gereklerini yerine getirmesini, PKK’nın mevcut adıyla veya gelecekte alabilecekleri adlar dâhil terör örgütlerini (Suriye kolu) PYD’yi Suriye toprakları dışına çıkarmasını” isteyebilir. (5. madde) Bu sözleşme, üç yıllık süre için imzalanmış olsa da üç yılın bitiminde üçer yıllık periyodlarla uzayacağından (23. madde) sözleşme hâlâ yürürlüktedir.</p>
<p>Sözleşme, ancak iki tarafın onayı ile (birlikte) değiştirilebileceğinden, Suriye bu sözleşmenin geçersizliğini öne süremez. (22. madde). Suriye hükümeti, sözleşme hükümlerini yerine getirmekten kaçınması mümkün olmasa da sözleşmenin imzalandığı tarihteki koşullar, “<strong>esaslı şekilde</strong>” değişmiştir. Bugün itibariyle Suriye üzerinde birçok devletin hesabı bulunmaktadır. ABD, PKK terör örgütünün Suriye kolu PYD’ye açık destek vermekte, Avrupa ülkeleri Suriye’yle ilgilenmekte, ABD ile müşterek hareket etmektedir. ABD’nin terör örgütüne binlerce TIR silah gönderdiği, askeri eğitim verdiği bilinmektedir. ABD, Suriye topraklarının bir kısmı üzerinde PKK eliyle bir Kürt Devleti kurmak istemektedir.</p>
<p>Suriye’deki denklemin diğer tarafında ise Rusya ve İran bulunmaktadır. İran, kendi mezhebine mensup Beşar Esed’in Suriye devlet başkanı olarak kalmasını, Rusya ise (eski müttefiki) Suriye’ye, ABD ve AB ülkelerinin müdahalesini önlemeye, Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaya çalışmaktadır. Rusya, Suriye hükümetinin hamisi, hatta vasisi durumundadır. Suriye Devleti’nin yanında yer alan Rusya, (PKK’nın Suriye kolu) PYD’yi müttefik olarak görmekte, bu örgütle ilişkilerini sıcak tutmaktadır. Suriye’deki her iki blokun PYD’ye destek vermesi, Türkiye’nin iki taraftan birini tercih etmesini ve müşterek hareket etmesini zorlaştırmaktadır.</p>
<p>Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını iyi bilen ABD ve Rusya, Türkiye’yi yanına çekmeye çalışmaktadır. Türkiye’nin Rusya/İran blokuna yaklaştığını gören ABD, Suriye’den askerlerini çekeceğini açıklamış, FETÖ liderinin iadesi görüşmeleri için heyet göndermiş, Suriye’nin kuzeyinde 20 millik (32 km.) bir ‘güvenli bölge’ oluşturulmasını teklif etmiştir. ABD’nin bu hamlelerinden sonra Rusya da Moskova’da Erdoğan ile yapılan ikili görüşmeden sonra “Türkiye’nin Adana Mutabakatı’nı uygulaması gerektiğini” dile getirmiştir.</p>
<p>Rusya Devlet Başkanı Putin’in, Türkiye’nin yakın geçmişte imzaladığı bir sözleşmeyi Türkiye’ye hatırlatması, Rusya’nın diplomatik alandaki tecrübesini ve birikimini gösteriyor. Rusya’nın bu protokole atıfta bulunması, Türkiye’ye yardım etme, Türkiye’nin güvenlik endişesini giderme çabasına da işaret ediyor. Adana Protokolü hâlâ yürürlükte olsa da Suriye hükümetinin eski Suriye olmadığı, bu protokolün gereklerini yerine getirme imkânına sahip olmadığı ortadadır.</p>
<p>Suriye hükümeti, halen topraklarının yarısından fazlasına hâkim değil. Topraklarının önemli bir kısmı DAEŞ ve (PKK’nın kolu) PYD’nin işgali altında bulunuyor. Suriye hükümeti de belli bölgelerde PYD ile işbirliği yapmaktan çekinmiyor. Suriye’nin geldiği durum, Türkiye ile işbirliğini imkânsız hale getiriyor. Daha da önemlisi, Suriye hükümeti muhaliflerini katlederken Türkiye, hükümetin değil muhalefetin yanında yer aldı. Halkını katleden Beşar Esed’i muhatap almayacağını açıkladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Rusya, Yeni Bir Teklif Sunulabilir</strong></p>
<p>ABD’nin, Suriye topraklarının bir kısmı üzerinde PKK’nın kontrolünde bir “Kürt Devleti kurma” amacı ile Rusya’nın “Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlamaya yönelik” amacı karşılaştırıldığında, Türkiye’nin Rusya ile işbirliği yapması gerektiği söylenebilir. Ancak yıllarca Şam rejiminin saldırılarına ve baskılarına maruz kalan muhalefete destek veren Türkiye’nin, sekiz yıl boyunca kan döken Şam rejimine destek vermesi, bu rejime karşı mücadele eden milyonlarca kişiyi karşısına alması anlamına gelecektir.</p>
<p>Türkiye, yüz binlerce kişinin ölümüne, milyonlarca vatandaşının başka ülkelere göç etmesine sebebiyet veren bir diktatörle masaya oturmaz. Suriye devlet başkanı, iktidarının devamını sağlayacak her türlü formüle razı görünüyor. Rusya’nın, Türkiye’nin kabul etmeyeceği açıkça belli olan bu teklifin ardından, iki tarafın uzlaşabileceği yeni bir teklif sunacağını tahmin ediyorum.</p>
<p>Çok sayıda ülkenin müdahil olduğu Suriye’de, dengeleri değiştirecek tek ülkenin Türkiye olduğunu söyleyebiliriz. Rusya ile ittifak kurduğunda ABD ve AB’nin, ABD ve AB ülkeleri ile ittifak kurduğunda Rusya ve İran’ın etkisiz hale gelmesi muhtemel görünüyor. Türkiye’nin bu iki seçenekten ABD ile ittifakı, en güvensiz ittifak olarak görünüyor. Zira Türkiye’deki bütün darbeler, ABD operasyonu. AK Parti iktidarı döneminde de 17/25 Aralık 2013 tarihinden 15 Temmuz darbe teşebbüsüne uzanan süreç içinde, FETÖ eliyle pek çok operasyona imza attığı da biliniyor. 15 Temmuz darbe teşebbüsünün planlayıcısı olduğuna dair çok sayıda kanıt bulunuyor.</p>
<p>ABD, stratejik ortak olarak nitelediği Türkiye’nin, Rusya’ya yakınlaşmasını önlemek amacıyla taşeronu FETÖ eliyle operasyonlar gerçekleştirdi. Bu operasyonlardan en önemlisi, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden 7,5 ay önce Rusya uçağının düşürülmesi olayıydı. Bu olay, iki ülke arasında büyük bir krize yol açtı. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden 2 gün sonra Putin’in “seçilmiş hükümetin yanında yer aldığını” açıklamasıyla, iki ülke arasındaki ilişkiler yeniden başladı. Uçak düşürme olayının FETÖ operasyonu olduğunun ortaya çıkmasıyla kriz sona erdi. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden dört ay sonra (19 Aralık 2016) Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un bir Türk polisi tarafından öldürülmesi, iki ülke ilişkilerini etkilemedi. Bu suikastın, FETÖ tarafından organize edildiği ortaya çıktı.</p>
<p>15 Temmuz darbe teşebbüsüyle birlikte Türkiye ile ABD arasındaki ilişki büyük yara aldı. Türkiye, Rusya ile ilişkilerini artırmaya başladı. Suriye’deki savaş, Suriye halkını, çoğu Türkiye olmak üzere göçe zorladı. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 20 Aralık 2918 tarihi itibariyle Türkiye’deki Suriyeli göçmen sayısının 3 milyon 618 bin 624 kişi olduğunu söylüyor.</p>
<p>Türkiye, göçün durması için silahların susması gerektiğini dile getirdi. 20 Aralık 2016 tarihinde Moskova’da bir araya gelen üç garantör ülke (Türkiye, Rusya, İran) Suriye’de ateşkes sağlanması konusunda anlaşmaya vardı. 2017 yılının başlarında, Kazakistan’ın başkenti <strong>Astana’da</strong>bir araya gelerek, Suriye’deki sorunun çözümü için müzakerelere başladı. 22 Kasım 2017 de Soçi’de, 4 Nisan 2018 de Ankara’da, 7 Eylül 2018 de Tahran’da bir araya gelen üç ülke, “<strong>Suriye’nin toprak bütünlüğü</strong>” konusunda mutabakata vardı. 14 Eylül’de 6. Astana görüşmelerine, BM, ABD, Ürdün, Esed rejimi ve muhalefet temsilcileri de katıldı. Türkiye, 15 Temmuz darbe teşebbüsünü takiben, Suriye’de Fırat’ın batısındaki (Türkiye’ye yönelik) terör hedeflerine “Fırat Kalkanı” adıyla operasyon gerçekleştirdi. Üç ülke arasındaki müzakereler devam ederken, Afrin’e operasyon düzenledi. Bu operasyonlardaki başarısı, Türkiye’yi bölgede önemli bir aktör haline getirdi.</p>
<p>Bundan sonraki süreçte, <strong>Suriye’deki düğümü </strong>(geleceği belirsiz bir tampon bölge öneren) ABD ile Türkiye’nin işbirliği değil, (Suriye’nin toprak bütünlüğünde ittifak halinde olan üç ülkenin) Türkiye-Rusya-İran ittifakı çözebilir. Ancak Şam rejimi üzerinde çok etkili bir konuma sahip olan Rusya’nın, (Türkiye’ye) Adana Mutabakatı’nı önermek yerine, “Esed’i istifaya ikna edip, ülke genelinde ateşkes sağlanmasını, başka ülkelere sığınan Suriye vatandaşlarının kendi evlerine dönmesini (bozulan demografik yapının eski hale gelmesini), demokratik bir anayasanın referanduma sunularak kabul edilmesini, (anayasanın kabulünden sonra) güvenli ve adil bir seçim yapılmasının” yolunu açması daha mantıklı bir yol olarak görünüyor. Rusya, çaresizlik içinde Suriye’den çekileceğini açıklayan ABD’nin bu bölgede ipleri yeniden eline almasını istemiyorsa bunu yapmak zorunda. Rusya’nın çıkarları da Türkiye’nin taleplerine razı olmasını gerektiriyor.</p>
<p><strong>Av.Cüneyt Toraman</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/rusya-suriye-konusunda-yeni-bir-oneri-getirmeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mutabakatın İmzalandığı Tarihe Dikkat</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/mutabakatin-imzalandigi-tarihe-dikkat/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/mutabakatin-imzalandigi-tarihe-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Feb 2019 13:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[adana]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Putin]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8400</guid>

					<description><![CDATA[O Ayrıntıyı Cüneyt Toraman Yakaladı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 23 Ocak 2019 tarihinde Moskova’da 1 saat 25 dakikalık bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmenin ardından basın açıklamasında bir gazetecinin “ABD ile Türkiye arasında yürütülen güvenli bölge görüşmelerini” sorması üzerine Putin, 1998 yılında Türkiye ile Suriye arasında imzalanan Adana Mutabakatı’nı hatırlatarak, “Türkiye’nin Şam rejimini bu mutabakata uymaya zorlaması gerektiğini” bildirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Moskova dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada, 1998 mutabakatının önemli olduğunu belirterek, &#8220;Nitekim Sayın Putin de özellikle gündeme getirdi. Türkiye bunu işlemeli. Bunun Türkiye&#8217;nin bölgedeki ağırlığını hissettirebileceği önemli bir anlaşma olduğu kanaatindeyim” ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Adana Mutabakatı&#8217;nın, Suriye&#8217;nin taahhütleri yerine getirmemesi durumunda Türkiye&#8217;ye askeri müdahale hakkı olduğuna ilişkin sözleri üzerine de mutabakat tartışılmaya başladı. Antlaşmaya Götüren Süreç Adana Mutabakatı, 20 Ekim 1998 tarihinde Suriye ile Türkiye devletinin yetkilileri arasında, PKK terör örgütüne yönelik imzalanan bir protokoldür. Bu protokol geliştirilerek 21.12.2010 tarihinde iki devlet antlaşma imzalamıştır. Bu antlaşma, 31.01.2011 tarihli Bakanlar Kurulu kararına istinaden TBMM’ye sunulmuş, Genel Kurul’da onaylanmış, üçer yıllık periyodlarla otomatikman yenilenmesi kararlaştırılmıştır. Adana Mutabakatı olarak bilinen bu antlaşmanın, Suriye’deki PKK/PYD terör örgütlerine yönelik mücadelede Türkiye açısından ne anlam ifade ettiğini değerlendirmezden önce, bu antlaşmaya esas teşkil eden süreci hatırlamak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>O Ayrıntıyı Cüneyt Toraman Yakaladı</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 23 Ocak 2019 tarihinde Moskova’da 1 saat 25 dakikalık bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmenin ardından basın açıklamasında bir gazetecinin “ABD ile Türkiye arasında yürütülen güvenli bölge görüşmelerini” sorması üzerine Putin, 1998 yılında Türkiye ile Suriye arasında imzalanan Adana Mutabakatı’nı hatırlatarak, “Türkiye’nin Şam rejimini bu mutabakata uymaya zorlaması gerektiğini” bildirdi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Moskova dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada, 1998 mutabakatının önemli olduğunu belirterek, &#8220;Nitekim Sayın Putin de özellikle gündeme getirdi. Türkiye bunu işlemeli. Bunun Türkiye&#8217;nin bölgedeki ağırlığını hissettirebileceği önemli bir anlaşma olduğu kanaatindeyim” ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Adana Mutabakatı&#8217;nın, Suriye&#8217;nin taahhütleri yerine getirmemesi durumunda Türkiye&#8217;ye askeri müdahale hakkı olduğuna ilişkin sözleri üzerine de mutabakat tartışılmaya başladı.</p>
<p><strong>Antlaşmaya Götüren Süreç</strong></p>
<p><strong>Adana Mutabakatı</strong>, 20 Ekim 1998 tarihinde Suriye ile Türkiye devletinin yetkilileri arasında, PKK terör örgütüne yönelik imzalanan bir protokoldür. Bu protokol geliştirilerek 21.12.2010 tarihinde iki devlet antlaşma imzalamıştır. Bu antlaşma, 31.01.2011 tarihli Bakanlar Kurulu kararına istinaden TBMM’ye sunulmuş, Genel Kurul’da onaylanmış, üçer yıllık periyodlarla otomatikman yenilenmesi kararlaştırılmıştır. Adana Mutabakatı olarak bilinen bu antlaşmanın, Suriye’deki PKK/PYD terör örgütlerine yönelik mücadelede Türkiye açısından ne anlam ifade ettiğini değerlendirmezden önce, bu antlaşmaya esas teşkil eden süreci hatırlamak gerekiyor.</p>
<p>Adana Protokolü, 28 Şubat darbesinin en etkili olduğu bir dönemde (Refah-Yol hükümetinin düşürülmesinden sonra) imzalanmıştır. İktidarda, (düşürülen Refah-Yol hükümetinin yerine, CHP’nin dışarıdan desteğiyle, ANAP-DSP-DTP tarafından kurulan), Mesut Yılmaz azınlık hükümeti vardır. 30 Haziran 1997&#8217;de Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından onaylanan hükümet, 8 Temmuz 1997&#8217;de TBMM&#8217;den (278 kabul, 265 ret ve 1 çekimser oyla) güvenoyu alır.</p>
<p>Hükümetin kurulmasından iki ay sonra ortada kayda değer bir gelişme, terör eylemi olmamasına rağmen, devletin PKK’ya yönelik politikaları sertleşmeye başlar. Hükümet, 19 yıldır Suriye’de bulunan örgütün başı Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılmasını talep eder. Türkiye’nin kararlılığını gören Abdullah Öcalan, 13 Eylül 1998 tarihinde (PKK’nın yayın organı Med TV’de) tek taraflı ateşkes ilan eder. 15 Eylül’de, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş, Suriye’yi, Öcalan konusunda tehdit eder. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in 1 Ekim 1998‘de, TBMM’nin açılışında yaptığı “Suriye’ye karşı mukabelede bulunma hakkımızı saklı tuttuğumuzu, sabrımızın taşmak üzere olduğunu bir kere daha tüm dünyaya ilan ediyorum” açıklamasında bulunur.</p>
<p>PKK lideri, 9 Ekim 1998’de Suriye’den çıkmak zorunda kalır. Öcalan’ın Suriye’yi terk etmesini yeterli görmeyen Türkiye, Suriye’den, PKK ve bileşenlerine destek vermeyeceği konusunda garanti ister. 20 Ekim 1998’de, her iki devletin yetkilileri, Adana’da bir araya gelerek Adana Mutabakatı’nı imzalar.</p>
<p>Öcalan, Suriye’den sahte pasaportla Yunanistan’a giderek bu ülkeden iltica talebinde bulundu. Yunanistan makamları iltica talebini kabul etmeyince, kendisine tahsis edilen jetle Rusya’ya geçerek 4 Kasım’da Rusya’dan iltica talebinde bulundu. Rusya Parlamentosu’nun alt kanadı Duma, iltica başvurusunu kabul etmesine rağmen süreç uzayınca, 12 Kasım’da İtalya’ya geçerek İtalya’dan iltica hakkı istedi. Roma Havalimanı’nda sahte pasaport kullandığı iddiasıyla tutuklanan Öcalan kısa süre sonra serbest bırakılarak Roma’da bir villaya yerleştirildi. Türkiye, İtalya’dan, Öcalan’ı teslim etmesini istedi. İtalya kabul etmeyince Türkiye’de İtalyan ürünlerine boykot kampanyaları başladı. Türkiye ile ilişkilerinin bozulmasını istemeyen İtalya, Öcalan’ı ülkesinden çıkarmak zorunda kaldı.</p>
<p>Öcalan, 16 Ocak 1999 tarihinde gizlice yeniden Rusya’ya gitti. 10 günden fazla kalmasına izin verilmeyince bu defa 29 Ocak’ta Rusya’dan tekrar Yunanistan’a geçti. 2 Şubat’ta Kenya’ya giderek Yunan Büyükelçiliği’ne sığındı. Elçiliği terk etmesi için baskıların devam etmesi üzerine 15 Şubat’ta Hollanda’ya götürüleceği vaadiyle Türkiye istihbaratına teslim edildi. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yakalandığı haberini, 16 Şubat sabahı, 11 Ocak 1999 tarihinde kurulan DSP azınlık hükümetinin başbakanı Bülent Ecevit açıkladı.</p>
<p>Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getirilmesini Türkiye’nin terörle mücadeledeki başarısına bağlamak yanlış olur. Bu konuda birçok rivayet olsa da en önemli sebebin, <em>28 Şubat darbesine destek veren siyasi partilerin tahkim edilmesine yönelik olduğu</em>anlaşılıyor. Bu operasyonun, PKK’nın eylemlerinin en yoğun olduğu 1996 ve 1997 yıllarında değil de eylemlerin azaldığı 1998 yılında gerçekleşmesi bu tezi teyit ediyor. Öcalan’ın seçimden kısa bir süre önce teslim edilmesi, tesadüf olarak nitelenemez.</p>
<p>ABD, Suriye ve Irak üzerindeki planları nedeniyle PKK liderini gözden çıkarmış olabilir. TBMM, 30.07.1998 tarihinde, genel ve yerel seçimlerin 18 Nisan 1999 tarihinde birlikte yapılması kararı almıştı. Seçim tarihi belli olduktan sonra ANASOL-D hükümeti 11 Ocak 1999 tarihinde gensoruyla düşürüldü.<a name="_ftnref1"></a>[1]Bu hükümetin yerine DSP azınlık hükümeti kuruldu. Seçimlerden yaklaşık 2 ay önce PKK lideri yakalanarak Başbakan Bülent Ecevit’e teslim edildi. Çok sayıda askerimizi ve vatandaşımızı şehit eden terör örgütünün liderinin yakalanması, ülke genelinde büyük bir sevinç yarattı.</p>
<p>Bu olay, iki ay sonra yapılacak seçimler üzerinde de etkili oldu. 1995 seçimlerinde %14,6 oy alan DSP, 18 Nisan 1999 seçimlerinde oylarını %22,19’a yükseltti. Ancak bu takviye (doping), Ecevit’in “tek başına” iktidara gelmesine yeterli olmadı. Ecevit’in başbakanlığında, DSP (136 mv.), MHP (129 mv.) ve ANAP (86 mv.) ile birlikte koalisyon hükümeti kuruldu.</p>
<p>Seçimleri takiben, milletvekili yemin merasiminde, RP milletvekili seçilen Merve Kavakçı’ya yemin ettirilmedi, dört ay sonra 17 Ağustos depremi oldu. Depreme yardıma koşan sivil kuruluşlar bile hükümetin fişlemelerine maruz kaldı. 28 Şubat darbesinin yasakları, en geniş şekilde bu dönemde uygulamaya konuldu.</p>
<p>19 Şubat 2001 tarihli MGK toplantısında, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Başbakan Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlatmasıyla Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizi yaşandı. Faizler %700’e fırladı, döviz kurları bir günde iki katına çıktı. Alınan önlemler ekonomik krizi önlemeye yeterli olmayınca MHP lideri Devlet Bahçeli, “erken seçim” istedi. 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimlerde, AK Parti tek başına iktidara gelirken, DSP %1,2 ANAP %5,1, MHP %8,3 DYP %9,5 oy alarak %10 barajının altında kaldılar.</p>
<p><strong>Cüneyt Toraman</strong><a name="_ftn1"></a></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/mutabakatin-imzalandigi-tarihe-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: HDP Eşittir PKK, Eşittir YPG/PYD</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskani-erdogan-hdp-esittir-pkk-esittir-ypg-pyd/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskani-erdogan-hdp-esittir-pkk-esittir-ypg-pyd/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Feb 2019 06:05:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Akparti]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[trt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=8322</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, &#8220;HDP eşittir PKK, eşittir YPG/PYD. Hiç sağa sola bunu saptırmanın anlamı yok. Gerçek ortada. Bunu zaten başlarındaki kişiler söylüyorlar.&#8221; dedi. &#8220;HDP eşittir PKK, eşittir YPG/PYD&#8221; HDP, PKK ve YPG/PYD&#8217;nin birbirinin aynı olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu: &#8220;HDP eşittir PKK, eşittir YPG/PYD. Hiç sağa sola bunu saptırmanın anlamı yok. Gerçek ortada. Bunu zaten başlarındaki kişiler söylüyorlar.&#8221; &#8220;Biz Suriye halkının dağılıp parçalanmasından yana değiliz&#8221; Türkiye&#8217;nin Suriye politikasının siyasi birliği esas aldığının altını çizen Erdoğan, &#8220;Türkiye&#8217;nin kuzey Suriye politikası, Suriye&#8217;nin toprak bütünlüğünü ve bu noktada siyasi birliğini esas alıyor. Yani biz Suriye halkının dağılıp parçalanmasından yana değiliz.&#8221; diye konuştu. Erdoğan, şöyle devam etti: &#8220;Münbiç&#8217;te şu anda diyoruz ki biz bunun etrafında gerek Rusya gerekse biz buradaki devriye olayını bir çözüme kavuşturalım. Şu anda burada böyle bir adım atıldı.&#8221;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, &#8220;HDP eşittir PKK, eşittir YPG/PYD. Hiç sağa sola bunu saptırmanın anlamı yok. Gerçek ortada. Bunu zaten başlarındaki kişiler söylüyorlar.&#8221; dedi.</strong></p>
<p>&#8220;HDP eşittir PKK, eşittir YPG/PYD&#8221;</p>
<p>HDP, PKK ve YPG/PYD&#8217;nin birbirinin aynı olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;HDP eşittir PKK, eşittir YPG/PYD. Hiç sağa sola bunu saptırmanın anlamı yok. Gerçek ortada. Bunu zaten başlarındaki kişiler söylüyorlar.&#8221;  </p>
<p>&#8220;Biz Suriye halkının dağılıp parçalanmasından yana değiliz&#8221;</p>
<p>Türkiye&#8217;nin Suriye politikasının siyasi birliği esas aldığının altını çizen Erdoğan, &#8220;Türkiye&#8217;nin kuzey Suriye politikası, Suriye&#8217;nin toprak bütünlüğünü ve bu noktada siyasi birliğini esas alıyor. Yani biz Suriye halkının dağılıp parçalanmasından yana değiliz.&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Münbiç&#8217;te şu anda diyoruz ki biz bunun etrafında gerek Rusya gerekse biz buradaki devriye olayını bir çözüme kavuşturalım. Şu anda burada böyle bir adım atıldı.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cumhurbaskani-erdogan-hdp-esittir-pkk-esittir-ypg-pyd/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
