<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çoğunluk &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/cogunluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 03 May 2021 06:56:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Çoğunluk &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Az Olmanın Bereketi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/az-olmanin-bereketi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/az-olmanin-bereketi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 May 2021 06:56:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Azınlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bereket]]></category>
		<category><![CDATA[Çoğunluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17198</guid>

					<description><![CDATA[Kulluk imtihanımızı kazanmamızın ölçüleri demokrasinin ölçüleriyle karıştı. Bu yüzden samimi ve dost olmuş az insanın bereketinin yerini dünyevi çıkarlarında uzlaşmış çoğunluk 50+1 aldı… Bu sebeple, kendi partimize oy veren kişiyi dini yaşamı bakımından hiç sorgulamayız ama rakip partiye oy veren birini gördüğümüzde, yanlış yaptığını söyleyerek onu dini ölçüler üzerinden hesaba çekmeye kalkarız. O halde, dini ölçü kuralı ne? Bizim parti hangisiyse o partiye oy vermek mi? Bu yüzden kendimizde veya mensubu olduğumuz partide olan kusurları hataları, eksikleri, yanlışları, kötüleri görmeyiz de hep karşıdaki kişi veya mahalleninkilerle ilgileniriz….Böylesini din mi istiyor? İslami ölçüde alın teriyle az para bereketti ama şimdi dünyanın bütün nimetlerini ele geçirmek hedef oldu…! Allah yardım ederse, tarihte az sayıda samimi insanlar kendilerinden kat kat güçlü orduları yenerdi ama şimdi ise sayıca ve teçhizat bakımından dünyanın en büyük ordusu olmak hedef! Allah&#8217;ın yardımıyla Seyyid Çavuşun 270 kiloluk mermiyi namluya sürmesinin manevi gücü ile hem huzur bulur hem de kendimize güvenimiz artardı. Şimdi inanılması güç bir masal oldu… Hedef sadece dünyevi manada kazanmak olunca… Ülkemizde, Batılıların yıllar önce başardığı yatırımları köprüleri, hastaneleri, yolları… inşa etmenin dindar olmak için yeterli görülmesi de yanılgıdır. Bu ölçüye göre batılılar bizden daha önce dindar olmuş olmazlar mı? Bizim burada farkımız ne olmalıdır? Son &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kulluk imtihanımızı kazanmamızın ölçüleri demokrasinin ölçüleriyle karıştı. Bu yüzden samimi ve dost olmuş az insanın bereketinin yerini dünyevi çıkarlarında uzlaşmış çoğunluk 50+1 aldı…</p>



<p>Bu sebeple, kendi partimize oy veren kişiyi dini yaşamı bakımından hiç sorgulamayız ama rakip partiye oy veren birini gördüğümüzde, yanlış yaptığını söyleyerek onu dini ölçüler üzerinden hesaba çekmeye kalkarız. O halde, dini ölçü kuralı ne? Bizim parti hangisiyse o partiye oy vermek mi?</p>



<p>Bu yüzden kendimizde veya mensubu olduğumuz partide olan kusurları hataları, eksikleri, yanlışları, kötüleri görmeyiz de hep karşıdaki kişi veya mahalleninkilerle ilgileniriz….Böylesini din mi istiyor?</p>



<p>İslami ölçüde alın teriyle az para bereketti ama şimdi dünyanın bütün nimetlerini ele geçirmek hedef oldu…!</p>



<p>Allah yardım ederse, tarihte az sayıda samimi insanlar kendilerinden kat kat güçlü orduları yenerdi ama şimdi ise sayıca ve teçhizat bakımından dünyanın en büyük ordusu olmak hedef!</p>



<p>Allah&#8217;ın yardımıyla Seyyid Çavuşun 270 kiloluk mermiyi namluya sürmesinin manevi gücü ile hem huzur bulur hem de kendimize güvenimiz artardı. Şimdi inanılması güç bir masal oldu…</p>



<p>Hedef sadece dünyevi manada kazanmak olunca…</p>



<p>Ülkemizde, Batılıların yıllar önce başardığı yatırımları köprüleri, hastaneleri, yolları… inşa etmenin dindar olmak için yeterli görülmesi de yanılgıdır. Bu ölçüye göre batılılar bizden daha önce dindar olmuş olmazlar mı? Bizim burada farkımız ne olmalıdır?</p>



<p>Son seçimlerde en iyi proje yapan, uygulayan proje adamı seçimi kaybetmedi mi? O halde eksik olan ne?</p>



<p>Ders alındı mı ?Hayır! Yine baktım ki umut olarak görülen kişi halen daha fazla iş yapmayı, toz çıkarmayı, çok sayıda kişiye ulaşmayı hedef olarak belirlemiş…İşin bereketi, Allah&#8217;ın yardımı hiç hesapta yok! Koşunca kesin kaznacak havasında…</p>



<p>Her şeyden önce kulluk imtihanını kazanmak hedef olmalı değil mi? Sonra da iyi niyet, adalet, bereket, samimiyet ve gayret…</p>



<p>İlk başta ise Allah&#8217;ın inayetiyle duası…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/az-olmanin-bereketi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çok Olmak Hakk veya Haklı Olmak Sebebi Değildir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cok-olmak-hakk-veya-hakli-olmak-sebebi-degildir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cok-olmak-hakk-veya-hakli-olmak-sebebi-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2021 16:36:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çoğunluk]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16892</guid>

					<description><![CDATA[Temel&#8217;in meşhur bir fıkrası vardır. Temel otoyolda ters yöne girer. Temel&#8217;i gören trafik polisi, sürücüleri uyarmak için radyodan anons yapar: &#8220;Dikkat ters yönde ilerleyen bir araç var.&#8221; Bu anonsu duyan Temel bağırır: &#8220;Ne bir tanesi hepsi hepsi…&#8221; der! Bu fıkrada Temel girdiği yolda tek başına olmasına rağmen kendisinin hatalı olduğunu anlamadığına vurgu yapılır…Ama bu hep böyle olmaz…. Bazen de bundan çok daha sorunlu olanı olur. Aynı anda bir çok kişi ters yönden otoyola girer hızla ilerler, karşıdan gelen tek kişi doğru istikamettedir ama tek başına olduğu için onun yanlış istikamette olduğunu sanırlar veya işlerine geldiğinden öyle görmek isterler.. Tek başına olan kişi araçların içine baktığında direksiyonda oturan şahsiyetlerin kılık kıyafetlerinden kendisi de tereddüt edebilir. Polis gelinceye kadar ters yönden gelen sayıca çok kişiler kendilerini haklı görürler, tek olan kişi de &#8220;acaba ben mi ters yöndeydim?&#8221; diyerek tereddüt yaşayabilir. Bazen insan davasında haklı olduğu halde tek başına bırakılabilir. Sayıca çok olanlar da, kalabalık ve de çeşitli olmalarını hak nedeni görüp onu koro halinde haksız ilan edebilirler. Dış görüntüleriyle güvenilir görüntü veren kalabalık, tek başına kalan kişiyi haklı olup olmadığı noktasında tereddüde de itebilirler. Böyle bir algı oluşturabilirler… Bu durumda tek başına kalan haklı kişi bir türlü sesini duyuracak biri asla bulamaz. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Temel&#8217;in meşhur bir fıkrası vardır. Temel otoyolda ters yöne girer. Temel&#8217;i gören trafik polisi, sürücüleri uyarmak için radyodan anons yapar: &#8220;Dikkat ters yönde ilerleyen bir araç var.&#8221; Bu anonsu duyan Temel bağırır: &#8220;Ne bir tanesi hepsi hepsi…&#8221; der!</p>



<p>Bu fıkrada Temel girdiği yolda tek başına olmasına rağmen kendisinin hatalı olduğunu anlamadığına vurgu yapılır…Ama bu hep böyle olmaz….</p>



<p>Bazen de bundan çok daha sorunlu olanı olur. Aynı anda bir çok kişi ters yönden otoyola girer hızla ilerler, karşıdan gelen tek kişi doğru istikamettedir ama tek başına olduğu için onun yanlış istikamette olduğunu sanırlar veya işlerine geldiğinden öyle görmek isterler.. Tek başına olan kişi araçların içine baktığında direksiyonda oturan şahsiyetlerin kılık kıyafetlerinden kendisi de tereddüt edebilir. Polis gelinceye kadar ters yönden gelen sayıca çok kişiler kendilerini haklı görürler, tek olan kişi de &#8220;acaba ben mi ters yöndeydim?&#8221; diyerek tereddüt yaşayabilir.</p>



<p>Bazen insan davasında haklı olduğu halde tek başına bırakılabilir. Sayıca çok olanlar da, kalabalık ve de çeşitli olmalarını hak nedeni görüp onu koro halinde haksız ilan edebilirler. Dış görüntüleriyle güvenilir görüntü veren kalabalık, tek başına kalan kişiyi haklı olup olmadığı noktasında tereddüde de itebilirler. Böyle bir algı oluşturabilirler…</p>



<p>Bu durumda tek başına kalan haklı kişi bir türlü sesini duyuracak biri asla bulamaz. Çünkü ihtilafa düştüğü topluluk üyeleri, saygın o gruptan, bu yapıdan, veya o fırkadandırlar. Sanki onlar insani duygularından arınmış melekleşmiş muamelesi de görürler. Onlar bir araya gelmekle günahlarından arınmış sanılırlar. Gerçekte durum hiçte öyle değildir.</p>



<p>Çoğu zaman &#8220;ümmetim hata üzerinde ittifak etmez&#8221; hadisi şerifini de çok sayıda olmaları nedeniyle kendilerine koruma kalkanı yaparlar. Sayıca çok olmalarına bu hadisi şerif üzerinden masumiyet sağlarlar. Kutsal olduklarını sanırlar ve öyle de kabul görmelerini isterler.</p>



<p>Oysa bir de bakarsınız ki böyle bir yapı, idare, düzen sahipleri bırakın sadece hatada ittifak etmeyi bir de zulmetmede ittifak ederler. Kimileri fiilen zulmü yaparak kimileri de buna sessiz kalarak ittifakı tamamlarlar. Bu durumda basiret ve feraset iyice körelir…Doğrular üzerinde değil de yanlışlar üzerinde, güzel işler de değil de çirkin işler de, faydalı işler değil de zararlı işler de kolayca ittifak ederler. Bunları da vatan millet Sakarya anlayışıyla pazarlamak isterler.</p>



<p>Bundan sonra bir de bakarsınız ki işlerinde neredeyse her şey iyi değil de kötüdür artık…Çok oldukları için, tek tek olarak adil olanları, doğru olanları, sorgulayanları , adil olanları, haram helal hassasiyeti taşıyanları düşman belirler ve ittifakla cezalandırma kararları alırlar…Zulümde ittifakları ise içinden geldikleri yapılar, gruplar nedeniyle de perdelenir. Kimseye de bunu anlatamazsınız.</p>



<p>Aldıkları kararların haklı olduğunu sayıca çok olmalarıyla, dindar ve dava eri olduklarını iddia etmeleriyle, o yapı veya bu grubun mensubu olmalarıyla izah ederek kendilerine, kutsaliyet ve de meşruiyet kazandırmaya çalışırlar. Nereye kadar…?</p>



<p>Mahkeme-i Kübra&#8217;ya kadar…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cok-olmak-hakk-veya-hakli-olmak-sebebi-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
