<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>CHP &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/chp/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Jul 2026 09:58:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>CHP &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>CHP Neden Sürekli Bölünüyor?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/chp-neden-surekli-bolunuyor/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/chp-neden-surekli-bolunuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adil GÜLMEZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2026 05:55:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=20193</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Fırkası&#8217;ndan Günümüze Ayrılıklar ve Siyasi Akıbetleri Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin (ilk adıyla Cumhuriyet Halk Fırkası) tarihi, yalnızca seçimlerin ve iktidar mücadelelerinin değil, aynı zamanda ayrılıkların da tarihidir. Yaklaşık bir asırlık süreçte parti içindeki fikir ayrılıkları, liderlik mücadeleleri ve ideolojik farklılıklar birçok yeni siyasi hareketin doğmasına yol açtı. Ancak dikkat çekici olan şudur: CHP&#8217;den ayrılarak kurulan partilerin büyük çoğunluğu uzun vadede kalıcı bir siyasi güç olamadı. 1924: İlk Büyük Bölünme – Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Cumhuriyet tarihinin ilk büyük siyasi ayrılığı, henüz Cumhuriyet Halk Fırkası&#8217;nın ilk yıllarında yaşandı. Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele gibi Millî Mücadele&#8217;nin önde gelen komutanları, hükümetin uygulamaları ve parti yönetimiyle yaşadıkları görüş ayrılıkları nedeniyle Cumhuriyet Halk Fırkası&#8217;ndan ayrıldılar. 17 Kasım 1924&#8217;te Türkiye&#8217;nin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurdular. Ayrılma nedeni: Yönetim anlayışı, siyasal özgürlükler ve rejimin uygulanışına ilişkin görüş ayrılıkları. Akıbeti: Şeyh Said İsyanı sonrasında çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu kapsamında 1925 yılında kapatıldı. 1930: Serbest Cumhuriyet Fırkası Bir Bölünme Değildi CHP tarihindeki önemli siyasi gelişmelerden biri de Serbest Cumhuriyet Fırkası&#8217;nın kurulmasıdır. Ancak bu parti, CHP&#8217;den kopan bir hareket değildir. Ali Fethi Okyar tarafından 1930 yılında, Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün teşviki ve çok partili hayat denemesi amacıyla kurulmuştur. Dolayısıyla Serbest Cumhuriyet Fırkası, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhuriyet Halk Fırkası&#8217;ndan Günümüze Ayrılıklar ve Siyasi Akıbetleri</strong></p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin (ilk adıyla Cumhuriyet Halk Fırkası) tarihi, yalnızca seçimlerin ve iktidar mücadelelerinin değil, aynı zamanda ayrılıkların da tarihidir. Yaklaşık bir asırlık süreçte parti içindeki fikir ayrılıkları, liderlik mücadeleleri ve ideolojik farklılıklar birçok yeni siyasi hareketin doğmasına yol açtı.</p>
<p>Ancak dikkat çekici olan şudur: CHP&#8217;den ayrılarak kurulan partilerin büyük çoğunluğu uzun vadede kalıcı bir siyasi güç olamadı.</p>
<p><strong>1924: İlk Büyük Bölünme – Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası</strong></p>
<p>Cumhuriyet tarihinin ilk büyük siyasi ayrılığı, henüz Cumhuriyet Halk Fırkası&#8217;nın ilk yıllarında yaşandı.</p>
<p>Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele gibi Millî Mücadele&#8217;nin önde gelen komutanları, hükümetin uygulamaları ve parti yönetimiyle yaşadıkları görüş ayrılıkları nedeniyle Cumhuriyet Halk Fırkası&#8217;ndan ayrıldılar.</p>
<p>17 Kasım 1924&#8217;te Türkiye&#8217;nin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurdular.</p>
<p>Ayrılma nedeni: Yönetim anlayışı, siyasal özgürlükler ve rejimin uygulanışına ilişkin görüş ayrılıkları.</p>
<p>Akıbeti: Şeyh Said İsyanı sonrasında çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu kapsamında 1925 yılında kapatıldı.</p>
<p><strong>1930: Serbest Cumhuriyet Fırkası Bir Bölünme Değildi</strong></p>
<p>CHP tarihindeki önemli siyasi gelişmelerden biri de Serbest Cumhuriyet Fırkası&#8217;nın kurulmasıdır.</p>
<p>Ancak bu parti, CHP&#8217;den kopan bir hareket değildir.</p>
<p>Ali Fethi Okyar tarafından 1930 yılında, Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün teşviki ve çok partili hayat denemesi amacıyla kurulmuştur.</p>
<p>Dolayısıyla Serbest Cumhuriyet Fırkası, CHP&#8217;deki bir bölünmenin sonucu olarak değerlendirilmez.</p>
<p>Parti kısa sürede büyük ilgi gördü ancak artan siyasi gerilim nedeniyle aynı yıl kendi kararıyla faaliyetlerine son verdi.</p>
<p><strong>1946: Demokrat Parti ve İktidar Değişimi</strong></p>
<p>CHP tarihindeki en başarılı ayrılık şüphesiz Demokrat Parti&#8217;dir.</p>
<p>Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan, &#8220;Dörtlü Takrir&#8221; sonrasında CHP&#8217;den ayrılarak Demokrat Parti&#8217;yi kurdu.</p>
<p>Ayrılma nedeni: Tek parti yönetimine karşı daha demokratik bir düzen, temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve liberal ekonomi anlayışı.</p>
<p>Akıbeti: 1950, 1954 ve 1957 seçimlerini kazanarak iktidar oldu. Ancak 27 Mayıs 1960 askerî darbesiyle kapatıldı. Adnan Menderes idam edildi.</p>
<p><strong>1967: Turhan Feyzioğlu ve Güven Partisi</strong></p>
<p>1960&#8217;lı yıllarda CHP&#8217;nin &#8220;ortanın solu&#8221; politikası yeni bir ayrılığa yol açtı.</p>
<p>Turhan Feyzioğlu ve arkadaşları, CHP&#8217;nin sola yöneldiğini savunarak partiden ayrıldı.</p>
<p>47 milletvekili ve senatörle birlikte Güven Partisini kurdular.</p>
<p>Parti daha sonra Millî Güven Partisi, ardından Cumhuriyetçi Güven Partisi adını aldı.</p>
<p>Akıbeti: Koalisyon hükümetlerinde yer aldı ancak kalıcı bir iktidar alternatifi olamadı. 12 Eylül 1980 darbesiyle kapatıldı.</p>
<p><strong>1985: Bülent Ecevit ve DSP</strong></p>
<p>12 Eylül sonrasında CHP&#8217;nin kapalı olduğu dönemde Bülent Ecevit, Demokratik Sol Parti&#8217;yi kurdu.</p>
<p>Ayrılma nedeni: Kendi sosyal demokrat siyasi çizgisini sürdürmek istemesi.</p>
<p>Akıbeti: 1999 seçimlerinde Türkiye&#8217;nin birinci partisi oldu. Ancak 2002&#8217;de Meclis dışında kaldı ve zamanla etkisini kaybetti.</p>
<p>2014: Emine Ülker Tarhan ve Anadolu Partisi</p>
<p>Emine Ülker Tarhan, CHP&#8217;nin Atatürkçü ve ulusalcı kimliğinden uzaklaştığını savunarak partiden ayrıldı.</p>
<p>Akıbeti: Anadolu Partisi beklenen desteği bulamadı ve kısa sürede siyasi hayattan çekildi.</p>
<p><strong>2021: Muharrem İnce ve Memleket Partisi</strong></p>
<p>Muharrem İnce, parti yönetimiyle yaşadığı görüş ayrılıkları nedeniyle CHP&#8217;den ayrılarak Memleket Partisi&#8217;ni kurdu.</p>
<p>Akıbeti: Kamuoyunda ses getirse de beklenen seçim başarısını elde edemedi.</p>
<p><strong>2026: Özgür Özel ve Yeni Parti</strong></p>
<p>CHP tarihindeki son büyük ayrılık, Özgür Özel&#8217;in istifasıyla yaşandı.</p>
<p>24 Temmuz 2026&#8217;da kurulan Yeni Partinin ilk genel başkanı seçilen Özgür Özel, CHP&#8217;den ayrılarak yeni bir siyasi sayfa açtı.</p>
<p>Partinin Türk siyasetindeki geleceğini ise zaman gösterecek.</p>
<p><strong>Tarihin Ortak Mesajı</strong></p>
<p>Yaklaşık yüz yıllık siyasi tarih incelendiğinde CHP&#8217;den ayrılan hareketlerin ortak özellikleri dikkat çekmektedir.</p>
<p>&#8211; Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı.<br />
&#8211; Demokrat Parti iktidara geldi ancak darbeyle sona erdi.<br />
&#8211; Cumhuriyetçi Güven Partisi koalisyon ortağı oldu fakat kalıcı olamadı.<br />
&#8211; DSP zirveye çıktı, ardından geriledi.<br />
&#8211; Anadolu Partisi ve Memleket Partisi beklenen etkiyi oluşturamadı.<br />
&#8211; Yeni Parti ise tarihinin henüz başında bulunuyor.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>CHP&#8217;nin tarihi, aynı zamanda ayrılıkların tarihidir. Ancak bu ayrılıkların büyük kısmı, yeni ve kalıcı bir siyasi merkez oluşturmayı başaramamıştır.</p>
<p>Siyaset, yalnızca yeni bir parti kurma cesareti değil; toplumsal karşılık bulma, güçlü bir teşkilat oluşturma ve uzun yıllar ayakta kalabilme sanatıdır.</p>
<p>Özgür Özel&#8217;in liderliğindeki Yeni Parti&#8217;nin, CHP&#8217;den doğan önceki siyasi hareketlerin kaderini mi paylaşacağı, yoksa Türk siyasetinde kalıcı bir yer mi edineceği sorusunun cevabını ise yine millet ve zaman verecektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/chp-neden-surekli-bolunuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçek Ayrıntılarda Gizlidir</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/gercek-ayrintilarda-gizlidir/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/gercek-ayrintilarda-gizlidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmut Haldun Sönmezer]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 10:40:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Edep]]></category>
		<category><![CDATA[İrfan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18752</guid>

					<description><![CDATA[“Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol!”                                                              Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Aşağıdaki hâdiseyi, 2017’de kaybettiğimiz bir millet sevdalısı olan merhûm Ahmet Er Beyefendi’den dinlemiştim. Yıllar önce Ahmet Er, bir valiyle beraber Anadolu’da bir köyü ziyaret eder. Köyde birkaç saatliğine bir ailenin evine misafir olurlar. Ahmet Er, eve girerken ayakkabılarını çıkarır. Valiyse buna lüzum görmez. Misafirlik bitip evden ayrıldıktan sonra ise vali, Ahmet Er’e dönüp evin hanımıyla ilgili şöyle der: “Yahu Ahmet Bey! Sohbet esnasında köylü kadın dikkatle sizi dinliyordu, yani kulağı sizdeydi. Ama bakışları da hep benim ayaklarımdaydı. Neden ayaklarıma bakıyordu, anlayamadım.” O gün Ahmet Er Bey, bahsi kapatırken mükedder bir ruh hâli içinde derin bir “ah” çekmiş ve akabinde de şöyle demişti: “İşte biz bunu başaramadık. Bir Anadolu kadını niçin valinin ayaklarına bakar, onu bilen valilere sahip olamadık.”* Evet, ne yazık ki valinin iz’an ve irfanı(!) kadının bakışlarındaki mânâyı sökmeye yetmemiştir. O yüzden de anlam veremediği bu durum karşısında şaşkındır. Böyle bir şahıs belki devletin valisi olabilir ama asla devlet adamı olamaz. Zîrâ millet adamı olmadan devlet adamı olunmaz. Ayrıca mesuliyetini taşıdığı insanların hissiyatına bu denli yabancı bir şahsın onların derdiyle hemhal olması da beklenemez. Kılıçdaroğlu’nun ayakkabılarıyla seccâde üzerinde verdiği poz kamuoyunun gündemine oturdu. Hayli tartışıldı ve daha &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-right"><strong><em>“</em></strong><em>Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol!</em><strong><em>”</em></strong><br>                                                              <em>Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî</em></p>



<p>Aşağıdaki hâdiseyi, 2017’de kaybettiğimiz bir millet sevdalısı olan merhûm Ahmet Er Beyefendi’den dinlemiştim.</p>



<p>Yıllar önce Ahmet Er, bir valiyle beraber Anadolu’da bir köyü ziyaret eder. Köyde birkaç saatliğine bir ailenin evine misafir olurlar. Ahmet Er, eve girerken ayakkabılarını çıkarır. Valiyse buna lüzum görmez. Misafirlik bitip evden ayrıldıktan sonra ise vali, Ahmet Er’e dönüp evin hanımıyla ilgili şöyle der: “Yahu Ahmet Bey! Sohbet esnasında köylü kadın dikkatle sizi dinliyordu, yani kulağı sizdeydi. Ama bakışları da hep benim ayaklarımdaydı. Neden ayaklarıma bakıyordu, anlayamadım.” O gün Ahmet Er Bey, bahsi kapatırken mükedder bir ruh hâli içinde derin bir “ah” çekmiş ve akabinde de şöyle demişti: “İşte biz bunu başaramadık. Bir Anadolu kadını niçin valinin ayaklarına bakar, onu bilen valilere sahip olamadık.”*</p>



<p>Evet, ne yazık ki valinin iz’an ve irfanı(!) kadının bakışlarındaki mânâyı sökmeye yetmemiştir. O yüzden de anlam veremediği bu durum karşısında şaşkındır. Böyle bir şahıs belki devletin valisi olabilir ama asla devlet adamı olamaz. Zîrâ millet adamı olmadan devlet adamı olunmaz. Ayrıca mesuliyetini taşıdığı insanların hissiyatına bu denli yabancı bir şahsın onların derdiyle hemhal olması da beklenemez.</p>



<p>Kılıçdaroğlu’nun ayakkabılarıyla seccâde üzerinde verdiği poz kamuoyunun gündemine oturdu. Hayli tartışıldı ve daha da tartışılacağa benzer. Bu davranışın arkasında bir sûiniyet aramaksa yanlış olur. Zîrâ kasıtlı bir durum yok ortada. Tamamıyla dikkatsizliğin eseri. Fakat şunu da ifade edelim ki, dikkatsizlik olarak tanımladığımız bu durum, büyük bir resmin yalnızca küçük bir parçası. Ayrıca tartışılması gereken de kesinlikle Kılıçdaroğlu değil. Kendisinin de mensubu olduğu milletin hissiyatına yabancı sakim bir zihniyetin masaya yatırılması gerekiyor. Tartışma onun üzerinden yürürse, işte ancak o zaman büyük resmi görme imkânına kavuşuruz.</p>



<p>Bana göre köylünün evine sellemehüsselâm giren vali portresiyle, sayın cumhurbaşkanı adayımızın seccâde üzerindeki pozu arasında bir fark yok. Her ikisinin de kaynağında yabancılaşma var. Özüne, içinden çıktığı topluma yabancı olma hâli. Kültürünün mukaddeslerinden habersiz yaşama, ısrarla onlardan uzak durma psikolojisi. İşte burada asıl tartışılması gereken de o.</p>



<p>Bazı CHP yanlısı kalemler, konunun çok büyütüldüğünü, ortada bir art niyet olmadığını, ayrıca özür de dilendiğini, kısacası artık bu mes’elenin kapanması gerektiğini söylüyorlar. Fakat konu bir türlü kapanmıyor. Neden mi? Çünkü mes’ele yalnızca seccâdenin üzerine ayakkabıyla basmaktan ibaret değil de ondan.</p>



<p>O fotoğraf karesi, bir kez daha bu zihniyetin dinî konular karşısındaki kayıtsızlığını ortaya koydu. Hissizlik ve duyarsızlığını belgeledi. Ve tabiî cehaletini de… Hem de cumhurbaşkanı adayının kısa bir süre önce muhafazakâr çevrelere yönelik olarak yaptığı barışma-helâlleşme çağrılarına rağmen…</p>



<p>Psikolojide “algıda seçicilik” denilen bir kavram var. Kişi neye önem veriyorsa, hangi değer duygu ve düşünce dünyasında yer etmişse, algıları da ona göre şekillenir. Dikkat ve ilgi alanına girenleri görür, girmeyenleri ise pas geçer. Hattâ çoğu zaman farkına bile varmaz.</p>



<p>Algılarınız milletin değerlerine karşı kapalıysa, pot üstüne pot kırarsınız. O zaman helâlleşme çağrınız da havada kalır. Bu zihniyetin en büyük handikabı, milletin değerleriyle barışık olmaması. Barışamamasının altında yatan sebepse onları kendisine yakıştıramaması. Varlığı açısından bir zül olarak görmesi. İkrâh edercesine uzak durmaya çalışması. Bir şeye karşı alerjiniz varsa, onunla nasıl barışırsınız? Tam aksine uzak durmaya çalışırsınız. Eğer gerçekten barışmak istiyorsanız, öncelikle iç dünyanızda ona karşı beslediğiniz menfî duyguyu yenmek zorundasınız. Nitekim zaman zaman bu zihniyet sahiplerinin ağzından dökülen “Bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam, benim oyum çobanın oyuyla bir olur mu?” türünden hezeyanlar, bu hakikati bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermiyor mu? Bir zamanlar bir CHP ideoloğunun söylediği “İslâmiyet denince aklıma çorap kokusu gelir.” sözü ne yazık ki bu yapı içinde hâlâ yaşamaya devam ediyor.</p>



<p>Milletvekili olduğu dönemde mecliste diyanet bütçesi görüşülürken CHP’li vekil arkadaşlarına bu bapta konuşulacak başka hususlar da olduğunu, onların da müzâkere edilmesi gerektiğini söyleyen İlâhiyatçı Yaşar Nuri Öztürk’e bu zihniyet sahiplerinin verdiği cevap şu olur: “Biz laik adamız, böyle din-min mes’eleleriyle uğraşmayız. Laikler bunlarla uğraşmaz. Biz gidelim rakı içmeye.”</p>



<p>Yaşar Nuri Öztürk gibi kişisel özellikleri itibarıyla seküler kesimlere hayli yakın, o kesimlerin de âdeta kendisinden gördüğü bir isim dahi bu yapı içerisinde bunalmış, içine girdiği o lâdînî anlayışı makul bir zemine çekemeyeceğini görmüştür. Nihayetinde de bu kesimin dine karşı olan lâkaydîsi karşısında yanardağ gibi infilâk etmiştir.</p>



<p>Evet, algılarınız neye dönükse onu fark edersiniz. Meclis başkanı olduğu dönemde İsmail Kahraman, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı bir konuşmada Atatürk’ten bahsetmeyince, CHP sıralarında kızılca kıyamet kopmuş, milletvekillerinin her biri ateş topuna dönmüştü. Çünkü dikkatleri ona dönüktü. Fakat bu zihniyetin, Atatürk ve sözde laikliğe akortlu dikkati, hiçbir zaman için milletin mukaddeslerine dönük olmadı. Çünkü duygu dünyalarında ona yer yoktu.</p>



<p>Ne kadar dine yakın görünmeye çalışırsanız çalışın, yol kazasına uğramaktan kurtulamazsınız. Bunun için camiye gitseniz, dergâha yüz sürseniz, ellerinizi semaya açıp iftar sofralarında dua ve niyâzda bulunsanız bile, detay gibi görülebilecek bir mes’elede sergilediğiniz duyarsızlık sizi hemen ele verir. Yani ansızın takke düşer, kel görünür. Çünkü gerçek çoğu zaman ayrıntılarda gizlidir. Sizin dikkatinizse arka planınız zayıf olduğundan, onları kuşatmaya yetmez.</p>



<p>“Evelallah, bu konuları biz de biliriz.” demeye çalışırken o dünyaya ne kadar yabancı olduklarının tescilidir bu. İslâm kültüründen, cemiyetin referanslarından, yaşanan İslâmî hayattan ne denli uzak olduklarının fotoğrafıdır. Kelimenin tam anlamıyla bir yabancılaşma örneğidir. Pratiklerinin olmaması bir yana, ne yazık ki teoriden de habersizler. Zihinlerinde o âleme ilişkin bir anlam dünyası yok. O yüzden de nerede, nasıl davranılacağını bilmiyorlar.</p>



<p>CHP’yi kuran irade ile onların muakkıbı olan bugünkü elit(!) kadro arasındaki temel fark da burada ortaya çıkıyor: Geçmiştekiler bilir ama yaşamazlardı. Bugünküler ise bilmediklerini yaşamaya çalışıyor.</p>



<p>Bu zihniyete mensup elitlerin kahir ekseriyeti aynı hastalığa giriftar. Problem kesinlikle bilip de yaşamamaktan kaynaklanmıyor. Keşke öyle olsaydı. Çünkü yaşamayan değil, bilmeyen insan bu kadar basiretsiz olur. Gaf üstüne gaf yapmalarının sebebi de o zaten. Çünkü bilmeye, öğrenmeye istekli değiller. Ayrıca hiçbir zaman için de olmadılar.</p>



<p>Uzun yıllar önce bu zihniyetin sözcüsü mevkiindeki bir gazeteci eskisinin İsmet Paşa’yı dindar göstermek için söylediği; “İsmet Paşa aslında çok dindar biri idi. Laiklik açısından hassas olduğu ve dini gösteriş vesilesi yapmamak için kendileri Cuma namazını evinde gizlice ve yalnız başına kılardı.” lakırdısıyla yine bu zihniyete mensup olan günümüz siyasî figürlerinden birinin miting meydanında sarf ettiği; “Ben beş vakit namaz kılıyor falan değilim ama her gün Allah’a şükür on beş yaşından beri Cuma namazı kılıyorum.” herzesi dünden bugüne bu yapı içinde hiçbir şeyin değişmediğini gösteriyor.</p>



<p>Camiye gitme alışkanlığı olmayan, namaz kılmayan bir adam dahi cenaze geçerken ayağa kalkar. İçinden çıktığı sosyal dokuyu tanır ve nasıl davranacağını bilir. Bu zihniyetse bu konularda tepeden tırnağa cahil. O yüzden de hiç durmadan toplumun sinir uçlarına dokunuyor.</p>



<p>Bu çukurdan çıkabilmekse sanıldığı kadar kolay değil. Format atmak gerekiyor. Tabiî öncesinde ise esaslı bir mıntıka temizliğine ihtiyaç var. Zîrâ onu yapmadan format atamazsınız. Onu yapabilmekse oldukça zor. Kemalizm, laiklik, irticâ gibi içini dolduramadıkları, kendilerinin bile mânâsından habersiz oldukları bir yığın defoyu temizlemek hiç de kolay değil.</p>



<p>Eğer milletle gerçekten barışmak istiyorsanız evvelemirde onun hissiyatına derin bir vukufunuzun olması gerekir. Ondan sonra da Hak huzurunda kozmik bir tövbe yapıp kendinizi yeniden inşâ etmek zorundasınız. Şayet bunları yapmadan milletle helâlleşebileceğinize inanıyorsanız, bilin ki bu çok büyük bir yanılgıdır.</p>



<p>Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi seccâde üzerinde verilen poz, büyük bir resmin küçük fakat anlamlı bir parçası. Eğer bu zihniyetin bugüne kadar olan sabıka kaydı yalnızca ondan ibaret olsaydı, kimse bundan dolayı yargılanmazdı. Ama kazın ayağı öyle değil.&nbsp;</p>



<p>Bugün bu güruhun yapmaya çalıştığı ise kendisini ait hissetmediği bir dünyayı taklit etmeye çalışmak. Hâlbuki taklidin bile başarılı olması, kişinin taklit etmeye çalıştığı varlığa benzemeyi gerçekten istiyor olmasına bağlı. Bu zihniyetse bugüne kadar beğenmediği, kerih gördüğü ve hattâ bir zamanlar baskı ve cebir yoluyla kendisine benzetmeye çalıştığı bir kesime benzemeye çalışıyor. Hem de ne için? Oy uğruna…&nbsp;</p>



<p>Devlet tiyatrolarının belirli dönemlerde sahnelediği mevsimlik oyunlar vardır. Birkaç ay süren bir temsilden sonra oyun sahneden kaldırılır. Bu benzeme gayretinin de mevsimlik bir parodiden hiçbir farkı yok. Yani seçim sonrası yine eski tas eski hamam…&nbsp;</p>



<p>Fukaralık yalnızca maddî konulara has bir kavram değil. İnsanoğlu tavır ve davranış itibarıyla da fukara olabilir. Kendi kültürünün mukaddesleri önünde ise bu kadrolar fazlasıyla fukaradır. Millî-manevî mukaddeslerin şekillendirdiği şahsiyet tipi karşısında ise sadece bir zavallıdır.</p>



<p>Ey milletin değerleriyle kavgalı zihniyet; ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol! Ama üzerine oturmayan bir kıyafeti sakın giymeye kalkma. Çünkü üzerinde eğreti duran o kıyafetle olsan olsan ancak bir mizah ögesi olursun.</p>



<p>Şu da çok iyi bilinsin ki bu aziz millet, içinde art niyet barındırmasa, tümüyle cehaletin eseri dahi olsa, ayakkabılarıyla seccâdenin üzerine basan bir zihniyeti kesinlikle kendisine baş yapmayacaktır.</p>



<p>* Ahmet Er Bey’i ilk defa 5 Kasım 1995 günü Kütahya Kültür Sarayında gerçekleşen Büyük Birlik Partisi Kongresi’nde dinledim. Vali ile ilgili anekdotu da o gün kendisinden işittim. Rahmeten vasia…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/gercek-ayrintilarda-gizlidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Proje İttifak’ın SADAT’a Saldırısı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/proje-ittifakin-sadata-saldirisi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/proje-ittifakin-sadata-saldirisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 May 2022 08:15:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[İftira]]></category>
		<category><![CDATA[SADAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18271</guid>

					<description><![CDATA[Şu SADAT meselesi iyice kabak tadı verdi. Muhalefetin 2023 seçimlerine yönelik kirli tezgâhlarından biri olduğu gayet net bir şekilde anlaşılıyor. CHP&#8217;nin tavrı anlaşılabilir. Çünkü bir kurum veya kuruluşun sahipleri çalışanları yöneticileri eğer dindarsa CHP peşinen ona karşıdır. SADAT kurucusu generalin ve yöneticilerinin dindar olmaları muhalefet etmek için yeterlidir. Çünkü kendileri gibi düşünmeyen ve kendilerini desteklemeyen herkes gibi kendilerini desteklemeyen tüm dindarlar da tehlikelidir! Yaşar Nuri&#160;hocanın tanımıyla üzerinde&#160;Kuran dışılık din dışılık örtüsü bulunan bir yönetim anlayışı. Hele bir de bir yerlerden bu oluşum hakkında hükümet aleyhine kullanılmak üzere&#160;sufle verilmişse&#160;iş tamamdır. Araştırmaya incelemeye gerek yok hemen saldırırlar. Öyle de yaptılar, ellerindeki&#160;delillerle yargıya gitmek yerine&#160;kalkıp mafyavari bir yöntemle SADAT&#8217;ı basmaya teşebbüs ettiler. Çünkü ellerinde hiçbir delil yok. Tamamen kamuoyu oluşturmaya yönelik&#160;sansasyonel bir hareket. Tamam da, tabanının büyük çoğunluğu muhafazakar olan kendisi de muhafazakar geçinen ve&#160;Hz. Ömer&#8217;in yolunu&#160;tutacağını söyleyen İYİ Parti&#8217;nin bu konuya tekrar balıklama atlamasına ne demeli?! Bu konuyu 4 sene önce gündeme taşıyan&#160;Meral Akşener&#160;hanımdı.&#160;02 Ocak 2018&#160;tarihinde&#160;Sözcü&#160;gazetesi Akşener&#8217;in ağzından, &#8220;Silahlı eğitim kampları mı kuruldu?&#8221;&#160;manşetiyle bir haber yayınladı;&#160;Tokat ve Konya&#8217;da&#160;SADAT&#8217;ın silahlı eğitim kampları kurduğunu iddia etti. Bunun üzerine&#160;Ankara Cumhuriyet Savcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu 2018/2715 numara ile soruşturma açtı! Haberi yapan&#160;G. Saygı Öztürk&#8217;ün&#160;ifadesine başvurdu. Öztürk, Akşener&#8217;in sözlerini haber yaptığını söyledi. Bunun üzerine savcılık Akşener&#8217;i ifadeye çağırdı, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Şu <strong>SADAT</strong> meselesi iyice kabak tadı verdi. Muhalefetin 2023 seçimlerine yönelik kirli tezgâhlarından biri olduğu gayet net bir şekilde anlaşılıyor.</p>



<p>CHP&#8217;nin tavrı anlaşılabilir. Çünkü bir kurum veya kuruluşun sahipleri çalışanları yöneticileri eğer dindarsa CHP peşinen ona karşıdır.</p>



<p>SADAT kurucusu generalin ve yöneticilerinin dindar olmaları muhalefet etmek için yeterlidir.</p>



<p>Çünkü kendileri gibi düşünmeyen ve kendilerini desteklemeyen herkes gibi kendilerini desteklemeyen tüm dindarlar da tehlikelidir!</p>



<p><strong>Yaşar Nuri</strong>&nbsp;hocanın tanımıyla üzerinde&nbsp;<strong>Kuran dışılık din dışılık örtüsü bulunan bir yönetim anlayışı.</strong></p>



<p>Hele bir de bir yerlerden bu oluşum hakkında hükümet aleyhine kullanılmak üzere&nbsp;<strong>sufle verilmişse&nbsp;</strong>iş tamamdır. Araştırmaya incelemeye gerek yok hemen saldırırlar.</p>



<p>Öyle de yaptılar, ellerindeki&nbsp;<strong>delillerle yargıya gitmek yerine</strong>&nbsp;kalkıp mafyavari bir yöntemle SADAT&#8217;ı basmaya teşebbüs ettiler.</p>



<p>Çünkü ellerinde hiçbir delil yok.</p>



<p>Tamamen kamuoyu oluşturmaya yönelik&nbsp;<strong>sansasyonel bir hareket.</strong></p>



<p>Tamam da, tabanının büyük çoğunluğu muhafazakar olan kendisi de muhafazakar geçinen ve&nbsp;<strong>Hz. Ömer&#8217;in yolunu</strong>&nbsp;tutacağını söyleyen İYİ Parti&#8217;nin bu konuya tekrar balıklama atlamasına ne demeli?!</p>



<p>Bu konuyu 4 sene önce gündeme taşıyan&nbsp;<strong>Meral Akşener</strong>&nbsp;hanımdı.&nbsp;<strong>02 Ocak 2018</strong>&nbsp;tarihinde&nbsp;<strong>Sözcü</strong>&nbsp;gazetesi Akşener&#8217;in ağzından, &#8220;<strong>Silahlı eğitim kampları mı kuruldu?&#8221;</strong>&nbsp;manşetiyle bir haber yayınladı;&nbsp;<strong>Tokat ve Konya&#8217;da</strong>&nbsp;SADAT&#8217;ın silahlı eğitim kampları kurduğunu iddia etti.</p>



<p>Bunun üzerine&nbsp;<strong>Ankara Cumhuriyet Savcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu 2018/2715 numara ile soruşturma açtı!</strong></p>



<p>Haberi yapan&nbsp;<strong>G. Saygı Öztürk&#8217;ün</strong>&nbsp;ifadesine başvurdu. Öztürk, Akşener&#8217;in sözlerini haber yaptığını söyledi.</p>



<p>Bunun üzerine savcılık Akşener&#8217;i ifadeye çağırdı, Akşener de özetle, kendisinin eski bir içişleri bakanı olduğunu ve bazı bürokratların bazı bilgileri kendisiyle paylaştığını, sosyal medyada bazı silahlı grupların resimlerini gördüğünü ama&nbsp;<strong>elinde somut bir delil bulunmadığını</strong>&nbsp;konunun önemine binaen bu<strong>&nbsp;duyumları</strong>&nbsp;saygı Öztürk ile paylaştığını söyledi.</p>



<p>Savcılık bunun üzerine hem Emniyet Genel Müdürlüğü&#8217;ne hem de Tokat ve Konya başsavcılıklarına konunun araştırılması için talimat yazdı.</p>



<p><strong>Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı&#8217;ndan</strong>, Tokat ve Konya cumhuriyet savcılıklarından her hangi bir kampla ilgili bilgi ve delil bulunmadığını içeren cevaplar geldi.</p>



<p>Ankara Cumhuriyet Savcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, konuyla ilgili dava açmayı gerektirir&nbsp;<strong>suç, şüphe ve delil bulunmadığından 30 Nisan 2018 tarihinde 2018/51369 nolu karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="700" height="434" src="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2022/05/sadat.jpg" alt="https://imgz.star.com.tr/imgsdisk/2022/05/22/whatsapp-image-2022-05-21-at-17-22052022375546be.jpg" class="wp-image-18272" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2022/05/sadat.jpg 700w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2022/05/sadat-300x186.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></figure>



<p>Durum böyleyken evvelki gün Meral hanım bir başka gazeteciye&nbsp;<strong>&#8220;SADAT&#8217;ın Türkiye sınırları içerisinde silahlı eğitim kamplarına ait fotoğraflarını gördüm. Fotoğraflar Konya ve Tokat&#8217;ta var olan kamplara dairdi&#8221;&nbsp;</strong>diye açıklama yapmaz mı?</p>



<p>Üstüne üstlük<strong>&nbsp;&#8216;Benim fotoğraflarını gördüğüm kamplar kapandı.</strong>&#8216;&nbsp;<em>(20 Mayıs 2022, Cumhuriyet)</em>diyerek akıllara durgunluk veren bir cümle kurdu.</p>



<p>Savcıya elimde somut delil yok diyeceksin sonra da olmayan kampların kapandığını söyleyerek CHP&#8217;nin baskınına destek vereceksin!</p>



<p>Takdir kamuoyunun.</p>



<p>CHP ve İYİ Parti&#8217;nin bir projede ortak oldukları artık su götürmez bir gerçektir.</p>



<p><strong>Milli olmayan</strong>&nbsp;bu projelerini de&nbsp;<strong>okyanus ötesinden yazılan</strong>&nbsp;hayali senaryolarla besleyip toplumu ajite etmektedirler.</p>



<p>Ben SADAT&#8217;ın avukatı değilim varsa kanuna aykırı halleri yargı orada. Hukuka aykırı hiçbir şeyi savunmam.</p>



<p>Ama oyun 2023 seçimlerine yönelik çirkin ve ucu içerde olmayan bir kurgu olarak görüldüğü için tekrar bu konuya değinme ihtiyacı hissettim.</p>



<p>Türkiye NATO&#8217;da önemli bir mücadele verirken; teröre destek olan iki ülkenin katılımına karşı tavır koymuşken ve bütün dünya bu konuyu konuşurken CHP ve küçük ortağının ve altılı masanın bu milli meselede tek kelime etmeyip SADAT üzerinden algı yapmaya çalışmalarını toplumun görmesi lazım.</p>



<p>Proje adamlar, proje ittifak!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/proje-ittifakin-sadata-saldirisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;den Rehber Olursa…</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/chpden-rehber-olursa/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/chpden-rehber-olursa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Feb 2022 12:54:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18124</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi siyasette örnek veya ölçüye dönüşürse, Ak Parti başta olmak üzere diğer muhafazakar partiler için başarı kriteri iyice düşer, hedef basitleşir ve siyaset sıradanlaşır…Hizmet yarışında hedef çıtası iyice azalır.. Ne yazık ki son zamanlarda öyle de oldu! CHP&#8217;den müttefik hiç olmaz… Yuvarlak masa toplantıları bu yönüyle sorunludur. İlle de CHP ile aynı masaya oturulacak ise,masa mutlaka köşeli olmalı ve oturanlar da yan yana değil karşı karşıya olmalıdırlar. Tarih bize bunu söyler. CHP örnek alınırsa, bu durumda ülke yönetmek; insana değer vermek ve ona yatırım yapmaktan çıkar daha çok yol, köprü, hastane ve postane… yapımına dönüşür…Yazık ki öyle de oldu. Böyle olursa, Ak Parti&#8217;nin iki hizmeti, CHP&#8217;nin bir hizmetinden fazla ve yeterli olur veya CHP&#8217;nin iki hatası Ak Parti&#8217;nin bir hata yapma ruhsatı haline gelir . Oysa Ak Parti için hizmette sınır yoktu… Böyle durumlarda CHP&#8217;den bir fazla tuğla koymak, asfalt dökmek veya çiçek dikmek başarı, CHP&#8217;den bir eksik hata yapmak da takdire şayan bir sonuç olarak görülmeye başlandı…Vahim hatadır bu! Adalet, bir kişi için olsa bile gereklidir hükmünden, sayıların ve rakamların CHP&#8217;ye göre daha az veya daha fazla kişi olmasına göre ayarlanır hale gelmesi sorun değil midir? Oysa hak ve hukuk ihlallerinde bir kişi ile binlerce kişi arasında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Cumhuriyet Halk Partisi siyasette örnek veya ölçüye dönüşürse, Ak Parti başta olmak üzere diğer muhafazakar partiler için başarı kriteri iyice düşer, hedef basitleşir ve siyaset sıradanlaşır…Hizmet yarışında hedef çıtası iyice azalır.. Ne yazık ki son zamanlarda öyle de oldu!</p>



<p>CHP&#8217;den müttefik hiç olmaz… Yuvarlak masa toplantıları bu yönüyle sorunludur. İlle de CHP ile aynı masaya oturulacak ise,masa mutlaka köşeli olmalı ve oturanlar da yan yana değil karşı karşıya olmalıdırlar. Tarih bize bunu söyler.</p>



<p>CHP örnek alınırsa, bu durumda ülke yönetmek; insana değer vermek ve ona yatırım yapmaktan çıkar daha çok yol, köprü, hastane ve postane… yapımına dönüşür…Yazık ki öyle de oldu.</p>



<p>Böyle olursa, Ak Parti&#8217;nin iki hizmeti, CHP&#8217;nin bir hizmetinden fazla ve yeterli olur veya CHP&#8217;nin iki hatası Ak Parti&#8217;nin bir hata yapma ruhsatı haline gelir . Oysa Ak Parti için hizmette sınır yoktu…</p>



<p>Böyle durumlarda CHP&#8217;den bir fazla tuğla koymak, asfalt dökmek veya çiçek dikmek başarı, CHP&#8217;den bir eksik hata yapmak da takdire şayan bir sonuç olarak görülmeye başlandı…Vahim hatadır bu!</p>



<p>Adalet, bir kişi için olsa bile gereklidir hükmünden, sayıların ve rakamların CHP&#8217;ye göre daha az veya daha fazla kişi olmasına göre ayarlanır hale gelmesi sorun değil midir? Oysa hak ve hukuk ihlallerinde bir kişi ile binlerce kişi arasında hiçbir fark yoktur. CHP&#8217;nin haksız yere binlerce kişiyi işten atması, Ak parti&#8217;ye yüzlerce kişiyi haksız ve hukuksuz biçimde işten atma ruhsatı vermez.</p>



<p>Ak Parti&#8217;nin, bir kişinin birkaç devlet kurumunda görev alarak maaş almasının doğru olmadığını kabullenmesi yerine, CHP&#8217;nin içinden bazı isimler vererek aynı hatayı yapmasından kendine ruhsat çıkarmaya çalışması kabul edilebilir değildir. Hani, sui misal emsal olmayacaktı.</p>



<p>Ak Parti&#8217;nin CHP&#8217;ye benzemeye çalışması son günlerin en büyük sorunu halini almıştır. Bu ve benzeri örnekler o kadar çoğaldı ki!</p>



<p>Oysa Ak Parti&#8217;nin rakibi, yine kendisiydi…Ak Parti&#8217;ydi! Öyle kalmalıydı…</p>



<p>Ak Parti başarı çıtasını CHP&#8217;ye indirgeyince bu durum CHP&#8217;nin işini de ciddi anlamda kolaylaştırmıştır. Yarından tezi yok! Ak Parti&#8217;nin doğrularında veya yanlışlarında CHP&#8217;yi bir fazla veya bir eksik olma yönüyle ölçü alma hastalığından derhal kurtulmalı ve yeniden kendi olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/chpden-rehber-olursa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Helalleşme ile Hesaplaşma</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/helallesme-ile-hesaplasma/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/helallesme-ile-hesaplasma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 08:50:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17966</guid>

					<description><![CDATA[CHP’nin muhtemel Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na bakar mısın! Yönetme ilkelerinden ilkini ortaya koydu. Şayet birilerinden alacağı varsa hesabını sorup tahsilini yapacak, şayet birilerine borcu varsa da bedelini ödemeden “hakkını helal et, bana oyunu ver “ diyerek helalleşecek. Gülünç! Böylelikle de Saadet lideri Temel Karamollaoğlu’nun “babayiğit”ine dönüşecek… Bugün İstanbul Belediye Meclisinde bir tartışma vardı. Değişmeyen ve geçmişte yaptıklarından hiç pişmanlık duymayan gerçek CHP&#8217; yi anlatan… Üniversitelerde genç kızlara başörtüsü zulmünü yapan kul hakkına giren, zulmeden, inciten, madden ve manen zarar veren Türkan Saylan’ın adını CHP sokaklara verip yaşatmak istiyormuş. Ak Parti de engelliyormuş… Kılıçdaroğlu ise, onun yaptıklarından ötürü oluşan kul haklarından ötürü genç kızlardan helallik istiyor. Midem bulanıyor…Hangi büyük yanlış yaptık da bugün bu tiyatrolara maruz kalıyoruz acaba! Hangisi CHP? Kılçdaroğlu’nun helallik istediği CHP’mi, yoksa Türkan Saylan’ın adını sokaklara vermek isteyenler mi? Bu olayın yaşanması geleceğe ışık tutması bakımından çok isabetli oldu…&#8221;CHP fırsat bulunca ne yapar ?&#8221; sorusuna cevap oldu? Demek ki CHP, imkansız olsa da hakkımızı helal etsek bile , Türkan Saylan, Kemal Gürüz, Çevik Bir ve Kemal Alemdaroğlu gibi 28 şubat zalimlerinin adlarını verdiği caddelerden bizleri yürütecek öyle mi? Kılıçdaroğlu ve CHP’sinden, helalleşme konusunda samimi olup olmadıklarını anlayabilmemiz için, geçmişte milletimize kim zulmetmişse, önce onların isimlerini bir afişe yazmalı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>CHP’nin muhtemel Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na bakar mısın! Yönetme ilkelerinden ilkini ortaya koydu. Şayet birilerinden alacağı varsa hesabını sorup tahsilini yapacak, şayet birilerine borcu varsa da bedelini ödemeden “hakkını helal et, bana oyunu ver “ diyerek helalleşecek. Gülünç! Böylelikle de Saadet lideri Temel Karamollaoğlu’nun “babayiğit”ine dönüşecek…</p>



<p>Bugün İstanbul Belediye Meclisinde bir tartışma vardı. Değişmeyen ve geçmişte yaptıklarından hiç pişmanlık duymayan gerçek CHP&#8217; yi anlatan…</p>



<p>Üniversitelerde genç kızlara başörtüsü zulmünü yapan kul hakkına giren, zulmeden, inciten, madden ve manen zarar veren Türkan Saylan’ın adını CHP sokaklara verip yaşatmak istiyormuş. Ak Parti de engelliyormuş… Kılıçdaroğlu ise, onun yaptıklarından ötürü oluşan kul haklarından ötürü genç kızlardan helallik istiyor. Midem bulanıyor…Hangi büyük yanlış yaptık da bugün bu tiyatrolara maruz kalıyoruz acaba!</p>



<p>Hangisi CHP? Kılçdaroğlu’nun helallik istediği CHP’mi, yoksa Türkan Saylan’ın adını sokaklara vermek isteyenler mi?</p>



<p>Bu olayın yaşanması geleceğe ışık tutması bakımından çok isabetli oldu…&#8221;CHP fırsat bulunca ne yapar ?&#8221; sorusuna cevap oldu? Demek ki CHP, imkansız olsa da hakkımızı helal etsek bile , Türkan Saylan, Kemal Gürüz, Çevik Bir ve Kemal Alemdaroğlu gibi 28 şubat zalimlerinin adlarını verdiği caddelerden bizleri yürütecek öyle mi?</p>



<p>Kılıçdaroğlu ve CHP’sinden, helalleşme konusunda samimi olup olmadıklarını anlayabilmemiz için, geçmişte milletimize kim zulmetmişse, önce onların isimlerini bir afişe yazmalı sonra da onları lanetlediklerine ilişkin notunu düşüp CHP Genel Merkezi’nin dışına asmalıdırlar. Türkan Saylan’ın sokaklara adı verilecek ne hizmeti vardır?</p>



<p>Demek ki Karamollaoğlu’nun babayiğidi Kılıçdaroğlu helalleşmeyi samimiyetinden değil de Ak Parti’nin gücünden koktuğundan söylüyor. Güç eline geçince de Türkan Saylan’lı sokaklarda bizleri terbiye edecekler…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/helallesme-ile-hesaplasma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kılıçdaroğlu’ndan Muhafazakarlara Zeytin Dalı</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglundan-muhafazakarlara-zeytin-dali/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglundan-muhafazakarlara-zeytin-dali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Nov 2021 12:10:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[helalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17911</guid>

					<description><![CDATA[Geçen sene &#8220;Helalleşme olayı sadece ve sadece insanları avutmak amacıyla (&#8230;) insanların inançları veya duygularını sömürmektir.&#8221; diyen CHP Genel Başkanı&#8217;ndan ezber bozan bir çıkış geldi. Günlerdir Türkiye onu tartışıyor. Kabul etmek gerekir ki&#160;Kılıçdaroğlu&#8217;nun&#160;ekibi iyi çalışıyor. Gündemi belirliyor olmaları başlı başına bir iletişim başarısıdır. Helalleşme çıkışı da günlerdir tartışılıyor. 1915 Çanakkale Köprüsü&#160;gibi dev bir projenin tamamlanıyor olması bile helalleşme tartışmalarının gölgesinde kaldı. Algı böyle bir şey. Helalleşeceği kesimleri sayarken büyük bir çelişki içinde olmasına rağmen,&#160;Yasin Börü&#160;gibi,&#160;Diyarbakır anneleri&#160;gibi PKK&#8217;yı rahatsız edecek kesimler bulunmamasına rağmen itiraf etmeliyiz ki&#160;cesur bir çıkıştı! CHP Genel Başkanı için gerçekten cesur bir çıkıştı. Çünkü başta kendi partisinin içinden homurdanmalar duyulmaya başladı. Homurtunun ötesinde açıkça itiraz sesleri yükseldi. Muhafazakâr kesime uzatılan bu zeytin dalı, alıcı bulur mu onu ilerde göreceğiz ancak bu çıkışın en önemli ayağınıninandırıcılık&#160;olduğunu hatırlatmak isterim. Neler olduğunu açıklamasa da&#160;partisinin derin yaralar açtığını itiraf&#160;etmesi bence fevkalade önemlidir. Daha da önemlisi derin yaralar açan sistemi temizlediğini açıklamasıdır! İşin garibi başta Baykal ekibi olmak üzere partisinden küstürdüklerinden hiç bahsetmiyor 2010&#8217;dan beri muhafazakâr kesime karşı söylemedik söz yapılmadık hakaret bırakmayan Kılıçdaroğlu&#8217;nun seçimlere 18 ay kala böyle bir çıkış yapması inandırıcılığına gölge düşürmektedir. Aslında benzer bir açılımı&#160;İsmet İnönü&#160;de yapmıştı. Muhafazakâr seçmeni kazanabilmek için ezber bozan çıkışlar yapmıştı. 1950 seçimlerini kaybetmemek için aynı CHP &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Geçen sene <strong>&#8220;Helalleşme olayı sadece ve sadece insanları avutmak amacıyla (&#8230;) insanların inançları veya duygularını sömürmektir.&#8221; </strong>diyen CHP Genel Başkanı&#8217;ndan ezber bozan bir çıkış geldi. Günlerdir Türkiye onu tartışıyor.</p>



<p>Kabul etmek gerekir ki<strong>&nbsp;Kılıçdaroğlu&#8217;nun</strong>&nbsp;ekibi iyi çalışıyor.</p>



<p>Gündemi belirliyor olmaları başlı başına bir iletişim başarısıdır.</p>



<p>Helalleşme çıkışı da günlerdir tartışılıyor.</p>



<p><strong>1915 Çanakkale Köprüsü</strong>&nbsp;gibi dev bir projenin tamamlanıyor olması bile helalleşme tartışmalarının gölgesinde kaldı.</p>



<p>Algı böyle bir şey.</p>



<p>Helalleşeceği kesimleri sayarken büyük bir çelişki içinde olmasına rağmen,&nbsp;<strong>Yasin Börü</strong>&nbsp;gibi,&nbsp;<strong>Diyarbakır anneleri</strong>&nbsp;gibi PKK&#8217;yı rahatsız edecek kesimler bulunmamasına rağmen itiraf etmeliyiz ki&nbsp;<strong>cesur bir çıkıştı!</strong></p>



<p>CHP Genel Başkanı için gerçekten cesur bir çıkıştı. Çünkü başta kendi partisinin içinden homurdanmalar duyulmaya başladı. Homurtunun ötesinde açıkça itiraz sesleri yükseldi.</p>



<p>Muhafazakâr kesime uzatılan bu zeytin dalı, alıcı bulur mu onu ilerde göreceğiz ancak bu çıkışın en önemli ayağının<strong>inandırıcılık&nbsp;</strong>olduğunu hatırlatmak isterim.</p>



<p>Neler olduğunu açıklamasa da&nbsp;<strong>partisinin derin yaralar açtığını itiraf</strong>&nbsp;etmesi bence fevkalade önemlidir. Daha da önemlisi derin yaralar açan sistemi temizlediğini açıklamasıdır!</p>



<p>İşin garibi başta Baykal ekibi olmak üzere partisinden küstürdüklerinden hiç bahsetmiyor</p>



<p>2010&#8217;dan beri muhafazakâr kesime karşı söylemedik söz yapılmadık hakaret bırakmayan Kılıçdaroğlu&#8217;nun seçimlere 18 ay kala böyle bir çıkış yapması inandırıcılığına gölge düşürmektedir.</p>



<p>Aslında benzer bir açılımı&nbsp;<strong>İsmet İnönü</strong>&nbsp;de yapmıştı. Muhafazakâr seçmeni kazanabilmek için ezber bozan çıkışlar yapmıştı.</p>



<p>1950 seçimlerini kaybetmemek için aynı CHP 15 Ocak 1949&#8217;da İstanbul ve Ankara&#8217;da olmak üzere&nbsp;<strong>İmam-Hatip Kursu</strong>&nbsp;adıyla on aylık bir öğretim kurumu açmıştı.</p>



<p><strong>4 Haziran 1949</strong>&nbsp;tarihinde Ankara Üniversitesi&#8217;ne bağlı İlâhiyat Fakültesi kurulmuş, fakülte&nbsp;<strong>21 Kasım 1949&#8217;da</strong>&nbsp;öğretime başlamıştı.</p>



<p>Ayrıca muhafazakâr tabanın tepkisini dindirmek için 1950 seçimlerinden önce Mart ayında Polatlı&#8217;da yaptığı seçim konuşmasında&nbsp;<strong>CHP&#8217;nin altı okunu anayasadan çıkartabileceklerini</strong>&nbsp;ilan etmişti.</p>



<p>Ancak millet bunların hiçbirine kanmamış ve CHP&#8217;yi sandığa gömmüştü.</p>



<p>Aynı şeyi şimdi Kılıçdaroğlu yapıyor.</p>



<p>Düne kadar&nbsp;<strong>Gezi</strong>&#8216;ye destek veren, başörtüsü yasağını kaldıran kanunu&nbsp;<strong>AYM&#8217;ye götüren</strong>,&nbsp;<strong>Ayasofya&#8217;</strong>nın ibadete açılışına itiraz eden,&nbsp;<strong>Taksim</strong>&#8216;e cami yapılmasına karşı çıkan, PKK ile mücadele amaçlı<strong>&nbsp;tezkereye hayır&nbsp;</strong>diyen, HDP ile gizli ortaklık kuran ve FETÖ&#8217;ye kol kanat geren CHP&#8217;nin helalleşme açılımına millet ne kadar destek verecek göreceğiz.</p>



<p>Ancak öyle anlaşılıyor ki birileri(!) Kılıçdaroğlu&#8217;nu ikna etmiş ve ona güçlü bir destek vermişler ki çok iştahlı görünüyor.</p>



<p>Planları tutar mı bilmem ama bana göre&nbsp;<strong>Kılıçdaroğlu&#8217;nu ciddi biçimde hazırlıyorlar</strong>&nbsp;ve profesyonelce adımlar atıyorlar!</p>



<p>Helalleşme çıkışı da seçimlere yönelik geçici&nbsp;<strong>taktik&nbsp;</strong>olarak o hazırlığın tezahürü gibi duruyor.</p>



<p>Çünkü helalleşmeye inanmayan biri varsa o da bizzat Kılıçdaroğlu&#8217;nun kendisidir.</p>



<p>Çünkü geçen sene Mayıs ayında Başkan Erdoğan esnaftan helallik dilerken,&nbsp;<strong>&#8220;Bırak kardeşim sen helalleşmeyi!.. Neyin helalleşmesi?.. Helalleşme olayı sadece ve sadece insanları avutmak amacıyla veya insanların inançları veya duygularını sömürmek amacıyla&#8230; Onların yaşadıkları sıkıntıları nasıl unutturabiliriz, öyle bir çaba&#8230; Bu beyhude bir çabadır&#8230; Biz hakkımızı helal etmiyoruz!&#8221;&nbsp;diyen bizzat&nbsp;</strong>Kılıçdaroğlu&#8217;dur<strong>.</strong></p>



<p><strong>Evet helalleşme açılımı bir aldatmacadan ibarettir.</strong></p>



<p>Bununla birlikte seçim yatırımı olarak kullanmış olsa da artık bu ülkede muhafazakârlara rağmen iktidar olunamayacağını kavramış olan&nbsp;<strong>Kılıçdaroğlu&#8217;nu tebrik etmek gerekir</strong>.</p>



<p>Tabii bu çıkışın en önemli sonucu ise&nbsp;<strong>Kılıçdaroğlu&#8217;nun tartışmasız cumhurbaşkanı adayı</strong>&nbsp;olduğudur.</p>



<p>Muhalefetin lokomotifi olan CHP genel başkanının cumhurbaşkanı adayı olması kadar da normal bir durum yoktur.</p>



<p>Hayırlı olsun!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kilicdaroglundan-muhafazakarlara-zeytin-dali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Helalleşmek mi…!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/helallesmek-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/helallesmek-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Nov 2021 07:42:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[helallik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17880</guid>

					<description><![CDATA[Kılıçdaroğlu, ülke sathında helalleşme yolculuğuna çıkıyormuş… Nasıl olacak bu iş! Kiminle helalleşecek? Başını örttüğü için Tıp Fakültesi son sınıftan attıkları ve doktor olmasına müsaade etmedikleri başörtülüyle mi…? Mısır El Ezher’de üniversite eğitimi aldığı için diploma denkliği iptal edilerek süründürdükleri ve hayatı zehir ettikleri hocalar ile mi…? İmam hatip liselerine katsayı uygulayarak iyi bölümlere girmelerine engel olduklarıyla mı…? Kimden, hangisinden, ve nasıl…? Geçmişte, neredeyse toplumun tamamını mağdur ettiler. Hepsinden ve herkesten mi? İmkanı var mı bunun! Helalleşmek değil de, &#8220;başarabilirsem oy avcılığına çıkıyorum&#8221; deseydi daha anlaşılır olurdu. İmkansız olsa da Ak Parti’nin yap-a-madığını Kılıçdaroğlu yapmaya çabalayacak… Çünkü, Ak Parti içinde haklı veya haksız nedenlerle huzursuz büyük bir kesim var…CHP&#8217;ye çok daha uzak olan bu kesime hitap etmek ve onları ikna etmek istiyor. Güya onlarla helalleşmek istiyor… Kısaca burnunu kırdığı, kolunu kopardığı, gözünü oyduğu, dişlerini söktüğü kişilere gidecek ve onlardan helallik isteyecek… Onların bir kısmını bulamayacak ki!Çünkü, Ezher’den mezun olan bir kardeşimizin diploma denkliğini iptal ettikleri için bunalıma girmiş ve aklı başından çıkmış olacak ki sonunda da hayatına son vermişti. Nasıl bulacak ki onu! Gerçi onu bulmasına gerek de yok, çünkü onun artık oyu da yok! Ezher’den mezun olan bir başka arkadaş da mecbur kaldığı için turizm sektöründe çalışmaktan bir hayli rahatsızdı. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kılıçdaroğlu, ülke sathında helalleşme yolculuğuna çıkıyormuş…</p>



<p>Nasıl olacak bu iş!</p>



<p>Kiminle helalleşecek?</p>



<p>Başını örttüğü için Tıp Fakültesi son sınıftan attıkları ve doktor olmasına müsaade etmedikleri başörtülüyle mi…?</p>



<p>Mısır El Ezher’de üniversite eğitimi aldığı için diploma denkliği iptal edilerek süründürdükleri ve hayatı zehir ettikleri hocalar ile mi…?</p>



<p>İmam hatip liselerine katsayı uygulayarak iyi bölümlere girmelerine engel olduklarıyla mı…?</p>



<p>Kimden, hangisinden, ve nasıl…?</p>



<p>Geçmişte, neredeyse toplumun tamamını mağdur ettiler.</p>



<p>Hepsinden ve herkesten mi?</p>



<p>İmkanı var mı bunun!</p>



<p>Helalleşmek değil de, &#8220;başarabilirsem oy avcılığına çıkıyorum&#8221; deseydi daha anlaşılır olurdu.</p>



<p>İmkansız olsa da Ak Parti’nin yap-a-madığını Kılıçdaroğlu yapmaya çabalayacak…</p>



<p>Çünkü, Ak Parti içinde haklı veya haksız nedenlerle huzursuz büyük bir kesim var…CHP&#8217;ye çok daha uzak olan bu kesime hitap etmek ve onları ikna etmek istiyor. Güya onlarla helalleşmek istiyor…</p>



<p>Kısaca burnunu kırdığı, kolunu kopardığı, gözünü oyduğu, dişlerini söktüğü kişilere gidecek ve onlardan helallik isteyecek…</p>



<p>Onların bir kısmını bulamayacak ki!<br>Çünkü, Ezher’den mezun olan bir kardeşimizin diploma denkliğini iptal ettikleri için bunalıma girmiş ve aklı başından çıkmış olacak ki sonunda da hayatına son vermişti. Nasıl bulacak ki onu! Gerçi onu bulmasına gerek de yok, çünkü onun artık oyu da yok!</p>



<p>Ezher’den mezun olan bir başka arkadaş da mecbur kaldığı için turizm sektöründe çalışmaktan bir hayli rahatsızdı. Onun da kalbi yaşadıklarına dayanamadı ve artık o da adresinde değil!</p>



<p>Kul hakkını ödemeden helallik mi olurmuş!</p>



<p>Helallik İslam’ın müessesesidir. Yıl içinde veya ömür boyu zulmedilen kişilerin çökülen haklarının mideye indirme mekanizması değildir.</p>



<p>Kul hakkından kaynaklı günahların da silgisi değildir.</p>



<p>Mağdur ettiklerinden biri de benim. Mesela helalleşmek için bana asla gelmesin. Çünkü ben yaşattıkarı zulmü hakimlerin hakimi olan Rabbime havale ettim… O dosya dünyada bir daha açılmaz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/helallesmek-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sözüm Söz!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sozum-soz/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sozum-soz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2021 06:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17760</guid>

					<description><![CDATA[Bak hele sen! CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu her gittiği yerde kendine göre Ak Parti’nin hatalarına ilişkin eleştirilerini sıraladıktan sonra kendi vaadiyle birlikte “sözüm söz” diyerek konuşmalarını bitirmektedir. Fakaat…! Genel Başkan olduktan sonra partisinin oyunu hiçbir şekilde artıramayan Kılıçdaroğlu belli ki bu sözünün karşılığının olmadığını, inananı bulunmadığını bir türlü anlayamamaktadır. Bizler bu boş ve karşılıksız sözü duymaktan usandık ama Kemal Kılıçdaroğlu söylemekten bir türlü bıkmadı… Dünyada olduğu gibi ülkemizde de pandemiyle ilgili olarak geçici de olsa çeşitli ekonomik, siyasi, toplumsal sorunların aşırı oranda arttığı gerçeği ortadadır. Gıda, elektrik, doğalgaz, ulaşım, petrol ve ev kiraları başta olmak üzere genel hatlarıyla hayat pahalılığı artmıştır. Bu durumda başta CHP, İyi Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Deva Partisi olarak muhalefetten beklenen nedir? İnsanların anlayabilecekleri şekilde önce insaf ölçüleri çerçevesinde sorunları tanımlamak, sonra da çözüm önerilerini bir bir sıralamak değil midir? Bizim muhalefet böyle değildir… Üstelik öngörü konusunda da çok yetersiz olan muhalefet partilerimiz, pandemi öncesi en fazla Büyükşehir Hastanelerimizi eleştirmişlerdi. Şayet onların dediği gibi olsaydı bizler bu pandemi süreciyle böylesine kolay mücadele edebilir miydik? Muhalefetin &#8220;aşı neden yok!&#8221; eleştirisini duyduk da , &#8220;aşı var da neden olmuyorsunuz!&#8221;dediğini gördük veya duyduk mu? Adil olmak mı bu! Ak Parti eleştirilmelidir ama insaflı…Doğru ve haklı gerekçelerle…Bu konuda &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bak hele sen!</p>



<p>CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu her gittiği yerde kendine göre Ak Parti’nin hatalarına ilişkin eleştirilerini sıraladıktan sonra kendi vaadiyle birlikte “sözüm söz” diyerek konuşmalarını bitirmektedir.</p>



<p>Fakaat…!</p>



<p>Genel Başkan olduktan sonra partisinin oyunu hiçbir şekilde artıramayan Kılıçdaroğlu belli ki bu sözünün karşılığının olmadığını, inananı bulunmadığını bir türlü anlayamamaktadır. Bizler bu boş ve karşılıksız sözü duymaktan usandık ama Kemal Kılıçdaroğlu söylemekten bir türlü bıkmadı…</p>



<p>Dünyada olduğu gibi ülkemizde de pandemiyle ilgili olarak geçici de olsa çeşitli ekonomik, siyasi, toplumsal sorunların aşırı oranda arttığı gerçeği ortadadır. Gıda, elektrik, doğalgaz, ulaşım, petrol ve ev kiraları başta olmak üzere genel hatlarıyla hayat pahalılığı artmıştır.</p>



<p>Bu durumda başta CHP, İyi Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Deva Partisi olarak muhalefetten beklenen nedir? İnsanların anlayabilecekleri şekilde önce insaf ölçüleri çerçevesinde sorunları tanımlamak, sonra da çözüm önerilerini bir bir sıralamak değil midir? Bizim muhalefet böyle değildir…</p>



<p>Üstelik öngörü konusunda da çok yetersiz olan muhalefet partilerimiz, pandemi öncesi en fazla Büyükşehir Hastanelerimizi eleştirmişlerdi. Şayet onların dediği gibi olsaydı bizler bu pandemi süreciyle böylesine kolay mücadele edebilir miydik?</p>



<p>Muhalefetin &#8220;aşı neden yok!&#8221; eleştirisini duyduk da , &#8220;aşı var da neden olmuyorsunuz!&#8221;dediğini gördük veya duyduk mu? Adil olmak mı bu!</p>



<p>Ak Parti eleştirilmelidir ama insaflı…Doğru ve haklı gerekçelerle…Bu konuda Hayrettin Karaman&#8217;a katılmıyorum.</p>



<p>Muhalefetin bu noktalardaki ölçüsüz ve haksız eleştirilerinde deprem, sel, pandemi, yangın gibi büyük çaplı tabii afetlere maruz kalabileceğimiz hiç hesaba katılmamıştır. Ak Parti fazla inşaat yapmak ve beton dökmekle suçlanmıştır. Çünkü muhalefetimiz, sadece kendi parti çıkarlarını düşünmekte o esnada kendilerine taassub içinde bağlı olanları motive etmek ve bağında bahçesinde olanları kandırma amaçlı hareket etmektedir. Bu haksız eleştirileri sonrası zaman ispat etti ki muhalefet partilerimiz devletimizin ve milletimizin geleceğinin emanet edilemeyeceği kadar ufuksuz ve de vizyonsuzdurlar…</p>



<p>Üniversitelerde okuyan gençlerimize yurt yapmak da öyledir…Arz talep dengesi yine pandemi nedeniyle geçici olarak bozulduğundan yurtlarda barınma sorunu ortaya çıkmıştır. Pandemi öncesinde fazla beton dökmek ve inşaat yapmakla suçlanan Ak Parti şayet pandemi yaşanmasaydı bu defa da muhalefet boş kalan yurt yataklarını, o televizyon kanalı veya bu televizyon kanalı gezip anlatacaklardı.</p>



<p>Vizyonsuzluk…Evlerin ihtiyaca cevap vermemesi sorunu fazla inşaat yapmakla suçlanan Ak Parti’ye de haksızlık olmuştur. Demek ki daha çok inşaat yapılması gerekiyormuş…</p>



<p>Toplumsal olarak yaşadığımız sorunlar bahane edilerek ev sahiplerince kiraların artırılması, gıda fiyatlarının artırılması ve hayat pahalılığının oluşturulması sorunu ise ne yazık ki Ak Parti’den daha ziyade toplumsal ve ahlaki bir sorundur. Fırsatçılıktır.</p>



<p>Toplumun neredeyse yarısını oluşturan muhalefet partilerine oy veren ev sahipleri, gıda toptancı ve perakendecileri böyle davranmasalardı da yaşanan bu sorunun çözümüne biraz katkı sunsalardı olmaz mıydı? Yaptılar mı bunu? Soruyu böyle sorduğumuzda sorunun Ak Parti değil toplumsal olduğu açıkça görülecektir.</p>



<p>Fırsatçılık ve haksız rekabetle nasıl mücadele verilir? Kanuni düzenlemeler, zabıta ve polis güçleri denetimleriyle…</p>



<p>Muhalefet partilerine çağrım, kendilerine oy veren ticaret adamlarına seslenmeleri ve onlardan fırsatçılık yapmamalarını istemeleri ve bu yolla da kolluk kuvvetlerimizin işini kolaylaştırmalarını sağlamalarıdır…</p>



<p>Deneyin bakalım hadi. Size oy verenlerden kaç tüccar sizi dinleyecek görelim bakalım…</p>



<p>Muhalefet partileri, bu haksız ve mesnetsiz bu konuşmalarıyla fırsatçıları destekleyip ve yaptıklarını da meşru hale getirdiklerinin farkındalar mı acaba?</p>



<p>&#8220;Sözüm söz&#8221; böylelikle işe yarıyor mu görelim…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sozum-soz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP’nin Ak Partilişme Gayreti</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/chpnin-ak-partilisme-gayreti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/chpnin-ak-partilisme-gayreti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Apr 2021 09:11:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17138</guid>

					<description><![CDATA[Seçimlerde muhafazakâr ve milliyetçi görünümlü adaylar tercih etmesi, adaylarının bir tek kelimesi doğru olmasa da camilerde Kuran okuma gayretleri, başörtüsüne karşı düşmanca tutumlarında hata ettiklerini itiraf etmeleri ve geçmişleriyle hesaplaşırcasına çaba içinde olmaları… İsteyerek ve gönülden yapılan işler mi bunlar? Gerçekten bu değişim CHP&#8217;lileri mutlu ediyor mu? Böyle devam ederse çok yakında ortaya Ak Partilileşmiş bir CHP çıkacağını göremiyorlar mı? Bu durumda orjinali varken benzeri rağbet görür mü? Bu değişimin nedeni CHP&#8217;nin geçmişe yönelik tövbesi mi yoksa Ak Parti&#8217; nin gücü mü? Cumhurbaşkanımız ve Ak Parti siyaset sahnesinden çekilse CHP yine böyle mi davranırdı? Önemli soru budur! CHP’li yöneticilerin bugüne kadar dindar camiaya karşı takındıkları olumsuz tavırları ve kendi geçmişlerini de karşılarına alacak şekilde Ak Parti gibi görünme gayretleri keyfi olarak seçtikleri, gönül hoşnutluğu içinde uyguladıkları bir politika değildir. Zorlarına gitse de uygulamaya mecbur kaldıkları Ak Partilileşme siyasetini, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun dediği gibi CHP’liler samimiyetlerinden değil de, zorlarına gitse de kabullenmeye mecbur oldukları bir yol olarak uygulamak zorunda kalmaktadırlar. Hiç şüpheniz olmasın, seçimlerde Ekrem İmamoğlu’na camide Kuran okutan baskı, Erdoğan ve Ak Parti’nin milletimizden aldığı koşulsuz destektir. Güçlü lider Erdoğan ve Ak Parti’siz bir CHP ve İyi Parti henüz sınav olmuş değildir. Haliyle bugün bizim karşımızda olan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Seçimlerde muhafazakâr ve milliyetçi görünümlü adaylar tercih etmesi, adaylarının bir tek kelimesi doğru olmasa da camilerde Kuran okuma gayretleri, başörtüsüne karşı düşmanca tutumlarında hata ettiklerini itiraf etmeleri ve geçmişleriyle hesaplaşırcasına çaba içinde olmaları…</p>



<p>İsteyerek ve gönülden yapılan işler mi bunlar? Gerçekten bu değişim CHP&#8217;lileri mutlu ediyor mu? Böyle devam ederse çok yakında ortaya Ak Partilileşmiş bir CHP çıkacağını göremiyorlar mı? Bu durumda orjinali varken benzeri rağbet görür mü?</p>



<p>Bu değişimin nedeni CHP&#8217;nin geçmişe yönelik tövbesi mi yoksa Ak Parti&#8217; nin gücü mü? Cumhurbaşkanımız ve Ak Parti siyaset sahnesinden çekilse CHP yine böyle mi davranırdı? Önemli soru budur!</p>



<p>CHP’li yöneticilerin bugüne kadar dindar camiaya karşı takındıkları olumsuz tavırları ve kendi geçmişlerini de karşılarına alacak şekilde Ak Parti gibi görünme gayretleri keyfi olarak seçtikleri, gönül hoşnutluğu içinde uyguladıkları bir politika değildir. Zorlarına gitse de uygulamaya mecbur kaldıkları Ak Partilileşme siyasetini, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun dediği gibi CHP’liler samimiyetlerinden değil de, zorlarına gitse de kabullenmeye mecbur oldukları bir yol olarak uygulamak zorunda kalmaktadırlar.</p>



<p>Hiç şüpheniz olmasın, seçimlerde Ekrem İmamoğlu’na camide Kuran okutan baskı, Erdoğan ve Ak Parti’nin milletimizden aldığı koşulsuz destektir. Güçlü lider Erdoğan ve Ak Parti’siz bir CHP ve İyi Parti henüz sınav olmuş değildir. Haliyle bugün bizim karşımızda olan başta bu iki partinin yanında tüm muhalefet siyasetini, Ak Parti ve güçlü lideri Erdoğan şekillendirmektedir.</p>



<p>Erdoğan partisinden de çok oy alan doğal bir liderdir. Bu yüzden seçimlerde şu ya da bu şekilde bir partiyi yanına alan, diğerine aday çıkar ve Ak Parti’yi böl diyen, bir diğerine sen de terörle ilişkili olduğun için sadece görünmez bir kablo ile bize destek ver diyen bir topluluğa bu akıl almaz işleri yapmayı mecbur eden güçlü lider Erdoğan’dır.</p>



<p>Ne olduğunu değil de ne olmadığını anlatmaya çalışan CHP, İyi Parti, Saadet Partisi, Deva ve Gelecek partileri, bir de dolaylı olsa da PKK terörüyle ilişkili HDP birlikteliği, hizmet etmek üzere bir araya gelen bir ittifak olduklarına inanmamızı mı bekliyorlar? Böyle bir karmaşa, birbirinin zıddı hatta varlık sebebi olan partiler, legal-illegal tüm gruplar bir araya geldiler şimdi de başlarına seçim kazanabilecek bir kişi aranıyor. Bu ismin de İstanbul Belediye Başkanlığı yapması nedeniyle Ekrem İmamoğlu olabileceği konuşuluyor. Böyle bir yapının başına gelen kişi bir kere lider olmaz ki!</p>



<p>Lider böyle olunmaz. Lider, fikirlerini ortaya koyar, insanları o fikirleri benimsemeye davet eder, kendine inandırır, kendi dışındaki partilerin ve liderlerinin tasfiye olmasına neden olur. Erdoğan, işte böyle lider olmuştur. DYP, ANAP, DSP başta olmak üzere bir çok siyasi figürü siyasetten silerek seçmenlerini kendi partisinde toplamayı başarmıştır.</p>



<p>Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığından liderliğe geçtiğini düşünenler Ekrem İmamoğlu’nun da aynı yolla lider olabileceği teorisini kurmaktadırlar. Oysa, Erdoğan Belediye Başkanı oluncaya kadar İstanbul’u yöneten CHP, İstanbul’u suyu olmayan, trafiği keşmekeş, havası çok kirli, yolları çukur, çamur içinde olan bir yere dönüştürmüştü. Böylesine sorunlu hale getirilmiş bir İstanbul ancak iş yapabilen, üretebilen, ehliyet ve liyakat sahibi bir lider bu sorunlardan kurtulabilirdi. Erdoğan’da çok kısa süreye rağmen böylesine büyük sorunlardan İstanbul’u kurtararak lider olmaya hak kazanmıştır.</p>



<p>Bugünün İstanbul’u bir lider çıkaracak zorlukları, sorunları, sıkıntıları barındırmamaktadır. Seçildiği hafta tatile giden İmamoğlu’nu bugüne kadar görevine hiç dönmese bile arayan soran olmazdı. Çünkü ortada kurumsal yapısını tamamlamış bir İstanbul Belediyesi vardı ve bu da, Erdoğan ve Ak Parti sayesinde olmuştu. Suyu olmayan, havası yaşanmaz kadar kirli, trafiği çekilmez, yolları çukur, çamur içinde olan İstanbul Belediye Başkanı Erdoğan tatile gidebilir miydi?</p>



<p>Seçilir seçilmez tatile giden İmamoğlu ile göreve gelir gelmez sorunlarla boğuşup tek tek arkaya bırakıp efsane olan Erdoğan kıyaslanır mı? Erdoğan temel atma üretme, imar etme, inşa etme adamı, İmamoğlu da tam tersi temel at/ma/ma adamı … Aradaki fark ,sıcakla soğuk, acıyla tatlı, siyahla beyaz kadar…</p>



<p>Bu yüzden bizler ihtiyaç olması halinde Ak Parti ve liderini, CHP&#8217;ye veya İyi Parti&#8217;ye göre kıyaslayarak değil de, bizlerin ve kendilerinin de uymaya mecbur oldukları evrensel hak ve hukuk ölçülerine göre eleştiriyoruz…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/chpnin-ak-partilisme-gayreti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Danışıklı Dövüş</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/danisikli-dovus/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/danisikli-dovus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Firuz Türker]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2021 11:46:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[İP]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Akşener]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=16940</guid>

					<description><![CDATA[İmamoğlu bir tüvit attı çarşı karıştı. Kılıçdaroğlu başta olmak üzere CHP liler safa yatıyor. &#8216;Ne var bunda&#8217; demeye getiriyorlar. İYİ Parti cephesinde de Akşener başta olmak üzere önemli bir kesim bunu olağan karşılıyor. Ama bir kesim de içine sindiremiyor. Millet ittifakı, Millet İttifakı olalı böyle zulüm görmedi gibi bir durum var. Bir ayrışma var gibi kamuoyuna yansıyor ama acaba öyle mi? Kayıkçı dövüşünü kenara alıp olaya gerçekler açısından bakmaya çalışacağım. Amerika, Biden&#8217;ın açıkça ifade etmekten bile çekinmediği gibi Erdoğan&#8217;ı düşürme ve Türkiye&#8217;de kendine kul-köle bir iktidar oluşturma amacını artık perdeleme gereği bile görmüyor. Nasıl yapacaklar bunu? &#8216;Muhalefetle işbirliği&#8217; yaparak. Şimdi bir de siyasi aritmetiğe bakalım. Erdoğan&#8217;ı düşürmek için %50 yi geçmek şart. CHP-HDP ile oluyor mu bu? Hayır. CHP-İYİ Parti ile oluyor mu; o da hayır. CHP-HDP-İYİ parti ile oluyor mu? O da hayır ama şans artıyor. Saaadet, DEVA, Gelecek Partisi gibi &#8216;ufaklıkları&#8217; da toplarsan, zaten mini minnacık sözde &#8216;sol&#8217; da buna dünden teşne; böyle bir yamalı bohça ile bunu yapabilme ihtimalleri beliriyor. Darbe de yapmaya gözleri yemediğine göre bundan başka da çareleri yok. Bu gerçekleşsin, AK parti iktidarı bir kere devrilsin de ondan sonrası kolay. Bu tablo ile ülke nasıl yönetilecek diye kafa yormayın. Amerika halleder. Darbe ile iktidar &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İmamoğlu bir tüvit attı çarşı karıştı. Kılıçdaroğlu başta olmak üzere CHP liler safa yatıyor. &#8216;Ne var bunda&#8217; demeye getiriyorlar. İYİ Parti cephesinde de Akşener başta olmak üzere önemli bir kesim bunu olağan karşılıyor. Ama bir kesim de içine sindiremiyor. Millet ittifakı, Millet İttifakı olalı böyle zulüm görmedi gibi bir durum var. Bir ayrışma var gibi kamuoyuna yansıyor ama acaba öyle mi?</p>



<p>Kayıkçı dövüşünü kenara alıp olaya gerçekler açısından bakmaya çalışacağım. Amerika, Biden&#8217;ın açıkça ifade etmekten bile çekinmediği gibi Erdoğan&#8217;ı düşürme ve Türkiye&#8217;de kendine kul-köle bir iktidar oluşturma amacını artık perdeleme gereği bile görmüyor. Nasıl yapacaklar bunu? &#8216;Muhalefetle işbirliği&#8217; yaparak.</p>



<p>Şimdi bir de siyasi aritmetiğe bakalım. Erdoğan&#8217;ı düşürmek için %50 yi geçmek şart. CHP-HDP ile oluyor mu bu? Hayır. CHP-İYİ Parti ile oluyor mu; o da hayır. CHP-HDP-İYİ parti ile oluyor mu? O da hayır ama şans artıyor. Saaadet, DEVA, Gelecek Partisi gibi &#8216;ufaklıkları&#8217; da toplarsan, zaten mini minnacık sözde &#8216;sol&#8217; da buna dünden teşne; böyle bir yamalı bohça ile bunu yapabilme ihtimalleri beliriyor. Darbe de yapmaya gözleri yemediğine göre bundan başka da çareleri yok. Bu gerçekleşsin, AK parti iktidarı bir kere devrilsin de ondan sonrası kolay. Bu tablo ile ülke nasıl yönetilecek diye kafa yormayın. Amerika halleder. Darbe ile iktidar düşürüp de yerine kendine açıktan uşak yönetimler kurabilen Amerika bunu mu yapamayacak.</p>



<p>Tabi bu oyunu hayata geçirmenin zorlukları var. İYİ Parti tabanının önemli bir bölümü HDP yi PKK nın siyasi uzantısı; HDP nin de büyük çoğunluğu İYİ Partiyi &#8216;ırkçı-faşist&#8217; görüyor. Üst düzey yöneticiler bir araya gelse bile tabanları bu gayrimeşru evliliğe ikna etmek zor. Fire verme ihtimali çok yüksek. İşte bunun için bu iki parti arasında ısınma turları düzenleniyor. Çöpçatanlığı da CHP yapıyor. &#8216;Kahvaltıya gel yumurta rafadan&#8217; türü muhabbetler aslında kızı oğlana yanaştırma denemeleri.</p>



<p>Şu son tüvit olayında da bence şeytani bir oyun var. Bu tüvit konuşularak atıldı. Akşener&#8217;in, HDP lilerin, CHP lilerin hayda hayda bu işten önceden bilgisi var. İYİ Partiden çatlak ses çıkabileceğini de hesaba kattılar. Zayıf bir ihtimal ama o çatlak ses de oyunun bir parçası olabilir. Çünkü İYİ parti tabanı bu tüviti sineye çekmez. Orayı yumuşatmak lazım. O nedenle İYİ partiden buna bir gürleyen olmalıydı. Zamanla nasılsa sular durulur.</p>



<p>Diyelim ki İYİ Partiden ayağa kalkanlar bu işin dışındaydılar da hissettikleri gibi, ya da tabanları açısından zorlanacaklarını düşündükleri için böyle fevrilik gösterdiler. CHP de &#8216;Atatürk mü; Mustafa Kemal mi?&#8217; tartışması nasıl sönümlendi ise bu da öyle sönümlendirilmeye çalışılacak. 2023 e kadar böyle böyle bir kaç olay daha yapılıp rahmetlinin deyimiyle &#8216;kadayıfın altı&#8217; kızartılmaya çalışılacak.</p>



<p>Ben bu oyunun görünen aktörlerin dışından geliştirildiği kanısındayım. Bu akıl ne İmamoğlu&#8217;nda var ne de Kılıçdaroğlu&#8217;nda. Hatta ne de Akşener&#8217;de. HDP de ise hiç yok. Onlar çoktandır başkalarının aklıyla hareket ediyor zaten. FETÖ Aklı bu. Daha doğrusu CIA aklı. Amerika stratejisini bu tür taktiklerle adım adım hayata geçirmeye çalışıyor. O bohçaya yama üstüne yama atmaya uğraşıyor. Bunun için şimdiden &#8216;muhalefetle işbirliği&#8217; içinde 2023 e giden yola azap ve ihanet taşları döşemeye uğraşıyor. Bunlardaki akıl, şeytanda yok. Ama şeytan varsa hayr da var. Türkiye 2023 de kaderini oylayacak. Ya istiklal ya kölelik…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/danisikli-dovus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
