<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cezayir &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/cezayir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 May 2019 06:47:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>cezayir &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sudan ve Cezayir&#8217;de Şimdi Ne Olacak?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/sudan-ve-cezayirde-simdi-ne-olacak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/sudan-ve-cezayirde-simdi-ne-olacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2019 06:47:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[cezayir]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10759</guid>

					<description><![CDATA[Sudan ve Cezayir’de halkın servetini yağmalamayacak, şikayetleri adil şekilde çözecek bir yönetsel güce ihtiyaç var. Rejimin köleleri, kullanışlı müttefikler ve politik müşterilerin çıkar savaşlarının iyi analiz edilip kitlesel öfkeyi buna göre kontrol etmesi gerekiyor sivillerin. Cezayir’de, Cumhurbaşkanı Abdulaziz Boteflika karşıtı olarak başlayan ancak Boteflika’nın istifasına rağmen devam eden halk gösterileri 13. Cuma gününe girdi. Halk, bir yandan meydanlarda Genelkurmay Başkanı Kayed Salih’in istifasını isterken, diğer yandan ülke 4 Temmuz’da yapılacak seçimlere doğru yol alıyor. Afrika’da Cezayir ile benzer şekilde tansiyonun yüksek olduğu bir başka ülke de Sudan. Önce aylar süren protestolar ve devamında 11 Nisan’da ülkeyi 30 yıl boyunca yöneten Ömer el-Beşir’in bir askeri darbeyle görevden uzaklaştırılması gözleri Sudan’a çevirdi. Cezayir’de 20 yıllık Boteflika, Sudan’da 30 yıllık El Beşir dönemi halk destekli bir darbe ile resmen sona erdi. Buna rağmen her iki ülkede de halk gösterileri devam ediyor. Bu iki halk neden sokakta kalmaya devam ediyor, talepleri, eleştirileri ve rejimin tavrını inceleyelim… Saleh’in gelişi  Cezayir’de Boteflika’nın beşinci kez aday olacağı yönündeki açıklamalar,  halk tarafından sağlık durumunun elverişsizliği gerekçesiyle reddedilmiş ve protestolar başlamıştı. Organizatörlerinin belli olmadığı, ekseriyeti gençlerden oluşan ve birbirinden bağımsız bir grup insan hasta bir adamın Cumhurbaşkanlığı’nda ısrar etmesini onur meselesi yaptı ve meydanlara döküldü. Sokakların git gide artan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sudan ve Cezayir’de halkın servetini yağmalamayacak, şikayetleri adil şekilde çözecek bir yönetsel güce ihtiyaç var. Rejimin köleleri, kullanışlı müttefikler ve politik müşterilerin çıkar savaşlarının iyi analiz edilip kitlesel öfkeyi buna göre kontrol etmesi gerekiyor sivillerin.</strong></p>
<p>Cezayir’de, Cumhurbaşkanı Abdulaziz Boteflika karşıtı olarak başlayan ancak Boteflika’nın istifasına rağmen devam eden halk gösterileri 13. Cuma gününe girdi. Halk, bir yandan meydanlarda Genelkurmay Başkanı Kayed Salih’in istifasını isterken, diğer yandan ülke 4 Temmuz’da yapılacak seçimlere doğru yol alıyor. Afrika’da Cezayir ile benzer şekilde tansiyonun yüksek olduğu bir başka ülke de Sudan. Önce aylar süren protestolar ve devamında 11 Nisan’da ülkeyi 30 yıl boyunca yöneten Ömer el-Beşir’in bir askeri darbeyle görevden uzaklaştırılması gözleri Sudan’a çevirdi. Cezayir’de 20 yıllık Boteflika, Sudan’da 30 yıllık El Beşir dönemi halk destekli bir darbe ile resmen sona erdi. Buna rağmen her iki ülkede de halk gösterileri devam ediyor. Bu iki halk neden sokakta kalmaya devam ediyor, talepleri, eleştirileri ve rejimin tavrını inceleyelim…</p>
<p><strong>Saleh’in gelişi </strong></p>
<p>Cezayir’de Boteflika’nın beşinci kez aday olacağı yönündeki açıklamalar,  halk tarafından sağlık durumunun elverişsizliği gerekçesiyle reddedilmiş ve protestolar başlamıştı. Organizatörlerinin belli olmadığı, ekseriyeti gençlerden oluşan ve birbirinden bağımsız bir grup insan hasta bir adamın Cumhurbaşkanlığı’nda ısrar etmesini onur meselesi yaptı ve meydanlara döküldü. Sokakların git gide artan bir kalabalığa sahne olması, belli belirsiz sloganların tek ses olup daha da gür çıkması, rejim içinden ve bürokrasiden meydandaki halk lehine açıklamaların da art arda gelmesi, Boteflika’nın gitmesi gerektiği kanaatini pekiştirdi ve nihayet peşi sıra Boteflika’dan geri adım sinyalleri ve en sonunda da istifa haberi geldi.</p>
<p>Ancak süreç iyi okunduğunda bu istifanın halk gösterilerinin rejim üzerinde artan baskısıyla beraber ülkede geçmişten beri oldukça güçlü olan askerin aldığı rol ile ilişkili olarak yapıldığı hemen görülecektir. Cezayir Genel Kurmay Başkanı Ahmed Kayed Salih’ın Boteflika’ya istifa etmesi gerektiğini kameralar önünde söylemesi, askerin açıkça Boteflika’nın gitmesi gerektiği yönünde irade koyması, Cezayir üzerinde dolaşan iç çatışma korkularını bir nebze dağıttı.</p>
<p>Ancak Boteflika’nın resmen istifa etmesiyle oluşan “şimdi ne olacak sorusu özellikle yeni Boteflikalar istemeyen sokaktaki halk için en önemli soru oldu. Yirmi yıllık Boteflika dönemi kapanmış ancak Boteflika’nın şekillendirdiği ya da başka bir ifadeyle Boteflika’yı şekillendiren rejim bütün kurumları, isimleriyle öylece duruyordu. Bu noktada muhaliflerin taleplerinin yeterince net olmaması da bu kaygıyı besleyen başka bir meseleydi. Meydanlarda Boteflika’nın aday olmaması için başlatılan gösteriler zaman içinde bir sistem eleştirisine dönüşmüş ve Boteflika’nın sadece Boteflika’dan ibaret olmadığı dillendirilmeye başlanmıştı. Asker ise halka istediğini verdiğini ima edip daha fazlasına kimsenin cüret etmemesi gerektiğini belirten açıklamalarla dokunulmaz kırmızı çizgilerini daha üst perdeden söylemeye başladı.</p>
<p><strong>Temel talep net </strong></p>
<p>Ne var ki muhalefet kırılgan bazı söylemler etrafında el ele tutuşmuş görünse de temel talep çok netti: Boteflika döneminin kilit adamlarının tasfiyesi, yolsuzluk dosyalarının açılması ve seçimlerin göstermelik ve asker baskısında gerçekleşmemesi. Ancak süreç gösterdi ki; geçici hükümet başkanından daha çok genelkurmay başkanının sesi duyuluyor, bütün adımlarda onun postal izi dikkat çekiyordu. Halkın talep ettiği radikal değişimin asker gözetiminde gerçekleşmeyeceği düşünülürken belki de en şaşırtıcı gelişme, ülkede gücü elinde bulundurduğu düşünülen generaller ve Boteflika döneminin adeta gölge başkanı gibi davranan Boteflika’nın kardeşi Said Boteflika’nın tutuklanması herkesi şaşkına çevirdi. Çünkü  askerin sürekli vurgu yaptığı “ulusal güvenlik ve istikrar” değişimin beklendiği gibi gerçekleşmeyeceği şeklinde yorumlanıyordu. Bu asker- sivil çekişmesinin verilen tavizlerle ortak bir paydada uzlaşmaya dönüşebileceğini kestirmek şimdilik çok zor olsa da meydanın dinmeyen heyecanı, muhaliflerin üst tabakasında var olan ideolojik saplantılara rağmen tabanın buna şimdilik çok prim vermemesi halkın lehine görünüyor.</p>
<p>Sudan’ı 30 yıl boyunca yöneten Ömer El Beşir’e karşı başlatılan sokak eylemleri neticesinde Beşir yönetimi resmi olarak nihayete erdi. Ancak Beşir’in siyasi sahneden çekilmesiyle ortaya çıkan otorite boşluğunun nasıl doldurulacağı ile ilgili belirsizlik asker-sivil ilişkileri çerçevesinde devam etmekte. Gösterilerin ilk günlerinde ekonomik gerekçeler öne çıkarken zamanla rejim karşıtlığına dönüşüp siyasetin sivillere tam devri talep edilir oldu. Özgürlük ve Değişim Hareketi adı altında organize olan göstericiler, bir yandan mevzi kaybetmemek adına Genelkurmay önünde nöbet tutarken diğer yandan da protestocular adına insiyatif alan kişiler Askeri Geçiş Konseyi ile görüşmeleri devam ettirdi. Askeri Konseyin geçiş dönemi için uygun gördüğü çözüm, sivil yönetim talep eden göstericiler için yeterli gelmedi ve meydanları terk etmediler. Askerlerin son yaptığı açıklamada, sivillerle anlaşmanın sağlandığı ve 300 kişilik geçiş yönetiminin yüzde 67’sinin sivillerden oluşacağı ve bu yönetimin üç yıl boyunca Sudan’ı yöneteceği bildirildi. Ancak sokağı terk etmeyen göstericilere Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) olarak bilinen birliklere ait üniformalı askerlerin ateş açması sonucu gerginlik tekrar yükseldi ve sivillerle varılan anlaşma 72 saatliğine askıya alındı. Gerginliği azaltmak için taraflar görüşmelerine tekrar başlasa da Sudan’ı bekleyen dış tehlike olarak Suudi Arabistan, BAE ve Mısır içeride ise Beşir’e karşı olan öfke sebebiyle İslamcı-seküler ideolojik çatışması bulunmakta. Beşir döneminde üst düzey pozisyonlara yerleşmiş olanların tasfiyesi ile ilgili talepler de dikkat çekmeye başladı. Ancak bu durumun İslamcıları siyaset dışına itebileceği ve tehlikeli çatışmalara dönüşebileceği düşünülüyor. Beşir dönemini “şeriat rejimi” olarak tanımlanması da bir rejim değişikliğinde dindar bir halk olan Sudan halkını sosyolojik açıdan da yukarıdan aşağıya değiştirmeye dönüşmesi tehlikesi bulunmaktadır. Bütün bunlar sivil-asker uzlaşmasını sağlayamadığı takdirde iç çatışmalara ideolojik bir boyut kazandırması muhtemel. Bu söz konusu olursa sivil yönetime geçişin önünde askerden daha büyük bir engel olarak Sudan halkının önünde durur.</p>
<p><strong>Ortak sorunlar </strong></p>
<p>Sudan ve Cezayir her ne kadar farklı tarihsel süreçlere, toplumsal yapıya ve coğrafi koşullara sahip iki ülke olsa da özellikle Batı merkezli medyada dillendirilen ikinci Arap Baharı dalgasının gözlemlendiği iki ülke olması açısından benzer bazı değişimlere uğradıkları için önemlidir. Peyder pey başlayan protestoların içeriğine bakıldığında da karşımıza ilk çıkan ağır yaşam koşullarına bir tepki. Sokak eylemlerinin başlangıcındaki protestocuların ekseriyeti iki ülkede de üniversite gençleri. Yine genç nüfus açısından ciddi bir şişkinliğe sahipler ve bu da işsizliği protestocuların önemli itirazlardan biri haline getirdi. Yine hem Cezayir hem de Sudan’da asker ciddi bir rol oynamakta ve siyasi değişimlerin askerlerin müdahalesiyle gerçekleştiği bir tarihsel paydaşlık da var. Bu da Cezayir’de Ahmed Gaid Saleh, Sudan’da Abdulfettah el –Burhan’ın ülkedeki değişimin seyrinde askerin etkisini göstermesi bakımından önemli iki karakter.</p>
<p>Ancak hemen belirtmek gerekir ki Cezayir bu hususta Sudan’dan daha şanslı bir durumdadır. Çünkü Sudan’daki gibi asker içinde farklı yapılar öne çıkmamaktadır. Sudan’da siviller ile müzakereleri sabote etmeye yönelik halka şiddet uygulayan asker üniformalılar ile kıyaslandığında Cezayir’de protestolar daha barışçıl yürütülmekte diyebiliriz. Ayrıca dış müdahale açısından bakıldığında da Cezayir halkı daha avantanjlı görünmektedir. Her ne kadar Cezayir’i izleyen “big brother”ların her daim olduğu yönünde bir yerleşik inanç olsa da bu süreçte dış müdahale sahneye pek yansımadı. Ancak Sudan’a baktığımızda jeopolitik konumu sebebiyle de özellikle Körfez’in aktörleri tarafından müdahaleye uğradığı söylenebilir. BAE, Suudi Arabistan ve Mısır konsolosluklarının önünde toplanan Sudanlılar, bu ülkelerin iç işlerine karışmaması yönünde sloganlar attı. Yine Sudanlıların aksine Cezayirli göstericilerin bir kısmı ülkelerini tutarlı bir siyasi ve kültürel hayata sahip bir ulus devlet olarak görürler ancak Sudanlılar bu hususta en baştan sloganlarını rejime karşı attı. Ancak iki ülke için evrilen süreç açısından baktığımızda göstericiler, istikrarlı ve ısrarlı şekilde meydandaki pozisyonlarını koruyor. Askere karşı direnç gösterme iki ülke için farklı riskler barındırsa da askerlerin yer yer geri adım attığını ve meydanın taleplerine cevap vermek zorunda kaldığını ancak muhaliflerin kurumsallaşma sorunu sebebiyle de meydandaki yüksek motivasyonu masaya yansıtamadıklarını söyleyebiliriz.</p>
<p>Yine her iki ülkede de meydandaki çoğulculuk ve ideolojik sloganlardan uzak kalma, kuşatıcı ve hoşgörülü dil, söz konusu masaya gelindiğinde geçmiş korkuların nüksetmesine sebep oldu. Cezayir’de “Kara on yıl”sürecinde yaşanan İslamcıların terorize edilmesi sebebiyle bugün meydanlarda örgütlü veya örgütsüz varlık gösteren İslami hareketlerin seküler kesimde rahatsızlığa sebep olduğunu söylemek mümkün. Cezayir rejimi, uyumunu parti-asker-bürokrasinin oligarşik formülünden almaktadır.</p>
<p>Özetle iki halkın da servetini yağmalamayacak, şikayetleri adil şekilde çözecek bir yönetsel güce ihtiyaç var. Rejimin köleleri, kullanışlı müttefikler ve politik müşterilerin çıkar savaşlarının iyi analiz edilip kitlesel öfkeyi buna göre kontrol etmesi gerekiyor sivillerin. Olumsuz birçok duruma rağmen iki ülkede de rejim ve siviller karşı karşıya gelmiş ancak rejim geçmiş Arap Baharı deneyiminden nispeten ders çıkarmış görünmekte ve şiddetten uzak kalmaya çalışmakta. Ancak her iki ülkede de derin yapıların, sivillerin arasındaki ideolojik ve etnik farklılıkları kaşıdığını da söylemek mümkün. En iyi ihtimalle dış müdahalelerden kendini muhafaza etmeyi başarsalar bile eğer bu sosyolojik tehlikelere yönelik önlem alınmazsa iki ülkede de uzun vadede istikrar pek mümkün gözükmüyor.</p>
<p>Zeynep Karataş/Açık Görüş</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/sudan-ve-cezayirde-simdi-ne-olacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medeni Vefat Etti</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/medeni-vefat-etti/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/medeni-vefat-etti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Apr 2019 09:16:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[cezayir]]></category>
		<category><![CDATA[Rüstem Budak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=10016</guid>

					<description><![CDATA[Cezayirli siyaset adamı, alim ve aydın Abbas Medeni vefat etti. İlk defa bir darbenin nasıl yapıldığına şahit olmuştuk. Ülkede seçimler yapılıyor, seçimi kazanan parti ülke içindeki oligarşik yapıların ve küresel emperyalizmin istediği parti olmuyor. Öncesinde algı operasyonları ardından darbe&#8230; Dağılan ülke, katledilen canlar, iç kargaşa ve kaos&#8230; Batı ve Türkiye’deki bazı kesimler o dönemde Cezayir’de yapılan darbeyi desteklediler. Türkiye’de bazı kesimler Cezayir darbesini Refah Partisinin yükselişine paralel olarak örnek gösterdiler. Abbas Medeni mutedil tavrını hep muhafaza etmeye çalıştı. Allah rahmet eylesin. Verdiği mücadelesine selam olsun. Rüstem Budak]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cezayirli siyaset adamı, alim ve aydın Abbas Medeni vefat etti.</p>
<p>İlk defa bir darbenin nasıl yapıldığına şahit olmuştuk.</p>
<p>Ülkede seçimler yapılıyor, seçimi kazanan parti ülke içindeki oligarşik yapıların ve küresel emperyalizmin istediği parti olmuyor.</p>
<p>Öncesinde algı operasyonları ardından darbe&#8230;<br />
Dağılan ülke, katledilen canlar, iç kargaşa ve kaos&#8230;</p>
<p>Batı ve Türkiye’deki bazı kesimler o dönemde Cezayir’de yapılan darbeyi desteklediler.</p>
<p>Türkiye’de bazı kesimler Cezayir darbesini Refah Partisinin yükselişine paralel olarak örnek gösterdiler.</p>
<p>Abbas Medeni mutedil tavrını hep muhafaza etmeye çalıştı.</p>
<p>Allah rahmet eylesin.</p>
<p>Verdiği mücadelesine selam olsun.</p>
<p>Rüstem Budak</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/medeni-vefat-etti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezayir, Suriye Olmadı Peki Ya Mısır Olur Mu?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/cezayir-suriye-olmadi-peki-ya-misir-olur-mu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/cezayir-suriye-olmadi-peki-ya-misir-olur-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Apr 2019 08:19:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[cezayir]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9631</guid>

					<description><![CDATA[Gençlerin elinde büyükçe bir afiş ve üstünde “Ölüye yapılabilecek iyilik onu gömmektir, seçmek değil” yazıyordu. Binlerce insan 22 Şubat’tan bu yana Cezayir sokaklarına çıkıp bir ‘siyasi ölü’yü gömmek istediklerini söylüyor. Peki nedendi bu siyasi cenaze namazı? Uzun yıllar boyunca hastalığı sebebiyle halkın karşına çıkamayan, yurtdışına sadece rutin tedavisi için çıkan ve devlet başkanlarını makamında kabul edemeyen 82 yaşındaki Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulaziz Bouteflika, 20 yıllık Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etti. Aslında Bouteflika bu gün Cezayirlilerce “tabuttaki cumhurbaşkanı” olarak görülse de siyasi kariyerine 1963’te Dışişleri Bakanlığı göreviyle başladığında 26 yaşındaydı dünyanın en genç dışişleri bakanı olarak kayıtlara geçmişti. O yıllarda bağımsızlık mücadelesinden henüz çıkmış ve sistemiyle emekleme aşamasında bir Cezayir vardı. 1979 yılına kadar dışişleri bakanlı-ğı yapan Bouteflika, daha sonra yolsuzluk davasından sebep yurtdışına kaçmışsa da altı yıl aradan sonra Cezayir siyasi sahnesine tekrar döndü.  Aslında bu süreçte ülke tek parti ile yönetil-diği için siyasi rekabet daha çok Cezayir Kurtuluş Savaşı’nı veren yapıyla sınırlıydı. 1991 yılında yapılan ilk çok partili seçimde İslami Cephenin seçimi kazanması sonrası yapılan askeri darbeyle ülke “karanlık on yıl” olarak bilinen kanlı yıllar geçirdi. Bouteflika’nın gelişi işte böyle bir ortamda oldu. Zaten son protestolarda bir gencin kaldırdığı şu pankart durumu özetliyor: “Otuz yaşındayım, on yılım terörle,  yirmi yılım ise &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gençlerin elinde büyükçe bir afiş ve üstünde “Ölüye yapılabilecek iyilik onu gömmektir, seçmek değil” yazıyordu. Binlerce insan 22 Şubat’tan bu yana Cezayir sokaklarına çıkıp bir ‘siyasi ölü’yü gömmek istediklerini söylüyor. Peki nedendi bu siyasi cenaze namazı?</strong></p>
<p>Uzun yıllar boyunca hastalığı sebebiyle halkın karşına çıkamayan, yurtdışına sadece rutin tedavisi için çıkan ve devlet başkanlarını makamında kabul edemeyen 82 yaşındaki Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulaziz Bouteflika, 20 yıllık Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etti.</p>
<p>Aslında Bouteflika bu gün Cezayirlilerce “tabuttaki cumhurbaşkanı” olarak görülse de siyasi kariyerine 1963’te Dışişleri Bakanlığı göreviyle başladığında 26 yaşındaydı dünyanın en genç dışişleri bakanı olarak kayıtlara geçmişti. O yıllarda bağımsızlık mücadelesinden henüz çıkmış ve sistemiyle emekleme aşamasında bir Cezayir vardı. 1979 yılına kadar dışişleri bakanlı-ğı yapan Bouteflika, daha sonra yolsuzluk davasından sebep yurtdışına kaçmışsa da altı yıl aradan sonra Cezayir siyasi sahnesine tekrar döndü.  Aslında bu süreçte ülke tek parti ile yönetil-diği için siyasi rekabet daha çok Cezayir Kurtuluş Savaşı’nı veren yapıyla sınırlıydı. 1991 yılında yapılan ilk çok partili seçimde İslami Cephenin seçimi kazanması sonrası yapılan askeri darbeyle ülke “karanlık on yıl” olarak bilinen kanlı yıllar geçirdi. Bouteflika’nın gelişi işte böyle bir ortamda oldu. Zaten son protestolarda bir gencin kaldırdığı şu pankart durumu özetliyor: “Otuz yaşındayım, on yılım terörle,  yirmi yılım ise Bouteflika ile geçti”</p>
<p><strong>Halk neye itiraz etti?</strong></p>
<p>Darbe sonrası oluşan kaotik ortamda yüz binlerce insan hayatını kaybetti ve bu karanlık on yılın ülkeye 30 milyar doları aşkın maliyeti oldu. İnsanlar artık çocuklarının hem canını hem de karnını düşünmek zorundaydı. Yani bir acil çıkış yolunun arandığı bir dönemde Bouteflika, FLN ve ordunun desteği ile yüzde 79 gibi bir seçim zaferiyle iktidara gelmiş ve bir daha da gitmemişti. Her ne kadar bu gün öfkeyi üstüne çekmiş olsa da aslında Bouteflika “Ulusal Uzlaşı”yı sağlaması ve İslami Cephenin silah bırakmasında rol oynamasıyla döneminin başarılı bir ismiydi. Cezayirli Gazeteci Abdennour Toumi o dönemi “Cezayir aslında bir lidere değil bir baba figürü seçmişti. Aslında Bouteflika’dan çok statükoya oy verilmişti çünkü bilinmeyenden korkacak kadar kötü şeyler yaşanmıştı.” Böylece her defasında oyunu arttırarak ve ancak sandığa da güveni azaltarak iktidarını korumuş olan Bouteflika kimi ekonomik düzenlemelerle ülkenin refah düzeyini yükseltse ve kısmi istikrarı sağlasa da, ordunun ve bürokrasinin deste-ği ile ülkede demokrasiyi sembolik bir düzeye indirmişti. Mesela 2004’teki seçimde en güçlü rakibi Ali Beneflis’in sadece yüzde 6 oy almış alması aktif siyasal muhalefetin imkansızlığının göstergesi olarak yorumlandı.</p>
<p>Gençlerin elinde büyükçe bir afiş ve üstünde “Ölüye yapılabilecek iyilik onu gömmektir, seçmek değil” yazıyordu. Binlerce insan 22 Şubat’tan bu yana Cezayir sokaklarına çıkıp bir ‘si-yasi ölü’yü gömmek istediklerini söylüyor. “Bir buçuk milyon şehit” ülkesi Cezayir meydanlarında yüzler binlere, binler milyonlara dönüştü. Peki nedendi bu siyasi cenaze namazı?</p>
<p>Cezayir halkı, iktidardaki Ulusal Kurtuluş Cephesi(FLN) lideri ve Cumhurbaşkanı Abdulaziz Bouteflika’nın cumhurbaşkanlığı seçimleri için beşinci defa aday olması üzerine “Beşinci defa vesayete hayır” diyerek sokağa çıktı. Doğrusu Cezayir’in siyasi ve jeopolitik konumuna aşina hiçbir analist, Bouteflika’nın “politik ölümü”nü öngörememişti. Cezayir rejiminin Arap Baharı sürecinde takındıkları tavır, Fransa etkisi ve halkın geçmişte yaşadığı şiddet dolu yıllar göz önüne alınıldığında hele de Suriye, Mısır, Libya örnekleri ortada dururken Cezayir’de bir halk ayaklanması beklemek çok mantıklı görünmemişti. Ancak toplumsal olayların öngörülemezliği birçok analistin ve istatistikçinin hesaplarını alt üst etme gücüne sahiptir. Cezayir’de de böyle oldu.</p>
<p><strong>‘Cezayir koşmak istiyor’</strong></p>
<p>Cezayir siyasal tarihi açısından “Karanlık on yıl” kadar önemli bir diğer dönem de “hastalık on yılı”dır. Her ne kadar Cezayir rejimi, halkı sürekli bu karanlık yıllar ile korkutsa da Bou-teflika’ya karşı sokağa çıkan gençlerin en büyük itirazı bu hastalık yıllarına oldu. Yine pankartları referans verecek olursak Bouteflika’nın yatalak oluşuna değinen “Cezayir koşmak istiyor” sloganı da oldukça manidardır. Çünkü ciddi bir genç nüfus şişkinliğine sahip olan ülkede, gençler yatalak bir lider tarafından yönetilmeyi “onur”larına yediremediler. Dolayısıyla bu da meydanlardaki afiş ve karikatürlere çok yansıdı. Ülkenin cumhurbaşkanı, halkın karşısına çıkamıyor, yurtdışına resmi ziyaretler yapamıyordu ve sağlığı ile ilgili şehir efsanelerinin ayyuka çıkmış vaziyetteydi; rejim her defasında başkanın ölmediğini ispat etmek için bir vesileyle fotoğrafını yayınlamak zorunda kalıyordu. Gençlerin bu duruma tepkisi “onur” kavramı olması önemli bir ipucudur. Çünkü seçim kampanyası yürütmekten aciz birinin beşinci defa aday olması ve neredeyse kazanacağına kesin gözüyle bakılması kitleleri sokağa çıkmaya iten önemli bir etkendi.</p>
<p>Rejim, ilk günden itibaren “ülkeyi Suriye’ye benzetmeye çalışıyorlar” diyerek protestoları bastırmaya çalıştı ancak özellikle sokağa çıkanların ba-rışçıl tavırları, gittikçe artan bir destek görmelerine ve rejimi zor duruma sokmaya başladı. Aslında sadece Cezayir rejimi değil, bazı yabancı analistler de “İkinci Arap Baharı” benzetmesi yaparak olayların kanlı bastırılma ihtimaline değinmişlerdi. Özellikle Batı menşeli yayın organ organlarının, protestocular ve polisler arasında yer yer oluşan gerginlikleri öne çıkarması da Suriye’yi hatırlattı. Ancak protestolar devam ettikçe siyaset, bürokrasi ve iş dünyasından rengini protestocular lehine değiştiren ve hatta sokağa çıkanlar oldu. Medya patronu Ali Haddad, siyasetçilerden eski başbakan Ali Benflis ve Cezayir Kurtuluş Mücadelesinin sembolik ismi Cemile Buhayrad’ın da göstericilerin arasında görüntü vermesi aslında rejimin halkı Suriye ile korkutmaktan vazgeçip uzlaşma mesajları vermeye başlamasına sebep oldu. Ancak sürecin rengini değiştiren en önemli mesele hakim, savcı ve avukatların cübbeleriyle eylemlere destek vermeleri ve eğer Bouteflika aday olursa seçimi denetleme görevlerini yerine getirmeyeceklerini ilan etmeleri oldu. İş adamlarından sonra bürokrasinin de net bir tavır alması rejimi geri adım atmak zorunda bıraktı. Siyaset ve bürokraside oluşan ayrışma ve Bouteflika’nın gitmesini isteyen mercilerin varlığı, protestocuları daha da cesaretlendirdi ve ilk etapta “Bouteflika’nın gitmesi” üzerine kurulan slogan birliği yavaş yavaş Arap Baharı meydanlarında duyduğumuz “Halk rejimin devrilmesini istiyor!” ile yer değiştirdi.</p>
<p><strong>Tedrici değişim </strong></p>
<p>Halkın istediği oldu ve Bouteflika rutin tedavi için gittiği Cenevre’den dönüp önce “seçilsem de bir yıl içinde seçimin tekrarlanacak” dedi sonrasında ise tamamen aday olmayacağını duyurdu. Ancak meydanlar bu ruh birliğini yakalamışken güven vermeyen kaçamak açıklamalara karşı öncelikle net bir dille istifasını daha sonra da “şeffaf ve bağımsız” seçim istemeye devam etti. Protestoların ilk günüden beri motivasyonu en yüksek kesimi olan gençler, ülkenin Suriye’ye dönüşmesine fırsat vermemek için oldukça organizeli ve şiddete pirim vermeyerek devam ettiler ancak rejim her ne kadar hiç değinmese de ülke bulunduğu koşullar sebebiyle Suriye’den çok Mısır’a benzetilebilir.</p>
<p>Güçlü bir ordu, barışçıl gösteriler, farklı kesimlerin ortak sloganları ve bürokraside eylemciler lehine tavır alış… Ve İhvanül Müslimin gibi ortak bir paydaları da var. İslamcıların, geçmişte rejimle karşı karşıya gelişi, yaşanan trajik hadiseler, göstericiler arasında “İslamcılar devrimimize el koymak istiyor!” korkusuna da sebep oldu. Suudi Arabistan ve BAE finansmanlı El Arabi-ya’nın eylemciler arasındaki İslamcılara dikkat çekerek oluşturmaya çalıştığı ters psikoloji de dikkate alındığında aslında Cezayir halkının, Suriye ile korkutulup Mısır’a razı edilmeye çalışıldığı görülüyor.</p>
<p>Bouteflika’nın istifası, halkın talebinden ziyade Genel Kurmay Başkanı Gaid Salah’ın oldukça sert bir dille bir an önce görevi bırakması yönün-deki açıklaması sebebiyle gerçekleşti. Bu durum meydanda iki farklı tepkiyle karşılandı. Kimileri “Halk asker el ele!” diyerek olumlu karşılarken, kimi göstericiler ise bunun bir asker darbesi olduğu, Bouteflika’nın bir figürden ibaret olduğunu, arkasındaki derin devletin ise Bouteflika’yı göndere-rek meşruiyetini halk nezdinde pekiştirdiğini söylediler. Mısır’da Mübarek’in devriliş süreci de benzer şekilde hatta aynı sloganlarla olmuş ve ancak daha sonra sivil siyasetin tamamen bastırıldığı bir döneme girilmişti.</p>
<p>Cezayir’de nihayet Bouteflika’nın istifa etmesiyle seçim sürecine giriliyor. Seçim sonrası bir anayasa sürecinden de bahsedilmekte. Ancak şimdi asıl soru Bouteflika’nın halefi kim ola-cak? Cezayir halkının talebinin topyekün bir rejim değişikliğinden çok tedrici bir değişim olduğu göz önüne alınırsa Mısır’la benzeşen kurumlarına rağmen halk ve rejimin karşılıklı attığı ihtiyatlı adımlar göz önüne alındığında keskin, net bir askeri yönetimin olmayacağını ancak bir rejim değişikliğinin de beklenmemesi gerektiğini belirtmek gerek. Bouteflika’nın çevresindeki elit taba-kanın bu süreçte başının epey ağrıyacağını, özellikle yolsuzlukla ismi alınmış şaibeli kişilere yönelik bir temizlik yapılacağını ve siyaseten bir imaj değişikliğine gidileceğini söylemek mümkün. Cezayir’in Mısır’a dönüşmemesi için özellikle siyasetteki İslami söyleme sahip kimselere de oldukça büyük görev düşüyor. Zaten İslami kimlikleriyle öne çıkan siyasetçilerin güç dengeleri açısından Mısır’dakine benzer bir şekilde iktidara gelmelerinin beklenmediğini de belirtmek gerekir. Yani Cezayir’de Bouteflika’ya halef olabilecek isimlerin aslında iktidardaki FLN’nin kadrolarından gelmiş olmaları yumuşak geçişi kolaylaştıran bir durumdur. Eğer muhalefet organize olup bir çatı aday üzerinde anlaşabilirlerse rejime karşı elleri güçlenebilir ancak tek başına ve parçalı yapıyla çok şansları yok. O yüzden yakın dönemde yapılması planlanan seçimlerde teknokrat kökenliler, eski başbakanlar veya prestijli diplomatların şansının daha yüksek olduğu görünüyor. Ama en azından Bouteflika’nın ailesi veya asker kökenli birine pirim verilmeyeceği ortada. Özetle Cezayir halkı, bütün korkutmalara rağmen Suriye veya Mısır olmadığı-nı, Cezayir olarak yola devam etmek istediğini ispat etmek için hala eylemlerine devam ediyor.</p>
<p>@zeyneprkaratas/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/cezayir-suriye-olmadi-peki-ya-misir-olur-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buteflika Aday Olmayacak</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/buteflika-aday-olmayacak/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/buteflika-aday-olmayacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Mar 2019 08:01:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[buteflika]]></category>
		<category><![CDATA[cezayir]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=9048</guid>

					<description><![CDATA[Cezayir&#8217;de protestolar sonuç veriyor: Buteflika&#8217;dan &#8216;görevi bırakma&#8217; açıklaması. Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika cumhurbaşkanı adayı olmayacağını açıkladı. Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika, iki haftadan uzun süren protesto gösterilerinin ardından beşinci dönemi için cumhurbaşkanı adayı olmayacağını ve seçimleri ertelediğini açıkladı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 18 Nisan&#8217;da yapılması bekleniyordu. Cezayir Cumhurbaşkanlığı makamından yapılan açıklamada kısa süre içinde kabine revizyonuna gidileceği, yeni anayasanın referendumla oylanacağı belirtildi. Resmi haber ajansı APS&#8217;nin aktardığı açıklamada ayrıca, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra, 2019 yılı sonuna kadar siyasi ve anayasa reformu için ulusal konferans düzenleneceği ifade edildi. Açıklamadan kısa bir süre sonra Noureddine Bedoui Başbakan, Ramtane Lamamra da Başbakan Yardımcısı olarak atandı. Buteflika&#8217;nın 20 yıllık iktidarını uzatma girişimine karşı öğrenciler, sendikalar, avukatlar dahil on binlerce kişi iki haftadır sokaklarda protesto gösterileri düzenliyordu. 2013&#8217;te felç geçiren ve tekerlekli sandalye kullanan 82 yaşındaki Buteflika, 24 Şubat&#8217;tan beri İsviçre&#8217;de tedavi görüyordu. Buteflika, İsviçre&#8217;den Pazar günü döndü. Cumhurbaşkanlığı&#8217;nın açıklaması da Pazartesi günü yapıldı. Buteflika 1999 yılından bu yana iktidardaydı. Felç geçirdiği 2013 yılından bu yana kamuoyuna sık çıkmıyordu. BBC/TÜRKÇE]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cezayir&#8217;de protestolar sonuç veriyor: Buteflika&#8217;dan &#8216;görevi bırakma&#8217; açıklaması. Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika cumhurbaşkanı adayı olmayacağını açıkladı.</p>
<p>Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika, iki haftadan uzun süren protesto gösterilerinin ardından beşinci dönemi için cumhurbaşkanı adayı olmayacağını ve seçimleri ertelediğini açıkladı.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 18 Nisan&#8217;da yapılması bekleniyordu.</p>
<p>Cezayir Cumhurbaşkanlığı makamından yapılan açıklamada kısa süre içinde kabine revizyonuna gidileceği, yeni anayasanın referendumla oylanacağı belirtildi.</p>
<p>Resmi haber ajansı APS&#8217;nin aktardığı açıklamada ayrıca, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra, 2019 yılı sonuna kadar siyasi ve anayasa reformu için ulusal konferans düzenleneceği ifade edildi.</p>
<p>Açıklamadan kısa bir süre sonra Noureddine Bedoui Başbakan, Ramtane Lamamra da Başbakan Yardımcısı olarak atandı.</p>
<p>Buteflika&#8217;nın 20 yıllık iktidarını uzatma girişimine karşı öğrenciler, sendikalar, avukatlar dahil on binlerce kişi iki haftadır sokaklarda protesto gösterileri düzenliyordu.</p>
<p>2013&#8217;te felç geçiren ve tekerlekli sandalye kullanan 82 yaşındaki Buteflika, 24 Şubat&#8217;tan beri İsviçre&#8217;de tedavi görüyordu. Buteflika, İsviçre&#8217;den Pazar günü döndü. Cumhurbaşkanlığı&#8217;nın açıklaması da Pazartesi günü yapıldı.</p>
<p>Buteflika 1999 yılından bu yana iktidardaydı. Felç geçirdiği 2013 yılından bu yana kamuoyuna sık çıkmıyordu.</p>
<p>BBC/TÜRKÇE</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/buteflika-aday-olmayacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
