<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çarpıtma &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/carpitma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Mar 2022 13:53:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Çarpıtma &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Savaş mı Fitne mi?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/savas-mi-fitne-mi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/savas-mi-fitne-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Mar 2022 13:53:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Çarpıtma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18153</guid>

					<description><![CDATA[Son günlerde iki fotoğraf çok paylaşıldı. Birinde eli silahlı ve ülkesini Rusya’ya karşı korumaya hazır Ukraynalı bir kadın, diğerinde ise bavullarını toplamış ve ülkesini terk eden Suriyelerin olduğu bir fotoğraf…Bu iki fotoğrafı yan yana getirip ülkesini terk eden veya kalıp savaşanlar üzerinden kahraman ve olmayan hükümlerine veya tanımlarına varmak bizleri doğru sonuca götürmez. Neden mi? Eline silah almış Ukraynalı kadın veya erkek ülkesini işgal eden düşmana karşı savaşacak? Rusya ülkesine saldırmış o da ülkesini koruyacak . Peki ya Suriyeli, Mısırlı, Yemenli, Libyalı, Iraklı kime karşı savaşacaktı? Şartlar aynı değil ki! Lafı uzatmadan söyleyelim… Merhum Erbakan hocamız, 28 Şubat sürecinde yapılmak istenen ihaneti basiret ve ferasetiyle görmeyip seçmenlerini sokağa inmeye davet etseydi, bu durumda kim kimi öldürecek idiyse İslam Ülkelerinde birbirlerini öldürenler de onlardır. Bu duruma İslam, savaş veya iç çatışma değil “fitne” adını veriyor. Dinimizin özel bir ad kullanmasının nedeni, fitne ortamlarında Müslümanların birbirlerine karşı nasıl davranması gerektiğinin şartlarını ortaya koyarak en az hasarlı bu ortamdan çıkmayı sağlaması içindir. Çünkü fitne ortamlarında baba oğlunu, kardeş kardeşi, komşu komşuyu, amir memuru hatta başka partilerden oldukları için bazen eşler birbirlerini öldüreceklerdi. Ülkemizi feraset sahibi bir liderin varlığı bu büyük fitneden muhafaza etmiştir. Fitne demek, bir ülkede her biri birbirine eşit haklara sahip &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son günlerde iki fotoğraf çok paylaşıldı. Birinde eli silahlı ve ülkesini Rusya’ya karşı korumaya hazır Ukraynalı bir kadın, diğerinde ise bavullarını toplamış ve ülkesini terk eden Suriyelerin olduğu bir fotoğraf…Bu iki fotoğrafı yan yana getirip ülkesini terk eden veya kalıp savaşanlar üzerinden kahraman ve olmayan hükümlerine veya tanımlarına varmak bizleri doğru sonuca götürmez.</p>



<p>Neden mi?</p>



<p>Eline silah almış Ukraynalı kadın veya erkek ülkesini işgal eden düşmana karşı savaşacak? Rusya ülkesine saldırmış o da ülkesini koruyacak . Peki ya Suriyeli, Mısırlı, Yemenli, Libyalı, Iraklı kime karşı savaşacaktı? Şartlar aynı değil ki!</p>



<p>Lafı uzatmadan söyleyelim… Merhum Erbakan hocamız, 28 Şubat sürecinde yapılmak istenen ihaneti basiret ve ferasetiyle görmeyip seçmenlerini sokağa inmeye davet etseydi, bu durumda kim kimi öldürecek idiyse İslam Ülkelerinde birbirlerini öldürenler de onlardır. Bu duruma İslam, savaş veya iç çatışma değil “fitne” adını veriyor. Dinimizin özel bir ad kullanmasının nedeni, fitne ortamlarında Müslümanların birbirlerine karşı nasıl davranması gerektiğinin şartlarını ortaya koyarak en az hasarlı bu ortamdan çıkmayı sağlaması içindir.</p>



<p>Çünkü fitne ortamlarında baba oğlunu, kardeş kardeşi, komşu komşuyu, amir memuru hatta başka partilerden oldukları için bazen eşler birbirlerini öldüreceklerdi. Ülkemizi feraset sahibi bir liderin varlığı bu büyük fitneden muhafaza etmiştir. Fitne demek, bir ülkede her biri birbirine eşit haklara sahip olan vatandaşların birbirlerini çeşitli gerekçelerle öldürmeye kalkmalarıdır. Üstelik fitne de haklı haksızdan ayırt edilemez.</p>



<p>Sorun çok karmaşık olduğundan, “Fitne ortamlarında kavganın tarafları birbirlerine karşı nasıl davranacak? Olaylarla bağlantıları olmayan üçüncü taraflar bu durumda ne yapacaklar? Kan dökülmesi nasıl önlenecek?” sorularının cevaplarını Kuran-ı Kerim, sünnet ve İslam hukuku açıkça ortaya koymaktadır.</p>



<p>İslam ülkelerinde meydana gelen fitne olaylarında ihtilafa düşen taraflar ve bizler gibi üçüncü taraf olanlar şayet dinimizin ortaya koyduğu ilkelere göre hareket etmiş olsaydık, Suriye, Libya, Yemen ve Irak çatışmalar sonucunda devlet olmaktan çıkmaz, Mısır’da çok büyük bir topluluk olan Müslüman Kardeşler zalimce terörist muamelesine tabi tutulup çok ağır zulme uğramaz ve ülkelerini terk etmeye zorlanmazlardı.</p>



<p>Soru; fitne sonrasında Suriye, Mısır, Libya, Yemen, Irak ve diğer İslam ülkeleri önceki yaşamlarına göre daha iyiye mi gittiler yoksa öldürülüp, vatanlarından sürülüp, sakat bırakılıp dağılıp gittiler mi? Atılan adımların doğru olup olmadıkları bu sorunun cevabında saklıdır. Cevap açıktır. Kıyası mümkün olmayacak biçimde çok daha kötü olmuştur. Hem fitnenin tarafları hem de üçünü taraf olan izler gibi ülkeler yanlış yapmışlardır.</p>



<p>Fitne ortamlarında üçüncü tarafların tavrı çoğu zaman kavgayı çok daha fazla ateşler…Somut bir örnek üzerinden konuyu izah daha kolaydır. Diyelim ki, komşularınızdan biri çok güçlü ve zalim, diğeri de güçsüz ve mazlumdur. Kavga ettiklerinde, şayet engelleme gücümüz varsa önce elimiz, yoksa dilimiz buna da gücümüz yetmezse mazlum olanın daha fazla ezilmesini önlemek bari zalimi engelleyelim tutumu ediniriz değil mi?</p>



<p>Şayet gücünüz zulmü engellemeye yetiyorsa ölçü şudur. “Eğer Mü’minlerden iki tâife çarpışırlarsa hemen aralarını bulun barıştırın, şayet biri diğerine karşı tecâvüz ediyorsa o vakit Allah’ın emrine dönünceye kadar o taşkınlık edenle savaşın! Eğer dönerse yine adâletle aralarını sulh edin ve hep insaflı olun, çünkü Allah âdil davrananları sever.” (el-Hucurât, 9)</p>



<p>İçinde büyük bir yırtıcının olduğu kuyuya kardeşi düşmüş biri onu kuyudan çekip alamıyor veya yırtıcının başını ezemiyorsa, yırtıcıya çomak sokarak öfkelenmesine neden olur mu? Kardeşin selameti için ona çomak sokmamayı tavsiye edenler, zalimin yanında durmakla itham edildiler. Mısır, Suriye, Libya, Irak fitnelerinde Türkiye’nin hatası ne yazık ki tam da bu olmuştur. Hem kardeşini kuyudan alamıyor, hem de başını ezemediği zalime çomak soka yanlışına düşmüştür. Bunun yanlış olduğunu söyleyen bizler de, diktatörlerin yanında durmakla suçlandık.</p>



<p>Allah-ü Teala Maide Suresinde, Kabil’in, kurbanının kabul olmamasında hiçbir günahı olmayan kardeşi Habil’i öldürmek istemesine karşılık verdiği cevabı</p>



<p>29- Ben diliyorum ki sen hem benim günahımı hem de kendi günahını yüklenesin, cehennemliklerden olasın! Zalimlerin cezası işte budur.”</p>



<p>30-Sonunda içindeki duygular onu kardeşini öldürmeye itti; onu öldürdü ve böylece hüsrana uğrayanlardan oldu.</p>



<p>Dikkat edilirse bu ayeti kerimede Habil kardeşi Kabile, “kurbanını Allah kabul etmedi bana ne demiyor”. Bu nedenle bir yerde iş, ölme ve öldürme aşamasına geldiğinde, öldürmek değil de ölmek övülüyor.</p>



<p>Bu hadis-i şerif durumu daha güzel izah ediyor. “Rasûlullâh (s.a.v) Efendimiz’den işittim, «İki müslüman kılıçlarıyla karşılaştıkları zaman kâtil de maktûl de Cehennem’dedir.» buyuruyorlardı.<br>«‒Yâ Rasûlallâh, kâtil tamam, peki öldürülen niçin Cehennem’e girer?» diye sordum.<br>«‒O da arkadaşını öldürmeye hırslıydı da ondan!» buyurdular.” (Buhârî, Îmân, 22)</p>



<p>İşte sizlere bir hadisi şerifle yol haritası “Yakında büyük fitneler olacak, o fitnelerde (yerinde) oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı olacaklar. Kim o fitne içinde bulunmuş olursa, ondan uzak dursun. O zaman bir iltica yeri, sığınacak mekan bulursa ona sığınsın.” (Sahihu’l-Buhari VIII, 92; Tefriru’l-Kurani’l-Azim II, 43; Sunenu İbn-i Mace, II, 3961.)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/savas-mi-fitne-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yörünge Dergisi ve Ahmet Hakan</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yorunge-dergisi-ve-ahmet-hakan/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yorunge-dergisi-ve-ahmet-hakan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Resul Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Sep 2021 14:07:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Çarpıtma]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=17723</guid>

					<description><![CDATA[Salı günü yayınlanan yazımda Hürriyet&#8217;in yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun hakkında,&#160;&#8220;16 yıl önce de benim askeri kışlaların Ankara&#8217;dan çıkarılması teklifime (ki 15 Temmuz&#8217;dan sonra çıkarıldı!) karşı yayınladığı makaleye gönderdiğim açıklamayı yayınlama cesareti gösteremeyen&#160;Ahmet Hakan&#160;da tıpkı Özkoç gibi teklifimin birinci kısmını öne çıkartıp, &#8220;Resul&#160;Tosun, &#8216;Laiklik Anayasa&#8217;dan çıkabilir&#8217; demiş.&#8221; diye başlayan yazısıyla istiskali tercih etmiş maalesef. Oysa bu yazdıklarına ilaveten her zamanki üslubuyla, &#8220;Tamam birinci bölümünü katılmıyorum ama ey ötekiler tarif edilmesine neden karşı çıkıyorsunuz? diyebilirdi. Diyememiş, kendisine yakışanı yapmış! &#8220;&#160;yazdım ya, dayanamamış bugün yine &#8216;Resul Tosun&#8217;un çıkardığı yapay laiklik tartışması&#8217;&#160;diye başı da içi de boş ve bayat bir yazı kaleme almış. Diyanetin görünürlüğünden Yargıtay binasının açılışına kadar, &#8216;laiklik elden gidiyor&#8217; diye başlayan tartışmayı ben mi çıkarmışım? Bu tartışmayı dinden diyanetten rahatsız olan çevreler çıkarmış hatta öyle bir raddeye gelmiştir ki bu konuda en sert tepkiyi MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli koymuş ve yaptığı açıklamada, &#8220;Kulaklarında çan sesi çınlayan fikrî ve siyasî yobazların, son günlerde&#160;&#8216;Laiklik elden gidiyor&#8217;&#160;feryadı koparmaları tahammülsüzlük, inanç ve insan haklarına kategorik bir başkaldırı olarak yorumlanmalıdır.&#8221;&#160;diyerek tartışmayı kimi başlattığını en üst düzeyde tescil etmiştir. Ama sen beni 30 yıldır tanımana rağmen tanımıyormuş edasıyla, &#8216;Bu kez tartışmayı başlatan isim&#160;AK Parti&#8217;de&#160;bir süre milletvekilliği yapmış&#160;Resul Tosun&#160;isimli zat.&#8217; diye istiskale devam etmişsin. Bak Ahmet &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Salı günü yayınlanan yazımda Hürriyet&#8217;in yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun hakkında,&nbsp;<em>&#8220;16 yıl önce de benim askeri kışlaların Ankara&#8217;dan çıkarılması teklifime (ki 15 Temmuz&#8217;dan sonra çıkarıldı!) karşı yayınladığı makaleye gönderdiğim açıklamayı yayınlama cesareti gösteremeyen&nbsp;<strong>Ahmet Hakan</strong>&nbsp;da tıpkı Özkoç gibi teklifimin birinci kısmını öne çıkartıp, &#8220;<strong>Resul</strong>&nbsp;Tosun, &#8216;Laiklik Anayasa&#8217;dan çıkabilir&#8217; demiş.&#8221; diye başlayan yazısıyla istiskali tercih etmiş maalesef.</em></p>



<p><em>Oysa bu yazdıklarına ilaveten her zamanki üslubuyla, &#8220;Tamam birinci bölümünü katılmıyorum ama ey ötekiler tarif edilmesine neden karşı çıkıyorsunuz? diyebilirdi.</em></p>



<p><em>Diyememiş, kendisine yakışanı yapmış! &#8220;</em>&nbsp;yazdım ya, dayanamamış bugün yine &#8216;<strong>Resul Tosun&#8217;un çıkardığı yapay laiklik tartışması&#8217;&nbsp;</strong>diye başı da içi de boş ve bayat bir yazı kaleme almış.</p>



<p>Diyanetin görünürlüğünden Yargıtay binasının açılışına kadar, &#8216;laiklik elden gidiyor&#8217; diye başlayan tartışmayı ben mi çıkarmışım?</p>



<p>Bu tartışmayı dinden diyanetten rahatsız olan çevreler çıkarmış hatta öyle bir raddeye gelmiştir ki bu konuda en sert tepkiyi MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli koymuş ve yaptığı açıklamada, &#8220;<strong>Kulaklarında çan sesi çınlayan fikrî ve siyasî yobazların, son günlerde</strong>&nbsp;&#8216;Laiklik elden gidiyor&#8217;&nbsp;<strong>feryadı koparmaları tahammülsüzlük, inanç ve insan haklarına kategorik bir başkaldırı olarak yorumlanmalıdır.&#8221;&nbsp;</strong>diyerek tartışmayı kimi başlattığını en üst düzeyde tescil etmiştir.</p>



<p>Ama sen beni 30 yıldır tanımana rağmen tanımıyormuş edasıyla, &#8216;Bu kez tartışmayı başlatan isim&nbsp;<strong>AK Parti&#8217;de</strong>&nbsp;bir süre milletvekilliği yapmış&nbsp;<strong>Resul Tosun</strong>&nbsp;isimli zat.&#8217; diye istiskale devam etmişsin.</p>



<p>Bak Ahmet Hakan, tartışmayı ben başlatmadım bunu sen de çok iyi biliyorsun.</p>



<p>Yazımın başlığını bile,&nbsp;<strong>&#8220;Ya çıkarılmalı ya da tarif edilmelidir!&#8221;</strong>&nbsp;şeklinde belirleyerek iki seçeneğin olduğunu anlattım. Ya çağdaş ülkelerde olduğu gibi (Fransa dışında hiçbir ülkenin anayasasında laiklik yoktur) anayasadan çıkaralım (ki bunun hukuken teklif dahi edilemeyeceği için) ya da istismarı engelleyecek netlikte tarif edelim dedim, diyorum.</p>



<p>Fakat sen tıpkı&nbsp;<strong>CHP&#8217;li Engin Özkoç gibi</strong>&nbsp;benim teklifimin ilk bölümünü alıp ikinci bölümünü görmezden gelerek benimle alay etmeyi yeğledin.</p>



<p>Onun için senin hakkında &#8216;<strong>Kendisine yakışanı yapmış!&#8217;</strong>&nbsp;yazdım.</p>



<p>Senin iyi bir gazeteci olduğunu yayınladığım haftalık haber dergisi&nbsp;<strong>Yörünge</strong>&#8216;ye rahmetli&nbsp;<strong>Ömer Lütfü Mete&#8217;nin</strong>&nbsp;tavsiyesiyle gönderdiğin dosyadan anlamıştım.</p>



<p>Elimize gelen dosyaları yayına hazır hale getirebilmek için mutfakta uzun çalışmalar yapardık. Senin gönderdiğin dosya, başlığıyla spotlarıyla ana metniyle dört dörtlüktü.</p>



<p>Münasebet düştüğünde&nbsp;<strong>Kanal 7&#8217;de</strong>&nbsp;ki arkadaşlara da senin iyi bir gazeteci olduğunu söylemiştim.&nbsp;<strong>Yeniş Şafak&#8217;ta</strong>&nbsp;da bir ara yazdın, o zaman da yeni Şafak Patronu Ahmet Albayrak beye de iyi bir gazeteci olduğunu söyledim.</p>



<p>Benim kimseyi kıskanma gibi bir yaklaşımım yoktur. Takdir edilecek insanı takdir ederim.</p>



<p>Ama Kanal 7&#8217;de çalıştığın için bu camia seni kendisi gibi zannediyordu.</p>



<p>Mahalle değiştirdiğinde senin hakkında &#8216;<strong>Ne kadar değişti!</strong>&#8216; diyenlere ben &#8216;Hayır Ahmet Hakan hiç değişmedi. Bugün ne ise Kanal 7&#8217;deyken de öyleydi.&#8217; dedim.</p>



<p>İtiraf ettiğin gibi gözünün Mekke&#8217;de Medine olmadığını Paris&#8217;te Londra&#8217;da olduğunu gözlüyordum, biliyordum.</p>



<p>Onun için de senin yeni adresinde bulunmanı hiç yadırgamadım, hatta gazetecilik adına bir başarı olarak da gördüm, görüyorum.</p>



<p>Bunları özellikle yazdım ki senin hakkında bir önyargım yok, bilesin.</p>



<p>Ancak yazılarını okutan temel özellik, kimi isimleri doğrudan olumlu ya da olumsuz anman olduğunun farkındayım.</p>



<p>Siyaset, sanat, medya ve iş dünyasının isimlerini anman yazını okunur kılıyor. Ya övüyorsun ilgi çekiyor. Ya eleştiriyorsun ilgi çekiyor. Ya alay ediyorsun ilgi çekiyor.</p>



<p>Zekice bir taktik.</p>



<p>Ancak Ahmet Hakan bunu&nbsp;<strong>dürüstçe yapmıyorsun</strong>.</p>



<p>Son yazında benim başlatmadığım tartışmayı bana mal etmeye çalışıyorsun. Bir önceki yazında da benim teklifimi bütün olarak değil laikçi çevrelerin ağzıyla değerlendiriyorsun.</p>



<p>Seni yeni mahallen için kınayanlardan değilim.</p>



<p>Ama o mahallenin en bariz özelliği olan&nbsp;<strong>itibar suikastçiliği</strong>&nbsp;yapıyorsun.</p>



<p>Benim iddia ettiğin gibi ne tanınmaya ihtiyacım var ne de dikkat çekmeye.</p>



<p>Ama senin dürüstlüğe ihtiyacın var.</p>



<p>Unutma!</p>



<p>Eleştir, karşı çık, ama dürüst ol.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yorunge-dergisi-ve-ahmet-hakan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Pazar Okuması: Seni Kocandan Koruyamadık Işıl Ç.</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/bir-pazar-okumasi-seni-kocandan-koruyamadik-isil-c/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/bir-pazar-okumasi-seni-kocandan-koruyamadik-isil-c/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyzullah Akdağ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2020 14:45:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Çarpıtma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=15800</guid>

					<description><![CDATA[Eveeet… Ne diyorlardı? İstanbul Sözleşmesi yaşatır!6284&#8217;ü uygula!Hiç bir kadın şiddet görmediği halde şiddet görüyorum demez ve erkeği evden uzaklaştırmaz!&#8220;Sözde namus&#8221; gibi kavramların kökünü kazıyacağız! Bursa&#8217;da iki gün önce kadın, kocası hakkında uzaklaştırma kararı aldırıyor. Bu rahatlıkla sevgilisiyle buluşuyor evinde. Koca da zaten şüphe ettiği karısını takip edip yakalıyor onları. Eve girip ikisini de dövüyor ve intihara kalkışıyor. Koca gözaltına alınmış. Muhtemelen darp ve uzaklaştırma kararını ihlal gerekçesiyle. (6284 gümbür gümbür uygulanıyor) Bu kadın bizim yıllardır anlatmaya çalıştıklarımızı en somut şekilde ortaya koydu. Tabi bu medyaya yansıyan sadece tek bir olay. Diyecek çok şey var ve ben bunu kendi adıma yıllardır yapıyorum. Toplumun ne hale geldiğini yetkililer görmeli artık. Şimdi konuşmak zamanı değil; icraat zamanıdır. İcra makamlarından talebimiz: Mesele kadına yönelik şiddet değil görün artık!! Umarız malum &#8220;yobaz olmayan&#8221; kadın kuruluşları bu şiddet görmüş zavallı kadınımıza sahip çıkar da ortada kalmaz. Kocası, sevgilisini nasıl da dövmüştür gözünün önünde. Şimdi psikolojisi alt üst olmuştur kadıncağızın! Kocanın yaptığı da resmen canilik. Şu devirde namus mu kaldı canım! Koca anlaşmalarla kökü kazınıyor bu kavramların.. Sonuç mu? İstanbul Sözleşmesi bu vakayı da &#8220;sözde namus&#8221; adına kadına yönelik şiddet olarak kaydedecek. (Sözleşmede namus kavramı &#8220;sözde namus&#8221; diye geçiyor) GREVİO kurulu gelip devletimize parmak sallayacak. Kadına yönelik &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Eveeet… Ne diyorlardı?</p>



<ol class="wp-block-list"><li>İstanbul Sözleşmesi yaşatır!</li><li>6284&#8217;ü uygula!</li><li>Hiç bir kadın şiddet görmediği halde şiddet görüyorum demez ve erkeği evden uzaklaştırmaz!</li><li>&#8220;Sözde namus&#8221; gibi kavramların kökünü kazıyacağız!</li></ol>



<p>Bursa&#8217;da iki gün önce kadın, kocası hakkında uzaklaştırma kararı aldırıyor. Bu rahatlıkla sevgilisiyle buluşuyor evinde. Koca da zaten şüphe ettiği karısını takip edip yakalıyor onları. Eve girip ikisini de dövüyor ve intihara kalkışıyor. Koca gözaltına alınmış. Muhtemelen darp ve uzaklaştırma kararını ihlal gerekçesiyle. (6284 gümbür gümbür uygulanıyor)</p>



<p>Bu kadın bizim yıllardır anlatmaya çalıştıklarımızı en somut şekilde ortaya koydu. Tabi bu medyaya yansıyan sadece tek bir olay. Diyecek çok şey var ve ben bunu kendi adıma yıllardır yapıyorum.</p>



<p>Toplumun ne hale geldiğini yetkililer görmeli artık. Şimdi konuşmak zamanı değil; icraat zamanıdır. İcra makamlarından talebimiz: Mesele kadına yönelik şiddet değil görün artık!!</p>



<p>Umarız malum &#8220;yobaz olmayan&#8221; kadın kuruluşları bu şiddet görmüş zavallı kadınımıza sahip çıkar da ortada kalmaz. Kocası, sevgilisini nasıl da dövmüştür gözünün önünde. Şimdi psikolojisi alt üst olmuştur kadıncağızın!</p>



<p>Kocanın yaptığı da resmen canilik. Şu devirde namus mu kaldı canım! Koca anlaşmalarla kökü kazınıyor bu kavramların..</p>



<p>Sonuç mu?</p>



<p>İstanbul Sözleşmesi bu vakayı da &#8220;sözde namus&#8221; adına kadına yönelik şiddet olarak kaydedecek. (Sözleşmede namus kavramı &#8220;sözde namus&#8221; diye geçiyor)</p>



<p>GREVİO kurulu gelip devletimize parmak sallayacak.</p>



<p>Kadına yönelik şiddet artmış olacak.</p>



<p>Bazı yobaz olmayan kadın dernekleri &#8220;İstanbul Sözleşmesi sayesinde bir kadınımız daha şiddetten kurtuldu&#8221; diyecek.</p>



<p>Bazıları yürüyüş yaparken &#8220;Namus mu? Kirletmeden duramam&#8221; diye pankart açacak</p>



<p>Ve biz, bir parça daha &#8220;çağdaş&#8221; olacağız…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/bir-pazar-okumasi-seni-kocandan-koruyamadik-isil-c/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
