<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Birleşik Arap Emirlikleri &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/birlesik-arap-emirlikleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Nov 2018 07:53:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Birleşik Arap Emirlikleri &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Arap Debdebesi</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/arap-debdebesi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/arap-debdebesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2018 07:52:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Debdebesi]]></category>
		<category><![CDATA[BAE]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşik Arap Emirlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfi Bergen]]></category>
		<category><![CDATA[Silah İhracatı]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=4091</guid>

					<description><![CDATA[Dünyanın en yüksek cirolu silah ihracatçı ülkeleri BM Güvenlik Konseyi Daimî ülkelerinden oluşurken, dünyanın en yüksek silah ithalatçısı ülkeler arasında 2014 verilerine göre ilk sırayı Suudi Arabistan tutmakta (6,5 milyar dolar) ve dördüncü sırada Birleşik Arap Emirlikleri (2,2 milyar dolar) yer almaktadır (Kaynak: CNN Türk, 24.09.2016). Lütfi Bergen Dünya Müslümanlarının siyasal çatısı olan Osmanlı Devleti’nin kültürel birliği, Arabistan Yarımadası’nda 1801’de başlayan Vehhabî isyanı ile kırıldı. Vehhabîler 1803’te Mekke’yi, 1805’te Medine’yi ele geçirdiler. Napolyon’un Mısır’ı işgal etmesi bu isyanı büyütmüştür. Mısır’ın kontrolünü sağlayarak Osmanlı’ya bağlayan Kavalalı Mehmed Ali Paşa ve oğlu Ahmed Tosun, Osmanlı’nın görevlendirmesiyle 1812’de Medine’yi, 1813’te Mekke’yi geri aldı ve Kâbe’nin anahtarlarını İstanbul’a gönderdi. Mısır Valisi, Fransızların gözetiminde modernleşme süreçlerini tamamladı. Fransa’ya eğitim için öğrenciler gönderildi. Osmanlı ise 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nı tasfiye etti. Yerine kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye Ordusu 1828-1829 Rus Savaşı’nda varlık gösteremedi. Mehmed Ali Paşa, Mora isyanında (1827) padişaha yardım karşılığında Mora ve Girit valiliklerini istedi. Bu şartın kabulü üzerine isyanı bastırıp Mora’ya yerleşen Mısır kuvvetlerine karşı sömürgeci ülkeler (İngiltere, Fransa, Rusya) duruma müdahale ettiler. Navarin Olayı denilen bu müdahaleyle Navarin Limanı’ndaki Osmanlı ve Mısır gemileri ani baskın ile yakıldı. Mehmed Ali Paşa, zararlarının tazmini padişahtan istedi, menfi cevap üzerine 1831 yılında isyan etti. Ordusunun başındaki &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyanın en yüksek cirolu silah ihracatçı ülkeleri BM Güvenlik Konseyi Daimî ülkelerinden oluşurken, dünyanın en yüksek silah ithalatçısı ülkeler arasında 2014 verilerine göre ilk sırayı Suudi Arabistan tutmakta (6,5 milyar dolar) ve dördüncü sırada Birleşik Arap Emirlikleri (2,2 milyar dolar) yer almaktadır </strong>(Kaynak: CNN Türk, 24.09.2016).</p>
<p>Lütfi Bergen</p>
<p>Dünya Müslümanlarının siyasal çatısı olan Osmanlı Devleti’nin kültürel birliği, Arabistan Yarımadası’nda 1801’de başlayan Vehhabî isyanı ile kırıldı. Vehhabîler 1803’te Mekke’yi, 1805’te Medine’yi ele geçirdiler. Napolyon’un Mısır’ı işgal etmesi bu isyanı büyütmüştür. Mısır’ın kontrolünü sağlayarak Osmanlı’ya bağlayan Kavalalı Mehmed Ali Paşa ve oğlu Ahmed Tosun, Osmanlı’nın görevlendirmesiyle 1812’de Medine’yi, 1813’te Mekke’yi geri aldı ve Kâbe’nin anahtarlarını İstanbul’a gönderdi. Mısır Valisi, Fransızların gözetiminde modernleşme süreçlerini tamamladı. Fransa’ya eğitim için öğrenciler gönderildi. Osmanlı ise 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nı tasfiye etti. Yerine kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye Ordusu 1828-1829 Rus Savaşı’nda varlık gösteremedi. Mehmed Ali Paşa, Mora isyanında (1827) padişaha yardım karşılığında Mora ve Girit valiliklerini istedi. Bu şartın kabulü üzerine isyanı bastırıp Mora’ya yerleşen Mısır kuvvetlerine karşı sömürgeci ülkeler (İngiltere, Fransa, Rusya) duruma müdahale ettiler. Navarin Olayı denilen bu müdahaleyle Navarin Limanı’ndaki Osmanlı ve Mısır gemileri ani baskın ile yakıldı. Mehmed Ali Paşa, zararlarının tazmini padişahtan istedi, menfi cevap üzerine 1831 yılında isyan etti. Ordusunun başındaki oğlu İbrahim Paşa, Kütahya’ya kadar ulaştı (1833). II. Mahmut bu gelişme üzerine Avrupa’nın baskısıyla Halep, Şam ve Adana’nın İbrahim Paşa’ya verilmesini kabul etmek zorunda kaldı. Anlaşılacağı üzere Osmanlı’nın “Arap sorunu” Batılı ülkelerle savaşının paralelinde ve sömürgeci devletlerin yararına gelişmiştir.</p>
<p>Osmanlı, 1914-1918 yılları arasında da bugün Arap ülkeleri diye bilinen coğrafyada Anadolu’dan sevk ettiği pek çok asker ile savunma savaşı yaptı. Yahya Kemal, Osmanlı’nın bu savaşa girmesini “İttihad-ı İslâm harbine girmemiz İttihad-ı İslâm’dan soğumamızın başlangıcı oldu. Bu çok eski hissimize en müthiş baltayı indiren Mekke Şerifi Hüseyin’in ihaneti oldu (…) Cihat fetvasına (…) İslâm milletlerine gönderdiğimiz beyannamelere fiilen hiçbir icabet görmemek, bilakis İngilizlerin Irak’a ve Rusların Kafkasya’ya ordularla Müslüman asker sevkederek bize karşı dövüştürmeleri bile 1916-1917’ye doğru kimsenin hayretini celb etmiyordu” şeklinde değerlendirir (Beyatlı, 1975: 106).</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı’nın bitiminin üzerinden yüz yıl geçti. Bugün İslâm dünyasının temel problemleri yine aynı bölgede yoğunlaşan karışıklıklardan kaynaklanmaktadır. Müslüman aydınlar “İslâm toplumları ve ülkeleri dünya servetlerini elde etmelidir. Dünya Müslümanlara verilmiştir” yolunda fikir üretmektedir. Allah, Arabistan Yarımadası’na büyük bir zenginliği nasip etmiştir. Nitekim bir ayette “Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme’ye) yerleştirmedik mi?” (28 Kasas 57) buyurulmuştur. Kur’an, Hz. İbrahim ve Hz. Lut’un da “bereketli kılınmış” bir diyara ulaştırıldıklarını anlatmaktadır (21 Enbiyâ 71). Bu vaad Hz. İbrahim’e yapıldığına göre onun oğlu Hz. İsmail’in torunu olan Hz. Peygamber’e inanan bütün müslümanların bölgedeki servet ve nimetlerden istifade hakkı bulunmaktadır.</p>
<p>Osmanlı’nın yıkılışı sonrasında bölge, Arap halklarının siyasal rejimleri tarafından yönetilmekte ve zenginlikler debdebeci bir zümre tarafından israf edilmektedir.</p>
<p>Arap Yarımadası’nda Suudi Arabistan’ın (32,94 milyon), Birleşik Arap Emirlikleri’nin (9,4 milyon), Katar’ın (2,64 milyon), Umman’ın (4,64 milyon), Yemen’in (28, 25 milyon) toplam nüfusu 2017 verileriyle yaklaşık 78 milyon civarındadır. Türkiye’nin nüfusu ise 2017’de yaklaşık 80 milyondur. Bu beş ülke, toplamda 3 milyon 82 bin km kare yüzölçümüne sahip iken Türkiye’nin yüzölçümü 782.562 km karedir. Suudi Arabistan’ın 2017’de ABD ile yaptığı silah ithali anlaşması 350 milyar dolar büyüklüğündedir. Türkiye’nin 2017’de kabul ettiği 2018 bütçesi 762 milyar TL (dolar kuru 4,5 TL olarak hesaplandığında yaklaşık 169,4 milyar dolar) ve Savunma Bakanlığı’na ayırdığı bütçe payı ise 92 milyar TL’dir (dolar kuru 4,5 TL olarak hesaplandığında yaklaşık 20, 45 milyar dolar).</p>
<p>Dünyanın en yüksek cirolu silah ihracatçı ülkeleri BM Güvenlik Konseyi Daimî ülkelerinden oluşurken, dünyanın en yüksek silah ithalatçısı ülkeler arasında 2014 verilerine göre ilk sırayı Suudi Arabistan tutmakta (6,5 milyar dolar) ve dördüncü sırada Birleşik Arap Emirlikleri (2,2 milyar dolar) yer almaktadır (Kaynak: CNN Türk, 24.09.2016).</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-4093" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/Screen-Shot-2018-11-06-at-10.25.31-1024x782.png" alt="" width="528" height="403" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/Screen-Shot-2018-11-06-at-10.25.31-1024x782.png 1024w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/Screen-Shot-2018-11-06-at-10.25.31-300x229.png 300w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/Screen-Shot-2018-11-06-at-10.25.31-768x587.png 768w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/Screen-Shot-2018-11-06-at-10.25.31-90x68.png 90w" sizes="(max-width: 528px) 100vw, 528px" /></p>
<p>Bu kıyas, Arap ülkelerine ilahi olarak verilen petrol, maden, Hacc-turizm gelirlerinin büyüklüğünü ve nereye harcandığını ortaya koymaktadır. Ancak söz konusu zenginlikler Arap ülkeleri için bir musibete dönüşmüş görünmektedir. Halkın çalışmadan para kazanmasının neticesi olarak Arap debdebeciliği büyük bir israf kültürüyle birlikte tezahür etmekte, bu coğrafyada “barış-selâm yurdu” vasfı ortaya çıkmamaktadır.</p>
<p>Arap toplumları her yıl Hacc farizasında hacıların kestikleri kurbanları alacak fakir bulamamaktadır. Geçmişte Mısır ülkesinde Hz. Yusuf’un kıtlık çeken ülkelere tevzi ettiği buğday örneği kurban etlerinin dağıtılması bakımından işletilemediğinden israf edilmektedir.</p>
<p>Arap gençleri Batı’nın en pahalı otomobillerini satın almakta, onları altınla kaplatarak Avrupa kentlerinde gösteriş tüketimlerini teşhir etmektedir.</p>
<p>Arap düğünlerinden birinde (Dubai’de) ziyaretçilere ikram edilen pastanın, yaklaşık 2 bin kremadan yapılmış çiçekten oluştuğu, üzerinde bin tane yenilebilir inci bulunduğu, her birinin 200 bin dolar değerinde 5 beyaz elmas ile süslendiği ve maliyetinin 1 milyon dolara ulaştığı ifade edilmektedir. Yine başka bir düğünde yüzlerce davetliye nikâh şekeri yerine iPhone 8 verilmiştir.</p>
<p>Arapların you tube’a yükledikleri görüntülerde metrelerce uzunlukta sofralar kurdukları, pilav üstü deve görüntüleri verdikleri ve yemeklerin hepsini yiyemedikleri izlenmektedir. Arap toplumlarında obez sayısı, ABD’deki obez sayısını geçmektedir.</p>
<p>Söz konusu zenginlik, meta fetişizmi ve israfa karşın, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan’ın Suriyeli göçmen kabul etmediği, Müslüman toplumların acısını paylaşmadığı ifade edilebilecektir.</p>
<p>Petrol zengini Arap ülkeleri, sahip oldukları servetleri Batı’nın küresel iktidarını pekiştirecek şekilde israf etmektedir. İmam Gazali: “Allah insanların bir kısmının servetini çoğalttı, fakat serveti onların başına belâ oldu ve kendisini tehlikelere sürükledi” demektedir. Bugün bütün Müslüman toplumlarda sekülerleşme ve değer yitimi, zenginleşme kaynaklıdır. Ortadoğu petrollerinin asıl sahibi Müslüman toplumlardır. Bu bölgenin serveti Batı’ya akmaktadır. Müslüman aydınlar bu meseleyi artık görmelidir.</p>
<ul>
<li>Beyatlı Yahya Kemal, Tarih Musâhabeleri, İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları, 1975</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/arap-debdebesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşbirlikçi Bir Organizatör: Muhammed Dahlan</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/isbirlikci-bir-organizator-muhammed-dahlan/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/isbirlikci-bir-organizator-muhammed-dahlan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kerim Alastal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jun 2018 21:44:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[10. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşik Arap Emirlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Fetullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[Kerim Alastal]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Dahlan]]></category>
		<category><![CDATA[Temmuz 2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=2288</guid>

					<description><![CDATA[Muhammed Dahlan ve şebekesi, Birleşik Arap Emirlikleri tarafından finanse edilen ve Nilesat uydusundan yayın yapan Kahire merkezli El Gad Televizyonu ve BAE’de bulunan Sky News Arapça ve Al Arabiya gibi medya kuruluşları, 15 Temmuz gecesi Türkiye’deki darbe girişiminin başarılı olduğu ve hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışına kaçtığı gibi asılsız iddialar ortaya attılar. Muhammed Dahlan Kimdir? Muhammed Dahlan, Filistin &#8211; Gazze’nin güneyinde yer alan Han Yunus kentinde mülteci bir ailenin çocuğu olarak 1961 yılında doğdu. İlköğretimi, liseyi ve üniversiteyi Gazze’de okudu. Evli ve 2 çocuk babası olan Dahlan, El-Fetih hareketinin gençlik çalışmalarında yer alarak siyasi hayatına başladı. El-Fetih hareketine mensup olduğu suçlamasıyla 1981-1986 yıllarında işgalci İsrail Dahlan’ı 5 yıl hapsetti. Hapiste geçirdiği sürede İbranice öğrendi. Muhammed Dahlan, 1987 yılında başlayan birinci Filistin İntifadasının önde gelen isimlerinden biri olmuştu. İşgalci İsrail tarafından 1988’de Ürdün’e sürgüne gönderilen Dahlan; Amman, Kahire ve Bağdat’a gitti. Daha sonra Libya ve Tunus’a geçerek Filistin Kurtuluş Örgütü’ne katıldı. Tunus’ta Filistin’in eski devlet başkanı Yaser Arafat ile tanıştı. 1991 yılında Filistin halkının o zamanki resmi temsilcisi olarak tanınan El-Fetih hareketi ile işgalci İsrail arasındaki Madrid barış müzakereleri 1993 yılındaki Oslo anlaşmasıyla nihayete erdi. El-Fetih hareketi için bu anlaşmanın en önemli kazanımları: Gazze şeridini ve Batı Şeria’yı bağımsız &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muhammed Dahlan ve şebekesi, Birleşik Arap Emirlikleri tarafından finanse edilen ve Nilesat uydusundan yayın yapan Kahire merkezli El Gad Televizyonu ve BAE’de bulunan Sky News Arapça ve Al Arabiya gibi medya kuruluşları, 15 Temmuz gecesi Türkiye’deki darbe girişiminin başarılı olduğu ve hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışına kaçtığı gibi asılsız iddialar ortaya attılar.</strong></p>
<p><strong>Muhammed Dahlan Kimdir?</strong></p>
<p>Muhammed Dahlan, Filistin &#8211; Gazze’nin güneyinde yer alan Han Yunus kentinde mülteci bir ailenin çocuğu olarak 1961 yılında doğdu. İlköğretimi, liseyi ve üniversiteyi Gazze’de okudu. Evli ve 2 çocuk babası olan Dahlan, El-Fetih hareketinin gençlik çalışmalarında yer alarak siyasi hayatına başladı. El-Fetih hareketine mensup olduğu suçlamasıyla 1981-1986 yıllarında işgalci İsrail Dahlan’ı 5 yıl hapsetti. Hapiste geçirdiği sürede İbranice öğrendi.</p>
<p>Muhammed Dahlan, 1987 yılında başlayan birinci Filistin İntifadasının önde gelen isimlerinden biri olmuştu. İşgalci İsrail tarafından 1988’de Ürdün’e sürgüne gönderilen Dahlan; Amman, Kahire ve Bağdat’a gitti. Daha sonra Libya ve Tunus’a geçerek Filistin Kurtuluş Örgütü’ne katıldı. Tunus’ta Filistin’in eski devlet başkanı Yaser Arafat ile tanıştı.</p>
<p>1991 yılında Filistin halkının o zamanki resmi temsilcisi olarak tanınan El-Fetih hareketi ile işgalci İsrail arasındaki Madrid barış müzakereleri 1993 yılındaki Oslo anlaşmasıyla nihayete erdi. El-Fetih hareketi için bu anlaşmanın en önemli kazanımları: Gazze şeridini ve Batı Şeria’yı bağımsız bir şekilde yönetmek ve o bölgelerde Filistin yönetimine ait bağımsız bir içişleri bakanlığı kurmak oldu. Dahlan, Filistin İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan ve en önemli birim olan Filistin Önleyici Gücü’nü kurmakla ve yönetmekle görevlendirildi.</p>
<p><strong>Dahlan ve Filistin Direniş Hareketleri</strong></p>
<p>1993’teki Oslo Anlaşması’nın müzakerelerinde Filistin heyetinde yer alan Muhammed Dahlan, 1994 yılında Filistin’e geri döndü. Ardından Gazze’de 20 bin kişiden oluşan Filistin Önleyici Gücü’nü yöneten Dahlan, CIA ve işgalci İsrail istihbarat servisleriyle sürekli temas halindeydi. İşgalci İsrail, ABD ve bazı Arap ülkeleriyle yüksek düzeyde “şüpheli” ilişkiler kurmaya başladı. Ayrıca işgalci İsrail’e karşı direniş gösteren ve Filistin’in topraklarını savunan İslami hareketlere ve başta HAMAS olmak üzere tüm direniş hareketlerine karşı kanlı eylemler ve siyasi hamleler uygulayıp bu hareketlerin faaliyetlerini engelledi. Aynı zamanda bu direniş hareketlerinin üyelerini hapishanede tutmak, caydırmak için işkenceyle sorgulamak gibi faaliyetler yürüttü. Bu kapsamda HAMAS’a mensup olduğu suçlamasıyla Dahlan’ın Önleyici Gücü tarafından yapılan sorgulamalarda onlarca Filistinli hayatını kaybederken onlarcası da sakat kaldı. Dahlan bu girişimleriyle işgalci İsrail’e ve ABD’ye sadık bir dost olurken Filistinlilerin gözünde ise bir hain olarak görülmeye başladı. ABD, İsrail’in Filistin’de arzuladığı neticelere ulaşabilmesi için şartları uygun hale getirmeye çalışıyordu. Bu amaçla hazırladığı bir “Yol Haritası” planı vardı. Ancak bu planın nasıl bir içeriğe sahip olduğu net bir şekilde açıklanmamıştı. Böyle bir planın kademeli şekilde ve İsrail’in işine yarayacak tarzda uygulanabilmesi için Filistin Özerk Yönetimi tarafında yeni bir kadro oluşturulmaya çalışılıyordu.</p>
<p>İşgalci İsrail’in 2005’te Gazze’den çekilmesinin ardından 2006’da Gazze’de ve Batı Şeria’da HAMAS ve El-Fetih hareketi başta olmak üzere bütün Filistin hareketlerinin katıldığı parlamento seçimleri yapıldı. Şeffaf bir şekilde, uluslararası kurumların gözetiminde ve sıkı bir denetim altında yapılan bu seçimlerde HAMAS büyük bir zafer elde etti ve şu anki HAMAS siyasi büro başkanı İsmail Haniyye, hükümeti kurmakla görevlendirildi.</p>
<p>Mutedil bir İslami görüşe sahip olan HAMAS, işgalci siyonistlerin Filistin toprakları üzerindeki varlığını ve bu işgalcilerin 1948’de kurduğu sözde İsrail Devleti’ni tanımadığını, sadece işgalci güç olarak tanıdığını ve bu işgale karşı Filistinlilerin hakkını silahlı mücadele yolu ile savunduğunu belirtti. HAMAS bu siyasi vizyonu ve genel anlayışı Dahlan’ın siyasi görüşüyle ve İsrail ile yaptığı Oslo anlaşmasının planlarıyla ters düşüyordu. İsrail’e ve ABD’ye İslami direniş hareketlerini etkisizleştirme kapsamında verdiği vaatlerini tutmak isteyen Dahlan ve El-Fetih hareketindeki yoldaşları, seçim sonuçlarının ardından yeni bir hükümet oluşturmakla vazifeli olan HAMAS’ı engellemek için “kanlı ve kirli bir kampanya” başlattı. Fakat HAMAS’ın askeri kanadı El Kassam Tugayları, 2006’da yapılan seçim sonuçlarını koruyabilmek ve oluşturulan yeni Filistin hükümetinin çalışmalarını yürütebilmesine ortam sağlamak için harekete geçti. Gazze’de Dahlan’ın oluşturduğu silahlı teşkilatlara ve seçim sonuçlarını kabul etmeyen birimlere yönelik bir askeri operasyon başlatarak Dahlan ve ekibinin planlarını boşa çıkarmayı başardı. Filistin’de Gazze merkezli bir hükümet oluşturuldu. HAMAS’ın Gazze genelinde başlattığı operasyon neticesinde kirli siyasi planların sahibi Dahlan, Mısır’a kaçtı. Bu kaçışından sonra Mısır’da HAMAS’ı, HAMAS’ın kurduğu hükümeti ve Gazze’de HAMAS’ı kucaklayan 2 milyon insanı toplu bir şekilde cezalandırmak amacıyla Mısır, Ürdün, BAE ve Arabistan gibi Orta Doğu’daki bazı ülkelerle beraber Gazze’ye abluka uygulamaya çalıştı. Zaten bu ülkeler HAMAS’ın politikalarının kendi ülkelerine de sirayet etmesinden korktukları için Dahlan’ın planlarına yardımcı oldular.</p>
<p><strong>Dahlan ve Abbas</strong></p>
<p>Dahlan, Mısır’dan sonra şimdiki başkanı Mahmut Abbas ve yönetim merkezi Batı Şeria olan Filistin Kurtuluş Örgütü’ne geçti. Oysa Mahmut Abbas, Dahlan’ı Yaser Arafat döneminden beri rakip olarak görüyordu. Ayrıca Mahmut Abbas, Dahlan’ın ABD, Mısır ve BAE gibi ülkelerin desteğiyle uluslararası baskı yaparak yönetimin başına geçmeye çalıştığını ve çok iyi biliyordu. Bu yüzden geçmişte birçok karanlık olaya adı karışan Dahlan’a yönelik en büyük suçlamalardan biri Abbas’tan gelmişti. Abbas, Mart 2014’te yaptığı açıklamada Dahlan’ı, Yaser Arafat’ın ölümünden sorumlu tutmuştu. Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin desteğini alan Dahlan’ı işgalci İsrail de destekliyor. İsrail’in Dahlan’ı desteklemesinin en önemli nedeni ise Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın rakibi olması ve HAMAS’ı Gazze’de zayıflatacak “maddi güce ve tabana sahip” olması. Abbas’ın rakibi olan Dahlan, Batı Şeria’ya ulaşır ulaşmaz hakkında yolsuzluk ve rüşvet soruşturması başlatıldı ve 2011’de El-Fetih hareketi üyeliğinden çıkarıldı. Daha sonra Dahlan, sağlık sorunlarını bahane ederek Batı Şeria’yı terk etti ve BAE’nin başkenti Abu Dabi’ye yerleşti. İki rakip olan Abbas ve Dahlan arasındaki ilişkilerin tekrar normale dönmesi için ve gerginliği azaltmak için Mısır, Ürdün ve BAE pek çok kez Abbas ile görüştü. Fakat Abbas bu ülkelerin sunduğu hiçbir teklifi kabul etmedi. Kabul etmeyince Abbas ile bu üç ülke arasındaki ilişkiler de büyük ölçüde gerildi.</p>
<p><strong>Dahlan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)</strong></p>
<p>Muhammed Dahlan’ın Batı Şeria’dan ayrılıp BAE’ye geçmesi, Orta Doğu’da BAE lehine daha geniş çaplı bir rol almasının başlangıcı oldu. Dahlan, Abu Dabi emirliğinin veliaht prensi Muhammed bin Zayid ile arasındaki sağlam arkadaşlık ve ikili ilişkilerden dolayı sürgün yeri olarak Abu Dabi’yi seçti. BAE’ye ulaşmasının ardından Muhammed bin Zayid’in güvenlik danışmanı olarak atandı. Dahlan bu rolüyle birlikte BAE’nin Arap Baharı ile mücadele eden temsilcisi unvanını taşıdı.</p>
<p>Doha ve Ankara, Tunus ve Mısır’ın halk devrimlerine destek verirken BAE’nin temsilcisi olan Dahlan, Temmuz 2013 tarihinde Mısır halkı tarafından seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye yönelik darbede baş aktör oldu. Dahlan ve ekibi 1.8 milyar dolardan fazla harcama yaparak medya, sivil toplum kuruluşları ve Mısır ordusu düzeyinde destek zemini oluşturdu. Mübarek döneminden kalan sol örgütler ve Nur Partisi ile birlikte medya yöneticilerini Sisi cuntasının darbesi öncesinde finanse ederek Mursi ve mensup olduğu İhvan direnişi aleyhine yayın yapmalarını sağladı.</p>
<p>Mısır halkı arasında Mursi aleyhine algı, propaganda ve karalama kampanyaları yapılması ve darbeci Sisi’nin yanında tavır alınması yönünde çaba sarf etti. Dahlan’ın, benzer şekilde BAE’nin aktif bir şekilde taraf olduğu Libya’daki karşı devrimi yöneten gruplar arasındaki çatışmalarda, Abu Dabi yönetimi ile milisler arasındaki iletişimi sağlayan isim olduğu da iddialar arasında.</p>
<p><strong>Dahlan ve Türkiye</strong></p>
<p>Filistin’de direniş hareketi HAMAS’a, Mısır’da halk tarafından seçilen Muhammed Mursi’ye, Tunus, Yemen, Suriye ve Libya’daki devrimcilere yani bölgemizdeki hak ve hukuk temelli tüm hareketlere karşı bazen kanlı ve bazen sinsice karalama kampanyaları yapan bir organizasyon var karşımızda. BAE’nin baş aktörü olduğu bu organizasyon, milyarlarca dolara hükmediyor ve kirli ilişkilere giriyor. Bu kirli organizasyon kalkınmaya, büyümeye ve özgürleşmeye doğru hareket eden Arap ülkelerini istemediği gibi hiçbir zaman Türkiye’nin kalkınmasını, büyümesini, güçlü bir<br />
ekonomiye sahip olmasını da istemiyor. Güçlü ve istikrarlı bir Türkiye’yi engellemek için her yola başvuruyor. Bu yüzden bu organizasyon ve Dahlan gibi yöneticileri her fırsatta Türkiye aleyhine projeler devreye sokarak Erdoğan’ın yönetimden uzaklaştırılması planları kapsamında kirli ilişkilere giriyorlar.</p>
<p>Geçtiğimiz aylarda BAE Washington büyükelçisi Yusuf el-Uteybe’ye ait e-posta yazışmaları, hackerlar tarafından basına sızdırıldı. E-postalarda işgalci İsrail yanlısı bir vakıfla yazışan Uteybe’nin, Türkiye ve Katar’a karşı ortak politikalar geliştirmeye çalıştığı ortaya çıktı. Daha önce de BAE’nin Dahlan’a Erdoğan’ı devirme işini ihale ettiği biliniyordu. Dahlan’ın 15 Temmuz darbe girişimine finansal destek verdiği de yeni iddialar arasında.</p>
<p>Dahlan’ın mensup olduğu bu şebeke, Muhammed Mursi’ye yapılan darbenin benzerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da yapılması için Erdoğan hakkında yıllardır karalama kampanyası yürütüyor. Bu kampanya kapsamında Arap medyası ve muhalif Türk medyası tarafından Erdoğan ile ilgili kötü algı oluşturma ve yayma, Erdoğan ve Ak Parti muhaliflerine destek verme, finansal destek sağlama, Türkiye’de kaosun yayılması, güvenliğin zedelenmesi ve Erdoğan’a karşı ayaklanmalar olması adına PKK ve FETÖ gibi terör örgütlerine destek verme gibi girişimlerle Erdoğan’ın Büyük Türkiye hedefine ulaşmasını engellemeye çalışıyorlar.</p>
<p>Muhammed Dahlan ve şebekesi, Birleşik Arap Emirlikleri tarafından finanse edilen ve Nilesat uydusundan yayın yapan Kahire merkezli El Gad Televizyonu ve BAE’de bulunan Sky News Arapça ve Al Arabiya gibi medya kuruluşları, 15 Temmuz gecesi Türkiye’deki darbe girişiminin başarılı olduğu ve hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışına kaçtığı gibi asılsız iddialar ortaya attılar.</p>
<p>BAE hükümeti ancak 16 saat sonra darbe girişiminin başarısız olduğu kesinleşince bu girişimi kınadı. Türkiye’deki demokrasiye ve milletin iradesine yönelen darbe girişimi başarısızlığa uğradığında Dahlan ve ekibinin FETÖ üyelerinin sığınabilmeleri için Mısır darbe yönetiminin başındaki Sisi nezdinde girişimde bulunduğu da iddia edilmişti.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/isbirlikci-bir-organizator-muhammed-dahlan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
