<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Binali Yıldırım &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.yorungedergi.com/etiket/binali-yildirim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<description>&#34;Türkiye’nin Entelektüel Aklının Buluşma Noktası&#34;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 Feb 2022 13:59:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-logo-favico-32x32.png</url>
	<title>Binali Yıldırım &#8211; Yörünge Dergisi</title>
	<link>https://www.yorungedergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ak Sakal Binali Yıldırım!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ak-sakal-binali-yildirim/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ak-sakal-binali-yildirim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer ALÇEP]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2022 13:59:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ak sakal]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yorungedergi.com/?p=18110</guid>

					<description><![CDATA[Ahmet Hakan’ın “Tarafsız Bölge” programındaydı…Anlattıklarını hüzünle izledim. Yaşlanmış bir dedenin torunlarına hayat hikayesini anlatır gibi çok yorgun ve moralsiz bir hali vardı… Hiç şüphesiz Binali Yıldırım Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adındaki “kalkınma”&#160; kelimesinin hakkını vermede büyük emeği vardır. Türkiye’nin alt yapısı yollar, köprüler, hastaneler, barajlar, yer altı yer üstü ulaşım araçlarına sahip olmak ve de daha birçok hizmet onun idaresinde gerçekleşmiştir. Fakat, konuştuklarından anladığıma göre, o da birçok Ak Partili gibi İstanbul seçimlerini neden kaybettiğinin farkında değildir. Üstelik, son seçimlerde seçmenin tamamı Ak Parti meclis üyelerine oy vermişken Belediye Başkanlığı seçimlerinde farklı davranarak Binali Yıldırım’a oy vermediğinden Başkanlık kaybedilmiştir. Bu durum içinde birçok mesaj bulunduran çok mühim bir ders değil midir ?  Binali Başkan, halen daha torunlarına anlatır gibi geçmişte kendi öncülüğünde yapılan hizmetleri anlatmakla meşguldür. Ulaştırma Bakanıyken, bahsettiği hizmetleri fiilen yapan biri olarak İstanbul Belediye seçimlerini kaybetmedi mi? Fiilen yapılan hizmetler kullananlara etki etmedi de, anlatmasından mı etkilenecekler? Aynı yanlışı Tevfik Göksu ve İstanbul İl Teşkilatı da yapmaktadır. İyi ve akıcı konuşarak hizmetleri anlatamadıkları için seçimi kaybettiklerini sanıyorlar. Bu yüzden, otuz yıl önceki propaganda modeli olan&#160; kartonlar üzerine çizilmiş grafiklerle televizyon programlarına çıkıyorlar. Oysa ortada güven kaybı sorunu vardır&#8230; Bir kişiye, bindiği otobüsün ne kadar konforlu olduğunu anlatmaya çalışmak, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ahmet Hakan’ın “Tarafsız Bölge” programındaydı…Anlattıklarını hüzünle izledim. Yaşlanmış bir dedenin torunlarına hayat hikayesini anlatır gibi çok yorgun ve moralsiz bir hali vardı…</p>



<p>Hiç şüphesiz Binali Yıldırım Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adındaki “kalkınma”&nbsp; kelimesinin hakkını vermede büyük emeği vardır. Türkiye’nin alt yapısı yollar, köprüler, hastaneler, barajlar, yer altı yer üstü ulaşım araçlarına sahip olmak ve de daha birçok hizmet onun idaresinde gerçekleşmiştir.</p>



<p>Fakat, konuştuklarından anladığıma göre, o da birçok Ak Partili gibi İstanbul seçimlerini neden kaybettiğinin farkında değildir. Üstelik, son seçimlerde seçmenin tamamı Ak Parti meclis üyelerine oy vermişken Belediye Başkanlığı seçimlerinde farklı davranarak Binali Yıldırım’a oy vermediğinden Başkanlık kaybedilmiştir. Bu durum içinde birçok mesaj bulunduran çok mühim bir ders değil midir ? </p>



<p>Binali Başkan, halen daha torunlarına anlatır gibi geçmişte kendi öncülüğünde yapılan hizmetleri anlatmakla meşguldür. Ulaştırma Bakanıyken, bahsettiği hizmetleri fiilen yapan biri olarak İstanbul Belediye seçimlerini kaybetmedi mi? Fiilen yapılan hizmetler kullananlara etki etmedi de, anlatmasından mı etkilenecekler?</p>



<p>Aynı yanlışı Tevfik Göksu ve İstanbul İl Teşkilatı da yapmaktadır. İyi ve akıcı konuşarak hizmetleri anlatamadıkları için seçimi kaybettiklerini sanıyorlar. Bu yüzden, otuz yıl önceki propaganda modeli olan&nbsp; kartonlar üzerine çizilmiş grafiklerle televizyon programlarına çıkıyorlar. Oysa ortada güven kaybı sorunu vardır&#8230;</p>



<p>Bir kişiye, bindiği otobüsün ne kadar konforlu olduğunu anlatmaya çalışmak, marmarayla ne kadar kısa sürede gideceği yere gidebildiğini hatırlatmak, beş yıldızlı otel ayarında tek kişilik odada tedavi gören kişiye konforunu anlatmak ne kadar faydalıdır?</p>



<p>O halde sorun, hizmet eksikliği değildir. Sorun&nbsp; ille de hizmete bağlanacaksa hizmetin fazlalığı sorun olabilirdi belki… Zaten Ekrem İmamoğlu da hizmet üretmek yerine&nbsp; temel atmama törenleri vadederek seçim kazanmıştır.</p>



<p>O halde sorun nedir? Bana kalırsa sorun, halkla yöneticileri arsındaki yaşam standardının gözle görülür biçimde artması ve de yetkililerin ulaşılır olmaktan çıkmalarıdır. Bu nedenle sistem sorun çözmüyor, idarecileri de yeni olan sistemin çözüm üretmesine katkı sunmuyor…</p>



<p>Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adında geçen “adalet”i tesis etmede yaşanan sorunlardır. Bu ülkede çok büyük soruna işaret edecek şekilde Adalet Bakanımız İstifa etmek zorunda kalmıştır. İdarecilerden, adalet hak ve hukuk kelimelerini hiç duyuyor musunuz? Oysa istifa eden Adalet Bakanımız Abdülhamit Gül “ adalet tesis edilsin de isterse kıyamet kopsun” diyen kişidir… Adalet tesis edilmesinin zorluğunu kıyametin kopmasına benzetmesi… Artık o Bakan da yerinde yok!</p>



<p>Ekonomik, siyasi, toplumsal tüm sorunlarımızın kaynağı kıyametin kopması kadar zor olan adaletin tesis edilesinde yaşanan zorluklardır. Önümüzdeki seçimler, “adalet” teması üzerinden yürüyecektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ak-sakal-binali-yildirim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Binali Yıldırım’ın Yeni Klibi İzlenme Rekorları Kırdı!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/binali-yildirimin-yeni-klibi-izlenme-rekorlari-kirdi/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/binali-yildirimin-yeni-klibi-izlenme-rekorlari-kirdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Jun 2019 13:27:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11409</guid>

					<description><![CDATA[Gençlerin hazırladığı, Binali Yıldırım’ın icraatçı kişiliğini ortaya koyan şarkının Türkçe versiyonu da yayınlandı. Binali Yıldırım’ın samimi kişiliği, Türkiye sevdası ve tecrübesinin eğlenceli bir dille anlatıldığı klipte, hayata geçirdiği büyük projeler de yer alıyor. İşin ehli Binali temasıyla izleyenleri eğlendiren, sosyal medyada YaKimYaptıBunları hastagi ile paylaşım rekoru kıran klip, gençler tarafından beğeni toplamaya devam ediyor. gunes.com]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="videogdetailwrap">
<div class="video-area"><div class="youtube-video left"><iframe width="100%" height="340" src="//www.youtube.com/embed/HGNu1PJAlFk?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></div></div>
</div>
<div class="col-md-12 col-sm-12 col-xs-12">
<p class="videogtext">Gençlerin hazırladığı, Binali Yıldırım’ın icraatçı kişiliğini ortaya koyan şarkının Türkçe versiyonu da yayınlandı. Binali Yıldırım’ın samimi kişiliği, Türkiye sevdası ve tecrübesinin eğlenceli bir dille anlatıldığı klipte, hayata geçirdiği büyük projeler de yer alıyor. İşin ehli Binali temasıyla izleyenleri eğlendiren, sosyal medyada YaKimYaptıBunları hastagi ile paylaşım rekoru kıran klip, gençler tarafından beğeni toplamaya devam ediyor.</p>
<p>gunes.com</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/binali-yildirimin-yeni-klibi-izlenme-rekorlari-kirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıldırım 3, İmamoğlu 1</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/yildirim-3-imamoglu-1/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/yildirim-3-imamoglu-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Jun 2019 12:49:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem imamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Resul Tosun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11343</guid>

					<description><![CDATA[Beklenen TV programı yapıldı bitti. Bu program ne Yıldırım’ı destekleyenleri ne de İmamoğlu’nu destekleyenleri kararından vazgeçirecek bir etki yapmadı. Her iki taraf da adayını galip ilan etti. Çünkü saflar bugüne kadar netleşmişti. Buna rağmen bu program bence faydalı olmuştur. ***  Faydalı olmuştur çünkü iki adayın yüz yüze konuşması bile taraflar arasındaki gerginliği az da olsa frenlemiştir. Tartışabilen Türkiye fotoğrafı verilmiştir. Her iki taraf da birbirine hediye vererek insani yönlerini öne çıkarmışlardır. Aileleriyle birlikte fotoğraf vermeleri bir anlık bile olsa sosyal barışa katkıda bulunmuştur. ***  İçeriğe gelince. Moderatör programa hâkim olmakla birlikte çok başarılı sayılmazdı. Bununla birlikte durumunu 20 sene sonra ilk kez gerçekleşen böylesi bir tartışmayı kazasız belasız bitirme kaygısıyla hareket ettiğine yorabiliriz. Bazı can alıcı sorular sorulmasına rağmen programın, projelerden ziyade seçim sonuçları ve iddialar etrafında döndüğü için zaman zaman sıkıcı bir boyuta geçtiğini söyleyebiliriz. Uzatılan son bölüm projeler konuşulduğu için en faydalı bölüm olmuştur da diyebiliriz. ***  Adayların performasına gelince, ilk piar kazanımı İmamoğlu’nundur. Çünkü sadece başbakanlık ve meclis başkanlığı yapmış bir şahsiyet ile eşit şartlarda programa çıkıyor olması önemli bir tanıtım ve reklam atağıdır. Seçimi kaybetse bile başbakanla tartışmış bir aday olma vasfı onun hayatı boyunca kullanacağı bir kazanımdır. İmamoğlu gençliği ve retoriğiyle rakibine fark atmış görünse de heyecanıyla ve veri kopyalaması, valiye hakaret ve tekrar sayım gibi kimi konulardaki tutarsız tavrıyla rakibi karşısında zayıf kalmıştır. Rakibine attığı en başarılı gol ise Sayıştay Raporu bölümü olmuştur. Sorunlardan bahsedip çözüm projelerini anlatamaması da eksilerindendir. ***  Yıldırım ise tabiatı itibarıyla sakin ve yavaş konuşan biridir. Bununla birlikte &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beklenen TV programı yapıldı bitti. Bu program ne <strong>Yıldırım’ı</strong> destekleyenleri ne de <strong>İmamoğlu’</strong>nu destekleyenleri kararından vazgeçirecek bir etki yapmadı.</p>
<p>Her <strong>iki taraf da adayını galip</strong> ilan etti.</p>
<p>Çünkü <strong>saflar </strong>bugüne kadar <strong>netleşmişti</strong>.</p>
<p>Buna rağmen bu <strong>program</strong> bence <strong>faydalı</strong> olmuştur.</p>
<p><strong>*** </strong></p>
<p>Faydalı olmuştur çünkü iki adayın yüz yüze konuşması bile taraflar arasındaki <strong>gerginliği </strong>az da olsa <strong>frenlemiştir</strong>.</p>
<p><strong>Tartışabilen Türkiye</strong> fotoğrafı verilmiştir.</p>
<p>Her iki taraf da birbirine hediye vererek <strong>insani yönlerini</strong> öne çıkarmışlardır.</p>
<p><strong>Aileleriyle birlikte fotoğraf vermeleri</strong> bir anlık bile olsa <strong>sosyal barışa</strong> katkıda bulunmuştur.</p>
<p><strong>*** </strong></p>
<p>İçeriğe gelince.</p>
<p><strong>Moderatör</strong> programa hâkim olmakla birlikte çok <strong>başarılı sayılmazdı</strong>. Bununla birlikte durumunu 20 sene sonra ilk kez gerçekleşen böylesi bir tartışmayı <strong>kazasız belasız bitirme kaygısıyla</strong> hareket ettiğine yorabiliriz.</p>
<p>Bazı <strong>can alıcı sorular</strong> sorulmasına rağmen programın, projelerden ziyade <strong>seçim sonuçları ve iddialar </strong>etrafında döndüğü için zaman zaman sıkıcı bir boyuta geçtiğini söyleyebiliriz.</p>
<p>Uzatılan <strong>son bölüm projeler konuşulduğu</strong> için en <strong>faydalı</strong> bölüm olmuştur da diyebiliriz.</p>
<p><strong>*** </strong></p>
<p>Adayların performasına gelince, ilk piar kazanımı <strong>İmamoğlu’nundur</strong>. Çünkü sadece <strong>başbakanlık</strong> ve <strong>meclis başkanlığı</strong> yapmış bir şahsiyet ile eşit şartlarda programa çıkıyor olması önemli bir <strong>tanıtım ve reklam atağıdır</strong>. Seçimi kaybetse bile başbakanla tartışmış bir aday olma vasfı onun hayatı boyunca kullanacağı bir kazanımdır.</p>
<p><strong>İmamoğlu gençliği ve retoriğiyle</strong> rakibine fark atmış görünse de <strong>heyecanıyla</strong> ve veri kopyalaması<strong>, valiye hakaret</strong> ve tekrar sayım gibi kimi konulardaki tutarsız tavrıyla rakibi karşısında zayıf kalmıştır.</p>
<p>Rakibine attığı en başarılı gol ise <strong>Sayıştay Raporu</strong> bölümü olmuştur.</p>
<p>Sorunlardan bahsedip <strong>çözüm projelerini anlatamaması</strong> da eksilerindendir.</p>
<p><strong>*** </strong></p>
<p><strong>Yıldırım</strong> ise tabiatı itibarıyla sakin ve yavaş konuşan biridir. Bununla birlikte programda normal hayatına göre daha akıcı bir konuşma üslubu sergilediğini düşünüyorum.</p>
<p>Sayıştay raporu bölümü haricinde de <strong>başarılı ve ikna edici</strong> buldum.</p>
<p>Bence rakibini üç kez nakavt ederek üstünlük sağlamıştır.</p>
<p><strong>Birincisi</strong>, veri tabanının kopyalanması hususunda yönelttiği soru ile rakibini tabir caizse nakavt etmiştir. Rakibinin konuyu <strong>basit bir yedekleme</strong> olarak anlatmasına karşılık Yıldırım’ın <strong>yedekleme ile kopyalama farkını anlatması</strong>, kopyalamayı kamu görevlisi olmayanlara yaptırması ve bu <strong>yöntemin FETÖ’ye</strong> ait olduğunu vurgulaması rakibini çaresiz bırakmıştır.</p>
<p><strong>İkincisi</strong>, <strong>75 bin öğrenciye burs</strong> vereceğini açıklayan rakibine, <strong>‘Belediye zaten burs veriyordu ama CHP’nin itirazı üzerine belediyelerin burs vermesinin kanunen yasaklandığını’</strong> hatırlatması ve rakibinin nasıl burs verebileceğini sorgulaması dört dörtlük bir nakavt idi.</p>
<p>Üçüncüsü de uzatılan bölümde projeleri açıklarken yaptığı sunumdu. Bu sunum ile<strong>rakibine</strong> <strong>açık ara fark attığını </strong>söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>*** </strong></p>
<p>Program boyunca tarafların kullandığı kelimeler de kişiliklerini ele vermesi açısından önemli.</p>
<p>Mesela Yıldırım <strong>28 kez proje </strong>demiş, rakibi 17 kez; <strong>11 kez istihdamdan</strong> bahsetmiş rakibi 3 kez; 18 kez hizmet demiş rakibi 7 kez.</p>
<p>Yıldırım hiçbir konuda ‘<strong>haberim yok’</strong> dememiş ama rakibi 8 kez ‘haberim yok’ demiş. Aynı şekilde Yıldırım hiç <strong>‘ben bilmem’ </strong>dememiş rakibi 10 kez ‘ben bilmem’ demiş.</p>
<p>Keza hiç alakam yok dememiş rakibi ise <strong>16 kez alakam yok</strong> demiş.</p>
<p>Program boyunca sadece <strong>iki kez ‘ben’</strong> demiş rakibi <strong>75 kez BEN</strong> demiş.</p>
<p><strong>Yıldırım </strong>program boyunca <strong>84 kez biz</strong> demiş rakibi ise sadece 15 kez ‘biz’ diyebilmiş.</p>
<p>Bu da Yıldırım’ın çevresine güven verdiğine rakibinin ise henüz olgunlaşma aşamasında olduğuna delalet etmesi açısından anlamlıdır!</p>
<p>Resul Tosun/Star</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/yildirim-3-imamoglu-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzledik&#8230;</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/izledik/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/izledik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jun 2019 14:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem imamoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11301</guid>

					<description><![CDATA[Ülkenin büyük bir çoğunluğu gibi Pazar akşamı ekrana kilitlendik, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayları Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu’nun tartışmalarını izledik. İzleyenlerin önemli bir kısmı ekranlarının başına taraf olarak oturdukları için, tuttukları adayın biraz daha atak ve cevval olmasını, kendilerine söz hakkı gelince rakibini kesin bir nakavta uğratmasını bekliyordu. Böyle bir netice de doğmadı. Bir yandan televizyondan tartışmaları izledim, diğer yandan twitterdan yansımalarını almaya uğraştım. İki taraftan da adayların konuşmalarına ilişkin öne çıkarılan başlıklar zaten çok uzun süreden beri kamuoyunu meşgul eden, tartışılan ve artık gündemdeki yerini yitirmiş olan başlıklardan öte gitmiyordu… İmamoğlu kendisine verilen soru hakkını kullanırken aklına gelen şey “Anadolu Ajansı’nın seçim akşamı veri akışını niye durdurduğu?” oldu? Sonrasında bu soruda ısrar ettikçe etti. Sanki seçim sonuçlarını AA belirliyor ve ilan ediyor… Boşa geçen bir zaman idi. Hiç kimse AA’nın o akşam iyi bir gazetecilik yaptığını iddia etmiyor ki? Ayrıca AA ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı sıfatıyla Binali Yıldırım’ın ne alakası var? Binali Bey’in rakibinin VİP kullanımı esnasında Ordu Valisi’ne hakaretine ilişkin konuşması da artık gereksiz idi. “Basit” mi dedi, “it” mi dedi, artık konu mahkemede bir karara bağlanır. Keşke İmamoğlu burada bari neler olup bittiğini anlatsa ve konu bir daha açılmamak üzere kapansa idi. Bunlar iki &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ülkenin büyük bir çoğunluğu gibi Pazar akşamı ekrana kilitlendik, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayları Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu’nun tartışmalarını izledik.</strong></p>
<p>İzleyenlerin önemli bir kısmı ekranlarının başına taraf olarak oturdukları için, tuttukları adayın biraz daha atak ve cevval olmasını, kendilerine söz hakkı gelince rakibini kesin bir nakavta uğratmasını bekliyordu. Böyle bir netice de doğmadı.</p>
<p>Bir yandan televizyondan tartışmaları izledim, diğer yandan twitterdan yansımalarını almaya uğraştım. İki taraftan da adayların konuşmalarına ilişkin öne çıkarılan başlıklar zaten çok uzun süreden beri kamuoyunu meşgul eden, tartışılan ve artık gündemdeki yerini yitirmiş olan başlıklardan öte gitmiyordu…</p>
<p>İmamoğlu kendisine verilen soru hakkını kullanırken aklına gelen şey “Anadolu Ajansı’nın seçim akşamı veri akışını niye durdurduğu?” oldu? Sonrasında bu soruda ısrar ettikçe etti. Sanki seçim sonuçlarını AA belirliyor ve ilan ediyor… Boşa geçen bir zaman idi. Hiç kimse AA’nın o akşam iyi bir gazetecilik yaptığını iddia etmiyor ki? Ayrıca AA ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı sıfatıyla Binali Yıldırım’ın ne alakası var?</p>
<p>Binali Bey’in rakibinin VİP kullanımı esnasında Ordu Valisi’ne hakaretine ilişkin konuşması da artık gereksiz idi. “Basit” mi dedi, “it” mi dedi, artık konu mahkemede bir karara bağlanır. Keşke İmamoğlu burada bari neler olup bittiğini anlatsa ve konu bir daha açılmamak üzere kapansa idi.</p>
<p>Bunlar iki adaydan da beklenen çok önemli çıkışlar değildi…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İsmail Küçükkaya gücenmesin. Eski dostum, arkadaşımdır. Sever ve değer veririm. Ancak moderatörlüğünü beğenen bir kişi bile çıkmadı. Çevremdeki herkesin ortak kanısı çok  fena. Sayın moderatör heyecanlı, hazırlıksız ve soruları da sıradan ve niteliksiz idi. Bir diğer sıkıntı süre tayininde oldu. Üç dakika sorulara nitelikli cevap verebilmek için yeterli değildi. Adayların konuları derinlemesine açabileceği bir ortam,  birbirlerine katkı veya itirazlarına imkan verecek bir atmosfer hiç yoktu.</p>
<p>Bununla birlikte, Binali Yıldırım uzun yıllar önemli devlet hizmetlerinde bulunmuş bir insan olduğunu gösterdi. Sakin, ağır tavırları ile kendisine yöneltilen soruları cevaplandırdı. Sayın İmamoğlu’da genç ve heyecanlı bir aday olarak enerjik bir duruş sergileme çabası içinde oldu. Öğrencilere burs vereceğini söylemesi ve bunun üzerine belediyelerin burs vermesinin CHP’nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi’nce engellendiğini Sayın Yıldırım’dan öğrenmesi diyebilirim ki gecenin tek önemli “golü” idi.</p>
<p>Sonuç mu, bir arkadaşım Twitter üzerinden hemen bir anket yapmıştı, adaylar düşüncelerinizi değiştirdi mi, aynı mı? diye, %91 değişmedi, %9 değişti cevabını vermiş. Elbette kanaati değişenlerin oranı küçümsenemez ama sorunun devamı “kimin lehine?” olmadığı için yorum yapmak güç.</p>
<p>Şunun şurasında bir hafta kaldı. Adaylar ekranlarda birlikte bir performans sergilediler. İyidir, kötüdür. Burada bir şeyi gözden uzak tutmamak lazım, bizi bu günlere getiren Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemidir. Eğer eski sistem olsa ve seçimler %50’nin üzerinde alan aday tarafından kazanılmamış olsaydı yine bu türden tartışmaları izleyemezdik…</p>
<p>Birilerinin dediği gibi AK Parti kaybettiğini gördüğü için yıllar sonra ekranlarda karşılıklı tartışmaya razı olmuş değil, sistem artık bunu her seçim için zorunlu kıldığı için tartışmaya katılmıştır.</p>
<p>Bundan sonra da sistem böyle devam ettiği sürece tüm partiler bundan kaçamayacaktır.</p>
<p>Bir önemli husus daha, partiler aday belirlerken “ekran performansı, konu hakimiyeti, tartışma kabiliyeti” gibi başlıklar da açacaklar ve uzmanlıkla birlikte görünür olacak kişileri de siyasete taşıyacaklar…</p>
<p>Aileler ile birlikte fotoğraf verilmesi gerçekten fevkalade bir Türk kadını ve anne olan Semiha Yıldırım öğretmenimize karşı siyasetin vandallarınca yapılan onca haksızlığa, iftiraya, terbiyesizliğe karşı güzel bir cevap idi. Sayın İmamoğlu’nun kıymetli eşleri hanımefendi’yi de buradan tebrik ve takdirle anmak istiyorum, bu terbiyesizliklere ilk ve esaslı cevabı verendir.</p>
<p>Prof. Dr. Zakir Avşar</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/izledik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milyonların Önünde Yalan Maskesi Düştü</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/milyonlarin-onunde-yalan-maskesi-dustu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/milyonlarin-onunde-yalan-maskesi-dustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jun 2019 08:43:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem imamoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11294</guid>

					<description><![CDATA[AK Parti İBB Adayı Binali Yıldırım, İmamoğlu’nun doğru söylememeyi alışkanlık haline getirdiğini vurguladı, yalanlarını ortak yayında tek tek yüzüne vurdu. 23 Haziran’daki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi öncesi, AK Parti adayı Binali Yıldırım ile CHP adayı Ekrem İmamoğlu canlı yayında bir araya geldi. Terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP’nin de desteklediği İmamoloğlu programda yalanları yüzüne vurulunca çok zor durumda kaldı.  Seçimin neden tekrarlandığıyla ilgili soru üzerine Yıldırım, “31 Mart’ta oylar sayılırken, birtakım garip işler oldu, acayip işler oldu, şaibe karıştı ve nitekim YSK da bütün bu durumu değerlendirerek, seçimin sahibi olması sıfatıyla yenilenmesine karar verdi. Bizim tercihimiz bu seçimin yenilenmemesiydi. Bunun için de çok çabaladık ama CHP bu konuda bize yardımcı olmadı. Yenilenme yönündeki talebimizi kabul etmediler, reddi yönünde karar aldırdılar, dolayısıyla seçime gitmek mecburiyetinde kaldık. CHP tamamının sayılmasına direnmesiydi bu seçim bugün  tekrarlanmayacaktı” dedi. Vatandaşlar yayını meydanlara kurulan dev ekranlardan izledi. SEÇİM YENİLEMESİ  Oyların tamamının sayılması durumunda yeniden seçime gerek olmayacağına dikkati çeken Yıldırım, “Sadece oyların yüzde 10’u sayıldı, 29 binlerden 13 bin 729’a düştü. Bu da gösteriyor ki geriye kalan yüzde 90 sayılsa, bu seçimin sonucunun değişeceği aşikar. Bunun için biz oyların tekrar sayılmasını çok istedik. Bu konuda maalesef bir dirençle karşılaştığımız için saydıramadık. Ekrem Bey’in ‘Biz yeniden &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AK Parti İBB Adayı Binali Yıldırım, İmamoğlu’nun doğru söylememeyi alışkanlık haline getirdiğini vurguladı, yalanlarını ortak yayında tek tek yüzüne vurdu.</strong></p>
<p>23 Haziran’daki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi öncesi, AK Parti adayı Binali Yıldırım ile CHP adayı Ekrem İmamoğlu canlı yayında bir araya geldi. Terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP’nin de desteklediği İmamoloğlu programda yalanları yüzüne vurulunca çok zor durumda kaldı.  Seçimin neden tekrarlandığıyla ilgili soru üzerine Yıldırım, “31 Mart’ta oylar sayılırken, birtakım garip işler oldu, acayip işler oldu, şaibe karıştı ve nitekim YSK da bütün bu durumu değerlendirerek, seçimin sahibi olması sıfatıyla yenilenmesine karar verdi. Bizim tercihimiz bu seçimin yenilenmemesiydi. Bunun için de çok çabaladık ama CHP bu konuda bize yardımcı olmadı. Yenilenme yönündeki talebimizi kabul etmediler, reddi yönünde karar aldırdılar, dolayısıyla seçime gitmek mecburiyetinde kaldık. CHP tamamının sayılmasına direnmesiydi bu seçim bugün  tekrarlanmayacaktı” dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://imgs.star.com.tr/imgsdisk/2019/06/17/170620190059346995208_3.jpg" alt="" /></p>
<p>Vatandaşlar yayını meydanlara kurulan dev ekranlardan izledi.</p>
<p><strong>SEÇİM YENİLEMESİ </strong></p>
<p>Oyların tamamının sayılması durumunda yeniden seçime gerek olmayacağına dikkati çeken Yıldırım, “Sadece oyların yüzde 10’u sayıldı, 29 binlerden 13 bin 729’a düştü. Bu da gösteriyor ki geriye kalan yüzde 90 sayılsa, bu seçimin sonucunun değişeceği aşikar. Bunun için biz oyların tekrar sayılmasını çok istedik. Bu konuda maalesef bir dirençle karşılaştığımız için saydıramadık. Ekrem Bey’in ‘Biz yeniden sayılmasına itiraz etmedik’ dedi. Bu kocaman bir yalan. Elimizde İl Seçim Kurulu’nun, CHP’nin müracaatı var. Oyların tamamının sayımını asla kabul etmedi CHP” ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>BU FETÖ TAKTİĞİDİR </strong></p>
<p>Yıldırım’ın “Gelir gelmez İstanbul’un veri tabanını kopyalama talimatını neden verdiniz?” sorusuna İmamoğlu, “Bu bir veri yedekleme işlemidir. Bu kadar basit” diyerek konuyu geçiştirdi. Bunun üzerine söz alan Yıldırım, “Niye kopyalama ihtiyacı duyuyor? İstediği zaman, istediği bilgiyi maiyetindeki insanlar alır, getirir. Bu veri kopyalama işi, bu bir FETÖ taktiğidir. Devletin  memurları dururken, en hassas yerlere, kozmik odalara dışarıdan adam tayin edip,  görev veremezsiniz” ifadeleriyle tepki gösterdi.</p>
<p><strong>VALİYE HAKARET </strong></p>
<p>Ordu Valisi’ne hakaret edip etmediği sorulunca da yine yalana sığınan İmamoğlu, “Benim oradaki tavırlarım net, belli. VIP diye bir derdim yok. Ben indiğimde nereden çıkacağımı, birileri bana yol gösteriyor. Trabzon VIP’den geçtik. Ordu’dan neden geçirilmek istenmedi?” diyerek soruyu savuşturmaya çalıştı. Moderatör İsmail Küçükkkaya’nın “Valiye hakaret ettiniz mi” sorusunu tekrarlayınca İmamoğlu, “Hakaret etmedim. ‘Basitleşmiştir’ demek hakaretse hakaret. Ama hakaret etmedim” cevabını verdi. Oysa olayla ilgili görüntülerde İmamoğlu’nun çok net bir şekilde hareket ettiği duyuluyor.</p>
<p><strong>ALGI OPERASYONU </strong></p>
<p>Yıldırım, bazı vakıflara para aktarıldığı iddialarının da ortaya atıldığına değinerek, “Belediyeler vakıflara nakdi kaynak aktaramaz. Arazi, bina verir. Vakıflar ne yapıyor peki. Vakıflara nakdi bir kuruş yardım yapılmamıştır. Yapamaz belediyeler. Burada algı operasyonuna gerek yok. Bu vakıflar öğrenci yurtları yapıyor, eğitime destek veriyor, sosyal faaliyetler, sosyal sorumluluk projeleri yapıyor. Yaptıkları iş tamamen kamu yararı. FETÖ’nün nasıl beyin yıkamak için gençleri devşirip sonunda da 15 Temmuz gibi belayı başımıza sardıysa, vakıflar da o tehlikeleri bir daha yaşamamak için bu işleri yapıyor” dedi.</p>
<p><strong>FETÖ YORUMCUSU!</strong></p>
<p>Uzun yıllar FETÖ’nün tv kanallarında yorumculuk yapan CHP Adayı İmamoğlu, “FETÖ uygulamalarını nasıl olduğunu ben bilmem, anlamam o işten. Onlarla hiçbir temasım olmadı.  Siyaset öncesi eleştiren siyasette de buna devam eden birisiyim” dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://imgs.star.com.tr/imgsdisk/2019/06/17/170620190100386990791_3.jpg" alt="" /></p>
<div>
<p>Yıldırım canlı yayının yapıldığı stüdyoya Semiha Yıldırım’la geldi.</p>
<div>
<p><strong>MİLLETTEN ÖZÜR DİLEMELİ </strong></p>
<p>İmamoğlu’nun yalanı alışkanlık haline getirdiğine dikkati çeken Yıldırım, şöyle devam etti: “En son sizinle yaşadık Ne dedi? ‘Soruları İsmail Bey’den aldı’ dedi. Siz de almadığınız yönünde açıklama yaptınız. Ondan sona ‘Saadet adayının çocuğu İGDAŞ’tan çıkarıldı&#8230;’ Kendisi çıktı, yalanladı. ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi israfın içinde.’  dedi. ‘Web sitesine sadece  80 milyon harcanmış.’ dedi. Sayıştay raporlarıyla yalanlandı. En yakın arkadaşı Fatih Portakal bile yayınında dedi ki ‘Bu Ordu işi olmadı, yanlış olmuştur. Bizde görüntüler var RTÜK’e takılacağız diye yayınlamıyoruz.’ dedi. Bence kabul etseydi Ekrem Bey, özür dileseydi iş bitmişti ama iki gün sonra düşündü, taşındı, ‘basitlik’ diye bir icatta bulundu. Aslında şimdi validen özür dilemesi gerekir demiştim. Şimdi İstanbullulardan ve milletten özür dilemesi gerekir çünkü millete yalan söylemiştir.”</p>
<div>
<p><strong>İMAMOĞLU İLKELİ OLMALI </strong></p>
<p>İmamoğlu’nun dile getirdiği Sayıştay raporunda, son 5 yılda 753 milyon liralık zarardan bahsedildiği iddiasının sorulması üzerine Yıldırım, Sayıştay raporunda öyle bir rakam olmadığını söyledi. Raporda sadece 108 bin liralık bir usulsüz işlemden bahsedildiğini dile getiren Yıldırım “Bu yalan, yalan. Yalan olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi  tarafından açıklandı, defalarca. ‘Doğru değil’ diyelim, Ekrem Bey alınmasın. Arkadaşımızın maalesef bu konularda daha ilkeli davranmasını beklerim” ifadesini kullandı.</p>
<div>
<p><strong>CHP ADAYI&#8217;NI AA YALANLADI</strong></p>
<p>AA’dan yapılan açıklamada, CHP Adayı İmamoğlu’nun, ortak yayında defalarca Anadolu Ajansı’nın adını anarak bir kez daha ajansı haksız itham edip hedef gösterdiği belirtildi. Açıklamada, “AA, 31 Mart öncesindeki 6 seçimde de açılan sandık oranı yüzde 99’a ulaştığında nihai sonucun açıklanmasını YSK’ye bırakmıştır. 31 Mart’ta yapılan uygulama diğer seçimlerden farklı değildir” denildi.</p>
<p>Star</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/milyonlarin-onunde-yalan-maskesi-dustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Binali Yıldırım: &#8216;Biz Yeniden Sayılmasına İtiraz Etmedik&#8217; Demesi Kocaman Bir Yalan</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/binali-yildirim-biz-yeniden-sayilmasina-itiraz-etmedik-demesi-kocaman-bir-yalan/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/binali-yildirim-biz-yeniden-sayilmasina-itiraz-etmedik-demesi-kocaman-bir-yalan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jun 2019 08:12:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem imamoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11273</guid>

					<description><![CDATA[Ekrem İmamoğlu&#8217;nun oyların yeniden sayılmasına itiraz etmediğini söylemesi üzerine Binali Yıldırım, &#8220;Ekrem Bey&#8217;in, &#8216;biz yeniden sayılmasına itiraz etmedik&#8217; demesi kocaman bir yalan. Elimizde CHP&#8217;nin İl Seçim Kuruluna yaptığı müracaat var.Gece saat 22.00&#8217;de ve 5. dk içinde aldığı ret kararı var. YSK de ret kararına uydu ve ilçelerdeki sayımları devam ettirdi, tamamını saydırmadı&#8221;&#8221; ifadelerini kullandı. &#8220;Benim oyum CHP adayına yazılıyorsa bu çalınmadır&#8221; Yıldırım, oyların çalındığına yönelik iddiaların hatırlatılması üzerine, şunları söyledi: &#8220;Benim oyum, CHP adayına yazılıyorsa veya bir başka adaya yazılıyorsa bu çalınmadır. Bunun başka bir izahı yok.&#8221; &#8220;CHP DİRENMESEYDİ SEÇİM TEKRARLANMAYACAKTI&#8221; Dört pusula konusunun tamamen bir aldatmaca olduğunu belirten Yıldırım, &#8220;Ben şunu soruyorum, 4 tane ayrı pusula var ama itiraz edilen Büyükşehir Belediye Başkanlığı oyu.&#8221; diye konuştu. YILDIRIM ŞÖYLE DEVAM ETTİ: &#8220;Biz çok istemedik tekrarlanmasını. Hala ısrarla söylüyorum, CHP tamamının sayılmasına direnmeseydi bu seçim bugün tekrarlanmayacaktı. Ekrem Bey&#8217;in, &#8216;biz yeniden sayılmasına itiraz etmedik&#8217; demesi kocaman bir yalan. Elimizde CHP&#8217;nin İl Seçim Kuruluna yaptığı müracaat var.Gece saat 22.00&#8217;de ve 5. dk içinde aldığı ret kararı var. YSK de ret kararına uydu ve ilçelerdeki sayımları devam ettirdi, tamamını saydırmadı&#8221; gunes.com]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ekrem İmamoğlu&#8217;nun oyların yeniden sayılmasına itiraz etmediğini söylemesi üzerine Binali Yıldırım, &#8220;Ekrem Bey&#8217;in, &#8216;biz yeniden sayılmasına itiraz etmedik&#8217; demesi kocaman bir yalan. Elimizde CHP&#8217;nin İl Seçim Kuruluna yaptığı müracaat var.Gece saat 22.00&#8217;de ve 5. dk içinde aldığı ret kararı var. YSK de ret kararına uydu ve ilçelerdeki sayımları devam ettirdi, tamamını saydırmadı&#8221;&#8221; ifadelerini kullandı.</strong></p>
<p>&#8220;Benim oyum CHP adayına yazılıyorsa bu çalınmadır&#8221;</p>
<div class="iframe-wrapper"><iframe src="https://www.gunes.com/video.html?video=2019/06/16/801cd74c16312019.mp4" frameborder="0" scrolling="no" data-mce-fragment="1"></iframe></div>
<p>Yıldırım, oyların çalındığına yönelik iddiaların hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Benim oyum, CHP adayına yazılıyorsa veya bir başka adaya yazılıyorsa bu çalınmadır. Bunun başka bir izahı yok.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;CHP DİRENMESEYDİ SEÇİM TEKRARLANMAYACAKTI&#8221;</strong></p>
<p>Dört pusula konusunun tamamen bir aldatmaca olduğunu belirten Yıldırım, &#8220;Ben şunu soruyorum, 4 tane ayrı pusula var ama itiraz edilen Büyükşehir Belediye Başkanlığı oyu.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>YILDIRIM ŞÖYLE DEVAM ETTİ:</strong></p>
<p>&#8220;Biz çok istemedik tekrarlanmasını. Hala ısrarla söylüyorum, CHP tamamının sayılmasına direnmeseydi bu seçim bugün tekrarlanmayacaktı. Ekrem Bey&#8217;in, &#8216;biz yeniden sayılmasına itiraz etmedik&#8217; demesi kocaman bir yalan. Elimizde CHP&#8217;nin İl Seçim Kuruluna yaptığı müracaat var.Gece saat 22.00&#8217;de ve 5. dk içinde aldığı ret kararı var. YSK de ret kararına uydu ve ilçelerdeki sayımları devam ettirdi, tamamını saydırmadı&#8221;</p>
<p>gunes.com</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/binali-yildirim-biz-yeniden-sayilmasina-itiraz-etmedik-demesi-kocaman-bir-yalan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ak Parti ve Sayın Binali Yıldırım’ın Dikkatine!</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/ak-parti-ve-sayin-binali-yildirimin-dikkatine/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/ak-parti-ve-sayin-binali-yildirimin-dikkatine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Jun 2019 14:45:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet yenilmez]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11178</guid>

					<description><![CDATA[Aslına bakarsanız bendeniz bugün, bundan tam 48 yıl önce (13 Haziran 1971) kurulan Kültür Bakanlığı ile -yanlış yazmadım, ilk Kültür Bakanımız Talat Halman’dı ve“Kültür Bakanlığı” ayrı bir bakanlıktı- şimdilerdeki Kültür ve Turizm Bakanlığı olduğu hal arasındaki farkı yazarak yazıma başlayacaktım! Ardından, “Kültür Bakanlığı” dönemlerinde bakanlık yayınlarından tanıdığım, bundan 32 yıl önce bugün (13 Haziran 1987) ebediyete göçen merhum Cemil Meriç’i, devamında da bundan tam 47 yıl önce (13 Haziran 1972) kaybettiğimiz “Büyük Türkiye” eseriyle tanıdığım merhum Dündar Taşer Bey’i yazarak bugün yaşadıklarımıza farklı bir zaviyeden bakmaya çalışacaktım! Lakin yazmazsam, “Ah, keşke yazsaydım!” dememek için konuyu değiştirmeye, kendimi mesul hissettim! Öncelikle  başucu kitaplarımdan, “Bu ülke, Umman’dan Uygarlığa” eserleriyle, mürşidimiz büyük insan merhum Cemil Meriç ve uğruna bir ömür koştuğum ve ömrümün son nefesine kadar da koşmaya devam edeceğim, “Büyük Türkiye” hayalimin mimarı, bir çok neslin de mimarı merhum Dündar Taşer Beylere rahmet diliyorum! Her iki büyük dava adamlarının da hayallerinde doğurup bizlere miras bıraktıkları, “Bu Ülke” ve “Büyük Türkiye” içten ve dıştan şah damarına çökülmüş adeta boğulmak istenmekte! Öyle ki, artık savaş senaryoları büyük stratejistlerin masasında yazılıp, senaryonun teferruat  gibi görünen konuları  üzerinden, bebek  yüzlü, naylon gülüşlü aktörler üzerinden yapılmakta! Buyurun, Sayın Binali Yıldırım ve Sayın İmamoğlu (memleketim Ordu’nun Valisi Sayın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aslına bakarsanız bendeniz bugün, bundan tam 48 yıl önce (13 Haziran 1971) kurulan Kültür Bakanlığı ile -yanlış yazmadım, ilk Kültür Bakanımız Talat Halman’dı ve“Kültür Bakanlığı” ayrı bir bakanlıktı- şimdilerdeki Kültür ve Turizm Bakanlığı olduğu hal arasındaki farkı yazarak yazıma başlayacaktım!</p>
<p>Ardından, “Kültür Bakanlığı” dönemlerinde bakanlık yayınlarından tanıdığım, bundan 32 yıl önce bugün (13 Haziran 1987) ebediyete göçen merhum Cemil Meriç’i, devamında da bundan tam 47 yıl önce (13 Haziran 1972) kaybettiğimiz “Büyük Türkiye” eseriyle tanıdığım merhum Dündar Taşer Bey’i yazarak bugün yaşadıklarımıza farklı bir zaviyeden bakmaya çalışacaktım!</p>
<p>Lakin yazmazsam, “Ah, keşke yazsaydım!” dememek için konuyu değiştirmeye, kendimi mesul hissettim!</p>
<p>Öncelikle  başucu kitaplarımdan, “Bu ülke, Umman’dan Uygarlığa” eserleriyle, mürşidimiz büyük insan merhum Cemil Meriç ve uğruna bir ömür koştuğum ve ömrümün son nefesine kadar da koşmaya devam edeceğim, “Büyük Türkiye” hayalimin mimarı, bir çok neslin de mimarı merhum Dündar Taşer Beylere rahmet diliyorum!</p>
<p>Her iki büyük dava adamlarının da hayallerinde doğurup bizlere miras bıraktıkları, “Bu Ülke” ve “Büyük Türkiye” içten ve dıştan şah damarına çökülmüş adeta boğulmak istenmekte!</p>
<p>Öyle ki, artık savaş senaryoları büyük stratejistlerin masasında yazılıp, senaryonun teferruat  gibi görünen konuları  üzerinden, bebek  yüzlü, naylon gülüşlü aktörler üzerinden yapılmakta!</p>
<p>Buyurun, Sayın Binali Yıldırım ve Sayın İmamoğlu (memleketim Ordu’nun Valisi Sayın Seddar Yavuz Bey’e ve hemşerilerime hala özür bekliyorum) televizyon ekranlarında tartışacaklar ya, bu bir araya gelişin moderatörlüğü için adı geçenlere baktım, ne tuhaf ki bir tane olsun bizim mahalle diye adlandırılan (ki bu tasnif benim değil, aksine bizi karşı mahalleye sürenlerin adlandırmasıdır) gazetecilerden bir tek kişinin bile adı geçmedi! Tam aksine taraf olması  bir tarafa, bizim mahallenin tüm moral değerlerine karşı yıllarca mücadele etmiş Uğur Dündar ismini ilk dillendiren de, Sayın Binali Yıldırım oldu!</p>
<p>Mesela, Sayın İmamoğlu Turgay Güler demedi!</p>
<p>Bu durumu da, Sayın Yıldırım’ın kendine güvenine, “Doğru adamı bin eğri bir araya gelse eğemez, ancak kırar” sözünün doğruluğuna bağlıyorum, ancak ne zaman ki, bebek yüzlü, naylon gülüşlü Sayın İsmail Küçükkaya adını duydum, kendimi birdenbire 7 Temmuz 1996 yılında buldum!</p>
<p>6 Temmuz 1996 günü BBP Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu merhum Erbakan başbakanlığında kurulacak hükümete TBMM kürsüsünden, “kerhen” güvenoyu vereceğini (Kendisi ve BBP’li 7 milletvekili Refah Partisi ,Anavatan Partisi’nin hükümet kurmasını istiyordu) açıklamıştı!</p>
<p>Hatta, seçim sathı mahallinde özellikle Sayın Tansu Çiller ve dönemin Doğru Yol Partisi’nin kendisi ve arkadaşları hakkında kullandığı çirkin dile rağmen!</p>
<p>Birgün sonrasında da (7 Haziran 1996) Kanal D televizyonunda, Sayın Fatih Altaylı’nın moderatörlüğünde, “Teke Tek” programı!</p>
<p>Konuklar, Anavatan Partili Güneş Taner, -dönemin Çiller muhalifi Köksal Toptan, Ankara’dan da merhum Muhsin Yazıcıoğlu!</p>
<p>Programda bir an geliyor, stüdyoda bulunan Güneş Taner ve telefonla katılan Eyüp Aşık hakaretlere başlıyorlar!</p>
<p>Bendeniz de dahil ekranların başındakiler, merhum Yazıcıoğlu’nun bu hakaretlere karşılık vermesini bekliyoruz, işin tuhaf tarafı Ankara stüdyosunda bulunan merhum Yazıcıoğlu’nda en ufak bir tepki yok!</p>
<p>O hakaretleri yapan Taner de, Aşık da merhum Yazıcıoğlu’na bu sözlerin söylenemeyeceğini çok iyi bilmelerine rağmen, bu durum normal değildi!</p>
<p>Sonradan öğreniyoruz ki, teknik tedbir alınmış merhum Yazıcıoğlu’nun bulunduğu Ankara’daki stüdyonun ses iletişimi kesilmiş bu hakaretleri merhum Yazıcıoğlu duymamış!</p>
<p>Sonrası mı?</p>
<p>Herkes hak ettiği karşılığı gecikmeden gördü elbette!</p>
<p>İmdi!</p>
<p>Demem o ki, AK Parti ve Sayın Binali Yıldırım çok çok çok dikkatli olmalıdır!</p>
<p>İş sadece moderatörlükle bitmiyor!</p>
<p>Stüdyonun ışık açısı, kamera açısından tutun da canlı yayındaki resim seçici en az moderatör kadar hatta daha da çok önemlidir!</p>
<p>Yayına verilecek Binali Yıldırım ve İmamoğlu resmî çok ama çok önemli!</p>
<p>Özelikle Gezi Parkı olayları ve sonrasında resimler üzerinden yapılan algı operasyonu asla asla asla unutulmamalıdır!</p>
<p>Benden demesi!</p>
<p>Ahmet Yenilmez/Güneş</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/ak-parti-ve-sayin-binali-yildirimin-dikkatine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Independent Türkçe 10 Gazeteciye Sordu: İmamoğlu ve Yıldırım&#8217;a Mutlaka Yönelteceğiniz Soru Ne Olurdu?</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/independent-turkce-10-gazeteciye-sordu-imamoglu-ve-yildirima-mutlaka-yonelteceginiz-soru-ne-olurdu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/independent-turkce-10-gazeteciye-sordu-imamoglu-ve-yildirima-mutlaka-yonelteceginiz-soru-ne-olurdu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Jun 2019 08:25:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem imamoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11145</guid>

					<description><![CDATA[Gazeteciler Abdurrahman Dilipak, Emin Çapa, Gürkan Zengin, Muharrem Sarıkaya, Murat Çelik, Mustafa Kurdaş, Nevşin Mengü, Ünsal Ünlü, Yavuz Oğhan ve Yıldıray Oğur yanıtladı. AK Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılından bu yana, siyasi liderler ya da adaylar seçim öncesinde birlikte bir TV tartışmasına katılmadı. Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu’nun 16 Haziran Pazar günü, İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünde katılacakları program yıllar sonra bir ilk olacak. İsmi Binali Yıldırım tarafından telaffuz edildikten sonra yayını yönetme görevini üstleneceğini açıklayan Uğur Dündar sonrasında çekilme kararı almıştı. Bu kararına gerekçe olarak toplumsal kutuplaşmayı gösterdi, “İki taraf da memnun olmayacaktı, linç edeceklerdi” dedi. Dündar’a göre, programı yönetecek olan İsmail Küçükkaya’nın akıbeti de öngördüğü biçimde olacak. İki tarafı da memnun edemeyecek ve “İsa’ya da Musa’ya da yaranamayacak”. İsmail Küçükkaya programı nasıl bir formatta yöneteceğine dair bazı ipuçları verdi. İki adaya aynı soruyu yöneltmeyecek, farklı sorular soracak. Sorular program öncesinde adayların onayına sunulmayacak, Küçükkaya tarafından hazırlanacak. Peki gazetecilere göre Küçükkaya, Yıldırım ve İmamoğlu’na hangi soruyu mutlaka yöneltmeli? Independent Türkçe 10 gazeteciye sordu: Programı siz yönetseydiniz Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım’a mutlaka yönelteceğiniz soru ne olurdu? &#160; Abdurrahman Dilipak  Her iki adaya: 2025 Digital devrim. Farklı bir dünya bizi bekliyor. Sanal para, 3D Printer, e-demokrasi. Globalizm, Kavramları, kurumları ile, farklı algıları ve altyapıları ile yepyeni bir dünya, Hayal &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazeteciler Abdurrahman Dilipak, Emin Çapa, Gürkan Zengin, Muharrem Sarıkaya, Murat Çelik, Mustafa Kurdaş, Nevşin Mengü, Ünsal Ünlü, Yavuz Oğhan ve Yıldıray Oğur yanıtladı.</strong></p>
<div class="field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden">
<div class="field-items">
<div class="field-item even">
<p>AK Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılından bu yana, siyasi liderler ya da adaylar seçim öncesinde birlikte bir TV tartışmasına katılmadı.</p>
<p>Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu’nun 16 Haziran Pazar günü, İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünde katılacakları program yıllar sonra bir ilk olacak.</p>
<p>İsmi Binali Yıldırım tarafından telaffuz edildikten sonra yayını yönetme görevini üstleneceğini açıklayan Uğur Dündar sonrasında çekilme kararı almıştı.</p>
<p>Bu kararına gerekçe olarak toplumsal kutuplaşmayı gösterdi, “İki taraf da memnun olmayacaktı, linç edeceklerdi” dedi.</p>
<p>Dündar’a göre, programı yönetecek olan İsmail Küçükkaya’nın akıbeti de öngördüğü biçimde olacak.</p>
<p>İki tarafı da memnun edemeyecek ve “İsa’ya da Musa’ya da yaranamayacak”.</p>
<p>İsmail Küçükkaya programı nasıl bir formatta yöneteceğine dair bazı ipuçları verdi. İki adaya aynı soruyu yöneltmeyecek, farklı sorular soracak. Sorular program öncesinde adayların onayına sunulmayacak, Küçükkaya tarafından hazırlanacak.</p>
<p>Peki gazetecilere göre Küçükkaya, Yıldırım ve İmamoğlu’na hangi soruyu mutlaka yöneltmeli?</p>
<p>Independent Türkçe 10 gazeteciye sordu: Programı siz yönetseydiniz Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım’a mutlaka yönelteceğiniz soru ne olurdu?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Abdurrahman Dilipak </strong></p>
<p>Her iki adaya:</p>
<blockquote><p>2025 Digital devrim. Farklı bir dünya bizi bekliyor. Sanal para, 3D Printer, e-demokrasi. Globalizm, Kavramları, kurumları ile, farklı algıları ve altyapıları ile yepyeni bir dünya, Hayal gerçeğin anasıdır ve e-devrim artık bir hayal değil realite. “Akıllı ev” değil artık “akıllı şehirler” konuşuluyor. Siyaset, ekonomi, aile, din algısı, tarih algısı, gelenek her şey değişecek. Evden okul, evden iş, İHA’lar, SİHA’lar, siber güvenlk ve tehditler,  humonoidlerin, Siborg’ların, Genomiklerin sokaklarda dolaştığı bir İstanbul için bu işe nereden başlayacaksınız! Bana hayalinizi söylerseniz sizin kim olduğunuzu daha yakından tanıyacağım.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Emin Çapa</strong></p>
<p>Binali Yıldırım&#8217;a:</p>
<blockquote><p>Bugüne kadar AKP&#8217;nin İstanbul vizyonu tamamen inşaat rantına dayalıydı. İstanbul&#8217;u bir teknoloji merkezi olması için somut olarak neler yapacaksınız?</p></blockquote>
<p>Ekrem İmamoğlu&#8217;na:</p>
<blockquote><p>İstanbul alt ve orta gelir grupları için yaşaması en zor şehir. Siz orta gelirli İstanbulluları desteklemek için belediye olarak neler yapacaksınız?</p></blockquote>
<p>Her iki adaya:</p>
<blockquote><p>Belediye genç ve çocukların 21. YY ile uyumu için neler yapabilir? Zengin aile çocukları bu imkanlara ulaşabiliyor, dezavantajlı ailelerin çocukları için ne yapacaksınız?</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gürkan Zengin</strong></p>
<p>Binali Yıldırım’a:</p>
<blockquote><p>31 Mart&#8217;tan birkaç hafta geriye gittiğimizde bir &#8216;Binali Yıldırım algısı&#8217; vardı. 31 Mart&#8217;tan birkaç hafta sonraya gittiğimizde başka bir &#8216;Binali Yıldırım algısı&#8217; var. Filmi geriye saracak olsanız şu son bir- iki ay içinde yaptıklarınız içinde &#8216;yapmazdım&#8217; dediğiniz şey nedir?</p></blockquote>
<p>Ekrem İmamoğlu&#8217;na:</p>
<blockquote><p>2010-2011 sezonunun süper lig şampiyonu size göre hangi takımdır; Trabzonspor mu Fenerbahçe mi? Aklınız -mantığınız ve vicdanınız size ne diyor?</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Muharrem Sarıkaya</strong></p>
<p>Her iki adaya:</p>
<blockquote><p>Sonuçta hangisi seçilirse seçilsin belediye başkanı olacaklar. Ülkeyi yönetmeyecekler, uluslararası anlaşma yapmayacaklar, dış politikayı yönlendirmeyecekler. Uzun süredir göz ardı ettiğimiz şey bu. Uzun süredir sanki seçilen kişi ülkeyi yönetecekmiş gibi bir algı var ama bu çok yanlış. Bu bakış açısı İstanbul’u geri plana itiyor. Bu hem İstanbul’a hem de İstanbullulara haksızlık. Bu nedenle ben her iki adaya da İstanbul için ne yapacaklarını sorardım. Bu kentin sorunlarını çözmek için neler yapacaklar, hangi projeleri önceleyecekler? Bunları proje bazında ve yapacakları süreyi de belirterek anlatmalarını sağlamaya çalışırdım. Yani vaatlerini birer taahhüt olarak ortaya koymalarını isterdim çünkü bu taahhüt hem seçmenin oy verdiği adayı denetlemesi açısından hem de bir sonraki seçimde yarışacak adaylar açısından önemli.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Murat Çelik</strong></p>
<p>Ekrem İmamoğlu&#8217;na:</p>
<blockquote><p>Bu seçimde sadece Binali Yıldırım ile mi yarıştığınızı düşünüyorsunuz yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da bir rakip olarak görüyor musunuz? Ayrıca, 2023’e ilişkin tartışmaları da dikkate alırsak, Cumhurbaşkanlığı seçimi için de Erdoğan’la rakip olacağınızı düşünüyor musunuz?</p></blockquote>
<p>Binali Yıldırım’a:</p>
<blockquote><p>İstanbul seçimine AK Parti’nin ne kadar önem verdiğini biliyoruz. Bu sizce de, “İstanbul’u kaybetmek aynı zamanda AK Parti iktidarları için sonun başlangıcı” görüşünden mi kaynaklanıyor?</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mustafa Kurdaş</strong></p>
<p>Ekrem İmamoğlu&#8217;na:</p>
<blockquote><p>Ömrü boyunca CHP’ye oy vermemiş bir  seçmen bugün CHP adayı olarak size neden oy versin? Kendinize CHP’den farklı bir misyon mu yüklüyorsunuz? Seçim kampanyanızda genel merkez yönetiminin ve parti tüzel kişiliğinin az görülmesinin nedeni nedir?</p></blockquote>
<p>Binali Yıldırım&#8217;a:</p>
<blockquote><p>Elbette ki, zatialiniz seçim kaybettiğinizi düşünmüyorsunuz. Fakat, 31 Mart’ta Ak Parti’nin seçimi kaybettiğini düşünenler de yok değil. Deniyor ki, “31 Mart seçimlerini Binali Yıldırım kaybetmedi, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan kaybetti, Süleyman Soylu gibi isimlerin yaklaşımı kaybetti”. 31 Mart dönemindeki bazı açıklamalarınızla da partinizle seçim stratejisi bakımından görüş ayrılıklarınız olduğunu hissettirmiştiniz. Bu kez Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim kampanyasının dışında görünüyor?  Ne Ak Parti tüzel kişiliği ve genel merkez yönetimi ne de bakanlar İstanbul’da pek dikkat çekmiyor. Bu kez seçimi Binali Yıldırım olarak siz mi kazanacak ya da kaybedeceksiniz?</p></blockquote>
<p>Her iki adaya:</p>
<blockquote><p>Demokrasi vurgularıyla yapılan bu açık oturuma sadece iki aday olarak sizler katılıyorsunuz. Mesela Saadet Partisi’nin adayı Sayın Necdet Gökçınar da ciddi bir seçim çalışması yürütüyor. Hukuken yok sayılan bir seçimde en çok oyu almış iki aday olarak kendinize bir hak olarak mı görüyorsunuz? Demokratik buluyor musunuz bu şartları? Burukluk yaşıyor musunuz?</p></blockquote>
<p><strong>Nevşin Mengü </strong></p>
<p>Binali Yıldırım’a:</p>
<blockquote><p>Kürdistan var mı yok mu? Bartholomeos Ekümenik mi değil mi?</p></blockquote>
<p>Ekrem İmamoğlu’na:</p>
<blockquote><p>İstanbul&#8217;u bu betonlaştırma projeleri olmasa, siz de belki bugünkü servetinizin sahibi olamazdınız, ne dersiniz?</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ünsal Ünlü</strong></p>
<p>Binali Yıldırım&#8217;a:</p>
<blockquote><p>1994 yılında partinizin genel başkanı ile başlayan süreçte İstanbul için kaynakların verimli kullanıldığını düşünüyor musunuz? Seçilirseniz tarikat ve cemaatlerle hükümete yakın bazı dernek ve vakıflara kaynak aktarımına devam edecek misiniz?</p></blockquote>
<p>Ekrem İmamoğlu&#8217;na:</p>
<blockquote><p>İstanbul&#8217;da büyük borcu olan bir belediyeyi devralmayı hedefliyorsunuz. Borçların döndürülebilir halde olması ve bir yandan da büyük göç alan bir şehirde hizmetlerin aksamaması için belediyede nasıl bir çalışma düzeni kuracaksınız?</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yavuz Oğhan</strong></p>
<p>Binali Yıldırım’a:</p>
<blockquote><p>Hiç empati yaptınız mı, siz seçimi 13 bin oyla kazansaydınız ve YSK teknik bir yanlışa dayalı olarak seçimi iptal etseydi tepkiniz ne olurdu, seçmene ne derdiniz?</p></blockquote>
<p>Ekrem İmamoğlu’na:</p>
<blockquote><p>Yarışa başlarken Türkiye’nin çok az tanıdığı bir siyasetçiydiniz, bugün Türkiye’de Cumhurbaşkanı’na rakip gösteriliyorsunuz. 23 Haziran bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminin provası mı size göre, rakibiniz kim, Binali Yıldırım mı Recep Tayyip Erdoğan mı?</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yıldıray Oğur </strong></p>
<p>Her iki adaya:</p>
<blockquote><p>Hem kendilerinin hem de birinci derece yakınlarının mal varlıklarını açıklamalarını isterdim. Tabii önceden bunu soracağımı da söylerdim, hazırlıklı gelmeleri için. Çünkü Türkiye’de belediyelerde kamu kaynakları çarçur ediliyor. O yüzden her şeyden önce İstanbul gibi büyük bütçeli bir belediyeye talip olanların kamunun kaynaklarını şeffaf ve dürüst bir şekilde kullanacaklarına emin olmalıyız.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>*İsme göre alfabetik olarak sıralanmıştır</p>
</div>
</div>
</div>
<p dir="rtl">© The Independentturkish</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/independent-turkce-10-gazeteciye-sordu-imamoglu-ve-yildirima-mutlaka-yonelteceginiz-soru-ne-olurdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kampanya Ters Tepti, Rüzgar Binali Yıldırım’a Döndü</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/kampanya-ters-tepti-ruzgar-binali-yildirima-dondu/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/kampanya-ters-tepti-ruzgar-binali-yildirima-dondu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jun 2019 08:14:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem imamoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11075</guid>

					<description><![CDATA[31 Mart yerel seçimlerini geride bıraktık. Türkiye, 23 Haziran’da İstanbul’da tekrarlanacak olan yerel seçimlere ve sonuçlarına yoğunlaştı. Seçim kararı alındığı günlerde başlayan mağduriyet söylemleri nedeniyle CHP adayının doğru esen rüzgar son günlerde Cumhur ittifakının adayı Binali Yıldırım lehine döndüğünü düşünenler çoğunlukta. Bayramdan sonra açıklanacak olan kamuoyu araştırmaları da bu belirsizliği büyük ölçüde ortadan kaldıracak. 23 Haziran’a giderken siyasette yaşanan son gelişmeleri Siyaset bilimci ve sosyolog Dr. Oğuzhan Bilgin ile konuştuk. AK PARTİ&#8217;NİN BAŞARISININ DÜNYADA ÖRNEĞİ YOK &#8211; 2014 yerel seçimleri ile kıyasladığımızda AK Parti&#8217;nin oylarının düşmediğini görüyoruz. Ancak ısrarla bazı çevreler &#8220;çöküş&#8221; senaryolarını gündeme getiriyor. Sizce AK Parti 31 Mart&#8217;ta başarısız mı oldu? Daha sadece 9 ay önce Genel Başkanı rekor bir oyla ilk turda Cumhurbaşkanı seçilmiş, yine Türkiye çapında, içinde bulunduğu ittifak olarak toplam yüzde 52 oy almış bir partinin çöküş sürecine girdiğini iddia etmek için herhalde akli melekelerini kaybetmiş olmak lazım. Ne yapacaktı yüzde 100 mü oy alacaktı? Dünya&#8217;da özgür ve adil seçimlerin yapıldığı, hiçbir gelişmiş demokraside 17 yılda 10&#8217;dan fazla seçime ve referanduma girip hala bu kadar yüksek oylar alabilen bir parti yok. AK PARTİ&#8217;NİN GERİLEDİĞİNİ SÖYLEMEK ABARTILI -Neden böyle bir algı yaratılıyor? Salt Ankara, Antalya, Mersin ve Adana seçimlerinin kaybedilmiş olması üzerinden bu &#8216;çöküş&#8217; tartışmasını yapmanın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>31 Mart yerel seçimlerini geride bıraktık. Türkiye, 23 Haziran’da İstanbul’da tekrarlanacak olan yerel seçimlere ve sonuçlarına yoğunlaştı. Seçim kararı alındığı günlerde başlayan mağduriyet söylemleri nedeniyle CHP adayının doğru esen rüzgar son günlerde Cumhur ittifakının adayı Binali Yıldırım lehine döndüğünü düşünenler çoğunlukta. Bayramdan sonra açıklanacak olan kamuoyu araştırmaları da bu belirsizliği büyük ölçüde ortadan kaldıracak. 23 Haziran’a giderken siyasette yaşanan son gelişmeleri Siyaset bilimci ve sosyolog Dr. Oğuzhan Bilgin ile konuştuk.</strong></p>
<p><strong>AK PARTİ&#8217;NİN BAŞARISININ DÜNYADA ÖRNEĞİ YOK</strong></p>
<p><strong>&#8211; 2014 yerel seçimleri ile kıyasladığımızda AK Parti&#8217;nin oylarının düşmediğini görüyoruz. Ancak ısrarla bazı çevreler &#8220;çöküş&#8221; senaryolarını gündeme getiriyor. Sizce AK Parti 31 Mart&#8217;ta başarısız mı oldu?</strong></p>
<p>Daha sadece 9 ay önce Genel Başkanı rekor bir oyla ilk turda Cumhurbaşkanı seçilmiş, yine Türkiye çapında, içinde bulunduğu ittifak olarak toplam yüzde 52 oy almış bir partinin çöküş sürecine girdiğini iddia etmek için herhalde akli melekelerini kaybetmiş olmak lazım. Ne yapacaktı yüzde 100 mü oy alacaktı? Dünya&#8217;da özgür ve adil seçimlerin yapıldığı, hiçbir gelişmiş demokraside 17 yılda 10&#8217;dan fazla seçime ve referanduma girip hala bu kadar yüksek oylar alabilen bir parti yok.</p>
<p><img decoding="async" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/8d0e8d/0/0/0/0/1200/1600?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2019/06/03/siyaset-bilimci-ve-sosyolog-dr-oguzhan-bilgin-kampanya-ters-tepti-ruzgar-binali-yildirima-dondu-1559510618252.jpg&amp;mw=550" alt="" width="550" height="733" /></p>
<p><strong>AK PARTİ&#8217;NİN GERİLEDİĞİNİ SÖYLEMEK ABARTILI</strong></p>
<p><strong>-Neden böyle bir algı yaratılıyor?</strong></p>
<p>Salt Ankara, Antalya, Mersin ve Adana seçimlerinin kaybedilmiş olması üzerinden bu &#8216;çöküş&#8217; tartışmasını yapmanın da abartılı ve yanlış olduğunu düşünüyorum. O illerdeki teşkilatlar ve belediye başkan adaylarının profili ve seçmendeki karşılığının bu sonuçlar açısından değerlendirilmesi gerekir. Ama yine de genel olarak AK Parti&#8217;nin Büyükşehir performansıyla ilgili de bir sorgulama süreci gerekiyor. En başta da eğitimli gençler ve orta-sınıflar bakımından. Ama tekrar söylüyorum &#8216;bir çöküş başladığı&#8217;nı iddia etmek, başka bir niyet barındırmıyorsa, yanlış ve abartılı. Ben bu çöküş söyleminin AK Parti&#8217;ye ve özelikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;a karşı bir siyasal ajandanın ve kampanyanın bir unsuru olduğunu düşünüyorum.</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik"></div>
</div>
<p><strong>ABARTILI ÖZELEŞTİRİYE DİKKAT</strong></p>
<p><strong>-AK Parti içerisinde abartılı bir özeleştiri sürecine vurgu yapıyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?</strong></p>
<p>Eleştiri ve özeleştiri kesinlikle her toplumsal ve siyasal yapıda olması gereken bir mekanizmadır. Ancak bu yolla hatalar düzeltilir, stratejiler ve politikalar iyileştirilebilir. Ama eleştiri dediğimiz şeyin iki özeliğinin olması lazım. Birincisi bir yönteme sahip olması, sebep-sonuç ilişkisine dayanması. Yani kendi içinde tutarlı argümanlarla desteklenmesi gerekiyor. Ama biz çoğu zaman bunu göremiyoruz. Mesela Kürtlerin AK Parti&#8217;ye oy vermediğini söyleyen kişi iki dakika sonra Güneydoğu&#8217;da AK Parti&#8217;nin HDP&#8217;den aldığı belediyelerden bahsedebiliyor veya Cumhur İttifakının faydadan çok zarar getirdiği tezini öne sürenler 24 Haziran&#8217;da AK Parti %42 oy alırken Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;ın %52 oy almasında MHP&#8217;nin oy katkısını yok sayabiliyor.</p>
<p><strong>MUHAFAZAKAR KESİM VE AK PARTİ TABANI KENDİSİNE HAKSIZLIK EDİYOR</strong></p>
<p><strong>-Bu özeleştiri sürecini abartılı mı buluyorsunuz?</strong></p>
<p>Burada ben muhafazakâr kesimin ve AK Parti tabanının kendisine haksızlık ettiğini düşünüyorum. CHP&#8217;de ve CHP&#8217;nin ittifak yaptığı diğer partilerde her türlü olumsuzluk sineye çekiliyor, örgütsel bir biat ve mobilizasyonla kesinlikle bir sorgulama ve özeleştiri süreci gerçekleşmiyor. Tersine AK Parti&#8217;de ve muhafazakârlar arasında olması gereken sağlıklı, yapıcı eleştiri kültürünün yerine son derece abartılı ve özgüvensizce kendisine ve çevreye &#8216;vurma&#8217;ya dayalı bir özeleştiri kampanyası görülüyor. Bunu çeşitli vesilelerle söyledim, seküler, Kemalist, Beyaz kesimle her türlü toplumsal karşılaşmada sinen, susan ve hatta sonunda apolojist bir tavır alan muhafazakârlar, mevzu kendi mahalleleri olduğu zaman çok acımasızlaşıp, agresifleşiyorlar. Burada bir tuhaflık var.</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik_2" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik_2"></div>
</div>
<p><strong>ELBETTE ELEŞTİRELİM AMA HAKSIZLIK ETMEDEN</strong></p>
<p><strong>-&#8220;Hiç mi eleştiremeyeceğiz&#8221; diyenler de var ama…</strong></p>
<p>Eleştiri ve özeleştiri ilerleme ve iyileşme için yapılır. Ama burada bunun olmadığını, birbirini yiyen, özgüvensizce kendisini ve camiasını yerden yere vuran, üstelik bunu bazen karşı cenahın gözüne girmek için yapan bir profil var. Yani bunu dediğimde &#8220;ne yani kendimizi eleştirmeyelim mi?&#8221; diye saçma bir soru sorulabiliyor. Defalarca tekrarladım, hem de en iyi, en güzel şekilde eleştireceğiz ama kendimize haksızlık ederek, bardağın boş tarafını abartarak değil. Çünkü yapılan bu. Bu sadece 17 yıllık iktidar yorgunluğu ve yıpranmasıyla açıklanabilecek bir şey de değil. Bu karşı taraf karşısındaki mahcubiyete ve özgüvensizliğe dayanıyor. Özgüvensizliğin ciddi sosyolojik kökenleri var. Geç kentleşen bir tabana dayanmasından, kültürel hegemonyaya kadar..</p>
<p><strong>KOLTUKLARI KAYBEDİNCE BİRDEN AYDINLANIYORLAR (!)</strong></p>
<p><strong>-Özeleştiri süreci genelde pozisyonlar kaybedilince başlıyor. Katılıyor musunuz?</strong></p>
<p>Bir de tabii makamlarını, koltuklarını, menfaatlerini kaybedenlerin yürüttüğü bir &#8216;eleştiri&#8217; kampanyası var ki, o ayrı. Makamlar, koltuklar korunurken ses çıkarmayan ve onlar kaybedildiğinde birden aydınlanıp(!) &#8220;AK Parti&#8217;nin ne büyük &#8220;yanlışlar yaptığı&#8221;nı fark eden bir grup.</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik_3" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik_3"></div>
</div>
<p><strong>İMAMOĞLU&#8217;NUN MAĞDURİYET EDEBİYATININ PİRİM YAPTIĞINDAN EMİN DEĞİLİM</strong></p>
<p><strong>-Seçimlerin yenilenmesi kararından sonra AK Parti aleyhine esen rüzgarın Binali Yıldırım lehine döndüğü söyleniyor. Bu gözlem hakkında ne düşünüyorsunuz.</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de mağduriyetin prim yaptığına dair genel bir kabul var. Bu kabulün ne kadar gerçekçi olduğunu tam olarak ölçmek zor ama ben bunun abartıldığı kanaatindeyim. Yalnız mağduriyetin çok önemli olduğuna dair bir algı CHP ve adayında da yerleşmiş olmalı ki, ilk günden itibaren sürekli olarak seçim kampanyası yapmak, vaatlerini ve başkanlık vizyonunu anlatmak yerine her bir esnaf gezisinde veya televizyon programında ne kadar mağdur edildiğini anlatmakla yetiniyor. Spikerlere sorularını tamamlatmıyor, sorulan her soruya &#8220;sarılacağız, kucaklaşacağız&#8221; temalı cevaplar veriyor ama sonra laf yine &#8216;üzülüyorum bak!&#8217;la biterek mağduriyetini anlatmaya devam ediyor. Bugüne kadar Türkiye&#8217;de çok görmediğimiz bir profil bu.</p>
<p><strong>RÜZGAR BİNALİ YILDIRIM&#8217;A DÖNDÜ</strong></p>
<p><strong>-Mağduriyet edebiyatının yarattığı rüzgar devam ediyor mu?</strong></p>
<p>Bu mağduriyete dayalı algının YSK&#8217;nın iptal kararı sonrası özelikle kendi partisinin tabanında etkili olduğu ve örgütsel bir söylem birliği ve bağlılığıyla aynı slogan etrafında birleştirdiği görüldü. Bu kenetlenme hali ciddi bir rüzgâr da yarattı. Yalnız bu rüzgârın özelikle ünlülerin de katıldığı, Gezi benzeri bir kültürel iktidar gösterisinin yapıldığı kampanyaya dönüşmesinin özelikle kısmen yorgun ve kısmen ilgisiz olan AK Parti-MHP seçmeni üzerinde ters teptiği ve Binali Yıldırım lehine bir konsolidasyona sebep olduğu görülüyor. Nitekim bunu kamuoyu araştırmalarında da görülebiliyor.</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik_4" data-wbzone-loaded="haberdetay_icerik_4"></div>
</div>
<p><strong>SEÇİMDEN SONRAKİ İMAMOĞLU ÇOK PROBLEMLİ!</strong></p>
<p><strong>-31 Mart öncesi İmamoğlu ile 31 Mart sonrası İmamoğlu arasında nasıl bir farklı var?</strong></p>
<p>CHP&#8217;nin adayı 31 Mart öncesinde mümkün olduğu kadar yumuşak, sakin, sevgi dolu, uzlaşmacı, &#8216;kucaklaşmacı&#8217; bir bir imaj inşa etmeye çalışıyordu. Bu imajın 31 Mart&#8217;tan sonra özelikle de YSK&#8217;nın iptal kararıyla birlikte çatladığı, zaman zaman durduk yere öfkelenen, kızan ve azarlayan bir profille karşılaşıldığı görülüyor. Mesele Yunan Gazetesinde kendisiyle ilgili çıkan habere, doğal bir refleks olarak &#8220;Hayır kardeşim, ne Yunan&#8217;ı, Ben Türk&#8217;üm&#8221; demesi beklenirken sinirlenip kızararak alakasız bir şekilde, AK Parti&#8217;nin bir ilçe belediye başkanı aleyhinde konuşmaya başlıyor. Üstelik bunu en meşhur sözü, &#8220;Ne mutlu Türk&#8217;üm diyene!&#8221; olan bir kurucu liderin partisinin adayı yapıyor. Açıkçası kendisine verilen eğitim, danışmanlık ve imaj çalışması ile ilgili hizmetlerin son dönemde siyasal iletişim açısından problemli bir yere doğru gittiği görülüyor.</p>
<p><strong>CHP, FETÖ VE PKK KONUSUNDA KONUŞMAKTAN ÇEKİNİYOR!</strong></p>
<p><strong>-İmamoğlu ve çevresi ısrarla FETÖ ve PKK vurgusu yapmaktan kaçınıyor. Bu konuda FETÖ ve PKK&#8217;dan gelen sert uyarıların etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?</strong></p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik_5" data-wbzone="haberdetay_icerik_5" data-norecord="" data-infinite-zone="true"></div>
</div>
<p>Bırakın bir İstanbul adayını, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bu vurguyu yapması gerekirken CHP adayının bunu yapmaması gerçekten dikkatlerden kaçmıyor. PKK aleyhine konuşulmamasını HDP ile yapılan ittifaka bağlarsak, FETÖ aleyhinde konuşmamasını da, belki ihraç edilenler dahil olmak üzere, 2015 seçimlerinde FETÖ adaylarına oy vermiş olan yaklaşık 100 bin kişinin oyuna talip olmasıyla da açıklayabiliriz. Çünkü bir CHP adayının böyle bir milli hassasiyeti paylaşmamasını anlamlandırabilmek kolay değil.</p>
<p><strong>SEÇMENİN CANAN KAFTANCIOĞLU KONUSUNDA KAFASI KARIŞIK</strong></p>
<p><strong>-Bir de Eşbaşkan gibi davranan Canan Kaftancıoğlu var. Seçmen ister istemez &#8220;İstanbul&#8217;u kim yönetecek&#8221; diye soruyor.</strong></p>
<p>İşte bu kafa karışıklığı oluşmasın diye YSK&#8217;nın iptal kararı açıklandığından beri il başkanı kenara çekilmiş, gözlerden uzaklaştırılmış durumda. Çünkü onun görünür olmasının Büyükşehir adayına zarar vereceğinin farkındalar. Nitekim 31 Mart&#8217;tan sonra bu il başkanı adeta bir eş başkan gibi meydana çıkmış, fazlasıyla görünür hale gelmişti. Hatta dahası CHP&#8217;nin adayı partisinin ismini, genel başkanını ve amblemini kullanmaktan kaçınıyor. Çünkü CHP markasının halkının önemli bir bölümündeki olumsuz yansımasının bilincinde ve tarihten gelen bu olumsuz bagajı yüklenmek istemiyor. Bu da CHP açısından çok trajik bir durum.</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik_6" data-wbzone="haberdetay_icerik_6" data-norecord="" data-infinite-zone="true"></div>
</div>
<p><strong>GEÇERSİZ OYLAR VE SANDIĞA GİTMEYENLER BELİRLEYİCİ OLACAK</strong></p>
<p><strong>-Bu seçim sonuçlarını sandığa gitmeyenler yani küskünler ve geçersiz oyların belirleyeceğinin altı çiziliyor. AK Parti 31 Mart seçimlerinden sonra bu kesime gereken mesajı verebildi mi?</strong></p>
<p>Öncelikle 24 Haziran&#8217;da sandığa gitme oranı %89 civarında olmuşken 31 Mart&#8217;ta bunun %83 civarına düşmesinin analiz edilmesi gerekiyor. Bu rakamlar ve sonuçlar üzerine ayrıntılı analizler yaptığımız ve mahalle mahalle sonuçları çalıştığımızda bu seçmenlerin ağırlıklı olarak AK Parti&#8217;nin güçlü olduğu mahallelerden olduğu ve çeşitli gerekçelerle sandığa gitmediği görülüyor. Bu seçmenin seçimin kaderini belirleyeceği aşikâr. Ayrıca geçersiz oyların sayısının azaltılması da AK Parti&#8217;ye büyük oranda yarayacaktır zira geçersiz oylarda eskiden beri AK Parti seçmeninin oranı yüksektir.</p>
<p><strong>KÜRT SEÇMENİN AK PARTİ&#8217;YE OY VERMEDİĞİ DOĞRU DEĞİL</strong></p>
<p><strong>-Peki dindar Kürt seçmen kime oy verecek?</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de her seçimde olduğu gibi Kürt seçmenlerin AK Parti&#8217;ye oy vermediği gibi şayia yine bu seçimde de ortaya atılmış görünüyor. Ben bunun abartılı olduğunu düşünüyorum. &#8220;Kürt seçmen&#8221;den kasıt HDP seçmeniyse, HDP seçmeni zaten birkaç seçimdir büyükşehirlerde yüksek oranlarda partilerine oy veriyor. Ama HDP&#8217;li olmayan Kürt seçmenin AK Parti&#8217;ye ne kadar oy verip vermediğini gösterecek elimizde bir veri bulunmuyor. Üstelik Şırnak, Ağrı, Muş, Bitlis, Bingöl, Şanlıurfa gibi belediyeleri almış bir AK Parti&#8217;ye Doğu&#8217;daki Kürtler oy verirken Batı&#8217;daki Kürtlerin oy vermediği tezini fazla iddialı buluyorum.</p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik_7" data-wbzone="haberdetay_icerik_7" data-norecord="" data-infinite-zone="true"></div>
</div>
<p><strong>AK PARTİ GENÇLERİ KAZANMALI</strong></p>
<p><strong>-Hayatında AK Parti dışında hiçbir iktidar görmeyen bir genç kesim var. Ve bunların sayısı seçimde daha da artıyor. Sizce bu AK Parti açısından bir handikap mı?</strong></p>
<p>Ben AK Parti&#8217;nin bir başarısızlığı varsa bunun kesinlikle genç seçmeni ikna etmedeki başarısızlık olduğunu düşünüyorum. Yapılan araştırmalarda 18-30 yaş arası seçmenlerde AK Parti&#8217;nin %25 civarında oy aldığı söyleniyor. 2002 öncesini pek hatırlamayan, o günlerle kıyaslama ikanı olmayan bu gençlik için yolların, köprülerin yapılması çok da fazla bir şey ifade etmeyebiliyor.</p>
<p><strong>-Peki AK Parti gençleri nasıl kazanabilir?</strong></p>
<p>En basitinden seçilme yaşını 18 yaşa düşürmek gençlerin oyunu kazanmaya yetmez, onların hayvanseverlik, çevre, kent estetiği, kültür-sanat ve eğitimle ilgili taleplerine de kulak vermek gerekir. Genç seçmenin algısı da daha çok sosyal medyada şekilleniyor ve uluslararası pek çok medya kuruluşu bu nedenle Türkiye&#8217;de sosyal medya kanallarına yatırım yapıyor. Seçim eskisi gibi sadece sokakta kazanılmıyor.</p>
<p><strong>KÜLTÜREL İKTİDAR OLMANIN YOLU SADECE DEVLET KURUMLARINDAN GEÇMİYOR</strong></p>
<p><strong>-Kültürel iktidar konusunu da sık sık gündeme getiriyorsunuz. AK Parti bu alanda istediği başarıyı elde edemedi mi?</strong></p>
<div class="ad-control-left">
<div data-mbzone="haberdetay_icerik_8" data-wbzone="haberdetay_icerik_8" data-norecord="" data-infinite-zone="true"></div>
</div>
<p>En başta şunu söylemek lazım: Kültürel iktidar olmanın yolu sadece devlet kurumlarından ve politikalarından geçmez. Bu konuda devlet aparatlarının kapasitesinin sınırı var. Burada ciddi bir sivil toplum hamlesine, sermaye desteğine, ailelerin duyarlılığının artmasına ve sivil toplum kuruluşlarının her birinin kamusal alanda desteğine ihtiyaç var. Bir de en başta Beyazlar, Kemalistler ve sol karşısındaki şu aşağılık kompleksinden kurtulmak gerek. Muhafazakâr aileler de en zeki, en parlak çocuklarını hala o aynı zihniyetle &#8220;mühendis-doktor&#8221; olsun diye pozitif bilimlere yönlendirmeye devam ederse, kusura bakmayın, ama kültürel iktidar falan olunmaz. Tabii yine en önemli rol, tarihten günümüze her alanda olduğu gibi, devlete düşüyor. Mesela eğitim sistemimiz hâlâ o kadar yıllık AK Parti iktidarına rağmen, adeta bir CHP Parti Okulu müfredatına sahip. Kemalizm daha gençlere orada sirayet ediyor. Yetmiyor, küresel Batı kültürü, sosyal medya ve diziler ile gençlerin akıl ve gönül dünyalarına etki ediliyor. Orta-sınıflar kültürel üretim talep ederler ve bunu siz sağlayamazsanız başka küresel kültür endüstrisinin tüketicisi haline gelirler. Bu da hegemonyanın kabulü için ön şart. Kemalizm&#8217;in Türk kültürünü büyük oranda yok ettiği, medyanın, sosyal medyanın olmadığı 1930&#8217;lardaki devlet tek ve rakipsiz aktör olarak kültür devrimcisi kapasitesine ulaşabiliyor, devlet desteğiyle bir zümre ve zihniyet kültürel iktidar olabiliyordu. Ama şimdi devletlerin kapasiteleri sınırlı, günümüz dünyasında devletin kültür meselesi çok daha sofistike analizler gerektiriyor. Yani kültürel hegemonya meselesinde hem devlet hem de sivil alanda topyekûn bir hassasiyet ve bilinçlenme gerekiyor.</p>
<p>İSA TATLICAN/sabah.com</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/kampanya-ters-tepti-ruzgar-binali-yildirima-dondu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul İçin Hayatı Kolaylaştırıcı Vaatler</title>
		<link>https://www.yorungedergi.com/istanbul-icin-hayati-kolaylastirici-vaatler/</link>
					<comments>https://www.yorungedergi.com/istanbul-icin-hayati-kolaylastirici-vaatler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yörünge Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jun 2019 11:12:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yorungedergi.com/?p=11008</guid>

					<description><![CDATA[Ak Parti 31 Mart’tan daha ciddi hazırlanıyor 23 Haziran’a. İstanbul Belediye başkanlığı seçimi için Binali beyin kampanyası öncekine göre daha başarılı geliyor gidiyor. Şimdi seçim bir İstanbul belediye başkanlığı seçimine döndü.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ak Parti 31 Mart’tan daha ciddi hazırlanıyor 23 Haziran’a. İstanbul Belediye başkanlığı seçimi için Binali beyin kampanyası öncekine göre daha başarılı geliyor gidiyor. Şimdi seçim bir İstanbul belediye başkanlığı seçimine döndü.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11009" src="http://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/e631cef6-eb4c-429c-8785-f7feb72a3e42.jpg" alt="" width="630" height="308" srcset="https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/e631cef6-eb4c-429c-8785-f7feb72a3e42.jpg 630w, https://www.yorungedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/e631cef6-eb4c-429c-8785-f7feb72a3e42-300x147.jpg 300w" sizes="(max-width: 630px) 100vw, 630px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yorungedergi.com/istanbul-icin-hayati-kolaylastirici-vaatler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
